Erdoğan’dan Enflasyonla Mücadele Mesajı

Partisinin İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Enflasyon sorununu mutlaka çözeceğiz. Tek haneli enflasyon oranlarını inşallah yakalayacağız. Bunu geçmişte başardık, inşallah tekrar başaracağız” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam’daki İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Dünkü açılış konuşmasında siyasetteki yumuşama iklimi ile ilgili kanaatlerimizi açıklamıştık. Gazze’de 8 aydır süren katliam da her zamanki gibi gündemimizin en üst sırasındaydı. Filistin halkı tam 76 yıldır zulme maruz kalıyor. Hakları aşama aşama gasp ediliyor. Filistinli çocuklar 76 yıldır şımarık bir devlet tarafından katlediliyor.

Türkiye olarak 76 yıldır devam eden bu zulme her platformda itiraz ediyoruz. Hiçbir baskı tehdit küstahlık bunu değiştirmeyecek. Biz Filistinli kardeşlerimizin nasıl zorlu ve kahramanca bir mücadele verdiğini gayet iyi biliyoruz. Filistinli kardeşlerimiz Gazze’de insani değerleri savunuyor. Hamas ABD Başkanı Biden’ın son teklifine de müspet yaklaştı. Netanyahu ise yine soykırımdan yana oldu. Netanyahu işgal politikasını genişletti.

Gazze’ye gönderdiğimiz yardımlar kesintisiz devam ediyor. Bağımsız Filistin devletinin tanınması çalışmalarına güçlü destek veriyoruz. Filistin’i tanıyan devlet sayısı 147’ye çıktı. Bayramdan önce İspanya’yı ziyaret edeceğiz.

AK Parti reformcu ruhunu asla kaybetmemiş bir partidir. Önemli reformları hayata geçirdik. Ülkemizin ve milletimizin yolunu aydınlatmayı başardık. Milli iradeyi darbelerin ve darbecilerin karanlığından biz kurtardık. Paranoyalara son verdik, korkulara son verdik. Bu ülkeye hemen her alanda Cumhuriyet tarihinin altın yıllarını biz yaşattık. Elbette gurur duyuyoruz ama yeterli görmüyoruz. AK Parti statükocu bir parti değildir ve asla olmayacaktır.

“Yeni anayasa konusunda uzlaşıya açığız”

Yönümüz de yüzümüz de aydınlığa ve demokrasiye dönüktür. Yeni anayasa konusunda da uzlaşıya açığız. Diyoruz ki oturalım konuşalım en geniş mutabakatla Türkiye’yi darbe anayasasından her beraber kurtaralım. Yeni anayasa konusunda samimiyiz, bunu siyasi bilek güreşine çevirmeyelim.

Güvenliğimizden taviz veremeyiz. Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör üreten bataklıklar kurutulmadan Türkiye huzura eremez. Kendini güvende hissedemez. Terör örgütü eridikçe demokrasimiz serpilecek.

Siyaset ülkeye ve millete hizmet etmek için sorunlara ortak akıl ile çözüm üretmek için yapılır. Yumuşama ile birlikte siyasi partiler arasındaki kesişim alanının büyümesini de son derece önemli buluyorum… Enflasyon sorununu mutlaka çözeceğiz. Tek haneli enflasyon oranlarını inşallah yakalayacağız. Bunu geçmişte başardık, inşallah tekrar başaracağız.

Paylaşın

Erdoğan, Ekim Ayına Kadar “Türkiye Buluşmaları” Yapacak

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti, 2028 yılının rotasını çiziliyor. Erdoğan, 30 büyükşehirde ekim ayına kadar sürecek “Türkiye Buluşmaları” toplantılarına katılacak.

Yerel seçimlerin ardından değişim için Kızılcahamam’da kampa giren AK Parti’de, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 büyükşehirde toplantılara katılacağı “Türkiye Buluşmaları” yapılacak. Toplantılar ekim ayına kadar sürecek.

Türkiye gazetesinden Emrah Özcan’ın haberine göre, öte yandan AK Parti’nin devam eden kampında 2028 yılının rotası çiziliyor. Kampta teşkilatların gelecek projeksiyonu

Ayrıca bazı milletvekilleri demografik yapıda değişim olduğu, ülkede sosyal bir dönüşüm yaşandığı bu iki noktada temsiliyet noktasında eksiklikleri gidermek gerektiği gibi konularda endişelerini dile getirdi. Bazı vekiller ise “Bize ait olmayan sorunların faturasını biz ödüyoruz” derken parti kurucuları ve eski milletvekilleri, “Sadece istatistik vererek sunum yaparak olmaz. Sorunun ne olduğunu konuşmalıyız. Kimse sorumluluk almak istemiyor” dedi.

Gençlere özel projeler

AK Parti aynı zamanda bu dönemde teşkilattaki üye sayılarının artırmanın yollarını da arayacak. Özellikle 31 Mart ve 14-28 Mayıs seçimlerinde tercihini başka partiden yana kullanan seçmeni AK Parti’ye kazandırmak için yeni adımlar atılacak. 2023 seçimlerinde yüzde 52,44’ünü oluşturan genç seçmenlerin sayısı 2028 seçimlerinde yüzde 65’e çıkacağından gençler üzerinden teşkilatlanma da tüm hızıyla sürdürecek.

Gençlere yönelik ve özellikle üniversiteliler için özel bir ekip kurulacak. Kurulan ekip sosyal medya ve toplum dinamiklerini öne çıkardığı isimler partiye davet edilecek. Aynı zamanda da mahalle merkezli programlar üzerinden yeni isimler tespit edilip sürece katılmaları sağlanacak.

Ayrıca Milli Eğitim Akademisi kurulacak ve burayı bitiremeyen öğretmen olamayacak. Okul kantinlerinde şekerli yiyeceklerin yasaklanması ise 2025‘e kadar hayata geçecek.

Paylaşın

Özel’den “Siyasette Normalleşme” Yorumu: Haksızlığa Susmak Değil

Rize’de düzenlenen Çay Mitingi’nde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Biz yerel seçimlerde şunu söylemiştik. Milletin gündeminde olmayan hiçbir konu Özgür Özel’in, CHP’nin gündeminde olmayacak. Asla kısır çekişmelerle, kimlik siyasetiyle, lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız. Milletin gündeminde ne varsa o bizim gündemimizde olacak. Onu konuşacağız. Onu anlatacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Müzakereler yapacağız. Eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir. Meydanlar bizimdir. Sizin sesinizi duyacağız. Sesinizi duyuracağız. Birileri siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyup eski kavgalı, tartışmalı günleri geri getirmek istiyor ama ben şunu söylüyorum. Normalleşme, muhalefetin dozunu düşürmek değildir. Normalleşme, vatandaşın sorunu görmemek değildir. Haksızlığa susmak değildir. Aksine normalleşme hem müzakere hem de mücadele etmek, sorunu görmek, yapıcı muhalefeti yapmak, gerektiğinde meydanları doldurmak, sesin en gürünü çıkarmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Rize’de gerçekleştirilen Çay Mitingi’nde konuştu. Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Buradan Sayın Erdoğan’la, kendi memleketinde hakaret etmenin, tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize’ye ne de Türkiye’ye faydası var. Ancak ben buradan Sayın Erdoğan’a, kendi memleketinden, AKP’li ve MHP’li, CHP’li, İYİ Partili, her görüşten hemşerisinin sesini duyurmaya, çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim. Bu toplantıda Rize’den katılımın yanı sıra Artvin’den, Trabzon’dan, Ordu’dan, Giresun’dan çay üreticileri var. Hepiniz hoş geldiniz. Bu büyük mücadeleye destek olmak, hemşerilerinin yanında olmak için Samsun’dan kalkıp gelenler var. Hoş geldiniz.

İl başkanım Saltuk Deniz’in şahsında tüm illerden gelen sizlerin buraya katılımlarına katkı sağlayan il başkanlarım ve örgütümüze teşekkür ediyorum. CHP olarak burada bulunmamızın en önemli sebebi 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir başarı kazandığımız Türkiye ittifakının bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ben Türkiye ittifakının verdiği görev, sorumlulukla buraya geldim. Karşımda sadece CHP’liler yok, tüm görüşten Rizeliler buradalar. Doğu Karadenizliler buradalar. Biz burada Rize ve çay ittifakını görüyoruz. Hepiniz hoş geldiniz.”

Elbette bir sorun varsa oraya gitmek boynumuzun borcu. Ancak buraya sadece bir siyasi partinin lideri olarak değil Atatürk’ün verdiği talimatla uzun yıllar çalışılıp, Çay Kanunu çıkarılıp, İsmet Paşanın titiz emekleriyle ve çayın babası Zihni Derin’in bu topraklara çayı kazandırmasıyla, 100 yıl önce çayı Rize’ye, Doğu Karadeniz’e kazandıran CHP’nin Genel Başkanı olarak geldim. Elbette burada aramızda çok sayıda emekli var.

Geçen hafta emekli mitingindeydik. Dedim ki her yerden geliyorlar ama Rizelilerin haftaya mitingi var. Rize’den gelmese olur dedim. Yine çok sayıda emekli vardı. Ama Rizeli emeklileri çok seviyoruz. Meydanda Türk bayrağının yanında miting bayrakları var. Mitingi bayraklarını gösterin. Üzerinde çayda sömürüye son yazıyor ama aynı zamanda bayrağın kırmızısını, çayın yeşilini, çayın karasını ama Filistin bayrağının rengini taşıyor. Bu tasarım için kendi derdini anlatırken Filistin’i unutmayanlar için emeği geçenlere, il başkanımıza, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun ve var olun.

Filistin’i tanıyan ülkeleri arıyoruz, teşekkür yazıları yolluyoruz. Bütün dünyanın Filistin’i tanımasını bekliyoruz. Zulüm dursun diyoruz. İsrail’in yaptığı katliamları, soykırımı bir kez de Rize’den lanetliyoruz. Yıllarca Türkiye’nin tarım ülkesi olmasıyla övündük. Üç tarafı denizlerle çevrili, kendi kendine yetebilen, dört mevsimi yaşayan, topraklarına ne ekersen yüksek verim alınan bir ülke olmakla övündük ve gurur duyduk.

Ancak son yıllarda tarım ülkesi olma vasfını kaybettiğimizi üzülerek takip ediyoruz. Bereketli topraklarımız varken Afrika’da, Venezuela’da toprak kiralayıp tarım yapanlar var. Oysa ülkemizde her yıl Trakya kadar ekilir ve dikilir toprak AKP iktidarı boyunca Hollanda kadar ekilir ve dikilir toprak boş kaldı. Kaybedildi. İşte bu sebeplerle, biz köylünün, çiftçinin, tarımda çalışanların haklarını korurken, bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün köylü milletin efendisidir sözünü hiç unutmuyoruz.

Kendi ürünümüzü 1 liraya alıp uluslararası şirketlerin 10 liraya bize sattığı bu düzenden rahatsızız. 2003 yılında çiftçi kayıt sisteminde, 2,8 milyon çiftçi kayıtlıyken 20 yıl sonra 2,3 milyon çiftçiye düştü. 20 yılda nüfus 20 milyon artarken 500 bin çiftçiyi kaybettik. 20 milyon ton buğday üretimi varken 2002 yılında, 20 yıl sonra aynı miktarda buğday üretimi. Tarihimizde en fazla et ithalatı bu iktidar döneminde yapıldı. 22 yılda 356 bin ton et ithalatına, 1,8 milyar dolar para ayrıldı.

Son 1 yılda küçük baş hayvan sayımız 4 milyon azaldı. 2023 yılında küçülen, daralan tek sektör tarım sektörü oldu. Çiftçilerimizin bankalara olan borçları bir yılda yüzde 88 arttı. Yine çiftçilerimizin artan borcunun toplamı 652 milyar liraya ulaştı. Ülkemizde çiftçilerin yaş ortalaması yükseliyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 58. Her dört genç çiftçiden üçü en kısa zamanda tarımı bırakmak ve başka işlerle uğraşmak istediğini söylüyorlar. Bir ülke için beka sorunu o mudur, bu mudur demeye gerek yok. Eğer bir ülkede çiftçilerin yaş ortalaması 58 olduysa dört gençten üçü yurt dışına gitmeyi hayal ediyorsa dört çiftçiden üçü tarım yapmak istemiyorsa işte o ülke için gerçek beka sorunu budur.

Çay üreticisinin özel sorunlarına değineceğim ama öncesinde tarımda çiftçilerimize neleri yapmamız gerektiğini, neleri önerdiğimizi söylemeliyim. CHP, sadece sorunu gören, duyan, söyleyen değil çözümlerini anlatan, nasıl çözüleceğine öneriler sunan bir partidir. Çiftçilerimizin sorunlarını çözmek için önce kanuna uyacağız. 2006 yılında kanun çıktı. Çiftçilere gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i kadar destekleme verilecekti. Peki hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Ne kadar veriliyor. Binde 2. Öyle olunca toplamda 853 milyar lira alacağınız var devletten. Bu sene yüzde 1 verilecek olsa, alınacak para 410 milyar lirayken, bu parayı sizlere, çay ve fındık üreticilerine, bizi doyuranlara ödemek yerine çetelere, müteahhitlere, zenginlere verenlere yazıklar olsun.

Hangi ürüne ne destek verileceği bir yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi ne ekip biçeceğine ona göre karar vermelidir. Ayrıca bu ürünlerden destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Sulamada kullanılan elektrik borçları, hemen ve bugün değil ürün satılınca ödenebilmelidir. Çiftçimizin banka borçlarının faizleri tamamen silinip bir kereye mahsus hem tarım borçları, tarım kredisi borçları hem yüksek faizli diğer borçlar hem de kredi kartı borçlarının faizi silinmeli ve ana para beş yıla bölünmelidir. Çiftçinin elinde kalan ürünler devlet tarafından mutlaka alınmalı, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerini düşürmek ve çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir.

Şimdi çaya gelince. CHP’nin bugün Rize meydanında yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği bir noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye çay tüketiminde birinci sıradayken, çay üretiminde beşinci sıradadır. Sadece çay ithalatını denetleyerek, sınırlandırarak, kaçak çaya engel olarak sizin sıkıntılarınız çözülebilir. Çare buradadır. 1,5 milyon insan, 210 bin aile çayla geçiniyor.

Maalesef, bugün en büyük sıkıntı Cumhuriyet tarihi boyunca en kötü durum buradadır. Bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakanlar açıklar. Başbakan açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok. Hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı memleketim Manisa Akhisar’da açıkladı. Üretici fiyatı beğenirse kasketi havaya atardı. Gazeteler yazardı. Fiyat güzel, kasket havada. Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı, yere çalardı. Tütün fiyatı kötü, kasketler yerde. Şimdi hadi bakalım gelin açıklayın. Ortada kimse yok.

Çay fiyatını açıklamayan bir Tarım Bakanı, çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, Cumhurbaşkanı olur mu? Çayı niye tweet atarak fiyat açıklıyorsunuz? Gelin Rizelinin gözüne bakın. 17 lirayı söyleyin. Bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor. Yazıklar olsun. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp, tweet attırıyorlar. 2 lira da destekleme var diyor. Seneye, martta ve nisanda, bugün gübre kaç para? Nisanda kaç para olacak? O yüzden o 2 lira da bugünün 2 lirası değil ha. Bir sene sonrasının 2 lirası neredeyse. 17 lira ile geçim olur mu? 17 lira ev döner mi, geçinilir mi, borçlar ödenir mi, bu iş yapılır mı? Bu 17 liralık yaş çay alım fiyatını kabul etmiyoruz. Reddediyoruz. Sadece maliyetleri bile karşılamıyor.

Bakın bugün kalktım gittim. Gündoğdu’daydık. Çay bahçesine girdim. Öğrendim. Makasla kestim. Baktım, bu güneşte, bu uğraş. Dediler ki bir de bunun yağmuru, ayazı, soğuğu var. Bu kadar alın teri ile bu kadar emekle üretilen çaya verilen bu fiyat çay üreticisine sen artık bu işi yapma, iflas et, sen aradan çekil, biz zenginlerle yürüyeceğiz demektir. Bunu kabul etmiyoruz.

Bakın orada bir amca dedi ki bana, eskiden bir kilo çay satardık, bir kilo zeytin alırdık. Doğru mu? Bakın Türkiye duyun bu sesi. Eskiden bir kilo çay satardık, bir kilo zeytin alırdık. Şimdi zeytinin kilosu 300 lira. Bir kilo çay 17 lira. Bir kilo çay ile 100 gram zeytin alamıyorsunuz artık. Geldiğimiz nokta budur. Duyun bu sesi. Bakın bir kilo çay, iki ekmek almıyor. Ekmek 10 lira. Gerçi burada 12,5 yapmışlar, sonra geri almışlar. Yahu arkadaş bu nasıl iş? Türkiye’nin en pahalı ekmeği Rize’de. Türkiye’nin en pahalı ulaşımı Rize’de. Her şeyin pahalısı Rize’de. Çaya para vermeye gelince 17 lira. Olmaz. Çay-Kur’u Varlık Fonuna devrettiler.

Çay-Kur Sayıştay Raporlarına göre 5 milyar lira zarar ediyor. Bu zarar kimden çıkıyor? Çay üreticisinden, Çay-Kur emekçisinden çıkıyor. Ülkemizin önemli bir çay üreticisi olmasına rağmen AKP döneminde maalesef ithalattan vazgeçilmedi. 2006 yılından bugüne kadar 477 milyon dolar yani 17 milyar liralık çay ithal edilmiş. 17 milyar lira. İthale vermek yerine Rizeli, Artvinli, Trabzonlu, Ordulu, Giresunlu çay üreticisine verilseydi, bugünlere gelmezdik. Gerçekten geçmişte çayın satıp araba alanlar, çayı satıp çocuk evlendirenler, çayı satıp düğün yapanlar şimdi çayı satıp borçlarını ödeyemiyorlar. Böyle düzene yazıklar olsun. İsyan ediyoruz.

Büyük derdi olanlar var. Çay-Kur’da çalışan işçiler var. 11 bin Çay-Kur işçisi var. Çay-Kur işçileri artık altı ay çalışıp altı ay boş kalmak istemiyorlar. Çay-Kur işçileri artık enflasyonun altında zam ala ala, sendikaları o pazarlıkları, o savunmaları yeterince güçlü yapmadı. Maaşlar eridi. Çay-Kur işçisi 20 yıl önce asgari ücretin 4,5 katını alıyorken bugün 1,5 asgari ücrete gerilediler. Bir gerçek var. Gerçek şu, 1,5 asgari ücret iyiymiş demeyin. Altı ay var, altı ay yok. Böylelikle Çay-Kur işçisi asgari ücretin de altında çalışıyor. Ayrıca Çay-Kur işçisinin artık kadro talebi var. Çay-Kur işçisine kadroyu verin. 12 ay maaş almalarını sağlayın. Onlar boş oturmak değil çalışmak, üretmek ve kazanmak, kazandırmak istiyorlar.

Şimdi geldik çay üreticisinin sorunları nasıl çözülecek demeye. Bunun birincisi, bir Çay Kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Ancak bu kanunun hükümetin bir 1,5 yıl önce getirdiği çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden, uluslararası çay tekellerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Biz, geçmişte sizin hemşeriniz, İstanbul Milletvekilimiz Mehmet Bekaroğlu ile bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı ile dört başı mamur bir çay teklifi verdik.

Teklife evet dediğinde işçinin de üreticinin de sorunu çözülüyor. Rize’nin yüzü gülüyor. Trabzon’un da Artvin’in de. Nerede çay üreten varsa yüzü gülüyor. Tahsin Bey önerdi ve verdi. Maalesef, AKP ve MHP oyları ile reddedildi. Tahsin Bey öneriyi bir daha verin. Hemşerileriniz için verin. Buradan Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, Rize’nin bütün milletvekillerine, Karadeniz vekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz. Gözünüzün içine bakacağız. Rize’yi unutmayın. Kaldırın elleri. Çay üreticisi elini uzatıyor. Bu eli havada bırakmayın. Bu eli boşta bırakmayın. Tutun elimizi. Tutun. Önergeyi reddetmeyin. İki kez önerge reddedildi.

Her yıl üretim maliyetlerinin üzerine mutlaka hakkaniyetli bir kar oranı konularak, taban fiyat erkenden açıklanmalıdır. Ayrıca organik çay üreticisinin taban fiyatı da açıklanan fiyatın en az iki katı olmalı, erkenden açıklanmalıdır. Efendim önce satılsın, fiyat oluşsun, sonra verelim değil. Organik çay desteklenmeli, fiyatı bir an önce açıklanmalıdır. Milli ürünümüz çaya yönelik özellikle gübre olmak üzere desteklenme oranları artırılmalı. Çay üreticisine söz verilen banka promosyon ödemelerine derhal başlanmalı. Çay bahçelerinde verimliliğin artması için, düşük verimlilikle mücadele yapılmalı. Ürün çeşidi artırılmalı. Yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir.

Buradan hatırlayalım. Ne diyordu Kemal Bey? Kaçak çayları getireceğim, Rize meydanında yakacağım. CHP’yi iktidara taşıyacağız. Kaçak çayları buraya getireceğiz. Çayları yakmaya Kemal Beyi de davet edeceğiz. Kemal Beyin sözü partimizin sözüdür. Eninde sonunda o işi yapacağız. Hammadde alımında kalite kontrol noktalarında yeterli çay eksperi, ziraat mühendisi bulunmalıdır. İş bilmezlerin eline güzelim çay üreticisinin emeği terk edilmemelidir. Çay kooperatifleri güçlendirilmelidir. Hem mevsimlik işçilere kadro verilmeli, hem çay üreticisinin örgütlenmesinin önüne geçen sendikal hakları mahkeme kararı ile iptal edilmemeli. Üretici sendikasına izin verilmelidir.

Bir önemli şikayeti de bugün duydum. Fotoğraflar gösterdiler. Rize’de 160’a yakın özel fabrika var. Bunların pek azının bacasında filtre var. Yani kurum çıkıyor. Ne yapıyorlar, çayın parasını onlar kazanıyor, karasını Rize’nin üstüne saçıyorlar. Buradan hepsine sesleniyorum. Ama öncelikle ilgili bakanlıklara sesleniyorum. Bu fabrikaların bacalarına filtre takılacak. Bunu ilgili bakanlık mutlaka denetlemelidir. Nasıl insanlarsınız? Parayı kazanıyorlar. Saçıyorlar. Rize’yi hasta ediyorlar. Sayın Bakan bu işin peşini bırakmam. O filtreler takılacak.

Denetim yapılacak. Rizeliler artık o kötü kurumu solumayacaklar. Sadece çay için değil. Bölgede en önemli sıkıntılardan bir tanesi fındık üreticisinin sorunları. Türkiye yüzde 70’ini üretiyor ama parayı çok uluslular kazanıyor. İhracat gelirimiz 2 milyar dolar civarında. Maliyetler her gün artıyor. Biz fındığın sorunlarını biliyoruz. Fındıkla ilgili sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın diye uyarıyoruz. Karadeniz’i, batısından, ortasından, doğusuna yalnız bırakmamaya, Karadeniz’le birlikte olmaya söz veriyoruz. Hep burada olacağız. Hep yanınızda olacağız. Bugün Rize’ye geldik. Sizi duyduk. Sesinizi duyurduk. Bundan sonra hep birlikte olacağız.

Bugün burada olan sosyal demokratlara, muhafazakar demokratlara, Rize’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum. Artık çayın baş tacı olduğu günleri görmek istiyorum. Tabutun içinde yaş çay üreticinin, üreticinin tabutuna çivi çakıldığını görmek istemiyoruz. Artık yüzümüz gülsün, Rize’nin yüzü gülsün istiyoruz. Rize’deki AKP’liler, MHP’liler… Alın terinin partisi olmaz. Alın terinin rengi olmaz. Alnınızın teri kutsaldır. Alın terinin karşılığını vermek devletin boynunun borcudur. Buradan gerçek ve doğru çay fiyatını 31 Mart seçimlerinden önce Pazar’da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Buradan çağrımı tekrarlıyorum.

“Mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız”

17 liralık fiyatın üzerine 8 lira desteklenme verilmeli. Bu para en geç ağustos ayının sonunda ödenmelidir. Buradan sesimizi duyuralım. Ne kadar istiyoruz? 25 lira çay fiyatı olmalıdır. Açıklanan 17 liranın üstüne 8 lira prim ağustos ayında yatmalıdır. Okullar açılmadan, çocuklar dershaneye yazılmadan, üniversiteye gitmeden, kış gelmeden, bugüne kadar verdiğimiz çayın da bundan sonra vereceğimiz çayın da farkını istiyoruz.

Rize’nin güzel insanları bir güçlü alkışı kendinize yapar mısınız? Bundan sonra sizlerle olmaya, derdinizi dile getirmeye, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Çay Üreticileri Derneğine teşekkür ediyorum. Sendikalara teşekkür ediyorum. Ayrıca kadro peşinde olan Çay-Kur emekçilerine teşekkür ediyorum. Biraz önce beni karşılayan geçmişteki ittifak ortaklarımıza, ilçe başkanlarımıza, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi’ne teşekkür ediyorum. Hepinizi çok seviyorum. Şuna inanın; Mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız.”

Paylaşın

DEM Parti: Kayyımlar Belediyeleri Talan Etmiş

DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, DEM Parti Belediyelerinin gereksiz harcamaları kıstığını, hizmeti en düşük maliyetle yapmaya çalıştığını ancak iktidarın açıkladığı “tasarruf tedbirleri” paketi gerekçe gösterilerek belediyelerin çalıştırılamaz hale getirilmeye çalışıldığını söyledi.

Haber Merkezi / Mehmet Rüştü Tiryaki, “31 Mart seçimlerinde halkımız kayyım siyasetine çok güçlü bir yanıt verdi, kayyım siyasetini kabul etmediğini, etmeyeceğini bir kez daha gösterdi” diye konuştu.

Kayyımların halkın sadece iradesini değil aynı zamanda halkın kaynaklarını çaldığını dile getiren ve “Belediyelerimiz talan edilmiş durumda, belediyelerimiz iş yapamasın, belediye ile halk karşı karşıya gelsin diye seçimden kısa süre önce binlerce kişinin işe alındığını gördük” diyen Tiryaki, yürütülen talan siyasetini tek tek örnekleriyle anlattı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) belediye eşbaşkanları Diyarbakır’da toplandı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Kültür ve Kongre Merkezi’ndeki toplantı öncesi partinin Demokratik Yerel Yönetimler Kurulundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki açıklamalarda bulundu.

Tiryaki, DEM Parti Belediyelerinin gereksiz harcamaları kıstığını, hizmeti en düşük maliyetle yapmaya çalıştığını ancak iktidarın açıkladığı “tasarruf tedbirleri” paketi gerekçe gösterilerek belediyelerin çalıştırılamaz hale getirilmeye çalışıldığını söyledi. Tiryaki, “31 Mart seçimlerinde halkımız kayyım siyasetine çok güçlü bir yanıt verdi, kayyım siyasetini kabul etmediğini, etmeyeceğini bir kez daha gösterdi” diye konuştu.

Kayyımların halkın sadece iradesini değil aynı zamanda halkın kaynaklarını çaldığını dile getiren ve “Belediyelerimiz talan edilmiş durumda, belediyelerimiz iş yapamasın, belediye ile halk karşı karşıya gelsin diye seçimden kısa süre önce binlerce kişinin işe alındığını gördük” diyen Tiryaki, yürütülen talan siyasetini tek tek örnekleriyle anlattı. Tiryaki bütün bunlara rağmen yakınmadıklarının altını çizerek şunları söyledi:

“Bizler zümrüdü anka gibi küllerinden doğan bir halkın çocuklarıyız. Her sorunumuzu çözebiliriz, çözeceğiz de. Yeter ki siyasi iktidar köstek olmasın. Hazine ve Maliye Bakanı birkaç milyar dolar kredi bulmak için ülke ülke dolaşıyor. Bu siyasi iktidar engel olmazsa metro ve raylı sistemlerden şehirlerimizin alt yapısının yenilenmesine kadar, temiz su sorununun çözülmesinden planlı kentler kurulmasına ve yerinde dönüşüme kadar her il, ilçe ve beldemizin sorunlarını çözebiliriz. Belediye eş başkanlarımız harıl harıl çalışıyor, uzun vadeli krediler ve hibeler bulmaya çalışıyor. Bütün şehirlerimizin, ilçelerimizin ve beldelerimizin sorunlarını biliyoruz. Her sorunumuzu çözebiliriz, kaynak bulabiliriz yeter ki siyasi iktidar engel olmasın. Projelerimizi hayata geçirmemize engel olmasın.”

Tiryaki aynı zamanda iktidara kayyımların yaptığı borçların sorumluluğunu alması çağrısı yaptı. Tasarruf tedbirlerini de açıklayan Tiryaki; “Kısa süre önce iktidar tasarruf tedbirleri paketini açıkladı. Elbette kamuda tasarrufu destekliyoruz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Mesele şu ki tasarruf tedbirleri kararları yerel yönetimlerin mevcut durumları göz önünde bulundurulmadan alınmış kararlardır. Eğer bu kararlar hayata geçirilirse belediyelerimizin hiçbirine hiçbir iş yaptırılmayacak.” dedi.

Yaptığımız hiçbir işe onay verilmiyor

İktidarın açıkladığı tasarruf tedbirleri paketinde yer alan “kamu kurumları 3 yıl boyunca hizmet binasını satın alamayacak, kiralayamayacak, hizmet binası yapamayacak, bunun için arsa bile satın alamayacak” kararına işaret eden Tiryaki; “Bu karar gerekçe gösterilerek belediyelerimizin yapmak istediği hiçbir inşaata izin vermiyor siyasi iktidar. Projelerimizi hazırlıyoruz, bakanlığa gönderiyoruz, tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek bunlara izin verilmiyor. “3 yıl boyunca hiçbir araç satın alınamayacak” deniliyor. Bu araçlar için genel tedbirler kullanılmış ki belediyelerimizin acil gereksinimi olan araçlar da bu karar uyarınca satın alınamayacaklar” dedi.

Tiryaki her türlü tasarruf tedbirinin hayata geçirilmesine gereken desteği vereceklerini, ancak belediyelerin çalışmalarının engellenmesini kabul etmeyeceklerini belirterek, “En kısa sürede bakanlıklarla, belediyelerin çalışmalarını engelleyici bu kararların geri alınması için görüşeceğiz. Bu sorunların çözülmesi için çabalayacağız” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Siyasette Normalleşme’ Açıklaması: Taviz Verecek Değiliz

AK Parti’nin Kızılcahamam Kampı toplantısında konuşan Erdoğan, “Biz kutuplaşmadan yana olmadık. Burada muhalefet kendisini samimi özeleştiriye tabii tutmalıdır. Bizim ittifak ortağımız olan MHP’nin de kırmızı çizgileri vardır. Aynı şekilde CHP’nin de kırmızı çizgileri olduğunu biliyoruz” dedi ve ekledi:

“Biz yumuşama adına duruşumuzdan, hassasiyetlerimizden taviz verecek değiliz. Muhalefetten de taviz vermesini beklemiyoruz. Ancak yıkıcı, gerilimci siyaset Türkiye’ye geçmişte acılar yaşattı. Bizim siyasette referansımız hukuktur. Hukuk içinde olduğu sürece her türlü eyleme, eleştiriye saygımız sonsuzdur.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Ancak hukuk dışına çıkanlarla ilgili hakimler ve savcılar gerekeni yapacaktır. Terör hukuk dışıdır. Darbe, sokak eylemleri, iftira hukuk dışıdır. Bizim hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir, şeriatın kestiği parmak acımaz. Aynı tutumu muhalefetten de bekleriz. Bizden hukuksuzluk karşısında kimse yumuşak bir tavır beklemesin. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, özgürlük adı altında başkalarının özgürlüklerini daraltmaya yönelenler bizden yumuşak tavır beklemesin” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam Kampı toplantısında konuştu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“AK Parti değerlendirme ve istişare toplantımızın 31.’sinde sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bugün ve yarın belirlenen konu başlıklarında genel başkan yardımcılarımız sunuşlarını yapacaklar. 2 gün boyunca gündemi, kapsamlı biçimde değerlendireceğiz. Sizlerin kıymetli fikirlerini alacağız.

Seçimlerin hemen ardından depremin ardından sorunları ele aldık, değerlendirdik. İstişare toplantılarımızı devam ettireceğiz. Temmuzun 1 ve 2’sinde belediye başkanlarıyla bir araya geleceğiz ve yaşadığımız seçimlerin istişaresini yapacağız. Siyasi hayatımızın her aşamasında olduğu gibi partimizin kuruluşundan bu yana kararlarımızı istişareyle almaya önem verdik.

Siyaseti, milletimizle istişare yaparak yaptık. Bilim adamlarımızla, gençlerimizle, hanım kardeşlerimizle istişare yaptık. Emekçilerimizle istişare yaptık. Türkiye’nin selameti için söyleyecek sözü olan herkesle istişare yaptık.

Demokrasimizin serpilmesi, gelişmesi adına söyleyecek sözü olan herkese kapımızı açtık. Türk siyasi hayatında istişare kültürü bizimle anlam kazandı ve ete kemiğe büründü.

Birkaç ay sonra 23. kuruluş yıldönümümüzü kutlayacağız. En önemli vasfımız ise ortak akılla hareket etmemiz ve kuruluşumuzdan bu yana ortak akılda buluşmamızdır. Partimiz bünyesindeki demokratik mekanizmaları en iyi biçimde işlettik. Bugün ve yarın hiçbir komplekse kapılmadan 14 Mayıs ile 31 Mart seçim sonuçlarını masaya yatıracağız.

İl başkanlarımızla bir araya gelip onların fikirlerini dinledik. İl ve ilçe bazında değerlendirmemizi yapıyoruz. Fotoğrafı netleştiriyoruz. Seçmenden geçer not alamayan bizim takdirimize mazhar olamaz. Seçmenin mesajlarının tamamının farkındayız. İnce eleyip sık dokuyor gerçekten çok dikkatli davranıyoruz.

AK Parti ve Cumhur ittifakının surlarında gedik açmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. Bundan sonra da değişim irademizi güçlü tutacağız. Sizlerden ne kadar keskin olursa olsun eleştirilerinizi, tespitlerinizi paylaşmanızı istiyorum. Burada yanlışlarımızı düzeltmek üzere bir aradayız. Kendimize ve partimize ayna tutmak için buradayız.

Yola daha güçlü koyulabilmek ve sorunların tespitiyle, sorunların çözümüne ortak akılla çözüm üreteceğimizi düşünüyorum. Şimdiden katılımcı arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. 31. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

Siyaset ülke için verilen çetin mücadelenin adıdır. Amacımız için ülkemiz için hizmet vermektir. AK Parti olarak 23 yıldır milletimizin huzurundayız. Siyasetimizi gerilim, kutuplaşma ve kamplaşma üzerine inşa etmedik. Gerektiğinde 15 Temmuz’da olduğu gibi herkesten önce öne biz atıldık. Siyasetimizi Türkiye’yi bir bütün olarak kucaklayarak yaptık.

Dil, din, ırk, mezhep, meşrep ayrımı yapmadık. Kimseyi kılık kıyafetine göre ayırmadık. Bu ülkede Kürtler bir dönem uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ötekileştirilmişti, biz kucaklaştık. Aleviler, ötekileştirilmişti. Samimi şekilde gayret gösterdik. Vatan hepimizindir, Devlet hepimizindir. Her insana eşit mesafede durduk. 85 milyon ferdimizin hepsini kardeş gördüğümüz için milletimizin teveccühüne mazhar olduk.

Oy almadıklarımızın tercihlerine saygı gösterdik. Bu dün böyleydi, bugün de aynıdır. Türkiye’de siyasetin dünyanın diğer ülkelerine göre daha rekabetçi yapıldığını biliyoruz. Son seçimlerde de rekabet seviyesi yüksekti. 10 aylık sürede 3 seçim sürecini Türkiye birlikte yaşadı. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimleri öncesi yapılanları kimse unutamaz.

FETÖ’nün servis yaptığı videoları, bölücü terör örgütü elebaşlarının rakibimiz için oy istemesine maruz kaldık. Seçim gecesi de ‘Kazanıyoruz’ senaryosunu izledik. Tarih ve mahşeri vicdan bunların ne yaptığını en iyi şekilde ortaya koyacaktır. Tüm tuşlara basmalarına rağmen bekledikleri sonuçları alamayanlar siyaseti yüksek gerilime mahkum ettiler. Milletin iradesine kara çalmayı sürdürdüler.

Biz basiretle hareket ettik. Kışkırtmalara rağmen soğukkanlı tavrımızı koruduk. Deprem bölgesinin yeniden ihyası ve ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere Türkiye’nin sorunlarını çözmeye odaklandık. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, milli iradeyi küçümseme yoluna tevessül etmedik. Önümüzdeki 4 yıllık seçimsiz dönemi ülkemiz için en değerli biçimde kullanmaya baktık. Türkiye seçim atmosferinden çıkmış asıl gündemine yoğunlaşma fırsatı bulmuştur.

“Taviz verecek değiliz”

31 Mart sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti’de bizi ziyaret etti. Ben de arayı uzatmadan Kurban Bayramı öncesi ziyarette bulunacağım. Kendisine siyasette yumuşamayı ifade ettim. Bunun bir tarafı iktidar ise muhalefettir. Biz kutuplaşmadan yana olmadık. Burada muhalefet kendisini samimi özeleştiriye tabii tutmalıdır. Bizim ittifak ortağımız olan MHP’nin de kırmızı çizgileri vardır. Aynı şekilde CHP’nin de kırmızı çizgileri olduğunu biliyoruz.

Biz yumuşama adına duruşumuzdan, hassasiyetlerimizden taviz verecek değiliz. Muhalefetten de taviz vermesini beklemiyoruz. Ancak yıkıcı, gerilimci siyaset Türkiye’ye geçmişte acılar yaşattı. Bizim siyasette referansımız hukuktur. Hukuk içinde olduğu sürece her türlü eyleme, eleştiriye saygımız sonsuzdur.

Ancak hukuk dışına çıkanlarla ilgili hakimler ve savcılar gerekeni yapacaktır. Terör hukuk dışıdır. Darbe, sokak eylemleri, iftira hukuk dışıdır. Bizim hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir, şeriatın kestiği parmak acımaz. Aynı tutumu muhalefetten de bekleriz. Bizden hukuksuzluk karşısında kimse yumuşak bir tavır beklemesin. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, özgürlük adı altında başkalarının özgürlüklerini daraltmaya yönelenler bizden yumuşak tavır beklemesin.

İnsan canına kastedenler, FETÖ’cüler karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Biz ana muhalefetten de muhalefetten de bunu bekliyoruz. Dar alanda siyaset yapılmaz. Yenikapı ruhu birilerinin ihtiraslarına kurban edilmişti.

Milletimizin umutlarını artıran siyasette yumuşamanın bu sefer kelebek ömürlü olmamasını umut ediyoruz. Her konuda aynı şeyi düşünüp, aynı cümleleri kurmaz zorunda değiliz. Yöntemlerimiz farklı olabilir, yaşam biçimimiz, siyasetteki doğrularımız farklı olabilir ama hepimiz ülkemizin kalkınmasını istiyor. Evlatlarımızın daha güçlü bir Türkiye’de yaşamasını arzu ediyor. Bunun için ortak tavır göstermemiz gerekiyor.

Türkiye’nin onlarca yıldır ayağına pranga olan konu terördür. AK Parti ve Cumhur ittifakı olarak Türkiye yüzyılına katkıda bulunacak herkesle bir araya gelmeye hazırız. Partilerle gerçekleştirdiğimiz temaslara biz bu açıdan bakıyoruz.

Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5.7 büyüdü. Böylelikle 15’inci kez ekonomimizde büyüme yaşandı. Enflasyon inşallah yılın ikinci yarısından itibaren iniş trendine girecek. Hayat pahalılığını körükleyen yeni düzenlemeyle elimiz daha da güçlenecek. Seçkinlerin, tuzu kurların değil, milletin birikmiş sorunlarının çözüm adresi olmaya devam edeceğiz.

7 Ekim’den beri Gazze’de yaşanan katliama en güçle tepkiyi gösterip İsrail’e karşı somut önlemleri alan tek ülkeyiz. Bütün kalemlerde İsrail’le ticari ilişkileri durdurduk. Gazze’ye gönderdiğimiz yardımlar 55 bin tonu aştı. Tek başımıza kalsak da bu onurlu cesur duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. MHP başta olmak üzere Meclis’teki diğer siyasi partilere de teşekkür ediyorum. Meclis’te İsrail’in yaptığı katliamlara karşı alınan ortak tavrı çok değerli buluyorum.

Yarın 3 ilçe ve 4 beldede vatandaşlarımız mahalli yönetim için sandık başına gidecek. Bu seçimlerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Paylaşın

Üç İlçe Ve Dört Beldede Seçim Heyecanı

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nin ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği 3 ilçe ve 4 beldede yarın seçim heyecanı yaşanacak.

Haber Merkezi / Kayseri’nin Pınarbaşı, Urfa’nın Hilvan ve Aksaray’ın Güzelyurt ilçeleri ile Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Güneykaya, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar ve Aksaray’a bağlı Sağlık beldelerinde yaklaşık 50 bin seçmen, belediye başkanlarını seçmek için sandığa gidecek.

Seçmenler, 08.00-17.00 saatleri arasında oyunu kullanabilecek. Seçimlerle ilgili yayın yasağı kanun gereği 21.00’e kadar geçerli olacak. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bu süreyi öne çekebilecek.

Kayseri – Pınarbaşı: İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milli Yol Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) ve Saadet Partisi.

BBP, Pınarbaşı Belediye Başkan adayı Hayrettin Uslu adaylıktan çekilerek, MHP’nin adayı Menduh Uzunluoğlu’nu destekleme kararı aldı.

Şanlıurfa – Hilvan: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Bağımsız aday Aziz Salgın.

Aksaray – Güzelyurt: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Sivas Yıldızeli – Güneykaya: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Kırklareli Lüleburgaz – Büyükkarıştıran: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Demokratik Sol Parti (DSP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Tunceli Mazgirt – Akpazarı: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Aksaray Merkez – Sağlık: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Seçimleri hangi partiler kazanmıştı?

Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde seçimi CHP’nin adayı Deniz Yağan 5 bin 82 oy alarak yüzde 33,30 oy oranıyla ilk sırada tamamladı. Yağan’ın MHP’li rakibi ise yüzde 31,18 oy oranıyla ikinci oldu. İki aday arasındaki oy farkı ise 324. DEVA Partisi’nin adayı Fazıl Demircioğlu burada yüzde 11,28 oy aldı. Ancak MHP’nin itirazı sonucunda YSK buradaki belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimlerinin yenilenmesine karar verdi.

Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesindeki belediye başkanlığını ise DEM Parti’nin adayı yüzde 33,20 oy oranıyla Serhan Paydaş kazandı. AKP’nin adayı Aslan Ali Bayık ise yüzde 30,72 oy oranında kaldı. İki aday arasında 521 oy farkı varken yüzde 18,77 oy alan Yeniden Refah Partisi’nin adayı Hanif Düzme üçüncü oldu. Ancak Hilvan’da bazı sandıklarda oy pusulalarının AKP’li adayın yakınları tarafından yakıldığı ortaya çıktı. Buna ilişkin arasında AKP seçim kurulu üyesinin bulunduğu yedi kişi tutuklandı, ardından AKP’nin itirazı üzerine seçimlerin iptaline karar verildi.

Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde seçimler, bir oy farkla sonuçlandı. İYİ Parti’nin adayı Hazim Turan 549, AKP’nin adayı 548, MHP’nin adayı ise 537 oy aldı. CHP’nin bu ilçede aldığı oy sayısı 24.

Sivas’ın Güneykaya beldesini MHP’nin adayı Hasan Erçoban, Tunceli’nin Akpazar belde belediyesini CHP’nin adayı Zeynel Yıldırım kazandı. Kırklareli’nin Büyükkarıştıran beldesini de DSP’nin adayı Hakan Karaman, CHP’nin adayı Ertuğrul Çamlıca’nın önünde 3 oy farkla önde bitirdi.

Aksaray’ın merkeze bağlı Sağlık Beldesi’ni ise MHP’nin adayı Aptullah Tosun, AKP’nin adayı Mehmet Yiğit karşısında bir oy farkla bitirdi.

Paylaşın

Özgür Özel, Selahattin Demirtaş’ı Ziyaret Edecek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret edecek. Kemal Kılıçdaroğlu da yakın zamanda Selahattin Demirtaş ve Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etmişti.

Medyascope’den Ferit Aslan’ın haberine göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kobani davası kararlarının ardından yaptığı ve verilen cezaların siyasi olduğunu söylediği açıklamasının ardından Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın eşi Sedat Şenoğlu’nu telefon ile aradı.

Özgür Özel, 4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret edecek. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da yakın zamanda Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etmişti.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Milletvekili Sayısı 36’ya Düştü

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de Antalya Milletvekili Aykut Kaya, partisinden istifa etme kararı aldı.

Haber Merkezi / Aykut Kaya’nın istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 36’ya düştü.

Aykut Kaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 2023 genel seçimleri öncesinde İYİ Parti Antalya İl Teşkilatı bünyesinde yapılan milletvekili temayül yoklamasında birinci çıkarak, İYİ Parti Antalya milletvekili adayı olduğunu ve ardından hemşehrilerinin takdiriyle milletvekili seçildiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Bugüne kadar milletin vekili olmayı gaye edindim, özveriyle ve gayretle ülkemiz ve Antalya’mız için çalıştım ve çalışmaya devam edeceğim. Ancak, büyük bir heyecan ve umutla dahil olduğum İYİ Parti’de, milletimize ve ülkemize hizmet etme koşullarının ortadan kalktığını üzülerek görmekteyim.

Bu nedenle, İYİ Parti üyeliğinden istifa etme kararı aldım. Bu karar, şahsım için kolay olmamış ancak milletimize ve Antalya’mıza daha iyi hizmet edebilmek adına, gerekli olduğunu düşündüğüm bir adımdır. Bugünden sonra da siyasete, milletimizin menfaatlerini her şeyin üstünde tutarak devam edeceğim. Gelecek günlerde de, ülkemiz ve milletimiz için, daha güzel yarınlar inşa etmek adına azim ve kararlılıkla çalışacağımı belirtmek isterim.”

Salim Ensarioğlu, Adnan Beker, Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Bilal Bilici, Nebi Hatipoğlu, Yüksel Arslan istifa etmiş; Ümit Dikbayır da ihraç edilmişti. Hatipoğlu AK Parti’ye, Yanıkömeroğlu CHP’ye geçmişti.

Aykut Kaya kimdir?

1978 yılında Kayseri’de dünyaya gelen Aykut Kaya, ilk ve ortaöğrenimini Antalya’nın Manavgat ilçesinde tamamladı. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünü bitirdi. Amerika’da Baldwin-Wallace College’da uluslararası işletme alanında yüksek lisans yaptı.

Yurt içi ve yurt dışında büyük ölçekli inşaat projelerini yürüten özel bir şirketin genel müdürlüğünü üstlendi. 2016’da kurduğu yabancı ortaklı şirkette başkan yardımcısı ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptı.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) Türkiye-Estonya İş Konseyi Başkanlığı, Türkiye-Norveç İş Konseyi Başkan Yardımcılığı, Türkiye-İrlanda İş Konseyi Başkan Yardımcılığı, Türkiye-Slovakya Yönetim Kurulu Üyeliği ile Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Üyeliği görevlerinde bulundu.

Paylaşın

Yeni Anayasa Tartışmaları: Özel’den ‘Önce Var Olana Uyun’ Mesajı

İktidarın yeni Anayasa çağrılarına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’de yürürlükte bir anayasa var. Beğenelim, beğenmeyelim. Bu anayasanın bir maddesine sen, bir maddesine ben, bir maddesine öbürü uymazsa devlet düzeni ortadan kalkar” dedi ve ekledi:

“Ve siz devletin başı olarak anayasayı çiğnemeye başlarsanız insanların anayasaya sadık olmasını ve anayasadan kaynaklı sizin yetkilerinize saygı duymasını bekleyemezsiniz. Bu yüzden benim temel beklentim anayasaya uyum. Bunun içinde Gezi de var, Can Atalay’ın Meclis’e yeniden dönmesi de var, Taksim’in açılması da var, AYM ve AİHM kararına uyulması da var. Anayasa mahkemesi üyelerinin biri hariç Erdoğan tarafından atandı. Buna rağmen AYM dur dediğinde durmayan bir iktidar çılgınlığı var. Bu olabilecek şey değil.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk Tv”de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

Sorunuzdan bağımsız Türkiye’nin normalleşmesi ve Türkiye’deki insanların biraz daha mutlu olabilmeleri için Vera’nın babasına, Mine Özerden’in yaşlı annesine, Gezi’deki herkesin sevdiklerine, sevdiklerinin onlara kavuşmasını inanılmaz önemsiyorum. Buna vesile olabilirsek çok mutlu olurum ama bunun dışında Türkiye için şöyle bir önemi de var: Gezi’deki arkadaşlarımız burada tutuklu, AKP-MHP Türk heyeti de Avrupa Konseyi’nde tutuklu.

Odasından çıkıyor, dolaşıyor, görüşüyorlar ama her seferinde önlerine Kavala davası geliyor. Çünkü Strazburg’daki bir diğer binada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var ve o binada alınan kararlara Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi Türkiye uymuyor. Bu kabul edilecek bir şey değil. Ve bu Türkiye’nin hem dış politikada, hem ekonomide fevkalade önünü kapatan bir durum. Bu konuda Türkiye’nin hızla demokratikleşmesi lazım.

“Hançer” polemiği

O değerlendirmelerin çok önemli bir kısmını hiç üstüme almadım, hançer mançer. Biz hançer bahsini sayın genel başkanla kurultayda kapattık. Ben bu partide kimsede hançer olmadığını ifade etmiştim. Ve sayın genel başkana yönelik olarak da ne kendime ne siyasi bir arkadaşıma bunu yakıştırmam. Ama şöyle bir gerçek var: Tabii çok farklı değerlendirmeler oluyor.

Hz. Ali filan, hançeri de bazı siyasetçiler üzerinden değerlendiriliyor. Ben genel başkanın böyle bir kastı olmadığını düşünüyorum. Ve CHP’de ne genel başkan ne herhangi birimiz meseleye bu boyutuyla bakmıyor, sosyal demokrat bir partide. Hançer demokrasiye ait bir enstrüman değil. Demokraside itiraz edersiniz, kabul olmazsa daha kuvvetli itiraz edersiniz. Ayrılıklar olabilir, yarışlar olabilir ama en sonunda biz Atatürk’ün kurduğu bir partide aynı partinin evlatlarıyız.

O yüzden kimsenin kimseye böyle demokrasi dışında bir şey yapmasına geçmişte genel başkan izin vermezdi, bugün de ben izin vermem. CHP genel başkanlarının böyle bir sorumluluğu var. Ben izlemedim, ama Kemal Bey çok gergin ve sinirliydi gibi değerlendirmeler geldi. Burada da beni kastetmediği çok açık. Bunu en iyi genel başkan bilir. Ama kimi kastettiği konusunda bir fikrim yok. Bu Kemal Bey’in açıklığa kavuşturması gereken bir husus.

Eğitim müfredatına tepki

Özel, yeni müfredata ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: Bu eğitim sistemiyle bu ülke hiçbir yere gitmez. Milli Eğitim’e müfredat yapmak ülkeye anayasa yapmaktan daha kritik tek iştir. Çünkü o müfredatla yetişen gençler gelecekte anayasaya sahip çıkacaklar ya da yeni bir anayasa yapacaklar veya anayasayı kaldırıp atıp anayasaya karşı suç işleyecekler.

Ülkenin geleceğini yetiştiriyorsunuz ve burada bir mutabakat aramıyorsunuz. Almanların en büyük başarıları, eğitim sistemleri üzerindeki ulusal mutabakattır. Ben altı yıl Alman hocalarla büyüdüm. Onlardan ders aldım, Bornova Anadolu Lisesi’nde. Ve Alman eğitim sistemini gayet yakından tanırım. Alman eğitim sistemi yıllardır üzerinde tam bir mutabakat olan ve sağcısıyla solcusuyla, Hıristiyan demokratıyla, sosyal demokratıyla üzerinde mutabık olmadan değişiklik yapılmayan ve hep iyiye evrilen bir eğitim sistemleri var.

Ve ihtiyaca göre eğitim sistemleri var. Böyle bir eğitim sistemini bir siyasi parti bir siyasi perspektifle oluşturamaz. Eğer bizimki gibi eğitim sistemi yaparsan ülkenin geliri 10 bin dolar olur. Senin ülkenin başbakanı, dünyanın en pahalı limuzin Mercedes’inden on tane üretilmiş, ikisini alır biner. Öbür tarafın milli geliri 60 bin olur, o Mercedes’i de onlar üretir sana satar. Aradaki fark bu.

Bindiğim Mercedes’i Almanlar üretsin, ben bineyim, halkım fakir olsun diyorsan bu eğitim sistemi. Yok Mercedes’i, bu arabaları biz üretelim, dünyaya satalım; cep telefonlarını biz üretelim dünyaya satalım ve biz bugünkünden altı kat zengin olalım diye düşünüyorsak o zaman eğitim sistemini hep birlikte ve çağdaş, bilimsel bir eğitim sistemine kavuşturmamız lazım.

“Anketlerde hâlâ CHP birinci parti”

Sokakta olan duygu CHP’ye güç veriyor. CHP eğer yüzde 38’i doğru okumaz, genel başkanın zaferi ya da iyi adayların zaferi diye yorumlarsa yüzde 25’e geri döneriz. Oysa şu anda bize yüzde 38 oy veren Türkiye ittifakında CHP’nin kemik oylarının çok ötesinde, hatta kemik oyların yarısı kadar daha oy var. Oradaki duygu, “İyi ki oy vermişiz, şımarmadılar, küstahlık yapmadılar, zafer sarhoşluğuna kapılmadılar ve çok dikkatliler” şeklinde. Bu duygu bize verilen kredinin sürmesini sağlıyor. O yüzden bir yerel seçim sonrası bütün anketlerde hâlâ CHP birinci parti.

Yeni Anayasa tartışmaları

Türkiye’de yürürlükte bir anayasa var. Beğenelim, beğenmeyelim. Bu anayasanın bir maddesine sen, bir maddesine ben, bir maddesine öbürü uymazsa devlet düzeni ortadan kalkar. Ve siz devletin başı olarak anayasayı çiğnemeye başlarsanız insanların anayasaya sadık olmasını ve anayasadan kaynaklı sizin yetkilerinize saygı duymasını bekleyemezsiniz.

Bu yüzden benim temel beklentim anayasaya uyum. Bunun içinde Gezi de var, Can Atalay’ın Meclis’e yeniden dönmesi de var, Taksim’in açılması da var, AYM ve AİHM kararına uyulması da var. Anayasa mahkemesi üyelerinin biri hariç Erdoğan tarafından atandı. Buna rağmen AYM dur dediğinde durmayan bir iktidar çılgınlığı var. Bu olabilecek şey değil.

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Ekonomide Dengelenme Devam Ediyor

TÜİK’in açıkladığı gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini değerlendiren Mehmet Şimşek, “Rasyonel, öngörülebilir ve kurala dayalı politikalarımızla ekonomimiz daha dengeli ve sürdürülebilir büyümeye doğru yol alıyor” dedi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), yılın birinci çeyreğine ilişkin açıkladığı gayri safi yurt içi hasıla verilerini değerlendirdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Hedeflerimize kararlı adımlarla ilerliyoruz. Rasyonel, öngörülebilir ve kurala dayalı politikalarımızla ekonomimiz daha dengeli ve sürdürülebilir büyümeye doğru yol alıyor. Net dış talebin büyümeye katkısı 5 çeyreğin ardından 1,6 puanla pozitif gerçekleşti.

Mevsimsel düzeltilmiş işsizlik oranı son 44 çeyreğin en düşük seviyesi olan yüzde 8,7’ye geriledi. İkinci yarıda daha destekleyici dış koşullar ve ılımlı yurt içi taleple birlikte bu yıl net dış talebin pozitif katkı verdiği bir büyüme öngörüyoruz. Programımız sayesinde dengelenen büyüme kompozisyonu, düşen cari açık, artan güven, iyileşen beklentiler ve hızlanan dış kaynak girişi dezenflasyona önemli ölçüde katkı sağlayacak.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 yılının birinci çeyreğine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini açıkladı:

Verilere göre; 2024 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 11,1, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 5,5, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 5, sanayi yüzde 4,9, tarım yüzde 4,6, hizmetler yüzde 4,3, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 3,3, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 2,8, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,5 ve finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 2 arttı.

Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2024 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 7,3 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 3,9, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 10,3 büyüdü. Mal ve hizmet ihracatı, 2024 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 4,0 artarken ithalatı yüzde 3,1 azaldı.

Paylaşın