2026 Yılındaki NATO Zirvesine Türkiye Evsahipliği Yapacak

9 – 11 Temmuz tarihleri arasında Washington’da düzenlenen NATO zirvesinin sonuç bildirgesinde, Türkiye’nin 2026 yılında yapılacak NATO zirvesine ev sahipliği yapacağı duyuruldu.

Gelecek yılki NATO zirvesinin Hollanda’nın Lahey kentinde yapılacağı da bildirildi. Hollanda eski başbakanı Mark Rutte, Jens Stoltenberg’in yerine NATO genel sekreteri seçilmişti.

ABD, Rusya’nın Avrupa’ya yönelik artan tehdidine karşı koymayı amaçlayan önemli bir adım olarak, 2026 yılında Almanya’da daha uzun menzilli füzeler konuşlandırmaya başlayacak. Karar NATO’nun Washington’da devam eden devlet ve hükümet başkanları zirvesinin ikinci gününde açıklandı.

Zirvenin nihai sonuç bildirgesinde, Ukrayna’nın NATO üyeliği yolunda “geri dönülmez yolda” olduğuna vurgu yapıldı, Rusya’yla savaşın sona ermesinden sonra – koşullar uygunlaşınca – ittifaka davet edileceği güvencesi verildi.

Sonuç bildirgesinin en sonunda ittifakın 2026 yılındaki zirvesinin Türkiye’de yapılacağı notu dikkat çekti. Gelecek yılki toplantının Hollanda’nın Lahey kentinde yapılacağı bildirildi.

Almanya’ya daha uzun menzilli füze yerleştirme kararı, ABD’nin güçlü silah sistemlerini Soğuk Savaş’tan bu yana Avrupa kıtasında ilk kez konuşlandıracak olmasına işaret ediyor. Karar aynı zamanda, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e açık bir uyarı niteliği taşıyor.

ABD ve Almanya tarafından yapılan ortak açıklamada, “belirli aralıklarla yapılacak konuşlandırmaların” uzun vadeli konuşlandırmaya hazırlık olduğuna dikkat çekildi. Almanya’ya yerleştirilecek bu silahlar arasında SM-6 füzeleri, Tomahawk seyir füzeleri ve geliştirilme aşamasında olan, daha uzun menzilli hipersonik füze sistemleri olduğu belirtildi.

Bu tarz bir konuşlandırma, 1987 yılında ABD ve Sovyetler Birliği arasında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması kapsamında yasaktı, ancak 2019’da uzatılmayan bu anlaşma geçerliliğini yitirdi.

Üye ülkeler yayınladıkları bildirgede “Müttefiklerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşı bir saldırı olasılığını gözardı edemeyiz” notu düştü. Müttefik ülkeler Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’ye destek verirken Ukrayna’ya daha fazla yardım gönderilmesi kararı aldı.

Üye ülkeler ayrıca önümüzdeki yıl içinde en az 40 milyar Euro tutarında askeri yardımda bulunmayı kabul etti, ancak NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de istediği şekilde bu taahhüdü sonraki yıllarda sürdürmeyi reddetti.

Bildirgede NATO’nun Çin’le ilgili kullandığı ifade de sertleştirildi. Pekin hükümeti için “Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının kilit destekleyicisi” denildi, bu ülkenin Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği açısından sistematik zorluklar oluşturmaya devam ettiği kaydedildi.

Ekim ayında görevi sona erecek olan Genel Sekreter Stoltenberg, Çarşamba günkü toplantının sonunda gazetecilere yaptığı açıklamada, 32 üye ülkenin Çin’le ilgili kullanılan bu ifade konusunda ortak görüş bildirdiğini söyledi. NATO’nun yaptırım uygulayan bir örgüt olmadığını söyleyen Stoltenberg, “Günün sonunda bu konuda müttefikler ayrı ayrı karar verecekler ama bence bu NATO zirvesinden gönderdiğimiz mesaj çok açık” dedi.

Bildirgede ayrıca Çin’e Rusya’nın savaş çabalarına verdiği maddi ve siyasi desteği kesmesi çağrısında bulunuldu. Belgede Çin’in uzay kabiliyetlerine ilişkin endişeler dile getirildi, nükleer cephaneliğindeki hızlı genişlemeye dikkat çekildi ve Pekin’e stratejik risk azaltma görüşmelerine katılma çağrısı yapıldı.

“İttifakın Rusya’nın gerisinde kalmasına izin veremeyiz”

Başkan Biden, zirvenin ikinci gününde devlet ve hükümet başkanları toplantısının açılışında yaptığı konuşmada NATO üyelerinin sanayi temellerini genişletme ve yerli savunma üretimi için plan geliştirme sözü vermelerinden memnuniyet duyduğunu açıkladı.

“İttifakın geride kalmasına izin veremeyiz” diye konuşan Biden, sözlerini “NATO topraklarının her karışını savunabiliriz ve savunacağız ve bunu birlikte yapacağız” diye tamamladı.

Biden Beyaz Saray’da İngiltere’nin yeni Başbakanı Keir Starmer’la görüştü, İngiltere’yi Atlantik ötesi NATO ittifakını birbirine bağlayan “düğüm” olarak tanımladı ve iki ülkenin işbirliğine devam etmesi gerektiğini söyledi.

Başkan Biden NATO zirvesinin son gününde de Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’yle biraraya gelecek, devam toplantılarının yanısıra NATO-Ukrayna Konseyi toplantısına katılacak. Biden zirve toplantısı sonunda iç ve dış basının izleyeceği bir basın toplantısı düzenleyecek.

Biden ayrıca Çarşamba akşamı NATO müttefik üyeleri ve ortak ülkelerinin liderleriyle eşlerini Beyaz Saray’da verdiği resmi akşam yemeğinde ağırladı.

81 yaşındaki Biden, 27 Haziran’da Cumhuriyetçi rakibi ve eski Başkan Donald Trump’la girdiği tartışma programındaki başarısız performansının ardından bu göreve uygun olup olmadığı ve yerini bir başka Demokrat Partili adaya devretmesi konusunda siyasi baskılara maruz kaldı. Bundan dolayı Biden, NATO zirvesinde müttefik liderlerle sergilediği dayanışmanın iki hafta önceki tartışma programında bozulan imajını düzeltmesini umuyor.

Paylaşın

AK Partili Vekiller “Sahaya İnmeye Çekiniyor”

AK Partili milletvekilleri, “Sahaya inmeye çekiniyoruz. Karşılaştığımız her vatandaş geçim sıkıntısından, emekli maaşlarının yetersizliğinden sözü açıyor” görüşünü dile getiriyor.

Sahanın sesine kulak verilmesi gerektiğini de belirten vekiller, yurttaşın “AK Parti’ye duyduğu güveni yitirdiğine” işaret ediyorlar.

Yeni vergi paketinin TBMM’ye sunulacağı konuşulurken artan enflasyon ve geçim sıkıntısı nedeniyle AKP’li milletvekillerinin de sahada yurttaşlardan büyük tepkiler aldığı konuşuluyor. Meclis kulislerinde milletvekilleri, kendi illerine gittiklerinde yurttaşların en fazla şikâyet ettiği konuların başında enflasyonun geldiğini gördüklerine işaret ediyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun haberine göre; AK Partili milletvekilleri, “Sahaya inmeye çekiniyoruz. Karşılaştığımız her vatandaş geçim sıkıntısından, emekli maaşlarının yetersizliğinden sözü açıyor” görüşünü dile getirdi. Milletvekilleri, yurttaşların kendilerine şu serzenişlerde bulunduğunu anlattı.

Hepinizin tuzu kuru: “Markete gittiğimizde, aldığımız bir şeyi ikinci kez aynı fiyata alamıyoruz. Her şeye zam üstüne zam geliyor. ‘Devlet zor durumda’ diyorsunuz, ‘Elbirliği ile bu işin üstesinden geleceğimizi’ söylüyorsunuz, ancak vatandaşın sırtına yükleniyorsunuz. Sürekli vergiler artıyor. Neden zenginlerden değil de geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşlardan vergi alıyorsunuz? Hepinizin tuzu kuru. Emekli maaşı ve asgari ücretle siz geçinin, geçinebilir misiniz?

Verecek neyimiz kaldı?: Her şeye kat kat vergi geldi. Yeni bir vergiden de söz ediliyor. Artık bir canımız kaldı, onu da mı alacaksınız? Verecek neyimiz kaldı? Zaten geçinemiyoruz, siz bize ‘Ölün’ mü diyorsunuz? Dişini sık sık nereye kadar? Kiralarda yüzde 25 sınırını kaldırdınız. Kiraların önüne nasıl geçeceksiniz? Zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu.

Gençlerimiz neden işsiz?: Çocuklarımızı güç bela okutuyoruz, iş bulup kendilerini kurtarsınlar istiyoruz ama iş de yok. Gençlerimiz neden işsiz? Neden bizim çocuklarımız iş bulamıyor? Hasta olsak hastanelere gidemiyoruz. Artık bir çözüm bulun. Bu nereye kadar böyle gidecek?

Milletvekilleri, “sahanın sesine kulak verilmesi gerektiğini” de belirtti. Sahada “zorlandıklarını” söyleyen vekiller, yurttaşın “AK Parti’ye duyduğu güveni yitirdiğine” işaret etti.

Paylaşın

Irak, Suriye – Türkiye Görüşmelerine Hazırlanıyor

Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani’nin siyasi danışmanı Fadi el-Şammari, Irak hükümetinin Şam ile Ankara arasında yapılacak görüşmelerin hazırlıkları üzerinde çalıştığını söyledi.

Erbil merkezli haber sitesi Rudaw’a konuşan Şammari, iki ülke arasındaki ihtilafın sona erdirilmesinde ülkesinin “önemli” bir rol oynadığına dikkat çekti. Şammari, Suriye ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın Irak’ın “doğrudan” çıkarına olduğunu da sözlerine ekledi.

El-Şammari, Irak hükümetinin gündeminde “sınır güvenliği, ekonomik iş birliği, bölgedeki silahlı grupların etkisinin azaltılması, Suriyeli mültecilerin geri dönüşünün kolaylaştırılması ve terör örgütleriyle mücadelede iş birliği” gibi konuların yer aldığını söyledi. 

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

Devlet Üniversitelerinde “İkinci Öğretim” Tarih Oldu!

YÖK Başkanı Erol Özvar, “Üniversitelerimizdeki program kalitesini artırmaya yönelik belki de en önemli çalışmamız devlet üniversitelerimizdeki ikinci öğretim programlarının kapatılması olmuştur” dedi ve ekledi:

“Vakıf üniversitelerinde, devlette olduğu gibi, ikinci öğretim programları yerine istihdama duyarlı ve geleceğin mesleklerine uygun programlara dönüştürülmesi temin edilecektir.”

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, devlet üniversitelerindeki ikinci öğretim programlarının kapatıldığını açıkladı.

Artı Gerçek’te yer alan habere göre; Vakıf üniversitelerindeki ikinci öğretim programlarının içeriğinde de değişime gidilebileceğini söyleyen Özvar, konuyla ilgili şöyle konuştu:

“Bu dönem üniversitelerimizdeki program kalitesini artırmaya yönelik belki de en önemli çalışmamız devlet üniversitelerimizdeki ikinci öğretim programlarının kapatılması olmuştur. Vakıf üniversitelerinde, devlette olduğu gibi, ikinci öğretim programları yerine istihdama duyarlı ve geleceğin mesleklerine uygun programlara dönüştürülmesi temin edilecektir.”

Özvar, vakıf üniversitelerinin de gelecek yıla yönelik planlamalarını buna göre yapmalarının istendiğini belirtti. Geçen sene bin 308 ikinci öğretim programına yaklaşık 80 bin öğrenci yerleşmişti.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan İktidara Sert Tepki: Defolun Gidin

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, emekli aylıklarına yapılan zammın yurttaşla dalga geçmek anlamına geldiğini söyledi ve ekledi:

“AKP iktidarının söylediği ve yaptığı arasında her zaman olduğu gibi dağlar kadar fark var. AKP demek aldatmaca demektir, vatandaşa tuzak kurmak demektir. Emekliler için yıkım planı 2008 yılında başlamıştır. 2008 yılında sözde reform denilen değişimle emekli maaşı hesaplama sistemi değişti. Değişim yapılmasaydı bugün en düşük emekli maaşı 30 bin liranın üzerinde olacaktı.”

Müsavat Dervişoğlu, konuşmasında kadın cinayetlerine dikkati çekerek, “Artık yeter kadınlarımızın üzerinden ellerinizi çekin. Bu milletin kürsüsünden sesleniyorum; Gelin kadın cinayetlerini sonlandırmak için çalışalım, bu vahşete son verelim. Garabetlerinizden ve aymazlıklarınızdan yorulduk artık. Defolun gidin” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şu şekilde:

“Bozkurt işareti: Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’nda ortaya koyduğu başarı ve gösterdiği yüksek mücadeleyle hepimizi sevince boğmuş, bu sıkıntılı atmosfer içerisinde ihtiyacımız olan milli gurur ve birlik duygusunu bizlere yaşatmıştır.

Futbolcumuz Merih Demiral mutluluğunu tribünlerdeki ve ekranları başındaki aziz milletimizle Türklüğün sembolü olan bozkurt yaparak paylaşmıştır. Türklük, tarih bilindi bilineli dünya coğrafyasının dört bir yanında insanlık serüveninin, en önemli yazarlarındandır. Bu serüven esnasında şüphesiz ki birçok badire atlatmıştır.

Türk, tarih karşısında asla pes etmemiş, hürriyet ve İstiklalinden vazgeçmemiş, destansı yolculuğuna haysiyetli bir şekilde daima devam etmiştir. Bu da bozkurtla sembolleşmiştir. Yani bozkurt hiçbir koşulda haktan ve onurdan taviz vermemenin işaretidir.

Liderlik ederken arkandakileri düşünmenin işaretidir. Meydandan ve mücadeleden kaçanların değil, göğüs göğüse çarpışanların işaretidir. Bozkurt, en umulmadık zamanda en büyük atılımları yapabilmenin sonsuz bir dirilişin işaretidir. Bozkurt bir ruhtur. Benimsersiniz ya da benimsemezsiniz. Seversiniz ya da sevmezsiniz. Biz bununla ilgilenmiyoruz. Biz Türk’e yaraşmakla Türk’e yaraşanlarla ilgileniyoruz.

Bugüne kadar Türklüğü ayaklar altına aldık diyen güruhların bozkurtu bu şuuru, bu ruhu pisliklerine alet etme girişimlerini görüyor biliyor ve buradan ihtar ediyoruz: Biz varız ve buradayız! Türklüğe adalet yeminiyle, milletine sadakat yeminiyle, Cumhuriyetine hürriyet yeminiyle, atasına ise vefa yeminiyle bağlıyız!

Meydanı mankurtlara bırakmamak bozkurtları diriltmek için buradayız! Anaların gözyaşlarını görmeyip muktedirleri tebessümlerine bakan; milletin çığlığına sağır, efendilerinin fısıltılarını dahi duyanlara karşı milletin sesi, anaların gözyaşı, çocukların çığlığı olarak buradayız ve bozkurtça haykırıyoruz. Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Ya adalet ya kıyamet.

Kadın cinayetleri: Ülkemizde ise gün geçmiyor ki bir kadın cinayeti işlenmesin. Son 7 ayda 218 kadın cinayeti işlendi. Şiddetten kaçan birçok kadın, çantasındaki koruma kararı ile can verdi. Caydırıcı olmayan cezalarla günü geçiştiren, ciddi hiçbir tedbir almayan, mevcut koruma tedbirlerini bile kaldırmaya teşebbüs eden zihniyet bu cinayetlere ortaktır. Artık yeter.

Milletin kürsüsünden sesleniyorum: Anayasayı delme manevralarından vazgeçin. Asıl sorunlarımıza, bu ülkenin can yakan problemlerine kafa yorun. Gelin kadın cinayetlerini sonlandırmak için el birliği ile çalışalım, göz göre göre devam eden bu vahşete son verelim. 21.yüzyıl Türkiye’sinde yaşanmaması gereken ne varsa yaşanmasına seyirci kalıyorsunuz. Garabetlerinizden ve aymazlıklarınızdan yorulduk artık.

Öğretmenlik Meslek Kanunu: Müfredat yıkımından sonra şimdi de yeni hedef, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmenlerimizdir. Yeni hazırlanan ve meclis gündemine getirilmek istenen Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifi, yıllardır zıvanasından çıkardıkları öğretmenlik mesleğine son darbe planlarıdır.

Bu taslak, meslek kanunu değil, Öğretmenlere Mobbing Kanunu’dur. Meslek kanunu adı altında ceza dayatmasıdır. Öğretmen atamalarının tamamen saray ve tarikat kontrolü altına alınmasıdır. Eğitim fakültelerinin kapatılması, paralel eğitim fakülteleri kurulması çabasıdır. Özlük hakları ve mesleki saygınlık maalesef ayaklar altına alınmak istenmektedir. Maaşlar ise zaten yerlerde sürünmektedir.

Emekliler: Geçtiğimiz günlerde, bir sokak röportajında haklı isyanını dile getirirken bir emekli vatandaşımızın söylediği şu sözler, eğer halen iktidar koltuğunda olup da utanma duyguları kalanlar varsa onlar için tokat niteliğindedir. ‘Emekli maaşım 9.500 TL, kiram 12.000 TL ve bize zam vermiyor. Onkoloji hastasıyım; benim iyi beslenmem lazım. Çantam boş.

Hastaneye gidiyorsun sıra alamıyorsun, sıra buluyorsun tedavin tam olmuyor. İsyan ediyorum, ne istiyor bizden?’ Yıllarca çalıştıktan sonra huzurlu bir zaman geçirecekleri emeklilik günlerinde içine düşürüldükleri bu durum içler açısıdır. Milyonlarca emekli vatandaşımız geçtiğimiz hafta bir umut, hükümet yetkililerinden gelecek maaşlarında iyileştirme haberini beklediler. Kendilerine söz verilen refah payını beklediler.

Ama AKP iktidarı onları bir kez daha hayal kırıklığına uğratarak kalan umutlarını da yıktı. AKP demek aldatmaca demektir, vatandaşa tuzak kurmak demektir. Emekliler için yıkım planı 2008 yılında başlamıştır. 2008 yılında sözde reform denilen değişimle emekli maaşı hesaplama sistemi değişti. Değişim yapılmasaydı bugün en düşük emekli maaşı 30 bin liranın üzerinde olacaktı.”

Paylaşın

Emekliye Ek Zam Toplantısı: Hangi Formüller Konuşulacak?

En düşük emekli maaşına yönelik düzenleme yapması beklenirken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de katılacağı toplantıda, emekliye ek zam konusu görüşülecek.

Emekli aylıklarına zam alamayan emekliler için birkaç formülün gündeme geleceği belirtiliyor. Taban maaş artışı ve refah payı gibi tedbirlerin uygulanabilmesi için yasal düzenleme gerekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran ayı TÜFE verilerini açıklamasıyla birlikte altı aylık enflasyon oranı yüzde 24,73 olarak gerçekleşti. Milyonlarca SGK ve Bağ-Kur emeklisinin aylığına yüzde 24,73 oranında zam yapıldı. Ancak bu oran kök maaşlara uygulandı.

En düşük emekli maaşı olan 10 bin lira aylık alan yaklaşık 1,6 milyon emekli temmuzda sıfır zam ile karşı karşıya kaldı. Kök aylığı 7 bin 710 lira ve altında olanların maaşına zam yansımadı. Kök aylığı 7 bin 710 lira üzerinde olan emeklilerin ise maaşına kısmi zam yansıdı.

İşçi emekli aylıklarına ek zam yapılması konusunda bugün ya da yarın kritik bir zirve yapılması planlanıyor.

Emekli aylıklarına ek zam çalışması konusunda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Ak Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş toplantı yapacak. Toplantının bu akşam ya da yarın yapılması bekleniyor.

AK Parti Başkanvekili Abdullah Güler, “Bugün veya yarın emekli maaşlarına düzenlemeyle ilgili toplantı yapacağız. Asgari ücretle ilgili ara zam çalışmamız yok. Böyle bir beklenti olmasın.” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili daha önce AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MYK toplantısı sonrasında soruları da yanıtladığı açıklamalarda emekli aylığına ilişkin bilgi vermiş, bu konuda bir çalışma yapıldığını aktarmıştı.

En düşük emekli aylığına ilişkin soru üzerine Çelik, “Üzerinde çalışılıyor. Çalışma devam ediyor. Henüz karar verilmiş değil. Şu zamana yetişir mi diye bir değerlendirme yapmamız söz konusu değil. OVP’nin korunması esas olmak üzere toplumumuzun her kesiminin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Hangi formüller konuşulacak?

Emekli aylıkları zamlanmaya emekliler için birkaç formülün gündeme geleceği belirtiliyor. Bunlardan birini kök aylıkların artırılması oluşturuyor. Burada yapılacak artışın alt aylık enflasyon olacağı ileri sürülüyor. Taban maaşın asgari ücret ile eşitlenmesi de gündeme getiriliyor.

İkinci bir seçenek olarak refah payı eklenmesi dile getiriliyor. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarına Ocak 2024 itibarıyla 6 aylık artış oranını yüzde 49,25’e yükseltilmişti. Üçüncü seçenek olarak olarak da kök aylıklarına seyyanen artış olarak öne çıkıyor.

Taban maaş artışı ve refah payı gibi tedbirlerin uygulanabilmesi için yasal düzenleme gerekiyor. Verilecek karardan sonra yasal düzenleme hemen Meclis’e sevk edilerek yürürlüğe sokuluyor ve o ay içinde farklar belli bir takvim çerçevesinde emeklilerin hesabına yatırılıyor.

Paylaşın

Özgür Özel, Beşar Esad İle Görüşecek

CHP Lideri Özgür Özel’in Suriye’yi ziyaret ederek Beşar Esad ile görüşeceği açıklandı. Özgür Özel, yaptığı bir açıklamada Erdoğan ile Esad arasında arabulucu olabileceğini ifade etmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Halk TV’de Gözde Şeker’in sunduğu Yeni Bir Sabah isimli programda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye ziyaretine ilişkin ilk kez konuştu ve Özel’in Şam’a gideceğini söyledi. Bulut, Özel’in çözüm için ülkeye gideceğini söyledi.

Burhanettin Bulut, Şam yönetimi ile temasa geçtiklerini belirterek ziyarete ilişkin olumlu yanıt aldıklarını söyledi. Bulut şunları söyledi: “Görüşme niyetine ilişkin bu konuların çözümü, niyet ifadesi karşılık buldu. Bundan sonra sadece şartların olgunlaşması, nerede görüşme hangi tarih bunlar konuşulacak. Biz görüşme talebimizi ilettik Şam’dan da olumlu cevap geldi.”

Özgür Özel ne demişti?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı bir açıklamada Erdoğan ile Esad arasında arabulucu olabileceğini ifade ederek, “Önce Esad Türkiye ile masaya oturmaya ikna edilmeli. Ben Esad’ı masaya oturmaya ikna edebilirim. Yeter ki Erdoğan’ın böyle bir niyeti olsun. Erdoğan’ın son açıklamasından da görüyoruz ki bizim burada attığımız adımlar Erdoğan’ı da cesaretlendiriyor. Bu mesele Türkiye’nin en yakıcı sorunu, sığınmacı sorununu bizim öncelikli meselemiz” sözlerini kullanmıştı.

“Arabuluculuk teklifi gelirse değerlendiririz”

Öte yandan gelişmelere ilişkin Evrensel’e konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel, Suriye konusunda çok kritik bir dönemden geçildiğini belirterek, Esad yönetiminin görüşme taleplerine olumlu yanıt verdiklerini söyledi.

Uzgel, henüz bir tarih netleşmezken, olası bir görüşmenin CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında bir heyetle gideceklerini kaydetti. Öte yandan Rusya’nın da Erdoğan ile Esad’ın görüşmesi sürecinde rol oynadığını anlatan Uzgel, Erdoğan yönetiminin zaten Rusya ve istihbarat örgütleri aracılığıyla temasta olduğunu hatırlattı.

Eğer Esad ile bir görüşme gerçekleşirse neleri gündeme getireceklerini sorduğumuzda Uzgel, şöyle yanıt verdi: “Öncelikle biz artık Türkiye’de birinci partiyiz. Seçim olsa iktidara gelmek üzereyiz. Bu nedenle dış politikanın en ciddi konusunda, Suriye rejiminin taleplerini birinci ağızdan dinlemek istiyoruz” dedi.

Suriye yönetimiyle bağlantıyla geçmelerinin Erdoğan ile Esad arasında bir arabuluculuk boyutunda mı olduğu sorusuna Uzgel, “Bize böyle bir talep gelmedi ama gelirse parti olarak değerlendiririz” dedi.

Suriye sorunundaki en önemli konunun sığınmacılar meselesi olduğunu ifade eden Uzgel, “Çünkü artık bir kırılma noktası olacak diye endişe ediyoruz. AKP hükümeti ise bu konuda hiçbir çözüm üretmiyor. Öte yandan bölgede ÖSO, İdlib ve PYD’nin varlığı konularının da görüşülmesi gerekiyor” diye belirtti.

Paylaşın

Özgür Özel: İlk Seçimde Partimiz İktidar Olacak

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “31 Mart’ta biz sizinle kavga etmeyeceğiz, yoksullar için, asgari ücretliler için, emekliler için kavga eden CHP’nin başarısı bugün sosyalistin cümleleridir” dedi ve ekledi:

“Pedro Sanchez, başardı. İngiltere İşçi Partisi Parlamentoda büyük çoğunluğu sağladı. Paris’te aşırı sağ tehlikesi varken, Avrupa’da en çok soydaşımızın olduğu üç ülkeden biri Fransa. Fransa’da demokrasi güçleri birleşti. İlericiler, solcular birinciliği elde etti. Türkiye’de formülü bütün Avrupa’ya ve dünyaya bir kere daha hatırlatıyorum. Dünyanın bütün demokratları bir araya gelecek faşizmi eninde sonunda yenecek. Sosyalist enternasyonel, dünyadaki akraba partilerle çok ağırlıklı bir yapıdır.”

Özel, konuşmasının devamında, “CHP iktidarında kurulacak hükümette 10 yıl sonra yaşanacak şudur. AK Parti’nin yaptığı gibi biz de 0 atacağız. O bir 0’ı etiketten atacağız, fiyatlardan atacağız ama maaşlardan artmayacağız. Cebinizdeki paranın 10 kat değerli olduğunu göreceksiniz. Elektrik faturasının 500 değil 50 lira olduğunu göreceksiniz. Biz vergide adaletsizliği kaldırın diyoruz ama onlar vatandaşı değil yandaşı düşünüyor. Yapılacak ilk genel seçimde partimiz iktidar olacak, Türkiye zenginleşecek, herkes rahatlayacak” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Özgür Özel’in açıklamaları şöyle:

“Geçen hafta Sivas’taydık. 31 yıllık bir insanlık ayıbının 31. yılında ama birinci yılındaki kadar tepkili, yüreğinde acıyı hisseden ve adalet arayışındaki inancımızla Sivas’ta hep birlikteydik. Buradan, Madımak’ta katledilen 33 canımızı ve o günden bu yana acıyı yüreğinde hisseden aileleri, davayı ilk günden itibaren büyük bir sabırla, kararlılıkla takip eden hukukçu dostlarımızı, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanındaki canlarımızı ve o canların can dostu tüm insanlarımızı saygıyla selamlıyoruz.

Öyle acı günlerden geçtik ki, Sivas’ta daha acı yanarken, Madımak katliamında daha ateş soğumamışken yüreğimize bir ateş daha düştü. Öyle bir plan vardı ki, sanki Sivas’taki canlar ve o canların ölümünden canı yananlar, güya bir başka yerdeki bir acıya duyarsız kalacaklardı, hatta birilerinin zihin altına ‘misilleme’ gibi kazınacaktı. Bu sefer Erzincan Başbağlar’da 28’i kurşuna dizilerek, 5’i köyü bütün evleri ateşe verildiği için yanarak, yine 33 kişi öldü. Sivas’ta semaha duranları yaktılar diye, orada camiden çıkanları kurşuna dizdiler, evleri yaktılar.

Ve bir tek amaç vardı, Türkiye’de bir mezhep çatışmasını tetiklemek, ,insanlar arasına nifak tohumları saçmak, kutuplaştırmak ve bu ülkeyi bir zaafiyet içinde bırakarak kolayca ele geçirmek. Sivas’ı yakan zihniyet ne kadar kara, ne kadar kötü, alçaksa; Başbağlar’ı da kurşuna dizip yakanlar aynı kötülükte, aynı alçaklıktadır. Türkiye’de Aleviler ile Sünniler, Türklerle Türkler kardeştir, onları birbirine düşürmeye çalışan kim varsa da kalleştir. Tüm Türkleri, Kürtleri, Alevileri, Sünnileri birlikte selamlıyoruz. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın Aleviler ile Sünnilerin kardeşliği.

Ve buradan bir kez daha eşit yurttaşlığa, anayasa önündeki eşitliğe, bir mezhebin bütün ihtiyaçları karşılanıyorken, diğerini görmeyen devlet anlayışına dikkati çekiyoruz; cemevleri ibadethane sayılıncaya kadar, devlet Alevilik inancını Sünnilik inancından ayırmayana kadar bu mücadelenin takipçisiyiz.

Hafta sonu, bizim Türkiye ittifakı dediğimiz, yani milli takım gol atınca sevinen, filenin sultanları kazanınca sevinen herkes milli takımı izledi. Gerçekten de hak etmiştik, çok yaklaşmıştık ama maalesef futbolun cilveleri, kendi içindeki hataları ve elbette ki milli takımıza yapılan haksızlıklar, verilen haksız ceza, futbol yerine tartışmayı başka zeminlere çekenler ve bu konuda UEFA’nın yaptığı büyük adaletsizlik sonucunda, milli takımımız son dakikaya kadar pes etmemesine rağmen kupaya veda etmek zorunda kaldı. Ama bütün takımımızı ve Türkiye’nin bütün renkelerini birlikte kucaklayan, farklılıkları Türkiye’nin gücü sayan ve milli takımı sahiplenen herkesin bu başarısını kutluyorum. Daha büyük başarıları hep beraber elde edeceğimize inanıyorum.

Hafta sonu, Sosyalist Enternasyonal’in Avrupa Komitesi’nin ilk toplantısına katıldık. Toplantıda Avrupa’da aşırı sağın yükselişini, neoliberal politikaların neden olduğu gelir adaletsizliğini ve daha pek çok konuyu ele aldık. Bir konunun altını kalın kalın çizdim. Aşırı sağ ve neoliberal politikalarla mücadelenin, gelir adaletsizliği ve yoksullukla mücadelenin reçetesi, solun ve sosyal demokratların elindedir.

Toplumu göçmenler ve göçmen olmayanlar, sağcılar-solcular, mezhepler olarak bölüp, her meseleyi başka tarafa yükleyip oradan nefret üretenler Avrupa’da güçlenerek, faşizan, 80 yıl önce Avrupa’nın kurtulduğu faşizmi hortlatarak, aşırı sağı yükseltmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında formül soldadır, sosyal demokrasidedir. Herkesi dinine, mezhebine, siyasi düşüncesine, doğduğu yere göre ayırmak değil, bu kesimlerin tamamının yoksuluna dokunmak, kimsesizlerine sahip çıkmak, güvencesizlerin hakkını korumak, yoksulların karnını doyurmaki, barınma sorunun çözmek bizim işimiz, bizim bildiğimiz bir iş.

Bunu Avrupa, dünya çok kötü deneyimler yaşadı, yeniden hortluyor, hortlamaya çalışıyor. Ama buna verilen bazı cevaplar, nerede ortaklaşmamız gerektiğini de gösteriyor. İşte 31 Mart’ta biz sizinle kavga etmeyeceğiz, emekliler, yoksullar, asgari ücretliler içi kavga edeceğiz deyip, elimizin tersiyle kimlik siyasetini, kutuplaşmayı iten, kötü sözü duymayan, dosttan ya da karşıdan gelsin her türlü polemikten uzak duran ve sadece gerçek sorunları konuşan CHP’nin 31 Mart başarısı, bugün Sosyalist Enternasyonal’in birinci gündemidir.

CHP iktidarında AKP’nin yaptığı gibi biz de sıfır atacağız. Ama onlar gibi enflasyonu yükseltip, sıfırlar sığmayınca hem paradan, hem maaştan, hem etiketten sıfır atmayacağız. Öyle 6 sıfır falan atmayacağız, bir tane sıfır atacağız. Etiketten, fiyatlardan atacağız ama maaşlardan sıfır atmayacağız. AKP’nin, MHP’nin kıymetli seçmenlerine söylüyorum; 31 Mart’ta doğru yaptınız, dürüst, çalışkan, şeffaf adaylara oy verdiniz, o günden bugüne sizi pişman etmedik, etmeyeceğiz. Gelecek seçimlerde CHP’ye Türkiye ittifakına oy verdiğinizde, 10 yıl sonra cebinizdeki paranın 10 kat değerli olduğunu göreceksiniz.

Bugünkü maaşı alıp, 4 liraya mazot kullandığınızı, 1 liraya ekmek aldığınızı, elektrik faturasının 500 lira değil 50 lira geldiğini düşüneceksiniz. Milli gelir artışı bu demektir. Biz gidip AKP’ye bunu yapalım diyoruz. Gelin vergide adalet sağlayın diyoruz. Geçici, dolaylı vergileri kaldırın, zenginlerden doğrudan vergi alın diyoruz. Onlar vatandaşı değil, yine yandaşı düşünüyorlar. Ne kadar kaçabilirler bilmiyorum, çünkü vatandaş seçim istediğini her gün daha yüksek sesle söylüyor. Yapılacak ilk seçimlerde partimiz iktidar olacak, Türkiye zenginleşecek, herkes rahatlayacak.

“Filistin’i yalnız bırakıp bu felaketin sürmesine izin vermeyeceğiz”

Şüphesiz perşembe günü sizlerin de yakalarında olacak olan, her sene yakamıza taktığımız artemisin, ölüm çiçeğini, hafıza çiçeğini bugünden yakama takmak istedim. Çünkü yarın Saraybosna’ya gidiyoruz. Bu çiçekte 11 yaprak var. Bu 11 yaprak 11 temmuz gününü sembolize ediyor. Yeşil umudu, beyaz masumiyeti temsil ediyor. Ve katliamdan 3 yıl önce Sırp kuşatmasındaki Bosna’ya ateş altında, Mostar’a ilk ziyareti genel başkanımız Deniz Baykal gerçekleştirdi. Deniz Baykal, o gün tüm dünyayı uyardı; tedbir almazsak burada büyük bir felaket, soykırım yaşanacak dedi. Deniz Bey’i dinlemediler. Aynı şimdi Filistin’e yaptıkları gibi, hepsinin bir bahanesi vardı. Ama şimdi BM 11 Temmuz’u Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Günü ilan etti. Biz, Sivas’ı, Başbağlar’ı, Srebrenitsa’yı unutturmayacağız, Filistin’i yalnız bırakıp bu felaketin sürmesine izin vermeyeceğiz.

20 Temmuz’da hep birlikte Kıbrıs’ta olacağız. Önceki dönem genel başkanlarımızla, 1974 Barış Harekatı’nda bakan olan Sayın Önder Sav ile, sağlığı el verirse Sayın Erol Çevikçe ile beraber ve yine Ayşe Ayata yani dönemin dışişleri bakanının kızıyla birlikte Kıbrıs’ta olacağız. Ayşe Hanım, barış için tatile çıkmıştı. Harekatın 50. yılında Ayşe Hanım’la bilikte adada barış, yurtta barış, dünyada barış demek üzere bir kez daha Kıbrıs’a gidiyoruz.

Buradan bir kesim gerilim yükseltmeye çalışıyor. Sayın Erdoğan’a uçakta “Çağırdınız, Özgür Bey geliyor mu?” diye sordular. O da “Birlikte gitmeyi teklif ettik. Kendi uçaklarıyla gideceklerini söylediler” demiş. Kişi kendi gibi bilir herkesi, 13 tane uçağı olunca herkesin uçağı var sanıyor. AJet’teki, THY’deki tüm uçaklar CHP’nin uçağıdır. Kendi uçağımızla gidiyoruz. İhtiyaç olursa, çok zorda kalınırsa güçlüklerle kiralanır. Ama biz bir yıl önceden beri Kıbrıs’a 1974 Kıbrıs gazisi ile birlikte gitmek için çalışıyoruz. En son 174 gazi götürmek için Kıbrıs makamlarıyla mutabakata vardık. İki gün önce gidiyoruz.

Ve gittiğimizde Kıbrıs’ın yaşayan, görev yapmış tüm başbakanlarına ve cumhurbaşkanlarına, mevcut görevdekilere, kardeş partimiz CTP’ye gidiyoruz. O yüzden burada “Erdoğan çağırdı, Özgür Özel reddetti. Onun uçağı, bunun uçağı” yok. Bir daveti reddetmek değil, çok önceden planladığımız şekilde, o davete kendi heyetimizle iki gün önceden gideceğiz. Ancak oradaki resmi törenlerde Türkiye’nin ana muhalefet partisini, CHP’nin 3. Genel Başkanı (Bülent Ecevit) ve o günden bu yana 50 yıldır Kıbrıs davasının arkasında duran partinin genel başkanı olarak gidiyoruz.

Torba yasada kadının soyadıyla ilgili bir düzenleme var. AYM 9 ay süre vermişti, süre doluyordu. Düzenleme geldi, geldi deyince herhalde kadın örgütleri önce nihayet dedi. Çünkü AYM demişti ki; ikide bir bu düzenlemeyi yapıyorsunuz, doğru değil, kadın kocasının soyadını kullanır, yanında da kendi soyadını kullanır düzenlemesi eşitlik ilkesine aykırıdır. Hangisini kullanacağına kadın karar verir. AYM böyle dedi. Bunun üzerine, AKP iptal edilen kanunu getiriyor, ancak şöyle getiriyor; bu iptal gerekçesine göre, eski kanun ‘kadın kocasının soyadını kullanır, ancak isterse kendi soyadını kullanır’daki ‘ancak’ kelimesi ‘ve fakat’ olarak değiştiriyorlar.

Yani; kadın kocasının soyadını kullanır, ve fakat kendi soyadını da kullanır. Böylelikle, kadınların bir anayasal kazanımını tekrar ellerinden almaya çalışıyorlar. Bakın biz 75 yıldır Avrupa Konseyi’ndeyiz. Dön bir bak orada bir tane var mı, kadın kocasının soyadını kullanır diyen. Hem demokratikleşmeden bahsedeceksiniz, hem de Avrupa’da hiçbir yerde kalmamış bu uygulamayı sürdürmeye çalışacaksınız ve kadının soyadına karışacaksınız. Devlet olarak sana ne, sana ne! Kadınlar kararlarını kendileri verirler. Kadının ne yiyeceğine, ne içeceğine, ne zaman nerede dolaşacağına, hangi soyadını kullanacağına sadece kadınlar karar verir.

Şimdi bu zihniyetin Milli Eğitim şubesinden birazcık bahsedelim. Yusuf Tekin… AKP’nin en çok değiştirdiği iki bakanlıktan biri. Biri Kültür Sanat, diğeri Milli Eğitim. Öğretmenlik düzenlemesinde bir değişiklik getiriyor. Ama bu sefer sadece iş bilmezlik yok, ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar. 2002’de Sayın Erdoğan çıkıp rahmetli Ecevit’e “68 bin öğretmen kardeşim var, bunları madem atamayacaktın o halde neden okuttun” dedi, o rakam şimdi 1 milyonu geçti. Önce algı yaratmaya çalıştılar, atanamayan öğretmen dediler. Sanki bir kusurları var da atanamıyorlar ya da kendileri çok istiyorlar da atayamıyorlar gibi.

Şimdi Yusuf Tekin eliyle 1 milyon  öğretmen diplomasını çalacaklar. 1 milyon öğretmenin diplomasına kapkaç yapacaklar. Ne yapacağız? Milli Eğitim Akademisi kuracağız, 1 milyon öğretmen, öğretmen sıfatını kaybedecek, öğretmen adayı olacak, bu akademiye gidecek, 2 yıl okuyacak, çalışacak, biz de ona bakacağız. 2 yıl boyunca öğretmeni izleyecek, gözleyecek, paylaşımlarına, yaşam biçimine bakacak, tercihlerini, bağlılığını, biatını sorgulayacak, ona göre karar verecek.

Peki bu akademiye kaç kişi alacak? Efendim, Maliye Bakanlığı ne kadar kadro serbest bırakacak. Maliye Bakanı bunu açıkladı, ne kadar emekli varsa o kadar serbest bırakılacağını söyledi. Bu sene 20 bin, seneye 22 bin. 1 milyon öğretmenin 22 binini akademiye alacak, kendinden olmayanı eleyecek, yandaşları atayacak. Geriye kalanlar için diyecek ki; atanmayan öğretmen kalmadı, akademi var, daha akademiyi bitirmediler. 1 milyon öğretmenin diplomasına kapkaç, yankesicilik faaliyeti yapacaklar. ‘Sen öğretmen olamadın evladım’ diyecekler. Parodi gibi. MEB ile Erdoğan yan yana durmuş, 1 milyon öğretmen yetiştirmiş YÖK, 1 milyon kişiye diploma vermiş, ‘olmadı bu çocuklar, yapamadık, şimdi bir daha eğiteceğiz’ diyor.

Mesele öğretmenin diplomasına el koymak. Ve bu, Türkiye’nin değil dünya tarihinin en büyük emek hırsızlığıdır, gelecek hırsızlığıdır, en büyük umut hırsızlığıdır. Toplamda 1 milyon öğretmen adayı kapıda, 20 bini 2 yıl boyunca fanusta. Bakalım, MEB’e uygun öğretmen mi, milli değerlere bağlı mı, Reis’imize sadık mı, selamlarken 5 parmakla mı 4 parmakla mı selam veriyor. Böyle bir anlayışı, bu kadar haksız, çağdışı anlayışı yapsa yapsa AKP yapar, Yusuf Tekin yapar. Birbirlerine 22. yılda yakıştılar. “

Paylaşın

Erdoğan İle Gelecek Partisi Arasında Kritik Temas!

Erdoğan, Gelecek Partisi Milletvekili Selim Temurci ile sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi. AK Parti kaynakları görüşmenin partiye davet olarak yorumlandığını söyledi.

AK Parti’de hala karşılığı olan isimler arasında yer alan Temurci, görüşmeyi doğrularken, görüşmenin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP listesinden seçilen Gelecek Partisi İstanbul Milletvekili Selim Temurci ile sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi.

PolitikYol’dan Altan Sancar’ın AK Parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre, Selim Temurci ile Recep Tayyip Erdoğan bayram öncesi uzun bir görüşme yaptı. Görüşme talebinin Erdoğan cephesinden geldiği öğrenilirken, görüşmenin samimi bir ortamda geçtiği belirtildi.

Görüşmede, “AK Parti’deki kan  değişimi ihtiyacı” konusuyla birlikte “öze dönüş mümkün olabilir mi ve bunun için hangi adımlar atılabilir?” konularının konuşulduğu öğrenildi.

Selim Temurci’den açıklama

AK Parti kaynakları görüşmenin partiye davet olarak yorumlandığını söylerken Selim Temurci, görüşmeyi doğrularken, görüşmenin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

AK Parti İstanbul İl Başkanı iken ayrılıp Gelecek Partisi’nin kuruluşunda bulunan Temurci, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin boşa çıkarılmasında inisiyatif almıştı. Temurci, AK Parti’de hâlâ karşılığı olan bir isimler arasında da yer alıyor.

Paylaşın

NATO Zirvesi: Erdoğan’dan “Terör Tehlikesine Dikkat Çekeceğiz” Açıklaması

NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere gideceği ABD’ye hareketinden önce açıklamalar yapan Erdoğan, Zirveden beklentimiz milli güvenlik hassasiyetleri gözeten ittifakı gözeten neticelerin elde edilmesi” dedi ve ekledi:

“Savunma sanayideki engellerin kaldırılması mühimdir. Görüşmelerde dünyada artan terör tehlikesine dikkat çekeceğiz. NATO’nun gayretlerinin artırılmasının gerektiğinin altını çizeceğiz. Ukrayna’da NATO’nun savaşın tarafı haline getirilmemesi için ilkeli duruşumuzu sürdürüyoruz. Silahların konuştuğu her gün bizim ne kadar isabetli bir yerde durduğumuzu göstermekte.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere “TUR” ile saat 10.00’da Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) başkenti Washington’a hareket etti.

Erdoğan’ı Esenboğa Havalimanı’ndan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Ankara Valisi Vasip Şahin ve diğer ilgililer uğurladı.

Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Çağatay Özdemir ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan da Washington’a gitti.

Erdoğan’ın, zirve kapsamında katılımcı bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmesi planlanıyor.

Erdoğan, hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda düzenlenen basın toplantısında soruları yanıtladı. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“Zirve’de NATO’nun savunma yapılanmasını tahkim etmek amacıyla istişarelerde bulunacağız. NATO’nun kuruluşunun 75. yıl dönümü nedeniyle Zirvemiz ayrı bir anlam taşıyor.

Zirveden beklentimiz milli güvenlik hassasiyetleri gözeten ittifakı gözeten neticelerin elde edilmesi. Savunma sanayideki engellerin kaldırılması mühimdir. Görüşmelerde dünyada artan terör tehlikesine dikkat çekeceğiz. NATO’nun gayretlerinin artırılmasının gerektiğinin altını çizeceğiz. Ukrayna’da NATO’nun savaşın tarafı haline getirilmemesi için ilkeli duruşumuzu sürdürüyoruz. Silahların konuştuğu her gün bizim ne kadar isabetli bir yerde durduğumuzu göstermekte.

Türkiye NATO’nun misyonlarına ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 ülkeden biri. İmkan ve kabiliyetler NATO’nun bel kemiği ülkelerin başında yer alıyoruz. Ortak değerlerimizin samimiyet testinden geçmekte olduğu Gazze’deki katliamları gündeme taşıyacağız. Uluslararası camianın İsrail’i durdurmakta yetersiz kaldığını vurgulayacağız. Bu meseleleri ikili görüşmelerde de ele alacağım.

KKTC, bizim nezdimizde Türk devletlerinin tam üyesi konumunda. Başta Azerbaycan olmak üzere onların yaklaşımı da bizimle aynı konuma geldi. Son Suşa zirvesinde de KKTC orada bulundu. Bundan sonra da bizler KKTC’yi tam üye noktasında nasıl taşırız gayretinde içindeyiz. Hukukumuzun olduğu Türk devletleri ile de bunu geliştiriyoruz.

Şu an itibariyle NATO’nun ilk 5 ülkesinden biriyiz. Bunu mali destek noktasında ve NATO’ya güç katma noktasında söylüyorum. Türkiye’nin durumu, 5 ülke derken laf olsun diye demiyoruz. NATO üye ülkelerinin bakışı da böyledir. NATO’daki konumumuzu güçlendirerek devam ettiriyoruz. Yeni genel sekreterin oraya gelişinde Türkiye’nin rolü üst düzeyde oldu. Kendisi ile Amerika’da ayrıca görüşmemiz olacak.

“Filistin konusunda istediğimizi alamadık”

NATO ile İsrail Filistin konusunda istediğimizi alabilmiş değiliz. Şu anda ABD’deki görüşmelerimizde inşallah bunları tekrar gündeme getirip beklediğimiz neticeyi alırız. Görüşmelerle birlikte kendilerini bu noktada da uyaracağız.

Doha’da ciddi görüşmeler oldu. O gün uçakla dönüş yaparken MOSSAD başkanı da Doha’ya gitmişti. Bazı adımlar atılmıştı. O adımlar noktalanmadı. Sabırla takip ediyoruz.”

Paylaşın