Bülent Arınç’tan Can Atalay Çıkışı: Vekilliği Önünde Hiçbir Engel Kalmamıştır

Bülent Arınç, Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesini yok hükmünde sayan Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a dikkat çeken bir çağrıda bulundu. 

Haber Merkezi / Geçmişte Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliklerinin iadesi örneklerine işaret eden Arınç, “Sayın Numan Kurtulmuş, (…) Bugün önemli bir kararla karşı karşıyasınız. Bana düşen sizi dostça ikaz ederek Sayın Can Atalay’ı meclise davet edip ant içmesini temin etmenizdir” dedi ve ekledi:

“Bu kişi seçildi, mazbatasını aldı. Meclise geldi, meclis komisyonlarına seçildi fakat ant içmesi mümkün olmadı. Şu anda yasama görevine katılamıyor. Anayasa Mahkemesi’nin bu kadar kesin ve kati kararlarına karşı direnmenin hiçbir haklı gerekçesi yoktur.”

AYM geçen hafta aldığı kararda, TİP Milletvekili Atalay’ın TBMM Genel Kurulunda Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı okunarak milletvekilliğinin düşürülmesi ile fiili (de facto) bir durum oluşturulduğuna hükmetmiş ve “Bu fiili durum hakkında Anayasa Mahkemesi’nce karar verilmesi mümkün değildir” ifadesini kullanmıştı. Mahkeme, “Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptali talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmişti.

CHP 2 Şubat tarihinde Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali için AYM’ye başvuruda bulunmuştu.

Muhalefet partileri bugün Can Atalay’ın durumunun görüşülmesi için TBMM’yi 16 Ağustos’ta olağanüstü toplantıya çağıran bir ortak önerge vermişti. CHP, DEM Parti, TİP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Emek Partisi ve Saadet Partisi’nin düzenlediği ortak basın toplantısında “Bu ayıbın Türkiye üzerinden derhal kaldırılması gerek” mesajına vurgu yapmıştı.

AK Parti’nin kurucularından ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, sosyal medya hesabı üzerinden, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a ‘Can Atalay’ için dikkat çeken bir çağrıda bulundu. Arınç, çağrısında şu ifadeleri kullandı:

“Anayasa hükümleri gayet açıktır ve bu anayasa bugün uygulanmak üzere yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarıyla ilgili bu kurumların verdikleri kararları uygulamak mecburiyeti de hemen hemen ilgili her maddesinde yazılıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımız 10 yıldan beri Cumhurbaşkanlığı görevinde. 2014 yılından bu yana bu anayasaya göre seçiliyor, bu anayasaya göre ant içiyor ve bu anayasaya göre YÖK ve HSK üyelerini atıyor, yargıtay başsavcısını ve Anayasa Mahkemesi üyelerini seçiyor.

Anayasada kendine tanınan bütün hak ve yetkileri kullanıyor. Birkaç yıl öncesine kadar biz hem 90. madde hem 148’den 153. maddelerine kadar Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına, AİHM kararlarına uymayı kendimize bir vecibe biliyorduk.

Şimdi Anayasa Mahkemesi’nin defaatle verdiği kararlar ortada; ki en son 10’a 4 bir karar vermiş görünüyor ve o 4 üyenin de esastan bir itirazları yok, usulden itirazları var. Durum böyle iken Can Atalay’ın tekrar milletvekili olabilmesi için önünde hiçbir engel kalmamıştır. Bunun uygulanması gerekir. Çünkü bu anayasaya göre bu kararlar uygulanmalıdır.

Geçmişte Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu konularında mevcut olan düşüncelerim bugün de aynen devam ediyor. Bu yüzden Sayın TBMM başkanımıza seslenmek istiyorum. Sayın Numan Kurtulmuş, değerli meclis başkanımız; sizi geçmişten bu yana tanır, sever ve takdir ederim. Sizinle birlikte siyaset yaptık. Siz ayrıca iki siyasi partinin genel başkanlığı da yaptınız.

Aileniz, ilmî birikiminiz, taşıdığınız unvan, örnek bir aile olmanız ve meclisimizi de bugüne kadar onurlu bir şekilde temsil etmeniz konusunda sizleri her zaman takdir ettim. Bugün önemli bir kararla karşı karşıyasınız. Bana düşen sizi dostça ikaz ederek Sayın Can Atalay’ı meclise davet edip ant içmesini temin etmenizdir. Bu kişi seçildi, mazbatasını aldı. Meclise geldi, meclis komisyonlarına seçildi fakat ant içmesi mümkün olmadı.

Şu anda yasama görevine katılamıyor. Anayasa Mahkemesi’nin bu kadar kesin ve kati kararlarına karşı direnmenin hiçbir haklı gerekçesi yoktur.

Hatırlayacaksınız, 2013 yılında Başbakan Yardımcılığım döneminde Kemal Aktaş isimli HDP’li bir milletvekili 1 yıl 8 aylık mahkumiyetinin kesinleşmesi karşısında mecliste ceza hükmü okunacak ve milletvekilliği sona erecekti. Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesine göre Nevruz’da yaptığı bir konuşma vesilesi ile bu cezayı almıştı. Söz konusu konuşmada da AİHM kararlarına göre hiçbir suç unsuru yoktu.

Dolayısıyla Sayın Başbakanımızın görüş ve talimatlarını alarak kendi aramızda bu kanunun ilgili maddesini, “Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi…” şeklinde AİHM kararlarına uygun olarak değiştirdik. Kemal Aktaş’ın kararının TBMM’de okunmasını da Sayın Cemil Çiçek’ten rica ederek 4-5 ay geciktirdik. Sayın Başbakanımızın çok doğru bir kararı ile bu madde değiştirildi ve o günden bugüne de yürürlükte kaldı.

Geçmişte bir milletvekilliğinin düşürülmesine bu şekilde karşı çıkmışken bugün neredeyse rutin bir olay gibi milletvekilliklerinin düşürülmesi vesilesiyle siyaset kurumunun zedelendiğini, siyasetçinin yıprandığını ve bu kurumun çok büyük yara aldığını düşünmekteyim.

Sayın TBMM Başkanım; lütfen kendi iradenizle, hukuk düşüncenizle, siyasî birikiminizle bu işi daha fazla uzatmadan çözüme kavuşturalım. Bu onurlu işi bir başkasına havale etmeyelim.

Unutmayalım ki sizin de çok değer verdiğinizi bildiğim Or. Prof. Ali Fuat Başgil’in şu sözlerini hatırlatmakta fayda görüyorum: “En iyi anayasa uygulanan anayasadır, en kötü anayasa uygulanmayan anayasadır.”

Paylaşın

MHP’den CHP’ye “Can Atalay” Tepkisi

TBMM’de Can Atalay için yapılacak ‘Olağanüstü Toplantı Çağrısı’na ilişkin açıklamalarda bulunan MHP’li Semih Yalçın, CHP’yi eleştirerek, “CHP; boş tenekenin çok ses çıkardığı gibi, beyhude işlerle uğraşıp kavga çıkarmayı siyaset yöntemi hâline getirmiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “CHP; hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni siyasi emellerine vasıta kılmaya cüret etmekte, hem de kamuoyunu gürültüye boğarak ülkemize vakit kaybettirmektedir. Ayrıca terörizme gönüllü hizmet veren bir kişi için olağanüstü toplantı daveti, yüce parlamentomuzun mehabetine yakışmamaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Dem’lenmiş CHP’nin siyasi ayak oyunlarına gelmeyeceğiz.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, TBMM’de Can Atalay için yapılacak ‘Olağanüstü Toplantı Çağrısı’yla ilgili sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu. Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bilindiği üzere TBMM, Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesince verilen kararın görüşülmeye açılması için CHP tarafından 16 Ağustos günü saat 14.00’te olağanüstü toplantıya çağırılmıştır. Bir milli güvenlik sorunu olarak gördüğümüz Anayasa Mahkemesi kararları hakkında partimizin görüşü daima açık ve net olmuş; verilen kararlar Türk hukuk sistemine sürülmüş kara bir leke olarak görülmüştür. Anayasa Mahkemesi yetki alanının dışına çıkarak TBMM’ye ve diğer yüksek yargıya parmak sallamaya devam etmektedir.

Bizce teröriste hak ihlali kararı veren bir mahkeme Türk milletinin mahkemesi olamaz, bunun adına da adalet denilemez. Üstelik Türkiye’nin bunca önemli meselesi varken, gerek Rusya-Ukrayna çatışması ve gerekse İsrail’in hem Filistinlilere hem bölge ülkelerine yönelik alçakça saldırıları sürerken, bu yüzden bütün Ortadoğu ve hatta dünya diken üstündeyken, Can Atalay gibi bir vatan haininin durumuyla Türkiye’nin gündemini işgal etmek, fevkalade abestir ve yanlıştır. CHP, bir bardak suda fırtına koparmaya çalışmaktadır.

CHP; boş tenekenin çok ses çıkardığı gibi, beyhude işlerle uğraşıp kavga çıkarmayı siyaset yöntemi hâline getirmiştir. CHP; hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni siyasi emellerine vasıta kılmaya cüret etmekte, hem de kamuoyunu gürültüye boğarak ülkemize vakit kaybettirmektedir. Ayrıca terörizme gönüllü hizmet veren bir kişi için olağanüstü toplantı daveti, yüce parlamentomuzun mehabetine yakışmamaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Dem’lenmiş CHP’nin siyasi ayak oyunlarına gelmeyeceğiz. Her ne kadar TBMM başkanlığı toplantı çağrısına henüz cevap vermemiş olsa da Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu maksatlı ve kötü niyetli olağanüstü toplantı çağrısına itibar etmeyeceğiz ve 50 milletvekilimizle birlikte toplantıya katılmayacağız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Paylaşın

İktidardan “Instagram” Açıklaması: Bir Noktaya Kadar Geldik

Erişim engeli getirilen Instagram’a ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Dün arkadaşlar tekrar değerlendirdi, bir noktaya kadar geldik. Biz de gerçekten bir an önce çözelim istiyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Uraloğlu, erişim engeli getirilen Roblox ile ilgili ise “Bir çocuk oyun portalının engellenmesiyle ilgili Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin aldığı karar gereğini biz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olarak yapmak noktasındaydık. Biz orada sadece kararı uygulama noktasında olduk” ifadelerini kullandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, oyun platformu Roblox’un ve sosyal medya platformu Instagram’ın erişime kapatılmasına ilişkin açıklama yaptı. Instagram’a ilişkin görüşmelerin sürdüğünü açıklayan Abdulkadir Uraloğlu, “Dün arkadaşlar tekrar değerlendirdi, bir noktaya kadar geldik. Biz de gerçekten bir an önce çözelim istiyoruz” dedi.

Bakan Uraloğlu, erişim engeli getirilen Roblox ile ilgili ise “Bir çocuk oyun portalının engellenmesiyle ilgili Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin aldığı karar gereğini biz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olarak yapmak noktasındaydık. Biz orada sadece kararı uygulama noktasında olduk” ifadelerini kullandı.

“Dijital faşizme hep birlikte dur demeliyiz”

Gün içerisinde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’de konuya ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. Yusuf Tekin açıklamalarında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Günümüz dijital çağında, çocuklarımızın güvenliği ve sağlıklı gelişimi her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Okullarımızın, öğretmenlerimizin ve eğitim öğretim ortamlarımızın yanında bilhassa sosyal medya mecraları da evlatlarımızın gelişiminde etkilidir.

Bakanlık olarak, çocuklarımızın dijital dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunması ve dijital bağımlılığın önüne geçilmesi için çeşitli önlemler almaktayız.

Son yıllarda, sosyal medya platformları ve çevrim içi oyunlar, çocuklarımızın zamanının büyük bir kısmını almaktadır. Bu platformlar, öğrencilerimizin sosyal, akademik ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek içeriklere ev sahipliği yapabilmektedir. Özellikle Instagram ve Roblox gibi popüler platformlar, çocuklarımızın dijital bağımlılığa sürüklenmesine ve dijital faşizm olarak adlandırabileceğimiz kontrolsüz içeriklerle karşılaşmasına neden olabilmektedir.

Hiç kuşku yok ki, dijital medya platformlarının evrensel hukuka, iç hukuka ve geleceğe dair sorumluluklarımıza saygı duyması elzemdir. Unutmayalım ki, evlatlarımızı sosyal medya araçlarının #DijitalFaşizm’inden korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. DijitalFaşizme hep birlikte dur demeliyiz!”

Paylaşın

“Zorlu Enerji, İsrail’e ‘Ucuz Elektrik’ Sağlıyor” İddiası

Zorlu Enerji’nin yüzde 25 hissesine sahip olduğu Dorad Energy’nin yönetim kurulu, İsrail ordusuna enerji sağlanması yönündeki sözleşmeyi oy birliği ile yenileme kararı aldı.

Konuya dair İsrail Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, şirket ile 2004 yılında uzun dönemli bir anlaşma yapıldığı hatırlatılarak sözleşmenin yenilenmesinden ziyade bir fiyat güncellemesine gidildiği belirtildi.

Kudüs merkezli Jerusalem Post gazetesinin haberine göre; Zorlu temsilcilerinin de yer aldığı Dorad Energy Yönetim Kurulu Temmuz ayında yaptıkları toplantıda İsrail ordusuna enerji sağlanması yönündeki sözleşmeyi oy birliği ile yenileme kararı aldı.

Konuya dair İsrail Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada ise şirket ile 2004’te uzun dönemli bir anlaşma yapıldığı hatırlatılarak sözleşmenin yenilenmesinden ziyade bir fiyat güncellemesine gidildiği belirtildi. Bakanlığa göre şirket artık İsrail ordusuna daha ucuza enerji sağlıyor.

Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan bilgiye göre Zorlu Holding iştirakı Zorlu Enerji, Dorad Energy’nin yüzde 25 hissedarı konumunda.

Türkiye Nisan ayında 54 ürün grubunda İsrail’e ihracat kısıtlaması getirmiş, bunu Mayıs ayında topyekûn ticaret yasağı izlemişti. O dönem Ticaret Bakanı Ömer Bolat yaptığı bir konuşmada, “2 Mayıs itibarıyla Türkiye’den İsrail’e ihracat ve ithalat anlamında herhangi bir ticaret yapılmamaktadır. Filistin’le ticaretimiz açıktır. İsrail, Türkiye’nin bu kararından sonra, gerek enflasyon artışı, gerekse hızlı şekilde mal bulamama gibi ciddi sıkıntılar çekti” demişti.

Mayıs sonunda Zorlu Enerji her birine yüzde 42,15 ile ortak olduğu İsrailli Ezotech, Solad ve Adnit şirketlerindeki hisselerini satma kararı aldığını açıklamıştı. Zorlu “yenilenebilir enerji projelerine odaklanmak amacıyla” bu yönde adım attığını açıklarken Dorad’daki paylarına ilişkin bir adım atmamıştı.

TOGG’un ortakları arasında

Jerusalem Post haberinde “İsrail ve Türkiye arasındaki karşılıklı sert açıklamalara rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakın iş adamı İsrail ordusuna elektrik sağlıyor, Savunma Bakanlığı fonları bir Türk şirketine gidiyor” ifadeleri yer aldı. Ayrıca İsrail basınında ülkenin en büyük enerji santrallerinden birinin Türkiye ortaklı olması “yaşanabilecek stratejik riskler” bağlamında sorgulandı.

Hukuki olarak bir İsrail şirketi olan Dorad Energy’nin büyük ortağı da İsrail devleti.

Halihazırda Sektör Başkanı unvanıyla şirket üst yönetiminde bulunan dönemin Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, Aşkelon’da kurulu santralin açıldığı 2014 yılında “İsrail’in enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 6’sını şu anda tek başımıza karşılayabilecek durumdayız” demişti.

Zorlu Holding, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önemsediği yerli otomobil TOGG projesinin de ortakları arasında.

Zorlu Enerji’den açıklama

Zorlu Enerji Grubu, Gazze sınırına 7 kilometre uzaklıkta faaliyet yürüten Dorad Doğal Gaz Santralini portföylerinden çıkarmak üzere çalışmalarını sürdürdüklerini duyurdu. Zorlu Enerji’nin yüzde 25 hissesinin olduğu Dorad Gaz Santrali’nde “hiçbir karar alma ve aldırma” yetkisinin olmadığı vurgulanan açıklaması şöyle:

“İsrail kanunları uyarınca yönetilen Santralde, diğer ortakların çoğunluk oluşturarak aldığı herhangi bir karar üzerinde de etkili olmamız mümkün olmamaktadır. Ashdod ve Ramat Negev Doğal Gaz Santrallerinde gerçekleştirdiğimiz devirler gibi Dorad Santralindeki hisselerimizi de yatırımcılarımız başta olmak üzere tüm paydaşlarımızı gözeterek portföyümüzden en kısa sürede çıkarmak üzere çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Gelişmeleri eksiksiz ve zamanında kamuoyu ile paylaşacağız.

Otuz yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren ve ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınma planlarına enerji sektörü gibi stratejik bir alanda hizmet eden şirketimize ve grubumuzun diğer şirketlerine yönelik itham ve yorumların bu çerçevede sağduyuyla değerlendirilmesini arzu ediyoruz. Özellikle sivil ve masum insanların yaşadıklarından dolayı tüm ülkemiz gibi son derece üzüntü duyuyor, bir an önce barışa kavuşulmasını gönülden diliyoruz.”

Paylaşın

En Çok Hangi Partinin Seçmeni Instagram’ı Kullanıyor?

ASAL Araştırma, son anketinde parti seçmenlerin sosyal medya tercihlerini analiz etti. AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti, İYİ Parti seçmeninin ilk tercihi Instagram oldu.

Seçmeni en çok Instagram kullan ilk üç parti ise sırasıyla İyi Parti, Dem Parti ve MHP.

ASAL Araştırma, önce Instagram, ardından Roblox adlı oyun platformuna getirilen erişim engeli dolayısıyla sosyal medya uygulamalarından en çok hangilerinin kullanıldığını inceledi. En çok kullanılan uygulama Instagram olurken, anket partiler bazındaki verileri de ortaya koydu.

Katılımcıların yüzde 30,5’i “Instagram” derken, yüzde 20,3’ü “Facebook” dedi. X (Twitter) diyenlerin oranı yüzde 18,6 olurken, YouTube diyenler de yüzde 14 oldu.

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı ve AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın dün “Türkiye için bir ulusal güvenlik meselesidir” dediği Tiktok’un ismini verenler ise sadece yüzde 7,4.

Ankette parti seçmenlerinin de sosyal medya tercihleri analiz edildi. AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti, İYİ Parti seçmeninin ilk tercihi Instagram oldu. Seçmeni en çok Instagram kullan ilk üç parti de sırasıyla İyi Parti, Dem Parti ve MHP.

AK Parti seçmeninin de en çok kullandığı uygulamanın Instagram çıkması dikkat çekti. Partiler arasında seçmeni en çok TikTok kullanan parti ise CHP oldu.

Paylaşın

“Meclis 16 Ağustos’ta ‘Can Atalay’ İçin Toplansın” Çağrısı

TBMM’nin Can Atalay için toplanması çağrısında bulunan TİP adına konuşan Ahmet Şık, “15 Ağustos’ta Filistin özel oturumu için toplanacak Meclis. Mahmud Abbas geldiğinde Filistin’de yaşanan soykırımın, katliamın, zulmün önünü kapatacak, bunu gölgeleyecek herhangi bir tartışma açılmaması için sadece Filistin meselesinin gündem olması için 16 Ağustos’a karar kıldık Can Atalay’ın da önerisiyle” dedi ve ekledi:

“Burada tartıştığımız şey Can Atalay’ın vekil olup olmadığı değil, Türkiye’de hukuk ve demokrasi normlarının egemen olup olmayacağına dair bir tartışma. Umut ediyorum yeni yasama döneminde Can Atalay burada hem bu iktidarın rezilliklerini teşhir edecek hem de Hatay halkının sorunlarını hem Meclis hem de Türkiye’nin gündemine taşıyacak.”

Anayasa Mahkemesinin (AYM), Türkiye İşçi Partisinden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin “yok hükmünde” kararının ardından muhalefet partileri, verdikleri ortak dilekçe ile TBMM Genel Kurulu’nu 16 Ağustos Cuma günü saat 14.00’te olağanüstü toplanmaya çağırdı.

Dilekçede CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkan Vekilleri Murat Emir, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır, DEM Parti Grup Başkan Vekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, Saadet Partisi Grup Başkan Vekilleri Selçuk Özdağ ve Bülent Kaya, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, DEVA Partisi Milletvekili İdris Şahin, Demokrat Parti Milletvekili Cemal Enginyurt ve Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca’nın da imzaları yer aldı.

Toplantı çağrısının gerekçesinde Yargıtay ile AYM arasında ihtilaf doğduğuna dikkat çekilerek AYM kararlarına rağmen Can Atalay’ın hürriyetinden mahrum bırakılmaya devam edildiği vurgulandı.

Meclis’te 15 Ağustos’ta AKP’nin çağrısıyla, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın katıldığı bir olağanüstü oturum yapılacak. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Can Atalay için talep edilen olağanüstü görüşme için 16 Ağustos tarihini önermişti. Kurtulmuş ile görüşen TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise Meclisin AYM kararı doğrultusunda değil, başka bir gündemle toplanmasını uygun bulmadıklarını belirterek, şunları söylemişti: “Meclis’te temsil edilen partilerin tümüyle görüşmeler gerçekleştirildi. Takvim tartışması var. Bizim beklentimiz Mahmud Abbas’ın konuşma yapacağı 15 Ağustos’tan önce Meclis’in toplanması.”

“Çağrı metni Meclis Başkanlığına teslim edildi”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, muhalefet partilerinin temsilcileriyle birlikte Mecliste yaptığı açıklamada, “Meclis Başkanı en geç 7 gün içerisinde TBMM’yi toplantıya çağırmak zorundadır” dedi ve “Bu ayıbın Türkiye’nin üzerinden derhal kaldırılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Günaydın şunları dile getirdi: “Silivri’de tutularak adeta milletvekilliği gasbedilen Hatay Milletvekili Sayın Şerafettin Can Atalay’ın AYM kararı sonrası durumunun görüşülmesi ve uygun bir karar bağlanması amacıyla TBMM’yi 16 Ağustos günü saat 14.00’te toplantıya çağırmak üzere imzalarımızı ve çağrı metnimizi TBMM Başkanlığına teslim etmiş bir heyet olarak karşınızdayız.

CHP, DEM Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti, TİP ve EMEP’in temsilcilerinin genel başkan, grup başkan vekili ve milletvekili düzeyinde imzaları ile bu çağrı metni Meclis Başkanlığına teslim edilmiş bulunuyor.

AYM’nin hak ihlali kararı vermesi ve arkasından yeniden yargılama amacıyla dosyayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesinden sonra, teammüllere ve hukuka tümüyle aykırı olarak tek imzalı şekilde Yargıtay’a gönderilen karar ve Yargıtayın yasamaya adeta parmak sallayarak, sen nasıl benim kararımı okutmazsın diyerek, AYM’yi terör örgütleriyle söz ve eylem birliğinde olmakla suçlayarak, üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına yönelik kararı maalesef 31 Ocak 2024 tarihinde TBMM’de okundu ve Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürüldüğü ilan edildi.

Tam 2 gün sonra AYM’ye verdiğimiz dilekçede TBMM’nin bu kararının yok hükmünde olduğunu ve her halükarda bunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ettik. Bu dilekçemizden yalnızca 20 gün sonra 22 Şubat 2024 tarihinde AYM, TBMM kararının yok hükmünde olduğunu tespit etti ve Yargıtay kararının kesin hüküm niteliğinde olmadığını ifade etti.

Anayasa’nın 153’üncü maddesi çok açık bir hükme sahip: AYM kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır, diyor. Peki 22 Şubat tarihinde verilmiş olan AYM kararının yayımlanması için neden beş buçuk ay beklendi ve TBMM’nin kapanmasından hemen sonra 1 Ağustos 2024 tarihli Resmi Gazete’de bu karar yayımlandı? Bu bile Türkiye’nin nasıl bir adeta planlanmış hukuk kumpası ile karşı karşıya bulunduğunun çok açık bir göstergesidir.

Biz bugün AYM’nin kararı sonrasında bir kesin hükmün bulunmadığına yönelik de tespitinin neticesinde Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmediğini, 14 Mayıs’tan bu yana devam ettiğini düşünüyoruz. Hukuk bunu söylüyor. Bu çerçevede diyoruz ki 16 Ağustos tarihinde saat 14.00’te TBMM’yi lütfen çağırın ve bu görüşmeyi yapın. Bu Meclis Başkanı açısından bir takdir yetkisi değil bir bağlı yetkidir. Çünkü Meclisi tatil döneminde toplantıya çağırma yetkisi, Cumhurbaşkanı’na, Meclis Başkanı’na ve üye tam sayısının 5’te 1’i kadar milletvekiline verilmiştir. Biz çok daha fazla milletvekilinin imzasıyla bu başvuruyu yapmış bulunuyoruz. Meclis Başkanı en geç 7 gün içerisinde TBMM’yi toplantıya çağırmak zorundadır.

Bu görüşmenin sonucunda umuyor ve diliyoruz ki hukuka uygun davranılır. Bu mesele yalnızca bir milletvekilliği meselesi olmaktan çıkmış, adeta Türkiye’nin demokratik düzeninin ve anayasal çerçevesinin ihlal edildiği bir noktaya getirilmiştir. Bu ayıbın Türkiye’nin üzerinden derhal kaldırılması gerekmektedir. Biz bu bağlamda 16 Ağustos tarihli görüşmeden Türkiye’nin anayasal düzenine ve hukuk çerçevesine uygun bir kararın çıkmasını bekliyoruz.”

Ahmet Şık ise şunları kaydetti: 15 Ağustos’ta Filistin özel oturumu için toplanacak Meclis. Mahmud Abbas geldiğinde Filistin’de yaşanan soykırımın, katliamın, zulmün önünü kapatacak, bunu gölgeleyecek herhangi bir tartışma açılmaması için sadece Filistin meselesinin gündem olması için 16 Ağustos’a karar kıldık Can Atalay’ın da önerisiyle.

Burada tartıştığımız şey Can Atalay’ın vekil olup olmadığı değil, Türkiye’de hukuk ve demokrasi normlarının egemen olup olmayacağına dair bir tartışma. Umut ediyorum yeni yasama döneminde Can Atalay burada hem bu iktidarın rezilliklerini teşhir edecek hem de Hatay halkının sorunlarını hem Meclis hem de Türkiye’nin gündemine taşıyacak.

“Anayasal suç işlendi”

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de şöyle konuştu: “Meclis’i 16 Ağustos’ta sevgili Can için toplantıya davet ediyoruz. Hem Can Atalay için hem de şu anda cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklar için aslında Meclis üzerine düşen görevi yapsın diye bu daveti bir kez daha yineliyoruz. Can Atalay’ın vekilliğinin düşürüldüğü gün Meclis’teki tüm konuşmalarımızda ‘Anayasa’yı ihlal edemezsiniz, ederseniz bu bir anayasal suç olur’ dedik.

13. Ağır Ceza anayasal bir suç işledi. Yargıtay 3. Dairesi Anayasa suçu işledi. Yetmedi Meclis’te o gün Can Atalay’ın vekilliği düşürülerek, bir kez daha hiç eşi benzeri görülmemiş bir şekilde Anayasal suç işlendi. Gözümüzün içine baka baka Meclis Başkanı o metni okudu, bu suçu işlemiş oldu. Şimdi bu suçu ortadan kaldırma olanağı var. 16 Ağustos’ta toplanarak bu kara lekeyi, hukuk katliamını en azından bir nebze ortadan kaldırabiliriz.”

Saadet Partili Bülent Kaya, şu değerlendirmeyi yaptı: “Saadet- Gelecek grubu olarak biz de bu antidemokratik süreçlerde demokrasiden ve hukuktan yana olduğumuzu kayda geçirmek üzere 16 Ağustos’ta TBMM’nin genel görüşme talepli olarak olağanüstü toplantıya çağrılma talebine imza attık. Anayasayı görmezden gelerek yeni bir anayasa tartışması başlatmanın da beyhude olduğunu ifade ediyorum.”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili İdris Şahin, daha önce de benzer durumlar yaşandığını ve AYM kararının bağlayıcı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa’nın değiştirilemez maddelerinin başında bu son derece açık bir şekilde yazılımış. Biz her ne kadar can çekişse de bu ülkede hala bir hukuk sisteminin var olduğuna, hukukun az da olsa işlediğine yürekten inanıyoruz. Şu an itibarıyla parlamentoya çok büyük bir yük düşüyor. Geçmişte bu uygulamalar olmasa, ilk defa bir konu önüne gelmiş olsa ve Numan Bey nasıl davranacağını bilemese anlarım ama biz geçmişte bunları yaşadık.

24. dönemde hep birlikte örneklerini gördük. Engin Alan davasında AYM’nin vermiş olduğu kararda MHP grubu nasıl bir refleks göstermişti, AYM’yi nasıl kutsamıştı. Can Atalay kararının da uygulanmaması gerektiğini söylemiştik ancak AYM kararlarına takla attırmak suretiyle bu parlamentoda Meclis Başkanı dışarıdayken Bekir Bozdağ’a okutarak Can Atalay milletvekilliği düşürülmüş gibi gösterdi. Ama yanlış hesap Ahlatlıbel’de AYM’den döndü. Biz de burada olayı sadece Can Atalay meselesi olarak görmüyoruz, hepimizin üst çatı organı olan hukuk sistemimiz, Anayasa’ya sadakat için çaba gösteriyoruz.”

Ne olmuştu?

TBMM Genel Kurulu’nda Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı okunarak Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin AYM’nin kararının gerekçesi Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. Kararda, Can Atalay ile ilgili kesin bir mahkumiyet kararı içermediği açık olan kararlara yer verilen Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin yazısının, TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla, milletvekilliğinin düşmesine yönelik işlem tesis edilerek fiili (de facto) bir durum oluşturulduğu ifade edilmişti.

AYM, “Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptali talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmişti.

Paylaşın

Türkiye’de Her Beş Çocuktan Biri Yeterli Beslenemiyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Sosyal ve Ekonomik Destek programının raporuna göre, maddi durumu kötü ailelere yapılan yardımdan yararlanan çocuk sayısı 172 bine dayandı.

Yardım 2012’de 37 bin 295 çocuk ile başlamıştı. 2020’de 129 bin olan yardımdan yararlanan çocukların sayısı, 2023 yılı sonu itibarıyla 164 bin 995’e ulaştı. 2024’ün ilk 6 ayı itibarıyla ise 171 bin 895’e yükseldi.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre; Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalamalarına göre çocuklarda yoksulluğun en yüksek olduğu ülkelerden biri. Türkiye’de beslenme ve gıda krizinden doğrudan etkilenen şiddetli yoksulluk içinde 6.5 milyon çocuk var; her beş çocuktan biri yeterli ve besleyici gıdaya erişemiyor, her dört çocuktan biri ise okula aç gidiyor.

Çocuklar için 3 öğün dengeli beslenme öneren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verileri ise açlık ve yoksulluğun tırmandığını ortaya koydu. Bakanlığın Sosyal ve Ekonomik Destek programının raporuna göre yaşamını sürdürmekte dahi güçlük çeken ailelere yapılan yardımdan yararlanan çocuk sayısı 172 bine dayandı. Yardım 2012’de 37 bin 295 çocuk ile başlamıştı.

2020’de 129 bin olan yardımdan yararlanan çocukların sayısı, 2023 yılı sonu itibarıyla 164 bin 995’e ulaştı. 2024’ün ilk 6 ayı itibarıyla ise 171 bin 895’e yükseldi. Çocuklar için yapılan ödemeler de ihtiyaç sahipleri arttıkça katlandı. Özellikle 2022 ve 2023’te olağanüstü miktarlarda arttı.

2018 yılında bakanlık 1 milyar 96 milyon lira, 2019’da 1 milyar 389 milyon lira, 2020’de 1 milyar 639 milyon lira, 2021’de 1 milyar 959 milyon lira, 2022’de 3 milyar 497 milyon lira, 2023’te 6 milyar 835 milyon lira yardım ödemesi yapıldı. Bu yılın sadece ilk altı ayında 5 milyar 287 milyon 894 bin 961 lira yardım dağıtıldı. Yıl sonunda rakam yine katlanacak.

Yıllara göre yardım alan çocuk sayısı şöyle oldu:

2018: 122 bin 489
2019: 129 bin 422
2020: 129 bin 422
2021: 140 bin 275
2022: 157 bin 248
2023: 164 bin 995
2024: 171 bin 895 (İlk 7 ay).

Paylaşın

CHP Sokağa İniyor: Yoksulluğun Tek Nedeni AKP

CHP kurmayları, “CHP iktidarında ekonomi politikası nasıl olacak?” sorusunun yanıtlarını içeren bir çalışma hazırlandığını belirtiyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve adaletsiz vergi politikası başta olmak üzere, Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik yol haritasının da hazırlandığı kaydediliyor.

Toplumun dezavantajlı kesimlerinin sorunlarını daha fazla gündemde tutulacağını ifade eden CHP kurmayları, “Yoksulluğun tek nedeni AKP’nin kamu kaynaklarına yönelik hoyrat tutumu ve yanlış ekonomi politikasıdır. Bunu halka anlatacağız” diyor.

CHP’nin “sokakta siyaset” politikası “tematik mitinglerin” yanı sıra kent gezileri ile sürdürülecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin de aralarında olduğu CHP’nin ekonomi kurmayları, yeni yasama yılı ile birlikte il il dolaşacak. Ekim ayında gerçekleşmesi beklenen kent ziyaretlerinde yurttaşların sorunları dinlenecek.

Yurttaşların yanı sıra sanayicilerin, esnafın ve çiftçilerin sorunlarını da dinleyecek olan CHP, meslek birlikleri ile odaları da ziyaret edecek. CHP’nin ekonomi kurmayları, sorunlara yönelik çözüm önerilerini anlatacak.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nin ardından düzenlenen hemen her ankette CHP’nin birinci parti olarak göründüğünü vurgulayan CHP kurmayları, “CHP iktidarında ekonomi politikası nasıl olacak?” sorusunun yanıtlarını içeren bir çalışma hazırlandığını belirtiyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve adaletsiz vergi politikası başta olmak üzere, Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik yol haritasının da hazırlandığı kaydediliyor.

Toplumun dezavantajlı kesimlerinin sorunlarını daha fazla gündemde tutulacağını ifade eden CHP kurmayları, “Yoksulluğun tek nedeni AKP’nin kamu kaynaklarına yönelik hoyrat tutumu ve yanlış ekonomi politikasıdır. Bunu halka anlatacağız” diyor.

CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre, CHP idaresindeki belediyeler de Genel Merkez tarafından sıkı takipte olacak. CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, bu kapsamda her ay bir il belediyesinde toplantı yapacak. Toplantılarda, belediyelerin icraatları ve yeni döneme yönelik yapılacak çalışmalar masaya yatırılacak.

CHP, yurttaşın gündem maddeleri arasında ilk sırada yer alan eğitim alanında da daha aktif rol alacak. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş da yaz boyunca 30 ili dolaşacak ve eğitim ile ilgili halk buluşmaları düzenleyecek. CHP, 24 Ağustos’ta ise Antep’te, “Fıstık mitingi” gerçekleştirecek. CHP Lİderi Özgür Özel, Antep mitingi öncesi Diyarbakır, Batman ve Mardin’i ziyaret edecek.

Paylaşın

Instagram Ve Roblox Ne Zaman Açılacak? Bakandan Açıklama

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Roblox ve Instagram’ın erişime kapatılmasına ilişkin, dijital çağda, çocukların güvenliği ve sağlıklı gelişiminin her zamankinden daha büyük bir önem taşıdığını söyledi.

Haber Merkezi / Yusuf Tekin, bakanlık olarak çocukların dijital dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunması ve dijital bağımlılığın önüne geçilmesi için çeşitli önlemler aldıklarını ifade etti ve ekledi: Unutmayalım ki, evlatlarımızı sosyal medya araçlarının dijital faşizminden korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Dijital faşizme hep birlikte dur demeliyiz.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, oyun platformu Roblox’un ve sosyal medya platformu Instagram’ın erişime kapatılmasına ilişkin, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yusuf Tekin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Günümüz dijital çağında, çocuklarımızın güvenliği ve sağlıklı gelişimi her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Okullarımızın, öğretmenlerimizin ve eğitim öğretim ortamlarımızın yanında bilhassa sosyal medya mecraları da evlatlarımızın gelişiminde etkilidir.

Bakanlık olarak, çocuklarımızın dijital dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunması ve dijital bağımlılığın önüne geçilmesi için çeşitli önlemler almaktayız.

Son yıllarda, sosyal medya platformları ve çevrim içi oyunlar, çocuklarımızın zamanının büyük bir kısmını almaktadır. Bu platformlar, öğrencilerimizin sosyal, akademik ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek içeriklere ev sahipliği yapabilmektedir. Özellikle Instagram ve Roblox gibi popüler platformlar, çocuklarımızın dijital bağımlılığa sürüklenmesine ve dijital faşizm olarak adlandırabileceğimiz kontrolsüz içeriklerle karşılaşmasına neden olabilmektedir.

Hiç kuşku yok ki, dijital medya platformlarının evrensel hukuka, iç hukuka ve geleceğe dair sorumluluklarımıza saygı duyması elzemdir. Unutmayalım ki, evlatlarımızı sosyal medya araçlarının #DijitalFaşizm’inden korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. DijitalFaşizme hep birlikte dur demeliyiz!”

Paylaşın

Türkiye’nin En Büyük Şirketleri “Kurumlar Vergisi” Ödemiyor

Türkiye’nin en büyük şirketleri arasında yer alan bir çok şirket “kurumlar vergisi” ödemiyor. “Ödenmeyen vergiden” kasıt KDV, ÖTV, damga vergisi, gelir vergisi gibi ödemeler değil, kurumlar vergisi.

Kurumlar vergisi, sermaye şirketleri sahibi mükelleflerin bir takvim yılı içinde elde ettiği kurum kazancı üzerinden hesaplanan bir vergi türü. Oranı bugün şirketin türüne göre yüzde 25 ile 30 arasında.

Vergi adaletinin her geçen gün daha yüksek sesle konuşulduğu bu dönemde, vergi yükünün özellikle dolaylı vergiler yoluyla yurttaşlara yüklenmesi tartışma konusu.

Ancak bundan büyük bir tartışma konusu varsa o da Türkiye’nin en büyük şirketlerinin kurumlar vergisi ödememeleri olabilir.

Bir yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına ‘ödenmeyen vergiden’ kasıt KDV, ÖTV, damga vergisi, gelir vergisi gibi ödemeler değil, kurumlar vergisi. Bu vergi, sermaye şirketleri sahibi mükelleflerin bir takvim yılı içinde elde ettiği kurum kazancı üzerinden hesaplanan bir vergi türü. Oranı bugün şirketin türüne göre yüzde 25 ile 30 arasında.

Ve Türkiye’de kurumlar vergisi ödemeyen binlerce şirket var. İnşaattan, havayolu şirketlerine, telekomünikasyondan, enerji firmalarına, şans oyunları tekelinden gazete ve televizyon kanallarına kadar geniş bir skaladalar.

Kimlerden mi bahsediyoruz? Yapı Merkezi, Taşyapı, Limak, IC IÇTAŞ, TürkTelekom, Turkcell, Ülker, Getir, Zorlu Enerji, THY, Rönesans İnşaat, GDZ elektrik, EnerjiSA, Cargill, Anadolu Efes Biracılık, SİSAL, Hürriyet, CNN TÜRK ve daha niceleri…

Yapı Merkezi: 2021, 2022 ve 2023’te vergiye tabi kazanç beyanında bulunmadı. Dolayısıyla bu yıllarda hiç vergi vermedi. Şirket, ‘Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi’ listesinde 58. sırada. Aynı anda Türkiye, Macaristan, Bosna Hersek, Tanzanya, Etiyopya, Senegal ve Suudi Arabistan’da proje yapıyor.

Taşyapı: 2021, 2022 ve 2023’te hiç vergi vermedi. Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı. Kıbrıs, Sırbistan, Özbekistan, Almanya, Arnavutluk, Kazakistan, Bosna-Hersek ve Mali’de şubeleri var.  Afrika’da madencilik ve tren yolu projeleri için yatırım anlaşmaları yaptı. Kıbrıs’ta Ercan Havalimanı işletiyor.

Devletten son beş yılda 28 milyar 333 milyon TL’lik ihale, 500 milyon TL’ye yakın vergi indirimi aldı. Ancak son üç senede vergiye tabi kazanç bildirmedi.

Limak: “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde 50. sırada. Buna son beş yılın üçünde vergi ödemedi. Sadece 2019 ve 2023’te vergi ödedi. Şirketin devletten aldığı ihalelerin bedeli 3.3 milyar TL’den fazla.

IC İÇTAŞ: New York’ta Türkevi, Akkuyu’daki nükleer santralin inşaatı, Tuzgölü’nde doğalgaz depolama tesisi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Antalya Havalimanı gibi yüzlerce proje yapan bir firma. İktidara yakınlığıyla biliniyor. Son üç yılda vergiye tabi kazanç beyan etmedi.

Türk Telekom: Türk Telekom 2005’te özelleştirildi. Ancak 2018’de bankalar kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle hisselerine el koydu.

Özelleştirmeyi alan Hariri Ailesi de Türk Telekom’un kasasını boşaltarak Türkiye’den çıktı. Şu an Türk Telekom’un hisselerinin yüzde 60’ı Türkiye Varlık Fonu’na, yüzde 25’i Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait. Türk Telekom üç seneden beri vergiye tabi kazanç beyanında bulunmuyor.

Turkcell: Türkiye’nin en büyük operatör şirketi. Net karını 2023’te yüzde 82,5 artışla 12,6 milyar TL’ye taşıdı. Buna rağmen Turkcell vergiye tabi kazanç beyanında bulunmadı. Üç senedir kurumlar vergisi ödemiyor.

Ülker: Türkiye’nin en zengin insanlarından Murat Ülker’e ait. Dünyanın en büyük üçüncü bisküvi şirketi. Buna rağmen üç yıldır kurumlar vergisi ödemiyor.

Murat Ülker’in sahibi olduğu Yıldız Holding de son üç yıldır vergiye tabi kazanç bildirmedi. Ancak aynı sektördeki rakipleri ETİ sadece 2023’te 790 milyon TL, Kent ise 296 milyon TL’lik vergi tahakkuk etti.

YemekSepeti: Nevzat Aydın YemekSepeti’ni 2015’te Delivery Hero’ya 589 milyon dolara sattı. Getir ve Trendyol Yemek ile birlikte Türkiye’nin en büyüğü. Ancak o da üç yıldır kurumlar vergisi ödemiyor.

Getir: Nazım Salur’un 2015’te kurduğu şirket pandemide yurtdışına açıldı. En so 2022’de Almanyalı rakibi Gorillas’ı 1.2 Milyar dolara satın aldı. Ancak kısa sürede Avrupa’dan çekildi. Üç senedir vergi ödemiyor.

Zorlu Enerji: Zorlu’nun enerji alanında 10 şirketi var. Ancak en büyük şirketi üç senedir kurumlar vergisi ödemiyor.

Türk Hava Yolları: Türk Hava Yolları da üç senedir kurumlar vergisi ödemeyenler arasında.

Dünyanın en büyük 38. uluslararası müteahhitlik firması. Devletten aldığı ihalelerle tanınıyor. Toplamda 13 miyar TL’lik ihale aldı. Cumhurbaşkanlığı Sarayını inşa etti. Ancak üç yıldır matrah beyan etmedi, vergi vermedi.

GDZ Elektrik: 2013’te özelleştirmeyle İzmir ve Manisa’nın elektrik dağıtım işini aldı. 3,6 milyon tüketiciye hizmet veriyor. ancak üç senedir kurumlar vergisi için verdiği beyanda vergiye tabi kazancı yok.

EnerjiSA: EnerjiSA, 2023’te 4,5 milyar TL kar açıkladı. Ancak vergiye tabi kazanç bildiriminde bulunmadı.

Cargill: Dünyanın en büyük çokuluslu gıda şirketlerinden. 66 ülkede faaliyet gösteriyor. Genel merkezi, 2022’de 165 milyar dolar brüt gelir bildirdi. Türkiye’de birçok kez vergi teşviklerinden yararlandı. Ancak son üç senenin ikisinde kurumlar vergisi ödemedi.

Anadolu Efes: Türkiye’nin en büyük bira üreticisi. Üç senedir kurumlar vergisine tabi kazanç bildirmiyor.

Sisal Şans: Demirören Holding ve İtalya menşeili Sisal S.p.A t tarafından kuruldu. 2020’de Varlık Fonu’ndaki Milli Piyango’nun işletmesini 10 yıl süreyle aldı. 2021 ve 2022’de kurumlar vergisi vermedi.

Demirören Holding, 2020’de Ziraat Bankası’ndan kullandırılan krediyle Aydın Doğan’dan satın aldı. İnternet yayını Türkiye’nin en çok tıklanan gazetesi. Ayrıca Türkiye’de en çok girilen 11. internet sitesi. Aylık 90 milyondan fazla ziyaretçisi var.

Ancak buna Demirören Holding, son üç senedir kurumlar vergisine tabi kazanç yenaında bulunmadı. Demirören Holding ayrıca Ziraat Bankası’na olan kredi borcunu ödemiyor.

CNN TÜRK: CNN Türk’ün ticari adı Mes Televizyon ve Radyo Yayıncılık. Hürriyet gibi Demirören’e ait. Üç yıldır vergi ödemiyor.

Demirören Yatırım Holding: Demirören Holding de üç yıldır vergi vermiyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın