Bloomberg’den Dikkat Çeken ‘Erdoğan’ Analizi

Amerikan medya kuruluşu Bloomberg, Türkiye ile Batı ülkeleri arasındaki ilişkilerin gerildiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘giderek daha katı bir retorik’ kullanmaya başladığını yazdı.

Türkiye’deki ekonomi ve seçim gündemine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı analizde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan gelecek yıl haziran ayında yapılması planlanan seçimlerin kampanya dönemini başlattı. Erdoğan, üçüncü on yılında da iktidarını korumak istiyor” ifadeleri kullanıldı.

“Türkiye’nin müttefikleri, düşmanları ve Türkler, 12 aylık bir türbülansa hazırlanmak için kemerlerini bağlamak isteyebilir” denilen Bobby Ghosh imzalı analizde, “ABD ve Avrupa, tam da Rusya’ya karşı daha çok iş birliğine ihtiyaç duydukları bir dönemde Erdoğan’dan çamur atma ve zıtlaşmaya karşı kendini hazırlamalı. İyi şartlarda inatçı olan Erdoğan, siyasi olarak savunmasız hale geldikçe Batı ile daha da geçimsiz oldu” ifadeleri yer aldı.

‘Erdoğan, inatla direndi’

‘Türkiye’nin yine bir kısır döngüye girdiğini’ yazan Ghosh, şöyle devam etti: “Liranın düşmesine ve enflasyonun yükselmesine rağmen, Erdoğan faiz oranlarını yükseltme çağrılarına inatla direndi.

Seçim zamanına kadar ekonomik geri dönüşü sağlama olasılığının düşük olduğu Erdoğan’ın, yeniden seçilmek için lehine kullanacağı başka yollar bulması gerekiyor. Tüm sinyaller, kendi ülkesinde etno-milliyetçiliğe hitap edeceği, hayali veya gerçek düşmanlara karşı alarm vereceğine işaret ediyor.

‘Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile karşı karşıya gelemez’

Erdoğan’ın bazı sevdiği öcüler artık gündem dışı. Türkiye’nin ekonomik sorunları, Erdoğan’ı Körfez Arap ülkeleriyle yakınlık kurmaya ve halkın beğenisini kazanmaya zorladı. Yatırım beklediği ülkeler Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile karşı karşıya gelemez. Erdoğan ayrıca Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile arkadaşlık kurduğu için İsrail’e karşı da yumuşak davranmaya başladı. Bu da geriye tek bir tanıdık günah keçisi bırakıyor: Batı.”

Erdoğan’ın ABD ve Avrupa karşıtı söylemlerini artırdığına dikkat çeken Ghosh, “Önümüzdeki aylarda Erdoğan’ın, Batı’nın ikiyüzlülüğünün genel temalarına bel bağlamasını ve Türkiye’nin sıkıntılarını ‘küresel siyaset ve para baronları’ tarafından yürütülen kasıtlı bir kampanyanın sonucu olduğuna dair komplo teorilerinde üstelemesini bekleyebiliriz” dedi. Erdoğan’ın Batı ile ilişkilerde daha az uyumlu olmasının öngörüldüğünü yazan Ghosh, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini Ankara’nın veto etmesinin bunun bir uzantısı olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine itirazını ulusal güvenlik meselesi olarak çerçeveleyerek (onları Kürt teröristlere yardım etmekle suçluyor) tehdidi abartıyor ve inatçılığını, yabancı zorbalık karşısında bir vatansever direniş olarak resmediyor. Köşeye sıkışmış ve uzlaşmazlığın kendi yararına olduğuna karar vermiş bir politikacıdan mantıklı olmasını beklemenin anlamı yoktur.

Başkan Biden ve Avrupalı liderler Erdoğan’ın nasıl davranacağını bilmeli ve ona göre hareket etmeli. Tehditler işe yaramaz ve aksine onun açıklamalarına uygun düşer. Yapacakları şey, Türkiye’nin iş birliği yapmamasına karşılık bir geçici çözüm bulunacağının sinyalini vermek olabilir. İsveç ve Finlandiya için NATO üyelerinin ayrı bir güvenlik yapısı oluşturmaları bunlardan biri olabilir. Bunu gelecek yaza kadar yapabilirler ve daha sonra ya yeni bir Türkiye Cumhurbaşkanı ile muhatap olurlar ya da artık Batı’yı öcü olarak görmeyen ve zafer kazanmış bir Erdoğan’la görüşürler.”

Paylaşın

CHP’den Altılı Masa Açıklaması: Kritik Konularda Anlaştık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan Kurumsal Reformlar Komisyonu, hafta başında iktidar olmaları halinde ekonomide izleyecekleri politikaları açıklayan dört maddelik bir programı paylaştı.

Komisyonda yer alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, çalışmalarını Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a anlattı. Öztrak, komisyonun bundan sonraki süreçte yeni çalışmalar yapabileceğini söyledi.

Öztrak, 6’lı masa olarak hafta başında ekonomi alanında açıkladıkları dört başlıklı programa ilişkin, “Ekonomiyi bir gömleğe benzetirsek, bütün bu tedbirler 6’lı masanın gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekteki kararlılığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda ‘Bir türlü anlaşamazlar’ demelerine rağmen en kritik konularda bile anlaştığımızı göstermiştir” dedi. Bu önlemlerin uygulanabilmesi için bir an önce seçim yapılması gerektiğini vurgulayan Öztrak, “Milletin önüne sandık getirilmeli” dedi.

Açıklanan başlıklar arasında yer alan Hasar Tespit Komitesi’ne (HTK) ilişkin bilgi veren Öztrak, “Duyurduğumuz tedbirlere baktığınız zaman bu ülkenin başına bela olan tek kişilik karar alma süreçlerini katılımcılığa çeviren, Merkez Bankası’na müdahaleyi ortadan kaldıran ve enflasyonla mücadelede etkinliğini artıran bir yaklaşım görüyoruz. Bunların arasında en önemlilerinden bir tanesi de HTK. Şu anda bu hükümet yönetiminde birçok şey halının altına süpürülmüş vaziyette. Bu kapsamda verilerin gerçekliğinin ortaya çıkarılması ve kamu maliyesine güvenin yeniden sağlanması gerekiyor. Bunu da HTK sağlayacak. Orada 128 milyar dolar ne oldu? 20 Aralık 2021 gecesi ne oldu? Bunların hepsine de bakılacak” diye konuştu.

“Kadroyu gösterdik”

Pazartesi yaptıkları açıklamayla 6’lı masanın kadrolarını da tanıtmış olduklarını söyleyen Öztrak, “O masada iki eski bakan, iki eski Hazine müsteşarı, bir dış ticaret müsteşarı ve bir eski Merkez Bankası başkanı oturuyordu. Orada oturan kadroyu en başta Nebati olmak üzere iktidarın kadrosuyla karşılaştırmak lazım” dedi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Ülke Batıyor, İktidar Hala…

Partisinin Esenler ilçe binasının açılışında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, ekonomi konusunda iktidara “Bu işin şakası yok, Beştepe aklını başını almazsa bu işin sonu kötü olacak” diye uyarıda bulundu.

DEVA Lideri Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Hava Yolları’nın uluslararası uçuşlarında bundan sonra Turkish Airlines adının kullanılmayacağını söylemesine atıfta bulunarak, “Ya ülke batıyor. İktidar hâlâ tabela değiştirmekle meşgul” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Esenler ilçe binasının açılışında konuştu. Gündemine ekonomik sorunları alan Babacan, iktidarı eleştirdi. Türkiye’nin en riskli dönemini yaşadığını belirten Babacan, “Bu ülke iflas ederse gençlere en büyük kötülüğü yapmış, batmış bir ülke bırakmış olursunuz” dedi.

DEVA Lideri Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Bu yarışın galibi biz olacağız”

“Önümüzdeki seçimde halkımızı görmezden gelenlerle yarışacağız. Seçildikten sonra seçmenini unutanlarla, Beştepe’den sokağa bile çıkamayanlarla yarışacağız. Gençleri işsizliğe sürükleyenlerle yarışacağız. Doktorlarımızın yurt dışına gitmesine sebep olanlarla yarışacağız. İnsanları marketten ağlayarak çıkartanlarla yarışacağız. Bu ülkenin anayasasını tanımıyorum, saygı duymuyorum diyenlerle yarışacağız. Hakkımızı çiğneyenlerle, hukuku katledenlerle yarışacağız. Bu yarışın galibi biz olacağız. DEVA Partisi her gün her türlü haksızlığa yaşayanlarla beraber bu yarışı kazanacak. Bu yarışı görmezden gelinenler, Türkiye’nin haysiyetli insanları, 84 milyon kazanacak.

3 gündür haykırıyorum ve iktidarı uyarıyorum. Tekrar tekrar vurguluyorum, bu işin şakası yok. İnanın şakası yok. Eğer Beştepe aklını başına almazsa bu işin sonu kötü olacak diyorum. İktidara buradan tekrar tekrar sesleniyorum. Bir vatandaşlık görevi olarak bu uyarımı yapıyorum. Derhal ama derhal aklın ve bilimin gereğini yapın. Allah’ın verdiği aklı kullanın.

Türkiye’nin önemli gündemi budur. Tehlike büyük ve yakın. Birileri tutturmuş gündem değiştirmek için işte falanca şirketin adı ne olsun diye tabela kavgasına girmiş. Birileri aday kim diye magazin peşine düşmüş. Ya ülke batıyor. İktidar hâlâ tabela değiştirmekle meşgul.

“İflas demek işsizliğin patlaması demek”

İflas; parayla bile benzin, mazot bulamamak demek. 6 saat, 10 saat elektrik kesintisi yaşamak demek. İflas demek doğalgaz kıtlığı demek, sanayinin durması demek. İflas demek işsizliğin patlaması demek. Şu andaki enflasyon seviyesi ile bile nefes alamıyorken iflas demek nefessiz kalmak demek.

Türkiye Cumhuriyeti’nin şu anda en riskli dönemini yaşıyoruz. İktidarı buradan çok net bir şekilde uyarıyorum. Derhal ama derhal önlem alın. Koskoca ülkeye yazık etmeyin. Bu ülke iflas ederse gençlere en büyük kötülüğü yapmış, batmış bir ülke bırakmış olursunuz. Esnaf dükkânının kapısına kilit vurmak zorunda kalacak diyorum. Emekli için torunu ile gezmek tamamen hayal olacak, diyorum. Çiftçi toprağını ekemeyecek, dikemeyecek. Pazarda tezgâhlara sebze meyve gelemeyecek.”

Paylaşın

Rusya: Kuzeydoğu Suriye’ye Operasyon Sorunları Çözmez

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, 15-16 Haziran’da Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da düzenlenen 18. Astana görüşmelerinin genel oturumunun ardından Suriye’deki son gelişmelere ilişkin basına açıklamada bulundu.

Suriye krizine çözüm amaçlı oluşturulan Astana görüşmelerinin katılımcılarından olan Lavrentyev, açıklamasında Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye askeri operasyon ihtimaline de değindi.

Rûdaw haber sitesinin aktardığına göre, Lavrentyev, Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye olası bir askeri operasyonunun söz konusu bölgedeki “ayrılıkçı grupları” harekete geçirebileceğinden duydukları endişe nedeniyle sorunların başka yollarla çözülmesi gerektiğini söyledi.

“Sorunları çözmenin başka yolları var”

“Bildiğimiz gibi, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde operasyon düzenleme kararı henüz ilan edilmedi” diyen Lavrentyev, öztele şöyle konuştu:

“Biz Türk dostlarımıza söz konusu operasyonun, Suriye’nin kuzeyinde gerilimin artmasına ve ayrılıkçı grupların harekete geçmesine yol açabileceğini ifade ettik ki bunu ne Rusya, ne Irak ve İran ister. Bu nedenle var olan sorunları çözmek için başka yolların olduğuna inanıyoruz.

Açıkçası, askeri operasyon şu anda var olan tüm sorunları çözmeyecektir. Yani, burada Türkiye’nin milli güvenlik sorununu tamamen ortadan kaldırmayacağından bahsediyorum. Bana göre, bu sorun ancak Suriye hükümet güçlerinin sınıra yakın bölgelerinde tam kontrolü ele almasıyla çözülebilir, bunu henüz görmedik. Orada halen Kürt unsurlar mevcut.

(Türkiye sınırları da dahil Suriye’nin kuzeydoğusundaki saldırılar) konusunda tüm taraflarla çalışmaların yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kuzeydoğudaki Kürt grupların Türkiye’ye ve Suriyelilere yönelik saldırılarının ele alınması gerekir.”

18. Astana görüşmeleri hakkında

Suriye krizine çözüm amaçlı oluşturulan Astana görüşmelerinin garantörleri Türkiye, Rusya ve İran heyetleri, 15-16 Haziran 2022 tarihinde Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da 18. kez bir araya geldi.

Türkiye, Rusya ve İran arasındaki ikili ve üçlü görüşmelerle başlayan 18. Astana görüşmeleri, “Suriye krizinin askeri bir çözümü olmadığına” ilişkin sonuç bildirgesinin açıklanması ile son buldu.

Taraflar, açıkladıkları sonuç bildirgesiyle, “Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü taahhütlerine” ve “Astana sürecinin Suriye meselesinin barışçıl çözümünde öncü rolüne” vurgu yaptı:

“(Taraflar) Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu ele almışlar ve bu bölgede kalıcı güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması temelinde sağlanabileceği hususunda mutabık kalmışlardır.

Gayrimeşru öz yönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmişlerdir. Suriye’nin birliğini zayıflatmayı amaçlayan ve komşu ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit eden Fırat’ın doğusundaki ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını yinelemişlerdir.”

Bir sonraki Suriye konulu Astana görüşmeleri, 2022 yılının ikinci yarısında yine Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da yapılacak.

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 23 Mayıs’ta yaptığı açıklama “Suriye’ye yeni bir askeri operasyon” sinyali olarak yorumlanmıştı.

Erdoğan son olarak 1 Haziran’daki kabine toplantısının ardından konuyla ilgili özetle şu açıklamayı yaptı:

“Buradan bir kez daha tekrar ediyorum; güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhasına geçiyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç’i teröristlerden temizliyoruz.

Ardından da aşama aşama diğer bölgelerde aynısını yapacağız. Türkiye’nin bu meşru güvenlik adımlarına bakalım kimler destek verecek, kimler köstek olmaya çalışacak, göreceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan Ve Bahçeli’nin Seçimi Kazanma Formülleri

Erdoğan ve Bahçeli’nin seçimi kazanmak için düşündükleri formülleri köşesine taşıyan Halk TV yazarı Mehmet Tezkan, “Erdoğan partisinin il başkanlarına hitap ederken 2023 seçimlerini nasıl kazanacaklarının formülünü açıkladı. 

Zor değil, gayet basit dedi ve ekledi: ‘AKP’nin 11 milyonu aşkın üyesi var. Her üye bir yeni üye getirirse 23 milyon üye yapar. Seçimi seçimden önce kazanırız. Mesele bitti’. Bu hesap tutar mı? Geleceğim oraya…” diye yazdı.

Bahçeli’nin seçim formülü olarak 9 rakamını sembol haline getirdiğini kaydeden Tezkan, şunları kaydetti:

Önce ortağının seçimi kazanma formülüne de bakalım. Bahçeli’ninki biraz farklı. Bahçeli Erdoğan gibi 11 milyon yeni üye bulmak gibi zahmetli yola girmemiş rakamları ters yüz ederek sonuca ulaşmıştı. Şubat ayıydı, soğuk bir kış günü partisinin milletvekillerine hitap ederken bir karton gösterdi. Üzerinde 6 rakamı yazıyordu. ‘Tabiatıyla ters çevirirseniz 9 rakamı çıkar’ dedikten sonra devam etti:

‘Bu altı oktur, yuvarlak masa etrafında kurulan tezgahtır, karamsarlıktır. 6’ yı ters çevirirseniz 9 olur. 9 ‘a bakınca ne görüyoruz. Bizim için huzurdur, 9 Işık’tır. Sosyal ve ekonomik sorunların süratle geçeceğinin müjdesidir. Cumhur İttifakı’nın 2023 seçimlerini açık ara alacağının simgesidir.’

Gördüğünüz gibi Erdoğan için de Bahçeli için de seçimi kazanmak zor değil, gayet basit.

İktidarın büyük ortağı kurtuluşu AKP’ye 11 milyon yeni üyenin kaydedilmesinde arıyor.İktidarın küçük ortağı 9 rakamından medet umuyor. Türkiye’nin son hali eksiksiz budur.

Yazının tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

ABD: Türkiye, NATO Üyelik Pazarlığı İle F-35 Programına Dönemez

ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Adam Smith, F-35 savaş uçakları alımına karşı Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili pazarlık yapamayacağını savundu. Demokrat Parti’den Adam Smith, basına yaptığı açıklamada, S-400 savunma sistemi aldığı için Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına geri dönemeyeceğini söyledi.

Savunma muhabirlerinin düzenlediği bir etkinlikte konuşan Smith, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemi almasının ülkesi için hala ciddi bir endişe kaynadığı olduğunu belirterek, “Bu Rusya’dan silah aldığı için Türkiye’yi cezalandırmak değil. Bu, S-400’ün F-35 ile aynı yerde olmaması ve oradaki kritik bilgilerin Ruslara ulaşma endişesiyle ilgili bir kaygı. Ben sonuçta onlara bazı silahların verileceğini ancak F-35 savaş uçaklarının satılmayacağını düşünüyorum. Avrupa’nın ne yapacağını bilmiyorum. Ancak onların da bu yönde davranacağını düşünüyorum.” dedi.

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı ittifak üyeleriyle yaptığı pazarlığa değinen Smith, “O (Erdoğan) , ‘bana yeterince iyi teklif yapmadınız, biz de İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine kabul etmeyeceğiz.’ diyor. Onun, en iyi pazarlığın bu olduğunu düşünmesi akıl almaz bir şey değil. Bizim, İsveç ve Finlandiya’nın işi de, ortaya çıkan şeyin bu olmaması için müzakere etmek. Bunu denemek. Ancak sonunda müzakere etmek zorunda kalacağımız şey bu.” ifadesini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken geçen hafta Türkiye’ye savaş uçağı satışıyla, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğinin farklı konular olduğunu söylemişti.

ABD’nin dış ilişkilerini yürütürken bazı ülkelerin Rusya ve Çin ile ilişkileri ile ilgili sert kararlar alamaması konusunda ülkesinin bazı esnekliğe sahip olması gerektiğini ve Türkiye’nin durumunun da bunu hatırlattığını kaydeden Smith şöyle konuştu:

“Dünyanın dört bir yanında bizimle ilgili güven sorunu var. ABD’nin mükemmel olduğu fikrine kapılmış birçok Kongre üyesi var. Türkiye ve Hindistan gibi dünyadaki bir sürü ülke ise bahislerini riske attıklarını anlamış görünmüyor. Biz de, ‘Ya bizimle ya da Rusya ve Çin’le birlikte olmak zorundasın’ diyoruz. Onlar ise hala bir anlamda bu kartla oynuyor. Ukrayna’da olup biten ne kadar korkunç olsa da Rusya ve Çin’i ve hatta bir dereceye kadar İran’ı uzaklaştırabilecekken, ABD’ye yaklaşabileceklerini düşünmüyorlar.”

Ülkesinin de geçmişten dersler alıp buna göre davranıp, koalisyonu oluşturmak için esneklik içinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Smith şunları söyledi:

“Dünya mükemmel bir yer değil. Müttefikleriniz ve dostlarımız her zaman tam olarak istediğiniz yerde olmayacak. Ve biz de tam olarak bizim istediğimiz gibi dost ve müttefik olmadığımızı kabul etmeliyiz. Öyleyse, Rusya ve Çin’in küresel düzen için oluşturduğuna inandığım tehdidi göz önünde bulundurarak, burada nasıl anlaşabilir bir ortaklığa sahip olabiliriz buna bakmamız gerekecek.”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

DBP’li Aydeniz İle HDP’li Öncü Hakkındaki Fezlekeler Cumhurbaşkanlığı’na Gönderildi

DBP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz ile Tunceli’de polis aracına taş attığı öne sürülen HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü hakkındaki fezlekeler, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından imzalandı.

Haber Merkezi / Fezlekeler, TBMM’ye iletilmek üzere Adalet Bakanlığınca Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Bundan sonra Cumhurbaşkanlığı fezlekeleri TBMM Başkanlığına gönderecek.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Euro Ve Dolar Bir Ay İçerisinde Eşitlenebilir

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da faiz oranları ile ekonomik büyüme arasındaki farkın büyüdüğü bir dönemde euronun dolara eşitlenmesi bekleniyor. Amerikan finansal hizmetler şirketi Wells Fargo eşitlenmenin bir ay içinde gerçekleşmesini beklediklerini açıkladı.

Son üç gündür düşüşteki euro bugün 1,05 dolardan işlem görüyor. Euro en son 20 yıl önce dolara eşitlenmişti.

Mayıs ayı ortasında son beş yılın en düşük seviyesine gerileyen euro, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasını sert şekilde sıkılaştırarak faiz oranlarını Avrupa’daki düzeyin bir hayli üstüne yükseltmesi üzerine bu yıl dolar karşısında yüzde 8 değer kaybetti.

Wells Fargo’nun tahmini Fed’in doların son iki yıldır en yüksek seviyesine çıkmasına yardımcı olmak amacıyla gösterge faiz oranını çarşamba günü 75 baz puan kadar arttırabileceği spekülasyonu üzerine geldi.

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) stratejistlerinden Erik Nelson’a göre Fed’in hareketi ECB’nin daha az artış yanlısı bir yaklaşım izlemesi sebebiyle euro üzerinde baskı yaratıyor. ABD’deki ekonomik büyümenin euro bölgesindekine göre daha güçlü olması da altta yatan sebeplerden.

Bloomberg’e konuşan Nelson “ABD Doları’nın gücüne geri dönüşü beklediğimizden daha hızlı oldu” dedi ve paritenin yaşanacağı görüşünde olduklarını, ancak ne zaman yaşanacağına dair soru işareti bulunduğunu dile getirdi.

ECB yüksek enflasyona rağmen piyasa beklentileri doğrultusunda faiz oranlarında değişikliğe gitmezken, temmuz ayında 11 yılın ardından ilk defa faiz artışına gideceğinin sinyalini vermişti.

ECB Yönetim Konseyi eylülde de faiz oranlarında tekrar artış öngördüğüne işaret ederek artış miktarının güncel orta vadeli enflasyonun görünümüne bağlı olacağını vurgulamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

En Hızlı Büyüyen Kara Delik Bulundu

Avustralyalı astronomların liderliğini yaptığı bilim insanlarından oluşan bir ekip, son dokuz milyar yılın en hızlı büyüyen kara deliğini keşfettiklerini açıkladı. Kara deliğin her saniyede Dünya büyüklüğünde bir alanı yuttuğu belirtildi.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) kara deliği uzayda belirli nicelikteki maddenin kendi içine doğru çöktüğü bir bölge olarak tanımlıyor. Bu bölgede yerçekimi o kadar güçlü ki ışık da dahil hiçbir şeyin kaçması mümkün değil.

Tespit edilen son kara deliğin etrafındaki ışık halesinin Samanyolu Galaksisi’nin ışığından 7000 kat daha parlak olduğu açıklandı. Bu sayede kaliteli ekipmana sahip amatör astronomlar tarafından da görülmesinin mümkün olduğu ifade edildi.

Avustralya Ulusal Üniversitesi öncülüğünde yapılan çalışmada, New South Wales ve Güney Afrika’nın Cape Town kentindeki teleskopların kullanıldığı açıklandı.

Samanyolu’na çok yakın

Çalışmayı yürüten ekibin başındaki Dr. Christopher Onken, “İnsanlar yaklaşık 60 yıldır bu tür keşifler yapmaya çalışıyor, ama bu kara delik büyük ihtimalle Samanyolu’na çok yakın olduğu için fark edilememiş olabilir. Zira Samanyolu’nda o kadar çok yıldız var ki tespit ettiğiniz tüm maddelerin takibini yapabilmek kolay olmuyor” diye konuştu.

Son keşfedilen kara deliğin, Samanyolu’nun merkezindeki Sagittarius A* adı verilen kara deliğe kıyasla 500 kat daha büyük olduğu belirtildi. Dünyadan 26 bin ışık yılı mesafedeki Sagittarius A* Güneş’in neredeyse 4 milyon katı kütleye sahip.

Kara delikler bazı büyük yıldızların patlaması ve ölmesiyle ortaya çıkabiliyor. Bazı kara delikler ise gerçekten devasa boyutlara, Güneş’in milyarlarca kat ağırlığına ulaşabiliyor.

Galaksilerin merkezinde bulunan bu dev canavarların nasıl oluştuğu bilinmiyor. Ancak galaksilerin geleceği ve dönüşümü üzerinde büyük etkileri olacağı kesin. Astronomlar da bu son kara deliğin keşfi sayesinde galaksilerin nasıl oluştuğu konusunda yeni ipuçlarına ulaşabilmeyi umuyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Tarımda Üretici Enflasyonu Yüzde 154’e Yükseldi

Tarım-ÜFE’de mayısta bir önceki aya göre yüzde 16,18, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 100,17, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 154,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 57,05 artış gerçekleşti.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre; Tarım-ÜFE’de mayısta bir önceki aya göre yüzde 16,18, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 100,17, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 154,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 57,05 artış gerçekleşti. Böylelikle tarımda üretici enflasyonunda yeni rekor seviye görülmüş oldu.

Sektörlerde bir önceki aya göre ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 6,11, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 9,46 ve tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 16,73 artış oldu. Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,38, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 14,88 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 59,15 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 55,11 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve yüzde 61,80 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 273,94 ile lifli bitkiler ve yüzde 230,22 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu.

Aylık en yüksek süt üretiminin maliyeti arttı

Bir önceki aya göre artışın düşük olduğu alt gruplar yüzde 1,34’le diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler, yüzde 2,22’yle sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular şeklinde sıralandı. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt grup ise yüzde 18,28 ile canlı sığırlar (manda dahil), bunlardan elde edilen işlenmemiş süt oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 5,10 ile lifli bitkiler ve yüzde 3,97 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu.

Mayıs 2022’de, endekste kapsanan 82 maddeden, 18 maddenin ortalama fiyatında azalış, 48 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşirken, 16 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı.

Paylaşın