Türkiye, NATO Zirvesi’ndeki Pazarlıklarda ‘Ağırdan Alacak’

İngiliz Reuters haber ajansı, bu hafta 29-30 Haziran’da Madrid’de düzenlenecek olan NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in birliğe üyeliği konusundaki pazarlıkları “ağırdan alacağını” yazdı.

Türkiye’den ve Batı’dan kaynaklardan edinilen bilgilere dayandırılan habere göre görüşmelerden bu nedenle büyük bir ilerleme beklenmiyor.

Dört kaynağın Reuters’a aktardığına göre Türk müzakereciler kendilerine yabancı müttefikler tarafından dayatılan süreleri dikkate almıyor ve gerekirse aylarca görüşmelere devam etmeye hazırlar.

Konuya yakın bir kişiye göre, NATO yetkilileri ve üç taraf ülke tarafından paylaşılan taslak yazışmada, Türkiye’nin talebinin özellikle İsveç’in, ülkesindeki bazı “Kürt militanları iade etmesi” olduğu belirtiliyor.

İbrahim Kalın’dan dikkat çeken açıklamalar

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Pazar günü Habertürk televizyonunda yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in talebi üzerine zirve öncesinde Madrid’de Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ile dörtlü zirvede bir araya geleceğini kamuoyuna duyurmuştu.

Kalın, zirveye hazırlık görüşmeleri için Pazartesi günü Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile birlikte Brüksel’e giderek temaslarda bulunacaklarını söyledi.

Bugün Finlandiya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada da NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in de katılacağı zirve öncesinde Brüksel’de NATO’nun ev sahipliğinde Fin, İsveçli ve Türk yetkililerin bir araya geleceği bildirildi.

İbrahim Kalın, Habertürk’te yaptığı açıklamada müzakerelerde gelinen noktadan geri adım atmayacaklarını belirterek, görüşmelerde büyük oranda mutabakat sağlandığını, en pürüzlü konuyu ise PKK ve iltisaklı gruplara yönelik yaklaşımın oluşturduğunu kaydetmişti.

Kalın, Suriye’de faaliyet gösteren PKK ile bağlantılı PYD ve YPG gibi yapılar konusunda sadece İsveç ve Finlandiya değil, NATO genelinde de bir yaklaşım değişikliği hedeflediklerini, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunun İttifak içinde bu konuda daha büyük bir tartışmaya vesile olmasını istediklerini belirtmişti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Yakında İktidar Olacağız

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın Türkiye’ye ziyaretini eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, kapatılan Cemal Kaşıkçı cinayeti dosyasına dair, “Yakında iktidar olacağız, dosyaların nasıl açıldığını, hesapların nasıl sorulduğunu herkese, bütün dünyaya duyuracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mavi Marmara saldırısında vefat eden Çetin Topçuoğlu’nun ailesini İstanbul’da ziyaret etti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ziyaretinin ardından gazetecilerin soruların da yanıt vererek açıklama yaptı.

Mavi Marmara saldırısını üzerine konuşan CHP lideri, “Şehitlerimiz var. Şehitlerimizin kanı üzerinden İsrail’le pazarlık yapıldı ve anlaşma zemini arandı. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu dava, bitmiş bir dava değildir. Biz bu davayı kapatmış değiliz. Herkesin hakkını ve hukukunu korumak zorundayız. Siz kendi vatandaşınızın hakkını ve hukukunu korumayacak da ne yapacaksınız?” dedi. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O nedenle geldim, oturduk konuştuk, dertleştik. Olayı anlatan kardeşimiz gözyaşlarını tutamadı. Hala bu acı yaşanıyor. Bunu çözmek zorundayız. Bu konuda biz elimizden geleni yapacağız. Bazı istekleri oldu o isteklerin de takipçisi olacağız Uluslararası sularda eğer bizim insanımız katlediliyor ve bunların hakkı hukuku aranmıyorsa, bir gece yarısı anlaşmayla sözde barış zemini yaratılmak isteniyorsa bunu kabul etmiyoruz. Dolayısıyla bu konu bizim için kapanmış bir konu değildir ve takipçisi olacağız.”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a ilişkin de açıklamalarda bulundu. “Düne kadar her türlü hakareti yaptığınız, her türlü eleştiriyi yaptığınız kişiyle kucaklaşıyorsunuz. Üç beş dolar için, üç beş kuruş için bunu Türkiye Cumhuriyeti devletinin kaldırması mümkün değildir. Bizim kaldırmamız mümkün değildir” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu ülkenin bir itibarı, saygınlığı vardır. Siz nasıl bu ülkenin saygınlığını itibarını üç beş kuruş için yerle bir edersiniz? Türkiye topraklarında bir cinayet işleniyor. Salman buraya gelmeden önce cinayet dosyası da kapatılıyor. Onu da araştıracağız. O dosya da bizim için kapanmış bir dosya değildir. Hiç kimse, ‘gider Türkiye Cumhuriyeti devletinde, bir konsoloslukta insanları öldürürüm, sonrasında üstünü kapatırız, böylece istediğim yerde cinayeti işlerim’ diye hevese kapılmasın. Bu dersi vermezseniz bu hevese kapılanlar olur. Bu dersi vermek zorundayız. Bu da bizim hedeflerimizden bir tanesidir. Türkiye’nin itibarına hiç kimse gölge düşüremez. Erdoğan’la oynuyorlar biliyorum. Aynı kayığa bindiler onu da gayet biliyorum. Aynı kayığa binebilirsin, dosyanın üzerini örtebilirsin ama Allah’ın izniyle yakında iktidar olacağız, dosyaların nasıl açıldığını, hesapların nasıl sorulduğunu, Türkiye’nin itibarının nasıl korunduğunu herkese, bütün dünyaya duyuracağız. Bu ülke itibarlı bir ülkedir. Ülkenin itibarını devleti yöneten birisi ayaklar altına alamaz.”

“O dosya bizim için kapanmış bir dosya değil”

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’le bir görüşmesinin olup olmayacağı sorulan CHP lideri, “Aslında görüşmek için kendisinden talebim oldu. Fakat baskı altında. Dolayısıyla o görüşme gerçekleşemedi. Medya önünde rahatlıkla şunu söyleyebilirim. Kendisinin de öldürülen nişanlısının da hakkını, hukukunu sonuna kadar arayacağız. O dosya da bizim için kapanmış bir dosya değil” dedi.

Gazetecilerin, “Yunanistan’la gerilim var. Adaların silahlandırılması durumu var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

“Erdoğan iç politikada üst perdeden konuşur tabii. Atar, tutar, şunu yaparım, bunu yaparım ama… hayatın gerçeğine baktığınızda hiçbir şey yapmayan, eli kolu bağlı, bir anlamda kendisi egemen güçlere teslim olmuş gibi bir havası var. İktidar değişecek. İktidar olacağız. Yunanlılar, Yunan yöneticileri bizim Kuva-i Milliyeci olduğumuzu biliyorlar. Bizim hangi gelenekten geldiğimizi, ülkenin çıkarlarını nasıl koruduğumuzu da gayet iyi biliyorlar. O yöneticiler aynı zamanda rahmetli Ecevit’i de rahmetli Erbakan’ı da çok iyi biliyorlar. Şimdi konuşsunlar. İktidara geldiğimizde o adalardaki silahların ne olacağını biz onlara göstereceğiz.”

Paylaşın

Ek Bütçeden Bakanlıklara 6 Milyar Liralık Enerji Ödeneği

AK Parti iktidarının TBMM’ye sunduğu ek bütçede, 2022 yılının henüz ilk altı ayında elektrik, doğalgaz ve akaryakıta art arda gelen fahiş zamların bakanlıklar ve bakanlıklara bağlı kamu kurum ve kuruluşlarına çıkardığı ek maliyet milyarlarca lira oldu.

Ek bütçede bakanlıklar için “tüketime yönelik mal ve malzeme alım giderleri” tanımıyla akaryakıt, elektrik ve yakacak alımları için ek ödenek tahsis edildi. CHP Enerji Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, ek bütçede bakanlıkların akaryakıt, elektrik ve yakacak için ayrılan ek ödenekleri yaptığı bir çalışmayla derledi. CHP’li Akın’ın çalışmasına göre sadece dokuz bakanlığın ek enerji maliyeti 6 milyar TL’yi geride bıraktı.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; CHP’li Akın’ın enerji maliyeti hakkındaki raporundan öne çıkan tespitler şunlardan oluştu:

“Adalet Bakanlığı’na üç farklı ek ödenekle toplam 1 milyar 754 milyon lira tutarında akaryakıt, elektrik ve yakacak için ek ödenek verildi. Enerji faturalarına gelen fahiş zamlar nedeniyle Dışişleri Bakanlığı’na ise yalnızca 10 milyon lira tutarında ek bütçe ayrıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilen ek bütçede 16 farklı kalemde akaryakıt, elektrik ve yakacak için ek ödenek verildi. Enerji faturalarının Milli Eğitim Bakanlığı’na ek bütçede tahsis edilen ek ödeneğe göre oluşturduğu toplam maliyet tutarı 2 milyar 437 milyon 223 bin lira olarak gerçekleşti.

Sağlık Bakanlığı’nın elektrik, akaryakıt ve yakacak tüketimiyle ilgili yer alan iki ayrı ödeneğinin ek bütçedeki toplam tutarı 667 milyon 491 bin lira oldu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın da ek bütçede enerji zamlarıyla ilgili iki farklı ödeneğinin toplam tutarı 337 milyon 390 bin lira olarak gerçekleşti. Ek bütçede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın akaryakıt, elektrik ve yakıtla ilgili beş farklı ödeneğinin toplamı ise 513 milyon 416 bin lira olarak hesaplandı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na akaryakıt, elektrik ve yakacak ödeneğiyle ilgili 10 farklı kalemde toplamda 190 milyon 708 lira tutarında ek ödenek ayrıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na enerji zamları nedeniyle tahsis edilen üç farklı ödeneğin toplam tutarı da 29 milyon lira olarak gerçekleşti. Tarım ve Orman Bakanlığı’na enerji zamlarının ardından akaryakıt, yakacak ve elektrik nedeniyle verilen 6 farklı ek ödeneğin toplamı da ek bütçede 364 milyon 608 bin lira oldu.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, AKP iktidarının elektrik, doğalgaz ve akaryakıt zamlarıyla kendi bakanlıklarının da bütçelerini bozduğuna işaret etti. CHP’li Akın, hazırladığı rapor hakkında şunları dile getirdi:

“Yılbaşından bu yana elektrik, doğalgaz ve akaryakıta gelen zamlar nedeniyle vatandaşlar faturalarını ödeyemez duruma geldi. 1 Ocak 2022 tarihinden bugüne kadar elektrik faturaları 2 kez, doğalgaz faturaları 3 kez zamlandı. Akaryakıta ise neredeyse gün aşırı zam geldi. Elektrikte konut tarifesine düşük kademede yüzde 65, yüksek kademede yüzde 151 zam yapılırken doğalgaz konut tarifesine yüzde 120 oranında zam geldi. Akaryakıt ürünlerine ise yılbaşından bu yana benzinde yüzde 210, motorinde yüzde 234 oranında zam yapıldı. Bu fahiş zamlar nedeniyle AK Parti kendi bakanlıklarının bütçelerini de iflas ettirdi.”

Paylaşın

AK Parti’de Değişim Rüzgarları, Kabinede Revizyon Bekleniyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 seçim kampanyası sürecinde yeni bir vitrinle vatandaşın karşısına çıkmak istediği, bu değişiklikler için ihtiyaç olması hâlinde olağanüstü kongre seçeneğinin de tartışıldığı ileri sürüldü.

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberi şöyle: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bugüne kadarki ‘en kritik’ seçim olarak nitelendirdiği 2023 seçimleri için AK Parti’de âdeta bir teyakkuz durumu söz konusu.

Seçimi kazanmak için, Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki süreçte önemli ‘manevralar’ yapabileceği belirtiliyor.

Erdoğan Cumhurbaşkanı bir süredir konuşmalarında 2023 seçimlerinin, ‘ülkenin ve milletin kaderi bakımından gerçek anlamda bir yol ayrımını ifade ettiğine ve kritik öneme sahip olduğuna’ vurgu yapıyor. Özellikle ekonomide yaşanan sorunların sandıkta AK Parti’ye olumsuz yansımasının önüne geçilmesi için, Erdoğan’ın ‘yol ayrımı’ olarak gördüğü 2023 seçimlerine giderken, sürpriz adımlar atabileceği belirtiliyor. Bu adımların neler olabileceğine yönelik AK Parti kulislerinde farklı değerlendirmeler yapılıyor.

2023 seçimleri için hazırlıkların sürdüğü AK Parti’de sonbahar aylarında kapsamlı bir kabine ve parti yönetimi değişikliğine gidilebileceği konuşuluyor. Seçim kampanyası sürecinde Cumhurbaşkanı’nın yeni bir vitrinle vatandaşın karşısına çıkmak istediği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Olağanüstü kongre iddiası

Parti vitrininde yapılacak değişiklikler için ihtiyaç olması hâlinde olağanüstü kongre seçeneğinin de tartışıldığı belirtiliyor.

AK Parti kulislerinde sonbahar aylarında bir olağanüstü kongre yapılabileceği, bu kongrede 75 üyeden oluşan MKYK’nın yenileneceği ve beraberinde MYK’da da değişikliğe gidileceği konuşuluyor. Kulislerdeki bu senaryolar, AK Parti’ye önümüzdeki süreçte bazı yeni katılımların olacağı, partiye gelecek isimlerin ‘yönetim kadrosuna taşınabilmesi için olağanüstü kongreye ihtiyaç duyulacağı’ iddialarından da kaynaklanıyor.

Mevcut parti yönetiminden isimler ise, olağanüstü kongre seçeneğinin zayıf bir ihtimal olduğunu, ancak MYK’da bir değişiklik yapılacaksa, bu değişikliğin seçim kampanyası başlamadan önce gerçekleşmesinin beklendiğini dile getiriyor.

AK Parti’nin 7. olağan kongresi Mart 2021’de yapılmıştı. AK Parti’nin tüzüğüne göre büyük kongre, önceki kongrenin üzerinden iki yıl geçmeden yeniden yapılamıyor. Ancak Genel Başkanının veya MKYK’nın talebi ile olağanüstü kongreye gidilebiliyor.

Öte yandan, kabine değişiminin de sonbaharda gündeme geleceği, yeni kabinede ‘Siyasi kökenli’ isimlere yer verileceği, ikinci bir Cumhurbaşkanı yardımcısının atanabileceği, konuşulan iddialar arasında.”

Paylaşın

Elektrik Üretim Şirketlerine 3 Yılda 116 Milyar Lira Destek

Şirketlere, milyarlarca liralık piyasa dışı destek ödemesi yapıldı. Elektrik üretim şirketlerine son 10 yılda verilen destekler 133 milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu ödemelerin 116 milyar TL’si son 3 yılda gerçekleştirildi.

Emeğiyle yaşayan yurttaşlar başta elektrik olmak üzere enerji faturalarındaki zamlarla daha da yoksullaşırken, elektrik üretim şirketleri ise piyasa faaliyetleri ile elde ettikleri gelirlerin dışında kamu bütçesinden verilen piyasa dışı destekler ve teşviklerle sürekli zenginleşiyor. Söz konusu şirketlere 116 milyar TL’si son 3 yılda olmak üzere 10 yılda toplam 133 milyar TL aktarıldı.

Türkiye’de 80’li yıllarda başlayan elektrik enerjisi sektörünün özelleştirilmesi ve üretimin piyasalaşması, AKP döneminde iktidara yakın bazı çevrelere sermaye transferi araçlarından biri olarak kullanıldı. Bu süreçte şirketlerin Yap-İşlet, Yap-İşlet-Devret, İşletme Hakkı Devri, Varlık Satışı gibi modellerle serbest üretici olarak yeni elektrik santralları yapmaları teşvik edildi. Kamu kurumlarının yatırım yapmalarının da engellendiği bu dönemde şirketlere kamu kaynaklarından sınırsız destekler sunuldu.

Doğrudan transferlerin, maliyet sübvansiyonlarının, vergi muafiyetlerinin, satış fiyatı ve yatırım desteklerinin yanı sıra arazi ve şebeke bağlantısı gibi kaynaklara erişim konusunda da ayrıcalık ve öncelikler sağlandı. Bu şirketlere kamu varlıkları tahsis edildi.

Alım garantisi, ucuz gaz, teşvik

Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğe ABD Doları, yerli kömürden elektrik üreten santralların üretimlerinin bir bölümüne de TL üzerinden sabit fiyat ile alım garantisi verildi. Bazı elektrik üreticilerinin piyasa ortalama satış fiyatından daha yüksek fiyatlarla elektrik satmaları sağlandı. Bazı santrallar, üretimlerinden bağımsız olarak Kapasite Mekanizması adı altında da milyarlık ödemeler alırken, doğal gaz yakıtlı santrallara maliyetinin altında gaz satıldı, yerli kömür santrallarına çevre izni teşviki verildi.

BirGün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre, özelleştirilen yerli kömür yakıtlı santrallarının halkın sağlığını tehdit edecek şekilde üretimini sürdürmesine göz yumulurken çevre mevzuatına aykırı faaliyetlerini ortadan kaldırmaları için verilen süreler defalarca uzatıldı.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Komisyonu Üyesi Orhan Aytaç, elektrik üretim şirketlerine piyasa fiyatının üzerinde ve piyasa haricindeki ödemelerin ulaştığı büyüklüğü hesapladı.

133 milyar TL piyasa dışı destek ödemesi

Buna göre, 2018-2021 döneminde üretilen elektrik enerjisinin Piyasa Takas Fiyatı (PTF) ile hesaplanan ederi 338,65 milyar TL oldu. 2012-2021 arasındaki 9 yıllık dönemde, 16 milyar TL’si ilk 6 yılda olmak üzere toplam 133,28 milyar TL piyasa dışı destek ödemesi yapıldı.

Son 3 yılda PTF üzeri ödemelerin, Kapasite Mekanizması ödemelerinin ve doğal gaz santrallarına yakıt maliyeti desteğinin karşılığı ise 117,28 milyar TL oldu. Bu tutar üretilen elektrik enerjisinin toplam piyasa büyüklüğünün yüzde 35’ine ulaştı.

Paylaşın

HDP’li Buldan: AKP İle Anlaşma Yapmadık, Yapmayız

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “AKP ile HDP kapalı kapalı kapılar ardında bir araya geliyor, Sayın Öcalan ile bir görüşme yapıyor ve kamuoyundan gizleniyor gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Biz AKP ile hiçbir konuda anlaşma yapmadık.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Urfa İl Örgütü Kongresinde konuştu. “HDP’nin yasak ve baskılara karşı mücadelesini büyüttüğünü” belirten Buldan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Bugün HDP’nin en belirgin ve belirleyici olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Tüm gözlerin HDP’nin üzerinde olduğu bir dönemden geçiyoruz. Şimdi herkesin gözü HDP’nin üstünde, çünkü seçimler yaklaşıyor, çünkü bu ülkeyi yönetenler bir kez daha iktidara gelmek için yeni komplolar, başka başka spekülasyonlar ve bu halk üzerinde oynanacak oyunları devreye koymaya çalıştığını biliyoruz.

Bir kez daha söylüyoruz, HDP olmadan gelecek olmaz, siyaset olmaz, parlamento olmaz, HDP olmadan yeni bir yaşam asla olmaz. Biz bu anlayışla yeni döneme hazırlanıyoruz.

“AKP içinde kırılmalar var”

Şu günlerde özelliklere AKP içinde büyük kırılmaların, anlaşmazlıkların ve çatlakların yaşandığını biliyoruz. Cumhur İttifakı’nın içinde de Millet İttifakı’nın içinde de büyük anlaşmazlıkların, çatlakların olduğuna her gün tanıklık ediyoruz.

Peki, niye böyle ayrışma yoluna gidiliyor, bu ülkede Kürtleri kim inkar ederse, Kürtlerin hakların kim tanımazsa, dillerini kim yasaklarsa onun bir kez daha iktidara gelme şansı yoktur, olamaz. İşte AKP şu anda yaşadığı bütün bu anlaşmazlıkların sebebinin Kürtlere yaklaşımı olduğunu çok iyi bilmelidir.

“AKP güvenlikçi politikalarla çözüm arıyor”

Sorunların çözümünde diyalog ve müzakerenin önemli oluğunu her fırsatta söyledik, bir kez daha ifade etmek isterim ancak AKP zihniyeti sorunları diyalog ve müzakere dışında operasyon ve güvenlikçi politikalarla çözme yolunu tercih ediyor. Bunu tercih etmelerinin nedeni de elbette bir kez daha iktidar olabilme ve kendi koltuklarını sağlama alma zihniyetinden kaynaklandığını biliyoruz.

“Öcalan’a tecrit sürüyor”

İmralı Adası’nda Sayın Öcalan’a karşı mutlak bir tecridin devam ettiğini hepimiz görüyoruz. Bugün bir kez daha Öcalan’ın ailesi ile görüşme yapmasına dair 3 aylık bir yasak daha getirildi. Sanki bir görüş varmış gibi, düzenli bir gidiş geliş varmış gibi, bir kez daha basına yansıyan 3 aylık bir aile görüşüne yasak getirildi.

“Öcalan ile görüşmeler yok”

2015 yılından beri düzenli olarak yapılan bir aile görüşü yok. 2015 yılından beri düzenli yapılan bir avukat görüşü, bağımsız heyet görüşü yok. Son günlerde yazılan çizilen medyada konuşulan bir şey var. O da yeni bir çözüm sürecinin başlayıp başlamama meselesi.

AKP ve HDP arasında gizli bir anlaşma var mı yok çokça konuşulduğu bir dönem. Sanki AKP ile HDP kapalı kapalı kapılar ardında bir araya geliyor, Sayın Öcalan ile bir görüşme yapıyor ve kamuoyundan gizleniyor gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Şunu özellikle ifade etmek isterim.

“Dokunulmazlıkları kaldıranlar AKP ile ortak”

Biz AKP ile hiçbir konuda herhangi bir konuda bir anlaşma yapmadık, yapmayız. AKP ile anlaşma yapanlar bellidir. Milletvekillerimizin dokunulmazlığının kaldırılmasında AKP ile birlikte ellerini havaya kaldıranlar AKP’nin ortakladır. Tezkerelerde AKP ile birlikte evet oyu kullananlar AKP’nin ortaklarıdır.

AKP’nin bütün hukuksuzluklarının altına imza atanlar, AKP’nin her türlü hukuksuzluğunun yanına boncuk gibi dizinlerler AKP’nin gerçek ortaklarıdır. Biz barış meselesinden samimiyiz, ülkeye barışın gelmesi, hüküm sürmesi için çok samimi çok cesaretli ve çok haklı bir yerden politikalarımızı sürdürüyoruz.

“Kimse HDP’yi suçlamasın”

Çünkü barış programımızdır, mücadelemizdir, ilkemizdir. Şunu da açık yüreklilikle iade etmek isterim ki Türkiye’de barışa, demokrasi, insan hakları ve adalet dair AKP iktidarının herhangi bir şekilde adım atmadığını biliyoruz. Bunun için hiç kimse HDP’yi suçlamasın.

Hiç kimse HDP’nin Türkiye haklarına rağmen Kürtlere rağmen farklı bir yol yöntem izleyeceğini düşünmesin. Biz ne yapacaksak sizlerle birlikte yapacağız. Biz ne yapacaksak, ne karar alacaksak sizlerle birlikte yapacağız. Buna kimsenin kuşkusu olmasın. Bu ülkenin Kürt sorunun demokratik yöntemlerle çözülmesine, adalete büyük ihtiyacı var.

3 Temmuz’da büyük kongre

3 Temmuz’da Ankara da büyük kongremize gerçekleştireceğiz, büyük kongremize bir kez daha adalet olan güvenimiz barışa olan ihtiyacı, özgürlüklere olan ihtiyacımızı hep birlikte kongre salondan haykıracağız. Urfa’dan büyük bir katılımın olacağını, sizin de katkı ve emeğinizin olacağını biliyoruz. Hepimizin yolu açık olsun, mutlaka kazanacağımızı, büyük bir zaferle barışı getireceğimizin herkesin bilmesini istiyorum. Serkeftin diyorum.”

Kongre, faaliyet raporlarının okunmasıyla devam etti. Ardından gidilen seçimde, HDP Urfa İl Eşbaşkanlığına Ahmet Atış ve Aliye Kızıldamar seçildi.

Paylaşın

Erdoğan – Selman Görüşmesine İlişkin Dikkat Çeken Yazı

ABD’de devlete bağlı yayın organı Voice of America, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Saud arasındaki görüşmeyle ilgili dikkat çeken bir yazı yayımlandı.

İlişkilerin yıllardır kopma noktasında olduğu Ankara-Riyad hattında yaşanan yakınlaşma, uluslararası basında da yakından takip ediliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nisan ayında Suudi Arabistan’a yaptığı ziyarette Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmesinden sonra çarşamba günü de Prens Selman Ankara’ya geldi. Erdoğan’ın muhalif Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2018’de İstanbul’da öldürülmesinin ardından sert eleştiriler yönelttiği Selman ile görüşmesi ve iki ismin görüntüleri uluslararası kamuoyunda da gündem oldu.

Sözcü’nün aktardığına göre ABD’de devlete bağlı yayın organı Voice of America, Prens Selman’ın Ankara ziyaretiyle ilgili dikkat çeken bir yazı yayınladı. Yazıda, görüşmede verilen olumlu mesajlara ve Ankara-Riyad hattındaki yakınlaşmaya rağmen iki ülke arasında güvensizliğin devam ettiği ifade edildi.

Dorian Jones imzalı yazıda, Erdoğan ve Selman arasında yıllardır süren gerilimin ardından Türk yetkililerin Suudi prensin ziyaretini “ilişkilerde yeni bir dönem” olarak sunduğu belirtildi. Yazıda, ünlü ekonomist Timothy Ash’in “Erdoğan’ın diplomatik U dönüşü ekonomik gerekliliklerin bir sonucu” değerlendirmesine de yer verildi.

Türkiye’de gelecek yıl düzenlenecek seçimlere dikkat çeken Ash, “Türkiye’deki makroekonomik durum epey zorlu. TL’de değer kaybı sürüyor, bu nedenle Erdoğan’ın gerçekten de paraya ihtiyacı var. Seçim öncesinde biraz istikrar sağlamak için dövize ihtiyaç duyuyor” dedi.

‘Suudi Arabistan, İran’a karşı Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor’

Öte yandan Voice of America’ya konuşan uzmanlar, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında son dönemde dikkat çeken yakınlaşmaya rağmen ikili ilişkilerde karşılıklı güvensizliğin ve şüphelerin sürdüğünü ifade etti. Uzmanlara göre, Ankara-Riyad hattındaki yakınlaşmanın bir nedeni de İran’la ilgili endişelerin yanı sıra güvenlik ve savunma konuları.

Londra merkezli Energy Club’un başkanı Mehmet Öğütçü, “Suudiler, İran’a karşı Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor. ABD’nin önceliğinin Çin’i kontrol etmek olduğunu biliyorlar. Bu nedenle Türkiye göz ardı edemeyecekleri bir ülke. Ama bu karşılıklı bir alışveriş. Bu nedenle ekonomi, siyaset ve güvenlik alanındaki çıkarlar da sürece dahil” diye konuştu.

Yazıda, Prens Selman’ın seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ekonomik destek olmakta isteksiz olabileceği de ifade edildi.

Paylaşın

TİHV Ve İHD: İşkence Hiç Görülmemiş Boyuta Ulaştı

İHD ve TİHV, “sokak ve açık alanlarda ve resmi olmayan gözaltı yerlerinde yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının önceki dönemlerde görülmeyen bir boyuta vardığı” açıklamasında bulundu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV),  26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklama yaptı.

Ortak açıklamada, Türkiye’nin BM “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme’sinde imzası bulunduğu hatırlatıldı ancak işkencenin hâlâ Türkiye’nin en önemli sorunu olduğu vurgulandı.

Açıklamada, “sokak ve açık alanlarda ve resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının önceki dönemlerde görülmeyen bir boyuta vardığı” belirtildi.

Verilere göre;

  • 2021 yılında 984, 2022 yılının ilk 5 ayında ise 380 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı gerekçesiyle TİHV’e başvurdu.
  • İHD Dokümantasyon Birimi’nin tespitlerine göre, geçtiğimiz yıl resmi gözaltı yerlerinde 531 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı.
  • TİHV Dokümantasyon Merkezi’nin tespitlerine göre 2021 yılında resmi gözaltı yerlerinde en az 142 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı.
  • Bu sayı 2022 yılının ilk beş ayında en az 215 kişi. 2021 yılında İHD Dokümantasyon Birimi’nin tespitlerine göre 2 kişi gözaltında şüpheli şekilde yaşamını yitirdi, 1 kişi yaralandı.

İşkenceye karşı sözleşmenin yükümlülükleri hatırlatılan açıklamada öneriler şöyle:

  • İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir.
  • Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.
  • Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.
  • Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.
  • Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı, BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye ek Protokol (OPCAT) ve BM Paris Prensiplerine uygun tümüyle bağımsız yeni bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır.
  • Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir.
  • İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.
  • İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.
  • Hapishaneler insan hakları ve hukuk örgütlerinin denetimine açılmalıdır.
  • CPT raporlarının tümü açıklanmalı ve tüm tavsiyelere uyulmalıdır.

Birleşmiş Milletler (BM), “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”nin yürürlüğe girdiği 26 Haziran gününü, 1997 yılında İşkence Görenlerle Dayanışma Günü olarak kabul etti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Memur Eksi 55 Emekli Eksi 62 Zam Alacak

Enflasyon patladığı için devletin halktan bu yıl toplayacağı vergiler yüzde 137.4 artacak. Zam yüzde 40’ta kalırsa emeklinin reel kaybı yüzde 62’yi bulacak. Sene başında yüzde 50.5 zam alan asgari ücretli de yüzde 40 zam verilmesi halinde yüzde eksi 26.65 reel kayıp yaşayacak.

Hükümetin devasa ek bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, memur ve emekliye enflasyon farkı dahil temmuzda yüzde 40 civarında bir zam vereceklerini açıklarken, CHP Milletvekili Ünal Demirtaş, “Zam yüzde 40’ta kalırsa memur emekliye eksi yüzde 60 zam vermiş olursunuz. Yani dar gelirli vatandaşları enflasyona ezdirirsiniz” dedi.

Nebati’ye iletildi

Demirtaş, komisyonda Bakan Nebati’ye ilettiği ‘eksi zam’ hesabının ayrıntılarını Sözcü’den Erdoğan Süzer’e açıkladı.

İktidarın yılın başında yasalaşan bütçe ile halktan 1 trilyon 430 milyar lira vergi toplayacağını ilan ettiğini belirten Demirtaş, ancak enflasyonun aşırı yükselmesiyle 1 trilyon 83 milyar lira ilave vergi toplanacağını, böylece 2022 yılında halkın cebinden çıkacak verginin 2 trilyon 514 milyar liraya ulaşacağını söyledi.

Demirtaş, 2022’de yıllık vergi tahsilatının 2021 yılı bütçe kanunundaki gelir tahminine göre yüzde 137.4 artacağını belirtirken, “Bu yüzde 137.4’lük artış halkın bir yıllık dönemde yaşayacağı gerçek enflasyonu gösteriyor” dedi.

Hükümetin vergi hesabının gerçek enflasyonu gösterdiğini belirten Demirtaş, temmuzda yüzde 40 zam verilmesi halinde memur ve memur emeklilerinin reel kaybının yüzde 55.4, işçi emeklilerinin yüzde 61.7 ve asgari ücretlinin de yüzde 26.6 olacağını söyledi.

İşte eksi zam hesabı

Yılın başında memur ve memur emeklilerine yüzde 29.97 zam verilmişti. Temmuzda enflasyon farkı dahil yüzde 40 zam verilirse kümülatif yıllık zam yüzde 81.96 olacak. Yüzde 137.4 artan vergi dikkate alındığında bu kesim eksi 55.44 puanlık net kayıp yaşayacak.

İşçi, esnaf ve çiftçi emeklileri yılın başında yüzde 25.47 zam almıştı. Temmuzda yüzde 40 zam olursa kümülatif zam yüzde 75.66’da kalacak, eksi zam yüzde 61.74’e ulaşacak. Sene başında yüzde 50.5 zam alan asgari ücretli de yüzde 40 zam verilmesi halinde yüzde eksi 26.65 reel kayıp yaşayacak.

Paylaşın

Türkiye İle Suudi Arabistan Arasında ‘Yeni İş Birliği’ Dönemi

Suudi Arabistan Veliahtı ve Başbakan Yardımcısı Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Saud, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine geldiği Türkiye’de resmi törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenin ardından Bin Selman ve Erdoğan baş başa görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeyle ilgili iki ülke dışişleri bakanlarının imzasını taşıyan ortak bildiride “yeni bir işbirliği döneminin başlamasına yönelik kararlılık” vurgusu yapıldı.

Açıklamaya göre görüşmede karşılıklı ticaretin geliştirilmesi, kolaylaştırılması ve çeşitlendirilmesi, yatırım fırsatlarının araştırılması ve çeşitli alanlarda somut ortaklıklara dönüştürülmesi için iki ülkenin kamu ve özel sektöründeki iletişimin artırılması ele alındı.,

“2030 Vizyonu’nun sunduğu fırsatlar”

Açıklamada, G20 üyesi iki ülkenin büyük ekonomik potansiyeline ve Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’nun yatırım, ticaret, turizm, kalkınma, sanayi, madencilik, inşaat projeleri, ulaşım-altyapı (müteahhitlik dahil), tarım, gıda güvenliği, sağlık, iletişim-bilgi teknolojisi alanları, medya ve spor alanlarında sunduğu fırsatlara vurgu yapılarak Türkiye-Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) 13 Ekim 2016 tarihli 5. Bakanlar Toplantısı Ortak Beyanatı’na atıfla, Türkiye-KİK Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin önemine işaret edildi.

Taraflar, enerji alanında özellikle petrol ve rafinerisi, petrokimya, enerji verimliliği, elektrik, yenilenebilir enerji, inovasyon, hidrokarbon kaynakları için temiz teknolojiler, hidrojen de dahil olmak üzere düşük karbonlu yakıtlar alanlarında iş birliği yapma beklentilerini; enerji sektörü ve ilgili tedarik zincirlerinin yerelleştirilmesi ve bu alanlarda ilgili projeler geliştirilmesi hususları üzerinde çalışılması arzusunu ifade ettiler.

Yapay zekâ, dijital teknolojiler ve akıllı şehirler alanlarında üretim ve yatırım ortaklıklarının geliştirilmesi ve bu alanlarda faaliyet gösteren özel sektör aktörlerinin iş birliğine teşvik edilmeleri konularında görüş birliğine varılırken iklim değişikliği ve çevre kaynaklı sınamalarla mücadele konusunda da kararlılık vurgusu yapıldı.

Türkiye’den yatırım daveti

Ortak bildiriye göre Türk tarafı, Suudi Arabistan girişimcilik ekosisteminde faaliyet gösteren yatırım fonlarını  Türkiye’deki startup’lara yatırım yapmaya ve onlarla ortaklıklar kurmaya davet etti.

Bilim insanlarının karşılıklı ziyaretleri, KOBİ’ler’in desteklenmesinde iş birliği, savunma alanında iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların etkin hale getirilmesi, adli iş birliğinin geliştirilmesi, turizm, sivil havacılık ve sağlık yatırımlarında iş birliği, üzerinde mutabakat sağlanan konular arasında sayıldı.

Bölgesel konularda istişare ve iş birliği

Ortak açıklamada, “iki ülkenin ve halklarının çıkarları doğrultusunda bölgenin istikrar ve huzurunun güçlendirilmesi için, bölgesel konularda da istişare ve işbirliğinin derinleştirilmesinin kararlaştırıldığı” belirtilerek “Görüşmenin sonunda taraflar, iki ülkenin ve halklarının ortak çıkarlarına katkıda bulunacak ve tüm kesimlere fayda sağlayacak şekilde, bölgenin geleceğine hizmet etmek için tarihi kardeşlik temelinde iş birliğini geliştirerek sürdürme kararlılıklarını vurgulamışlardır” ifadesine yer verildi.

Paylaşın