Pasifik’te Heyecan Verici Keşif: Sürpriz Deniz Canlısı Yakalandı

Keşif gemisi Nautilus, Pasifik Okyanusu’nda sıradışı bir keşif yaptı. ABD’nin Hawaii eyaletinin batısındaki Johnston Atolü yakınlarında daha önce gözlemlenmeyen bir deniz dağını inceleyen ekip, deniz teleğiyle (sea pen) karşılaştı.

Nautilus ekibi bu yaratığın Pasifik Okyanusu’nda ilk kez görüldüğünü vurguladı. Deniz telekleri, mercan ve denizanalarını da içeren hayvan şubesi knidlilerin bir üyesi.

Araştırma ekibi, bu cinsin tanımlanan tek türünün Solumbellula monocephalus olduğunun altını çizdi. S. monocephalus’un sadece Atlantik ve Hint okyanuslarında yaşadığı düşünülüyordu.

Uzmanlar, görüntüler üzerinde incelemelerin süreceğini ve bunun Pasifik Okyanusu’ndaki ilk S. monocephalus mu yoksa daha önce görülmeyen bir tür mü olduğunun belirlenmeye çalışılacağını bildirdi.

Videodaki yaratık, suyun 2 bin 994 metre altında görüntülendi. Deniz teleğinin sapının 2 metre olduğu belirlendi. Yaratığın sapında dikenler de var.

Keşif gemisi, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin desteklediği Ocean Exploration Trust (Okyanus Araştırmaları Vakfı) tarafından işletiliyor.

Ünlü yolcu gemisi Titanic’in ve Alman savaş gemisi Bismarck’ın enkazını keşfeden araştırmacı Robert Ballard’ın yönetiminde olan vakıf, dalgıçların ve kameraların okyanus tabanında gördüklerini canlı yayımlıyor ve izleyicilere okyanus derinliklerine bakma fırsatı sunuyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Mbappe, En Değerliler Listesinde Açık Ara Zirvede

Transfer döneminin başlamasıyla futbolcu değerleri de güncellendi. Mbappe zirvede, Haaland 2. sırada yer aldı. Şubattan bu yana değerini en çok artıran ise Real Madridli Junior oldu. Bellingham, 21 yaş altındaki en değerli isim olarak kayda geçti.

KPMG Football Benchmark ekibi, transfer döneminin başlaması sonrası Temmuz 2022 döneminde futbolcuların değerlerini güncelledi.

Raporda Avrupa’nın en büyük 5 ligi olarak kabul edilen Almanya (Bundesliga), Fransa (Ligue 1), Birleşik Krallık (Premier Lig), İspanya (La Liga) ve İtalya’nın (Serie A) yanı sıra Portekiz, Türkiye, Hollanda gibi ülkelerdeki oyuncular da yer aldı.

Paris Saint-Germain ile yeni sözleşmeye imza atan Kylian Mbappe, en değerli isim oldu. Real Madrid’in genç yıldızı Vinicius Junior, Şubat 2022’den bu yana değerini en çok artıran oyuncu olarak kayda geçti. 21 yaş altı oyuncular klasmanında Borussia Dortmund’da oynayan Jude Bellingham ilk sırada yer aldı.

Mbappe, en değerliler listesinde açık ara zirvede 

2021-22 sezonunun tamamlanmasıyla ismi Real Madrid ile anılan ve herkesin İspanyol ekibine imza atmasını beklediği Kylian Mbappe, PSG ile sözleşme yenileyerek büyük sürprize imza attı.

Yeni kontrat sonrası 230,1 milyon euroya değeri yükselen Mbappe, bu alanda zirvenin sahibi oldu.

Fransız futbolcu, geçen yılın aynı döneminde 175 milyon euro ile yine listenin tepesindeydi.

Mbappe ayrıca CIES’in Haziran 2022 raporunda da 205 milyon euro ile ilk sıraya yerleşmişti.

PSG formasıyla bu sezon 35’i Ligue 1, 8’i UEFA Şampiyonlar Ligi ve 3’ü Fransa Kupası olmak üzere toplam 46 maça çıkan Mbappe, 39 gol ve 26 asistlik performans sergiledi.

Manchester City’nin yeni transferi Haaland ikinci sırada

Menajeri Mino Raiola’nın ani ölümü sonrası geleceği merak edilen oyuncuların başında Erling Haaland geliyordu.

Norveçli yıldız, Borussia Dortmund’dan ayrılarak serbest kalma bedeli 60 milyon euroyu ödeyen Manchester City’ye transfer olarak adından söz ettirdi.

Güncel piyasa değerini 143,8 milyon euroya yükselten Erling Haaland, en pahalı ikinci isim oldu.

Haaland’ın Ağustos 2021 raporundaki değeri 134 milyon euro olarak kayıtlara geçmişti.

Norveçli yıldızın CIES raporundaki market ederi 152,6 milyon euro.

Foden, altyapıdan yetişti, en pahalı 3. oyuncu oldu

Pep Guardiola’nın en önemli silahları arasında yer alan 22 yaşındaki Foden, altyapısından yetiştiği Manchester City ile yükselişini sürdürüyor.

Mbappe ve Haaland’ın ardından listenin üçüncü sırasına yerleşen Foden’a 140,2 milyon euro değer biçiliyor.

Foden’ın geçen yılki market değeri 102 milyon euro olarak gerçekleşmişti.

Büyük Britanyalı sporcu değerini en çok artıran genç futbolcular arasında yer almıştı.

Manchester City’de bu sezon 45 müsabakaya çıkan Foden, 14 gol, 11 asist üretti.

Foden’ın mukavelesi 2023-24 sezonu sonunda tamamlanıyor.

Değerini en çok artıran Vinicius Junior

Real Madrid’in 21 yaşındaki yıldızı Vinicius Junior, Şubat 2022’den bu yana değerini en çok artıran oyuncu olmayı başardı.

Bu sezon Real Madrid’de La Liga ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan Junior, söz konusu süreçte değerini 35.5 milyon euro artırarak 135,8 milyon euro ile en pahalı 4. oyuncu konumunda.

Bu alanda Junior’o Milan’lı Rafael Leao izliyor. Şubat ayından bu yana değerini 33,2 milyon euro artıran Leao’nun güncel market değeri 75,7 milyon euro.

Listenin üçüncü sırasında ise yine bir yeni transfer yer alıyor.

Liverpool’un Benfica’dan kadrosuna kattığı Darwin Nunez, değerini 32,3 milyon euro artırdı ve 81,3 milyona ulaştı.

21 yaş altının en değerlisi Jude Bellingham

Avrupa’nın dev kulüplerinde forma giyen 21 yaş altındaki en değerli oyuncular da Football Benchmark’ın raporunda yer buldu.

Borussia Dortmund’un 19 yaşındaki oyuncusu Jude Bellingham 116,2 milyon euro ile gençler arasındaki en değerli isim oldu.

Barcelona’nın 19 yaşındaki yıldızı Pedri, 101,5 milyon ile ikinci sırayı alırken Arsenal’den Bukayo Saka kürsünün üçüncü basamağına çıktı.

Yine Barcelona’dan Ansu Fati 71,6 milyonla dördüncü olurken Bayern Münih’ten Jamal Musiala 69,8 milyonluk değeriyle beşinciliği elde etti.

Listenin 17 yaşındaki en genç oyuncusu Barcelona’dan Gavi, 45,1 milyon market değeriyle 10. sıradan listeye dahil oldu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de Yakalanan Kokain Miktarı 2 Yılda Yüzde 44 Arttı

2021 yılında ele geçirilen kokain miktarı bir önceki yıla göre yüzde 44,9 artarken olay sayısında yüzde 15,1, şüpheli sayılarında ise sadece yüzde 6 oranında artış meydana gelmesi Türkiye’nin kokain için önemli bir koridor olduğunu ortaya koyuyor.

BirGün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın 2022 Türkiye Uyuşturucu Raporu, Türkiye’nin uyuşturucu konusunda hem hedef hem de transit rota niteliği taşıdığı tespitini içeriyor. Son yılların en fazla gündeme gelen uyuşturucu maddesi kokainin “Kaçakçılık Eğilimleri” ile yakalama istatistiklerine raporda yer verildi.

Sinir sistemi üzerinde uyarıcı bir etki gösteren ve Kolombiya, Peru ve Bolivya’da yetişen Erythroxylon Coca isimli bitkinin yapraklarından elde edilen kokain, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkeler üzerinden en önemli pazarlardan olan Avrupa’ya geçiyor. Raporda yer alan bilgilere göre, 2019’da küresel boyutta kokain yakalama miktarının yüzde 83’ü çoğunluğu Güney Amerika’da olmak üzere Kıta Amerika’sında gerçekleştirilen yakalamalarda ele geçirildi. Bu yıllarda Güney Amerika’da kokain yakalama miktarı yüzde 5 artarak bugüne kadarki en yüksek miktar olan 755 tona ulaştı.

Raporda, 2020 yılında yaşanan Covid-19 pandemisine karşın kokain üretimi ve kaçakçılığının rekor düzeyde sürdüğünün altı çizildi. 2020 yılında bin 982 ton kokain üretimi ile birlikte 2019 yılına göre yüzde 4,5 artışla küresel boyutta 1424 ton kokain ele geçirildi.

Türkiye’de de Mersin başta olmak üzere uyuşturucu yakalamaları daha çok limanlarda gerçekleşti. Avrupa’da 2017 yılından bu yana, özellikle deniz limanlarında her yıl rekor miktarlarda kokain ele geçirildiği vurgulanan raporda, şunlar yer aldı:

“2020 yılında şimdiye kadarki en yüksek miktar olan 214,6 ton kokain AB ülkeleri, Türkiye ve Norveç tarafından ele geçirilmiştir. Üç AB ülkesinde ele geçirilen (Belçika 70 ton, Hollanda 49 ton ve İspanya 37 ton) kokain Avrupa genelinde yakalanan toplam kokainin yüzde 73’üne karşılık gelmektedir. Ayrıca İtalya (13,4 ton), Fransa (13,1 ton), Almanya (11 ton) ve Portekiz’de de (10 ton) yüksek miktarlarda kokain ele geçirilmiştir.

Geleneksel olarak kokain kaçakçılığı ve kullanımı ile ilişkilendirilmeyen Doğu Avrupa ülkeleri olan Yunanistan (1,8 ton), Bulgaristan (1 ton), Polonya (3,9 ton) ve Türkiye (2 ton) tarafından da kokain yakalamaları gerçekleştirilmiştir. Bu durum, kokain sevkiyatlarının Avrupa’ya giriş yaptığı noktaların çeşitliliğinin arttığını gösterebilir. Akdeniz ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler tarafından gerçekleştirilen kokain yakalamaları bunun bir diğer göstergesi olarak düşünülebilir.”

“Türkiye’nin kokain için önemli bir koridor”

Dünyadaki gelişmelerle doğru orantılı olarak son yıllarda Türkiye’de de kolluk birimlerince gerçekleştirilen kokain yakalamalarında artış olduğu bildirildi. Buna göre, Türkiye’de 2021 yılında 2 bin 961 kokain olayı gerçekleşti. Bu olaylarda 4 bin 714 şüpheli yakalandı ve 2 bin 841 kilogram kokain ele geçirildi. Raporda, bu rakamın bugüne kadarki en yüksek miktar olduğunun altı çizildi.

Bu rakamlar, Türkiye’nin kullanım ya da iç pazarda satıştan çok yasa dışı ticaretin önemli aktörlerinden olduğunu gösteriyor. 2021 yılında ele geçirilen kokain miktarı bir önceki yıla göre yüzde 44,9 artarken olay sayısında yüzde 15,1, şüpheli sayılarında ise sadece yüzde 6 oranında artış meydana gelmesi Türkiye’nin kokain için önemli bir koridor olduğunu ortaya koyuyor.

Paylaşın

HDP’li Sancar: İktidar Ülkeyi İflasa Götürüyor

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “İktidar, bu ülkeyi iflasa götürmektedir, bir çöküş yaşanmaktadır. Ekonomi ile ilgili verileri buradan tek tek saymaya gerek yok. Halkımız her gün sofrasında, sokakta her alanda bu çöküşün sonuçlarını zaten yakıcı bir biçimde yaşıyor, baskılar, zulüm, yasak olağanlaşan şiddet toplumu çözüyor” dedi.

Sancar, “Oysa bir ülkede demokrasiyi kurabilmek için birlikte eşit yurttaşlık temelinde yaşayabilmek için öncelikle birbiriyle barış içinde yaşamayı beceren bir toplum olmak gerekiyor. Toplum olmadan demokrasi olmaz, barış kurulamaz. Bizler de bu ülkede toplumu eşit yurttaşlık ve demokratik cumhuriyet hedefleri etrafında sağlam bir şekilde yeniden inşa edebilmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 3 Temmuz’da gerçekleştirdiği 5’inci Olağan Kongre sonrası ilk toplantısını partinin Ankara Balgat’ta bulunan ek binasında gerçekleştirdi. Toplantının açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, şunları söyledi:

“Ülke çoklu krizlerinden geçiyor, tarihinin en derin krizlerinin yaşandığı bir dönemdeyiz ama unutmayalım krizlerin en derin zamanı aynı zamanda çözüm imkanının da en fazla ortaya çıktığı zamanlardır.

Yeter ki bu imkanları değerlendirecek örgütlü bir siyasi güç, kararlı ve tutarlı bir alternatifi bir çözüm programı ortaya konulabilsin. HDP tam da bu çoklu krizlere karşı ülkede bütün sorunların çözüm olma iddiasıyla yoluna devam ediyor. Kongremizin bize verdiği en önemli görev de budur, direnmek bizim işimiz.

“Çözüm öneren bir partiyiz”

Bizler Türkiye’nin bütün sorunlarına çözüm öneren bir partiyiz. Gerçek çözümler öneren bir partiyiz. Gerçek çözümler önerebilmek için ülkenin sorunlarıyla samimi bir yüzleşmeye ihtiyacı vardır.

Bu ülkenin temel sorunlarıyla samimi bir şekilde yüzleşmeden krizleri aşmak, gerçek çözümleri halka mal etmek ve hayata geçirmek mümkün değildir. Yüzleşme iradesinin en büyük olduğu bir siyasi hareketin temsilcileriyiz.

“Türkiye’nin anahtar gücüyüz”

Hem mücadele birikiminin hem acı hem de umut birikiminin üzerine kurulmuş güçlü bir örgütlenme ve güçlü bir halk desteğine sahip bir partiyiz. Bunu her türlü saldırıya karşı dik durarak, direnerek ortaya koyduk.

Bizler hem siyasal programı olarak hem de sahip olduğu halk desteği ve gücü dolayısıyla bu ülkenin çözüm partisiyiz anahtar gücüyüz. Anahtar gücün sadece sayıyla,  oy oranıyla ile ilgili olmadığını defalarca belirttik. Evet, sayısal gücümüz önemlidir çünkü bu kadar kuşatmaya ve saldırıya rağmen halkın desteğini almaya devam ediyorsak yürüdüğümüz yol doğrudur.

“Tek gerçek Türkiye partisi HDP’dir”

Önümüzdeki dönem, özellikle bu yılın sonuna kadar geçecek altı ay pek çok konuda tablonun berraklaşması ile ilgili işaretlerin ve gelişmelerin artacağı bir dönemdir. Bizler bu döneme en güçlü ve en kararlı şekilde hazırlanmak zorundayız.

İşte sizler PM’ye yeni seçilen ve yeniden seçilen yoldaşlarımız bu tarihi sorumlulukla karşı karşıyadır. Çözüm biziz, sorunların tamamına çözüm programı sunacak birikimimiz var ve bu çözümleri hayata geçirecek kararlılığımız var.

Türkiye partisi sözünü eğer kullanacaksanız karşınızda tek gerçek Türkiye partisinin HDP olduğunu görürsünüz. Sadece PM’de değil aynı zamanda bu kongrede isimlerini duyurduğumuz danışma kurulumuz da aynı kaygılar ve amaçlarla belirlenmiştir. Bizler ortak görüşü değil ortak paydayı esas alarak oluşturduk PM ve Danışma Kurulu’nu.

“Bizi daralmak isteyenler kaybediyor”

HDP’yi dar bir alana sıkıştırmak isteyenler bunu başaramıyorlar. Başaramadıkça hırçınlaşıyorlar. Sadece fiziksel, hukuksal saldırılarla değil başka senaryolarla da HDP’yi daraltmayı önlerine hedef olarak koyanlar sürekli olarak kaybediyorlar.

Hayır, HDP onların sıkıştırmak istediği dar alana girmeyecektir. Türkiye’nin bütün sorunlarına demokrasi, eşit yurttaşlık, özgürlük, kalıcı barış temelinde çözüm getirecek parti olma hedefinden asla vazgeçmeyecektir.

“İktidar iflasa götürüyor”

İktidar, bu ülkeyi iflasa götürmektedir, bir çöküş yaşanmaktadır. Ekonomi ile ilgili verileri buradan tek tek saymaya gerek yok. Halkımız her gün sofrasında, sokakta her alanda bu çöküşün sonuçlarını zaten yakıcı bir biçimde yaşıyor, baskılar, zulüm, yasak olağanlaşan şiddet toplumu çözüyor.

Oysa bir ülkede demokrasiyi kurabilmek için birlikte eşit yurttaşlık temelinde yaşayabilmek için öncelikle birbiriyle barış içinde yaşamayı beceren bir toplum olmak gerekiyor.

Toplum olmadan demokrasi olmaz, barış kurulamaz. Bizler de bu ülkede toplumu eşit yurttaşlık ve demokratik cumhuriyet hedefleri etrafında sağlam bir şekilde yeniden inşa edebilmeliyiz.

“Yeni bir başlangıç için toplumsal sözleşme”

Yeniden inşa etme programını önümüze koyduk yeni bir toplumsal sözleşmeyi Türkiye’de en geniş kesimlerle birlikte oluşturmayı temel amaç olarak belirledik. Yeni bir başlangıç ancak yeni bir toplumsal sözleşme ile olur. Bunun hedefi de eşit yurttaşlık temelinde, özgürlük temelinde demokratik cumhuriyet olacaktır.

Cumhuriyetin 2’nci yüzyılına girerken bunu gerçekleştirecek güç buradadır HDP’dir, HDP fikriyatındadır. HDP’nin inşa etmeye çalıştığı, bunun için büyük emek sarf ettiği demokrasi ittifakındadır.

Önümüzü açacak sorunlardan, krizlerden çıkışın yolunu açacak şey tam da bu büyük ve kapsamlı demokrasi ittifakını kurmaktan geçiyor. Bu ittifakı ilmek ilmek kuruyoruz. İttifak sadece belli partilerle sınırlı bir birliktelik değil, kastettiğimiz demokrasi ittifakı bu ülkede haksızlıklara, adaletsizliklere, zulme ve sömürüye karşı en geniş kesimleri bir araya getirmektir.

“Savaş senaryoları hazırlanıyor”

Sorunların çözüm yolu budur. Kürt sorunu başta olmak üzere her türlü sorunumuzu ancak demokratik siyaset zemininde kurabiliriz. Önümüzdeki dönem iktidarın kaybetme paniği ile çeşitli tehlikeli senaryolara başvurma ihtimalinin de çok yüksek olduğu bir dönemdir.

Bir yandan savaş senaryoları hazırlanıyor hatta senaryodan öte plan aşamasına geçmiş savaş hazırlıkları söz konusu. Suriye’ye özellikle Rojava’ya yönelik bir işgal saldırısı gündemde ama sadece o değil Kürtlerin her alanda kazanımlarına yönelik saldırılar da yine bu iktidarın varlığını sürdürmesinin en önemli yolu olarak görülüyor.

“Barış ittifakı kurmak zorundayız”

Bizler demokrasi ittifakını her alanda savaş planlarına karşı bir barış ittifakı olarak kurmak zorundayız. Öte yandan kaos planlarıyla halkı yıldırmak ve halkın iradesini bir rehin alma planı da görünüyor.

Kaos planlarını da boşa çıkaracak en önemli şey bizlerin kararlı bir demokrasi mücadelesini en geniş kesimlerle kurmamızdan geçiyor. Bütün toplumsal demokrasi güçlerine ve muhalefete buradan uyarıda bulunuyoruz; savaş planlarına, kaos senaryolarına karşı uyanık olalım. Bunları hep birlikte boşa çıkaracak ortak iradeyi gösterelim.”

Paylaşın

Ataol Behramoğlu: Baskı Altında İşime Son Verdiler

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde 10 yılı aşkın süredir kürsüsü bulunan usta şair Ataol Behramoğlu Baskı altında işime son verdiler. Bir kürsüm vardı, elimden alındı. Hala bu sıkıntılar her anlamda devam ediyor. İçerde ve dışarıda…” dedi.

Şair Ataol Behramoğlu akademisyen olarak görev yaptığı İstanbul Aydın Üniversitesi’ndeki işine son verildiğini açıkladı.

Halk TV’de Serhan Asker’in programına konuk olan Behramoğlu şunları söyledi: “Ben bir akademisyenim. Benim Rus Dili ve Edebiyatı profesörü olduğumu çok az kişi bilir.

“İstanbul Üniversitesi’nden emekliyim ve özel üniversitelerde devam ediyordum. Baskı altında işime son verdiler. Bir kürsüm vardı, elimden alındı. Hala bu sıkıntılar her anlamda devam ediyor. İçerde ve dışarıda…”

Behramoğlu 2011 yılından itibaren bu görevi sürdürüyordu.

Ataol Behramoğlu hakkında

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Slav Dilleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı Başkanlığı görevinden ve Beykent Üniversitesi’nden sonra İstanbul – Aydın Üniversitesi’nde profesör titriyle öğretim üyeliği yapıyordu.

13 Nisan 1942’de, Çatalca’da doğdu.

İlk, orta ve lise öğrenimini Çankırı’da tamamladı.

Bir süre Ankara Hukuk Fakültesi’ne devam etti, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nün derslerini izledi, aynı fakültenin Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1966).

İlk şiir kitabı “Bir Ermeni General” 1965’te, kitaplaşan ilk çevirisi “İvanov” (Anton Çehov) 1967’de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov’dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı.

1970’de İsmet Özel ile birlikte Halkın Dostları dergisini yayımladı.

Aynı yılın sonbaharında dört yıl sürecek ilk yurtdışı yolculuğuna çıktı. 1972’ye kadar Londra ve Paris’te yaşadı.

1972 sonbaharında Sovyet Yazarlar Birliği’nin çağrılısı olarak gittiği Moskova’da yaklaşık iki yıl kalarak Moskova Devlet Üniversitesi’nde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı.

1974’te Türkiye’ye dönüşünden bir süre sonra Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda dramaturg olarak çalışmaya başladı.

1975’te kardeşi Nihat Behram ile edebiyat-kültür dergisi Militan’ı çıkardı.

1978’de Sofya’da Dünya Yazarları 1. Kurultayı’na Aziz Nesin, Yaşar Kemal ve Burhan Arpad ile Türkiye Temsilcisi olarak katıldı.

1979’da Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. Sanat Emeği dergisinin kurucuları ve yazı kurulu üyeleri arasında yer aldı.

1980 darbesi sonrasında dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı. “Ne Yağmur…Ne Şiirler…”in yeni basımının mahkemece “toplatılması ve imhası”na karar verildi. Bir hafta Selimiye’de göz hapsinde tutuldu. Kitap daha sonra beraat etti.

1982 mart ayında Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı. Maltepe Askeri Cezaevi ve Sağmalcılar Cezaevi’nde on ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü’nü kazandı.

1983 kasım ayında, devam eden duruşmaların, katılmadığı son oturumunda 8 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

1984 başlarında ülkeden gizlice ayrılmak zorunda kalarak Fransa’ya gitti. Bir süre sonra ailesini de – pasaport verilmediği için – yine gizlice ülke dışına çıkardı.

1989 haziran ayına kadar sürecek bu dönemde Paris Sorbonne Üniversitesi “Centre de Poétique Comparée” bölümü çalışmalarına katıldı. 1986’da Paris’te Fransızca Türk edebiyatı dergisi “Anka”yı kurdu ve yönetti.

Yurtdışında bulunduğu sırada Türkiye’de “Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi”; “Dünya Şiiri Antolojisi (Özdemir İnce ile birlikte)”; “Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi”; “Çehov-Bütün Oyunları (1. Cilt)”, şiir üstüne yazıları “Yaşayan Bir Şiir (1986); şiir kitapları “Eski Nisan”, “Bebeklerin Ulusu Yok” yayımlandı.

Hakkındaki davaların Yargıtay aşamasında beraatle sonuçlanması üzerine Haziran 1989’da Türkiye’ye döndü.

Birkaç yıl Simavi Yayınları’nda editör, Pendik Belediyesi’nde kültür danışmanı olarak çalıştı.

1995’te Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçildi.

PEN Yazarlar Derneği 2002 yılı “Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü”nü aldı.

2008 yılında Rusya Federasyonunca uluslararası Puşkin Nişanı verildi.

Paylaşın

Uzak Bir Galaksiden ‘Kalp Atışı’ Sinyalleri Geldiği Tespit Edildi

Bilim insanları uzak bir galaksiden alışılmadık ve tekrarlayan bir sinyal geldiğini tespit etti. Saptanan radyo enerjisi patlaması, kalp atışına benzetilen bir düzende yanıp sönüyor.

Bilim insanları bunun hızlı bir radyo patlaması veya uzayın derinliklerinden gelen ve araştırmacıların hâlâ anlamadığı, gizemli ve güçlü enerji patlamaları olduğunu söylüyor.

Fakat bu patlamalarda tuhaf bir şey var: Normalde milisaniyeler süren FRB’lere (hızlı radyo patlaması) kıyasla 3 saniyeye kadar devam eden bu patlamalar, diğerlerine göre çok yavaş.

Sinyal, evrende nadiren bulunan bir tür “periyodik” örüntüde yanıp sönüyor. Enerji patlamaları her 0,2 saniyede bir tekrarlanıyor.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Kavli Astrofizik ve Uzay Araştırmaları Enstitüsü’ndeki doktora sonrası araştırmacısı Daniele Michilli şunları söyledi:

“Evrende kesin surette periyodik sinyaller yayan çok fazla şey yok.

Kendi galaksimizde bildiğimiz örnekler, bir deniz fenerine benzer şekilde dönerek ışınlı salımlar üreten radyo pulsarları ve magnetarlardır.

Ve bu yeni sinyalin normalden çok güçlü bir magnetar veya pulsar olabileceğini düşünüyoruz.”

FRB 20191221A olarak adlandırılan sinyal şimdiye kadar tespit edilen en uzun ömürlü, en net periyodik örüntüye sahip FRB.

Kaynağı Dünya’dan birkaç milyar ışık yılı uzaktaki bir galakside yatıyor.

Fakat sinyallerin kesin kaynağının ne olabileceği gizemini korusa da gökbilimciler sinyalin bir radyo pulsarından veya bir magnetardan yayılabileceğinden şüpheleniyor.

Bunların her ikisi de son derece yoğun, hızla dönen, dev yıldızların çökmüş çekirdekleri olan nötron yıldızlarıdır.

Ekip, bu kaynaktan daha sonra astrofizik saati olarak kullanılabilecek daha fazla periyodik sinyal tespit etmeyi umuyor.

Örneğin, patlamaların sıklığı ve kaynak Dünya’dan uzaklaştıkça nasıl değiştikleri, evrenin genişleme hızını ölçmek için kullanılabilir.

Aralık 2019’da Kanada Hidrojen Yoğunluğu Haritalama Deneyi (Chime), gelen verileri tarayan Michilli’nin dikkatini hemen çeken muhtemel bir FRB sinyali yakalamıştı.

Michilli şöyle konuştu:

“Alışılmadık bir şeydi.

Yaklaşık 3 saniye süren sinyaller sadece çok uzun değildi, aynı zamanda bir saniye içinde eşit aralıklarla (tak, tak, tak) kalp atışı gibi yayılan, olağanüstü derecede düzenli periyodik zirveler vardı.

Bu, sinyalin kendisinin periyodik olduğu ilk örnek.”

Nature dergisinde raporlanan keşif, MIT araştırmacıları da dahil Chime/FRB Collaboration üyeleri tarafından yazılan “Sub-second periodicity in a fast radio burst” (Hızlı radyo patlamasında saniye altı periyodiklik) başlıklı bir makalede yayımlandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Erkekler, Haziran Ayında 32 Kadını Öldürdü

Erkekler, Haziran’da en az 32 kadını ve yedi çocuğu öldürdü, en az 89 kadına şiddet uyguladı, en az 41 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 27 kadını taciz etti, 24 kadını da seks işçiliğine zorladı.

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; Haziran’da en az 14 kadının ölümü basına “şüpheli”, (Antalya (2), İstanbul (4), Hatay (1), Bursa (1), Manisa (1), Kocaeli (1), Çorum (1), Denizli (1), Afyon (1), Antep (1)  ölüm olarak yansıdı.

Erkekler, en az 89 kadına şiddet uyguladı, en az 41 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 27 kadını taciz etti, 24 kadını da seks işçiliğine zorladı.

Kocaeli’nde bir kadını erkekler intihara sürükledi. Erkekler İstanbul’da da bir kadını öldürmeye teşebbüs etti.

Cinayet

Erkekler, Haziran’da en az 32 kadını öldürdü; geçen yıl bu sayı 24 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanında bulunan en az altı erkeği de öldürdü.

Kadınları öldüren erkeklerden biri polis biri de astsubaydı. En az üç kadın koruma kararı rağmen öldürdü. Öldürülen kadınlardan biri Kırgızistan yurttaşıydı.

Erkeklerin 18 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler 10 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü. Erkekler bir kadını “kıskandığı”, bir kadını “namus”, bir kadını “gürültü yaptığı”, iki kadını “köpek beslediği” için öldürdü. Erkekler bir kadını da “şaka yaptım” diyerek öldürdü.

22 kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, üç kadını oğlu, üç kadını akrabası, iki kadını komşusu öldürdü. İki kadını öldüren beş erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, 24 kadını ev içinde, altı kadını işyeri, ormanlık alan, sokak, hastane gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkeklerin iki kadını nerede öldürdüğü basına yansımadı.

Erkekler, 18 kadını ateşli silahlarla, sekiz kadını kesici aletle, bir kadını domuz bağı ile bir kadını göle atarak,  bir  kadını boğarak, bir kadını yakarak, bir kadını da darp ederek öldürdü. Erkeklerin bir kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Çocuğa Şiddet-Çocuk Cinayeti

Erkekler Haziran’da yedi çocuğu öldürdü.

Altı çocuğu babası, bir çocuğu 15 yaşında bir çocuk öldürdü.

Cinsel Saldırı /Tecavüz

Haziran’da basına cinsel saldırı yansımadı.

Taciz

Haziran 2022’de erkekler en az 27 kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay yedi idi.

Erkekler, 23 kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Erkekler üç kadını da fotoğrafını veya videosunu çekerek taciz etti. Erkekler bir kadına da cinsel organını göstererek taciz etti.

Erkekler 27 kadını da ev dışı alanlarla taciz etti. Kadınları taciz eden 26 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımazken, iki kadını bir doktor taciz etti.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Haziran’a en az 41 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 16 idi.

En az 18 çocuğu istismar eden 17 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı. 15 çocuğu öğretmeni, bir çocuğu muavin, iki çocuğu kuran kursu hocası, bir çocuğu diş teknisyeni, iki çocuğu bir mağaza çalışanı, bir çocuğu üvey babası, bir çocuğu yaşam koçu istismar etti.

Erkekler, iki çocuğu ev içinde, 39 çocuğu okul, sokak, lunapark (korkuevi) gibi ev dışı alanlarda istismar etti.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Haziran’da en az 89 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 94 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı 12 kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az on sekiz kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

En az 62 kadını kocası, eski sevgilisi öldürdü, 17 kadına şiddet uygulayan 13 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı. Altı kadını akrabası, 4 kadını da arkadaşı yaraladı.

Erkekler, 18 kadına boşanmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uygularken, sekiz kadına kıskandığı için şiddet uyguladı. Erkeklerin 63 kadına şiddet uygulama bahanesi basına yansımadı.

Erkekler, 56 kadını darp ederek yaralarken, 12 kadını ateşli silahlarla, 15 kadını da kesici aletle yaraladı. Erkekler iki kadını yakıcı madde ile yaralarken, iki kadını da yaktı. Erkekler iki kadını da balkondan atarak yaraladı.

Erkekler, 33 kadını iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda, 56 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin on kadına nerede şiddet uyguladığı basına yansımadı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Erkekler, Haziran’da en az 24 kadını seks işçiliğine zorladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı, 63 idi. Seks işçiliğine zorlanan 24 kadın Türkiye vatandaşı değildi. Seks işçiliğine zorlananlar arasında çocuklar da vardı.

Paylaşın

1200 Koltuk İçin Bürokrat Aranıyor

Oksijen’den Gazeteci Gökçer Tahincioğlu, son yazısında, AK Parti’nin kadrolaşma sürecine ve sorunlara dikkat çekti. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçime girip kaybetmesi durumunda bürokrası de yaşanacak boşluklara dikkat çeken gazeteci Tahincioğlu, Altılı Masa’nın da bu konuda çalışmaları olduğunu belirtti.

Gökçer Tahincioğlu’nun “1200 koltuk için bürokrat aranıyor” başlıklı yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimin yaklaşması, muhalefetin 20 yıllık AKP iktidarı döneminde ilk kez seçimi kazanmak konusunda bu kadar iddialı olması, tartışmaların da boyutlanmasına yol açıyor.

Bu tartışmalardan biri de olası bir iktidar değişikliğinde yeni hükümetin 20 yılda oluşan AKP kadrolarıyla nasıl uyum içinde çalışacağı konusunda.

İktidara yakın bazı isimler sadece bu durumun bile iktidar değişikliğinin Türkiye’nin yararına olmayacağır gösterdiğini savunuyor.

Türkiye’de bürokratik kadrolara yönelik gelenekler de değişimin çok kolay olmadığını gösteriyor. Gene alışkanlık geçmişte üçlü kararnameyle atanan üst düze bürokratların sadece iktidar değiştiği için görevden alınamayacağı yönünde. Zira eski uygulamalar, görevden alınan bürokratların yargı kararıyla eski görevlerine dönebildiğini, yeniden göre almaları durumunda yargının net bir şekilde göreve

başlatılmaları yönünde kararlar verdiğini, bu davaların da yıllar sürdüğünü gösteriyor.

Ancak tartışmalarda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra getirilen yeni kural ve düzenlemeler göz ardı ediliyor.

Kararnamede tek tek pozisyonlar belirtilmiş

Bu tartışmaların yanıtı Cumhurbaşkanlığı’nın 10 Temmuz 2018 tarihli, 30474 sayılı “Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” nde gizli.

“3 Numaralı Kararname” olarak anılan kararnamenin 4. maddesinde, 1 No’lu Cetvel olarak nitelenen listede yer alan bürokratların görev süreleri ele alınıyor. Kararnamenin ilgili düzenlemesi şöyle:

“Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alanların görev süresi, atandıkları tarihte görevde bulunan Cumhurbaşkanının görev süresini geçemez. Cumhurbaşkanının görevi sona erdiğinde, bunların görevi de sona erer. Ancak bunlar, yerlerin atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder. Görev süreleri sona erenler yeniden atanabilir. Bunlar, görev süreleri sona ermeden de Cumhurbaşkanınca görevden alınabilir.”  Bu düzenlemeye göre No’lu Cetvel’de yer alan makamlara atananların görev süresi Cumhurbaşkanlığı seçimi ile doluyor. Seçilen Cumhurbaşkanı’nın her koşulda bu görevlere yeniden atama yapması ya da bu koltuktaki kişinin görevini sürdürmesine yönelik bir karar vermesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı seçilse bile kararnameye göre bu kadrolara yeniden atama yapmak zorunda. Erdoğan değil de bir başka ismin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde de bu kadroların tamamı otomatik olarak boşalacak ve yeniden atama yapılacak.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kararnamesi eskiden farklı olarak, aynı zamanda hükümet başkanı da olan yeni Cumhurbaşkanı’na kendi kadrolarıyla çalışma imkanını sunuyor.

MİT Müsteşarından Diyanet İşleri Başkanı’na, TRT Genel Müdürü’nden Merkez Bankası Başkanı’na, valilerden rektörlere kadar yüzlerce makam ve kadro sıralanıyor.

Buna göre cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, seçilecek ismin yaklaşık olarak 1200 ismi bu makamlara ataması gerekiyor.

Atanmayanın yargıyla dönme şansı yok

Buna göre valiler, rektörler, YÖK üyeleri, müsteşarlar, üst düzey kuramların genel müdürleri ve yönetim kurulu üyeleri seçimle birlikte koltuklarından kalmak zorunda olacak. Yeniden bu göreve atananlar, cumhurbaşkanı görevde kaldığı ve kendisinden memnun olduğu sürece görevim sürdürebilecek. Ancak yeniden atanamayanlar için kararnamedeki düzenleme açık olduğu için yargı kararıyla bu göreve dönme şansı olmayacak. Yargıya “Neden yeniden atanmadım” başvurusu yapılması olası değil Anketlerin moralleri yükselttiği altılı masada hem seçime yönelik umutların büyük olması hem de söz konusu düzenleme bedeniyle hummalı bir çalışma yürütülüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce bürokratları uyarmış ve yeni dönemde liyakati esas alacaklarını söylemişti. CHP, İYİ Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan altılı masada da bu konu da gözden geçirildi. Alman bilgiye göre liderlerin talimatıyla cumhurbaşkanının değişmesiyle boşalacak kadrolar için çalışma başlatıldı. Listeler üzerinde çalışan komisyon, liderlere tüm koltuklar için isim önerecek.

Altılı masanın ortakları bu çalışmaya büyük önem veriyor. Sızan bilgilere göre cumhurbaşkanının değişmesiyle birlikte, hemen ertesi gün bütün bu kadrolara hemen atama yapabilecek şekilde bir hazırlık yürütülüyor.

Liderlerin listeler konusunda ortaklaştığı başlık liyakat. Bu nedenle kızağa çekilen, kıyıda koşede kalan bürokratların isimleri gözden geçiriliyor, ilk kez atanabilecek isimler değerlendiriliyor.

Paylaşın

Siyasete Yaz Tatili Yok, Muhalefet Sahada Olacak

Meclis kapandı, siyasete verilen bayram arası gelecek hafta bitecek. Uzun süredir sahada olan muhalefet partileri yaz aylarını da yoğun bir tempoda geçirmek için planlamalarını yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarına, “Millet bunca sorunla boğuşurken, ülke sıkıntıdayken tatil yapma hakkımız yok. Meclis’in açılacağı 1 Ekim’e kadar sahada olacağız, maratona devam edeceğiz” dediği biliniyor.

CHP 2 ayda 8 ilde grup toplantısı yapacak

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre; Parti programına göre ağustos ayı başından ekim ayına kadar geçen iki ayda her hafta bir ilde grup toplantısı yapılacak. 2 Ağustos’ta ilk olarak Ağrı ile başlayacak grup toplantıları bir sonraki hafta Edirne’de olacak. Diğer 6 grup toplantısı da ağırlıklı olarak CHP’nin az oy aldığı İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi illerinde yapılacak. Ekim ayına kadar her salı saat 13.30’da farklı illerde yapılacak grup toplantılarında Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından sonra milletvekilleri o kentin ilçelerinde çalışmalar yürütecek.

CHP’nin Mersin’de başlattığı, İstanbul ile devam eden Milletin Sesi mitingleri de yaz aylarında sürecek. 23 Temmuz’da Balıkesir’de yapılacak mitingin ardından yazın 1-2 kentte daha miting olması bekleniyor. Bu arada parti bünyesinde kurulan Doğu, Karadeniz, esnaf ve ekonomi masalarının çalışmaları da yaz boyunca devam edecek.

Akşener 2. Türkiye turuna başladı

İYİ Parti de hem genel başkan düzeyinde hem de parti yöneticilerinin ayrı programları kapsamında yaz boyunca sahada olacak. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Ocak 2020’de başladığı il ve ilçe ziyaretleri kapsamında 81 kent turunu geçtiğimiz aylarda tamamladı. İkinci turunda 15 il ziyaret eden Akşener yaz boyunca aynı tempoda çalışmaya devam edecek. Gittiği illerde ilçeleri de ziyaret eden Akşener’in bugüne kadar 400’ün üzerinde ilçeye gittiği seçime kadar da bunu 922’ye tamamlayacağı ifade ediliyor. Parti yöneticileri Akşener’in Türkiye’nin tüm ilçelerine giden lider olarak tarihe geçeceğini kaydediyor.

İYİ Parti genel merkez planlamasına göre Akşener yaz boyunca her hafta 3-4 kente gidecek. Akşener’in gelecek hafta ziyaret edeceği kentler Samsun, Ordu ve Giresun olacak. Akşener’in yanı sıra parti yöneticileri de farklı illerde çalışmalar yürütecek.

HDP’de hedef 1 Eylül Dünya Barış Günü

HDP 3 Temmuz’da gerçekleştirdiği 5. Olağan Kongresi’nin ardından bu hafta sonu parti organlarını oluşturacak. 17 Temmuz Pazar günü toplanacak yeni Parti Meclisi MYK üyelerini belirleyecek. Yeni MYK’nın da 18 Temmuz’da ilk toplantısını yapıp yaz programını da oluşturması bekleniyor. Parti yöneticileri programın hafta başında netleşeceğini ifade ederken yaz boyunca hem iki eş genel başkanın hem de parti yöneticisi ve milletvekillerinin sahada olacağını ifade ediyor. Farklı illerde halk buluşmaları, toplantılar yapılacağını kaydeden HDP yöneticileri özellikle 1 Eylül Dünya Barış Günü için özel çalışmalar yapılacağını kaydediyor.

Gelecek Partisi iki koldan çalışacak

Gelecek Partisi’nde de saha çalışmaları yaz boyunca iki koldan sürecek. Genel Başkan Ahmet Davutoğlu il ziyaretlerini sürdürürken partisinin bölge toplantılarına katılacak. Gelecek hafta Giresun ve Balıkesir’e gidecek olan Davutoğlu’nun İstanbul ve Ankara’nın ilçelerine de yaz boyunca ağırlık vermesi bekleniyor. Gelecek Partisi’nde 19 genel başkan yardımcısı ve gölge kabine olarak nitelendirilen politika kurullarındaki yöneticiler de yaz boyunca belirlenen illerde özel çalışma yürütecek. Gidilen il ve ilçelerde esnaf ziyaretleri yapılacak, halk buluşmaları gerçekleştirilecek, yerel medyaya ziyaretler yapılacak.

Ali Babacan il ziyaretlerini sürdürecek

Yeni kurulan siyasi partiler Gelecek Partisi ve DEVA Partisi de yoğun bir yaz çalışması için planlama yaptı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan il gezilerini yaz boyunca sürdürecek. Gelecek hafta başlayacak ve 4 gün sürecek program kapsamında Babacan Erzurum, Bayburt, Gümüşhane, Rize ve Artvin’i ziyaret edecek. Yaz boyunca her hafta bu şekilde ziyaretler devam edecek.

Muhalefet partilerinin yaz ayları için planladığı bu çalışmalar Meclis çalışmaları başladıktan sonra yeniden programlanacak. Seçim takvimi belli olduktan sonra ise ayrı kampanyalar düzenlenecek.

Paylaşın

Doların Euro İle Eşitlenmesi 3 Alanda Sıkıntı Yaratacak

ABD Merkez Bankası’nın faiz artırım politikası nedeniyle euro/dolar paritesi neredeyse eşitlenmiş durumda. Yılbaşında 1,1370 olan euro/dolar kuru bugün 1.004’ten güne başladı.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, ihracatı euro, borcu ise dolar ağırlıklı olan Türkiye’nin bu durumdan olumsuz etkileneceğini belirtirken, Dünya gazetesi ekonomi yazarı Alaattin Aktaş ise 3 alanda sıkıntı yaşanacağının altını çizdi.

Aktaş, Başımıza bir de parite belası çıktı!’ başlıklı yazısında, “Euro kazanıp dolar harcamak, abartılı bir benzetmeyle ‘Dolar kazanıp TL harcamak’ gibiydi. Şimdi durum değişti; artık ‘TL kazanıp dolar harcamak’ durumundayız” değerlendirmesinde bulundu.

Dolar ile euronun eşitlenmesinin özellikle dış ticaret ve turizm gelirleri ile dış borç ödemeleri açısından sıkıntı yaratacağını vurgulayan Aktaş’ın yazısı özetle şöyle:

“Döviz gelirimizin çoğu euro cinsinden ama giderimizde ağırlık dolar. Dolayısıyla giderek değer yitiren bir para cinsinden gelir elde ediyor, öte yandan değer kazanan bir parayla harcama yapmak durumunda kalıyoruz.

…Yıllardan beri euronun dolardan daha değerli olmasının avantajını kullanan, kullanması gereken Türkiye, şimdi tam tersi bir tabloyla karşı karşıya. Üstelik bu durumla yüz yüze geldiğimiz şu dönemde bir dizi sorunumuz zaten var.

Döviz açığımız, yani cari açığımız rekor kıra kıra artıyor. Bu kış enerji faturamız çok daha büyüyebilir ve bundan dolayı ithalat ve bağlı olarak cari açık daha da tırmanabilir. Bu açığı veriyorsak tabii ki öncesinde bir şekilde finanse etmiş oluyoruz ama bu finansmanın kalitesi giderek bozuluyor.

Ne doğrudan yatırım var, ne portföy yatırımı. Bulursak, çok pahalı borç buluyoruz ya da yama yapa yapa bir düzeyde tutmaya çalıştığımız Merkez Bankası rezervinden yiyoruz.”

Paylaşın