Memura Emekliye ‘Seçim Zammı’ Göründü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temmuzdaki maaş zamlarının ardından “Bu bir ara artıştır, asıl tespiti inşallah yılbaşında gerçekleştireceğiz” diyerek işaret ettiği seçim zamları netleşmeye başladı.

AK Parti iktidarı, Orta Vadeli Program’da (OVP) 2023 TÜFE tahminini yüzde 24.9’da tutmasına rağmen 2023 yılı memur maaş ödeneğini yüzde 53.6 oranında artırma kararı aldı.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Ödeneklerdeki bu büyük artış, memur ve memur emeklilerine, toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkının yanı sıra, yılbaşında bir de seçim zammı yapılacağı anlamına geliyor.

İlave seçim zammıyla birlikte yılbaşı zammının yaklaşık yüzde 8+5’lerden yukarı çıkarak yüzde 35’i aşacağı tahmin ediliyor. Memur-Sen’le imzalanan toplu sözleşme gereği memur ve memur emeklilerinin maaş ve aylıklarına 2023’ün Ocak ayında yüzde 8, temmuz ayında da yüzde 6 zam yapılacak.

Yılbaşı zammı yüzde 14

En son temmuzdan bu yana geçen 2 ayda TÜFE yüzde 3.86 arttı. Yılın sonuna kadar olan 4 aylık dönemde enflasyonun aynı şekilde seyretmesi halinde TÜFE ikinci 6 ayın sonunda yaklaşık yüzde 12-13 civarında kalacak. 2022 Temmuz zammı yüzde 7 olduğu için 2023 Ocak’ta yüzde 5 ile 6 civarında da enflasyon farkı ödenecek.

Böylece, memur ve emeklinin yılbaşında alacağı toplam zam yaklaşık yüzde 13-14 olacak. Ancak iktidarın, yüzde 53.6 artırdığı maaş ödeneğinin büyük kısmını yılbaşında kullanarak seçim öncesi zam oranını en az yüzde 30-35’lere çıkarabileceği tahmin ediliyor.

Paylaşın

TİP Başkanı Erkan Baş: Birileri Emeğimizi Çalarak Zenginleşiyor

Hakları için iş bırakan Ağaç ve Peyzaj A.Ş. işçilerini ziyaret eden TİP Başkanı Erkan Baş, burada yaptığı konuşmada, “Bugün Türkiye’nin dört bir yerinde ülkenin içinden geçtiği durumu konuşuyoruz, ekonomik krizi konuşuyoruz, yoksulluğu konuşuyoruz, açlığı konuşuyoruz. Ama burada sizlerin arasında bir şey daha söylemek istiyorum. Evet her gün yoksullaşıyoruz, her gün açlıkla boğuşuyoruz her gün işsizlik tehdidiyle karşı karşıyayız.”

Erkan Baş, konuşmasının devamında, “Çalıştığımızda kuralsız çalışmaya, her tür sömürüye maruz kalıyoruz. Ama hepsinin nedenini biliyoruz. Biz yoksullaşıyoruz çünkü bu ülkede birileri her gün zenginleşiyor, haksız yere zenginleşiyor, emeğimizi çalarak zenginleşiyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de çalışan işçiler, toplu iş sözleşmelerinin yapılmaması ve açlık sınırının altında kalan ücrete çalıştırılmalarına karşı iş bıraktı.

DİSK’e bağlı Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası (BTO-Sen) tarafından Saraçhane Parkı’nda 5 Eylül Pazartesi günü başlatılan iş bırakma eylemine, bugün TİP Genel Başkanı Erkan Baş, HDP İstanbul Milletvekilleri Musa Piroğlu ve Züleyha Gülüm de destek verdi.

Burada konuşan Baş, Ağaç A.Ş. işçilerinin haklı mücadelesinde sonuna kadar yanlarında olacaklarının mesajını vererek “Sizler zaten burada toplanarak, yan yana gelerek, örgütlenerek çok şeyi söylüyorsunuz. Bize düşen sizin yükselttiğiniz o sesin yanında olmak, sizin yükselttiğiniz sesin tüm Türkiye’de duyulmasına yapabiliyorsak bir katkı koymaktır” dedi.

Baş, konuşmasının devamında şu sözleri kaydetti:

“Şunu bilmenizi istiyorum, bizim için dünyada en önemli şey işçi haklarıdır. İşçi sınıfının hakkı, alın teri, emeği bizim kırmızı çizgimizdir. Karşımızda kim olursa olsun ister devlet yetkilileri olsun, ister patronlar olsun, işçi arkadaşlarımız hak mücadelesine girdiyse bizim yanımız işçilerin yanıdır, işçilerin içinde olmaktır.

‘Birileri emeğimizi çalarak zenginleşiyor’

Bugün Türkiye’nin dört bir yerinde ülkenin içinden geçtiği durumu konuşuyoruz, ekonomik krizi konuşuyoruz, yoksulluğu konuşuyoruz, açlığı konuşuyoruz. Ama burada sizlerin arasında bir şey daha söylemek istiyorum. Evet her gün yoksullaşıyoruz, her gün açlıkla boğuşuyoruz her gün işsizlik tehdidiyle karşı karşıyayız. Çalıştığımızda kuralsız çalışmaya, her tür sömürüye maruz kalıyoruz. Ama hepsinin nedenini biliyoruz. Biz yoksullaşıyoruz çünkü bu ülkede birileri her gün zenginleşiyor, haksız yere zenginleşiyor, emeğimizi çalarak zenginleşiyor.

Utanmadan sabah akşam Türkiye büyüyor, ekonomi büyüyor diyorlar. Doğru ama büyüyen sadece onların sarayları, büyüyen sadece onların cepleri, büyüyen sadece bir avuç tefeci bezirgân bu memlekette. Her şeyi yaratan, emekle, alın teriyle bu ülkeyi omuzlarında taşıyan işçilere ise hep kriz hep kriz hep kriz. Yeter kardeşim yeter. Artık bu krizin faturasını işçiler ödemeyecek, emekçiler ödemeyecek. Siz milyonlarınıza milyon katarken şu işçileri düşünüyor muydunuz hiç? Siz her gün zenginleşirken işçiler de zenginleşir diyor muydunuz? Hayır sadece kendisini düşünen bir avuç asalak memleketin tepesine çökmüş bütün zorlukları bütün eziyeti işçiler emekçiler çeksin istiyorlar

Bunu kabul etmeyeceğiz, bunu reddedeceğiz. Nerede olursa olsun, karşımızda kim olursa olsun işçilerin hak mücadelesinde din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, siyasi parti ayrımı gözetmeden sadece ve sadece işçinin alın teri için mücadele edeceğiz. İşçi hakkını alacak çizgisinde buluşacağız. O yüzden sonuna kadar yanınızdayız, her gün yanınızda olacağız. Buradan herkese sesleniyoruz. Sesimizi herkes duysun. İşçi kardeşlerimiz yan yana gelmişler omuz omuza vermişlerse bu mücadelede hakkettiklerini alana kadar elimizden gelen ne varsa yanlarında olmaya devam edeceğiz ve sonunda inanıyoruz; işçiler birleştiğinde işçiler mutlaka kazanacak, patronlar, patronlara dostluk edenler yenilecekler. Biz kazanacağız biz kazanacağız!”

“Biz kazanacağız”

Baş’ın ardından konuşan HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise şu ifadeleri kullandı: “Müthiş bir enerji görüyorum, müthiş bir direniş görüyorum, müthiş bir umut görüyorum yüzlerinizde. Kararlılığınıza hayranım, bütün işçiler böyle bir kararlılık sergilediğinde, ezilenler böyle bir kararlılık sergilediğinde karşımızda kimse durabilir mi?

Biz yan yana durduğumuzda, biz güçlü olarak ‘hakkımızı istiyoruz ve vereceksiniz’ dediğimizde biz kazanacağız.

Biz biliyoruz ki kazandıracak olan şey ezilenlerin, sömürülenlerin, yok sayılanların ortak mücadelesidir. Bu mantıkla, bu akılla hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz. Yanınızda olmaya devam edeceğiz, biz kazanacağız!”

(Kaynak: İleri Haber)

Paylaşın

CHP Kurmayları Kılıçdaroğlu’nun ‘Hazırım’ Çıkışını Değerlendirdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir televizyon programında yaptığı “Altılı masa ismim üzerinde uzlaşırsa hazırım” açıklamasını CHP kurmayları değerlendirdi.

Cumhuriyet’ten Sapr Sağkal‘ın aktardığına göre, adayın açıklanacağı tarihin henüz belli olmadığını söyleyen kurmaylar, “Millet masası son kararı verecektir. Genel başkanımız da yaptığı açıklamada onların kararına saygı duyduklarını söyledi. Bizim birinci önceliğimiz Türkiye’nin temel sorunları, buna karşı çözüm önerileri ve yol haritası. En önemli nokta bu” yorumunu yaptı.

Bir aday açıklaması yapılmadan önce o adayın seçildikten sonra neler yapacağı, yetkilerinin neler olacağı, sistem değişikliğinin nasıl gerçekleşeceği gibi konuların açıklanacağını söyleyen CHP’liler, “Bu masanın asıl konusu Türkiye’nin sorunları. Türkiye bir avuç tefecinin kucağında, ekonomide sıkıntı var. Adaylık en son konuşulacak şey. Birinci öncelik adaylık olursa AKP’den farkımız olmaz. Tek adam rejiminin Türkiye’yi getirdiği nokta belli” dedi.

“Her alanda hazırız”

“CHP, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hazır mı” sorusunu yanıtlayan kurmaylar, şunları söyledi:

“Biz zaten yerel seçim bittikten sonra sahada kalmaya devam ettik. Sadece seçim dönemlerinde değil her zaman çalıştık. Pandemide bile sahadaydık ve Türkiye’nin temel sorunlarının nasıl çözüleceğini anlatıyorduk. Aday kim olursa olsun saha çalışmalarımızda bir değişiklik olmayacak ve bu tempoda devam edecek. CHP her zaman sahada olduğu için hazır. Sandık güvenliğinden projelere kadar hazırız.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında, altılı masanın kendi ismi üzerinde uzlaşması durumunda Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına ilişkin soruya, “Hazırım. Zaten devletin nasıl yönetilmesi gerektiği belli” diye yanıtı vermişti.

Paylaşın

Goldman Sachs’dan Dikkat Çeken Rapor: Piyasa Krizi Küçümsüyor

ABD merkezli çokuluslu yatırım bankası Goldman Sachs, yayınladığı son raporunda, piyasanın içinde bulunulan krizi küçümsediği belirtilerek, “Biz bu krizin 1970’lerdeki petrol krizinden daha derin olacağını öngörüyoruz” ifadelerine yer verdi.

Goldman Sachs analistlerine göre, Avrupalı hane halklarının enerji faturaları tepe yapacakları 2023 ilk çeyreğe kadar 2 trilyon euro artacaklar.

Avrupalı hane halklarının enerji faturaları tepe yaptıklarında Avrupa’nın toplam gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 15’i civarına ulaşacaklar.

Piyasanın içinde bulunulan krizi küçümsediğini de savunan analistler, “Biz bu krizin 1970’lerdeki petrol krizinden daha derin olacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandılar.

Goldman Sachs raporunda enerji üretimine fiyat sınırı getirilmesi halinde AB’nin enerji faturalarında 650 milyar euro civarında tasarruf olabileceğini de belirtti.

Fitch’ten Euro Bölgesi’ne ‘resesyon’ uyarısı 

Öte yandan Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Kuzey Akım’ üzerinden gaz sevkiyatının durması Euro Bölgesi’nde resesyon olasılığını artırdığı uyarısında bulundu.

Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan açıklamada, Kuzey Akım boru hattının tamamen kapatılmasının 2023’te Eurp Bölgesi Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nda (GSYH) kuruluşun haziran ayında yaptığı tahminlere kıyasla 1.5-2 puanlık düşüşe neden olacağı öngörüldü.

Fitch, haziran ayında yaptığı tahminlerde, Euro Bölgesi ekonomisinin bu yıl yüzde 2.6 ve 2023’te yüzde 2.1 büyümesinin beklendiğini açıklamıştı.

Açıklamada, Kuzey Akım boru hattı üzerinden gaz arzının tamamen durmasının Euro Bölgesi’nde resesyon olasılığını daha da artırdığı kaydedildi.

Rus gazının durmasının etkilerinin Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında farklılık göstereceği belirtilen açıklamada, Almanya gibi Kuzey Akım boru hattına yüksek bağımlı ve gaz kaynaklarını çeşitlendirmek için düşük seçeneklere sahip olan ülkelerin sınırlı manevra alanına sahip olduğu aktarıldı.

Açıklamada, yüksek doğalgaz fiyatlarının Avrupalı şirketlerin marjları ve nakit akışları üzerindeki baskıyı artırdığına işaret edilerek, bölgedeki gübre ve metal şirketlerinin uluslararası emsallerine kıyasla üretim ve rekabet gücünün azalması riskleriyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.

Rus enerji şirketi Gazprom, 2 Eylül’de, Kuzey Akım boru hattından doğalgaz sevkiyatının belirsiz bir süreliğine durdurulduğunu açıklamıştı.

Paylaşın

Erkekler Ağustos Ayında En Az 31 Kadını Katletti

Erkek şiddetti bitmiyor… Erkekler Ağustos ayında en az 31 kadını ve 7 çocuğu öldürürken, en az 79 kadına şiddet uyguladı, en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 13 kadını taciz etti, altı kadını da seks işçiliğine zorladı.

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Ağustos’ta erkekler az 31 kadını ve 7 çocuğu öldürdü.

Ağustos’ta en az 13 kadının ölümü basına “şüpheli” (Aydın (1), Erzurum (1),  İstanbul (2), İzmir (2), Samsun (1), Sinop (1), Tokat (1), Urfa (2), Zonguldak (2) ) ölüm olarak yansıdı.

Erkekler, en az 79 kadına şiddet uyguladı, en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 13 kadını taciz etti, altı kadını da seks işçiliğine zorladı.

Cinayet

Erkekler, Ağustos’ta en az 31 kadını öldürdü; geçen yıl bu sayı 34 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanındaki en az altı erkeği de öldürdü.

En az altı kadın koruma kararı rağmen öldürdü. Öldürülen kadınlardan biri Suriyeli, iki kadın da Gürcistanlıydı.

Erkeklerin 18 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler 10 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü. Erkekler bir kadını “kıskandığı”, iki kadını da “borç”, “arazi” için öldürdü.

22 kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, üç kadını oğlu, bir kadını komşusu iki kadını akrabası, bir kadını arkadaşı öldürdü. İki kadını öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı. Kadınları öldüren erkeklerden biri çocuk yaştaydı.

Erkekler, 19 kadını ev içinde dokuz kadını işyeri, ormanlık alan, sokak, hastane gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkeklerin üç kadını nerede öldürdüğü basına yansımadı.

Erkekler, 19 kadını ateşli silahlarla, on kadını kesici aletle, iki kadını boğarak öldürdü.

Çocuğa Şiddet-Çocuk Cinayeti

Erkekler, Ağustos’ta yedi çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ay sayı 6 idi.

İki çocuğu babası, bir çocuğu abisi, bir çocuğu akrabası, bir çocuğu da erkek arkadaşı öldürdü. İki çocuğu öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler 5 çocuğu ateşli silahlarla, bir çocuğu kesici aletle öldürdü. Erkeklerin bir çocuğu nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Cinsel Saldırı /Tecavüz

Erkekler, Ağustos 2022’de en az bir kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı 11 idi.

Bir kadına tecavüz eden beş erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Taciz

Ağustos 2022’de erkekler en az 13 kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı 28 idi. Erkeklerin taciz etiği kadınlardan biri Iraklıydı.

Erkekler, 12 kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Erkekler bir kadına cinsel organını göstererek taciz etti.

Erkekler 10 kadını ev dışı alanlarla taciz etti. Erkeklerin üç kadını nerede taciz ettiği basına yansımadı.

Bir kadını uzman çavuş bir erkek, dört kadını kurye, bir kadını akrabası taciz ederken, 7 kadını taciz eden erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, Ağustos’ta en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 13 idi.

En az sekiz çocuğu taciz eden yedi erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı. İki çocuğu imam, bir çocuğu spor öğretmeni, bir çocuğu da esnaf istismar etti.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Ağustos’ta 79 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 61 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı en az 9 kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 11 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

Erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan biri Suriyeli biri de Tanzanya’lıydı. Erkekler en az iki kadına sistematik olarak şiddet uyguluyordu.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Ağustos’ta 79 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 61 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı en az 9 kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 11 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

Erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan biri Suriyeli biri de Tanzanya’lıydı. Erkekler en az iki kadına sistematik olarak şiddet uyguluyordu.

Erkekler, 54 kadını darp ederek, 13 kadını kesici aletlerle, dokuz kadını ateşli silahla yaraladı. Erkekler bir kadına otomobille çarparak, iki kadını da yakarak yaraladı.

Erkekler, 23 kadını iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda,  46 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin 10 kadına nerede şiddet uyguladığı basına yansımadı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Erkekler, Ağustos’ta en az altı kadını seks işçiliğine zorladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı, 20 idi. Seks işçiliğine zorlanan kadınlar Türkiye vatandaşı değildi. Seks işçiliğine zorlananlar arasında çocuklar da vardı.

2021-2022

2022’nin ilk sekiz ayında erkekler, 222 kadını öldürdü, 102 kadını taciz etti, 1175 çocuğu istismar etti, 534 kadına şiddet uyguladı, 21 kadına tecavüz etti. Erkekler en az 370 kadını seks işçiliğine zorladı. 2022’nin ilk sekiz ayında 119 132 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken, erkekler, yılın ilk yedi ayında en az 30 çocuğu öldürdü.

2021’in ilk sekiz ayında erkekler, 208 kadını öldürdü, 106 kadını taciz etti, 98 çocuğu istismar etti, 73 kadına tecavüz etti. Erkekler, en az 429 kadını seks işçiliğine zorladı, en az 552 kadına da şiddet uyguladı, yaraladı. 2021’in ilk sekiz ayında 153 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken, erkekler, en az 21 çocuğu öldürdü.

Paylaşın

Metropoll Araştırma: Kararsız Seçmen Kararını Verdi

Seçim yaklaştıkça araştırma şirketleri de anket çalışmalarına hız verdi. Son olarak Metropoll Araştırma, Türkiye’nin Nabzı Ağustos ayı anket sonuçlarını paylaştı. Ankete göre ocak ayında toplam yüzde 22,6 olan kararsız seçmen oranı yüzde 13,7’ye düştü.

26 bölgeyi esas alan anket 28 ilde 1717 kişiyle yapıldı. Ankette; kararsız, cevapsız ve sandığı protesto eden seçmenlere, 24 Haziran 2018 milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy verdikleri soruldu.

  • 2018 seçiminde AK Parti’ye oy verdiğini söyleyen kararsız seçmen oranı ocakta yüzde 8,1 iken ağustosta yüzde 4,7’ye düştü.
  • Ocak ayında yüzde 2,4 olan kararsız CHP seçmeni oranı ağustosta yüzde 2,3’e düştü.
  • İYİ Partili kararsız seçmen oranı son 8 ayda yüzde 1,1’den yüzde 0,2’ye geriledi.
  • Bu oran HDP’de yüzde 1,2’den yüzde 0,5’e indi.
  • Kararsız MHP’lilerin oranıysa yüzde 2,6’dan yüzde 1,2’ye düştü.
  • Metropoll Araştırma’nın bu yıl her ay yaptığı anketlere göre, kararsız seçmen oranı yüzde 25,1’le şubat ayında zirve yaptı.

Metropoll Araştırma’nın kurucusu Özer Sencar, ankete ilişkin şu analizi yaptı:

“Kararsızlar (kararsız+CY+protest) son 7 ayda yüzde 25’ten yüzde 14’e düşmüş. Yani kararsızlar düzenli olarak azalıyor. Ağustos ayında yüzde 13.7 olmuş. Bu durum, seçmende seçimin yaklaştığı algısını gösteriyor.

Bu yılın 8 ayının ortalaması olarak kararsızların oranı yüzde 19.7’dir. Bu kitle içinde 24 Haziran 2018 seçiminde Cumhur İttifak’ına oy verdiğini söyleyenler yüzde 47, Millet İttifak’ına verdiğini söyleyenler yüzde 17’dir.

Bu veriden açıkça anlaşılıyor ki kararsızlar kitlesinin yaklaşık yarısı AKP+MHP kökenlidir. Bu kitlenin şimdiye kadar bir muhalefet partisine kaymaması iktidar için büyük avantajdır. Son 4 ayda AKP’deki sürekli artışın en önemli ve muhtemel kaynağı kararsızlar kitlesidir.

2022 yılının ilk 8 ayında (Ocak-Ağustos) yapılan Türkiye’nin Nabzı araştırmalarında kararsızlar kitlesi içindeki AKP+MHP kökenlilerin oranı yaklaşık yüzde 50 kadardır. Bu kitlenin başka bir muhalefet partisine gitmemiş olmasının temel nedeni muhalefet partilerine güven duymamasıdır.

Muhalefet, kararsız seçmenlerin ekonomik krizden perişan olup kendisine yönelmesini bekliyor. Ekonomi ve topyekün ülke yönetimini becerebileceğine dair seçmende güçlü bir güven oluşturmadan, sadece iktidarın yıpranmışlığına ümit bağlamak ne kadar gerçekçi olabilir?”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

AİHM, Tükiye’de 230 Yargı Mensubuna Tazminat Ödenmesine Hükmetti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), salı günü açıkladığı dört grup komite kararıyla 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ‘terör örgütü üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan 230 yargı mensubunun daha özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Haber Merkezi / AİHM Türkiye’nin her bir davacıya 5 bin euro ödemesine, itiraz yolu kapalı, kesin şekilde karar verdi. Diğer kararlarla beraber bu 4 grup kararla toplam 710 yargı mensubunun darbe sonrası tutuklanmalarının usuli güvencelere aykırı olduğu ve herhangi bir makul şüphe olmadan gerçekleştiğine karar verilmiş oldu.

AİHM

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir.

46 Avrupa Konseyi üyesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisini tanımaktadır. Mahkeme, Fransa’nın Strazburg şehrinde bulunmaktadır.

Avrupa Birliği’nin günümüzde Avrupa Konseyi’ne ait bayrağı kullanıyor olması çeşitli kafa karışıklıklarına yol açıyorsa da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Avrupa Birliği’nin değil, hemen hemen tüm Avrupa devletlerinin üyesi olduğu ayrı bir uluslararası teşkilat olan Avrupa Konseyi’nin organıdır.

Ancak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihadı, Avrupa Birliği için de olmazsa olmaz asgarî standartları oluşturmaktadır.

Bir kişinin AİHM’ye başvurabilmesi için öncelikle kendi ülkesinde hakkını araması, yani iç hukuk yollarını tüketmesi gerekmektedir. Kişiler, iç hukukta haklarını aradıktan sonra ve bu konuda olumsuz nihaî karar alındıktan sonraki 4 ay zarfında yazılı olarak Strazburg’da bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmalıdır.

Mahkeme, yapılan başvuruların ön koşullarının yerine getirilip getirilmediğini inceler, bir eksiklik görmezse başvurunun esastan incelenmesine karar verir. Ön koşulları taşımayan başvuruların reddine karar verilir. Bu karar kesindir, karşı başvuru yolu yoktur.

Mahkeme, ön koşullar açısından kabul edilebilirlik kararı verdikten sonra esas hakkında karar vermeden önce, taraflara “uzlaşma” önerebilir. Taraflar kendi aralarında uzlaşır ve bu uzlaşı da mahkemece teyîd edilir ise, başvuru sonuçlanmış olur. Dostâne çözüm yoluyla da bir sonuca ulaşılamamışsa, mahkeme başvuruyu yeniden inceler, tarafların yazılı görüşlerini alır.

Gerekli görürse duruşma yapar, tanık dinler, soruşturma ve araştırma yapar. Mahkeme, başvuru sahibinin sözleşmede tanınan bir hakkının devlet tarafından ihlâl edildiği kararına varırsa, “hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder”. Yâni Mahkeme, devletin tazminat ödemesine karar verir. Mahkemenin kararlarının uygulanıp uygulanmadığı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir.

Paylaşın

Altılı Masa’nın Yolu Diyarbakır’dan Geçer Mi?

Evrensel gazetesi yazarı Kamil Tekin Sürek, bugünkü yazısında Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verebiliriz” sözlerinin siyasette yansımasını ve gelen tepkileri değerlendirdi.

“AKP-MHP yandaşlarının Altılı Masa’yı HDP ile ilişkileri üzerinden sıkıştırmaya çalıştığını” yazan Sürek, seçimlerde anahtar partinin HDP olduğuna dikkat çekti. “Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer” sözünü hatırlatan Sürek, “Bakalım, onlar da yolu Diyarbakır’dan geçirecekler mi?” diye yazdı.

Kamil Tekin Sürek’in “HDP’li bakan” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Fakat AKP-MHP ittifakı da altılı masa da iyi biliyor ki; HDP anahtar parti durumundadır. Güncel anketler HDP’yi üçüncü ya da dördüncü parti olarak gösteriyor. 7 Haziran seçiminden sonra üçüncü parti idi Mecliste ve kıyamet de buradan koptu zaten.

Önümüzdeki seçimde (yapılırsa tabii) büyük ihtimalle AKP-MHP ve altılı masa birbirine yakın oy alacak ve Cumhurbaşkanı (yani yürütmenin) seçiminde, geçen yerel seçimlerde büyük şehirlerde olduğu gibi, belirleyici olacak. HDP’yi kapatsalar da bu durum çok değişmez. HDP ve önceli partilere oy verenler HDP yerine geçecek partiye de oy verirler. 6-7 milyon seçmeni yok edemeyeceğine göre; demokrasi, halkın iradesinin tecelli bulması vb. iddiaları sürdürmek istiyorsan HDP’li bakan da olacak muhtemelen. Ayrıca, olursa olan bakanlar HDP’li ilk bakanlar olmayacak. 7 Haziran seçimlerinden sonra kurulan geçici hükümette iki HDP’li bakan vardı zaten.

Bu memlekette HDP’li bakanlar oldu. Milletvekilleri oldu. TBMM başkan vekili oldu, TBMM komisyonlarına milletvekili verdi, onlarca belediye başkanı ve binlerce belediye meclis üyesi oldu. Bundan sonra da olacak. Bunu engellemenin yolu sürekli açık-kapalı darbeler, OHAL’ler, sıkıyönetimlerle ülkeyi yönetmektir. Onun için eskiden demokrasi iddiasında bulunan her politikacı en az bir kere ‘Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer’ falan derdi.

Altılı masa güçlendirilmiş parlamenter sistem falan deyip, hâlâ eksiksiz demokrasi diyemiyor. Şimdilik tek anlaştıkları konu AKP-MHP’ye karşı seçim iş birliği yapmak, güçlerini birleştirmek. Kendilerini birleştirenin güçlendirilmiş parlamenter sistem olduğunu söyleseler bile; örneğin HDP ben de güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunuyorum dese masaya onu dahil etmezler. Masa ya da onların içinden bir, iki parti demokrasi dediğinde bakalım bu konuda ne diyecek?

Onlar da yolu Diyarbakır’dan geçirecekler mi? Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasını engelleyecek bir ‘sistem’ savunacaklar mı?

Yoksa, HDP seçmeninin oyunu Meclise yansıtmamak için parlamenter sistemi nasıl ‘Güçlendiririz’ hesapları mı yapacaklar?”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

HDP’li Beştaş’tan ‘Bakanlık’ Eleştirilerine Sert Tepki

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in HDP’den bakan çıkabileceğini söylemesi üzerine gelen eleştirilere sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile cevap verdi.

Haber Merkezi / HDP’li Beştaş, açıklamasında, “Eğer ortak aday gibi bir niyet yoksa ve “biz 6’lı masa olarak kimsenin desteğini istemiyoruz” denilecekse HDP’liler de kendi yollarını çizerler. HDP’de çare tükenmez, merak etmeyin” ifadelerini kullandı

Meral Danış Beştaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“HDP’nin kimseyle bakanlık pazarlığına girmediği ve açıkladığı ilkeleri dışında bir yaklaşımı olmadığı nettir. Buna rağmen, yapay tartışmalarla ve çirkin bir üslupla HDP’lileri aşağılamaya çalışanlardan, toplumu nasıl kucaklayıp ülkeyi nasıl yöneteceklerini de duymak isteriz.

HDP de her parti kadar meşrudur, halkın desteğini almayı başarırsa devleti yönetebilecek kapasitededir, buna hakkı da vardır.

Ama muhalif görünümlü sorumsuz milliyetçilerden toplumu birleştirici, demokrat, emekten ve özgürlükten yana bir politika beklenemeyeceğine göre kendilerinin de ortak adayın kabinesinde kesinlikle yer almayacaklarını öngörebiliriz.

Zaten kendileri de “ilkeli” davranırlarsa HDP seçmeninin oylarıyla bakanlık koltuğuna oturmayı kabul etmeyeceklerdir.

Bu durumda anlaşılıyor ki, ortak adayın kim olacağıyla beraber, kimlerin kabinede olacağı da önemlidir.

Eğer ortak aday gibi bir niyet yoksa ve “biz 6’lı masa olarak kimsenin desteğini istemiyoruz” denilecekse HDP’liler de kendi yollarını çizerler. HDP’de çare tükenmez, merak etmeyin.

Herkes lafının önünü arkasını ölçüp, siyasetçi sorumluluğuyla konuşsa daha hayırlı olur. Biz değişimden yanayız derken sakın yanlış anlaşılmasın. Kötü milliyetçilerin yerine iyi milliyetçilerin gelmesi değildir, değişim.

Otoriter faşizmin yerine demokrasinin inşasından söz ediyoruz. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz ve mutlaka kazanacağız.”

Gürsel Tekin ne demişti?

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’e katıldığı bir televizyon programında, “İktidar olursanız HDP’ye bakanlık verecek misiniz?” diye soruldu.

Bu soruya karşılık olarak TBMM’de başkan vekillerinin her partiden seçildiğini belirten ve mevcut TBMM Başkanvekilinin HDP milletvekili olduğunu söyleyen Tekin, şöyle konuştu:

“HDP’li başkana elimizi kaldırıyor muyuz? Buna genel başkanlar dahil. ‘Sayın başkanım söz hakkı istiyorum’ Şimdi bunu hak sayacaksınız ama bu ülkeyi yönetmek için bu kabul olmaz…

O zaman seçime sokmayın kardeşim. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman milli irade nerede kaldı. Bu seçmen yarın nasıl oy verecek kendi partisine. Elbette HDP’ye bakanlık verilebilir, her partiye verilebilir.”

Paylaşın

Vatandaşlar Yüksek Faize Çalışıyor!

Ekonomik tabloda yaşanan olumsuz gelişmelerle birlikte tüketici kredileri ile kredi kartları kullanımı arttı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen iktidarın “ekonomik yıkım” programı uyguladığını, bunun da bankacılık sektörüne yaradığını söyledi.

Bankaların, bu yıl temmuz ayındaki kârının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 505 oranında artarak 38,7 milyar liraya, 2022 yılının ilk yedi aylık dönemindeki net kârının ise yüzde 417,2 oranında artarak 207,9 milyar liraya kadar tırmandığını belirten CHP’li Başevirgen, “Buna karşılık vatandaşların son 3,5 ayda bankalara olan borçları 187 milyar lira arttı. Bankaların kârı rekor kırarken vatandaşın borcu çığ gibi büyüyor ” dedi.

‘Vatandaşlar yüksek faize çalışıyor’

Toplumun tüketici kredisi ve kredi kartı borçları yüzünden bankacılık sektörüne ödediği faizin ise bu yıl ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 49,4 oranında artarak 95,3 milyar liraya kadar çıktığını söyleyen Başevirgen, “İktidarın faiz indirme masallarına rağmen vatandaşın faiz yükü geçen yıllara göre önemli ölçüde büyüdü. Geçen yıl bu dönemde bankacılık sektörüne ödenen faiz 63,8 milyar liraydı. Vatandaşlar yüksek faize çalışıyor” diye konuştu.

470 bini aştı

Toplumun yüksek enflasyon ve gelir azlığı nedeniyle zorunlu harcamaları için bankaların kapısını çaldığını söyleyen Başevirgen, “Vatandaşlar, gelirlerinin yetmediği zorunlu harcama ve borç ödemelerini yapabilmek için hızla borçlanıyorlar. Son 3,5 ayda vatandaşların bankalara olan borçlarında 187 milyar liralık artış yaşandı” dedi.

Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı borcu takiptekiler de dahil 26 Ağustos itibariyle 1 trilyon 299 milyar liraya yükseldiğini söyleyen Başevirgen, “Vatandaşların bu borcunun 976 milyar lirası bireysel kredilerinden, 323 milyar lirası da kredi kartı borç bakiyelerinden kaynaklanıyor. Son hafta tüketici kredilerinde 5,5 milyar liralık, kredi kartı borçlarında ise 11,1 milyar liralık artış yaşandı” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cebinde parası kalmayan vatandaş kredi kartına yükleniyor. Fahiş fiyat artışlarının yarattığı ekonomik sorunlar alım gücü büyük ölçüde azalan tüketicinin yaşamını daha da zora soktu. 5-10 TL tutarındaki alışverişlerde bile kredi kartı kullanılıyor. Kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 470 bini, kredi borcu bulunan vatandaş sayısı 36 milyonu aştı. Bankalar rekor kârda, tüketici ise kart ve kredi batağında.”

Paylaşın