Hazır Giyimde ‘Enerji Zammı’

Elektrik ve doğalgaza gelen zamlar hazır giyim sektörüne hammadde sağlayan sektörlerde ürün fiyatlarına yansımaya başladı. TGSD Başkanı Ramazan Kaya, girdilerde yüzde 15-20’ye varan artışlar yaşadıklarını söyledi. TTTSD Başkanı Canpolat da sanayicinin vergi yükünün Avrupa’da olduğu gibi azaltılması gerektiğini, aksi halde kapanmaların yaşanacağını dile getirdi.

Son yapılan elektrik ve doğalgaz zammının hazır giyim sektörüne hammadde sağlayan ve daha fazla enerji kullanan kumaş, iplik ve tekstil terbiye gibi sektörlerde, ürün fiyatlarına yansımaya başladı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, konfeksiyon sektörünün yüzde 15-20’ye varan maliyet artışları ile karşılaştığını ancak kendilerinin ise düşen talep nedeni ile bu artışı son ürün fiyatlarına yansıtamadıklarını dile getirdi.

Tekstil terbiye sektöründe yüzde 40 olan enerjinin maliyetler içindeki payının yüzde 50’lere ulaştığına dikkat çeken Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği (TTTSD) Başkanı Vehbi Canpolat da Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de sanayide kullanılan enerjiye vergi indirimi gibi destekler verilebileceğine dikkat çekti. Canpolat, öte yandan enerji maliyetlerinin son ürün fiyatlarına etkisinin yüzde 5 civarında olacağını belirtti.

Enerji maliyeti 2’ye katlandı

Hazır giyim sektöründe enerjinin maliyetler içindeki payı 6 ay öncesine kadar yüzde 4 civarlarında seyrediyordu. Hali hazırda bu oran yüzde 8’e ulaşmış vaziyette. Sadece enerji değil diğer girdilerde de son bir yıldır yüksek artışlar ile karşı karşıya olduklarını anlatan TGSD Başkanı Ramazan Kaya, Dünya Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Emek yoğun sektörümüzde işgücü maliyet artışları yüzde 100’ü aştı. Son olarak yapılan yüzde 50 doğalgaz ve elektrik zamlarından da olumsuz etkilenmeye başladı. Nitekim ana girdilerimizi sağlayan iplik-kumaş ve boya baskı sanayileri enerji yoğun sanayilerdir ve enerjideki son zamları tedarik ettiğimiz ürünlerin fiyatlarına hemen yansıttı. Hazır giyim sanayi tedarik ettiği ürünlerdeki fiyat artışları ile yüzde 15-20 arasında yeni maliyet artışları ile karşılaştı. Avrupa’daki resesyonun etkisi ile ihracat siparişlerinde azalma başlamışken artan maliyetleri ihracat satış fiyatlarına yansıtabilmek mümkün değil. TL’nin baskı altında tutulduğu, Euro/dolar paritesindeki düşüşle ihracatta yüzde 15 kayıpla karşılaştığı bir ortamda sanayimiz için üretim ve ihracat yapmak karlı olmaktan çıkmaya başladı. Endişemiz sanayimizde ihracat üretim ve istihdamda kayıpların yaşanacağı bir döneme girilmesi” dedi.

Terbiyede yüzde 50’ye ulaştı

Hem doğalgaz, hem kömür hem de elektrik olmak üzere en fazla ve en çeşitli enerji kaynağını kullanan sektör olduklarını dile getiren TTTSD Başkanı Vehbi Canpolat, son zamlar ile birlikte işletme maliyetleri içinde yüzde 40 olan enerjinin payının son zamlar ile birlikte yüzde 50’leri bulacağına dikkat çekti. Canpolat, “Buna karşılık dünyada son 3-4 aydır tekstil ile alakalı talepte bir düşüş var. En büyük alıcımız olan Avrupa’da daralma var. Bu gelişmeler ve artan maliyetler tekstil terbiye ve kumaş sektörünü anormal etkiliyor. İplikte de maliyetlerin yüzde 40’ı enerji. Burada da gene aynı şekilde dünyada çok daha ucuza enerji ve işçilik maliyeti olan ülkeler iplik yapıyorlar. Başta Özbekistan geliyor geliyor. Eğer bir çözüm üretemezsek bunların karşısında bizim mal satma şansımız olmadığı gibi bizim ülkemizde de bu ülkelerden ciddi şekilde pamuk, iplik gelmeye devam edecek. Bu da üretimin azalması ithalatın çok hızlı şekilde artmasına yol açacak. Bu zamlardan sonra aradaki fark ciddi şekilde artacağı için ithalat da yükselecek. Türkiye’de birçok işletme kapanacak ya da kapasite düşürecek” ifadelerini kullandı.

Canpolat, söz konusu gelişmenin sektörde ürün fiyatlarını yüzde 5-10 arasında artıracağını, bunun son mamul fiyatına etkisinin ise yüzde 5 olacağını belirterek, ancak yüksek rekabet nedeni ile bunu yansıtmakta zorlandıklarını dile getirdi.

Sanayicinin vergi yükü düşürülmeli

TTTSD Başkanı Vehbi Canpolat, çözüm konusunda ise birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de enerjide uygulanan vergilerde indirime gidilebileceğine dikkat çekti. Birçok Avrupa ülkesi, Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte yaşanan enerji krizini hafi fletmek için bir yandan halkı enerji tasarrufuna motive etmek için kampanyalar başlatırken diğer yandan fatura desteği, doğrudan ödeme, sübvansiyon ve vergi indirimi gibi çeşitli önlemler almıştı. Örneğin Almanya, artan maliyetlerin yükünü azaltmak için doğal gaz kullanımında satış vergisi oranlarını düzenledi. Alınan karar doğrultusunda Ekim ayından itibaren doğal gazda vergi yüzde 19’dan yüzde 7’ye düşürülecek. Ülke öte yandan çalışanlara fatura desteği verirken akaryakıtta da vergi indirimine gitmişti. Söz konusu düzenlemeler birçok Avrupa ülkesinde hayata geçirildi. Canpolat, “Üreticinin, sanayicinin maliyetinin düşürülmesi gerekiyor. Zaten fi nansmana ulaşım da problem” dedi.

Tekstilciler Bakan Mustafa Varank ile ‘açığı’ görüştü

Tekstil sektöründe artan ithalata bağlı olarak oluşan dış ticaret açığı, sektör temsilcilerini harekete geçirdi. İstanbul tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz ve Vehbi Canpolat’ın da dahil olduğu yönetim kurulu üyeleri Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile bir araya geldi. Görüşmede ithalatın azaltılmasına yönelik önlemlerde dahil olmak üzere sektörün problemleri masaya yatırıldı.

Paylaşın

Şili Halkı ‘En İlerici Anayasa’yı Ezici Çoğunlukla Reddetti

Şili’de seçmenler, Faşist Diktatör Augusto Pinochet döneminden kalma Anayasa yerine önerilen “en ilerici anayasa”yı reddetti. Oy sandıklarının yüzde 72’sinin açıldığı gayriresmi sonuçlara göre seçmenlerin yüzde 62’si “red” oyu kullandı. Kabul yüzde 38’de kaldı.

Gayriresmi sonuçların belli olmasının ardından TV’den yayınlanan demecinde Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç “Şili halkı Anayasa taslağından tatmin olmadı ve dolayısıyla oylamada açıkça red kararı verdi” dedi. “Bu önemli sonuçlarla yüzleşmek açısından kabinede hızlıca değişikliğe gitmek ve yeni dönemi yenilenmiş bir azimle karşılamak zorundayız.”

Arka plan

Parasız eğitim, parasız sağlık ve diğer sosyal haklar, çevre, cinsiyet eşitliği ve yerli haklarını merkeze alan yeni anayasa önerisi, 2019’da ülkedeki eşitsizliğe karşı patlak veren yaygın halk muhalefetini yatıştırmak üzere Şili siyasi kurumları ve temel güçleri arasında varılan mutabakatın eseriydi ve diktatör Augusto Pinochet döneminin piyasa dostu anayasasının yerini alması bekleniyordu.

Ekim 2020’deki referandumda Şilililerin yüzde 80’e yakını “bir yeni anayasa yazılsın mı” sorusunu “Evet” diye yanıtlamışlar ve gene yüzde 80’e yakını bu anayasanın “eşit temsil”e dayalı bir “Anayasa Meclis”nce yazılmasını “kabul” etmişlerdi.

Oy kullanmanın zorunlu olduğu Pazar günkü referandumda 15 milyonu aşkın Şilili seçmen, 3 bini aşkın seçim merkezinde oy kullandı.

“Reddettim çünkü paylaşmak istemiyorum”

Reuters haber ajansının sorularını yanıtlayan 54 yaşındaki Rosemarie Williamson ve 85 yaşındaki annesi 2020’deki referandumda “evet” oyu kullanmalarına karşın, bu kez, Pinochet darbesi sırasında kanlı tutuklamalara sahne olan Santiago Stadyumundaki seçim merkezinde yeni anayasaya neden “hayır” dediklerini anlattılar.

Wlliamson en önemli çekincelerinin yerlilere kendi kaderini tayin hakkı tanıyan “çokulusluluk” ve “emeklilik”le ilgili hükümler olduğunu söyledi: “Hayatım boyunca çalıştım ve bunu paylaşmaya istekli değilim.”

Ülkenin dört bir yanındaki seçim merkezlerinde, Şilililer uzun kuyruklara girerek zorunlu oylamaya yüksek katılım gösterdiler. Uzmanlar, anketlerin belirsizlik yaymada etkili olduğunu ve bunun da “kabul”den çok “red” için elverişli bir iklim yarattığında birleşiyor.

Reuters’in sorularını yanıtlayan, güney Santiago’nun yoksul Puente Alto bölgesinden iki çocuk babası 35 yaşındaki Diego Uribe, siyasi partilere inancını yitirmiş olduğu için seçimlerde oy kullanmazken referandumda “kabul” oyu kullanmasını “bu farklı,” diye açıklıyor. Zorunlu olmasaydı bile oy kullanacak olduğunu belirten Uribe,  “‘Kabul’, gelecek için gerçek bir değişim, ücretsiz eğitim, onurlu sağlık hizmetleri ve daha fazla hak demek,” diyor.

Merkez soldaki yarılma

Şili’nin merkezci gazetelerinden La Tercera, “red” oylarındaki aşırı kabarmayı,  Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Pinochet karşıtlarının zaferiyle sonuçlandırmakta çok önemli bir rol oynayan merkez solun Anayasa oylamasında yarılmasıyla ilişkilendiriyor. Gazetenin yorumuna göre, aslında merkez ve merkez solda görüş ayrılıkları Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de vardı. Ancak, Anayasa oylaması yeniden demokrasiye dönüldüğü 1990’dan bu yana Hristiyan Demokratlarla Sosyalist Parti arasındaki en önemli ayrılığı oluşturdu. Sonuçta merkez soldan ayrılan geniş bir kesim “Şili’nin Sarıları” hareketini oluşturarak “Red” kampanyasına dahil oldu. Gazete, bu ayrımın kısa zamanda giderilmesinin söz konusu olmadığına işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç: “Adalet, eşitlik ve kalkınma için çalışmaya devam”

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Gabriel Boriç Pazartesi günü siyasi partilere toplantı çağrısında bulundu. Boriç oylamanın ardından gazetecilere verdiği demeçte, “Ülke olarak yaşadığımız zor zamanlarda, farklılıklarımızı giderme ve daha fazla demokrasi ile ilerleme yoluna girdik.” dedi.

Sonuç ne olursa olsun, hükümetin “herkes için adalet, eşitlik, büyüme ve kalkınmada ilerleme” için tüm sektörlerle birlikte çalışacağını söyledi.

Yurt dışında “kabul” kazandı

Yeni Zelanda, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Çin de dahil, doğudan gelen referandum sonuçları Şili’deki sayım bitmeden önce belli olmuştu. Tarihsel olarak ülkedeki seçmenlerin büyük çoğunluğuna göre daha ilerici bir yönelim gösteren yurtdışında yaşayan Şilililerin oyları, yeni anasayı “kabul” yönündeydi.

Şili’de seçmenlerin çoğunluğunun “ret” yönünde olduğu ilk kez Nisan’daki anketlerde ortaya çıkmıştı ve “kabul” ile “ret” arasında açılan makas daha sonra hemen hiç kapanmadı.  Anketlerin kapandığı son iki haftaya girerken seçmenlerin yüzde 47’sinin “ret”, 38’inin “kabul” eğiliminde ve yüzde 17’sinin kararsız olduğu görülüyordu. İktidar koalisyonu “kabul”ü halinde oylamaya sunulan Anayasa taslağında 57 değişiklik yapmayı kabul edeceğini açıklamıştı.

Ne olacak?

Boriç, referandum öncesinde, taslağın reddedilmesi durumunda, 2020 oylamasında yeni bir anayasa taslağı hazırlamak üzere hükümete verilen görevi yerine getirmek üzere sürecin yeniden başlaması gerektiğini söylemişti. Diğer siyasi şahsiyetlerse, geçtiğimiz günlerde parlamentodan geçirilen yasalarla Anayasa değişikliği için yeter sayısı aşağı çekildiğinden yeni bir Anayasa yerine eski Anayasa’da değişiklik yapılması gerektiğini söylüyor.

Gustavo Petro: “Pinochet canlandı”

Kolombiya cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Şili’deki referandum sonuçlarına tepkisini kamuoyuna açıklayan  tek Güney Amerika başkanı oldu.

Henüz Şili Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç bile halkın karşısına çıkmadan Petro, Twitter’da “Pinochet canlandı” diye yazdı ve yol gösterdi: “Tüm Latin Amerika’yı lekeleyen bir geçmişi geride bırakmak ve demokratik değişimlerin yolunu açmak ancak demokratik ve toplumsal güçlerin birleşmesiyle mümkün olacak.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

‘Orta Vadeli Plan’da 2022 Enflasyon Tahmini Yüzde 65

‘Orta Vadeli Plan’da 2022 enflasyon hedefi yüzde 65 oldu. Enflasyon hedefi 2023’te yüzde 24,9, 2024’te yüzde 13.8, 2025’te yüzde 9,9 olarak öngörüldü. Enflasyonun 2025 sonunda tek haneye düşmesi hedeflendi.

Türkiye ekonomisinin 2023-2025 dönemine ilişkin yol haritası niteliği taşıyan yeni Orta Vadeli Program (OVP) Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

2023 büyüme hedefi yüzde 5, 2024 ve 2025 büyüme hedefi yüzde 5,5 olarak belirlendi. Kişi basına gelirin yıl sonunda 9 bin 485 dolar olması hedefleniyor. Bu rakamın 2023’te 10 bin 71 dolar, 2024’te 10 bin 931 dolar, 2025’te 12 bin 91 dolar olması hedeflendi.

2022 enflasyon hedefi yüzde 65 oldu. Enflasyon hedefi 2023’te yüzde 24,9, 2024’te yüzde 13.8, 2025’te yüzde 9,9 olarak öngörüldü. Enflasyonun 2025 sonunda tek haneye düşmesi hedeflendi.

İşsizlik için hedef 2022’de yüzde 10,8 olurken, 2023’te yüzde 10,4, 2024’de yüzde 9,9, 2025’te yüzde 9,6 olarak hedeflendi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı verilere göre Temmuz’da enflasyon aylık bazda yüzde 2,37, yıllık olarak yüzde 79,60 artmıştı. TÜİK, bir önceki ayda Haziran enflasyonunun aylık yüzde 4,95, yıllık da yüzde 78,62 olduğunu duyurmuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ağustos ayı, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını paylaşmıştı. Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 69,94 iken, bu anket döneminde yüzde 70,60 olmuştu.

Enflasyon hangi sektörlerin ve şirketlerin işine geliyor?

Mal ve hizmetlere dair fiyat düzeyinin yükselmesi sebebi ile paranın satın alma gücünde meydana gelen düşüşü ifade eden enflasyondan Çoğu kişi şikayet etse de bu sayede daha fazla para kazananlar da var.

Bazı sektörler enflasyonun yüksek seyrettiği son dönemde kârını büyük oranda artırdı. İşte, karlarının artıran sektörler ve şirketler;

Enerji devleri

Fosil yakıt çıkaran ve onları rafine eden şirketlerin kârlarının nasıl rekor kırdığı son aylarda sık sık manşetlere taşındı.

Uluslararası piyasalarda toptan gaz fiyatları rekor kırdı, petrol fiyatları ise varil başına 100 doları aştı.

Bunda Covid sonrası artan talebin yanı sıra Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkisi de vardık.

BP’nin kârı 6,9 milyar sterline, Shell’inki ise 9 milyar sterline çıktı.

British Gas’ın sahibi Centrica’nın kârı da önceki yılın aynı döneminin beş katına çıktı.

İngiltere hükümeti bu şirketlere, ülkedeki çıkardıkları petrol ve gazdan ettikleri kâr için yüzde 25 vergi uygulayacak.

Bu kaynağın, hanelere yardım olarak kullanılması hedefleniyor.

Maden şirketleri

Çok sayıda ülke Rus gazına alternatif aramaya girişince kömür beklenmedik bir şekilde tekrar rağbet görmeye başladı.

Bu, en kirletici fosil yakıt olan kömürün çıkarılması alanında uzmanlaşan şirketler için büyük bir fırsat yarattı.

Örneğin Glencore şirketi 2022’nin ilk yarısında 15 milyar sterlin kâr açıkladı.

Almanya’daki Uniper şirketi de bu hafta, Rusya’nın gaz akışını kesmesi nedeniyle Heyden 4 Termik Kömür Santrali’nde tekrar üretime başlayacakların duyurdu.

Gıda toptancıları

Archer Daniels Midland (ADM), Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus evlerin mutfaklarında göreceğiniz markalar değillerdir.

Fakat o mutfağa giren çoğu ürün, bu şirketlerin elinden geçmiştir.

ABCD olarak kısaltılan bu gıda devleri, gıda toptancılığının en büyük oyuncuları.

Özellikle küresel çalkantıların gerçekleştiği dönemlerde bu aracılar, gıdaları ihtiyaç duyan ülkelere göndermekte kilit bir rol oynuyor.

Örneğin bugüne kadar ürünlerini Rusya ve Ukrayna’dan alan ülkelerin farklı kaynaklara erişmesine aracılık ediyor.

Fakat fiyatlar geçen yıla göre yüzde 25 ve üzerine artmış durumda.

ADM’in son açıkladığı çeyreklik kâr miktarı geçen yılın aynı dönemindekinin yüzde 60 üzerinde.

Cargill’in cirosu ise yüzde 23 artışla tüm zamanların rekoru olan 165 milyar dolara çıktı.

Şirket bunun binde birini insani yardım olarak bağışladığını duyurdu.

Deniz taşımacılığı

Pandemi ekonomileri ve tedarik zincirlerini sarsarken deniz taşımacılığına talebi ise artırdı.

Dahası Covid-19 kısıtlamaları limanlarda büyük tıkanmalara ve gecikmelere yol açtı.

Sokağa çıkma kısıtlamaları döneminde artan tüketici ürünleri talebiyle birlikte yükselen deniz taşımacılığı talebi hâlâ yüksek seviyelerde.

Bu sektördeki en büyük ikinci şirket olan AP Møller-Maersk bu yılki kâr beklentisini üçüncü kere artırdı, limanlardaki sorunların fiyatları artırdığını ve bu yıl sonuna kadar bir normalleşme beklenmediğini belirtti.

Lüks saat ve şarap üreticileri

Elinde savuracak parası olanlar için yüksek enflasyon, düşük faiz ve düşük ekonomik büyüme beklentisi, parayı geleneksel yatırım araçlarındansa farklı yerlere harcamak için bir motivasyon sağlıyor.

Knight Frank danışmanlık şirketi, geçen yıl kaliteli şarap ve lüks saatlerin fiyatlarının yüzde 16 yükseldiğini sanat eserlerinin yüzde 13, viskiler ve sikkelerin de yüzde 19’luk bir artış yaşadığını paylaştı.

Yatırımcılar bu nesnelerin fiyatlarının enflasyon döneminde arzuladıkları kârı sağlayacak oranda artacağı görüşünde.

Dünyanın en büyük kaliteli şarap tüccarı olan Bordeaux Index, Haziran ayında yıllık satışlarının yüzde 37 oranında arttığını duyurdu.

Elinde savuracak parası olmayan bizler için ise enflasyonun etkileri çok daha tatsız.

Paylaşın

AK Parti’nin ’15 Ağustos’ Aldatmacası: Yeni İcraların Kapısı Açıldı

İktidar, 24 Ağustos’ta açıkladığı dar gelirlilere yönelik destek paketini gelecek ay Meclis’e sunmaya hazırlanıyor. Bu paketle 5 milyona yakın ailenin 2 bin liraya kadar olan borçlarının icradan düşeceği belirtiliyor. Bu şekilde yaklaşık 9 milyon icra dosyasının tasfiye edileceği dile getiriliyor.

Yurttaşın, varlık yönetim şirketlerine devredilen icralık borçları devlet tarafından karşılanacak. 1 milyona yakın yurttaşın bu şirketlere devredilmiş 2 bin 500 liraya kadar borçlarını devlet üstlenecek.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, paketle ilgili değerlendirme yaparken yurttaşlara destek sağlanacak borçların önemli bir kısmının temel ihtiyaçları kapsayan elektrik, su, doğalgaz, telefon aboneliklerinden kaynaklandığını söylemişti. Paketle, yurttaşın 15 Ağustos öncesine ait icra ve haciz işlemi başlatılmış 30 milyar lira tutarındaki borçlarının silineceği belirtiliyor.

Ödeme olanaksız

Ancak iktidar eylül başında doğalgazda konut tarifesine ortalama yüzde 20.4, KOBİ tarifesine yüzde 47.6, sanayi tarifesine yüzde 50.8 ve elektrik amaçlı üretim tarifesine yüzde 49.5 zam yaptığını duyurdu. Konut ve tarımda kullanılan elektrik fiyatı yüzde 20, sanayide kullanılan elektriğin fiyatı da yüzde 50 zamlandı. Konuta doğrudan yapılan zamların yanında sanayiye yapılan zamlar da ürün fiyatlarında artış olarak yurttaşa yansıyacak.

Böylece paket 15 Ağustos’a kadar olan borçları kapsadığı için gelecek zamlar nedeniyle bu tarihten sonra da yurttaş yine icralık hale gelecek. Yurttaşın bu faturaları ödeyebilmesi olanaksız. Zamlar yağmur gibi yağarken maaş ve ücretlerde herhangi bir yeni artış olmadı. Temmuzdaki zamların önemli bir bölümü de gelir vergisi dilimlerinde düzeltme yapılmadığı için vergiye gitti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Altılı Masa Açıklaması: Topluma Hayal Kırıklığı Yaşatmayacağız

Gündeme dair dikkat çeken açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 6 muhalefet partisi liderinin topluma hayal kırıklığı yaşatmayacağını belirtti.

İktidara geldiklerinde 6 ay içerisinde toplumun rahat nefes alacağını belirten CHP lideri, “bu sefer kemer sıkma sırasının 5’li çete geldiğini” ifade ederek “O giden milyonları da geri getireceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Halk TV’den İpek Özbey’in gündeme dair sorularını yanıtladı. CHP liderinin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Provokasyona gelmeyin” diyorsunuz. Bunun karşısında, “Peki biz demokratik haklarımızı kullanamayacak mıyız, yanlışı haykıramayacak mıyız” diye eleştirenler var sizi…

Elbette haksızlığa uğradığı zaman “Haksızlığa uğradım” diye söyleyecek. Şenyaşar ailesi adliyenin önünde adalet istiyorum diye beklerken onu ziyarete giden bendim. Toplumsal çatışmaya ortam hazırlanmaması gerektiğini söylüyorum. İktidar bu çatışmayı istiyor, tahrik ediyor. En son öğretmenlerin gayet masum talepleri karşısında bir polis çıkıp bir öğretmeni yerde sürükledi ve “Bunu alın” dedi. Ben o polise işaret ettim, bütün polislere değil, çünkü toplumu tahrik eden o kişi. Dolayısıyla bu tip olaylar karşısında hepimizin dikkatli olması lazım.

Yaşadığımız birçok sorun var ve siz bunları dile getiriyorsunuz. Liyakat yoksunluğu, yolsuzluk, yoksulluk, rüşvet vs. Nasıl çözeceksiniz?

Üstesinden gelmemiz gereken birden fazla alan var. Türkiye’nin sosyolojik olarak da, psikolojik olarak da, ekonomik olarak da, yönetimsel olarak da rahatlaması için bazı kararları kolektif ve eşzamanlı almak zorundasınız. Örneğin; bir taraftan ‘Hasar Tespit Komisyonu’ kuralım darken, öbür taraftan Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla ilgili karar almak zorundasınız. Hemen ardından BDDK’yla ilgili… Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplamalıyız hemen. Üniversiteler vasatlaştı, onlarla ilgili süratla karar almak zorundasınız. Çiftçinin beklentisi farklı, sanayicinin beklentisi farklı, esnafınki, üniversite öğrencisininki farklı. Biz her kesimi rahatlatacağız, “Özgürlük geldi, demokrasi geldi” dedirteceğiz.

Altı lider her şeye birlikte mi karar vereceksiniz? Bu uzun yıllar şikâyet edilen yavaş bürokrasi gibi bir sıkıntıya yol açmaz mı?

Altı lider önce Türkiye’nin temel sorunları konusunda bir ortak payda oluşturmamız, bunu yazılı hale getirmemiz, bunun altına imza atmamız lazım. Bunun ayrıntılarının genel başkan yardımcıları tarafından kamuoyuyla paylaşılması lazım. O kadar dikkatli adım atıyoruz ki… Biz gerçekten ülkenin var olan sorunlarını parti ayrımı yapmadan çözmek istiyoruz.

İktidarın ‘kazanımlarımızı kaybetmeyelim’ diye bir cümlesi var. Muhafazakâr seçmene din üzerinden fazlaca mesaj vermeye başladı iktidar…

‘Kazanımlarımızı kaybetmeyelim’den ne anlıyoruz, bir kere bunu düşünelim. Eğer “Aile boyu büyük paralar elde ettik, milyar dolarlar kazandık, bunu kaybetmeyelim” diyorlarsa bu kazanımlara karşıyız. Alın terinin değerini teslim edeceğiz. Eğer bundan bahsediyorlarsa kazanımlarını kaybedecekler. İnsanların giyimi, kuşamı, yaşam tarzı, kimliği dolayısıyla bazı haklar elde ettiler ve kaybetmeyelim diyorlarsa biz zaten kimsenin bu bağlamda haklarını kaybetmesini istemiyoruz, yeniden eskiye dönelim, kamplaşmayı yok etmek için bir araya geldik biz. Altılı masanın felsefesi kazanımları daraltmak değil, genişletmek. Din ve vicdan özgürlüğü olduğunda, inancına müdahale etmediğinizde sorun yok. Bütün belediye başkanı arkadaşlarıma şunu söyledim. İnsanlar nerede ibadet etmek istiyorsa, kilise, havra, cemevi, camii, buraları tertemiz yapın, gitsinler insanlar ibadetlerini yapsınlar. Biz olaya böyle baktığımız için karşı taraf tahammül edemiyor zaten.

Erdoğan, KHK’lılarla ilgili yaptığınız açıklamanın ardından, “Böyle bir yetkin yok, bu milleti aldatmaktır” dedi.

Erdoğan ne dediğini bilmiyor. Bizim söylediğimiz KHK ile görevine son verilen barış akademisyenlerini görevine iade edeceğiz. İkincisi; herhangi bir nedenle KHK ile görevine son verilip, savcılığın takipsizlik verdiği kişileri göreve iade edeceğiz. Üçüncüsü yargılanmış, beraat etmiş, göreve iade edeceğiz.

Saray’da köstebeğiniz var diyorlar, kim o?

Erdoğan!

İktidara geldiğinizde ekonomideki düzelmeyi ne kadar zamanda hissedeceğiz?

Altı ay içinde toplum rahat nefes alacak.

Ekonomik olarak enkaz devralındığında kemer sıkmak hep yoksula kalır, yine mi yoksullar kemer sıkacak?

Asla…

Kim sıkacak?

Bu sefer beşli çete. O giden milyonları da geri getireceğiz.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Temmuz Ayında Patronlara 38,1 Milyar Liralık Teşvik

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, temmuzda ayında patronlara 868 yatırım teşvik belgesi verdi. Projelerin “yatırım” tutarı 38 milyar 165 milyon TL oldu. Öte yandan 32 yatırım teşvik belgesi iptal edildi.

AK Parti’nin sermaye politikalarının göstergelerinden olan yatırım teşviklerine ilişkin temmuz ayı verileri Resmi Gazete’de yayımlandı. açıklandı.

Buna göre, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 868 yatırım teşvik belgesi verildi. Belge alan projelerin “yatırım” tutarı 38 milyar 165 milyon 474 bin 953 TL olarak hesaplandı. Bu yatırımların gerçekleştirilmesiyle 24 bin 169 kişinin istihdam edilmesinin planlandığı savunuldu.

32 teşvik belgesi iptal edildi

Öte yandan, sabit yatırım tutarı 367 milyon 936 bin 382 TL olan ve 666 kişiye istihdam sağlaması öngörülen 32 yatırım teşvik belgesi iptal edildi.

Bu dönemde 156 yatırım teşvik belgesine tamamlama vizesi verilirken, bu projelerin sabit yatırım tutarı 2 milyar 224 milyon 868 bin 333 TL, istihdam edilenlerin sayısı 6 bin 455 oldu.

5 yıldızlı otel için teşvik

Temmuzda en yüksek tutarlı teşvik belgesi, 2 milyar 350 milyon TL ile MRA Turizm Otel İşletmeciliği AŞ’nin yatırımı için düzenlendi. Şirket, Muğla’nın Bodrum ilçesinde 5 yıldızlı otel yapacak.

AK Partili Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı da Selçuklu ilçesindeki belediye hizmetleri gerekçesiyle 2 milyar 221 milyon 500 bin TL’lik yatırım teşvik belgesi aldı.

Sermaye payı artıyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yılın ikinci çeyreğine ilişkin verilerde Türkiye’nin yüzde 7,6 büyüdüğü belirtilmişti. Emeğiyle yaşayanların ekonomik kriz ile mücadele ederken, patronların artan kârı da bu veriye yansımıştı.

Buna göre, Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yüzde 7,6 büyürken, GSYH 3 trilyon 418 milyar TL olarak gerçekleşti. İşçilerin payı yüzde 32,6’dan yüzde 25,4’e düşerken, sermayenin payı ise yüzde 49,2’den yüzde 54’e yükseldi.

Paylaşın

Hamas: İki İsrail İşbirlikçisi İnfaz Edildi

Gazze Şeridini yöneten Hamas, İsrail ile işbirliği yaptıkları suçlamasıyla iki kişinin infaz edildiğini açıkladı. Hamas’a bağlı İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada infaz edilen iki erkeğin adları belirtilmedi.

Açıklamada sadece isimlerinin baş harfleri ve yaşları yer alırken, verdikleri bilginin Filistinlilerin ölümüne yol açtığı vurgulandı. Diğer üç kişinin de cinayet suçlamasıyla infaz edildikleri bildirildi.

İnsan Hakları Grupları, daha önce Hamas’ın Gazze’rde yaptığı bu tür infazları kınamıştı.

2007’den bu yana Gazze Şeridini yöneten Hamas, en sonuncusu Nisan 2017’de olmak üzere 27 infaz gerçekleştirdi.

Bakanlığın açıklamasında infaz edilen iki kişinin İsrail hesabına casusluk suçlamasıyla 2009 ve 2015’te tutuklandıkları ve mahkeme tarafından “vatan hainliği ve dış güçlerle işbirliği yapmaktan” cezalandırıldıkları belirtildi.

Açıklamada ayrıca, dört kişinin asıldığı, bir kişinin polis olması nedeniyle bir idam mangası tarafından infaz edildiği bildirildi.

BBC’ye konuşan güvenlik kaynakları, infaz edilenlerden birinin geçen Temmuz’da bir aile kavgası sırasında silahıyla kayınpederini ve 13 yaşındaki bir kız çocuğunu öldüren bir polis memuru olduğunu açıkladı.

Olay, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahya’da protestolara yol açmış ve olaylar sırasında ev ve dükkanlar yakılmıştı.

İsrail, Gazze Şeridini 1967’deki savaş sırasında işgal etmişti. 2005’te İsrail Ordusu ve 7 bin dolayında Yahudi yerleşimci bölgeden çekilmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

‘Erdoğan’ın Danışmanları AK Parti’de Rahatsızlık Yaratıyor’ İddiası

Kulislere yansıyan bilgilere göre, organize suç örgütü kurmakla suçlanan Sedat Peker’in gündeme getirdiği rüşvet ve yolsuzluk iddialarının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarının AK Parti içinde rahatsızlık yarattığı dile getiriliyor.

Sedat Peker’in çeşitli rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme getirdiği Cumhurbaşkanı danışmanı Serkan Taranoğlu görevden alındı. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Korkmaz Karaca ise istifa etti. Peker’in iddialarıyla ilgili muhalefet partilerinin neredeyse tamamı savcılıklara suç duyurusunda bulundu.

Gazete Duvar’ın “Duvar Arkası” bölümünde yer alan kulis bilgisine göre, başvuruların nasıl sonuçlanacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz ama söz konusu iddialar AK Parti içinde de rahatsızlık yaratmış durumda.

Serkan Taranoğlu’nu Erdoğan’ın tanımadığını, “birilerinin referansıyla danışman yapılmış olduğunu” paylaşan bir parti yöneticisine göre yaşanan bu olaydan sonra Cumhurbaşkanlığında bu şekilde görev yapan herkesin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

Bunların hem Cumhurbaşkanına hem de AK Parti’ye ciddi zarar verdiğini söyleyen partili, “Bunlar kimdir, nedir, hepsinin baştan aşağı gözden geçirilmesi gerek” değerlendirmesinde bulunuyor. AK Parti’deki bu beklenti bakalım karşılık bulacak mı?

AK Parti’de ‘musluk’ isyanı!

Öte yandan geçtiğimiz ay kuruluşunun 21. yılını kutlayan AK Parti özellikle sosyal medyada son yıllarda azalan etkisinden dertli. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın programları kapsamında her hafta bir kentte toplu açılış, temel atma töreni yapılıyor. Ancak bu açılışlar beklenen ilgiyi görmüyor. Bu tablo AK Parti içinde tartışma konusu olmuş durumda.

Kulislerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İSKİ’nin bağlantı sorununu çözmesinin ardından 30 yıl sonra musluklarından su akan tarihi 3. Ahmed Çeşmesi açılışı hatırlatılarak, “Vakıflar Müdürlüğünce restore edilmiş çeşmeye musluk takıyorlar. Biz aynı gün 650 milyon liralık yatırım yapılmış bir baraj açıyoruz. Ama açılışı yapılan musluğun sesi bizim barajın sesinden çok çıkıyor” deniliyor.

Bu serzenişte İstanbul’un belediye bütçesinden tanıtım ve medya işlerine ayrılan dev bütçenin de etkili olduğu savunuluyor. 2019 yılında 25 milyar lira borçla teslim edilen belediyenin 3 yılda 90 milyar lira daha borçlandığı belirtilerek özellikle dijital medyaya çok ciddi kaynak aktarıldığı, hatta belediyenin reklam bütçesinin metro yatırım bütçesinden fazla olduğu iddia ediliyor.

Paylaşın

Odun Ve Kömürün Fiyatı 1 Yılda 3 Kat Arttı

Son bir yılda odun fiyatındaki artış yüzde 160’ı bulurken, kömür fiyatındaki artış neredeyse üç kat oldu. CHP’li Ahmet Akın, zamlara tepki göstererek, “Soba yakmak da artık lüks olacak” dedi.

Kış ayları yaklaşırken, ısınma maliyeti katlanarak artmaya devam ediyor. Odun ve kömür fiyatları geçen yıla göre 3, tüp gaz fiyatları ise 2 kat arttı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, “Kış aylarında temel bir ihtiyaç olan ısınma maliyeti vatandaşı çok zorlayacak. Doğalgaz 9 ayda 2.5 kattan fazla, odun ve kömür de 3 misli arttı. Soba yakmak da artık lüks olacak” dedi.

Özellikle kırsal bölgelerden halen temel ısınma yöntemi olan odun ve kömür fiyatlarındaki artışa dikkat çeken Akın, şu açıklamada bulundu: “Eylül 2021’de kış öncesi sobada yakmalık bir ton odunun fiyatı 1200-1400 lira arasında değişiyordu. Bugün aynı odunun fiyatı 3 bin 500 ile 3 bin 600 lira arasında. Odun fiyatındaki artış yüzde 160’ı buluyor.

Eylül 2021’de bir ton ithal kömür fiyatı 2 bin 600 ile 3 bin lira arasında değişiyordu. Bugün aynı kömürün fiyatı 8 bin ile 8 bin 600 lira arasında. Yerli kömürün fiyatı ise 7 bin 600 liraya kadar çıktı. Kömür fiyatındaki artış neredeyse üç kat oldu. Yanlış ekonomi politikaları nedeniyle Türk Lirası’ndaki değer kaybı, bağımlı olduğumuz enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye’de çok daha fazla hissedilmesine neden oluyor.”

Paylaşın

İYİ Parti Adaylık İçin Topu Mansur Yavaş’a Attı

Muhalefet partilerinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş amacıyla kurduğu altılı masa, ortak cumhurbaşkanı adaylığı konusunda büyük oranda uzlaşırken, adayın kim olacağına yönelik tartışmalar ise devam ediyor.

Son dönemde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismi ön plana çıksa da, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da halen Ankara kulislerinde konuşulan isimlerin başında geliyor. CHP’de başta genel başkan yardımcıları olmak üzere parti örgütünün son haftalarda Kılıçdaroğlu’nun ismini ön plana çıkartan açıklamalar yapmasına karşın kulislerde İYİ Parti’nin ise bu konuda çekinceli olduğu konuşuluyor.

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun geçtiğimiz günlerde “Sahada en çok duyduğumuz isim Mansur Yavaş” sözleri de bu çekincenin bir işareti olarak değerlendirilmişti. Kavuncu, “Sahada Mansur Yavaş’ta bir ağırlık var. Özellikle Cumhur İttifakı’ndan kopmuş, vazgeçmiş seçmenin tercihleri noktasında onun lehine bir ağırlık görüyoruz” değerlendirmesinde bulunmuştu.

“Diyarbakır’da dahi ismi dillendiriliyor”

Ortak adayla ilgili bu tartışmalar sürerken İYİ Partili üst düzey bir yetkiliden önemli bir değerlendirme geldi. DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün sorusunu yanıtlayan yetkili, Kavuncu’nun açıklamalarını hatırlattı. Genel Başkan Meral Akşener’in ziyaretlerinde vatandaş tarafından Mansur Yavaş’ın isminin çok sık dile getirildiğini ifade eden yetkili, “İstanbul il başkanımızın da dediği gibi sahada en çok duyduğumuz isim Mansur Yavaş oluyor” dedi.

Türkiye’nin hemen her bölgesinde bu talebin kendilerine aktarıldığını kaydeden yetkili, Güneydoğu Anadolu bölgesine dikkat çekerek, “Diyarbakır’da dahi Mansur Yavaş isminin dillendirildiğini ve bu yöndeki taleplerin olduğunu görüyoruz” dedi.

“İrade beyanı ortaya koyarsa değerlendirilir”

Aynı yetkili altılı masada henüz isimlerin konuşulmadığını ancak isimlerin konuşulduğu aşamada Mansur Yavaş’ın gündeme gelebilmesi için kendisinin bir irade beyanı ortaya koyması gerektiğine de dikkat çekti. İrade beyanı ifadesine açıklık getiren yetkili, adaylıkla ilgili ismi konuşulan Ekrem İmamoğlu’nun bu iradeyi bugüne kadar farklı açıklamalarla pek çok defa göstermiş olmasını örnek gösterdi.

İmamoğlu, Nisan ayında adaylık tartışmaları ile ilgili “Sorumluluğumun farkındayım kendimi taca ya da auta attırmam” ifadesini kullanmıştı. İmamoğlu’nun Mayıs ayında düzenlediği Karadeniz turu da adaylık çalışması olarak yorumlanmıştı.

Yavaş’ın CHP’li bir büyükşehir belediye başkanı olduğunu da hatırlatan yetkili, “Başka bir partinin belediye başkanı olması dolayısıyla bizim de adaylığı konusunda bir tasarrufta bulunmamız söz konusu olamaz. Bizim açımızdan Yavaş isminin masaya gelmesi için kendisinin bu beyanını görmemiz gerekir” ifadelerini kullandı. Aynı yetkili Yavaş tarafından bu yönde bir irade beyanı ortaya konulması durumunda Yavaş’ın adaylık seçeneğinin de “kazanabilirlik kriteri” çerçevesinde masada değerlendirilebileceğine işaret etti.

Paylaşın