Eski HDP Milletvekili Önder’den Dikkat Çeken ‘Bakanlık’ Yorumu

Eski HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, katıldığı bir Youtube programında, “Bugün siyaseten mahkûm olan yarın bu ülkede bakanlık yapabilir. Gerçekten o ara çok kısadır. Onun için siyasi mahkûmiyetleri çok önemsemem” dedi.

Sırrı Süreyya Önder, açıklamasının devamında, “Sadece ülke adına kaygılanıyorum ve bir sürü genç arkadaşımız adına kaygılanıyorum. Sağlığını kaybeden arkadaşlarımız var, bunlar adına kaygılanıyorum” dedi ve ekledi:

“Seçilmiş bir halk temsilcisinin yasama ve temsiliyet görevini yaparken ve bu süreçte sarf ettiği sözler ve yaklaşımlardan dolayı mahkûm edilmesinden ülkem adına derin bir utanç ve üzüntü duyuyorum” ifadelerine yer verdi.”

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Youtube’ta yayınlanan Ayşegül Doğan, Yıldırım Türker ve Hâle Şerif’in birlikte hazırladığı “İtirazım Var” programında gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Önder, “Hapishanelerin benim üzerimde bir yaptırım şeyi yok. ‘Eyvah hapse düşerim.’ Bu doğal bir kaygıdır. Hapislik kötü bir şeydir. ‘Eyvah hapse düşerim, özgürlüğüm kısıtlanır, artık sağlık sorunlarım da var, ne yaparım?’ falan filan. Bu sağlıklı düşünebilen her bireyin taşıması gereken kaygılardır ya da onun tersi yiğitlik falan değildir. Ama bende hapishanelerin ya da cezanın bir yaptırım değeri yok” dedi.

‘Sadece ülke adına kaygılanıyorum…’

Önder konuyla ilgili değerlendirmesinin devamında, “Dolayısıyla cezaevi şey değil benim için, böyle düşünülecek, kaygılanacak bir şey değil. Bu ülkede de siyaseten mahkûm olmakla siyasi iktidarın paydaşı olmak arasındaki mesafe çok kısadır. Yani bugün siyaseten mahkûm olan yarın bu ülkede bakanlık yapabilir. Gerçekten o ara çok kısadır. Onun için siyasi mahkûmiyetleri çok önemsemem.” ve ekledi;

“Sadece ülke adına kaygılanıyorum ve bir sürü genç arkadaşımız adına kaygılanıyorum. Sağlığını kaybeden arkadaşlarımız var, bunlar adına kaygılanıyorum. Seçilmiş bir halk temsilcisinin yasama ve temsiliyet görevini yaparken ve bu süreçte sarf ettiği sözler ve yaklaşımlardan dolayı mahkûm edilmesinden ülkem adına derin bir utanç ve üzüntü duyuyorum” ifadelerine yer verdi.

Paylaşın

DİSK-AR: İşsiz Sayısı 8,5 Milyona Yükseldi

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bugün açıkladığı işsizlik verilerine ilişkin bir rapor yayımladı.

TÜİK’in verilerinin genişletilmiş hali olan rapora göre Türkiye’de geniş tanımlı işsiz sayısı 8,5 milyon kişiye yükseldi. Ayrıca geniş tanımlı işsizlik son bir yılda 781 bin kişi arttı. Geniş ve dar tanımlı işsizlik arasındaki puan farkı da 12,4’e çıktı.

Öte yandan İŞKUR’a göre işsiz sayısı son bir yılda 542 bin artarken TÜİK’e göre 307 bin azaldı. İŞKUR’un Temmuz 2021 ile Temmuz 2022 arasında son 1 yıllık dönemde kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 995 binden 3 milyon 538 bine yükseldi, kayıtlı işsiz sayısında yaklaşık yüzde 18,1’lik bir artış gerçekleşti.

Kadın istihdamı azalıyor

İŞKUR’a işsizlik kaydı yaptıranların 301 binini kadınlar, 241 bini ise erkekler oluştu. TÜİK’e göre ise son 1 yılda kadın işsizliği 40 bin, erkek işsizliği ise 267 bin azaldı.

DİSK-AR raporda bununla ilgili “İŞKUR’un kayıtlı işsiz sayıları kayıtlara, TÜİK’in işsizlik verileri ise ankete dayalı olarak hesaplanıyor. İki kurumun metodolojileri farklı da olsa İŞKUR tarafından aylık istatistik bültenlerinde açıklanan kayıtlı işsiz sayıları işsizliği anlamamız açısından önemli göstergedir. Olağan seyirde İŞKUR’un kayıtlı işsiz sayılarının TÜİK’in işsiz sayılarına yansıması beklenir. Ancak uzun bir süredir iki kurumun işsiz sayıları arasındaki farklar birbirinden zıt bir eğilim izlemektedir” dedi.

DİSK-AR “İŞKUR ile TÜİK arasındaki sayılardaki uyumsuzluğun sorunlu olduğunu düşünüyoruz” yorumu yaptı.

Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 29,9

DİSK-AR ayrıca TÜİK veririne göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategorinin yüzde 29,9 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olduğunu aktardı. İkinci yüksek işsizlik kategorisi ise genç kadınları gösterdi.

“Temmuz 2022’de genç kadın (15-24) işsizliği 24,7’dir. Bilindiği gibi salgın döneminde diğer işsizlik kategorilerine göre kadın işsizlik türleri genele göre çok daha yüksek gerçekleşti ve bu eğilim devam ediyor.” dedi.

DİSK-AR işsizlikle mücadelede şu önerileri sıraladı:

  • Haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
  • İş Yasasının 25/II. Maddesi (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller) yeniden düzenlenmeli ve keyfi işten çıkarmalar sona ermelidir.
  • İşsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları ve ödenek miktarı iyileştirilmelidir.
  • İşsizlik Sigortası Fonu’nun amaç dışı kullanımına son verilmelidir. Fon’dan işverenlere dönük teşvik ve destekler sona erdirilmelidir.
  • Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
  • İşbaşında eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.
  • Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.
  • Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.
Paylaşın

İcradaki Dosya Sayısı 24 Milyon 84 Bine Yükseldi

İcradaki dosya sayısının 24 milyona ulaştığına dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, yılın ilk 9 ayında icra ve iflas dairelerine 6 milyon 14 bin yeni dosya geldiğini söyledi. Gürer, kredi kartı borçlarının takiptekilerde dahil olmak üzere 1 trilyon 312 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, CHP’nin ‘Haftalık Ekonomi Raporu’ndan derlediği veriler üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de icra ve flaş dosya sayısının sürekli arttığına işaret eden Gürer, Ulusal Yargı Ağı (UYAP) üzerinden alınan verilere göre, bu yıl 1 Ocak – 9 Eylül tarihleri arasında icra ve iflas dairelerine UYAP üzerinden toplam 6 milyon 14 bin yeni dosya geldiğini belirtti. Bu süre içerisinde 4 milyon 495 bin dosyanın sonuçlandırıldığını ifade eden CHP’li Gürer, yeni gelen dosya sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 oranında arttığına dikkat çekti. Gürer, dosya sayısındaki artışın ülkedeki kötü ekonomik gidişatın hangi boyutlara ulaştığını göstermesi açısından önemli olduğunu vurguladı.

İcra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı ile ilgili bilgileri de paylaşan CHP’li Gürer, dosya sayısının son bir yılda 1 milyon 217 bin adet artarak 9 Eylül itibariyle 24 milyon 84 bine çıktığını aktardı. İnsanların hızla borçlandığına da dikkat çekten Gürer, son 4 ayda vatandaşın bankalara olan borcunun 200 milyar lira arttığını söyledi.

“Kredi kartı borçları 1 trilyon 312 milyar liraya ulaştı”

Gürer, bireylerin bankalara ve finans şirketlerine olan konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı borçlarının takiptekilerde dahil olmak üzere 1 trilyon 312 milyar liraya ulaştığını söyledi.

İnsanların vadesinde ödeyemedikleri için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçlarının ise 30 milyar lira düzeyine çıktığını aktaran Gürer, vatandaşların varlık yönetim şirketlerine 32,9 milyar, TOKİ’ye ise 27 milyar lira borcu bulunduğunu anlattı.

Türkiye’de en son 1998 yılında yüzde 804 olan yıllık enflasyonun bu yıl son 24 yılın en yüksek oranına ulaşarak yüzde 80,21’e yükseldiğini belirten Gürer, “ENA Grup Tüketici Fiyat Endeksi, E-TÜFE’deki 12 aylık artış oranı yüzde 181.37 olarak gerçekleştiğini ve yılbaşından itibaren 8 aylık (Ocak-Ağustos) artış yüzde 91.62 olarak hesaplandığını dikkate aldığımızda TÜİK verilerine göre dahi enflasyon zirvede olduğu görülüyor. AK Parti iktidarı halen pembe tablolar çizmekten geri kalmıyor. AK Partililerin pembe tablosu gerçekte çoktan karardı” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

‘Kılıçdaroğlu’ndan Partisine Yeni Anayasa Talimatı’ İddiası

Gazeteci Murat Yetkin, CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla yeni bir anayasa çalışması içerisinde olduğunu yazdı. Yetkin’in ifadesine göre CHP yönetimi, “liderlerin bakan değil, cumhurbaşkanı yardımcıları olmasının önerilmesi üzerinde duruyor.”

Yetkin’in kişisel blogunda kaleme aldığı bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

“CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Altılı Masanın Cumhurbaşkanı adayı olup, seçimin kazanılması halinde diğer liderlerin de kilit bakanlıklara geleceği yolundaki haberler de Altılı Masada gerilim kaynağı oldu. Özellikle Akşener’in TBMM Grubunun başında bulunmak bu nedenle de milletvekili olmak istediği siyaset kulisinde biliniyor. Oysa Anayasaya göre, milletvekilleri bakan olamıyor.

Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla CHP’de bir Anayasa çalışması yapıldığı konuşuluyor. Buna göre, seçimi kazanmaları halinde TBMM İç Tüzüğünde parti liderlerinin milletvekili olmasalar da Meclis Çalışmalarına katılmasının önü açılabilecek. Ancak CHP yönetiminde bu durumda da liderlerin bakan değil, Cumhurbaşkanı Yardımcıları olmasının önerilmesi üzerinde duruluyor.

Tabii iktidarın önlerine çıkardığı tuzaklara düşüp halkın gerçek sorunlarıyla daha fazla ilgilenip sorunları kendilerinin çözebileceğine ikna ederek seçimi kazanırlarsa.

Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına gelince… Muhtemelen geri dönüşü artık kolay değil ama bunu da Altılı Masayla bir an önce şeffaflıkla konuşmasında yarar var.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Aleviye Oy Vermem’ Diyenlerin Oranı Yüzde 23

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Aksoy Araştırma’nın analizlerini CHP’ye sunduğunu, bu araştırmalarda “Aleviye oy vermem” diyenlerin oranının yüzde 23” olduğuna dair bir sonuç çıktığını yazdı.

İsmail Saymaz’ın bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

“CHP’nin geçen cuma yapılan Parti Meclisi toplantısında, Kılıçdaroğlu’nun güvendiği araştırmacılardan biri olan Aksoy Araştırma’nın sahibi Ertan Aksoy, saha çalışmalarından derlenmiş veri ve analizler doğrultusunda CHP’lilere sunum yaptı. Sunumu Kılıçdaroğlu da izledi.

Bir CHP PM üyesinden aldığım bilgiye göre sunumda iki veri öne çıkıyor. İlki, Alevi cumhurbaşkanı adayı verisi. “Alevi cumhurbaşkanı adayına oy verir miydiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 33.8’i “Kesinlikle verirdim” derken, yüzde 22.3’ü “Veririm” diyor. Toplamı yüzde 56.1 yapıyor. Yüzde 17.8’i kesinlikle vermeyeceğini, yüzde 5.8’i ise vermeyeceğini kaydediyor. Toplam yüzde 23.6. Kararsızlar yüzde 20.3’de kalıyor.

AK Partililerin yüzde 40.9’u, İyi Partililerin yüzde 25’i ve MHP’lilerin yüzde 24.6’sı Alevi bir adaya oy vermeyeceğini söylüyor. Aksoy, sunumumda, Türkiye’de Alevi karşıtlığının öteden beri var olduğunu ancak kitleselleşemediğini, buna karşın hegomanyasının toplumsal karşılığından yüksek olduğunu ifade etti.

Diğeri ise Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı verisi.

“Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olması durumunda kime oy verirsiniz?” sorusuna katılımcılardan yüzde 53.6’sı Kılıçdaroğlu’na, yüzde 46.4’ü ise Erdoğan’a vereceğini söylüyor.

Aradaki fark yüzde 7.2. Kararsızlar hesap edilmezde bu oran 5.1’e iniyor.

HDP seçmenlerinin yüzde 100’ü Kılıçdaroğlu’nu destekliyor. Bu oran CHP’lilerin de üzerinde. Çünkü CHP’liler yüzde 3.4 fire veriyor. İyi Partililerin yüzde 8.7’si ise Erdoğan’a oy vereceğini söylüyor. MHP’lilerin yüzde 35.3’ü ise Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini belirtiyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Temmuzda ‘Cari Açık’ 4 Milyar 10 Milyon Dolar

Temmuz ayında cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1193 artarak 4 milyar 10 milyon dolara çıktı. Piyasa beklentisi cari açığın temmuzda 3,7 milyar dolar gelmesi yönündeydi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), temmuz ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini açıkladı. Buna göre temmuzda cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1193 artarak 4 milyar 10 milyon dolara çıktı.

Piyasa beklentisi cari açığın temmuzda 3,7 milyar dolar gelmesi yönündeydi.

TCMB verilerine göre temmuzda cari açıktaki yükselişle ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 6 milyar 162 milyon dolar artarak 9 milyar 308 milyon dolara yükselmesi etkili oldu.

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise, bir önceki yılın aynı ayında 3 milyar 124 milyon dolar fazla vermişken, bu ay 3 milyar 737 milyon dolar fazla verdi.

Temmuz verisiyle beraber 2022’in ilk 7 ayında cari açık geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 168 artarak 36 milyar 672 milyon dolara ulaştı.

5 milyar 473 milyon dolar kaynağı belirsiz para girişi

TCMB verilerine göre temmuz ayında 5 milyar 473 milyon dolar kaynağı belirsiz para girişi yaşandı. Net hata ve noksan olarak tanımlanan girişler ilk 7 ayda 24 milyar 347 milyon dolara ulaştı.

Resmi rezervler temmuz ayında 4 milyar 423 milyon dolar arttı. Rezervlerde yılın ilk 7 ayında ise 7 milyar 925 milyon dolarlık düşüş yaşandı.

Cari Açık nedir?

Ülkenin dış dünya ile olan mal ve hizmet ticaretinin sonucu cari denge olarak adlandırılır. Sadece mal ticaretinin sonucu ise dış ticaret dengesidir.

Eğer ülkenin sattığı mallar satın aldığı mallardan fazla ise dış ticaret fazlası, tersi geçerli ise dış ticaret açığı vardır. Mal ticaretinin sonucuna hizmet ticaretinin (en önemli kalem turizm)  sonucu eklenerek cari dengeye ulaşılır.

Örneğin dış ticaret açığı -60 milyar $ olan (yani mal ticaretinde – 60 milyar $ açık veren) bir ülkenin turizm gelirleri giderlerinden 20 milyar $ daha fazla ise (yani hizmet ticaretinde +20 milyar $ fazla vermişse)  cari açığı 40 milyar $ dolar olacaktır.

Cari açık ülkenin dış dünyadan dolar talebini gösterir. Bir başka deyişle bu açığın finansmanı için 40 milyar dolar bulunması gerekir.

Döviz bir ülkeye nasıl girer?

Dolar arzı yani ülkeye döviz girişi esas olarak üç kanaldan olur.

a-Doğrudan yabancı yatırımlar (yabancıların şirket satın almak, fabrika kurmak amacıyla ülkeye getirdikleri dövizler)

b-Portföy yatırımları (yani yabancıların özel şirket tahvil ve hisse senetleri ile devlet tahvillerini satın almak üzere ülkeye soktukları döviz)ve

c- Kısa ve uzun vadeli borçlanmalar.

Cari açığın finansmanı içinde portföy yatırımları ile kısa vadeli borçların payının artması ülke ekonomisinin kırılganlığının da artması demektir. Çünkü bu tür dövizler iç ve dış faktörlere bağlı olarak kolaylıkla her an ülkeyi terk edebilirler.

Paylaşın

Eşeklerin ‘Nerede Ve Ne Zaman’ Evcilleştirildiği Ortaya Çıktı

Yapılan yeni bir araştırma eşeklerin ilk kez 7 bin yıl önce Doğu Afrika’da evcilleştirildiği belirlendi. Evcil eşeklerin yük hayvanları olarak ilk ortaya çıktığı noktanın Sudan, Mısır veya Somali olabileceği düşünülüyor.

Fransa’daki Toulouse Antropobiyoloji ve Genomik Merkezi’nden araştırmacılarla dünyanın farklı bölgelerindeki 37 kurumdan bilim insanları, eşeklerin evcilleştirilme sürecini daha iyi anlamak için şimdiye kadarki en eksiksiz gen haritasını oluşturdu.

Bunun sonucunda eşeklerin ilk kez 7 bin yıl önce Doğu Afrika’da evcilleştirildiği belirlendi.

Hakemli bilimsel dergi Science’ta yayımlanan araştırmada 7 kıtada bugün yaşayan 207 eşeğin genetiği dizilendi. Araştırmacılar ayrıca eşeklerin ortaya çıktığı dönemden kalma fosilleri kullanarak 31 erken dönem eşeği ve 15 yabani eşeğin genetik verilerini de kullandı.

Verilerin incelenmesinin ardından eşeklerin Afrika’da ilk kez MÖ 5000’de, Sahra’nın bugünkü gibi çöl bölgesi haline geldiği dönemde evcilleştirildiği ortaya çıktı.

Bunun yanı sıra hayvanların evcilleştirildikten 2 bin 500 yıl sonra Afrika’dan çıkıp Avrupa ve Asya’ya ulaştığı ve bugün halen var olan soylara evrildikleri anlaşıldı.

Fransız genetikçi ve çalışmanın ortak yazarı Ludovic Orlando, “Somali Yarımadası ve Kenya’yı, ilk evcilleştirilen eşeklerin en yakın akrabalarına ev sahipliği yapan bölge olarak belirledik” dedi.

Université Paul Sabatier’de görev alan Orlando, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ataları yakınlardaki başka bir bölgede yaşamış olabilir. O yüzden bu bulgu, söz konusu iki bölgenin eşeğin anavatanının kesin konumu olduğu anlamına gelmez.”

Araştırmacılar, evcil eşeklerin yük hayvanları olarak ilk ortaya çıktığı noktanın Sudan, Mısır veya Somali olabileceğini düşünüyor.

Ancak daha kesin bir başlangıç ​​noktası belirlemek için ileri arkeolojik araştırmaların yapılması gerektiği belirtiliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna İlerliyor, Rusya: Taktik Geri Çekilme

Cumartesi günü, Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi. Kiev’deki yetkililer Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu. Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiğini belirtti.

Ukrayna ordusu, ülkenin doğusunda gerçekleştirdiği karşı taarruzda 3.000 kilometrekareden fazla alanı Rusya’dan geri aldığını açıkladı.

Bu ilerleme, doğrulanması halinde, Kiev güçlerinin Rusya karşısında daha önce açıkladığı kazanımlarını birkaç gün içinde üç katına çıkardığı anlamına geliyor.

Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Perşembe akşamı geri alınan bölgelerin alanını bin kilometrekare, Cumartesi akşamı ise iki bin kilometrekare olarak açıklamıştı.

BBC, Ukraynalı yetkililerin verdiği rakamları doğrulayamıyor, çünkü gazetecilerin cephe hatlarına erişimine izin verilmiyor.

Cephe gerisindeki Harkov’a ise Rusya saldırısı geldi.

Harkov Belediye Başkanı, Rusya’nın kentteki su ve elektrik altyapısına büyük zarar veren saldırılar düzenlediği söyledi.

Kentte bulunan BBC muhabiri Orla Guerin, gece saatlerinde füze saldırısı sesi duyulduğunu aktarıyor.

Karşı saldırı ile gelen ilerleyiş, Ukrayna ordusunun işgal altındaki bölgeleri geri alma kapasitesini göstermesi açısından da önemli olarak niteleniyor. Bu Kiev’in Batılı müttefiklerinden daha fazla askeri yardım istemesi açısından önemli görülüyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba da bunun altını çizerek, son gelişmelerin daha fazla Batılı askeri malzeme ile savaşın daha hızlı sonlanabileceğini gösterdiğini söyledi.

Rusya taktik geri çekilme diyor

Cumartesi günü doğudaki karşı saldırıda Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi.

İngiltere savunma bakanlığı yetkilileri ise çatışmaların bu kasabaların dışında devam ettiği uyarısında bulundu. Kiev’deki yetkililer de Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu.

Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiği belirtildi.

Harkov’dan Rusya’ya tahliyeler

Harkov bölgesinde Rusya tarafından kurulan yönetimin başkanı, halkın “hayatlarını kurtarmak için” Rusya’ya tahliye edilmesi tavsiyesinde bulundu.

Karşı saldırının hızlı olmasının Rusları hazırlıksız yakaladığı değerlendirmesi yapılırken, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sadık destekçisi olan Çeçen lider Ramazan Kadirov, Rusların geri çekilmesini sorgular ifadeler kullandı.

Telegram’da paylaştığı mesajda Kadirov, Rusya’nın talihi dönmezse, durumu açıklaması için ülke liderliğini sorgulamak zorunda kalacağını söyledi. Kadirov “Rusya kazanacak” ve “NATO silahları ezilecek” ifadelerini paylaştı.

Ruslar hala Ukrayna’nın yaklaşık beşte birini elinde tutuyor ve savaşın yakında sona ereceği düşünülmüyor.

“Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı.”

Ukraynalı yetkililer ise birliklerin, ülkenin doğusunda Ruslar için hayati bir ikmal merkezi olan Kupiansk’a girdiğini söyledi.

Ukraynalı birliklerin ilerleyişi, devam etmesi durumunda, Nisan ayında Rusların başkent Kiev’den çekilmesinin ardından yaşanan en büyük gelişme olacak.

Rusya çekilmenin taktiksel olduğunu kaydediyor.

Moskova, “İzyum-Balaklıya birliklerinin geri çekilmesi ve organize bir şekilde Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarına sevkine yönelik üç günlük operasyon gerçekleştirildi.” açıklamasını yaptı.

Rus devlet haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, bu açıklamadan kısa bir süre sonra Harkov’un Rusya tarafından kontrol edilen bölgesinin baş yöneticisi, bölgede halkın Rusya’ya tahliye edilmesini önerdi.

İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki topraklara doğru 50km ilerlediğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı. Ukrayna birlikleri birkaç kasabayı ya ele geçirdi ya da kuşattı” dendi.

Zaporijya Nükleer Santrali tamamen durdu

Ukrayna Devlet Nükleer Enerji Şirketi Energoatom, Zaporijya Nükleer Santrali’nde çalışan son reaktörün faaliyetinin durdurulduğunu bildirdi.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada, Zaporijya Nükleer Santrali’nin Ukrayna şebekesiyle tüm bağlantılarının bölgedeki çatışmalar nedeniyle hasar gördüğüne işaret edildi.

11 Eylül’ün erken saatlerinde santrale tekrar elektrik sağlandığı belirtilerek, “Böylelikle santralde çalışan tek reaktörün faaliyetinin durdurulmasına ve soğutma işleminne geçirilmesine karar verildi” denildi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Pazar günü yaptığı açıklamada, santraldeki son reaktörün durduğunu teyit etti.

Avrupa’nın en büyüğü olan nükleer santral Rusya’nın kontrolüne geçmişti ve Ukraynalı ve Rus yetkililer santrale yöneltilen saldırılarda karşılıklı suçlamalarda bulunuyordu.

Güneydeki ilerleyiş

Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlattı.

Uluslararası kamuoyu da güneydeki Herson şehri yakınlarında beklenen ilerlemeye odaklanmıştı.

Uzmanlara göre, Rusya bazı deneyimli askerlerini Herson’u savunmak için yönlendirdi.

Ukrayna ordusunun güney komutanlığının sözcüsü Nataliya Gumenyuk, Ukrayna’nın doğuda toprak kazanmanın yanı sıra benzer şekilde güneyde de kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Gumenyuk, güneyde “iki ila onlarca kilometre arasında” ilerlediklerini ifade etti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Otomobil Fiyatlarında Artış Sinyali

Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, “Ocak-Eylül 2022 döneminde 0 km araç fiyatlarındaki artış tam olarak yüzde 50’ye yükseldi. Dolayısıyla 0 km araç fiyatları ister istemez maliyetlerin artmasından ötürü yükselmeye daha da devam edecek. Bu sadece Türkiye’ye has bir durum değil. Globalde de olacağı için Türkiye de bundan payına düşeni alacak” dedi.

Yalçın, açıklamasının devamında, “Araç bulunurluğunun kısmen artmasını tüketiciler fırsat olarak değerlendirmeli. Yeni bir araç düşünenlere kararlarını ertelemeden mevcut fiyat seviyelerinden hızla gerçekleştirmelerini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

Çip krizi tam anlamıyla sona ermemişken, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’da yaşanan enerji krizi de otomobil üretimini vurdu. Uzmanlar, maliyetlerin artması ile birlikte otomobillerdeki fiyat artışının devam edeceğini belirtirken, yeni bir araç düşünenlerin kararlarını ertelemeden hızla alım gerçekleştirmeleri önerisinde bulundular.

Türkiye gazetesinden Ali Çelik’in haberine göre, Otomotivde son 2 seneye damgasını vuran çip krizinin etkileri tam olarak bitmeden sektör, son 7-8 aydır da lojistik, ham madde ve enerji krizi gibi farklı sorunlarla mücadele etmeye devam ediyor.

Araç fiyatlarını doğrudan etkileyen bu nedenler hakkında açıklama yapan Cardata’nın Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, üretim maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek “Hâliyle araç fiyatlarında da global anlamda artış yaşanıyor. Yakın zamanda bu başlıklarda bir iyileşme olmasını beklemiyoruz. Zaten hâlihazırda Ocak-Eylül 2022 döneminde 0 km araç fiyatlarındaki artış tam olarak yüzde 50’ye yükseldi. Dolayısıyla 0 km araç fiyatları ister istemez maliyetlerin artmasından ötürü yükselmeye daha da devam edecek. Bu sadece Türkiye’ye has bir durum değil. Globalde de olacağı için Türkiye de bundan payına düşeni alacak” dedi.

“Tüketiciler fırsat olarak değerlendirmeli”

Eylül-ekim döneminde markadan markaya değişse de genel olarak yüzde 10 oranında tedarikte pozitif birtakım gelişmelerin olduğuna dikkat çeken Cardata Genel Müdürü Yalçın “Araç bulunurluğunun kısmen artmasını tüketiciler fırsat olarak değerlendirmeli. Yeni bir araç düşünenlere kararlarını ertelemeden mevcut fiyat seviyelerinden hızla gerçekleştirmelerini öneriyoruz” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Beşli Çete’ Açıklaması: Burunlarından Fitil Fitil Getireceğim

‘Önce Türkiye Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu devleti soyan Beşli Çetelerin tamamının burnundan fitil fitil getireceğim. Öyle araya adamlar koyuyorlar, şunu koyuyorlar. Yok kardeşim. Bu ülkede sen tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediysen birisinin onun hesabını sorması lazım. Kardeşim yeter artık ya. Bu milletin iliklerine kadar soydunuz siz. Hala soymaya devam ediyorlar” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “O nedenle her birinizin bu alanda duyarlı olması lazım. Diyeceksiniz ki ‘Benden ne istiyor?’ Sizden istediğim şu, beraber mücadeleyi yapmak zorundayız. Bu bir kişinin yapacağı mücadele değil. Bu bir kitlenin yapacağı mücadele olacak. Bu ülkenin geçleri 21’inci yüzyılda dünya siyaset tarihine çok güzel bir miras bırakacaklar…” ifadelerini kullandı.

Türk Lirası’ndaki değer kaybına da değinen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Para bir ülkenin namusudur. Bir yere gittiği zaman Osmanlı önce kaymesini basardı, ‘Bu topraklar artık benim toprağım’ derdi. Parayı basmak artık burada hükümdarlık bana aittir demektir. Şimdi paramız pula dönüştü” dedi ve ekledi:

“Bakın şu anda Merkez Bankası’nın kasasında bir cent kendisine ait yok. Bir Euro, bir dolar parası yok. Var olan para 52 milyar 300 milyon dolar. Başkalarından borç almış, kasaya koymuşuz. Para bize ait değil. İsteseler öğleden sonra vermek zorundasınız. Ülke bu hale nasıl geldi. Bankalardaki mevduat hesaplarının yüzde 58,5’i dolar. Yabancı para. Kimse Türk lirasına itibar etmiyor. ”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da ANFA Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen ‘Önce Türkiye Buluşması’na katıldı.

Burada yaptığı konuşmasında ülkücü kökenlilerin ağırlıkta olduğu kalabalığa seslenen Kılıçdaroğlu “Türkiye’nin bir beka sorunu var ama bunu çözecek olan biziz” dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Hepimizin kaygısı aynı. İsim de güzel seçilmiş, Önce Türkiye. Bu memlekette yaşıyoruz. Dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz. Bu ülkeden hepimiz huzur içinde, beraber, kavgasız yaşamak istiyoruz. Ülkemizi büyütmek istiyoruz. Saygın bir ülke haline getirmek istiyoruz. Devlet yapımızı güçlendirmek istiyoruz. Ama bugün geldiğimiz nokta beni kaygılandırıyor.

Değerli ülkücü kardeşlerim, Türkiye sevdalısı olan kardeşlerim o zaman hep beraber olmak zorundayız ve birlikte olmak zorundayız. Görüş farklılıklarımız olabilir ama eğer Türkiye bizim ortak paydamızsa, bayrak bizim ortak paydamızsa ki CHP için rahatlıkla şunu söyleyebilirim, bizim iki kırmızı çizgimiz var. Bayrağımız ve vatanımız. Her türlü eleştiri olabilir, beğenmeyebilirler, başımın üstüne ama bayrak ve vatan bizim kırmızı çizgimizdir. Bayrağımızı ve vatanımızı korumak zorundayız. Bayrağımızın altında özgürce yaşamak zorundayız. Bu olmadığı taktirde birilerine yem olursunuz.

Milliyetçilikten söz ediyoruz. Milliyetçilik vatanseverliktir. Eğer sen tek kurşun atmadan, kendi toprağındaki bayrağı indirir, Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırırsan kimse kusura bakmasın sen milliyetçi filan değilsin.

Bir şey daha var. Egemen gücün karşısında eğilmeyeceksiniz ama dış politikada laf ederken boğazınızda dokuz boğum olduğunu da unutmayacaksınız. Büyük laflar etmeyeceksiniz, siz yutarsanız o zaman sizin artık dünyada saygınlığımız kalmaz. ‘Bu can, bu bedende kaldığı sürece papazı benden alamazsın’. Ne yaptı? Aldı. Beden de orada can da orada. Nasıl verdin sen bu papazı? Hangi gerekçe ile verdin? Sen bu milletin tarihini bilmiyor musun kardeşim? Bu milletin onurunu bilmiyor musun? Sen bu devleti yönetmiyor musun? Nasıl böyle bir karar alır, nasıl böyle bir lafı söylersin ve nasıl yollarsın?

Sakarya’da tank- palet fabrikası var. Değerinin 20 milyar dolar olduğu söyleniyor. Bir sabah kalktık, tank-paleti bir kararname ile Katar ordusuna vermişler. Katar ordusuna verirken ihale yaptın mı? Ethem Sancak’a da vermişler. Neye göre verdin sen? Ordunun tank- palet fabrikasını sen niye veriyorsun? Hadi Katar tank yapıyor desek, ya teknoloji var, oradan faydalanacağız. Yok öyle bir şey. Benim bu millete sözüm var, ilk bir hafta içinde o tank- palet fabrikasını tekrar alıp, şanlı ordumuza teslim edeceğim. Hiç endişeniz olmasın, bir hafta içinde.

Şu anda dünyada askeri hastanesi olmayan tek ordu Türk Silahlı Kuvvetleri. Ne için, hangi gerekçe ile yok? Defalarca söyledik, ordunun ihtiyacı var kardeşim. Askeri doktora ihtiyacı var. Sivil doktor ile askeri doktor farklıdır, eğitimleri de farklıdır. Vermediler, vermiyorlar. Ordu istediği halde vermiyorlar. Bu millete sözüm var. İlk bir hafta içinde GATA dahil bütün askeri hastaneleri eskiden olduğu gibi ordumuza teslim edeceğim.

“Kimse Türk lirasına itibar etmiyor”

Para bir ülkenin namusudur. Bir yere gittiği zaman Osmanlı önce kaymesini basardı, ‘Bu topraklar artık benim toprağım’ derdi. Parayı basmak artık burada hükümdarlık bana aittir demektir. Şimdi paramız pula dönüştü. Bakın şu anda Merkez Bankası’nın kasasında bir cent kendisine ait yok. Bir Euro, bir dolar parası yok. Var olan para 52 milyar 300 milyon dolar. Başkalarından borç almış, kasaya koymuşuz. Para bize ait değil. İsteseler öğleden sonra vermek zorundasınız. Ülke bu hale nasıl geldi. Bankalardaki mevduat hesaplarının yüzde 58,5’i dolar. Yabancı para. Kimse Türk lirasına itibar etmiyor.

Benim yine bir sözüm var, değerli ülkücü kardeşlerim. Bu devleti soyan Beşli Çetelerin tamamının burnundan fitil fitil getireceğim. Öyle araya adamlar koyuyorlar, şunu koyuyorlar. Yok kardeşim. Bu ülkede sen tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediysen birisinin onun hesabını sorması lazım. Kardeşim yeter artık ya. Bu milletin iliklerine kadar soydunuz siz. Hala soymaya devam ediyorlar. O nedenle her birinizin bu alanda duyarlı olması lazım. Diyeceksiniz ki ‘Benden ne istiyor?’ Sizden istediğim şu, beraber mücadeleyi yapmak zorundayız. Bu bir kişinin yapacağı mücadele değil. Bu bir kitlenin yapacağı mücadele olacak. Bu ülkenin geçleri 21’inci yüzyılda dünya siyaset tarihine çok güzel bir miras bırakacaklar…

Şöyle bir algı da yaratmaya çalışıyorlar; ‘efendim, bunlar asla gitmez’. Gider efendim. Ben Türkiye’nin insanlarının ferasetine, bilgisine, birikimine, inancına güveniyorum. İnşallah hep beraber bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz ve huzur içinde yaşayacağız.”

Paylaşın