Küresel Gıda Zinciri, Çok Az Sayıda Şirketin Tekelinde

ETC Group’un raporuna göre küresel gıda zinciri, çok az sayıda şirketin tekelinde. ETC Group’tan Jim Thomas, özellikle Rusya – Ukrayna savaşı nedeniyle gıda fiyatlarının fırladığı bir dönemde tarım sektöründeki tekelleşmenin artmasının kaygılandırıcı olduğunu belirtti.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, Thomas, “Küresel gıda sistemi üzerindeki güç çok az sayıda kişinin elinde yoğunlaşmış durumda. Bundan endişelenmeliyiz” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli iklim adaleti grubu ETC Group’un raporuna göre küresel gıda zinciri, çok az sayıda şirketin tekelinde.

Perşembe günü yayımlanan raporda, ticari tohum piyasasının yüzde 40’ını iki şirketin kontrol ettiği belirtildi. Öte yandan 25 yıl önce aynı dilim, 10 şirket tarafından paylaşılıyordu.

Tarım ürünü ticaretinde de 2020’de 10 firmanın yaklaşık yarım trilyonluk piyasayı kontrol ettiğine dikkat çekildi.

Kâr amacı gütmeyen kuruluşun raporunda, Çin devletine ait Cofco şirketinin, dünyanın en büyük ikinci tarım ürünü şirketi konumunda olduğu ifade edildi.

Pekin merkezli firmanın 2020’de en az 100 milyar dolarlık kâr elde ettiği belirtildi.

Bu alanda en büyük firmaysa, 2020’de 134 milyar dolar kazanç elde eden ABD merkezli gıda devi Cargill.

Yine Çin devletine ait tohum, böcek ilacı ve biyoteknoloji firması Syngenta’nın, 2020’de tarımsal kimya piyasasının yaklaşık çeyreğini tek başına kontrol ettiği belirtildi.

15 milyar dolarlık satış yapan şirket, Almanya’daki rakipleri Bayer ve BASF’ı da geride bıraktı.

Raporda ayrıca tarım ve gıda işleme alanındaki dev firmalardan Hollanda merkezli Louis Dreyfus’un hisselerinin yüzde 45’inin geçen yıl Birleşik Arap Emirlikleri yönetimine ait ADQ holding şirketine satıldığı da hatırlatıldı.

ETC Group’tan Jim Thomas, özellikle Rusya – Ukrayna savaşı nedeniyle gıda fiyatlarının fırladığı bir dönemde tarım sektöründeki tekelleşmenin artmasının kaygılandırıcı olduğunu belirtti.

Thomas, “Küresel gıda sistemi üzerindeki güç çok az sayıda kişinin elinde yoğunlaşmış durumda. Bundan endişelenmeliyiz” dedi.

Paylaşın

İran Cumhurbaşkanı, Başörtüsü İsteği Reddedilince Röportajı İptal Etti

Christane Amanpour, sosyal medya hesabından, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için New York’ta bulunan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile yapacağı röportajın, başörtüsü takması talebini reddetmesi üzerine iptal edildiğini açıkladı.

CNN televizyonunun ünlü muhabirlerinden Amanpour, yaptığı açıklamada “Bu, Cumhurbaşkanı Reisi’nin BM Genel Kurulu toplantısı ziyareti sırasında, Amerikan topraklarında yapacağı ilk söyleşi olacaktı. Haftalar süren planlamanın, sekiz saat süren çeviri ekipmanı kurma uğraşından sonra hazırdık. Ama Cumhurbaşkanı gelmedi” dedi.

Söyleşi için sözleşilen saatten 40 dakika sonra, Reisi’nin bir yardımcısı başörtüsü takmasını istedi.

Amanpour “Nazikçe reddettim. New York’tayız ve burada başörtüsüyle ilgili herhangi bir kanun ya da gelenek yok. Onlarla İran dışında görüştüğümde hiçbir İran Cumhurbaşkanı’nın böyle bir şey istemediğini söyledim” dedi.

Amanpour, yardımcının başörtüsü takmaması halinde söyleşinin yapılmayacağını belirttiğini, bunun bir “saygı meselesi” olduğunu ve gösterileri kast ederek “İran’daki durumdan” bahsettiğini aktardı.

Ünlü muhabir “Tekrar bu daha önce görülmemiş ve beklenmeyen koşulu kabul etmeyeceğimi söyledim” ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine CNN Muhabiri kalktı ve röportaj gerçekleşmedi.

Amanpour “İran’da gösteriler devam eder ve insanlar öldürülürken, Cumhurbaşkanı Reisi ile konuşmak adına önemli bir an olacaktı” dedi.

Reisi geçen hafta CBS’te yayımlanan 60 dakika programına konuşmuştu. CBS muhabiri Lesley Stahl silah kendisine “nasıl giyineceğinin, Reisi oturmadan oturmaması ve cumhurbaşkanının sözünü kesmemesi gerektiğinin söylendiğini” açıklamıştı.

Paylaşın

Neptün’ün Halkalarının Şimdiye Kadarki En Net Fotoğrafı Çekildi

Dünya’dan çıplak gözle görünür olmayan tek gezegen olan Neptün’ün halkasının en net fotoğrafı çekildi. James Webb Uzay Teleskobu tarafından çekilen fotoğrafı Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından paylaşıldı.

Haber Merkezi / En son 1989’da NASA’nın gönderdiği Voyager 2 isimli uzay mekiğinde bu halkaların belirgin olduğu belirtildi. Yetkililer, halkaların ilk kez bu kadar net ve belirgin olduğunu açıkladı.

Hem Voyager 2 de hem de James Webb Uzay Teleskobu’nda görev yapan Dr. Heidi Hammel, “Neptün’ün fotoğraflarını gördüğümde ağlamaya başladım. Bu halkalara bakın dedim. Anneme, çocuklarıma, kedime bile gösterdim” dedi.

Görüntüler sadece net olmakla kalmıyor, aynı zamanda tozdan meydana gelen halkaları yakın kızılötesi spektrumda ilk kez görebilmeyi sağlıyor. Söz konusu dalga boylarında ‘mavi gezegen’ olarak bilinen Neptün, kızılötesi ve görünür kırmızı ışığı çok fazla emmesinden dolayı mavi görünmek yerine karanlık, hayaletimsi bir görünümde ortaya çıkıyor.

Fotoğraflarda ayrıca Neptün’ün şimdiye kadar tespit edilmiş 14 uydusu yer alıyor. Bu uydular arasında en popülerleri ise, Tritotn, Galatea, Naiad, Thalassa, Despina, Proteus ve Larissa yer alıyor.

Neptün bilim insanları için özellikle popüler bir araştırma hedefi olarak biliniyor. Çünkü Güneş’ten yaklaşık 2.8 milyar mil uzakta bulunan gezegen, yakın gezegenlerde bulunmayan çok düşük sıcaklıklar ve bir turu 164 yıl süren yörünge gibi özelliklere sahip. Ayrıca, Triton’un sıra dışı ters yörüngesi, uydunun Neptün’deki yerçekimine yenik düşen bir Kuiper Kuşağı nesnesi olabileceğini bile düşündürüyor.

James Webb teleskopunun gönderdiği yeni veriler teleskobun yapacağı keşiflerin yalnızca başlangıcı olarak görülüyor.

Araştırmacılar, gelecek yıl içinde hem Neptün hem de Triton hakkında daha fazla veri toplamayı umuyor. Dolayısıyla Neptün ve genel olarak uzay hakkındaki anlayışımızı geliştirebilecek çığır açan görüntüler için bir süre daha beklemek gerekebilir.

Neptün nasıl keşfedildi?

Neptün’ün keşfi, Uranüs’ün yörünge hareketlerinde anormal hareketler algılanmasıyla başlamıştır. Bu durum üzerine yapılan gözlemler sonucunda, çıplak gözle görülemeyen bir gök cisminin buna neden olabileceği düşünülmüştür.

Matematikçi Le Verrier, Uranüs’ün yörüngesini bozan gezegenin yerini ve büyüklüğünü kâğıt üzerinde belirlemeyi başarmıştır. 1846 yılındaysa Le Verrier’in verdiği koordinatlar ışığında; Berlin Rasathanesi’nde Gottfried Galle ve yardımcısı Heinrich Louis d’Arrest’ın yapmış olduğu gözlemler sonucunda Neptün keşfedilmiştir.

Böylece Neptün, keşfi öncesinde matematiksel olarak ilk kez tahmin edilen gezegen olarak literatüre geçmiş ve bu keşfi sayesinde, Isaac Newton’un kütleçekim teorisinin belli sınırlardaki başarısını doğrulamıştır

Paylaşın

İktidardan Seçim Öncesi ‘Af’ Hamlesi

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile bir araya geldi. Görüşmede, ilk olarak farklı cezaevlerinde tutulan, aynı hapis cezasını alan ancak farklı sürelerde cezaevinde kalan mahkûmların durumları ele alındı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu konuda bir düzenleme yapılarak infaz sürelerinin yeniden ele alınabileceğini ve mahkûmlar arasında tutuklu kalma sürelerinin eşitlenebileceğini bildirdi.

Koronavirüs salgınında kısmi af niteliğinde düzenlemeleri hayata geçiren ve adli mahkûmları dışarıya çıkaran, siyasi mahkûmları ise cezaevlerinde tutan Cumhur İttifakı, seçim öncesi yeniden harekete geçti.

BirGün’de yer alan habere göre; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile organize suç örgütü liderlerinden Alaattin Çakıcı’nın geçen ay yaptığı görüşmenin ardından kapsamlı af düzenlemesi için çalışmalarını hızlandıran MHP, iktidarla bu konudaki ilk teması kurdu. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile bir araya geldi.

Görüşmede, ilk olarak farklı cezaevlerinde tutulan, aynı hapis cezasını alan ancak farklı sürelerde cezaevinde kalan mahkûmların durumları ele alındı. Bozdağ, bu konuda bir düzenleme yapılarak infaz sürelerinin yeniden ele alınabileceğini ve mahkûmlar arasında tutuklu kalma sürelerinin eşitlenebileceğini bildirdi.

Konuyla ilgili kişisel sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan MHP’li Yıldız, görüşmeden önce, “İnfaz hesaplamasının gözden geçirilmesi gerekliliğini Sayın Adalet Bakanımıza anlatacağım” dedi. Yıldız, görüşmenin ardından ise yalnızca infaz süreleriyle ilgili temaslarda bulunduklarını söyledi.

Çakıcı’nın talepleri gündeme geldi

Görüşmede, infazda ikilik oluşturan sürelerin ardından, Cumhur İttifakı tarafından inkâr edilse de Alaattin Çakıcı’nın da talepleri arasında yer alan adli mahkûmlar için genel af niteliğindeki düzenlemenin gündeme geldiği bildirildi. Ancak bu görüşmenin detayları hakkında bilgi verilmedi.

Kulislerden edinilen bilgiye göre, MHP’nin bir süredir detayları üzerinde çalıştığı af düzenlemesinde, adli suçlarda infaz süresini yüzde 50’nin de altına düşürme, denetimli serbestlik süresini uzatarak kişilerin kapalı cezaevlerinde geçirecekleri süreyi azaltma, beyan esasına göre cinsel suçlarda cezayı affetme, kasten öldürme gibi kasıtlı suçların tamamını düzenlemelerin kapsamı içerisinde dâhil etme bulunuyor. Ayrıca, olası tepkiler nedeniyle uyuşturucu ticareti yapan suçluların açık cezaevinde tamamlamasını sağlayacak bir değişiklik yapmak.

Paylaşın

BM’den Türkiye’ye ‘İşkence Ve Kötü Muamele’ Eleştirisi

BM İşkenceyi Önleme Alt Komitesi Başkanı Suzanne Jabbour, Türkiye’de yedi şehirde cezaevi ve gözaltı merkezlerini ziyaret ettiklerini, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi için büyük önem taşıyan temel hak ve güvencelerin gözaltı süreçlerinde ve tutukluluğun ilk saatlerinde etkin bir şekilde uygulanması ile ilgili endişelerinin sürdüğünü söyledi..

Cezaevlerindeki koğuşların aşırı kalabalık olduğunu ifade eden Jabbour, buralardaki yaşam koşulları ile ilgili endişelerinin olduğunu belirtti. Suzanne Jabbour, geri gönderme merkezlerindeki mültecilerin durumunun ve içinde bulundukları koşulların da endişe verici boyutta olduğunu ifade etti.

Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceyi Önleme Alt Komitesi uzmanları, Türkiye’ye yaptıkları ikinci ziyaret sonrası bir açıklama yaptı.

Türkiye’yi ziyaret eden delegasyonun ve Alt Komite’nin başkanı Suzanne Jabbour, özellikle gözaltının ilk saatlerinde işkence ve kötü muameleye karşı etkin korumayı güçlendirmek ve mültecileri geri gönderme merkezlerinde korumak için daha fazla adım atılması gerektiğini söyledi.

Jabbour, Türkiye’nin İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’nin İhtiyari Protokolü’nü (OPCAT) 2011 yılında onadığını ve bu kapsamda da 2014 yılında Ulusal Önleme Mekanizması’nı (UÖM) kurduğunu hatırlattı.

Jabbour, yedi şehirde cezaevi ve gözaltı merkezlerini ziyaret ettiklerini, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi için büyük önem taşıyan temel hak ve güvencelerin gözaltı süreçlerinde ve tutukluluğun ilk saatlerinde etkin bir şekilde uygulanması ile ilgili endişelerinin sürdüğünü kaydetti.

Cezaevlerindeki koğuşların aşırı kalabalık olduğunu ifade eden Jabbour, buralardaki yaşam koşulları ile ilgili endişelerinin olduğunu belirtti.

Jabbour, geri gönderme merkezlerindeki mültecilerin durumunun ve içinde bulundukları koşulların da endişe verici boyutta olduğunu ifade etti.

Ülkedeki sayısız alıkoyma yerlerinin aşırı kalabalık nüfusu göz önüne alındığında UÖM’ün OPCAT kapsamındaki görevini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için daha bağımsız olması gerektiğini ve kaynaklarının güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Suzanne Jabbour, bu konuda hükümete büyük sorumluluklar düştüğünü de sözlerine ekledi.

Komite iki rapor hazırlayacak

Aralarında Alt Komite Başkanı Suzanne Jabbour’un yanı sıra Catherine Paulet, Daniel Fink ve Juan Pablo Vegas’ın da bulunduğu BM İşkenceyi Önleme Alt Komitesi Türkiye heyeti, 4-15 Eylül 2022 tarihleri arasında Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi.

Heyet, bu bağlamda, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun bir parçası olan ve işkence ve kötü muameleyi önlemek ve özgürlükten yoksun bırakma koşullarını izlemekle görevli UÖM ile de görüştü.

Alt Komite, yetkisi kapsamında İhtiyari OPCAT’e taraf tüm devletleri ziyaret edebiliyor ve insanların özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları veya mahrum kalabilecekleri yerlere habersiz ziyaretler gerçekleştiriyor.

Bu ziyaret sırasında da Alt Komite heyeti, ön endişelerini ve gözlemlerini gizli olarak sunmak için iki kez Adalet Bakanı da dahil olmak üzere hükümet yetkilileriyle, ayrıca yasama ve yargı makamları, sivil toplum kuruluşları ve BM kuruluşlarıyla bir araya geldi.

Alt Komite şimdi, biri Türkiye’ye diğeri UÖM’e olmak üzere tavsiyelerini içeren iki gizli rapor hazırlayacak.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

“Bürokratlar Bakan Nebati’nin İstifasını İstedi” İddiası

Sözcü gazetesi yazarı Serpil Yılmaz, Borsa İstanbul bankacılık endeksinde yaşanan yüzde 170’lik yükselişin ardından yüzde 35 düşüşün bürokrasiyi hareketlendirdiğini ve Hazine Bakanı Nureddin Nebati’nin istifasını istediklerini yazdı.

Yılmaz ayrıca Borsa çevrelerinde SPK’nın bankacılık hisseleriyle ilgili yayımlayacağı bir uyarı yazısının Bakan Nebati’nin borsa ile ilgili yaptığı açıklamalar nedeniyle işleme koyamadığını öne sürdü.

“Bürokrasi Nebati’nin kellesini istiyor” başlık bugünkü yazısında Yılmaz şunları kaydetti:

“Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile BİST ve Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK) yönetimi arasında derin bir hesaplaşma yaşanıyor.

Borsaya yatırımcı çağırırken bülbül kesilen Nebati’nin koltuğu sağlam görünmüyor.

Sorumluluğu ekibinin üzerine mi atacak, affı mı istenecek ‘yakın zamanda’ öğreniriz

Borsa çevrelerinde, SPK’nın 8 Eylül’de söz konusu bankacılık hisseleriyle ile ilgi uyarı yazısı hazırladığı, ancak 11 Eylül’de bakanın yaptığı açıklama nedeniyle işleme koy(a)madığı iddia ediliyor.”

Bakan Nebati ne demişti?

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati 2 Eylül’de Borsa İstanbul’a ilişkin olarak “Borsa İstanbul, yerli ve yabancı yatırımcının güvenle yatırım yaptığı bir mecra haline geldi.” demişti.

11 Eylül’de ise sosyal medya hesabından “Borsa İstanbul, halka açık şirketlerimiz ve yatırımcılarımız açısından her geçen gün daha da cazip hale geliyor” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Çin’de Eski Adalet Bakanı’na Rüşvet Almaktan Ölüm Cezası

Temmuz ayında 117 milyon yuanı (16.50 milyon dolar) aşan rüşvet kabul ettiğini itiraf eden eski Adalet Bakanı Fu Zhenghua, rüşvet almaktan ölüm cezasına çarptırıldı. Fu’nun cezasının infazı iki yıl askıya alınırken ömür boyu hapis cezası uygulanmaya başladı.

Uzmanlar, yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla Devlet Başkanı Şi Cinping’in siyasi düşmanlarının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği görüşünü dile getiriyor.

Şi Cinping’in 3. dönem devlet başkanlığına seçilmesi beklenen iktidardaki Komünist Parti’nin beş yılda bir yapılan kongresi 16 Ekim’de başlayacak.

Çin’de yolsuzluk soruşturmaları yürüten eski Adalet Bakanı Fu Zhenghua, rüşvet almaktan ölüm cezasına çarptırıldı. Eski Bakan Fu’nun cezasının infazı iki yıl askıya alınırken ömür boyu hapis cezası uygulanmaya başladı.

Devlet televizyonu CCTV, Fu’nun 2005-21 yıllarındaki üst düzey görevleri sırasında, erkek kardeşi de dahil olmak üzere suçluların yasadışı faaliyetlerinin gizlenmesine yardım etmekle suçlandığını duyurdu.

CCTV, Fu’nun cezasının hafifletilmesi halinde şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çarptırılacağını kaydetti.

67 yaşındaki Fu’nun, eski güvenlik birimleri yöneticisi Zhou Yongkang’a karşı açılmış yolsuzluk soruşturmasına nüfuz etmeye çalıştığı belirtiliyor.

Rüşvet aldığını itiraf etti

2018’de Adalet Bakanı olmadan önce Kamu Güvenliği Bakanlığı yardımcılığı yapan Fu, Temmuz ayında 117 milyon yuan’ı (16.50 milyon Dolar) aşan rüşvet kabul ettiğini itiraf etti.

Çin yolsuzlukla mücadele birimi, Fu’nun ayrıca bir dönem kendisiyle aynı görevde bulunan Sun Lijun’un “siyasi çetesine” katıldığı kaydetti.

“Ortadan kaldırılması gereken kanser”

O dönem kamu güvenliği bakan yardımcısı olan Sun, 2020’de hakkında soruşturmalar başladığında, bazı üst düzey kolluk kuvvetleriyle kişisel zenginleşme amacıyla gizli anlaşma yaptığını itiraf etmişti.

Sun ayrıca, Başkan Şi Cinping’in “otoritesini benimsememekle” de suçlandı. Parti içinde güçlü etkisi olan Sun, yetkililer tarafından “zehirli” ve “ortadan kaldırılması gereken kanser” olarak nitelendirildi.

Ayrıca Şanghay, Chongqing ve Shanxi eyaletinin üç eski polis şefi, yolsuzluktan biri ömür boyu olmak üzere yıllarca hapis cezasına çarptırıldı.

Fu gibi onlar da Sun’ın kliğinin bir parçası olmakla ve Cinping’e sadakatsiz olmakla suçlandı.

Geçtiğimiz Ocak ayında aralarında eski bankacılık düzenleme kurumu başkan yardımcısı da olmak üzere üç üst düzey yetkili “yolsuzluk” suçlamasıyla ülke yönetiminde tek söz sahibi Komünist Parti’den atılmıştı.

Uzmanlar, yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla Devlet Başkanı Şi Cinping’in siyasi düşmanlarının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği görüşünü dile getiriyor.

Şi Cinping’in 3. dönem devlet başkanlığına seçilmesi beklenen iktidardaki Komünist Parti’nin beş yılda bir yapılan kongresi 16 Ekim’de başlayacak.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

“Kılıçdaroğlu’nun Aday Olması Halinde İki Formül Gündemde” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın 2 Ekim’deki toplantısı öncesi Millet İttifakı’nın adayına ilişkin tartışmalar yeniden alevlendi.

Kulis bilgilerine göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde iki formül üzerinde duruluyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir‘in haberine göre Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde seçimi kazanacağını ifade eden CHP’li kurmaylar, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları’nın isimlerinin çeşitli çevrelerce ön plana çıkarılmasına karşı “Adı geçen belediye başkanlarının sahada Kemal Bey için oy istediğini düşünün. Bir de böyle bir politik ortam olacak” değerlendirmesini yapıyor.

Parti kulislerinde iki formül üzerinde duruluyor. Birinci seçeneğe göre; Kılıçdaroğlu’nun ortak cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi halinde partiyi Genel Başkanvekili yönetecek. Genel Başkanvekili, vekillik ettiği sürede Genel Başkan’ın yetkilerini kullanacak.

Kılıçdaroğlu’nun, adaylığını açıkladığı gün parti rozetini çıkaracağı, Genel Sekretere seçimin ertesi gününe ilişkin partiden ayrılacağına dair bir dilekçe vereceği ifade ediliyor.

İkinci seçeneğe göre ise Kılıçdaroğlu, kurultaya kadar partinin başında duracak. Bu formülü savunanlar seçimden sonra olağan kurultay sürecinin başlatılması ve kurultaya kadar da Genel Başkan’ın görevde kalması gerektiğini belirtiyor.

CHP tüzüğü, Genel Başkanlık makamının boşalması halinde, Parti Meclisi’nin (PM) yeni Genel Başkanı seçmek için kurultayı en geç (45) gün içinde toplantıya çağırmasını, bu süre içinde Genel Başkanlık görevlerinin PM’de belirlenen Genel Başkan Yardımcısı tarafından yürütülmesini öngörüyor.

Paylaşın

Erdoğan Sahaya İndi, AK Parti Teşkilatları Rahatladı

Büyük oranda oy kaybeden AK Parti’de yönetim “sahayı yeniden topladıklarına” inanıyor. Parti yönetimi bu durumdaki en etkili ismin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu dile getiriyor. “Cumhurbaşkanı sahaya indi, teşkilatlar rahatladı” değerlendirmeleri yapılan AK Parti’de, Erdoğan’ın da 2023 için önceliğinin “Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunun” altı çiziliyor.

Buna göre Erdoğan, seçim stratejisini Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine kuracak. Parlamento seçimleri içinse yetkiyi “teşkilatlara bırakacak”. Ancak Erdoğan, teşkilatların çalışmasının ardından milletvekilleri listesini de “tek tek inceleyecek”. Partinin parlamentodaki mevcut milletvekili sayısının altına düşmesi durumunda Erdoğan’ın faturayı doğrudan “AK Parti yönetimine keseceği” vurgulanıyor.

Geçen kış aylarında döviz kurlarındaki artış ve yüksek enflasyon nedeniyle AK Parti’nin oylarında düşüş yaşanmış ve bu düşüşü AK Parti’li kurmaylar da doğrulamıştı. Daha önce AK Parti’ye oy veren seçmenlerin büyük bir bölümünün “artan enflasyon nedeniyle seçimlerde faturayı AK Parti’ye keseceği” konuşuluyordu.

Erdoğan sahaya indi, teşkilatlar rahatladı

Cumhuriyet’den Selda Güneysu’nun haberine göre, seçimlere sekiz ay kala parti yönetimi “sahayı yeniden topladıklarına” inanıyor. Parti yönetimi bu durumdaki en etkili ismin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu dile getiriyor.

“Cumhurbaşkanı sahaya indi, teşkilatlar rahatladı” değerlendirmeleri yapılan AK Parti’de, Erdoğan’ın da 2023 için önceliğinin “Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunun” altı çiziliyor. Buna göre Erdoğan, seçim stratejisini Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine kuracak. Parlamento seçimleri içinse yetkiyi “teşkilatlara bırakacak”. Ancak Erdoğan, teşkilatların çalışmasının ardından milletvekilleri listesini de “tek tek inceleyecek”. Partinin parlamentodaki mevcut milletvekili sayısının altına düşmesi durumunda Erdoğan’ın faturayı doğrudan “AK Parti yönetimine keseceği” vurgulanıyor.

“İçlerinde tartışma var”

AK Parti’de, küskün seçmenin tercihini seçimlerde yeniden AK Parti’den yana kullanacağı değerlendirmeleri de yapılırken bu durumun en önemli nedenleri ise şöyle sıralanıyor:

“6’lı masa dağınık görüntü sergiliyor. 6 siyasi partinin liderinden gerek Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerekse parlamento seçimlerinde partilerin ortak liste üzerinden mi yoksa kendi listeleri üzerinden mi milletvekili belirleyeceği bile net değil. Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı belli değil. Hâlâ kendi içlerinde büyük tartışmalar var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aday olmak istiyor ancak Kılıçdaroğlu’nun adaylığını istemeyen partiler var.

İYİ Parti sahaya Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı sürmek istiyor. Hatta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da gönlü aday olmaktan geçiyor. Bu belirsizlik sahaya yansıyor. Vatandaş, bu dağınık görüntü karşısında yeniden AK Parti’ye yöneliyor. MHP’nin de mitingleri muhalefetin beklentilerinin çok üzerinde. MHP’nin de AK Parti’nin de sahada durumu iyi.

Kış aylarında anketçiler İYİ Parti’nin 2023 seçimlerinde yüzde 20’lerde oy alacağını iddia ediyordu, şimdi ise kimsenin sesi çıkmıyor. Nerede bu oy oranları? CHP ise kendi içinde karışıklık yaşıyor. CHP’de de her kafadan bir ses çıkıyor. CHP, HDP’yi nasıl görüyor, bunu bile saha için net çizemiyor. Vatandaşın muhalefete güveni azalıyor. ‘Yaparsa yine iktidar yapar, Türkiye’nin sorunlarını iktidar çözer’ anlayışı sahada yükselişe geçiyor.”

Paylaşın

Ali Babacan’dan ‘Ortak Aday’ Açıklaması: Şimdiden Açıklanması Riskli

Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak adayın şimdiden açıklanmasının son derece riskli olacağı görüşünü dile getiren DEVA Lideri Babacan, “Şu anda kamuoyunda ismi az ya da çok tartışılan isimler değişiyor. Geçen sene çok tartışılan isimler bu sene değişti.  Yine değişir. Bize de çarşıda pazarda çeşitli isimler söylüyorlar. ‘Vakti değil’ diyoruz.” dedi.

HDP’yle ilişkilerle ilgili de “Altılı masanın mutabakatla götürebileceği bir şey olmayabilir” diyen Babacan, “Gündemimizde geçiş sürecinin yol haritası ve temel politikalar vardı. Daha önce HDP gündeme geldi, son turda gelmedi. Ama biz hHDP ile ayrıca görüşüyoruz. Partimiz kurulduktan sonra genel başkanlar da genel başkan yardımcıları da görüştü. HDP ile diyalog kanallarımız açık, henüz işbirliği alanımız yok. (HDP ile ilişki) altılı masanın mutabakatla götürebileceği bir şey olmayabilir. Altı parti var, hepsinin ayrı ayrı politikaları var.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, televizyon, haber siteleri ve gazetelerden yaklaşık 20 genel yayın yönetmeni ile İstanbul’da bir araya geldi; siyaset gündeminde yer alan konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

T24’ün aktardığına göre DEVA Lideri Babacan, “Ortak adayın netleşmemiş olması sizi siyasi olarak zorlamaya başladı mı, insanlardan isim önerisi geliyor mu? Anayasa değişikliği sonrası tekrar seçim olacak mı?” şeklindeki sorular üzerine şunları söyledi:

“Şart değil. Bu da karar verilecek bir konu. İsim konusunda baskı hissetmiyoruz. Aday isminin şimdiden açıklamasının son derece riskli olacağını, ciddi karışıklık olacağını düşünüyoruz. Şu anda kamuoyunda ismi az ya da çok tartışılan isimler değişiyor. Geçen sene çok tartışılan isimler bu sene değişti.  Yine değişir. Bize de çarşıda pazarda çeşitli isimler söylüyorlar. ‘Vakti değil’ diyoruz.”

“A planı ortak aday, ama uzlaşma olmayabilir de”

DEVA Partisi lideri, “Ortak aday konusunda uzlaşma olmazsa ne olacak?” sorusuna karşın da şunları kaydetti:

“Olmaya da bilir! A planımız elbette ortak aday. Türkiye için doğrusunun bu olduğuna inanıyoruz. Ama olmazsa ne yapacağımızı şaşırmayacağız. Adayda uzlaşma olmazsa da altına imza attığımız taahhütlere uyarız. Mesela, ortak aday olmasa da seçim güvenliği için birlikte çalışırız. Uzlaşma olmazsa kendi adayımız olacağını söylemiştik.”

“Biz genel başkanların konuşmalarına bakarız”

Babacan’a, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “Elbette HDP’ye bakanlık verilebilir, her partiye verilebilir” sözü hatırlatılarak “Altılı masa partilerinin temsilcilerinden gelen farklı açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu da yöneltildi; kendisinin buna yanıtı şöyle oldu:

“Biz partilerin kurumsal karar verme mekanizmalarına ve genel başkanların konuşmalarına bakarız. Her açıklamaya bakarsak tartışma bitmez, partiler devasa yapılar. Bir arkadaş çıkar görüşünü açıklar, ne yapalım. Biz bu konuda çok rahatız. Ama genel başkan söylüyorsa önemlidir. Esas olan kurullar ve genel başkanlardır.

Diğerlerini de dinliyoruz tabii. Aşırı ‘parti disiplini, konuşma sus’ demiyoruz. Parti disiplini ülkede fazla sert, ifade özgürlüğü de önemli. Yoksa parti sorunları içten içe büyüyor. Ben görüşmelerimde bunları konuşmadım. Çok büyük sorunlar var, gelin onları konuşalım,  diyoruz.

Bu koalisyonlar eski koalisyonlardan çok farklı, çünkü eskiler seçimden sonra kurulurdu. Yürütme erkinin tek kişide toplandığı bir sistemde seçime gidiyoruz. Belki tarihte bir kez olacak bu süreç. Geçiş sürecini nasıl yöneteceğiz? Mevcut anayasa var. Yoksullara, gençlere  ‘Bekleyin, sistemle uğraşıp sonra sorunlarınızla uğraşacağız’ diyemeyiz. Vatandaş, ‘Sistemle uğraş ama ben yanıyorum, yangını da söndür’ diyecek. Çok iyi planlamak lazım.”

“Altılı Masa, HDP’yle ilişkiyi mutabakatla götürmeyebilir”

(HDP meselesi hiç mi gündeme gelmedi 6’lı Masa’da? sorusu üzerine) Hayır, bu son turda gündeme gelmedi. Gündemimizde geçiş sürecinin yol haritası ve temel politikalar vardı. Daha önce HDP gündeme geldi, son turda gelmedi. Ama biz HDP ile ayrıca görüşüyoruz. Partimiz kurulduktan sonra genel başkanlar da genel başkan yardımcıları da görüştü. HDP ile diyalog kanallarımız açık, henüz işbirliği alanımız yok. (HDP ile ilişki) altılı masanın mutabakatla götürebileceği bir şey olmayabilir. Altı parti var, hepsinin ayrı ayrı politikaları var.”

Paylaşın