İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 107.42

İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi eylül ayında geçen yılın aynı dönemine yüzde 107.42, bir önceki aya göre ise yüzde 6.06 artış gösterdi.

Haber Merkezi / İstanbul Ticaret Odası (İTO) 2022 Eylül ayına ilişkin perakende ve toptan fiyat endekslerini yayımladı.

İTO verilerine göre, eylül ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi yıllık bazda yüzde 107.42, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 98.17 arttı.

Verilere gör; ağustosta yıllık yüzde 99.91 oranında artarak yüzde 100’e dayanan toptan fiyatlardaki artış, eylülde yüzde 100’ü aşmış oldu.

Aylık artış yüzde 6.06

2022 Eylül ayında İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre ise yüzde 6.06, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi da yüzde 2,94 oranında arttı.

Eylül 2022’de Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; diğer harcamalarında yüzde 53,23, kültür eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 9,66, ev eşyası harcamalarında yüzde 9,54 ve giyim harcamalarında yüzde 8,63 artış gözlendi.

Enerji kullanımı azaldı

Sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 8.37, konut harcamalarında yüzde 6.43, gıda harcamalarında yüzde 3.64 artış yaşandı.

Eylül 2022’de toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 8.42, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 5,39, kimyevi maddeler grubunda yüzde 3,58, mensucat grubunda yüzde 3,22, gıda maddeleri grubunda yüzde 2,32, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 2 artış ve madenler grubunda yüzde -1,.8, azalış izlendi.

 

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya, Türkiye’yi NATO Konusunda İkna Edebilecek Mi?

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yeni yasama yılına başlaması, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) onay süreçlerine ilişkin nasıl bir takvimin ortaya çıkacağı sorularını da beraberinde getirdi.

Türk yasalarına göre, parlamento onayı gereken uluslararası sözleşmelerin TBMM’ye ne zaman gönderilecekleri Cumhurbaşkanlığı’nın kararına bağlı. Bu da hükümete, siyasi değerlendirmesine uygun bulmadığı bir sözleşmeyi dilediği kadar tutma yetkisini veriyor.

Ankara’da yapılan değerlendirmeler, özellikle İsveç’in “terörle mücadele ve suçluların iadesi” konularında yeterince adım atmadığı ve en son 26 Ağustos’ta yapılan üçlü teknik görüşmede somut bir ilerleme sağlanmadığı şeklinde.

Hükümetin İsveç ve Finlandiya’nın katılımına ilişkin onay sürecini aceleye getirmemek niyetinde olduğu, gelecek haftalarda yapılacak toplantıların sonucuna göre atacağı adımı belirleyeceği öngörülüyor.

Ankara’da İsveç ve Finlandiya’nın başvurularının ayrı ayrı ele alınması ve ilk olarak daha az sorunlu olan Finlandiya’nın katılımının onaylanması düşüncesi zaman zaman gündeme getiriliyor.

Ancak Finlandiya, ittifaka katılımının İsveç ile ortak proje olduğunu, dolayısıyla süreçlerin ayrılmasını istemediğini kaydediyor.

İsveç’in TBMM’nin açılmasından sadece bir gün önce Türkiye’ye dönük silah ticaretindeki kısıtlamaları kaldırdığını açıklaması ise yeni hükümetin de ittifaka katılımı öncelikli bir adım olarak gördüğünü göstermesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İsveç, 2019 sonunda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği Barış Pınarı Operasyonu’nu gerekçe göstererek silah satışına kısıtlama getirmişti.

İsveç’ten 1 Ekim öncesi önemli adım

İsveç ve Finlandiya’nın katılım süreçleriyle ilgili olarak Ekim ayında önemli toplantılar yapılacak.

Bu toplantıların ilki, 5-6 Ekim günlerinde suçluların iadesine ilişkin teknik konuları ele alacak olan Türkiye ve İsveç adalet bakanlıkları arasında gerçekleşecek.

Türkiye, İsveç’ten özellikle “terör zanlılarının” iadesi konusunda somut adım bekliyor.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu konuda her iki ülkeden de henüz somut bir adım atılmadığına dikkat çekmiş, bunun Ankara için önemini gündeme getirmişti.

Ekim ayında gerçekleşmesi beklenen diğer önemli toplantı ise Türkiye-Finlandiya-İsveç üst düzey yetkililerince yapılacak 2. Ortak Daimi Mekanizma görüşmesi olacak.

İsveç’te yaşanan seçim süreci ve hükümet değişikliği nedeniyle bu toplantının tam tarihi henüz netleşmedi. Ancak İsveç ve Finlandiya, bu toplantının bir an önce yapılmasını istiyor.

İsveç’in hükümet değişikliğine karşın NATO’ya katılım müzakerelerini sürdüren ekibi değiştirmemesi bu açıdan olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İsveç ve Finlandiya’ya göre ilerleme var

Ankara’nın “ilerleme yok” açıklamasına karşın İsveç ve Finlandiyalı yetkililer, özellikle 26 Ağustos toplantısının olumlu bir havada gerçekleştiğini ve ilerleme sağlandığını kaydediyorlar.

Türk basınına konuşan Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, “Bizim elimizdeki tablo ilerleme olduğuna işaret ediyor. Detaylara girmek istemem ama Ağustos ayındaki toplantıda olumlu bir hava görüldü ve ilerleme kaydedildi,” ifadelerini kullandı.

Fin diplomatik kaynaklar da, müzakerelerde gelinen noktayı Türkiye’den daha farklı gördüklerini, Türkiye’nin kaygılarını gidermek için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydediyor.

Son dönemde yapılan görüşmeler sonucunda Ankara’nın dile getirdiği kaygılar karşısında daha yüksek bir farkındalık gösterip işbirliği gösterdiklerini anlatan kaynaklar, Türkiye ile Finlandiya ve Türkiye ile İsveç arasında geçmişte de yapılan birçok ikili anlaşma olduğunu, bunların daha dikkatli ve etkin şekilde uygulanması konusunda uzlaşma sağlandığına dikkat çekiyor.

2022 sonuna onay beklentisi var

Bu değerlendirmeler ışığında, Finlandiya ve İsveç’in beklentisi Türkiye’nin onay sürecini en geç 2022 sonuna kadar tamamlaması.

Fin diplomatik kaynaklar, Haziran’da başlayan müzakerelerin yılsonuna kadar altı aylık bir süreyi tamamlayacağını, bunun da sorunların aşılması için yeterli bir zaman olduğu düşüncesini dile getiriyor.

Aynı kaynaklar, Finlandiya ve İsveç’in savunma ve dışişleri bakanlarının ekim ve kasım aylarında yapılacak NATO bakanlar toplantılarına davetli ülke statüsünde katılacaklarını anımsatarak, bütün bu platformlarda yapılacak temasların iki İskandinav ülkesiyle Türkiye arasındaki sorunların çözülmesine katkı sağlayacağı değerlendirmesini yapıyor.

İsveç ve Finlandiya’nın beklentilerinin Türkiye’de nasıl karşılık göreceği, müzakerelerde elde edilen sonuçların TBMM’de onay sürecini hangi süratte başlatacağı ileriki dönemde netlik kazanacak.

Süreç nasıl gelişti?

İsveç ve Finlandiya, ittifaka resmi başvurularını 18 Mayıs’ta yapmışlardı. Bu iki ülkenin katılım protokolleri, 30 Haziran’da toplanan NATO liderler zirvesinden sonra 5 Temmuz’da Brüksel’de imzalanmış ve katılım süreci resmen başlamıştı.

1 Ekim itibarıyla 30 NATO üyesinden 28’i İsveç ve Finlandiya’nın katılımını meclislerinde onayladılar. Sürecin tamamlanması için Türkiye ve Macaristan’ın da meclis onayını tamamlaması gerekiyor.

Finlandiya ve İsveç, AB ve NATO içerisinde “başına buyruk” bir politika izleyen Cumhurbaşkanı Viktor Orban liderliğindeki Macaristan’ın yakın zamanda onay sürecini tamamlayacağı beklentisinde.

Taraflar arasında yapılan son temaslarda bu konuda bir görüş birliğine varıldığı Helsinki ve Stockholm tarafından dile getiriliyor.

Türkiye’nin pozisyonu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 Mayıs’ta yaptığı açıklamadan bu yana değişmedi.

Erdoğan, o açıklamasında, İsveç ve Finlandiya’nın başta “PKK olmak üzere terör örgütlerine ev sahipliği yaptığını” söylemiş ve bu konuda adım atmamaları durumunda Türkiye’nin bu ülkelerin ittifaka katılımına olumlu bakmayacağını söylemişti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de girişimleriyle Türkiye, İsveç ve Finlandiya, 29 Haziran’da Madrid’de üçlü bir protokol imzalamış ve ancak bu adımla iki ülkenin ittifaka davet edilmelerinin önü açılmıştı.

Üçlü protokole göre İsveç ve Finlandiya, “Türkiye karşıtı terör hareketlerine izin vermeyecekleri, terör gruplarının topraklarında faaliyet göstermeyecekleri sözünü vermiş, genel olarak terörizmle mücadelede” Ankara ile daha sıkı işbirliği yapacaklarını bildirmişlerdi.

Aynı zamanda “terör zanlılarının Türkiye’ye iadesi ve silah satışında kısıtlamaları kaldıracaklarını” da kaydetmişlerdi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Akşener, Kılıçdaroğlu’nun Adaylığına Karşı Mı? CHP Lideri’nden Açıklama

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile aralarında herhangi bir sıkıntı olmadığını açıklayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Adaylık konusunu da konuşmadık. Bunun acelesi yok. Önce ülke sorunlarını nasıl çözeceğimiz konusunu berraklaştırmamız gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Nasıl bir yol haritası izleyeceğiz: Bu konuyu çalışıp netleştirmemiz gerekiyor. Daha önce de söylediğimiz gibi cumhurbaşkanı adayını 6’lı Masa belirleyecek. Henüz seçim takvimi bile belli değil. Seçim takvimi belli olunca 6’lı masa olarak toplanacağız ve adayımızı belirleyeceğiz.”

6’lı masada yer alan siyasi partilerin liderleri, ikinci tur görüşmelerin ilkini, 2 Ekim Pazar günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

Görüşme öncesi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 6’lı masaya ilişkin Halk TV yazarı Fikret Bila’ya değerlendirmelerde bulundu.

6’lı masada kriz yaratmak isteyenlerin boşuna uğraştıklarını belirten Kılıçdaroğlu “Biz 6 lider sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Ülkeyi iktidarın getirdiği bu durumdan birlikte çıkaracağız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk duygusu ve bilinciyle hareket ediyoruz, etmeye devam edeceğiz” dedi.

Akşener, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı mı?

Akşener’in geçen günlerde katıldığı canlı yayın programında “6’lı masanın noter görevi olmadığı” yönündeki çıkışıyla çok konuşulmuştu.

Öte yandan Akşener’in başlangıçta, daha sert bir konuşma yapmayı planladığı, ancak bunun daha büyük sıkıntı yaratacağı düşünülerek vazgeçtiği de iddia edilmişti.

Kılıçdaroğlu, Akşener ile aralarında herhangi bir sıkıntı olup olmadığı sorusuna ise “Bir sorun yok. Yandaş medya bir kriz varmış gibi yansıtıyor ama bir kriz yok. Biz ortak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Meral Hanım, soru sorulunca daha önce mutabakata vardığımız ilkeleri söyledi. Ancak bizim aramızda en küçük bir sorun yok” yanıtını verdi.

Adaylık konusunu konuşmadıklarını belirten Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

“Adaylık konusunu da konuşmadık. Bunun acelesi yok. Önce ülke sorunlarını nasıl çözeceğimiz konusunu berraklaştırmamız gerekiyor. Nasıl bir yol haritası izleyeceğiz: Bu konuyu çalışıp netleştirmemiz gerekiyor. Daha önce de söylediğimiz gibi cumhurbaşkanı adayını 6’lı Masa belirleyecek. Henüz seçim takvimi bile belli değil. Seçim takvimi belli olunca 6’lı masa olarak toplanacağız ve adayımızı belirleyeceğiz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

IMF’den ‘Küresel Gıda Krizi’ Uyarısı

Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel gıda krizi sebebiyle finansal maliyetlerin arttığını belirterek gübre ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle 2022 ve 2023’te gıda güvensizliğine yüksek oranda maruz kalan ülkelerin ithalat maliyetlerinin 9 milyar dolar artabileceğini bildirdi.

İleri Haber’in aktardığına göre, IMF’nin “Küresel Gıda Kriziyle Mücadele: Etki, Politika Yanıtı ve IMF’nin Rolü” başlıklı raporunda, büyük fiyat şoklarının gıda güvensizliğini şiddetlendirmesi nedeniyle dünyanın bir gıda kriziyle karşı karşıya olduğuna işaret edildi.

Gıda güvensizliğine çatışma, iklim şokları ve Covid-19 salgınının etkisi dahil olmak üzere 2018’den bu yana artan çok sayıda faktörün katkıda bulunduğu belirtilen raporda, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın temel gıda maddeleri ile gübrelerin uluslararası fiyatları üzerindeki baskıları şiddetlendirmesiyle 2022’de durumun keskin bir şekilde daha da kötüye gittiği aktarıldı.

Raporda, uluslararası fiyatların son dönemde gevşemesine rağmen 2020-2021 ortalamalarının önemli ölçüde üzerinde kalmaya devam ettiği vurgulandı.

‘2008 krizine eşit oranda bir kriz var’

Gübre ve enerji için yüksek fiyatların yanı sıra önemli aşağı yönlü risklerin de görünümü olumsuz etkilediğinin altı çizilen raporda, “Dünya şu anda, pek çok ülkeyi ciddi gıda kıtlığıyla baş başa bırakan ve büyük acılar ile çok sayıda ölüme neden olan 2007-2008 krizine eşit oranda bir gıda kriziyle karşı karşıya” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, gıda krizinin küresel bir olgu olmasına rağmen en çok düşük gelirli ülkeleri etkilediğine işaret edilerek gıda krizinin insani acılar yaratmasının yanı sıra büyük ekonomik maliyetleri olduğu da kaydedildi.

Söz konusu krizin çoğu düşük gelirli ülkeler olmak üzere Ukrayna ve Rusya’dan yapılan ithalata oldukça bağımlı 48 ülkede en kötü durumda olduğu belirtilen raporda, gıda güvensizliğine yüksek oranda maruz kalan ülkelerin gıda ve gübre fiyatlarındaki artış nedeniyle 2022 ve 2023’te ithalat maliyetlerinin 9 milyar dolar artabileceği aktarıldı.

Raporda, 2022’de akut gıda güvensizliğini ortadan kaldırmak için yaklaşık 50 milyar dolara ihtiyaç olduğu, uzun vadede bu rakamın artabileceği kaydedildi.

Sudan, Kırgızistan, Belarus, Tacikistan ve Ermenistan’ın gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYH) yüzdesi olarak Ukrayna ve Rusya’dan gıda ithalatına en bağımlı ülkeler olduğu belirtilen raporda, Ukrayna ve Rusya’nın gübrelerine en çok bağımlı olan ülkelerin ise Moldova, Letonya, Estonya, Paraguay ve Kırgızistan olduğu bildirildi.

Hızla harekete geçme çağrısı

Ayrıca IMF Başkanı Kristalina Georgieva ile IMF yetkilileri Björn Rother ile Sebastian Sosa konuya ilişkin ortak bir blog yazısı kaleme aldı.

Söz konusu yazıda, benzeri görülmemiş insani zorluğun, yeterli yiyeceği olmayanların acılarını hafifletmek ve ihtiyacı olan ülkelere finansman sağlamak için hızlı bir şekilde harekete geçmeyi gerektirdiği vurgulandı.

Birçok ülkede politika yapıcıların insanları mevcut gıda krizinden korumak için mali önlemler aldığına işaret edilen yazıda, yalnızca bu yıl için gıda krizine yüksek düzeyde maruz kalan ülkelerin en yoksul ailelerin bununla başa çıkmasına yardımcı olmak için 7 milyar dolara ihtiyaç duyduğunun tahmin edildiği kaydedildi.

Yazıda, insanların hızlı ve yeterli bir şekilde desteklenmesi, açık ticaretinin sürdürülmesi, gıda üretiminin artırılması, dağıtımının iyileştirmesi ve iklime dayanıklı tarıma yatırım yapılması gerektiği ifade edildi.

‘Gıda şoku penceresi’

Öte yandan IMF Başkanı Georgieva, bugün yaptığı bir diğer açıklamada, ülkelerin gıda güvensizliğini ele almasına yardımcı olacak yeni bir “Gıda Şoku Penceresi”nin oluşturulduğunu duyurdu.

Georgieva, yeni finansman penceresinin acil ödemeler dengesi ihtiyacı olan ve akut gıda güvensizliği, keskin gıda ithalatı şoku veya tahıl ihracatı şoku yaşayan ülkelere acil durum finansmanına ek erişim sağlayacağını aktardı.

Yeni finansman penceresinin bir yıl süreyle açık olacağını belirten Georgieva, yeni finansman penceresiyle IMF’nin kırılgan ülkelerdeki insanlara yardım etmek için ek yardım sağlayacağını ifade etti.

Paylaşın

Ülkenin İyi Yönetilmediğini Düşünenlerin Oranı Yüzde 69.5

BUPAR Araştırma’nın “sizce ülke iyi yönetiliyor mu” sorusuna yurttaşların yüzde 69.5’i “hayır” yanıtını verirken, yüzde 24’ü “evet” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 6.5’i ise cevap vermek istemediğini belirtti.

Katılımcılara bu soruların yanında “2022’de Cumhur İttifakı bileşenleri mi yoksa Millet İttifakı bileşenleri mi daha fazla ülke sorunları ile ilgilendi?” diye soruldu. Buna göre, yüzde 63.5 “Millet İttifakı”, yüzde 27.5 “Cumhur İttifakı” dedi. Katılımcılarım yüzde 9’una göre ise “hiçbiri” sorunlarla ilgili değil.

BUPAR Araştırma, yurt genelinde dokuz ilde yüz yüze görüşme yöntemiyle 10 Eylül-29 Eylül tarihlerini kapsayan bir anket gerçekleştirdi. 3 bin 500 kişi ile yapılan ankette ülke gündemine ilişkin sorular soruldu. Katılımcılara ilk olarak “Geçinebiliyor musunuz” diye soruldu. Buna göre “Hayır borçlandım” diyenlerin oranı yüzde 80.5, “Geçinebiliyorum” diyenler yüzde 14.5, “Tasarruf yapabiliyorum” diyenlerin oranıysa yalnızca yüzde 5 oldu.

“Sizce ülke iyi yönetiliyor mu” sorusuna yurttaşların yüzde 69.5’i “Hayır” yanıtını verirken, yüzde 24’ü “Evet” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 6.5’i ise cevap vermek istemediğini belirtti. Katılımcılara bu soruların yanında “2022’de Cumhur İttifakı bileşenleri mi yoksa Millet İttifakı bileşenleri mi daha fazla ülke sorunları ile ilgilendi?” diye soruldu. Buna göre, yüzde 63.5 “Millet İttifakı”, yüzde 27.5 “Cumhur İttifakı” dedi. Katılımcılarım yüzde 9’una göre ise “Hiçbiri” sorunlarla ilgili değil.

Cumhur’un adayı yüzde 35.5

2023 yılında yapılması planlanan seçimler de gündemdeki yerini gün geçtikçe artırıyor. Ankette de katılımcılara “2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifakın adayı kazanır?” sorusu yöneltildi. Yanıtlara göre yurttaşların yüzde 60’ı “Millet İttifakı” derken, yüzde 35.5 “Cumhur İttifakı” dedi. “Bilmiyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 4.5 oldu.

Ankette “İlk defa oy kullanacak genç seçmenler hangi ittifakın adayına oy verirler?” sorusuna gelen yanıtlar şu şekilde oldu: Yüzde 65 “Millet İttifakı”, yüzde 25 “Cumhur İttifakı”, yüzde 10 “Bilmiyorum. Gençlerin ne yapacağı belli olmaz” dedi.

‘Koşullar düzelir’

“2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilse ülkenin koşulları daha iyi olur mu” sorusuna katılımcıların yüzde 55’inin “Hayır” yanıtını vermesi dikkat çekti. Yurttaşların yalnızca yüzde 31’i “Evet” derken, yüzde 14’ü “Bilmiyorum” diye belirtti. “2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı adayı cumhurbaşkanı seçilse ülkenin koşulları daha iyi olur mu?” sorusuna katılımcıların yüzde 55’i “Evet”, yüzde 40’ı “Hayır” yüzde 5’i ise “Bilmiyorum” dedi.

“Başkanlık sistemi ülkenin sorunlarına çözüm oldu mu” sorusuna katılımcıların yüzde 65’i “Hayır”, yüzde 15’i “Evet”, yüzde 20’si ise “Bilmiyorum” dedi. “2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece iki aday olsa biri Recep Tayyip Erdoğan diğeri beğendiğiniz birisi olsa kime oy verirsiniz?” sorusuna “Erdoğan’ın rakibi kim ise ona oy veririm. Kim olduğu önemli değil” diyenlerin oranı yüzde 45, “Her koşulda Erdoğan’a oy veririm” diyenlerin oranı yüzde 30, “Adayın kim olacağına bağlı. O günün koşullarına bağlı” diyenlerin oranı ise yüzde 25 olarak hesaplandı.

‘Ekonomik durum etkiliyor’

Anket sonuçlarını Cumhuriyet’e değerlendiren BUPAR Araştırma Şirketi Başkanı Erdal Akaltun şunları kaydetti:

“Ekonomik sorunların büyüklüğü ülkenin iyi yönetilmediği kanaatini yaygın bir algıya dönüştürdü. İktidarın bilhassa döviz kurlarındaki ve enflasyondaki düşüş tahminlerinin gerçekleşmemesi ülkenin iyi yönetilmediğine dair kanaati artırdı. Vatandaşlar ülke yönetiminin iyi olup olmadığını, yaşadıkları ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlar ile özdeşleştirdi. Muhalefet partilerinin ülke genelinde yapmış oldukları ziyaretler ve buradaki sorunları ülke gündemine taşıma çabaları vatandaştan beğeni gördü.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu-Babacan Görüşmesi: Önce Kural Sonra Aday

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede, “Önce kurallar ve yol haritası sonra aday”, “5 lidere cumhurbaşkanı yardımcılığı” istemlerini gündeme getirdi.

Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti lideri Akşener’le yaptığı görüşmede ise Akşener’in TV’de yaptığı, “6’lı masa noter değil, doğru adayı bulmamız lazım. Ciddi endişelerim var” açıklamasının gündeme gelip gelmediği merak ediliyordu.

CHP kulislerine yansıyan bilgilere göre, görüşmede “bu söyleme ilişkin bir diyalog olmadı.” Akşener’in, “Ortak aday konusunu 6’lı masanın kararına Kılıçdaroğlu bağlamak istedi” ifadesi de görüşme öncesi tartışılan bir diğer konu başlığıydı.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatını imzalayan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, ikinci tur görüşmelerin ilkini, 2 Ekim Pazar günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Altılı Masa’nın ikinci tur görüşmeleri öncesinde yaptığı lider ziyaretleri önceki gün tamamlandı.

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in haberine göre, Kılıçdaroğlu’nun Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’yla görüşmeleri sorunsuz geçti.

‘Ekonomi rekabeti’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan yaklaşık 3.5 saat süren görüşmede, “Seçim birlikteliği kurallarının önceden belirlenmesi”, “6’lı masanın yol haritasının adaydan önce açıklanması”, “Seçmenin karşısına hazır ve güven veren şekilde çıkılması” ayrıca “seçimde başarılı olunması durumunda parti liderlerinin mutlaka cumhurbaşkanı yardımcılığı görevine getirilmesi” gerektiğini Kılıçdaroğlu’na aktardı. İki lider arasında bu konu konularda “tam mutabakat sağlandığı” öğrenildi.

Öte yandan oluşturulacak yol haritasında 6’lı masada yer alan “Parti kadrolarının yeni hükümette alacağı görevlerin de önceden belirlenebileceği” kaydediliyor. Bu kapsamda, “DEVA Partisi’nin özellikle ekonomi yönetimine aday olacağı ancak İYİ Parti’nin de güçlü bir ekonomi kadrosu oluşturmaya çalıştığı” biliniyor. Kadroların belirlenmesi aşamasında “iki parti arasında bir rekabet oluşabileceğine” dikkat çekiliyor.

‘Farklılık olabilir’

Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti lideri Akşener’le yaptığı görüşmede ise Akşener’in TV’de yaptığı, “6’lı masa noter değil, doğru adayı bulmamız lazım. Ciddi endişelerim var” açıklamasının gündeme gelip gelmediği merak ediliyordu.

CHP kulislerine yansıyan bilgilere göre, görüşmede “bu söyleme ilişkin bir diyalog olmadı.” Akşener’in, “Ortak aday konusunu 6’lı masanın kararına Kılıçdaroğlu bağlamak istedi” ifadesi de görüşme öncesi tartışılan bir diğer konu başlığıydı.

CHP’li kaynaklar, bu açıklamanın “İYİ Parti’de cumhurbaşkanı adayının 6’lı masa yerine CHP ve İYİ Parti tarafından belirlenmesi yönünde bir eğilim” olabileceğini kaydediyor. Söz konusu yaklaşımın “İYİ Parti’nin elini güçlendirme amaçlı olabileceği ve bu tür yaklaşım farklılıklarının normal karşılanabileceğini” ifade ediyor.

Paylaşın

Standard & Poors, Türkiye’nin Kredi Notunu Düşürdü

Merkezi ABD’nin New York eyaletinde bulunan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors (S&P) Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye düşürdüğünü açıkladı. Böylece Türkiye’nin kredi notu son üç ay içinde üç büyük kredi kurumu tarafından düşürülmüş oldu.

Moody’s Türkiye’nin kredi notunu ağustos ayında düşürmüş, Fitch ise Temmuz ayında yaptığı açıklamasında Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye indirerek görünümünü “negatif” olarak teyit etmişti. Fitch, aldığı bu karara yükselen enflasyonu ve ekonomiyle ilgili endişeleri gerekçe olarak gösterdi.

Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılamaz olarak nitelendirilen “çöp” seviyesinin daha derinlerine iten Standard & Poors, böylece Türkiye’yi Moğolistan ve Mısır’la aynı seviyeye çekti. S&P bu kararına gerekçe olarak çok gevşek olan para politikasını gösterdi.

Kurum yaptığı açıklamasında Türkiye’deki yetkililerin “2023 seçimleri öncesinde büyümeyi mali ve parasal istikrara tercih ettiğini” aktardı.

ABD’de piyasalar kapandıktan sonra açıklanan kararda “küresel olarak mali koşullar sıkılaşırken faizlerin indirilmesinin TL’ye olan güvenin azalmasına yol açtığı” aktarıldı. TL’deki daha fazla değer kaybının ise Türkiye’nin mali istikrarı ve kamu maliyesi için olumsuz etkilerinin olacağı vurgulandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eylül ayında düzenlediği Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 12’ye çekmişti.

Paylaşın

Merkez Bankası, Enflasyon Beklentisini Yüzde 67,73’e İndirdi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2022 Eylül, Piyasa Katılımcıları Anketi ile yıllık enflasyon beklentisi açıklandı. Veri Yönetişimi ve İstatistik Genel Müdürlüğü Anketler ve Endeksler Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği ankete göre yıllık enflasyon beklentisi yüzde 67,73 olarak belirlendi.

2022 yılı Eylül ayı Piyasa Katılımcıları Anketi, reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ve profesyonellerden oluşan 40 katılımcı tarafından yanıtlandı ve bankadan yapılan açıklamaya göre sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi.

MB anketinde piyasa katılımcılarının yıllık enflasyon beklentisi

Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 70,60 iken, bu anket döneminde yüzde 67,73 oldu.

12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 41,99 iken, bu anket döneminde yüzde 36,74 oldu.

24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 24,35 ve yüzde 20,63 olarak gerçekleşmiştir.

MB 12 ay sonrası enflasyon beklentileri

2022 yılı Eylül ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde MB’nin öngörüleri şöyle:

TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 31,26 olasılıkla yüzde 30,00 – 36,99 aralığında, yüzde 38,45 olasılıkla ise yüzde 37,00 – 43,99 aralığında artış göstereceği öngörülmektedir.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 22,86’sının beklentilerinin yüzde 30,00 – 36,99 aralığında, yüzde 42,86’sının beklentilerinin yüzde 37,00 – 43,99 aralığında olduğu gözlenmektedir.

Döviz Kuru Beklentileri

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentiside şöyle belirlendi:

ABD Doları /TL kuru bir önceki anket döneminde 19,65 TL iken, bu anket döneminde 19,51 TL oldu.

12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 22,03 TL ve 22,07 TL olarak gerçekleşti.

TÜİK enflasyon açıklaması ne zaman?

Eylül ayı enflasyon verileri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından, 3 Ekim 2022’de açıklanacak.

Bakan Nebati ne diyor?

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati önceki gün yaptığı açıklamada “Aldığımız tedbirler ve küresel düzeyde yaşanacak normalleşmeyle birlikte enflasyonu da yeneceğiz. Yıl sonundan itibaren de bu düşüşü daha net hissetmeye başlayacağız” demişti.

Nebati, bu çerçevede bakanlığının “Gıda enfasyonunun halkımız üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak için, temel gıda maddelerinde KDV oranlarını indirdiğini, ve “çalışanların elektrik ve doğalgaz ödemelerinden vergi ve prim yükünün kaldırılacağını” söylemişti. Ayrıca İşverenlerin Nidan 2023 sonuna kadar “çalışanlarına elektrik, doğalgaz ve ısınma giderlerini karşılamaları için ödeyecekleri bin TL’yi aşmayan tutarlardan gelir vergisi al[ınmayacağını]” açıklamıştı.

Türk-İş ne diyor?

Hükümet düşük faiz ile üretim ve ihracatı destekleyen bir ekonomi programı uygulayarak enflasyonla mücadele için kronik cari açığı fazlaya çevirmeyi öncelediğini iddia ediyor. Ancak, bu strateji, süregiden Rusya-Ukrayna savaşının küresel ekonomik süreçlerdeki zincirleme etkileri dolayısıyla enerji fiyatlarındaki yükselme karşısında etkili olmaktan uzak kalıyor.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Ankara’da hesaplanan gıda enflasyonunun Eylül’de bir önceki aya göre yüzde 5.15; bir öncek, yıla göre yüzde 130 arttığını; açlık sınırının ise 7,245 TL ile mevcut asgari ücretin 1,745 TL üzerinde gerçekleştiğini açıkladı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Altılı Masa Görüşmelere Başlıyor: Ana Gündem Geçiş Süreci

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, ikinci turun pazar günü (2 Ekim) yapılacak ilk toplantısına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarının gölgesinde hazırlanıyor.

Akşener’in, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık tartışmalarında öne çıktığı bir süreçte “Kazanacak aday” vurgusu yapması, yine “Noter değiliz” sözleri “Masada kriz mi var” sorusuna neden oldu. Ancak Altılı Masa’da yer alan partilerin kurmayları tartışmaların “sarsıcı” olduğunu kabul etse de bunun masayı yıkmayacağı, tersine masayı güçlendirmeye katkı yapacağı görüşünde.

‘Önemli olan ittifakı devam ettirme iradesi’

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, 2018 genel ve 2019 yerel seçimlerindeki iş birliği süreçlerinde de sorunlar yaşandığını hatırlatan CHP’li bir kurmay, “Farklı partileriz. Hem seçmenimize hem parti teşkilatlarına hem de diğer partilere mesajlar vermek gerekebiliyor. Arada kırgınlıklar da olabiliyor. Önemli olan ittifakı devam ettirme iradesi. Bu iradeyi sürdürme açısından ne Sayın Kılıçdaroğlu’nda ne de Sayın Akşener’de sorun olduğunu düşünmüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

‘Kendinize gelin’ uyarısı

İYİ Parti’de de Akşener’in çıkışı uzun süredir devam eden bazı rahatsızlıkların ifadesi olarak açıklandı, bir “sarsma” hareketi değerlendirmesi yapıldı. “Muhalefetteki ‘kazanıyoruz’ özgüveni ve bunun yaratacağı rehavete karşı Akşener’in “Kendinize gelin” uyarısı yaptığı ifade edilirken, açıklamaları “Kontrollü gerilim” olarak nitelendirenler de oldu.

‘Tartışmalar masayı devirmez, pekiştirir’

Bugüne kadar yapılan her toplantı öncesi ve sonrasında birçok tartışma yaşandığını, ancak tüm bunlara karşın işbirliğinde kararlılığı güçlendiren yeni adımlar atıldığına dikkat çeken bir başka Altılı Masa kurmayı da “Bizler farklı siyasi partileriz. Bütün bu açıklamalar bir mayalanma, masanın olgunlaşma süreci, yarının tortularını yok etme, ortaya çıkacak bazı sorunlu alanları törpüleme olarak değerlendirilebilir. Bu çıkışlar önümüzdeki aylarda da olabilir. Ama bunlar masayı devirmez, pekiştirir. Çünkü masanın bir araya gelişi 6 siyasi partiyi aştı. Masayı aşan bu irade ülkenin yakıcı sorunlarına çözüm umudu taşıyan milletin iradesi. Liderler de bunu görüyor. Sayın Akşener’in açıklamalarına bakıldığında temel vurgusunun da ‘mutlaka kazanmalıyız’ olduğunu görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Ana başlık ‘geçiş sürecinin yol haritası’

‘Altılı Masa’ya dair Akşener’in açıklamalarıyla alevlenen tartışmalar kısa sürede sönümlenecek gibi durmuyor, ancak 2 Ekim’de yapılacak toplantının gündemini değiştirmiş gibi de görünmüyor. Seçimi kazanmanın yanı sıra, seçim sonrası parlamenter sisteme geçiş sözü doğrultusunda çalışmalar yapan altı partinin pazar günü yapacağı toplantının ana başlıklarından biri “geçiş süreci yol haritası” olacak. Bu konuda birçok parti kendi içindeki çalışmasını tamamladı. Liderlerin, seçilecek cumhurbaşkanının geçiş sürecinde yetkilerini nasıl devredip paylaşacağı, temel konularda Altılı Masa’daki liderlerle nasıl bir istişare süreci işleteceği, Bakanlar Kurulu’nun nasıl oluşturulacağı, kurumlara atamaların yine nasıl bir yöntemle yapılacağı gibi konuları içerecek çalışmanın bir-iki toplantıda ele alıp tamamlaması hedefleniyor.

Cumhurbalkanı seçim beyannamesine hazırlık

Pazar günü yapılacak toplantının gündem maddelerinden biri de dış politikadan ekonomiye, adalet sorunundan eğitime, temel alanlardaki sorunlarla ilgili ortak yaklaşımları daha somut hale getiren çalışma grupları kurmak olacak. Geçiş sürecinin ilk 3 ayı, 1 yılı gibi belli sürelerde yapılacakların takvimini de içerecek bu çalışma bir bakıma cumhurbaşkanı adayının da seçim beyannamesi anlamına gelecek. Ayrıca toplantıda cumhurbaşkanı adayıyla ilgili seçim dönemindeki iş birliği sürecinin nasıl şekilleneceği, kampanya sürecinde partilerin alacağı rolün de ele alınması bekleniyor.

Aday belirleme takvimi değişmeyecek

Altılı Masa’da yer alan partilerin kurmaylarına göre ikinci tur toplantıları bugüne kadar ele alınan birçok konunun somutlaştırılacağı, çok hızlı bir süreç olacak. Ancak aday belirleme takvimi, liderlerin beyanlarında da olduğu gibi değişmeyecek. Cumhurbaşkanı adayı, geçiş süreci, koalisyon protokolü gibi konular tamamlandıktan sonra en erken aralık ya da ocak ayında konuşulacak.

Paylaşın

HDP’li Sancar: En Geniş Demokrasi Birlikteliğini Kurmak Gerekiyor

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Kayyım rejimine HDP ile birlikte mücadele ettiği siyasal oluşumlar dışında itiraz gelmedi. Ancak daha sonra bu siyaset tüm ülkeye yerleşti. Türkiye’ye baktığımızda kalıcı olağanüstü hal, güvenlikçi anlayış ve tekrarlanan savaş senaryoları, eşitsizlikler üzerine yükselen, keyfilikle işleyen, krizleri kendi devamının kaynağı haline getirmeye çalışan bir yönetimle karşı karşıyayız. En geniş demokrasi, eşitlik, özgürlük, emek birlikteliğini kurabilmek gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Böyle yapılabilirse mevcut iktidar ve bunu besleyen rejime karşı durulabilir. Böylece alternatifsizlik de ortadan kalkar. Sadece iktidarı göndermeye yönelik bir ortaklığın yetersiz kalacağını düşünüyoruz. Krizler derinleştikçe bunlardan beslenme imkanları da aşınıyor. Yeni imkanların ortaya çıktığını söylemek abartı olmaz. Değişim ve dönüşüm için imkanlar büyümüştür. Değişimi iktidar kadrolarının yer değişimi olarak algılamamak lazım. Geniş çevreleri bu adaletsizlikler seferberliğine karşı harekete geçirmek gerekiyor. Bizlerin oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakını bu çerçevede değerlendirilmeli.”

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği (ELDH), Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED) ile İzmir Dayanışma ve Bilimsel Araştırma Derneği tarafından düzenlenen Uluslararası Ege İnsan Hakları Okulu’nun 3 gün sürecek olan 2022 Sonbahar Çalıştayı bugün başladı.

“Adalet krizi ve hak siyaseti” başlığı ile yapılan çalıştayın 4’ncüsü, İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan Nesin Matematik Köyü’nde gerçekleşiyor. Çalıştaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da katıldı.

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “beka söylemi ve milli güvenlik” kaygısıyla demokrasinin askıya alındığını belirterek, belediyelere atanan kayyımları bu duruma örnek gösterdi. 

Yeni Yaşam’da yer alan habere göre, bütün muhaliflerin meşru siyasetin dışına atıldığını kaydeden Sancar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kayyım rejimine HDP ile birlikte mücadele ettiği siyasal oluşumlar dışında itiraz gelmedi. Ancak daha sonra bu siyaset tüm ülkeye yerleşti. Türkiye’ye baktığımızda kalıcı olağanüstü hal, güvenlikçi anlayış ve tekrarlanan savaş senaryoları, eşitsizlikler üzerine yükselen, keyfilikle işleyen, krizleri kendi devamının kaynağı haline getirmeye çalışan bir yönetimle karşı karşıyayız.

En geniş demokrasi, eşitlik, özgürlük, emek birlikteliğini kurabilmek gerekiyor. Böyle yapılabilirse mevcut iktidar ve bunu besleyen rejime karşı durulabilir. Böylece alternatifsizlik de ortadan kalkar. Sadece iktidarı göndermeye yönelik bir ortaklığın yetersiz kalacağını düşünüyoruz.

Krizler derinleştikçe bunlardan beslenme imkanları da aşınıyor. Yeni imkanların ortaya çıktığını söylemek abartı olmaz. Değişim ve dönüşüm için imkanlar büyümüştür. Değişimi iktidar kadrolarının yer değişimi olarak algılamamak lazım. Geniş çevreleri bu adaletsizlikler seferberliğine karşı harekete geçirmek gerekiyor. Bizlerin oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakını bu çerçevede değerlendirilmeli.”

Çalıştay, “Ulus Devlet ve kapitalizm: Neoliberalizm çöküyor mu” başlıkla panelle devam etti.

Paylaşın