Altılı Masa Toplantısı Sona Erdi; Dikkat Çeken Mesajlar

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yeniden toplandı.

Haber Merkezi / 4.5 saat süren toplantının ardından yapılan ve liderlerin imzasını taşıyan açıklamada “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası” çalışmalarını en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldıkları belirtildi.

“Milletimiz müsterih olsun! Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır” ifadelerinin yer aldığı ortak açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“12 Şubat 2022 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin ev sahipliğinde başlayan toplantılarımız, kamuoyu ile paylaştığımız temel ilkeler ve hedefler doğrultusunda kararlılıkla devam etmektedir. Gerçekleştirdiğimiz ilk altı toplantıda siyasi tarihimizde ender görülen bir işbirliği anlayışı içinde önemli mesafeler aldık.

Bizler, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan altı siyasi parti olarak, Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak, adaleti tesis etmek, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir arada özgürce yaşamak, toplumsal huzuru ve barışı sağlamak, tüm vatandaşların insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına almak, çoğulcu, demokratik bir Türkiye inşa etmek ve gelecek nesillere bu değerleri emanet etmek için bir aradayız.

Altılı Masa olarak kurduğumuz Geçiş Süreci Yol Haritası Komisyonu, Anayasal ve Yasal Reform Komisyonu, Kurumsal Reform Komisyonu, Seçim Güvenliği Komisyonu ve İletişim Komisyonu yarının Türkiye’sini inşa için çalışmalarını hız kesmeden sürdürmektedir.

Liderler Buluşmaları’nın ikinci turunun bu ilk toplantısında yaklaşan seçim takviminin ve artan toplumsal beklentinin bilincinde olarak iki temel konuyu ele aldık:

Birincisi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası konusunda yapılan çalışmaları değerlendirdik ve bu konudaki çalışmaları en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldık.

İkincisi, ülkemizin önemli temel politika alanları için ortak bir çalışma grubu kurulmasına, halkımızın menfaatleri doğrultusunda ortak politikalar belirlenmesine ve bu politikaların ortak taahhütlerimiz olarak kamuoyuna ilan edilmesine karar verdik.

Bu temel politika alanlarını da;

Hukuk, adalet ve yargı,
Kamu yönetimi,
Şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele,
Ekonomi, finans ve istihdam,
Sektörel ve bölgesel konular,
Bilim ve teknoloji,
Eğitim ve öğretim,
Sosyal politikalar,
Dış politika, güvenlik, savunma olarak belirledik.
Önemle bir kez daha vurgularız ki, halkın gerçeklerinden tamamen kopmuş siyasi iktidar, çarpıtma ve algıyla gerçeklerin üzerini örtebileceğini sanan beyhude bir çaba içerisindedir. İktidarın yarattığı yozlaşma öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, borsa manipülasyonlarıyla bir avuç yandaşın zengin edilerek küçük yatırımcının yok edilmesi dahi bu dönemde yaşanmıştır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla hem de kamu bankaları üzerinden borsa manipülatörleri kurtarılmaya çalışılmıştır. Gençlerimiz daha iyi yaşam koşulları ve özgürlük için başka ülkelere giderken, kamuda dört beş maaş alanlar lüks ve şatafat içinde yaşamlarını sürdürmekte; ülkeyi yönetenler zenginleşirken geniş halk kitleleri fakirleşmektedir. Bu adaletsiz düzene birlikte son vereceğiz.

‘Milletimiz müsterih olsun’

Güçlü bir demokrasi olmadan güçlü bir ekonomi olamayacağı, güçlü bir ekonomi olmadan da güçlü bir dış politika olamayacağı gün ışığı gibi ortadadır. Dış politika ve milli güvenlik konularını iç politika malzemesi olarak kullanan iktidar Ege’deki Türk-Yunan dengesinin Yunanistan lehine bozulmakta olduğu gerçeğini hamasi nutuklarla örtmeye çalışmaktadır. Kurumsal akıldan yoksun dış politikanın ürünü olan bu güvenlik zaafı hiçbir hamasi dille kapatılamaz. Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhak kararını da Kırım’ın ilhakı kararı gibi geçersiz görüyoruz.

Milletimiz müsterih olsun! Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunları her geçen gün ağırlaştıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, keyfilikle ve kural tanımazlıkla, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şahıs devletine dönüştürmesine ve 85 milyonu uçuruma sürüklemesine asla izin vermeyeceğiz.

Kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunarız ki;

Altılı Masa hedefine emin adımlarla ilerlemektedir ve göstereceğimiz ortak Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacaktır.
Altılı Masa aynı zamanda, demokratik hukuk devleti için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tesis edecek Meclis çoğunluğunu da kazanacaktır.
Yeni bir yönetim anlayışı ve siyaset kültürüyle ülkemiz hızla kutuplaşma girdabından çıkartılacak, inancı, kimliği, dünya görüşü ve yaşam tarzı sebebiyle hiç kimse ötekileştirilmeyecek, temel hak ve özgürlükler güvenceye kavuşacak, gençlerin önündeki tüm engeller kaldırılacak, kamuda israfa son verilecek, siyasi ahlak kanunu yürürlüğe girecek, yolsuzlukla ve yozlaşmayla etkin mücadele edilecek, güçlü kurumlar tesis edilecek, tüm terör örgütlerinin, yeraltı suç örgütlerinin ve uyuşturucu baronlarının üzerine kararlılıkla gidilecek, güzel ülkemizin hiçbir çocuğu yoksulluğa mahkûm edilmeyecek ve Türkiye rahat bir nefes alacaktır.
Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır.”

Paylaşın

Papa Francesco, Putin’e ‘Yalvardı’: Ukrayna’da Savaşı Durdur

Ukrayna’daki savaşın gidişatından, nükleer saldırı tehdidinden endişe duyduğunu belirten Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francesco, “Rusya Devlet Başkanı’na bu şiddet ve ölüm sarmalını durdurması için yalvarıyorum’’ dedi.

Her haftaki Pazar duasını genellikle İncil’den alıntı ve öğretilere ayıran Papa, bugün ise yalnızca Ukrayna’ya değindi.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Vatikan’daki San Pietro Meydanı’nda yapılan dua öncesi Papa şunları söyledi:

“Ukrayna’daki savaşın gidişatı büyük endişe yaratacak kadar ciddi, yıkıcı ve tehdit edici bir hal almıştır… İnsanlığın bu korkunç ve akıl almaz yarası iyileşmek yerine, yayılma riskiyle daha fazla kanamaya devam ediyor.’’

İnsanlığın bir kez daha atom bombası tehdidiyle karşı karşıya olmasını ‘’absürt’’ diye niteleyen Papa, “Son günlerde uluslararası hukuk ilkelerine aykırı yeni eylemlerle ortaya çıkan vahim durumdan derin üzüntü duyuyorum. Nükleer tırmanma riski, dünya çapında kontrol edilemez ve yıkıcı sonuçlardan korkulacak kadar artıyor” dedi.

Papa, ‘’Savaşın asla bir çözüm olmadığını, sadece yıkım olduğunu anlamamız için daha ne kadar kan akması gerekiyor?’’ diye sorarak, ‘’Tanrı adına ve her yürekte yaşayan insanlık duygusu adına, derhal ateşkes çağrımı yineliyorum. Silahlar sussun’’ çağrısı yaptı.

Öncelikle Rusya lideri Vladimir Putin’e seslenen Papa şunları söyledi:

“Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’na, kendi halkının iyiliği için de bu şiddet ve ölüm sarmalını durdurması için yalvarıyorum.

“Öte yandan, Ukrayna halkının maruz kaldığı saldırılar sonucunda çektiği büyük acılardan dolayı üzüntü duyarak, Ukrayna Devlet Başkanı’na ciddi barış önerilerine açık olması çağrısında bulunuyorum.

“Uluslararası toplumun tüm baş aktörlerine ve ulusların siyasi liderlerine, savaşa son vermek için ellerinden gelen her şeyi yapmaları ve diyalog girişimlerini teşvik edip desteklemeleri çağrısında bulunuyorum.”

Papa konuşmasında savaşı ‘hata’, ‘dehşet’ ve ‘çılgınlık’ diye niteledi ve ‘’Lütfen genç nesillerin savaşın kirli havasını değil, barışın sağlıklı havasını solumasına izin verin’’ dedi.

‘Moskova ile diyalog kanallarını açık tutmak istiyor’

Papa Francesco daha önce de Ukrayna’daki de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde süren savaş ve çatışmaların durması yönünde defalarca çağrı yapmıştı.

Ancak Ukrayna konusunda Rusya yönetimine yönelik sert ifadelerden kaçınması bazı kesimler tarafından eleştirilirken, Vatikan’a yakın kaynaklarca Moskova ile diyalog kanallarını açık tutma niyetinin göstergesi olarak yorumlanıyordu.

Papa, Ukrayna işgali başladıktan hemen sonra protokollerin dışına çıkarak Rusya’nın Vatikan Büyükelçiliği’ne gitmiş ve kaygılarını şahsen iletmişti.

İlerleyen haftalarda da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill ile görüşmek için girişimlerde bulunmuş, ancak Rusya tarafından bu görüşmelere onay gelmemişti.

Son olarak da geçen ay Papa Francesco ile Patrik Kirill’in Kazakistan’da bir araya gelmesi beklenirken Kirill bu geziye katılmaktan vazgeçmişti.

Papa Kazakistan gezisinde de, Ukrayna işgaline destek veren açıklamalar yapan Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’e gönderme olarak yorumlanan bir konuşma yapmış ve ‘şunları söylemişti:

“Şiddeti asla haklı göstermemeliyiz! Kutsalların, kutsal olmayanlar tarafından sömürülmesine izin vermemeliyiz! Tanrı barıştır ve her zaman barışa götürür, asla savaşa götürmez.”

Paylaşın

İYİ Parti’de ‘CHP’nin Gölgesinde Kalma’ Rahatsızlığı

Geçtiğimiz hafta siyasetin önemli gündem başlıklarından biri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamaları oldu. Akşener’in “Kazanacak aday”, “Noter değiliz”, “CHP’ye borcumuzu ödedik” başlıkları ile öne çıkan sözleri “Masa dağılıyor mu” sorusuna neden oldu.

Ancak partiler süreci dikkatli yönetti, tartışmanın büyümesine neden olacak açıklamalardan kaçınıldı. Altılı Masa kurmaylarına göre Akşener’in açıklamaları kesinlikle “masayı dağıtma” gibi bir amaç taşımıyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, son dönem siyaset gündeminde CHP ve Kılıçdaroğlu’nun öne çıktığına dikkat çeken bir siyasetçi, “İYİ Parti’de CHP gölgesinde kalma rahatsızlığı var. Bundan rahatsızlık duyulması bir siyasi parti açısından normal. Akşener vurgularıyla ‘Ben de buradayım’ dedi. Bu açıklamaları kendi tabanına mesaj olarak da okumak gerek. Böyle çıkışlar olabilir. Ama hepimizin gündemi halk, halkın yaşadığı büyük problemler. Eninde sonunda herkes bu sorumlulukla hareket etmek durumunda. Öyle olacağına da inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı adayına yeni kriter: Uyumlu olacak

Öte yandan Altılı Masa’da cumhurbaşkanı adayının ismi değil ‘kriterleri’ konuşuluyor. Aslında bu kriterler, “uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday” olarak duyurulmuştu.

Bir başka açıklamada ise bunlara, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi aşıklarının adayı olacak” ifadesi eklendi.

Ancak yazılı metinlere yansıyan bu ifadelerin yanı sıra liderlerin açıklamalarına yansıyan başka kriterler de var. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başta olmak üzere birçok lidere göre kriter, “Kazanacak aday” olarak ifade ediyor. Ama Altılı Masa kurmaylarına göre bu da yeterli değil. Çünkü seçimi kazanmış bir Cumhurbaşkanının süreci nasıl yöneteceği de büyük önem taşıyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanı adayının “kazanacak aday” olmasının yanı sıra geçiş sürecinde ortak yönetimin gereğine dikkat çekilerek “uyumlu” bir aday olmasının da bir o kadar önemli olduğuna vurgu yapılıyor.

Bugün başlayan ve önümüzdeki aylarda devam edecek Altılı Masa görünen o ki bu kriterleri değerlendirmeye devam edecek. Adayın ismi aralık, ocak ayından önce belli olmayacak.

Paylaşın

Ruşen Çakır Yorumladı: Demirtaş, Öcalan’ın Yerini Mi Alacak?

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Mersin’in Mezitli ilçesindeki Tece Polisevi’ne düzenlenen ve PKK’nın askeri kanadı olarak bilinen HPG’nin üstlendiği saldırı sonrası Selahattin Demirtaş ve HDP yönetiminden gelen tepkileri yorumladı.

Başlıktaki soruya yanıtının “Hayır” olduğunu dile getiren gazeteci, şöyle devam etti:

“Fakat cevabımın ‘hayır’ olması, Selahattin Demirtaş’ın yakın dönemde Kürt siyasi hareketinin en önde gelen ismi olmasını düşük bir ihtimal gördüğüm anlamına gelmiyor. Hatta tam tersini düşünüyorum. Bugünden bakıldığında Kürt siyasi hareketi içinde önü en açık isim bana göre Demirtaş ve eğer bir süredir izlediği çizgiyi bozmazsa bu hareketin lideri haline gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Ama Demirtaş’ın, bu hareket içerisinde ‘Liderlik’ olarak tanımlanan Abdullah Öcalan’ın yerini almak yerine, hareketin farklı aktörleriyle beraber, ‘l’si büyük harfle yazılmayan yepyeni bir liderlik inşa etmesini beklemek daha gerçekçi olur.”

Çakır, bu noktada saldırı sonrası hem Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hem de HDP yönetiminin peş peşe kınama mesajları yayınladığına dikkati çekti:

‘Örgütün açıklamasındaki sözlerin muhatabının Demirtaş ve HDP olduğu düşünüldü’

“(…) Demirtaş ve HDP’nin PKK tarafından düzenlendiği belli olan saldırıyla aralarına mesafe koymaları üzerine Kandil’in ne diyeceği merak edilirken çok geçmeden örgütün üstlenme açıklaması geldi. Açıklamadaki ‘Kürt halkını ve değerlerini korumak için kendisini feda eden fedailerin, hangi gerekçeyle olursa olsun düşman diliyle kınanması ancak sindirilmişlikle ifade edilebilir’ sözlerinin muhatabının Demirtaş ve HDP olduğu düşünüldü.

Demirtaş ise yine hızlı bir şekilde, tabii ki doğrudan adını vermeden Kandil’e cevap vererek ‘geri adım’ atmayacağının altını çizdi: ‘Demokratik siyasette ısrar ve barış politikası, bizim için ilkeseldir. Kimse geri adım atmamızı beklemesin. Her koşulda ilkelerimizi savunacak, halkın demokratik çözüm ve barış isteğini tüm olanaklarımızla, gür sesle söylemeyi sürdüreceğiz. Faşizmi yıkacak, mutlaka kazanacağız.’

‘Demirtaş yanıt verdi’

Demirtaş, ayrıca ‘Milyonların sessiz barış çığlığını hücremden duyuyorum, halkın duygularının tercümanı olmaya çalışıyorum’ diyerek PKK açıklamasındaki ‘Kürt halkını ve değerlerini korumak’ sözlerine; ‘Elbette bunun bedelleri oluyor. Mahallenin ‘delisi, popülisti, tek adamı, sinmişi’ ya da karşı mahallenin ‘teröristi, katili’ olarak yaftalanmayı göze alıyorum’ diyerek yine aynı açıklamadaki ‘sindirilmişlik’ sözüne de cevap vermiş oldu.

Sonuçta, ardından söylenenler ve alınan tavırlardan hareketle Mersin saldırısının Kürt siyasi hareketinde daha şimdiden bir dönüm noktası olmaya aday olduğunu ileri sürebiliriz. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AK Parti’nin Gündeminde ‘MHP İle İttifak’ Ve ‘Kürtler’ Var

‘Ankara kulislerini iyi koklamasıyla’ tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında iktidar partisinde de, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan ‘altılı masaya’ benzer bir mekaniğin çalıştığını söyledi.

AK Parti’de kalan tek ‘A takımı’ olarak adlandırılabilecek isimlerin belirli periyotlarla bir araya geldiğini, bu toplantıların bazılarına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığını belirten Bozkurt, “Belki de Erdoğan’ın hoşlanmayacağı görüşlere muhatap olduğu parti içi tek toplantı bu toplantılar” dedi; ardından şunları söyledi:

“Ömer Çelik, Mahir Ünal, Naci Bostancı, Efkan Ala gibi deneyimli isimlerin yanı sıra yeni isimlerden Mustafa Şen ve Fahrettin Altun da bu strateji grubunun üyesi. Burada da gündem değerlendiriliyor, muhalefetin mevcut pozisyonu ile nasıl bir pozisyon alacağına ilişkin öngörülerde bulunuluyor.

‘MHP ile ittifak, AK Parti’nin siyaset yapma alanını daraltıyor’

Millet ittifakının masasında olduğu gibi burada da çoğu zaman pek çok konuda derin fikir ayrılıkları çıkıyor. Ama bütün bunlar bir fikir zenginliği olarak kayıt altına alınarak geniş bir müktesebat oluşturuluyor. Örneğin burada yaşanan tartışmalarda da MHP ile yüzde 50 artıyı yakalamak için yapılan mecburi ittifak nedeniyle AK Parti’nin siyaset yapma alanının nasıl daraltıldığı tespiti yapılıyor.

Bu masada da adı konulmamış ittifak modeli nedeniyle sıkıntı olduğu görüşü mevcut ve aynı millet ittifakında olduğu gibi bir yazılı protokol ihtiyacı bulunduğu dile getirilmiş. Kürtlerin 1’inci partisi olma imkanının kaybedilmesi üzerine bu durum, Erdoğan’ın da katıldığı bir toplantıda dillendirilmiş yüksek sesle, MHP gerekçe gösterilerek.

“‘Erdoğan, Bahçeli ile görüşmeye ihtiyaç olması halinde devreye girerim’ dedi”

Erdoğan bunun için çalışma yapılmasını istemiş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmeye ihtiyaç olması halinde devreye gireceğini de anlatmış. Bu alanda sıkıntı görülmüyor çünkü kazanılmak zorunda olunan bir seçim var, partinin daha doğrusu içinde MHP’nin de bulunduğu Cumhur İttifakının önünde. Yerel seçimler öncesinde okutulan Abdullah Öcalan’ın mektubu bu konudaki en önemli deneyim. Bu pek çok girişimi mümkün kılabilecek bir deneyim. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan, Son 8 Yılda Yaklaşık 18 Milyar TL Harcadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanlığı’ döneminde yani 2014’ten bu yana yaklaşık 18 milyar TL harcadı. Erdoğan, görev süresi içinde Abdullah Gül’den 19,8, Ahmet Necdet Sezer’den 108,5 kat daha fazla harcama yaptı.

CHP’li Burhanettin Bulut, Başbakanlık dönemi de dahil edildiğinde 23 milyar TL  de örtülü ödenek kullandığını kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “başkanlık” dönemine ilişkin harcamaları paylaştı. Buna göre Erdoğan, görev süresi içinde Abdullah Gül’den 19,8, Ahmet Necdet Sezer’den 108,5 kat daha fazla harcama yaptı.

16 Mayıs 2000-28 Ağustos 2007 arasında görev yapan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 7 yılda 167,4 milyon TL; 28 Ağustos 2007-28 Ağustos 2014 tarihleri arasında 7 yıl görev yapan Abdullah Gül ise 916 milyon TL harcadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise göreve başladığı tarih olan 28 Ağustos 2014’ten bu yana yaklaşık 18 milyar TL harcama yaptı. Erdoğan, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı döneminde ayrıca 23 milyar TL’lik de örtülü ödenek kullandı.

‘Saray, itibarından ödün vermiyor’

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre; Cumhurbaşkanlığı’nın halka faturasını çıkaran, CHP’li Burhanettin Bulut, Cumhuriyet tarihi boyunca görev yapan tüm Cumhurbaşkanları arasında en çok harcamayı Erdoğan’ın yaptığını belirtti. Saray’ın masraflarının her yıl arttığını kaydeden Bulut, “Sayıştay raporlarına göre, Cumhurbaşkanlığı’nın mutfaktan temizliğe, giyimden sağlığa kadar birçok kalemde yaptığı harcamalar katlandı. Halktan tasarruf isteyen Saray, kendi itibarından ödün vermiyor. Krizin faturasını vatandaşın sırtına yüklüyor” dedi.

Bulut, örtülü ödenek harcamalarına da dikkat çekti ve 2003 yılından bu yana “gizli hizmet gideri” olarak bütçeden 23 milyar 109 milyon TL harcandığını belirtti. Sayıştay’ın Cumhurbaşkanlığı 2021 yılı raporunda, Saray’ın günlük harcamasının 10 milyon 277 bin TL’yi bulduğu belirlenmişti.

Paylaşın

Futbol Maçında Çıkan Olaylarda En Az 174 Kişi Öldü

Endonezya’da  Persebaya Surabaya’nın Arema Malang’ı 3-2 yendiği lig maçının ardından çıkan izdihamda 174 kişi hayatını kaybetti. İzdihamda yaklaşık 180 kişi de yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olanların olduğu bildirildi.

Haber Merkezi / Futbol tarihinin en büyük felaketlerinden biri Endonezya’da yaşandı.

Persebaya Surabaya ile Arema Malanga arasında oynana karşılaşmanın ardından iki grup arasında çıkan kavgaların ardından polis, sahaya giren taraftarlara biber gazıyla müdahale etti. Yaşanan paniğin ardından binlerce kişi aynı anda çıkış kapılarına yöneldi.

Ülkede yayın yapan Kompas web sitesine konuşan Dwi isimli bir görgü tanığı, binlerce insanın stattan çıkmak isterken birbirlerini ezdiğini söyledi.

İlk olarak olayda 130 kişinin öldüğü açıklansa da, yetkililer ölü sayısının 174’e yükseldiğini duyurdu. İzdihamda yaklaşık 180 kişi de yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olanların olduğu bildirildi.

Hayatını kaybedenlerin bir kısmı da havasızlıktan etkilenerek öldü.

Devlet Başkanı Joko Wibodo, olayla ilgili soruşturmanın tamamlanmasına kadar ülkede üst düzey tüm futbol müsabakalarının durdurulmasına karar verdi.

Doğu Java Polis Şefi Nico Afinta, yaptığı açıklamada, gece geç saatlerde maçın sona ermesinden hemen sonra taraftar grupları arasında çıkan kavgaların çevik kuvvet polisinin göz yaşartıcı gaz kullanmasına neden olduğunu ve sıkılan gazın taraftarları paniğe sevk ettiğini söyledi.

Afinta, 300’den fazla kişinin tedavi için bölgedeki hastanelere götürüldüğünü, ancak birçoğunun yolda ve tedavi sırasında öldüğünü kaydetti. Yaklaşık 180 yaralı arasında durumu ağır olanların bulunduğunu anlatan Afinta, ölü sayısının artabileceğini ifade etti.

Paylaşın

Devasa Büyüklükte Ölü Yıldızlar ‘Mezarlığı’ Bulundu

Bilim insanları Samanyolu’nun üç katı yüksekliğine ulaşan devasa bir ölü yıldızlar “mezarlığı” buldu. Eski güneşlerden oluşan yığın, ilk “galaktik ölüler diyarı” haritasında keşfedildi. Bu harita, o zamandan beri kara delikler ve nötron yıldızları haline gelen çeşitli yıldız kalıntılarını gösteriyor.

Harita, bir zamanlar kendi galaksimizin içinde olan nesnelerin birçoğunun galaksiden dışarı atıldığını ortaya koyuyor. Onları ilk bulan araştırmacılara göre bu nesneler, bizim gördüğümüz şekliyle Samanyolu’ndan “temelde farklı bir dağılım ve yapıda” diziliyor.

Samanyolu gençliğinden beri milyarlarca yıldız oluşturmuş olmalı. Ama şimdiye kadar bunlar büyük ölçüde saklı kalmış, yıldızlararası uzayın karanlığına atılmışlardı.

Orada, gökbilimciler tarafından görülmemiş halde uzanıyorlardı. Ama şimdi bilim insanları, uzun süredir ölü olan bu cesetlerin yaşam döngüsünü yeniden oluşturmayı başardı ve şu anda nerede olabileceklerini çözdü.

Makalenin ortak yazarı, Sidney Astronomi Enstitüsü’nden Peter Tuthill, “Bu antik nesneleri bulmaktaki sorunlardan biri, şimdiye kadar nereye bakacağımızı bilmememizdi” dedi ve ekledi:

“En eski nötron yıldızları ve kara delikler, galaksi daha genç ve farklı şekildeyken yaratıldı ve ardından milyarlarca yıla yayılan karmaşık değişikliklere maruz kaldı. Onları bulmak için tüm bunları modellemek büyük çaba gerektirdi.”

Araştırmacılar bunu, yıldızların uzaydaki hareketlerinin tüm karmaşıklığını açıklayan karmaşık bir model oluşturarak yaptı. Samanyolu’nun galaktik ölüler diyarı versiyonu çok farklı görünüyor: Çok daha yükseklere uzanıyor ve normal galaksimizden gayet iyi tanıdığımız sarmal kolların hiçbiri yok.

Araştırma, bu ölü yıldızların yakınlarda bize dadanmış olabileceğini de gösteriyor. Profesör Tuthill, “İstatistiksel olarak en yakın kalıntılarımız sadece 65 ışık yılı uzakta olmalı; galaktik açıdan aşağı yukarı arka bahçemizdeler” dedi.

Bulgular, Royal Astronomical Society’nin Monthly Notices akademik dergisinde yayımlanan “The Galactic underworld: The spatial distribution of compact remidants” (Galaktik ölüler diyarı: Yoğun kalıntıların uzayda dağılımı) başlıklı yeni bir makalede bildirildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

2021 Yılında İşsizlik Fonu, 12 Milyar Lira Açık Verdi

İşsizlik Fonu’nda 2021 yılı denetimlerine göre, geçmiş yıllarla birlikte ortaya çıkan “olumsuz faaliyet sonucu” 28 milyar 975 milyon TL’lik açık çıktı. Bilanço tablosuna göre, 662 milyon TL’lik faaliyet borcuna sahip fon, sadece geçen yıl 12 milyar TL’lik olumsuz faaliyet sonucuna imza attı. Bu tutar, günlük 33 milyon TL’lik açığa denk geliyor.

Sayıştay’ın Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ve bağlı birimi İşsizlik Sigortası Fonu hakkında hazırladığı denetim raporu, AKP’nin ekonomi politikalarını bir kez daha gözler önüne serdi. İktidarın patronlar için kullanmayı tercih ettiği İşsizlik Fonu’nda 2021 yılı denetimlerine göre, geçmiş yıllarla birlikte ortaya çıkan “olumsuz faaliyet sonucu” 28 milyar 975 milyon TL’lik açık çıktı. Bilanço tablosuna göre, 662 milyon TL’lik faaliyet borcuna sahip fon, sadece geçen yıl 12 milyar TL’lik olumsuz faaliyet sonucuna imza attı. Bu tutar, günlük 33 milyon TL’lik açığa denk geliyor.

Rapora göre, İşsizlik Fonu’ndan geçen yıl “mal ve hizmet alımı” adı altında bir milyar 302 milyon TL’lik harcama yapıldı. 300 milyon TL’lik alacağını tek kalemde silen fonda, 58 milyar 932 milyon TL’lik de cari transfer gideri ortaya çıktı. Bir yılda kurum kasasından yapılan harcama, 60 milyar TL’yi geride bıraktı.

Bilgi paylaşımı yok

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; denetimler sonucunda, İşsizlik Sigortası Fonu’nun bankalar aracılığıyla tahsil edilen borçlar konusunda entegrasyon sisteminin olmadığı ve kimi zaman kimin borcunun ödendiğinin bile tespit edilemediği ortaya çıktı.

Raporda, konuyla ilgili, “Emanetler hesabı üzerinde yapılan incelemelerde, alt hesaplarda yer alan emanetlerin, fon hesaplarına tahsilatı gerçekleşmiş ancak kişi ve konusu bakımından bilgi eksikliği, uyumsuzluğu, dolayısıyla alacaklarda kayıtlı tutarlar ile eşleştirilmesi yapılamayan tutarların oluştuğu anlaşılmıştır. Fon hesaplarına aktarılan tutarlar ile kurum alacakları arasındaki eşleştirmenin ödemeye ilişkin banka dekontu üzerinden yürütülmeye çalışıldığı ve bunun bilhassa il müdürlükleri üzerinde ilave iş yükü oluşturduğu, fon alacaklarına ilişkin dijital işletim sisteminin tahsilata aracılık yapan bankalar ile entegrasyonu bulunmadığından, borçlusunun açık kimliğini ve ödeme konusunu içermeyen tahsilatların bulunabildiği anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

İŞKUR’un gideri 8 milyar TL’yi aştı

Raporda, İŞKUR’un tartışmalı harcamalarına da yer verildi. Fondan bağımsız harcamalara imza atan İŞKUR, 2021 yılında 8 milyar 19 milyon TL’lik gider kalemine imza attı. İŞKUR, geçen yıl 41 milyon TL’lik amortisman giderine ve 11 milyon TL’lik malzeme giderine imza attı. İŞKUR, 2021’de 37 milyon TL’lik alacağını sildi. Kurumda; 167 milyon 469 bin TL de “proje kapsamında cari gider” olarak kayıtlarda yer aldı. İŞKUR’un geçmiş dönemlerle birlikte “olumsuz faaliyet sonucu” ise 26 milyar TL oldu.

12 milyon TL’lik hesap hatası

Sayıştay denetimlerine göre, İŞKUR’da çok sayıda idari kusur da tespit edildi. Bu tespitlerden ilki, 12 milyon TL’lik hesap hatası oldu. Raporda, kurum muhasebe kayıtları ile mali tabloları arasında farklılıklar bulunduğu ve il müdürlükleri hizmet binaları için yapılan 12 milyon TL tutarındaki giderlerin yanlış hesapta izlendiği ifade edildi.

Raporda, Hazine arazisi üzerine inşa edilen ve İŞKUR’un kullanımında olan binalarla ilgili de önemli tespite yer verildi. Denetçiler, kuruma arsa vasfıyla tahsis edilen Hazine taşınmazları üzerine yapılan binaların kurum mali tablolarında yer almadığını tespit etti.

Ayrıca kurumun mülkiyetinde, yönetiminde ve kullanımında bulunan bazı taşınmazların da mevcut kullanım şekli ile tapu kayıtlarının birbirinden farklı olduğu görüldü.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Cumhurbaşkanı Adayına Yeni Kriter: Uyumlu Olacak

Altılı Masa’da cumhurbaşkanı adayının ismi değil ‘kriterleri’ konuşuluyor. Aslında bu kriterler, “uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday” olarak duyurulmuştu.

Bir başka açıklamada ise bunlara, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi aşıklarının adayı olacak” ifadesi eklendi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, ancak yazılı metinlere yansıyan bu ifadelerin yanı sıra liderlerin açıklamalarına yansıyan başka kriterler de var. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başta olmak üzere birçok lidere göre kriter, “Kazanacak aday” olarak ifade ediyor. Ama Altılı Masa kurmaylarına göre bu da yeterli değil. Çünkü seçimi kazanmış bir Cumhurbaşkanının süreci nasıl yöneteceği de büyük önem taşıyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanı adayının “kazanacak aday” olmasının yanı sıra geçiş sürecinde ortak yönetimin gereğine dikkat çekilerek “uyumlu” bir aday olmasının da bir o kadar önemli olduğuna vurgu yapılıyor.

Bugün başlayan ve önümüzdeki aylarda devam edecek Altılı Masa görünen o ki bu kriterleri değerlendirmeye devam edecek. Adayın ismi aralık, ocak ayından önce belli olmayacak.

İYİ Parti’de ‘CHP’nin gölgesinde kalma’ rahatsızlığı

Öte yandan geçtiğimiz hafta siyasetin önemli gündem başlıklarından biri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamaları oldu. Akşener’in “Kazanacak aday”, “Noter değiliz”, “CHP’ye borcumuzu ödedik” başlıkları ile öne çıkan sözleri “Masa dağılıyor mu” sorusuna neden oldu.

Ancak partiler süreci dikkatli yönetti, tartışmanın büyümesine neden olacak açıklamalardan kaçınıldı. Altılı Masa kurmaylarına göre Akşener’in açıklamaları kesinlikle “masayı dağıtma” gibi bir amaç taşımıyor.

Son dönem siyaset gündeminde CHP ve Kılıçdaroğlu’nun öne çıktığına dikkat çeken bir siyasetçi, “İYİ Parti’de CHP gölgesinde kalma rahatsızlığı var. Bundan rahatsızlık duyulması bir siyasi parti açısından normal. Akşener vurgularıyla ‘Ben de buradayım’ dedi. Bu açıklamaları kendi tabanına mesaj olarak da okumak gerek. Böyle çıkışlar olabilir. Ama hepimizin gündemi halk, halkın yaşadığı büyük problemler. Eninde sonunda herkes bu sorumlulukla hareket etmek durumunda. Öyle olacağına da inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan’ın kazanmasının tek yolu

İktidardan muhalefete tüm siyasi partiler yaklaşık 8 ay sonra yapılacak seçime hazırlanıyor. “Ucube sistem” olarak nitelendirilen Cumhurbaşkanlığı sisteminden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş vaat eden muhalefet iddialı. Seçimde kim aday gösterilirse gösterilsin kazanacağını ileri süren muhalefete göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasının ise tek bir yolu var.

Altılı Masa’nın önemli kurmaylarından bir siyasetçi bu yolu, “Erdoğan çıkacak, ‘bir sürü hata yaptım, tüm fatura da bana ait. Şimdi tüm paradigmayı değiştiriyorum. Cumhurbaşkanlığı Sistemi devam edecek ama bu kadar yetkinin nelere yol açtığını gördüm. Mevcut yetkilerin önemli kısmını Altılı Masa’nın da önerilerini dikkate alarak devredeceğim. Ekonomiyi iktisat çevreleriyle görüşüp düzenlemenin yolunu açacağım. İşte bunları yapsa Erdoğan’ın kazanma şansı olur” sözleriyle anlatıyor.

Peki böyle bir değişim yaşanır mı? Bu soruya yanıt ise “Hayır, gerçeklikten koptular, Erdoğan bunları yapamaz” oluyor.

Paylaşın