DEVA Lideri Babacan: Bir Baskın Seçim İlan Edilebilir

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yılbaşında asgari ücrete, memura ve emekliye zam yapılacağını belirterek, bunun etkisinin sıfırlanmaması için hükümetin baskın seçim kararı alabileceğini belirterek, “Zam havasıyla beraber ‘Bir seçim patlatalım’ diyebilirler. Bir baskın seçim ilan edilebilir. Böyle bir ihtimal var” dedi ve ekledi:

“Fakat seçimin zamanında olma ihtimalini daha yüksek görüyoruz. Mayıs, haziran gibi bir tarihte, seçimin olma ihtimali daha yüksek.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karaman’da basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kısa Dalga’da yer alan habere göre, Babacan, 6’lı masanın ortak cumhurbaşkanı adayı tartışmalarına ilişkin, “Ortak aday ile ilgili tespit, seçim yaklaşmasıyla beraber yapılacak. Fakat önce bizim çalışmalarımızı bitirmemiz gerekiyor. Bir, geçiş sürecinin yol haritası dediğimiz, parlamenter sisteme geçene kadar ülkenin nasıl yönetileceği ile ilgili çalışmayı tamamlamamız gerekiyor. Bir de ortak seçim beyannamesi çalışmamızı tamamlamamız gerekiyor. Bunlar biterken ortak adayı da konuşmaya başlayacağız. Eğer ortak aday, 6 genel başkandan birisi olursa sorun yok.” açıklamasında bulundu.

Ortak adayın 6’lı masadan olmaması durumunda izlenecek yolu da anlatan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “O zaman ne yapacağız? Onu da davet edeceğiz. Senin bir görüşün var mıdır? ‘Bunları oku bak, 6 parti olarak çalıştık, ama itiraz edeceğin bir şey olabilir, ekleyeceğin görüşler olabilir, yeni bakış açıları olabilir.’ Ortak adayın da katkıları ile son halini verdikten sonra, tek bir ortak seçim beyannamesiyle seçime gitmiş olacağız. Nokta atış takvim vermem mümkün değil. Fakat ortak adayın tespiti de seçim takviminin yaklaşmasıyla beraber ele alacak bir konu. Öncesinde bu konuyu konuşmama kararı aldık” açıklamalarında bulundu.

Kılıçdaroğlu’na destek

Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısına değer verdiklerini ifade eden DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Çok geçmişe takılmadan, ileriye doğru verilen sözlerin ve taahhütlerin kıymetini bilerek, güvenerek bir ortak çaba içerisindeyiz. Önemli olan şu; gördüğünüz Türkiye aynı Türkiye mi? Yarınların Türkiye’si için hedeflediğimiz, hayal ettiğimiz ülke aynı ülke mi? Bizim için şu anda önemli olan bu” şeklinde konuştu.

Erken seçim

Yılbaşında asgari ücrete, memura ve emekliye zam yapılacağını belirterek, bunun etkisinin sıfırlanmaması için hükümetin baskın seçim kararı alabileceğini aktaran DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Zam havasıyla beraber ‘Bir seçim patlatalım’ diyebilirler. Bir baskın seçim ilan edilebilir. Böyle bir ihtimal var. Fakat seçimin zamanında olma ihtimalini daha yüksek görüyoruz. Mayıs, haziran gibi bir tarihte, seçimin olma ihtimali daha yüksek” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Asgari Ücret’ Açıklaması: Allah’ın İzniyle…

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Derdimiz şu an itibariyle Aralık ayında yapılacak olan asgari ücreti en uygun rakama çıkarmak. Allah’ın izniyle, yolsuzluğun olmadığı, yoksulluğun olamayacağı Türkiye’yi biz yaparız. Şu an itibariyle de onun hazırlığı içindeyiz.” dedi.

Haber Merkezi / Müzisyen Onur Şener’in öldürülmesine ilişkin ise Erdoğan, “Adli vakalar üzerinden kamu kurumları ve görevlilerinin hedef gösterilmesini yanlış buluyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Açılış Töreni’nde ve TÜGVA 5. Olağan Genel Kurulu ve 6. Gençlik Buluşması öncesinde kendisini bekleyenlere hitap etti.

Erdoğan’ın katıldığı etkinliklerde yaptığı açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin üniversitemize ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. İstanbul Resim Ve Heykel Müzesi, cumhuriyet tarihimizin en köklü yapıları arasında yer alıyor. Müzenin açılışı 1937 senesinde Dolmabahçe’de gerçekleştirilmişti. Binanın elverişsiz şartlarından dolayı müzede yer alan eserler de maalesef zarar görüyordu.

Tüm aşamalarını bizzat takip ettiğimiz İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin inşasını hamdolsun geçen yıl tamamladık. İnşaat sürecinde hasar gören eserleri elden geçirip restorasyonunu tamamladık. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi her açıdan şehrimize yakışan muhteşem bir eser oldu. Müzemizde 806 sanatçının 10 bin 666 eseri bulunuyor. Gerek binasıyla gerekse koleksiyonuyla İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin önümüzdeki dönemde ülkemizin en önemli sanat destinasyonlarından biri olacağına inanıyorum.

Türkiye’nin kültür ve sanat hayatını çoraklaştıran jakoben anlayışı 2002’de göreve geldiğimizde rafa kaldırdık. Ülkemizin kültür ve sanat hayatına zenginlik katacak her türlü esere, projeye samimiyetle sahip çıktık. Sanat dalları ve sanatçılarımız arasında ayrım yapmadan başarıyı destekleme çabasında olduk. Göreve geldiğimizde desteklenen özel tiyatro sayısı sadece 59 iken bu rakam bugün 458’i buldu.

Ülkemiz genelinde 56 müzeyi ilk kez ziyarete açarken, 18 müzemizi de yeni inşa edilen binalarında milletimizle buluşturduk. Son 20 yılda toplam 164 müzenin onarım, restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmalarını yaparak tamamen yeniledik. Yurtdışına kaçırılan eserlerin vatanına dönmesi için çalışıyoruz. 9 bin 34 eseri yeniden ait oldukları topraklara ulaştırdık. Sanatı tekelleştiren çarpık bakış açılarını reddediyoruz. Bizim sanat anlayışımız yerli ve milli değerleri göz ardı etmeden evrenseli kucaklamaktan oluşur.

Onur Şener cinayeti

Adli vakalar üzerinden kamu kurumları ve görevlilerinin hedef gösterilmesini yanlış buluyoruz. Bunu siyasetin malzemesi haline getirmek, böyle elim bir hadise üstünden farklı hesaplar görmek ne ahlakidir ne insanidir. Bu başta babasını kaybeden kız çocuğuna, hayat arkadaşını kaybetmiş sevgili eşine yapılan bir zulümdür. Maktulün sevdiklerini yaralayan fevriliklerden de uzak duracağız. Faillerin hak ettikleri cezayı alması için meselenin takipçisi olacağız.

Türkiye genelinde TÜGVA’nın 310 bini aşkın üyesi var. Dindar bir nesil olarak geleceğe hazırlanmasında TÜGVA’nın konumu çok çok önemli. Sizlere elimizden ne gelirse, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, 17 bakanlık olarak elimizden gelen her türlü fedakarlığı yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.

Rusya – Ukrayna arasındaki savaşta arabulucu rolünü oynayan hangi ülke? Türkiye. Türkiye bu olaylar karşısında yıprandı mı? Tam aksine. Avrupa’da herkes tutuşmuş vaziyette acaba bu kış nasıl geçecek? Biz tüm hazırlığımızı yaptık. Milletimize doğal gazını, kömürünü her şeyini hazırlamış vaziyetteyiz.

Asgari ücret

Derdimiz daha uygun fiyatlarla vatandaşımıza bu doğal gazı nasıl ulaştıracağız, bunun gayreti içindeyiz. AK Parti iktidarı zulme rıza göstermez, zulmedilmesini asla istemez. Derdimiz şu an itibariyle Aralık ayında yapılacak olan asgari ücreti en uygun rakama çıkarmak. Allah’ın izniyle, yolsuzluğun olmadığı, yoksulluğun olamayacağı Türkiye’yi biz yaparız. Şu an itibariyle de onun hazırlığı içindeyiz.”

Paylaşın

HDP’li Vekil Habip Eksik, Polis Müdahalesinde Yaralandı

Abdullah Öcalan’ın 1998’de Suriye’den ayrılmasının yıldönümünde Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve bazı sivil toplum örgütleri tarafından, Diyarbakır, Van, İstanbul, Urfa, Mardin, İzmir, Hakkari’de yapılmak istenen yürüyüşlere polis müdahale etti.

Haber Merkezi / Hakkari Yüksekova’daki yürüyüşte HDP Iğdır Mİlletvekili Habip Eksik darp edildi. Yaralanan Eksik hastaneye kaldırıldı. Müdahalede 20 kişi de gözaltına alındı.

Özgürlükçü Hukukçular Deneği Hakkari şubesinin Sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Yüksekova’da bugün yapılması planlanan yürüyüşte çok sayıda üyemiz, parti üye ve yöneticileri darp edilerek gözaltına alındı. Vekiller de darp edildiler. Hukuksuzlukların takibini yapmak için alanda ve karakoldayız” ifadeleri yer aldı.

Van’da 55 gözaltı

İzmir’de gerçekleştirilen protesto eyleminde HDP İl Eşbaşkanları Berna Çelik ve Çınar Altan ile ismi öğrenilmeyen 1 kişi gözaltına aldı. Van’da gerçekleştirilen yürüyüş ve açıklamada aralarında HDP’li yöneticilerin de olduğu 55 kişi gözaltına alındı.

Diyarbakır’da 31 gözaltı

Diyarbakır’da HDP Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Özlem Gündüz, HDP PM üyeleri Beybün Aslan ve Raci Bilici, DBP İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun, HDP İl Eşbaşkanları Gülistan Atasoy ve Zeyat Ceylan, HDP İl Eşbaşkan Yardımcısı Mervan Yıldız, Emine İnan, Şadiye Hayme, MEBYA-DER Eşbaşkanı Meryem Soylu, Figen Ekti, Mehmet Zeki Bağcık, Halil Memiş, Mithat Altaç, Mehmet Ali Altınkaynak, Hüsnü Aslan, Mehmet Şirin Gürbüz, Mehmet Asana, Sedat Yiğit, Murat Çoban, Şirin Şehir, Mehmet Oruç, Muharrem Bulat, Meryem Yıldız ve soy isimleri öğrenilemeyen Meryem, Leyla, Hebun, Sümeyye, Beytocan, Abidin ve Vedat’ın da aralarında olduğu en az 31 kişi gözaltına alındı.

İstanbul’da 26 gözaltı

İstanbul İstiklal Caddesi, Kadıköy ve Esenyurt’ta yapılan yürüyüşlerde HDK Eşsözcüsü Esengül Demir ile Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Esra Solin Dal ve Ömer İbrahimoğlu’nun da aralarında olduğu en az 26 kişi gözaltına alındı.

Paylaşın

Dikkat Çeken Çalışma: Asgari Ücret Arttı, Alım Gücü Eridi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İşçi Sendikaları, Esnaf – Sanatkâr ve Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, asgari ücretlinin alım gücünün ne şekilde tükendiğini ortaya koyan bir çalışmaya imza attı. Ağbaba’nın çalışmasına göre, 5 bin 500 TL asgari ücret, sene başındaki 4 bin 253 TL asgari ücretin gerisinde kaldı.

AK Parti’nin kötü ekonomi yönetimi nedeniyle dar gelirli vatandaşın aç kaldığını bildiren Ağbaba, temel tüketim malzemelerinin yıl içerisindeki fiyatlarını kıyasladı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in aktardığına göre, Ağbaba, çalışmasında, “AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, enflasyonun önce yaz aylarında düşeceğini söylerken şimdi de enflasyonda kalıcı düşüşün yeni yılda gerçekleşeceğini iddia etti. Erdoğan, daha önce de ‘Yaz aylarında fiyatlar aşağı inecek’ dedi ama fiyatlar neredeyse ikiye katlandı. Haziran ayında asgari ücrete ikinci zam yapılmasına rağmen asgari ücretin alım gücü ocak ayında 4 bin 253 TL asgari ücretin kat be kat altında kaldı” dedi.

Ürün bazında karşılaştırmalara da imza atarak alım gücündeki kayıpları özetleyen Ağbaba, çalışmasını şöyle sürdürdü:

Nohutta 46 kilo kayıp

“Ekim ayında asgari ücretlinin alım gücü ocak ayına göre patateste 283 kilo, domateste 140 kilo, kuru soğanda ise 130 kilo azaldı. Ekim ayında temel bakliyat ürünlerinde alım gücü ocak ayına göre dibi gördü. Asgari ücretlinin sofrasındaki temel bakliyat ürünlerinde ocak ayına göre kaybı 182 kiloya kadar yükseldi. 4 bin 253 TL asgari ücretle ocak ayında 287 kilo pirinç alabilen asgari ücretli, ekim ayında 5 bin 500 TL asgari ücretle 161 kiloya kadar alabiliyor. Bulgurda ise 5 bin 500 TL asgari ücretin 4 bin 253 TL asgari ücrete göre kaybı 182 kilo, nohutta 46 kilo, kuru fasulyede ise 41 kilo oldu.

314 yumurta eksildi

“Ocak ayında 4 bin 253 TL asgari ücretle 2 bin 933 adet yumurta alınabilirken ekim ayında asgari ücretlinin yumurtadaki toplam alım gücü 2 bin 619 adete geriledi. Asgari ücretlinin ocak ayına göre yumurtadaki kaybı 314 adet oldu. Bir diğer temel besin maddesi olan makarnadaki kayıp ise 262 paket oldu. 4 bin 253 TL asgari ücretle ocak ayında 773 paket makarna alabilen asgari ücretli ekim ayındaki alım gücü 511 pakete geriledi.”

“Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin kendisinin dahi anlamadığı bu yepyeni ekonomi modelinin dar gelirlilere getirdiği tek şey açlık ve yoksulluk oldu. Asgari ücrete bu yıl iki kez zam yapılmasına rağmen asgari ücret, eylül ayı itibariyle 7 bin 500 TL’ye yükselen ortalama açlık sınırının 2 bin TL altında kaldı. Nebati, ‘Enflasyon gerileyecek, gıda fiyatları ucuzlayacak’ dedi ama asgari ücretlinin kaybı 10 ay öncesine göre kat be kat arttı. Bu gidişle de bu modelin getireceği tek şey açlıktan ve yoksulluktan başka bir şey olmayacaktır. Asgari ücretlinin alım gücü her geçen ay azalmaya devam edecektir.”

Paylaşın

AK Parti Kulisi: Parti Kaybederse Tayyip Bey De Kaybeder

2023 yapılacak milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça partilerdeki hareketlilikte arttı. Seçimlerle ilgili AK Parti’nin Meclis’te oy kaybı yaşayacağı ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimi kazanacağına dair çok sayıda iddia gündeme geldi.

Gazeteciler, AK Parti içinde de bu yönde değerlendirme yapan pek çok kişi olduğuna dair kulis haberleri yazdı. Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Ancak bu değerlendirmenin kesinlikle yanlış olduğunu söyleyen parti kurmayları da var.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhur İttifakı adayı olarak AK Parti ve MHP’den oy aldığına işaret eden bir parti kurmayı, “Tayyip Bey kazanacak, AK Parti Meclis’te kaybedecek, diyenler siyaset de bilmiyor, matematik de. 2018 seçimindeki AK Parti ve MHP oyları toplanınca bunu görmek mümkün. Cumhurbaşkanının oyunun AK Parti’nin üzerinde olması normal ama partisinden aldığı oy, partinin oyundan farklı değil. Bu nedenle parti kazanırsa Tayyip Bey de kazanır, parti kaybederse Tayyip Bey de kaybeder. Tartışmasız” dedi.

AK Parti’de ‘oylar 4 puan arttı’ iddiası

Kamuoyu anketleri Cumhur İttifakı’nda ciddi oy düşüşleri yaşandığına işaret ediyor. AK Parti’den de daha önce ekonomik sıkıntılarla birlikte oyların 36-37 bandına çekildiği yönünde açıklamalar geldi. Ancak parti kurmaylarına göre son aylarda ekonomideki kısmi toparlanma, ücretlerdeki artışlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası ilişkilerde attığı adımlar gibi gelişmelerle ciddi toparlanma yaşandı.

“Yazdan sonraki hava çok farklı” diyen bir parti yöneticisine göre yazın oylardaki artış 4 puanı buldu. Bu durumda yeniden yüzde 40’lara gelindiğini savunan parti kurmayına göre aralık ayıyla birlikte enflasyonun baz etkisi ile gerilemesi, ücretlerin yeniden artması gibi adımlarla bu hava AK Parti lehine daha da değişecek.

Paylaşın

İran’da Devlet Televizyonu Hacklendi: Elinizden Gençliğimizin Kanı Damlıyor

İran İslâm Cumhuriyeti himayesindeki bir devlet televizyonu, “Ali’nin Adaleti” isimli bir hacker grubu tarafından, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in konuşmasının yayınlandığı sırada hacklendi. Siber eylemde, birkaç saniye boyunca “Zen, zengedi, azadi” (Kadın, yaşam, özgürlük) sloganı duyuldu.

Hacker grubu tarafından paylaşılan görüntüler, şu cümlelerle dünya kamuoyuna duyuruldu: Rejimin yıkılışının müjdesini herkese iletebilmemiz ve mezar taşlarına isimlerini yazabilmemiz için hacklenen görüntüyü tüm dost ve tanıdıklarınızla paylaşmanızı rica ediyoruz.

Öte yandan, ekrana gelen görüntülerde Hamaney’in yüzünün hedef alındığı ve alevler içinde yanan bir fotoğrafı görüldü. “Elinizden gençliğimizin kanı damlıyor” yazan cümlenin altında görülen bir başka mesaj ise “Ayağa kalkın ve bize katılın,” oldu.

Ali Hamaney’in doğrudan hedef alındığı bu tarz protestolar İran’da çok nadir görülüyor. Ancak Mahsa Amini’nin ölümü ardından protestoların yayılması ve güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sonrası, Hamaney’e de doğrudan öfkenin yöneltildiği görülüyor. Özellikle gençler bu konuda daha “cesur” görünüyor.

Cumartesi günü düzenlenen protesto gösterileri sırasında Sanandaj’da protestoculara destek için aracından kornasına basan bir adamın vurulduğu belirtiliyor. Görüntüler sosyal medyada da paylaşıldıktan sonra devlet haber ajansı IRNA, arabasındaki bu kişinin “prostestoculara karşı olan biri tarafından vurulduğunu” duyurdu.

Bir kadının da vuulmuş halde, kanlar içinde yerde yatarken görüntüleri sosyal medyada yayıldıktan sonra öldüğü haberi duyuruldu.

Ailesi ve protestocular, “kurallara uygun giyinmedği” gerekçesiyle gözaltına alınan Amini’nin işkence gördüğü için öldüğünü söylüyor. Ancak cuma günü İran Adli Tıp kurumu, Amini’nin “beyninde yaşanan oksijen eksikliği sebebiyle çoklu organ yetmezliğinden” öldüğünü söyledi; başındaki yaraların ölümüyle ilgili olmadığını savundu.

İnsan hakları örgütleri 17 Eylül’de başlayan protestolarda bugüne kadar 150’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini söylüyor.

Üniversite ve liselerin de katıldığı eylemlerde son olarak, Tahran’daki büyük pazar da dahil olmak üzere bazı şehirlerde dükkan sahipleri dükkanlarını kapattı.

Tahran’daki pazar yerinde bazı protestocular, polisin müdahalesini engellemek için yangın çıkardı ve güvenlik güçlerinin bölgeden uzaklaşmasına yol açtı.

İki güvenlik görevlisi hayatını kaybetti

Olayların ardından İran devlet medyası, iki güvenlik görevlisinin “protestocular tarafından öldüğünü” haberleştirdi.

Basiç Haber’e göre Basiç paramiliter güçlerden bir kişi; “protestocular tarafından silahla vurularak öldürüldü.”

İran medyası, Kürdistan bölgesinin başkenti Sanadaj’da İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan bir askerin öldürüldüğünü haberleştirdi. Aynı haberlere göre, son haftalarda Devrim Muhafızları ve Basiç’ten en az 20 güvenlik görevlisi protestolarda hayatını kaybetti.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu’ndan ‘Değerli Yalnızlık’ İsyanı

GP Lideri Davutoğlu’nun, “Her bir ülke ile ilişkileri geliştirerek yalnızlaşmamak lazım.  Erdoğan şahsi dostlukları olan ülkelerle iyi, olmayanlarla kötü. Böyle bir tablo kabul edilebilir değil” sözleri üzerine, “Sizin de ‘değerli yalnızlık’ ifadeniz vardı” ifadeleri hatırlatıldı.

Davutoğlu ise, kesinlikle böyle bir ifadesi olmadığını belirterek, “Benimle ilgili o kadar çok mahalle efsanesi var ki yalanlamaktan bıktım” diye karşılık verdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlık, dışişleri bakanlığı yaptığı dönemlere dair çok sayıda eleştiri dile getiriliyor. Ancak bu eleştiriler arasında kendisine ait olmayan kimi ifadeler de bulunuyor.

Geçtiğimiz hafta yayın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile bir araya gelen Davutoğlu benzer bir durumla karşılaştı.

Davutoğlu Libya-Türkiye ilişkileri ile ilgili son gelişmeleri değerlendirirken, esnek dış politikanın önemine işaret etti, “Her bir ülke ile ilişkileri geliştirerek yalnızlaşmamak lazım. Erdoğan şahsi dostlukları olan ülkelerle iyi, olmayanlarla kötü. Böyle bir tablo kabul edilebilir değil” dedi.

Davutoğlu’nun bu sözleri üzerine bir gazeteci “Sizin de ‘değerli yalnızlık’ ifadeniz vardı” diye araya girdi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, kesinlikle böyle bir ifadesi olmadığını söyleyen Davutoğlu, “Benimle ilgili o kadar çok mahalle efsanesi var ki yalanlamaktan bıktım” diye karşılık verdi.

Davutoğlu bu sözleri söylerken toplantıya katılan diğer gazeteciler de, “değerli yalnızlık” ifadesinin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’a ait olduğunu hatırlattı.

Devlet bürokratları ile asla polemiğe girmeyeceğini kaydeden Davutoğlu ise sözlerini, “Hiçbir zaman yalnızlığı savunmadım. Değerliliği savundum ama yalnızlığı hiç savunmadım. Benim dönemimde Türkiye hiçbir zaman yalnız kalmadı” ifadeleriyle tamamladı.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Taban Kapma Yarışı Mı Başladı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü çıkışına Altılı Masanın ortaklarından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek gelirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gibi destek vermemişti.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın haberine göre, Ankara’da, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “milliyetçi-muhafazakar” tabana mesaj veren çıkışlarına İYİ Parti Lideri Akşener’in de “CHP tabanına” seslenerek cevap verdiği konuşuluyor.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun İzmir’de partisinin grup toplantısında, “Şunu da artık bilmek zorundayım; siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz?” Çıkışından sonra 6’lı masada sular durulmuyor.

6’lı masanın 2. tur görüşmelerinden sonra yaşanan gelişmeler CHP ve İYİ Parti arasındaki krizin henüz bitmediğini gösteriyor.

Kılıçdaroğlu’nun mesajları

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun önce eski ülkücülerle bir toplantı yapması ve “bozkurt Kemal” sloganları ile karşılanması, ardından şaibeli bir helikopter kazasında ölen Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu ile görüşmesi İYİ Parti kurmaylarınca dikkatle izlendi. Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü çıkışı ise iki partinin arasındaki mesafeyi su yüzüne çıkardı. Kılıçdaroğlu’nun başörtüsünü yasal zemine oturtmak için yasa teklifi vereceklerini açıkladığı videoda önünde bir tespih ve Türkçülüğün Esasları adlı kitabın bulunması İYİ Parti kurmaylarını harekete geçirdi.

İYİ Parti’nin Mesajları

İYİ Parti Lideri Akşener’in, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, Kılıçdaroğlu’nun baş örtüsü çıkışına hiç değinmeyip AK Parti’nin ekonomi ve dış politikaları ile sansür yasası olarak bilinen “dezenformasyon yasası”nı eleştirmesi “CHP tabanında baş örtüsü tartışması yaşanırken partideki laik kesime mesaj” olarak değerlendirildi. Akşener’in CHP tabanının gazetesi olarak bilinen Sözcü Gazetesi’nde baş örtüsüyle ilgile soruya “kabuk bağlayan yaraları değil kanayan yaraları konuşmasının zamanı” yanıtını vererek, ekonomik krize dikkat çekmesi de doğrudan CHP tabanına verilen bir mesaj sayıldı. İYİ Parti’nin 12 Eylül’de idam edilen ve Balgat katliamı sanığı olarak bilinen Mustafa Pehlivanoğlu’nun ölüm yıldönümünde mesaj yayınlaması da İYİ Parti’nin milliyetçi tabana mesajı olarak algılandı.

Gelecek ve Saadet desteği

Kılıçdaroğlu’nun baş örtüsü çıkışına 6’lı masanın ortaklarından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek gelirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gibi destek vermedi.

CHP’yi destekleyen bazı gazeteciler ve kanaat önderleri de Kılıçdaroğlu’nun açıklamasına tepki gösterdi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal zemin sağlamayı amaçlayan yasa teklifini, kongre sürecine giren Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun kongrede elini rahatlatmak için açıkladığı görüşü de dillendiriliyor.

Kriz nasıl başlamıştı?

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “benimle birlikte misiniz?” Çıkışından sonra adları cumhurbaşkanlığı adaylığı için tartışılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, twitter’dan açıklama yaparak Kılıçdaroğlu’nun “yanında” olduklarını bildirdi.

İYİ Parti Lideri Akşener de CHP’li İzmit Belediyesinin töreninde yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na ölene kadar şükranlık duyacağını ifade ederek “Partili Cumhurbaşkanlığı’nın yerine güçlendirilmiş parlamenter sistem adına mücadele ederek bunu konuşarak yaptığımız son seçimdir. Bu seçimi almak zorundayız” dedi.

Akşener, Habertürk Tv’de gazeteci Fatih Altaylı’ın Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki sorusunu yanıtlarken “noter görevimiz yok cumhurbaşkanı adayını 6’lı masa belirler. Kemal bey ‘adayı 6’lı masa belirleyecek’ diyerek kendisini bağladı” açıklamasında bulundu. Akşener’in, “seçilebilecek aday” vurgusu ile İmamoğlu ve Yavaş’ın adını gündeme getirmesi CHP’de rahatsızlık yarattı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Akşener ile aralarında bir kriz bulunmadığını ve Akşener’in daha önce mutabık kaldıkları konularda açıklama yaptığını belirterek, cumhurbaşkanı adayını 6’lı masanın belirleyeceği yolundaki görüşünü yineledi.

Paylaşın

MHP, 2023 Seçimlerinde Sürpriz Bekliyor!

MHP yöneticileri Sivas, Bursa, Kayseri ve Erzurum’daki mitingleri, hem anket şirketlerini hem de MHP’de büyük oy düşüşü olduğunu söyleyen gazetecileri işaret ederek “Alayına cevap oldu” sözleriyle değerlendirdi.

Mitinglere kaç kişi katıldı? MHP yöneticilerinin “emniyet kayıtları” diyerek paylaştığı verilere göre Sivas, Bursa ve Kayseri mitinglerine katılım 30 binin üzerinde olurken Erzurum’da katılım 40 bini buldu.

Kamuoyu araştırmalarında yüzde 5-6 gösterilen MHP geçtiğimiz yaz aylarında sahada atağa geçti. Yıl boyunca yapılan ilçe gezilerinin ardından yazın dört ilde “Aday Belli, Karar Net” sloganıyla bölgesel mitingler yapıldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Meclis açıldıktan sonraki ilk grup toplantısında bu mitinglerdeki katılımı “Düşmanlar çatır çatır çatladı” sözleriyle anlattı, “Anketler şunu söylemiş, bunu söylemiş, bizim için vızıltıdır” dedi.

Gazete Duvar‘da yer alan habere göre, parti yöneticileri de yaz aylarındaki mitingleri, hem anket şirketlerini hem de MHP’de büyük oy düşüşü olduğunu söyleyen gazetecileri işaret ederek “Alayına cevap oldu” sözleriyle değerlendirdi.

Peki bu kadar övünülen mitinglere kaç kişi katıldı? MHP yöneticilerinin “emniyet kayıtları” diyerek paylaştığı verilere göre Sivas, Bursa ve Kayseri mitinglerine katılım 30 binin üzerinde olurken Erzurum’da katılım 40 bini buldu.

MHP’nin baraj altı kaldığı dönem dahi yüzde 8’in altına düşmediğini söyleyen bir parti yöneticisi ‘asıl sahanın anketinin önemli olduğunu’ söylüyor.

“Bu seçim sürpriz sonuçlar ortaya çıkacak” diyen parti kurmayına göre MHP’nin şu anki gerçek oyu yüzde 13-14 civarında. “Artan oylar nereden geliyor” sorusuna yanıt ise, “HDP hariç herkesten alacağız” şeklinde.

Paylaşın

Erdoğan İle Esad’ın Görüşmesi Hangi Şartlarda Mümkün?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye yeşil ışık yakan son açıklamalarının ardından Ankara ile Şam yönetiminin ne gibi konu başlıklarını ele aldığı ve uzlaşmaya varıp varamayacağına ilişkin tartışmalar devam ederken, sürecin istihbarat görüşmelerinden çıkacak sonuca göre şekillenmesi bekleniyor.

2011’de Suriye’de başlayan iç savaşta Esad rejimiyle ipleri koparan ve Suriyeli muhalif gruplara güçlü destek veren Türkiye, jeopolitik dengelerin değişmesiyle birlikte başka ülkelerle yaptığı dış politika açılımlarının bir parçası olarak ve iç siyasi gerekçelerin de etkisiyle Şam yönetimi ile ilişkileri bir süreç içinde yeniden onarmak istiyor.

Prag’daki Avrupa Siyasi Topluluğu’nun ilk toplantısının ardından Perşembe günü düzenlenen basın toplantısında Erdoğan, bir gazetecinin “Suriye Devlet Başkanı ile bir görüşmeniz olması mümkün mü?” sorusu üzerine “Şu an itibarıyla böyle bir şey tabii söz konusu değil. Ama mümkün değildir gibi bir ifadeyi kullanmam da… alışılmış bir siyasetçi değilim. Dolayısıyla bir vakti, saati geldiğinde biz Suriye’nin Başkanı ile de görüşme yoluna gidebiliriz” yanıtını verdi.

İstihbarat görüşmelerinin sonucu bekleniyor

Gerek diplomatik gözlemcilere ve gerekse DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in ulaştığı yetkililere göre Suriye ile ilişkilere dair açılım bir süreç ve bugünden yarına tüm sorunların çözülmesini beklemek gerçekçi değil. Bu nedenle Ankara’da Şam ile ilişkilerin düzelmesinin mümkün olup olamayacağı konusunda istihbarat yetkililerinin yapmakta olduğu görüşmelerin sonucunu beklemek gerektiği görüşü hâkim.

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın son haftalarda Suriyeli mevkidaşı Ali Memluk ile çok sayıda görüşme gerçekleştirdiği de geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı.

Peki Şam yönetimi ile görüşmek Türkiye için neden önemli?

Dış Politika Uzmanı Gülru Gezer, Suriye ile Türkiye’nin 911 km’lik sınırı bulunduğunu anımsatarak, Suriye tarafına artık yerleşmiş olan PYD ve YPG unsurlarının Türkiye’nin istikrarını ciddi anlamda etkilediğini belirtiyor. Bu ilişkileri şu dönemde kritik kılan bir başka etmenin de Suriyeli mülteciler olduğunu söyleyen Gezer, şöyle konuşuyor:

“Dolayısıyla Türkiye’nin aracılarla değil doğrudan esasında Esad rejimiyle görüşmesi önemli. Bu bir tanıma anlamına da gelmez. Şimdi mesela Taliban yönetimiyle görüşülmüyor mu? Şam yönetimi ile de bu görüşmelerin olması bizim çıkarımızadır. Ülkenin istikrarı ve güvenliği açısından son derece önemli.”

Erdoğan Ağustos ayında yaptığı bir açıklamada da ılımlı bir tonda konuşmuş ve “Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok. Devletler arasında siyasi diyalog veya diplomasi kesip atılamaz” demişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Suriye ile Türk istihbarat örgütleri arasında temasların olduğunu, Türkiye’nin Suriye ile diyalog için ön şartları olmadığını söylemişti.

Suriye’nin ön koşulları

Ortadoğu Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Levant Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, Ankara ile Şam’ın pozisyonları arasında bazı ortak çıkar alanlarına rağmen halen bir karşıtlık durumu bulunduğunu ifade ederek, bunu şöyle açıklıyor:

“Suriye rejimi görüşmelerde sürekli olarak Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığını geri çekmesini ve Suriyeli muhaliflere hem siyasi hem de silahlı gruplara olan desteğini sonlandırmasını bir ön koşul olarak öne sürüyor. Türkiye ise bu sorunun siyasi çözüm masasında neticelendirilmesini ama şimdilik terörle mücadeleye yani YPG ile mücadeleye birlikte odaklanılması konusunu ön plana çıkarıyor.”

“Terör grupları ile mücadelenin” Şam rejimi için de bir öncelik olduğunu ama Ankara’nınki gibi en başta gelen öncelik olmadığını belirten Orhan, onların önceliğinin daha çok İdlib ve diğer muhaliflerin kontrol ettiği bölgelerin statüsü ve buradaki silahlı muhaliflerin silahtan arındırılması meselesi olduğunu kaydediyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad da geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklamada Suriye krizinin çözümüne ilişkin Astana Platformu kapsamında Türkiye’nin verdiği sözleri tutmasını istediklerini belirterek, “Türk tarafından Astana sürecinde anlaşmaya varılan sözleri yerine getirme konusunda daha fazla ciddiyet bekliyoruz. Şu anda önümüzdeki tek engel bu. Ancak Rus ve İranlı dostlarımızın çabalarının doğru yönde ilerlediğine inanıyoruz” demişti.

Liderler buluşması için henüz erken mi?

Erdoğan’ın bu sözleri bir süredir gündemde olan ve istihbarat yetkilileri arasında teknik düzeyde devam ettiği bilinen Suriye yönetimi ile görüşme sürecini ve belki ileri tarihte Esad ile Erdoğan’ın bir araya gelme ihtimalini yeniden gündeme getirdi. Ancak uzmanlara göre liderler düzeyinde bir görüşme için henüz erken.

Dışişleri Bakanlığı’ndaki görevi sırasında Şam’da da bulunan Gezer, iki ülkenin istihbarat birimlerinin bir süredir görüştüğünün bilindiğini belirterek, görüşmelerin gündemine dair şunları söylüyor:

“Şu noktada liderler düzeyinde bir toplantının yapılması söz konusu olamaz. Çünkü en basitinden belirli parametrelerde anlaşılması lazım. Mesela muhaliflerin sisteme entegre edilmesi, ondan sonra af çıkartılacaksa bunun nasıl olacağı. Göçmenlerin özgür iradeleriyle geri gitmeleri halinde neye maruz kalacakları, nasıl bir tabloyla karşılaşacakları. Bu gibi konuların hepsinin oturulup Esad rejimiyle konuşulması lazım.”

Gezer, şimdiye kadar Suriye’de pek çok kere af çıkartıldığını ancak bunların kapsamının sınırlı kaldığını da hatırlatıyor.

Bu arada Rusya da Ankara-Şam görüşmeleri için önemli bir etken olarak görülüyor.

Orhan, Erdoğan’ın son Esad açıklamalarını biraz da bu açıdan okumak gerektiğini belirterek, şunları söylüyor:

“Erdoğan esasında hem Rusya’ya hem de uluslararası kamuoyuna Türkiye’nin burada sorun yaratan taraf olmadığını da ve sorunun daha çok Şam rejimi kaynaklı olduğunu da gösterme niyetinde. Çünkü Rusya’nın bu konuda bir baskısı var. Türkiye’nin askeri operasyonunu engelleyip Şam ile sorunun çözülmesini istiyor ama Türkiye burada sorunun zaten Şam olduğunu ve görüşmelere daha uzak kaldığını göstermeye çalışıyor.”

Orhan, belki iki ülkenin güvenlik kurumları arasındaki görüşmeler neticesinde bazı güven artırıcı önlemlerin gündeme gelebileceğini ve bunun sonucu oluşan güven ortamıyla daha ileri adımların atılabilmesinin mümkün olabileceğini ifade ederek, Türkiye’nin bölgedeki diğer ülkelerle normalleşmelerine de bakıldığında bu süreçlerin yavaş ilerlediğine işaret ediyor. Orhan, bu nedenle belki olacaksa da ileri aşamalarda ancak dışişleri bakanları düzeyinde bir görüşmeyi daha mümkün görüyor.

Suriyelilerin eve dönüşü nasıl mümkün olacak?

Ankara’nın Şam ile arayı düzeltme gayretlerinin temelinde Rusya ile ilişkilerin rol oynaması kadar seçim öncesi Suriyeli mültecilerle ilgili bir adım atarak, seçmenlerin tepkisini azaltma isteği de yatıyor. Ancak mültecilerle ilgili sorunu çözmenin de hemen mümkün olması beklenmiyor.

Türkiye halen dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke. Afganistan ve diğer bazı ülkelerden gelen sığınmacıların yanı sıra resmi rakamlara göre şu anda Türkiye’de yaklaşık 3,7 milyon Suriyeli yaşıyor. Ancak kayıt dışı sığınmacılar nedeniyle bu sayının çok daha yüksek olduğu da belirtiliyor.

Son aylarda iç siyasette tansiyonun artmasına da neden olan sığınmacılar meselesi muhalefet tarafından gündeme getirilirken, bu nedenle iktidar da tutum değişikliğine giderek, Suriye’de güvenli bölgelere gönüllü dönüş için proje hazırlamaya başlamıştı. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı güvenli bölgede briket evler yaparak geri dönüşü hızlandırmak istiyor. Erdoğan son açıklamasında 550 bin civarında Suriyeli’nin kendi topraklarına döndüğünü belirtirken, bağımsız gözlemcilere göre bu rakamları teyit etmek bu aşamada çok mümkün değil.

ORSAM’dan Oytun Orhan, Türkiye’deki Suriyelilerin veya İdlib’deki Suriyelilerin evlerine geri dönüşü meselesinin çözümünün son derece zor olduğunu söyleyerek, şu noktaya dikkat çekiyor:

“Çünkü Esad rejiminin bu konuda çok ciddi bir samimiyet testi içerisine gireceğini, zira bu insanların evlerine dönmesinin Esad rejimi tarafından güvenlik riski olarak algılanacağını düşünüyorum. Bu noktada da Türkiye’nin beklentilerine uygun bir tavır alması çok mümkün gözükmüyor Esad rejiminin. Ve orada da bir tıkanma yaşanması çok muhtemel.”

Dış Politika Uzmanı Gülru Gezer de Suriyelilerin insan onuruna yakışır bir şekilde kendi ülkelerinde yaşayabilmeleri için bir mekanizmanın tesis edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Aslında üzerinde mutabakata varılması gereken çok husus var. Bu kolay bir süreç değil. Ama diyaloğun da bir şekilde başlaması gerekir. Çünkü Suriye’deki iç savaş kemikleşmiş bir probleme dönüşmekte ve bundan da en fazla etkilenen Türkiye” yorumu yapıyor.

Paylaşın