CPJ Açıkladı: Hapisteki Gazetecilerin Sayısı Rekora Koşuyor

2022 yılında dünya genelinde hapsedilen gazetecilerin sayısı rekor kırdı. 363 gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığı açıklandı: İran’da en az 62, Çin’de 43, Myanmar’da 42, Türkiye’de 40 ve Belarus’ta 26. 

Merkezi ABD New York’ta bulunan ifade özgürlüğü kuruluşu Gazetecileri Koruma Komitesi (Committee to Protect Journalists / CPJ) bugün yıllık bir rapor yayımladı.

Rapora göre dünya çapında hapsedilen gazetecilerin sayısı 2022’de rekor kırdı. CPJ, 1 Aralık 2022 itibarıyla 363 gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığını tespit etti. Bu geçen yıla oranla yüzde 20’lik artış ve küresel bir rekor demek.

CPJ raporda veri için “Kötüleşen medya manzarasında bir başka korkunç kilometre taşına işaret ediyor” yorumunu yaptı.

Bu yıl en çok gazeteci hapseden beş ülke sırasıyla İran, Çin, Myanmar, Türkiye ve Belarus oldu.

Türkiye’de 40 gazeteci hapis

Verilere göre İran’da en az 62, Çin’de 43, Myanmar’da 42, Türkiye’de 40 ve Belarus’ta 26 gazeteci 1 Aralık itibariyle mahpus durumda. Bu sayı Türkiye için geçen sene 18 olarak verilmişti. CPJ Türkiye’yle ilgili raporda şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yılın ikinci yarısında 25 Kürt gazetecinin tutuklanmasının ardından Türkiye’de tutuklu gazeteci sayısı 2021’de 18 iken 2022’de 40’a yükseldi. Gazeteciler PKK ile ilişkilendirilerek bir susturma çabasının sonucu olarak terör şüphesiyle hapse atıldı.

“Bu yılki sayı artışı, 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından olduğundan daha az gazeteciyi hapiste bırakmış olsa da Türkiye’nin bağımsız medyası, kapatmalar, devralmalar ve çok sayıda gazetecinin sürgüne veya meslekten atılmaya zorlanması nedeniyle büyük kayıp yaşıyor.

“Özellikle dezenformasyon yaydığı düşünülen kişiler için hapis cezalarını zorunlu kılan tartışmalı bir medya yasasını Türkiye parlamentosunun Ekim’de onaylaması göz önüne alındığında pek çok kişi son tutuklamaların gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde basın özgürlüğüne yönelik yeni bir saldırıya işaret edebileceğinden korkuyor.”

İran’da Amini protestoları sonrası rekor tutuklama

CPJ, Raporun İran’la ilgili bölümünde ülkede 62 gazetecinin hapis olduğunu belirtti. Mahsa Amini protestolarına da değinen CPJ, düzinelerce gazetecinin protestolara yönelik baskılar sırasında tutuklanan tahmini 14 bin İranlı arasında yer aldığına raporda yer verdi. Protestoların başlamasından bu yana tutuklanan 49 kişiden 22’sinin kadın olduğunu belirtti.

“Gösterilerin başlamasından sonra gözaltına alınan 21 gazeteci sayım tarihinden önce kefaletle serbest bırakılmasaydı bu sayı daha da yüksek olacaktı” dedi.

CPJ’nin İran’la ilgili verileri başka bir temayı da vurguladı: Azınlıklara yönelik devam eden baskı. İran’da Kürtler, hükümete yönelik protestolarda karşı misillemesinin yükünü çekti ve hapistekiler arasında en az dokuz Kürt gazeteci var.

Rapora göre İran’da hapis gazeteci sayısı en son tartışmalı 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerini takip eden yıllarda rekor kırmış ve 2012’de rekor 47 gazeteciyle zirve yapmıştı.

Paylaşın

Muhalefet Liderlerinden ‘Ekrem İmamoğlu’ Kararına Tepki

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na muhalefetteki siyasi parti liderlerinden tam destek geldi. 

Karar sonrası Saraçhane’deki İBB binasının önünde bir konuşma yapan İmamoğlu, yine Saraçhane’de toplanacaklarını, başta Kılıçdaroğlu olmak üzere altılı masa liderlerinin de buluşmaya destek vereceğini duyurdu. İmamoğlu, İstanbulluları da Saraçhane’ye davet etti.

İmamoğlu, “Yarın yine burada olacağız. Dertleşeceğiz. Başta CHP Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, kıymetli İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Altılı Masa’nın diğer siyasi parti liderleriyle birlikte olacağız” dedi. İmamoğlu konuşması sırasında CHP liderinin yarın Saraçhane’de olacağı konusunda birden fazla kez vurgu yaptı.

Mahkumiyet kararının açıklanmasından sonra İmamoğlu ile birlikte Saraçhane’de bir konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener İmamoğlu’na tam destek verdi.

Akşener, “Dünün korkakları nasıl kaçarak gittilerse, bugünün korkakları da kaçarak gidecekler. İradenize güvenin. Birinci turda, 2019, 31 Mart’ı hatırlayın. Ne yaptılar? Haksızlık yaptılar. Ne oldu 800 bin fark attınız. Korkunun ecele faydası yok. Bugün burada bir irade var. Bugün bu irade bir mahkeme kurdu. Bugün başkana verilen cezanın karşılığı bir mahkeme kurdu. Asıl mahkeme burası. Saraçhane’de kurulan mahkeme. Şimdi, çok korkuyorlar, yarın altı genel başkan olarak burada olacağız ve bu haksızlığın karşısında duracağız. Bu millet hiçbir zaman istibdata boyun eğmedir, ne diyoruz; kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet” dedi.

İmamoğlu’na Meral Akşener’in yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile CHP’li ve İYİ Partili milletvekilleri eşlik etti. İBB binası önüne toplanan kalabalık da uzun süre “Her şey çok güzel olacak”, “Hak, hukuk, adalet”, “Ekrem başkan” sloganları attı. Mahkeme kararının Saraçhane’de anons edilmesiyle meydan yuhalama sesleri ile doldu.

Kılıçdaroğlu video mesaj yoluyla destek verdi

Karar duruşmasının gerçekleşeceği gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Almanya’da olması ise kamuoyunun tepkisini çekti.

Kılıçdaroğlu, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda bulunarak İmamoğlu’na destek çıktı. Kılıçdaroğlu ilk paylaşımında “Beraat dışında verilecek her karar Saray talimatının ve kumpasın itirafı olacaktır” dedi. Karardan sonra yaptığı paylaşımda ise “Herkesin şunu çok iyi bilmesini isterim ki, bu ülkede artık darbeci de Saraydır, yasakçı da Saraydır! Öyle de muamele göreceklerdir” sözlerini sarf etti.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Twitter hesabından “İstanbullular belediye başkanını sandıkla göreve getirdi. Göstermelik yargı oyunlarıyla halk iradesini yok edemezsiniz” paylaşımını yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Tamer Karamollaoğlu da paylaşımında “İBB Başkanı Sn. Ekrem İmamoğlu, hakkında verilen karar vicdani ve hukuki değildir! Adalet mekanizmasını siyasetin elinde adeta bir kılıç gibi kullanan bu anlayış kaybetmeye mahkumdur! Millet iradesini görmezden gelenler dün kaybetmiştir, bugün ve yarın da kaybedecektir!” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da Saraçhane’de olacaklarını duyurdu. Uysal, “Bir hikaye başladığı yerde -Saraçhane’de- hukuk katledilerek bitiyor; Türkiye üstündeki kara örtüyü #Milliİrade ‘ye sahip çıkarak kaldıracaktır! Yarın İstanbul’da #YeterSözMilletin diye haykıracağız!!!” paylaşımını yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da İstanbul’a doğru yola çıktığını açıkladı. Davutoğlu, “Millet iradesine ipotek konulamaz Sn. Erdoğan bunu en iyi sen bilirsin. İstanbul Belediye Başkanı Sn. Ekrem İmamoğlu’na destek vermek ve onu bu göreve seçen İstanbullu seçmenin iradesine sahip çıkmak için programlarımı iptal ettim, İstanbul’a geliyorum” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’dan da İmamoğlu’na destek geldi. Sancar, “Ekrem İmamoğlu’ya verilen ceza, kayyım darbesiyle başlatılan siyasi kumpas sürecinin bir devamıdır. Kumpaslarla, yargı darbesiyle siyaseti ve ülkenin geleceğini şekillendiremeyeceksiniz! Ortak demokrasi mücadelesiyle bu dönemi kesinlikle sona erdireceğiz” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Sn İmamoğlu hakkındaki karar hukuki değil, siyasidir. Halk iradesini yansıtan seçim sonuçlarını kayyım ve yargı darbesiyle, kumpaslarla ortadan kaldırma döneminiz kesinlikle bitecektir. Halkın iradesi karşısında yenileceksiniz!” dedi.

HDP eski Eş Başkanı Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu’na verilen cezayı Erdoğan’a verilen cezaya benzetti. Demirtaş “Halkın iradesine bu kaçıncı ‘yargı’ darbesi. Bütün hukuksuzluklar er geç halkın kararına çarpıp döner. Oldu olacak, Ekrem Bey’i Pınarhisar Cezaevine de koyun ki akıbeti aynı olsun” diye yazdı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin “Saray’dan gelen talimatla verilen ve milyonlarca İstanbullu yurttaşımızın iradesini çiğneyen yargı kararı yok hükmündedir.

İstanbullu yurttaşlarımız iradesini ve hakkını korumaktan vazgeçmeyecek, Saray’ın ve onun yargısının suçlarını affetmeyecek” açıklamasını alıntılayarak, “Milyonlarca yurttaşın iradesine kimse karşı koyamaz. Ne yaparsan yap seni yeneceğiz @RTErdogan. Ülkemizi bu karanlıktan mutlaka kurtaracağız” diye tepki gösterdi.

Paylaşın

Fitch Rating’s’ten Türk Lirası İçin Uyarı

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Rating’s’ten yapılan değerlendirmede bankaların Türk Lirası cinsi müşteri mevduatı yapısındaki değişikliklerin risklerin bir kısmını hafifletebileceğini ancak Türk Lirası’nda oynaklık artarsa bu durumun geçici olabileceği işaret edildi.

Fitch Ratings, Türkiye bankalarının Türk lirası (TL) cinsi müşteri mevduatı yapısında son zamanlarda görülen değişikliklerin hükümetin hedeflediği tedbirleri yansıttığını ancak TL’deki oynaklığın tekrarlanması halinde bu durumun geçici olabileceğini açıkladı.

Dövize yönelik risklerin azalması ve finansal dolarizasyonun düşmesine rağmen, yatırımcı hareketlerinin müdahaleci ekonomi politikalarıyla şekillendiğini belirten Fitch, makroekonomik dengesizlikler ışığında bu durumun sürdürülemez olduğu uyarısında bulundu. Fitch, haftalık verilere bakıldığında kur korumalı mevduatların düştüğünü ve “diğer” mevduatların arttığını belirtti.

Fed, faiz arttırdı

Öte yandan ABD Merkez Bankası Fed, piyasaların beklediği faiz kararını açıkladı. Politika faizi, piyasa beklentilerine paralel olarak 50 baz puan artışla yüzde 4,25-4,50 aralığına yükseldi.

Fed’den yapılan açıklamada, faiz oranının artırılması kararının oy birliğiyle alındığı belirtildi. Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) maksimum istihdam ve uzun vadede yüzde 2 enflasyon elde etmeyi amaçladığı vurgulanan açıklamada, bu hedeflerin desteklenmesi için federal fon oranının yüzde 4,.25-4.50 aralığına yükseltilmesine karar verildiği bildirildi.

Böylece Fed, politika faizini 2007’den bu yana en yüksek aralığa çıkardı. Art arda dört toplantısında 75 puanlık faiz artırımına giden Fed, yılın son toplantısında faiz artış hızını yavaşlattı.

Fed Başkanı Jerome Powell ise kararın ardından yaptığı açıklamada, “Enflasyonda gerilemeye ilişkin daha net kanıtlar görmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Yüksek enflasyon karşısında martta varlık alım operasyonunu tamamlayarak faiz artışlarına başlayan Fed, mart ayı toplantısında 25 baz puan artışla 2018’den bu yana ilk kez faiz artırımına gitme kararı almıştı.

Fed, mayıs toplantısında 50 baz puan ile 2000 yılından bu yana en hızlı faiz artışını gerçekleştirmesinin ardından, haziran toplantısında 75 baz puanla 1994’ten bu yana en güçlü faiz artırımına gitmiş, temmuz, eylül ve kasım toplantılarında da politika faizini aynı oranda artırmıştı.

Son artışla birlikte Fed, faizleri mart ayından bu yana toplam 425 baz puan artırmış oldu. ABD’de enflasyon haziranda yıllık yüzde 9 ile 1981’den bu yana en yüksek seviyeyi görmesinin ardından son olarak kasım ayında yüzde 7.1’e gerilemişti.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’na Hapis Cezası Ve Siyasi Yasak Kararı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Bu karar aynı zamanda siyasi yasak anlamına da gelmekte.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, bir basın açıklamasında YSK Başkanı Sadi Güven ve kurul üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada karar verildi. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’nu 2 yıl 7 ay 15 gün hapse mahkum etti.

Reddi hakim talebine ret

İstanbul Kartal’daki Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 11.30’da başlayan duruşmaya Ekrem İmamoğlu katılmadı.

Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, 11 Kasım’daki duruşmada yaptıkları reddi hakim talebinin geri çevrildiğini hatırlatarak karara itiraz ettiklerini belirtti.

Polat dosyanın yeniden nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilerek ret konusunda karar verilmesini talep etti.

Mahkeme, Polat’ın reddi hakim talebine ilişkin diğer mahkemeler tarafından verilen kararın kesin olduğunu, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Polat daha sonra Durmuş Tezcan, Murat Önok, Hasan Sınar’ın hazırladığı bir uzman mütalaasısunduklarını belirterek bu mütalaaların değerlendirilmesini istedi. “Üç hocamızın uzman tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum” diye konuştu.

Polat ayrıca “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ‘İBB Başkanı dava konusu ifadesiyle şahsımın yani İçişleri Bakanını kastettiğini söylemiş yanı sıra hakareti bana yöneltmiş ben de kendisinden şikayetçiyim’ demiştir. Bu CD’nin çözümünü ve Soylu’nun tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum” dedi.

Ongun: YSK’ye değil Soylu’ya

Ardından Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun tanık olarak ifade verdi. Ongun olayın olduğu gün Ekrem İmamoğlu’nun yanında olduğunu belirterek “Bir toplantı esnasında çok sayıda gazeteci ‘İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamada İBB Başkanı’na ahmak dediğini’ mesaj olarak gönderdiler” diye konuştu.

Gazetecilerin bu konuda Ekrem İmamoğlu’nun Süleyman Soylu’ya yanıt vermek isteyip istemediğini sorduklarını kaydeden Ongun “Ben konuyu başkanımıza sordum. Kendisine ‘Yaptığınız konuşma nedeniyle ilgili size ahmak demiş’ dedim. O da ‘Bu çok yakışıksız bir ifade, ona yanıt verelim’ dedi. Ben gazeteci arkadaşları arayıp davet ettim. Başkanımız da verdiği yanıtta ‘Ben lafa bakarım….’ diye devam eden cümleyi kurmuştur. Ben kendisine ‘Acaba sayın bakana çok mu ağır konuştunuz’ diye sordum. O da ‘Az bile konuştum’ dedi. Seçimlerim iptal edildiği 6 Mayıs günü bile Ekrem İmamoğlu’ndan YSK üyeleri hakkında herhangi bir olumsuz söz duymadım. Bütün açıklamalar siyasi kişilere ilişkindir” diye devam etti.

Necati Özkan: Gazeteler Soylu’dan gördü

Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan da tanık olarak verdiği ifadede “İmamoğlu konuşmasında ‘Ben lafa bakarım’ diye giriş yaparak eleştiriyi kendisine (Süleyman Soylu’ya) iade etti. Ertesi gün bütün gazetelerde başlıklar ‘Ekrem İmamoğlu Süleyman Soylu’ya cevap verdi’ şeklindeydi. Basın böyle anladı, Ekrem bey böyle davrandı, bu dava nasıl oldu anlayamadık” dedi.

Soylu’nun videosu izlendi

Daha sonra duruşmada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun davaya ilişkin konuşmasının yer aldığı video izlendi.

İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, “Tam da bu nedenle Süleyman Soylu’nun dinlenmesini istiyorum. Burada manipülasyon var. Biz kendisi hakkında dava açmadık. Müvekkilimiz kamu görevlisidir, kamu görevlisine ahmak diyen şahsa karşı bu bir hakaret ise savcılığın re’sen harekete geçmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Savcı mütalaayı tekrar etti

Beyanların ardından söz alan duruşma savcısı daha önce verdiği mütalaayı tekrar etti.

İmamoğlu’nun “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme şekilde hakaret” suçundan 4 yıl 1 aya kadar hapis ile cezalandırılmasını istedi.

İmamoğlu’nun avukatları, esas hakkındaki mütalaaya ilişkin ayrıntılı savunma yapmak süre istedi.

Ancak mahkeme bundan önceki iki celsede için süre verildiğini belirterek esas hakkındaki savunmanın hazırlanması için bunun yeterli olduğunu söyledi ve süre talebini reddetti.

Ardından mahkeme son savunmalar için duruşmaya 16.00’a kadar ara verdi. 16.00’da tekrar başlayan duruşmanın ardından son mahkeme son beyanları dinledi. Ardından karar için bir ara daha verdi.

Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Ayrıca siyasi yasak anlamına gelen 53. maddenin uygulanmasına karar verildi.

Paylaşın

Gazeteci Tutuklamada Rekor Artış

RSF, 1 Aralık itibariyle 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu. RSF, 57 gazetecinin de öldürüldüğünü bildirdi. Tutuklama ve cinayetlerde artışı vurgulayan RSF, 65 medya temsilcisinin rehin, 49’unun da kayıp durumda olduğunu açıkladı.

Merkezi Fransa Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gazetecilik haklarında 2022’de ciddi gerileme yaşandığını bildirdiği basın açıklamasında, 1 Aralık itibariyle 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu.

Tutuklu dağılımına göz atıldığında, 432’sinin profesyonel gazeteci, 83’ünün profesyonel olmayan, 18’inin medya çalışanı olduğu anlaşılıyor. Toplam mahpus gazetecilerden sadece yüzde 36,4’ünün mahkum edildiği, kalan yüzde 63,6’sının yargılanmadığı da tespit edildi.

Deloire: Hapishaneleri hızla dolduruyorlar

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, 2022 Bilançosu’nun yayımlanması dolasıyla yaptığı açıklamada, “Diktatörlükler ve otoriter yönetimler, hapishanelerine gazeteci doldurmada hızlandırılmış bir süreç işletiyorlar. Gazeteci tutuklamadaki bu yeni rekor artış, bu vicdansız güçlere direnilmesine ve haber özgürlüğü, bağımsızlığı ve çoğulculuğu hedeflerini savunan herkesle aktif dayanışma içinde bulunulmasına olan yakıcı ihtiyacı teyit ediyor” dedi.

Kadın gazeteci tutukluluğu 5 yılda iki katı arttı

Açıklamada, sayısı 78 olarak tespit edilen tutuklu kadın gazetecilerle ilgili de, “RSF, 2021’e göre yüzde 30 artış yaşanan kadın gazeteci tutukluluğunda hiçbir zaman bu kadar yüksek bir rakama ulaşmamıştı” denildi. Beş yıl önce, tutuklamada kadın haberci oranı yüzde 7 iken, 2022 yılında bu oran yüzde 15’i aştı.

Dünyanın en büyük hapishanesi olarak tespit edilen, sansürün vahim boyutlara ulaştığı Çin’de, yolsuzluğu, sanayinin yol açtığı kirliliği ve kadınlara yönelik tacizi haberleştiren bağımsız gazeteci Huang Xueqin mahpus 110 gazeteciden biri olarak tanıtıldı. Şubat 2021’de darbeyle gazeteciliğin düpedüz yasaklandığı bir sürece giren Myanmar’da, 62 gazeteci hapishanede gün öldürüyor. İran İslam Cumhuriyeti, kitlesel eylemlerin patlak vermesinden bir ay sonra, tutuklu 47 gazeteci ile, dünyada en çok gazeteci tutuklayan üçüncü ülkesi oldu. Örneğin, hapishanedeki Nilufar Hamedi ve Elahe Mohammedi, Kürt kadın Mahsa Amini’nin ölümüne dikkat çektikleri için ölüm cezasıyla karşı karşıya bulunuyor. En çok tutuklayanlar olarak bu üç ülkeyi, Vietnam (39), Belarus (31) izliyor.

Türkiye’den Alagas örnek

Bilanço bildirisinde Türkiye’ye dair, üç kadın gazeteci ve bir kadın medya çalışanının, medyaları ve prodüksiyon şirketleri PKK’ye yakınlığıyla suçlanması sonucu, Haziran’da tutuklanmasına da değinildi; örnek olarak, 2019 yılında “terör örgütü propagandası” iddiasıyla suçlanan Jin News sitesi haber müdürü Safiye Alagas da verildi.

Cinayetlerde Meksika, Haiti ve Brezilya başta

24 Şubat’ta başlayan Ukrayna’daki savaşı haberleştirirken sekiz gazeteci altı aylık bir dönemde öldürüldü. Bunlar içerisinde, 13 Mart’ta Rus askerlerince infaz edilen Ukraynalı foto-muhabir Marks Levin ve sivillerin tahliyesini izlerken top atışı sonucu şarapnelin isabet ettiği Fransa merkezli BFM TV kanalı muhabiri Frédéric Leclerc-Imhoff da vardı. Bu yıl öldürülen toplam 57 gazeteciden 11’i Meksika’da, 6’sı Haiti’de, 3’ü de Brezilya’da can verdi.

Bilançoda dikkat çeken diğer bir veri de, 20 aydır Mali’de El Kaide’ye yakın bir grubun elinde bulunan Fransız gazeteci Olivier Dubois dahil 65 haberci ve medya çalışanının dünyada rehin durumda olması.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kripto Para Piyasasını Karıştırabilecek İddia: Kara Para Aklama Suçlaması

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, adını açıklanmadığı 4 kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD’li savcıların, kripto para borsası Binance’e ve borsanın CEO’su Changpeng Zhao’ya (CZ) kara para akladığı gerekçesiyle yasal suçlama yöneltebileceğini öne sürdü.

Reuters’ın haberine göre, Adalet Bakanlığı, Binance’in avukatlarıyla olası bir ikrar anlaşmasını da tartışıyor. ABD hukukunda sanığa suçunu kabul etmesi karşılığında ceza indirimleri veya imtiyazlar sunulmasına ikrar anlaşması (plea deal) adı veriliyor.

Haber ajansına konuşan 4 kişi, konuyla ilgili soruşturmanın aslında 2018’de başladığını söyledi. Buna göre Binance’in ABD’nin kara para aklamayı önlemeye yönelik yasa ve yaptırımlarına uyup uymadığı araştırılıyor.

Davaya dahil olan bazı federal savcıların, soruşturmada şimdiye dek toplanan kanıtların şirkete ve CZ de dahil olmak üzere bazı üst düzey yöneticilere karşı suç duyurusunda bulunmak için yeterli olduğu kanaatinde.

Ancak haber ajansına konuşan kaynaklar, bazı savcıların bu görüşe katılmadığını ileri sürdü. Buna göre söz konusu savcılar, daha fazla kanıt bulmak için zamana ihtiyaç olduğunu savunuyor.

Hukuk firması Gibson Dunn’da görev alan ve Binance’i temsil eden savunma avukatlarının, son dönemde Adalet Bakanlığı yetkilileriyle bir dizi toplantı yaptığı bildirildi.

Avukatların sunduğu argümanlar arasında “kovuşturmanın, halihazırda gerileme içindeki kripto pazarını mahvedebileceği” de yer aldı. Söz konusu toplantılarda olası ikrar anlaşmalarının da gündeme getirildiği iddia edildi.

Adalet Bakanlığı yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı. Binance temsilcileri ise Reuters’ın yorum talebine şu yanıtı verdi: Adalet Bakanlığı’nın iç işleyişine dair herhangi bir içgörüye sahip değiliz ve bilseydik de yorum yapmamız uygun olmazdı.

Şirketin blogunda yayımlanan, Reuters’a yanıt niteliğindeki yazıda da, “Binance, Kasım 2021’den bu yana 47 binden fazla kolluk kuvveti talebine ortalama üç günlük bir yanıt süresiyle yanıt verdi” ifadeleri yer aldı: Bu süre, bazen aylar sürebilen ve bu noktada paranın çoktan gitmiş olduğu geleneksel finans kurumlarının yanıt süresinden çok daha hızlı.

“Oyun” bitecek mi?

Kullanıcıların yoğun para çekme talepleri karşısında likidite krizine giren, dünyanın en büyük ikinci kripto borsası FTX’in çöküşü, halihazırda piyasaları derinden sarsmıştı.

Şirketin 11 Kasım’da iflas başvurusunda bulunmasının ardından bir hafta içinde küresel kripto piyasasından kabaca 200 milyar dolar silinmişti.

Piyasa değerinin kabaca 4’te bir oranında küçülerek 400 milyar dolardan yaklaşık 300 milyar dolara gerileyen Bitcoin, toplam değer bazında en ağır kayıpları yaşayan kripto para birimi olmuştu.

Öte yandan Binance’in başkanı Changpeng Zhao (CZ), şirketin bilançosunun istikrarlı olduğunda ısrar etmişti.

CZ ayrıca, likidite kriziyle karşı karşıya kalan borsaları destekleme amacıyla “sektör çapında bir kurtarma fonu” oluşturduklarını duyurmuştu.

Dogecoin’in (DOGE) yaratıcılarından Billy Markus ise kripto paralara dair en kötü senaryo tahminine Binance’i de dahil etmişti.

Markus, geçen ay Twitter hesabından paylaştığı ve kısa süre sonra sildiği gönderide Binance’in veya stabilcoin ihraççısı Tether’in olası çöküşünün, tüm sektörü ciddi biçimde istikrarsızlaştıracağını yazmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

DİSK-AR Açıkladı: Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 7,6 Milyon

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine dayanarak yaptığı araştırmaya göre geniş tanımlı işsiz sayısı 7 milyon 608 bin kişi.

Haber Merkezi / TÜİK ekim ayına ilişkin işgücü istatistiklerini bugün yayımladı. Buna göre 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı eylül ayına oranla 57 bin kişi artarak 3 milyon 534 bin kişi oldu. TÜİK’in işgücü istatistiklerini yayımlamasının ardından DİSK-AR’da Ekim 2022 İşsizlik ve İstihdamın Görünümü raporunu yayımladı.

Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 10,2 olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranının (âtıl işgücü) ise yüzde 20,3 seviyesinde olduğu kaydedildi.

İŞKUR’un Ekim 2022 verilerine göre bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 402 binde kaldı. Ekim 2022’de işsizliklerin sadece yüzde 11’i işsizlik sigortası alabildi.

Ekim 2022 HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 28,6 ile genç kadın (15-24 yaş) işsizliği oldu. İkinci yüksek işsizlik kategorisi yüzde 27 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu.

Öte yandan, işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamadı.

Rapordan özet bulgular şöyle:

  • Geniş tanımlı işsiz sayısı pandemi öncesine göre 1,2 milyon arttı.
  • Dar tanımlı işsizlik de artıyor.
  • Resmi işsizlerin yüzde 90’ı işsizlik ödeneği alamıyor.
  • Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 20,3.
  • Geniş ve dar tanımlı işsizlik arasındaki farkı 10,1 puan.
  • Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 27,6.
  • Genç kadın işsizliği yüzde 28.

TÜİK’in Ekim 2022 verilerine göre, işsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 10,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,6 iken kadınlarda yüzde 13,3 olarak tahmin edildi.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı (geniş tanımlık işsizlik) bir önceki aya göre değişim göstermedi ve yüzde 20,3’te sabit kaldı.

Paylaşın

25 Vekile Ait 34 Dokunulmazlık Fezlekesi Meclis’te

Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın da bulunduğu 25 milletvekilina ait toplamda 34 dokunulmazlık dosyası TBMM’de.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 25 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

DBP Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik, HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP Van Milletvekili Sezai Temelli,

HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca, HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, HDP Mardin Milletvekili Ebru Günay, HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık.

Ayrıca, Saliha Aydeniz ve Gülistan Kılıç Koçyiğit hakkında 3’er; Feleknas Uca, Berdan Öztürk, Alican Önlü, Murat Çepni ve Ayşe Acar Başaran hakkında 2’şer dosya bulunduğu aktarıldı.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

İran’da Gençlik Gruplarından Rejime Karşı Birlik Çağrısı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar sürerken, 30 gençlik grubu, ortak bir manifesto yayımlayarak “İran Mahalleleri Gençlik Birliği” çatısı altında birleştiklerini duyurdu.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, Twitter ve Telegram hesaplarından duyurulan 43 maddelik manifestonun girişinde şu ifadeler yer aldı: Devrim şehitlerinin saf kanı üzerine yemin ederiz ki zalimler devrilene ve bu talepler yerine getirilene kadar durmayacağız.

Manifestonun ilk maddesinde, İranlı şair Sadi Şirazi’nin (1210-1292) New York’taki Birleşmiş Milletler binasının salonlarından birinin duvarında da yazılı olan, Gülistan eserinden “Benî Âdem” şiirine yer verildi.

Kanun karşısında bütün vatandaşların eşitliği, kadın ve erkeklerin tamamen aynı haklara sahip olduğu, inanç ve din özgürlüğünün sağlanacağı, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün garanti altına alınacağı vurgulanan manifestonun 22. maddesinde, siyasi partilerin ülkenin bütünlüğüne, temel insan haklarına, şeffaflığa ve demokrasiye bağlı kalmak kaydıyla özgürce faaliyet yürüteceği kaydedildi.

Manifestonun dış politikayla ilgili bölümünde, İran’ın ulusal çıkarlarının ve dünya barışının korunmasının “iç işlerine karışmama” ilkesiyle birlikte esas alınacağı belirtilirken, insan haklarına ve kadınlara yönelik ayrımcılığın önlenmesine ilişkin uluslararası anlaşma ve sözleşmelere bağlı olunacağı vurgulandı.

Manifestoda ayrıca eğitim, sağlık, sosyal yardımlar ve çevre konularına da değinildi.

Diğer yandan, ekim ortasında açılan ve 208 bine yakın takipçisi olan “Tahran Mahalleleri Gençliği” Twitter hesabından yurtdışındaki İranlı muhaliflere, ortak cephe kurarak İran halkının sesini uluslararası platformlarda duyurmaları için çağrı yapıldı:

Bazı ideolojik farklılıklara rağmen birlikte örgütlenerek tek bir amaca odaklanmaya karar verdik: dayanışma ve birlik halinde bu çocuk katili rejimi devirmek. Ülke içindeki devrimciler uzun süredir haber bekliyor ve bunun ertelenmesi mücadele edenlerin umudunu kırabilir… Ülke dışındaki yurtsever ve özgürlükçü gruplar bu topraklardaki halkın kahramanca hareketiyle birlik halinde bir koalisyon oluşturamazlarsa hür dünyanın diğer uluslarıyla görüşmelerde bizi kim temsil edecek?

Sosyal medyada bu ay başında kimin İran’ın yeni temsilcisi olabileceğiyle ilgili yapılan oylamalarda, siyasi tutuklular Hüseyin Ronahi ve Fatma Sepheri’yle gösterileri destekleyen ünlü futbolcular Ali Deyi ve Ali Kerimi, 1979’da devrilen Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin ABD’de yaşayan oğlu Rıza Pehlevi ve İran kökenli ABD’li gazeteci Masih Alinejad gibi isimler öne çıkmıştı.

İran’da bir dönem etkili olan Reformcu Cephe’den siyasetçi Ali Şekurirad, 29 Kasım’da gençlerin artık seçimler veya reformlarla değişime inanmadığını vurgulamıştı: Halk, reformculuk sürecinden geçti ve hiçbir sonuç elde edemedi. Artık reformcuları arkalarında bıraktılar.

Eylül ortasında Tahran’da 22 yaşındaki Mahsa Emini’nin örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınıp ölümüyle başlayan protestolar, yurtdışı merkezli insan hakları örgütlerine göre, “Jin, jiyan, azadi!” (Kadın, yaşam, özgürlük!) sloganıyla 31 eyaletin tamamındaki yaklaşık 150 şehre ve 140 üniversiteye yayılmıştı.

Norveç ve ABD merkezli İranlı aktivistlere göre, gösterilerde en az 450 kişi öldü, 18 bin kişi gözaltına alındı ve binden fazla kişiye dava açıldı. Ölüm cezasına çarptırılan 11 kişiden ikisi son bir hafta içinde idam edildi.

Paylaşın

11 Ayda Bin 638 İşçi, İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

Kasım ayında en az 127 işçi, iş kazalarında yaşamını yitirirken, hayatını kaybeden işçilerden 7’si çocuktu. 2022 yılının ilk on bir ayında ise en az bin 658 işçi hayatını kaybetti. Bu, her gün en az 5 işçinin çalışırken yaşamını yitirdiği anlamına geliyor.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Kasım ayı iş cinayetleri raporunu açıkladı. İSİG, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

İSİG’in raporuna göre, kasım ayında en az 127 işçi, iş kazalarında yaşamını yitirirken, hayatını kaybeden işçilerden 7’si çocuktu. Rapora göre, yılın ilk 11 ayında iş cinayetlerinde 61’i çocuk olmak üzere en az 1638 işçi hayatını kaybetti. İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin 94’ü kadın, 1564’ü erkekti.

İSİG’in yayınladığı raporda şu tespitlere yer verildi:

İş cinayetlerinin yoğunlaştığı üç işkolu bulunuyor. Güvencesiz çalışmanın hakim olduğu inşaat, tarım ve taşımacılık. Uzun çalışma saatleri, yoğun çalışma, sigortasız çalışma ve her türlü kuralsızlığın hakim olduğu bu işkollarında sendikal örgütlenme yok gibi ya da zayıf ve belli mesleklerde öbekleniyor. Bu yıl moto kurye ölümleri de bu nedenlerden dolayı ölümlerin arttığı bir meslek olarak raporlarımızda öne çıkıyor. Şu ana kadar 50 moto kurye iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan sanayi işkollarındaki ölümler ilk dört sırada olmasa da sanayinin çok farklı işkollarında (maden, metal, enerji, tekstil, kimya, gıda vd.) olduğu gerçeğinin altını çizmek gerekiyor. Aslında bu işkollarının toplamını aldığımızda “sektörel olarak en fazla ölüm sanayide” meydana geliyor.

İş cinayetlerinin bir numaralı nedeni trafik, servis kazaları. Ancak bu ölümler iş cinayeti olarak değil trafik kazası olarak görülüyor. Oysa tır, kamyon, otobüs, servis minibüsü, taksi şoförleri uzun çalışma saatlerinde ve neredeyse dönüşümsüz çalışmaktalar. Diğer yandan araçların yeterli bakımı yapılmıyor ve eski araçlar kullanılıyor, yol aydınlatması veya düzenlemelerinde sorunlar var vb. Şoför ölümleri bir iş cinayetidir, yine servislerde birçok işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmektedir. Ayrıca trafik kazaları birçok yurttaşında ölümüne neden olduğu için bir halk sağlığı sorunudur.

Bu yılın ilk on bir ayında 61 çocuk işçi hayatını kaybetmiş durumda. Dikkat çeken iki husus var. Birincisi “14 yaş ve altında çalışırken ölen çocukların sayısı arttı.” İkinci olarak ölümlerin merkezinde her yıl olduğu gibi tarım yer alırken “MESEM projeleriyle gündeme gelen stajyer/çırak ölümlerinde de artış” gözüküyor. Diğer yandan EYT tartışmalarının gündemde olduğu bir süreçte 51 yaş ve üzerinde 435 emekçi ölümünü kaydetmiş olduğumuz gerçeğinin altını çizmek istiyoruz.

Sayısı giderek artan göçmen işçilerin iş cinayeti sonucu ölümleri de artıyor. Bu yıl 84 göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin yüzde 67’si ise Suriyeli ve Afganistanlı. Bu durum Türkiye’de “göçmen işçiliğin mültecilik temelinde hayata geçtiği” gerçeğini ortaya koyuyor. Göçmen işçi ölümlerinin bir kısmında kimlik bilgilerine bile ulaşamıyoruz. Yine birçok göçmen işçinin kayıtsız oldukları için iş cinayetlerinin saklandığını da unutmamak gerekli.

İş cinayetlerinde ölen işçilerin 89’u sendikalı (Bu işçilerin 42’si Bartın Amasra’daki maden patlamasında hayatını kaybetti). Bir yandan tüm iş cinayetlerinde ölen işçilerin yüzde 5’i sendikalıdır tespitiyle “sendikalı olmak iş cinayetlerini önler” diyebiliriz. Diğer yandan Amasra örneğini de değerlendirince “sadece sendikalı olmak yetmez örgütlü de olmak gerekir” demek lazım. Zira iş cinayetlerini işçi örgütlülüğü, denetimi önler; sendikaya üye olmak ve toplu sözleşme imzalamak, Soma’da olduğu gibi Amasra’da da bu örgütlülüğün ve denetimin hayata geçirilmediğini göstermiştir.

İş cinayetleri esas olarak sanayileşmiş büyükşehirlerde yoğunlaşıyor. Diğer yandan tarımsal bölgelere ve her şehirdeki inşaat faaliyetlerine dikkat çekmek gerekiyor. Yine Anadolu şehirlerinin neredeyse tamamına yayılan OSGB gerçekliği var. On bir ayda iş cinayeti tespit edemediğimiz tek şehir ise Bitlis.

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına baktığımızda 1440 ücretli (işçi ve memur) ve 218 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 87’sini ücretliler yüzde 13’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor…

İş kollarına göre iş cinayetleri

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 338 işçi; Tarım, Orman işkolunda 327 emekçi (166 işçi ve 161 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 194 işçi; Madencilik işkolunda 100 işçi; Metal işkolunda 92 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 87 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 86 emekçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 81 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 58 işçi; Enerji işkolunda 48 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 39 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 32 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 29 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 29 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 20 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 19 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 14 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 7 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 3 işçi; İletişim işkolunda 2 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 53 işçi hayatını kaybetti…

Nedenlerine göre iş cinayetleri

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 376 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 309 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 260 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 179 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 92 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 76 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 71 işçi; Şiddet nedeniyle 65 işçi; İntihar nedeniyle 62 işçi; Covid-19 nedeniyle 45 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 22 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 13 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 88 işçi hayatını kaybetti…

Yaş gruplarına göre iş cinayetleri

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 26 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 35 çocuk/genç işçi, 18-27 yaş arası 275 işçi, 28-50 yaş arası 791 işçi, 51-64 yaş arası 342 işçi, 65 yaş ve üstü 93 işçi, yaşını bilmediğimiz 96 işçi hayatını kaybetti…

2022 yılının ilk on bir ayında 84 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin geldikleri ülkelere bakarsak: 39 işçi Suriyeli; 18 işçi Afganistanlı; 7 işçi Türkmenistanlı, 4 işçi Özbekistanlı; 3’er işçi İranlı ve Rusyalı; 1’er işçi Azerbaycan, Belaruslu, Endonezyalı, Iraklı, Kuveytli, Nijeryalı, Pakistanlı, Sırbistanlı, Ukraynalı ve Yunanistanlı…

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinde ölenlerin 89’u (yüzde 5,36) sendikalı işçi, 1569’u ise (yüzde 94,64) sendikasız. Sendikalı işçiler madencilik, metal, belediye, kimya, enerji, sağlık, taşımacılık, tarım, iletişim, eğitim, tersane ve güvenlik işkollarında çalışıyordu.

Paylaşın