Cari Açık Dört Yılın Zirvesinde: 43,5 Milyar Dolar

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan veriler iktidarı yalanlıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, ekimde cari işlemler hesabı 359 milyon dolar açık verdi.

Ocak-ekim döneminde cari işlemler açığı 38 milyar 176 milyon dolar oldu. Son 12 aylık cari işlemler açığı da 43 milyar 454 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ekimde 8 milyar 643 milyon dolar, ocak-ekim döneminde 43 milyar 41 milyon dolar fazla verdi.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ekimde 6 milyar 463 milyon dolar olurken, hizmetler dengesi kaynaklı girişler 6 milyar 702 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 5 milyar 184 milyon dolar oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi ekimde 652 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 54 milyon dolar net giriş kaydetti.

Öte yandan, eylül ayına ilişkin cari işlemler açığı 2 milyar 966 milyon dolardan 2 milyar 883 milyon dolara revize edildi.

İhracat birim değer endeksi düşüşte

Ayrıca Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), Dış Ticaret Endeksleri Ekim 2022 verilerine göre, ihracat birim değer endeksi ekimde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 1,8 yükseldi. Endeks, Ekim 2021’e kıyasla gıda, içecek ve tütünde yüzde 9, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 3,9, yakıtlarda yüzde 34,2 artarken, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 0,8 düşüş gösterdi.

İthalat birim değer endeksi ekimde yıllık bazda yüzde 8,3 arttı. Endeks geçen yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 4,7 ve yakıtlarda yüzde 35,6 artarken, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 0,2 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 2,1 azaldı.

İhracat miktar endeksi

İhracat miktar endeksi ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,1 arttı. Endeks geçen yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,2 azalırken, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 18,5, yakıtlarda yüzde 29,5 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 0,1 arttı.

İthalat miktar endeksi ekimde yıllık bazda yüzde 21,3 yükseldi. Endeks bu dönemde gıda, içecek ve tütünde yüzde 9, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 18,5, yakıtlarda yüzde 1,3 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 15,2 artış kaydetti.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış veriler

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre eylül ayında 156,2 olan ihracat miktar endeksi yüzde 2,8 azalarak 151,8 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise Ekim 2021’de 160,7 olan ihracat miktar endeksi yüzde 1,1 artarak 162,5 oldu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; eylül ayında 116,2 olan ithalat miktar endeksi yüzde 4,5 artarak 121,4 olarak gerçekleşti. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise Ekim 2021’de 95,9 olan ithalat miktar endeksi yüzde 21,3 artarak 116,3 olarak kayıtlara geçti.

İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve Ekim 2021’de 79,2 olarak elde edilen dış ticaret haddi, 4,8 puan azalışla ekim ayında 74,4 oldu.

Paylaşın

Otomotiv Sektörünün Umudu ‘Seçim Ekonomisi’

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, otomotiv sanayisinin sürdürülebilirliği açısından gelecek yıl iç pazarın her zamankinden daha önemli olacağını vurgulayarak, “Küresel ticaret ortamında etki alanımız dışında olan birçok konu var” dedi ve ekledi:

“Küresel raporlar önümüzdeki birkaç yılın da zorlu olacağını öngörüyor. Burada önemli gördüğümüz husus, kendi etki alanımızda olan ülkemizin ekonomi ve dış ticaret politikalarının sanayi faaliyetlerini koruyacak yapıda şekillendirilmesi. Bu dönemi en iyi şekilde geçirmemiz için iç pazarın potansiyelini ortaya çıkaracak ortamın sağlanması önemli.”

Otomotivciler, küresel ekonomideki yavaşlama ve yüksek enflasyon nedeniyle 2022’yi, yılın başında belirledikleri üretim ve ihracat hedeflerinin gerisinde kapatmaya hazırlanırken, 2023’ün belirsizliklerle dolu, çok daha zor bir yıl olacağını öngörüyor. En büyük ihracat pazarlarındaki daralma nedeniyle gelecek yıl iç pazarın her zamankinden daha önemli olacağını vurgulayan sektör temsilcileri, satışları artıracak tek olumlu sinyali ise seçime kadar süreceği öngörülen parasal genişleme politikasında görüyor. Bu dönemde açılacak kredi musluklarının talebi kısmen artırması bekliyor.

Ekonomim.com’da Aysel Yücel’in haberinde görüşlerine yer verilen Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, savaşın gölgesinde geçen 2022’nin, en önemli ihraç pazarı olan Avrupa’da ve küresel seviyede etki yaratan birçok zorlu etkiyi eş zamanlı yaşattığı bir yıl olduğunu hatırlatarak, “Küresel tedarik zinciri sorunları, dünya genelinde artış gösteren enflasyon ve savaş sebebiyle daha da çetinleşen ticaret ortamı nedeniyle 2023, öngörülmesi zor, belirsizliklerle dolu bir yıl olacak” dedi.

Cengiz Eroldu, otomotiv sanayisinin sürdürülebilirliği açısından gelecek yıl iç pazarın her zamankinden daha önemli olacağını vurgulayarak, “Küresel ticaret ortamında etki alanımız dışında olan birçok konu var. Küresel raporlar önümüzdeki birkaç yılın da zorlu olacağını öngörüyor. Burada önemli gördüğümüz husus, kendi etki alanımızda olan ülkemizin ekonomi ve dış ticaret politikalarının sanayi faaliyetlerini koruyacak yapıda şekillendirilmesi. Bu dönemi en iyi şekilde geçirmemiz için iç pazarın potansiyelini ortaya çıkaracak ortamın sağlanması önemli” açıklamasını yaptı.

İç pazarı bekleyen riskler

2022 yılında, enflasyonist baskı ve artan fiyatların yanı sıra otomotiv satışlarını frenleyen en önemli etkenlerden biri; krediye erişimde yaşanan zorluklar oldu.

Hükümetin parasal sıkılaşma politikası kapsamında otomotivde krediye erişim hiç olmadığı kadar zorlaştı. Kredi başvurularında ret oranlarında rekor atışlar oldu. Sektörün 2023 yılı içinse neredeyse tek umutlu olduğu konu bu. Birçok otomotiv sektör yetkilisi özellikle 2023’ün ilk yarısında seçime kadar genişlemeci para politikası uygulanacağını ve kredi musluklarının açılacağını öngörüyor.

Seçim sonrasına denk gelen ikinci yarıdan umudunu kesen markalar, gelecek yılı daha az kayıpla atlatmak için üretimden tedarike, pazarlama bütçesinden yatırıma kadar ilk yarıya odaklanacak. Diğer yandan, Türkiye’de faaliyet gösteren bazı uluslararası otomotiv tedarikçileri de seçimin ardından yılın ikinci yarısında oluşacak belirsizlik ortamı ve parasal sıkılaşma nedeniyle global merkezlerinden daha az pazarlama ve yatırım bütçesi alabilecekleri endişesiyle bu konuda önceliği ilk çeyreğe vermiş durumda.

‘Fiyatlar yükselme eğiliminde olacak’

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Derneği Başkanı Ali Haydar Bozkurt, gelecek yıl enflasyonist baskı ve maliyet artışlarının talebi baskılamaya devam edeceğini öngörürken, seçim öncesinde krediye erişim konusunda bir rahatlama beklediklerini ifade etti.

2022’de, üretim maliyetlerindeki artış ve kurdaki hareketlilik nedeniyle fiyatlar önceki yıla oranla yüzde 70’in üzerinde yükselmişti. ODMD Derneği Başkanı Ali Haydar Bozkurt, “Dünya genelinde bir enflasyon var. Bu enflasyon enerji başta olmak üzere maliyetlere yansıyor. Dolayısıyla bir süredir üretici firmalar otomobillere Euro bazlı zam yapıyor. Şu anki seyir devam ederse bize gelen otomobillerin fiyatı döviz bazında artmaya devam edecek gibi görünüyor. Euro kuru da bu dönmede artmaya devam ederse o zaman yukarıya doğru meyilli fiyatların daha da yükseleceği yönünde endişemiz var” dedi.

Bozkurt, Türkiye’de vergi yükünden dolayı fiyatların çarpan etkisi ile küreselden daha hızlı yükseldiğine dikkat çekti. Bozkurt, Türkiye’de otomobil fiyatlarının düşmesinin ancak vergilerde bir düzenleme yapılması, döviz kurunun aşağı inmesi ve enflasyonun düşmesi ile mümkün olabileceğini vurgulayarak, “Bu konulardaki gelişmeler biraz aleyhimize işliyor. Fiyatların artış eğiliminde olması daha yüksek bir ihtimal” dedi.

Araç bulunurluk sorunu sürecek

Ali Haydar Bozkurt, 2022 yılında yaklaşık iki yıldır devam eden çip krizinin üzerine bir de hammadde sorunları eklendiğini hatırlatarak, “Bazı hammaddelerde sorun devam ediyor. Çip krizi ile ilgili bazı ilave yatırımlar var ama bunlar tam devreye girmiş değil. 2023’te de şu anda yaşadığımız çip ve hammaddede sorunlarının devam edeceği görünüyor. 2023’te de bulunurluk sorunu devam edecek gibi duruyor” dedi.

Otomotiv sektörü, Ocak 2022’de yılsonu için belirlenen üretim ve ihracat hedeflerini, çip krizinde negatif ayrışmanın son bulmasıyla mayıs ayında bir miktar yukarı yönlü revize etmişti. Daha sonra AB’deki resesyon beklentisi nedeniyle yılsonundaki hedefler yeniden ocak ayındaki rakamlara çekildi.

Ocak ayındaki 1,04 – 1,10 milyon adet ihracat ve 1,38 – 1,47 milyon adet üretim öngörüsü vardı. OSD Başkanı Cengiz Eroldu, “Bugün itibariyle baktığımızda yılı kabaca 1 milyon adet ihracat ve 1,36 milyon adet üretim ile kapatmayı öngörüyoruz” dedi.

İhracatta 11 ayda parite kaynaklı 2.4 milyar dolar kayıp yaşayan sektör, 33 milyar dolar ihracat hedefini tutturamayacak. En iyi senaryoda yılsonunda 30.6 milyar dolar ihracat bekleniyor. Bu rakamı şimdiden yakalayan kimya sektörü 17 yıl sonra ilk kez otomotivi ihracat tahtından edecek.

Sektör, 2023 ihracat ve üretim hedeflerini henüz belirlemedi. Bu hedefler ocak ayında küresel piyasalardaki raporlara göre şekillenecek. İç pazarda 2022’nin ilk 11 ayında satışlar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,0 oranında azalarak 668 bin 63 adet olarak gerçekleşmişti.

Araç tedarikinin kısmen arttığı aralık ayında 100 bin ila 116 bin adet arasında satış olacağı öngörülüyor. Geçen yıl 737 bin 350 adet otomobil ve hafif ticari araç satışı öngörülmüştü. Sektör temsilcileri, vergi sisteminde (ÖTV) sürpriz bir değişiklik olmadığı takdirde gelecek yıl da 2022’ye paralel satış öngörüyor.

Paylaşın

Başörtüsü İçin Anayasa Değişikliği Teklifi: Muhalefet Ortak Tutum Arayışında

Cumhur İttifakı ortakları AK Parti, MHP ve BBP, başörtüsü ile ilgili anayasa değişikliği teklifini 336 milletvekilinin imzasıyla, geçen cuma günü TBMM Başkanlığı’na sunmuştu. Muhalefet partilerinin öneri ile ilgili nasıl bir tutum alacakları merak ediliyor.

CHP’nin bugün yapacağı Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında konu ve sunulan teklif tüm detayları ile siyasi ve hukuki açılardan masaya yatırılacak. İYİ Parti’nin de yine bugün yapacağı Genel İdare Kurulu toplantısında konunun ele alınması bekleniyor.

Teklife ilişkin Meclis’te geniş bir grubu bulunan HDP’nin nasıl tavır alacağı da önemli olacak. HDP şimdiye kadar yaptığı açıklamalarda inanç özgürlüğünün sadece başörtüsü ile ilgili alınmasından rahatsız olduğunu belirterek, AK Parti’nin hamlesinin seçime yönelik olduğunu kaydetmişti.

AK Parti’nin başörtüsü ile ilgili anayasa değişikliğini TBMM’ye sunmasının ardından muhalefetin nasıl bir tavır alacağına ilişkin parti içi toplantılar devam ederken önümüzdeki günlerde Altılı Masa üyelerinin konuyu istişare için çeşitli görüşmeler yapabileceği belirtiliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü ile ilgili yasa değişikliği teklifi önerisini getirmesinin ardından iktidarın gündeme getirdiği “başörtüsüne anayasal güvence ve ailenin korunması” ile ilgili anayasa değişikliği önerisi, Cumhur İttifakı ortakları MHP ve BBP ile birlikte 336 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na geçen Cuma günü sunulmuştu.

Şimdi muhalefet partilerinin öneri ile ilgili nasıl bir tutum alacakları merak ediliyor. CHP’nin bugün yapacağı MYK toplantısında konu ve sunulan teklif tüm detayları ile siyasi ve hukuki açılardan masaya yatırılacak. İYİ Parti’nin de yine bugün yapacağı Genel İdare Kurulu toplantısında konunun ele alınması bekleniyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in muhalefet kulislerinden edindiği bilgiye göre, her ne kadar şu ana kadar partilerin kesin görüşleri oluşmasa da altılı masa üyeleri arasında bu konuda eşgüdümün sağlanacağı genel bir beklenti. Bu amaçla parti liderlerinin bu ay sonu yapılacak altılı masa toplantısı öncesinde belki telefonla ya da yüz yüze konuşabilecekleri belirtiliyor.

400 milletvekili bulunamazsa referandum gerekecek

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da hafta sonu Samsun’da başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliği teklifine ilişkin olarak, “Bunlar parlamentoda işi çözmezse çözüm yeri millet, gideriz millete. Ülkede artık böyle bir sorun olmaması lazım” diye konuşmuştu.

Cumhur İttifakı’nın oy kullanamayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop haricinde toplam 334 sandalyesi bulunuyor. Referanduma gidilebilmesi için 360 milletvekili gerekiyor ve bu sayıya ulaşmak için muhalefetten herhangi bir partinin teklife “evet” demesi ya da AK Parti’nin en az 26 milletvekili bulması gerekiyor. AK Parti ile MHP’nin 400 milletvekilini bulabilmesi durumunda ise referanduma gerek kalmadan anayasa değişikliği geçebiliyor.

Teklif şu anda komisyonda beklemede. AK Parti, komisyon görüşmelerinin Ocak sonu ya da Şubat ayında yapılmasını, Genel Kurul’a ise yine Şubat’ta gelmesini planladığını belirtmişti.

Teklife ilişkin Meclis’te geniş bir grubu bulunan HDP’nin nasıl tavır alacağı da önemli olacak. HDP şimdiye kadar yaptığı açıklamalarda inanç özgürlüğünün sadece başörtüsü ile ilgili alınmasından rahatsız olduğunu belirterek, AK Parti’nin hamlesinin seçime yönelik olduğunu kaydetmişti.

Oylamada AK Parti nasıl davranır?

Muhalefet aralarında eşgüdümü teklifin matematiği açısından da sağlamaya gerek görüyor. Çünkü iktidarın bu konuyu referandum sandığı ile Macaristan’dakine benzer bir şekilde halkın önüne koyarak yeni bir kutuplaşma malzemesi olarak kullanmak istediğini düşünen muhalefet, bu nedenle istişare halinde giderek ortak bir tutum almak için çalışacak.

Muhalefet partilerinin Genel Kurul aşamasındaki bir çekincesi ise siyasi strateji olarak referanduma gitmek isteyen AK Parti’nin oylama sırasında bazı AK Partili milletvekillerine boş oy attırabileceği ve ardından da 360-400 oy arasında kalan teklif için muhalefeti suçlayarak, referandumda bunu kullanmak isteyebileceği.

Anayasa değişikliği tekliflerinde Genel Kurul’da, iki ayrı madde için iki tur oylama düzenleniyor. Milletvekillerinin oylarını gizli kullandığı oylamada maddeler ayrı ayrı oylanıyor.

CHP’nin tutumu hemen netleşmeyebilir

Bu arada anayasa değişikliği ile ilgili Kılıçdaroğlu’nun yaptığı son açıklamanın “Acaba CHP evet mi diyecek?” sorularına da yol açmasının ardından parti yetkililerine göre konu bugünkü MYK’da ele alınacak ancak net bir karar bugün çıkmayabilir. Altılı masa liderlerinin istişare edebileceğini belirten yetkililer, CHP’nin temel görüşünün “anayasayı sürekli çiğneyen bir iktidar ile anayasa değişikliği yapılamayacağı” olduğuna işaret ediyorlar.

CHP’li kurmaylara göre anayasalarda iktidarın teklifinde yer verdiği şekilde bazı konularda bu kadar detaylı hükümlerin bulunması anayasanın ruhuna aykırı. Anayasaların genel ve özgürlükçü maddeler içermesi gerektiğini belirten yetkililer, zaten Türkiye’de yargıda çıkan sıkıntıların anayasadan kaynaklanmadığını ve uygulamanın yanlış gittiğini belirtiyor.

Buna örnek olarak basın ile ilgili anayasa maddesini, yani “Basın hürdür ve sansür edilemez” hükmünü örnek gösteren CHP’li bir yetkili, buna rağmen basınla ilgili uygulamadaki örneklerin bu maddeye aykırı olduğunu, her konu başlığının detaylı bir şekilde anayasalarda yer almasının söz konusu olamayacağını belirtiyor.

Paylaşın

Yemen İç Savaşı: 11 Bin Çocuk Öldü Veya Sakat Kaldı

Birleşmiş Milletler (BM), Yemen’de 2015 yılının Mart ayında başlayan iç savaşta en az 11 bin çocuğun öldüğünü veya sakat kaldığını açıkladı. BM’ye göre, iç savaşta yaklaşık 377 bin kişi yaşamını yitirdi.

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yayımlanan rapora göre, yaklaşık 2,2 milyon Yemenli çocuk yetersiz beslenme ve aşı yokluğu nedeniyle kolera ve kızamık gibi hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetme tehlikesi yaşıyor ve bunların yarım milyondan fazlası 0-5 yaş grubunda.

Yemen’deki iç savaşın başladığı Eylül 2014’te İran destekli Husiler başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini ele geçirmişti. Yemen hükümetiyse, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri tarafından Mart 2015’ten bu yana destekleniyor.

UNICEF, Mart 2015-Eylül 2022 arasında 3 bin 774 çocuğun hayatını kaybettiğini belirledi. Savaş dönemi boyunca 18 yaşından küçük 3 bin 900 civarında erkek silah altına alınırken, yaklaşık 90 kız çocuğa da kontrol noktalarında nöbet görevi verildi.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, iç savaşta yaşanan kayıpların tahminlerin çok ötesinde olduğunu vurguladı: Binlerce çocuk hayatını kaybetti, yüz binlercesi önlenebilir hastalıklardan veya açlıktan ölüm riski altında… Yemenli çocukların insana yaraşır bir geleceği olacaksa, etki sahibi olanların hepsi onların korunup desteklenmesini sağlamalı.

Russell, BM arabuluculuğunda yapılan ve 2 Ekim’e kadar süren 6 aylık ateşkesin uzatılmasıyla insani yardım faaliyetlerinin düzgün yürütülebileceğini sözlerine ekledi.

UNICEF, Yemen’de açlık ve hastalıklardan ölümleri durdurmak için uluslararası toplumdan 484,4 milyon dolarlık destek talep etmişti. BM’ye göre, ülkedeki iç savaşta yaklaşık 377 bin kişi yaşamını yitirdi.

Yemen İç Savaşı

Yemen iç savaşı, 2015 yılının Mart ayından beri ülkedeki pek çok grup arasında devam eden çatışmalardır.

Arap Baharı sonrası devrilen eski cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Şii Ensarullah Hareketine destek vermeye başlamıştır. Yemen’de bir türlü sağlanamayan istikrar sonucu bir hükûmet krizi oluşmuştur ve Husilerin başkent San’a’yı ele geçirerek, yönetimi devralmasıyla sonuçlanmıştır.

Husiler, kısa sürede Taiz gibi büyük güney kentlerini ele geçirmeye başlamıştır. Yemen Ordusu dağılmıştır. Husiler ikinci büyük kent olan Aden’i kuşatmıştır. Bunun üzerine Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon oluşturulmuştur.

Koalisyon güçlerinin bombardımanları Husilerin ilerleyişini durdurmuştur. Ne var ki, bu durum Husileri geriletmeye de yetmemiştir. Öte yandan Arap Yarımadası el-Kaidesi ve diğer radikal gruplar ülkenin doğu bölgelerini ele geçirmeye başlamışlardır. Çatışmalar devam etmektedir.

Ülkede halen devam eden iç savaşta 377 bin kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de çatışmaların yol açtığı insani kriz giderek büyüyor.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Bir Kişi Daha İdam Edildi

İran’da hükümet karşıtı protestolara karıştığı ve geçen ay iki güvenlik görevlisini bıçaklayarak öldürmekle suçlanan Majidreza Rahnavard adlı kişi idam edildi. Rahnavard, “Allah’a savaş açmak” anlamına gelen “moharebeh” suçundan mahkum edilmişti.

Haber Merkezi / Rahnavard, pazartesi sabahı erken saatlerde kuzeydoğudaki Meşhed şehrinde halka açık bir alanda idam edildi. Protestolarla ilgili olarak Muhsin Şekari adlı kişi perşembe günü idam edilmişti.

İran’da ülke geneline yayılan rejim karşıtı protestolarla ilgili en az 24 göstericinin “Allah’a savaş açma suçu” ile karşı karşıya olduğu ve idam edilebileceği öne sürüldü. İran’da geçerli İslami yasalara göre, “Allah’a savaş açma” suçunu işleyenler idam cezası ile cezalandırılıyor.

IHR: Ölen protestocu sayısı 458’e yükseldi

IHR, İran’da güvenlik güçlerinin şiddetle karşılık verdiği protestolarda hayatını kaybeden protestocu sayısının 458’e yükseldiğini duyurdu.

Ülkedeki 31 eyaletten 26’sına dair verilerin yer aldığı IHR raporuna göre, Sistan-Beluçistan’da 128, Kürdistan’da 53, Batı Azerbaycan’da 53, Tahran’da 46, Mazenderan’da 37, Kirmanşah’ta 25, Gilan’da 25, Elborz’da 18, İsfahan’da 14, Huzistan’da 10, Fars’da 8, Rezevi Horasan’da 7, Zencan’da 5, Doğu Azerbaycan’da 4, Merkezi, Kazvin, Hemedan ve Loristan’da üçer, Kohgiluye-Buyer Ahmed, Erdebil, İylam, Buşehr, Hürmüzgan’da ikişer, Simnan, Gülistan ve Kirman’da ise birer gösterici hayatını kaybetti.

6 ayda 251 infaz

Uluslararası Af Örgütü ve İran Abdurrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi’nin yaptığı bir araştırma, İranlı yetkililerin 1 Ocak – 30 Haziran 2022 arasında en az 251 kişiyi infaz ettiğini ortaya koymuştu.

Sonuçları 27 Temmuz 2022’de paylaşılan araştırmaya göre, ülkede infaz edilen idamların bu hızla devam etmesi durumunda 2021’de kaydedilen toplam 314 infaz sayısı yakın zamanda geçilebilir.

Bu yıl gerçekleştirilen infazların 146’sının cinayetten hüküm giyenlere yönelik olduğu bilgisini paylaşan iki hak örgütü, infazlara ilişkin belgemele faaliyetlerine atıfta bulunarak söz konusu belgelerin “ölüm cezası uygulamalarının sistematik olarak, hiçbir şekilde adil olmayan yargılamalar sonucunda gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu” ifade etti.

Hak örgütleri ayrıca 2022’nin ilk 6 ayında idam edilen 86 kişinin “uluslararası hukuka göre ölüm cezasıyla sonuçlanmaması gereken, uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan infaz edildiği” bilgisini paylaştı.

Pandeminin ilk iki yılının ardından ilk defa 23 Temmuz’da Fars eyaletinde bir erkek de halka açık bir şekilde infaz edilmişti.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: İşsizlik Yüzde 10,2’e Yükseldi

Ekim ayında işsizlik bir önceki aya göre yüzde 0,1’lik artışla yüzde 10.2’ye yükseldi. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,6, kadınlarda ise yüzde 13,3 oldu. Türkiye ‘de toplam 3 milyon 534 bin işsiz var.

Haber Merkezi / İşgücüne katılma oranı ise yüzde 53,5 oldu. Bu, ülkede çalışma yaşında olanların neredeyse yarısının işgücüne katılmadığı anlamına geliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2022 İşgücü İstatistiklerini açıkladı.

Buna göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı ekim ayında bir önceki aya göre 57 bin kişi artarak 3 milyon 534 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 10,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,6 iken kadınlarda yüzde 13,3 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 48,0 oldu.

İstihdam edilenlerin sayısı ekim ayında bir önceki aya göre 229 bin kişi artarak 31 milyon 200 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puanlık artış ile yüzde 48,0 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,6 iken kadınlarda yüzde 30,8 olarak gerçekleşti.

İşgücü 2022 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre 287 bin kişi artarak 34 milyon 734 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puanlık artış ile yüzde 53,5 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,8 kadınlarda ise yüzde 35,5 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,8 puanlık artış ile yüzde 21,9 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 18,2, kadınlarda ise yüzde 28,6 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2022 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre 0,3 saat artarak 44,3 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2022 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre değişim göstermeyerek yüzde 20,3 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 14,2 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,6 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığı’na Yürüdü: Adalet İstiyoruz

CHP lideri Kılıçdaroğlu, milletvekilleri ile birlikte Adalet Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada, “Siyasal iktidarın, polisin, savcının elini kolunu bağlamasını istemiyoruz. Ülkenin bu kadar derdi varken, bu kadar büyük acılar yaşarken siyasal iktidarın hâlâ ve hâlâ devlet aygıtını çalıştırmaması tahammül edecek bir durum değildir. Devletin kurumlarının çalışması lazım. Devleti yönetemiyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ne demek ya. İki yıldır biz bu meseleyi biliyoruz ne demek! İki yıldır kimin arkasına sakladınız, kimlerle fotoğraf çektirdiniz, fotoğraf çektirdikleriniz mi bu olayı kapatın diye baskı kuruyorlar? Devlet baskıların altında görev yapamaz. Adalet Bakanlığı’nın önüne gelmemin nedeni bu. Kızımız için, evlatlarımız için adalet istiyoruz.”

Bugün partisinin Meclis grubunu olağanüstü toplayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşık 20 dakika süren istişareler sonrası beraberindeki vekillerle birlikte Adalet Bakanlığı’na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında konuşan Kılıçdaroğlu, özetle şu ifadeleri kullandı::

“Bereket versin gazeteciler var bu ülkede. Onlar haber yaptı da bizler de duyduk. Adalet Bakanlığı’nın önündeyiz. Adaleti sağlayacak olan kurumun önündeyiz.

Adalet Bakanlığı sessizliğini koruyor. Aile Bakanlığı’nın ne yaptığını kimse bilmiyor.

Bir de fotoroman var. Polislerin elini kolunu bağlamış durumda. Polislerin önüne kin engel olarak çıkıyor? Hangi gerekçeyle bu dosyaları kapatıyorlar? Güçlerini kimden alıyorlar? 6 yaşındaki bir evladımızın uğradığımız bu haksızlık karşısında kimler suskunluğunu koruyor? Ve ısrarlar koruyor suskunluğunu…

“Sesi olmak için geldim”

Bu evladımızın, bu kızımızın sesi olmak için geldim. Adalet istiyoruz biz. Bu bizim evladımız, bizim kızımız. Buradan bu evladımızın bu kızımıza seslenmek istiyorum.

84 milyon insan senin yüreğinle aynı acıyı paylaşıyor. Bu ülkenin sağcısı solcusu, inançlısı inaçsızı, Doğulusu Batılısı bu haksızlık karşısında öfkeleniyor. Bu ben bu öfkeyi dile getirmek için buradayım. Bizler hep birlikte bu haksızlığa karşı mücadele etmek zorundayız. Bu haksızlığa dayanamıyorum.

“Adalet istiyoruz”

Biz devletin görev yapmasını istiyoruz. Devletin nefes almasını istiyoruz. Devletin haksızlığı gizlememesini, haksızlığın üzerine gitmesini istiyoruz.

Adalet istiyoruz bu ülkede. Biz adaletsizlik karşısında susanın dilsiz şeytanlar olduğu bir ülke olmak istemiyoruz. Siyasi iktidarın polisin, savcının elini kolunu bağlamasını istemiyoruz.

Açık ve net söylüyorum. Devleti yönetemiyorlar. Haksızlıkları sindiriyorlar. Ne demek ya 2 yıldır biz bu meseleyi biliyoruz. İki yıldır kimlerle fotoğraf çektirdiniz. İki yıldır fotoğraf çektirdikleriniz mi size bu baskıyı kuruyorlar. Devlet baskıların altında göre yapamaz. Adalet Bakanlığı’nın önüne gelmemin nedeni budur.”

Kılıçdaroğlu: Bu devlet ayağa kalksın

Öte yandan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından da paylaşımda bulunarak Adalet Bakanlığı’nın harekete geçmediğini yazdı.

Twitter’da yaptığı paylaşımda Kılıçdaroğlu, şunları yazdı:

“Günlerdir kendimize gelemiyoruz. 6 yaşında bir bebeğe sistematik tecavüz edildi. Daha süt kokuyordu evladımız. Aile Bakanı, 2 yıldır meseleyi bildiklerini itiraf etti. Anlıyoruz ki Adalet Bakanlığı, tertibi gördüğü halde operasyon emri vermedi. Bu organize kötülüktür.

Bu operasyon yapılmadığı sürece, gerginlik artacak. Kızımıza seslenmek istiyorum: Yanındayız, hepimiz senden yanayız. 84 milyon, genci, yaşlısı, inançlısı, inançsızı, dindarı, ateisti hepimiz senin yanındayız kızım. Başı açığı, kapalısı, tüm gençler seninledir kızım!

Bu devlet ayağa kalksın! Yiğit polislerimiz operasyon için emir bekliyor!”

“6 yaşında gelin” olayı

6 yaşında evlendirilmesinin ardından yıllarca tecavüze uğradığını belirterek mahkemeye başvuran kızın durumu Türkiye’nin en önemli gündem maddesi oldu.

2002 yılında 6 yaşında iken babası tarafından 29 yaşındaki Kadir İstekli ile evlendirilen H.K.G., daha sonra yıllarca tecavüze uğradığını iddia etti.

İddiaya göre, Hiranur isimli bir vakfın yöneticisi olan baba, kızın evliliğini sürdürmesini sağladı.

Kızın suç duyurusu sonrası savcılığın hazırladığı iddianame ve dava dosyasına giren fotoğraflar, vahim bir durumu gözler önüne serdi.

Kabul edilen iddianamede Kadir İstekli hakkında 67 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası istenirken, baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında 22 yıl 6 ay hapis cezası istendi.

Olay, Türkiye’nin tepkisini çeken, bakanlığın kıza destek için davaya müdahil olduğu ve tüm kesimlerden siyasileri ayağa kaldırdı.

Paylaşın

Avrupa Birliği, Türkiye’nin Rusya İle Yakın İlişkilerinden Rahatsız

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Türkiye’den Rusya’ya yönelik politikasını değiştirmesini ve Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle Batılı ülkelerin Rusya’ya yönelik aldığı yaptırımları hayata geçirmesini talep etti.

Avrupa Birliği, Türkiye’nin Ukrayna Savaşı’na rağmen Rusya ile yakın ilişkilere sahip olmasından rahatsız olduğunu açıkladı.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Türkiye’den Rusya’ya yönelik politikasını değiştirmesini ve Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle Batılı ülkelerin Rusya’ya yönelik aldığı yaptırımları hayata geçirmesini talep etti.

Josep Borrell’in Avrupa Parlamanentosu’na (AP) konuyla ilgili gönderdiği yazı, Funke Medya Grubu’na bağlı gazetelerin Pazar günkü baskılarında yer aldı. Borrell yazıda, “Türkiye’nin AB’nin Rusya’ya yönelik kısıtlayıcı önlemlerine katılmama politikası giderek artan endişe kaynağı” ifadesini kullandı.

Borrell, AB ve Türkiye’nin Gümrük Birliği içinde olduğuna dikkat çekerek bunun malların hem sivil hem de askeri amaçlı olmak üzere çift kullanımlı serbest dolaşımını güvence altına aldığına işaret etti. AB ürünlerin serbest dolaşımı nedeniyle AB yaptırımlarının delinebileceği endişesini taşıyor.

“Türkiye AB’ye aday”

Türkiye’nin Rusya’ya geçici çözümler sunmaması gerektiği konusunda uyarıda bulunan Borrell, AB üyeliğine adaylığının altını çizdi ve “Türkiye de dahil bütün aday ülkelerden, kararlaştırılan önlemlere uymaları bekleniyor” dedi.

“Ukrayna Savaşı’nın ortasında Türkiye ve Rusya’nın ikili ekonomik ilişkileri derinleştirmesi aynı şekilde endişe kaynağı” diyen Borrell, AB’nin kaygı ve beklentilerini Türk muhataplarına birçok kez ilettiğini ve bunu her düzlemde dile getireceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ağustos ayında daha sıkı ekonomik işbirliği kararı almıştı. Ancak Türkiye Rusya’nın çıkarlarını savunduğu yönünde dile getirilen iddiaları reddediyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 17 Kasım’da yaptığı açıklamada, tahıl koridoru anlaşmasının uzatılması sürecinde Rus ve Ukraynalı muhatapların yanı sıra BM, ABD ve Avrupalı muhataplarla temaslar yürütüldüğünü söylemiş, atılan adımlardan Rusya’nın da tatmin olduğunu belirterek şöyle konuşmuştu:

“Ama engellerin tamamen kalkmadığını söylemek lazım. Bunu söylediğimiz zaman bazıları ‘Rusya’yı mı savunuyorsunuz?’ diyor. Hayır, Rusya’yı savunmuyoruz. Her şeyden önce bu bir anlaşma. İkincisi de Ukrayna tahılının sorunsuz şekilde özellikle ihtiyaç sahibi ülkelere gidebilmesi için Rusya’nın taleplerinin de anlaşmada olduğu gibi karşılanması gerektiğini söylüyoruz.”

Paylaşın

Davutoğlu: Biz Bir Yönetim Değil, Yönetişim Sistemi Kuruyoruz

Altılı Masa’nın çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Biz bir yönetim değil, yönetişim sistemi kuruyoruz. Kişilere değil, ilkelere bağlı. Üzerinde mutabık kalacağımız aday bunları kabul etmeli; etmezse tek başına seçime girebilir tabi. Ama bizim desteğimizle ve bizim adayımız olarak girecekse bir yıldır oluşturulan bu temel metinler ve oluşan zeminde mutabık kalmamız lazım” dedi ve ekledi:

“Bu vesayet değil. Göstereceğimiz Cumhurbaşkanı adayının Erdoğan’ın kullandığı yetkileri aynı yöntemle kullanmasını kimse beklememeli. Ortak vicdan ve ortak akılla yürütmemiz gereken bu geçiş sürecinin yönetimini tek kişiye bırakamayız.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yetkin Report’un sorularını yanıtladı. Davutoğlu, aday tartışmalarına ilişkin olarak, “Biz daha 12 Şubat’taki ilk toplantımızda adayımızı seçim tarihinin ilanı ile duyuracağımızı ifade ettik. Dolayısıyla kendi zamanlamamızda bir gecikme söz konusu değil” değerlendirmesini yaptı.

Davutoğlu “Altılı Masa Anayasa değişikliği önerisini de ilan etti ama çalışmaları aday ismine kilitlendi. Bir yandan hükümetin seçimi öne alacağı tartışması var. Çalışmalarınızın yavaş gittiği eleştirilerine ne diyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Bu eleştirilerin doğru olduğu kanaatinde değilim. Burada önemli olan sürecin ritmini iyi tutabilmek. Biz kendi zamanlamamızı yaparız, iktidarın zaman dayatması tuzağına asla düşmeyiz. Önemli olan zamanın kontrolünün elimizde olması; o da elimizde. Biz daha 12 Şubat’taki ilk toplantımızda adayımızı seçim tarihinin ilanı ile duyuracağımızı ifade ettik. Dolayısıyla kendi zamanlamamızda bir gecikme söz konusu değil

İktidar şimdiden, seçim kararı aldırmadan bize aday açıklatmak istiyor. Aday etrafında tartışma çıkacak, Altılı Masa dağılacak; beklenti bu. Açık söyleyeyim, çok beklerler. 6 lider olarak basiretle ve dirayetle hareket etmeye kararlıyız.

Biz neden iktidarın zamanlama baskısıyla hareket edelim ki? Seçim kararı alsın, sonrasında adayımızı ilan edelim.

“Bakın, AK Parti ve MHP’nin ürettiği tek bir metin yok. Bizim yönetimiz Erdoğan-Bahçeli gibi olmayacak. [Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip] Erdoğan’ın istediğini yapma, [MHP Genel Başkanı Devlet] Bahçeli’nin de ona ayar verme özgürlüğü var.

Biz bir yönetim değil, yönetişim sistemi kuruyoruz. Kişilere değil, ilkelere bağlı. Üzerinde mutabık kalacağımız aday bunları kabul etmeli; etmezse tek başına seçime girebilir tabi. Ama bizim desteğimizle ve bizim adayımız olarak girecekse bir yıldır oluşturulan bu temel metinler ve oluşan zeminde mutabık kalmamız lazım.

Bu vesayet değil. Göstereceğimiz Cumhurbaşkanı adayının Erdoğan’ın kullandığı yetkileri aynı yöntemle kullanmasını kimse beklememeli. Ortak vicdan ve ortak akılla yürütmemiz gereken bu geçiş sürecinin yönetimini tek kişiye bırakamayız.

“Cumhurbaşkanı bir 7’inci parti gibi de davranmayacak”

Mutabakatımız sadece Cumhurbaşkanı adayımızı değil, tek tek altı lideri de bağlayacak. Cumhurbaşkanı bir 7’inci parti gibi de davranmayacak; onunla birlikte oluşturduğumuz ortak aklımızın siyasi iradesi olacak.

Söyleşinin tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

Şanlıurfa’daki Kabartma Arkeoloji Tarihine Geçti: Penisini Tutan Adam

Şanlıurfa’nın Karaköprü İlçesi’ndeki Sayburç Antik Kenti’nde yer alan 11 bin yıllık duvar kabartması, arkeolojik kayıtlardaki bilinen en eski anlatı sanatı örneklerinden biri olarak kayda geçti.

Sayburç’un avcı-toplayıcıların tarıma ve yerleşik yaşama geçtiği MÖ 9000’de kurulduğuna inanılıyor.

Duvar oymasında 5 figür tasvir ediliyor: İki insan, bir boğa ve iki leopar. İnsanlardan biri elinde bir yılan, diğeri ise kendi penisini tutuyor.

Bilimsel dergi Antiquity’s Project Gallery’de yayımlanan araştırmanın yazarı Eylem Özdoğan, “Bu kabartmayı yapan topluluğa dair çok az bilgimiz var” ifadelerini kullandı.

İstanbul Üniversitesi’nde arkeolog olan Özdoğan, Gizmodo’ya yaptığı açıklamada, sözlerini şöyle sürdürdü: Bu bölgede yaşayan topluluklar ortak bir kültürel ortamı paylaşıyor. Birbirleriyle kesinlikle iletişim kuruyor ve yenilikleri, sosyal ideolojiyi ve ortak bir kültürü paylaşıyor.

Bölgeden alınan örneklerin radyokarbon tarihlendirme çalışmaları sürüyor. Ancak araştırmacılar bu kabartmaların MÖ 9000 civarında yapıldığına inanıyor.

Zira kabartma, Şanlıurfa’daki Sayburç antik kentinde bulundu. Sayburç’un avcı-toplayıcıların tarıma ve yerleşik yaşama geçtiği MÖ 9000’de kurulduğuna inanılıyor.

1949’da Sayburç antik kentinin büyük bölümü yerleşime açıktı. Ancak geçen yıl başlayan kazılar, kentte Neolitik dönemden kalma bir yapıyı ortaya çıkarmıştı.

Kentin arkeolojik değeri anlaşıldığı için bazı modern yapıların yıkılması planlanıyor. Şimdiye dek tarihi yapının yalnızca yarısı gün yüzüne çıkarılabildi.

Yeni keşfedilen kabartmanın da arkeolojik kayıtlardaki en eski anlatı eserlerinden biri olduğu ifade ediliyor.

Endonezya’da 2021’de keşfedilen 44 bin yıllık domuz resmi, bilinen en eski figüratif sanat eseri olarak kayda geçmişti. Ancak bu eserde bir sahne tasviri yoktu.

2011’de de arkeologlar, üzerinde kuş ve insan tasvirlerinin olduğu 12 bin yıllık bir kaya keşfetmişti. 2019’da yazılan bir makalede bu eser, anlatı sanatı diye tanımlanmıştı. Ancak bazı arkeologlara göre bu çıkarım tartışmaya açık.

Özdoğan’a göre Sayburç’taki figürler, iki sahneyi tasvir ediyor. İlkinde bir insan ve boğa, diğerinde ise iki leoparın çevrelediği bir insanın hikayesi anlatılıyor. İki insan da erkek ama birinin penisi varken, diğerinin yok.

Yaklaşık 3,7 metrelik bir alanı kaplayan eserdeki figürlerin tehlikeli özelliklerinin de vurgulandığı göze çarpıyor.

Leoparların dişleri ve boğaların da boynuzlarının öne çıkarıldığı kabartmada tam olarak ne anlatılmak istendiği ise bilinmiyor.

Özdoğan, “Göbeklitepe ve Sayburç gibi bölgelerde eril bir dünya ve bunun yansımaları var” ifadelerini kullandı: Erkek yırtıcı hayvanlar, falluslar ve erkek tasvirleri, bir anlatı oluşturmak üzere bir araya gelmiş.

Alman Arkeoloji Enstitüsü’nde Neolitik dönem üzerine çalışan arkeolog Jens Notroff, Livescience’a yaptığı açıklamada Sayburç’taki kabartmayı yorumladı.

Eserin bir çeşit erkeklik anlatısı olduğu fikrine katılan Notroff, şöyl ekledi: Neolitik avcılar bu eserin mesajını kolayca anlamıştır. Ancak biz gerçek anlatıyı henüz anlamış değiliz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın