Türkiye Ve Suriye Yakınlaşması: Suriyeli Muhalifler Sürece Nasıl Bakıyor?

Suriye Geçici Hükümeti oluşumunun Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Birçok bürokratla görüşmelerimiz oldu. Biz Türkiye’nin her zaman Suriye halkının yanında olduğunu zaten biliyoruz” dedi ve ekledi:

“Bizim bürokratlarla görüşmelerimizde, (Suriye-Türkiye arasındaki) bu görüşmelerin teknik görüşmeler olduğu; terörle mücadeleyle, PKK terör örgütüyle mücadeleyle ve Suriye’nin toprak bütünlüğüyle ilgili olduğu vurgulandı. Sayın bakanımız da (Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu) aynı şeyi vurguladı.”

Abdurrahman, önümüzdeki dönemde Türkiye ile Suriye’nin ilişkilerinin normalleşmesi ihtimali düşünüldüğünde, kendilerinin durumunun ne olacağına dair bir kaygılarının olup olmadığını sorusuna “Öyle bir durum yok” diye cevap verdi.

Türkiye, Suriye ile 2011’den sonraki ilk siyasi temasını 2022’in son günlerinde Rusya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e önerdiği Türkiye-Rusya-Suriye üçlü mekanizmanın ilk toplantısında, Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan, Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ve Suriye istihbarat yetkileri ile bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu de önümüzdeki haftalarda Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile gerçekleştirecekleri üçlü görüşme için temasların sürdüğünü açıkladı.

BBC Türkçe’ye konuşan Abdurrahman Mustafa, bu süreçle ilgili olarak, Suriye Müzakere Komitesi Başkanı Bedir Camus ve Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı Salim Al Muslat’tan oluşan bir heyetin hafta içinde Ankara’da çeşitli temaslarda bulunduğunu belirtti ve bu görüşmelerle ilgili şunları söyledi:

“Birçok bürokratla görüşmelerimiz oldu. Biz Türkiye’nin her zaman Suriye halkının yanında olduğunu zaten biliyoruz. Bizim bürokratlarla görüşmelerimizde, (Suriye-Türkiye arasındaki) bu görüşmelerin teknik görüşmeler olduğu; terörle mücadeleyle, PKK terör örgütüyle mücadeleyle ve Suriye’nin toprak bütünlüğüyle ilgili olduğu vurgulandı. Sayın bakanımız da (Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu) aynı şeyi vurguladı.”

‘Biz de Suriyelilerin kendi memleketlerine dönmesi için çaba harcıyoruz’

Abdurrahman, önümüzdeki dönemde Türkiye ile Suriye’nin ilişkilerinin normalleşmesi ihtimali düşünüldüğünde, kendilerinin durumunun ne olacağına dair bir kaygılarının olup olmadığını sorusuna “Öyle bir durum yok” diye cevap verdi ve devam etti:

“Biz bugüne kadar her zaman siyasi çözümden yana olduğumuzu ifade ettik ve ister Cenevre, ister Astana olsun, isterse Anayasa Komisyonu olsun, bütün bu süreçlere pozitif olarak katkıda bulunduk. Maalesef yine tıkandı çünkü rejim ve müttefikleri; Ruslar, İranlılar her zaman askeri çözümden yanadır.

“Tabii ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendi egemenliği vardır, kararlarını kendi belirler ama biz şuna inanıyoruz ki sayın bakanla (Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu) görüşmemizde de bu vurgulandı; asla bu (süreç), Suriye halkının ve Suriye muhalefetinin çıkarlarının aleyhinde olmayacaktır. Kendisi tam tersine, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’in 2254 No’lu kararına bağlı olduğunu ve bunun için çaba harcadıklarını ifade etti.

“Biz zaten Türkiye’nin hiçbir zaman Suriye’nin geleceğiyle ilgili Suriye halkının beklentilerinin dışında bir şey yapmayacağa inanıyoruz, görüşmelerimizde de bu vurgulandı. 2254 No’lu kararla oluşacak herhangi bir çözümü zaten biz de baştan beri destekliyoruz. Sayın bakanımızın bize desteğinin sürdüğünü, bunda herhangi bir değişikliğin olmadığını, bizi endişeye sevk edecek bir durumun olmadığını gördük.”

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 2015 yılında kabul edilen 2254 sayılı karar, Suriye’de ateşkesin sağlanmasını ve ülkedeki sorunlara siyasi çözüm getirilmesini içeriyor.

Abdurrahman, kendilerinin de Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduklarını ve Suriyelilerin ülkelerine dönmesini istediklerini savundu: “Terörle mücadeleyi zaten yapıyoruz. Türkiye ile birlikte baştan beri Suriye’nin bölünmesine karşıyız.

“Türkiye’nin, Türkiye’deki Suriyelilere veya bizim bölgemizdeki Suriyelilere desteği aynı devam ediyor. Tabii ki biz de Suriyelilerin kendi evlerine, kendi memleketlerine, kendi köylerine dönmesi için çaba harcıyoruz. Bu dönüşler ancak gönüllü, onurlu ve güvenli bir şekilde Birleşmiş Milletler çatısı altında sağlanır. Türkiye de bu hususta aynı görüştedir.”

Türkiye muhalefetten tutum değiştirmesini istedi mi?

Esad yönetimi ile mücadelelerinin sürdüğünü söyleyen Abdurrahman, “Türkiye sizden Suriye yönetimine dair tutum değiştirmenizi istedi mi?” sorusuna cevap olarak ise “Böyle bir şey hiç olmadı” dedikten sonra ekledi:

“Zaten bizim adil taleplerimiz var. Bu da Birleşmiş Milletler kararlarının uygulanması ve demokratik, insan haklarına dayalı, çoğulcu, herkesi kapsayan bir Suriye oluşturmaktır. Dolayısıyla bizden bunun dışında bir talepte bulunulmadı. BM’nin Suriye’deki çözümünü desteklediklerini vurguladılar.”

Harekât hazırlığı var mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022 yılının son kabine toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, 2023’ün gündem başlıkları arasında “terörle mücadelenin üst sıralarda yer alacağını” söylemiş ve Suriye’nin kuzeyine dikkat çekmişti.

Erdoğan, “Özellikle Suriye’den ülkemize yönelik tehditleri tamamen yok etmek için 30 kilometre derinliğindeki güvenlik hattımızdaki boşlukları kapatacak yeni adımlar atacağız. Bu kapsamda terör örgütünün silahlı kapasitesi yanında güç ve destek aldığı tüm kaynaklarını, tüm altyapısını imha edecek yeni bir mücadele safhasına geçeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 29 Aralık’ta düzenlediği basın toplantısında Suriye ile başlatılan sürecin askeri operasyonları engellemeyeceğini söylemişti.

Olası bir harekâta Suriyeli silahlı muhalif grupların çatı örgütü Suriye Milli Ordusu yapılanmasının da katılması bekleniyor.

Bu yapılanma, Suriye Geçici Hükümeti oluşuma bağlı olarak hareket ediyor.

Abdurrahman, söz konusu harekâtın ertelendiği yönündeki iddialarla ilgili soru karşısında ise diplomatik sürecin sürdüğünü söyledi:

“Sonuçta ilk önce diplomatik kanallarla çözülmeye çalışılır. Mutabakatlar vardı; 2019 mutabakatı vardı, Ruslarla da mutabakatlar vardı. Sonuçta illa olması gerekiyorsa bizim Milli Ordu zaten her zaman savaş durumundadır, bunun için özel bir hazırlık yapmasına gerek yoktur, zamanı geldiğinde gerekli operasyonları yapar ama şu anda diplomatik süreç devam ediyor.”

Abdurrahman, “Yani Suriye Milli Ordusu örgütlenmesinde şu an için harekât için özel bir hazırlık yok mu?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Devamlı eğitim veriyoruz, yeniden yapılanmaya gidiyoruz, düzenlemeye çalışıyoruz, nizami orduya çevirmeye çalışıyoruz; bunlar zaten her zaman var. Bizim zaten mücadelemiz bitmedi ki. İster rejime karşı ister DAEŞ’e karşı, ister El Kaide’ye karşı, isterse PKK terör örgütüne karşı… Hepsine karşı mücadelemiz zaten devam ediyor yani hiçbir zaman durmadı.”

Paylaşın

Babacan’dan ‘Adaylık’ Açıklaması: Altılı Masa Beni Desteklerse…

Türkiye’nin 13. cumhurbaşkanı seçilmek için altılı masanın henüz bir aday belirlemediğini ifade eden DEVA Lideri Babacan, ”Altılı masa beni aday olarak desteklerse, hem seçilebilirim hem de en iyi şekilde yaparım ama bu altılı masanın mutabakatıyla yapılacak olan bir şey” dedi ve ekledi: 

”Bugün itibarıyla her türlü seçeneğe açığız. Partimiz içerisindeki istişare sürecimizi devam ettiriyoruz. Bu tamamlandıktan sonra da masaya partimizin görüşüyle beraber gidip orada mutabakat için çalışmaya başlayacağız. Biz halen parti içerisindeki istişarelerimizi tamamlamadık. Başka partilerin başka önerileri de olabilir. Her parti farklı isimlerle gelebilir. Adayımız belirlensin, 6 parti sımsıkı ortak adayının arkasında durduktan sonra Türkiye’de ortam birden değişecektir.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, parti kurucularından Genel Başkan Danışmanı Ali İhsan Merdanoğlu’nun eşinin taziyesine katılmak üzere gittiği Diyarbakır’da gündeme dair gazetecilerin sorularını yanıtladı.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer’in aktardığına göre, seçim ve altılı masa adayıyla ilgili bir soruyu, ”Seçim ne kadar erken olursa o kadar iyi olur” diye yanıtlayan Babacan şöyle devam etti:

”Sorunlara çözüm bulabilmek, ülkenin içinde bulunduğu derin adalet özgürlük ve refah sorununun aşılabilmesi için iktidar değişikliği şart, bu da seçimle olacak, meşru demokratik siyasetle sorunlarımızı çözeceğiz.”

Türkiye’nin 13. cumhurbaşkanı seçilmek için altılı masanın henüz bir aday belirlemediğini ifade eden Babacan, ”Altılı masa beni aday olarak desteklerse, hem seçilebilirim hem de en iyi şekilde yaparım ama bu altılı masanın mutabakatıyla yapılacak olan bir şey” dedi. Babacan şöyle devam etti:

”Bugün itibarıyla her türlü seçeneğe açığız. Partimiz içerisindeki istişare sürecimizi devam ettiriyoruz. Bu tamamlandıktan sonra da masaya partimizin görüşüyle beraber gidip orada mutabakat için çalışmaya başlayacağız. Biz halen parti içerisindeki istişarelerimizi tamamlamadık. Başka partilerin başka önerileri de olabilir. Her parti farklı isimlerle gelebilir. Adayımız belirlensin, 6 parti sımsıkı ortak adayının arkasında durduktan sonra Türkiye’de ortam birden değişecektir.”

DEVA Partisinin Pazartesi günü temel hak ve eylemleriyle beraber 354 adım 18 başlıkla 354 eylem açıkladıklarını hatırlatan Ali Babacan, Kürt sorununu parti programlarında önem verdikleri bir başlık olarak ele aldıklarını ekledi:

”Biliyorsunuz partimizin programı özgürlüklerle başlıyor, adalet ve hukukla devam ediyor. Ülkemizde çözülemeyecek hiçbir sorunun olmadığını inanıyoruz. Yeter ki iyi niyetle ve samimiyetle sorunların çözümü için hep beraber yol alalım. Yeter ki 85 milyon vatandaşlarımızın hepsine aynı samimiyetle kucaklayalım”

Paylaşın

Bakan Özer, Özel Okul Zam Oranını Açıkladı: Yüzde 65

Özel okulların 2023’te yapacağı zam oranı belli oldu. Özel okul temsilleriyle bir araya gelen Bakan Özer, bu sene bir değişikliğe gittiklerini belirterek, ”ÜFE yerine TÜFE’yi baz alacak şekilde belirleme kararı aldık” dedi. Bakan Özer, 2023-2024 özel okul zam oranının yüzde 65 olduğunu açıkladı. 

Haber Merkezi / Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, özel öğretim kurumlarının önümüzdeki yıl eğitim ücretlerinde yapacakları artışa ilişkin kurum temsilcileriyle bir toplantı yaptı.

Bakanlık Tevfik İleri Salonu’nda gerçekleşen görüşmeye MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Mustafa Gelen, Teftiş Kurulu Başkanı Metin Çakır; TÖZOK Başkanı Zafer Öztürk, ÖZDER Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, ÖZDEBİR Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atalay, ÖZKUR-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Enis Şener, TOBB Eğitim Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Metin Özer ve TÖDER Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel katıldı.

Özel okulların gelecek yıl eğitim ücretlerinde yapacakları artışın ele alındığı toplantı sonrasında açıklama yapan Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, özel öğretim kurumlarının kalitesinin artması ve hizmetleriyle ilgili ihtiyaç duydukları desteklerin de kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini kaydetti.

Özer, Millî Eğitim Bakanlığının ocak ayında açıklanan ÜFE ve TÜFE oranlarını dikkate alarak özel öğretim kurumlarının bir sonraki yıl yapacağı artışı tüm öğrenci ve veliler adına belirlediğini anlatarak bu yıl artış hesaplamasında bir değişikliğe gitme kararı aldıklarını açıkladı. Özer, “Üretici fiyat endeksinden ziyade tüketici fiyat endeksini baz alacak şekilde 2023 yılı fiyatını belirleme kararı aldık.” dedi.

“Artış oranı yüzde 65”

Özer, 2023 yılındaki enflasyon beklentisinin düşük olması ve velilerin bu süreçte desteklenmesi bağlamında Millî Eğitim Bakanlığı olarak bu yılki ücret artışı oranını yüzde 65 olarak belirleme kararı aldıklarını ifade etti.

Özel öğretim kurumları temsilcilerinin tamamının artışın yetersiz olduğuna ilişkin görüş belirttiğini söyleyen Özer, “… Ama biz hem hükûmet hem de Millî Eğitim Bakanlığı olarak 2023 yılındaki enflasyon beklentilerini ve tüketici fiyat endeksini dikkate alarak yeni fiyatı belirleme kararı aldık. Hem de velilerimizi destekleme anlamında da böyle bir karar aldık ve bu kararı, inşallah, yarından itibaren uygulamaya sokmuş olacağız. Yeni almış olduğumuz kararın tüm öğrencilerimize, özel öğretim kurumlarındaki velilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Konuşmasında sektör temsilcilerine teşekkür eden Özer, “Her ne kadar sektör temsilcileri, bu artış oranını kabul etmeseler de yeni uygulamanın getirmiş olduğu zorlukları, inşallah, hem bakanlık hem de özel öğretim kurumları birbirine destek olarak birlikte aşacağız.” diye konuştu.

Paylaşın

TİP’li Atay Hakkında Erdoğan Ve Soylu’ya Hakaret Ettiği Gerekçesiyle Fezleke

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay hakkında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle dokunulmazlık fezlekesi hazırladı.

Meclis’e sunulmak üzere hazırlanan söz konusu fezlekede Atay’ın Erdoğan’a ve Soylu’ya “hakaret ettiği” iddia edildi.

TİP’li Atay, 2018 yılında “Sadece Diktatör” isimli tiyatro oyununun yasaklanmasının ardından karara tepki göstermiş ve Twitter hesabından “Oyunumuz Erdoğan tarafından yasaklanmıştır. Bunun tümden bir yasaklamanın başlangıcı olduğunu biliyoruz” demişti.

Paylaşımında “#SadeceDiktatörYasaklar” etiketini de kullanan Barış Atay hakkında bu paylaşım nedeniyle Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezleke hazırlandı.

Barış Atay’ın Batman’da 18 yaşındaki İpek Er’e cinsel saldırıda bulunarak, Er’in intiharına sebep olan Uzman Çavuş Musa Orhan’ın serbest bırakılmasına gösterdiği tepki de suç sayıldı.

Orhan’ın serbest bırakılmasına karşı sosyal medya hesabından Bakan Soylu’yu etiketleyerek paylaşımlarda bulunan Atay’ın Soylu’ya hakaret ettiği öne sürüldü.

Atay ayrıca adil yargılanma talebiyle başladığı ölüm orucunun 238. gününde hayatını kaybeden Avukat Ebru Timtik’in fotoğrafının İstanbul Barosu’na asılmasına ilişkin “Terör örgütü mensubunun fotoğrafını İstanbul Barosu’na asanları şiddetle kınıyorum” diyen Soylu’ya da tepki göstermişti.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Soylu Hakkında Suç Duyurusunda Bulunacağız

İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye yönelik başlattığı ‘terör’ soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, Bakan Soylu’nun iddialarına belgelerle yanıt verdi. Ekrem İmamoğlu, Soylu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İBB’de “terörle iltisaklı” kişilerin çalıştığı iddialarına bugün Saraçhane’de düzenlediği basın toplantısı ile yanıt verdi.

İmamoğlu, “Bu toplantıyı İçişleri Bakanı’nı utandırmak için düzenlemedim, bakan beyi ciddiye alma zamanı çoktan geçmiştir. Bir de sayın bakanın yarattığı kirlilikte gizlenen ve en az onun kadar karanlık olarak bir süreci yöneten bir bakan daha vardır, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ. Sözlerimizin adresi ne İçişleri Bakanı ne de Adalet Bakanı’dır. Onlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Asıl kötülüğün bu buzdağının altında saklandığını hepimiz bilelim.” dedi.

İmamoğlu ayrıca İçişleri Bakanı’nın hakkında ‘terör’ soruşturması olan AKP’li belediyelerde işten çıkarma yapmayarak ve böyle bir yetkiye sahip olmadığını söyleyerek “görev suçu işlediğini” öne sürdü.

İşten çıkartma işlemlerinin İçişleri Bakanı onayıyla yapıldığını söyleyen İmamoğlu, “Bu belediyelerde çalışan personeller kamudan men edildiyse, bunun nedeniyle ilgili bilgilendirme açıklamasını derhal milletimize yapar mısınız? Bu AKP’li başkanlar için de bana uyguladığınız hukuku uyguladınız mı?” dedi.

“Sayın Bakan, ‘terörist sayısı’ verdi ancak sekiz ay boyunca bu kişileri, yetkisi olmasına rağmen işten çıkarmadı. Bakan Soylu, bu kişileri işten çıkarmayarak net bir şekilde görev suçu işlemiştir.”

İçişleri Bakanı’nın “asla adil olmadığını” söyleyen İmamoğlu, “Haksız, hukuksuz soruşturmaların imal edildiği, hakimlerin, müfettişlerin bir çırpıda değiştirildiği, mahkeme kararının yüzümüze okunmadan ele alındığı bir merkez vardır, o merkez bellidir. Orası ruhsatsızdır, kaçak bir merkezdir” dedi.

İmamoğlu, Soylu’nun terör bağlantılı olduğunu iddia ettiği belediye çalışanları arasından adli sicili temiz olanların isimlerini de saydı; “Sabıka kaydını kamu seçeneğinden almış bu insanları işe almışız. Belediyeler güvenlik ve istihbarat kuruluşları değildir. Ben sicillerini adli sicilden görebilirim, başka bir seçeneğim yok. Biz ne istihbarat notlarını bulabiliriz ne KYK’yı bilebiliriz. Bir hata varsa bu hatanın sebebi ben miyim, yoksa belgelerle görev ihmalini yaptığını kanıtladığımız Sayın Bakan mı?”

Ayrıca Valilik’ten gelen arşiv bilgilerinde tutarsızlıklar olduğunu da ekleyen İmamoğlu; “Arşiv araştırması konusunda çok enteresan şeyler yaşadık. T.A. isimli iştirak şirketi çalışanımızın Mart 2020’de terör iltisaklısı olduğu belirtiliyordu. İşten çıkardık. Valiliğe bu kişi için arşiv araştırması sorduk. Kasım 2020’de ‘Herhangi bir suç örgütüyle ilişiği bulunmamaktır’ yazdı. 8 ay önce terörist dediğiniz için işten çıkardık, terörist çıkmadı. Tekrar işe almadık” diye konuştu.

İmamoğlu Anayasa Mahkemesi’nin 28 Kasım 2019’dan 18 Nisan 2021’e kadar 17 ay boyunca arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasını yasakladığını da hatırlattı. İmamoğlu, kendisine yönelik verilen “ahmak” cezasıyla” ilgili açıklamalarda da bulundu.

İmamoğlu, “Yargılandığım davanın hakimin sürülmesi ve bana ceza vermesi için tehdit edildiği iddiasına HSK’nın sessizliği; siyasi yasak ve hapis cezası aldığım dava öncesi ceza alacağımı bilerek yapılan skandal siyasi buluşmalar; biri cumhurbaşkanı da olan iki siyasi parti liderinin pasta yerken 16 milyon İstanbullunun iradesiyle ilgili tasarruf planları yapılması; devletin iki çok önemli bakanlığı olan Adalet ve İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturanların skandal icraatları. Bunlar öyle sıradan, alışılacak olaylar değil. Az sonra tanık olacağınız yalan beyanlar buz dağının görünen yüzü olduğunu ifade edeyim” dedi.

Paylaşın

AK Parti Seçimi Öne Çekmek İçin Harekete Geçti

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Lideri Bahçeli’nin, yılbaşından birkaç gün önce yaptığı görüşmede de seçimlerin öne alınması konusunda uzlaştığı kulislere yansımıştı. AK Parti, normal zamanı 18 Haziran 2023 olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimini öne çekmek için harekete geçti.

AK Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında, seçimlerin 9 Nisan’dan sonra, 18 Haziran’dan önceki bir  tarihte yapılmasına dönük alternatif senaryolar ele alındı.

30 Nisan, 7 Mayıs seçeneklerinin de değerlendirildiği MYK’de kesin karar alınmamakla birlikte ağırlıklı görüş, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılması yönünde oldu.

Normal takvime göre 18 Haziran’da yapılması gereken seçim tarihinin, üniversite sınavları ile çakışması, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunun Kurban Bayramı’na denk gelmesi, hac ve okulların tatil olması gibi nedenlerle, AK Parti’de uzun süredir seçimlerin öne alınacağı konuşuluyordu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, yılbaşından birkaç gün önce yaptığı görüşmede de seçimlerin öne alınması konusunda uzlaştığı kulislere yansımıştı.

Erdoğan’la son görüşmesine kadar seçimlerin hep “zamanında” yapılacağını söyleyen Bahçeli de dünkü grup toplantısında, “Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimleri ister zamanında ister erkene alınsın biz iki seçeneğe hazırız. Seçim kararının alınabilmesi için ya 360 vekilin oyu ya da Cumhurbaşkanımızın Türkiye’yi seçime götürmesi lazımdır. İki yol da hukukidir” diyerek ilk kez seçimlerin öne alınacağının sinyalini verdi.

MYK’de seçim sunumu yapıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Pazartesi günü yapılan AK Parti MYK toplantısında, Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, seçim hazırlıkları ve seçimin öne alınması halinde takvimin nasıl işleyeceğine ilişkin sunum yaptı.

Edinilen bilgiye göre, toplantıda ittifak sisteminde değişiklik de öngören yeni seçim yasasının yürürlüğe gireceği tarih de dikkat alınarak, 9-18 Haziran tarihleri arasına denk gelen pazar günlerine göre alternatif senaryolar masaya yatırıldı.

Toplantıda, Ramazan ayı olması ve 21-23 Nisan’ın da bayrama denk gelmesi nedeniyle, en erken 30 Nisan tarihi en geç de 28 Mayıs tarihleri tarihlerinde seçim yapılabileceği değerlendirmesi yapıldı. Erdoğan-Bahçeli görüşmesinde 30 Nisan tarihinde uzlaşma sağlandığı iddiaları kulislere yansımakla birlikte AK Parti MYK’de bazı üyeler, 30 Nisan’da seçimin yapılması halinde, kampanya dönemi büyük oranda Ramazan ayına denk geleceği  için hem mitinglerde hem de sahada çalışma yapmakta zorlanılacağı görüşünü dile getirdi.

Toplantıdan sonra BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a değerlendirmede bulunan bir üst düzey bir AK Partili, Ramazan ayında kampanya yürütmenin son derece zor olacağına işaret ederek, “Seçim tarihine ilişkin bir karar alınmadı, en elverişli tarihler ne olabilir, onlar değerlendirildi. Ama seçimlerin kesinlikle 30 Nisan’da yapılmayacağını söyleyebilirim” dedi.

14 Mayıs ağırlık kazandı

7 Mayıs tarihi üzerinde yapılan simülasyonlarda ise cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması halinde, Cuma gününe denk gelen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle üç gün tatil olacağı için seçmen hareketliliği olabileceği tespiti yapıldı.

MYK’de, hem Demokrat Parti’nin 1950’de iktidara geliş yıldönümü olması nedeniyle simgesel önem taşıyan, hem de cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur ihtimali hesap edilerek, ağırlıklı görüş seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılması yönünde oldu. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması halinde ikinci tur 15 gün sonra, yani 28 Mayıs’ta yapılacak.

Bu tarihlerde, tatil, hac veya bayram gibi etkenler olmayacağı değerlendirmesi yapıldı.

‘Seçim kararını Erdoğan alabilir’

Toplantıda seçim tarihi ile ilgili muhalefetin tutumu da değerlendirildi. CHP ve İYİ Parti’nin 6 Nisan’dan sonraki bir erken seçime “evet” demeyeceği yönündeki açıklamalar da dikkate alınarak, parlamentodan karar çıkmayabileceği değerlendirildi.

HDP de diğer muhalefet partileri gibi 6 Nisan’dan sonraki bir erken seçim önerisine destek vermeyecek.

Parlamentonun seçim kararı alabilmesi için en az 360 milletvekilinin destek vermesi gerekiyor.

Ancak AK Parti, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı’nın sandalye sayısı 334’te kaldığı için, erken seçim kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın alması gerekebilir.

EYT en geç Şubat başında yasalaşacak

Siyasi kulislerde AK Parti’nin seçim tarihi belirlemesinde yılbaşında çalışan veya emekli kesimlere yapılan zamlar, EYT düzenlemesi, başörtüsüne ilişkin anayasa değişiklikleri gibi partiye oy getirileceği hesap edilen düzenlemelerin etkisini yitirmeden seçime gideceği konuşuluyordu.

MYK toplantısında da başörtüsüne ilişkin anayasa değişikliği, düzenlemesi, sözleşmeli personele kadro ve başörtüsüne ilişkin anayasa değişikliği ile ilgili Meclis süreci de değerlendirildi.

EYT ve sözleşmeli personele kadro düzenlemesinin Ocak ayı içinde Meclis’e sunulması ve en geç Şubat ayı başında yasalaştırılması görüşü benimsendi.

Başörtüsüne anayasal güvence içeren düzenleme için muhalefet grupları ile ikinci kez görüşülmesi de kararlaştırıldı.

Bu çerçevede, AK Parti grup başkanvekillerinin 15 Ocak’tan sonra muhalefet turuna çıkacağı ve ardından da teklifin Meclis’te görüşme sürecinin başlatılacağı öğrenildi.

Üç dönem kuralı işletilecek mi?

Edinilen bilgiye göre Erdoğan MYK’de ayrıca, aday olmak için görevlerinden istifa edecek olan belediye başkanları, teşkilat yöneticileri ile “üç dönem” kuralına takılan milletvekilleri ile ilgili çalışma yapılması talimatı verdi.

AK Parti tüzüğüne göre bir kişi en fazla üç dönem milletvekili olabiliyor.

Bu süreyi dolduranların bir dönem ara vermesi gerekiyor.

Aralarında TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Binali Yıldırım, Hayati Yazıcı, Ali İhsan Yavuz, Cevdet Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda milletvekili ve parti yöneticisi üç dönem kuralına takılıyor.

Ancak AK Parti tüzüğünde daha sonra yapılan değişiklikle, bu kural esnetildi ve üç dönem kuralına takılanların aday gösterilip gösterilmemesi konusunda Merkez Karar Yönetim Kurulu’na (MKYK) yetki verildi.

2023 seçimlerinde de, üç dönem kuralına takılanlarla ilgili MKYK kararıyla istisnalar getirilerek bazı isimlerin yeniden aday gösterileceği belirtiliyor.

CHP’de beklenti 30 Nisan

6 Nisan’dan sonraki bir tarihte seçim kararına parlamentoda destek vermeme kararı alan CHP kulislerinde ise seçim tarihine ilişkin beklenti 30 Nisan.

Erdoğan ve Bahçeli’nin bu tarihte anlaştığı iddiasına dile getiren bazı üst düzey CHP’liler, AK Parti’nin “simge tarihleri sevdiğine” işaret ederek, 30 Nisan’da seçime gidilmesi halinde takvimin 28 Şubat’ta başlayacağına dikkat çekiyor.

CHP kulislerinde AK Parti’nin, muhafazakar tabanın Ramazan hassasiyetini de dikkate alarak, özellikle “iftar programları” ile seçim kampanyasını yürüterek avantaj elde etme hesabı yapacağı dile getiriliyor.

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı: 63 Askerin Ölümü Rusları Öfkelendirdi

Donetsk bölgesinde Rus askerlerinin konuşlu olduğu üssün Ukrayna güçlerince hedef alındığını ve roket saldırısında 63 Rus askerinin öldüğü açıklanmıştı. Ukrayna’daki çatışmalarda en çok can kaybının yaşandığı saldırıya ilişkin öfke büyüyor.

Rus milliyetçileri ve bazı milletvekilleri tehlikeleri görmezden gelmekle suçladıkları komutanlar için ceza talep ettiler.

Rusya Savunma Bakanlığı, nadiren yapılan bir açıklamayla, Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk bölgesinde askerlerinin konuşlu olduğu üssün Ukrayna güçlerince hedef alındığını ve roket saldırısında 63 Rus askerinin öldüğünü kaydetmişti.

Askerlerin, Rusya Savunma Bakanlığı’nın ABD yapımı HIMARS rampalarından atılan dört roket tarafından vurulduğunu söylediği bölgedeki bir mühimmat yığınağının yanında konuşlandırılması eleştiriliyor.

Televizyonda yayınlanan görüntüler, vinçler ve buldozerler birkaç metre derinlikteki beton molozları delip geçerken, dev bir binanın moloza döndüğünü ortaya koyuyor.

Ukraynalı ve bazı Rus milliyetçi blog yazarları, Makiyivka’daki ölü sayısını yüzlerce olarak belirtse de, Rus yanlısı yetkililer bu tahminlerin abartılı olduğunu söylüyor.

RIA Novosti haber ajansının bildirdiğine göre, bazılarının geldiği Samara da dahil olmak üzere birçok Rus şehrinde hayatını kaybedenleri anmak için mitingler düzenlendi. Kayıpları için yas tutanlar Samara’nın merkezine çiçekler bıraktı.

Ordudaki kadın konseyi temsilcisi Yekaterina Kolotovkina birlik çağrısı yaparken, “Üç gündür uyumadım, Samara uyumadı. Askerlerimizin eşleriyle sürekli iletişim halindeyiz. Çok zor ve korkutucu. Ama biz parçalanmayız. Keder bizi birleştirir. Affetmeyeceğiz ve zafer kesinlikle bizim olacak” diye konuştu.

Makiyivka’daki saldırı, Rusya, Kiev’e ve diğer Ukrayna şehirlerine her gece insansız hava aracı saldırıları yaptığı sırada yaşandı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski dün gece video aracılığıyla yaptığı açıklamasında, “Saldırılar insanlarımızı, uçaksavar savunmamızı, enerjimizi tüketmeyi hedefliyor” dedi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri Sözcüsü Yuriy Ihnat, Ukrayna TV’ye yaptığı açıklamada, yılbaşı gecesinden bu yana iki Rus saldırısında 84 insansız hava aracının düşürüldüğünü söyledi.

Ihnat, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin cipleri ve uçaksavar makineli tüfekleri ve ışıldaklarla donatılmış diğer araçları kullanarak onları yakalamak için gezici gruplar düzenlediğini söyledi.

Güçleri büyük ölçüde Batılı ülkeler tarafından sağlanan silahlara ve diğer teçhizata dayanan Zelenski, bugün Hollanda ve İngiltere başbakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaptı.

Zeelenski Telegram mesajlaşma uygulamasında İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ile görüşmesiyle ilgili, “Zafere bu yıl daha şimdiden daha da yakınlaşmaya yönelik çabalarımızı yoğunlaştırmaya karar verdik” dedi.

Yabancı paralı askerler de hayatını kaybetti

Rusya Savunma Bakanlığı bugün yayınladığı günlük bülteninde Makiyivka’dan bahsetmedi ancak Rus Hava-Uzay Kuvvetleri tarafından, Donetsk’te 130’dan fazla yabancı paralı askerin öldürüldüğü saldırı da dahil olmak üzere çok sayıda saldırı düzenlendiğini açıkladı.

Açıklamada, Donetsk’teki Druzhkivka tren istasyonu yakınlarındaki bir teçhizat yığınağına başlatılan füze ve hava saldırıları sonucu 120 kadar Ukraynalı personelin öldürüldüğü, iki HIMARS rampası ve 800’den fazla roketin imha edildiği kaydedildi.

24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgal eden Rusya, 2022’nin ikinci yarısında savaş alanında aldığı yenilgilerin ardından Ukrayna kentlerine yönelik toplu hava saldırılarına giderek daha fazla başvurdu. Rusya, sivilleri hedef aldığını reddediyor.

Ukraynalı yetkililer, Rusya’nın dün Donetsk bölgesinin Ukrayna kontrolundaki bölgeleri vurduğunu, Kramatorsk kenti ve Yakovlivka köyünü vurduğunu ve Druzhkivka’daki bir buz pateni pistini yok ettiğini açıkladı.

Komşu Donetsk ile birlikte Moskova’nın hak iddia ettiği endüstri alanı Donbas’ı oluşturan Ukrayna’nın Luhansk bölgesinin valisi, bugün Ukrayna kuvvetlerinin Rus kontrolundaki Svatove ve Kreminna yönünde istikrarlı ilerleme kaydettiğini söyledi.

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, Herson’un güney bölgesinde Rus kontrolundaki bir bölgeye 31 Aralık’ta düzenlenen bir saldırıda yaklaşık 500 Rus askerinin öldüğünü veya yaraladığını söyledi.

Reuters bu haberleri bağımsız olarak doğrulayamadı.

Reuters görüntülerinde,”Kara Lale” olarak bilinen Ukraynalı gönüllülerden oluşan bir ekibin, Donetsk bölgesindeki ön cephe yakınında ölü askerlerin cesetlerini mezardan çıkardığı görülüyor.

37 yaşındaki gönüllü Oleksii Iukov, “Ne zaman bir genci kazıp çıkarsan, onun kabusunu ve bunun sonu olduğunu anladığı o son anında yaşadığı dehşeti yaşıyorsun” dedi.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Doğu grubu sözcüsü Serhiy Çerevati, Ukrayna televizyonuna, bugün Donetsk’te, şu anda büyük ölçüde harabe halinde olan Ukrayna’nın kontrolundaki Bakmut kentinde, 259 bombardıman saldırısı ve 29 çatışma yaşandığını söyledi.

Çerevati, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Rus saldırılarının başarısız olması için her şeyi yapıyor” diye ekledi.

Askeri yetkililere öfke artıyor

Rus askeri blog yazarları, Rus komutanların Ukrayna roketlerinin menzilinde olduğunu bilmelerine rağmen, Makiyivka’da’da kışla olarak kullanılan binada mühimmat depolama kararını kınadı.

Doğu Ukrayna’daki Rus yanlısı ayrılıkçıların eski komutanı ve şimdi en yüksek mevkideki Rus milliyetçi askeri blog yazarlarından biri olan Igor Girkin, 31 Aralık’taki saldırıda yüzlerce kişinin öldüğünü veya yaralandığını söyledi. Girkin, bölgede depolanan askeri teçhizatın kamufle edilmediğini söyledi.

Telegram’da 700 binden fazla takipçisi olan Rus askeri blog yazarı Archangel Spetznaz Z, “Makiyivka’da olanlar korkunç” diye yazdı. “Bir aptalın bile toplarla vursalar bile çok sayıda yaralı veya ölü olacağını anladığı bir binaya çok sayıda personel yerleştirme fikrini kim buldu? Komutanlar daha az umursayamazlardı” diye ekledi.

Ukrayna, Rus kontrolundaki topraklara yönelik saldırıların sorumluluğunu neredeyse hiçbir zaman alenen üstlenmedi. Zelenski, dün gece yaptığı konuşmada da Makiivka saldırısından bahsetmedi.

Rusya’daki öfke milletvekillerine kadar uzandı.

Rus Senatosu üyesi ve eski dışişleri bakan yardımcısı Grigory Karasin, yalnızca Ukrayna’dan ve onun NATO destekçilerinden intikam alma talebinde bulunmakla kalmadı, aynı zamanda “titiz bir iç inceleme” talep etti.

Rus parlamentosunun üst kanadının eski başkanı Sergey Mironov da, askeri personelin korumasız bir binada toplanmasına izin veren yetkililer ve gerekli güvenlik seviyesini sağlamayan tüm üst düzey yetkililer hakkında cezai sorumluluk talep etti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Kapatma Davasında HDP Adına Savunmayı Eş Başkanlar Yapacak

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, ilk kez, Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görülecek olan kapatma davasında HDP adına savunmayı eş genel başkanlar olarak kendisinin ve Mithat Sancar’ın yapacağını açıkladı.

Buldan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kapatma davası sonuçlanmadan partiye verilecek Hazine yardımına tedbir konulması talebinin “hukuksuz” olduğunu söyledi. Buldan, “Anayasa Mahkemesi bu talebi reddetmeli” dedi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan Buldan, ilk kez, kapatma davasında HDP adına savunmayı eş genel başkanlar olarak kendisinin ve Mithat Sancar’ın yapacağını açıkladı.

Parti avukatları ile savunma hazırlıklarını sürdürdüklerini ve her olasılığa karşı hazırlıklarını yaptıklarını belirten Buldan, “Seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız” diye konuştu.

HDP hakkındaki kapatma davasını görüldüğü Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, siyasi partilere yapılacak Hazine yardımından HDP’ye düşen paya tedbir konularak ödenmemesi talebini Perşembe günü görüşecek.

HDP itiraz etti: Bloke talebi incelenmeden reddedilmeli

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu ise bugün Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak, hem davanın seçim sonrasına bırakılmasını istedi, hem de “Hazine yardımı kesilmesi” talebine itiraz etti.

HDP Genel Başkan Yardımcısı Rüştü Tiryaki, “Umarın AYM, bu talebi incelemeden reddeder, aksi bir karar AYM’nin seçimlere müdahale etmesi anlamına gelecektir” dedi.

Komisyon eş sözcüsü Nuray Özdoğan da Anayasa’nın 69. Maddesi uyarınca, kapatma davası sürerken, bir partinin hesaplarına bloke konulması ya da kesilmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Buldan: B, C planlarımız olacak; seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız

HDP yönetimi de, “Hazine yardımının kesilmesinin” zaten kapatma davası kapsamında öngörülen bir yaptırım olduğuna işaret ederek, AYM’nin hesaplara bloke konulması yönünde karar vermesinin “ihsası rey” anlamına geleceğine işaret ediyor. HDP’de bu talep, “AYM kararını etkileme çabası” olarak görülüyor.

HDP EŞ Genel Başkanı Pervin Buldan da, AYM’nin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılının bu talebini reddetmesi gerektiği görüşünde.

HDP’nin kapatılmasının iktidara hiçbir yarar sağlamayacağını kaydeden Buldan, ne kendilerinin ne de seçmenin “boş durmayacağını, evde oturmayacağını” söyledi: Mutlaka B, C planlarımız olacak. Ona göre tedbirlerimizi alacağız, hiçbir şekilde seçmenimizi seçeneksiz bırakmayacağız. Bu konuda kararlıyız.

Paylaşın

Başörtüsüne Anayasa Düzenlemesi; Akşener: Gönlüm Evetten, Aklım Hayırdan Yana

İYİ Parti Lideri Akşener, AK Parti’nin hazırladığı “başörtüsü ve aile birliğine” yönelik düzenlemeleri içeren anayasa teklifine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, “teklifteki bazı sorunlu yerlere” dikkat çekti.

Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre Akşener, “özgürlük garantisine” işaret ederek “başörtüsü takan da takmayan da eşit olsun” ilkesinin önemine değindi, yapılacak düzenlemenin her iki kesimin de hakkını koruması gerektiğinin altını çizdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, partisinin Genel İdare Kurulu üyelerine seslenirken, AKP’nin Meclis’e sunduğu başörtüsü düzenlemesi için, “Gönlüm ‘evet’ten, siyasi aklım ‘hayır’dan yana dediği” iddia edildi. Akşener’in bu yaklaşımının gerekçesinin; “Anayasa değişikliği 400 kabul oyu ile geçse de AKP’nin referanduma götürebileceği” olduğu belirtildi.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre Akşener, partisi kurmaylarına, AKP’nin hazırladığı “başörtüsü ve aile birliğine” yönelik düzenlemeleri içeren anayasa teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener, milletvekillerine ve kurmaylarına anayasa değişikliği teklifinin yarın yapılacak olan zirvede gündeme geleceğini dile getirerek, “teklifteki bazı sorunlu yerlere” dikkat çekti.

Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre Akşener, “özgürlük garantisine” işaret ederek “başörtüsü takan da takmayan da eşit olsun” ilkesinin önemine değindi, yapılacak düzenlemenin her iki kesimin de hakkını koruması gerektiğinin altını çizdi.

“Gönlüm ‘evet’ten, siyasi aklım ‘hayır’dan yana”

Akşener’in, partisinin hukukçularından oluşan bir heyetin hazırladığı “revize metni yarınki 6’lı masa toplantısında gündeme getirebileceği” kaydedildi.

Edinilen bilgiye göre Akşener, İYİ Parti Genel İdare Kurulu’nda teklife “evet” deme yönündeki eğilime “olumlu yaklaştığını ve katıldığını” ancak iktidarın Meclis’ten 400’le de geçse “teklifi referanduma götürebileceğine yönelik endişe taşıdığını” dillendirdi. Toplantıda bazı milletvekillerinin teklif konusunda “Gönlüm evetten ama siyasi aklım ‘hayır’dan yana” değerlendirmesini yaptığı ve bunun gerekçesini de referandum olasılığına bağladığı öğrenildi.

Paylaşın

DEVA Lideri Ali Babacan’dan ‘Adaylık’ Sinyali

DEVA Lideri Babacan, katıldığı bir televizyon programında, olası cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Biz hiçbir siyasi partiyle adaylar konusunda, olası isimler konusunda ‘olur’ ya da ‘olmaz’ demiyoruz.” dedi ve ekledi:

“Altılı masada hiçbir isimle ilgili olumlu/olumsuz hiçbir görüş zikredilmedi. Altılı masa böyle bir mutabakata varırsa hem seçilebilme sorunu olmaz hem de en iyi şekilde ben yaparım, sorun yok. Bizim öncelikle ortak yönetim modeli ve geçiş yol haritasında mutabık kalmamız önemli.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek Programı’na konuk oldu. Babacan’ın değerlendirmelerinden öne çıkan bazı bölümler şu şekilde:

“Hem seçilebilme sorunu olmaz hem de en iyi şekilde yaparım”

“Biz hiçbir siyasi partiyle adaylar konusunda, olası isimler konusunda ‘olur’ ya da ‘olmaz’ demiyoruz. Altılı Masa’da hiçbir isimle ilgili olumlu/olumsuz hiçbir görüş zikredilmedi. Altılı Masa böyle bir mutabakata varırsa hem seçilebilme sorunu olmaz hem de en iyi şekilde yaparım, hiç sorun yok. Ama tabii Altılı Masa’nın mutabakatı gerekir.

“Bizim önceliğimiz ortak metin ve yönetim modeli”

Bizim önceliğimiz ortak metin ve yönetim modeli. Önce bunlarda mutabık kalınması lazım. O zaman adayın profili daha da şekillenmiş olacak. Eskiler derdi, işe göre mi adam bulacağız, adama göre mi iş bulacağız. Biz önce işi tanımlayacağız.

DEVA Partisi’ni niye kurduk ki, DEVA Partisi iddialı bir parti. DEVA Partisi’nin genel başkanı da iddialı bir genel başkan. Bu konuda en ufak bir tereddüt yok. Ama Altılı Masa’nın mutabakat ruhu ile hareket etmemiz lazım.

“Ortak aday çıkmazsa kötü olur”

Altılı Masa’dan ortak aday çıkmazsa dünyanın sonu değil ama kötü olur. Biz baştan beri tek adaydan yanayız. Biz iç istişare sürecimizi henüz tamamlamadık.

“Erdoğan, ‘Keşke ben açıklasaydım’ dedi”

Ben masaya AK Parti’nin kurucusu olarak oturdum. ‘Benim bakanım, benim valim’ yeni terminoloji. Benim dönemimde yoktu. Paradan 6 sıfır atılması konusunda, bir soru sordu, cevap verdim. İlk defa orada duyulmuş oldu. Başlattığımda Tayyip Bey’in haberi yoktu. ‘Bunları açıklamışsın ama keşke bana söyleseydin ben açıklasaydım’ dedi. Ben de ‘efendim soruya verdiğim cevaptı bu’ dedi. Sayın Erdoğan’da Ali Babacan kompleksi seziyorum. Bugünkü açıklaması da çok enteresan. Zorunlu tasarrufla ilgili konu. Uzun yıllar çalışanların maaşından kesildi ve devlet harcadı.

“2001’de, ‘TRT Kürtçe kanal açmalı’ deseydik AK Parti kapatılırdı”

2001 yılında AK Parti kurulduğunda, deseydik ki, ‘TRT Kürtçe kanal açmalı’ diye. AK Parti mutlaka kapatılırdı. Sonra TRT Şeş açıldığında TRT Kurdî kurulduğunda normalleşmiş bir ortam vardı.

“Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili hiçbir değişiklik önerimiz yok”

Ana dili diyoruz. Bir hanede annenin konuştuğu dil demektir ana dili. Ananın ak sütü kadar helal bir konudur diyoruz. Anayasa’nın da o şekle getirilmesini istiyoruz. Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili hiçbir değişiklik önerimiz yok.

“Hükümetin kapsamlı program uygulayacak kapasitesi yok”

Sadece yüksek maaş artışıyla ekonomiyi düzeltemezsiniz. Arkadan gelen daha büyük enflasyon dalgası verdiğinizden daha fazlasını alır götürür. Bunlar geniş bir programda sağlam zemine oturmazsa enflasyon tarafından süpürülür gider. Şu anda hükümetin kapsamlı program uygulayacak kapasitesi yok. Suudi Arabistan’dan alınan para ile Rusya’dan doğalgazla yapılan işler, dökme suyu ile değirmenin dönmemesidir.

“Altılı Masa’da ne ezen var ne ezilen var”

Tek adam sistemi gayet hızlı. Otobüste oturanlar kafayı gözü yarıyor. Neymiş hızlı karar alıyormuş, iyi halt ediyorsun işte. İnanın Altılı Masa gerçek demokrasiyi önce kendi içinde işletmeye çalışıyor şu anda. Altılı Masa’da ne ezen var ne ezilen var. Herkes kendi önerilerini koyuyor.”

Paylaşın