AK Partili Yetkili: Seçimin Mayısta Olma İhtimali Yüzde 99

“AK Parti Genel Merkezi, seçimlerin mayısa çekilmesine bağlı olarak kampanyasını güncelliyor. Seçimin 7-14 ya da 21 Mayıs’ta olabileceği tahmin ediliyor. Bir AK Partili yetkili ‘Mayısta olma ihtimali yüzde 99’ diyor.”

AK Partili yetkili, Kılıçdaroğlu’nun kolay bir aday olmadığını savunarak, “Kılıçdaroğlu’na HDP’nin desteği var. Bu destek süreci radikal biçimde değiştiriyor. Yarışa CHP, İyi Parti ve HDP oylarını katarsak, yüzde 45’le başlıyor. Kılıçdaroğlu’nun zor bir aday olduğunu düşünüyorum.

Bir kere şeffaf. İçi dışı biliniyor. Gizemi yok. Çok üzerine oynayamazsınız. CHP’nin en büyük handikapı, dış dünyaya entegrasyonuna ilişkin sıkıntılarıydı. Kılıçdaroğlu, onunla ilgili radikal bir dönüşüm yaşatıyor. Değişime ne kadar açık ve CHP’yi dünyaya entegre edebilecek vizyona sahip olduğunu hissettiriyor. Bir açıdan da başarılı.” diyor.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, AK Parti’nin seçim hazırlıklarını mayıs ayına göre yaptığını yazdı. Saymaz, konuştuğu bir AK Partili yetkilinin “Kılıçdaroğlu’nun zor bir aday olduğunu düşünüyorum” dediğini de aktardı.

Saymaz, “Bu arada AK Parti Genel Merkezi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı muhalif gazetecilerle buluşturmayı planlıyor. Bir sohbet şeklinde düşünülen buluşma, Erdoğan onaylarsa gerçekleşecek” bilgisini de paylaştı.

İsmail Saymaz’ın bugünkü köşe yazısında yer alan kısım şöyle:

“AK Parti Genel Merkezi, seçimlerin mayısa çekilmesine bağlı olarak kampanyasını güncelliyor. Seçimin 7-14 ya da 21 Mayıs’ta olabileceği tahmin ediliyor. Bir AK Partili yetkili bana “Mayısta olma ihtimali yüzde 99” diyor.

Bu arada, AK Parti’de başörtüsü düzenlemesinin referanduma gitmesi ihtimaline ilişkin bir hazırlık yok.

AK Partili yetkili şöyle diyor:

“Eğer referandum olursa başka bir modüle geçmek gerekebilir. Referandumun içeriğine ilişkin hangi temalar öne çıkacak, tartışmalar din ve kimlikler üzerinden mi yürüyerek? Ona göre formüle etmek gerekebilir.”

AK Parti açısından Altılı Masa’nın üç krizi var.

1: Atılı Masa’yı yönetmek.

2: HDP ile ilişkiler.

3: Aday belirleme sıkıntısı.

AK Partili yetkili “Adayın belirlenmesini bizler de bekliyoruz. Bir an önce belirlensin ki, ona göre stratejimiz de revize olsun.”

AK Partili yetkili, Kılıçdaroğlu’nun kolay bir aday olmadığını savunarak, şunları söylüyor:

“Kılıçdaroğlu’na HDP’nin desteği var. Bu destek süreci radikal biçimde değiştiriyor. Yarışa CHP, İyi Parti ve HDP oylarını katarsak, yüzde 45’le başlıyor. Kılıçdaroğlu’nun zor bir aday olduğunu düşünüyorum. Bir kere şeffaf. İçi dışı biliniyor. Gizemi yok. Çok üzerine oynayamazsınız. CHP’nin en büyük handikapı, dış dünyaya entegrasyonuna ilişkin sıkıntılarıydı. Kılıçdaroğlu, onunla ilgili radikal bir dönüşüm yaşatıyor. Değişime ne kadar açık ve CHP’yi dünyaya entegre edebilecek vizyona sahip olduğunu hissettiriyor. Bir açıdan da başarılı.”

Bu arada AK Parti Genel Merkezi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı muhalif gazetecilerle buluşturmayı planlıyor. Bir sohbet şeklinde düşünülen buluşma, Erdoğan onaylarsa gerçekleşecek.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Almanya’ya İltica Başvuruları: Türkiye Üçüncü Sırada

Almanya Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin yıllık raporuna göre, yeni iltica başvurularında 70 bin 976 başvuruyla Suriyeliler ilk sırada. İkinci sırada 36 bin 358 kişiyle Afganistan vatandaşları, üçüncü sırada da 23 bin 938 kişiyle Türkiyevatandaşları geliyor.

İltica başvurularında bu üç ülkeyi 15 bin 175 başvuruyla Irak ve 7 bin 963 başvuruyla Gürcistan takip ediyor. Raporda 2021 yılında dördüncü sırada olan Türkiye’den yapılan ilk iltica başvurularının bir yıl içinde yüzde 238,7 oranında arttığı kaydedildi.

Almanya Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin yıllık raporuna göre 2022 yılında 217 bin 774 kişi Almanya’ya iltica başvurusunda bulundu. Bu sayının pandemi nedeniyle seyahat kısıtlamalarının yürürlükte olduğu bir önceki yıla göre yüzde 47 oranında daha fazla olduğu kaydedildi.

Yeni iltica başvurularında 70 bin 976 başvuruyla Suriyeliler ilk sırada. İkinci sırada 36 bin 358 kişiyle Afganistan vatandaşları, üçüncü sırada da 23 bin 938 kişiyle Türkiye vatandaşları geliyor. İltica başvurularında bu üç ülkeyi 15 bin 175 başvuruyla Irak ve 7 bin 963 başvuruyla Gürcistan takip ediyor.

Raporda 2021 yılında dördüncü sırada olan Türkiye’den yapılan ilk iltica başvurularının bir yıl içinde yüzde 238,7 oranında arttığı kaydedildi.

Ocak 2022’den Aralık 2022 sonuna kadar olan dönemde yapılan iltica başvurularının yaklaşık 25 bin kişiyle yüzde 11’ini Almanya’da doğan 1 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. 2022 yılında iltica başvurusu kabul edilmeyen yaklaşık 26 bin kişinin de yeniden iltica başvurusunda bulunduğu öğrenildi.

Ukraynalı sığınmacılar sayılara dahil değil

Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş nedeniyle Rusya’dan iltica başvuruları da arttı. Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin verilerine göre 2022 yılında Rusya’dan 2 bin 851 kişi Almanya’ya iltica başvurusunda bulundu.

Ukrayna’dan savaş nedeniyle Almanya’ya gelen yaklaşık 1 milyon sığınmacı ise Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin paylaştığı sayılar içerisinde yer almıyor zira Ukraynalı sığınmacılara olağan iltica prosedüründen farklı bir prosedür uygulanıyor. Ukrayna’dan gelenlerin sığınma hakkı için iltica başvurusunda bulunması gerekmiyor; Ukraynalılar Avrupa Birliği yönetmelikleri uyarınca Almanya’da doğrudan korunma hakkına sahipler.

Almanya İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Almanya’ya sığınan Ukraynalıların oranı toplamın yüzde 80’ini oluşturuyor. Ancak gelenlerden kaçının Almanya’da kalmaya devam ettiği tam olarak bilinmiyor. Bazılarının diğer Avrupa ülkelerine gittiği bazılarının ise Ukrayna’ya döndüğü kaydediliyor.

Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin verilerine göre 2022 yılında Almanya’da 228 bin 673 iltica başvurusunun değerlendirmesi sonuçlandırıldı. 40 bin 911 kişiye Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme uyarınca mülteci statüsü verildi. 87 bin 552 kişiye ise farklı koruma statüleri sağlandı. Başvuruların yüzde 21,6’sını oluşturan 49 bin 220 başvuru reddedildi, 50 bin 880 başvuru ise geri çekildi.

Reddedilen başvuruların birçoğunun başvurunun değerlendirilmesinden bir başka Avrupa Birliği ülkesi sorumlu olduğu gerekçesiyle reddedildiği belirtiliyor. İçeriği nedeniyle reddedilen başvuruların sayısının ise buna nazaran daha düşük olduğu kaydediliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Ukrayna Cephesi Komutanını Üç Ay İçinde İkinci Kez Değiştirdi

Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov, Ukrayna cephesi komutanı olarak atandı. Rusya Savunma Bakanlığı’ndan görev değişikliğine ilişkin yapılan açıklamada, General Gerasimov atamasının “silahlı kuvvetler içindeki farklı unsurların daha organize ve etkili şekilde hareket etmesi için” yapıldığı kaydedildi.

Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov, Putin’in “özel askeri operasyon” olarak adlandırdığı savaşa liderlik edecek. General Gerasimov, Sergey Surovikin’in yerini aldı. General Surovikin’in göreve gelmesi sonrasındaki üç ayda Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırılar yoğunlaşmıştı.

Bazı uzmanlar görev değişikliğini, Surovikin’in fazla güç kazanmış olabileceğinin işareti olarak değerlendiriyor…

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’u Ukrayna’daki harekatı yönetmesi için atadı. Hem Gerasimov hem Şoygu, Ukrayna’da savaş alanında atılan bir dizi geri adım nedeniyle Rusya’daki şahinlerin eleştirilerine hedef olmuştu.

Şoygu açıklamasında Gerasimov’un Ukrayna’daki özel askeri operasyonda yer alan birleşik güçlerin komutanı olarak atandığını bildirdi.

Rusya Ekim ayında Ukrayna’nın bir dizi karşı atakla savaşın seyrini değiştirmesinin ardından “Komutan Armageddon” lakaplı Sergey Surovikin’i Rusya’nın Ukrayna’daki askeri harekatına liderlik etmesi için atamıştı.

Savunma Bakanlığı Surovikin’in Gerasimov’un yardımcısı olarak görevine devam edeceğini belirtti. Açıklamada bu değişikliklerle Ukrayna’daki askeri operasyonların etkisinin arttırılmasının tasarlandığı belirtildi.

Ukrayna’da maden kasabası Soledar için yoğun mücadele

Soledar, Moskova’nın Donbas’ın tamamını ele geçirme mücadelesinde önemli bir mihenk taşı konumunda.

Paralı asker grubu Wagner dün başlayan saldırıya liderlik etti ve küçük tuz madeni kasabasında kontrolun ele geçirildiğini iddia etti ancak merkezde bazı yerlerde Ukrayna’nın direnişinin sürdüğünü belirtti.

Rusya Savunma Bakanlığı ise hava birimlerinin Soledar’ı kuzey, doğu ve güneyden kopardığını bildirdi.

Ancak Ukrayna ordusu Soledar’ın düştüğünü reddetti ve savunma hattının aşılmadığını açıkladı. Ukrayna’nın doğu bölüğü komutanı Serhiy Çerevatyi Ukrayna televizyonuna yaptığı açıklamada çatışmaların şiddetini İkinci Dünya Savaşı’na benzetti.

Kremlin de henüz Soledar’da zafer ilan etmedi ve ağır kayıplar verdiğini doğruladı.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, sahadaki durum hakkında “Acele etmeyelim, resmi açıklamaları bekleyelim. Pozitif dinamikler sürüyor” diye konuştu.

Reuters haber ajansı da Soledar’daki durumu bağımsız olarak doğrulayamadı. Ajansın muhabiri çok sayıda kasaba sakininin dondurucu soğukta yollara dökülerek kasabayı terk ettiğini bildirdi, kasabanın üstünden yükselen dumanların görüldüğünü ve topçu atışının durmadan sürdüğünü kaydetti.

Rus ordusu Bahmut’u hedefliyor

Rus komutanlar Soledar’ı, Ukrayna’nın doğudaki tedarik zincirlerinin merkezi konumundaki Bahmut kentine saldırmak için bir basamak olarak kullanmayı hedefliyor.

Reuters’ın foto muhabiri Soledar ve Bahmut arasındaki yolda ambulansların yaralıları toplamak için beklediğini ve saha hastanelerinde kaosun hakim olduğunu kaydetti.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov da sahadaki başarının askerlerin hayatına mal olduğunu doğruladı.

Peskov, Putin’in savaş yerine diplomasiyi tercih ettiğini ancak ufukta Ukrayna ve Batı’yla barış görüşmelerinin olmadığını ekledi. Ukrayna ve Batılı ülkeler, Rusya’nın barış görüşmesi açıklamalarının propaganda olduğu görüşünde.

RIA haber ajansı Wagner grubunun Soledar’ın tuz madenlerini ele geçirdiğini bildirdi. Grubun lideri ve Putin’in müttefiki Yevgeni Prigozhin, Telegram hesabından bir madenin içinde Wagner savaşçılarıyla fotoğraflarını paylaştı.

Soledar, Rusya’nın 2022’nin ikinci yarısındaki geri adımlarının ardından Ağustos ayından bu yana elde ettiği en önemli kazanım olacak.

Donetsk’in Rus lideri Denis Pushilin, Soledar’ın ele geçirilmesinin Bahmut ve Siversk kasabalarının alınma ihtimalini iki katına çıkaracağını, bunun Kramatorsk ve Sloviansk kentlerine köprü oluşturacağını söyledi ve bu durumun da Donetsk’in tamamen ele geçirilmesi için beklenen fırsatı yaratacağını ekledi.

Diğer tarafta Ukrayna’nın güneyindeki Herson’un askeri yönetiminin başkanı Rus kuvvetlerinin Kasım ayında boşalttıkları eyalet başkentini bombalamaya devam ettiklerini bildirdi.

Açıklamada son 24 saatte yaklaşık 40 altyapı tesisi ve çok sayıda evin yok edildiği, çocuk hastanesinin de ateş altında kaldığı belirtildi.

Öte yandan Lviv bölgesini ziyaret eden Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, Belarus sınırındaki duruma dikkat çekerek, henüz burada güçlü bir yapılanma görülmese de sınırda ve sınıra yakın bölgelerde teyakkuzda olunması gerektiğini kaydetti.

Paylaşın

Demirtaş: Bu Zulüm İktidarından Hep Birlikte Kurtulacağız

Sosyal medya hesabından bir dizi paylaşım yapan Demirtaş, “Oy pusulasında hangi seçeneklerin önümüze çıkacağını, son günlerdeki tartışmalar belirleyecek. Şu anda kesinleşmiş tek şey şu: Bu zulüm iktidarından hep birlikte kurtulacağız, işte bunu kimse değiştiremeyecek” dedi.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, “Neden mi?” sorusunu sorarak şunları kaydetti: Çünkü halk kararını vermiş, bitmiş bu mesele. Oynadığın bütün kirli oyunların, kurduğun bütün tuzakların farkındayız Erdoğan. Ama bir dönem daha halkımıza işkence etmene izin vermeyeceğiz.

Demirtaş, “Nasıl mı?” diye sorarak, “Çünkü halk seni çizmiş, bütün mesele bu. To be or not to be Erdoğan. Yani kürsüye gel ki görem” ifadesini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutulan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya paylaşımlarına devam ediyor. Demirtaş’ın son paylaşımları şöyle:

Demirtaş’ın paylaşımı şöyle:

“Oy pusulasında hangi seçeneklerin önümüze çıkacağını, son günlerdeki tartışmalar belirleyecek. Şu anda kesinleşmiş tek şey şu: Bu zulüm iktidarından hep birlikte kurtulacağız, işte bunu kimse değiştiremeyecek. Neden mi? Çünkü halk kararını vermiş, bitmiş bu mesele.

Oynadığın bütün kirli oyunların, kurduğun bütün tuzakların farkındayız Erdoğan. Ama bir dönem daha halkımıza işkence etmene izin vermeyeceğiz. Nasıl mı? Çünkü halk seni çizmiş, bütün mesele bu. To be or not to be* Erdoğan. Yani kürsüye gel ki görem.”

Paylaşın

İmamoğlu Hakkında “İhaleye Fesat Karıştırma” Davası: 7 Yıl Hapis İstemi

İBB Başkanı Ekrem hakkında yeni dava açıldı. Savcılığın davaya ilişkin hazırladığı iddianamede İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istendi.

İmamoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Her ne hikmetse iki yıldır savcılıkta bekleyen dosya, bir anda davaya dönüşmüş. Bu kötülüklerin nerelerde planlandığını artık 86 milyon çok iyi biliyor” dedi. İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nun söz konusu ihale sürecinin hiçbir aşamasına dahil olmadığı ve talimat veya yönlendirme yapmadığını söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde yapılan bir ihaleye ilişkin, “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla 7 yıla kadar hapis istemiyle yeni bir dava açıldı. Davanın ilk duruşması 15 Haziran 2023 tarihinde Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkan ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yeni bir dava daha açıldı. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde, 29 Aralık 2015 tarihinde yapılan, “Kültür Merkezleri’nde Personel Çalıştırılması ve Kültür Sanat Organizasyonları Hizmet Alım İşi” ihalesini kaybeden firmanın şikâyeti üzerine, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği’nin başlattığı incelemenin sonucunda, İmamoğlu hakkında hazırlanan rapor doğrultusunda, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı.

Dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediyesi eski Kültür İşleri Müdürü Fidan Gül, Spor İşleri Müdürlüğü Personeli Cem Ülker, eski İşletme İştirakler Müdürlüğü Personeli Hasan Çetin, eski Kültür İşleri Müdürlüğü Personeli Hilal Çuhadar, eski Mali Hizmetler Müdürlüğü Personeli Mehmet Hepgül ve eski İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü Personeli Türkan Demiren Dişisağlam hakkındaki soruşturmasını tamamlayan Başsavcılık iddianamesini de hazırladı.

İddianamede, Beylikdüzü Belediyesi tarafından açılan söz konusu ihalede iddia edildiği gibi bir kamu zararının meydana gelip gelmediğinin anlaşılması için bir bilirkişi raporu alındığı, bu rapora göre söz konusu ihalede, “Görevlilerin ihaleye fesat karıştırdıkları ve kamu zararına neden oldukları kanaatine varıldığı” ileri sürüldü.

250 bin liralık kamu zararı iddiası

Hazırlanan iddianamede; ihalede İmamoğlu, Gül, Ülker, Çetin, Çuhadar, Hepgül ve Demiren Dişisağlam’ın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, ihale alıcısı E. şirketi lehine kamu zararına neden olacak şekilde, ihaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlayarak, 250 bin TL fazladan para ödemesine ve neticede 250 bin TL tutarında kamu zararına neden oldukları iddia edilerek; Ekrem İmamoğlu dahil yedi kişinin, “ihaleye fesat karıştırdığı” ifade ediliyor.

Savcılığın hazırladığı iddianamede İBB Başkanı İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istendi. Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame kabul edildi. İmamoğlu ve diğer altı ismin “ihaleye fesat karıştırma” suçundan yargılanacakları dava, 15 Haziran 2023 tarihinde Büyükçekmece Adliyesi’nde yapılacak.

İmamoğlu: Bu kötülüklerin nerelerde planlandığını artık 86 milyon çok iyi biliyor

Hakkında açılan yeni dava ile ilgili olarak Twitter hesabindan açıklamalarda bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İhale işlemlerinde imzam dahi mevcut değil. Ayrıca gerek İçişleri Bakanlığı gerek Danıştay 1. Dairesi kararında hakkımda herhangi bir tespit, suçlama ya da değerlendirme yapılmadı. Buna rağmen, zorlama bir suç yaratılmaya çalışılmakta. Her ne hikmetse iki yıldır savcılıkta bekleyen dosya, bir anda davaya dönüşmüş. Bu kötülüklerin nerelerde planlandığını artık 86 milyon çok iyi biliyor” dedi.

İmamoğlu’nun avukatı: İmamoğlu ihalenin hiçbir sürecine dahil olmadı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nun söz konusu ihale sürecinin hiçbir aşamasına dahil olmadığı ve talimat veya yönlendirme yapmadığını söyledi. Polat, İmamoğlu’nun belediye başkanı olarak 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre “harcama yetkilisi” ve “ihale yetkilisi” olmadığı gibi üst yönetici olarak ihale iş ve işlemlerini onaylama yetkisinin bulunmadığını belirtti. Danıştay’ın da bu tespiti yaptığını dile getiren Polat, ancak savcılığın bir ayrım yapmaksızın bu davayı açtığını söyledi.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Cari Açık 45 Milyar Doları Aştı

Kasım ayıyla cari açık 3,67 milyar dolar oldu. 12 aylık cari açık ise 45 milyar dolarla Ağustos 2018’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Ekonomistlerin beklentisi kasım ayında cari açığın 4 milyar dolar açık vermesi yönündeydi.

Haber Merkezi / Kasım ayında altın ve enerji hariç cari denge 5,3 milyar dolar fazla verdi. Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3,68 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2,65 milyar dolar oldu.

Finans hesabına bakıldığında doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişlerin 775 milyon dolar olarak kaydedildiği görüldü. Portföy yatırımları 538 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Resmi rezervlerde Kasım’da 3,62 milyar dolar net artış oldu.

Kasım ayında net hata noksan girişinin de devam ettiği izlendi. Kasım ayında 899 milyon dolarlık net hata noksan girişi yaşandı. Böylelikle 11 ayda Türkiye ekonomisinde net hata noksan girişi 22,3 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Kasım 2022 verilerini açıkladı. TCMB’den yapılan açıklama şöyle:

“Kasım ayında cari işlemler hesabı 3.666 milyon ABD doları açık kaydetmiştir. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 5.265 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7.122 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3.683 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2.648 milyon ABD doları olmuştur.

Birincil gelir dengesi kalemi 240 milyon ABD doları net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 13 milyon ABD doları net giriş kaydetmiştir.

Bunun sonucunda, Ocak-Kasım dönemi cari işlemler açığı 41.814 milyon ABD doları olurken, aynı dönemde altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı 48.311 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 775 milyon ABD doları olarak kaydedilmiştir.

Portföy yatırımları 538 milyon ABD doları tutarında net giriş kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 300 milyon ABD doları net alış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 65 milyon ABD doları net satış yaptığı görülmektedir.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, Genel Hükümet 1.500 milyon ABD doları net kullanım, bankalar ve diğer sektörler ise sırasıyla 679 milyon ABD doları ve 180 milyon ABD doları net geri ödeme yapmışlardır.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 4.791 milyon ABD doları net azalış kaydetmiştir.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 569 milyon ABD doları ve Türk lirası cinsinden 26 milyon ABD doları net artış olmak üzere toplam 595 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, Genel Hükümet ve bankalar sırasıyla 103 milyon ABD doları ve 1.531 milyon ABD doları net geri ödeme, diğer sektörler ise 82 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirmiştir.

Resmi rezervlerde bu ay 3.613 milyon ABD doları net artış olmuştur.”

Paylaşın

Afganistan’ın Başkenti Kabil’de Patlama: En Az 20 Ölü

Afganistan’ın başkenti Kabil’de bulunan Dışişleri Bakanlığı’nın önünde şiddetli bir patlama meydana geldi. Patlamada en az 20 kişinin öldüğü açıklanırken, saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Çok sayıda kişinin de yaralandığı patlama sonrası Taliban yönetiminin Kabil Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Halid Zadran, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, patlamayı doğruladı.

Halid Zadran, güvenlik güçlerinin olay yerine sevk edildiğini söyledi. Öte yandan, Kabil merkezindeki Emergency Hastanesi’nin sokağı da trafiğe kapatıldığı ve yaralılar bu hastaneye sevk edildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın önündeki patlama, Kabil Askeri Havaalanı’nda yaşanan, 10 kişinin hayatını kaybettiği ve sekiz kişinin yaralandığı patlamadan 3 gün sonra yaşandı.

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

Taliban’ın ülkenin başkenti Kabil’e girmesiyle Taliban’ın hedefinde olan ve Afganistan’dan tahliye edilmeyi talep eden binlerce kişi Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’na gitmiş, havalimanındaki uzun ve yorucu bekleyiş zamanla izdihama dönüşmüştü.

Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nda tahliye için bekleyiş sürerken, 26 Ağustos günü kalabalığı hedef alan bombalı saldırıda 13’ü ABD askeri olmak üzere en az 170 kişi yaşamını yitirdi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, havalimanındaki patlamadan sonra IŞİD saldırıları artmaya devam etti. Ülkenin her yerinde patlama meydana gelirken, özellikle Nangerhar saldırıların en çok yoğunlaştığı il oldu.

8 Ekim 2021’de Kunduz’da, 15 Ekim’de ise Kandahar’da Şii camileri cuma namazı sırasında IŞİD intihar bombacılarınca hedef alındı. Patlamalarda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Paylaşın

HDP, Seçim Öncesi Kapatılırsa Hangi Adımları Atacak?

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) seçimden önce kapatma kararı vermesi durumunda ise bu kararın verildiği tarih oldukça önemli. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) takvimine göre “listelerin sunulma,” “listelere itiraz” ve “listelerin kesinleşmesi” süreçlerine göre farklı durumlar ortaya çıkacak.

Eğer listelerin sunulma aşaması öncesi kapatma kararı çıkarsa HDP’den siyasi yasak almayan isimler başka partilerden aday olabilecek. Ancak YSK’nin milletvekili aday listelerini kesinleştirdikten sonra parti kapatma kararı verilirse HDP listesindeki tüm isimlerin adaylıkları düşecek ve seçime giremeyecek.

Bu durumda HDP’nin seçmene, seçime giren bir partiye oy verilmesi çağrısı yapması bekleniyor. Olası bu partinin de Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinden biri olabileceği gibi Demokratik Bölgeler Partisi ve Yeşil Sol Parti gibi seçenekler olduğuna da dikkat çekildi.

Türkiye’de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin resmi tarihi 18 Haziran 2023 tarihi. Ancak hükümet ve AK Parti kanadından gelen açıklamalara göre seçimler öne çekilecek. Henüz bir karar alınma da olası tarihler olarak 30 Nisan ile 14 Mayıs öne çıkıyor.

Seçime giden süreci etkileyecek önemli davaların başında HDP’ye yönelik Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) devam eden kapatma davası geliyor. 2018 seçimlerinde yaklaşık 6 milyon kişiden destek alarak yüzde 11,7 oy oranına ulaşan HDP’nin seçime girip girmemesi ya da kapatma kararı çıkması durumu da 2023 seçimlerini etkileyecek önemli faktörlerin başında.

HDP “seçim sonrası” dedi

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar,  katıldığı Habertürk televizyonunun yayınında, AYM’ye işaret ederek “Son ana kadar kendilerinin hukuka ve vicdana uygun karar verecek olan inancımı korumak istediğimi belirttim ama Türkiye’de yargının durumu ortada. Sadece mahkeme salonunda karara bağlanacak bir davadan söz etmek naiflik olur.

Biz de naif değiliz. İktidarın bu kararların herhangi birinde etkisi olacağı açık. Bu kararlardan hangisinin ne zaman çıkacağı önemlidir. Seçim sürecinin öncesinde çıkması önemlidir. Seçim sonrasına bırakılması hukuka ve vicdanlara en uygunu olandır. Biz AYM’den böyle bir talepte bulunacağız” açıklaması yaptı.

Serhat Eren: Yargı siyasete yön vermiş olacak

DW Türkçe’den Kıvanç El, Sancar’ın açıklamaları sonrası hem bu başvuru sürecinin nasıl işleyeceğini hem de olası kapatma kararlarına karşın HDP’nin yol haritasını araştırdı.

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve kapatma davası avukatlarından Serhat Eren, başvuruya dair çalışmaların sürdüğünü ve henüz olgunlaşmadığını söyledi. Serhat Eren, “Seçimin hemen öncesinde AYM’nin vereceği bir karar yargının siyasete yön vermesi olacaktır. Böyle olmayacağını umuyoruz ancak biz kararın seçim sonrasını bırakılmasını da resmen talep edeceğiz” değerlendirmesi yaptı.

Başvuru 4 Şubat’a kadar yapılacak

“Tam seçime giderken adil bir seçim kampanyası yapılması gerekiyor ama kapatma davası bunu engelleyen bir süreç oldu” ifadelerini kullanan Serhat Eren, başvuruyu hangi çerçevede ve ne zaman yapacaklarına dair soruya da şu yanıtı verdi:

“AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde öngörülebilirlik ilkesi gereği kanunlardan doğacak sonuçların önceden kestirilebilir olması gerekir. Şu an böyle bir süreç yok. Biz HDP olarak öngörülebilirlik ilkesi çerçevesinde AYM’ye 4 Şubat’a kadar başvurumuzu yaparak kararın seçim sonrasına ertelenmesini isteyeceğiz.

AYM, Hazine yardımına ilişkin tedbir kararını 4 Şubat’ta değerlendirecek ve buna dair savunma için bir ay süre vermişti. Biz de 4 Şubat’a kadar bu başvurumuzu yaparak kapatma davasının seçim sonrasına bırakılmasını isteyeceğiz. Daha sonra da kararı bekleyeceğiz.”

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki de, “Seçim arifesinde verilecek karar kesinlikle siyaseti dizayn etme kararı olacaktır” dedi. Tiryaki, “Seçim sonrası oluşabilecek olası tabloya göre AYM kararını değiştirme ihtimali görüp görmediğine” dair soruya da “Bu talebimiz kapatma tehdidini ortadan kaldıran bir durum değil. Sadece AYM’ye seçimler geçsin, kararını öyle ver seçime müdahale etme diyeceğiz” yanıtını verdi.

HDP kararı neden seçim sonrasında istiyor?

Peki HDP hakkında olası kapatma kararına karşın nasıl bir yol haritası izleyecek? Edinilen bilgilere göre HDP, çok sayıda çeşitli senaryolara göre hazırlık yapılıyor.

Seçim sonrası Anayasa Mahkemesi’nden olası bir kapatma kararı çıkması durumunda seçilecek milletvekilleri siyasi yasak kapsamına alınsa dahi milletvekillikleri düşmüyor. Ancak bir partiye üye olamıyor. Bu süreçte yeni bir parti kurulsa dahi siyasi yasak gelen isimler bu partiye katılamayacak, üye olamayacak. Ancak siyasi yasak, bağımsız olarak siyaset yapmaya engel değil.

Bu durumda Meclis’te siyasi yasak kapsamında olmayan 20’den fazla isim bulunması halinde siyasi parti grubu kurulabilecek. HDP’nin listelerini yaparken en az 20 ismi buna göre siyasi yasak almayacak isimler içerisinden belirlemesi planlanıyor.

Seçim öncesi HDP kapatılırsa ne adım atacak?

Anayasa Mahkemesi’nin seçimden önce kapatma kararı vermesi durumunda ise bu kararın verildiği tarih oldukça önemli. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) takvimine göre “listelerin sunulma,” “listelere itiraz” ve “listelerin kesinleşmesi” süreçlerine göre farklı durumlar ortaya çıkacak.

Eğer listelerin sunulma aşaması öncesi kapatma kararı çıkarsa HDP’den siyasi yasak almayan isimler başka partilerden aday olabilecek. Ancak YSK’nin milletvekili aday listelerini kesinleştirdikten sonra parti kapatma kararı verilirse HDP listesindeki tüm isimlerin adaylıkları düşecek ve seçime giremeyecek.

Bu durumda HDP’nin seçmene, seçime giren bir partiye oy verilmesi çağrısı yapması bekleniyor. Olası bu partinin de Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinden biri olabileceği gibi Demokratik Bölgeler Partisi ve Yeşil Sol Parti gibi seçenekler olduğuna da dikkat çekildi.

HDP’li Eren: Seçeneksiz değiliz

HDP’de olası bu süreçlere dair görüşmeler ve liste hazırlıkları da sürerken henüz kesin alınmış bir karar bulunmadığına da dikkat çekiliyor.

HDP’li Serhat Eren, “HDP seçmeni hiçbir zaman seçeneksiz kalmaz. Geçmişte de benzeri gelişmeler oldu seçeneksiz kalmadı. Belki hemen yeni bir parti kurmak mümkün olmayacak ancak bizimle birlikte mücadele eden çok sayıda parti var. Bu partiden birkaçı seçime girebilecek durumda. Seçeneksiz değiliz” değerlendirmesi yaptı.

Kapatma davası süreci

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Anayasa Mahkemesi’ne sözlü mütalaasını sundu. Böylece sözlü aşamada başlamış oldu. HDP’ye savunma için süre verilecek ve ardından savunmadan sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı dosyayı raportöre iletecek.

AYM Genel Kurulu ise son kararını verecek. Partiyi kapatma, kapatmama ve Hazine yardımından men etme gibi karar seçenekleri bulunuyor. Kararlar üçte iki çoğunluk ile alınıyor. Bu durumda 15 üyeden 10’unun kapatma yönünde oy kullanması gerekiyor. Bu süreçte kapatma ile birlikte “siyasi yasak” kararı da verilebiliyor.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Cumhurbaşkanlığın Kötü Geçti, Jübilen Güzel Olsun

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Halının altına süpürdükleri pisliklerin hazirana kadar ortaya çıkmasından korkuyorlar. Enflasyonu düşürdük yalanı patlar diye korkuyorlar. Maaş zamları eriyip gidecek diye korkuyorlar. Kendileri de biliyor ki sözde ekonomik model işlemiyor. Enflasyon canavarı açıklanandan daha fazla büyüyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sayın Erdoğan, sen kendini yorma. Önümüzdeki 5 ayda senin seçilebileceğin herhangi bir tarih yok. Sandıkta senin için emeklilikten başka seçenek yok. Cumhurbaşkanlığın kötü geçti bari jübilen güzel olsun.”

Akşener, konuşmasının devamında, “Bay Kriz sözde lütuflarını milletimizle paylaştı. Daha önce yüzde 25 olarak açıkladığı memur ve emekli zammını yüzde 30’a çıkarttı. Padişahımız, efendimiz lütfettiler. Niye en başında yapmadı kimse bilmiyor. Hangi hesaba dayandı onu da kimse bilmiyor.

Sayın Erdoğan yersen siyaseti ile devlet yönetilmez. Öyle keyfine göre konuşamazsın. Öyle bahis oynar gibi milletin geleceği ile oynayamazsın. Madem yüzde 30 artış yapma imkanın vardı neden önce yüzde 25 açıkladın? Milletimize yoklama mı çektin, memura emekliye kupon mu yaptın?” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Geceleri uyutmayan dertlerimizin biteceği günlere bir hafta daha yaklaştık. Memleketimizi saran kasvetli havanın yerini bayram coşkusuna bırakmasına bir hafta daha yaklaştık. Sayın Erdoğan ve beceriksiz yönetimine sandıkta elveda diyeceğimiz o kutlu güne bir hafta daha yaklaştık.

Son günler işi gücü bıraktılar seçim tarihiyle uğraşıyorlar. En son güzelim haziran ayına bile çamur atmaya başladılar. Neymiş haziran ayı çok sıcak oluyormuş. 2018’de seçim kararı aldığınızda haziran pek bir güzeldi de şimdi mi sıcak oldu? O zaman öğrenciler aklınızda değildi de şimdi mi aklınıza geldi.

Halının altına süpürdükleri pisliklerin hazirana kadar ortaya çıkmasından korkuyorlar. Enflasyonu düşürdük yalanı patlar diye korkuyorlar. Maaş zamları eriyip gidecek diye korkuyorlar. Kendileri de biliyor ki sözde ekonomik model işlemiyor. Enflasyon canavarı açıklanandan daha fazla büyüyor. Sayın Erdoğan, sen kendini yorma.

Önümüzdeki 5 ayda senin seçilebileceğin herhangi bir tarih yok. Sandıkta senin için emeklilikten başka seçenek yok. Cumhurbaşkanlığın kötü geçti bari jübilen güzel olsun. Mesela son 5 ayın kalmışken, hazır EYT çıkmışken Nebati Bakanı emekli et, Merkez Bankası Başkanı’nı emekli et, 5 maaşlı danışmanlarını emekli et, partinin değil, milletin Cumhurbaşkanı ol.

İktidar kalan son aklını da koltuk elden gidecek telaşıyla kaybetmiş durumda. İşin en trajikomik tarafı konuştukça saçmalıyorlar, daha da rezil oluyorlar” ifadelerini kullandı. EYT işle yeni tanışan ışıltılı bakan ÖTV ile de yeni tanışmış. Şakacı şirin diyor ki ÖTV’yi indireceklermiş de araba kıtlığı çektiğimiz için indirmiyorlarmış.

Patronu bay krizle birlikte Edi’yle Büdü gibiler. Kendisi de çıktı, ‘Türkiye’nin 20 yılı ücretli çalışanların enflasyon karşısında en güçlü olduğu, asla ezilmediği yıllar olarak tarihe geçti’ dedi. Bay kriz ve arkadaşları sanal iktidarlarının fantastik dünyasında yaşayadursun, biz milletimizin ve memleketlimizin gerçeklerini konuşmaya devam edeceğiz.

“Memur ve emekli maaş artışını yüzde 30’a çıkardı. Padişahımız lütfettiler. Sayın Erdoğan yersen siyasetiyle devlet yönetilmez. Devlet yönetmek ciddiyet ister. Böyle keyfine göre davranamazsın. Madem yüzde 30 imkanın vardı, neden önce yüzde 25 açıkladın? Milletimize yoklama mı çektin?

2022 yılında çalışanlar yüksek enflasyon nedeniyle ciddi bir refah kaybına uğradılar. 6 ayda bir enflasyon farkı verilmesi yetmiyor. Enflasyon farkını TÜİK’in makyajlı enflasyonuna göre hesaplarsan refah kaybı hiç telafi edilmiyor. Memur ve emekliler için maaş artışının en az yüzde 55 olan asgari ücret artışı kadar olması gerekiyordu.

Gördüğü rüyanın ve yaptığı hamasi konuşmaların aksine esnafı, memuru, emekliyi, öğrenciyi, çiftçiyi bu ucube sisteme geçtiğimizden beri enflasyona ezdiriyor. Her gün daha fazla açlıkla sınıyor, yoksulluğa itiyor. Hala milletimize masal anlatmaya devam ediyor. Artık çok az kaldı Sayın Erdoğan. Sayın Erdoğan uzun ince bir yoldasın, gideceksin sandık gelince. Acınacaksın bir haldesin gideceksin sandık gelince. Artık sandık göründü, o sene bu sene.

Ekonomimizdeki tahribat eğitimde de yeni krizlere neden oluyor. 1,5 milyon öğrencimize hizmet eden 400 bin öğretmen için istihdam oluşturan, 1,6 milyon kişinin geçimini sağlayan özel okullar mali krizle karşı karşıya. 1100 özel okul kapandı. Bu durumdan en çok etkilenenler de öğretmenlerimiz oldu. AK Parti iktidarı yüzünden hayatı atanamama kaygısıyla geçen öğretmenlerimiz. Bu sefer de işsizliğe mahkum edildiler.

Yeni yılla birlikte özel okul ücretlerine yüzde 65 zam yapılacağı öngörülüyor. Öğretmenlerimizin maaşları ne olacak? Yüzde 30’luk artışı bile alamayacaklar. Biz de bu sorunu çözmek için hem öğretmenlerimizi hem velilerimizi hem özel okul sahiplerini gözeterek kanun teklifi verdik. Kanun yasalaşırsa, özel okullarındaki öğretmenlerimizin SGK primlerinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanacak. Hem öğretmenlerin maaşları artacak hem okullardaki yük azalacak. Özel okullardaki KDV’nin de kaldırılmasını öneriyoruz.

Türk kültürü dinamik ve yüksek bir kültürdür. Türk kültürü varlığını her koşulda sürdürebilen bir medeniyet yolculuğudur. Türk milleti başta Avrupa olmak üzere yurtdışına yerleşmiş, öz kimliğini kaybetmeden söz sahibi olma noktasına gelmiştir. 7 milyondan fazla insanımız yurtdışında yaşıyor. Gönüllerinde vatanımıza duydukları bağlılığı hissediyorlar. Yaşadıkları ülkelere uyum sağlamış olmalarına rağmen dillerine, dinlerine ve kültürlerine sahip çıkan duruşlarıyla toplumlar arası köprü vazifesi görüyorlar. NSU cinayetlerinde katledilen vatandaşlarımızı anıyorum.

Bu varolma gayretinin haricinde, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın birçok sorunları var. Çifte vatandaşlık, hukuki sorunları, katılım ve entegrasyon, yabancı düşmanlığı sorunları var. Zor koşullara göğüs geren vatandaşlarımız, memleketlerine duydukları sevgiden taviz vermediler. Sıla ve gurbet arasında vatan, memleket sevgisini yüreklerinde yaşattılar. Onları döviz kaynağı olarak göremeyiz. Yaşadıkları sorunlarla baş başa bırakamayız.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Altılı Masa’ Açıklaması: Hedefimiz 400 Milletvekili Almak

GP Lideri Davutoğlu, Altılı Masa’nın seçim hedeflerine ilişkin yaptığı açıklamada, “Bizim hedefimiz 5 sene değil, çok daha erken süreçte güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek. Hedefimiz 400 milletvekilini almak. Parlamenter sisteme geçmişsek, bir Başbakan çıkıp, yönetecek” dedi.

Altı liderin stratejik kararlarda imza yetkisi olacağı yönünde yaptığı konuşmaya açıklık getiren Davutoğlu, “Bizim kitleleri ikna etmemiz için ‘merak etmeyin, Türkiye’yi temsil edecek Cumhurbaşkanı seçeceğiz, biz onun yanında yönetim sürecinde olacağız’ dememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, altılı masa liderlerinin seçimden sonra cumhurbaşkanı yardımcısı olacağını ve her partiye bir bakanlık verileceğini söyledi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Habertürk’te katıldığı programda soruları yanıtladı. Davutoğlu konuşmasında şunları söyledi:

“Hükümet kurulduktan sonra sayın Cumhurbaşkanının güçlü hükümeti yönetebilmesi için halkın hepimizin yanında olduğun görmesi, o Cumhurbaşkanını rahatlatır. Meclis’te Cumhurbaşkanının arkasında 6 partinin de grubu Cumhurbaşkanının arkasında diye onu desteklemekten daha büyük bir yetki Cumhurbaşkanına verilmez.

Böylece o Cumhurbaşkanının arkasında duracağız, üstünde durmayacağız. Önce Cumhurbaşkanı olacak arkasında 6 tane ya da 5 tane Cumhurbaşkanı yardımcısı olacak. Halk bilecek ki, 5 ya da 6 genel başkan onun yanında. Yetkiyi ve sorumluluğu da paylaşıyor diye düşünecek.”

Eşitlik stratejik kararlarda”

“6’lı masada olanların hepsi cumhurbaşkanı yardımcısı ve en az 1 bakanlık alacak” diyen Davutoğlu,  “Aynı zamanda sorumluluk üstleniyoruz. Risk alıyoruz. Kendi kitlemizi ikna edeceğiz. Eşitlik stratejik kararlarda. Mesela önemli atamalar. Herkesin içine, toplumun içine sinecek şekilde. Seçim günü akşamı Türkiye’de hiçbir kesimin ‘biz kaybettik’ anlayışına kapılmaması” dedi.

Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

Bizim hedefimiz 5 sene değil, çok daha erken süreçte güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek. Hedefimiz 400 milletvekilini almak. Parlamenter sisteme geçmişsek, bir Başbakan çıkıp, yönetecek.

Sayın Erdoğan üzerinde Bahçeli vesayeti var, Perinçek vesayeti var. Beştepe’de bir güruh var.

Sayın Erdoğan’ın takvimine uymayacağız. O istediği zaman değil, biz istediğimiz zaman adayımızı açıklayacağız. Onların oyun planına gelmeyeceğiz. Adayımızı açıkladığımızda ola ki bir kesim memnun olmazsa, o kesimlere dönüp diyeceğiz ki ‘Bakın biz ekibiz, burada bir kişi yok’.

Kitleler şunu görecek ‘Bu cumhurbaşkanı benim partimden değil ama arkasında benim genel başkanım var’. diyecek.

Paylaşın