MHP’den Bahçeli Açıklaması: Depremzedelere Hakaret Ettiği İftira

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte dün deprem bölgelerini ziyaret eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kahramanmaraş Elbistan’da AFAD’ın (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) kurduğu konteyner kentte inceleme yaptı.

Haber Merkezi / Sosyal medyada dolaşıma giren videoya göre konteynerin önündeki depremzedelerle görüşen MHP Lideri Bahçeli, ‘Elbistan il olsun’ sloganı atılınca sinirlendi.

Devlet Bahçeli, “Acımızın olduğu böyle bir günde, böyle sloganlarla sayın cumhurbaşkanımızın ve diğer yetkililerin burayı ziyaretini sabote etmeye hakkınız yok. Sessizlik olacak. Dağılın gitsin, indirin şunları” diye bağırarak ortamı terk etti.

Sosyal medyada oluşan tepkiler üzerine MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Bahçeli’nin sözlerinin çarpıtıldığını ileri sürdü.

Büyükataman “Zillet (millet) ittifakı vekilleri ve medyası, genel başkanımız sayın Devlet Bahçeli’nin Elbistan ziyareti sırasında ‘Elbistan İl Olsun’ pankartı altında slogan atmanın yeri ve zamanı olmadığını dile getirdiği sözlerini çarpıtarak depremzedelere hakaret ettiği iftirasını atmışlardır” ifadesini kullandı.

İsmet Büyükataman’ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamalar şöyle:

“Asrın Felaketi’ni yaşadığımız 6 Şubat gününden itibaren Türkiye Cumhuriyeti bir yandan milletimizin yaralarını sarmak için olağanüstü bir gayretle çalışırken diğer taraftan yaşanan depremlerden siyasi rant elde etmeye çalışan siyasi yağmacılara karşı mücadele vermektedir.

İlk günden itibaren kirli bir oyun tezgâhlayan Zillet İttifakı’nın taşeronluğuna soyunan tribün simsarları da futbol sahalarını siyaset arenasına çevirmeye çalışarak adeta milli iradeye saldırmışlardır.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, deprem şehitlerimize saygısızlık yaparak futbol sahalarına siyaset bulaştıran ve statlardan kaos doğurmaya heveslenen milli irade karşıtlarına geçit vermeyen örnek bir duruş sergilemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin duruşu karşısında oyunları bozulunca telaşa kapılan Zillet İttifakı aziz milletimizin acılarını siyasete malzeme yapmaya ve millet iradesine ipotek koymaya çalışarak partimizi hedef almışlardır.

Zillet İttifakı vekilleri ve medyası, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin Elbistan ziyareti sırasında “Elbistan İl Olsun” pankartı altında slogan atmanın yeri ve zamanı olmadığını dile getirdiği sözlerini çarpıtarak depremzedelere hakaret ettiği iftirasını atmışlardır.

Felaketin ilk gününden itibaren milletimizin acılarını istismar ederek siyasi rant peşinde koşan Zillet İttifakı partileri ve zillete payandalık yapan ufak tefek tek kişilik particikler de bu karalama kampanyasına dahil olmuş ve acılarımızı oya çevirme yarışına girmişlerdir.

Henüz bir aday belirlemeyi dahi beceremeyen Zillet İttifakı, kendi içerisindeki kavgayı, tutarsızlığı ve teslimiyetçi anlayışı gizleme telaşıyla milletimizin karşısına her gün yeni bir algı operasyonu ile çıkmaya devam etmektedir.

Deprem bölgelerinde gezerken bile adaylık kavgası yapmaktan vazgeçmeyen, birbirlerini gerizekalı olmakla tanımlayan, yaşanan felaketten kaos doğurup iktidar devşirmeye heveslenen Zillet İttifakı’nın içine düştüğü çukur siyaseti açıkça ortadadır.

Türk milleti bu çukur siyasetine,zilletten iktidar devşirmeye çalışan 6+1 masası ve yancılarına,Türk futbolunu zillete kurban etmek isteyen siyaset holiganlarına ve Sayın Genel Başkanımızın sözlerini çarpıtarak algı operasyonlarından beslenen zillete gereken cevabı verecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi Büyük Türk milletinin iradesini ipotek altına almaya çalışanların, acılarını istismar edenlerin, istikbalini kargaşaya mahkûm etmek isteyenlerin dün olduğu gibi bugün de karşısında, aziz milletimizin ise daima yanında olmaya devam edecektir.”

Paylaşın

HDP’li Tayip Temel: Altılı Masa’yı Dikkatle İzliyoruz

Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde 2 Mart’ta yeniden bir araya gelecek.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basın, Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Altılı Masa (Millet İttifakı) adayının kendilerine yönelik tutumunu görmek istediklerini belirterek, “Stratejik bir konum alacağız” dedi.

T24’ten Eray Görgülü‘ye konuşan Temel, şunları söyledi:

“Tüm bileşenlerimiz, kurullarımızla tavrımızı, tutumuzu belirleyeceğiz. Muhalefetin de iktidarın da bu aşamada tutumunu takip ediyoruz. İki türlü hazırlığımız var, bileşenlerimizle yaptığımı değerlendirmeler sonucunda aday çıkarma fikri vardı, yeni değerlendirmemizde bu düşünce baskın gelirse, tüm sorunlara çözüm iddiası taşıyacak bir aday çıkmazsa elbette biz aday çıkaracağız.

Ama bir yandan da Altılı Masa’daki tartışmaları da dikkatle izliyoruz. Orada geçen isimleri telaffuz ederek isimle ilgili tartışmalara şu aşamada girmek istemiyoruz.

Aday olarak gösterilecek aktörün partimiz HDP’ye ve ittifakımıza yönelik tutumunu da görmek istiyoruz. Kürt sorunu, adalet sorunu, deprem sonrası ortaya çıkan sorunlara yönelik yaklaşımını görmemiz gerekiyor. Bunlar netleştikçe bu çerçevede muhalefetin tutumu karşısında stratejik bir konum alacağız.

Konuşulan isimler arasında yer alan her aktörün de tüm bu sorunlara, adalet sorununa, deprem sorununa Kürt sorununa, partimize ve ittifakımıza karşı nasıl bir yaklaşım geliştireceğinin öyküsü de bizde biliniyor ve öngörüyoruz zaten. İktidarın seçim takvimi ve muhalefetin tutumu karşısında stratejik bir konum alacağız.”

Paylaşın

İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 78,62

Şubat ayında İstanbul’da enflasyon bir önceki aya göre yüzde 3,83, bir önceki yılın aynı ayına yüzde 78 arttı. En yüksek fiyat artışları sağlık ve kişisel bakım harcamalarında görüldü.

Haber Merkezi / Sağlık ve kişisel bakım harcamalarını gıda harcamaları ve kültür eğitim ve eğlence harcamaları takip etti. En az artış ise giyim harcamalarında görüldü.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre İstanbul’da Şubat ayında perakende fiyatlar yıllık bazda yüzde 78,62, toptan fiyatlar yüzde 78,69 arttı.

2023 Şubat ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi, bir önceki aya göre yüzde 3,83, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 2,38 oranında arttı.

2022 Şubat ayına göre 2023 Şubat ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İTO1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 78,62, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 78,69 olarak gerçekleşti.

İTO’nun açıklamasına göre Şubat 2023’de Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamalarında yüzde 8,01, Gıda Harcamalarında yüzde 5,37, Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamalarında yüzde 4,61, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 4,53, Konut Harcamalarında yüzde 0,92, Diğer Harcamalar grubunda yüzde 0,82, Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde 0,45 ve Giyim Harcamalarında ise yüzde 0,09 artış izlendi.

Şubat 2023’de toptan fiyatlarda ise bir önceki aya göre, İnşaat Malzemeleri Grubunda yüzde 5,63, Gıda Maddeleri Grubunda yüzde 3,45, İşlenmemiş Maddeler Grubunda yüzde 1,20, Mensucat Grubunda yüzde 0,98, Yakacak ve Enerji Maddeleri Grubunda yüzde 0,53 artış, Kimyevi Maddeler Grubunda yüzde -2,51, Madenler Grubunda yüzde -2,25 azalış izlendi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Seçim Tarihi Mesajı: Millet İnşallah 14 Mayıs’ta Gereğini Yapacak

Partisinin grup toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorulması gereken hesapları adli, idari, siyasi olarak sormak boynumuzun borcudur. Şunu iyi bilin ki bu millet inşallah 14 Mayıs’ta gereğini yapacak.” dedi.

Konuşmasında muhalefete depremi “suistimal etme” suçlaması yönelten Erdoğan, “Onlar deprem bölgesine gidip sadece konuşacak, sadece poz verip dönecek, sadece kameralar önünde yaşanan acıların istismarını yapacak. Çünkü bunların sırtında ülkenin yükü, milletin sorumluluğu, insanların vebali yok” ifadelerini kullandı.

Muhalefete “Ey muhalefet!” diye seslenen Erdoğan, altılı masaya deprem gündemini hiçe sayarak “bakanlık paylaşımı ve koalisyon hesapları” yapma suçlaması yöneltti.

Hükümetin “tek gündeminin deprem” olduğunun altını çizen Erdoğan, “11 ili vuran deprem milletimize büyük acı yaşattı. Sorulması gereken hesapları da adli, idari, siyasi olarak sormak boynumuzun borcudur” dedi.

Depremin izlerini kısa sürede silmek istediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı, deprem bölgesinde arama kurtarma çalışmalarının ardından başladıkları enkaz kaldırma faaliyetlerinin sürdüğünü ve yeniden inşa sürecine ivme kazandıracaklarını vurguladı.

Halihazırda kamu bankalarının bölgeye 80 milyar lira destekte bulunduğunu aktaran Erdoğan, “Hiçbir şekilde yatay mimariden taviz vermeyeceğiz. Yıkılan yerlerin yeminleri sıkıntılıysa, oralarda asla yapılaşma olmayacak” açıklamasını yaptı.

Deprem bölgesindeki yıkık, yıkılacak ve hasarlı binaların geçmişe dönük tüm borçlarını sildiklerini kaydeden Erdoğan, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya illerinin tamamında ve Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde elektrik ve doğalgaz faturalarını 3 az süreyle ertelediklerini söyledi.

Eldeki verilere göre, 203 bin 958 binanın yıkık veya ağır hasarlı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, bu yapıların yüzde 98’inin 2000 yılı öncesinde yapıldığını sözlerine ekledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Ülke olarak her ne kadar birileri kabul etmese de asrın felaketi diye nitelenen 7.7 ve 7.6 ve sonrasında gelen büyüklüğü 6.6’ya kadar çıkan 11 bin 400 sarsıntı yaşadık. Bölgede 62 ilçede ve 10 bin 190 köyde çok ciddi yıkımlara neden olan depremleri yaşamaya devam ediyoruz. Büyüklükleri 4’ün, 5’in üzerine çıkabilen tedirginlik sürüyor. Sürecin normal olmadığını tüm bilim insanları söylüyor. Türkiye bir çeşit deprem fırtınasına tutulmuş durumdadır.

Depremleri engelleyebilmemiz mümkün değildir. Bize düşen göre şudur; evvela deprem öncesi altyapısıyla, konutlarıyla, işyerleriyle güvenli yerleşim yerleri inşa etmek, hazırlık yapmaktır. Ardından ise en etkin acil yardım çalışmalarını yürütmek, yaraları sarmaktır. Her iki konuda da ülkemiz son 20 yılda geçmişle mukayese edilemeyecek ilerleme kaydetmiştir.

Seliyle, heyelanıyla, yangınıyla, kuraklığıyla daha farklı afetlerle de yüzleştik. terörden sığınmacı akınına, siyasi ve sosyal kaos denemelerine ve darbe teşebbüslerine kadar diğer sınamaları da bunların üzerine eklememiz gerekiyor.

6 Şubat’ta 11 ilimizi vuran deprem fırtınası milletimize hepsinden büyük bir acıyı yaşattı. 500 km’lik çapa sahip 14 milyon insanımızı doğrudan etkiledi. Ağır kış şartlarının etkili olduğu günde karşı karşıya kaldık. Yıkılan altyapının ve yaşanan karmaşanın getirdiği zorluklar ve hava şartları bizi zorladı.

Son tespitlere göre yıkık, acil yıkılacak 203 bin 958 binada 583 bin 628 bağımsız bölüm var. Bunların yüzde 98’i de 2000 öncesi yapılan binalardan oluşuyor. Yıkık bina sayısı 31 binin üzerindedir. Ülkemizdeki tüm arama kurtarma ekiplerinin, dünyadaki çok önemli arama kurtarma ekiplerini topladık. 35 bin arama kurtarma görevlisine ulaşabildik. 271 bin kamu görevlisi, 15 bin iş makinesi, 78 uçak, 115 helikopter, 38 gemi görevlendirdik. Gönüllülerle neredeyse yarım milyon insan depremzedelerin imdadına koştu.”

İdeal bir arama kurtarma ekibi 80 kişiden oluşurken, en küçük birimde 20 kişiden oluşması gerekiyor. İdeal olarak 437 binaya, asgari 1750 binaya müdahale edebilecek kapasiteye ulaştık.

Felaketin haberini alır almaz, şartları zorlayarak yapılacak her şeyi yapma gayreti içinde olduk. OHAL, mücbir sebep ilanlarını yaparak hukuki altyapıyı kurduk. Askerimizi, polisimizi, jandarmamızı, madencimizi, ormancımızı, din görevlimizi, savcımızı, gönüllülerimizi sahada ihtiyaç duyulacak herkesi seferber ettik. Bölgeye intikal eden 90 ülkeden ekipleri de devreye aldık.

Buna rağmen kimi eksiklikler, aksaklıklar yaşanmıştır. Herkes şahittir ki var gücümüzle ve en hızlı şekilde depremzedelerin yardımına koştuk. İlk andaki eksikler tamamlanıp arama kurtarmadan enkaz kaldırmaya, geçici barınma alanı ve kalıcı konutların inşasına kadar her şey yoluna girince bunlar da kimliklerine büründüler. Bütün bu sirk cambazları bölgeye kaç kere gittiler. Şahsım ve Cumhur İttifakı olarak bölgeye 2 kez gittik, arkadaşlarımız sürekli bölgede, vekillerimiz bölgede telefon diplomasisiyle, valilerimizle, kaymakamlarımızla, belediye başkanlarımızla bölgeyi tarıyoruz.

“Bu millet inşallah vakit geliyor, 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır”

Siz birilerinin asker üzerinden, çeşitli kurumlarımız üzerinden, insanımızın acısı üzerinden kısır tartışmalar açmaya kalkmalarına bakmayın. Bölge halkının, devletin tüm unsurlarıyla harekete geçtiğini bizzat yaşayarak görüyor. Buradan bir kez daha depremin ilk anlarından itibaren sahada çalışan herkese şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ülkemizin yardım çağrısına destek veren dost ve kardeş ülkelere de şükranlarımı sunuyorum. Daha önce eşi ve benzerine rastlanmamış bu felaketin muhasebesini yapıyoruz. Sorulması gereken hesapları da adli, siyasi olarak sormak boynumuzun borcudur.

Yavru muhalefet yargıyı bizim yönlendirdiğimizi, yargıya yön verdiğimizi… Ayıptır. Erdoğan’ın nasıl davrandığını Rabbim bilir, sen anlamazsın. Sen önce kendini düzelt. Bu millet inşallah vakit geliyor, 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır. Asla bu tür kuru sıkı atanlara prim vermeyecektir.

Birileri için atıp tutmak, frensiz şekilde konuşmak kolay. Onlar deprem bölgesine gidip konuşacak, poz verecek, acıların istismarını yapacak. Bunların sırtında ülkenin yükü, insanların vebali yok. Pek çok konuyu düşünmek, planlamak, uygulamak ve neticelendirmek mecburiyetindeyiz.

Enkazları kaldıracağız, yaraları saracağız. Yıkılanların yerine yenisini yapacağız, gönülleri alacağız, insanlarımızın önüne yeni bir gelecek yeni bir hayat sereceğiz. Helallik istemek, milletimizle aramızdaki samimi muhabbetin neticesidir. Deprem turisti edasıyla bölgeden gelip geçenler bu hasbi muhabbeti kavrayamaz. Biz can derdindeyiz onlar mal derdinde.

Rahatsız oluyorlar ama not ediyoruz. Vakti geldiğinde açacağız. Kulağımızı sadece millete veriyoruz, sözümüzü sadece millete söylüyoruz. Adaylık kavgasından, bakanlık paylaşımından, birbirlerine laf yetiştirmekten milletin derdine gidemeyenleri kendi hesaplarına bırakıyoruz. Ülkenin gündemine dönemeyenleri millete havale ediyoruz.”

Enkaz kaldırma faaliyetlerine başladık. Geçici barınma alanlarını önce çadır, ardından konteynerlerle ağırlıklı olarak dayadık, döşedik ve vatandaşlarımızı taşımaya başladık. Şehir merkezlerinde ticaretin devamı için geçici ticari alan yapıyoruz. Deprem bölgesinde 392 bin 350 konut ve 75 bin köy evinden oluşan 468 bin hane inşa etmeyi planlıyoruz.

Hatay’da 145 bin 650 konut, 15 bin 224 köy evi, Kahramanmaraş’ta 83 bin konut, 18 bin 681 köy evi, Malatya’da 62 bin konut, 16 bin 714 köy evi, Adıyaman’da 43 bin 400 konut, 11 bin 400 köy evi, Gaziantep’te 30 bin 150 konut, 8 bin 162 köy evi, Osmaniye’de 11 bin 600 konut, bin 598 köy evi, Diyarbakır’da 6 bin konut, 634 köy evi, Elazığ’da 4500 konut, 588 köy evi, Şanlıurfa’da 3 bin konut, 700 köy evi, Adana’da bin 800 konut, 293 köy evi, Kilis’te bin 250 konut, bin 681 köy evi inşa edeceğiz.

Bölgede kurduğumuz 356 bin çadırda 1,4 milyon, faaliyete geçirdiğimiz konteyner kentlerde ise 34 bin vatandaşımız barınıyor. Afet bölgesinde buralarda kalanlardan valiliklerimize ve kaymakamlıklarımıza başvuran 1,6 milyon kişiye barınma imkanı sağladık. Gelen yardımları da vatandaşlarımıza ulaştırıyoruz. Dağıttığımız battaniye sayısı 3,8 milyonu, yatak sayısı 350 bini, ısıtıcı sayısı yarım milyonu buldu.

Deprem sonra şehirlerin hızla ayağa kalkmasını temin için Afet Yeniden İmar Fonu kuruyoruz. Afetler için uzun vadeli kaynak sağlayarak bütçe üzerindeki yükü azaltacaktır. Yıkık, ağır ahasarlı binaların geçmişe dönük borçlarını siliyoruz. Depremzedelerin yaralarını sarmaya, bölgenin ihyasını sağlamaya kararlıyız.”

“Sivil yardım kuruluşlarına, bunlara yapılan hakaretleri de asla unutmadığımızı, kayıtlarımıza aldığımızı ifade etmek istiyorum”

Afet riski bakımından ülkemizin 20 yıl öncesiyle bugünkü fotoğrafı arasındaki fark herkes için gayet açıktır. Eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, tarımdan sanayiye kadar ülkemize yaptığımız tüm hizmetler bugünler için bir hazırlıktır. Türkiye’de bütünleşik afet yönetimi dediğimiz anlayışla 2009’da AFAD’ı kuran biziz. AFAD’ın ve diğer STK’ların pek çok afette, insani krizde gösterdiği çalışmaları yakından takip ettik. Sivil yardım kuruluşlarına, bunlara yapılan hakaretleri de asla unutmadığımızı, kayıtlarımıza aldığımızı ifade etmek istiyorum.

Bizim son 20 yılda sadece kentsel dönüşüm projeleriyle güvenli konut seferberliği başlı başına devrimdir. İstanbul’da 93 bin konutun dönüşümü sürüyor. Ancak bu gayretimizin her adımında yaşadığımız zorlukların siyasi ve hukuki engelleri sizler biliyorsunuz.

Bay bay Kemal kentsel dönüşüme karşı, yanındaki hanımefendi karşı. Beykoz’a gidiyor orada kentsel dönüşüme karşı olduklarını söylüyorlar. Hadi bakalım bu neticenin altından kalk. Ama Erdoğan kalkıp Çamlıca Camisi’nin altında vatandaşa ‘Yarın istemediğimiz bir durumla karşı karşıya kalırız, kimse hesap soracaksınız; bana. Gelin şuraları boşaltalım güzel binalar yapalım’. Her yönüyle orada oturan vatandaşlarımız çok memnun. Eğer başında önümüzü açsaydılar, şimdi oralar bitmiş olacaktı. Ne ana muhalefet, ne yanındaki yavru muhalefetler kentsel dönüşümden anlamazlar. Bunlar depremi göremiyorlar.

Kahramanmaraş merkezli depremler bize artık bu konunun en hızlı şekilde, en kısa sürede çözümünün şart olduğunu göstermiştir. İstanbul başta olmak üzere kentsel dönüşüm projelerin bitirecek yeni çalışma modeli benimseyeceğiz. Bir kentsel dönüşüm süreciyle bu işi bitireceğiz. Meclis’in yeni döneminde gereken hukuki çalışmaları yapıp, hemen işe girişeceğiz.

Türkiye için hemen şimdi diyerek ülkemizi depremlere ve diğer afetlere karşı hazırlıklı hale getirmeyi milletimize karşı sorumluluğumuz olarak görüyoruz.”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Cürmün Ve Haramın Helalleşmesi Olmaz

Partisini TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Adıyaman’da helallik isteyen Erdoğan’a yönelik, “Depremden sonra 72 saat boyunca milletimizin yardımına gidemeyenlerin, organize olamayanların, saray korkusuyla karar alamayanların, sivil toplumla kavgaya tutuşanların, interneti kesip kapılara polis gönderenlerin tamamı sorumludur.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Başımıza ucube sistemi bela edip bu keşmekeşin müsebbibi olan bay kriz baş sorumludur. Sorumluluk hissedenler istifa eder, hesap verirler. Bu artık bir algoritma haline geldi. İktidarın beceriksizliği nedeniyle başımıza gelen her felakette Erdoğan milleti suçlamaya başlıyor. Doğruları konuşanları bastırmaya çalışıyor. Yetmiyor, sosyal medyayı kısıtlıyor. Baktı olmuyor, anketler istediği gibi gelmiyor, bu sefer de yeniden ekranlara çıkıp helallik istiyor. Ne kendisinin, ne tek bir bürokratın sorumluluk almadığı yerde sorumluluğu vatandaşa yıkıyor.”

Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Depremin üzerinden 23 gün geçti. “Tuttuğumuz defteri açacağız” dedin, milleti tehdit ettin. Hangi yüzle helallik istiyorsun? Dün kader planı diyorsun, bugün utanmadan helallik istiyorsun. Beş dakika gecikmişsin, borcunu 2 gün geciktirmişsin gibi helallik istiyorsun. Cürmün ve haramın helalleşmesi de olmaz.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamaları şöyle:

“Başkent’in göbeğinde Sinan Ateş’e kıyılmasının üzerinden 61 gün geçti. Devleti yönetenlerin mafyalara, simsarlara, uyuşturucu kaçakçılarına bir kez daha boyun eğen acizliğiyle 61 gün geçirdik. 61 günde adaletsizlik daha da derinleşti. Sinan Ateş’in ailesinin bildiği gerçekler henüz daha yargının gündeminde bile değil.

Ülkemizi içine hapsettiğin tek adam yönetiminde görevini yapabilen bir kurum kalmadı Sayın Erdoğan. Ben de sana soruyorum; söylesene yargının işini yapmasına neden engel oluyorsun? Kimden korkuyorsun? Adalet yerini bulana kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu cinayetin asıl sorumluları ortaya çıkana kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. Sinan Ateş’i unutmayacağız, unutturmayacağız.

“Utanmadan kampanya, propaganda yapıyorlar”

Gerçekleşen her artçı sarsıntıda yaşadığımız büyük felaketi tekrar hatırlıyoruz. Ülkemizin bir gerçeği olan depreme karşı nasıl hazırlıksız kaldığını hatırlıyoruz. Kendini devlet yerine koyanlara ne kadar güvenmediğimizi hatırlıyoruz. Depreme karşı hazırlık yapmayanlar felaketten sorumludurlar. Milletimize ev diye mezar yapılmasında payı olan herkes bu büyük felaketten sorumludur.

Bir suç mahaliyle karşı karşıya kalmamıza neden olan herkes sorumludur. Saray korkusuyla karar alamayanların, sivil toplumla kavgaya tutuşanların, interneti kesip kapılara polis gönderenlerin hepsi sorumludur. Başımıza ucube sistemi bela eden bay kriz baş sorumludur. Tüm sorumsuzluklarına rağmen hiç utanmıyorlar, hiç yüzleri kızarmıyor. Aralarından bir kişi bile istifa etmiyor. Sorumlu olanlardan beklenen şey budur. Utanmadan kampanya, propaganda yapıyorlar.

İktidarın beceriksizliği nedeniyle başımıza gelen her felakette önce Sayın Erdoğan milleti tehdit etmeye başlıyor. Her gün bağırıyor, çağırıyor, hakaret ediyor. Sonra çıkıyor helallik istiyor. Sayın Erdoğan yeter artık. Depremin üstünden 23 gün geçti. Hangi yüzle çıkıp helallik istiyorsun? Dün ‘Kader planı’ diyordun, bugün helallik istiyorsun.

Dün ‘Ahlaksız, namussuz, adi’ diyordun bugün helallik istiyorsun. Dün ‘Hain’ diyordun, bugün helallik istiyorsun. Bir idarecinin vatandaşlarıyla helalleşmesi istifayla, sorumluları görevden almakla olur. Cürmün ve haramın helalleşmesi olmaz. Enkazlar bu iktidarın suçlarının enkazıdır. Hükümetin başının cürümlerinin ve haramlarının enkazıdır. Bir Allah’ın kulunun istifa etmediği yerde helallik istemek Allah’ın ‘Adil olun’ emrine isyandır.

“Madem helallik alacağına eminsin, derhal sandığı getireceksin”

Meydanlarda sadaka vererek helallik alamazsın. Paranın kölesi olan yandaşların bekçiliğini yaparak helallik alamazsın. Senin bulamadığın vinci getiren ama valinin izin vermediği için ailesini kaybedenlerden helallik alamazsın. Kimsesiz kalan çocuklardan helallik alamazsın. Takdiri çok gördüğün sağlıkçılardan takdiri alamazsın. Cenazesine kefen arayan babalardan helallik alamazsın.

Tuvalet için çırpınanlardan helallik alamazsın. Günahına girdiğin masumlardan helallik alamazsın. Böyle yüzsüzlük, utanmazlık, terbiyesizlik olmaz, olamaz. Milletimizden helallik alamazsın Sayın Erdoğan. İlla helalleşmek istiyorsan yolunu söyleyeyim: Siyasetçi milletiyle sandıkta helalleşir. Önce aziz milletin önüne sandığı getireceksin öyle helallik isteyeceksin. Öyle televizyondan üfürmekle olmaz. Madem helallik alacağına eminsin, derhal sandığı getireceksin.

“Türk Kızılay’ı; tümüyle yozlaşmış, çürümüş, bir yer hâline gelmiş”

Binlerce depremzede kardeşimiz soğukta beklerken,  kendi vatandaşına çadır satmak; sadece bir organizasyon sorunu değildir. Bu, düpedüz bir ahlak sorunudur! 155 yıllık Hilal-i Ahmer, yani Kızılay’ımızda yaşananlara bakın. Hilal’e adanmış tüm hayatların anısına çalışan Türk Kızılay’ı bunların elinde zaten, bir ‘naylon bağış’ kurumuna dönüşmüştü. Belli ki bu da yetmemiş olacak, gelinen noktada tam anlamıyla paravan bir şirket olmuş. Ecdat yadigarı, kötü gün dostu, iyiliklerin sembolü, Türk Kızılay’ı; tümüyle yozlaşmış, çürümüş, bir yer hâline gelmiş. Memleketin, yarasını saracağına, çadır tüccarı olmuş.

Düşünebiliyor musunuz? Deprem olmuş. İnsanlarımız, 20 gündür çadır bekliyor. Kızılay ise, deposunda, çadır stoklayıp satıyor. Böyle bir kepazelik olabilir mi? ‘Gıda stoklanıyor’ diye, memleketi birbirine kattınız. ‘Soğan stokluyorlar’ diye, depoları bastınız. ‘Patates stokluyorlar’ diyerek milleti suçladınız, ‘terörist’ ilan ettiniz. Peki şimdi çadır stoklayan Kızılay’a ne diyeceksiniz? Kızılay’ın deposunu da basıp, çadırlara el koyacak mısınız? Stokçu diye Kızılay Başkanı’nı da aldıracak mısınız?

“Bu ülkenin Kızılay’ı, utanmadan, kendi vatandaşına, çadır sattı”

‘Ak-Kızılay’ ne yaptı? Milletimizin, topyekûn darda olduğu bir günde; milletimizin, soğuktan donduğu bir günde; tüm Türkiye’nin, seferber olduğu bir günde; alın teri ile emanet edilen, milletin helal yardımlarını, ticari bir şirket gibi, utanmadan satışa çıkarttı. Yabancı ülkeler, hiçbir karşılık beklemeden, arama kurtarma ekipleri gönderdiler. Düşman diye kötülenenler, seferber olup, yardıma koştular. ‘El oğlu’ dediklerimiz, milyarlarca lira, yardım parası topladılar. Ama bu ülkenin Kızılay’ı, utanmadan, kendi vatandaşına, çadır sattı. 85 milyon tek yürek oldu.  Ama bu ülkenin Kızılay’ı, kendi vatandaşına, çadır sattı.

Bu ahlaksızlığa, bu alçaklığa, bu rezalete şaşıranlar olduğunun farkındayız. Ama biz hiç şaşırmadık. Neden şaşıralım? Geçtiğimiz sene, kendi yargısının bağımsızlığını, ihlal edip Kaşıkçı Davası’nı Suudi Arabistan’a satan yine bu hükumet değil miydi? Memleketi, sığınmacı hendeğine çevirip, Avrupa rahatsız olmasın diye, milletimizin huzur ve refahını, satılığa çıkaran yine bu hükumet değil miydi?  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını, ev karşılığında, yabancılara satan yine bu hükumet değil miydi?  Çukurova’nın tertemiz toprağını, İngiltere’den gelen çöpleri gömmek için satan, yine bu hükumet değil miydi?  İşte o nedenle biz; Kızılay’ın, bu ülke insanı için ürettiği çadırları, depremzede vatandaşına satmasına, hiç mi hiç şaşırmıyoruz.

Çünkü, Sayın Erdoğan’ın dünyasında, bu ülkenin, satılık olmayan hiçbir değeri olmadığını, çok iyi biliyoruz. Nitekim, bir de çıkıp; ‘Büyütülecek bir hadise değil. Günün sonunda, vatandaşımıza hizmete gitmiş’ diye, utanmadan, açıklama yaptılar.  Vatandaşa kim hizmet etmiş? Yine vatandaşın kendisi. Para kimin parası? Milletin parası. İşsizlikten kıvranan gençlerimizin parası. Mutfağı alev almış, annelerin parası. Geçinemeyen, emeklinin parası. Tarlasını süremeyen, çiftçinin parası. Hayatta kalma mücadelesi veren, esnafın, memurun, asgari ücretlinin parası.

Madem hiçbir işe yaramıyorsun bir zahmet istifa edin. Ülke yönetmekten acizsiniz milletin huzurunu bozmayın. Kızılay’ı daha fazla lekelemeyin. Ahlaksız, şuursuz yönetim anlayışıyla tüm kurumları delik deşik ettiniz bari Kızılay’ın surlarında gedik açmayın.”

Paylaşın

2 Mart Perşembe: Millet İttifakı’nda “Kılıçdaroğlu” buluşması

Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde 2 Mart’ta yeniden bir araya gelecek.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre, “Millet İttifakı’nın adayı 13’üncü Cumhurbaşkanı olacak” iddiasıyla yola çıkan ve bir yılı aşkın süredir çalışmalarını sürdüren altılı masa, ortak adayını belirlemek için toplanıyor.

Kaynaklar, adayın 2 Mart toplantısında belirlense dahi seçim takvimi sürecinin belirlenmesi sonrasında açıklanacağını ifade ediyor. CHP ve İYİ Parti arasındaki aday belirlemeye dair tartışmalarda ise belli bir yol alındığı söylense de İYİ Parti’de “Kemal Kılıçdaroğlu” ismine dair endişeler sürüyor.

12 Şubat 2022 tarihinde ilk kez bir araya gelen altı muhalefet partisi lideri, süreç içinde 13’üncü buluşmayı Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirecek. 12’ncisi “deprem özel” gündemli olması dışında diğer 11 buluşmada seçimlere dair konuları ele alan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti liderlerinin bu seferki ana gündemi ise ortak cumhurbaşkanı adayı. Aday ile birlikte geçiş sürecinin yol haritası da toplantıda ele alınacak.

“Aday belirlenecek”

Toplantı öncesi en net açıklamalardan biri İYİ Parti’den gelirken Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Milletimiz müsterih olsun. 2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü Cumhurbaşkanı’nı belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bunu milletimizle paylaşacağız” dedi.

Toplantı öncesi Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu liderleri iki kez ziyaret ederek adaya dair isimler ve görüşleri aldı. Masada ele alınacak üç isim var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş dışında başka bir ismin adaylık konusunda gündeme gelmesi beklenmiyor.

Mansur Yavaş’ın toplantı öncesi son olarak yaptığı “Masa beni aday gösterirse görev olarak kabul ederim” çıkışı da siyasette önemli başlıklardan olurken CHP kaynakları, “Mansur Yavaş, Ankara’ya hizmete devam edecektir” yorumunu yaparak adaylığının masada olmadığına vurgu yapıyor.

Toplantıdan “Kılıçdaroğlu” ismi çıkar mı?

Masada gündeme gelecek en güçlü aday ise Kemal Kılıçdaroğlu. İYİ Parti dışında Kılıçdaroğlu’na güçlü bir itiraz bulunmuyor. İYİ Parti cephesinde ise CHP liderine ilişkin geçtiğimiz haftalardaki yoğun endişelerin azaldığı yorumları yapılıyor. Akşener’in toplantıda hangi isim gündeme gelirse gelsin, açıklanmadan önce kapsamlı bir kamuoyu araştırması yapılması fikrini gündeme taşıyacağı, bu kapsamda daha önce yapılan anket ve çalışmaların da değerlendirilmesini isteyeceği kaydediliyor.

CHP’de Kılıçdaroğlu’nun ortak adaylığı konusunda görüş birliği oluşurken kurmaylar, “Kılıçdaroğlu’nun adaylığı açıklandıktan sonra var olan tartışmalar sona erer ve altı parti de seçimi kazanmaya odaklanır. Burada yaratılacak sinerji Millet İttifakı’nın adayını 13’üncü Cumhurbaşkanı yapacak güçte. CHP’nin buna inancı tam, diğer partilerin de aynı inançta olduğunu görüyoruz” değerlendirmesi yaptı.

Hem CHP hem de İYİ Parti kurmayları 2 Mart toplantısında bir isim üzerinde prensipte uzlaşma olsa da adayın açıklanmasının o gün olmayacağına dikkat çekiyor. Adayın Mart ayı ortasında gerçekleşecek büyük bir programla açıklanması hedefleniyor. Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta seçimlerin olması için 10 Mart’ta karar alması halinde bu tarihten sonraki bir hafta içinde hemen adayın açıklanacağına dikkat çekiliyor.

Geçiş süreci konuşulacak

İYİ Parti’de Kılıçdaroğlu isminden daha çok ise “eşit temsil”e itiraz var. Partilerin seçimi kazanması halinde oy oranlarına göre kabinede temsil edilmesini savunan İYİ Parti kurmaylarında, “tüm partiler eşit haklara sahip söylemi parti tabanlarında rahatsızlığa yol açıyor. Bu nedenle bu konu sık sık kamuoyu önünde değerlendirilmemeli” görüşü hâkim.

Eğer altılı masa seçimi kazanırsa, Cumhurbaşkanının hükümeti kurabilmesi ihtimali nedeniyle kabine dağılımı da yol haritasının önemli başlıklarından olacak. Kabinenin hangi partilerden oluşacağı, nasıl belirleneceği başlıkları netleştirilecek. Her partiye bir bakanlık verilmesi ancak oy oranları ve vekil dağılımına göre de diğer bakanlıkların dağılımının yapılacağı belirtiliyor. Geçiş sürecine dair yol haritasına son şeklinin toplantıda verilmesi hedefleniyor.

Listeler konuşulacak

Millet İttifakı, seçim kararı alınmasından sonra resmi olarak “ittifak” olacak. Adayın ve yol haritasının belirlenmesi sonrası ittifakın ortak protokolü de hazırlanacak ve Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim edilecek.

Ayrıca ittifakın seçime nasıl gireceğine dair çalışmalar da sürüyor. Altı partinin kendi logosu ile seçime girmesi için en az 41 seçim bölgesinde milletvekili adayı çıkarması gerekiyor. Bu durumda “en az 360 vekil” parolasıyla hareket eden altı parti, il il, bölge bölge hangi partinin hangi listede yer alacağına dair çalışmada da sona yaklaştı. Bu konuda seçim takviminin netleşmesi ile çalışmalara son şekli verilmesi de hedefleniyor.

Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den bazı isimlerinin CHP ve İYİ Parti listelerinden de seçime girebileceği ifade ediliyor.

HDP ne yapacak?

Seçimde en kritik partilerden olan HDP’nin de aday belirleme çalışmaları sürüyor. Millet İttifakı’nın belirleyeceği aday HDP’nin adayını belirlemesini de etkileyecek. HDP’de birçok kurmay Kılıçdaroğlu ismine olumlu bakıyor. HDP, adayın netleşmesi sonrası yapılacak bir çağrı ile CHP liderine destek verebileceği gibi kendi adayını açıklama sürecini de başlatabilecek.

Bu noktada HDP’nin aday çıkarması halinde seçimlerin ikinci tura kalıp kalmayacağına dair çalışmalar da etkili olacak. HDP kurmayları, deprem sürecine dikkati çekerek “Yeni bir siyasi tablo var. Aday çıkarıp çıkarmama konusu değerlendiriliyor” açıklaması da yapıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Bankalara “Kur Korumalı Mevduat” Uyarısı

İktidarın Türk Lirası’ndaki birikimleri kurdaki değişimlere karşı korumak için uyguladığı KKM’de işler iyi gitmiyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), bankalara Kur Korumalı Mevduat (KKM) işlemleri ile ilgili sözlü bir uyarı yaptığı belirtiliyor.

Bloomberg HT’nin haberine göre Merkez Bankası’ndan bankalara iletilen “sözlü uyarı”da, bazı bankaların Hazine karşı taraflı Kur Korumalı Mevduat’tan çıkan yatırımcıların TL’si ile Döviz aldırdığı, ertesi gün bu döviz ile Merkez Bankası’nın sağladığı Dövizli Kur Korumalı Mevduat ürünlerine geçtiği ifade edildi.

Bunu yapan bankaların TCMB tarafından uyarılarak, “Bu işlemlerin tespiti halinde bu işlemlerin TL dönüşüm payına sayılmayacağı” söylendiği vurgulanıyor.

Bankalar açısından Hazine karşı taraflı Kur Korumalı Mevduat ürünü, Merkez Bankası fonlaması haricinde en ucuz kaynak toplama yöntemi haline gelmişti. TL’si olanların Hazine ile yaptıkları KKM işlemlerinde “politika faizi +3 puan” olarak belirlenmiş olan faiz, son faiz indirimi sonrası yüzde 11,5 seviyesine kadar geriledi.

Düşük getirisi nedeniyle mevduat sahiplerinin önemli bir bölümü vadesi geldiğinde ürünü yenilemeyi tercih etmiyor.

Bankalar, zaten TL yatırımcısı olan bu mevduat sahibine düz vadeli mevduata geçmesi halinde yüzde 28-32 arasında faiz vermek zorunda kalıyor.

Merkez Bankası, 26 Ocak tarihinde yaptığı düzenleme ile, döviz karşılığı yapılan Kur Korumalı Mevduat işlemlerinde faiz sınırını kaldırmıştı. Bunun üzerine döviz KKM faizleri yükselerek bankadan bankaya değişmekle birlikte, yüzde 20’ler çevresine oturmuştu.

Dolayısıyla bazı bankaların, yüzde 30’larda yüksek faizli TL mevduat maliyetine katlanmak yerine, müşterilerini kendilerine maliyeti yüzde 20’lerde olan Merkez Bankası karşı taraflı KKM işlemlerine yönlendirdiği vurgulanıyor.

Merkez Bankası bankalara ayrıca, bilançolarındaki TL ağırlığını yüzde 50 ve yüzde 60 sınırlarının üzerine çıkarmaması halinde ek menkul kıymet tutma yükümlülüğü getirmişti. Faizi enflasyonun çok altında olan bu tahvilleri tutmak istemeyen bankalar, ellerindeki döviz mevduatlarını TL cinsi enstrümanlara dönüştürmek için farklı yollar denemeye başlamıştı. Kur Korumalı Mevduat ürünleri, bu dönüşümün sağlanmasının en önemli parçalarından birini oluşturuyor.

Dolayısıyla Merkez Bankası, yaptığı uyarıyla bu yolu tercih eden bankalara “döviz talebi yaratan bu harekete devam edildiği taktirde, bankanın maliyeti düşse de yaptığı işlem TL dönüşümü sayılmayacağı için menkul kıymet tutma yükünü azaltmayacağı mesajını vermiş oluyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Aday” Açıklaması: 2 Mart’ta Belirleriz Ama…

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Saadet Partisi ev sahipliğinde 2 Mart’ta yeniden bir araya gelecek.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantıya ilişkin, “Nasıl ki ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metnini, Anayasa taslağımızı belirledik ve belirlediğimiz başka bir tarihte açıkladık, Cumhurbaşkanı adayını da belirledikten sonra başka bir tarihte açıklarız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek‘e konuştu.

Deniz Zeyrek, yazısında şu bilgileri aktardı:

“AK Parti, CHP ve MHP kulislerinde seçimin ne zaman yapılacağına dair konuşmaları dinleme şansım oldu. Gördüm ki seçim tarihinde bir değişiklik yok: 14 Mayıs.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki odasında yaptığımız görüşmede YSK’nın bu tarihe “yetiştiremem, yapamam” gibi gerekçelerle itiraz etme hakkının olmadığına dikkat çekti. Kılıçdaroğlu, YSK’dan böyle bir talep gelirse bunun kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu’nun yaptığı tespiti AK Parti’li ve MHP’li yetkili isimler de teyit etti. Ortak görüş şu: Cumhurbaşkanı veya TBMM seçimleri yenileme kararı alırsa YSK yasadaki takvime göre hazırlıklarını tamamlamak zorunda.

Depremzedeler için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak da YSK’nın ödevi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’na Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı’nı da sorduk. Yarın yapılacak toplantıda adayın belirlenebileceğini ama hemen açıklanmayabileceğini söyledi. Kılıçdaroğlu şöyle dedi:

“Nasıl ki ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metnini, Anayasa taslağımızı belirledik ve belirlediğimiz başka bir tarihte açıkladık, Cumhurbaşkanı adayını da belirledikten sonra başka bir tarihte açıklarız.”

“Cumhurbaşkanı adayını açıklamak için özel bir tören düzenler misiniz” sorumuza da Kılıçdaroğlu “Hepsini 2 Mart’ta belirleyeceğiz” karşılığını verdi.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 10 Mart’ta Parlamento’yu yenileme kararı almasının Millet İttifakı’nın aday belirleme takvimini etkilemeyeceğini söyledi.”

Paylaşın

Yunanistan’da İki Tren Çarpıştı: 32 Ölü, 85 Yaralı

Yunanistan’da gece geç saatlerde iki trenin kafa kafaya çarpışması sonucu en az 32 kişi hayatını kaybetti, 85 kişi de yaralandı. Yunanistan’da son yıllarda yaşanan en ölümcül demiryolu kazasının nedenine ilişkin bir bilgi paylaşılmadı.

Haber Merkezi / Başkent Atina’nın yaklaşık 380 kilometre kuzeyinde meydana gelen kazaya karışan trenlerden birinin yolcu, diğerinin de yük treni olduğu aktarıldı. Yolcu treninde 350 civarında yolcunun olduğu belirtildi.

Yunanistan’ın Tesalya Valisi Konstantinos Agorastos, kazada yolcu treninin ilk dört vagonunun raydan çıktığını, alev alan ilk iki vagonun “neredeyse tamamen yok olduğunu” söyledi.

Agorastos, ayrıca yaklaşık 194 yolcunun otobüslerle güvenli bir şekilde Selanik’e tahliye edildiğini belirtti.

İtfaiye sözcüsü Vassilis Varthakoyiannis, kurtarma sürecinin son derece zor olduğunu, iki trenin birbirine girmesinin durumu karmaşık hale getirdiğini söyledi.

Yerel basının paylaştığı görüntülerde trenlerden birinden dumanların yükseldiği görülüyor. İtfaiye yetkilileri bölgeye 40 ambulans, 17 itfaiye aracı ve 150 itfaiye görevlisinin gönderildiğini açıkladı.

Yolcu treni, başkent Atina’dan Yunanistan’ın en büyük ikinci şehri olan, festivalleri ve canlı kültürel hayatıyla ünlü Selanik’e gidiyordu. Kaza, hafta sonu ülke çapında düzenlenen ve pazartesi günü resmi tatille sona eren karnavaldan sonra yaşandı.

1972 yılında Yunanistan’ın Larissa kenti dışında iki tren kafa kafaya çarpışmış, kazada 19 kişi hayatını kaybetmişti.

Yunanistan’ın yaşlanan demiryolu sisteminin modernize edilmesi gerekiyor, birçok tren tek hatlarda seyahat ediyor. Sinyalizasyon ve otomatik kontrol sistemleri pek çok alanda kurulmaya devam ediyor.

Paylaşın

AFAD Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 45 Bin 89’a Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler ve ardından yaşanan artçı sarsıntılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 45 bin 89’a yükseldiği açıklandı.

Haber Merkezi / 358 bin çadırın kurulduğu, 11 ilde 332 noktada çadır kentler oluşturulduğu, 10 il ve 162 noktada ise konteyner kent kurulumunun devam ettiği duyuruldu.

Depremlerden etkilenen illerden kendi imkanlarıyla ayrılan veya devlet tarafından tahliye edildikten sonra gittikleri illerde kayıt yaptıranların sayısının ise 1 milyon 971 bin olduğu bildirildi.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş merkezli depremler ve ardından gerçekleşen artçı sarsıntılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 45 bin 89’a yükseldiğini açıkladı.

Depremden etkilenen illerden kendi imkanlarıyla ayrılan veya devlet tarafından tahliye edildikten sonra gittikleri illerde kayıt yaptıranların sayısı ise 1 milyon 971 bin oldu.

AFAD bugüne kadar 358 bin çadırın kurulduğunu, 11 ilde 332 noktada çadır kentler oluşturulduğunu, 10 il ve 162 noktada ise konteyner kent kurulumunun devam ettiğini duyurdu.

Çadır, konteyner, otel, yurt ve kamu misafirhaneleri gibi yerlerde barındırılan kişilerin sayısı ise 1 milyon 915 bin olarak açıklandı.

Paylaşın