Bakanı Şimşek’ten “Mali Disiplin” Vurgusu

Önümüzdeki dönemde izlenecek ekonomi politikasına dair yeni açıklamalarda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Önümüzdeki dönemde bütçe açığını kontrol altına alarak mali disiplini yeniden tesis etmek suretiyle kamu maliyesi göstergelerinde kalıcı bozulmalara geçit vermeyeceğiz” dedi.

Bakan Şimşek, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremler kaynaklı harcamaların 761,7 milyar liraya ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Şimşek, bu harcamaların milli gelire oranını ise yüzde 3,1 olarak duyurdu.

“Bu çerçevede deprem bölgesinde 179 bin konutun inşasına başlandı. Yaklaşık bir yılda 319 bin konutu depremzedelere teslim etmeyi planlıyoruz” diyen Şimşek, TBMM’de görüşülen Milli Dayanışma Paketi’nin, depremin yol açtığı ilave maliyetlerin bütçe üzerindeki etkisini azaltmayı hedeflediğini aktardı.

Şimşek, “Söz konusu düzenlemeler ayrıca dolaylı olarak cari açığı kontrol altına almaya da destek verecektir” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı, memur ve emekli maaşlarında yapılan zamlara vurgu yaparak önümüzdeki döenmde bütçe açığının kontrol altına alınacağını belirtti: Para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumu pekiştirerek Merkez Bankasının enflasyonla mücadelesine destek vereceğiz. Cari açığı azaltacak adımları atarak ülkemizin risk primini de düşüreceğiz.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sosyal medya hesabından önümüzdeki dönemde izleyeceği ekonomi politikasına dair yeni açıklamalarda bulundu.

“Önümüzdeki dönemde bütçe açığını kontrol altına alarak mali disiplini yeniden tesis etmek suretiyle kamu maliyesi göstergelerinde kalıcı bozulmalara geçit vermeyeceğiz. Bunun için gerekli tedbirleri alıyoruz” ifadelerini kullanan Bakan Şimşek, “Para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumu pekiştirerek Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelesine destek vereceğiz. Cari açığı azaltacak adımları atarak ülkemizin risk primini de düşüreceğiz” dedi.

Memur ve emekli maaşlarına yapılan zamları hatırlatan Şimşek, paylaşımında, “2023 yılında 15,9 milyon emeklimizi ve 4,9 milyon kamu çalışanımızı etkileyen önemli iyileştirmeler yaptık. Aylık ve ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artışlar yaparak refah seviyelerini yükselttik. 2022 yıl sonuna göre en düşük memur maaşını yüzde 141,8, en düşük emekli aylığını ise yüzde 114,3 oranında artırdık” ifadelerine yer verdi.

Şimşek diğer paylaşımında ise 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden zarar gören vatandaşların yaralarını sardıklarını belirtti.  Şimşek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl deprem kaynaklı harcamaların 761,7 milyar TL’ye (milli gelire oran olarak yüzde 3,1) ulaşmasını bekliyoruz. Bu çerçevede deprem bölgesinde 179 bin konutun inşasına başlandı. Yaklaşık bir yılda 319 bin konutu depremzedelere teslim etmeyi planlıyoruz.”

AK Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu memur ve emekli maaşlarına zam ve bazı vergilerde artış yapılmasını öngören torba kanun teklifine işaret eden Şimşek şunları söyledi:

“Mecliste görüşülmekte olan Milli Dayanışma Paketi, depremin yol açtığı ilave maliyetlerin bütçe üzerindeki etkisini bir miktar azaltmayı hedeflemektedir. Söz konusu düzenlemeler ayrıca dolaylı olarak cari açığı kontrol altına almaya da destek verecektir.”

Geçen hafta vergilere zam yapıldı

Hazine ve ve Maliye Bakanı Şimşek 6 Temmuz’da ekonomi programının üç temel bileşenini açıklamış ve “mali disiplinin yeniden tesis edilmesi” vurgusu yapmıştı. AK Parti’nin sunduğu torba kanun teklifinde öngörülen vergi artışlarına ilişkin tartışmalar sürerken, Resmi Gazete’de 7 Temmuz’da yayımlanan karar ile bazı vergi ve harçlara zam yapılmıştı.

Buna göre, mal ve hizmetlerden alınan Katma Değer Vergisi (KDV) genel oranı yüzde 18’den yüzde 20’ye çıkarıldı, bazı mal ve hizmetler için uygulanan yüzde 8’lik KDV ise yüzde 10’a yükseltildi. Yurt dışı cep telefonu kayıt ücreti 20 bin TL olurken, pasaport dahil harçlarda yüzde 50 artışa gidildi.

Paylaşın

AK Parti’de “MYK Sayısı 50’ye Çekilsin” Talebi

AK Parti’nin 2 yıl önceki kongresinde tüzük değişikliği yapılarak MKYK üye sayısı 50’den 75’e çıkarılmış, toplantıların yedek 35 üyenin de katılımıyla 110 kişi yapılmasına karar verilmişti.

100 kişiyle tartışma ortamının mümkün olmadığına dikkat çeken bazı parti yöneticileri, “Bunu yeniden değerlendirmek lazım. Sayının yeniden 50’ye çekilmesi gerek” diyor. Bu talep karşılık bulursa kongrede tüzük değişikliği yapılacak.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; AK Parti seçimlerin ardından genel merkez yönetiminde değişiklik için kongre sürecini başlattı. Ekim ayında yapılması planlanan büyük kongreye ilçe ve il kongreleri yapılmadan gidilecek.

İlk defa böyle bir kongre süreci yaşayacak AK Parti’de bunun nedeni “yerel seçim öncesi teşkilatlarda küskünler yaratmamak” gerekçesiyle açıklanıyor. Partinin A takımının belirlendiği MKYK üyelerinin seçileceği kongrede yenilenme beklentisi yüksek.

Bir önceki kongreye göre parti yönetiminde daha kapsamlı bir değişiklik olacağı kaydediliyor. Ancak MKYK üye sayısı ile ilgili itiraz var. AK Parti’nin 2 yıl önceki kongresinde tüzük değişikliği yapılarak MKYK üye sayısı 50’den 75’e çıkarılmış, toplantıların yedek 35 üyenin de katılımıyla 110 kişi yapılmasına karar verilmişti.

100 kişiyle tartışma ortamının mümkün olmadığına dikkat çeken bazı parti yöneticileri, “Bunu yeniden değerlendirmek lazım. Sayının yeniden 50’ye çekilmesi gerek” diyor. Bu talep karşılık bulursa kongrede tüzük değişikliği yapılacak.

Paylaşın

IŞİD Lideri Usame El Muhacir Suriye’nin Doğusunda Öldürüldü

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) Lideri Usame El Muhacir’in 7 Temmuz’da Suriye’nin doğusunda düzenlenen operasyonda öldürüldüğünü bildirdi.

CENTCOM, tarafından yapılan açıklamada, “IŞİD’in bölge genelinde yenilgiye uğratılması konusunda kararlı olduğumuzu açıkça ifade ettik. IŞİD sadece bölge için değil, bölgenin çok ötesinde bir tehdit oluşturmaktadır” ifadelerine yer verdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) IŞİD liderlerinden Usame El Muhacir’in Suriye’nin doğusunda düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısıyla öldürüldüğünü duyurdu.

CENTCOM, saldırının 7 Temmuz Cuma günü MQ-9 Reaper tipi İHA’larca gerçekleştirildiğini belirtti.

CENTCOM açıklamasında aynı İHA’ların saldırıdan önce Suriye’de yaklaşık iki saat boyunca Rus uçaklarınca taciz edildiği bildirildi. Açıklamada, saldırıda sivil can kaybı yaşanmadığı, bir sivilin yaralandığına dair haberlerinse incelendiği ifade edildi.

Bu operasyonla IŞİD’in mağlup edilmesi doğrultusundaki kararlılıklarını bir kez daha gösterdiklerini belirten CENTCOM komutanı Michael Kurilla, söz konusu terör örgütünün “sadece bu bölgede değil, bu bölgenin dışında da bir tehdit olmayı sürdürdüğünü” söyledi.

Associated Press’e konuşan bir ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi ise El Muhacir’in Suriye’nin doğusunda değil, kuzeybatıdaki Halep bölgesinde öldürüldüğünü söyledi.

ABD’li yetkili, Suriye’nin genellikle doğusunda faaliyet gösteren El Muhacir’in Halep’te motosikletle seyir hâlindeyken öldürüldüğünü ifade etti. Yetkili, Amerikan İHA’larının Rus uçaklarınca taciz edildikleri sırada da El Muhacir’in peşinde olduklarını belirtti.

ABD ordusunun öldürülen kişinin El Muhacir olduğunu nasıl doğruladığı henüz bilinmiyor.

Suriye’deki son topraklarını 2019’da kaybeden IŞİD’in bu ülkede Türkiye destekli muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde saklanan liderlerine yönelik ABD operasyonları son bir yıl içinde yoğunlaştı.

ABD, IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin 2019 yılında öldürülmesinin ardından bu örgütün hayatta kalan ve birçoğu yurt dışında saldırılar planlandığı düşünülen liderlerini hedef almaya başlamıştı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener Sahaya Çıkıyor

A takımında kapsamlı bir değişime giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde de saha çalışmalarına başlaması bekleniyor. Akşener’in gittiği her kentte il ve ilçe yöneticileriyle de bir araya gelerek toplantılar gerçekleştireceği kaydediliyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu toplantılarda teşkilatın talep ve önerileri ilk ağızdan dinlenecek, parti politikalarıyla ilgili birebir değerlendirmeler yapılacak.

24 Haziran’da büyük kongresini tamamlayan İYİ Parti’de geçtiğimiz hafta yeni seçilen Genel İdare Kurulu üyeleri arasından Başkanlık Divanı belirlendi. A takımında kapsamlı bir değişime giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde de saha çalışmalarına başlaması bekleniyor.

Kurultay konuşmasında, “Siyasette yeni bir zemin kuracağız, yeni bir yol, yeni bir sayfa açacağız” diyen Akşener’in ittifaklara mesafeli, daha çok partisini büyütmeye yönelik bir çalışma yürüteceği kaydediliyor. Önümüzdeki günlerde il gezilerine yeniden başlayacak olan Akşener’in ziyaretlerinin formatında da bu kapsamda değişiklik yapacağı ifade ediliyor.

Bugüne kadar neredeyse iki kez 81 ili dolaşan Akşener halkla buluşmalar, esnaf ziyaretleri gerçekleştiriyor, çeşitli sivil toplum örgütleriyle, iş dünyasından isimlerle görüşmeler yapıyordu.

Önümüzdeki günlerde başlayacak ziyaretlerde ise bunların yanı sıra Akşener’in gittiği her kentte il ve ilçe yöneticileriyle de bir araya gelerek toplantılar gerçekleştireceği kaydediliyor. Bu toplantılarda teşkilatın talep ve önerileri ilk ağızdan dinlenecek, parti politikalarıyla ilgili birebir değerlendirmeler yapılacak.

Paylaşın

Türkiye, İşçi Haklarında En Kötü 10. Ülke

Türkiye’nin, AK Parti döneminde, gelişmekte olan ülkeler kategorisinden dahi aşağıya düştüğünü, işçilerin insanlık dışı çalışma koşullarına mahkum edildiğini belirten CHP’li İlgezdi, “Ekonomiyi ve çalışma hayatımızı çöküşe götürenlerin gözlerinde ışıltı, emekçilerimizin yüzünde ise hüzün var” dedi ve ekledi:

Geçmişte, “Türkiye, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde’ denilirdi. Şimdi ise ucuz işgücü sisteminin, vahşi kapitalizmin en yoğun uygulandığı ülkelerle aynı listedeyiz. Bu iktidarın inşa ettiği işçi ve sendika düşmanı rejimden ötürü, diğer birçok alanda olduğu gibi işçi hakları endekslerinde de diplerdeyiz.”

148 ülkeyi kapsayan ve her yıl Türkiye, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından yayımlanan Küresel Haklar Endeksi, Türkiye’deki çalışma koşullarının en kötü seviyeye gerilediğini ortaya koydu.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Türkiye; Bangladeş, Belarus, Mısır, Guatemala, Ekvador, Myanmar, Tunus, Filipinler ve Esvatini’den sonra çalışanlar için en kötü 10 ülke arasında yer aldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, yaptığı yazılı açıklamada duruma tepki gösterdi.

Türkiye’nin, AK Parti döneminde, gelişmekte olan ülkeler kategorisinden dahi aşağıya düştüğünü, işçilerin insanlık dışı çalışma koşullarına mahkum edildiğini belirten İlgezdi, “Ekonomiyi ve çalışma hayatımızı çöküşe götürenlerin gözlerinde ışıltı, emekçilerimizin yüzünde ise hüzün var.

Geçmişte, ‘Türkiye, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde’ denilirdi. Şimdi ise ucuz işgücü sisteminin, vahşi kapitalizmin en yoğun uygulandığı ülkelerle aynı listedeyiz. Bu iktidarın inşa ettiği işçi ve sendika düşmanı rejimden ötürü, diğer birçok alanda olduğu gibi işçi hakları endekslerinde de diplerdeyiz” dedi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Mücadelemizi Sürdürmek Zorundayız

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan parti üyelerine bir mektup gönderen Kılıçdaroğlu, “Adil ve özgür bir Türkiye için hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu nedenle partimizin hedefine daha büyük kararlılıkla ulaşmasını sağlayacak adımları hep birlikte atacağız. Atatürk’ün ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’ sözü partimize gönül vermiş olanların hiç unutmaması gereken temel bir ilkedir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tüm parti üyelerine bir mektup gönderdi. Kılıçdaroğlu’nun “Değerli yol arkadaşım” diye başlayan mektubunda şu ifadeler yer aldı:

“Cumhuriyet tarihimizin en kritik seçimlerinden birini geride bıraktık. Karanlığın baskının iftiraların yanında yalanların, hilelerin ve hukuksuz bir biçimde devlet olanaklarının kullanıldığı adaletsiz bir seçimden çıktık. Süreç çalıştığımız beklediğimiz ve dilediğimiz gibi sonuçlanmadı.

“Mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız”

Demokrasi mücadelemizde birlikte yol almak için gösterdiğiniz büyük çaba ve kararlılığın çok değerli olduğunu bilmenizi isterim. Elini taşın altına koyma cesareti gösteren sizler sayesinde partimiz daha da güçlendirmektedir.

Adil ve özgür bir Türkiye için hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu nedenle partimizin hedefine daha büyük kararlılıkla ulaşmasını sağlayacak adımları hep birlikte atacağız.

Atatürk’ün ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’ sözü partimize gönül vermiş olanların hiç unutmaması gereken temel bir ilkedir.”

Paylaşın

Türkiye, En Çok Kadın Gazetecinin Tutuklu Bulunduğu 3 Ülkeden Biri

Dünyada en çok kadın gazetecinin tutuklu bulunduğu ilk 3 ülke İran, Türkiye ve Çin. İlk sıradaki İran’da 28, ikinci sırada bulunan Türkiye’de 19, Çin’de ise 15 kadın gazeteci tutuklu.

2023 yılının ilk üç ayında 145 kadın gazeteci saldırıya uğradı. 24 gazeteci fiziksel saldırıya, 23 gazeteci ise hukuken taciz edildi. Gazetecilere yönelik saldırılar, 2023 yılının ilk üç ayına, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,3 oranında arttı.

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu’nun (CFWIJ), 2023 yılının ilk 3 ayında kadın gazetecilerin maruz bırakıldığı hak ihlallerine ilişkin raporuna göre dünyada 100 kadın gazeteci tutuklu.

Rapora göre, dünyada en çok kadın gazetecinin tutuklu bulunduğu ilk 3 ülke İran, Türkiye ve Çin. İlk sıradaki İran’da 28, ikinci sırada bulunan Türkiye’de 19, Çin’de ise 15 kadın gazeteci tutuklu. Raporda sıfır olması gerektiğine işaret edilen bu sayının geçen yılın aynı dönemine göre 4 kişi azalmasınınsa umut verici olduğuna vurgu yapıldı.

Raporu kapsayan süreçte 145 kadın gazeteci de saldırıya uğradı. Raporda, 24 gazetecinin fiziksel saldırıya, 23 gazetecinin ise hukuken taciz edildiği bilgisi paylaşıldı. Aynı rapora göre gazetecilere yönelik saldırılar, 2022’nin ilk üç ayına göre yüzde 4,3 oranında arttı.

Deprem bölgesinde zorluklar ve tacizler

Türkiye’de kadın gazetecilerin deprem bölgesinde karşılaştığı zorlukların yanı sıra halk tarafından da sık sık taciz ve saldırıya uğradığı belirtildi. CFWIJ, kadın gazetecilerin afet bölgelerinde çekim yapmasının engellendiği veya tehdit edildiği 6 olayı belgeledi.

Rapora göre gazeteci Arzu Efeoğlu, Gaziantep’te vatandaşların kendisine ve ekibine saldırmaya çalıştığını ve kimliklerini görmek istediğini bildirdi.

Fox TV muhabirleri Sevgi Şahin ve Ömür Dikme canlı yayın sırasında saldırıya uğrarken, Halk TV muhabiri Şirin Payzın ve ekibi Antakya’da çöken binayı görüntülerken taciz edildi.

Malatya’da ArtıGerçek muhabiri Yağmur Kaya, kendisini provokatörlük yapmak, iktidarı ve devleti karalamakla suçlayan bir grup tarafından neredeyse fiziki saldırıya uğradı.

Hatay’da Gülbahar Altaş da Diyarbakır Sümer Parkı’ndaki tartışmayı çekmek isterken çevredekiler tarafından hedef alındı, TELE1 muhabiri Hazal Güven ve kameraman Umutcan Yitik, Hatay’da silahlı kişilerce engellendi.

Türkiye’de 31 Mart 2023’te adliye önünde çekim yapan gazeteci Melek Fırat ve 3 gazeteciye, uyuşturucu operasyonu zanlılarının yakınlarının saldırdığı belirtildi.

Yine Türkiye ile ilgili bir başka bölümde, gazeteciler Hazal Ocak, Olcay Büyüktaş Akça ve diğer iki sanığın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın şikayeti üzerine “Sözlü, yazılı veya görüntülü mesaj yoluyla hakaret” suçundan yargılandığı kaydedildi.

Raporda, Mayıs 2022’de JinNews muhabiri Zelal Tunç, Muradiye Belediyesi’ne atanan kayyum Harun Yücel’e hakaret ettiği iddiasıyla 8 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldığı, kayıp fonlarla ilgili yaptığı bir ihbarda kendisine “hakaret” ettiği iddiasıyla Yücel tarafından Tunç’a dava açıldığı da yazıldı.

Raporda yer verilen diğer gazeteciler ve yaşadıkları olaylarla ilgili şu bilgiler paylaşıldı:

Beş yıldır aleyhlerindeki suçlamalardan haberleri olmadan tutuklu bulunan Ceylan Şahinli ve Öznur Değer, Sibel Tekin, haksız yere terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla tutuklanarak 43 gün tutuklu kaldı,

Ayşegül Doğan’ın “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla düşürülmesine rağmen yurtdışına çıkış yasağı devam ediyor, Pınar Gayıp, yaptığı haberin ardından “Hakaret, iftira, halkın huzur ve sükununu bozma, terörle mücadele edenleri hedef gösterme” suçlarından soruşturma açıldı,

Al Monitor’dan Nazlan Ertan, ‘kamu görevlisine alenen hakaret etmekle’ suçlandı, Dicle Müftüoğlu, terörle ilgili suçlamalardan altı ay hapis cezasına çarptırıldı, Hale Gönültaş hakkında 12 yaşındaki kız çocuğunun ortadan kaybolması ve tecavüze uğramasıyla ilgili haber yaptığı için polisin suç duyurusunda bulunması üzerine soruşturma başlatıldı,

Sedef Kabaş’a Mart 2023’te bir kez daha “cumhurbaşkanı’na hakaret”ten dava açıldı. Kabaş bu kez ‘namusunu zedelemeyi amaçlayan’ tweetler atarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret etmekle suçlandı, Yağmur Kaya “terörle mücadelede yer alan kişileri hedef göstermek” suçlamasıyla üçüncü kez yargılanıyor.

Kürt gazeteciler hedefte

Türk hükümetinin, kadın gazetecileri susturmak için hukuku silah olarak kullanan ülkelerin başında geldiği ifade edilen raporda, “Yetkililer sürekli olarak seyahat yasaklarına ve ‘kamu görevlilerine hakaret’ de dahil olmak üzere düzmece yasal suçlamalara başvurdu. En çok Kürt kadın gazeteciler, sansür ve zulmetmek için alaycı bir şekilde terör suçlamalarını kullanılarak hükümet tarafından hedef alınıyor” denildi.

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu’nun raporunda, “Bu çeyrekte kadın gazetecilere yönelik hapis cezaları, fiziksel ve hukuki saldırılar, gazeteciliğin sürekli olarak nasıl kriminalize edildiğini gösteriyor. Endişe verici bir eğilim, gazetecileri felç eden ve otosansüre yol açan yasal tacizdir. Basın özgürlüğü saldırı altında olduğunda ilk hedef alınanlar kadınlar ve LGBTQI gazetecilerdir” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, “Kadın gazetecilere yönelik fiziksel ve yasal tacizin artmasından endişe duyuyoruz. Kadınların ve LGBTQI gazetecilerin, görevlerini şiddet veya korku olmadan yerine getirmelerini sağlayan güvenli ve destekleyici bir ortamda çalışabilmelerini sağlamak için daha fazlasının yapılması gerekiyor” ifadeleri kullanıldı.

(VOA Türkçe)

Paylaşın

Tüm Otomobillere Ortalama 17 Bin Lira Zam!

Otomobil sektöründe KDV, yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseldi. Böylece yüzde 80 ÖTV’li otomobillerdeki vergi, yüzde 112’den yüzde 116’ya çıktı. Buna göre, ortalama bir aracın fiyatı yaklaşık 17 bin TL zamlanmış oldu.

Fiyatların her geçen gün yükseldiği otomobilinde sektöründe tüm modellere Katma Değer Vergisi (KDV) oranına gelen artış nedeniyle bir zam daha geldi. KDV oranının yüzde 18’den 20’ye çıkarılmasıyla otomobillere ortalama 17 bin lira zam gelmiş oldu.

Depremlerin yol açtığı ekonomik kayıpların telafisi için Kurumlar Vergisi’nin yüzde 25’e çıkarılması sonrasında vergi artırmak için ikinci önlem paketi açıklandı.

Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile KDV oranları yeniden belirlenmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara göre; KDV, yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Buna göre Otomobil sektöründe KDV, yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseldi. Böylece yüzde 80 ÖTV’li otomobillerdeki vergi, yüzde 112’den yüzde 116’ya çıktı, ortalama bir aracın fiyatı yaklaşık 17 bin TL zamlanmış oldu. 1 milyon liralık aracın fiyatı 1 milyon 16 bin 950 TL’ye yükseldi.

Paylaşın

DİSK: İktidar Vergi Yükünü İşçilerin, Emekçilerin, Emeklilerin Omuzlarına Yıktı

DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, AK Parti hükümetinin, ‘sermayeyi ve zenginleri vergilendirmekten kaçındığını’ ve yıllardır dolaylı vergileri artırmaya devam ettiğini belirterek, “Yapılan düzenlemeyle dolaylı vergilerin payı, yani işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, dar gelirlilerin vergi yükü daha da artacak” dedi.

Haber Merkezi / Arzu Çerkezoğlu, iktidarın ‘mali disiplin’, ‘bütçe açığını azaltma’, ‘vergiyi tabana yayma’ gibi adlar altında vergi yükünü işçilerin, emekçilerin, emeklilerin omuzlarına yıktığını söyledi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, dolaylı vergilerdeki artış başta olmak üzere, ‘vergide artan adaletsizlik’ ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Çerkezoğlu, açıklamasında, şunları kaydetti:

“Günbegün artan fiyatlarla ücretlerimiz erirken, kimselerin inanmadığı resmi enflasyonla reel ücretlerimiz yani alım gücümüz gerilerken yılın ikinci yarısına vergi ve harç artışlarıyla başladık.

7 Temmuz 2023 tarihli ve 32241 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnameleri (CBK) ile vergi ve harçlara devasa artış uygulandı. Yüzde 8 olan Katma Değer Vergisi (KDV) oranı yüzde 10’a; yüzde 18 olan KDV oranı ise yüzde 20’ye yükseltildi. Harçlarda da ciddi artışlar gerçekleştirildi. 6.019 TL olan yurtdışından şahsi kullanım için getirilen cep telefonu harçları ise söz konusu CBK ile 20.000 TL olarak uygulanmaya başlayacak. Öte yandan 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda yer alan harçlara yüzde 50 oranında artış uygulandı.

Vergilerde ve harçlarda yapılan bu artışlar TÜİK tarafından açıklanan ve işçilerin, emekçilerin ücretini belirleyen resmi enflasyon oranının çok üstündedir. Üstelik işçilerin, emekçilerin, emeklilerin yılın ikinci yarısı için aldıkları/alacakları ücret artışları daha ilk günden geri alınmaya başlandı.

Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in 6 Temmuz 2023 sabah saatlerinde sosyal medya hesabından duyurduğu “mali disiplin”, “bütçe açığını azaltma” gibi önlemlerinin “sınıfsal niteliği” de bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile resmileşti.

Bilindiği gibi KDV gibi dolaylı vergiler geliri ne olursa olsun bütün yurttaşlar tarafından aynı oranda ödenmekte ve vergilerin geniş bir tüketici grubu tarafından ödenmesi anlamına gelmektedir. İşçiden de patrondan da, yoksuldan da zenginden de eşit oranlı alındığı için dolaylı vergiler vergi adaletini bozar.

İşçiler bir yandan daha ücretlerini almadan peşin peşin gelir vergisi ödemekte, öte yandan tüketim sırasında da ikinci kez vergi ödemektedir. Böylece çifte vergilendirmeye maruz kalmaktadır.

Bir ülkede dolaylı vergilerin yüksekliği vergi yükünün tüketiciye ve dar gelirliye yüklenmesi anlamı taşımaktadır. Bu nedenle dünyada genellikle dolaylı vergiler düşük, dolaysız (doğrudan) vergiler, yani gelirden alınan vergiler yüksektir. Türkiye’de ise dünyadaki eğilimin tersi olarak doğrudan vergiler düşük, adaletsiz bir vergi olan dolaylı vergiler yüksektir.

Sermayeyi ve zenginleri vergilendirmekten kaçınan AKP hükümetleri yıllardır dolaylı vergileri artırmaya devam ediyor. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki oranı Türkiye’de 1990’da yüzde 48 ve 2000’de yüzde 59 iken 2022’de yüzde 64’e ulaştı. 2023 bütçesine göre dolaylı vergilerin payının yüzde 67.7 olması öngörülüyordu. Yapılan düzenlemeyle dolaylı vergilerin payı, yani işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, dar gelirlilerin vergi yükü daha da artacak.

Hükümet, çalışanların alım gücünü koruması gerekirken vergi oranlarında ve harç tutarlarına yaptığı artış işçileri daha da yoksullaştırmaya çalışıyor. Öte yandan vergi dilimlerinin sistematik olarak düşük belirlenmesi nedeniyle erkenden girdiğimiz yüksek vergi dilimleri nedeniyle, yıl içerisinde ücretlerimiz düşüyor.   Kısacası “mali disiplin”, “bütçe açığını azaltma”, “vergiyi tabana yayma” gibi adlar atlında vergi yükü işçilerin, emekçilerin, emeklilerin omuzlarına yıkılıyor.

Yüksek enflasyon dönemlerinde ülkeyi yönetenlerin görevi işçilerin, emekçilerin, emeklilerin alım gücünü korumaktır; gelirde ve vergide adaleti sağlamaktır. DİSK olarak yıllardır “Vergide Adalet, Gelirde Adalet” mücadelesi veriyoruz. Son olarak Aralık ayında işyerlerinde topladığımız taleplerimizi içeren binlerce imzayı Maliye Bakanlığı’na iletmiştik. Vergide adalet için alınması gereken acil önlemleri bugün bir kez daha dile getiriyoruz:

Dolaylı vergilere ve harçlara yapılan artışlar geri alınmalıdır.
Gelir vergisi tarife ilk dilim oranı ücretlilerde yüzde 10’a düşülmelidir.
Vergi tarife dilimleri en az asgari ücret veya yeniden değerleme oranında artırılmalıdır.
Ücretlerden ve tükettiklerimizden değil, kardan, ranttan daha fazla vergi alınan, az kazananın az, çok kazanın çok vergi ödediği bir vergi düzeni şarttır.”

Artışlar

Resmî Gazete’de bugün yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, bebek bezi ve yeme-içme sektöründeki KDV yüzde 10; mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, sigara ve alkolde ise yüzde 20 olacak. Daha çok gıdayı kapsayan yüzde 1’lik KDV diliminde ise değişiklik yapılmadı.

7344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla ise Yurt dışından getirilen telefonların kayıt altına alınması için belirlenen tutarda harç ücreti (IMEI) ise karar öncesinde 6 bin 91 TL iken 20 bin TL’ye yükseldi.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı. Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın

Akşener’den “Vergi Zamları” Tepkisi: IMF Programı Uygulanıyor

Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulanıyor” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin olarak sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulandığını belirten Akşener, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulanıyor. Her şeye gelen zamlarla maaşlar daha yatmadan erimeye devam ediyor. Bütçe açığını, tüm yükü milletin sırtına bindirerek kapatamazsınız. Kemer sıkılacaksa önce israfı, şatafatı bırakıp kendiniz kemer sıkın da görelim!”

Artışlar

Resmî Gazete’de bugün yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Deterjan, sabun, tuvalet kâğıdı, bebek bezi ve yeme-içme sektöründeki KDV yüzde 10; mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, sigara ve alkolde ise yüzde 20 olacak. Daha çok gıdayı kapsayan yüzde 1’lik KDV diliminde ise değişiklik yapılmadı.

7344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla ise yurt dışından getirilen telefonların kayıt altına alınması için belirlenen tutarda harç ücreti (IMEI) ise karar öncesinde 6 bin 91 TL iken 20 bin TL’ye yükseldi.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı. Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın