Yerel Seçimler: CHP’de 48 İl Yönetimi İçin 31 Denetçi

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yerel seçimler öncesinde parti örgütlerini dinleme, eksiklikleri belirleme ve güçlendirme çalışmalarına bir yenisi eklendi.

CHP yönetimi Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’daki 48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirdi. Edinilen bilgiye göre eski ve yeni milletvekilleri ile Parti Meclisi üyelerinden oluşan denetçiler 48 il ve bu illerin ilçelerinde denetimler gerçekleştirecek.

Karadeniz’de yaşanan sel ve heyelan felaketi nedeniyle eksik toplanan CHP Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) bu haftaki toplantısı 5 saat sürdü.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre CHP’de geçtiğimiz hafta toplanan MYK’nin gündem maddelerinden biri bazı il başkanlarının görevden alınmasıydı. Yaklaşık bir saat süren tartışmanın ardından Kayseri, Ağrı, Muş, Mardin, Van ve Hakkâri il başkanları ve yönetimleri görevden alındı.

Edinilen bilgiye göre il başkanlarının görevden alınmasının görüşüldüğü MYK toplantısında bazı üyeler “Yanlış anlaşılacağı” gerekçesiyle görevden almalara karşı çıktı. Kurultay takvimi işlerken görevden almanın seçimlere müdahale anlamına geleceği ifade edildi. Ancak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kararda ısrarcı oldu.

Toplantı sırasında 6 il yönetiminin 14 Mayıs seçimlerinde başarısız olduğu tespiti dile getirilirken 28 Mayıs seçimlerine gidilirken bu kararın alınmak istendiği, seçim arasında olumsuz etkisi olacağı gerekçesiyle bu kararın ertelendiği ifade edildi.

Bazı genel başkan yardımcıları görevden alma kararlarının kurultay ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilişkilendirilebileceğini bildirerek tekrar düşünülmesini talep etti. Buna yanıt veren Kılıçdaroğlu’nun, “Bu il başkanlarını 14 Mayıs’tan sonra görevden alacaktık. Seçimlerde yeterince çalışmadığı tespit edilen bu kişileri iki seçim arasında görevden alma düşüncemiz, o dönem de olumsuz sonuç doğurabileceği için ertelenmişti. Görevden alınma kararlarının başka bir nedeni yok” dediği ve kararın bu sözlerin ardından resmiyet kazandığı öğrenildi.

Öte yandan CHP’de görevden alınacak il başkanlarına yönelik sayının artacağı iddia edilmişti. Bu hafta yapılan MYK toplantısının gündemine ise yeni görevden alma kararları gelmedi. Bazı MYK üyeleri görevden alma gibi teşkilatla ilgili kararların konuşulduğu MYK’lerin tartışmalı geçtiğini aktarırken, bu haftaki MYK’de konunun gündeme gelmemesi nedeniyle toplantının diğer toplantılara göre daha kısa sürdüğünü ifade etti. Bir MYK üyesi, toplantı için “Görevden almalar olmayınca MYK toplantıları daha erken bitiyor” diye konuştu.

48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirildi

CHP’nin yerel seçimler öncesinde parti örgütlerini dinleme, eksiklikleri belirleme ve güçlendirme çalışmalarına bir yenisi eklendi. CHP yönetimi Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’daki 48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirdi. Edinilen bilgiye göre eski ve yeni milletvekilleri ile Parti Meclisi üyelerinden oluşan denetçiler 48 il ve bu illerin ilçelerinde denetimler gerçekleştirecek.

Parti örgütlerinin seçim sürecinde nasıl çalışmalar yaptığını, yerel seçimlere ne kadar hazırlanıldığını kayda geçirecek olan denetçiler eleştiri ve özeleştirileri dinleyerek raporlaştıracak. Kongre sürecinde her mahallede delege seçimleri için sandık kurmayı hedefleyen CHP’nin denetçileri deprem bölgesinde bu fiziki şartların olup olmadığını da yerinde gözleyecek. CHP’nin gelecek hafta oluşturacağı yeni denetçiler kalan 33 il yönetimini denetlemesinin ardından hazırlanacak raporu MYK’ye sunacak.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçtiğimiz hafta yaptığı “değişim” çağrısının yankıları CHP Genel Merkezi’nde bu hafta da sürdü. Edilen bilgiye göre geride kalan iki haftada 100’ün üzerinde CHP’li belediye başkanı CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Burada görüşmeler gerçekleştiren belediye başkanlarının Kılıçdaroğlu’nun yerel seçimlere kadar partinin başında kalması yönünde destek verdiği öğrenildi.

CHP’de “değişim” çağrısıyla Bolu’dan Ankara’ya yürüyen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın yürüyüşü 12 Temmuz Çarşamba günü saat 17.00’de CHP Genel Merkezi’nde bir açıklamayla son bulacak. Edinilen bilgiye göre Özcan’ı CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın karşılayacak. Akın’ın Özcan’ı genel merkeze davet ederek taleplerini dinlemesi ve ardından bunları Kılıçdaroğlu’na aktarması planlanıyor.

CHP’de bir diğer gündem ise hem Genel Kurul’da hem de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek maaşlara ek zam ve ek bütçe paketi oldu. Kurmaylarından tekliflerle ilgili bilgi alan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, Meclis’te etkin muhalefet talep ettiği ve milletvekillerinin teklifleri engelleyici adımlar atmasını istediği öğrenildi

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Mayıs Ayında Cari Açık 7,9 Milyar Dolar

Mayıs ayında cari işlemler hesabı 7 milyar 933 milyon dolar açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı, mayıs ayında 10 milyar 480 milyon dolar oldu. Resmi rezervler ise mayıs ayında 16,5 milyar dolar azaldı.

Haber Merkezi / Bu dönemde, hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3 milyar 858 milyon dolar, seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler de 3 milyar 50 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Birincil gelir dengesi kaleminde 1 milyar 320 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 9 milyon dolar net giriş kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Mayıs 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, mayıs ayında cari işlemler hesabı 7 milyar 933 milyon doları açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 1milyar 283 milyon doları açık verdi.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 10 milyar 480 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3 milyar 858 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 3 milyar 050 milyon doları oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi 1 milyar 320 milyon doları net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi de 9 milyon dolar net giriş kaydetti.

Finans hesabı

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 89 milyon dolar olarak kaydedildi

Portföy yatırımları 1 milyar 412 milyon dolar tutarında net çıkış kaydetti. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında sırasıyla 630 milyon dolar ve 90 milyon dolar net satış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 52 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirken, diğer sektörler 102 milyon dolar net geri ödeme yaptı.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 4 milyar 014 milyon dolar net artış kaydetti.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 59 milyon dolar net artış, Türk lirası cinsinden 63 milyon dolar net azalış olmak üzere toplam 4 milyon dolar net azalış kaydetti.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, Genel Hükümet 49 milyon doları net geri ödeme, bankalar ve diğer sektörler ise sırasıyla 725 milyon dolar ve 37 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi.

Resmi rezervlerde bu ay 16.578 milyon dolar net azalış oldu.

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken “F-16” Açıklaması

Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta bugün başlayacak NATO zirvesi öncesi konuşan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, ABD Başkanı Joe Biden’ın Kongre’ye danışarak F-16 savaş uçaklarının Türkiye’ye satış sürecini ilerleteceğini söyledi.

ABD’de yabancı ülkelere silah satışı ancak ABD Kongresi’nin onayıyla mümkün olabiliyor. Kongre’nin alt ve üst kanatları olan Temsilciler Meclisi ve Senato’nun dış ilişkiler komisyonlarının başkanlarının ve kıdemli üyelerinin görüşleri bu nedenle önem taşıyor.

Sullivan, Biden’ın “satışı desteklediği konusunda net olduğunu ve bu süreci ilerletmek niyetinde olduğunu” dile getirdi. Sullivan, bundan sonraki süreç ve zamanlama konusunda ise ayrıntı vermedi.

Erdoğan-Biden görüşmesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesine hareket etmeden önce yaptığı açıklamada, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine verdiği onayla F-16 satışının ilişkilendirilmesinin üzüntü yarattığını söylemişti.

NATO üyesi olan Türkiye’ye yapılacak F-16 satışıyla ittifakın daha da güçleneceğini kaydeden Erdoğan, ABD’ye seslenerek “Bizim size yapmış olduğumuz ödemeler var. F-35’te yaptığımız ödeme var. 1 milyar 450 milyon dolar. Biz daha bu ödemenin karşılığını alamadık” demişti.

Erdoğan bu görüşlerini zirve çerçevesinde Başkan Biden’a ileteceğini de ifade etmişti. Erdoğan ile Biden’ın bugün Vilnius’ta biraraya gelmesi bekleniyor.

Savunma Bakanları F-16 satışını konuştu

Öte taraftan ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler telefonda görüştü.

Pentagon’dan yapılan açıklamada, görüşmede ortak ikili ve çok taraflı savunma hedeflerinin ele alındığı belirtilerek, “Bakan Austin ve Bakan Güler, ABD ile Türkiye arasındaki uzun askeri işbirliği geçmişinden övgüyle söz ederek, devam eden yakın işbirliğinden duydukları memnuniyeti ifade ettiler” denildi.

Görüşmede ayrıca Türkiye, İsveç ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg arasındaki olumlu görüşmelerin yanısıra Savunma Bakanlığı’nın Türkiye’nin askeri modernizasyonuna verdiği desteğin de ele alındığı kaydedildi.

ABD Savunma Bakanı Austin görüşmeye ilişkin Twitter’dan bir paylaşımda da bulundu.

Austin, “Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bugün bir dizi önemli ortak hedefi ele aldığımız iyi bir görüşme gerçekleştirdim. Kendisini Vilnius’ta görmeyi ve stratejik ilişkilerimizi derinleştirmeye devam etmeyi dört gözle bekliyorum” diye yazdı.

MSB’den açıklama

Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) da görüşmeye ilişkin bir açıklama yapıldı. Açıklamada, “Bakan Güler ve ABD’li mevkidaşı Austin’in telefon görüşmesinde ikili ve bölgesel savunma ile güvenlik konuları ele alındı. Görüşmede İsveç’in NATO üyeliği süreci ile F-16 tedarik ve modernizasyonu konusu üzerinde duruldu” denildi.

Türkiye Ekim 2021’de ABD’den 20 milyar dolarlık F-16 savaş uçağı ile mevcut savaş uçakları için yaklaşık 80 modernizasyon kiti satın almayı talep etmişti. Ankara, F-16 satışının İsveç’in NATO üyeliğine vereceği onay ile ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyuyordu.

Son olarak, ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler’in lideri Mitch McConnell, “İsveç’in üyeliği gerçekleşene kadar Türkiye’ye F-16 satışından yana olmayanlardanım” demişti. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun Demokrat Partili Başkanı Bob Menendez’in de uzun süredir aynı görüşte olduğu biliniyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Akdeniz’deki Sığınmacı Facialarında “Endişe Verici” Artış

2023’ün ilk yarısında, Akdeniz’deki ana göç güzergahı üzerinde hayatını kaybeden sığınmacı sayısının, 2018-2022 arasında, her bir yılın tamamında kaydedilenden daha fazla olduğunu bildirildi.

Ocak ayından bu yana, söz konusu güzergahta, çoğu boğularak bin 700’den fazla insanın yaşamını yitirdiğini ifade edildi. Libya ve Tunus’tan denize açılarak, genelde İtalya ve kısmen de Malta’ya doğru olan güzergah, Akdeniz üzerindeki merkezi rota olarak adlandırılıyor.

Genelde açık deniz için uygun olmayan botlarla yapılan ve çoğunlukla insan kaçakçıları tarafından organize edilen bu geçişler, söz konusu insan tacirlerine büyük paralar kazandırıyor. Açık denizde mahsur kalan sığınmacı ve göçmenleri kurtarmaya yönelik halihazırda kamusal bir görev misyonu bulunmuyor.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) tarafından, Akdeniz’de yaşanan ölümcül sığınmacı botu facialarında, “endişe verici” oranda artış yaşandığı dile getirildi.

IOM Sözcüsü Safa Msehli, Protestan haber ajansı epd’ye yaptığı açıklamada, 2023’ün ilk yarısında, Akdeniz’deki ana göç güzergahı üzerinde hayatını kaybeden sığınmacı sayısının, 2018-2022 arasında, her bir yılın tamamında kaydedilenden daha fazla olduğunu bildirdi.

Ocak ayından bu yana, söz konusu güzergahta, çoğu boğularak bin 700’den fazla insanın yaşamını yitirdiğini ifade eden Msehli, bu rakamın 2018’in tamamında bin 314, 2020’de ise bin olduğunu aktardı.

Göç uzmanı Msehli, yaşanan bu ölümcül trajedilerin toplumsal algıda “normalleşmemesi” gerektiği uyarısında da bulunarak, yaşanan bu olaylara kamuoyunun alışması gibi bir tehlike ile karşı karşıya olunduğunu belirtti. Safa Msehli, “algılardaki bu normalleşmeden, koruma arayan insanları şeytanlaştıran popülist siyasetçilerin sorumlu olduğunu” da dile getirdi.

Tehlikeli yolculuğu göze almanın sebepleri

Geçerli uluslararası hukuka göre devletlerin, açık denizde mahsur kalan insanları kurtarmak zorunda olduğunu vurgulayan IOM Sözcüsü, bu kurtarma çalışmalarının sürüncemede bırakılmasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Tehlikeli Akdeniz rotası üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan insanların çoğunun, savaş, şiddet, baskı ve ağır yoksullukla yüzleşmiş insanlar olduklarını ifade eden Safa Msehli, iklim değişikliği ve onun yarattığı ağır sonuçların da, giderek artan sayıda insanı, yaşadığı toprakları terk etmeye zorladığını aktardı.

Libya ve Tunus’tan denize açılarak, genelde İtalya ve kısmen de Malta’ya doğru olan güzergah, Akdeniz üzerindeki merkezi rota olarak adlandırılıyor.

Genelde açık deniz için uygun olmayan botlarla yapılan ve çoğunlukla insan kaçakçıları tarafından organize edilen bu geçişler, söz konusu insan tacirlerine büyük paralar kazandırıyor. Açık denizde mahsur kalan sığınmacı ve göçmenleri kurtarmaya yönelik halihazırda kamusal bir görev misyonu bulunmuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

NATO’dan “Soğuk Savaş” Sonrası En Kapsamlı Plan

NATO’nun (Kuzey Atlantik Paktı Teşkilatı), birlik üyesi ülkelere olası bir Rusya saldırısına karşı yeni bir planı var. Silahlı kuvvetlerin, Rusya Arktik ve Kuzey Atlantik’ten, Orta Avrupa’dan ya da Akdeniz’den saldırırsa, nereye gitmesi ve ne yapmaları gerektiği planda belirtiliyor.

Royal United Services Institute isimli düşünce kuruluşu müdür vekili Malcolm Chalmers, bunun, 1991’de Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana NATO’nun hazırladığı en kapsamlı plan olduğunu belirtiyor:

“Sovyetler Birliği dağıldığında büyük bir savaş tehdidi neredeyse tamamen kaybolmuştu. Ancak 2014’te Kırım’ın ilhak edilmesi ve şimdiki Ukrayna Savaşı, tehdidin tekrar gerçek olduğu anlamına geliyor, özellikle Baltık cumhuriyetleri gibi ülkeler için.”

Londra Kings College’ta savunma araştırmaları profesörü olan Tracey German, “Tüm bunlar, doğu cenahta birliğin sağlanması kadar engelleme ve savunma ihtiyacıyla ilişkili” diyor.

Olası bir Rusya saldırısına karşı nasıl bir savunma gerçekletirileceğinin detaylı planı, 11 ve 12 Temmuz’da gerçekleştirilecek NATO zirvesinin ana konularından birini oluşturuyor. Bunun, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana birliğin Rusya’ya karşı en kapsamlı planı olması bekleniyor.

NATO’nun esas amacı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da Sovyet bloğunun yayılmasını engellemekti. Sovyetler Birliği 1991’de dağılınca, çoğu Doğu Avrupa ülkesi NATO’ya dahil oldu. Sovyetler Birliği eski üyelerinden Rusya onların NATO’ya katılmasını kendi güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle eleştirdi.

Rusya, Ukrayna’nın NATO’ya dahil olmasına kuvvetli bir şekilde karşı çıkıyor. Bunun NATO’yu Rusya topraklarına yakınlaştıracağını savunuyor. NATO, Finlandiya’nın geçtiğimiz Nisan’da birliğe katılmasıyla başka bir Rusya sınırına dayandı.

Soğuk Savaş’tan beri en kapsamlı plan

NATO komutanlarının, birlik üyesi ülkelere olası bir Rusya saldırısına karşı yeni bir planı var. Silahlı kuvvetlerin, Rusya Arktik ve Kuzey Atlantik’ten, Orta Avrupa’dan ya da Akdeniz’den saldırırsa, nereye gitmesi ve ne yapmaları gerektiği planda belirtiliyor.

Royal United Services Institute isimli düşünce kuruluşu müdür vekili Malcolm Chalmers, bunun, 1991’de Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana NATO’nun hazırladığı en kapsamlı plan olduğunu belirtiyor:

“Sovyetler Birliği dağıldığında büyük bir savaş tehdidi neredeyse tamamen kaybolmuştu. Ancak 2014’te Kırım’ın ilhak edilmesi ve şimdiki Ukrayna Savaşı, tehdidin tekrar gerçek olduğu anlamına geliyor, özellikle Baltık cumhuriyetleri gibi ülkeler için.”

Londra Kings College’ta savunma araştırmaları profesörü olan Tracey German, “Tüm bunlar, doğu cenahta birliğin sağlanması kadar engelleme ve savunma ihtiyacıyla ilişkili” diyor.

Ukrayna neden NATO üyesi değil?

NATO 2008 yılında Ukrayna’nın gelecekte üye olabileceğini açıklamıştı; ancak yakın dönemde “hızlandırılmış” üyelik başvurusunun reddedildiği belirtildi.

NATO Anlaşması’nın 5. maddesine göre, bir üye ülkeye saldırı olursa diğer tüm üyeler savunmaya gitmeli. Eğer Ukrayna şu an NATO’ya üye olursa, diğer NATO ülkeleri de teknik olarak Rusya’ya karşı savaş açmak zorunda.

NATO ülkeleri Ukrayna’yı nasıl destekliyor?

ABD, müttefiklerinin Ukrayna’ya, F-16 dahil Amerikan savaş uçakları verebileceğini söylüyor. Ukrayna pilotları onları kullanmak için eğitiliyor.

ABD, Ukrayna’ya 31 tane Abrams tankı gönderiyor. İngiltere 14 tane Challenger 2 tankı, Almanya 18 tane Leopard 2 tankı gönderdi. Diğer Avrupa ülkeleri de onlarca tank gönderiyor.

Strykers ve Bradleys gibi zırhlı savaş araçları da gönderildi. ABD ve İngiltere, Ukrayna’ya Himars gibi füze sistemleri de gönderdi. ABD ve diğerleri, Ukrayna üzerinden geçen Rus seyir füzelerini ve insansız hava araçlarını vurmak için hava savunma sistemleri temin ettiler.

ABD ve İngiltere’nin temin ettiği Javelin ve Nlaw gibi tanksavar silahlar, Rusya’nın 2022 baharında Ukrayna’nın başkenti Kiev’e ilerlemesini geri çevirmekte önemli rol oynadı.

Rusya ile NATO arasında doğrudan bir çatışmayı tetiklememesi için Ukrayna’ya daha uzun menzilli füze ve ateşleyici gönderilmedi. Bazı nedenlerden NATO ülkeleri, Ukrayna’ya asker göndermiyor ya da kendi hava kuvvetlerini uçuşa yasak bölgelerde kullanmıyor.

Finlandiya neden NATO’ya katıldı?

Rusya’yla 1340 km kara sınırı olan Finlandiya, Nisan 2023’te NATO’ya katıldı. Böylece aktif olmayan askerler dahil olmak üzere 257.250 asker NATO kuvvetlerine eklendi.

İsveç Finlandiya’yla birlikte başvuru yaptı. NATO’ya üyelik için bütün birlik ülkelerinin onay vermesi gerekiyor; ancak Türkiye ve Macaristan henüz İsveç için onay vermedi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’nin AB Üyeliği: NATO’dan Destek Açıklaması

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Erdoğan’ın “50 yıldır AB kapısında bekletilen Türkiye var. Önümüzü açın, biz de İsveç’in önünü açalım” açıklaması sonrası, Türkiye’nin AB’ye üye olma yönündeki hedefini desteklediğini söyledi.

Haber Merkezi / Jens Stoltenberg “Türkiye’nin AB’ye katılma hedefini destekliyorum. İsveç’i NATO’ya sokmak için çok çalışıyoruz. İsveç’in üyeliği konusunda Vilnius zirvesinde olumlu bir karara varmak hala mümkün” dedi.

Stoltenberg sözlerine şöyle devam etti: “NATO Baltık bölgesinde mevcudiyetini artırmaya başladı. Geçtiğimiz yıllarda daha fazla asker sevk etmiştik. Ukrayna işgalinden sonra Madrid zirvesindeki kararla bunu artırmıştık.

Bu zirvede yarın ve yarından sonraki gün savunma planı üzerinde anlaşacağız. Bunun dışında tüm ittifaklarımızı koruyabilecek hale geleceğiz.

Almanya’nın kararını da mutlulukla karşıladım. Bu kararı çok uzun süredir bekliyorduk. Kişisel olarak ben ve diğer liderler aynı şeyi vurguladık. Çevremizdeki jeopolitik durum giderek daha kötü hale gelecek. Nükleer silahların yerleştirilmesi konusunda ve Wagner’in bu ülkeye gelmesi konusunda müttefik birliğine ihtiyacımız var. NATO’nun bu bölgede savunmasının güçlenmesi kolektif savunmamız açısından önemli. Bu kararın da tam zamanında geldiğini düşünüyorum.”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin düzenleneceği Litvanya’nın başkenti Vilnius’a hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenlemişti.

Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyelik süreciyle ilgili, “Zirvede (NATO) Türkiye’ye yönelik yaptırım ve kısıtlama uygulayan müttefiklere bu yanlıştan süratle dönmeleri çağrımızı tekrarlayacağım. İsveç’in NATO’ya üyelik sürecinin ilerleyebilmesi, üçlü mutabakatta kayıtlı hususların yerine getirilmesine bağlıdır” demişti.

“Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde önünü açın” diyen Erdoğan, “Biz de Finlandiya ile ilgili nasıl onun önünü açtıysak, İsveç’in de önünü açalım” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Litvanya’da yapılacak iki günlük NATO zirvesi öncesi dün de ABD Başkanı Joe Biden ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş, Erdoğan’ın bu görüşmede de Biden’dan, birlik ülkelerinin ve AB liderliğinin Türkiye’nin üyeliğine açık ve güçlü destek mesajı vermeleri konusunda destek istediği belirtilmişti.

ABD Başkanı Biden’dan açıklama

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, Türkiye’nin F-16 savaş uçaklarının modernize edilmesi isteğine ilişkin açıklamada bulundu.  Biden, her ne kadar Ankara’nın talebine ön şart sunmuş olmasa da Türkiye’nin isteğini, İsveç’in NATO üyeliğiyle aynı cümle içerisinde zikretti.

Türkiye’nin modernizasyon talebini, Yunanistan’ın yanı sıra İsveç’in NATO üyeliğiyle de aynı potada eritmek istediğine işaret eden Biden, CNN’e verdiği mülakatta, “Türkiye F-16 uçaklarının modernizasyonunu istiyor. Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis de talepte bulunuyor. Açıkçası benim burada bir araya getirmeye çalıştığım şey, hem Yunanistan hem de Türkiye’nin askeri kapasitesi açısından NATO’yu güçlendirdiğimiz ve İsveç’in de katılımına izin verdiğimiz bir konsorsiyum.” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, sözlerini, “Ama bu bir oyun ve henüz tamamlanmadı.” diye sürdürdü.

Almanya’dan açıklama

Yarın başlayacak NATO zirvesi öncesi Berlin’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Almanya Başbakanı Olaf Scholz, şu ifadeleri kullandı:

“İsveç, NATO üyeliğinin tüm şartlarını yerine getiriyor. Diğer soru, onunla bağlantılı olmayan bir soru ve bu yüzden bağlantılı bir mesele olarak görülmesi gerektiğini düşünmüyorum… Umarım yakında İsveç’i NATO’ya katmayı başarabiliriz.”

Paylaşın

DİSK-AR, TÜİK’i Yalanladı: İşsiz Sayısı 8,6 Milyon

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Mayıs 2023’te 8 milyon 567 bin kişi olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre 2019 Mayıs’ta yüzde 13,7 olan dar tanımlı işsizlik Mayıs 2023’te yüzde 9,5 olarak gerçekleşti. Ancak aynı yıllarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 18,5’ten yüzde 22,5’e yükseldi. Böylece Covid-19 pandemisi sonrası geniş tanımlı işsizlik oranı 4 puan, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 2,2 milyon arttı.

Mayıs 2023’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 328 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Mayıs 2023 verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 362 binde kaldı. Böylece Mayıs 2023’te resmi işsizlerin sadece yüzde 10,9 işsizlik ödeneği alabildi. Yaklaşık 3 milyon işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı.

Mayıs 2023 HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 30 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. İkinci yüksek işsizlik kategorisi geniş tanımlı işsizlik olarak kaydedildi. En yüksek üçüncü işsizlik kategorisi ise yüzde 22,3 ile genç (15-24 yaş) kadın işsizliği oldu.

Mayıs 2023’te dar ve geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki makas 13 puan oldu. Dar ve geniş işsizlik arasındaki makasın bu denli açılmasının en önemli nedeninin zamana bağlı eksik istihdam sayısı, ümidini kaybedenlerin, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların ve iş arayıp işbaşı yapamayacak olanların sayısındaki artış olduğuna işaret edildi.

Paylaşın

İsveç’in NATO’ya Üyeliği: Erdoğan’dan AB Üyeliği Vurgusu

İsveç Başbakanı ile görüşmek için Litvanya’ya gitmeden önce basın mensuplarına açıklama yapan Erdoğan, “50 yılı aşkın zamandır AB kapısında bekletilen Türkiye var. Türkiye’yi bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum. Türkiye’nin AB’de önünü açın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Finlandiya’nın önünü nasıl açtıysak İsveç’in de önünü açalım. Biz Türkiye’yiz. Zirve marjında yapacağım görüşmelerde bunları da ifade edeceğim. (İsveç’in NATO üyeliği)TBMM’den geçmedikten sonra biz ‘ben dedim oldu’ diyemeyiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ile görüşmek için Litvanya’ya gitmeden önce, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamasında öne çıkanlar şöyle:

“Ukrayna başta olmak üzere ortakları desteklemek üzere Madrid Zirvesi’nde aldığımız kararları gözden geçireceğiz. NATO Ukrayna konseyinin ilk toplantısını da tertipleyeceğiz.

Bu süreçte işi yokuşa sürmelerine rağmen her zaman olduğu gibi ittifak dayanışmasıyla hareket ettik. Asgari yüzde 2 savunma harcamanın yenilenmesi olacaktır. Savunma harcamalarının artırılması konuşulurken kısıtlamaların da konuşulduğunu görüyoruz.

Ben bu akşam sayın genel başkan ve İsveç Başbakanı’yla görüşme gerçekleştireceğim. Verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Türkiye NATO harekatlarına en çok katkı veren ülke olarak üzerine düşeni yapıyor. Zirve marjında bazı devlet başkanlarıyla ikili görüşmelerimiz olacak.

Putin ile önümüzdeki ay bir ziyaret bekliyoruz, Putin’in Türkiye ziyareti gerçekleşirse görüşeceğiz, yüz yüze yapacağımız görüşmelerde konuyu ele alacağız

“Türkiye’nin önünü açın, bizde İsveç’in önünü açalım”

50 yılı aşkın zamandır AB kapısında bekletilen Türkiye var. Türkiye’yi bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum. Türkiye’nin AB’de önünü açın. Finlandiya’nın önünü nasıl açtıysak İsveç’in de önünü açalım. Biz Türkiye’yiz. Zirve marjında yapacağım görüşmelerde bunları da ifade edeceğim. (İsveç’in NATO üyeliği)TBMM’den geçmedikten sonra biz ‘ben dedim oldu’ diyemeyiz”

Sayın Biden, ben elimden gelen bütün imkanı seferber ediyorum diyor. Teröre karşı bizim sert bir duruşumuz var. F-16 konusunda iki ülke olarak burada atacağımız adımlarla tüm NATO düşmanlarına karşı güçlü olacağız. F-35 için yaptığımız ödeme var. Ödemelerimizin karşılığını alamadık. Bunun İsveç’le ilişkili hale getirilmesi bizi üzmektedir.”

Erdoğan’a sorulacak sorular Whatsapp gruplarına düştü

Gazetecilerin belirlenmiş soruları Cumhurbaşkanına yönelttiklerine ilişkin tartışmalar sürerken bu defa seyahat başlamadan sorular WhatsApp gruplarına düştü. Erdoğan birazdan yola çıkacak ve gruplarda yer aldığı kadarıyla gazeteciler şu soruları yöneltecek:

“Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında ilk gününden beri akan kanın durabilmesi için ve kalıcı bir ateşkes sağlanabilmesi konusunda yoğun çaba sarf ediyor .Tahıl Koridoru’nda da hiç şüphesiz Türk diplomasisinin başarısı söz konusu. Cuma günü Zelenski ile yaptığınız görüşmede de ana gündem maddelerinden biri de buydu. 17 Temmuz’da bitecek olan tahıl koridoru anlaşmasının uzatılması için Rus lider Putin’le yakın zamanda bir temasınız olacak mı?

İsveç’in Terör Örgütü PKK’ya ilişkin tutumu aşikar. Zaman zaman ülkemizde tepkilere de neden oluyor, hem siyasilerden yani sizlerden hem de vatandaştan tepki çekiyor. Bu koşullarda İsveç’in NATO üyeliği nezdinde nasıl bir tutum sergileyeceksiniz?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden ile dün bir telefon görüşmeniz oldu. F-16 konusu gündeme geldi. Öte yandan Kongrede bazı senatörlerin F-16 satışına muhalefeti olduğu biliniyor. Sayın Cumhurbaşkanım bu konu hakkında değerlendirmeniz nedir?”

Paylaşın

AK Parti’de Kafalar Karışık: Tam Tersi Politika!

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, bugünkü yazısında, AK Partili bir yöneticinin, “Biz şimdiye kadar düşük faiz dedik, nass dedik, şimdi tam tersi politika söz konusu. Her gün Meclis’te dayak yiyoruz. Verecek yanıtımız olmuyor. Muhalefet bu konuyu sürekli işliyor. Buna yönelik söylem geliştirmeliyiz” dediğini öne sürdü.

Nuray Babacan, yazısının devamında, “AKP’lilerin başka bir derdi ise partinin imajı. Cumhurbaşkanı ile parti arasındaki 17 puanlık fark ciddi bulunuyor. Bu makasın kapatılması için yeni bir imaj çalışması yapılacak. Özellikle hesapsız harcama yapan lüks içindeki AKP’lilerle, yolsuzluk, rüşvet ve haksız kazanç iddialarının yarattığı imajla başa çıkılmaya çalışılıyor. Belki, camilerdeki son vaazlardaki ‘sade hayat’ mesajları bunun içindir…” ifadelerine yer verdi.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, “AKP’de kötü imaj sorunu: Nass’ı ne yapacağız?” başlıklı yazısında, AK Parti kulislerinden edindiği bilgileri aktardı. Babacan’ın aktardığı bilgilerden öne çıkan bölümler şöyle:

“Acı reçete hazırlanıyor” dediğimizde bu kadarını biz bile tahmin etmemiştik. Bütün bunlar olurken, altı ay önce söylediklerinin tam tersini yapan AKP’lileri sancı tutmuş gibi. Parti toplantılarında, “Şimdiye kadar ‘Düşük faiz’ dedik, ‘Nass’ dedik. Şimdi tüm tersini savunuyoruz. Her gün Meclis’te dayak yiyoruz” dendiğini aktaralım. Politika değişikliğine kılıf hazırlandığını da bu yazıda okuyacaksınız.

AKP’de çok şey oluyor. Bir yanda ekonomik yangın, diğer yanda değişim. Zamları acele yapıp seçime kadar unutturma çabaları ve tabii yerel seçim kulisleri… Genel merkezde yapılan strateji toplantıları tam da bu kafa karışıklığının yansıdığı arena gibi. Yeni faiz politikasından dert yananlar, yapılanı yeterli bulmayıp Şimşek’e destek çıkanlar… Ne ararsanız var.

Toplantıda, bir parti yöneticisi, “Biz şimdiye kadar düşük faiz dedik, nass dedik, şimdi tam tersi politika söz konusu. Her gün Meclis’te dayak yiyoruz. Verecek yanıtımız olmuyor. Muhalefet bu konuyu sürekli işliyor. Buna yönelik söylem geliştirmeliyiz” dedi. Tabii, “Daha önce inat ettik, tüm uyarılara rağmen reel ekonominin aksi politikalar uyguladık, bedelini halk ödüyor. Suç hepimizin” denmediğini tahmin etmişsinizdir.

Yeni algı operasyonu

Hemen minareye kılıf hazırlanıp büyüklere masallar tadında önerilerin geliştirildiğini söyleyelim. Yeni söylem, “AKP’nin ilk 10 yılında dönüştürücü reformlar vardı. Ama bir yerden sonra yoğun saldırılar, FETÖ, pandemi, bölgemizdeki savaşlar, mecburen korumacı politikalara geçmemize neden oldu. Şimdi tamamlayıcı reformlara geçiyoruz” üzerine kurulacak. Bilginize…

AKP’lilerin başka bir derdi ise partinin imajı. Cumhurbaşkanı ile parti arasındaki 17 puanlık fark ciddi bulunuyor. Bu makasın kapatılması için yeni bir imaj çalışması yapılacak. Özellikle hesapsız harcama yapan lüks içindeki AKP’lilerle, yolsuzluk, rüşvet ve haksız kazanç iddialarının yarattığı imajla başa çıkılmaya çalışılıyor. Belki, camilerdeki son vaazlardaki ‘sade hayat’ mesajları bunun içindir…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP’de “1994 travması” Yeniden Yaşanabilir Uyarısı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ısrarının partiye yeniden “1994 travması” yaşatabileceği uyarısında bulunanlar var.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; 26 Mart 1994 yerel seçimlerinde CHP tarafından yönetilen İstanbul, Ankara ve İzmir’de büyükşehir belediyelerinin kaybedildiğini hatırlatan değişimciler, yeni yapılan bir araştırmaya göre CHP’nin seçim sonrası oyunun yüzde 20 altına kadar gerilediğine dikkat çekerek, “Böyle gidersek seçmen 94 seçimlerinde olduğu gibi partimizi cezalandıracak. Bu tabloyu hak etmiyoruz. Buna izin vermemeliyiz” diyor.

Seçim yenilgisinin ardından “değişim” tartışmasının yaşandığı CHP’de endişeler büyüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan kendisini de içine alacak bir değişime önderlik etmesi çağrısı karşılık bulmadı.

Parti üst yönetiminde bazı değişimler yapmakla yetinen Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olmak istediği, yerel seçimlere kadar partisinin başında kalmayı hedeflediği değerlendiriliyor.

Ancak değişim çağrısı yapanlar bu bakışın partiyi daha da gerileteceği görüşünde. Kılıçdaroğlu’nun ısrarının partiye yeniden “1994 travması” yaşatabileceği uyarısında bulunanlar var.

26 Mart 1994 yerel seçimlerinde CHP tarafından yönetilen İstanbul, Ankara ve İzmir’de büyükşehir belediyelerinin kaybedildiğini hatırlatan değişimciler, yeni yapılan bir araştırmaya göre CHP’nin seçim sonrası oyunun yüzde 20 altına kadar gerilediğine dikkat çekerek, “Böyle gidersek seçmen 94 seçimlerinde olduğu gibi partimizi cezalandıracak. Bu tabloyu hak etmiyoruz. Buna izin vermemeliyiz” diyor.

Paylaşın