İran’da Başörtüsü Takmayanlara Yönelik Yeni Uygulama

Başörtüsü takmayanlara yönelik yeni uygulamaların yürürlüğe gireceğini duyuran İran Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, “Başörtüsü kuralını ısrarla ihlal edenlere karşı ülke genelinde arabalı ve yaya devriyeler kurulacak” dedi ve ekledi:

“Polis tarafından bu kişiler uyarılacak. Uyarıların dikkate alınmaması durumunda söz konusu kişiler adli makamlara sevk edilecek.”

İran’da geçen yıl eylül ayında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına almasının ardından hayatını kaybetmesiyle ülke genelinde gösteriler başlamıştı. Protestolar sırasında 1979’dan bu yana uygulanan başörtü yasasının esnetilmesi talepleri yeniden gündeme gelmişti.

İran’da geçtiğimiz aralık ayında feshedildiği söylenen ahlak polisi uygulaması geri geliyor.

İranlı yetkililer kadınları kamusal alanlarda başörtüsü takmaya zorlamak için yeni bir kampanya başlatırken Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, ahlak polisinin kadınları önce uyarmaya sonra da gözaltına almaya başlayacağını duyurdu.

Tahran sokaklarında da erkek ve kadın ahlak polisi ekiplerinin işaretli araçlarla devriye gezdiği görüldü.

Geçen yıl eylül ayında 22 yaşındaki Mahsa Emini ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmişti. Ardından ülke çapında geniş çaplı protestolar patlak vermişti.

Bu süreçte ahlak polisi büyük oranda devriyelerini sonlandırmış, aralık ayında da tamamen feshedildiği açıklanmıştı.

Sert bir şekilde bastırılan protestolar, bu yıl başından itibaren kademeli olarak azalmıştı. Polisin müdahalesi sırasında 500’den fazla protestocu hayatını kaybetmiş 20 bin kişi de gözaltına alınmıştı.

İran’ın dini liderleri, başörtüsünü İslami devrimin en önemli ayaklarından biri olarak görüyor. Farklı kıyafetleri ise ‘Batının bozguncu etkisi’ olduğunu savunuyor.

Başörtüsü takmama, geçen yıl başlayan ve kadınların ön plana çıktığı protestolarda sembol haline gelmişti. Başörtüsü karşıtı gösteriler kısa sürede rejim karşıtlığına dönüşmüş, yöneticiler de protestoları dış güçlerin provokasyonu olarak tanımlamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yeşil Sol Parti’de Yeni İsim Arayışı

Partide “Yeşil Sol Parti” isminin uzunluğu nedeniyle çalışmalarda zorluklara neden olduğunu söyleyenler, “BDP” ya da “HDP”de olduğu gibi harf olarak kolay kısaltılabilecek isim bulunmasını isteyerek, “Üç harflilere dönelim” çağrısı yapıyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) devam eden kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol Parti ile girdi. Dava sonuçlanana kadar da milletvekillerinin bu parti çatısı altında Meclis çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor.

Ancak eylül ayında kongreye hazırlanan Yeşil Sol Parti’de yönetimin yanı sıra tüzükte de değişiklik gündemde. HDP fikriyatını yansıtan tüzük maddelerinin bir kısmının Yeşil Sol Parti tüzüğüne aktarılması bekleniyor. Kongrede isim değişikliği de gündemde olacak gibi görünüyor. HDP ve öncülü siyasi partilerin isimlerinde geçen “halk”, “demokrasi” ya da “barış” kavramlarından birinin yeni parti isminde yer alabileceği konuşuluyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre kongre öncesi il toplantılarında tabandan da isim değişikliği yapılması yönünde talepler gelmeye başladı. “Yeşil Sol Parti” isminin uzunluğu nedeniyle çalışmalarda zorluklara neden olduğunu söyleyenler, “BDP” ya da “HDP”de olduğu gibi harf olarak kolay kısaltılabilecek isim bulunmasını isteyerek, “Üç harflilere dönelim” çağrısı yapıyor.

Sırrı Süreyya Önder aradı Gökhan Günaydın buldu

Öte yandan Yeşil Sol Partili Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in yönettiği Meclis Genel Kurulu’nda, Yeşil Sol Partili Beritan Güneş Altın’ın milletvekillerini Kürtçe ve Arapça selamlaması tartışma konusu olmuştu. Önder, bu duruma müdahale çağrısına karşı çıkmış, “Bu kadar telaşa mahal yok, selam Allah’ın selamı, ya alırsınız ya almazsınız, dili de önemli değil” demişti.

İYİ Partililerin ısrarı sürünce Önder, “Burada bir şey şerh ediliyor. ‘Şerh etmek’ Arapça, ‘Müdahale edin’ deniliyor, ‘Müdahale’, ‘duhul’dan gelir, o da Arapça. Vekil de Arapça bir selam vermiş yani buraya girersek çıkamayız” dedi. Tartışma böyle sonlandı ama Önder’in devam eden Genel Kurul çalışmalarında Türkçe kelime arayışı bitmedi.

Görüşülen teklifle ilgili bir değerlendirme yapmak isterken Önder, “Bu düzenlemeyi yaparken ortak bir mutabakatla ya da asgari bir ‘konsensüsle’ diyelim, has Türkçe kelime bulmaya çalıştım bulamadım. Mutabakat da Türkçe değil, konsensüs da… ‘Uyumla’ diyelim…” dedi. Önder doğru Türkçe kelimeyi ararken imdadına CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın yetişti ve “uzlaşma” dedi. Önder de, “Uzlaşmayla, evet, doğru” diyerek konuşmasına devam etti.

Paylaşın

ÖTV Zammına Sarıgül’den Tepki: Bir Bardak Benzin Olmuş 10 Lira

ÖTV zammına tepkisini bir akaryakıt istasyonundan gösteren CHP’li Sarıgül, “Evet, görüyorsunuz, akmakta bile zorlanıyor. Neden biliyor musunuz? Bir bardak benzin olmuş 10 lira. Bu 10 lirayla teker nasıl dönecek?” dedi. Sarıgül, aldığı benzini arabasının tekerine döktü.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, akaryakıta yapılan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) zammına tepkisini bir akaryakıt istasyonundan bir bardak benzin satın alarak gösterdi.

Sarıgül, akaryakıta yapılan ÖTV zammını protesto etmek için bugün bir akaryakıt istasyonuna gitti. Sarıgül, akaryakıt istasyonunda çektiği videoyu, “Benzin ve motorine yansıyan yeni fiyatlardan sonra iğneden ipliğe her şeye zam gelmeye başlayacak. Halkımız borçla yaşıyor, borcu borçla kapatıyor” mesajıyla sosyal medya hesabında paylaştı.

Akaryakıt istasyonundan bir bardak benzin satın alan Sarıgül, “Evet, görüyorsunuz, akmakta bile zorlanıyor. Neden biliyor musunuz? Bir bardak benzin olmuş 10 lira. Bu 10 lirayla teker nasıl dönecek?” diyerek aldığı benzini arabasının tekerine döktü.

Akaryakıtta ÖTV zammı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) zam yapıldı. ÖTV tutarları, benzinde ve motorinde 5 lira, LPG’de 4 lira artış olarak belirlendi.

Karara göre; benzinin litresinde 2,52 TL olan ÖTV 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV ise 7,05 TL’ye yükseltildi. Zam sonrası, benzinin litre fiyatı 28 TL’den 34 TL’ye, motorinin litre fiyatı 26 TL’den 32 TL’ye çıktı. Diğer akaryakıt ürünlerinde de litre başına 5 liraya yakın artış öngörüldü.

Geçen hafta da KDV zammı gelmişti

Erdoğan’ın kararıyla akaryakıt ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesine ilişkin karar ise 10 Temmuz’da yürürlüğe girmişti.

Doğalgaza da ÖTV zammı geldi 

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ayrıca doğalgaz üzerinden alınan ÖTV’ye de zam geldi. Buna göre, ÖTV tutarı standart metreküp başına doğalgazda 0,0747 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise metreküp başına 2,7944 TL oldu.

Doğalgazda bir önceki ÖTV oranı standart metreküp başına 0,0230 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise 0,8599 TL olarak belirlenmişti.

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan’dan Akaryakıtta ÖTV Zammına Tepki

Yazılı bir açıklama yaparak zamlara tepki gösteren YRP Lideri Erbakan, “Bütçe açığının faturasını vatandaşlara kesen bu uygulamalardan bir an evvel vazgeçilmelidir. Bunun yerine kamuda tasarruf tedbirleri ivedilikle alınmalı ve güçlü bir şekilde uygulanmalıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kamuda israf bitirilmelidir. Denk bütçe mutlaka hayata geçirilerek faiz giderleri azaltılmalıdır. Ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki oranı düşürülerek; gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerin payı artırılmalı böylelikle zenginden daha fazla, dar gelirliden daha az vergi alan adil bir vergi sistemine geçilmelidir.”

Yeniden Refah Partisi (YPR) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Fatih Erbakan, Resmi Gazete’de yayımlanarak bugün itibarıyla yürürlüğe giren akaryakıt üzerinden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tutarlarındaki fahiş artışa ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Erbakan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“KDV oranlarına yapılan zamlar ve her türlü vergi ve harçlara getirilen yüksek artışların ardından son olarak dün gece itibari ile akaryakıtta ÖTV oranına getirilen fahiş artış ile birlikte “dolaylı vergilere yapılan yüksek artışlar” artık vatandaşlarımızı ezen ve kabul edilemez noktalara gelmiştir.

Bütçe açığının KDV, ÖTV ve çeşitli harçlar gibi dolaylı vergilere yapılan yüksek artışlarla karşılanmaya çalışılması mal ve hizmetlerde yüksek zamlara sebebiyet vermekte, yüksek enflasyonu tetiklemekte ve vatandaşlarımızın alım gücünü iyice zayıflatmaktadır. Bununla birlikte asgari ücrete ve memur maaşlarına yapılan zamlar, bu yapılan yüksek oranlı vergi artışları ve enflasyon neticesinde eriyip gitmiş, vatandaşlarımızın mağduriyetlerine çözüm olamamış ve ceplerdeki yangını söndürmemiştir.

Bütçe açığının faturasını vatandaşlara kesen bu uygulamalardan bir an evvel vazgeçilmelidir. Bunun yerine kamuda tasarruf tedbirleri ivedilikle alınmalı ve güçlü bir şekilde uygulanmalıdır. Kamuda israf bitirilmelidir. Denk bütçe mutlaka hayata geçirilerek faiz giderleri azaltılmalıdır. Ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki oranı düşürülerek; gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerin payı artırılmalı böylelikle zenginden daha fazla, dar gelirliden daha az vergi alan adil bir vergi sistemine geçilmelidir.”

Akaryakıtta ÖTV zammı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) zam yapıldı. ÖTV tutarları, benzinde ve motorinde 5 lira, LPG’de 4 lira artış olarak belirlendi.

Karara göre; benzinin litresinde 2,52 TL olan ÖTV 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV ise 7,05 TL’ye yükseltildi. Zam sonrası, benzinin litre fiyatı 28 TL’den 34 TL’ye, motorinin litre fiyatı 26 TL’den 32 TL’ye çıktı. Diğer akaryakıt ürünlerinde de litre başına 5 liraya yakın artış öngörüldü.

Geçen hafta da KDV zammı gelmişti

Erdoğan’ın kararıyla akaryakıt ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesine ilişkin karar ise 10 Temmuz’da yürürlüğe girmişti.

Doğalgaza da ÖTV zammı geldi 

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ayrıca doğalgaz üzerinden alınan ÖTV’ye de zam geldi. Buna göre, ÖTV tutarı standart metreküp başına doğalgazda 0,0747 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise metreküp başına 2,7944 TL oldu.

Doğalgazda bir önceki ÖTV oranı standart metreküp başına 0,0230 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise 0,8599 TL olarak belirlenmişti.

Paylaşın

Destici’den Zam Açıklaması: Kabul Edilebilir Ve Hakkaniyetli Değil

Sosyal medya hesabı üzerinden zamlara tepki gösteren BBP Lideri Destici, “Akaryakıt ürünlerinden alınan ÖTV’nin yüzde 200 üzeri yükseltilmesi kabul edilebilir ve hakkaniyetli değildir” dedi.

Haber Merkezi / Destici, “Ekonominin şoför mahallinde oturanlar kolaycılığa kaçarak, çözümü dolaylı vergilerde bulup faturayı dar gelirli ve üretici ile yüksek gelirlinin sırtına aynı oranda yüklememelidir. Bu doğru ve hakça değildir. Ayrıca bugüne dek yapılan tüm iyileştirmeleri de değersiz kılmaktadır” açıklamasında bulundu.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, zamlara sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla tepki gösterdi. Destici, şu ifadeleri kullandı:

“Akaryakıt ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) yüzde 200 üzeri yükseltilmesi kabul edilebilir ve hakkaniyetli bir düzenleme olmamıştır.

ÖTV dolaylı bir vergi düzenlemesidir. Yani yoksulla zenginin, geliri düşük olanla yüksek olanın aynı oranda ödediği vergidir. Akaryakıta bu denli zam yapmak yerine mesela, doğalgazda geliri yüksek olanlara uygulanan sübvanse (yüz milyarca TL) ile siyasi partilere verilen milyarlarca TL hazine yardımı kaldırılabilirdi.

Ekonominin şoför mahallinde oturanlar kolaycılığa kaçarak, çözümü dolaylı vergilerde bulup faturayı dar gelirli ve üretici ile yüksek gelirlinin sırtına aynı oranda yüklememelidir. Bu doğru ve hakça değildir. Ayrıca bugüne dek yapılan tüm iyileştirmeleri de değersiz kılmaktadır.

Zamlarla ya da kemer sıkarak ekonomiyi düzeltmek, bütçe açıklarını kapatmak sıradan ekonomi yöneticilerinin de yapabileceği şeylerdir. (Nitekim 70’li ve 90’lı yıllarda Türkiye’de sıkça uygulanmıştır)”

Akaryakıtta ÖTV zammı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) zam yapıldı. ÖTV tutarları, benzinde ve motorinde 5 lira, LPG’de 4 lira artış olarak belirlendi.

Karara göre; benzinin litresinde 2,52 TL olan ÖTV 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV ise 7,05 TL’ye yükseltildi. Zam sonrası, benzinin litre fiyatı 28 TL’den 34 TL’ye, motorinin litre fiyatı 26 TL’den 32 TL’ye çıktı. Diğer akaryakıt ürünlerinde de litre başına 5 liraya yakın artış öngörüldü.

Geçen hafta da KDV zammı gelmişti

Erdoğan’ın kararıyla akaryakıt ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesine ilişkin karar ise 10 Temmuz’da yürürlüğe girmişti.

Doğalgaza da ÖTV zammı geldi 

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ayrıca doğalgaz üzerinden alınan ÖTV’ye de zam geldi. Buna göre, ÖTV tutarı standart metreküp başına doğalgazda 0,0747 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise metreküp başına 2,7944 TL oldu.

Doğalgazda bir önceki ÖTV oranı standart metreküp başına 0,0230 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise 0,8599 TL olarak belirlenmişti.

Paylaşın

Muhalefetten Akaryakıtta ÖTV Zammına Tepki

Cumhurbaşkanı kararıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren akaryakıt üzerinden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) zamlarına muhalefetten tepkiler gelmeye devam ediyor.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, dün gece akaryakıta yapılan ÖTV zammına tepki gösterdi. Meral Akşener’in, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz hafta yapılan zamlarla, yeni maaşlar daha yatmadan erimişti. Dün gece itibariyle, eski maaşları da yemeye başladılar. Peki iktidarın şatafatlı hayatında bir değişim var mı? Yok! Cefayı bal eylemek millete, sefasını sürmekse saray ve şürekâsına…”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, akaryakıtta ÖTV’ye getirilen zammın tüm sektörlerde maliyetleri artıracağı için yeni zamlarda domino etkisi yaratacağına dikkat çekti.

Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Akın, yapılan son ÖTV zammıyla benzinin litre fiyatının 35 TL’ye, motorinin fiyatının ise 33,5 TL’ye yükseldiğini ifade etti. “Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarını belirleyici olan brent petrolün uluslararası piyasalarda son aylarda neredeyse yüzde 40 oranında düşmesine karşın iktidarın imza attığı söz konusu fahiş ÖTV zammı ne uluslararası konjonktürle ne de dünyadaki gelişmelerle açıklanabilir” diyen Akın, ÖTV’ye gelen zamla ilgili “doğrudan AK Parti iktidarının neden olduğu ekonomik krizde acı reçetenin vatandaşa verildiğinin açık bir göstergesidir” ifadesini kullandı.

Akın aynı zamanda ÖTV’deki artışın KDV’yi de artırması nedeniyle vatandaşa litre başına “en az 6 TL” olarak yansıyacağını belirtti. Akın, “Buna göre ortalama 50 litre büyüklüğündeki bir deponun maliyeti ÖTV zammının ardından 300 lira daha yüksek olacak” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel sosyal medya hesabından “Biraz önce yayınlanan Resmi Gazete’deki Cumhurbaşkanı Kararıyla akaryakıt ürünlerinin ÖTV’si litre başına 5 TL arttı. Bu anlayışla orta gelirli ve dar gelirli vergi yükünün altında ezildikçe eziliyor. Yazıklar Olsun!!!” ifadelerini kullandı.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba sosyal medya hesabından “15 Temmuz gecesi Selalar okunurken, Ekonomist Erdoğan, benzinin litre fiyatını 34 TL’ye, motorinin litre fiyatını 32 TL’ye yükseltti…!! 28 Mayısta; Benzin 20.57 lira, Motorin 19.34 liraydı. Seçimlerden bugüne benzin ve motorine ortalama 12 lira zam geldi. Seçimden önce refah vaat edenler, Seçimden sonra zam olup yağıyorlar.” paylaşımını yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise şu ifadeleri kullandı: “Bu asil milletin kahramanlık destanı yazdığı günün gecesinde salalar okunurken iktidarın milletimize reva gördüğü bu zam kabul edilemez, yazıklar olsun.”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydemir, “Bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile tek seferde akaryakıta KDV dahil 6 TL zam! Seçimden sonra yani 28 Mayıs’dan sonra benzine yüzde 65, motorine yüzde 67 zam geldi. Başlarını yastığa nasıl koyuyorlar çok merak ediyorum! Bütçeyi elleriyle boşalttılar. Hem faize hem popülizme kurban ettiler. Şimdi deyim yerindeyse halkın gırtlağını sıkıyor iktidar. Bundan da muhalefet ve dış güçler mi sorumlu.. Hiç mi yaptığınız yanlışlardan hesap vermeyeceksiniz?” diye tepki gösterdi.

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp gelen zamları şu sözlerle eleştirdi: “28 Mayıs seçimlerinden bu yana Arjantin’i geçtik, son sürat Venezuela olmaya doğru gidiyoruz. Sık sık söyledikleri bir şarkı var ya: “Nereden nereye, nereden nereye… ” Durumumuz tam da öyle! Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) zam yapıldı. ÖTV tutarları, benzinde ve motorinde 5 lira, LPG’de 4 lira artış olarak belirlendi.

Karara göre; benzinin litresinde 2,52 TL olan ÖTV 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV ise 7,05 TL’ye yükseltildi. Zam sonrası, benzinin litre fiyatı 28 TL’den 34 TL’ye, motorinin litre fiyatı 26 TL’den 32 TL’ye çıktı. Diğer akaryakıt ürünlerinde de litre başına 5 liraya yakın artış öngörüldü.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak da akaryakıta gelen ÖTV zammını sosyal medya hesabından değerlendirdi. Öztrak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sarayın rasyonel politika dediği, zulüm çıktı. Erdoğan ÖTV’yi artırma yetkisini ilk olarak akaryakıtta kullanırken ne izan ne de insaf dinledi. Bu, iğneden ipliğe her şeye misliyle yansıyacak. Enflasyon daha azacak. Çakma ekonomist millete çay kaşığıyla verdiğini kepçeyle alıyor.”

Geçen hafta da KDV zammı gelmişti

Erdoğan’ın kararıyla akaryakıt ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesine ilişkin karar ise 10 Temmuz’da yürürlüğe girmişti.

Doğalgaza da ÖTV zammı geldi 

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ayrıca doğalgaz üzerinden alınan ÖTV’ye de zam geldi. Buna göre, ÖTV tutarı standart metreküp başına doğalgazda 0,0747 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise metreküp başına 2,7944 TL oldu.

Doğalgazda bir önceki ÖTV oranı standart metreküp başına 0,0230 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise 0,8599 TL olarak belirlenmişti.

Paylaşın

“Erdoğan, Faiz Düzenlemesinden Hoşlanmadı” İddiası

Gazeteci Nuray Babacan, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında ekonomi çevrelerinin yetersiz bulduğu faiz düzenlemesinden hoşlanmadığını dile getirdiği” iddia etti.

Babacan, iddiasının devamında,  “Erdoğan’ın ‘Benim lafımı yere düşürüyorsunuz’ tepkisi gösterdiği. Ancak ekonomi yönetiminin pek geri kalmadığı, faiz artışının beklentilerin altında kaldığını, dengeli şekilde bu artışların devam edeceğini anlattığı” ifadelerine yer verdi.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, “O brifingde ne dediler?” yazısında ekonomi yönetiminin Erdoğan’ı yeni ekonomi politikaları için ikna etmeye çalıştığı toplantılara ilişkin kulis bilgilerini aktardı. Babacan’ın yazısının konuya ilişkin bölüm şöyle:

“Cumhurbaşkanın genellikle sessizce dinlemeyi tercih ettiği bu toplantılarda, son PPK toplantısında ekonomi çevrelerinin yetersiz bulduğu faiz düzenlemesinden hoşlanmadığını dile getirdiğini de öğrendik. Hatta, ‘Benim lafımı yere düşürüyorsunuz’ tepkisi gösterdiği anlatılıyor. Ancak ekonomi yönetiminin pek geri kalmadığı, faiz artışının beklentilerin altında kaldığını, dengeli şekilde bu artışların devam edeceğini anlattığı belirtiliyor.

“Cumhurbaşkanını ikna etme süreci devam ediyor”

Yani anlayacağınız, Cumhurbaşkanını ikna etme süreci devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bazı yeni öneriler için “Bunu bir de danışmanlarımla konuşayım” demesinin yeni ekonomi yönetiminin hoşuna gitmediğini de ekleyelim. Zira biliniyor ki bir süreden beri devre dışı kalan ekonomi danışmanları hem Şimşek’e hem de yeni yönetime karşı.

Bu nedenle daha dengeli, kademeli bir faiz politikası ve esnek adımlar atılacak. Bakan Şimşek, ekonomi alanında daha net önlemler alınmasından yana, her şeyin kitabına göre yapılmasını istiyor. Siyaset ve hayatın gerçekleri öyle değil. Önce emekliye refah payı, ardından Cumhur İttifakı’nın küçük ortaklarının ısrar ettiği yeni emekli düzenlemesiyle ilgili verilmesi gereken karar, tam da böyle bir konu. Sadece Erdoğan değil, Şimşek de sıkışıyor. Seçim nedeniyle çok fazla radikal adımlar atılamayacak anlaşılan.

Bu nedenle, bu ay yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında yeniden faiz artırımı olacak ama kimse 20 puanı geçmesini beklemiyor. Bu rakam önemli; çünkü beklenen Batılı sermaye Türkiye’ye giriş yapmadı. Hâlâ uzaktan izliyorlar.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Duyurdu: Küresel Kamu Borcu Rekor Düzeyde

2022 yılında yıl küresel kamu borcu 92 trilyon dolarla rekor kırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, durumu “Görünen piyasalar değil, insanlar acı çekiyor” sözleriyle özetledi.

Antonio Guterres, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Bazı çok yoksul ülkeler borçlarını ödemekle halklarına hizmet etmek arasında seçim yapmaya zorlanıyor” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler raporuna göre, küresel kamu borcu 2022 yılında 92 trilyon dolara yükselerek bir rekora imza attı. Dünya genelinde iç ve dış kamu borcu son 25 yılda 5 kattan fazla yükseldi.

Özellikle de borç yükü gelişmekte olan ülkelerin sırtında. Gelişmekte olan ülkelerin kamu borcu küresel kamu borcunun toplamının nerdeyse yüzde 30’unu oluşturuyor.

59 gelişmekte olan ülke, gayri safi milli hasılasına kıyasla çok yüksek seviyelerde borç içinde. Gelişmekte olan ülkelerin borçlarının yüzde 62’si bankalar, tahvil sahipleri gibi özel kredi verenlere.

Afrika’da özel kredi sağlayanlara borç 2010’da yüzde 30 iken, 2021’de yüzde 44’e yükselmiş. Latin Amerika’da da devletlerin dış borcunun yüzde 74’ü özel kredi sağlayanlara.

BM raporu, uluslararası mali piyasaların gelişmekte olan ülkelere krediyi yetersiz ve yüksek faizle verdiğine de dikkat çekiyor. Rapor, borçların ödenmesi konusunda ayrıntıya girmeden bir mekanizma kurulması çağrısı yapıyor.

Rapora göre, ülkeler yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gibi krizlerle mücadele edebilmek için borca yöneldi.

Paylaşın

İsveç’ten Yeni Kriz Yaratabilecek Karar: Türkiye’nin İade Talebine Ret

Türkiye, İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğine aylardır yükselttiği itirazı Litvanya’da düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde kaldırırken, İsveç’ten yeniden kriz yaratabilecek bir karar geldi.

İsveç Anayasa Mahkemesi, İsveç’te göçmen statüsünde bulunan iki kişinin Türkiye’ye iadesiyle ilgili talebi değerlendirdi. Mahkeme konuya ilişkin olarak verdiği karara dair açıklamada, “Çifte suç şartı oluşmamıştır” ifadesine yer vererek bahsi geçen eylemlerin İsveç yasalarına göre suç teşkil etmediğine hükmetti. Bu sebeple de Türkiye’nin iade talebini reddetti.

Türkiye, söz konusu iki kişiyi FETÖ terör örgütü üyesi oldukları ve Bylock isimli örgüt içi haberleşme yazılımını yükleyip kullandıkları gerekçesiyle suçluyor ve iadelerini talep ediyordu. Mahkeme kararında, “Bir mobil uygulamayı telefonuna indirmek ve kullanmak Terör Suçları Yasası kapsamında tek başına bir suç olarak değerlendirilemez” ifadesine yer verdi.

İsveç, NATO üyeliğine Türkiye’nin onay vermesi amacıyla Mayıs ayında yaptığı düzenlemelerle terörle ilgili yasalarında sıkılaştırma ve yeni düzenlemeler yaptı. Yeni düzenlemelerle ülke genelinde terör örgütlerine destek verme yada propagandasını yapma eylemi 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Bu cezanın suçun niteliğine göre 8 yıla kadar arttırılabilmesi de mümkün.

Ancak mahkeme son olayda, Türkiye’nin iadesini talep ettiği kişilerle ilgili bir suç olmadığına hükmederken, söz konusu kişilerin Türkiye’ye verilmeleri durumunda kötü muamele görme riskiyle karşı karşıya olduklarına değindi ve bu kişilerin İsveç’te göçmen statüsünde bulunduklarını hatırlattı.

İsveç’te iade kararlarında karar verme yetkisi hükümete ait. Yüksek Mahkeme iki Türk vatandaşının durumunda iadenin yasal olmadığına hükmetmiş oldu.

Türkiye İsveç’in NATO üyeliğine aylardır yükselttiği itirazı Litvanya’da düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde kaldırmıştı. İsveç’in NATO üyeliğine onayın 15 Temmuz’da tatile girecek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine Ekim ayında gelmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuyla ilgili dün Litvanya’da yaptığı açıklamada “2 aylık bir Meclis tatili var. Tabii ekim ayında bu tatilden çıkma durumu söz konusu değil. Zira birçok uluslararası sözleşmeler var, birçok görüşülmesi gereken yasa önerileri var. Bunların önem sırasına göre bu attığımız adım da burada yerini alacak ama mümkün olduğu kadar kısa zamanda bu işi bitirmek bizim hedefimiz” demişti.

Paylaşın

Lozan Antlaşması Yargıya Taşınıyor; Yasal Süreç Nasıl İşleyecek?

Lozan Antlaşması, imzalanmasının 100’üncü yılında ilk kez yargıya konu oldu. DİAKURD, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının uygulanmadığı gerekçesiyle Lozan’ı Danıştay’a taşıyor.

Danıştay’ya dava açma başvurusuyla ilgili olarak Diyarbakır’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Avukat Hişyar Özalp, açılan davanın bir ilk olduğunu belirterek “Kuzey Kürtleri ilk kez hem Lozan’ı kabul etmiyor, hem self-determinasyon hakkının uygulanmasını resmi olarak istiyor” dedi.

Lozan Antlaşması imzalanırken Kürt halkının iradesine başvurulmadığını ifade eden Özalp, Lozan’da Kürt toplumunun temsil edilmediğini vurguladı. Özalp, davanın Kürt milletinin talebi olduğunu söyledi.

Avukat Rıdvan Dalmış ise Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik Kültürel ve Sosyal Haklar Sözleşmesinin 1’inci maddesine dayanarak Kürt toplumunun kendi kaderini tayin etme hakkının hayata geçirilmesi için dava başvurusunda bulunduklarını söyledi.

Sözleşmelerin altında Türkiye’nin de imzası olduğunu ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereği uygulama yükümlülüğü bulunduğunu belirten Dalmış, “Türkiye’de Kürtlere yönelik etnik ayrımcılığın devam ettiğini” ve “bu nedenle self-determinasyon hakkı ile ilgili şartların hepsinin mevcut olduğunu” kaydetti.

DW Türkçe’den Felat Bozarlan’ın haberine göre; Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı ve dünya devletleri arasında tanınırlığının sağlandığı Lozan Antlaşması, imzalanmasının 100’üncü yılında ilk kez yargıya konu oldu. Lozan’ın yargıya taşınmasına neden olan süreç, Kürt Diaspora Konfederasyonu (DİAKURD) adına Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığına gönderilen bir dilekçe ile başladı.

DİAKURD’un dilekçesinde Lozan Antlaşması’nın iptali ve Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkının hayata geçirilmesi talep edildi. Ancak Cumhurbaşkanlığı dilekçeye yasal süre olan bir ay içinde cevap vermeyerek hukuki anlamda talebi zımnen reddetmiş oldu. Talebin zimnen reddedilmesi üzerine DİAKURD avukatları, dava açılması talebiyle Danıştay’a başvurdu.

DİAKURD avukatları Hişyar Özalp ve Rıdvan Dalmış’ın Danıştay’a gönderilmek üzere Diyarbakır Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede, “Lozan’da kabul edilen anlaşmanın Kürtlerin ulus olmaktan kaynaklı tüm haklarının gasp edilmesiyle sonuçlandığı” savunuldu. “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Kürt halkının varlığının bile inkâr edildiği” belirtilen dilekçede, “1924 anayasasında Türkiye’de yaşayan herkesin Türk olduğunun kabul edildiği” vurgulandı.

“Kürtleri yok sayan sistematik asimilasyon politikasının halen bütünüyle yürürlükte olduğu” iddiasının yer aldığı dilekçede, “Kürtlerin her halk gibi siyasal statüsünü özgürce belirleme, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasını elinde tutma hakkına sahip olduğu” vurgulandı.

Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası hukukun “self-determinasyon” (kendi kaderini tayin) hakkını tanıdığı belirtilen dilekçede, bunun sömürge olmayan halkların da hakkı olduğu ifade edildi. Bangladeş, Eritre, Darfur ve Kosova gibi örneklere yer verilen dilekçede, “iç self determinasyon” hakkının uygulanmaması durumunda “dış self – determinasyon” hakkının uygulanması hakkının doğacağı görüşü dile getirildi. Dilekçede “etnik, dilsel, tarihi ve kültürel olarak Türk halkından tamamen farklı olan Kürtlerin self-determinasyon hakkına haiz bir halk olduğu” savunuldu.

“Türkiye’de nüfusu 20 milyondan fazla olan Kürtlerin her türlü idari, siyasi ve kültürel özerklikten uzakta ve başka bir etnik kimlik altında yaşamaya zorlandığının” belirtildiği dilekçede, “Lozan Anlaşması’nın Kürtlerin self-determinasyon hakkını ortadan kaldırdığı, böylelikle bağımsız Kürdistan devletinin kurulmasını engellediği ve bu durumun ahlaki ve insani olarak kabul edilemez olduğu bir başka gerçektir” denildi.

“Kürt halkının iradesine başvurulmadı”

Danıştay’ya dava açma başvurusuyla ilgili olarak Diyarbakır’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Avukat Hişyar Özalp, açılan davanın bir ilk olduğunu belirterek “Kuzey Kürtleri ilk kez hem Lozan’ı kabul etmiyor, hem self-determinasyon hakkının uygulanmasını resmi olarak istiyor” dedi.

Lozan Antlaşması imzalanırken Kürt halkının iradesine başvurulmadığını ifade eden Özalp, Lozan’da Kürt toplumunun temsil edilmediğini vurguladı. Özalp, davanın Kürt milletinin talebi olduğunu söyledi.

Avukat Rıdvan Dalmış ise Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik Kültürel ve Sosyal Haklar Sözleşmesinin 1’inci maddesine dayanarak Kürt toplumunun kendi kaderini tayin etme hakkının hayata geçirilmesi için dava başvurusunda bulunduklarını söyledi.

Sözleşmelerin altında Türkiye’nin de imzası olduğunu ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereği uygulama yükümlülüğü bulunduğunu belirten Dalmış, “Türkiye’de Kürtlere yönelik etnik ayrımcılığın devam ettiğini” ve “bu nedenle self-determinasyon hakkı ile ilgili şartların hepsinin mevcut olduğunu” kaydetti.

24 Temmuz’da Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılını dolduracağına dikkat çeken Rıdvan Dalmış, “Bu anlaşma isminde barış olmasına rağmen biz Kürtlere sadece ölüm ve acı getirmiştir. Lozan Kürtlerin self-determinasyon hakkını sonsuza kadar ellerinden almayı amaçlamış, Kürt halkını asimile ederek yok etmek istemiştir. Açtığımız davada bu haksızlığın aslında uluslararası hukuka aykırı olduğunu sözleşmeler, teamüller, içtihat, doktrin ve hukukun genel ilkeleriyle açıkladık” şeklinde konuştu.

Yasal süreç nasıl işleyecek?

Cumhurbaşkanlığı’nın yapılan başvuruya yasal süre olan 30 gün içinde cevap vermemesi üzerine Danıştay’da dava açıldı. Danıştay’ın ise yargılamayı yapmak veya davayı reddetmek şeklinde iki seçeneği bulunuyor.

DİAKURD yetkilileri Danıştay’dan olumlu bir karar beklemiyor. Ancak dava reddedilirse bu kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurularak iç hukuk yolları tüketilmiş olacak. Anayasa Mahkemesi’nden de bir sonuç alınamazsa bu kez Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’ne başvuru yapılacak.

Paylaşın