DEM Partili Ayşegül Doğan’dan “Kent Uzlaşısı” Vurgusu

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Başından itibaren söylüyoruz; DEM Parti halkların kazanımlarını esas almayan hiçbir anlaşmanın ve uzlaşmanın tarafı olmaz, olmayacaktır. Bu doğrultuda aldığımız hiçbir karar birilerine rest ya da jest değildir. Ancak bazı şeylere set koyuyoruz. Set koyduğumuz şeylerin yerine ne koyuyoruz? Yerel yönetim anlayışımızı, Türkiye tahayyülümüzü koyuyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Demokratik toplumcu, kadın özgürlükçü, ekolojik bir anlayıştan bahsediyoruz. Yerelden başlayıp demokrasiyi genele doğru yayan bir anlayıştan bahsediyoruz. Bunun karşısındaki her şeye elbette set çekiyoruz. Bazıları kazansın ya da kaybetsin diye değil halklar kazansın diye çaba sarf ettik, sarf etmeye devam ediyoruz. Ne yazık ki bu çabamız çoğu zaman kent uzlaşısı kapsamında görüştüğümüz bazı siyasi partilerin kendi içlerindeki iktidar kavgalarına feda edildi. Kent uzlaşısı maalesef bazı seçim bölgelerinde “küçük olsun benim olsun” dar particilik anlayışını ve yaklaşımını aşamadı.”

Kent uzlaşısı için yine tüm iyi niyetli girişimlerimize rağmen demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü yerel yönetim modelimizi görmezden gelenlere bir kez daha buradan sesleniyoruz: DEM Parti Türkiye’nin bu anlamda tutunulacak dalıdır. Kent uzlaşısı ile biz tam da böyle bir demokratik dal teklif ettik Türkiye’ye. Özgürlük, eşitlik, adalet ve barış için yerelden başlayıp tüm Türkiye’de birlikte kurabileceğimiz demokrasinin teklifiydi bu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında seçim gündemi ve güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan, şunları söyledi:

“Konuşmama özellikle kendi anadilimde başladım. Bugün böyle başlamamın bir başka nedeni daha var. Malumunuz olduğu üzere 21 Şubat Uluslararası Anadili Gününü geride bıraktık. Bu hafta bugünle ilgili Meclis’ten iki fotoğraf yansıdı, Türkiye gündemine oturdu da diyebiliriz. Biri DEM Parti’nin grup toplantısından yansıyan çok dilliliğin, çok kimlikliğin, çok renkliliğin fotoğrafıydı.

Çok kimlikli, çok renkli, çok dilli bir ülkenin fotoğrafıydı. Diğeri Meclis Genel Kurulundan yansıyan tek ses dayatmasıydı. Halkların sesi yine bastırılmak istendi Anayasa gerekçesiyle. O anayasa, yani darbe anayasası, istenildiği zaman kılıfına bile uydurulmayarak yok sayılabiliyor. Bunu pek çok kararda gördük. En son bazı milletvekillerine ilişkin alınan kararlar da bu çerçevede alınmıştı.

Yıllardır süregelen mücadelemiz, bu topraklarda yaşayan herkesin özgürce anadilinde kendilerini ifade edebilmesinin mücadelesidir. Bu aynı zamanda yaşamın her alanında dayatılan tekçiliğe karşı da bir mücadeledir. Kürtçeye dönük bu hasmane tutumun aslında yalnızca Kürtçe ile sınırlı olmadığını, Kürtçeye dönük yıllardır sürdürülen bu yaklaşımın tesadüfi olmadığını, Türkiye’de sistemin başta Kürtçeye ve Kürt meselesine yaklaşım olmak üzere değişmesi gerektiğini yıllardır söylüyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Dün Meclis Genel Kurulunda gördük ki tarih ve yaşananlar bizi teyit ediyor, ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor.

Bu gerçeği yok sayarak, görmezden gelerek yaklaşamayız, yaşayamayız. Mücadelemizi de tam da bu bunun kalbinden yürütmek durumundayız. Buradan bağlamak istiyorum aslında kent uzlaşısına. Çünkü kent uzlaşısının ortaya çıkan bu iki fotoğrafla çok ilgisi var. Kent uzlaşısının ne olduğunu kavramak isteyenler grup toplantımıza bakarak, yerel yönetim anlayışımızı ve nasıl bir Türkiye için mücadele ettiğimizi isterlerse kolaylıkla anlayabilirler. Daha önce yazılı olarak ve pek çok kez bu kürsüden Eş Genel Başkanlarımız ve ilgili kurullarımız da açıklamıştı. Kent uzlaşısının temel çerçevesi Parti Meclisimizin sonuç bildirgesinde yer almıştı.

“Türkiye’nin her yerinde kenti var eden ve yaşatan sosyal ve siyasal dinamikleri, bunların en geniş ölçekte kapsayıcılığıyla birlikte işçi, emekçi, ekoloji, kadın, gençlik, halklar ve inançlar örgütleri, siyasi partiler, emek ve meslek örgütleri, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlar, tüm toplumsal taraflar ve siyasi aktörler ile müzakere etmeyi, birlikte yürümeyi, yan yana gelmeyi, ortak bir mücadeleyi örecek bir mücadele zemini oluşturmayı öncelikli görev olarak görüyoruz” ifadesiyle çizilmişti, anlatılmıştı.

Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de gözler DEM Parti’de. DEM Parti de hem kent uzlaşısıyla ilgili hem de birinci parti olarak çıktığı yerlerde ve kayyım atanan Kürt illerinde yaptığı halk oylamasıyla ilgili bilgileri aşama aşama sizlerle açık bir biçimde paylaştı, paylaşmaya devam ediyor. Partimiz, siyaseti ilkeler ve halkların kazanımı doğrultusunda yürüten neredeyse tek parti.

Bu nedenle de partimiz siyasetin hem öznesi hem de geniş halk tabanıyla birlikte belirleyici gücüdür. Aynı zamanda da oyun kurucusudur. Tabii ki anti demokratik uygulamaları bozabilecek bir güce sahiptir. DEM Parti demokratik güç birliklerinden oluşan bir partidir. Bu yan yana gelişleri büyütmeyi hedefleyen bir partidir. Bu çerçevede demokratik siyasetin genişletilebilmesi için ilkesel ve kamuoyuna açık görüşme ve müzakereler yürütebileceğini defaatle söyledi, söylemeye devam ediyor.

Başından itibaren söylüyoruz; DEM Parti halkların kazanımlarını esas almayan hiçbir anlaşmanın ve uzlaşmanın tarafı olmaz, olmayacaktır. Bu doğrultuda aldığımız hiçbir karar birilerine rest ya da jest değildir. Ancak bazı şeylere set koyuyoruz. Set koyduğumuz şeylerin yerine ne koyuyoruz? Yerel yönetim anlayışımızı, Türkiye tahayyülümüzü koyuyoruz. Demokratik toplumcu, kadın özgürlükçü, ekolojik bir anlayıştan bahsediyoruz.

Yerelden başlayıp demokrasiyi genele doğru yayan bir anlayıştan bahsediyoruz. Bunun karşısındaki her şeye elbette set çekiyoruz. Bazıları kazansın ya da kaybetsin diye değil halklar kazansın diye çaba sarf ettik, sarf etmeye devam ediyoruz. Ne yazık ki bu çabamız çoğu zaman kent uzlaşısı kapsamında görüştüğümüz bazı siyasi partilerin kendi içlerindeki iktidar kavgalarına feda edildi. Kent uzlaşısı maalesef bazı seçim bölgelerinde “küçük olsun benim olsun” dar particilik anlayışını ve yaklaşımını aşamadı.

Kent uzlaşısı için yine tüm iyi niyetli girişimlerimize rağmen demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü yerel yönetim modelimizi görmezden gelenlere bir kez daha buradan sesleniyoruz: DEM Parti Türkiye’nin bu anlamda tutunulacak dalıdır. Kent uzlaşısı ile biz tam da böyle bir demokratik dal teklif ettik Türkiye’ye. Özgürlük, eşitlik, adalet ve barış için yerelden başlayıp tüm Türkiye’de birlikte kurabileceğimiz demokrasinin teklifiydi bu. Siyaset; demokratik değerleri, halkların uzlaşısını, katılımcılığı, çoğulculuğu ve sorunların çözümü için inisiyatif almayı gerektirir.

DEM Parti başından bari bu inisiyatifi alarak görüşmeleri gerçekleştirdi. Bu ilkeler doğrultusunda bir strateji yürüttü. Bütün çalışmalarını bu doğrultuda sürdürdü. Kimseye kaybettiren ya da kazandıran değil kazanmayı esas alan bir yaklaşımı benimsedi. Bu, halkların kazanacağı bir stratejidir. Kapılarımız bu ülkenin Üçüncü Yol siyasetini eşit güç olarak görenlere, Kürt halkını eşit yurttaş olarak kabul edenlere her zaman açık ve açıktı. Asıl cesaret de ayrıştıran dil ve söylemlere sarılmadan yolu sonuna kadar yürümekti.

Kapıdan girmeyi cesaret sayanların siyasetleri ne yazık ki dillerine de yansıyor. Partimize dönük iktidarın kullandığı dil ile aynı tempoyu tutturmaya çalışmak, bu siyasetle yarışa girmek geçmişte olduğu gibi bugün de kimseye kazandırmıyor. Ne yazık ki hiçbir faydası da olmuyor. Sizler de takip ediyorsunuzdur, kısa adımıza dair yakıştırmalar yapılıyor epeydir. Özellikle de iktidar bloku tarafından. Kısa adımıza yakıştırma yapanlar boşuna çabalamasın. Partimiz bu ülkenin DEM’i, mayası, rengi, umududur. Demokratik yerel yönetimler anlayışımız demokratik siyasetin anahtarıdır. Bu yakıştırmaların yanı sıra iktidarla gizli görüşmeler yapmakla da itham ediliyoruz.

Tekrar söylüyoruz ki yaptığımız hiçbir görüşmeyi söylemekten kaçınacak bir gelenekten gelmiyor. Buna ihtiyaç duymayız. Şayet AKP ya da iktidar bloku ile herhangi bir görüşme yapıyor olsaydık, bunu tüm açıklığıyla kamuoyuyla paylaşmaktan kaçınmazdık. Bu şekilde bir dezenformasyon siyaseti yürüterek DEM Parti seçmeninin kafasını karıştırmaya çalışanlara buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bizler Kürt sorununda onurlu eşit, adil ve kalıcı bir barış için görüşülmesi gereken herkesle görüşürüz. Bu konuda sorumluluk üstlenen, üstlenmek isteyen, rol ve misyon sahibi olmak isteyen herkese kapımızın açık olduğunu sayısız kez ifade ettik.

“Hileyle kazanabileceğiniz bir yol yok, meydanlar bunu bir kez daha gösterdi”

Aynı zamanda bir mücadele ve müzakere partisi olduğumuzun da yine sayısız kez altını çizdik. Bugün burada bir kez daha hatırlatalım. Kürt sorununun muhataplarının görüşebilmesine, Türkiye’de barış ve demokrasi siyasetinin kurulabilmesine, barış ikliminin sağlanabilmesine katkı sağlayacak her kesimle görüşürüz. Eğer böyle bir görüşme olsaydı, bunu son derece açık bir biçimde kamuoyu ile paylaşırdık. Şimdi aşama aşama paylaşmaya devam ediyoruz nerelerde neler yaptığımızı. Artık son dakikaları da geride bıraktık, seçim sathına tamamen girdik.

Dezenformasyon siyasetiyle kafaları karıştırmaya çalışanlar, bugün Eş Genel Başkanlarımızın gittiği alanlara baksın. Seçmen taşıyarak kayyım sistemini seçmenler üzerinden devam ettirmeye çalışanlara, kolluk güçlerini araçsallaştırarak bunu yapmaya çalışanlara da sesleniyoruz: Kazanamayacaksınız. Hileyle kazanabileceğiniz bir yol yok. Alanlar bunu bir kez daha Hakkari ve Kars’tan gösterdi, haykırdı. İnsanlar kararlarını özgür iradeleriyle vermişler. Küçük mühendisliklerle bu iradeyi görmezden gelenler, bu iradeyi yok sayanlar bilsinler ki biz de takipteyiz ve buna izin vermeyeceğiz.

Gelelim yeni açıklayacağımız yerlere. Size 6 büyükşehir belediyesi açıklayacağım. Son yaptığımız açıklamada Adana ile ilgili kent uzlaşısı görüşmelerinin sürdüğünü söylemiştim. Adana Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adaylarımız Şehriban Dehfişad ve Mahfuz Güleryüz. Aydın Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adaylarımız Suzan Koç, Raif Kanat. Hatay Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayımız Perihan Pakize Sinemillioğlu.

İzmir yine kent uzlaşısı kapsamında görüşmelerin sürdüğünü söylediğimiz illerden biriydi. Oradaki adaylarımız da Türkan Aslan, Akın Birdal. Muğla Büyükşehir Belediyesi adaylarımız Candan Süsoy ve Yusuf Uludağ. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Eş Başkan adaylarımız Müselma Keskintürk ve Sadi Özdemir. Açıkladığımız tüm adaylarımıza yeniden başarılar diliyoruz. Türkiye halkları seçeneksiz değildir. İki bloktan birini tercih etmek zorunda değiliz.”

Soru: Hatay’da tek aday mı olacak?

“Şu dakikalarda listelere son şekli veriliyor. Eş başkanlık bizim asla vazgeçemeyeceğimiz bir sistem. Kadın özgürlükçü, demokratik ve ekolojik bir yerel yönetimler anlayışından bahsediyoruz. Türkiye’de böyle bir sistemin kurulması için yıllardır mücadele ediyoruz. Eş başkanlık sistemi partimizin genel siyasetinde vazgeçilmez olduğu gibi yerel yönetimlerimizde de vazgeçilmezdir. Yıllarca kriminalize edilmeye çalışıldı, değişmeyen anlayışlar oldu, eş başkanlık sistemimize yönelik saldırılar oldu. Ama bu saldırılara rağmen eş başkanlık sistemi bizim temel unsurlarımızdan biridir.

Bunun için büyük bedeller ödediğimizi hatırlatıyoruz. Vazgeçilmezimizdir. Bizim her belediyemizde yetkili iki eş başkanımız var. Bizim her belediyemiz eş başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Her ikisi arasında hiçbir fark gözetmiyoruz. İmza yetkisi gibi tartışmaya konulan gündemler başarımızı gölgelemeye çalışanların yaratmak istediği gündemlerdir. Bu gündemlere takılmıyoruz. Artık kazanmak ve öncelikle biletlerini çoktan kestiğimiz kayyımları göndermek ve kazanabileceğimiz her yerde kazanımlarımızı yükseltmek için yan yana gelerek çalışmalarımıza başlayalım.”

Soru: Esenyurt’ta varılan kent uzlaşısı kapsamında belediye meclisi üyeliğinde bir anlaşmazlık olduğu doğru mudur?

“Kent uzlaşısını aday gösterme ya da göstermemeye indirgememek gerekiyor. Kent uzlaşısı sadece Türkiye’nin batısı için çıkardığımız bir yöntem değil. Aday çıkardığımız her yerde adaylarımızı kent uzlaşısı ile belirledik. Ayrıca birinci parti olarak çıktığımız yerlerde, kayyımlarla mücadele ettiğimiz yerlerde belediye meclis üyelerinin 3/2’sini halk oylaması ile seçtik. Halk oylaması yapmadığımız yerlerde kent uzlaşısı ile karar verdik. O kentin sosyal, siyasal, toplumsal dinamikleri ile birlikte karar verdik. İl ve ilçe örgütlerimizle birlikte karar verdik.

Bizim için kent uzlaşısı bir anlayışın kazanması demek, o anlayışı temsil edecek adayların kazanması demek. Mesela Dersim’de de kent uzlaşısı sağlandı. Eş başkan adaylarımız sağlanan kent uzlaşısı ve güç birliği ile belirlendi. Esenyurt’ta daha önce söylemiştim kent uzlaşısı sağlandı. Evet, kent uzlaşısı sağlandı. Bu kent uzlaşısını sayısal ve listelere indirgemek yerine şöyle anlamaya davet ediyorum. Bir belediyecilik anlayışıdır orada kazanan. Kent uzlaşısı görüşmeleri de kent uzlaşısı komisyonu tarafından bu çerçevede gerçekleştirilmiştir.

Biz genel merkezlerde siyaset belirleyen bir siyaset geleneğini temsil etmiyoruz. DEM Parti olarak alanlarda, sokaklarda, meydanlarda olacağız. Seçim startını epeydir vermiştik. Şimdi daha coşkulu, umutlu, heyecanlı ve kararlı bir mücadele azmiyle kazanmak üzere yola çıkıyoruz. 31 Mart’ta hep birlikte halklar kazanacak. Sizler de bu süre boyunca olan her şeyden şu ana kadar yaptığımız gibi açık bir şekilde periyodik olarak haberdar edileceksiniz.”

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten Dikkat Çeken Seçim Sonrası Mesajı

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Mehmet Şimşek, “Uyguladığımız politikalar, seçim sonrasında da hedeflerimiz doğrultusunda devam edecek. Bu çerçevede; dolaşıma kasıtlı olarak sunulan spekülasyonlara itibar etmeyiniz” dedi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden, seçim sonrasına yönelik iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu. Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Şirketlerimiz uluslararası piyasalarda sermaye benzeri kaynaklara artık daha rahat erişebiliyor. Programda öngördüğümüz hedeflere yaklaştıkça ülkemize uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynak akışı daha da artacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle uyguladığımız politikalar, seçim sonrasında da hedeflerimiz doğrultusunda devam edecek. Bu çerçevede; dolaşıma kasıtlı olarak sunulan spekülasyonlara itibar etmeyiniz.”

Merkez Bankası, faizi sabit tuttu

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının değiştirmeyerek yüzde 45’te sabit tuttu.

TCMB’den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, “Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir” denildi.

Açıklamada, “Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır ifadesi kullanıldı.

Bu, TCMB’nin yeni Başkanı Fatih Karahan döneminde alınan ilk faiz kararı oldu. Karahan, bu ay başında Hafize Gaye Erkan’ın yerine TCMB Başkanlığına atanmıştı.

Karahan, göreve atanmasının ardından yaptığı ilk değerlendirmede “Merkez Bankamızın temel amacı ve önceliği fiyat istikrarını sağlamaktır” demişti. Merkez Bankası Başkanı, yılın ilk enflasyon raporunu paylaşırken yaptığı açıklamada da “Enflasyon, hedefimizle uyumlu seviyeye gerileyene kadar parasal sıkılığı korumakta kararlıyız” mesajı vermişti.

Ekonomistlerin beklentisi de Para Politikası Kurulu’nun bugünkü toplantısı sonucunda faizleri sabit tutacağı yönündeydi. Merkez Bankası, politika faizini geçen ay yüzde 42,5’ten yüzde 45’e yükseltmişti.

Merkez Bankası rezervlerinde erime sürüyor

Ayrıca Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt rezervlerinde yılın başından bu yana etkisini gösteren düşüş ivmesi devam etti. TCMB verilerine göre brüt rezervler 16 Şubat haftasında 134,2 milyar dolar oldu.

Net rezervlerde de aynı haftada düşüş görüldü. 16 Şubat haftasında net rezervler 28,5 milyar dolar düzeyine geriledi. Swap hariç net rezervlerde ise toparlanma izlendi. Swap hariç net rezervler eksi 41,9 milyar dolar oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan bilgilere göre, kur korumalı TL mevduat ve katılma hesapları 2 trilyon 367,7 milyar TL’den 2 trilyon 343,2 milyar TL’ye geriledi.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden “Can Atalay” Kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Can Atalay’ın avukatları ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali için yapılan başvuruları görüştü.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, iki başvuruda da karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Yüksek Mahkemenin kararını 4’e karşı 10 oyla ve oy çokluğuyla aldı ve kararın gerekçesinin daha sonra açıklanacağı öğrenildi.

Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili seçilen Can Atalay’ın milletvekilliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda 30 Ocak’ta düşürülmüştü.

Ne olmuştu?

TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, Gezi Davası’nda Osman Kavala ile birlikte yargılanan 8 sanıktan biriydi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Nisan 2022 tarihinde Gezi Davasında Osman Kavala’yı “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Can Atalay’ın arasında bulunduğu 7 sanığı ise darbeye teşebbüse yardım suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

Can Atalay, cezaevinde tutuklu bulunurken 14 Mayıs seçimlerinde TİP’ten Hatay milletvekili seçildi. AYM, Gezi Davası’nda tutuklanan Can Atalay’ın 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmemesiyle ilgili yapılan başvuruda 25 Ekim’de oy çokluğuyla “seçilme hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine hükmetti.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Can Atalay için “hak ihlali” kararı vererek tahliyesinin gerektiğine hükmeden AYM kararını reddederken, hak ihlali kararı veren AYM üyelerinin yetkilerini aştığını belirtti. Yargıtay, AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararı da aldı.

Tahliye kararının uygulanmaması üzerine AYM’ye yapılan ikinci başvuruda 21 Aralık’ta ikinci kez, oy birliği ile hak ihlali kararı verildi. AYM’nin kısa kararı Gezi Davası’na bakan ve hükmü veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme ikinci hak ihlali kararını da uygulamadı.

Paylaşın

Özel’den ‘Murat Kurum’ Yorumu: İstanbul’un Felaketi Olmasına İzin Vermeyeceğiz

CHP Lideri Özgür Özel, “Murat Kurum diyor ki ‘ÇED raporu ile bunun (İliç faciasının) bir ilgisi var mı?’ Olmaz olur mu? Sen o dağın yapılmasına imzayı attın, felaketten sorumlusun. İliç’teki felaketten sorumlu olan Murat Kurum’un İstanbul’un felaketi olmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Özel ayrıca, “Ekrem Başkanın yüzünü güldürmediği birileri var, o da çıkar ve rant çevreleri. Onların değil halkın başkanlığını yapıyor Ekrem Başkan” ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, seçim çalışmaları kapsamında Sultangazi’de düzenlenen Halk Buluşması’nda konuştu. Özel, şunları söyledi:

“Benim açımdan gelip burada İstanbullulara Ekrem Başkanı anlatmak hem çok keyifli ama çok da ihtiyaç yok. 31 Mart’ta ne olabilir biliyor musunuz? Allah muhafaza bu helikopterler gelebilir. Bu helikopterde 5 yıl öncesine kadar ne vardı? Tayyip Erdoğan oturuyordu, yanında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Pata pata pata geziyorlar. ‘Bu arsa nerenin?’ ‘Efendim bizim.’ Dönüyordu bu tarafa, özel kalem müdürü Hasan Beye. ‘Hasan, bunu Katarlılara verelim. Bu arsa kimin?’ ‘Efendim bu da İBB’nin.’ ‘Tamam bunu da ben geçenlerde Birleşik Arap Emirliklerine söz verdim, yaz oraya verelim.’

İstanbul’daki kupon arsaları İstanbul’un üstünde uçup teker teker Araplara, Katarlılara, şeyhlere, emirlere yazıyordu. 5 senedir helikopter yok. 5 senedir İstanbul’un üzerinde kabus helikopterleri uçmuyor. O arsaları ne yapıyor Ekrem Başkan? Katarlılara değil İstanbullulara veriyor. Park yapıyor, hizmet yapıyor. Ekrem Başkanın 5 yıldır yüzünü güldürmediği kimse kalmadı. Küçük çocuğu olan anneleri güldürdü, yaşlıları güldürdü, emeklileri güldürdü, emekçileri güldürdü, gençleri güldürdü.

Bak teyzem diyor, ‘Beni güldürdü.’ Ekrem Başkanın yüzünü güldürmediği birileri var, o da çıkar ve rant çevreleri. Onların değil halkın başkanlığını yapıyor Ekrem Başkan. Şimdi, istiyorlar ki helikoptere binsinler, yanına Murat Kurum’u alsın, İstanbul’un tepesinde yine dolaşsın. Öyle yağma yok. Ekrem Başkan’dan memnun muyuz? Ona bu sefer, ona geçen sefer ikinci seçimde verdiğimizden daha büyük bir desteğe hazır mıyız? Emin olun 31 Mart’ta Ekrem Başkan kazanacak, İstanbul kazanacak. 31 Mart’ta Ferhat Başkan kazanacak, Sultangazi kazanacak.

Ekrem Başkanın İstanbul’a yaptıklarını bir Trabzonlu hemşerisi ile konuşuyoruz. Allah için dedi, Ekrem Başkan İstanbul’da çalıştı. Hemşerisi birazcık gönlü öbür tarafta, inkar da edemiyor Ekrem Başkanın yaptıklarını. Dedim ki yahu Allah aşkına, gel bir hesap yapalım seninle. İstanbul’da Ekrem Başkan görevdeyken, Trabzon’da kaç milletvekili var AK Parti’nin? Dedi, 4. Kaç tane bakanı vardı? Dedi o da 4. Etti, 8. Ortahisar, yani Trabzon Belediyesi kimde? Dedi AK Parti’de, 9. Büyükşehir kimde? Dedi AK Parti’de 10. Dedim ki 10 tane Trabzonlu Trabzon’a bir tane metro yapamadı, bir tane Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yaptı yahu.

Daha ne yapsın. Ekrem Başkan geldiğinde o 10 metronun 10’u da durmuştu. Geçtiğimiz yıl görevi bırakana kadar Ulaştırma Bakanlığı yapan genel sekreter yardımcısı ‘Para yok’ deyip metroları durdurmuştu. Ekrem Başkan Japonya’dan işin ehlini, çok başarılı bir Türk kadınını getirdi, işin başına koydu, ulaşımdan sorumlu genel sekreter yardımcısı yaptı, bütün dünyadan İstanbul’a metro için yatırım aktı, para aktı. Helal olsun onlara. Sonra ne diyor, efendim diyor.

Hatay’da utanmadan, sıkılmadan diyor ki ‘Eğer iktidardan olmazsa Hatay Beleyesi, hizmet gelmez, geldi mi, Hatay mahzun kaldı.” Yani Hataylıların geçen seçimde verdikleri oy ile depremzedeleri cezalandırdığını söylüyor, gelecek seçimde vereceği oy için de şimdiden tehdit ediyor. Vallahi İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden birinde sen yoktun, Ekrem Başkan vardı ama senin yaptıklarının çok üstünde, 4-5 katı hizmet yapıldı. Gölge etme, başka bir şey istemiyoruz.

Şunu gördük, yapılan işler, harcanan para onların harcadığının yarısı. Yapılan iş tam iki katı. Yani israf etmeyince, çalmayınca, çaldırmayınca birilerine peşkeş çekmeyince 4 kat artırılabiliyor bu işler. İşte o artan 4 kat yarı yarıya tasarruf, 2 kat iş, işte bunun marifeti bu çalışkan, bu sizin evladınız, bu İstanbul sevdalısının kendinde ve ekibinde marifet. Şimdi beyefendi, Murat Kurum’u getirmiş, Murat Kurum İstanbul’da bir göreve talipmiş. Murat Kurum’un önceki görevinde attığı imza ortada.

Biz ‘Aman ha İliç’te siyanür var, çevre katliamı var, insanların sağlığına, bebeklerin sağlığına büyük zarar verir, annelerin düşük yapmasına ya da engelli çocuk doğurmasına sebebiyet verir’ dedik, dinlemediler. ‘Atma’ dedik attı imzayı. Daha sonra 4-5 katına çıktı orası, bir yandan şirket paraları istiflerken, bir yandan çıkan toprak bir yere istiflendi, işçiler dedi ki bu dağ bir gün hepimizi götürecek, o dağ geldi, 9 canımızı götürdü, şimdi Murat Kurum diyor ki ‘ÇED raporu ile bunun bir ilgisi var mı?’ Olmaz olur mu? Sen o dağın yapılmasına imzayı attın, felaketten sorumlusun.

İliç’teki felaketten sorumlu Kurum’un İstanbul’un felaketi olmasına izin vermeyeceğiz. Ben bir konuda hakkını teslim edeyim. Murat Bey çok zor bir işi başardı. İstanbul gibi bir belediyenin, böyle bir metropolün, büyükşehir belediyesinin performansını belirlemek kolay değil. Biz araştırmaları, çalışmaları yaptırdık, bütçe tasarruflu kullanıldı, 2 kat iş yapıldı filan. Uzun uzun sayfalarca rapor var. Ama Murat Bey muhteşem bir tespit yapmış.

Demiş ki ‘5 yıllık Ekrem İmamoğlu’na karne vermiş, 100 üzerinden 87 not vermiş. Tebrik ediyoruz Murat Beyi. Vallahi ben Ekrem Başkana, 100 üzerinden 90 mı vereyim diyordum, 95 mi ama rakibi 87 verdiyse, bu en değerlisidir. Tebrik ediyoruz başkanı. Helal olsun. Rakibinden 87 aldı, inşallah 31 Mart’ta 100 üzerinden 100’ü İstanbullulardan alacak. Şurada bir güzel kızımız var, sen onu kameralara göster. Diyor ki, ‘Sen mi yapacaksın, sen mi edeceksin dediler, yaptım yüzde 87 verdiler.’ İşte burada. Sen ileride reklamcılık, iletişim oku. İşin bizde. Gel CHP’de iletişimin başına sen geç güzel kızım.

Sultangazi’nin güzel insanları, Ferhat Bey benim takip ettiğim çok aktif bir siyasetçi, insan hakları meselesinde duyarlı, hak yemeyen, mağdurun hakkını savunan, son derece etkili bir siyasetçi. TEMA Vakfında uzun yıllar çalışmış, çevreci, yeşili seven ve koruyan. Kent suçlarına karşı mücadele eden, Sultangazi ve insanları seven bir siyasetçi. Eğer ona görevi ve yetkiyi verirseniz, Ekrem Başkan ile kol kola, Sultangazi’nin çehresini değiştirecek. Biz Ferhat Başkana kefiliz, Sultangazi’den Ferhat Başkana destek bekliyoruz. Onu seviyor, güveniyoruz.

Bu kente emeği olan bu çalışkan, dürüst, namuslu, erdemli insana verin Sultangazi’nin anahtarını, Sultangazi’yi 5 yılda bambaşka bir noktaya getirelim. Oy kullanmaya gidin, sandığa gitmeyecek birinden haberdar olursanız, onu mutlaka ikna edin. Mutlaka hastayı, engelliyi, yaşlıyı koluna girin sandığa götürün. Ekrem Başkana sahip çıkın, Ferhat Başkana sahip çıkın. Sultangazi’ye, İstanbul’a sahip çıkın. Ben Ferhat Başkanımı, Ferhat Epözdemir’i ve Ekrem Başkanımı sizlere emanet ediyorum. Sizi de Allah’a emanet ediyorum.”

“Bu ayıp AK Parti’ye, MHP’ye yeter”

Halk buluşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, bir siyasi parti genel başkanının kendisi hakkındaki sözleri için, “Dini siyasete alet etmek, insanların dini duygularını kullanarak, bir şey istemektir. Bizim yaptığımız bu dini yaşayanların, yaşatanların, öğretenlerin ve ibadeti yaptıranların yüzde 80’inin bu liyakatsizlikten, bu torpilcilikten yaka silktiğini hatırlatmaktır. Bu ayıp AK Parti’ye, MHP’ye yeter. Ama bahsedilen kişi adını anmaya bile değmez” dedi. Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İzmir’de CHP’ye yaptığı eleştiriye ilişkin ise “Canı sağ olsun” yanıtını verdi.

Paylaşın

Merkez Bankası Faiz Oranını Değiştirmedi: Ekonomistler Ne Dedi?

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 45’te sabit tutma kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Asıl olan faizi değil enflasyonu önce sabit tutabilmek sonra da düşürebilmek. Keşke ona uğraşsalardı” dedi.

Haber Merkezi / Bankanın faiz kararına ilişkin ekonomist İris Cibre ise, “TCMB PPK faizini artırmadı Pivot 45% olarak resmileşti ‘Zoru başaracağız’ mantalitesi ağır bastı. ‘Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır’ Ocak enflasyonu 6.7% geldi Şubat da 5% civarında gelecek Sene sonu beklentileri bozuluyor, TCMB beklentisinin 7 puan üzerinde Daha nasıl bir bozulma bekleniyor ki acaba? İşimizi şansa bıraktık, yine…” ifadelerini kullandı.

Ekonomi yazarı Uğur Gürses, faiz kararına ilişkin, “Merkez Bankası, 1. Kilometre taşlarını betimlemiş: “Para politikasındaki kararlı duruş, dezenflasyonun ana unsurlarından olan Türk lirası reel değerlenme sürecine katkı vermeyi sürdürecektir. 2. Tepki fonksiyonunu biraz daha açık hale getirmiş: “Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının değiştirmeyerek yüzde 45’te sabit tuttu.

TCMB’den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, “Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir” denildi.

Açıklamada, “Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır ifadesi kullanıldı.

Bu, TCMB’nin yeni Başkanı Fatih Karahan döneminde alınan ilk faiz kararı oldu. Karahan, bu ay başında Hafize Gaye Erkan’ın yerine TCMB Başkanlığına atanmıştı.

Karahan, göreve atanmasının ardından yaptığı ilk değerlendirmede “Merkez Bankamızın temel amacı ve önceliği fiyat istikrarını sağlamaktır” demişti. Merkez Bankası Başkanı, yılın ilk enflasyon raporunu paylaşırken yaptığı açıklamada da “Enflasyon, hedefimizle uyumlu seviyeye gerileyene kadar parasal sıkılığı korumakta kararlıyız” mesajı vermişti.

Ekonomistlerin beklentisi de Para Politikası Kurulu’nun bugünkü toplantısı sonucunda faizleri sabit tutacağı yönündeydi. Merkez Bankası, politika faizini geçen ay yüzde 42,5’ten yüzde 45’e yükseltmişti.

“Şaşırmadık.. ‘İlk fırsatta indirecek’”

Merkez Bankası’nın faizi yüzde 45’te sabit bırakmasıyla ilgili ekonomistler açıklamalarda bulundu. Karara ilişkin ekonomistlerin analizleri şöyle:

İktisatçı Mahfi Eğilmez, “TCMB politika faizini sabit tuttu. Asıl olan faizi değil enflasyonu önce sabit tutabilmek sonra da düşürebilmek. Keşke ona uğraşsalardı” yorumunu yaparken, ekonomist Emre Alkin, “Şaşırmadık.. ‘İlk fırsatta indirecek’ diye de ekliyoruz.” diye belirtti.

Dr. Barış Esen, “Merkez Bankası’nın ana senaryosu TL’de reel değerlenme. Merkez Bankası faiz metninden ‘Para politikasındaki kararlı duruş, dezenflasyonun ana unsurlarından olan Türk lirası reel değerlenme sürecine katkı vermeyi sürdürecektir’” ifadesini kullandı. Esen, Merkez Bankası’nın faizi değiştirmediğini ama mevduat faizinde düşüşe izin vermem mesajı verdiğini belirtti.

Ekonomi Yazarı Uğur Gürses, “Merkez Bankası, 1. Kilometre taşlarını betimlemiş, 2. Tepki fonksiyonunu biraz daha açık hale getirmiş” dedi. Mustafa Sönmez, “TCMB, beklendiği gibi politika faizini %45’te tuttu. Bu karar, Mart ayında da değişmez. Nisan’da ne olacağı seçim sonucuna bağlıdır. Erdoğan, seçim sonucundan bakalım nasıl bir yol haritasına yönelecek. Bu mesele, Erdoğan’ın kararına bağlıdır ne yazık ki. Şimşek, uygular; Yes man!” yorumunu yaptı.

Tunç Şatıroğlu, “Enflasyon lobisi kazandı. Şahabi para politikasına dönüşün ilk adımı atıldı” derken, ekonomist İris Cibre Merkez Bankası’nın kararını şu şekilde yorumladı:

“TCMB PPK faizini artırmadı Pivot 45% olarak resmileşti ‘Zoru başaracağız’ mantalitesi ağır bastı. ‘Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır’ Ocak enflasyonu 6.7% geldi Şubat da 5% civarında gelecek Sene sonu beklentileri bozuluyor, TCMB beklentisinin 7 puan üzerinde Daha nasıl bir bozulma bekleniyor ki acaba? İşimizi şansa bıraktık, yine…”

Vergi uzmanı Ozan Bingöl, 2 Şubat’ta sosyal medya hesabından faizin sabit tutulacağını “Tüm faiz artışlarını bir kişiye yaptırıp yolladılar! Artık faiz artırımı yok, yeni başkan tertemiz bir sayfa ile yoluna devam edebilir…” diyerek belirtmişti.

Paylaşın

Babacan: Faiz Konusunda Konuşmayan Kalmadı, Bir Kişi Hariç

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Bugün Merkez Bankası’nın politika faiz kararını açıklama günü. Biliyorsunuz, seçimden bu yana 8 ayda 8 kez Merkez Bankası’nın faizi artırıldı ve bu konuda herkes görüş ifade etti” dedi ve ekledi:

“Akşam, şimdi televizyon kanallarına bakın, herkes bir şeyler söylüyor. Karar şöyle olsa da böyle olsa da, herkes konuşuyor. 8 aydır faiz konusunda bu ülkede konuşmayan hiç kimse kalmadı, bir kişi hariç. Her konuda konuşan, en az okunan gazetelerin köşe yazarlarına laf yetiştiren, partisinin küçük bir ilçedeki gençlik kolları başkanına kadar her konuya müdahale eden o bir kişiden hâlâ ses yok.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kocaeli’de basın toplantısı düzenledi. Programda Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı İsmail Ensar Baturman’ı da tanıtan Babacan, Merkez Bankası’nın faiz kararlarına, muhalefetin siyaset anlayışına, ekonomi yönetimine değindi. Babacan’ın konuşmasından başlıklar şu şekilde:

“Bugün Merkez Bankası’nın politika faiz kararını açıklama günü. Biliyorsunuz, seçimden bu yana 8 ayda 8 kez Merkez Bankası’nın faizi artırıldı ve bu konuda herkes görüş ifade etti. Akşam, şimdi televizyon kanallarına bakın, herkes bir şeyler söylüyor. Karar şöyle olsa da böyle olsa da, herkes konuşuyor. 8 aydır faiz konusunda bu ülkede konuşmayan hiç kimse kalmadı, bir kişi hariç. Her konuda konuşan, en az okunan gazetelerin köşe yazarlarına laf yetiştiren, partisinin küçük bir ilçedeki gençlik kolları başkanına kadar her konuya müdahale eden o bir kişiden hâlâ ses yok.

Sayın Erdoğan, Merkez Bankası kararlarının arkasındaysanız, çıkın ‘Arkasındayım’ deyin. Yok, Merkez Bankası’nın faiz artırması yanlış iş olduysa, o zaman da hemen gereğini yapın. Tek imza değil mi, yetki sizde değil mi? Sustu, susuyor. Her konuda konuşuyor, bu konuda susuyor.  Çünkü hatasını, yanlışını gayet iyi biliyor. ‘Bu milleti fakirleştirdim’ diye çıkıp açıklayamıyor. Belli ki konuşacak yüzü yok.

‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diye tutturduğu bir tekerlemesi yok muydu? ‘Nass, nass’ demiyor muydu? ‘Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselmez iner, daha da inecek’ demiyor muydu? Hayırdır Sayın Erdoğan, şimdi size soruyoruz: İktidardan mı indiniz?

Türkiye’de yakın tarihimiz o kadar açık ki. Ne zaman ki Merkez Bankası bağımsız çalıştı, enflasyon tek haneye düştü; ve uzun süre de tek hanede kaldı. Ne zaman ki Erdoğan Merkez Bankası’nı kendisine bağladı 2018’de, o gün bugündür enflasyon azdı, düşmüyor, bu kafayla düşmez de. Tablo çok net ortada.

‘Biz gidersek ülke batar’ demek dışında siyaset üretmeyenlerin, muhalefet etmeyi bir kazanç kapısı olarak görenlerin, işine geldiğinde şiddete karşı çıkan, işine geldiğinde bir yumruğu savunmak için yarışanların; kısacası ezber konuşan, ezber düşünen muhalefetin de bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yok, bunu açık söylüyorum ben.

“Bir kimlik siyasetidir almış yürümüş”

Bir kimlik siyasetidir almış yürümüş. Şöyle bir açın bakın ne diyorlar diye; hep kimlik siyaseti. Diyor ki, ‘Ben falancıyım, filanım, onun için bana oy verin.’ Diyorlar ki, ‘Ben şucuyum bucuyum, bana oy verin.’ İyi de arkadaş, senin kim olduğunu anladık da, sen bu memleket için ne yapacaksın ya bu onu anlat hele ya. Bu ülkenin yarınları için hayalin nedir? Projelerin nedir, planların nedir onu anlat. Yok.

İnanın, bazı muhalefet partilerinin sözcülerini dinlerken, muhalefet partileri adına konuşanları dinlerken hicap duyuyorum. ‘Al birini vur ötekine’ derler ya, aynı o hesap. Henüz daha iktidar ya da iktidar ortağı falan da değiller bakın. Şimdiden başlamışlar kavgaya dövüşe. Sözüm ona, ülkenin yarınlarına siyaset vadediyorlarmış. Sözüm ona, bu iktidarın alternatifi olacaklarmış.

Türkiye’de kabaca arkadaşlar, %60-%40 gibi bir oran var ama, kabaca ülkenin yarısı ev sahibi, yarısı kiracı. Yani bu hükûmet bu ülkenin bir yarısını diğer yarısıyla kavgalı hale, ihtilaflı hale getirdi. İşte, büyükşehir adayımız avukat. Avukatlara şöyle bir sorun; en çok hangi davalar geliyor bugün size diye, kiracı ev sahibi davası. Ama bu milletin zaten kabaca yarısı ev sahibi yarısı kiracı. Milletin yarısı diğer yarısıyla kavgalı, ihtilaflı.

Üzerinden 25 sene geçse de 99 depremleriyle yaşadığımız acıdan maalesef ders çıkartılmadı. Çünkü zihniyet değişmedi arkadaşlar, zihniyet. 6 Şubat günü, depremin olduğu saatte, Adıyaman’da binlerce insan saat 04.17’de o duran saat kulesine yürürken ‘Sahipsiz Memleket!’ diye haykırmıştı; ki ben tam 6 Şubat tarihinde Adıyaman’daydım. 5’inde Kahramanmaraş 6’sında Adıyaman. Oradaki vatandaşlarımızla şöyle bir dertleştik. Tam 1 yıl sonra durumu yerinde izledik, gözledik. Evet, sahipsiz memleket.

Ülkemizin her köşesinde ‘sahipsiz memleket’ hissi yaşanıyor. Her afette, her felakette, yurdumun bir başka köşesi ‘sahipsiz’ kalıyor. Erzincan’da, altın aranıyor; madende çalışan işçilerimiz sahipsiz kalıyor. Marmara Denizi’nde bir gemi fırtınada denize açılıyor; denizcilerimiz sahipsiz kalıyor. Sokakta yürürken çatışmalar yaşanıyor, insanlar yaralanıyor; vatandaşlarımız sahipsiz kalıyor.

İdeolojik zıtlıklar, siyasi görüş ayrılıkları fark etmiyor. İfade özgürlüğünü savunuyorlar, ama sadece kendileri için. Şiddete karşı çıkıyorlar, ama sadece kendileri için. Hak-hukuk diyorlar, ama sadece kendileri için. İktidarıyla muhalefetiyle, yerel seçimlerdeki ‘matematikleri’ belli: Belediyecilik ‘eşittir’ komisyonla plaza dikilecek boş arsalar. Belediyecilik ‘eşittir’ eşe dosta dağıtılacak haksız hukuksuz ruhsatlar.

Bir, biz iyi yönetiriz diyoruz. İki, biz temiz yönetiriz diyoruz. Ve bunu da laf olsun diye söylemiyoruz. Kocaeli’yi layık olduğu gibi, demokrasiyle, adaletle ve tertemiz yöneteceğimizi apaçık belgelerle ortaya koyuyoruz. Seçim geliyor diye değil, bundan tam iki yıl önce Yerel Yönetimler ve Şehircilik Eylem Planı’nı ortaya koyan biziz; DEVA Partisi’nden başka bunu yapan yok.”

Paylaşın

2024 Yılında Toplanacak Her 100 Lira Verginin 17 Lirası Faize Gidecek

Faiz harcamalarının 2024’te artması bekleniyor. Türkiye 2003-2023 arasında faize 563 milyar dolar ödedi. 2023’te 28,4 milyar dolara ulaşan faiz ödemesi 2011 yılından bu yana yıllık en yüksek değer oldu.

2023’te iktidarın topladığı 100 lira verginin 15 lirası faize gitti. 2024 yılında toplanacak vergilerin de en az 17 lirası faize gidecek.

“Yeni ekonomi modeli” sonrası rasyonel zemine dönmeye çalışan Türk ekonomisi için 2023 yılı birçok önemli göstergede son 20 yılın en kötü dönemi oldu. İktidarın beklentisine göre 2024 yılı daha da zor olabilir.

Merkezi yönetim bütçesinde gelirlerin giderleri karşılama oranı 2023 yılında yüzde 78,7’ye kadar düştü. 2024’te planlanan beklenti ise yüzde 75,9’a kadar düşmesi. Bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının 2023 yılında yüzde 5,4 gerçekleşmesi bekleniyor. 2024’te bunun yüzde 6,4’a yükseleceği tahmin ediliyor.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın (HMB) verilerine göre AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılının sonunda merkezi yönetim bütçesinde gelirlerin giderleri karşılama oranı yüzde 66,4 idi. AK Parti iktidarının yaptığı ilk bütçe olan 2003 sonunda ise bu oran yüzde 71,5’e çıktı.

Bu oran 2004’te yüzde 80,8’e çıkarak önemli bir toparlanmanın başlangıcı oldu. 2009’daki yüzde 80,3 dışında bu oran 2003 yılına kadar hiç yüzde 85’in altına düşmedi.

2003’te gelirlerin giderleri karşılama oranı yüzde 78,7 oldu. Bu oran 2004-2023 yılını kapsayan son 20 yıldaki en düşük değer olarak kayıtlara geçti.

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa göre merkezi yönetim bütçesi gelirleri 8 trilyon 353 milyar 29 milyon 549 bin; giderleri ise 11 trilyon 7 milyar 879 milyon 53 bin lira öngörülüyor.

Böylece gelirlerin giderleri karşılama oranı yüzde 75,9’a kadar düşecek. Bu beklentinin ne kadar gerçekleşeceği ise yıl sonunda ortaya çıkacak.

2002 yılında yüzde 11,1 olan bütçe açığının GSYH’ye oranı, 2003 yılından itibaren alınan tedbirlerle azalarak 2006 yılında yüzde 0,6 seviyelerine kadar düştü. Küresel krizin etkisiyle 2009 yılında yüzde 5,2’ye çıkan bütçe açığının GSYH’ye oranı 2022 yılında yüzde 1 olarak gerçekleşti.

2023 yılı verileri henüz resmen netleşmedi. Eylül 2023’te yayımlanan Orta Vadeli Program’da bu oran yüzde 6,4 olarak öngörülmüştü. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz bütçe kanunu görüşmelerinde bu oranın yüzde 6’nın altında gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) hesabına göre ise bütçe açığının OVP’de hedeflenen 2023 GSYH’sine oranı yüzde 5,4 civarında olacak. Cevdet Yılmaz 2024 yılındaki oranın da yüzde 6,4 olarak tahmin ettiklerini açıkladı.

Faiz giderleri 2024’te artacak

Faiz harcamalarının 2024’te artması bekleniyor. Türkiye 2003-2023 arasında faize 563 milyar dolar ödedi. 2023’te 28,4 milyar dolara ulaşan faiz ödemesi 2011 yılından bu yana yıllık en yüksek değer oldu.

2023’te iktidarın topladığı 100 lira verginin 15 lirası faize gitti. 2024 yılında toplanacak vergilerin de en az 17 lirası faize gidecek.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de Evlenme Yaşı Artmaya Devam Ediyor

Türkiye’de ortalama ilk evlenme yaşı 2023 yılında erkeklerde 28,3’ken kadınlarda 25,7 oldu. Bu sayı, 2022’de erkeklerde 28,2’yken kadınlarda 25,6’ydı. 2001 yılında ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 26, kadınlarda 22,7’ydi.

Haber Merkezi / Kaba evlenme hızının 2023 yılında en yüksek olduğu il, binde 8,09 ile Kilis oldu. Bu ili binde 7,81 ile Aksaray, binde 7,57 ile Gaziantep izledi. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 4,52 ile Gümüşhane oldu. Gümüşhane’yi binde 4,82 ile Tunceli, binde 4,98 ile Malatya izledi.

Kaba boşanma hızının 2023 yılında en yüksek olduğu il, binde 3,05 ile İzmir olurken bu ili binde 2,94 ile Antalya, binde 2,80 ile de Karaman izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,36 ile Hakkari oldu. Hakkari’yi binde 0,44 ile Şırnak, binde 0,55 ile Muş izledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Evlenen çiftlerin sayısı 2022 yılında 575 bin 891 iken 2023 yılında 565 bin 435 oldu. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı 2023 yılında binde 6,63 olarak gerçekleşti.

Boşanan çiftlerin sayısı 2022 yılında 182 bin 437 iken 2023 yılında 171 bin 881 oldu. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2023 yılında binde 2,01 olarak gerçekleşti.

Yıllara göre ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde, her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşının arttığı görüldü. Ortalama ilk evlenme yaşı 2023 yılında erkeklerde 28,3 iken kadınlarda 25,7 oldu. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı ise 2,6 yaş olarak gerçekleşti.

Kaba evlenme hızının 2023 yılında en yüksek olduğu il, binde 8,09 ile Kilis oldu. Bu ili binde 7,81 ile Aksaray, binde 7,57 ile Gaziantep izledi. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 4,52 ile Gümüşhane oldu. Bu ili binde 4,82 ile Tunceli, binde 4,98 ile Malatya izledi.

Toplam evlenmeler içinde yabancı kişiler ile evlenmeler incelendiğinde, yabancı damatların sayısı 2023 yılında 6 bin 345 olup toplam damatların yüzde 1,1’ini oluştururken yabancı gelinlerin sayısı 31 bin 29 olup toplam gelinlerin yüzde 5,5’ini oluşturdu.

Yabancı damatlar uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı damatlar içinde yüzde 21,9 ile Alman damatlar birinci sırada yer aldı. Alman damatları yüzde 19,2 ile Suriyeli damatlar ve yüzde 5,1 ile Avusturyalı damatlar izledi.

Yabancı gelinler uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı gelinler içinde yüzde 12,0 ile Özbek gelinler birinci sırada yer aldı. Özbek gelinleri yüzde 11,3 ile Suriyeli gelinler ve yüzde 9,1 ile Azerbaycanlı gelinler izledi.

Kaba boşanma hızının 2023 yılında en yüksek olduğu il, binde 3,05 ile İzmir oldu. Bu ili binde 2,94 ile Antalya, binde 2,80 ile Karaman izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,36 ile Hakkari oldu. Bu ili binde 0,44 ile Şırnak, binde 0,55 ile Muş izledi.

Evlilik süresine göre boşanmalar incelendiğinde, 2023 yılında gerçekleşen boşanmaların yüzde 33,4’ü evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 21,7’si ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti.

Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2023 yılında 171 bin 881 çift boşanırken 171 bin 213 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin 2023 yılında yüzde 74,9’u anneye, yüzde 25,1’i babaya verildi.

Paylaşın

Özel, Seçimler Sonrasını İşaret Etti: Acı Reçete Geliyor

Antalya’da partisinin aday tanıtım toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Seçimlere gidiyoruz. İki tane ittifak yarışıyor. 30 parti var ama 2 ittifak yarışıyor” dedi ve ekledi:

“Biri Cumhur İttifakı, eski bir ittifak. Renkleri koyu gri ve memleketin üstüne kara bulut gibi çökmüşler. Bu bir korku ittifakı. Diğer tarafta çok sayıda parti var ama Cumhur İttifakı’nın bu tehdit dili karşısında tek bir parti yok. Adı Millet İttifakı değil, o seçimlerde kaldı. Cumhur İttifakı’nı yenmek için kimseyi dışlamayan bir ittifaka ihtiyaç var. Bunu başaracak olan bizim ittifakımızdır, adı Türkiye ittifakıdır.”

Seçimlerin ardından ekonomide ‘acı reçete’ uygulamasının başlayacağını dile getiren Özel, “1 Nisan’dan sonra hepinizi çok büyük bir tehlike bekliyor. Sıkı maliye politikası, yani acı reçete bekleniyor. Kime? KKM’den zengin olanlara, gökdelen sahiplerine değil. Emekliye, Ayşe teyzeye. Zamlarla, enflasyonla, vatandaşın gelirine yapılması gereken zamlardan kısacak bir acı reçete geliyor. 1 Nisan’da yine vatandaşın sırtına binmeyi planlıyorlar. Bundan 31 Mart’ta kurtulabilirsin.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya’da partisinin aday tanıtım toplantısında konuştu.  CHP Lideri Özel, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Aday belirleme süreçleri her zaman süreçler. Kırgını mutsuzu olmadan tamamlanması mümkün olmayan süreçler. Belediye başkanlarımıza 3 ayda bir halkın memnuniyet anketlerinin tek bir merkezden ortak sorularla yapıldığı doğru örneklem ve yöntem konusunda herkesin mutabık olduğu ölçme değerlendirme sistemiyle milletimizin görevlendirdiği belediye başkanlarına karne vereceğiz.

Gelecek 5 yılın sonuna gelindiğinde önlerine konulan anketler bir sürpriz değil 5 yıllık bir trendin bildikleri yönettikleri kötüye giden bir şey varsa tedbir aldıkları güçlü yönlerini kuvvetlendirdikleri belgeler olacak. Antalya’da göreve devam ettiğimiz belediye başkanlarımız var gelecekte partiye katkılarını ümit ettiğimiz arkadaşlarımız var.

Bunların her birisinin kendilerine ait ayrı hikayeleri var. Ben özellikle bugüne kadar partimize hizmet etmiş 1 nisandan sonra partimize kentimize farklı alanlarda katkı sağlayacak, göreve devam etmeyecek arkadaşlarımıza yürekli arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Ne Antalya’da ne de Türkiye’nin başka yerinde adaylaştırmadığımız arkadaşlarımız birilerinin adaylaştırmadıkları gibi “metal yorgunluğu var”, “FETÖ’cülükle suçlanan” kişiler gibi değiller.  Bizim göreve devam edenlerin de etmeyenlerin de vatan severliğinden dürüst yönetici olduklarından, çalışkanlıklarından ve partililiklerinden şüphemiz yoktur.

Sayın başkan bana partinin yetkili organlarına teşekkür etti. Ancak sayın başkanı adaylaştıran ne Özgür Özel’dir ne MYK’dır. Muhittin Böceği adaylaştıran yaptığı hizmetlerin Antalya halkından gördüğü teveccühtür.

Yola devam ettiğimiz arkadaşlarımız yapılan memnuniyet anketlerinde seçildiği günden ilerde partinin oyundan ilerde olan arkadaşlarımızdır. Göreve devam edemediklerimiz seçimi kaybedecekleri için değil yapılan anketlerde ilçede beldede talebin değişim yönünde bir frekans alınan halkın değişim istediği ve bu nedenle de yapılan profil anketlerine göre aday çalışmalarının yapıldığı yerlerdir.

Göreve devam etmediğimiz arkadaşlarımız var ama bir arkadaşımız göreve kendisi bizim onun memnuniyet anketini ifade etmemizi istedi. Sevgili Şükrü Sözen görevi bırakıyor ama biz onu bırakmıyoruz.

Beka sorunu var diyorlar. Beka sorunu nedir? Dış güçler gelecekler, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler. O beka sorunlarını bu memleket çok gördü. Beka sorunu olduğunda kimin ne olduğunu da gördü. Bu ülke işgal altındayken ‘Geldikleri gibi giderler de’ diyenleri de gördü. İşgal orduların gemilerinin altına halı serenleri de gördü.

O yüzden beka sorunu olur da bu ülke yine dış güçler olursa herkes emin olsun. Recep Tayyip Erdoğan geliyor diye  il başkanlığından görevlendirilen altı tane gencin kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyip beklemesiyle olmaz. Öyle olursa Çanakkale’de kefensiz yatanlar var burada.

Bu memlekete biz sahip çıkarız. Öyle Afrin operasyonundan sonra kamuflaj bir yanına Cumhurbaşkanlığı forsu, gidip orda fotoğraf çektiriyor. 8 gazetede manşet. ‘Erdoğan’a kamuflaj ne de yakışmış.’ Bir kamuflaj yakışacaktıysa niye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakışıyor? Bilal Erdoğan’, Burak Erdoğan’a yakışaydı da göreydik.

“1 Nisan’da yine vatandaşın sırtına binmeyi planlıyorlar”

Bir kişiye bir borcumuz var. Biz CHP olarak mevcut belediyelerin olduğu yerlerde memnuniyet anketleriyle ilerliyoruz. Antalya’da hem de memnuniyet anketi de iyi olmasına rağmen bizim ilçemizin kültüründe ön seçim var önseçimle geldim göreve devam etmek için de sandıktan çıkmayı yeğlerim diyen Gazipaşa Belediye Başkan’ımıza Mehmet Ali Yılmaz’a teşekkür ediyorum.

1 Nisan’dan sonra hepinizi çok büyük bir tehlike bekliyor. Sıkı maliye politikası, yani acı reçete bekleniyor. Kime? KKM’den zengin olanlara gökdelen sahiplerine değil. Emekliye, Ayşe teyzeye. Zamlarla, enflasyonla, vatandaşın gelirine yapılması gereken zamlardan kısacak bir acı reçete geliyor. 1 Nisan’da yine vatandaşın sırtına binmeyi planlıyorlar. Bundan 31 Mart’ta kurtulabilirsin.

10 kişiden 8’nin memleketin adaletine güvenmediği bir yerde Erdoğan ‘Adalet yoksa refah yok’ diyor. Bu ülkede vergide, toplumsal yaşamda, inançlarda, mezheplerde ve bunlara devletin verdiği hizmetlerde, yargıda adalete ihtiyaç var

Milli takım gol atınca ayağa kalkıp sevinen herkesin oyuna talibiz. Bu ittifakın adı Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakı’nın renkleri, Cumhuriyet Halk Partisi’yle aynı. Kırmızı beyaz. Bizim logomuz da öyle ama rengini partimizden almadı. Al bayraktan aldı.”

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Rusya’ya Yönelik Yeni Yaptırımlar

Rusya – Ukrayna Savaşı’nda iki yıl geride kalırken, Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya karşı yeni bir dizi yaptırım kararı aldı. Yaptırımların tam ayrıntıları bu hafta içinde AB’nin resmi gazetesinde yayınlandıktan sonra belli olacak.

Haber Merkezi / Ancak paket, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önde gelen eleştirmeni Aleksey Navalny’nin ölümüne karıştığı iddia edilen herhangi bir kişiyi kapsamıyor. Ayrıca alüminyuma yönelik daha sıkı kısıtlamalar da dahil edilmedi.

Bu yaptırımlar ilk kez Kremlin’in yasaklı malları ele geçirmesine yardımcı olduğundan şüphelenilen Çin anakarasındaki şirketleri hedef alıyor. Yaptırımların odağında Rusya’ya başta insansız hava aracı parçaları olmak üzere AB’de üretilen ileri teknoloji ve askeri ürünler sağlamakla suçlanan dünya çapındaki firmalar bulunuyor.

Diğer ülkelerin yanı sıra Türkiye’den şirketler de listede yer alıyor. Şu anda 2,000’den fazla ismin yer aldığı kara listeye çoğu Rusya’dan olmak üzere yaklaşık 200 kişi ve kuruluş eklendi.

Avrupa Birliği (AB), Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ikinci yıl dönümü öncesi Moskova’ya yönelik 13’üncü yaptırım paketi üzerinde uzlaştı.

AB dönem başkanı Belçika, AB büyükelçilerinin prensipte anlaştığı paketin kısa süre içinde resmiyet kazanacağını duyurdu.

Belçika’nın sosyal medya platformundaki AB Konseyi Dönem Başkanlığı hesabından yapılan paylaşımda, söz konusu yaptırımlar için “AB’nin onayladığı en kapsamlı paketlerden biri” ifadesi kullanıldı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de bu paylaşımı alıntılayarak yaptığı açıklamada, “Putin’in savaş makinesini bozmaya devam etmeliyiz” dedi.

AB’nin yaptırım listesindeki kuruluş ve kişi sayısının toplamda 2 bine ulaştığını belirten von der Leyen, “Kremlin’in üzerindeki baskıyı yüksek tutmayı sürdürüyoruz” ifadesini kullandı. Von der Leyen, 13’üncü paketle Rusya’nın insansız hava araçlarına erişimini de azaltmaya devam ettiklerini sözlerine ekledi.

Reuters, yeni paketle birlikte Rus hükümetiyle ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle bağlantılı yaklaşık 200 kuruluş ve kişinin daha AB’nin yaptırım listesine girdiğini aktardı. Diğer ülkelerin yanı sıra Türkiye’den şirketler de listede yer aldı.

AFP haber ajansı, yaptırım paketinin taslağında, Rus ordusuna tedarikte bulunan üç Çin şirketine ihracat yasağı getirilmesi ve Moskova’ya füze sağladığı için Kuzey Kore Savunma Bakanı’nın da kara listeye alınması gibi müeyyideler de bulunduğunu bildirmişti.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali 24 Şubat 2022’de başlamıştı. AB o tarihten beri Rusya’ya yönelik 12 ayrı yaptırım paketini hayata geçirdi.

Savaş nasıl sona erebilir?

Siyasi ve askeri analistler, iki tarafın da teslim olmaya niyetli görünmediği ve Putin’in iktidarda kalmayı sürdüreceği göz önüne alındığında, savaşın uzun süre devam edeceğini tahmin ediyor.

Küresel güvenlik düşünce kuruluşu Globsec, farklı sonuçların olasılığını değerlendirmek için çok sayıda uzmanın görüşlerini bir araya getirdiği bir çalışmaya imza attı.

Bu çalışmada ortaya çıkan en olası senaryo, 2025 sonrasına uzanan bir yıpratma savaşında, her iki tarafın da ağır kayıplar vereceği ve Ukrayna’nın müttefiklerinin silah tedarikine bağımlı kalmaya devam edeceği yönünde.

İkinci en olası senaryo ise Orta Doğu, Çin-Tayvan ve Balkanlar gibi dünyanın diğer bölgelerinde çatışmaların yaşanmasıyla birlikte Rusya’nın gerilimi tırmandırmak istemesi oldu.

Her ikisi de eşit derecede olası görülen diğer iki senaryo ise ya Ukrayna’nın bazı askeri ilerlemeler kaydetmesi ancak savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılamaması; ya da Ukrayna’nın müttefiklerinin Kiev’e verdiği desteği azaltarak ve müzakere edilmiş bir çözüme ulaşması için baskı yapmaları yönünde oldu.

Ancak hem ABD başkanlık seçimlerinin potansiyel etkisi hem de İsrail-Hamas çatışması başta olmak üzere diğer savaşların Ukrayna ve Rusya’nın destekçilerinin önceliklerini ve bağlılıklarını nasıl etkileyeceği konusunda belirsizlik devam ediyor.

Paylaşın