Erdoğan: Yasanın Verdiği Yetkiyle Son Seçimim

TÜGVA’nın 81 il temsilcisi ile bir araya gelen Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Ben burada ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Nefes adeta almaksızın koşturuyoruz” dedi ve ekledi:

“Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp adımları buna göre atmamız lazım.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart akşamı İstanbul’da Sinan Erdem Spor Salonu’ndaki TÜGVA Gençlik Buluşması öncesi TÜGVA’nın 81 il temsilcisi ile bir araya geldi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Etkinlikte bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin kendisi için “son seçim” olacağını söyledi.

Erdoğan, “31 mart akşamı o farklı bakanlara gereken cevabı vereceğiz diye inanıyorum. Onun için 22 gün var. 22 günü en güzel şekilde değerlendirerek gerek kadın kolları gerek gençler beraber bir çalışma ile inşallah gereken cevabı sandıkta vereceğiz” dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben burada ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Nefes adeta almaksızın koşturuyoruz. Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp adımları buna göre atmamız lazım.”

Gençlere inandığını ve güvendiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, bütün buralarda bir değişim dönüşümü yapalım. Çünkü gözler burada” ifadelerini kullandı.

2019’da yapılan yerel seçimlerde AK Parti üç büyük kent olan İstanbul, Ankara ve İzmir’de yenilgiye uğramıştı. Her üç kentte de yerel yönetimler CHP’ye geçmişti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a: Böyle Kötü Espri Görmedim

Katıldığı bir açılış töreninde Murat Kurum’u eleştiren Ekrem İmamoğlu, “Acemi aday sahnenin önünde 8 adım atıyor. Böylesi kötü espri, yalan ve iftira duymadım” dedi ve ekledi:

“İstanbul’un 39 ilçesine eşit davrandım. Size ait olanı size teslim ediyoruz. Öyle bir destek verin ki İstanbul bir daha asla ihmal, israf ve ihanet devrine dönmesin. Bundan sonra bu ülkenin bütün yöneticileri halkın taleplerine kulak tıkayarak siyaset yapamayacaklarını bu sandıktan çıkan sonuçlarla anlasınlar.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, Gaziosmanpaşa Yaşam Merkezi açılış töreninde açıklamalarda bulundu.

“Bu ülkenin başına gelen bütün kötülükler ayrımcılıktan ve particilikten olmuştur” diyen İmamoğlu, “Partizanlık değil belediyecilik yapıyoruz” ifadesini kullandı. Hiçbir yurttaşı hizmet almak için CHP’ye üye olmaya zorlamadıklarını vurgulayan İmamoğlu, ’16 milyon İstanbullunun emrinde, bir avuç insanın karşısında olduğunu’ söyledi.

İBB Başkanı İmamoğlu, “Hayatlarına dokunduğumuz 19 bin Gaziosmanpaşalı çocuğumuz var. Bu desteği verirken bir kişiye etnik kökenini, yaşam tarzını, inancını sormayız. Eskiden yapılanı biz yapmayız” dedi. Derneklere ve vakıflara çalışma dönemini sonlandırdıklarını tekrarlayan İmamoğlu, “Halkın bütçesine asalak gibi yapışanları o bütçeden uzak tutacağız. Sahillere, yeşil alanlara çöreklenenlere, 16 milyon yetki vermez” diye konuştu.

“Böylesi kötü espri, yalan ve iftira duymadım”

AK Parti ve MHP’nin ana omurgasını oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın İBB başkan adayı Murat Kurum’u da eleştiren İmamoğlu, şunları söyledi: “Acemi aday sahnenin önünde 8 adım atıyor. Böylesi kötü espri, yalan ve iftira duymadım.

İstanbul’un 39 ilçesine eşit davrandım. Size ait olanı size teslim ediyoruz. Öyle bir destek verin ki İstanbul bir daha asla ihmal, israf ve ihanet devrine dönmesin. Bundan sonra bu ülkenin bütün yöneticileri halkın taleplerine kulak tıkayarak siyaset yapamayacaklarını bu sandıktan çıkan sonuçlarla anlasınlar.”

Paylaşın

Gıda Fiyatları Dünyada Yüzde 10.5 Düşerken, Türkiye’de Yüzde 71.03 Arttı

Küresel gıda fiyatları şubatta bir önceki aya göre yüzde 0,7, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,5 azaldı. Türkiye’de ise şubatta gıda fiyat endeksi (Alkolsüz içecekler hariç) aylık bazda yüzde 8,44 yükselirken, yıllık bazda ise yüzde 71,03 arttı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Türkiye’de gıda fiyatlarında artış sürerken, dünyada gerilemeye devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi ocak ayında 118,2 seviyesinden şubat ayında 117,3’e düştü.

Buna göre küresel gıda fiyatları şubatta bir önceki aya göre yüzde 0,7, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,5 azaldı. Gıda fiyatları endeksi böylece Şubat 2021’den bu yana en düşük seviyede gerçekleşti.

Türkiye’de ise şubatta gıda fiyat endeksi (Alkolsüz içecekler hariç) aylık bazda yüzde 8,44 yükselirken, yıllık bazda ise yüzde 71,03 arttı.

FAO verilerine göre alt endekslerdeki değişimler ise şöyle oldu: Tahıl fiyatları endeksi, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 5,0 azaldı. Tahıl fiyatları yıllık bazda ise yüzde 22,4 geriledi.

Bitkisel yağ fiyatı endeksi, şubatta bir önceki aya göre yüzde 1,3, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 azaldı. Süt ürünleri fiyatı endeksi, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 1,1 artarken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,4 azaldı.

Et fiyatı endeksi, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 1,8 artmış, bir yıl öncesine göre ise yüzde 0,8 azaldı. Şeker fiyatı endeksi, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 3,2 artarken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,5 artış gösterdi.

Paylaşın

AK Partili Yavuz’dan Dikkat Çeken “Yeniden Refah” Açıklaması

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan AK Partili Ali İhsan Yavuz, “1 oyla seçimi kaybettiğiniz ya da kazandığınız yerler olabilir. YRP’nin kendi zaten kazanma iddiasında değil. Aday çıkartması kime sorsanız AK Parti’ye zarar verir diye düşünür” dedi.

Yeniden Refah Partisi (YRP), 14 – 28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı içerisinde yer almış, YRP’nin cumhurbaşkanı adayı Fatih Erbakan, adaylıktan Recep Tayyip Erdoğan lehine çekilmişti.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, katıldığı bir canlı yayında 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ali İhsan Yavuz, açıklamalarından Genel Seçimlerdeki ittifak ortağı Yeniden Refah Partisi’ni (YRP) eleştirerek, “YRP’nin kendi zaten kazanma iddiasında değil. Aday çıkartması kime sorsanız AK Parti’ye zarar verir diye düşünür” diye konuştu.

Yeniden Refah’ın AK Parti’ye seçimi kaybettireceğinden kaygılanan Yavuz, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“1 oyla seçimi kaybettiğiniz ya da kazandığınız yerler olabilir. Tablo buysa her adımın her şeyin önemi yoktur diyebilir miyiz? YRP ile uzun uzun oturduk. 6 toplantı yaptık. Elbette anlaşamayabiliriz ama sonraki yıllarda Cumhur İttifak zeminini ortadan kaldıracak yaklaşımlar sergilememek gerekir.

Bugün ne oluyor? CHP zihniyeti İmamoğlu ile devam ediyor. Allah’ın izniyle seçimi kazanacağız. Ama YRP’nin kendi zaten kazanma iddiasında değil. Aday çıkartması kime sorsanız AK Parti’ye zarar verir diye düşünür. Göreceksiniz Malatya’da da net bir tablonun ortada olduğunu göreceğiz.”

Ne olmuştu?

Yeniden Refah Partisi (YRP), 14 – 28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı içerisinde yer almış, YRP’nin cumhurbaşkanı adayı Fatih Erbakan, adaylıktan Recep Tayyip Erdoğan lehine çekilmişti.

Yerel seçim gündemine gelindiğinde ise, Yeniden Refah ile AK Parti arasında yapılan görüşmeler neticesiz kalmış ve iki parti de seçimlere tüm yurtta kendi adaylarıyla girme kararı almıştı. AK Parti’nin yeniden aday göstermediği birçok belediye başkanı da Yeniden Refah Partisi’nde aday olmuştu.

Paylaşın

İstanbul Seçimleri: İmamoğlu’nun Üç Handikabı

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kalırken, seçim sonucu en çok merak edilen İstanbul için değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Araştırmacı Bekir Ağırdır, Ekrem İmamoğlu’nun Murat Kurum’un önünde olduğunu, ancak bu farkın kesin bir kazanma ima etmediğini belirtti.

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) oy potansiyelinin Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’un kaybetmesine neden olabileceğine de dikkat çeken Ağırdır, “YRP devam da dese, vazgeçtik de dese benim için sürpriz olmayacak. Ancak YRP adayında ısrar ederse Murat Kurum’un potansiyel oylarında kayda değer büyüklükte eksilme olacaktır” ifadelerini kullandı.

Bekir Ağırdır’ın Gazete Oksijende yer alan yazısında öne çıkanlar şöyle:

“31 Ocak’ta “Muhalefetteki dağılmaya bakılınca İmamoğlu’nun iki ay önceki avantajının kaybolduğunu, yarışın başa baş başladığını söyleyebiliriz” demiştik. Geçen altı haftadan sonra araştırmalara yansıdığı kadarıyla İmamoğlu’nun 2.5 puan farkla önde olduğunu ama bu farkın henüz kesin bir kazanma ima etmediğini not etmeliyiz

ktidar blokunun Ak Parti ve MHP kanadı ortak aday olarak Murat Kurum’u sahneye sürerken henüz Yeniden Refah Partisi’ni ikna edebilmiş değiller. Henüz diyorum, çünkü Erdoğan’ın siyaset tarzını öğrendiysek, son güne kadar YRP’yi ikna etmenin yollarını aramaktan, son dakika vazgeçişi için çabalamaktan vazgeçmeyecektir. YRP kanadı bu basınca nasıl dayanır, kararı ya da kararlılığı ne olur kestirmek mümkün değil. Çünkü mayıs genel seçimleri öncesinde de bu sürecin nasıl gelgitlerle yaşandığını görmüştük. O nedenle YRP devam da dese, vazgeçtik de dese benim için sürpriz olmayacak.

YRP adayında ısrar ederse Murat Kurum’un potansiyel oylarında kayda değer büyüklükte eksilme olacaktır. YRP’nin fırsatı iktidarın ekonomi politikalarından dolayı afallamış ama negatif kimliklenme duygusu ağır bastığı için de özellikle sol söyleme mesafeli, CHP ve DEM karşıtlığı güçlü muhafazakâr seçmen için adres olabilme potansiyeli. Bu potansiyeli nedeniyle araştırma bulgularından bakıldığında, Ak Parti MHP toplam oyları ülke genelinde yüzde 40-42 bandına, İstanbul’da yüzde 38-40 bandına sıkışmışken YRP İstanbul’da yüzde 5-6 oy oranına ulaşabilir de. Bu da Murat Kurum potansiyel oylarından eksilme, muhalif blokta adaylar arası dağılımlar nedeniyle İmamoğlu maksimum potansiyeline ulaşamasa bile Kurum’un kaybetmesine neden olacak bir oy oranı anlamına gelir.

Genel seçimlerdeki kazanımlarından sonra moral üstünlüğü ele geçirmiş olsalar da önceki bazı seçim dönemlerinde gözlediğimiz Ak Parti örgütsel gücü de çok arzulu ve gayretli görünmüyor henüz.

Genel seçimlerde gördüğümüz iktidar bloku seçmeni sanki yerel seçime kayıtsız, oyunu değiştirip İmamoğlu’na vermiyor olsa da İmamoğlu’nun kazanmasından rahatsız olmayacakmış gibi bir sessizlik içinde. Kurum’un kampanyası, toplantıları, mitingleri daha önceki seçimlerde gördüğümüz kalabalık, dirilik ve heyecandan ırak bir görüntü veriyor.

Yayınlanan araştırmalardan bakınca Murat Kurum henüz iktidar bloku oy potansiyeline ulaşabilmiş değil.

İmamoğlu ise iddialı bir siyasetçi. Erdoğan’la mücadeleyi göze almış, bu mücadeleden kaçmayan ve hatta arzulayan bir profil sergiliyor. Kararlı duruşu ve siyasi vizyonuyla Kurum’dan daha çok Erdoğan’la ve iktidar blokuyla mücadele görüntüsü veriyor. Buna karşılık bu mücadeleyi seçmenin gözüne sokmadan İstanbul’u esas alan kampanya söylemi, sloganları, vaatleri önde. İstanbul’a dair ama bunların seçmen gözünde Türkiye’ye dönük olduğunun bilincinde bir ton tutmuş durumda.

Tüm kamuoyu belediye başkanlığı seçimine odaklanmış olsa da İstanbul Büyükşehir Meclisi kombinasyonu da önemli olacak. Şu andaki gibi iktidar bloku üyelerinin çoğunlukta olduğu bir meclis matematiğinde kazansa bile handikaplarının neler olduğunu İmamoğlu yaşadı. Bunun farkında olarak İstanbul’un her bir ilçesinde muhalif blok oylarını konsolide edebilmek gibi bir stratejisi olduğu anlaşılıyor. O nedenle ilçe adaylarıyla bütünleşik bir strateji ve kampanya yürütülmeye çalışıldığı gözleniyor.

Beklenenden daha organize bir kampanya ve çalışılmış bir siyasal strateji izliyor, bugüne kadar da oldukça özgüvenli biçimde kendi gündemini takip ediyor.

Öte yandan üç büyük handikabı var. Birincisi aday belirleme süreçlerinin yanlış yönetilmesi nedeniyle CHP örgütü ne kadar güçlü, bu güç yerel seçim sürecinde ne kadar arzulu ve gayretli olduğunu henüz bilmiyoruz, çünkü sahada henüz CHP örgütü yok gibi. CHP’nin gelenekselleşmiş iç gruplaşmaları, gerilimleri adaylık süreçlerinin yanlış yönetimi nedeniyle daha da kemikleşmiş durumda. Kurultay ile genel başkanını değiştirmiş olmak bile yeterince güçlü bir hikâye imkânı sunarken CHP bu fırsatı üç ayda tüketti. Buna karşılık 2019 seçimlerinde yaşanan benzer bir gerilim ve eksiklik nedeniyle örgütlenmiş gönüllüler ağının bu seçimde de sahada olduğu gözleniyor.

İkinci handikabı İyi Parti’nin, DEM’in, Zafer ve Saadet partilerinin kendileri açısından güçlü adaylar çıkarmış olmaları. Bu partilerin seçmenlerinin kendi partilerinin adayları ile İmamoğlu arasında bölüneceği anlaşılıyor. Bu da İmamoğlu’nun potansiyel oyu ya da İstanbul muhalif oyundan eksilme sonucu doğuracak.

Öte yandan muhalif seçmendeki umut yorgunluğunun seçim yaklaştıkça, Erdoğan sahneye çıktıkça bir miktar daha gerilemesi ve İmamoğlu’nun oy desteğinin artması beklenebilir.

İstanbul seçim sonuçlarını etkileyecek katılım oranından sonraki ikinci dinamik, İmamoğlu ve Kurum dışındaki adayların kendi blok içlerinden ne kadar oy alacakları olacak. Araştırmaların ulaşabildiğimiz detaylarına bakıldığında muhalefetteki adayların partilerinin oylarının ancak yarılarını alabildikleri, diğer yarılarının İmamoğlu’na dönük olduklarını da not edelim.

Şu ana dek yayınlanan anketlerde grafikte de gördüğünüz gibi İmamoğlu başından beri önde gidiyor. Yayınlanan 27 araştırmanın verdiği örüntüde şu noktalar öne çıkıyor.

‘İmamoğlu 2,5 puan farkıyla önde’

25 Ocak-17 Şubat arasında İmamoğlu ve Kurum arasındaki fark daralmış gibi görünse de 17 Şubat’tan bu yana yarış İmamoğlu’nun lehine dönmüş durumda.

Farklı araştırmalarda İmamoğlu-Kurum oy farkı 1.5 ile 5 puan arasında görünse de hesaplamalara göre fark 21 Şubat’tan bu yana İmamoğlu’nun lehine ortalama 2.5 puan gibi gözüküyor. Bu oran yaklaşık 250 bin İstanbullu seçmene tekabül ediyor. Başbaşa gerçekleşen, 15 bin oyla İmamoğlu’nun kazandığı 31 Mart 2019 seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında tüm kısıtlamalara karşın bugünkü puan farkı İmamoğlu’nun başarısıdır ama 23 gün sonrasını henüz garantileyen bir sonuç da değil kuşkusuz.

31 Ocak’ta bu sütunlardaki yazımızı bitirirken gözlemimiz, “Muhalefetteki dağılmaya ve yıkıcı karşılıklı söylemlere bakılınca İmamoğlu’nun iki ay önceki kağıt üzerindeki avantajının kaybolduğunu ve İmamoğlu-Kurum yarışının başa baş bir noktadan başladığını söyleyebiliriz” demiştik. Geçen altı haftadan sonra araştırmalara yansıdığı kadarıyla İmamoğlu’nun 2.5 puan farkla önde olduğunu ama bu farkın henüz kesin bir kazanma ima etmediğini de not etmeliyiz.”

Paylaşın

Şubat Ayında Borsa Yatırımcısını Güldürdü

BIST 100 endeksi, aylık ve üç aylık ve yıllık dönemde yatırımcısına en yüksek getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Altı aylık dönemde ise külçe altın yatırımcısına en yüksek getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 9,74, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 8,91 oranlarıyla BIST 100 endeksinde gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi (brüt) yüzde 1,01, Amerikan Doları yüzde 1,34, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 1,94, külçe altın yüzde 2,33 ve Euro yüzde 2,37 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

TÜFE ile indirgendiğinde; mevduat faizi (brüt) yüzde 1,76, Amerikan Doları yüzde 2,09, DİBS yüzde 2,68, külçe altın yüzde 3,07 ve Euro yüzde 3,11 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

BIST 100 endeksi, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 6,02, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 0,91 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde Euro, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 1,76, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 6,50 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmeye göre külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,38 oranında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlarken; TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 4,72 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir. Aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 21,66, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 27,80 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 24,45,  TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 9,71 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından külçe altın yüzde 23,29, Euro yüzde 11,66 ve Amerikan Doları yüzde 10,87 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; mevduat faizi (brüt) yüzde 22,26 ve DİBS yüzde 48,09 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

TÜFE ile indirgendiğinde külçe altın yüzde 8,70 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Euro yüzde 1,56, Amerikan Doları yüzde 2,26, mevduat faizi (brüt) yüzde 31,46 ve DİBS yüzde 54,23 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Paylaşın

Akademik Özgürlükler Endeksi: Türkiye, Son Sıralara Geriledi

Türkiye, Akademik Özgürlükler Endeksi’nde son sıralara geriledi. Araştırmacılar endeksi hazırlarken “araştırma ve öğretme özgürlüğü”, “akademik ve kültürel ifade özgürlüğü”, “akademik alışveriş ve bilgi yayma”, “kurumsal özerklik” ve “kampüs bütünlüğü” olmak üzere beş ölçütü mercek altına aldı. Türkiye’nin tüm bu ölçütlerde önemli puan kaybettiği tespit edildi.

Endekste yer verilen grafikte, Türkiye’nin akademik özgürlüklerde 2002-2009’da tarihinin en iyi seviyesinde olduğu (1 tam puan üzerinden 0,56 puan), 2009’dan 2017’ye kadar sert bir düşüş sürecine girdiği ve 2023 itibarıyla 0,09 puana gerilediği görülüyor. Endeksin hazırlanmasında dünyanın dörtbir yanından 2 bin 329 ülke uzmanının değerlendirmelerinden yararlanıldığı bildirildi.

İsveç’ten Göteborg Üniversitesi ile Almanya’dan FAU Erlangen-Nürnberg Üniversitesi araştırmacılarının hazırladığı Akademik Özgürlükler Endeksi, dünya nüfusunun yarısına yakın bir bölümünün akademik özgürlüklerin bulunmadığı ülkelerde yaşadığını ortaya koydu. Her yıl yayımlanan endekse göre, 2023 sonu itibarıyla 3,6 milyar insan akademik özgürlüklerden mahrum kalırken mevcut durum, elli yıl önceki döneme benzetildi.

179 ülkenin mercek altına alındığı endekste akademik özgürlüklerin 23 ülkede gerilemekte olduğu ve sadece 10 ülkede iyileşme kaydettiği belirtildi. Son elli yıllık dönemde ise akademik özgürlüklerin 56 ülkede iyiye gittiği ve 61 ülkede yüksek seviyelere ulaştığı kaydedildi.

Akademik özgürlükler açısından ülkelerin “tamamen özgür”, “genel olarak özgür”, “hafif kısıtlı”, “ciddi şekilde kısıtlanan” ve “tamamen kısıtlanan” olarak beş gruba ayrıldığı endekste Türkiye, en alt grupta, akademik özgürlüklerin tamamen kısıtlandığı ülkeler arasında yer aldı.

2013-2023 döneminde Türkiye, en alttaki yüzde 10’luk dilimde Mısır ve Küba’nın ardından üçüncü sırada geldi, Türkiye’yi Afganistan izledi. En alttaki yüzde 10’luk dilimin en sonunda ise Kuzey Kore yer aldı.

Son elli yıllık dönemde de Türkiye akademik özgürlüklerin belirgin bir şekilde kötüye gittiği on ülke arasında Amerika Birleşik Devletleri, Bangladeş ve Hindistan ile birlikte sayıldı. Elli yıl önceki özgürlüklerle karşılaştırmalı değerlendirmede ise Türkiye, Laos ve Afganistan ile benzer şekilde gruplandırıldı.

İki üniversiteden araştırmacılar endeksi hazırlarken “araştırma ve öğretme özgürlüğü”, “akademik ve kültürel ifade özgürlüğü”, “akademik alışveriş ve bilgi yayma”, “kurumsal özerklik” ve “kampüs bütünlüğü” olmak üzere beş ölçütü mercek altına aldı. Türkiye’nin tüm bu ölçütlerde önemli puan kaybettiği tespit edildi.

Düşüş 2009’da başladı

Endekste yer verilen grafikte, Türkiye’nin akademik özgürlüklerde 2002-2009’da tarihinin en iyi seviyesinde olduğu (1 tam puan üzerinden 0,56 puan), 2009’dan 2017’ye kadar sert bir düşüş sürecine girdiği ve 2023 itibarıyla 0,09 puana gerilediği görülüyor. Endeksin hazırlanmasında dünyanın dörtbir yanından 2 bin 329 ülke uzmanının değerlendirmelerinden yararlanıldığı bildirildi.

Bir toplumdaki kutuplaşma ile akademik özgürlüklerin gerilemesi arasındaki bağlantıya işaret edilen raporda, bu tür toplumlarda üniversitelerin “biz ve ötekiler” girdabına kapılma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu, bu nedenle üniversitelerin özerkliğinin korunmasının büyük önem taşıdığı vurgusu yapıldı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Tuncer Bakırhan, Ekonomi Üzerinden İktidara Yüklendi

Konya Cihanbeyli’de halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Yakın zamanda bir anket yapıldı. Türkiye halklarının yüzde 73’ü ‘AKP iyi yönetmiyor, Türkiye’de işler kötüye gidiyor’ diyor. Hükümete sorduğumuz zaman ise güllük gülistanlık bir Türkiye’de yaşadığımızı söylüyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Emeklilere müjde, müjde, müjde dediler de ne yaptılar? Bin lira ikramiyenin üzerine koydular. Sonra da diyorlar ki emekli bu 3 bin lirayla bayram kutlasın. Yahu etin kilosunun 600 lira olduğu yerde, emekli kimi masasına oturtsun? Emekli hangi komşuyla otursun da yemek yesin, utanmaz herifler! Zannediyorlar ki herkes saraydaki gibi yaşıyor. Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar, halka!”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Konya’nın Kulu ve Cihanbeyli’de ilçelerindeki halk buluşmasına katıldı. Bakırhan, Cihanbeyli’deki halk buluşmasında şunları söyledi:

“Hepinizi partim adına saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz. Buradan Nagihan arkadaşımızı ve rahmetli Genel Başkanımız Murat Bozlak’ı saygı ve minnetle anıyorum. Yine şu anda cezaevinde olan kardeşiniz, arkadaşınız, yoldaşınız Leyla Güven ve Mehmet Bozlak’a da buradan binlerce selam gönderiyorum. Cezaevindeki yoldaşlarımız emin olsunlar ki bugün hem Kulu’da hem de Cihanbeyli’de onların bayraklarını kadın arkadaşları onurlu bir şekilde taşıyor.

Değerli Cihanbeyliler; aslında bir ilden daha büyük bir yüz ölçüme sahip Cihanbeyli. Ama maalesef siz Kürtler burada yaşadığınız için, dilinden ve kültüründen vazgeçmeyen onurlu İç Anadolu Kürtleri bu topraklarda yaşadığı için Cihanbeyli gerekli olan değeri bir türlü bulmadı. Yani Cizre nasıl üvey evlatsa, Siirt nasıl üvey evlatsa, Cihanbeyli de öyle üvey evlat olarak görülüyor. Bin yıllardır bu topraklarda kardeşçe barış içinde yaşamak isteyen Kürtler, maalesef Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar ayrımcı bir politikaya tabi tutuluyorlar.

İşte o yüzden bu seçimler; irademizi cezaevine atanlardan, dilimizi “bilinmeyen dil” olarak ananlardan, Kürt gençlerini işsiz bırakanlardan, Kürt kadınları ya katleden ya da cezaevine koyan bu sistemden hesap sorma günüdür. 31 Mart’ta değerlerimiz için, dilimiz için, kültürümüz için; Selahattinler, Figenler, Leylalar için Cihanbeyli’yi alacak mıyız?

Cihanbeyli bir Kürt kentidir, ilçesidir. Hem 7 Haziran seçimlerinde hem de sonrasında yapılan seçimlerde birinci partiye yakın oy alıyoruz. Neden Cihanbeyli gibi bir ilçemizde DEM Parti belediyesi olmasın? Kaldı ki DEM Parti demek; adalet demek, hukuk demek, halk demek, eşitlik demek. DEM Parti olarak belediyeyi aldığımız zaman kimi kendini bilmez, ırkçı, faşist, şoven adaylar gibi kapılarımızı halklara kapatmayacağız. Bizim kapılarımız herkese açık olacak. Türk’e de Kürt’e de Alevi’ye de Sünni’ye de. Bu kentte yaşayan herkese açık olacak.

Seçimlere 24 gün kaldı. Cumhurbaşkanı ve küçük ortağını dinlediğimiz zaman sanki harbe gidiyoruz, sanki savaş var. Savaş gemileri, tank, top diyor başka bir şey demiyorlar. Tek dertleri Kürtler insanca yaşamasın. Zannedersiniz ki yerel seçim yok, savaşa giriyoruz. Türkiye’de yerel seçimler için öyle bir hava estiriyorlar. Bu savaştan beslenenlerden, bu Kürt inkarından beslenenlerden, bu Kürtleri yoksullaştıranlardan hesap soracak mıyız?

“Bu toprakları Kürtsüzleştirmek istiyorlar”

Cihanbeyli Türkiye’nin en verimli toprakları üzerindedir. Böylesine verimli topraklarda olan bir ilçe dışarıya niye göç veriyor? İnsanlarımız geçinemediği için, demokratik bir ortamda yaşamadığı için. İnsanlar bu bereketli toprakları niye bırakır? Gübre alamıyor, mazot alamıyor, tarlasını ekemiyor, emekli maaşıyla geçinemiyor. İş yok, fabrika yok, aş yok. Kürt’sen hiçbiri yok! Bu sistem bilinçli olarak Kürtlerin olduğu her yerde, onları ekonomiyle, yoksullukla ya da baskı ve zorla tehdit ederek o toprakları Kürtsüzleştirmek istiyor. Peki, siz değerli halkımız; dilimizi yok sayan, kentlerimizi Kürtsüzleştirmek isteyen bu sisteme 31 Mart’ta gerekli cevabı verecek misiniz?

Türkiye bir tarım ülkesi, tarımı bitirdiler. Belki burada birçok insanımız tarlasını ekemiyor. Hayvancılık bölgesi ama Arjantin’den angus getiriyorlar, et ithal ediyorlar. Erdoğan gittiği her yerde, “Bizden önce yağ kuyrukları, şeker kuyrukları vardı” diyor. Şimdi tarım ve hayvancılık bölgelerinde et kuyruğu var, ekmek kuyruğu var. Eskiden insanların cebinde parası vardı ama yağ yoktu, gaz yoktu. Şimdi kimsenin cebinde parası yok. Bunlar ülkeyi yoksullaştırdılar, ekonomiyi batırdılar. Emekliler 10 bin lira maaş alıyor. Erdoğan ne diyor biliyor musunuz? “İktidara geldiğim zaman emekliler 66 lira alıyorlardı, şimdi ben 10 bin lira veriyorum.

Daha ne yapayım?” Erdoğan matematiği Devlet Bahçeli’den öğrenmiş. Bahçeli’nin o yaptığı ama kimsenin anlamadığı matematik var ya. Şimdi Erdoğan’a Cihanbeyli’den cevap veriyoruz. Evet, 66 lira alıyorlardı ama o 66 lirayla emekliler 7 çeyrek altın alıyorlardı, 7 çeyrek! Şimdi on bin lira ile kaç çeyrek altın alıyorlar? 2 buçuk altın. Ne kadar kaybettiler? 4 buçuk altın. Al sana matematik. Bahçeli’den değil halktan, esnaftan matematiği öğren Sayın Erdoğan!

Meclis’te Kürtçe konuşuyoruz sesimizi kısıyorlar, “bilinmeyen dil” diyorlar ama Bingöl’de Kürtçe şarkılarla seçim propagandası yapıyorlar. Amed’de Kürtçe seçim şarkıları çalıyorlar. Bu ikiyüzlüler Kürdistan’a gittikleri zaman Kürt oluyorlar, Ankara’ya geldikleri zaman kurt oluyorlar. Bunlar Ankara’da “Seyid Rıza, Şeyh Said teröristtir” diyor ama Kürdistan’da Şeyh Said’i anıyorlar. Öylesine ikiyüzlüdürler. 3-5 oy almak için yapmayacakları hile, hurda, haram yok. Dolayısıyla bu çalıp çırpanlardan, Kürt’ü yok sayanlardan, haram yiyenlerden, çocuklarımızın hakkını yiyenlerden kesinlikle hesap sormalıyız.

Şimdi belediye başkanları çıkmış İstanbul’da diyor ki biz kazanırsak Gazze halkı sevinecek. Haydi oradan! Sanki Cihanbeyli halkı bilmiyor İsrail’le en büyük gıda ticaretini yapanı. Cihanbeyli için, Kulu için Konya Büyükşehir Belediyesi ne yapıyor? Kürt nerede yaşıyorsa orada alt yapı yok, yol yok. Kürt’ün olduğu yerde çocuk için oyun parkı yok. Hani hakkaniyetliydiler? Hani belediye imkanlarını herkese eşit hizmet vermek için harcayacaklardı? Bakın, genel başkanı öyle, belediye başkanı böyle.

“Cihanbeyli’nin köylerinde doğru düzgün su ve elektrik yok”

Cihanbeyli’nin köylerinde doğru düzgün su ve elektrik yok, dünya kadar sorun var. Hızlı trenden sırf Cihanbeyli halkı yararlanmasın diye kenarından geçildi. Öyle mi değil mi? Peki, Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip bir ilçesinden neden hızlı tren geçmez? Cihanbeyli yararlanmasın diye, değil mi? Emin olun burası başka bir ilçe olsaydı, hattı tam merkezinde kurarlardı. Yine eğitim yok, sağlık yok. Vatandaş çok önemli bir hastalığa yakalandığı zaman Konya-Ankara yollarında yaşamını yitiriyor.

Hani sandıkta devrim yapmıştık? Hani sandıkta insanlar Avrupa standartları üzerindeydi? İl olacak bir ilçemizdir Cihanbeyli ama dikkat edin Cihanbeyli il olmuyor. Niye? Burada Kürtler yaşıyor, burada emekçiler yaşıyor, burada yoksullar yaşıyor. Dolayısıyla ekonomide bizi yoksullaştıran, dilimize “bilinmeyen dil” diyen, değerlerimizi kullanan, gençlerimizi Avrupa’ya, Amerika’ya, Kanada’ya göç yollarına bilerek koyan bu anlayış bizim dostumuz değildir.

Şimdi diğer siyasi partilerden kimi belediye başkanları çıkmış diyorlar ki biz de Kürt’üz. Yahu Kürt olan burada olur, Kürt halkının partisi DEM Parti’dir. Kürdistan halkının evi DEM Parti’dir. Afyon’da ırkçı, faşist bir belediye başkan adayının “Kürtler bu kapıdan giremez” sözünden sonra vicdanlı Kürt istifa eder, buraya yanımıza gelirdi? Öyle değil mi? Vicdanlı bir Kürt, “DEM Parti Meclis’te olmamalıdır” diyen iktidar partisinden aday olmaz.

Çünkü DEM Parti sizsiniz, Kürt’tür, emekçidir. Dolayısıyla Cihanbeyli halkımız kimseye kanmasın. Kürt’ün evi de burasıdır, kapısı da burasıdır, yeri de burasıdır. Kürt Leyla Güven’dir, Kürt Murat Bozlak’tır. Birileri Kürt kimliğini inkar edecek, reddedecek, belediyelerimize kayyım atayacak, belediye eş başkanlarımızı ve milletvekillerimizi cezaevine dolduracak; birileri de kendi çıkarları için gidip orada ben de Kürt’üm diyecek. Haydi oradan! Cihanbeyli halkı yemez bunları. Cihanbeyli halkı onurludur.

Bu sistemin bu topraklarda asimile etmediği, yok etmediği halk kalmadı ama İç Anadolu Kürtleri yüzyıllardır tüm baskılara rağmen dilini, kimliğini, kültürünü koruyarak onurlu bir duruş ortaya koymuştur. Bu onurlu halka onurlu belediye başkanları lazım. Bu onurlu halkı temsil edecek insanlar burada olun. Lütfen kimseye kanmayın, sizin eviniz burasıdır. Afyon’da “Kürtler belediyeden içeri giremez” diyen adayın partisi, burada hangi yüzle sizlerden oy isteyecek? İnsan biraz utanır.

Konya’da ırkçı saldırılardan dolayı Kürtler büyük baskı altındadır. Dedeoğulları ailesini biliyorsunuz. Kürt oldukları için 7 canlarını faşist, ırkçı bir zihniyet ellerinden aldı. Ne oldu davada? 1 kişiyi yakaladılar, üzerini örtmeye çalışıyorlar. Kürt’ü öldürmek bu sistem tarafından cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Kürt’ü katletmek, göçertmek ödüllendiriliyor. Daha dün faili meçhul cinayetlerde yargılanan o dönemin yöneticileri istinaf mahkemesi tarafından beraat ettirildi. Yani ne diyor yargı bize? Kürt’ü öldürmek serbest, Kürt’ü öldürene ceza yok.

O zaman diğer siyasi partilerdekilere sesleniyorum. Kürt’ün katliamına bile ödül veriliyorsa, hangi vicdanla oradasınız? Hangi vicdanla oy istiyorsunuz? İstiyorlar ki Kürtler dilinden vazgeçsin, Kürtler kimliğinden vazgeçsin. Peki, biz bunların dediğini yapacak mıyız? Hayır, biz Şeyh Saidlerin torunlarıyız. Dar ağacına giderken diyor ki ben istiyorum ki torunlarım benden utanç duymasın. Biz de diyoruz ki biz sizden utanç değil onur duyuyoruz, onur!

“Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar”

Yakın zamanda bir anket yapıldı. Türkiye halklarının yüzde 73’ü “AKP iyi yönetmiyor, Türkiye’de işler kötüye gidiyor” diyor. Hükümete sorduğumuz zaman ise güllük gülistanlık bir Türkiye’de yaşadığımızı söylüyorlar. Emeklilere müjde, müjde, müjde dediler de ne yaptılar? Bin lira ikramiyenin üzerine koydular. Sonra da diyorlar ki emekli bu 3 bin lirayla bayram kutlasın. Yahu etin kilosunun 600 lira olduğu yerde, emekli kimi masasına oturtsun? Emekli hangi komşuyla otursun da yemek yesin, utanmaz herifler! Zannediyorlar ki herkes saraydaki gibi yaşıyor. Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar, halka!

“Bize oy verene de vermeyene de saygı gösteririz”

Bu zihniyetin belediye başkanı da aynı mantıkta. Bakın Cihanbeyli Belediye Başkanı da kendi genel başkanını taklit ediyor. Diyor ki oy vermezseniz hizmet yok. Böyle bir anlayış olabilir mi? Peki, sen hiç DEM Parti’nin belediyelerini gördün mü? Biz, bize oy verene de vermeyene de kardeşçe yaklaşırız. Ben Siirt’te belediye eş başkanlığı yaptım. Kapımız Araplara da Türklere de Kürtlere de açıktı. Biz belediyenin her kuruşunu Siirt halkının menfaatini gözeterek herkes için adil ve eşit bir şekilde harcadık. Biz adil insanlarız.

Biz Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların torunlarıyız. Biz kimsenin hakkını yemeyiz, haram yemeyiz. Bizim başımız seccadede, elimiz semada, aklımız haramda olmaz, ancak onlarınki olur. Bize oy verene de vermeyene de saygı gösteririz. Onun demokratik düşüncesi olarak sayarız. Ama bunlar, oy yoksa hizmet de yok diyor. Haydi oradan! 24 gün kaldı ve 24 gün sonra bu halk seni de AKP zihniyetini de buradan süpürerek demokratik, halkçı, toplumcu belediyeciliği iktidara taşıyacaktır.

Değerli halkımız, sizden rica ediyorum. Buranın ikinci büyük partisiyiz. Bilhassa kadın arkadaşlar sizden rica ediyorum, lütfen ev ev gezin. Genç arkadaşlarım, kahveye gitmek yok. Lütfen dükkanları dolaşın, anlatın ne kadar haklı olduğumuzu. Türkiye’de barış için, demokrasi için, özgürlükler için mücadele ettiğimizi anlatın. Melelerimiz, seydalarımız, camide komşusuna anlatsınlar. Hırsızlık yapanlara, bizi reddedenlere Cihanbeyli’den belediyeyi alarak büyük bir cevap verelim.

Bu haramcılar, Kürtlerin belediyeyi kazandığı yerlere kaçak seçmen taşıyorlar. Sizden ricam, Kürdistan’dan gelmiş ama orada seçmen arkadaşlar varsa, el birliğiyle kendi kentlerinde oy kullanmaları için onlara ulaşmanız. Parası olmayan arkadaşlarımız il ve ilçe örgütlerimize gitsinler, sıcak bir demli çay içsinler, yol biletlerini alıp oylarını kullanmak için gitsinler. Bunlar bir haram seçmen taşıyorsa, biz iki helal seçmeni sandık başına götürmek zorundayız.

“Her birimiz belediye başkan adayı gibi çalışalım”

Ana muhalefet partisi her yerde “DEM Parti neden aday çıkardı?” diyor. Biz onlara Cihanbeyli’den söylüyoruz; sizin oyunuz burada belediye almaya yetmez, buyurun siz Cihanbeyli’de oylarınızı ikinci büyük parti olan DEM Parti’ye, bize verin ve burayı AKP’den kurtaralım. Değerli Cihanbeyliler, sizlerle her zaman gurur duyduk. Her yerde, Avrupa dahil olmak üzere yönetimlerdesiniz, katkı sunuyorsunuz, destek veriyorsunuz. Em bi we serbilind in. Em li ku derê bibînin serê me bilind dibe. Varsa kendi içimizdeki sorunları bir kenara bırakma zamanıdır.

Birlik olma zamanıdır, beraber olma zamanıdır. Anadilinize “bilinmeyen dil” diyorlar, hiç mi vicdanınıza dokunmuyor? Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Leyla Güven, Sebahat Tuncel içeride; binlerce insanımız suçsuz bir şekilde cezaevinde. “Kürt’üm” diyenin vicdanına hiç mi dokunmuyor? Dolayısıyla, elinizi vicdanınıza koyun. Sadece adaylarımız değil, her birimiz bir belediye başkan adayı gibi çalışalım. Burada kazanma şansımız büyük.

AKP bu memleketi batırdı, bitirdi. Şimdi yetmiyor diyor ki operasyon yapacağım. Kime, Kürtlere. Kürtlerin yaşadığı her yere “teröristan” diyen bu anlayışı sandıkta mahkum etmek lazım. Kürtlere terörist demek yerine oturup insanca diyalogla bu meseleyi çözmek varken, tank top yığmak hangi aklın ürünüdür? Bunların kafalarında Kürtlere karşı büyük bir kin ve nefret var. Kürtler Malazgirt’ten beridir kardeş elini uzatmış, Kurtuluş Savaşında can ve kan vermiş. Ama ne yaptıysak karşımızdaki bu ırkçı anlayışı bir türlü yok edemedik.

Onun için bu seçimler önemlidir. Lütfen Avrupa’daki çocuklarınıza, kardeşlerinize sesleniyorum: Cihanbeyli’de seçim varsa, her biriniz birer ay izin alacaksınız, buraya gelip seçim çalışması yürüteceksiniz. Bugünden tezi yok, Avrupa’daki kızlarınıza, oğullarınıza, kardeşlerinize anlatın. Burada Cihanbeyli’de son 24 günü bizimle birlikte çalışarak geçirsinler. Var mısınız? Avrupa’dakiler bir sene de tatil yapmasın, gelip halkının şehrine, bayramına, mücadelesine katkı sunsun. Bugünden itibaren Cihanbeyli’de seferberlik ilan ediyoruz.

Köy köy, ev ev, gücü yeten kendi arabasıyla, yetmeyen arabasını alsın üç kişi mazotunu karşılasın. Ama lütfen çalmadığınız kapı, dokunmadığınız insan kalmasın. Bu haklı mücadele bir gün mutlaka ama mutlaka başta Cihanbeyli’de olmak üzere başarıya ulaşacaktır. Bir çağrı da diğer siyasi partilerde siyaset yapan Kürtlere: Biraz vicdan varsa, biraz onur varsa, onları da halkının yanında siyaset yapmaya davet ediyorum. Buyursunlar gelsinler.

Bu halk demokrasiye, özgürlüklere, anadilini özgürce konuştuğu bir Türkiye’ye sahip oluncaya kadar Selahattin olacağız, Leyla olacağız, Şeyh Said olacağız, Seyid Rıza olacağız. Ama asla pes etmeyeceğiz. Seyid Rıza’nın dediği gibi asla başımızı eğmeyeceğiz. Bunu herkes çok iyi bilsin. Cihanbeyli halkımızı bu coşkulu karşılamadan dolayı kutluyoruz. DEM dema we ye, DEM dema Cihanbeyli ye, DEM dema Kurdan e, DEM dema me hemûyan e. Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayımız Bülent Kılıç arkadaşımızı hepiniz tanıyorsunuz.

Gerçekten yıllardır emeği olan bir arkadaşımızdır. Bir oy belediye başkanı arkadaşımıza, bir oy büyükşehir belediyesine diyeceğiz. Gülbahar Gündüz arkadaşımız ne kadar donanımlı, nitelikli, birikimli. Kadın arkadaşların yoldaşı olduğunu biliyoruz. Yıllardır emek veriyor. Her iki aday arkadaşımız emanetinizdir. Ama en önemlisi Cihanbeyli’yi kesinlikle alacağız. Eylül arkadaşımız şu an bir çalışma için Avrupa’da, onu da size emanet ediyorum. Hasan arkadaşımız da “oy yoksa hizmet yok” diyenler, “DEM Partililer, Kürtler belediye kapısından geçemez diyen” diyenler karşısında en değerli, en bilinçli, en yetenekli, en davasına sahip çıkacak arkadaşlarımızdan biridir.

Arkadaşlarımız, Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Murat Bozlak’ın, Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların, bugüne kadar bu mücadelede bedel ödemiş herkesin size emanetidir. Emanetinize sahip çıkacağınıza inanıyorum. Sağ olun, var olun. 31 Mart’ta müjdeli haberlerinizi bekliyorum. Selamlarımı ve saygılarımı iletiyorum.”

Paylaşın

Bireysel Kredi Kartı Borçları 1 Trilyon 312 Milyar Liraya Yükseldi

Bireysel kredi kartı borçları, 1 Mart ile biten haftada 1 trilyon 311 milyar 696 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 571 milyar 593 milyon lirasını taksitli, 740 milyar 103 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Aynı haftada Merkez Bankası’nın (TCMB), swap hariç net rezervleri eksi 40,8 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta swap hariç net rezervler eksi 46,2 milyar dolar düzeyindeydi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 1 Mart ile biten haftada, 12,8 milyar düşerek 2 trilyon 31 milyar lira oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 1 Mart ile biten haftaya ilişkin bankacılık sektörü verilerini açıkladı. Buna göre; toplam kredi hacmi 12 trilyon 203 milyar 83 milyon liradan 12 trilyon 363 milyar 424 milyon liraya çıktı.

Tüketici kredileri 16 milyar 54 milyon lira artışla 1 trilyon 578 milyar 84 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 438 milyar 802 milyon lirası konut, 93 milyar 459 milyon lirası taşıt ve 1 trilyon 45 milyar 822 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Bireysel kredi kartı borçları, 1 trilyon 311 milyar 696 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 571 milyar 593 milyon lirasını taksitli, 740 milyar 103 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.

Takipteki alacaklar ise 1 milyar 160 milyon lira artarak 195 milyar 580 milyon liraya yükseldi. Takipteki alacakların 161 milyar 812 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Merkez Bankası (TCMB) brüt rezervleri geriledi

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1 Mart ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre; Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt rezervleri 130,9 milyar dolara geriledi. Bir önceki hafta brüt rezervler 134,2 milyar dolar seviyesindeydi.

Aynı haftada net rezervlerde de düşüş görüldü. Net rezervler 22,4 milyar dolardan 20,5 milyar dolara geriledi.

Merkez Bankası’nın (TCMB) 1 Mart ile biten haftada, swap hariç net rezervleri eksi 40,8 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta swap hariç net rezervler eksi 46,2 milyar dolar düzeyindeydi.

Ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre kur korumalı mevduatlar 1 Mart ile biten haftada 12,8 milyar TL düşüşle 2 trilyon 31 trilyon TL’ye geriledi.

Paylaşın

Erdoğan, Muhalefeti Hedef Aldı: Hayalleri Sadece Kendi Siyasi Çıkarları

Mersin’de halka seslenen Erdoğan, “Mersin’imizi bunlara teslim edemeyiz. Bunların genel merkezleri ne ki Mersin’de teşkilatları ne olsun. Siz bakmayın arada bir atıp tuttuklarına. Emin olun hepsi yalan. Söyleyin verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiklerini” dedi ve ekledi:

“Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Geriye düşen Mersin’imizin hesabını artık sormayacak mısınız? Mersin lafa gelince mangalda kül bırakmayan bu zübük siyasetçi tipleri sırtında taşımak zorunda değil. Bunların hayalleri sadece kendi siyasi çıkarları. Gelin bunların devrini kapatalım. 31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Mersin mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Mersin ülkemize ve dünyaya kardeşlik dersi veriyor. Mersin Türkiye Yüzyılı’nın öncülerinden olacak. Mersin daima ülkemizin vitrin şehirlerinden biri oldu. Şu anda karşımdaki katılıma bakıyorum. Bugün Mersin’de 85 bin kişi burada. Maşallah, Mersin bir başkasın bugün. Mersin gümbür gümbür 31 Mart’a yürüyecek.

Mersin’e hiçbir yatırım yapmayanları siz çok iyi biliyorsunuz. Burada hangi belediye vardı. CHP belediyesi. CHP belediyesi Mersin’e ne verdi. Mersin’i bunlar geriletti.

Öyleyse bu güzel Mersin’imizi bunlara teslim edemeyiz. Bunların genel merkezleri ne ki Mersin’de teşkilatları ne olsun. Siz bakmayın arada bir atıp tuttuklarına. Emin olun hepsi yalan. Söyleyin verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiklerini.

“31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim”

Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Geriye düşen Mersin’imizin hesabını artık sormayacak mısınız? Mersin lafa gelince mangalda kül bırakmayan bu zübük siyasetçi tipleri sırtında taşımak zorunda değil. Bunların hayalleri sadece kendi siyasi çıkarları. Gelin bunların devrini kapatalım. 31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim.

Mersin ülkemizin hem demografik olarak çok zengin hem de hala göç alan bir şehridir. Türkiye’nin cennet şehri Mersin’in değerlendirilmeyi bekleyen potansiyelini en iyi biz biliyoruz. Geçtiğimiz 21 yılda Mersin’e 210 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık.

İkinci devlet üniversitesi olan Tarsus Üniversitesi’ni açtık. Sağlıkta 1440 yataklı şehir hastanemiz başta olmak üzere 49 sağlık tesisini inşa ettik. Kentsel dönüşümde şehrimizde 3475 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Halen inşası süren çok sayıda yol projemiz var.

Yılda 35 milyar kilovatsaat elektrik üretecek Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin yapımı devam ediyor. Santralin tüm reaktörleri 2028’e kadar hizmete girecek.”

Paylaşın