Avrupa Konseyi’nden Osman Kavala Ve Selahattin Demirtaş Kararı

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararlarını görüşen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala için Ankara ile “diyaloğu sürdürme”, Selahattin Demirtaş için derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Avrupa Konseyi, Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla 1949’da kurulmuş hükümetlerarası bir kuruluştur. Avrupa Konseyi’ne Rusya, Belarus, Kosova, Kazakistan ve gözlemci Vatikan hariç tüm Avrupa ülkeleri üyedir.

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre, Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından 10 Aralık 2019 tarihinde açıklanan ve 11 Temmuz 2022 tarihinde de onaylanan kararın uygulanma süreci Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından bu hafta Strasbourg’da bir kez daha ele alındı.

Bakanlar Komitesi, AİHM kararları gündemli toplantısı sonunda AİHM’nin Osman Kavala kararının uygulanış sürecinde Ankara ile teknik diyaloğu ön plana çıkaran politikasını sürdürdü. Komite, Ankara ile yürütülen üst düzey siyasi ve teknik görüşmelerin devam etmesini kararlaştırdı.

Kavala’nın tutukluluğuna ilişkin hak ihlali kararı veren ve Kavala’nın serbest bırakılmasını talep eden AİHM’nin kararını uygulamayan Türkiye, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin denetimine girmişti. AİHM kararı gereği Kavala’nın ‘derhal serbest bırakılması’ için Ankara’ya yeniden çağrıda bulunan ve diyalog vurgusu yapan Komite, Ankara’ya yönelik bir yaptırım kararı almadı. Komite, Kavala’nın avukatları ve kimi uluslararası sivil toplum kuruluşlarının Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Kavala dosyasında devreye girmesi için yaptıkları çağrılara da olumlu yanıt vermedi.

Kavala dosyası 13 Kasım 2023 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic-Buric ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Ankara’da gerçekleşen görüşmelerinde ele alınmış, Bakanlar Komitesi bu ziyaret sonrası Aralık 2023’teki toplantılarında Mart 2024’e kadar üst düzey teknik temasların devam etmesi yönünde karar almıştı. Bu karar kapsamında Avrupa Konseyi’nden üst düzey bir heyet ‘Kavala’nın serbest bırakılması için Türk yargı sistemindeki mevcut yolları’ görüşmek üzere 15 Şubat 2024 tarihinde Ankara’da temaslarda bulunmuştu.

Bakanlar Komitesi’nin aldığı kararda geçen yıl her düzeyde başlatılan diyalog sürecinin ‘yapıcı’ ve ‘sonuç odaklı’ devam etmesi çağrısı yer aldı. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi’nin Osman Kavala tarafından yapılmış bireysel başvuruları AİHM kararları temelinde ivedilikle inceleyip karara bağlamasına özellikle vurguda bulunuldu. Komitenin kararında, Osman Kavala serbest bırakılmadıkça Türkiye’nin ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülüklerini ve hukuk devleti ilkelerini ihlale devam edeceği’ de özellikle not edildi.

Komite, AKPM’nin Kavala dosyasında devreye girmesine şimdilik sıcak bakmıyor. Kavala’nın avukatları ve kimi uluslararası sivil toplum kuruluşları (Human Rights Watch, The International Commission of Jurists, Turkey Human Rights Litigation Support Project) AKPM’nin 12 Ekim 2023 tarihli Osman Kavala kararı gereği Bakanlar Komitesi ile ‘Ortak Tamamlayıcı Prosedür’ adı verilen sürecin başlatılması çağrısında bulunmuştu.

Bugüne kadar somut olarak kullanılmayan bu yöntem, Bakanlar Komitesi’nde daha ziyade teknik düzeyde yürütülen diyalog sürecinin siyasi bir platform olan AKPM gündemine daha yoğun biçimde taşınması anlamına geliyor.

Geçtiğimiz haftalarda Kavala hakkında Strasbourg’a ayrıntılı bir dosya ileten uluslararası sivil toplum kuruluşları Bakanlar Komitesi’ne AKPM’nin 12 Ekim 2023 tarihli kararını olduğu gibi benimsemesi çağrısında bulunmuştu. AKPM kararında, Avrupa Konseyi ve AB ülkelerinin, Osman Kavala hakkındaki AİHM kararının yerine getirilmemesi halinde ‘Magnitsky mevzuatları’ ya da benzeri hukuksal araçları kullanarak Ankara’ya spesifik yaptırımlar uygulamaları da istenmişti.

AİHM kararlarının infazı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetleniyor. Bakanlar Komitesi, AİHM’nin 10 Aralık 2019 tarihli Osman Kavala kararı yerine getirilmediği gerekçesiyle 2 Şubat 2022 tarihinde Türkiye hakkında “ihlal prosedürü” adı verilen süreci başlatmış, bu kapsamda Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini AİHM’ye sormuş, AİHM 11 Temmuz 2022 tarihinde Osman Kavala kararının yerine getirilmediğine hükmetmişti.

Kavala’nın avukatları bu yıl Ocak ayında AİHM’e yeni bir dava başvurusunda bulundu. Başvuru AİHM’nin 2019 yılında verdiği kararla ilgili ihlal sürecinin devamı ve Kavala hakkında Türk mahkemeleri önünde 28 Eylül 2023 tarihinde kesinleşmiş mahkumiyet kararına ilişkin hak ihlali iddialarını kapsıyor. Başvuru henüz AİHM tarafından Türk hükümetine tebliğ edilmedi.

AKPM’nin her yıl insan hakları aktivistlerine verdiği Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne geçen yıl Osman Kavala layık görülmüş, ödülü 9 Ekim 2023 tarihinde Strasbourg’da düzenlenen bir törenle Kavala adına eşi Ayşe Buğra Kavala almıştı.

Selahattin Demirtaş için tahliye çağrısı

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bu hafta Selahattin Demirtaş hakkındaki son AİHM kararını da ele aldı. Komite, AİHM kararı gereği Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması çağrısını yineledi ve durumunda değişiklik olmaması halinde Haziran 2024’teki oturumlarında ikaz niteliğinde bir ara karar alacağı mesajı verdi.

Paylaşın

Açlık Sınırı 16 Bin, Yoksulluk Sınırı 55 Bin Lirayı Geçti

Şubat ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 16 bin 100, açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak hesaplanan yoksulluk sınırı ise 55 bin 691 lira oldu.

Haber Merkezi / Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 25 bin 568 lira oldu.

Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırma Merkezi (BİSAM), “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Şubat 2024 Dönem Raporu”nu yayımladı. Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2 bin 385 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 2 bin 276, 15-18 yaş bir genç için 2 bin 471, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1651 liradır. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 8 bin 782 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 30 bin 379 liraya ulaşmaktadır.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2 bin 66 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 1953, 15-18 yaş bir genç için 2 bin 129, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1405 liradır. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 552 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 26 bin 123 liraya ulaşmaktadır.

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 yıllı madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Şubat 2024 için 16 bin 100 liradır. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 55 bin 691 lira olarak gerçekleşmiştir.

Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 25 bin 568 lira olmalıdır. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 25 bin 568 lira olarak tespit edilmiştir.”

Günlük harcama gereksinimi 537 lira

Günlük harcamalarda Şubat 2024’de en yüksek maliyet grubunu 170,72 liralık harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri grubu oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 109,40 lira oldu. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 124,28 liraya ulaştı. Ekmek için günlük 33,38 liralık, katı yağ ve sıvı yağ ise 30,80 liralık harcama tutarı gerektiği belirtildi. Yumurta için 10,69, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 13,40 lira belirlendi.

Daha dar bir gruplandırmaya göre ise harcamalarda süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 31,8 ile en yüksek paya sahip oldu. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı yüzde 28 ile ikinci sırada yer aldı. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 23,2; ekmek, makarna vb. için ise pay yüzde 8,8 olarak belirlendi. Diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 8,2 oldu.”

Paylaşın

AİHM’den Dikkat Çeken Karar: Alevilik Ayrı Bir İnanç

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Aleviliği İslamiyet’ten ayrı bir inanç olarak kabul etti. AİHM, kararını İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 9.maddesine dayandırdı.

Fransa’nın Strazburg şehrinde bulunan AİHM, 1959 yılında Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak kurulmuş uluslararası bir mahkemedir.

Avusturya Alevi Toplulukları Federasyonu (ATF), Mart 2009’da yasal olarak tanınan bir dini topluluk olarak tanınmak için Avusturya kurumlarına başvurdu. Ancak Avusturya’daki ‘İslam Dini Cemaati’ talepler hakkında olumsuz yanıt verilmesini istedi.

ATF ise Aleviliğin İslam’ın dini doktrinine taban tabana zıt olan senkretik bir inanç olduğunu savundu. Fakat Avusturya devleti Alevilerin taleplerini reddetti. Alevi inancının İslami olarak tanımladığını İslam Yasası kapsamında tanındığı belirtildi.

Anayasa Mahkemesi, 1 Aralık 2010’da bu kararı iptal etti. Ancak İslam Dini Cemaati bu kararı tekrar Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Anayasa Mahkemesi görüşmeyi reddetti. Bunun üzerine olay Yüksek İdare Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme İslam Dini Cemaati’ni haklı buldu. 2019 yılına kadar devam eden bu süreçte Aleviler haksız bulundu. Konu ardından AİHM’ye taşındı.

Manevi tazminat verilmesine hükmedildi

AİHM İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 9.maddesindeki “Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; Bu hak, dinini veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve tek başına veya başkalarıyla topluca ve kamuya açık veya özel olarak dinini veya inancını ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yoluyla açıklama özgürlüğünü içerir” ifadelerinden yola çıkarak Aleviliğin İslam’dan ayrı bir inanç olduğunu kabul etti.

Ayrıca ATF’ye manevi zarar tazminatı olarak 10 bin euro ve masraf ile giderler için 20 bin euro verilmesine hükmedildi.

Paylaşın

Erdoğan Van’da Konuştu: CHP Ve DEM Parti’yi Hedef Aldı

Van’da halka seslenen Erdoğan, CHP ve DEM Parti’yi hedef alarak, “Geçtiğimiz mayıs seçimlerinde cumhurbaşkanlığında yüzde 38,5’lik oy oranı ile şahsıma verdiğiniz destek için sizlere teşekkür ediyorum. Tabii bu oy oranı Van ile aramızdaki muhabbeti, gönül bağını, vefayı ifade etmekten çok uzaktır. Mayıs seçimlerinde karşımızdaki CHP adayı etrafında birleştiler” dedi ve ekledi:

“Ülkemizde tek parti faşizmi döneminin acılarını bilmeyen, yaşamayan, dinlemeyen yoktur. Yeniden bu zihniyeti diriltmek için var gücüyle çalışan CHP’yi ve adayını getirip sizlere dayattılar. Sizlerin kapınızın önünden geçilmeyeceğiniz isimleri iradenize ipotek koyarak meclise taşıdılar. Hatta cumhurbaşkanı yapmak istediler. Van’ı da bu oyuna alet ettiler.”

Erdoğan, konuşmasını, Oysa şehirler içinde divan kurulsa ehli irfan Van’ı birinci seçer derler. İşte bu Van’ı götürüp tek parti faşizminin temsilcisi CHP’ye ve onun kifayetsiz yöneticilerinin ihtiraslarına kurban ettiler. Bugün aynı oyunu yine sahnelemenin peşindeler. Fiyakalı ifadelerle gizlemeye, saklamaya, gözlerden kaçırmaya çalıştıkları ittifaklarla sizlerin iradesini bir kez daha satılığa çıkardılar. Şu ilçe senin, bu belediye meclis üyesi benim hesabı yaptılar. Kazanmak için değil kaybettirmek için çalış mantığını devreye soktular.

Kurdukları bu çarpık oyunlar aklıyla milletle alay ettiler. İşin içine deste deste paraların da girmesiyle bu oyun iyice kirlendi. Bağırarak, çağırarak, yalan üstüne yalan söyleyerek arsızca etrafa saldırarak, kibirle milleti aşağılayarak kimse kendini bu kirden arındıramaz. Milletimiz bu sinsi ve kirli oyunların hesabını 31 Mart’ta sandıkta soracak. Utanma bilmeyen suratlara milli irade tokatını vuracaktır” sözleriyle devam ettirdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Beşyol Meydanı’nda düzenlenen Van Mitingi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Öncelikle dün Hakkari’den dönerken yolda geçirdiği trafik kazasında vefat eden AK Parti Van İl Yönetim Kurulu üyemiz Bilal Eryiğit kardeşimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bilal kardeşimizin ailesine, yakınlarına ve Van İl Teşkilatı’mıza başsağlığı diliyorum.

İpek yolunun hiç sönmeyen kutup yıldızı, medeniyetler beşiği, tabiatıyla, kültürüyle, insanıyla dünyanın gıpta ettiği Van’da sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Çekmesi bana düşer, fizanda olsak bile gönlümüz Van’a düşer. Evet, biz de Van’a düşen gönlümüzü hasret pınarından kana kana doyurmak için her fırsatta size koşuyoruz. İyi gününüzde, kötü gününüzde hep yanınızda oldum.

Özü sözünden, sözü özünden ayrılmayan hakkın ve hakikatin şehri Van’da sağolsun bizi hep bağrına bastı. Geçtiğimiz mayıs seçimlerinde cumhurbaşkanlığında yüzde 38,5’lik oy oranı ile şahsıma verdiğiniz destek için sizlere teşekkür ediyorum. Tabii bu oy oranı Van ile aramızdaki muhabbeti, gönül bağını, vefayı ifade etmekten çok uzaktır.

Mayıs seçimlerinde karşımızdaki CHP adayı etrafında birleştiler. Ülkemizde tek parti faşizmi döneminin acılarını bilmeyen, yaşamayan, dinlemeyen yoktur. Yeniden bu zihniyeti diriltmek için var gücüyle çalışan CHP’yi ve adayını getirip sizlere dayattılar. Sizlerin kapınızın önünden geçilmeyeceğiniz isimleri iradenize ipotek koyarak meclise taşıdılar. Hatta cumhurbaşkanı yapmak istediler. Van’ı da bu oyuna alet ettiler.

Oysa şehirler içinde divan kurulsa ehli irfan Van’ı birinci seçer derler. İşte bu Van’ı götürüp tek parti faşizminin temsilcisi CHP’ye ve onun kifayetsiz yöneticilerinin ihtiraslarına kurban ettiler. Bugün aynı oyunu yine sahnelemenin peşindeler. Fiyakalı ifadelerle gizlemeye, saklamaya, gözlerden kaçırmaya çalıştıkları ittifaklarla sizlerin iradesini bir kez daha satılığa çıkardılar.

Şu ilçe senin, bu belediye meclis üyesi benim hesabı yaptılar. Kazanmak için değil kaybettirmek için çalış mantığını devreye soktular. Kurdukları bu çarpık oyunlar aklıyla milletle alay ettiler. İşin içine deste deste paraların da girmesiyle bu oyun iyice kirlendi. Bağırarak, çağırarak, yalan üstüne yalan söyleyerek arsızca etrafa saldırarak, kibirle milleti aşağılayarak kimse kendini bu kirden arındıramaz. Milletimiz bu sinsi ve kirli oyunların hesabını 31 Mart’ta sandıkta soracak. Utanma bilmeyen suratlara milli irade tokatını vuracaktır.

Bugün burada milli irade tokatının ilk seslerini duyuralım mı? Arkadaşlara dedim ki emniyet şu anda karşımızda ne görüyor? Verdikleri rakam, 55 bin. Sizleri karanlık gündemlerine meze etmek isteyenlere hak ettikleri dersi vermeye var mısınız? Vanlının iradesini sapkın ideolojilere, zübük siyasetçilere peşkeş çekmeye çalışanlara dur demeye var mısınız? Van’ın geleceğini umursamayanları, mahşeri vicdanda mahkum etmeye var mısınız? Van’ın kendisi için değil emperyalistlere hizmet için enerjisini sömürenlerden kurtarmaya var mısınız? İşte benim gönüldaşım, yoldaşım, ahiretliğim Van budur.

Bu coğrafyayı büyük zorluklarla vatan yaptık. Vatanımız olarak kalması için de çok fedakarlıkta bulunduk. Son asrımızın her döneminde demokrasimiz gelişmesin, kalkınmamız gerçekleşmesin, ayaklarımız üzerinde duramayalım diye başımıza musallat edilen bir musibet önümüze çıkartıldı. Musibet kimi zaman darbeler, kimi zaman cuntalar, kimi zaman siyasi ve ekonomik krizler, kimi zaman sosyal gerilimler, kimi zaman terör eylemleri olarak karşımıza çıktı.

“Herkes kendi ihtirasının peşindedir”

CHP dediğiniz CHP değildir. Bu tabela altında toplananlar bilhassa da şu anda bir titan zincirinin halkaları, rantiye çarkının dişlileri haline gelmişlerdir. Herkes kendi ihtirasının peşindedir… Öte yandan DEM dediğiniz parti de kimin iradesi, kimin elinde belli değil. Bu yapının gerçek anlamda bir siyasi faaliyetini ülkenin ve milletin hayatını değiştirecek bir programını, projesini, gayretini gördünüz mü?

Göremezsiniz, çünkü bu yapının tek misyonu Türkiye’nin aleyhine olan ne varsa ona destek vermektir. Mirasyedisinden partimizin eskilerine kadar ötekileri söylemeye gerek bile duymuyorum. Türkiye’de ülkenin ve milletin güvenliği, huzuru, selameti, refahı için çalışan, çabalayan, ter döken, mücadele veren sadece biz varız. Cumhur İttifakı bunun için saldırıların hedefindedir.

Ne diyor o güzel türküde; “Giderem Van’a doğru, yolum İran’a doğru. Kes başım kanım aksın, kadir bilene doğru.” Akıttığımız her damla ter, kadir kıymet bilene feda olsun helal olsun. Ama kadir kıymet bilmeyip de sırf ülkenin ve şehirlerin kaynaklarına göz diktikleri için milli irade işportacılığına soyunan istismarcılara da eyvallah etmeyiz. Van’ı bu mücadelemizde en güçlü şekilde yanımızda görmek istiyoruz.”

Paylaşın

AK Parti – Yeniden Refah Görüşmeleri: Kaç Belediye İstendiği Netleşti

31 Mart’ta yapılacak seçimlere günler kalırken, Yeniden Refahlı Doğan Aydal, seçimler için AK Parti ile yaptıkları pazarlıklarda 2 büyükşehir, 2 il ve 35 ilçe belediyesi istediklerini açıkladı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanvekili ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Doğan Aydal, Sözcü TV’de yerel seçimler öncesi yürütülen pazarlıklarda AK Parti’den kaç belediye istediklerini açıkladı.

Doğan Aydal, YRP’nin Kocaeli, Sakarya, Kütahya ve Bilecek belediyelerini ve 35 ilçe belediyesi istediklerini ifade etti.

AK Parti’nin MHP’ye bıraktığı belediyeleri hatırlatan Aydal, Yeniden Refah’ın da oy oranı doğrultusunda talepleri olduğunu söyledi ve “İki büyükşehir isteriz, Kocaeli ve Sakarya dedik. İki de il istedik, Kütahya ve Bilecik” dedi.

AK Parti’nin, YRP olmadan 76 ilçeyi kazanamayacağını, bunlardan da 35’ini istediklerini anlatan Aydal, AKP’den Ali İhsan Yavuz’un da görüşmeleri not ettiğini ancak ikinci toplantıda işlerin değiştiğini söyledi.

Doğan Aydal, ikinci toplantıdan itibaren AKP heyetinin kendilerine ‘Biz size belediye meclis üyelikleri verelim’ teklifiyle geldiğini açıkladı.

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, YRP’nin kendilerinden 100 belediye talep ettiğini söylemişti.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Sert Sözler: Milli İrade Hırsızı

İYİ Parti’den AK Parti’ye geçen ve şu anda AK Parti Eskişehir Belediye Başkanı Olan Nebi Hatipoğlu’na tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Daha bir yıl önce AKP’ye itirazı olan MHP’ye itirazı olan ve Eskişehirlilerden, Atatürkçülerinden oy alan AKP’ye muhalefet edeceğim oy alan birisi o günlerde aynı zamanda o iktidardan yüksek miktarda şirketlerine teşvik alıyormuş” dedi ve ekledi:

“Bu teşviklerin gereğini seçimden hemen sonra partisini değiştirerek Eskişehirlilerin oylarını alıp, Eskişehirliler bilmiyor mu oyu Ak Parti’ye vermeyi MHP’ye vermeyi. Sana vermişler bir Milli irade hırsızlığıyla, bir siyasi yankesicilikle AKP’ye transfer olan birisi şimdi diyor ki Eskişehir’i ben yöneteyim. Eskişehir’i Ayşe Ünlüce yönetirse kim kazanıyor 80 bin Eskişehirli kazanıyor. 5 mahalle kazanıyor halk kazanıyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’de 100. Yıl Kültür Merkezi açılışında açıklamalarda bulundu. Özel’in konuşmasından öne çıkan satırbaşları şu şekilde: “Buranın yıllar önce bir kapalı pazar yeri olma şartıyla belediyeye bırakıldığının burayla ilgili kararın mahalle meclisleriyle verildiğini, benim belediye başkanlarım kenti o kentin sakinleriyle yönetmeyi tercih ediyorlar. Buraya sadece bir kapalı pazar yeri değil çok amaçlı bir kültür merkezi kazandırılıyor.

Ve bu yapılırken bir şey daha ortaya çıkıyor AKP’li belediyelerin tamamen ihalelerle yaptığı işler, onları bir ihale açıp müteahhitte kazandırmak yerine, belli hizmetleri kendisi gören Odunpazarı belediye hem istihdam yaratıyor. Bu sebeple 200 milyonun üzerinde tasarruf sağlıyor. Ve o 200 milyon lira bu büyük ekonomik krizde inşaat maliyetleri bu kadar artarken, 80 bin nüfusa sahip 5 mahalle buraya geliyor böylesine devasa bir yatırım yapıyor. İşte halk için halkla birlikte yönetmek. İşte sosyal belediyecilik bu demek ben Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt’a özellikle teşekkür ediyorum.

Burada esas olan gönül belediyeciliği. Kazım Kurt’u öve öve yere göğe sığdıramazlar, Eskişehir’e kim geliyorsa Yılmaz Büyükerşen’den bahsetmeden onunla duyduğu gururu ifade etmeden bizim odamızdan ayrılmazlar. Eskişehir’i bu günlere getiren bu kuvvetli ekiple gurur duyuyoruz.

Bugün Eskişehir’i Türkiye değil dünya konuşuyor. Şimdi geliyor bu yerel yönetim mucizesi şöyle bir adım atıyor. Tecrübe geçmişteki başarıları bir yere kadar getirirken bir yandan da kadınlarını yetiştirdi. CHP’nin en önem verdiği şey gençlerdir kadınlardır Şimdi Yılmaz Büyükerşen hoca kendi ekibinden kendi genel sekreterini Eskişehirlilerin taktiriyle, onların onaylarıyla bu mucizevi kent değişimini sürdürmek üzere gözü arkada kalmadan gönül rahatlığıyla Ayşe Ünlüce’ye devrediyor biz de yolu açık olsun diyoruz.

“Milli irade hırsızı”

Her seçim umudu barındırır içinde ama demokrasinin gereği bir riski de barındırır. Daha bir yıl önce AKP’ye itirazı olan MHP’ye itirazı olan ve Eskişehirlilerden, Atatürkçülerinden oy alan AKP’ye muhalefet edeceğim oy alan birisi o günlerde aynı zamanda o iktidardan yüksek miktarda şirketlerine teşvik alıyormuş. Bu teşviklerin gereğini seçimden hemen sonra partisini değiştirerek Eskişehirlilerin oylarını alıp, Eskişehirliler bilmiyor mu oyu Ak Parti’ye vermeyi MHP’ye vermeyi. Sana vermişler bir Milli irade hırsızlığıyla, bir siyasi yankesicilikle AKP’ye transfer olan birisi şimdi diyor ki Eskişehir’i ben yöneteyim. Eskişehir’i Ayşe Ünlüce yönetirse kim kazanıyor 80 bin Eskişehirli kazanıyor. 5 mahalle kazanıyor halk kazanıyor.

Peki oyları çalıp kaçan kazanırsa ne olacakmış. Dün il başkanımı dikkatli takip ettim. Kapalı bir toplantı, bir vakıf toplantısı. AKP’ye yakın bir vakıf. Diyor ki kendisi hele bir seçileyim belediyenin bütün imkanlarını bu vakfa açacağım, bütün vakıfa açacağım. Milli irade hırsızı kazanırsa Birlik Vakfı kazanacakmış, TÜRGEV kazanacakmış. TÜGVA kazanacakmış. Daha beteri Ensar Vakfı kazanacakmış. Sizin paranızı Yılmaz hocanın 20 yıldır biriktirdiklerini onlar hizmete dönüştürür size verirken o evlatlarımızı koruyamayan Ensar Vakfı’na Eskişehir’i peşkeş çektirecekmiş. Yok öyle şey biz buradayız Eskişehir’i kimseye peşkeş çektirmeyiz.”

Paylaşın

Babacan’dan ‘TRT’ Tepkisi: İktidarın Propaganda Makinesi

DEVA Lideri Ali Babacan, TRT’nin yayın politikasıyla ilgili, “TRT’deki durum çok vahim. Tamamen şu an iktidarın bir propaganda makinesi haline gelmiş durumda. DEVA Partisi kuruldu kurulalı, toplam bizimle ilgili yayın süresine bir bakın, 3-5 dakikayı geçmez. Dört yılda üç beş dakikalık, toplam, geçmez. O da hep negatiften bir şey tutturmuşlardır yani” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Negatif bir şeyden bir yayın yapmışlardır. Bu adil değil, çünkü TRT, 85 milyonun vergileriyle finanse ediliyor, bir. İkincisi TRT elektrikten pay alıyor. Bugün sadece AK Parti’ye, sadece MHP’ye oy verenlerin elektrik faturasından kesilip de TRT finanse edilmiyor. Bütün siyasi partilere destek verenlerin elektrik faturasının altına TRT payı ekleniyor. Demek ki TRT’nin bütün bu milletin destekledikleri partilere adil bir görünürlük sağlaması lazım, haberleri de tarafsız vermesi lazım.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’de bir basın toplantısı düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serap Karaosmanoğlu’nun da tanıtıldığı basın toplantısında Babacan, TRT’nin yayın politikasına, ekonomiye ve yaklaşan yerel seçimlere değindi.

Bir gazetecinin sorduğu TRT’nin yayın politikasıyla ilgili soruyu Ali Babacan şöyle yanıtladı: “TRT’deki durum çok vahim. Tamamen şu an iktidarın bir propaganda makinesi haline gelmiş durumda. DEVA Partisi kuruldu kurulalı, toplam bizimle ilgili yayın süresine bir bakın, 3-5 dakikayı geçmez. Dört yılda üç beş dakikalık, toplam, geçmez. O da hep negatiften bir şey tutturmuşlardır yani.

Negatif bir şeyden bir yayın yapmışlardır. Bu adil değil, çünkü TRT, 85 milyonun vergileriyle finanse ediliyor, bir. İkincisi TRT elektrikten pay alıyor. Bugün sadece AK Parti’ye, sadece MHP’ye oy verenlerin elektrik faturasından kesilip de TRT finanse edilmiyor. Bütün siyasi partilere destek verenlerin elektrik faturasının altına TRT payı ekleniyor. Demek ki TRT’nin bütün bu milletin destekledikleri partilere adil bir görünürlük sağlaması lazım, haberleri de tarafsız vermesi lazım.”

“TRT’den bizim beklediğimiz tarafsızlık”

Babacan, açıklamalarına şu ifadelerle devam etti: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımız İdris Şahin bey, partimizin de sözcüsü. İstanbul teşkilatımızla gittiler, TRT’nin önüne bir siyah çelenk koydular. Ve bu siyah çelengin anlamı nedir, biz sizden tarafsız yayın istiyoruz arkadaş. Eskiden olduğu gibi, onlarca yıldır gerçekleştirildiği gibi tarafsız yayın. TRT’den bizim beklediğimiz tarafsızlık. Ama kamu kuruluşlarında ne tarafsızlık kaldı ne bağımsızlık kaldı.

Ülkeyi yönetenlerin hukukla ve süreyle sınırlandırılması gerekiyor. Oysa şu andaki hükûmet, şu andaki iktidar hukuk tanımıyor. Anayasa tanımıyor. Anayasa’ya göre Sayın Erdoğan’ın bir yemini var değil mi; meclis kürsüsüne, işte Seda Hanım’ın da, bütün milletvekillerinin de önünde çıktı kürsüye, ‘ben’ dedi ‘görevimi tarafsızca yapacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim’ dedi göreve başladı. Peki görevini tarafsız yaptığını söylemek mümkün mü?

Adaylarımızdan 9’u kadın. Bu da İzmir’de bir rekor sanırım. Büyükşehir adayımız, artı 8 ilçe belediye başkan adayımız kadın. Pınar Hanım burada bizimle, Karşıyaka adayımız bizim kurucularımızdan, ilk İzmir teşkilatımızın çekirdek nüvesinden. Bugün sabahtan Tire’ye uğradık, Tire adayımız kadın. Kiraz ve Ödemiş’ten izin istediler, biz çalışma yapmak istiyoruz dediler, tabii dedim hiç sorun yok, öyle genel başkanımızın yanında dolaşayım diye şey yapmayın uğraşmayın. Hemen gidin çalışmalarınıza devam edin. Dolayısıyla sahadayız, ve çok yüksek bir kadın temsiliyle şu anda sahadayız.”

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayının yaptığı “Belediyecilik tecrübesi olan tek adayım” açıklamasına dair sorulan bir soruyu Ali Babacan şöyle yanıtladı: “Ben bu ülkenin ekonomisinin başına geçtiğimde 35 yaşındaydım. Ve daha önce devlette hiçbir çalışmam yoktu. O zamanlar biliyorsunuz, bana ne diyorlardı, Bebecan diyorlardı. ‘Bu genç adam mı yapacak bu işi?’ diyorlardı. Ama ne oldu, Türkiye ekonomisinin en parlak dönemi, çok şükür benim ekonominin başında olduğum dönem oldu. 3.500 dolarlık milli gelirimizi aldık 12.500 dolara çıkardık.”

“Kimlik siyaseti yapmıyoruz”

Babacan, açıklamalarına şu ifadelerle devam etti: “İktidar olacağımızı bilsek ırkçılıkla biz iktidar olmayız. Çünkü ırkçılık yaparak iktidar olanların bu ülkeyi zerre kadar faydası olmaz; bu ülkeyi bölerler, parçalarlar. Onun için kimlik siyaseti de yapmıyoruz. Kimlik siyaseti ne demek; ‘ben şuyum, sen de şusun, bana oy ver.’ Ya da dönüyorsunuz, ‘sen falancasın ben de falancayım, onun için bana oy ver’. Ben o kimlik siyaseti yapanlara diyorum ki, arkadaş, sen Türkiye için ne yapacaksın, onu konuş.

Siyaset tarzımızda kavga yok. Bizim siyaset tarzımızda gererek, kutuplaştırarak sen benden misin değil misin, beriki misin öteki misin diye insanları kutuplara ayırarak bir siyaset tarzı yok. Biz çok şükür Türkiye’nin her mahallesine rahatça girebilen, Türkiye’nin her kesiminin sempatiyle baktığı bir siyasi partiyiz. Ve bu özellikteki başka siyasi parti de yok.”

Paylaşın

Merkez Bankası Yıl Sonu Enflasyon Tahminini Yüzde 44.19’a Yükseltti

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 37,78’den yüzde 44.19’a yükseltti. Banka, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 37,78’den yüzde 36,70’e çekti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu dolar kuru tahminin 40,02 liradan 40,53 liraya yükseltti. Banka, yıl sonu büyüme beklentisini ise yüzde 3,3’ten yüzde 3,8’e çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketini yayımladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 42,96 iken, bu anket döneminde yüzde 44,19 olmuştur. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,78 iken, bu anket döneminde yüzde 36,70 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 23,05 ve yüzde 22,67 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 45,00 iken, bu anket döneminde yüzde 45,82 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 45,00 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 40,02 TL iken, bu anket döneminde 40,53 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 41,15 TL iken, bu anket döneminde 42,79 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 3,3 olarak gerçekleşti. GSYH 2025 yılı büyüme beklentisi ise yine bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 3,8 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda “Yeniden Refah” Sıkıntısı

31 Mart’ta yapılacak seçimlere sayılı günler kalırken, siyasi masalarda, AK Parti açısından farklı sonuçları olabilecek iller konuşuluyor. Örneğin, Şanlıurfa, Ordu ve Bursa. Seçimi kaybetme olasılığının dışında oy kaybı yaşanması da bekleniyor.

AK Partililer, Hatay ve Antalya’dan umutlanmış durumdalar. Trabzon’da AK Partinin, Mersin’de CHP’nin oylarını artırarak seçimi alacağı konuşuluyor. Kırıkkale’de de farklı bir durum yaşanıyor. CHP’li adayın sevilen bir isim olmasının sürpriz yaratabileceğini iddia edenler var.

Ankara’da halen Cumhur İttifakı’nın yönettiği Mamak, Etimesgut, Haymana ve Gölbaşı gibi ilçelerde Yeniden Refah Partisi (YRP) nedeniyle sıkıntı olabileceği belirtiliyor. Aynı olumsuz etkinin İstanbul’da Bahçelievler, Sancaktepe, Silivri, Çatalca, Eyüp gibi ilçelerde de olabileceği analiz ediliyor.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, kulislerde yapılan analizlerde, bazı illerle ilgili sürpriz sonuçların konuşulduğunu ve “YRP, DEM ve yanlış aday etkisi.” YRP etkisi AKP’yi, DEM etkisinin de CHP’yi yakından ilgilendirdiğini aktardı.

Babacan yerel seçime sayıla günler kala kulislere ilişkin şu bilgileri paylaştı: Yapılan analizlerde, bazı illerle ilgili sürpriz sonuçlar konuşuluyor. Üç etkiden söz ediliyor; “YRP, DEM ve yanlış aday etkisi.” YRP etkisi AKP’yi, DEM etkisi CHP’yi daha yakından ilgilendiriyor.

Siyasi masalarda, AKP açısından farklı sonuçları olabilecek iller konuşuluyor. Örneğin, Şanlıurfa, Ordu ve Bursa. Seçimi kaybetme olasılığının dışında oy kaybı yaşanması da bekleniyor. AKP’liler, Hatay ve Antalya’dan umutlanmış durumdalar.

Trabzon’da AKP’nin, Mersin’de CHP’nin oylarını artırarak seçimi alacağı konuşuluyor. Kırıkkale’de de farklı bir durum yaşanıyor. CHP’li adayın sevilen bir isim olmasının sürpriz yaratabileceğini iddia edenler var.

Yeniden Refah Partisi etkisi

YRP’nin etkisi, CHP’nin etkisinden daha çok konuşuluyor. Adana’yı okumakta zorluk çekiyorlar. CHP ve AKP’nin başa baş yarıştığı bu ilde, YRP’nin oyları AKP’nin şansını azaltacak gibi. Yeniden Refah Partisi Balıkesir, Bursa, Şanlıurfa ve ilçelerinde olduğu gibi Bingöl, Yozgat, Muş, Elazığ illerinde de Cumhur İttifakı’nın oy sonuçlarına etki edecek.

Ankara’da halen Cumhur İttifakı’nın yönettiği Mamak, Etimesgut, Haymana ve Gölbaşı gibi ilçelerde YRP nedeniyle sıkıntı olabileceği belirtiliyor. Aynı olumsuz etkinin İstanbul’da Bahçelievler, Sancaktepe, Silivri, Çatalca, Eyüp gibi ilçelerde de olabileceği analiz ediliyor.

Bütün bunlar konuşulurken, Cumhur İttifakı’nın birbirine bıraktığı illerdeki sonuçları da unutmamak gerekir. Cumhur İttifakı 22 ilde hem kendi aralarında hem de diğer partilerle yarışacak. Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Bayburt, Bolu, Çankırı, Düzce, Elazığ, Gümüşhane, Isparta, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırıkkale, Kilis, Kütahya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Tokat, Uşak, Yozgat’ta kıran kırana rekabet var.

24 ilde ise MHP, AKP’nin adaylarını destekleyecek. Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Artvin, Batman, Bilecek, Bingöl, Bitlis, Burdur, Çanakkale, Çorum, Edirne, Giresun, Hakkari, Iğdır, Kırşehir, Muş, Rize, Siirt, Sinop, Şırnak, Tunceli, Yalova ve Zonguldak’ta MHP’nin adayı yok. Osmaniye, Erzincan, Kars, Kırklareli, Bartın’da ise AKP ortağını destekliyor. 30 büyükşehirden Manisa ve Mersin MHP’nin, kalan 28 büyükşehir ise AKP’nin oldu.

Bu paylaşımın, partilerin oy oranlarına etkisi önemli. İki partinin ittifak yapmadığı ve yarışmaya karar verdiği illerde de durumlar ilginç. Örneğin Aksaray, Amasya, Çankırı, Isparta, Karabük, Karaman ve Uşak gibi illerde ittifak ortakları bir önceki seçimlerde birbiriyle yarışırken, çok küçük oy farklarıyla sonuca gitmişlerdi.

Şimdi bu illerde İYİ Parti’nin zayıf yapısının, YRP gerçeğinin sonuçları nasıl etkileyeceği merak konusu. Anadolu illerinde seçimler sürprizli sonuçlara gebe…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

2024 Yılının İlk İki Ayında Bütçe Açığı 304,5 Milyar Lira

2024 yılının ilk iki aylık döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 457,9 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 153,4 milyar lira ve bütçe açığı 304,5 milyar lira olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 281,9 milyar lira ve faiz dışı açık ise 128,6 milyar lira olarak gerçekleşti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2024 yılı Şubat ayı merkezi yönetim bütçesi verilerini açıkladı. Buna göre, şubat ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 689,9 milyar TL, bütçe gelirleri 536,1 milyar TL ve bütçe açığı 153,8 milyar TL oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 635,1 milyar TL ve faiz dışı açık ise 99 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Şubat ayında 170 milyar 560 milyon TL açık vermiş iken bu şubat ayında 153 milyar 798 milyon TL açık verdi. 2023 yılı Şubat ayında 136 milyar 337 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken bu şubat ayında 98 milyar 968 milyon TL faiz dışı açık verildi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri şubat ayı itibarıyla 689 milyar 905 milyon TL olurken, faiz harcamaları 54 milyar 830 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 635 milyar 75 milyon TL oldu.

2024 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 11 trilyon 89 milyar 37 milyon TL ödenekten şubat ayında 689 milyar 905 milyon TL gider gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayında ise 389 milyar 388 milyon TL harcama yapıldı.

Şubat ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 77,2 oranında arttı. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 7 iken 2024 yılında yüzde 6,2 oldu.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 78,8 oranında artarak 635 milyar 75 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 7,2 iken 2024 yılında yüzde 6,5 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Şubat ayı itibarıyla 536 milyar 107 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 406 milyar 291 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 95 milyar 279 milyon TL oldu.

2023 yılı Şubat ayında bütçe gelirleri 218 milyar 828 milyon TL iken 2024 yılının aynı ayında yüzde 145 oranında artarak 536 milyar 107 milyon TL oldu. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Şubat ayı gerçekleşme oranı 2023 yılında yüzde 4,4 iken 2024 yılında yüzde 6,4 oldu.

2024 yılı Şubat ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 126,2 oranında artarak 406 milyar 291 milyon TL oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 4,2 iken 2024 yılında yüzde 5,5 oldu.

2024 yılı Ocak-Şubat döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 457,9 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 153,4 milyar TL ve bütçe açığı 304,5 milyar TL oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 281,9 milyar TL ve faiz dışı açık ise 128,6 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Ocak-Şubat döneminde 202 milyar 802 milyon TL açık vermiş iken 2024 yılı Ocak-Şubat döneminde 304 milyar 517 milyon TL açık verdi. 2023 yılı Ocak-Şubat döneminde 147 milyar 220 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2024 yılı Ocak-Şubat döneminde 128 milyar 594 milyon TL faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Şubat dönemi itibarıyla 1 trilyon 457 milyar 873 milyon TL oldu. Faiz harcamaları 175 milyar 923 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 1 trilyon 281 milyar 950 milyon TL oldu.

2024 yılı Ocak-Şubat döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 105,1 oranında artarak 1 trilyon 457 milyar 873 milyon TL oldu. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 95,7 oranında artarak 1 trilyon 281 milyar 950 milyon TL oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Şubat dönemi itibarıyla 1 trilyon 153 milyar 356 milyon TL oldu. Vergi gelirleri 923 milyar 492 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 183 milyar 336 milyon TL oldu.

2023 yılı Ocak-Şubat döneminde bütçe gelirleri 507 milyar 906 milyon TL iken 2024 yılının aynı döneminde yüzde 127,1 oranında artarak 1 trilyon 153 milyar 356 milyon TL oldu. 2024 yılı Ocak-Şubat dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 113,6 oranında artarak 923 milyar 492 milyon TL oldu.

Paylaşın