İnsan Hakları Derneği’nden Kent Kent “Seçim İhlalleri” Raporu

Yaklaşık 61 milyon seçmenin oy kullanabileceği seçimlerde sandıklar doğudaki 32 ilde saat 16.00’da batıdaki 49 ilde ise saat 17.00’de kapandı. İnsan Hakları Derneği (İHD), seçimlerde yaşanan ihlaller ara raporunu yayınladı.

Bağımsız seçim gözlemcilerin aktardığı bilgiler ve basına yansıyan haberlerden derlenen hak ihlalleri raporundan öne çıkan bölümler şöyle:

“Derneğimiz adına Siirt Merkez’de görevli 8 kişilik gözlemci grubumuzun; Ağrı’da görevlendirilmiş 7 kişilik gözlemci grubumuzun; Hakkari Yüksekova’da görevlendirilmiş 5 kişilik bağımsız gözlemci grubumuzun; Mersin’de görevlendirilmiş 14 kişilik bağımsız gözlemci grubumuzun; Van’da görevlendirilmiş 46 kişilik bağımsız gözlemci grubumuzun bazı okullarda gözlem yapmasına güvenlik güçlerinin hiçbir şekilde izin vermedikleri öğrenilmiştir. Van ilinde İHD heyetlerinin gözlem yapmasının Valilik kararıyla engellendiği kolluk güçleri tarafından iletilmiştir.

Mardin’in Dargeçit ve Savur ilçelerinde, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, Hakkâri Yüksekova’da, Dersim Merkez ve Nazımiye ilçesinde, Şırnak Merkez’de, Kars, Ağrı ve Iğdır’da polislerin ve askerlerin okullara minibüs, otobüs ve zırhlı araçlarla toplu olarak getirildiği, üniformaları ve bazılarının da silahları ile oy kullandıkları; güvenlik güçlerinin kayıtlı olduğu bazı sandıklarda sivil vatandaşlarının seçmen olarak kayıtlarının bulunmadığı tarafımıza iletilmiştir.

Her seçimde olduğu gibi başta Urfa Merkez olmak üzere, Urfa’nın bazı ilçe ve köylerinde toplu ve açık oy kullanıldığı, bazı seçmenlerin kullandıkları oy pusulalarını sosyal medya hesaplarından paylaştıkları ve bu paylaşım karşılığı para aldıkları iddia edilmektedir.

İHD’nin kent kent paylaştığı diğer ihlaller ise şöyle:

Bursa: Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde düzenlenen bir eğlencede, yerel seçimlerde akrabalarından olmayan muhtar adayını desteklediği iddiasıyla amcasının oğulları E.Y. (36) ve M.Y. tarafından pompalı tüfekle vurulan Yusuf Yiğit hayatını kaybetti saçmaların isabet ettiği biri 3 yaşındaki çocuk 2 kişi de yaralandı.

Şanlıurfa / Halfeti: Sabah saat 05.00’te Hilalli İlköğretim Okulu’nun etrafını saran ve silahlı oldukları öğrenilen bir grup, okulda bulunan müşahitleri okuldan çıkararak toplu oy kullandı. Halfeti Belediye Başkanı ve AKP adayı Şeref Albayrak ve beraberindeki 100 kişi kırsal Talikan (Özmüş) mahallesindeki ortaokulda birlikte oy kullanmaya çalıştı.

Şanlıurfa / Ceylanpınar: Para karşılığında AKP’ye oy veren kişiler, kurdukları WhatsApp grubunda oy pusulalarının fotoğraflarını paylaştı.

Diyarbakır / Sur: Ağaçlıdere Mahallesi’nde iki grup arasında muhtarlık seçimi nedeniyle çıkan kavgada 1 kişi hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı. Ağaçlı kırsal mahallesinde muhtarlık seçimleri nedeniyle meydana gelen kavgayı takip etmek için bölgeye giden gazeteciler silahlı saldırıya uğradı. Anadolu Ajansı, Demirören Haber Ajansı ve İhlas Haber Ajansı ekipleri, saldırı sonrası ciddi anlamda can güvenliği tehlikesi yaşadılar.

Çirnik kırsal mahallesinde oy verme işlemleri esnasında silahlı saldırıya uğrayan DEM Partili sandık görevlisi Emin Çelik öldürüldü, 2’si ağır 12 kişi de yaralandı.

Diyarbakır / Çınar: AKP’nin Çınar adayı, 4 köyün toplam 1200 oyu için 2 milyon TL karşılığında anlaşma yapıldığı, Buna ilişkin muhtarlarla aralarında sözleşme imzalandığı öğrenilmiştir.

Şırnak: Tümgeneral Ömer Keçecigil İlkokulunda 5950 seçmen kayıtlı olduğunu ve aralarında tek bir sivil olmadığını belirten DEM Parti Milletvekilleri ve müşahitleri duruma tepki gösterdi.

Şırnak / Cizre: AKP’li adayın İYİ Partili sandık görevlisine saldırması üzerine kısa süreli gerginlik çıktı.

İzmir: Ali Şir Nevai Ortaokulu 1010 nolu sandık yüzde 92 engelli 3. Kata verilmiş, YSK’ya bildirilmesine rağmen Şahin Uzun sandıklarda kaydı çıkmamış Ali Şir Nevai Ortaokulu 1007 nolu sandıkta yürüme zorluğu çeken kişiyi 2. Kata vermişler, adı Tülay Özalp, Aynı sandıkta 82 yaşında bir kişi 2. Kata verilmiş.

Ankara / Çankaya: Turhan Fevzioğlu İlkokulu önünde İyi Parti’nin seçim kampanya materyalleri bulunuyor.

Adıyaman / Çelikhan: Pınarbaşı Beldesi’nde Muhammed Yılmaz adlı görevlinin iki kez oy kullandığı tespit edildi.

Muş: Bir başka ihlal haberi ise Muş merkezde bulunan Mehmet Akif Ersoy İlkokulu 1108 numaralı sandıktan geldi. Siyah çarşaf giyen bir kadının farklı sandıklarda üç kez oy kullandığı belirtildi.

İHD’den çağrı

İHD raporunda YSK, il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına da çağrı yaptı. Çağrı şöyle:

1- İnsan Hakları Derneği’nin 22 ilde toplam 300 kişilik bağımsız seçim gözlemi yapmak üzere görevlendirdiği gönüllülerine yönelik yapılan engellemeleri bir an önce sona erdirin; bağımsız seçim gözlemcisi olan İHD üyelerinin güvenlikleri sağlayın ve gözlem yapmalarını kolaylaştırın,

2- Seçim güvenliğini tehlikeye atan kişi ve gruplar hakkında etkin soruşturmaları başlatın,

3- Yukarıda derneğimizce tespit edilen seçim usulsüzlükleri iddialarına ilişkin gerekli araştırmaları yapın ve gerekli önlemleri alın,

4- Yurttaşların doğru ve güncel haber almasına yönelik çalışma yürüten basın mensuplarının can güvenliklerini sağlayın,

5- Belediye başkan adayları ile siyasi partiler adına itiraza yetkili olan avukatlar ve siyasi parti görevlilerine yönelik engelleme ve saldırılara ilişkin gerekli önlemleri alın.”

Paylaşın

Türkiye, AK Parti Döneminde Faize 563 Milyar Dolar Ödedi

Türkiye’nin faiz giderleri giderek artarken, 2003-2023 arasında faize 563 milyar dolar ödedi. 2023’teki 28,4 milyar dolar faiz ödemesi 2011 yılından bu yana yıllık en yüksek değer oldu.

2023’te iktidarın topladığı 100 lira verginin 15 lirası faize giderken, 2024 yılında toplanacak vergilerin de en az 17 lirası faize gidecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 50’ye çıkarırken tüketici ve ticaret kredileri faiz oranları da rekor üstüne rekor kırıyor. İhtiyaç, taşıt ve konut kredisi ağırlıklı ortalamasını yansıtan tüketici kredisi faiz oranı 31 Mart yerel seçimleri öncesinde yüzde 77’ye kadar çıktı. AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’de bu oran yüzde 50 idi. Böylece tüketici kredisi faiz oranı AK Parti iktidarında en yüksek seviyeye ulaştı. Aynı durum ticari krediler faiz oranları için de geçerli.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde “24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz.” vaadinde bulunduğunda tüketici kredisi faiz oranı yüzde 19 idi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı bu oran; ihtiyaç, taşıt ve konut kredisi ağırlıklı ortalamasını gösteriyor.

2020 yılının nisan ayında tüketici kredisi faiz oran yüzde 8’e kadar geriledi. Ancak sonra işler tüketiciler açısından hiç de yolunda gitmedi. Faiz oranı kademeli olarak yükselmeye başladı. Ancak yine de bu seneye gelinceye kadar yüzde 34’ü aşmadı. Temmuz 2022’de yüzde 34 oranı görüldü. 2023 yılı mart ayı başında yüzde 25’e kadar yeniden düştü.

14-28 Mayıs 2023 seçimlerinden sonra ise tüketici kredisi faiz oranı hızla yükselmeye başladı. Mart 2024 sonunda yüzde 77’ye kadar çıktı.

TCMB verilerine göre AK Parti iktidara geldiğinde tüketici kredisi faiz oranı yüzde 50 idi. Nisan 2023’te faiz oranı yüzde 55’ye kadar çıkmıştı. Eylül 2023’e kadar yüzde 55’in üstü görülmemişti. Eylül 2023’ün ikinci haftasında yüzde 58’i aşarak AK Parti döneminin en yüksek oranı görüldü. Bu tarihten sonra kademeli yükseliş sürerken 22 Mart 2024 haftasında yüzde tüketici kredisi faiz oranı yüzde 77’ye ulaştı.

Kasım 2002’de ticari kredi faiz oranı yüzde 40 idi. Nisan 2023’te yüzde 48 ile rekor kırarken bu tarihten sonra kademeli düşüş başladı. Faizler 2020 yılında yüzde 9’a kadar geriledi. Mart 2023’te yüzde 15 olan ticari krediler faiz oranı Ekim 2023’te yüzde 49’la AK Parti iktidarının en yüksek seviyesine ulaştı. Mart 2024’te faiz oranı yüzde 63’e ulaştı.

Öte yandan Türkiye’nin faiz giderleri giderek artıyor. Türkiye 2003-2023 arasında faize 563 milyar dolar ödedi. 2023’teki 28,4 milyar dolar faiz ödemesi 2011 yılından bu yana yıllık en yüksek değer oldu. 2023’te iktidarın topladığı 100 lira verginin 15 lirası faize gitti. 2024 yılında toplanacak vergilerin de en az 17 lirası faize gidecek.

Merkez Bankası politika faizini yüzde 50’ye çıkardı

TCMB’nin açıkladığı politika faizi 24 Haziran 2018 seçimlerinden hemen önce yüzde 17,75 idi. 2010 yılından bu yana politika faizinde rekor 2019 yılında yüzde 24 ile kırılmıştı. 14-28 Mayıs seçimlerinin ardından Ağustos 2023’te politika faizi ile 25 ile rekor kırdı. Ancak artan enflasyon ve döviz kurunun hızla yükselmesiyle Merkez Bankası faizi sürekli arttırdı ve son olarak yüzde 50’ye kadar çıkardı.

İhtiyaç kredisi, konut kredisi gibi tüketici kredilerinin yükselmesi halkı derinden etkiliyor. Kredi kartı faiz oranları TCMB’nin kararından sonra yükseliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

DEM Parti’den “Taşıma Seçmen” Tepkisi

Seçimlere ilişkin parti genel merkezinde açıklamalarda bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, taşımalı seçmenlere dikkat çekerek, taşımalı seçmenin irade gaspı ve sandık darbesi olduğunu kaydetti.

Haber Merkezi / Doğan, ayrıca bu meselenin sadece DEM Parti’nin meselesi olmadığına da dikkat çekerek, “Bu yalnızca DEM Parti’nin mevzusu ve meselesi olmamalı, Türkiye’nin bir bölümünde, bir coğrafyada bir halkın oy kullanma hakkı, iradesine sahip çıkma hakkına darbe yapılarak, engellenmeye çalışılıyor” dedi.

Ayşegül Doğan, seçmen kaydırılan merkezleri ve kaydırılan seçmen verilerini paylaşacaklarını belirterek şunları söyledi: “Ağrı Merkez 4 bin 168, Ağrı Taşlıçay 204, Batman Hasankeyf 280, Batman Gercüş 274, Bingöl Adaklı 99, Bitlis Merkez 51, Bitlis Tatvan 726, Dersim Mazgirt, Akpazar 127, Diyarbakır Eğil 1129, Diyarbakır Hazro 797, Diyarbakır Kulp 1929, Elazığ Karakoçan 519, Erzurum Karaçoban 312, Hakkari Çukurca 3 bin 235,

Hakkari Derecik bin 979, Hakkari Yüksekova, Esendere 953, Hakkari Şemdinli 1886, Iğdır Merkez 4 bin 382, Kars Merkez 3 bin 842, Mardin Dargeçit 570, Mardin Savur 978, Mersin Akdeniz 460, Muş Malazgirt 609, Siirt Eruh bin 71, Siirt Kurtalan 688, Siirt Pervari 33, Siirt Merkez 6 bin 328, Şırnak Beytüşşebap 828, Şırnak Güçlükonak 494, Şırnak Merkez 6 bin 541, Şırnak Uludere bin 409. 31 merkezde tespit edebildiğimiz taşımalı seçmen 46 bin 901. ”

“Yalnızca DEM Parti’nin sesi çıkıyor?”

Doğan, kaydıralan seçmenlere tepkisini ise şu sözlerle gösterdi: “Şimdi buna darbe, irade gaspı değil de ne diyelim? Bu ülkenin bir başka coğrafyası gibi, bu ülkeye ait değilmiş gibi davranılan ve böyle muamele edilen bir ayrımcılık yapılıyor demeyelim de ne diyelim? Buna karşı mücadelede ortaklaşamayacaksak ne zaman, nasıl ortaklaşılacak? Buna karşı neden yalnızca DEM Parti’nin sesi çıkıyor?”

Bakın 46 bin 901 kaydırılan toplam seçmen sayısı ve yalnızca 31 merkezde. Ve bu şu ana kadar tespit edilebilen rakam. Şunun bilinmesini isteriz; biz bunun takipçisi olacağız, takipçisiyiz. Bu hukuksuzluklara izin vermeyeceğiz. Hileler DEM Partililerden daha büyük değil, bunu tekrar ediyorum. Başaracağız, kazanacağız, Dolayısıyla oylarınıza sahip çıkın. ”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) oy verme işlemleri sırasında karşılaşılan usulsüzlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından açıklama yapan DEM Parti şunları kaydetti:

“Müşahitlerimiz, okul ve sandık görevlilerimiz, milletvekillerimiz ve yöneticilerimizle beraber sandıkların başındayız. Daha önce iktidarın merkezi bir şekilde planladığı sahte seçmen oyununu tespit etmiş ve kamuoyu ile paylaşmıştık. Bugün de sandık başındaki arkadaşlarımız ve oy kullanmaya giden halkımız bu sahte seçmenleri suçüstü yakalamış ve belgelemiştir.

Parti görevlilerimiz iktidar partisinin lehine birden fazla sandıkta oy kullanmaya çalışan devlet görevlilerini tespit etmiş, bu durumu tutanak altına almış ve haklarında suç duyurusunda bulunmuştur. Hiçbir hileye izin vermeyeceğiz. İktidar ne yaparsa yapsın başaramayacak. Halkımızın iradesi ve kararlılığı her türlü hileyi boşa çıkaracaktır. 7’den 70’e herkesi sandıklara gitmeye, iradesine sahip çıkmaya ve sandıkları korumaya çağırıyoruz.”

Paylaşın

Siyasi Parti Liderleri Oylarını Kullandı: Karar Milletin

Oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Öncelikle bu demokrasi şölenine katkı verenlere teşekkür ediyoruz. Seçim geçmiş süreçlerde elbette siyasi tartışmalar oldu. Dün Bursa’da hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “YSK’yı takip ediyoruz, seçim sorunsuz ilerliyor. Silahlardan uzak durmayı öneriyorum. Taşkınlıktan uzak durulmasını ve bu seçimin kaybedeninin olmadığını hatırlatmak isterim. Seçimin huzur, güven içinde geçmesini temenni ediyorum. Karar milletin, hepimiz bu karara saygılı olacağız.”

31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri için oy verme işlemi sona erdi. Siyasi parti liderleri sandığa giderek oylarını kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile oyunu kullandığı Üsküdar’daki Saffet Çebi Ortaokulu’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Arka arkaya düzenlenen iki seçimin milleti yorduğunu belirten Erdoğan “Bu seçim birbirine yakın bir süreçte yeni bir dönemin başlangıcına vesile olacak. Bir yandan milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimi, diğer taraftan yerel yönetim seçimleri, bunların ülkemizde inşallah yeni bir dönemin, yeni yüzyılın başlangıcına vesile olmasını diliyorum ve milletimize gösterdiği bu sadakat için de şahsım ve tüm partili arkadaşlarım olarak teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Karar milletin, hepimiz bu karara saygılı olacağız”

Oyunu 23 Nisan ulusal Egemenlik İlkokulu’nda kullanan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, basın mensuplarına açıklama yaptı.

“Öncelikle bu demokrasi şölenine katkı verenlere teşekkür ediyoruz. Seçim geçmiş süreçlerde elbette siyasi tartışmalar oldu. Dün Bursa’da hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. YSK’yı takip ediyoruz, seçim sorunsuz ilerliyor. Silahlardan uzak durmayı öneriyorum. Taşkınlıktan uzak durulmasını ve bu seçimin kaybedeninin olmadığını hatırlatmak isterim. Seçimin huzur, güven içinde geçmesini temenni ediyorum. Karar milletin, hepimiz bu karara saygılı olacağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları oyunu Adana’da kullandı. Çukurova ilçesinde bulunan Ayşe Atıl İlkokulu’na gelen Hatimoğulları, 1057 numaralı sandıkta oy verdi.

Hatimoğulları çıkışta gazetecilere açıklama yaptı, sonuçların Türkiye ve bütün halklara  hayırlı ve uğurlu olmasını diledi. Hatimoğulları, “Bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Lütfen her yerde gidelim. Oylarımızı kullanalım. Oylarımızı kullanmakla yetinmeyelim. Sandıklarımıza hep birlikte sahip çıkalım” dedi.

Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, Ankara Anıttepe Ortaokulu’nda oyunu kullandıktan sonra yaptığı açıklamada, “yeni yüzyılın mahalli idareler seçimleri olarak ilkinin gerçekleştirildiğini” vurguladı. Bahçeli, “Bütün siyasi partilerimize, onların değerli adaylarına başarılar diliyorum. Milletimiz için, devletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. İnşallah çok daha güzel günler, çok daha güzel seçimler gerçekleştirilecektir. Şimdiden bütün milletimize teşekkür ediyor, sağlıklar diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Her şey iyi olacak”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de ilk kez Ankara’da oy kullandı. Türkiye Emlak Bankası Ortaokulu’nda oyunu kullanan Akşener, “Partisinin her bireyinin iftiralara uğradığı zorlu bir süreçten geçtiklerini” ifade ederek sonuçların kendileri ve Türkiye açısından iyi olacağını düşündüğünü söyledi. “Ankara’da seçim çok ilginç geçecek” diyen Akşener, İstanbul için seçimlere yönelik gelen soruya “Her şey iyi olacak” demekle yetindi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu oyunu Ankara’da Çankaya Lisesi’nde kullandı. Mahalli seçimler vesilesi ile beldelerimizi, ilçelerimizi ve illerimizi kimler yönetecek, belirlemiş olacağız” diyen Karamollaoğlu, “Milletimizin tercihi ve hepimiz de bu seçim sonuçlarına saygı duymak mecburiyetindeyiz” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ oyunu Ankara’daki TSK Mehmetçik Vakfı Hafize İhsan Payaza Ortaokulu’nda kullandı. Oyunu kullandıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özdağ, “Umarım sorunsuz bir sayım gerçekleşir ve halkın iradesi tecelli eder” dedi.

Özdağ, “Zafer Partisi olarak bu seçimlerde büyük bir sıçrama yapacağımızı düşünüyoruz. Bunu seçim kampanyası boyunca gördük. Onun için de bu seçimlere büyük bir özveri ve özgüvenle girdik” diye konuştu. İnşallah sandıklar açıldığında da yapmış olduğumuz tespitlerin teyidini göreceğiz” diye konuştu.

Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan ve eşi Beyza Erbakan, ’31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde oy kullanmak için Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan Dr. Binnaz Ege-Dr. Rıdvan Ege Anadolu Lisesi’ne geldi.

Bir süre sıra bekleyen Erbakan çifti 4491 numaralı sandıkta oylarını kullandı.

Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Fatih Erbakan, şunları söyledi:

“Yoğun geçen bir seçim kampanyası sonrasında bugün biz de vatandaşlık görevimizi eşimle birlikte yerine getirdik. Milli iradenin tecellisi için bu görevi ifa etmiş olduk. Tabii ki bu seçim gününün huzur ve barış içerisinde, olaysız bir şekilde tamamlanmasını temenni ediyoruz.

Sandıklar açıldığında çıkacak sonucun da ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Seçim sonuçlarını orucumuzu açtıktan sonra genel merkezde takip ederiz. İftar saatine kadar konutta oluruz. Ülkemiz, milletimiz, insanımız için hayırlı olsun. İnşallah hayırlı bir sonuç çıkar. Artık değerlendirmeleri akşam seçim sandıkları açıldıktan sonra daha tahsilatlı bir şekilde yaparız.”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri için Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’nda oyunu kullandı.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Çankaya ilçesindeki Özel Şener Çakmak Anadolu Lisesi 4683 numaralı sandıkta, eşi Ülkü İnce ile oy kullandı. İnce, oyunu sandığa attıktan sonra gazetecilere açıklama yaptı.

Seçim günlerinin düğün günü olduğunu belirterek, memlekete hayırlı olmasını dileyen İnce, “Bu düğün meşru; ama adil değil. Seçim sonuçlarını daha şimdiden tanıyoruz; ama adil değil. Bazıları memleketin uçaklarıyla, memleketin helikopterleriyle, hazinenin parasıyla kampanya yaptı. Bazıları da belediyenin parasıyla kampanya yapmış. Yani milletin cebinden millete propaganda yaptılar. Birisi de çoluk çocuğumuzun harçlığından” ifadelerini kullandı.

“Türkiye büyük ve güzel bir ülke”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve eşi Zeynep Babacan, oylarını Bilkent Emlak Bankası Ortaokulu’nda yer alan 4624 nolu sandıkta kullandı.

Çıkışta basın mensuplarına açıklama yapan Babacan, “Bugün gerçekten Türkiye için güzel bir gün. Demokrasimizin işlediği, böylesine zor bir coğrafyada vatandaşlarımızın sandığa yoğun ilgi gösterdiği bir ülkeyiz. Bu da bizi gerçekten mutlu ediyor. Bu seçimlerde özellikle sahada illeri dolaşırken umutsuz vatandaşımızın sayısının çok olduğunu gördüm. Yani sanki sandıkta bir şey değişmiyor. Oy vererek bir şey değiştiremiyoruz hissi bir miktar hakim gibi. Ama öyle değil. Türkiye büyük ve güzel bir ülke. Bu büyük ve güzel ülkenin çok daha güzel yönetilmesi mümkün. Dürüst ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğinde Türkiye’nin bütün sorunlarını aşması mümkün. Dolayısıyla ülkemizden asla umudu kesmeyelim. Demokrasimize sahip çıkalım. Demokrasimize sahip çıkmanın en önemli yolu da sandıkta irademizi millet olarak ortaya koymak” diye konuştu.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve Kocaeli Gebze Belediye Başkan adayı Erkan Baş, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri için oyunu Kadıköy’de kullandı. Kadıköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne gelen Baş, isim listesini kontrol ettikten sonra eşi Gülçin Baş ile 1105 numaralı sandıkta oy verdi. Zarfı atarken basın mensuplarına poz veren Baş, sandık görevlilerine teşekkür ederek eşi ve oğluyla okuldan ayrıldı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde oyunu Eyüpsultan’da Nejat Sabuncu İlkokulu’ndaki 2274 numaralı sandıkta kullandı. Davutoğlu, oyunu kullanmaya eşi Sare Davutoğlu ile birlikte geldi. Gelecek Partisi lideri, “Her birimize düşen en temel sorumluluk bu seçimlerden gerekli dersleri çıkarmak” dedi.

Paylaşın

Washington Post: İstanbul’da Kürtlerin Oyları Belirleyici Olabilir

Yarın yapılacak yerel seçimlere sayılı saatler kalırken, seçimlere ilişkin değerlendirmeler dış basında da kendine yer bulmaya devam ediyor. BBC Türkçe’nin aktardığına göre, ABD’nin The Washington Post (WP) gazetesinin “Erdoğan’ın popülerliğini ölçecek Türkiye’deki yerel seçimlerle ilgili bilinmesi gerekenler” başlıklı makalesinde öne çıkarılan başlıklardan biri de Kürt nüfusun oyları oldu.

Suzan Fraser imzalı, 26 Mart tarihli makalede, “Kürt seçmenler İstanbul’daki seçmenlerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor ve oyları belediye başkanlığı yarışında belirleyici olabilir” ifadelerine yer verildi:

“Artık Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) olarak bilinen Türkiye’nin Kürt yanlısı partisi, 2019 belediye seçimlerinde İmamoğlu’nu desteklemeyi tercih ederek kazanmasına yardımcı olmuştu. Ancak bu sefer parti, oyları İmamoğlu’ndan uzaklaştırabilecek bir hamleyle kendi adaylarını öne çıkarıyor. Yine de bazı gözlemciler, partinin mevcut belediye başkanını zımnen desteklemek amacıyla kasıtlı olarak iki düşük profilli aday seçtiğini söylüyor.”

Makalede dikkat çekilen bir diğer nokta ise iktidar ve muhalefet arasındaki ‘kampanyaların adaletsizliği’ oldu. Fraser şunları söyledi: “Önceki seçimlerde olduğu gibi Erdoğan, görevde olmanın avantajlarını kullanıyor ve kampanyalarını yürütürken sıklıkla devlet kaynaklarından yararlanıyor… Muhalefete göre, devlet yayın kuruluşu TRT kampanyanın ilk 40 gününde iktidar partisine 32 saat yayın süresi ayırırken, rakiplere 25 dakika ayırdı.

Kampanya sırasında Erdoğan, seçmenlere, eğer devletten hizmet almak istiyorlarsa, iktidar partisinin desteklediği adayları desteklemeleri yönünde üstü kapalı uyarılarda bulundu. Hükümetinin yüksek enflasyonu kontrol altına alma çabalarına rağmen hane halkını bir miktar rahatlatmak için asgari ücreti yüzde 49 oranında artırdı. Türk lider, kampanya mitinglerinde de ülkesinin savunma sanayisindeki başarısını sergilemeye devam etti…”

Öte yandan ABD’nin Foreign Policy dergisinde yayımlanan Türkiye iç ve dış politika uzmanı Doç. Dr. Sinan Ciddi imzalı makale, “Erdoğan’ın partisi ülkenin en büyük şehirlerini geri kazanırsa, bunu Türk siyasetinde büyük değişimler izleyebilir” öngörüsünde bulundu.

Erdoğan’ın görevine devam etmek için galip gelmesi durumunda ‘başka bir anayasa reformu daha gerçekleştirebilir’ diyen makale şu tespitlerle devam etti: “Erdoğan’ın popülaritesinin temelinde uzun zamandır AKP’nin inşaat ruhsatı verme, imar kontrolleri ve partizan destekçilerine kentsel sosyal yardım hizmetleri sağlama becerisi yer alıyor… Yerel seçimler Erdoğan için kritik öneme sahip çünkü bu seçimler ona, cumhurbaşkanının görev süresi sınırlamalarını ve yargı bağımsızlığının geri kalan unsurlarını ortadan kaldıracak yeni bir anayasa arayışına girme şansı verebilir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kazanma şansını da sorgulayan makale, ekonomideki kötü gidişata vurgu yaptı ancak ‘Erdoğan faktörünün’ öne çıktığını söyledi: “Türkiye’de günlük yaşam vatandaşların büyük çoğunluğu için çekilmez durumda.

AKP, 2019’dan bu yana ana muhalefetteki CHP’nin yönettiği İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirleri geri kazanmayı başarabilirse, bu, AKP’nin belediye başkan adaylarının seçmenleri kendi partilerinin daha iyi hizmet sunabileceğine ikna etmesi sayesinde olmayacak… Eğer durum böyle olsaydı beş yıl önce büyükşehirleri CHP’ye kaptırmazlardı. AKP kazanırsa bunun temel iki nedeni olacak: Muhalefet partilerinin beceriksizliği ve Erdoğan faktörü.”

Makale, Erdoğan’ın pek tanınmamış da olsalar adaylarıyla sahneye çıkıp, Türkiye’nin uzay serüveni ya da savunma sektöründeki başarılarından konuşmasının seçmen üzerinde etkili olabileceğini belirtti:

“Bu girişimlerin hiçbiri halkın yaşadığı ekonomik zorlukları ortadan kaldırmıyor ancak Erdoğan’ın (ve buna bağlı olarak özenle seçtiği belediye başkan adaylarının) yalnızca küçük bir yerel makam için çekişen dağınık bir muhalefetten ziyade yönetişim meseleleriyle daha fazla ilgilendiğini gösteriyor. Erdoğan bu mesajı satmayı başarabilirse, AKP de oy çoğunluğunu elde etmeyi başaracaktır ki tek yapması gereken de bu.”

Ciddi, Erdoğan’ın seçimleri kazanması durumunda anayasal reform için destekçilerinin ‘laikliğin kapsamının, tanımın sınırlandırılması gibi uzun süredir arzu edilen hedeflere ulaşmak için güçlü bir ses isteyeceklerini varsaymak doğru olacaktır’ dedi ve ekledi:

“Türkiye’nin Batılı müttefikleri, Erdoğan’ın ülkeyi 2028’e kadar yöneteceği gerçeğini çoktan kabullenmiş durumda. Ancak artık bu ay yapılacak yerel seçimlerden sonra Türkiye demokrasisinin tamamen sönme yoluna girebileceğini düşünmeleri gerekiyor.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Büyük Bir Zafer Kazanacağız

İzmir’de basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, yerel seçimlere ilişkin, “Yarın büyük bir zafer kazanacağız. Çok umutluyuz. Geçmişte büyük ittifaklarla sağladığımız başarıyı seçmenin vicdanıyla ve ‘Türkiye İttifakı’ ile başaracağız” dedi ve ekledi:

“Demokrasi hep birilerinin, kendisine ve yandaşlarına kazandırmak; emekçilerin, emeklilerin süründürülmesi değildir. Ben veya herhangi bir adayım bir kişinin bile kalbini kırdıysa özür dileriz. 1 Nisan’da Türkiye demokrasisi çok önemli bir güne adım atacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçim öncesi İzmir’de ziyaretlerde bulundu. Balçova Belediyesi’ni ziyaret eden Özel, çıkışta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Sözlerine “Yarın sandıklar açıldığında İzmir’in güneşi sandıklara gelsin” diyerek başlayan Özel, partilerin üst yönetimlerinde oluşmayan ittifakın seçmen nezdinde kurulduğunu belirterek şunları söyledi:

“Yarın büyük bir zafer kazanacağız. Çok umutluyuz. Geçmişte büyük ittifaklarla sağladığımız başarıyı seçmenin vicdanıyla ve ‘Türkiye İttifakı’ ile başaracağız. Demokrasi hep birilerinin, kendisine ve yandaşlarına kazandırmak; emekçilerin, emeklilerin süründürülmesi değildir. Ben veya herhangi bir adayım bir kişinin bile kalbini kırdıysa özür dileriz. 1 Nisan’da Türkiye demokrasisi çok önemli bir güne adım atacak.”

Kampanya dönemindeki eşitsizlikler ve devlet imkanlarının AK Parti adayları lehine kullanılmasına da dikkat çeken Özgür Özel şöyle konuştu:

“Türkiye’de bir partiyi devlet olarak gören anlayış olduğu müddetçe adil bir seçime ortamından bahsedemezsiniz. Devletin bütün imkânları bir parti için seferber edildi. Siyaset yapmayacakları söylenen bakanları siyasete karıştılar. Türkiye’nin her yerinde adaylarımız kendi öz güçleriyle mücadele etti. Devletle millet ne zaman yarıştıysa millet kazanmıştır. Bugün devletle ‘Türkiye İttifakı’ yarışıyor.”

Paylaşın

Economist’ten ‘İstanbul Seçimleri’ Yorumu: İmamoğlu, Küçük Farkla Önde

31 Mart Pazar günü yapılacak yerel seçimlere sayılı saatler kalırken, seçimlere ilişkin değerlendirmeler dış basında da kendine yer bulmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın önde gelen dergilerinden The Economist, 27 Mart tarihli bir makalede, 31 Mart seçimleriyle ilgili muhalefetin durumunu analiz etti.

Makalede, İYİ Parti’nin yüzde 20’ye yakın oy aldığı 2023 Genel Seçimleri’nden bu yana ‘dağıldığı’ iddia edildi. Yerel seçimlerde ‘kaçınılmaz olarak’ AK Parti’nin ‘ülkenin çoğunluğunda galip geleceğini’ öngören makale, İstanbul’daki yarışın son ana kadar belirsizliğini koruyacağı tahmin etti ve şöyle devam etti:

“Ne İYİ ne de ülkenin ana Kürt bloğu Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM) şehirde kazanma şansı yok. Ancak adaylarının alacağı birkaç puan, görevdeki belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kaybetmesine neden olabilir. CHP’li İmamoğlu anketlerin çoğunda önde ama küçük bir farkla.”

“Seçimlerde önde gidecek olan AKP’nin kağıt üzerinde İstanbul’daki adayı eski Şehircilik Bakanı Murat Kurum olsa da kampanyasına güç veren kişi Erdoğan” diyen The Economist, Erdoğan’ın önündeki en büyük zorluğun ekonomi olduğu tespitine yer de yer verdi.

“Seçim sezonu geleneği olarak, Türkiye’deki kıraathaneler, oylama sona erdiğinde TL’nin ne kadar düşük seviyelere gerileceğine dair sohbetlerle dolup taşıyor. Türkiye’deki yerel seçimler, yağmur kanalları, otobüs seferleri ve iltimas ağlarıyla olduğu kadar ulusal siyasetle de ilgili” diyen The Economist, analizini şöyle sürdürdü:

“İmamoğlu için ikinci bir belediye başkanlığı dönemi, yeni lideri Özgür Özel ile eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sadık partililer arasındaki iç çatışmalarla boğuşan CHP’nin yönetimi devralma yolunda bir basamak olacak. İmamoğlu 2028’de cumhurbaşkanı adayı olabilir.”

Oylamanın Erdoğan’ın ’emeklilik planlarını’ değiştirebileceğini söyleyen makale, İstanbul’da kazanması durumunda ‘kendisi için yeni bir dönemi garantileyecek’ yeni anayasa planlarını cesaretle ilerletebileceğini belirtti.

31 Mart seçimlerinde kötü bir performans göstermesinin İYİ Parti’de ‘liderlik mücadelesine ya da bölünmeye’ zemin hazırlayabileceğini söyleyen The Economist, partiden ayrılanların MHP ya da AK Parti’ye katılabileceğini söyledi. Makale partinin içinden bir kaynağın şu sözlerine de yer verdi:

“Bu insanlar Erdoğan’la rahatlıkla el sıkışabilirler. Halkın desteğine sahip olmayı değil, güce sahip olmayı arzuluyorlar.” Makale, İYİ Parti’nin kıdemli üyelerinden Bilge Yılmaz’dan bir alıntıyla sonra erdi: “‘Muhalefetin yeniden yapılandırılması gerekiyor’ diyor. Kendisi, Erdoğan’ın muhaliflerinin birçoğunun ulusal seçimleri kazanmaktan ziyade yerel düzeyde rant peşinde koştuğundan şikayetçi: ‘Herkesin gitmesi gerekiyor.'”

Haaretz’ten ‘demokrasi’ vurgusu

Öte yandan İsrail merkezli İngilizce yayın yapan Haaretz gazetesinde yerel seçimleri analiz eden The New Turkey and Its Discontents (Yeni Türkiye ve Hoşnutsuzlukları) kitabının yazarı Simon Waldman, “Türkiye’de her seçim yapıldığında ülke anlamlı bir demokrasi olmaktan bir adım daha uzaklaşıyor. Bu hafta sonu yapılacak yerel seçimler kasvetli gidişatı sürdürecek gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de bir seçim daha Erdoğan’ın iktidarı ele geçirmesi anlamına geliyor” başlıklı, 28 Mart Perşembe tarihli makalede, Hamas’ın 7 Ekim saldırıları sonrasında Gazze’ye savaş açan İsrail’in Türkiye’de bütün siyasi kesimler tarafından sert bir dille eleştirildiği belirtildi.

Waldman’a göre yerel seçimlerin ana konusu İsrail olmaktan uzak ve ‘asıl soru’ ise şu: “Muhalefet, Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) dalkavuklarının 23 yıllık iktidarının ardından elde edebildiği azıcık siyasi gücü bile elinde tutabilecek mi?” CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun geçen haftaki mitingini izlediğini anlatan Waldman, İmamoğlu’nun ‘sözlerini bir enerji ve soğukkanlılık dengesiyle kullanarak kalabalığı heyecanlandırma becerisini’ fark ettiğini söyledi.

Buna karşın İmamoğlu’nu izlemeye gelenlerin sayısının 500 ile sınırlı olduğunu kaydeden Waldman, ‘bu seferki heyecan eksikliğinin’ bir nedeninin ‘İmamoğlu’nun Erdoğan’ın sönük seçimi eski Çevre Bakanı Murat Kurum’a karşı yarışıyor olması nedeniyle aşırı güven’ duyulması olabileceğini belirtti.

Waldman, AKP’nin aday stratejisi, Erdoğan’ın ‘merkezi yönetimle yerel yönetim el ele’ vermesi gerektiği mesajları ve muhalefetteki bölünmüşlük gibi faktörlerin İmamoğlu’nun İstanbul’da kaybetmesiyle sonuçlanabileceğini öngördü. Son dönemde Türkiye’deki yüksek yargı krizini hatırlatan Haaretz makalesinde, Erdoğan’ın ‘son seçimim’ sözlerinin anayasa reformunu gündeme getirmesine de yer verildi.

Waldman, analizini, “Erdoğan daha önce de birçok kez (2007, 2010 ve 2017) anayasayı değiştirmiş ve bağımsız yargının olduğu gerçek bir demokrasinin aksine Türkiye’de anayasanın kendisine tabi olduğunu vurgulamıştı. “Türkiye’de her seçim olduğunda ülke anlamlı bir demokrasi olmaktan bir adım daha uzaklaşıyor. Bu sefer de durum farklı değil” diye bitirdi.

Paylaşın

Özgür Özel’den Meral Akşener’e Yanıt: Canı Sağ Olsun

Meral Akşener’in CHP’yi ve kendisini hedef alan açıklamalarına yanıt veren Özgür Özel, “Dün Meral Hanım birçok şey söyledi. Tek itirazım biz miting yaparken Atatürk’ün partisine yapılan hakaret içerikli afiş idi” dedi ve ekledi:

“Abla diyeceğim dün kızmış bana abla demeyin demiş. Sayın Genel Başkanıma söyleyeceğim şudur. Bize saldırsınlar. Bende kural şu; eski dosttan düşman olmaz. Atatürkçü, centilmen insanlar birbirine çelme takmaz. Birbirine düşmanlık yapmaz. Canı sağ olsun, ablam benim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında memleketi Manisa Turgutlu’da seçmene seslendi. Özgür Özel’in konuşmasından satır başları:

“Bundan 1,5-2 ay önce mitinglere ilk başladığımızda emekliler büyük acı çekiyorlar burada mı dedim. Meydanın yüzde 20’si buradayız dediler. Emekliler benimle birlikte olursanız sizin sesinizi duyuracağım, hakkınızı mutlaka alacağız dedim. Memleketin korosu en acı şarkıyı söylüyor. ’10 bin lira alıyoruz’ dediler.

AKP iktidara geldiğinde emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü parayla 26 bin lira. Sizin düzeninizi hiç bozmasalar asgari ücret 26 bin lira. Ama onlar TÜİK’e göre düzenleme yapacağız dediler. TÜİK ne demek Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu. İlk Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün sadece 2,5 çeyrek altın alıyor. Emekliler her ay 5,5 çeyrek altın kayıptalar.

Ucuz kıyma için insanlar kuyrukta bekliyor. Karıncalar gibi bir arada durmak, yan yana durmak lazım. Karıncaların isteyip de aşamayacağı engel yoktur. O burnu büyüklere, o kibirlilere sizi karınca gibi ezmeye çalışanlara şunu söylüyorum; karıncayı ezdirmem karıncanın kardeşi var. O da CHP’dir.

4 liralık mazot 19 lira olduğunda isyan ettik. Düzelteceğiz dediler. 19 liralık mazotu 45 liraya çıkardılar. Hakkınızı 5’li çetelere, İliç’teki altın madeninin silinen vergilerine harcıyorlar.

Çiftçinin hakkını alana kadar, üzüm üreticisinin hakkını alana kadar, bundan sonra siz varsanız biz buradayız. Hakkınızı söke söke alacağız… Yandaş kayıran, esnafı, memuru ezdiren, yoksulları bir çare bırakanlara karşı yerel iktidarın yerelden dengeleneceği seçimlerdir. 31 Mart’ta canı yanan herkesi iktidara sarı kart göstermeye davet ediyoruz.

Meral Akşener’in sözlerine yanıt

Dün Meral Hanım birçok şey söyledi. Tek itirazım biz miting yaparken Atatürk’ün partisine yapılan hakaret içerikli afiş idi. Abla diyeceğim dün kızmış bana abla demeyin demiş. Sayın Genel Başkanıma söyleyeceğim şudur. Bize saldırsınlar. Bende kural şu; eski dosttan düşman olmaz. Atatürkçü, centilmen insanlar birbirine çelme takmaz. Birbirine düşmanlık yapmaz. Canı sağ olsun, ablam benim.

Erdoğan, Erbakanla görüşme yapmadı. Erbakan ittifaka yanaşmadı. Tayyip Bey, Fatih Bey’e ne diyor? Zübük diyor, ip cambazı diyor. Depremzedelere bile şantaj yapan kötücül bir akıl vardır. Bizim ittifakımız gücünü milletimizden, renklerini bayrağımızdan alır.”

Paylaşın

Goldman Sachs’tan Dikkat Çeken Enflasyon Ve TL Analizi

Yerel seçimler öncesi son Türkiye raporunu yayınlayan Goldman Sachs, raporunda, “Seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem parasal hem de mali politikanın devamını ve rezervlerin yanı sıra TL’nin üzerindeki baskının da yatışmasını bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

Raporda ayrıca, “Olumsuz baz etkisi nedeniyle de martta enflasyonun yıllık bazda yüzde 68,5’e yükseleceğini tahmin ediyoruz” denildi.

ABD merkezli çok uluslu yatırım bankası Goldman Sachs, 31 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek yerel seçimler öncesi son Türkiye raporunu yayınladı.

Raporda, “Seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem parasal hem de mali politikanın devamını ve rezervlerin yanı sıra TL’nin üzerindeki baskının da yatışmasını bekliyoruz. Bütçe gelirlerinin uzun dönemli ortalamasına ulaşmasından dolayı seçimlerin ardından geçen yıla benzer vergi artışları beklemiyor ve harcama yönlü baskıların da azalacağını düşünüyoruz” ifadesi kullanıldı.

Yıl sonu enflasyon tahminine de yer verilen raporda, “Enflasyonun mayısta zirveye çıkacağını ve oradan olumlu baz etkileriyle birlikte yıl sonuna kadar yüzde 33’e kadar keskin bir düşüşe başlayacağını tahmin ediyoruz” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, döviz talebine ilişkin olarak, “Türk halkının seçimlerden sonra TL’nin aşırı değer kaybedeceğine yönelik düşüncelerinden kaynaklı artan döviz talebi var ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) politika faizinde geçen hafta 500 baz puan artışa gitmesinin böyle bir değer kaybı olasılığının düşük olduğuna dair güçlü bir sinyal gönderdiğini düşünüyoruz” ifadesine yer verildi.

“Enflasyon yüzde 68,5’e yükseleceğini tahmin ediyoruz”

Ramazanın bu yıl mart ayına denk gelmesi nedeniyle artan gıda ve hizmet enflasyonuyla birlikte enflasyonun bu dönemde yüksek seyretmeye devam edeceği öngörüsüne yer verilen raporda, “Olumsuz baz etkisi nedeniyle de martta enflasyonun yıllık bazda yüzde 68,5’e yükseleceğini tahmin ediyoruz” denildi.

Raporda, aylık bazda döviz kurundaki zayıflık nedeniyle yükselen çekirdek mal enflasyonuna karşılık diğer Tüketici Fiyat Endeksi alt kalemlerinde yavaşlama beklendiğine işaret edilerek, mevcut enflasyon ortamında ücret artışları ve ramazan ayının enflasyon üzerindeki toplam etkisini hesaplamanın zorluğu nedeniyle tahminler üzerinde bir belirsizlik olduğu kaydedildi.

Paylaşın

Erdoğan, İmamoğlu’nu Hedef Aldı: Ya Sen Nasıl Bir Belediye Başkanısın?

Sultanbeyli’de halka seslenen Erdoğan, “İstanbul’da 30 yıl önce başlattığımız yerel yönetim hamlesi maalesef son 5 yıldır durmuş, hatta ibre tersine dönmüştür. Şehri yönetenler İstanbul’dan başka her şeyle uğraştıkları için devraldıkları sorumlulukları yönetememişlerdir. Büyükşehir Belediyesi’nden ne diyor “tam ileri”, sen tam gaz geri gidiyorsun” dedi ve ekledi:

“Sultanbeyli’yi hiçbir zaman sahiplenmedin ki. Ulaşımıyla, depreme hazırlığıyla İstanbul içler acısı hale gelmiştir. Lazım olduğunda ya tatilde ya cumhurbaşkanı yardımcılığı peşinde ya büyükelçilerle Sarıyer’de balıkta. İstanbul’un yönetimi yarı zamanlı işle olacak değil.  Bu şehir hiç kimsenin atlama taşı, şahsi ihtirasları, oyuncağı, finans kaynağı haline getirilemez.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “İstanbul’a böyle bir zulüm yapılmasına müsaade edemeyiz. Bunun için Yeniden İstanbul diyoruz. Bu şehrin beklentisi ve ihtiyacı çoktur. Ama bazı öncelikleri vardır. Birinci önceliği depreme hazırlıktır. Son dönemde bu konuda bir çaba, proje gördünüz mü? Hayır. Çünkü depreme hazırlık için kullanılması gereken kaynaklar bavul bavul dolar oldu ve bir yere götürülüyor. Depreme hazırlık için gereken vakit DEM’le pazarlıkta, kazanma değil kaybettirme hırsıyla hareket edenleri yemlemekle harcanıyor” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Sultanbeyli Kent Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap etti. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde: “İlçe belediyemiz hayata geçirdiği projeler, yaptığı eser ve hizmetlerle Sultanbeyli’yi her geçen gün daha da güzelleştirdi ve güzelleştiriyor. Bizim hikayemiz de Sultanbeyli’nin durumuyla farklı değil.

Emperyalistlerin uzantısı vesayetçilere ve darbecilere eyvallah etmediğimiz için üzerimize tuzak üzerine tuzak kuruldu. One Minute diyerek masumlara uygulanan zulme karşı koyduğumuz tavır için ayrımcılığa maruz kaldık. Dünya 5’ten büyüktür diyerek küresel yönetim ve güvenlik sisteminin çarpıklıklarına itiraz ettiğimiz için ambargolara uğradık.

Önce Allah’ın yardımı sonra da Sultanbeyli’den, İstanbul’dan, milletimizden aldığımız güçle hepsinin üstesinden geldik, geliyoruz. Şu anda İstanbul’u yöneten büyükşehir belediye başkanının acaba Sultanbeyli’ye en ufak bir yatırımı oldu mu? Büyükşehir belediyesinden ne diyor? Tam ileri… Ne tam ileri ya? Sen tam gaz geri gidiyorsun. Sultanbeyli’yi bir defa hiçbir zaman kalkıp da sahiplenmedin ki…

Bilim insanları her gün insanları depreme hazırlayın diye ikaz ediyor. Biz işte bu sebeple afet bölgelerindeki gayretli çalışmalarıyla milletimizin gayretini toplayan Murat Kurum kardeşimizi büyükşehir adayı olarak belirledik.

İstanbul’un 2. gündemi artık hayatı çekilmez hale getiren trafiktir. Ya şuraya doğru dürüst otobüs geliyor mu? Devamlı otobüsler ya yanıyor, buradaki ulaşım ne yazık ki yapılmıyor şimdi bütün bunlara karşı inşallah otobüslerimiz, metrobüsler olarak otobüsler olarak, Sultanbeyli yeni bir döneme geçecek. Mevcut yönetim bizden devraldığı metro hatlarını bile yapamadı, trafiği rahatlatacak başka projeler de geliştiremediği için şehir adeta kilitlendi.

Ya bu öyle bir belediye başkanı ki şurada Sancaktepe’de orada metro ile ilgili açış yaptırmadı. Orayı geldi toprakla doldurdu. Ya sen nasıl bir belediye başkanısın? Bunu biliyorsunuz değil mi? Ha ne diyor bir de akıllı belediyecilik tam ileri. Nasıl bir tam ileri? Sabah işe gitmek, akşam işten eve dönmek, bir yerden bir yere seyahat etmek, kayak yapmak. İstanbul sizin bu zevkinizi çekmeye layık mı?

İstanbul tam bir çile şehri haline geldi. Çekmeköy, Sancaktepe, Sultanbeyli metro hattını durak sayılarını yarıya düşürerek sırf açmış olmak için açtılar. Sultanbeyli’ye kadar ilerlemedikleri gibi uyduruk sebeplerle hastane önünden geçecek durakları iptal ettiler.

İstanbul’un diğer bir önemli ihtiyacı vizyonla çalışılmasıdır. Haliç’i biz temizledik. Ayasofya’yı ibadete açtık. İstanbul Havalimanını faaliyete geçirerek Çamlıca Kulesini ve camiini yaparak her iki tarafta pek çok abide eseri şehre kazandırarak bunun ilk adımlarını attık.

Bir de İstanbul’dan uzak tutulması gerekenler var. Yönetimi üzerinde yapılan her türlü kirli pazarlık bu şehri kirletir. İstanbul’u kirli pazarlıklardan uzak tutmak gerekir. Şehir halkına hizmet için tahsis edilen kaynakları yağmalayıp başka amaçlar için deste deste savurmak bu şehri üzer. İstanbul’u üzmemek gerekir. Her semtini sevmeye bir Ömer vakfedilen İstanbul’u işporta pazarına düşürmek bu şehre ihanettir.

Artık bu şehirde belediyecilik, sosyal medyada değil bizzat hayatın içinde yapılacak. Artık bu şehrin insanları, ihtiyaç duyduklarında belediye başkanlarının nerede olduğunu merak etmeyecekler. İşinin başında olduğunu bilecekler. Bir dönem bizim yanımızda oldukları halde şimdi sadece AKP’ye kaybettirerek CHP’ye seçim kazandırmaya çalışanların söylemlerine itibar etmeyeceğiz. Hiçbir iddiası, elle tutulur hiçbir projesi olmayanlarla oyumuzu ziyan etmeyeceğiz.”

“Vatandaşımıza İstanbul’da yaşamanın eziyetini değil mutluluğunu tattırdık”

Erdoğan daha sonra, partisinin Sancaktepe mitingine katıldı. Burada konuşan Erdoğan’ın açıklamalrından satır başları şöyle: Fakir fukarayı daha fazla kollamamız gereken mübarek günlerden geçiyoruz. Dünyanın birçok yerinde kardeşlerimiz sıkıntı çekiyor. İsrail’in zalim hükümeti Gazze’deki kardeşlerimizi vahşice katlediyor. Ellerimizi semayı Gazeli mazlumlar için de açıyoruz. Şimdiye kadar toplam 40 bin tondan fazla yardım malzemesi gönderdik.

Dün de 8. yardım gemimizi Mısır’a sevk ettik. İsrail üzerindeki baskının artırılması için yoğun çaba harcıyoruz. Canilerin hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Biz Filistin’in yanında dimdik duruyoruz. Türkiye, tüm kurumları ile Filistin halkının yanındadır. AFAD ve Kızılay başkanımız ile görüştüm ve yoğun şekilde bu yardımları ulaştırma gayretinde olduklarını öğrendim.

Erdoğan’ın her türlü bedeli göze alarak verdiği mücadelenin şahidi Filistinli kardeşlerimizin kendileridir. Türkiye Suriye, Somali, Karabağ imtihanını nasıl alnının akı ile verdi ise Gazze imtihanını da verecektir. Filistinliler özgürlüklerine, bağımsız devletine kavuşana kadar durmayacağız. Gazzeli yiğitlere terörist iftirası atanların bize söyleyecekleri tek kelamı olamaz.

Önümüzde yine kritik bir seçim var. Vaatleri unutacak değil verdiği sözü tutacak başkanları seçeceğiz. İlimizin ilçemizin hangi zihniyet tarafından yönetileceğine sandıkta karar vereceğiz. Bir tarafta taş üstüne taş koymayanlar bir tarafta hayalleri gerçeklere dönüştürenler var. Bir tarafta temiz siyasetin temsilcileri diğer tarafta kaynağı karanlık deste deste dolarlarla eurolarla para kulesi üretenler var. Bir tarafta gerçek belediyecilik, diğer tarafta algı belediyeciliği var. Neymiş tam gaz ileri. Tam gaz ileri değil tam aksine tam gaz geri. Bir tarafta milletine hizmet edenler diğer tarafta şehrin sorunlarına çözüm geliştirenler var.

Kırgınlıkla ve öfke ile değil sağduyu ile meseleye yakalayacağız. Oyumuzun gelecek 5 yılı etkileyeceğini aklımızdan çıkarmayacağız. İstanbul’un bir 5 yıl daha kaybetme lüksünün olmadığını biliyoruz. Sancaktepe metro kuyularını dolduranlara yürüyün demeyecek. Sancaktepeli kardeşlerimiz eser ve hizmet siyaseti ile yola devam edilecek. Biz bu aziz şehrin emanetini 30 yıl önce devraldık.

Büyükşehir başkanı olarak 4 buçuk yıl şehrimize hizmet ettik. Dağ gibi birikmiş sorunlara çözüm bulduk. İstanbul’u çöp çamur çukur belasından biz kurtardık. Vatandaşımıza İstanbul’da yaşamanın eziyetini değil mutluluğunu tattırdık. Son 21 yılımız cumhuriyet tarihinin altın devri olarak kayıtlara geçti. Avrasya tünelini, Marmara’yı, Yavuz Selim Köprüsü’nü, Kuzey Marmara’yı kim yaptı.”

Paylaşın