İmamoğlu’ndan YSK Ve TRT’ye Sert Tepki

Ekrem İmamoğlu, bütün bakanların İstanbul’a gelerek AKP’nin adayı Murat Kurum’a destek vermesini eleştirerek, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) süreci yönetilemediğini söyledi.

TRT’nin objektif bir yayıncılık yapmadığını da vurgulayan Ekrem İmamoğlu, “TRT’de 5 yılda Ekrem İmamoğlu için arşiv araştırması yapın. Kötüleyici, karalayıcı olmayan haber bulamazlar. Bu nasıl yayıncılık” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimlere 2 gün kala NOW TV canlı yayınına konuk oldu.

Ekrem İmamoğlu, bütün bakanların İstanbul’a gelerek AKP’nin adayı Murat Kurum’a destek vermesini eleştirdi. İmamoğlu, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) sürecin yönetilemediğini söyledi. İmamoğlu, “YSK izliyor, bunların YSK’yi ilgilendiren yönleri var” dedi.

TRT’nin objektif bir yayıncılık yapmadığını da vurgulayan Ekrem İmamoğlu, “TRT’de 5 yılda Ekrem İmamoğlu için arşiv araştırması yapın. Kötüleyici, karalayıcı olmayan haber bulamazlar. Bu nasıl yayıncılık” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, iktidar için “Bu seçim farklı seçim çünkü İstanbul’u malları olarak görüyorlar. Bakanlık her metroyu sahipleniyor. Herhalde Sayın Kurum’u oraya güvenlik şefi olarak atayacaklar” dedi.

Murat Kurum’a köfteci yanıtı

Murat Kurum’un ‘Ancak köfteci olur’ sözlerini tekrar gündeme taşıyan İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Hamallık da yaptım, köfte de sattım, kasada da durdum. Trabzon’a gidip Akçaabat köftesi yapmayı öğrendim. ‘Azıcık esnaf ol’ derler. Keşke İstanbul’da esnaflığın ne kadar önemli olduğunu öğrense. 21 yaşında İstanbul’un ilk Akçaabat köftecisini açtım. Esnaflık bazen öğretmenlik, bilim insanı kadar önemlidir. Abidir, abladır.”

İlçe adaylarının tamamının özgeçmişine hakim olduğunu da belirten İmamoğlu, “39 ilçe adayımıza gönül rahatlığıyla vatandaşlarımız oy verebilir. 39 ilçede meclis üyelerimize ve tabii ki Ekrem İmamoğlu’na da oy istiyoruz” dedi.

İmamoğlu, AK Parti seçmenlerinin de kendi partilerine bu seçimde ‘ders vermesi gerektiğini’ belirtti:

“Milletin AK Parti’ye ve Erdoğan’a oy vermesine rağmen onlara sorumluluklarını hatırlatacağını düşünüyorum. AK Parti kendisine oy verenlerin beklentilerini karşılayamıyor. Bu yüzden AK Partili dostlarımızın da İstanbul’da AK Parti’ye oy vermemesi lazım.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Hizmet Üretici Enflasyonu Yüzde 83,02

Hizmet üretici enflasyonu, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,94, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,64, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 83,02 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 77,02 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hizmet üretici enflasyonu, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,94, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,64, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 83,02 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 77,02 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 76,49, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 90,16, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 87,64, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 76,70, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 87,23, idari ve destek hizmetlerde yüzde 94,52 arttı.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 1,77, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 4,63, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 6,88, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 0,88, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 2,01, idari ve destek hizmetlerde yüzde 3,69 arttı.

Paylaşın

Erbakan, Partisinin İstanbul’da Adayını Çekme Şartlarını Açıkladı

Hatay’da halka seslenen Yeniden Refah Lideri Fatih Erbakan, “İktidar İsrail’le ticareti sonlandırdığını ilan etsin, İsrail’e ihracatı kestiğini ilan etsin, Malatya’da İsrail’i korumak için kurulan Kürecik Radar Üssü’nü kapattığını ilan etsin ve emekli maaşını 20 bin TL’ye çıkardığını ilan etsin, biz bugün İstanbul adayımızı çekmeye hazırız” dedi ve ekledi:

“Alın bakalım, size hodri meydan. Şimdi bu adımları atın, hiçbir beklentimiz olmadan adayımızı çekmeye hazırız ama maalesef böyle bir adım atacağınızla ilgili de hiçbir ümidimiz yok. Zaten atacak olan insan 7 Ekim’den beri yaşanan bu katliam, bu vahşet karşısında şimdiye kadar çoktan Yeniden Refah Partisi’nin çağrısını bile beklemeden adım atmış olurdu.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, yerel seçimler kapsamında partisinin Hatay’ın Antakya ilçesi Yavuz Sultan Selim Caddesi’nde düzenlediği mitinge katıldı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Burada konuşan Fatih Erbakan, “Milli Görüş’ün başka partiye kazandırmak için seçime girmeyeceğini” söyledi.

Erbakan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeniden Refah, neden İstanbul’da CHP’ye kazandırıyor? Biz bunlara defalarca anlattık. Sizin bu mantığınızla gidecek olursak; o zaman İstanbul’da DEM Parti, AK Parti ye kazandırmak için seçimlere giriyor. Böyle mantık olur mu Allah aşkına? Siz diyorsunuz ki Yeniden Refah CHP’ye kazandırır.

“Böyle seçim mi olur? Böyle demokrasi, böyle sistem mi olur?”

Bu mantıkla giderseniz Kandil’le iş tuttuğunu ifade ettiğiniz DEM Parti de AK Parti’ye seçimleri kazandırmak için giriyor. İYİ Parti de AK Parti’ye seçimleri kazandırmak için giriyor. Bu mantıkla giderseniz o zaman sadece iki parti seçime girsin, diğer partiler girmesin. Anket yapılsın, en yüksek oy alan iki parti girsin. Çünkü diğer partilerin hepsi ya birine kazandırmak ya da kaybettirmek için seçime giriyor. Böyle seçim mi olur? Böyle demokrasi, böyle sistem mi olur?

Bütün bunlara rağmen Hatay’dan sesleniyoruz. Ey troller, bizim şartlarımız belli. İktidar İsrail’le ticareti sonlandırdığını ilan etsin, İsrail’e ihracatı kestiğini ilan etsin, Malatya’da İsrail’i korumak için kurulan Kürecik Radar Üssü’nü kapattığını ilan etsin ve emekli maaşını 20 bin TL’ye çıkardığını ilan etsin, biz bugün İstanbul adayımızı çekmeye hazırız.

Alın bakalım, size hodri meydan. Şimdi bu adımları atın, hiçbir beklentimiz olmadan adayımızı çekmeye hazırız ama maalesef böyle bir adım atacağınızla ilgili de hiçbir ümidimiz yok. Zaten atacak olan insan 7 Ekim’den beri yaşanan bu katliam, bu vahşet karşısında şimdiye kadar çoktan Yeniden Refah Partisi’nin çağrısını bile beklemeden adım atmış olurdu.”

Necmettin Erbakan’ın, 42 yıllık siyasi hayatı boyunca Milli Görüş’ün adayını, başka bir parti lehine çekmediğini savunan Erbakan, “Bazı zavallı tipler çıkmış, ‘Erbakan hoca olsaydı, adayını çekerdi’ diyor. Milli Görüş’ün, başka parti kazansın diye aday çıkarmadığını gördünüz mü” diye konuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervi Eksi 65,1 Milyar Dolar

Merkez Bankası’nın (TCMB), swap hariç net rezervi eksi 65,1 milyar dolara yükseldi. Öte yandan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları ise 2,28 trilyon liraya geriledi.

Haber Merkezi / Ayrıca, tüketici kredileri, 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira olurken, taksitli ticari krediler  1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükseldi. Kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 mart ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre, Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 123,8 milyar dolar, net rezervi ise 15,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın swap hariç net rezervleri ise eksi 65,1 milyar dolar oldu.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları aynı hafta 7,2 milyar TL düşüşle 2,28 trilyon TL’ye geldi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında geçen hafta yaşanan düşüş Ekim ayından bu yana kaydedilen en yavaş gerileme oldu.

Ayrıca, bankalarındaki tüketici kredileri, 22 mart ile biten haftada 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira oldu. Taksitli ticari krediler 1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükselirken, kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 399 milyar 271 milyon 701 bin lirası konut, 69 milyar 444 milyon 184 bin lirası taşıt ve 1 trilyon 53 milyar 463 milyon 931 bin lirası diğer kredilerden oluştu.

Paylaşın

Erdoğan: Temmuz’da Emekli Maaşlarını Masaya Yatıracağız

Bursa’da halka seslenen Erdoğan, “Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini artırdık. Ayrıca 5 bin lira ödemede bulunduk. Temmuzda yılın ilk 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını masaya yatıracağız” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Bursa mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Bu şehir ecdadımızın medeniyet anlayışımızın bir örneğidir. Bursa bu vasfını hiç yitirmedi. Bir ayağımızı ülkemize sabitleyip, diğeriyle tüm dünyaya sesimizi taşıyoruz. Bursa nasıl Balkanlardan Kafkaslara kucak açmışsa, biz de bu coğrafyalarla bağlarımızı daima güçlendiriyoruz.

Bursa nasıl sanayi ve tarımla dünyaya nam saldıysa biz de ekonomi ve diplomaside aynı kucaklayıcılığı sergiliyoruz. 14-28 Mayıs seçimlerinde milletvekilliğinde yüzde 52, Cumhurbaşkanlığında yüzde 55 oranındaki desteğiniz için şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye Yüzyılı şehirlerimizin inşasını Bursa’nın yol arkadaşlığıyla yapmak istiyoruz. Bursa emeğin, alınterinin, üretimin şehridir. Bursa yatırıma bakar, esere bakar, hizmete bakar, projeye bakar. Bursa icraata bakar. Türkiye Yüzyılı yolculuğumuzda bizi en iyi anlayacak olan Bursa’dır.

Bursa sadece sahip olduğu maddi imkanların değil, özgürlüğün kıymetini de çok iyi bilir. Çanakkale’de tarihi istiklal mücadelemizde en büyük desteği veren şehir yine bu şehirdir. Milletimiz işgal altında kalan Bursa için karalar bağlamıştır.

Gazze’de oluk oluk akan Müslüman kanı karşısında kör, sağır kesilenler, yarın bizim başımıza benzer bir felaket gelse aynısını yapacaklar. Rusya’yla aramızın açıldığı, terör örgütlerinin sınırlarımıza dayandığı dönemde Batılı devletler hava savunma sistemlerini alıp götürmüşlerdi.

“Her dönemde yeni araçlar, yeni argümanlar, taktikler devreye giriyor”

Güven ve istikrar iklimimizi bozmak için yıllardır ülkemizde etki edebildikleri her kesimi hareketlendirmeye çalıştılar. Her seçim döneminde aynı senaryoyu devreye soktular. Milletimizle bir olup tüm bu oyunları bozduk. Kimi tuzakları sandıkta hüsrana uğrattık, kimi tuzakları sokakta bertaraf ettik, kimi tuzakları askeri harekâtlarımızla durdurduk. Her dönemde yeni araçlar, yeni argümanlar, taktikler devreye giriyor.

Önümüzde bizi yine zorlu bir süreç bekliyor. Bu toprakları vatan yapmak için verdiğimiz uğraşları, vatanımızı elde tutmak için de sürdürmek zorundayız. Ülkemiz muhalefetinin anlamadığı hakikat budur. Ülkenin ve milletin uzun vadeli çıkarlarının altına dinamit döşemekten çekinmiyorlar. PKK’ya, FETÖ’ye göz kırpıyorlar. Her türlü hırsızlığa, arsızlığa yol veriyorlar. Siyasi vizyon, proje, icraat yok. Her türlü istismar, entrika, kirli pazarlık kol geziyor.

“CHP’li faşist yöneticiler…”

CHP, DEM’le neyin karşılığı karanlık ittifaklar kuruyor. Saklamak için kırk takla atıyorlar. CHP’li faşist yöneticiler ‘Kapıdan giremezsiniz’ diye bunları her gün tokatlıyor. Ortada hak, hukuk, değer, prensip namına bir şey kalmadı. Bize karşı ortalığı ayağa kaldıranlar, CHP’nin yanında uslu kediye döndü. CHP’nin içine düştüğü tutarsızlık, kirlenmişlik hali utanç verici. Valiz, çantalar dolusu dolarlar, eurolar. Darbe güzellemelerini saymıyorum.

Avrupa’sından, ABD’sine herkesin kontrol altına almaya çalıştığı enflasyonla biz de mücadele ediyoruz. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini artırdık. Ayrıca 5 bin lira ödemede bulunduk. Temmuzda yılın ilk 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını masaya yatıracağız. Memurlara ek gösterge uygulamasını genişleterek düzenlemenin hazırlıkları tamamlandı. Küçük esnafların prim gün sayısı için de çalışıyoruz.”

Paylaşın

Taliban, Kadınların Hayatını Cehenneme Çevirmeye Kararlı: Kırbaçlayacağız, Taşlayacağız

2021 yılında Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban’ın Lideri Heybetullah Ahundzade, “Yakında zina cezasını uygulayacağız ve kadınları alenen taşlayacağız; kadınları alenen kırbaçlayacağız” dedi ve ekledi:

“Allah’ın dinini sürdürmeyi ve bu dünyada şeriatı uygulamayı hedefliyoruz. Amacımız sadece Kabil ve vilayetleri kontrol etmek değil; aksine şeriatı aktif olarak uygulamaya kararlıyız”

Cumhuriyet’in Amu TV’den aktardığına göre, Taliban’ın Lideri Heybetullah Ahundzade, Afganistan’da şeriat yasalarının yürürlüğe girmesiyle kadınların “taşlanma ve dayakla karşı karşıya kalabileceğini” söyledi.

Ahundzade, “Şimdi pratik olarak şeriatı uygulayacağız, Allah’ın hükümlerini uygulayacağız” dedi. “Zina yapan kadınları halk önünde taşlayacaklarını” belirten Ahundzade, şunları kaydetti:

“Yakında zina cezasını uygulayacağız ve kadınları alenen taşlayacağız; kadınları alenen kırbaçlayacağız. Bu eylemler sizin demokrasinize aykırıdır ve bunları tartışacaksınız. Ayrıca insanlık için savaştığınızı iddia ediyorsunuz; ben de aynısını iddia ediyorum.”

Ahunzade, “insanlık için savaşlarının” Allah adına olduğunu ileri sürerek, “Allah’ın dinini sürdürmeyi ve bu dünyada şeriatı uygulamayı hedefliyoruz. Amacımız sadece Kabil ve vilayetleri kontrol etmek değil; aksine şeriatı aktif olarak uygulamaya kararlıyız” diye konuştu.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat Hesapları 2,28 Trilyon Liraya Geriledi

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları ise 2,28 trilyon liraya geriledi. Öte yandan Merkez Bankası’nın (TCMB), swap hariç net rezervi eksi 65,1 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Ayrıca, tüketici kredileri, 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira olurken, taksitli ticari krediler  1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükseldi. Kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları aynı hafta 7,2 milyar TL düşüşle 2,28 trilyon TL’ye geldi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında geçen hafta yaşanan düşüş Ekim ayından bu yana kaydedilen en yavaş gerileme oldu.

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 mart ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre, Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 123,8 milyar dolar, net rezervi ise 15,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın swap hariç net rezervleri ise eksi 65,1 milyar dolar oldu.

Ayrıca, bankalarındaki tüketici kredileri, 22 mart ile biten haftada 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira oldu. Taksitli ticari krediler 1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükselirken, kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 399 milyar 271 milyon 701 bin lirası konut, 69 milyar 444 milyon 184 bin lirası taşıt ve 1 trilyon 53 milyar 463 milyon 931 bin lirası diğer kredilerden oluştu.

Paylaşın

Türkiye’de Halkın Yüzde 71’inin Serveti 10 Bin Dolardan Az

Yetişkin nüfusun sahip olduğu servet dağılımına bakıldığında Türkiye’de halkın büyük bir bölümünün çok az servete sahip olduğu ortaya çıkıyor. 2022 yılında Türkiye’de halkın yüzde 71’inin 10 bin dolardan az serveti bulunuyor.

Türkiye’de 10 bin-100 bin dolar serveti bulunan yetişkinlerin oranı yüzde 27. Yetişkinlerin yüzde 2’sinin ise 100 bin-1 milyon dolar arasında serveti bulunuyor. 1 milyon dolardan fazla serveti bulunanların oranı yüzde 0,1.

İsviçreli Credit Suisse ve UBS tarafından yayımlanan verilere göre Türkiye’de servet dağılımı oldukça adaletsiz. Bunun birçok göstergesi var. İlki servet dağılımı eşitsizliği gini katsayısı. 0 mutlak eşitliği gösterirken bu sayı büyüdükçe eşitsizlik artıyor.

Bu kriterde Türkiye 34 Avrupa ülkesi içinde üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye’nin katsayısı 80,2. İlk sıradaki İsveç’te bu oran 87,4 iken ikinci sıradaki Letonya’da 80,4.

Servet dağılımı adaletsizliğinin en düşük olduğu ülke ise 50,8 puan ile Slovakya. Ardından Belçika (59,6), Malta (60,9) ve Slovenya (64,4) geliyor.

Gelir dağılımı, demokratik değerler ve mutluluk gibi birçok alanda dünyada ve Avrupa’da en iyi ülkeler arasında bulunan Nordik ülkelerindeki servet dağılımı adaletsizliği de dikkat çekiyor.

İlk sıradaki İsveç’in yanı sıra diğer İskandinav ülkeleri de ortalamanın üstünde yer alıyor. AB’nin “Dört Büyükler”i arasında ise Almanya servet adaletsizliğin en yüksek olduğu ülke.

Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim servetin yüzde 40’ına sahip

Rapora göre en zenginlerin servetten aldıkları paya bakıldığında en büyük dengesizlik Türkiye’de. Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim servetin yüzde 39,5’ine sahip. Bu alanda 21 Avrupa ülkesi içinde ilk sırada.

En zengin yüzde 1’lik kesimin servetinin en düşük olduğu ülke ise yüzde 13,5 ile Belçika. Diğer bazı ülkelerde bu pay şöyle: Almanya (yüzde 30,4), Yunanistan (yüzde 25), Fransa (yüzde 21,1) ve İngiltere (yüzde 20,6).

En zengin yüzde 5 ve yüzde 10’luk kesimlerin servetten aldığı paya bakıldığında ise Türkiye İsveç’in ardından ikinci sırada. Bu alanlarda eşitsizliğin en düşük olduğu ülke yine Belçika.

Türkiye’de en zengin yüzde 5’lik kesim servetin yüzde 59,2’isine sahip. En zengin yüzde 10’luk kesim ise servetin yüzde 69,8’ine sahip.

Türkiye’de halkın ne kadar serveti var?
Yetişkin nüfusun sahip olduğu servet dağılımına bakıldığında Türkiye’nin halkın büyük bir bölümünün çok az servete sahip olduğu ortaya çıkıyor. Servet dağılımı dilimleri şöyle:

10 bin dolardan az
10 bin-100 bin dolar arası
100 bin-1 milyon dolar arası
1 milyon dolardan fazla

Buna göre 2022 yılında Türkiye’de halkın yüzde 71’inin 10 bin dolardan az serveti bulunuyor.

10 bin dolardan az servete sahip yetişkinler sıralamasında Türkiye açık ara zirvede yer alıyor. Bu dilimde ikinci sıradaki Sırbistan’da bu oran yüzde 40. Almanya’da ise bu oran yüzde 10 ile en düşük seviyede.

Türkiye’de 10 bin-100 bin dolar serveti bulunan yetişkinlerin oranı yüzde 27. Yetişkinlerin yüzde 2’sinin ise 100 bin-1 milyon dolar arasında serveti bulunuyor. 1 milyon dolardan fazla serveti bulunanların oranı yüzde 0,1.

1 milyondan dolardan fazla servete sahip yetişkin oranında İzlanda yüzde 21 ile zirvede. Almanya’da yetişkinlerin yüzde 3,9’unun 1 milyon dolardan fazla serveti var.

Rapora göre yetişkin başına düşen servette ise Türkiye hem ortalama hem de ortanca göstergelerinde açık ara son sırada yer alıyor. Türkiye’de yetişkinlerin ortalama serveti 16,7 bin Euro. Hemen üstündeki Bosna-Hersek’te ise servet miktarı 31,9 bin Euro.

Zirvede ise 650,7 bin Euro ile İsviçre var. İskandinav ülkelerinde de yetişkin başına düşen servet oldukça yüksek. Bu miktar diğer bazı ülkelerde şöyle: Fransa 296,5 bin; Almanya 243,3 bin ve Yunanistan 100,4 bin.

Yetişkin başına düşen ortanca servet daha adil bir kıyaslamaya imkan tanıyor. Ortanca, küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan sayı. Ülkeler arasındaki fark ortanca servette azalsa bile Türkiye 35 ülke arasında yine açık ara son sırada bulunuyor.

Buna göre Türkiye’de yetişkin başına düşen ortanca servet sadece 5,2 bin Euro. Türkiye’nin hemen üstündeki Sırbistan’da ise bu miktar Türkiye’dekinin tam üç katı: 15,6 bin Euro. Zirvede ise 392,4 bin euro ile İzlanda var. Almanya’da ise bu miktar 63,4 bin Euro.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Emekli Ve Yaşlılar Sosyal Yardımlarla Ayakta Kalıyor!

Sosyal koruma harcamaları 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 60,2 artış göstererek 1 trilyon 291 milyar 77 milyon lira oldu. Bu harcamaların yüzde 98,2’sini 1 trilyon 267 milyar 924 milyon lira ile sosyal koruma yardımları oluşturdu.

Haber Merkezi / Sosyal koruma yardımlarında ise en büyük harcama 567 milyar 450 milyon lira ile emekli/yaşlılara yapılan harcamalar oldu. Bunu 396 milyar 993 milyon lira ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları takip etti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sosyal Koruma İstatistikleri 2000 – 2022 verilerini açıkladı. Buna göre; Sosyal koruma harcamaları 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 60,2 artış göstererek 1 trilyon 291 milyar 77 milyon lira oldu.

Bu harcamaların yüzde 98,2’sini 1 trilyon 267 milyar 924 milyon lira ile sosyal koruma yardımları oluşturdu. Sosyal koruma yardımlarında ise en büyük harcama 567 milyar 450 milyon lira ile emekli/yaşlılara yapılan harcamalar oldu. Bunu 396 milyar 993 milyon lira ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları takip etti.

Sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2022 yılında yüzde 8,6 oldu. Sosyal koruma yardımlarının GSYH içindeki payı ise yüzde 8,4 olarak gerçekleşti.

Risk/ihtiyaç grupları bazında bakıldığında, emekli/yaşlılara yapılan harcamaların yüzde 3,8 ile en büyük paya sahip olduğu görüldü. Bunu, yüzde 2,6 ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları ve yüzde 1,0 ile dul/yetim harcamaları takip etti.

Şartlı yardımlar içinde en büyük payı yüzde 47,5 ile aile/çocuk yardımları oluşturdu. Bunu yüzde 20,4 ile engelli/malul yardımları ve yüzde 13,9 ile hastalık/sağlık bakımı yardımları takip etti.

Nakdi yardımlarda en büyük payı yüzde 71,2 ile emekli/yaşlılara yapılan yardımlar oluşturdu. Bunu yüzde 18,6 ile dul/yetim yardımları ve yüzde 4,5 ile aile/çocuk yardımları takip etti.

Sosyal koruma gelirlerinin yüzde 41,4’ünü devlet katkıları, %28,4’ünü işveren sosyal katkıları ve yüzde 23,1’ini koruma kapsamındaki bireyler tarafından yapılan sosyal katkılar oluşturdu.

Paylaşın

İktidarın İki Çıkmazı: Pahalılık Ve İsrail İle Ticaret

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kalırken, Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, seçimlere ilişkin dikkat çeken bir haber – analiz yayımladı.

Sözcü’nün Reuters’tan aktardığına göre; Genel seçimler sonrası cebindeki paranın giderek daha da eridiğini hisseden seçmen ile Erdoğan’ın İsrail karşıtlığını yeterli bulmayan İslamcı tabanın oyları yerel seçimlerde büyük şehirlerde muhalefetin elini güçlendiriyor.

Analistlere göre halen bıçak sırtındaki İstanbul seçiminin sonucu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek dönemdeki gücünü test edecek.

“İstanbul, iki kıtanın, iki denizin, iki cihanın şehri İstanbul milletimizin ziyneti, serveti, gözbebeği İstanbul… Senin için ne söylesek, ne desek eksik kalır. Biz de sözün bittiği yerde, altyapısıyla üstyapısıyla insana dair tüm unsurlarıyla sana hizmete talibiz.”

Seçim öncesi son pazar günü büyük İstanbul mitinginde konuşan Erdoğan bu sözleriyle İstanbul’u kazanma arzusunu vurgularken, tabanına da önceki seçimde kaybettiği İstanbul’u yeniden “fethedilmesi” gereken şehir olarak ilan ediyordu: İstanbul’un beş yıllık fetret devrine son vererek, şehrimizde eser ve hizmet siyasetini inşallah tekrar başlatacağız.

AKP’nin yaklaşık 25 yıl elinden bırakmadığı İstanbul, 2019 seçimlerinde muhalafet ittifakı sayesinde Erdoğan’ın iktidarında rahatsızlık yaratacak şekilde CHP’ye geçmişti.

Anket şirketlerinin çok net olmayan sonuçlarına göre, İstanbul’un her iki adayının da kıran kırana bir yarışa gireceği kesin. Şu an hiç birisi bir diğerinin önüne “kesin kazanır” denilecek şekilde konumlanmamış görünürken; birkaç puan farkla bazı anketlerde CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun, bazı anketlerde ise AKP adayı Murat Kurum’un önde olduğu görülüyor. Anketler Ankara’da ise mevcut muhalefet belediye başkanı Mansur Yavaş’ın önde olduğunu gösteriyor.

Analistlere göre, muhalefetin 2019’da ittifak yaparak uzun yıllar sonra AKP’nin elinden aldığı İstanbul’u kaybetmesi halinde, geçen yıl hüsranla sonuçlanan ve muhalefet seçmeninde derin yaralar açan genel seçimin ardından muhafelet seçmenini daha da moralsiz bırakabilir. Erdoğan’ın başarıya ulaşması durumunda ise bu, bundan sonraki dönemler için gücünü koruyacağı ve atacağı adımlarda daha güçlü olacağının bir işareti olacak.

TL Eridi

TL’nin son 10 yılda dolar karşısında % 90’dan fazla değer kaybetmesi ve bununla birlikte gelen yüksek enflasyon, halkın alım gücünü son dönemde belirgin şeklide zayıflatı. Hayat pahalılığı, genel seçim sonrası da devam etti.

Ekonomistler TÜFE’nin Mayıs’ta % 70 üzerinde tepe noktasına ulaştıktan sonra yıl sonunda % 45’in altına doğru gerilemesini bekliyor. TCMB’nin yılsonu enflasyon tahmini ise % 36 seviyesinde. Erdoğan da bu hafta bir seçim konuşmasında “en büyük baş ağrımız” dediği enflasyonun yılın ikinci yarısında düşeceğini söylemişti.

AKP’nin karşısında hem ekonomideki sorunlara yönelik söylemleri, hem de Türkiye’nin İsrail’e karşı tutumunu eleştiren tavrı ile islamcı taban üzerinde etkili olduğu gözlenen Yeniden Refah Partisi’nin oylarının düşük bile olsa yükselmesi ise aynı kökten gelen Erdoğan’ın partisini zorlayacak görünüyor.

“İnsanlar Milli Görüş istiyor” diyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz “Şu anda Türkiye maalesef ekonomik açıdan iyi yönetilemiyor. Dış politikada çok ciddi zikzaklar var. Bunlar halkımız tarafından hoş karşılanmıyor” dedi ve ekledi:

– Örneğin Gazze. Hükümetin Gazze politikasını vatandaşın kabul etmesi mümkün değil…Altı aydır orada insanlar katlediliyor, öldürülüyor, bir soykırım var. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İslam aleminin lideri olan Türkiye’nin yönetimi maalesef buna sahip çıkmıyor. Hatta şu anda Meclis Aksa’nın etrafında Müslümanlar Meclis Aksa’ya girmesin diye çevrilen dikenli teller Türkiye’den gidiyor.

Gazze tepkisi nedeniyle partilerine doğru bir yönelim olup olmadığı sorusuna ise Altınöz “Elbette var…Çünkü AK Partili yöneticiler Gazze politikasında maalesef sınıfta kaldı. Çünkü biz iktidarda olsaydık İsrail Gazze’ye saldıramazdı” dedi ve İsrail’e ambargo uygulanmamasını eleştirdi.

Altınöz, kendilerine yönelik desteğin hızla arttığını ve üye sayılarının katlanarak büyüdüğünü ve 500 binin üzerine çıktığını söyledi. İstanbul’da ana muhalefet ve iktidar partisinin oyları düşük farkla yarıştığından YRP’nin alması beklenen en az yüzde 4-5 oy AKP adayını etkileyebilir.

Siyasi rejimin yörüngesi: İstanbul

İstanbul’daki yerel seçimin Türkiye’nin siyasi rejiminin yörüngesini belirleme açısından son derece önemli olduğunu söyleyen Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve siyaset bilimci Berk Esen, İstanbul’u yönetecek partinin Türkiye’deki milyonlarca seçmene ulaşmak için kullanabileceği muazzam miktarda kaynağa da erişeceğine işaret etti.

Esen “İşte bu nedenle muhalefetin adayı İstanbul’da kazanabilirse, en azından ana muhalefet partisi önümüzdeki yıllarda Erdoğan’a meydan okumak için yeterli gücü elde edebilir ve onun daha da fazla güç toplamasını engelleyebilir” diye konuştu.

İmamoğlu’nun kazanması durumunda bunun Erdoğan’a “Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmış olsa da çok fazla destek görmediği ve muhalefet partilerinin ne zaman yapılırsa yapılsın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde mücadele şansı elde edeceği yönünde güçlü bir mesaj göndereceğini düşünüyorum” diyen Esen, muhalefet ittifakının 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yenilgisinin ardından dağılmasının ise İmamoğlu’nun önünde zorluk oluşturduğunu söyledi.

Gazze’nin Yeniden Refah’a kayan oylarda bir etkisi olup olmadığı sorusuna ise Esen “Gazze krizinin iktidar partisinin İslamcı tabanı üzerinde kesinlikle bir etkisi var ve muhtemelen son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı destekleyen bazı çok muhafazakar, dindar seçmenler bu hükümet tarafından yürürlüğe konan dış politikaya şüphe ve itiraz duyuyorlar” yanıtını verdi.

Esen’e göre bu seçmenlerin en azından bir kısmı Gazze sorunu ve İsrail hükümeti söz konusu olduğunda çok daha agresif bir söyleme sahip olan bu küçük İslamcı partiye desteklerini kaydırmaya hazır olabilir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise yerel seçimleri “Mesele bir belediye başkanlığı seçimini aştı” şeklinde niteliyor.

İmamoğlu Reuters’a yaptığı değerlendirmede “(Bu seçim) bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi. Tarihe gömülürse demokrasi canlanacak, tarihe gömülürse bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse bu anlayış -ki bu 31 Mart öyle bir seçim- gerçekten hukuk ve adalet kendine gelecek” derken İstanbul’un AKP adayı Murat Kurum ise, mevcut yönetimi liyakatsızlıkla suçluyor.

İstanbul mitinginde konuşan Kurum “Bugün İstanbul, iş bilmez bir yönetimin elinde huzursuz ve mutsuz. Çünkü geride bıraktığımız beş yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu. Beceriksizliğe mahkum edildi. Hiç olmadığı kadar ihmal edildi. Biz, bu şehri depreme hazırlayacağız dediler. Tek bir çivi çakmadılar” dedi.

Paylaşın