Dört Aylık Dış Ticaret Açığı 30 Milyar Doları Aştı

2024 yılının ilk dört aylık döneminde, ihracat yüzde 2,7 oranında artışla 82 milyar 873 milyon dolar, ithalat yüzde 8,9 oranında azalışla 113 milyar 117 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle dört aylık dış ticaret açığı 30 milyar 244 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre; ihracat yüzde 0,1 oranında artışla 19 milyar 271 milyon dolar, ithalat yüzde 4,2 oranında artışla 29 milyar 171 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle nisan ayında dış ticaret açığı 9,9 milyar dolar oldu.

Ticaret Bakanlığı, Dış Ticaret Nisan 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde 0,1 oranında artarak 19 milyar 271 milyon dolar, ithalat, yüzde 4,2 oranında artarak 29 milyar 171 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 2,6 oranında artarak 48 milyar 442 milyon dolar oldu.

2024 yılı Ocak – Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 2,7 oranında artarak 82 milyar 873 milyon dolar, ithalat, yüzde 8,9 oranında azalarak 113 milyar 117 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 4,3 oranında azalarak 195 milyar 990 milyon dolar oldu.

Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracatın ithalatı karşılama oranı 2,71 puan azalarak yüzde 66,1 oldu. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı 4,69 puan azalarak yüzde 73,8 oldu. Enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı 4,91 puan azalarak yüzde 77,4 oldu.

İhracatta Almanya ithalatta Çin zirvede

Nisan ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 481 milyon dolar), ABD (1 milyar 185 milyon dolar) ve İngiltere (1 milyar 124 milyon dolar) oldu. Nisan ayında ihracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yüzde 47,8 oldu.

Nisan ayında en fazla ithalat yapılan ülkeler sırasıyla; Çin (3 milyar 753 milyon dolar), Rusya (3 milyar 330 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 244 milyon dolar) oldu. Nisan ayında ithalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 58,6 oldu.

Nisan ayında en fazla ihracat yapılan ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (8 milyar 10 milyon dolar), Yakın ve Ortadoğu Ülkeleri (3 milyar 204 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (2 milyar 963 milyon dolar) oldu. Nisan ayında en fazla ithalat yaılan ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (9 milyar 487 milyon dolar), Asya Ülkeleri (7 milyar 847 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (5 milyar 481 milyon dolar) oldu.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Yumuşama’ Mesajı: Türkiye’nin Buna İhtiyacı Var

Erdoğan, CHP Lideri Özgür Özel ile görüşmesine ilişkin, “Özgür Bey şu an CHP’de genel başkan oldu. Genel Başkan olduktan sonra böyle bir ziyareti kendisinin gerçekleştirmiş olması iktidar ve ana muhalefet arasında olumlu bir gelişme” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bundan önceki süreçlerde bu tür adımlar atılmıyordu. Bu adımın atılmasıyla siyasetin ülkemizde çok daha yumuşama dönemine girdiğini görüyoruz. Ben de Özgür Bey’e ilk fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. İlk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmesine ilişkin, “Özgür Bey şu an CHP’de genel başkan oldu. Genel Başkan olduktan sonra böyle bir ziyareti kendisinin gerçekleştirmiş olması iktidar ve ana muhalefet arasında olumlu bir gelişme” dedi ve ekledi:

“Bundan önceki süreçlerde bu tür adımlar atılmıyordu. Bu adımın atılmasıyla siyasetin ülkemizde çok daha yumuşama dönemine girdiğini görüyoruz. Ben de Özgür Bey’e ilk fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. İlk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum.”

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlamasından 210 gün sonra ticaretin tamamen durdurulmasını da değerlendiren Erdoğan, “İsrail-Filistin arasındaki gelişmelerin kabul edilebilir bir yanı yok. İsrail 45 bin Filistinliyi acımasızca öldürdü. Bir Müslüman olarak bizim seyirci kalmamız düşünülemez. Atılacak adımlar nelerdir, yaptık. Ülkemizde de maalesef siyasetin acımasız yüzü olan bazı partiler bunu acımasızca kullandı” dedi ve ekledi:

“Bizim İsrail ile ilişkimizin onların düşündüğünün dışındaymış gibi ifadeler kullandılar. Biz de acele etmeden süreci değerlendirelim istedik. Bu adımı attık. İsrail bizim bu yaklaşımlarımıza, Netanyahu ile ABD’de yaptığım görüşmeyi durup dururken yapmadım. Ama Netanyahu acımasız.

Bu acımasızlığını da bu çocuklara, kadınlara, yaşlılara karşı gösterdi. Tüm batı İsrail’e çalışıyor. Başta ABD olmak üzere, İsrail’e çalışıyorlar. İmkanlar seferber edilerek ne yazık ki Filistin’in fakir, yoksul insanları İsrail’in bombaları karşısında ölüme mahkum edildiler. Bunun karşısında daha sabredemezdik, adımlarımızı attık. 9,5 milyar dolarlık ticaret hacmi vardı. Bunu yok farz ederek bu kapıyı kapattık.”

CHP Lideri Özel’den ziyaret ilişkin açıklama

Öte yandan DEM Parti ziyareti sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’la görüşmesindeki ‘boş koltuk’ ile ilgili bir soruya şu yanıtı verdi: “Krizleri yeniden konuşmak anlamlı değil. Orada ortaya çıkan tablo ve aramızdaki görüşmeden sonra sayın Erdoğan’ın CHP’ye bir ziyaret yapma talebini iletmesi ile birlikte olabilecek en iyi şekilde çözülmüş oldu. Artık dönüp bir değerlendirmeyi doğru bulmam.”

Erdoğan’la görüşmesi hakkında bilge veren Özel, “Biz kamuoyunun gündeminde ne varsa hepsini sayın Erdoğan’la görüşme imkanı bulduk. Kendisi dinledi, heyetinde bulunan arkadaşlar not aldılar. Biz de sayın Erdoğan’ın değerlendirmelerini dinledik. Dünkü toplantının Türkiye demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu düşünüyorum.”

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın görüşmede yer almasının kimin tarafından önerildiği sorulması üzerine Özel, şunları söyledi: “Ben, sayın Cumhurbaşkanı’nı ziyaret etmeden önce seçilmiş son tarafsız Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e bir ziyarette bulundum. Ziyaretimde bir cumhurbaşkanı ile görüşmeden önce kendisinin önerilerini almak ve bazı sorularıma yardım istemek üzerineydi.

Kendisinin uyarısı şöyle oldu; Cumhurbaşkanı’nın özel kaleminin ve protokol müdürlüğünün bir büyükelçi olduğunu, onun için benim de partide bulunan bir büyükelçiyi görevlendirmek suretiyle bu protokol akışını, randevulaşmayı ve devamını büyükelçinin götürmesinin doğru olacağını ifade ettiler. Ben de partimizde görev yapan İstanbul Milletvekilimiz Namık Tan’ı görevlendirdim.”

Görüşmede Erdoğan’a “Deprem Bakanlığı önerisinde bulunup bulunmadığı” sorulan Özel, şu cevabı verdi: “Deprem üzerine, ismi doğrudan Deprem Bakanlığı olarak konur mu yoksa Doğal Afetlerle Mücadele ve Depreme Hazırlık Bakanlığı mı olur bilmiyorum ama bir bakanlık kurulmasını önerdim. Dahasını önerdim.

Meclis’te grubu bulunan bütün siyasi partilerden birer bakan yardımcısı talep etmesi durumunda ben partimden bir bakan yardımcısını görevlendireceğimi ve deprem meselesini siyaset üstü bir şekilde ele almanın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundum. Sayın Cumhurbaşkanı dikkatle takip etti, not aldı ve not aldırdı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın nasıl bir adım atacağını bilmiyorum.”

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Enflasyon’ Yorumu: Program Çalışıyor

TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini yorumlayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Nisan ayında enflasyon beklentiler doğrultusunda yüzde 3,18 gerçekleşti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Programımız sayesinde ekonomideki dengelenme ve azalan cari açık, yeniden tesis edilen bütçe disiplini, uluslararası kaynak girişindeki güçlü artış ve yurtiçi portföy tercihlerinin TL’ye yönelmesi, enflasyonla mücadeleyi destekliyor.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilerine göre, enflasyon nisan ayında yüzde 3,18 artarken, yıllık enflasyon ise yüzde 69,80 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) açıkladığı verilere göre, enflasyon nisan ayında yüzde 5,02, yıllık enflasyon ise yüzde 124,35 oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini değerlendirdi. Enflasyon oranının, programın çalıştığına işaret ettiğini belirten Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Nisan ayında enflasyon beklentiler doğrultusunda yüzde 3,18 gerçekleşti. Programımız sayesinde ekonomideki dengelenme ve azalan cari açık, yeniden tesis edilen bütçe disiplini, uluslararası kaynak girişindeki güçlü artış ve yurtiçi portföy tercihlerinin TL’ye yönelmesi, enflasyonla mücadeleyi destekliyor.

Yıllık enflasyon mayıs ayında tepe noktasına ulaştıktan sonra öngörülerimiz doğrultusunda keskin bir şekilde düşmeye başlayacak. Böylece enflasyonla mücadelede geçiş dönemi sonlanacak ve dezenflasyon sürecine gireceğiz. Dezenflasyonla birlikte beklentilerde iyileşme daha da belirginleşecek ve bu da enflasyondaki düşüşü destekleyecek.”

Ekonomistler TÜİK verilerine ne tepki verdi?

Öte yandan ekonomistler, TÜİK verilerini değerlendirirken faiz artışı yapılmasına ve Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon hedefine dikkat çekti.

Stratejist Tunç Şatıroğlu, TÜİK’in enflasyon verilerini değerlendirdi. Merkez Bankası’nın bu durumda TÜİK enflasyonuna göre dahi yüzde 36 hedefini tutturamadığı takdirde, “Buna sadece başarısızlık diyemeyiz bu Bu hezimet olur.” diyerek faiz artışına dikkat çekti. Kurulun 500 baz puanlık faiz artışı yapmasını gerektiğini söyledi.

Ekonomist Devrim Akyıl, “TÜİK’in Türkiye’sinde enflasyon yüzde 70 savunması devam! Bu verilere göre analiz yapıp alkış tutan plaza ekonomistleri mutlu mesut! Yüksek Enflasyon altında ezilen milyonlar” diyerek TÜİK’in açıkladığı düşük enflasyon verisine tepki gösterdi.

Merkez Bankası eski Başekonomisti Hakan Kara, verilerin mevcut programın çalışmadığına işaret etse de yılın kalanının farklı geçeceğini söyledi. İki seçim arasında gerçek bir istikrar programının uygulanmadığını kemer sıkma döneminin asıl şimdi başladığını vurguladı.

Finans Piyasaları Yöneticisi İris Cibre ise, mevsimsel etki ile giyimdeki fiyat artışının mayısa ötelenmesini normal bulduğunu ancak gıda fiyatlarının asla yüzde 2,78 artmadığını belirtti.

Paylaşın

Otomotivde 20 Ay Sonra Bir İlk: Satışlar Yüzde 22,3 Azaldı

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 azalarak 75 bin 919 adet oldu. Böylelikle Ağustos 2022’den bu yana pazarda ilk kez yıllık daralma gerçekleşti.

Haber Merkezi / Otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2024 yılının ilk dört aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,3 oranında artarak 37 bin 438 adet oldu.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı 2024 Nisan Raporu’nu açıkladı.

Buna göre; Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2024 yılının ilk dört aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,3 oranında artarak 371.438 adet olarak gerçekleşti. Otomobil satışları, 2024 yılı Ocak-Nisan döneminde geçen yıla göre yüzde 16,62 oranında artarak 294.837 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 5,2 azalarak 76.601 adet oldu.

Nisan ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 azalarak 75.919 adet oldu. Nisan ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20,61 azalarak 61.448 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 28,6 azalarak 14.471 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık nisan ayı ortalama satışlara göre yüzde 16,2 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık nisan ayı ortalama satışlara göre yüzde 20,7 arttı.. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık nisan ayı ortalama satışlara göre yüzde 0,3 arttı.

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 88,2’sini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 169.720 adetle yüzde 57,6 pay, B segmenti otomobiller 88.721 adetle yüzde 30,1 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 54,1 pay, 159.598 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 26,8 pay ve 78.923 adet satış ile Sedan, yüzde 17,4 pay ve 51.249 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 192.786 adetle yüzde 65,4 pay, hibrit otomobil satışları 43.845 adetle yüzde 14,9 pay, dizel otomobil satışları 32.676 adetle yüzde 11,1 pay, elektrikli otomobil satışları 23.102 adetle yüzde 7,8 pay ve otogazlı otomobil satışları 2.428 adetle yüzde 0,8 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 283,2 artarak yüzde 6,9 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 23,3 artarak yüzde 1 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 5,2 artarak yüzde 76,6 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 22,9 azalarak yüzde 0,5 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 8,8 artarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 82.325 adetle yüzde 27,9 pay, 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 73.030 adetle yüzde 24,8 pay aldı. Otomatik şanzımanlı otomobiller; 264.208 adetle yüzde 89,6 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 30.629 adetle yüzde 10,4 pay aldı.

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 70,8 pay ve 54.245 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 14,8 pay ve 11.351 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Kurmaylarına ‘Seçim Yenilgisi’ Tepkisi: Hepimiz Sorumluyuz

Yerel seçim sonuçlarına ilişkin kurmaylarına tepki gösteren Erdoğan’ın “Bazı arkadaşlar, tek sorumlu benmişim gibi davranıyor. Bütün sorumluluğu bana yüklemek isteyenler var. Ama burada ben tek başıma değildim, hepimiz sorumluyuz” dediği öne sürüldü.

Erdoğan’ın kurmaylarına, “Kongre diyorum, kongreye karşı olanlar bile var aramızda. ‘Ne gerek var kongreye’ deniyor. Bu nedenle, teşhisi doğru koyup tedaviyi iyi yapmamız lazım. Çünkü kimse, bize oy vermek için mecbur değil” dediği iddia edildi.

31 Mart Yerel Seçimleri’nin ardından AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın parti yönetiminde faturayı kime keseceği merak konusu. İktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesinin haberine göre ise partide yenilgiden Erdoğan’ı da sorumlu tutanlar bulunuyor.

Habere göre, kimsenin seçim yenilgisi sorumluluğunu almak istememesi üzerine tepki gösteren AK Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Bazı arkadaşlar, tek sorumlu benmişim gibi davranıyor. Bütün sorumluluğu bana yüklemek isteyenler var. Ama burada ben tek başıma değildim, hepimiz sorumluyuz. Kongre diyorum, kongreye karşı olanlar bile var aramızda. ‘Ne gerek var kongreye’ deniyor. Bu nedenle, teşhisi doğru koyup tedaviyi iyi yapmamız lazım. Çünkü kimse, bize oy vermek için mecbur değil” dedi.

Öte yandan, Erdoğan’ın Ramazan Bayramını geçirdiği Marmaris’teki devlet konuk evinde gerçekleştirdiği bazı temasların, AK Parti’nin bundan sonraki yol haritasında etkili olacağı ifade ediliyor. Erdoğan’ın bayram boyunca fikirlerine önem verdiği bazı isimlerle görüşmeler yaptığı, partide geçmişte görev alanlarla da bir araya geldiği belirtiliyor.

Bayramdaki bu temasların, AK Parti’deki değişimin sadece kişilerle sınırlı olmayacağı, politikalarında da değişikliğe gidileceğinin göstergesi olarak görülüyor. AK Parti’deki değerlendirmelerde de Erdoğan’ın ‘Bakış açısının değiştiğine’ yönelik yorumlar yapılıyor.

Paylaşın

ENAG Duyurdu: Yıllık Enflasyon Yüzde 124,63

ENAG’ın açıkladığı verilerine göre, enflasyon nisan ayında yüzde 5,02 artarken, yıllık enflasyon ise yüzde 124,35 oldu. TÜİK’in açıkladığı verilere göre, enflasyon nisan ayında yüzde 3,18, yıllık enflasyon ise yüzde 69,80 oldu.

Haber Merkezi / Bağımsız ekonomistler ile akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubunun (ENAG) açıkladığı enflasyon verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Nisan ayında yüzde 5,02 arttı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 124,35 olarak gerçekleşti.

ENAG’a göre Türkiye İstatistik Kurumunun alt grupları gösterge alındığında aylık lokanta ve otellerde yüzde 9,00, haberleşmede yüzde 8,06, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 6,46, eğlence ve kültürde yüzde 3,04, ulaştırmada yüzde 0,23, ev eşyasında yüzde 4,94, konutta yüzde 5,71, giyim ve ayakkabıda yüzde 11,21, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,58’lik artış kaydedildi.

TÜİK: Yıllık enflasyon yüzde 69,80

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Nisan 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Enflasyon nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 3,18, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 69,80 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 59,64 oldu.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 51,20 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 103,86 ile eğitim oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla nisan ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 1,03 ile sağlık oldu. Buna karşılık, nisan ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,56 ile alkollü içecekler ve tütün oldu

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan nisan ayı itibarıyla, 13 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 7 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 123 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 3,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 72,72 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 64,57 olarak gerçekleşti.

Enflasyon rakamları için öncü bir gösterge olan İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) İstanbul perakende fiyat endeksi ise çarşamba günü yayımlanmıştı. Buna göre İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) verileri, İstanbul’da nisan ayında perakende fiyatların aylık yüzde 4,89, yıllık ise yüzde 78,81 artış gösterdiğini ortaya koymuştu.

Paylaşın

Türkiye, Basın Özgürlüğünde ‘Çok Vahim’ Kategorisinde

2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke içerisinde 158’inci sırada yer aldı. Türkiye, medya özgürlüğü durumu itibariyle “çok vahim” kategorisinde kaldı.

Türkiye, 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 165. sırada yer alıyordu. 2024 ile 2023 arasındaki yedi sıralık ilerleyişin Türkiye’de medya özgürlüğü kapsamında durumun iyiye gittiğinin bir işareti olmadığı vurgulandı.

Bu yükselişin, geçen yıl endekste Türkiye’nin önünde yer alan Rusya, Azerbaycan ve Hindistan gibi ülkelerde durumun kötüleşmesinden kaynaklandığı belirtiliyor.

Türkiye Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) tek başına iktidara geldiği 2002 yılında 99. sıradaydı. Darbe girişiminin yaşandığı 2016 yılında 151, 2017’de 155, 2018 ve 2019’da 157’inciliğe geriledi. 2020’de 154, 2021’de 153, 2022’de 149, geçtiğimiz yıl da 165. sırada endekste yer aldı.

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni açıkladı. Türkiye, 180 ülke içerisinde 158’inci sırada yer aldı.

Bianet’in aktardığına göre; RSF, “Geçen yıl 165’inci sırada yer bulan Türkiye’nin bu yedi sıralık ilerleyişi, medya özgürlüğü olarak durumun iyiye gittiğinin bir işareti değil” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin, endekste “çok vahim” kategorisinde kaldığını belirten RSF, şunları kaydetti:

“Endekste 158’inci sıraya yükseliş, geçen yılki endekste Türkiye’nin önünde yer alan Hindistan, Azerbaycan, Rusya, Belarus ve Bangladeş gibi ülkelerin son bir yılda, özellikle de ‘politik’ ve ‘güvenlik’ göstergeleri bakımından daha büyük kayıp vermesinden kaynaklanıyor.

Ayrıca seçim sürecinde kamu yayıncılığının tarafgirliği, onlarca gazetecinin tutuklanması ve cezasızlık gibi gelişmeler Türkiye’yi medyaya yönelik ‘politik’ faktörler bakımından en çok gerileyen ülkelerden biri haline getirdi. Keza, 6 Şubat depremlerinin ardından gazeteciler hakkında ‘dezenformasyon’ iddiasıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar da işlerin ‘yasal’ alanda da iyi gitmediğini gözler önüne serdi.”

RSF Endeksi, uzmanların yanıtladığı soru kitapçığının “Politik”, “Güvenlik”, “Ekonomik”, “Sosyo-kültürel” ve “Yasal” olarak beş göstergeye yansıtılması ve katsayılara bağlanmasıyla ortaya çıkıyor. Hem Türkiye hem de dünya geneli için gerileme gösteren “Politik” gösterge, devletin ve diğer politik aktörlerin giriştiği siyasi baskılar karşısında medyanın bağımsızlığına yönelik destek ve saygının derecesini belirliyor.

Buna göre Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya (EECA) bölgesinde siyasi gösterge olarak en ciddi gerileme yaşayan ülkelerden oldu. Genel skor olarak 2023’te 100 üzerinden 33,97 puan toplayan Türkiye, 2024’te 31,6 ile (2,37 puanlık kayıp) yetinmek zorunda kaldı.

RSF bildirisinde, “Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin yeniden seçilmesi endişe kaynağı. Türkiye, gazeteci tutuklamaya devam ediyor, neredeyse sistematik online sansür ve yargı kontrolüyle medyayı zayıflatmayı sürdürüyor” tespitine de yer verildi.

Türkiye, 2002 yılında 99’uncu sırada kendine yer bulduğu sıralamada 2016’da 151, 2017’de 155, 2018 ve 2019’da 157’nciliğe kadar gerilemiş, 2020’de 154, 2021’de 153, 2022’de 149, geçtiğimiz yıl da 165’inci sırada gösterilmişti.

Devletler gazeteciliği korumakta başarısız

“Artan sayıda hükümet ve siyasi otorite, gazeteciliğin icrası ve halkın güvenilir, bağımsız ve çoğulcu bilgi edinme hakkı için örnek bir çerçevenin garantörleri olma rollerinde başarısız oldu” diyen RSF, medya bağımsızlığına destek ve saygıda ‘endişe verici’ bir gerileme gözlemlediğini, devletler veya diğer siyasi aktörlerin sorumluluğunda gelişen baskılarda artış yaşandığını kaydetti.

RSF Yayın Direktörü Anne Bocandé, 2024’te dünya nüfusunun yarısından fazlası sandık başına giderken 2024 Basın Özgürlüğü Endeksi’nin beş göstergesinden biri olan ‘siyasi gösterge’deki düşüş konusunda şu uyarıyı yaptı:

“Devletler ve siyasi güçler, siyasi bağlantıları ne olursa olsun, basın özgürlüğünü koruma yükümlülüklerini yerine getirmede gittikçe daha az rol oynuyor. Bu zayıflama, bazen gazetecilerin rolünün sorgulanması, hatta medyanın araçsallaştırılması ya da taciz veya dezenformasyon kampanyalarına dahil edilmesiyle el ele gidiyor. Adına yaraşır gazetecilik ise tam tersine demokratik bir sistemden ve siyasi özgürlüklerden yararlanmanın koşuludur.”

“Dünya nüfusunun sadece yüzde 1’i basın özgürlüğünün olduğu bir ülkede yaşıyor” tespitine yer verilen RSF Sıralaması’nda, küresel boyutta net olan bir tespit yer aldı: “Basın özgürlüğü, onu güvence altına alması gerekenlerin, siyasi yetkililerin tehdidi altında.”

Ülke puanını oluşturan beş gösterge arasında yer alan “siyasi” gösterge, 2024 yılında dünyada toplam 7.6 puanlık düşüşle en fazla düşüş gösteren gösterge oldu.

Uluslararası alanda bu yıla, başta BM Güvenlik Konseyi’nin 2222 sayılı kararı olmak üzere, gazetecilerin korunmasına ilişkin ilkelerin hayata geçirilmesi konusunda uluslararası toplumun siyasi irade eksikliği damgasını vurdu.

Gazze’deki savaş, Ekim 2023’ten bu yana gazetecilere ve medyaya karşı işlenen rekor sayıda ihlale sahne oldu: En az 22’si görev başında olmak üzere 100’den fazla Filistinli gazeteci İsrail ordusu tarafından öldürüldü.

2024 RSF Endeksi’nde, işgal altındaki ve İsrail bombaları altındaki Filistin (157’nci), gazeteciler için güvenlik açısından dünyanın en kötü on ülkesinden biri haline geldi. (2024 Endeksi’nde “Güvenlik” sıralamasına erişmek için tıklayın)

Endekse dayanak oluşturan ankete katılan uzmanlar 180 ülkeden en az 138’i için, siyasi aktörlerin düzenli olarak propaganda veya dezenformasyon kampanyalarına dahil olduklarını bildirdi. RSF, söz konusu uygulamaların 31 ülke açısından “sistematik” olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“2024 dünya tarihindeki en yaygın seçim yılı olsa da, 2023’te özellikle Latin Amerika’da, basın özgürlüğü ve çoğulcu haberin açık düşmanlarının (örneğin; 26 sıra kaybedip 66’ncı sıraya gerileyen Arjantin’de Javier Milei’nin endişe verici bir sembolik hareketle ülkenin en büyük basın ajansını kapatması) iktidara gelmesiyle birlikte bazı belirleyici seçimler de gerçekleşti.”

Siyasi amaçlı dezenformasyon kampanyalarında, gerekli düzenlemenin olmadığı bir bağlamda Yapay Zeka’nın kullanımının da ‘endişe kaynağı’ olduğunu belirten RSF, “Deepfake’lerin seçimlerin seyrini etkilemede artık kilit bir yeri var. Endekste 12 sıra gerileyerek 29’uncu olan Slovakya’daki parlamento seçimleri sırasında gazeteci Monika Todova’yı hedef alan sesli deepfake saldırısı, demokratik bir seçimi etkileme amacını taşımış ve bir gazeteciye yönelik geliştirilmiş olmasıyla bugüne kadar belgelenmiş ilk vakalarından biridir” dedi.

Seçimlere hazırlanan ve siyasetçilerin kısmi, ancak açık şekilde medyaya düşmanlık beslediği, kimi zaman da gazetecilerin hapse atılması yönünde çağrıların gözlendiği ABD, endekste 10 sıra birden gerileyerek 55’inci sırada yer aldı.

RSF ayrıca, “Avrupa Birliği, Avrupa Basın Özgürlüğü Yasası’na (EMFA) kaynaklık etse de bir ‘Orbanlaşma’ tehlikesiyle karşı karşıya” tespitinde bulunarak şunları kaydetti:

“Tehlikeli bir dinamik geliştiren Macaristan’da (67’nci) Victor Orban ve Slovakya’da (29’uncu) Robert Fico gibi liderler bağımsız gazeteciliği boğma çabası içinde. AB’de ilk sırada yer alan Norveç’in bile basın özgürlüğü puanı düşerken siyasi partilerin medyayı sindirmeye dönük yargısal girişimleri nedeniyle İrlanda (8’inci) Avrupa Birliği’ndeki lider konumunu Danimarka’ya (2’nci) kaptırdı. Bu ülkeyi ise İsveç (3’üncü) izliyor. Endekste Almanya 10’uncu, Fransa 21’inci, Britanya 23’üncü, İtalya 46’ncı, Bulgaristan 59’uncu, Yunanistan 88’inci gösterildi.”

“Vladimir Putin’in beklendiği gibi yeniden başkan seçildiği Rusya (162’nci), Ukrayna’ya (61’inci) karşı savaşı sürdürürken medyanın ekosistemine ve gazeteci güvenliğine önemli ölçüde zarar veriyor” diyen RSF; Belarus (167’nci, -10 sıra), Gürcistan (103’üncü), Kırgızistan (120’nci) ve Azerbaycan’ın (164’üncü, -13 sıra) “Rusya’nın baskılarını taklit ederek” medya sansürünü ağırlaştırdığını belirtti.

RSF ayrıca, “Rusya’nın etkisi, hükümet yanlısı medyanın Rus propagandası yaptığı ve yetkililerin sürgündeki Rus gazetecileri tehdit ettiği Sırbistan’a (98’inci, 7 sıra gerileme) kadar uzandı” dedi.

Endeksin el alt sırasında yer verilen ülkeler ise Çin (172’nci), Vietnam (174’üncü), İran (176’ncı), Kuzey Kore (177’nci), Afganistan (178’inci), Suriye (179’uncu) ve Eritre (180’inci) oldu.

Paylaşın

Ticaret Bakanlığı’ndan “İsrail’le Ticaret” Açıklaması: Durduruldu

Filistin – İsrail savaşının 210. günü geride kalırken, Ticaret Bakanlığı, İsrail’le ihracat-ithalat işlemlerinin durdurulduğunu açıkladı. Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’da 54 ürün grubunun İsrail’e ihracatını kısıtladığını açıklamıştı.

Haber Merkezi / Ticaret Bakanlığı açıklamasında, Filistinlilerin, bu kısıtlamalardan etkilenmemesi için gerekli çalışmaların koordine edileceği belirtildi.

TÜİK verilerine göre, 2023’te 5,4 milyar dolar ticaret hacmi ile Türkiye’nin ihracat listesinde İsrail 13’üncü sırada yer aldı. Ancak 2023’te İsrail’e ihracat bir önceki yıla göre yüzde 23’e yakın düştü.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2024 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin İsrail’e ihracatı yüzde 21,6 oranında düşüş kaydetti. Bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla düşüş oranı yüzde 28 civarında gerçekleşti.

Aynı çeyrekte İsrail’e ihracatın toplam ihracat içindeki payı yüzde 2,06 oldu. 2023 yılının aynı döneminde ise bu oran yüzde 2,69 olmuştu. Türkiye’den İsrail’e ihraç edilen mallar arasında çelik, metal, makine, plastik, çimento ürünleri, tekstil ve motorlu taşıtlar bulunuyordu.

İsrail Merkez Bankası’nın Nisan 2023 sonunda yayımladığı analizde, İsrail’in onlarca yıldır komşu Orta Doğu ülkelerinden kopuk bir “ada ekonomisi” olarak geliştiği belirtiliyordu. Raporda Türkiye, “bölgedeki tek istisna” olarak anılıyordu.

Türkiye ve İsrail’in ihracat ve ithalat hacmi 2022’ye kadar yaklaşık 10 yıl boyunca düzenli şekilde artmıştı.

Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’da açıkladığı İsrail ile yapılan ihracat işlemlerini kısıtlama kararının ardından, bugün yaptığı yeni açıklamada her türlü ihracat ve ithalat işleminin durdurulduğunu duyurdu.

Açıklamada, İsrail hükümetinin uluslararası ateşkes çabalarını karşılıksız bıraktığı ve insani yardımları engellediği ifade edilerek, Türkiye’nin bunun üzerine 9 Nisan’da 54 ürün grubunun İsrail’e ihracatını kısıtladığı kaydedildi.

Bakanlık alınan bu kararda, İsrail “Gazze’de derhal ateşkes ilan edene ve yeterli miktarda ve kesintisiz insani yardım akışına izin verinceye kadar” kısıtlama tedbirlerinin yürürlükte kalacağının vurgulandığını hatırlattı.

Açıklamada, “Buna rağmen İsrail hükümetinin saldırgan tutumunu sürdürdüğü, Filistin’deki insani trajedinin kötüleştiği müşahede edilmektedir. Bu itibarla, devlet düzeyinde alınan tedbirlerin ikinci aşamasına geçilmiş, İsrail’le ilgili ihracat ve ithalat işlemleri tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulmuştur” ifadesine yer verildi.

“İsrail hükümeti Gazze’ye kesintisiz ve yeterli miktarda insani yardım akışına izin verinceye kadar Türkiye söz konusu yeni tedbirleri kesin ve kararlı bir şekilde uygulayacaktır” denilen açıklamada, Filistinlilerin bu kısıtlamalardan etkilenmemesi için Ticaret Bakanlığı ile Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı arasında gerekli çalışmaların koordine edildiği belirtildi.

Gazze’de can kaybı 34 bin 596’ya yükseldi

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 28 artarak 34 bin 596’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 51 artarak 77 bin 816’ya yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Erdoğan, Özel’e İade-i Ziyaret Yapacak Mı? AK Parti’den Açıklama

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik de, Anadolu Ajansı’na (AA) yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı’nı ziyaret edeceğini ifade etti.

Ömer Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in ziyaretinden memnuniyet duymuşlardır. Olumlu bir havada geçmiştir ziyaret. Sayın Cumhurbaşkanımız, diyaloğun devam etmesi gerektiğini belirtmişlerdir” dedi.

Ömer Çelik, Erdoğan’ın “kendi takvimine uygun bir zamanda iade-i ziyaret gerçekleştireceğini” belirtti. Özgür Özel’in de, CHP’ye yapılacak ziyaretten memnuniyet duyacaklarını kaydettiği ifade ediliyor.

Sözcü’den İsmail Saymaz’a konuşan Özel, “Olumlu bir atmosferde gerçekleşti. Olumlu sonuçlar doğuracağına dair iyimserim. Önümüzdeki günlerde gelişmeleri takip edeceğim. Müzakere ve mücadeleyi birlikte yürüteceğiz.” dedi.

Öte yandan Sözcü’nün CHP kaynaklarına dayandırdığı bilgiye göre, görüşmede oturma düzeni de gündeme geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, oturma düzenini doğru bulmadığını belirtti.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Erdoğan ile Özel’in buluşmasının ardından gözler neler konuşulduğu kadar uygulanan protokole ve oturma düzenine çevrildi.

Erdoğan ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı ile cumhurbaşkanlığı görevi boyunca daha önce ikili görüşme yapmamıştı. Erdoğan ile eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sadece 15 Temmuz darbe girişiminin ardından düzenlenen liderler zirvesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 25 Temmuz 2016’da bir araya gelmişti.

İki partinin genel başkanlar düzeyindeki son görüşmesi ise Kılıçdaroğlu ile dönemin AKP Genel Başkanı ve Başbakanı Binali Yıldırım arasında AKP Genel Merkezi’nde 22 Eylül 2016’da gerçekleşmiş; görüşmede o dönem gündemde olan mini anayasa paketi ele alınmıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesi, bir AKP genel başkanı ile CHP genel başkanı arasında sekiz yıl aradan sonra yapılan ilk görüşme olması açısından başlı başına önem taşıyordu.

Bu nedenle görüşmeye basının ilgisi de yoğun oldu. AKP her zamankinden farklı olarak bazı kurumlar için yapmak istemediği akreditasyonu bu kez uygulamazken, çok sayıda haber kanalı ve sitesi AKP Genel Merkezi önünden canlı yayın yaptı.

Masada neler vardı?

AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen görüşmenin ana gündem maddesi yeni anayasa. Erdoğan, Irak dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, “CHP’nin de değişime destek verebileceği inancındayım.” ifadelerini kullanmıştı.

Özgür Özel’in çantasında ise anayasa dışında, borçları nedeniyle sıkıntı yaşayan yerel yönetimlerin gelir kaynaklarının artırılması yer aldı. Belediyelerin merkezi yönetimden onay bekleyen projeleri, hayat pahalılığı, emekli aylıkları, ve atama bekleyen öğretmenler gündemindeki diğer başlıklar oldu.

Kritik görüşme öncesi eski CHP genel başkanları Kemal Kılıçdaroğlu, Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın ile telefonda görüşen Özel, Erdoğan’la yapacağı görüşmeye ilişkin görüş ve önerilerini aldı.

Oturma düzeni tartışma yarattı

Sosyal medyada da tartışma yaratan oturma düzeni de gündeme geldi. Özel’in, oturma düzenini doğru bulmadığını belirtip, bunum telafisine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylediğini öğrenildi. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etti.

Görüşmede Özel, Erdoğan’a Paşabahçe’nin “Gururla” serisinden “Cumhuriyet Ateşi” isimli objeyi hediye etti.

“Cumhuriyet Ateşi”, Mustafa Kemal Atatürk’ün genç Cumhuriyet’in Avrupa’ya gönderdiği öğrencilerden Sadi Irmak’a hitaben söylediği “Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyoruz, gür alevler halinde geri dönmelisiniz” sözünden ilhamla oluşturulmuş bir eser olarak biliniyor.

Özel, ayrıca hediye olarak yanında Manisa’daki Uluslararası Mesir Macunu Festivali’nden getirdiği mesir macununu verdi. Erdoğan da Özel’e Milli Saraylar’dan fincan seti, çay ve bal hediye etti.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın yaşanan görüntüyü “rejimin absürdlüğünün fotoğrafı” olarak değerlendirdi. Yerel seçim sonuçlarına atıfta bulunan Gökhan Günaydın şunları söyledi:

“Bir oda var ve bu odada boş bir koltuk var. Bunun bir anlamı olabilir mi? Erdoğan’ın şu anda oturduğu yerde değil boş olan koltukta oturması ve ortadaki koltuğun da kaldırılması lazım.

Bu bizatihi rejimin absürdlüğünü gösteren bir fotoğraf. Koltuklardan birisi boş. Yani Erdoğan ortadaki koltuğa oturunca Cumhurbaşkanı olarak konuşuyor, kalkıp da karşıya oturursa AKP Genel Başkanı olarak konuşacak öyle mi?

Yoksa o koltuktayken hem Cumhurbaşkanı hem AKP Genel Başkanı olarak konuşabiliyor mu? Bunlardan hangisi doğru? Burada bir mesaj verilmeye şüphesiz ki çalışılıyor. Biz o mesajı 31 Mart’ta karşılamıştık. 2026 mı olur, 27 mi olur, 28 mi olur o tarihlerde bir daha karşılarız.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den ‘Gazze’ Açıklaması: Yeniden İnşası 80 Yıl Sürebilir

Filistin – İsrail savaşının 209. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayınlanan rapor göre, Gazze’de yerle bir olan konutların yeniden inşasının ortalama olarak 80 yıl sürebileceği belirtiliyor.

Haber Merkezi / Rapor, en iyi senaryoda bile inşaat malzemelerinin 2021’deki son krize göre 5 kat daha hızlı tedarik edilmesine rağmen yeniden inşanın 2040 yılına kadar sürmesinin beklendiğini ifade ediyor.

Gazze’nin nüfusundaki yoksulluk oranlarına da dikkat çekilen raporda, saldırıların 9 ay sürmesi durumunda, yoksulluk oranının ikiye katlanarak yüzde 38.8’den yüzde 60.7’ye yükselmesi bekleniyor. Bu durum, bölgedeki insanların yaşam koşullarının ne kadar ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor ve uluslararası toplumun acil yardım ve çözümler bulma konusundaki sorumluluğunu vurguluyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 28 artarak 34 bin 596’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 51 artarak 77 bin 816’ya yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Ateşkes görüşmeleri

Ayrıca Hamas’ın Lübnan’daki yetkililerinden Usame Hamdan, İsrail’in son ateşkes teklifine “olumsuz” yaklaştıklarını söyledi. Hamdan, Hizbullah’a ait Manar TV’de dün yaptığı açıklamada, “Mevcut müzakere teklifine ilişkin pozisyonumuz olumsuz” dedi.

Hamas’ın basın ofisinden yapılan açıklamada “Olumsuz pozisyon müzakerelerin durduğu anlamına gelmiyor. Bu karşılıklı bir süreç” ifadeleri kullanıldı.

Örgütün Gazze’deki yetkililerinden Süheyl Hindi de Fransız haber ajansı AFP’ye açıklamasında, asıl amaçlarının savaşı sonlandırmak olduğunu savundu. Hindi, “Hamas ve tüm Filistinli direniş grupları, Filistin halkına karşı yürütülen ve her şeyi yakıp yıkan bu delice savaşı sona erdirmek istiyor” dedi.

Ajansın aktardığına göre Hamas, İsrail ordusunun Gazze’den tamamen çekilmesini talep ediyor. İsrail ise Hamas militanlarının Mısır sınırındaki Refah şehrine gittiğini savunarak, buraya kara harekatı düzenlemek istiyor. Buna ek olarak anlaşma kapsamında 40 gün ateşkes sağlanması ve rehine takası yapılması öngörülüyor.

Mısır medyasından üst düzey bir kaynağın aktardığına göre, İsrail ve Hamas arasında sonuca varılamayan anlaşmazlıkları çözmek için ilgili tüm taraflarla görüşmeler sürüyor. İsrailli bir yetkili de daha önce İsrail’in, Hamas’ın Gazze’de ateşkes önerisine yanıt vermesi için çarşamba gecesine kadar bekleyeceğini bildirmişti.

Hamas heyeti ise Kahire’de arabulucu Mısır’la görüşmüş, ateşkes teklifine yazılı yanıt vereceğini duyurmuştu.
İsrail’in ynet haber sitesi, İsrail’in Refah’a yönelik kara operasyonuna 48 ile 72 saat arasında karar vereceğini, ateşkes anlaşması olasılığını değerlendirdiğini yazmıştı.

İsrail, Refah’ta Hamas tugaylarının bulunduğunu öne sürerek, Filistinli sivillere rağmen operasyon hazırlıklarını tamamladığını bildirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “ateşkes olsa da olmasa da” İsrail ordusunun Refah’a gireceğini vurguladı.

Paylaşın