Dikkat Çeken Araştırma: Her 10 Polisten 3’ü İntiharı Düşünüyor

Yapılan yeni bir araştırmada, “hiç intihar etmeyi düşündünüz mü” sorusuna emniyet mensuplarının yüzde 64,8″i ‘hayır’ cevabını verirken, intihar etmeyi düşünenlerin oranı ise yüzde 35,2 oldu.

Araştırmaya göre, Emniyet Teşkilatı personelinin intiharların temel sebebi olarak ilk sırada yüzde 99 oran ile “mobbing (bezdiri, amir baskısı)”, ikinci sırada ise yüzde 98,5 ile “çalışma saatleri ve görev stresi” yer aldı.

Emniyet Teşkilatı Sendikası, Emniyet Teşkilatı’ndaki intiharlar ve yaşanan sorunlara yönelik anket çalışması yaptı. 15 bin 375 emniyet mensubunun katılımıyla yapılan anketin sonuçları ortaya çıktı.

15 bin 375 emniyet mensubunun katılımıyla yapılan ankete göre, “Emniyet teşkilatı personeli olmaktan memnun musunuz” sorusuna ankete katılan emniyet mensuplarının yüzde 23 ‘hiç memnun değilim’, yüzde 50,3 ‘memnun değilim’, yüzde 3,9 ‘memnunum’, yüzde 7,1 ise ‘çok memnunum’ cevabını verdi. Kararsız kalanların oranı ise yüzde 15,7 oldu.

“Hiç intihar etmeyi düşündünüz mü” sorusuna ise emniyet mensuplarının yüzde 64,8″i ‘hayır’ cevabını verirken, intihar etmeyi düşünenlerin oranı ise yüzde 35,2 oldu.

Araştırmaya göre, Emniyet Teşkilatı personelinin intiharların temel sebebi olarak ilk sırada yüzde 99 oran ile “mobbing (bezdiri, amir baskısı)”, ikinci sırada ise yüzde 98,5 ile “çalışma saatleri ve görev stresi” yer aldı.

Ankette emniyet personelinin yüzde 74’ünün intiharlardan doğrudan etkilendiği, yüzde 72’sinin ise ekonomik sorunlar çektiği belirtildi.

Emniyet Teşkilatı personelinin yüzde 76,8’i başka bir meslek seçme şansı olsa istifa edeceğini belirtirken, ‘Hayır istifa etmem’ diyenlerin oranı yüzde 13,8 oldu. Kararsızların oranı ise yüzde 9,5 olarak açıklandı.

“Teşkilatta mesleki bir sorun yaşadığınızda nereye müracaat edersiniz” sorusuna ise ankete katılanların yüzde 52.20’si “Sosyal medyada etkin kişiler yada sayfalarla paylaşırım”, yüzde 12’si “Nüfuzlu ve etkili kişilere”, yüzde 11,20’si “Tarikat veya cemaatlere”, yüzde 7,20’si “Siyasi partilere veya siyasilere”, yüzde 4,30’u “Amir veya yöneticilere”, yüzde 3,2’si “Adalet ve yargı makamlarına” müracaat edeceği cevabını verdi. “Hiçbir başvuru yapmam” diyenlerin oranı yüzde 9,5 oldu.

“Sorunların çözümü, Emniyet Teşkilatı’nın kronikleşen konularında adım atma noktasında mevcut İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan umutlu musunuz” sorusuna ise ankete katılanların yüzde 56,1’i ‘umutlu’ olduğunu, yüzde 43,9’u ise ‘umutsuz’ olduğunu belirtti.

Anketin sonuç kısmında ise sırasıyla şu tespitlere yer verildi:

1. Emniyet Teşkilatı personelinin büyük bölümü, ekonomik sebeplerle görev yapmaktadır.
2. Emniyet Teşkilatı personelinin kurumdan memnuniyet oranı çok düşüktür.
3. Uzun ve düzensiz mesai saatleri görev esnasında karşılaşılan en büyük sorundur.
4. Görev esnasında mobbing en büyük stres faktörü olarak yer almaktadır.
5. Emniyet Teşkilatı personeli intihar vakalarından çok yüksek oranda etkilenmektedir. Her 4 personelden 3’ünün tanıdığı bir personelin intihar haberini aldığı görülmüştür.

6. Her 10 personelden 3’ü intihar fikrini aklından geçirmiştir.
7. Her 10 personelden 7’si istifa etmeyi düşünmektedir.
8. Her 10 personelden 8’i başka bir alternatifleri olması durumunda istifa edeceğini belirtmiştir.
9. Her 10 personelden 8’i mesleklerini tanıdıklarına önermiyor.
10. Emniyet Teşkilatı personelinin büyük bölümü intiharlarının temel nedenini mobbing olarak görüyor.

11. Her 10 personelden 2’si psikolojik değerlendirmelerde gerçekçi cevaplar veriyor.
12. Emniyet Teşkilatı personelin büyük bölümü bir sorun yaşadığında sosyal medyaya başvuruyor.
13. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya 10 personelden 6’sı güveniyor.
14. Emniyet Teşkilatı personeli sorunlarının çözümü olarak sendika hakkını görüyor.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

TBB’de Yönetim Değişiyor: Ekrem İmamoğlu’mu Mansur Yavaş Mı?

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) yönetimini İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ın da istediği konuşuluyor.

Parti yöneticileri, “Bu durum bir kriz konusu olur mu” sorusuna ise “Hayır olmaz, aralarında bir çözüm bulur, anlaşmaya varırlar” yanıtını veriyor.

31 Mart yerel seçimlerinin ardından Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) yönetimi de değişecek. Bütçesi belediyelerden kesilen paylardan oluşan ama kaynakların “partizanca kullanımı” nedeniyle eleştirilen birliğin yerel seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından yönetimi yenilenecek.

Önümüzdeki 1-2 ay içinde yapılması beklenen birlik seçiminde CHP’li belediyelerin başkanı belirleyecek çoğunlukta olduğu kaydediliyor. Kulislere göre daha önce eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da başkanlığını yaptığı Türkiye Belediyeler Birliği yönetimini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da istediği konuşuluyor.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Parti yöneticileri, “Bu durum bir kriz konusu olur mu” sorusuna ise “Hayır olmaz, aralarında bir çözüm bulur, anlaşmaya varırlar” yanıtını veriyor.

Bütçesinin yarısından fazlası CHP’li belediyelerden kesilmesine karşın kaynaklarının tamamına yakınının yıllarca Cumhur İttifakı belediyelerine aktarıldığını söyleyen parti yöneticileri, “Türkiye Belediyeler Birliği de değişecek. Çoğunluk belki muhalefette olacak ama tüm partilerin güçleri ölçüsünde, adil şekilde temsil edildiği, kaynakların hakkaniyetli bir şekilde dağıtıldığı bir yapıya dönüşecek” diyor.

Erdoğan – Özel görüşmesi

Öte yandan Geçtiğimiz haftanın en önemli gündem maddesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında gerçekleşen görüşmeydi. Tarihi, içeriği ve yeri günlerce konuşulan görüşme AK Parti Genel Merkezi’nde yapıldı, toplam 95 dakika sürdü.

CHP Genel Başkanı Özel, görüşmenin Çankaya Köşkü ya da AK Parti Genel Merkezi’nde yapılmasından memnuniyet duyacaklarını ancak randevu Cumhurbaşkanlığı’nda verilirse de reddetmeyeceklerini söylemişti. Görüşme yeri olarak AK Parti Genel Merkezi’nin belirlenmesi CHP’nin bu ricası üzerine bir “jest” olarak nitelendirildi. Ancak Meclis’in muhalefet kulisinde farklı değerlendirmeler de vardı.

Erdoğan-Özel zirvesinin yerinin Erdoğan’ın Bahçeli ziyaretinden sonra netleştiğine dikkat çekenler, “Erdoğan Sayın Bahçeli’yi Beştepe’de, Cumhurbaşkanlığında kabul ediyor. Bahçeli hiç AK Parti Genel Merkezi’ne gitmedi. İki lider bir anlamda ‘devlet katında’ görüşme gerçekleştiriyor. Özel’le görüşmenin Cumhurbaşkanlığında değil AK Parti’de yapılmasını ‘Özel’e değil Bahçeli’ye jest’ olarak da yorumlamak mümkün” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

Avrupa’nın En Pahalı İkinci Kenti: İstanbul

Gelir ve kiraya göre İstanbul, Münih’le birlikte Avrupa’nın en pahalı ikinci kenti. Bu iki şehirde yaşayanların yalnızca yüzde 10’u, kendi şehirlerinde uygun fiyata oturabilecekleri bir daire bulduğu görüşünde.

Kiracıların yüzde 90’ı memnun değil. Münih’te iki odalı bir dairenin ortalama kirası 1770 Euro iken İstanbul’da ortalama 650 Euro oldu.

İstanbul’da kira Münih’in neredeyse üçte biri ama maaşlar da o orandan daha düşük. Bir İstanbullunun ortalama geliri, Münihlinin 4’te biri ile 6’da biri arasında değişiyor. Münih ve İstanbul’un ardından en yüksek kiranın ödendiği kentler Hamburg, Zürih ve Stockholm oldu.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun araştırmasında İstanbul, kira sorununda zirvede yer aldı. Gelir ve kiraya göre İstanbul, Münih’le birlikte Avrupa’nın en pahalı ikinci kenti oldu.

Münih’te küçük bir daire kirası 1770 Euro olurken İstanbul’da 650 Euro oldu. Bununla birlikte bir İstanbullunun maaşı, bir Münihlinin ortalama beşte biri.

Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa’nın bir çok şehrinde kiracılar için uygun daire bulmanın zorluğunu inceledi. Komisyon, 700 bin kişiye Avrupa kentlerindeki yaşam kalitesi ve konut kiralama konularını sordu.

AB Komisyonu’nun raporuna göre, Avrupa’nın kiracı için en pahalı kenti Cenevre. İsviçre’nin lüksle anılan şehrindeki kira ortalaması, ülke ortalamasının hayli üstünde ve bir dairenin metrekaresi 372 Frank’ı buluyor.

Sözcü’de yer alan habere göre, onu İstanbul ve Münih izliyor. Bu iki şehirde yaşayanların yalnızca yüzde 10’u, kendi şehirlerinde uygun fiyata oturabilecekleri bir daire bulduğu görüşünde. Kiracıların yüzde 90’ı memnun değil. Münih’te iki odalı bir dairenin ortalama kirası 1770 Euro iken İstanbul’da ortalama 650 Euro oldu.

İstanbul’da kira Münih’in neredeyse üçte biri ama maaşlar da o orandan daha düşük. Bir İstanbullunun ortalama geliri, Münihlinin 4’te biri ile 6’da biri arasında değişiyor. Münih ve İstanbul’un ardından en yüksek kiranın ödendiği kentler Hamburg, Zürih ve Stockholm oldu.

Kart borçları ödenemiyor 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) raporuna göre İstanbul’un gündemi ekonomi oldu. Kentte yaşayanların tamamına yakını ekonomiden kötü etkilenirken yurttaşlar kredi kartları borçlarını ödeyemedi.

İstanbul Barometresi Mart 2024 raporuna göre: Katılımcıların yüzde 42,7’si 31 Mart yerel seçimlerin, yüzde 32,5’i ekonomik sorunların, yüzde 2’si ise ailevi sorunların ev içerisinde konuşulduğunu belirtti.

Katılımcıların yüzde 70,1’i bayramı genellikle İstanbul’da geçirdiğini belirtti. İstanbul dışında geçiren katılımcıların yüzde 2,1’i ekonomik sebeplerden dolayı İstanbul’da olduğunu belirtti.

Katılımcıların yüzde 65,9’u 31 Mart yerel seçimleri mart ayında İstanbul’un gündemi olduğunu belirtti. İkinci sırada ise yüzde 20,4 ile ekonomik sorunlar yer aldı.

Katılımcıların yüzde 67’si 31 yerel seçimlerinin konuşulduğundan bahsetti. İkinci sırada, yüzde 22,7 ile ekonomik sorunlar, üçüncü sırada ise yüzde 4,1 ile İsrail’in Gazze’yi İşgali yer aldı.

Katılımcıların yüzde 33,9’u kredi kartı borcunun asgari tutarını ödeyebildiğini belirtti. Kredi kartı kullananların yüzde 48’i aylık kredi kartı borcunun tamamını, yüzde 33,9’u ise borcun asgari tutarını ödeyebildiğini belirtti. Yüzde 5,4’ü asgari tutar ile borcun tamamı arasında bir miktarda, yüzde 4,1’i asgariden az miktarda ödeme yapabildiğini belirtirken, yüzde 8,6’sı hiç ödeyemediğini ifade etti.

Mart ayında katılımcıların yüzde 47,4’ü kıt kanaat geçinebildiğini belirtti. Mart ayında katılımcıların yüzde 17,9’u bazı ödemeleri yapamadığını ve borca girdiğini, yüzde 13,7’si aslında pek geçinemediğini, yüzde 47,4’ü kıt kanaat geçinebildiğini, yüzde 21’i ise geçinebildiğini ve kenara da para koyabildiğini belirtti.

Katılımcıların yüzde 60,9’u satın aldığı gıda miktarının azaldığını belirtti. Katılımcıların yüzde 58,7’si indirime giren gıdaları tercih etme sıklığının arttığını belirtti. Katılımcıların yüzde 97,8’i ekonomik sebeplerle gıda çeşidinin azalttığını belirtti. Yüzde 59,1’i geçen seneye göre satın aldığı gıda çeşidinin azaldığını belirtti.

Katılımcıların yüzde 85,3’ü kırmızı et, yüzde 43,3’ü beyaz et, yüzde 33,7’si süt ve süt ürünü çeşitlerinde satın aldığı gıda çeşidinin azaldığını belirtti.

Katılımcılara göre İstanbul’un ilk üç sorunu yüzde 57,9 ile ulaşım, yüzde 49,4 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 47,3 ile sığınmacı ve mülteciler olarak belirlendi. Katılımcıların yüzde 97,8’i ekonomik sebeplerle gıda çeşidini azalttığını belirtti.

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Partili Vekillere Uyarı

Toplantılarda, yerel seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmaya devam eden Erdoğan’ın, Meclis çalışmaları ve milletvekillerinin yeterince etkin olmadığına ilişkin uyarılarda bulunduğu belirtildi.

Grup yönetiminin, yasa görüşmeleri uzayacağı gerekçesiyle AKP milletvekillerinin konuşmasına izin vermediği şikayetlerini anımsatan Erdoğan’ın, “Gerektiği yerde arkadaşlar çıksın konuşsun. Herkes derdini anlatsın. Yasa çıkmıyorsa ya da görüşmeler uzarsa uzasın. Arkadaşlara konuşma imkanı verin” dediği aktarıldı.

Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan, “Erdoğan’dan ilginç mesajlar…” yazısında AK Parti’deki son gelişmeleri aktardı. Babacan’ın yazısından öne çıkan bölümler şöyle:

Seçim sonuçlarından oldukça etkilenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Marmaris tatilinin ardından düzenlediği toplantılarda, yapılan hatalara ilişkin değerlendirmelerde bulunmaya devam etti. Erdoğan’ın seçim sonuçlarını, “Biriken sorunların su yüzüne çıkması” olarak nitelendirdiği öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre Erdoğan son MYK toplantısı dahil, parti kurmaylarıyla yaptığı görüşmelerde, AKP’nin oy kaybı ve vatandaşın tepki gösterdiği uygulamalarla ilgili saptamalarda bulunuyor. Erdoğan’ın son günlerde art arda yaptığı görüşmelerdeki değerlendirmeleri özetle şöyle:

“Şu anda, seçim sonuçlarına ilişkin tartışmalar yapılıyor. Değişim beklentileri var. Ama bir değişim yapacaksak, bizim belirlediğimiz koşullarda ve takvimde olacak. Birilerinin yönlendirmesine göre hareket etmeyeceğiz.

Aramıza fitne ve fesat sokmak isteyenlere karşı uyanık olacağız. Hepimiz bu davanın mensuplarıyız. Medya üzerinden konuşup, birbirimizi suçlar nitelikte davranmayın. Seçim sonuçları bir anlamda, biriken problemlerin gün yüzüne çıkmasıdır.

“Cumhur İttifakında hiçbir sorun yok”

O nedenle ‘teşhis, tedavinin yarısıdır’ diyerek tespitlerimizi buna göre yapmalıyız. Son günlerde sanki Cumhur İttifakı içinde bir problem varmış gibi algı oluşturuluyor. Cumhur İttifakında hiçbir sorun yok. Bahçeli ile görüşmede de bunu bir kez daha teyit ettik.

Bu dava ve partimizin geleceği ben dahil hepimizin geleceğinden daha önemlidir. Hiçbirimiz kendi geleceğimizi partinin geleceğinin önünde tutamayız. Milletin beklentileri neyse ona göre hareket edeceğiz.”

Erdoğan’ın, Meclis çalışmaları ve milletvekillerinin yeterince etkin olmadığına ilişkin uyarılarda bulunduğu belirtildi.

Grup yönetiminin, yasa görüşmeleri uzayacağı gerekçesiyle AKP milletvekillerinin konuşmasına izin vermediği şikayetlerini anımsatan Erdoğan’ın, “Gerektiği yerde arkadaşlar çıksın konuşsun. Herkes derdini anlatsın. Yasa çıkmıyorsa ya da görüşmeler uzarsa uzasın. Arkadaşlara konuşma imkanı verin” dediği aktarıldı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Cevdet Yılmaz, Tek Haneli Enflasyon İçin Tarih Verdi!

Enflasyonla mücadeleye ilişkin soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 3 yıllık perspektifle hazırlanan Orta Vadeli Program’ın (OVP) kararlı şekilde uygulandığını ve sonuçlarının görüldüğünü dile getirdi.

Yaz aylarında enflasyonda ivme kaybı yaşanacağını belirten ve “Yıllık bazda rakamların zirve yapacağı ay, mayıs enflasyonu” diyen Yılmaz, sonraki dört ayda hızlı bir düşüşün olacağını kaydetti. “Ne kadar düşer?” sorusu üzerine Yılmaz, “20 puanlık bir düşüş bekliyorum” ifadesini kullandı.

Düşüşün esas etkisinin program olduğunu aktaran Yılmaz, “Aylık bazda ciddi düşüşler göreceğiz sonra da yıllık düşüşleri göreceğiz.” dedi. Yılmaz, enflasyonun gelecek yıl daha da düşeceğini, 2026 yılında ise tek haneye ulaşılacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kanal 7’de canlı yayımlanan Başkent Kulisi programında gündemi değerlendirdi ve soruları yanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in görüşmesinin sorulması üzerine Yılmaz, görüşmeyi çok olumlu değerlendirdiğini vurguladı.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından Türkiye’nin seçimsiz bir döneme girdiğini, bu dönemin ülke için tarihi bir fırsat olduğunu ifade eden Yılmaz, bu sürecin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Siyaset alanında rekabetçi işbirliğine ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Yılmaz, “Hem rekabet edeceksiniz hem de ülkenin geleceği adına işbirliği yapacaksınız ortak menfaatlerimiz ve milletin beklentileri için. Yeni anayasa tartışmalarından tutun ekonomik reformlara, sosyal konulara varıncaya kadar bir çok alanda iktidarıyla muhalefetiyle yapmamız gerekenler var. Dış politikada çok önemli gündemlerimiz var. Bütün bu konularda siyasi kutuplaşmanın azalması, siyasi diyaloğun artması son derece faydalı. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu zaten ‘Türkiye’nin ihtiyacı’ şeklinde ifade etti” diye konuştu.

“Görüşmelerin arkası gelir mi?” sorusuna Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız da iadeiziyarette bulunacağını ifade etti. Bu diyaloğun devam etmesinde büyük fayda var. Ama bu rekabetin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor, mutlaka siyasi rekabet de devam edecektir” yanıtını verdi.

CHP’den görüşmeye ilişkin farklı seslerin duyulduğunun hatırlatılması üzerine Yılmaz, “Farklı sesler de duyduk. Sayın Özel’in gösterdiği tavır, doğru bir tavır. Türkiye’nin ihtiyacı neyse siyasetin bunu görmesi, halkın beklentilerini görmesi lazım” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonla mücadeleye ilişkin yapılan çalışmalara ilişkin soruları da yanıtladı. Yılmaz, 3 yıllık perspektifle hazırlanan Orta Vadeli Program’ın (OVP) kararlı şekilde uygulandığını ve sonuçlarının görüldüğünü dile getirdi.

Yaz aylarında enflasyonda ivme kaybı yaşanacağını belirten ve “Yıllık bazda rakamların zirve yapacağı ay, mayıs enflasyonu” diyen Yılmaz, sonraki dört ayda hızlı bir düşüşün olacağını kaydetti. “Ne kadar düşer?” sorusu üzerine Yılmaz, “20 puanlık bir düşüş bekliyorum” ifadesini kullandı.

Düşüşün esas etkisinin program olduğunu aktaran Yılmaz, “Aylık bazda ciddi düşüşler göreceğiz sonra da yıllık düşüşleri göreceğiz.” dedi. Yılmaz, enflasyonun gelecek yıl daha da düşeceğini, 2026 yılında ise tek haneye ulaşılacağını belirtti.

Finansal göstergelerde Türkiye’nin iyileşme sürecinde olduğunu ifade eden Yılmaz, “Halk ne zaman hissedecek” sorusu üzerine de “Yaz döneminden sonra bunu daha fazla görmüş olacağız. Aslında otomotivde, bir takım alanlarda görmeye başladık bunları. Ama gıda ve hizmetlerde katılık var, onu kırmaya çalışıyoruz. Onlarla birlikte halkımızın hayatında daha fark edilir hale gelecek. Bu, enflasyon negatif olacak anlamında değil, artış hızında çok ciddi bir yavaşlama olacak” diye konuştu.

“Kredi derecelendirme kuruluşları not artırımı yaptılar. Bunlar ne anlam ifade ediyor?” sorusuna Yılmaz, “Esas olan yatırımların gelmesi. Yatırımlar Türkiye’ye gelmeye başladı. Özellikle portföy yatırımlarında ciddi bir artış görüyoruz. Doğrudan sermayede de çok umut verici sinyaller görüyoruz. Yatırımcı ilgisinin arttığını görüyoruz” yanıtını verdi.

Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin, seçim süreçlerinin bitmesiyle siyasi güven ortamını, istikrarı, öngörülebilirliği sağladığına işaret ederek, Orta Vadeli Program ve diğer dokümanlarla da politika belirsizliklerini giderdiklerini söyledi.

“Türkiye’de reel sektör, yüksek faiz ortamından gelecek süreçte nasıl etkilenir?” sorusu üzerine Yılmaz, tüketimi dengeleyip, tasarrufları artırıp, bunu üretken alanlara kanalize etmeye çalıştıklarını anlattı.

“Bütün kesimler elini taşın altına koymalı”

İşgücü piyasalarındaki reformlarının, mesleki eğitim alanındaki planlarının istihdama önemli katkı sunacağının altını çizen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

Önümüzdeki günlerde Yatırım Ortamını İyileştirme Kurulu’nu tekrar topluyoruz. Kamu ve özel kesim olarak oraya Milli Eğitim Bakanımızı davet edeceğiz. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız mesleki eğitimle ilgili geniş bir tedbir setini orada Milli Eğitim Bakanımız sunacak.

Çalışma Bakanlığımız, Strateji Bütçe, Maliye, bütün kurumlarımızla ve özel kesimin temsilcileriyle birlikte bunları değerlendireceğiz, orada çeşitli adımlar atacağız. Sadece makro politikalar değil, mikro müdahaleler de önemli. İstihdam açısından KOBİ politikamız çok önemli. Bölgesel kalkınma, tarım politikamız, hizmetlerde farklı çalışma modellerini geliştirmemiz bütün bunlarla birlikte düşünüyoruz.

Yılmaz, “Türkiye’de alınabilecek tasarruf tedbirlerine” ilişkin soruya, “Enflasyonla mücadele topyekun mücadeledir. Kamusuyla, özel sektörüyle, sivil toplumuyla bu mücadelede bütün kesimlerin elini taşın altına koyması gerekiyor. Gereksiz harcamalardan, ihtiyaç duymadığımız tüketimden kaçınmamız gerekiyor” cevabını verdi.

Artan tasarrufun, Türkiye’nin geleceğini güçlendirecek alanlara kanalize edilmesi gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, “Bu anlayışla kamuda da bir çalışma başlatmış durumdayız. Koordineli bir çalışma yapıyoruz. İyi bir izleme sistemi kurmak istiyoruz. Sadece ilan etmekle kalmayacağız, uygulamanın takibi anlamında da daha etkili bir sistem kurmayı öngörüyoruz” görüşünü paylaştı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, araçlardan kamu binalarının kullanımına, doküman basımından tören, eğitim faaliyetlerinin nerede, nasıl yapıldığına kadar her şeyi kalem kalem değerlendirdiklerini, netleştiğinde bunun kamuoyuyla paylaşılacağını aktardı.

“Araç kullanımı azaltılacak mı?” sorusuna Yılmaz, “Elbette, araçlarla ilgili tartışmalar var. Sadece araç değil, bina… İhtiyaç yoksa niye yeni bina yapalım? Mevcutları daha verimli nasıl kullanabiliriz diye bakıyoruz. En büyük tasarruf verimlilik. Harcama azaltmanın yanı sıra hangi alanda harcamamız varsa, bunu nasıl verimli hale getiririz diye bakıyoruz” sözlerini sarf etti.

Paylaşın

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan ‘Erken Seçim’ Taleplerine Ret

Bazı kulüplerin erken seçim taleplerine ilişkin açıklama yapan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) açıklamasında, “Uzunca bir süredir bazı kulüp yöneticilerinin kişisel hırs, çıkar ve menfaatlerini millî menfaatlerin önünde tutarak aceleye getirmek istedikleri seçimli kongre ve imza süreci kulüplerimizin büyük çoğunluğunun sağduyulu tutumlarıyla amacına ulaşamamıştır” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Daha önce de ilan ettiğimiz gibi TFF Seçimli Mali Genel Kurulu 18 Temmuz 2024 tarihinde yapılacaktır. Bu süreçte Türk futbolunun ortak menfaatlerini her şeyin üzerinde tutarak son derece sorumlu davranan Türk futbol ailesinin büyük çoğunluğuna tekrar teşekkür ederiz” denildi.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), istifa erken seçim taleplerine ilişkin bir açıklama yayınladı. TFF, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Görev ve yetkileri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kanunları ile belirlenmiş, FIFA ve UEFA’ya bağlı uluslararası bir kurum olan Türkiye Futbol Federasyonu, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türk futbolunun amir kurumu konumunu sürdürmeye devam edecektir.

Bazı kulüplerin sportif başarısızlıklarının tutarsız bahanesi olarak sporseverlerin önüne TFF’nin ve kurullarının atılma çabası, TFF’nin kurumsal yapısının zaafiyete uğratılmaya çalışılması Türk futboluna ihanet etmektir.

Türkiye’deki futbol ailesinin her aşamada ve her şartta doğru bilgilenmesi için tüm şeffaflığımız ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve sürdürmeye de devam edeceğiz. Herhangi bir kulübümüzün ve kulüp başkanımızın kötü niyetli ve amacı Türk futbolunu değersizleştirmek olan bazı odakların manipülasyonlarına maruz kalmamaları için talep ettikleri her türlü desteği ve bilgiyi kendileriyle paylaşacağımızı da bilmelerini isteriz.

Uzunca bir süredir bazı kulüp yöneticilerinin kişisel hırs, çıkar ve menfaatlerini millî menfaatlerin önünde tutarak aceleye getirmek istedikleri seçimli kongre ve imza süreci kulüplerimizin büyük çoğunluğunun sağduyulu tutumlarıyla amacına ulaşamamıştır. Daha önce de ilan ettiğimiz gibi TFF Seçimli Mali Genel Kurulu 18 Temmuz 2024 tarihinde yapılacaktır. Bu süreçte Türk futbolunun ortak menfaatlerini her şeyin üzerinde tutarak son derece sorumlu davranan Türk futbol ailesinin büyük çoğunluğuna tekrar teşekkür ederiz.

Bu açıdan özellikle Türk futbolunun içine sokulmaya çalışılan kaos ortamına hizmet etmemek ve hedefi dünya futbolunda söz sahibi olmak olan güzide kulüplerimizin saygıdeğer başkan ve değerli yöneticilerinin hiçbir yetkisi ve bilgisi olmayan bazı kaynakları referans almaması da büyük önem arz etmektedir.

Zira gönül verdiği renkler birbirinden farklı olsa da ay-yıldızlı forma söz konusu olduğunda A Millî Takımımızla birlikte tek yürek olan milletimize duyduğumuz sorumluluğumuz gereği 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası arifesinde Türk futbolunun amir kurumu olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun en önemli konsantrasyonu A Millî Takımımızın başarısı olacaktır.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 34 Bin 654’e Çıktı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 212. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 32 artarak 34 bin 654’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 41 artarak 77 bin 908’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde savaşın sona ermesi talebini bir kez daha reddederek, “İsrail devleti bu talebi kabul edemez” dedi.

Netanyahu’nun ofisinden bugün yapılan açıklamada, “Hamas taburlarının sığınaklarından çıkacakları ve Gazze Şeridi’nde kontrolü yeniden sağlayacakları bir durumu kabul etmeye hazır değiliz” denildi. Açıklamada, talebin kabul edilmesi halinde “Hamas’ın askeri altyapısını yeniden oluşturacağı ve İsrail halkı için yeniden bir tehdit olacağı” ifade edildi.

Netanyahu açıklamada, İsrail’in Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması karşılığında Gazze’de çatışmalara ara verilmesini ise kabul edeceğini kaydetti.

Gazze savaşında ateşkes sağlanması için yapılan dolaylı görüşmelere bugün Mısır’ın başkenti Kahire’de devam ediliyor.

Müzakerede arabuluculuk yapan Mısır, Katar ve ABD, Gazze Şeridi’nde yedi aydır devam eden savaşın 40 gün süreyle durdurulması ve İsrailli rehinelerin Filistinli esirlerle takas edilmesi önerisine Hamas’ın yanıt vermesini bekliyor. Taraflardan gelen açıklamalar görüşmelerin olumlu bir şekilde sonuçlanması ümidini azaltıyor.

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, Netanyahu’yu görüşmeleri sabote etmekle suçladı. Haniye, Netanyahu’nun sözlerine ilişkin açıklamasında, İsrail Başbakanı’nın “salgırganlığı sürdürmek için gerekçeler” bulmaya çalıştığını öne sürdü. Haniye, Netanyahu’yu “çatışma döngüsünü genişletme ve farklı arabulucu ve tarafların çabalarını sabote etmeye çalışmakla” suçladı.

Gazze’de kıtlık uyarısı

Öte yandan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayınlanan rapor göre, Gazze’de yerle bir olan konutların yeniden inşasının ortalama olarak 80 yıl sürebileceği belirtiliyor. Rapor, en iyi senaryoda bile inşaat malzemelerinin 2021’deki son krize göre 5 kat daha hızlı tedarik edilmesine rağmen yeniden inşanın 2040 yılına kadar sürmesinin beklendiğini ifade ediyor.

Gazze’nin nüfusundaki yoksulluk oranlarına da dikkat çekilen raporda, saldırıların 9 ay sürmesi durumunda, yoksulluk oranının ikiye katlanarak yüzde 38.8’den yüzde 60.7’ye yükselmesi bekleniyor. Bu durum, bölgedeki insanların yaşam koşullarının ne kadar ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor ve uluslararası toplumun acil yardım ve çözümler bulma konusundaki sorumluluğunu vurguluyor.

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze Şeridi’nde halihazırda eskiye oranla daha fazla gıda bulunmasına karşın kıtlığın tamamen ortadan kalkmadığını açıkladı. DSÖ’nün Filistin bölgesi temsilcisi Rik Peeperkorn Cuma günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki insani durumun hala kötü olduğunu belirtti ve bölgede kıtlığın henüz önlenemediğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Mart ayından bu yana beş yaşın altında 40’tan fazla aşırı şekilde yetersiz beslenen çocuk, ek sağlık sorunları ile hastanelere getirildi. Örgütten yapılan açıklamada, 2 yaşındaki bazı çocukların ağırlığının ise 10 ila 14 kilo olması gerekirken, 4 kilo civarında olduğuna işaret edildi.

Açıklamada, çatışmaların başladığı Ekim ayından önce Gazze Şeridi’nde çocuklar arasında yetersiz beslenmenin “yok denecek kadar az” olduğuna vurgu yapıldı. DSÖ temsilcisi Peeperkorn, yetersiz beslenmenin yol açtığı sorunların kısa vadede çözülmesinin beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Uzman, “Sonuçlarını yıllarca hissedeceğiz” dedi.

Filistinli yetkililere göre son haftalarda yetersiz beslenen yaklaşık 25 çocuk hayatını kaybetti. Peeperkorn bu çocukların açlıktan ölmediğini, yetersiz beslenme sonucu oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamlarını yitirdiklerini kaydetti. Filistinli yetkililer tarafından verilen bilgiler bağımsız kaynaklarca doğrulanmamakla birlikte BM yetkilileri, söz konusu bilgilerin geçmişte güvenilir olduğuna dikkat çekiyor.

Paylaşın

Saadet Partisi’nde Temel Karamollaoğlu Genel Başkanlığı Bırakıyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, genel başkanlık görevinden ayrılacağını açıkladı. Karamollaoğlu, 30 Ekim 2016 tarihinde gerçekleştirilen Saadet Partisi 6. Olağan Kongresi’nde genel başkanlık görevine seçilmişti.

Haber Merkezi / Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TV5 Televizyonu canlı yayınına katıldı.

Karamollaoğlu, “Sıra bize geldi. En son olarak Erbakan Hoca’yla bizatihi çalışmış kişiler arasında herhalde ben kaldım. Ben de sağlık sebebiyle bu görevi bizden sonra gelecek, Erbakan Hoca’yı görmüş belki onunla birlikte çalışmamış, elbette çalışanlar var onunla beraber ama yakın bir çalışma içinde olmamış arkadaşlardan birisine bırakacağım” dedi.

“Yeni bir dönem başlıyor” diyen Karamollaoğlu, “Ama ideallerimizdir önemli olan. Erbakan Hocamızın bize bıraktığı mirastır. En ufacık bir noktada bile onun ideallerini bir kenara bırakmış değiliz” şeklinde konuştu.

Temel Karamollaoğlu kimdir?

7 Haziran 1941 yılında Kahramanmaraş’ta dünyaya gelen Temel Karamollaoğlu, aslen Sivas’lıdır. Karamollaoğlu, ğretmen olan babasının görevi nedeniyle ilk ve orta öğrenimini çeşitli illerde tamamlamasının ardından 1960’lı yıllarda burslu olarak gittiği İngiltere’de Manchester Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Enstitüsü Tekstil Teknoloji Mühendisliği Bölümünden 1964 yılında mezun oldu.

1967 yılında aynı üniversitede yüksek lisans eğitimini tamamlayan Temel Karamollaoğlu, aynı yıl Türkiye’ye dönerek Sümerbank’ta proje mühendisi olarak işe başladı. 1967 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) uzman olarak görev alan Karamollaoğlu, 1967 ve 1972 yılları arasında DPT’de tekstil sektör uzmanı olarak çalıştı. Askerlik hizmetinden sonra iki yıl özel sektörde çalışan Karamollaoğlu, 1975 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürü olarak görev yaptı.

1977 yılında Millî Selamet Partisi’nden Sivas milletvekili olarak seçilen Temel Karamollaoğlu, parlamento çalışmalarında KİT Komisyonu üyeliği yaptı ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Türkiye’yi temsil etti. Karamollaoğlu, 1978’de parti genel kurulu üyeliğine seçildi.

12 Eylül Darbesi’nden sonra 1987 Türkiye anayasa referandumuna kadar aktif siyasetten uzak kalan Temel Karamollaoğlu, 1980’lerde bir müddet özel müşavirlik yaptı ve daha sonra bir tekstil firmasında idari görevlerde bulundu.

Referandumla birlikte politik hayata geri döndü ve RP genel idare kurulu üyeliğine seçilen Temel Karamollaoğlu, 1989 yılında RP’den Sivas belediye başkanlığına seçildi. Karamollaoğlu, bir dönem belediye başkanlığı yaptıktan sonra 1994 mahallî idareler seçimlerinde aynı ilde yeniden RP’den belediye başkanı seçildi.

1995 genel seçimlerinde RP’de Sivas Milletvekili olarak parlamentoya giren Temel Karamollaoğlu, bu dönemde NATO Parlamenter Asamblesi üyesi olarak görev yaptı. Aynı dönemde Refah Partisi grup başkanvekilliğine seçilen Temel Karamollaoğlu, bu görevini RP’nin kapatılmasına kadar sürdürdü.

Refah Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasından sonra Fazilet Partisi’ne katılan Temel Karamollaoğlu, 1999 seçimlerinde Sivas’tan yeniden milletvekili seçildi. Bu yasama döneminde NATO Parlamenter Asamblesi üyeliği devam eden Temel Karamollaoğlu, Mayıs 2000 tarihinde yapılan parti kongresinde genel idare kurulu üyeliğine seçildi ve dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevine getirildi. Temel Karamollaoğlu, Rahşan Affı’na destek verdi, 21 Aralık 2000’de yapılan oylamada kabul oyu verdi.

Yüksek İstişare Kurulu tarafından 24 Ekim 2016 tarihinde SP genel başkan adaylığına seçilen Temel Karamollaoğlu, 30 Ekim 2016 tarihinde gerçekleştirilen SP 6. Olağan Kongresi’nde 891 delegenin 871’inin oyunu alarak SP Genel Başkanlığı görevine seçildi. Karamollaoğlu, 3 Kasım 2019’da gerçekleştirilen Saadet Partisi 7. Olağan Kongresi’nde yeniden genel başkan seçildi.

Temel Karamollaoğlu, 2018 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde cumhurbaşkanı adayı olmak için 2 Mayıs 2018’de YSK’ya başvurdu ve seçmenlerin aday teklifinde bulunabildiği üçüncü gün olan 6 Mayıs 2018’de gerekli 100.000 imzaya ulaşarak aday olmaya hak kazandı. Karamollaoğlu, seçimlerde 443 bin 704 oy alarak yüzde 0,89 oranına ulaştı.

Karamollaoğlu, 1 Ekim 2021 tarihinde vefat eden görevdeki YİK başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün yerine 4 Ekim 2021 tarihinde oy birliği ile seçildi.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Enflasyon’ Açıklaması: Ümit Verici Rakamları Göreceğiz

Enflasyonu düşürmeye yönelik kararlı adımlar attıklarını belirten Erdoğan, “Günü kurtarmanın değil, emanetini taşıdığımız 85 milyon vatandaşımızın istikbalini sağlam temeller üzerine yükseltmenin gayreti içindeyiz” dedi ve ekledi:

“Önceliğimiz olan enflasyonu düşürmeye yönelik kararlı adımlar atıyoruz. Nisan ayı enflasyon ve dış ticaret verileri orta vadeli program beklentilerimizle uyumludur. Enflasyonda yılın ikinci yarısında itibaren inşallah daha ümit verici rakamları göreceğiz. Hayat pahalılığı meselesini sorunu ötelemek yerine enflasyonu düşürüp, kalıcı refah artışı sağlayarak çözüme kavuşturacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde MÜSİAD Yönetim Kurulu’nu kabul etti. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“MÜSİAD 6 Şubat depremlerinden sonra da milletimiz için seferber olmuştur. Depremin ilk anından itibaren afetzedelerimizin sıkıntıların giderilmesi ve yeniden ihya noktasında sergiledikleri dayanışmayı takdirle karşılıyorum. Toplam tutarı 104 milyar doları aşan devasa bir fatura ile karşılaşmıştık. Toplam 850 bin bağımsız bölüm ağır hasar alarak kullanılamaz hale geldi. Böyle bir yükün altından kalkmanın kolay olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. MÜSİAD gibi sorumluluk duygusuyla hareket eden kuruluşlarımızın desteğiyle yaralılarımızı suratle sarıyoruz.

Dünden itibaren İsrail’le tüm ürünleri kapsayacak şekilde İsrail ile ihracat ve ithalat işlemlerini durdurduk. Attığımız bu adımın ortaya çıkaracağı sonuçları iş dünyamızla eşgüdüm ve istişare ile yürüteceğiz. Biz bölgemizde hiçbir ülkeyle düşmanlık ve kavga peşinde değiliz. Biz coğrafyamızda çatışma, kan ve gözyaşı istemiyoruz. Hep birlikte barış ve refah içinde yaşamak istiyoruz. Aldığımız bu kararla Batı’nın üzerimize nasıl saldıracağını çok iyi biliyoruz.

Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz ve bileceğiz ki, önümüzdeki yol mazlumların yanında yer alma yoludur. Dolayısıyla da sözümüz nedir alma mazlumun ahıdır çıkar aheste aheste! Biz de mazlumların yanında yer almak suretiyle 40 bini aşan öldürülmüş insanların ahını hiçbir güç, Allah’tan başka, kaldıramaz. Zaman zaman bana da geliyor. ‘Bu bazı sıkıntılara neden olabilir’ diyorlar. Ben de diyorum ki, ‘Bütün sıkıntıları gidecek tek gücün Allah olduğuna inanıyoruz ve doğru olanı yaptığımızın şu anda farkındayız’.

“Netanyahu’yu ateşe zorlamaktır bizim görevimiz”

Bugün bu insanların yanında yer almazsak, yarın benzer şeyler başımıza geldiğinde yanımızda kim yer alacak? Batı’nın koşulsuz desteği ile yoldan çıkan Netanyahu’yu ateşe zorlamaktır bizim görevimiz. Türkiye’nin bu hamlesi mevcut tablodan rahatsız olan diğer ülkelere de örnek teşkil edecektir. Türkiye’nin İsrail ile ticareti durdurmasının amacı Netanyahu Hükümetini ateşkese zorlamaktır

Deprem ve bölgesel çatışmalar yanında son 1 yılda ülkemiz ekonomisini zorlayan üstüste 3 seçim yaşadık. 14-28 Mayıs seçimlerinde dirayetli tavrıyla milletimiz istikrar ve güvenin ortamının bozulmasına izin vermedi. 31 Mart seçimlerini Türkiye demokrasisine yakışır bir olgunlukla tamamladık. Bu seçim sonuçlarının hayra tebdil olacağına inanıyoruz. 1 Nisan sabahı itibariyle seçim gündemini tamamen geride bırakmış olduk. Türkiye’nin önünde 4 yıllık hazine değerinde seçimsiz bir süre var. 85 milyon olarak bu dönemi çok iyi değerlendirmemiz, gerilim siyaseti, popülist dayatmalarla heba etmemiz gerekiyor. 4 yıllık sürede inşallah ekonomi başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanabileceğiz.

Orta vadeli programı ve 12. Kalkınma Planı’nı geçen sene kamuoyuyla paylaşmıştık. Günü kurtarmanın değil, emanetini taşıdığımız 85 milyon vatandaşımızın istikbalini sağlam temeller üzerine yükseltmenin gayreti içindeyiz. Önceliğimiz olan enflasyonu düşürmeye yönelik kararlı adımlar atıyoruz. Nisan ayı enflasyon ve dış ticaret verileri orta vadeli program beklentilerimizle uyumludur. Enflasyonda yılın ikinci yarısında itibaren inşallah daha ümit verici rakamları göreceğiz. Hayat pahalılığı meselesini sorunu ötelemek yerine enflasyonu düşürüp, kalıcı refah artışı sağlayarak çözüme kavuşturacağız.”

Paylaşın

‘Kur Korumalı Mevduat’ Hesapları 2,26 Trilyon Liraya Geriledi

26 Nisan itibarıyla Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları, 8,44 milyar lira azalarak 2 trilyon 260 milyar liraya geriledi. Aynı dönemde Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt rezervleri 124 milyar 100 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre aynı dönemde döviz mevduatları 2 milyar 540 milyon dolar azalışla 179 milyar 200 milyon dolar oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilere göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 26 Nisan ile biten haftada 8,44 milyar TL düşüşle 2,26 trilyon TL olarak kaydedildi. Geçen hafta itibariyle kur korumalı mevduat dahil mevduat dolarizasyonu yüzde 55,5 oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, aynı hafta yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı geçen hafta 2,54 milyar dolar azalışla 179,2 milyar dolar oldu.

26 Nisan ile biten haftada yurt içi yerleşiklerin parite etkisinden arındırıldığında döviz mevduatlarında ise 2,22 milyar dolarlık düşüş izlendi. Aynı hafta pariteden arındırılmış döviz mevduatları gerçek kişilerde 1,3 milyar dolar, tüzel kişilerde ise 928 milyon dolar azaldı.

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, geçen hafta brüt rezervler 126,3 milyar dolardan 124,1 milyar dolara geriledi. Net rezervler ise 15,05 milyar dolardan 14,01 milyar dolara düştü. İlgili haftada swap hariç net rezervler ise eksi 52,6 milyar dolardan eksi 48,6 milyar dolara geriledi.

Aynı hafta bankacılık sektörünün toplam mevduatı (bankalar arası dahil)  93 milyar 612 milyon 62 bin lira artışla 16 trilyon 321 milyar 202 milyon 379 bin liraya çıktı.

Öte yandan Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize ederek yüzde 55,5’e çekti.

Türkiye için 2025 yıl sonu enflasyonunu yüzde 28,9 olarak öngören OECD, çekirdek enflasyonun 2024 ve 2025’te sırasıyla ortalama yüzde 57,5 ve yüzde 28,7 olacağını tahmin etti.

Ayrıca Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Masası Şefi James Walsh, bu yılsonu için enflasyon tahminlerinin Merkez Bankası’nın (TCMB) biraz üzerinde olduğunu belirterek, “Merkez Bankası’yla enflasyonun düşeceği konusunda hemfikiriz” dedi.

James Walsh, Merkez Bankası’nın (TCMB) enflasyonu düşürmek ve finans sektörünü serbestleştirmeye devam etmek için çalıştığını, ancak sürecin karmaşık olduğunu, atılan adımların etkisini görmenin biraz zaman aldığını ifade etti.

Bahar Toplantıları’nda Türkiye’ye ilgi duyan birçok yatırımcıyla konuştuklarını belirten James Walsh, “Duyduğum mesaj şuydu: Reformlar iyi ve doğru yönde gidiyor” ifadesini kullandı.

Paylaşın