Devletin Yeni Gelir Kapısı “Para Cezaları”

Para cezaları devletin vazgeçemediği gelir kapısına dönüştü. Yargı, idari, vergi ve diğer para cezaları adı altında dört ayrı başlıkta toplanan cezalar, 2024 yılının ilk beş ayında 48 milyar liraya ulaştı.

2023 yılının aynı döneminde 12,6 milyar lira tutarında para cezası toplanırken, 2023 yılının tamamında 60,5 milyar lira toplandı. Başka bir ifadeyle geçen yılın tamamında toplanan para cezası gelirinin yüzde 79’u bu yılın ilk beş ayında Hazine’nin kasasına girdi.

Milyonlarca, çalışan ve emekli yüksek enflasyon altında zam alamazken, ekonomi yönetimi çıkardığı yeni vergilerin yanında bir de trafik cezaları ile halka yüklendi.

Birgün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre; Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı verilerine göre yılın ilk altı ayında 13,4 milyon adet trafik cezası kesildi. Sadece Haziran ayında 2 milyon 357 bin trafik cezası uygulandı. Jandarma bölgesinde ise 2024’ün ilk altı ayında toplamda 961 bin 253 trafik cezası kesildi. Jandarmanın kestiği trafik para cezalarının parasal tutarı 2 milyar 698 milyon 27 bin TL oldu.

Kesilen ceza sayısına paralel olarak Hazine’nin trafik cezası geliri de katlandı. Hazine, Ocak-Mayıs döneminde trafik para cezası adı altında 14 milyar 596 milyon TL gelir kaydetti. Trafik cezaları kaleminde yılın başında 20 milyar 528 milyon TL olarak belirlenen bütçe hedefinin yüzde 70’i Ocak – Mayıs döneminde toplandı.

2023 yılının Ocak-Mayıs döneminde trafik cezaları adı altında 4 milyar 212 milyon TL’lik gelir kaydeden Hazine’nin trafik para cezası gelirleri bir yılda yaklaşık 3,5 kat arttı.

Para cezaları katlandı

Sadece trafik cezası değil diğer para cezaları da devletin vazgeçemediği gelir kapısına dönüştü. Yargı, idari, vergi ve diğer para cezaları adı altında dört ayrı başlıkta toplanan para cezaları Ocak-Mayıs döneminde 48 milyar TL’ye ulaştı.

Son yıllarda merkezi yönetim bütçe gelirleri içerisinde önemli bir yer kaplayan para cezalarının yüzde 51’ini vergi cezaları, yüzde 44’ünü ise idari para cezaları oluşturdu.

Geçen yılın aynı döneminde 12,6 milyar TL tutarında para cezası toplanırken 2023 tamamında 60,5 milyar TL toplandı. Başka bir ifadeyle geçen yılın tamamında toplanan para cezası gelirinin yüzde 79’u bu yılın ilk beş ayında Hazine’nin kasasına girdi.

2024’ün başında vergi, harç ve cezalarda yeniden değerleme oranında yüzde 58,46 artış yapıldı. Ocak itibarıyla kırmızı ışıkta geçmenin cezası bin 506 TL’ye, hatalı park cezası 690,89 TL’ye yükseldi. Hız sınırını yüzde 10 ile yüzde 30’a kadar aşmanın cezası bin 506 TL’ye, yüzde 50’den fazla aşmanın cezası 6 bin 439 TL’ye çıktı. Alkollü araç kullanmanın cezası da 6 bin 439 TL’ye ile 12 bin 977 TL arasında yer aldı. Araç kullanırken cep telefonu ile konuşmanın cezası bin 510 TL oldu.

2025 yılı için yeniden değerleme oranı Ekim ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla belli olacak.

Paylaşın

AİHM, Türkiye’den Bin ByLock Başvurusu İçin Savunma İstedi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’den bin ByLock dava başvurusu için daha görüş (savunma) talep etti. Mahkemenin gündeminde 8 binden fazla ByLock dosyası bulunuyor.

AİHM, ByLock kullanımına ilişkin davalarla ilgili pilot kararını (Yüksel Yalçınkaya davası) 26 Eylül 2023 tarihinde açıklamış, AİHS’nin 6 ver 7’nci maddelerine ek olarak toplantı ve örgütlenme özgürlüğüyle ilgili 11’inci ve kararların bağlayıcılığı ve infazıyla ilgili 46’ncı maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmişti.

Merkezi Fransa’nın Strasbourg kentinde yer alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ByLock kullandıkları gerekçesiyle “terör örgütü üyeliği” suçundan yargılanıp çeşitli cezalara mahkum edilen bin kişinin daha dava başvurusunu beş dosya halinde görüş amacıyla Ankara’ya tebliğ ettiğini bildirdi.

Başvurular, “hak ihlali” temelinde Ankara’ya karşı dava açmak için yapılmıştı. AİHM Aralık 2023’te iki bin başvuru daha tebliğ etmişti. Mahkemenin gündeminde 8 binden fazla ByLock dosyası bulunuyor.

Dava başvuruları, 2019-2023 yılları arasında AİHM gündemine taşınmış şikayetlerden oluşuyor. Başvurucular, haklarındaki mahkumiyet kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) adil yargılanma hakkıyla ilgili 6’ncı ve kanunsuz ceza olamayacağını düzenleyen 7’nci maddelerini ihlal ettiğini savunuyor.

AİHM, ByLock kullanımına ilişkin davalarla ilgili pilot kararını (Yüksel Yalçınkaya davası) 26 Eylül 2023 tarihinde açıklamış, AİHS’nin 6 ver 7’nci maddelerine ek olarak toplantı ve örgütlenme özgürlüğüyle ilgili 11’inci ve kararların bağlayıcılığı ve infazıyla ilgili 46’ncı maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmişti.

Eylül 2016’da tutuklandıktan sonra yargılanan eski öğretmen Yüksel Yalçınkaya, ByLock uygulaması kullandığı gerekçesiyle “FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edilmişti. AİHM, Yalçınkaya kararında, Türk hükümetinin yargılanma haklarına getirilen kısıtlamaları yeterince gerekçelendirmediği ve yargılamanın adil şekilde yürütülmediği sonuçlarına varmıştı.

Pilot dava kararında, ByLock yargılamalarında yasaların aşırı geniş ve keyfi yorumlandığı ve mahkemelerin bu yargılamalardaki genişletici ve öngörülemez yorumunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7’nci maddesinin keyfi soruşturma, mahkumiyet ve cezalandırmaya karşı etkili güvenceler sağlama amaç ve hedefine aykırı olduğu sonucuna varılmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Fransa’da “Sol İttifak”ın Büyük Zaferi

Fransa’da Komünist Parti, Boyun Eğmeyen Fransa, Yeşiller ve Sosyalist Parti ittifakından oluşan Yeni Halk Cephesi, ülke tarihinin en önemli seçimi olarak ilan edilen seçimde birinci oldu.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisinin yer aldığı ittifakın da sürpriz yaparak ikinci sırayı aldı. Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) ise üçüncü sırada kaldı.

Fransa’da erken genel seçimlerin ikinci turu yapıldı. Aşırı sağın yüzde 33’le birinci çıktığı 30 Haziran’daki ilk tur oylamanın ardından ikinci turda farklı bir tablo oluştu.

Sandık çıkış anketlerinin ilk sonuçlarına göre seçimleri Komünist Parti, Boyun Eğmeyen Fransa, Yeşiller ve Sosyalist Parti ittifakından oluşan Yeni Halk Cephesi (NFP) birincilikle bitirdi.

Ipsos’un sandık çıkış anketlerine göre Yeni Halk Cephesi (NFP) 172 – 192 milletvekili, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi ve ittifaka gittiği Horizons, UDI ve MODEM’den oluşan “Ensemble/Birlikte” hareketi 150 – 170 milletvekili, aşırı sağ Ulusal Bütünleşme 132 – 152 milletvekili çıkarıyor.

Araştırma şirketi Elabe anketine göreyse NFP 175-205, RN 115-150, “Ensemble/Birlikte” hareketi ise 150-175 milletvekili çıkarıyor.

Sol ittifak içindeki Boyun Eğmeyen Fransa partisinin lideri Jean-Luc Melenchon, sandıkların kapanmasının ardından yaptığı ilk değerlendirmede, sonuçların milyonlarca kişi için bir “rahatlama” anlamına geldiğini söyledi.

Melenchon, Macron’un merkez partisinden olan Başbakan Gabriel Attal liderliğindeki hükümetin derhal istifa etmesini ve yönetme sorumluluğunun kendilerine verilmesini de talep etti.

Sosyalist Parti’nin lideri Olivier Faure de, Parlamento’daki en büyük blok olan Yeni Halk Cephesi’nin hükümeti kurması gerektiğini söyledi.

Emmanuel Macron’un ofisinden ise “Fransızların tercihine saygı duyulacağı” açıklaması geldi. Cumhurbaşkanı’nın yeni hükümete dair bir adım atmadan önce resmin netleşmesini bekleyeceği ifade edildi.

Seçimlerden önce Fransa’nın yeni başbakanı olarak gösterilen, RN’nin 28 yaşındaki lideri Jordan Bardella, “Fransa aşırı solun eline itildi” dedi. Sandıkların kapanmasından kısa süre sonra yaptığı açıklama ile sonuçları kabullendi.

Ancak bazı seçim bölgelerinde Macron’un merkez partisi ve sol parti adaylarının kendilerine karşı hareket etmesine tepki gösterdi, bu durumu “Utanç ittifakı” olarak niteledi.

RN’nin önde gelen ismi ve 2027’de cumhurbaşkanı adayı olması beklenen Marine Le Pen de “Zaferimiz sadece ertelendi. Bugünkü sonuçla yarının zaferinin tohumlarının atıldığını düşünüyorum” dedi.

İkinci turda seçimlere katılım oranı da yüksek. Ipsos, yerel saatle 18:25 itibariyle katılım oranının yüzde 67,1 ile 1997’den bu yana görülen en yüksek oran olduğunu ve 2022’de seçimlerindeki yüzde 46,2’lik katılım oranından çok daha yüksek olduğunu açıkladı.

Fransız anayasası, farklı partilerden bir cumhurbaşkanı ve başbakan ile “birlikte yaşama,” diğer adıyla “kohabitasyon,” kurmaya izin veriyor. Bu durum en son 1997-2002 yılları arasında Sosyalist Lionel Jospin’in merkez sağcı Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile birlikte yürüttüğü dönemde yaşanmıştı.

Öte yandan, hiçbir partinin koalisyonlar olmadan çoğunluğu kazanamaması daha önce görülmemiş bir durum. Bu yüzden Fransa, kendini alışılmadık bir çıkmazın içinde bulabilir.

Fransa’da iki turlu bir seçim sistemi bulunuyor. Sadece 30 Haziran’da yapılan oylamada yeterli oyu alanlar bugünkü ikinci turda yarışabildi. Ancak aşırı sağ karşıtı oyların bölünmemesi için, üç ya da daha fazla kişinin seçildiği seçim bölgelerinde hafta boyunca yaklaşık 215 milletvekili adayı istifa etti.

Güvenlik önlemleri artırıldı

Cumhurbaşkanı Macron, Fransa’da 9 Haziran’da yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Ulusal Birlik’nin ilk sırada yer almasının ardından Ulusal Meclis’i feshetmiş ve erken seçim kararı almıştı.

Fransa’da genel seçimin ikinci turunda yoğun güvenlik önlemleri alındı, ülke çapında 30 bin polis konuşlandırıldı.

Ülkede şok etkisi yaratan erken seçim kararı ve aşırı sağın ilk kez iktidara bu kadar yaklaşması, seçim kampanyasının gergin bir atmosferde geçmesine neden oldu. Macron’un “iç savaş” riskinden söz etmesi dikkat çekiciydi.

Fransa İçişleri Bakanlığı, seçim gecesi için 5 bini başkent Paris’te olmak üzere 30 bin ek polis görevlendirdi.

İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, ikinci tur öncesi adaylar ya da parti görevlilerine 50’den fazla saldırı düzenlediğini açıkladı. Darmanin, seçim sonuçları açıklanınca “aşırı sağ ya da aşırı solun” olay çıkarmasını önlemek için güvenlik önlemlerinin artırıldığını söyledi.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi 2027’de yapılacak. Macron daha önce 2017 ve 2022’de, ikinci turda Ulusal Birlik (eski adıyla Ulusal Cephe) Partisi’nin adayı Marine Le Pen’i yenerek Fransa Cumhurbaşkanı seçilmişti.

Paylaşın

Özel’den İktidara Asgari Ücret Uyarısı: Geçim Olmazsa Yakında Seçim Olur

Asgari ücret ile ilgili mesaj veren CHP Lideri Özgür Özel, “Ya asgari ücrete zammı verecekler, ya biz söke söke alacağız. Bir kez daha söylüyoruz. Zammı yaparsanız sorunlar bitmez. Ama hiç olmazsa birazcık geçim olur. Ama geçim olmazsa hiç merak etmeyin yakında seçim olur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Edirne İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Ziyarette Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın da eşlik etti.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; ziyarette açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özel, Gebze’deki ‘Geçinemiyoruz’ mitingini anımsatarak şu ifadeleri kullandı: “Geçen hafta bir emek mitingi yaptık. Orada dört şey söyledik. Bir, kredi kartlarının faizlerini silin, esnafa, köylüye, bireysel sıkıntı çekenlere. Ana parasını bölün. Bundan yüzde 30 vergiyi kaldırın, milleti rahatlatın. İki, taban ücretleri, mesela buğdayda 15 lira olması lazım. Maliyetini verdiler.

Taban fiyatları artırın. Ayçiçeğe iyi bir fiyat verin. Üzüm, fındık, çay, narenciye, sahip çıkın. Üçüncüsü emekli maaşı 10 bin lira olmaz. Bunu bir asgari ücret düzeyine getirin. Sonuncusu asgari ücrete enflasyon uyarlamasını hiç olmazsa yapın, insanları bugün 17 bin lira olan asgari ücret verildiği günkü 13 bin liraya denk geliyor. Yıl sonuna doğru 9 bin liraya düşecek. Bu olmaz dedik. İtiraz ettik.”

“Hiç merak etmeyin yakında seçim olur”

Asgari ücret ile ilgili mesaj veren Özel, şunları kaydetti: “Buradan tekrar ediyoruz. Ya asgari ücrete zammı verecekler, ya biz söke söke alacağız. Bir kez daha söylüyoruz. Zammı yaparsanız sorunlar bitmez. Ama hiç olmazsa birazcık geçim olur. Ama geçim olmazsa hiç merak etmeyin yakında seçim olur. Hepinize teşekkür ediyoruz. Filiz Başkan’a, belediye meclis üyelerimize, hayırlı olsun diyoruz. Baba ocağına bugün koşup gelen hepinize teşekkür ediyoruz. Bugün Edirne’ye Türkiye’nin dört bir yanından güzel insanlar geldiler. Yarışan, güreşen, bütün pehlivanlara, bütün yiğitlere başarılar diliyoruz. İyi olan kazansın diyoruz. Ama eninde sonunda Edirne’miz kazansın, sizler kazanın istiyoruz.”

Özgür Özel, Edirne Belediyesi’ne ziyaretinde yaptığı konuşmada “Biz bugün Edirne Belediyesi’ne büyük bir keyifle geldik. Belediye’nin kapısında 40’lı yaşlarında kadın bir Belediye Başkanı ve çok genç ekip arkadaşları karşıladılar. Edirne, geçmiş dönem sevgili Recep Gürkan’ın görev yaptığı bu binayı bir bayrak devir teslimiyle, sulh içinde ve yeni enerjiler, umutlarla Filiz Hanım’a devretti. Hem kendisine hem tüm siyasi partilerden seçilmiş belediye meclis üyelerine başarılar diliyoruz” dedi.

Özel konuşmasına şöyle devam etti: “Edirne’de milletvekillerimiz, il yöneticilerimiz bugün bizi karşıladılar. Çok güçlü bir temsiliyetle buradayız. Hem Genel Sekreterimiz, Genel Başkan Yardımcılarımız, başkanlık divanı üyelerimiz, milletvekillerimiz burada. Büyükşehir belediye başkanlarımız, il belediye başkanlarımız burada. İstanbul İl Başkanımız başta olmak üzere çok sayıda il başkanımız burada. Büyük bir mutlulukla, çok sayıda ilçe belediye başkanımız, İstanbul’un neredeyse bütün ilçe belediye başkanları buradalar. Çok tarihi bir güne daha tanıklık edeceğiz. Ben daha önce de defalarca gelmiştim ama ilk kez Genel Başkan olarak buradayım.

Önce Belediyeler Birliği Başkanımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın dikkat çektiği gibi ilk başkent, Osmanlı’nın başkenti Bursa, sonra Edirne, sonra İstanbul. Üçü de bu seçimlerde artık CHP’li oldu. Osmanlı’nın iyi yönlerini gören ve kötü yönlerini hiç üstüne almayanlar bir yana biz Osmanlı’yı iyisi, kötüsüyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünlere gelmesine yapılan bütün katkılarla hizmet edenleri hep hayırla yad ettik. Tabii bu üç büyükşehrin dışında, üç başkentin dışında Osmanlı’nın saray yaptığı tek kent olan Manisa’nın evladı olarak buradayız.

Fatih Sultan Mehmet’in 19 yaşında, 1451’de babasının vefatını öğrenip, beyaz atının sırtına atlayıp, Edirne’ye doğru yola çıktığı gün ‘Beni seven arkamdan gelsin’ demişti. Edirne’ye vardıktan, payitahta geldikten iki yıl sonra İstanbul’u fethetti. Bugün yanımızda böyle siyasi fetihlerden değil başta Ekrem Başkan’ın, Filiz Başkan’ın, Bursa Büyükşehir’in, Tekirdağ Belediyesi’nin gönülleri fetheden başkanları burada. Türkiye’den çok sayıda belediye başkanı burada. Artık şehirler kılıçla fethedilmiyor, gönüller fethediliyor, hizmetle fethediliyor. Ekrem Başkan geçen dönemki başarısını örgütümüzle birlikte artırarak, güveni artırarak, tazeleyerek, tekrar etti. Çok uzun yıllar sonra çok istediğimiz Bursa’yı aldık. Birçok şehirde çok önemli başarılar elde ettik.

O yüzden bugün CHP ailesi olarak çok güçlü şekilde buradayız. Ama hepimizin bildiği bir tek şey var ki Cumhuriyet’in yüzüncü yılının ilk yerel seçimlerinde, yüzde 38’lik bir oy oranıyla 47 yıl sonra büyük bir başarı elde ettik. Bu büyük aile bu başarıyı elde etti. Hep birlikte elde ettik. Ama esas hedefimiz Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde Atatürk’ün partisini iktidar yapmak. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığına CHP’li bir Cumhurbaşkanı seçtirmek. Bunun motivasyonu içindeyiz hep beraber. Hep birlikte bunun için çalışıyoruz. Başaracağımıza inanıyoruz.”

Dün Romanya’nın başkenti Bükreş’te katıldığı Sosyalist Enternasyonal Avrupa Komitesi Toplantısı’na dikkat çeken Özel, “Biz Selin Hoca ile birlikte ve çok değerli Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız İlhan Uzgel ve değerli büyükelçimiz Namık Tan ile birlikte bu sabah Bükreş’ten geldik. Dün Bükreş’te çok önemli bir gelişme kaydedildi. Basın mensubu arkadaşlar da bu konuda bir şeyler duymak istediklerini ifade ettiler. Dün Sosyalist Enternasyonal toplantısı, Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı, İspanya Başkanı Pedro Sánchez, onun başkanlığında Bükreş’te yine Romanya Başbakanının ev sahipliğinde toplandı.

Orada yapılan müzakereler sonucunda bir deklarasyon yayınlandı. Hem aşırı sağ ile mücadele noktasında, hem Avrupa’daki Sosyalist Enternasyonal’in yeni yapılanmasını duyurmak noktasında hem de CHP’nin 31 Mart’ta kaydettiği başarıyı umut verici bir zafer olarak nitelendiren, CHP’nin güç kazanmasının altını kalın çizgilerle çizen ve CHP’nin Avrupa Birliği hedefini sahiplenen ve üyelerin tam destek verdiğini ifade eden bir metin ortaya çıktı. Bu gelecekte CHP iktidarında Türkiye’nin nerelere doğru gittiğini gösteren çok önemli bir yaklaşım” dedi.

AKP iktidarının artık Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğini hedeflemediğini öne süren Özel, “İktidarlarının ilk başında ‘mış’ gibi yapan, Avrupa Birliği hedefi koyan, bunun üzerinden Avrupa’nın Türkiye’de aydınların desteklerini sağlamaya çalışanların, bugün o yaptıklarının takiye olduğu, Avrupa Birliği hedefleri kalmadıkları, dün Şangay İşbirliği Örgütü’nü hedef gösterdiklerini hatırlayalım. O gösterilen hedefte maalesef, hem Dışişleri Bakanı, hem Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği hedefte ortalama milli gelir 4 bin 500 dolar.

Oysa Avrupa Birliği hedefinde ortalama milli gelir yeni üyelerin düşürmesine rağmen 45 bin dolar. Avrupa Birliği’nin gerçek ortalama milli geliri 55 bin dolar. Birbirinin arasında 10-12 kat milli gelir farkı olan iki yapıdan bahsediyoruz. Biz elbette Asya ve Avrasya’yı da Çin, İran, Rusya’yı da önemsiyoruz. Ama 75 yıl önce kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’ne ve 60 yıl önce İsmet Paşa’nın zamanında başvuru yaptığımız Avrupa Birliği hedefini yeniden sahipleniyoruz. Ümit ediyoruz, ilk seçimden sonra, CHP iktidar olduktan sonra biz yine sıfır atacağız. Ama birileri gibi hem maaşlardan, hem fiyatlar ve etiketlerden altı sıfır atmayacağız. Bir tane sıfır atacağız. Maaşlardan sıfır atmadan etiketlerden, maaşlardan sıfır atmadan giderlerden sıfır atacağız. 5 kat fazla milli gelir, 10 yılın sonunda 10 kat fazla satın alma gücü. Bugün aynı maaşı alıp mazotun 4 lira, ekmeğin 1 lira olması demek.

CHP’nin hedefi, hayali, umudu ve vizyonu budur. Buna inananlar gelecek seçimlerde CHP’nin içinde olacağı, Türkiye İttifakı’nın, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayına oy verecekler. 10 yılın sonunda 10 kat daha zengin olduklarını görecekler. ‘Yöneticiler zengin olsun, saraylarda otursun, en pahalı limuzinlere binsin, uçan saraylarla uçsun’ diyenler Şangay İşbirliği Örgütü’ne doğru gidebilirler. Ama orada halk fakir. ‘Yöneticiler mütevazı ama halk zengin olsun’ diyenler Avrupa Birliği hedefinin peşinde yürüyebilirler. Orada tam 10 kat zengin halklar var. Gelişmiş bir demokrasi var. Bu yürüyüşümüz devam edecek” diye konuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Beşar Esad” Açıklaması: Her An Davet Edebiliriz

Almanya dönüşü uçakta basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ilişkin, “Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, Beşar Esed şu anda Türkiye ile ilişkileri düzeltme noktasında bir adım attığı anda biz de ona karşı o yaklaşımı gösteririz” dedi ve ekledi:

“Çünkü biz dün Suriye ile düşman değildik ki, biz Esed ile ailece görüşüyorduk. Biz davetimizi yapacağız. İnşallah bu davetle birlikte de Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte olduğu gibi aynı noktaya getirelim istiyoruz. Davetimiz her an olabilir. Türkiye’de görüşme olması konusunda ise Sayın Putin’in yaklaşımları var. Irak Başbakanı’nın bu konuda yaklaşımları var. Biz her yerde arabuluculuktan bahsediyoruz da sınırımızdakiyle, komşumuzla niye olmasın?”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya ziyareti dönüşünde uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Erdoğan’a sorulan sorular ve yanıtları şöyle oldu:

“Efendim, Gazze’yle ilgili bir soru yöneltmek istiyorum size. Gazze’de yaşanan son gelişmeleri yakından takip ediyorsunuz biliyorum. Bir ateşkes ve esir takası ihtimali yeniden gündemde mi, siz bunu hep gündemde tutuyorsunuz. Bu yönde önemli bir ilerleme var mı? Bir ateşkes için umutlu musunuz? Türkiye’nin bu süreçte rolü ile ilgili neler söylemek istersiniz? Bir de İsrail-Hizbullah gerginliği tedirgin edici, yeni bir savaş söz konusu olabilir mi? Böyle bir gelişme karşısında Türkiye’nin bölge ülkeleriyle diplomatik inisiyatif anlamında neler yapabileceğiyle ilgili görüşlerinizi merak ediyorum. Gazze’yle ilgili genel bir değerlendirme alabilir miyiz?

Gazze konusunda iki üç gündür ciddi manada olumlu bazı gelişmeler var. MOSSAD’ın başındaki şahsın Doha’da Hamas yetkilileriyle yaptığı görüşmeler söz konusu. Görüşmelerde daimi ateşkesi öngören bazı olumlu adımlar atıldı. Artık ateşkes için “an be an” diyorlar. Yani an be an oradan isabetli bir haber gelebilir. Ama bütün mesele Netanyahu’nun tavırları. İsrail bu caniliği, bu vahşeti daha fazla sürdürememeli. İsrail bu katliamları devam ettirmek noktasında ayak diremeyi artık bırakmalı ve bu insanlık dışı saldırıları sonlandırmalıdır. Bu konuda uluslararası toplumun ve özellikle Batılı ülkelerin İsrail’e yönelik baskılarını artırması şarttır.

Bugüne kadar saldırıda direten, katliamları sürdüren İsrail’dir. İnsan haklarını ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan İsrail’dir. Şimdi kalkmış çatışmaları bölgeye yaymak, kendilerini rahatlatmak için Lübnan’ı tehdit ediyorlar. İsrail çatışmaları bölgeye yayma niyetinden vazgeçmelidir. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Batılı ülkeler, bu noktada İsrail’e verdikleri destekten vazgeçmelidir. Türkiye, ilk andan itibaren barıştan yana olmuştur. Türkiye bu çatışmaların sona ermesi gerektiğini, 1967 sınırlarında iki devletli çözümün kalıcı barışı sağlayacağını en yüksek sesle dile getiren ülkedir.

İran’da geçtiğimiz günlerde bir seçim oldu ve Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı seçildi. Her seferinde de Türk kimliğini saklamayan, iftar ettiğini de söyleyen birisi yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. Bundan sonra Türkiye-İran ilişkilerinde bu durumun bir etkisi olacağını düşünüyor musunuz? Bununla ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Mesut Pezeşkiyan aslında Azeri kökenli bir Türk. Mesela Tebriz’de Türkçe konuşuyor. Ama Kürt bölgelerine gittiği zaman oralarda da Kürtçe konuşabiliyor. Farçaya da gayet hakim. O şekilde onu da konuşabiliyor. Ben döndüğümüzde kendisiyle irtibat kurup tebrik edeceğim. Bundan sonraki süreçte Türkiye-İran ilişkileri inşallah daha iyi olacaktır. Kaldı ki İran’la bölgede münasebetleri en iyi olan ülke Türkiye. İran bizim tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan önemli bir komşumuzdur. Yeni dönemde Türkiye-İran ikili ilişkilerinin artan bir tempoda olumlu istikamette gelişmesini bekliyorum.

İngiltere’de de biliyorsunuz seçim oldu ve iktidardaki Muhafazakar Parti büyük bir hezimet yaşadı. Üstelik de Rishi Sunak katı göçmen politikasına rağmen büyük bir yenilgi aldı. Bu yeni dönemde İngiltere ile ilişkilerimiz nasıl olur ve siz bu katı göçmenlik politikaları sunan Rishi Sunak’ın kaybetmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu ana kadar uyguladıkları politikalar ve İngiltere’nin ekonomik alanda yaşadığı sıkıntılar Rishi Sunak’ın bana göre en önemli kayıp sebebi olmuştur. Sola gelince, 14 yıldır malum İşçi Partisi İngiltere’de bir netice alamadı. Ama şimdi bu seçimde 411 milletvekili kazandılar. Bugüne kadar İşçi Partisi Tony Blair zamanında bile böyle bir sayıya ulaşamamıştı. Şimdi ise bu milletvekili sayısını yakalamak suretiyle İngiltere’de ikinci defa İşçi Partisi böyle bir güce erişti. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ı da henüz tebrik için arayamadım. Şimdi döner dönmez ilk yapacağımız işlerden bir tanesi onu da aramak olacak.

Avrupa Birliği’nden ayrılmış bir ülke olarak tekrar katılmayı düşünmediğini söylüyor. Yapacağımız görüşmede “bundan sonra Türkiye-İngiltere ilişkilerini nereye vardırırız?” bunları da konuşacağız. Türkiye ile İngiltere ikili ilişkileri son derece köklüdür. Biz, iktidarımız döneminde gerek İşçi Partili gerek Muhafazakar Partili başbakanlarla çalıştık. Önemli olan iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda çalışmalar ortaya koymaktır. Yeni dönemde de müttefikimiz İngiltere ile ilişkilerimizi her alanda geliştirmeye devam edeceğiz. Önümüzde önemli gündem başlıkları var bunları ele alarak ilişkilerimizdeki olumlu seyri ilerletmek niyetindeyiz.

Sayın Cumhurbaşkanım son bir yılda özellikle provokatif olaylar birbiri ardınca geliyor. Son örneğini de Kayseri’de gördük zaten. Bunların arkasında bir organize el olabilir mi? Çok sayıda olay oldu çünkü. Ne düşünüyorsunuz?

Muhakkak ortada bir mikser var. Yani bu tür olaylarda bir siyasi mikserin olmaması mümkün değil. Onlar ne kadar bu işi karıştırmaya gayret ederlerse etsinler zaten biz güçlü bir devlet olarak bunlara gereken tokadı anında attık. Bundan sonra da atmaya devam ederiz. Türkiye’nin gücü sayesinde nasıl ki PKK’yı, PYD’yi, KCK’yı, FETÖ’yü çökerttiysek, aynı şekilde bunları da çökertiriz. Ama yeter ki bizim içimizdeki siyasetçiler bu noktada akıllı hareket etsin. Artık biliyorsunuz ana muhalefet diye bir şey kalmadı. Bu muhalefet sürekli kışkırtıcılık yapmaya devam ediyor, rahat durmuyor. Hala kalkıyor, mültecilerle uğraşıyor.

Şu anda Suriye’den 3 milyonu aşan mülteci ülkemizde. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, Beşar Esed şu anda Türkiye ile ilişkileri düzeltme noktasında bir adım attığı anda biz de ona karşı o yaklaşımı gösteririz. Çünkü biz dün Suriye ile düşman değildik ki, biz Esed ile ailece görüşüyorduk. Biz davetimizi yapacağız. İnşallah bu davetle birlikte de Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte olduğu gibi aynı noktaya getirelim istiyoruz. Davetimiz her an olabilir. Türkiye’de görüşme olması konusunda ise Sayın Putin’in yaklaşımları var. Irak Başbakanı’nın bu konuda yaklaşımları var. Biz her yerde arabuluculuktan bahsediyoruz da sınırımızdakiyle, komşumuzla niye olmasın?”

Paylaşın

Diyanet’in Yıllık Takvimler İçin Ödediği Para Dudak Uçuklattı

İktidar, Türkiye’deki ekonomik krizi, etkisi tartışılan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ile örtmeye çalışırken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, 2025 yılı takvimleri için de rekor harcamaya imza attığı belirlendi.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 7 Mayıs’ta düzenlediği, “2025 Yılı Diyanet Takvimi Blok ve Arkalık” ihalesinin sözleşmesinin 29 Mayıs’ta imzalandığı öğrenildi. İhlas Gazetecilik ile imzalanan 61 milyon 677 bin TL’lik sözleşme kapsamında toplam 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacağı kaydedildi.

Aralarında yatırımcı bakanlıkların da yer aldığı çok sayıda kamu kurumunu geride bırakan 91 milyar 824 milyon 805 bin TL’lik bütçesi ve bütçesinden yaptığı hoyrat harcamalara karşın yurttaşa, “Az ile yetinin” öğüdünde bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yıllık takvimler için ödediği para dudak uçuklattı.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre; Başkanlığın, 61,6 milyon TL basım maliyetli 2025 yılı takvimleri ile birlikte 2018-2025 dönemi takvimleri için harcadığı toplam para 200 milyon TL’ye dayandı.

Diyanet, 2018 yılında 3 milyon 250 bin adet takvim bastırdı. 2018 yılı takvimleri için 2 Mayıs 2017 tarihinde yapılan anlaşma ile yüklenici şirkete 7 milyon 231 bin TL ödeme yapıldı. İdare, 2019 yılında da 3 milyon 250 bin adet takvim bastırırken 2019 yılı takvimlerinin maliyetinin 8 milyon 560 bin TL olduğu bildirildi. Başkanlık, 2020 yılında da takvimler için kesenin ağzını açtı. İdarenin 3 milyon 225 bin adet bastırdığı 2020 yılı takvimlerinin basım maliyeti kayıtlara, 9 milyon 881 bin TL olarak geçti.

2021 yılında takvim sayısını 3 milyon 420 bin adede çıkaran başkanlık, takvimlerin basımı için 10 milyon 690 bin TL’ye imza attı. Diyanet, 2022 yılı için de 3 milyon 420 bin adet takvim bastırırken takvimlerin maliyetindeki artış dikkati çekti. Buna göre, 2022 yılı takvim basım maliyeti 18 milyon 91 bin TL ile ifade edildi. Diyanet’in 2023 yılı takvimleri için ise 38 milyon 361 bin TL’lik ödeme gerçekleştirildi.

İhaleler aynı adrese

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2024 yılı takvim ihalesi de 44 milyon 155 bin 125 TL bedelle İhlas Gazetecilik’e verildi. İhale kapsamında kuşe kağıda 3 milyon 115 bin adet bastırılacak takvimlerin, aynalı olacağı kaydedildi.

İktidar, Türkiye’deki ekonomik krizi, etkisi tartışılan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ile örtmeye çalışırken Diyanet’in, 2025 yılı takvimleri için de rekor harcamaya imza attığı belirlendi. Başkanlığın 7 Mayıs’ta düzenlediği, “2025 Yılı Diyanet Takvimi Blok ve Arkalık” ihalesinin sözleşmesinin 29 Mayıs’ta imzalandığı öğrenildi. İhlas Gazetecilik ile imzalanan 61 milyon 677 bin TL’lik sözleşme kapsamında toplam 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacağı kaydedildi.

Paylaşın

Erdoğan İle Özel Yine Görüşecek Mi?

CHP’de farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmeleri yapılıyor. Recep Tayyip Erdoğan ile Özgür Özel, seçimlerden sonra iki görüşme gerçekleştirmişti.

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimler sonrası başlayan ‘normalleşme-yumuşama’ sürecinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel yaklaşık 40 gün içinde iki görüşme gerçekleştirdi.

İlk olarak Özel’in randevu talebiyle gerçekleşen daha sonra Erdoğan’ın iade-i ziyareti ile devam eden sürecin seçmen nezdinde olumlu karşılandığı biliniyor. Yapılan ölçümlerde hem AK Parti tabanında hem de CHP tabanında normalleşmeye büyük ölçüde olumlu bakıldığı görülüyor. Liderlerin de seçmenin beklentileri doğrultusunda kimi tartışmalar, polemikler yaşasalar da süreci tamamen bitirecek bir adımdan kaçınacağı kaydediliyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP’de parti yöneticileri önümüzdeki süreçte farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmesi yapıyor.

Erdoğan ile Esad görüşecek mi?

Öte yandan merek edilen bir başka konu da Erdoğan ile Esad’ın görüşüp görüşmeyeceği. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bizim Sayın Putin ile Beşar Esed’e bir davetimiz olabilir. Sayın Putin Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirebilirse, bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir” sözleri iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi beklentisini artırdı.

Kayseri’de yaşanan olayların ardından Suriyeli göçmenler üzerine Meclis’te bir konuşma yapan AK Parti Gaziantep Milletvekili Eyüp Özkeçeci de bu beklentiyi dile getirdi.

Düzensiz göçle ilgili çalışmalar hakkında bilgi veren Özkeçeci, “Güneyimizdeki bölgelerde güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlenen bölgelere Türkiye’den yaklaşık 1 milyon Suriyeli geri döndü. Yakın zamanda gerçekleşmesi muhtemel iki ülke cumhurbaşkanlarının görüşmesi ve siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi sonucu insani altyapının hazır edilmesi Suriyelilerin geri dönüşlerini teşvik edecektir” dedi.

Paylaşın

Kredi Kartı Borçları 1,5 Trilyon Liraya Yükseldi

Sene başında 1 trilyon 155 milyar lira olan bireysel kredi kartları hacmi haziran sonu itibarıyla 313 milyar 260 milyon liralık artış gösterdi. Böylece kart borçları yüzde 27.1 artışla 1 trilyon 468 milyar liraya çıktı.

Taşıt, konut ve ihtiyaçtan oluşan tüketici kredileri ise altı ayda 212 milyar 634 milyon lira artışla yüzde 14.4 büyüyerek ve 1 trilyon 726 milyar liraya yükseldi. 2024 yılının ilk yarısında bankaların toplam kredi hacmi 2 trilyon 173 milyar lira artış ve yüzde 18.6 büyüme ile 13 trilyon 803 milyar liraya ulaştı.

Yılın ilk yarısında bankalara olan bireysel borçlar büyük ölçüde kredi kartı kaynaklı gerçekleşti. Sene başında 1 trilyon 155 milyar lira olan bireysel kredi kartları hacmi haziran sonu itibarıyla 313 milyar 260 milyon liralık artış gösterdi. Böylece kart borçları yüzde 27.1 artışla 1 trilyon 468 milyar liraya çıktı.

Taşıt, konut ve ihtiyaçtan oluşan tüketici kredileri ise altı ayda 212 milyar 634 milyon lira artışla yüzde 14.4 büyüyerek ve 1 trilyon 726 milyar liraya yükseldi. İlk çeyrekte kart harcamaları toplamı yıllık yüzde 122.2 artışla 3 trilyon lira, ikinci çeyrekte yıllık yüzde 99.1 artışla 3.6 trilyon lira tutarında gerçekleşti.

Öte yandan, haziran sonu itibarıyla ihtiyaç kredisinde bileşik ortalama faiz oranı yüzde 74.6, ticari kredide ise yüzde 61.1’e yükselirken, TL krediler ikinci çeyrekte hız kesti.

Sözcü’de yer alan habere göre, 2024 yılının ilk yarısında bankaların toplam kredi hacmi 2 trilyon 173 milyar lira artış ve yüzde 18.6 büyüme ile 13 trilyon 803 milyar liraya ulaştı. Altı aylık kredi büyümesinin 525 milyar 895 milyon liralık tutarı tüketici kredileri ve kredi kartlarında gözlenirken, ticari kredi hacmi de 1 trilyon 647 miyar lira arttı.

Böylece bankacılık sektörünün tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları hacmi yılın ilk altı ayında yüzde 19.70 büyüme ile 3 trilyon 195 milyar liraya, toplam ticari kredi hacmi ise yüzde 18.4 artışla 10 trilyon 609 milyar liraya ulaştı. TL krediler ilk çeyrekte yüzde 8.8 olurken, ikinci çeyrekte hız keserek yüzde 3.9’a geriledi.

Paylaşın

AK Parti’de “Murat Kurum” Rahatsızlığı: Seçim Kaybedeni…

Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine İstanbul seçimini kaybeden Murat Kurum’un atanması AK Parti’de rahatsızlık yarattı: Başarı ödüllendirilir. Seçim kaybeden birini bakan yapmak doğru değil.

Kurum’un yeniden bakan olarak atanması CHP’de ise memnuniyet yarattı. CHP’li yönetici, “Murat Kurum’un orada olması Ekrem İmamoğlu’nun her gün puan toplaması anlamına gelir. Ekrem Bey onun sayesinde sürekli kıyaslamalara maruz kalacak, hatırlamalar olacak. İmamoğlu’nun PR’a ihtiyacı olmayacak” dedi.

14-28 Mayıs seçimlerinin ardından yenilenen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde ilk değişiklik geçtiğimiz hafta yapıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yerine Kemal Memişoğlu, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine ise Murat Kurum getirildi.

Sağlık Bakanı Koca’nın ayrılması sürpriz değildi, çünkü uzun zamandır istifa edeceği konuşuluyordu. Özhaseki’nin görevden alınması ise sürprizdi. Daha da şaşırtıcı olan Özhaseki’nin yerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kaybeden Murat Kurum’un getirilmesi oldu. Seçim sonrası değişim beklenen AK Parti’de bu durum rahatsızlık yarattı. Bazı partililer “Başarı ödüllendirilir. Seçim kaybeden birini bakan yapmak doğru değil” tepkisi gösterdi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Kurum’un yeniden bakan olarak atanması CHP’de ise memnuniyet yarattı. Kurum’un İBB adayı yapılması ile yeniden Çevre Bakanlığı’na getirilmesinde müteahhitlik işleri başta olmak üzere aynı amaç ve hedefin olduğunu söyleyen bir CHP’li yönetici, “Murat Kurum’un orada olması Ekrem İmamoğlu’nun her gün puan toplaması anlamına gelir. Ekrem Bey onun sayesinde sürekli kıyaslamalara maruz kalacak, hatırlamalar olacak. İmamoğlu’nun PR’a ihtiyacı olmayacak” dedi.

Değişim kesmedi

Öte yandan Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yerine Kemal Memişoğlu’nun atanması AK Partililerin beklentisini karşılamadı. Seçim sonrası büyük ölçekli bir yenilenme istenen partide Kabine’nin oluşumuna dair eleştiriler yükselmeye başladı.

Parti kulislerinde Cumhurbaşkanlığı sisteminde revizyon ihtiyacını dile getiren isimlerin sayısı artarken bakanlarla ilgili, “Kişiler değil sistem değişimi şart. Cumhurbaşkanlığı sisteminde bakanlar Meclis dışından geliyor. Büyük kısmının siyasi geçmişi yok. Atanmasını da görevden alınmasını da tek bir irade belirliyor. O da sadece o iradeye göre hareket ediyor. Onun onayını, rızasını alma çabası içinde oluyor. Sokağa, seçmene, teşkilata göre değil sadece Cumhurbaşkanına göre hareket ediliyor. Burada bir değişiklik yapılması gerek” değerlendirmeleri dikkat çekti.

Erdoğan ile Özel yeniden görüşebilir: Yerel seçim sonrası başlayan ‘normalleşme-yumuşama’ sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel yaklaşık 40 gün içinde iki görüşme gerçekleştirdi. İlk olarak Özel’in randevu talebiyle gerçekleşen daha sonra Erdoğan’ın iade-i ziyareti ile devam eden sürecin seçmen nezdinde olumlu karşılandığı biliniyor.

Yapılan ölçümlerde hem AK Parti tabanında hem de CHP tabanında normalleşmeye büyük ölçüde olumlu bakıldığı görülüyor. Liderlerin de seçmenin beklentileri doğrultusunda kimi tartışmalar, polemikler yaşasalar da süreci tamamen bitirecek bir adımdan kaçınacağı kaydediliyor. CHP’de parti yöneticileri önümüzdeki süreçte farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmesi yapıyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında En Az 108 Gazeteci Yaşamını Yitirdi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik 275 gündür sürdürdüğü saldırılarda en az 108 gazeteci ve medya çalışanının yaşamını yitirdiği açıklandı. Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise 38 bin 153’e yükseldi.

Haber Merkezi / Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Gazze’de 7 Ekim’den bu yana en az 108 gazeteci ve medya çalışanının hayatını kaybettiğini açıkladı. CPJ, İsrail saldırılarında şu ana kadar 108 gazeteci ve medya çalışanının öldüğünü bildiren inceleme yayınladı. Bu durum, CJP’nin 1992 yılında veri toplamaya başlamasından bu yana gazeteciler için en ölümcül dönem oldu.

CPJ Program Direktörü Carlos Martinez de la Serna, “Gazze’deki savaş başladığından beri gazeteciler, habercilikleri için en yüksek bedeli, hayatları ile ödüyorlar. Koruma, ekipman, uluslararası varlık, iletişim veya yiyecek ve su olmadan dünyaya gerçeği anlatmak için hala hayati önem taşıyan işlerini yapıyorlar. Her gazeteci öldürüldüğünde, yaralandığında, tutuklandığında veya sürgüne gitmeye zorlandığında, gerçeğin parçalarını kaybediyoruz” dedi.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 55 artarak 38 bin 153’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 123 artarak 87 bin 828’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Hamas’ın Gazze’de dokuz aydır devam eden savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ABD planının önemli bir bölümünü kabul etmesinden beş gün sonra iki Hamas yetkilisi, ateşkes önerisine İsrail’den yanıt beklediğini söyledi. Reuters’a konuşan ve adlarının açıklanmasını istemeyen iki Hamas yetkilisinden biri, kendi yanıtlarını arabuluculara ilettiklerini ve İsrail’in yanıtını beklediklerini ifade etti.

Filistin bölgesi için üç aşamalı plan Mayıs sonunda ABD Başkanı Joe Biden tarafından sunulmuştu. Görüşmeler Katar ile Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülüyor. Plan savaşı sona erdirmeyi ve Hamas’ın elinde bulunan yaklaşık 120 İsrailli rehineyi serbest bırakmayı amaçlıyor.

Ateşkes görüşmeleri hakkında bilgi sahibi olan bir başka Filistinli yetkili de İsrail’in Katarlılar’la görüştüğünü söyledi. Adının açıklanmasını istemeyen yetkili Pazar günü Reuters’a verdiği demeçte “Hamas’ın yanıtını görüştüler ve İsrail’in cevabını birkaç gün içinde vereceklerine söz verdiler” dedi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu müzakerelerin bu hafta devam edeceğini söyledi ancak ayrıntılı bir takvim vermedi.

Gazze’yi kontrol eden Hamas, İsrail’in bir anlaşma imzalamadan önce kalıcı bir ateşkes taahhüt etmesi yönündeki kilit talebinden vazgeçti. Görüşmelerin özel olması nedeniyle isminin açıklanmaması koşuluyla Cumartesi günü Reuters’a konuşan Hamas’tan bir kaynak, altı haftalık ilk aşama boyunca müzakerelerin bu amaca ulaşmasına izin vereceğini söyledi.

Paylaşın