“Ekonomi Yönetimi”nden Maaşlara Tırpan Hazırlığı

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Öncelikle OVP’de 2024 tüketici enflasyonu tahmini yüzde 33 idi. Bunun tutmayacağını, TCMB’nin 3. çeyrek aylık enflasyon yüzde 2.5, 4. çeyrek yüzde 1,5 tahminine göre bile 9 puan şaşacağını biliyoruz” dedi ve ekledi:

“Bunun üzerine bir de 4 puan yıllık büyümeden refah payını koyunca bir kere asgari ücretliler 2025’e 13 puan alacakla başlıyor.2025 için öngörülen  yüzde 14 yerine gerçekleşme şansı bulunan diyelim  yüzde 25 gibi bir oran geçerse, ikisinin bileşik sonucu yüzde 42.5 olur. Böyle bir oran kabul görebilir. Ama hatırlayalım kamu çalışanları ve emeklileri için 2025 toplu sözleşme zammı 6 aylık dönemler için yüzde 6 ve yüzde 5. Yani bu program emekçiyi ezmeyi bu yolla enflasyonu aşağı çekmeyi amaçlıyor.”

Enflasyonun rekorlar kırdığı Türkiye’de uygulamaya konulan yeni ekonomi programıyla hataların faturası emekçiye çıkarılıyor.

Ara zam alamayan milyonlarca asgari ücretlinin gözü şimdiden ocak ayında yapılacak zamma çevrildi. Ancak yeni bir tartışma gündemde. Ekonomi çevrelerinde gerçekleşen değil beklenen enflasyona göre zam iddiaları yoğunlaştı. Böyle bir uygulama ise çalışanların maaşında yeni bir tırpan anlamına geliyor.

Konu ilk kez Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, maaşlara yapılacak zammın beklenen enflasyona göre yapılması açıklamaları ile gündeme gelmişti. Türkiye’nin kredi notunu artıran Moody’s dei yayınladığı bilgi notunda maaş artışlarının beklenen enflasyona göre yapılması gereğinden söz etti. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “2024 yılında emekli maaşlarında yüzde 78-86 arasında zam yaptık. Yaptığımız bu artış enflasyon beklentisinin oldukça üstündedir” dedi.

2025 yılı için Merkez Bankası’nın beklenen enflasyonu yüzde 14. Ocak ayında yapılacak zamda ekonomistlere göre sistem değişirse artış en fazla yüzde 20 olacak. Bu da asgari ücretin 20 bin 402 TL olacağı anlamına geliyor. Gerçekleşen enflasyon oranında veya bunun üstünde bir zam uygulaması devam edecek olursa ise bu oranın yüzde 43-50 arasında olması bekleniyor.

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre; Çalışma ekonomi uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, Şimşek’in programında böyle bir hedef olduğunu belirtti. Aralık ayında bu tartışmanın açılabileceğini söyleyen Çelik, “Memur maaş artışında bunun için yasa değişmesi gerekir. Asgari ücrette ise yasal bir engel yok” dedi.

Beklenen enflasyona göre zam uygulamasının teknik olarak doğru olabileceğini aktaran Prof. Dr. Selva Demiralp ise Türkiye’de enflasyon beklentilerinin gerçekleşmediğini bu nedenle beklentiye göre zam yapılmasını doğru bulmadığını belirterek şunları söyledi:

“2025 yılı için TCMB’nin yılsonu enflasyon beklentisi %14. Bu rakam gerçekleştirilmesi oldukça zor bir hedef. Bizim Koç Üniversitesi’nden Cem Çakmaklı ve Sevcan Yeşiltaş ile yaptığımız tahminler yüzde 30 civarında bir rakama işaret ediyor. Kalkı ki TCMB tarihçesine baktığımızda konulan 12 ay sonrası enflasyon hedeflerinin hep yukarı yönlü revize edilmiş olduğunu görüyoruz. 2025 hedefinin de bu tür bir revizyona uğraması kuvvetle muhtemel. Bu durumda maaş ayarlamaları hangi beklentiye göre ayarlanırsa gerçekleşecek enflsayona karşı alım gücü korunabilir?

TCMB’nin verdiği rakama göre mi, bunun kabaca iki katı olan piyasa beklentilerine göre mi, yoksa bizim Koç Üniversitesi’nden bir ekiple Konda işbirliği ile yaptığımız hanehalkı 12 ay ileriye yönelik enflsayon beklentisi olan yüzde 100’e göre mi? Hanehalkı tipik olarak geçmişe bakarak ve kötümser bir izlenimle hareket eder. Yine de piyasalardan bu kadar ayrışmış, yüksek olan bir beklenti gerçekleşecek enflasyona dair önemli ipuçları sunduğu için gözardı edilmemesi gereken bir bilgi.

Netice olarak Türkiye gibi fiyat istikrarına henüz ulaşamamış, gelecek seneye dair ciddi bir dezenflasyon hedefi olan, fakat enflasyona dair belirsizliklerin çok yüksek olduğu bir ülkede revizyon ihtimalini oldukça yüksek gördüğüm TCMB enflasyon beklentisine göre ücret ayarlaması yapılmasını doğru bulmuyorum. Eğer piyasa, reel sektor ve hanehalkı beklentilerinden çıkarılacak bir ortalama rakam kullanılırsa o zaman düşünülebilir.”

Önümüzdeki dönem işsizliğin daha da artacağını hatırlatan Prof. Dr. Ali Çufadar da böyle bir ortamda hükümet ve işveren kesiminin masaya ‘beklenen enflasyon oranında zam’ talebiyle oturacağını söyleyenlerden. Yüzde 20 civarı bir zam beklediğini aktaran Çufadar, “İşçi tarafı da bunu kabul edecektir. En fazla büyümesen pay isteyebilirler ama o da zaten yüzde 2 civarında olur” dedi.

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise şunları söyledi: “Öncelikle OVP’de 2024 tüketici enflasyonu tahmini yüzde 33 idi. Bunun tutmayacağını, TCMB’nin 3. çeyrek aylık enflasyon yüzde 2.5, 4. çeyrek yüzde 1,5 tahminine göre bile 9 puan şaşacağını biliyoruz. Bunun üzerine bir de 4 puan yıllık büyümeden refah payını koyunca bir kere asgari ücretliler 2025’e 13 puan alacakla başlıyor.

2025 için öngörülen yüzde 14 yerine gerçekleşme şansı bulunan diyelim yüzde 25 gibi bir oran geçerse, ikisinin bileşik sonucu yüzde 42.5 olur. Böyle bir oran kabul görebilir. Ama hatırlayalım kamu çalışanları ve emeklileri için 2025 toplu sözleşme zammı 6 aylık dönemler için yüzde 6 ve yüzde 5. Yani bu program emekçiyi ezmeyi bu yolla enflasyonu aşağı çekmeyi amaçlıyor.”

Paylaşın

“Türkiye’nin En Yoksul Kenti”nde Esnaf Bir Bir Kepenk Kapatıyor

Hakkari Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği Başkanı Muharrem Tekin, “Son 7 ay içerisinde ilimizde genelinde 130 esnafı kepenk kapattı ve çok korkunç bir durum” dedi ve ekledi:

“Daha da çok korkunç olan bir rakam ise son bir ay içerisinde Hakkâri’de 50 işletmemizin, ‘Ben bu işimi yapamıyorum iflas ettim, kepengi kapatıyorum’ diyerek, iflas bayrağını çekmesidir. Hakkâri üzerindeki bu yasakçı ve yanlış politikalar devam ettiği müddetçe yarın öbür gün daha fazla esnafın kepenk kapatmasına neden olacaktır. Bununla birlikte işsizliğin çok daha fazla artabileceğinin de bir göstergesidir.”

Hakkari merkezde esnaflar bir bir kepenk kapatıyor. Hakkari Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği (HESOB) verilerine göre, kentte 2023 yılında 261, 2024 yılının ilk 6 ayında 80, son bir ayda ise 50 esnaf ekonomik kriz ve yasaklar nedeniyle iflas ederek, kepenk kapattı.

HESOB Başkanı Muharrem Tekin, turizm alanında yüksek bir potansiyele sahip olan kentte 3 sınır kapısı bulunduğunu aktardı. Tekin, söz konusu potansiyele rağmen Hakkari’nin ülkenin en yoksul kentlerinin başında yer aldığını söyledi.

Gençlerin işsizlik oranına dikkati çeken Tekin, “Hakkari’nin ticari ve turizm hayvancılık alanda ciddi bir potansiyeli olmasına rağmen bu potansiyel bugüne kadar hiç kullandırılmadı. 3 sınır kapısı olmasına rağmen bu kapılar işlevsiz bir durumda. Her 3 sınır kapısı, sadece insanların seyahat edebilmesi ve yolcunun beraberinde bir şeylerin getirilebilmesine yarıyor. Onunda dışında bir katkısı yok” dedi.

Hakkari’de 10 milyon küçük ve büyükbaş hayvan yetiştirilebileceğine vurgu yapan Tekin, yayla yasakları ve bölgede temizlenmemiş mayın ve patlayıcılar nedeniyle bu potansiyele bir türlü ulaşılamadığını ifade etti. Tekin, yasak ve patlayıcı maddeler nedeniyle insanların hayvancılık yapmaktan kaçındığını dile getirerek, bu durumun sürmesi halinde daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulundu.

Kentte organize sanayi bölgesinin olmadığına dikkati çeken Tekin, sanayi ve üretimin olmaması nedeniyle işsizliğin arttığını ifade etti. Tekin, “İşsizliğin temel nedenlerinden biri organize sanayinin olmamasından kaynaklıdır. Son 7 ay içerisinde ilimizde genelinde 130 esnafı kepenk kapattı ve çok korkunç bir durum. Daha da çok korkunç olan bir rakam ise son bir ay içerisinde Hakkâri’de 50 işletmemizin, ‘Ben bu işimi yapamıyorum iflas ettim, kepengi kapatıyorum’ diyerek, iflas bayrağını çekmesidir. Hakkâri üzerindeki bu yasakçı ve yanlış politikalar devam ettiği müddetçe yarın öbür gün daha fazla esnafın kepenk kapatmasına neden olacaktır. Bununla birlikte işsizliğin çok daha fazla artabileceğinin de bir göstergesidir” diye konuştu.

“Esnaf kriz nedeniyle sıcak paraya kavuşamıyor”

Türkiye’de belirsiz bir ekonomi politikası olduğunu, bu belirsizliğin istikrarsızlığın göstergesi olduğunu dile getiren Tekin, esnafın bu politika nedeniyle her gün artan maliyetlerle karşı karşıya kaldığını kaydetti. Esnafın gün içinde daha ucuza sattığı bir ürünü bir başka gün daha yüksek fiyattan almak zorunda kaldığını belirten, “Hakkari, ulaşım açısından Türkiye’de en uzak kentlerden biri. Kentimize gelen ürünler nakliye fiyatları ve akaryakıt fiyatlarında artış olması nedeniyle maliyetlerin yüksek olmasına neden oluyor. Esnaf kriz nedeniyle sıcak paraya kavuşamıyor. Faizlerinin artması nedeniyle rahat şekilde krediye ulaşamıyor. Halk ve esnaf nakit para bulmada sıkıntı yaşıyor ve en önemlisi de insanlarımızın halkımızın alım gücünün düşmesi nedeniyle esnaflar iflas bayrağını çekiyor. Vatandaşın alım gücü düştükçe esnaf eskisi gibi iş yapamıyor. Hem maliyetlerinin artması, hem de eskisi gibi esnafın iş yapamaması kepenk kapatmaya neden oluyor” şeklinde konuştu.

Hakkari’nin ticaretinin önünü açılması için öncelikli olarak, kentteki üç sınır kapısının da acilen araç ticaretine açılmasının gerektiğini belirten Tekin, “Sınır kapılarında insan geçişlerinin ve araç geçişlerinde kota uygulanmasına son verilmesi gerekiyor. Kentte, hayvancılığın açılması, yayla yasakların son bulması ve en önemlisi organize sanayi bölgesi kurulması, başta kentimiz olmak üzere tüm Türkiye’yi ve komşu ülkeleri kalkındıracaktır. Bu 3 çözüm önerisi kentteki, işsizlik oranının büyük bir kısmını karşılayacaktır” önerisinde bulundu.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

AK Parti’nin 23. Kuruluş Yılı: Erdoğan’dan Değişim Mesajı

AK Parti 23. Kuruluş Yıl dönümü Programı’nda konuşan Erdoğan, 22 yıllık iktidarında ilk kez 31 Mart’taki yerel seçimlerde net bir yenilgiye uğrayan ve sandıktan ikinci parti olarak çıkan partisinde kapsamlı bir revizyona gidileceği mesajı verdi.

Erdoğan, “Önümüzdeki aylarda başlatacağımız Büyük Kongre sürecimizi sadece bir ‘vitrin yenilenmesi’ olarak değil, milletimizin bizden beklediği kapsamlı değişimin ana zemini olarak görüyoruz. Kendini yorulmuş hisseden varsa, bitkin hisseden varsa, onlardan kenara çekilip biraz soluklanmalarını istiyoruz. Hangi görevde olursa olsun hiçbir arkadaşım, koltuğuna yaslanıp rehavete kapılma lüksüne sahip değildir.

Milletin ve ümmetin umudunu heder edenlere hoşgörü göstermeyiz, gözünün yaşına da bakmayız. Yenilenerek, güçlenerek, tazelenerek ilerlerken, kimsenin bize ayak bağı olmasına müsaade etmeyiz. Bakanlarımız, belediye başkanlarımız, tüm teşkilatımız, her bir arkadaşımız işine odaklanacak” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen AK Parti 23. Kuruluş Yıl dönümü Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Tam 23 yıldır AK Parti’nin ülkeye ve millete hizmet sancağını taşıyanlara tek tek teşekkür ediyorum. Binlerce yıllık bu sevdaya gönül veren bu büyük yolculuğa eşlik eden tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Hiç şüphesiz en büyük teşekkürü aziz milletimiz hak ediyor. Pınarhisar’dan bu yana bizi çok güçlü şekilde destekleyen, saldırılarda yanımızda duran necip milletimize şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi arz ediyorum.

AK Parti’nin 23’üncü yaşının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve insanlığa hayırlı olmasını rabbimden niyaz ediyorum.

AK Parti bundan 23 sene önce milletin umudu olarak, milletimiz tarafından kuruldu. 14 Ağustos 2001’de biz o güne kadar dalga dalga büyüyen gönül hareketinin tabelasını astık. Kefenimizi giyerek başlattığımız mücadelemizde emanetin emin ellerde olacağının sözünü verdik. 23 sene önce problemlerin altında ezilen Türkiye’ye özgüvenini aşıladık. Muhafazakar demokrat kimliğimizle milletimizin ruh köküne sadık kalarak kronik sorunları çözmeyi vaat ettik. Dip dalga hareketi olarak kurulan AK Parti kısa sürede milyonların umudu haline dönüştü. Toplumun her kesiminden muazzam bir teveccüh gördük. Milletimiz AK Parti’de yıllar sonra kendini gördü, kendi değerlerini temsil eden samimi, liyakatli, gayretli kadrolar gördü.

Türkiye’yi yönetme mesuliyetini devraldığımızdan itibaren milletimize karşı görevlerimizi yerine getirmenin çabasındayız. Ürken, çekinen, korkan değil; meselelerin üzerine cesaretle giden, çözüme odaklanan anlayışla hareket ediyoruz. Bugüne kadar nice engelle karşılaştık. Yol boyunca nice badireler atlattık. Bizi hizmetten, çalışmaktan alıkoymak isteyen sinsi senaryolarla muhatap olduk. Pek çok tehditle mücadele ettik.

Ankara’nın göbeğinde darbe çığırtkanlığı yaptılar. Partimizi kapatmaya kalktılar. 367 diye bir şey uydurarak milletin iradesine ipotek koymak istediler. Gezi olaylarında sokaklarımızı ateşe verdiler. PKK’dan FETÖ’ye bütün bunlara varıncaya kadar bütün taşeronları üzerimize saldılar. 17-25 Aralık’ta haşhaşileri 15 Temmuz gecesi TSK içindeki hainleri kullanarak milletin iradesine çökmeye kalkıştılar. Sandığın itibarına gölge düşürmek için sayısız yola başvurdular. Türkiye ne zaman kendini toparlasa bir bahane üretip bizi yolumuzdan çevirmeye çalıştılar. Bunların hiçbirine eyvallah etmedik.

14 Ağustos 2001 tarihinde büyük bir heyecanla yola revan olurken milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Partimiz 23’üncü yaşını kutluyor. Kesintisiz iktidarımız 22 yılı dolduracak 22 yılımız hizmet ve eser üretmekle geçti. Emeklilerimiz, memurlarımız, işçimiz, sanayicimiz, kadınlarımız ülkemizin kalkınma ve demokrasi hamlelerinin en yakın tanığıdır. Elini vicdanına koyup objektif değerlendirmeler yapan herkes AK Parti’nin ülkemize kazandırdıklarını takdir etmektedir.

AK Parti’yi kurduğumuzda ülkemizin nüfusu 68 milyondu, bugün 85,5 milyona ulaştı. Türkiye nüfusu yüzde 25 arttı. Nüfusumuz artarken Türk ekonomisi iki kat, üç kat arttı. Sağlık milletimizin duasını aldığımız alanların en başında geliyor. Sağlık çalışanı sayısını 3 kat yükselttik. Merdiven altında adalet dağıtılan eski Türkiye’ye son verdik. Asrın projesi Marmaray’ı, Orhan Gazi, 15 Temmuz Çanakkale Köprülerini, tünelleri ve pek çok ulaştırma projesini milletimize sunduk. 26 olan havalimanı sayımız 58 oldu.

Baraj sayımızı 276’dan aldık 742 baraj inşa ederek 1018’e ulaştırdık. Turizmde ülkemizi ziyaret eden kişi sayısını 15 milyonda 57 milyona çıkardık. Dışişlerinde temsilcilik sayımızı 163’ten 261’e çıkararak diplomatik ağı en geniş 3’üncü ülke olduk. Türkiye’nin otomobili TOGG artık yollarda. Savunma sanayinde yerlileşme hamlesini başardık. Kişibaşı milli gelirimiz 3 bin 608 dolarken, 2023 yılında 13 bin 110 dolar seviyesine ulaştı.

Türkiye’nin AK Partili yılları her alanda Cumhuriyet tarihinin en parlak dönemi olarak kayıtlara geçmiştir. Bizim anlayışımızda ekonomik kalkınma demokrasiden bağımsız değildir. Ekonomimizi büyütürken demokrasimizin standartlarını genişletmekten geri durmadık. Türkiye’de sivil siyasetin alanını da genişlettik. Hak ve özgürlükler sahasında ülkemizde sessiz devrime imza attık. Türkiye’yi yasakların, baskıların ve korkuların kol gezdiği ülke olmaktan çıkardık. Milli iradenin üzerinde ne kadar vesayet odağı varsa hepsine karşı tavizsiz mücadele yürüttük.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle doğrudan halkın iradesiyle yönetim sistemi değişikliğine gittik. Kimsenin ötekileştirilmediği, terörü ve şiddeti övmediği müddetçe her türlü düşüncenin ifade edildiği bir yapıyı ülkemiz genelinde büyük oranda hakim kıldık.

23 yılda Türkiye çok büyük değişim geçirdi. Ülkemiz umutlarını yeniden yeşertti. Milletimiz özgüvenini yeniden kazandı. Bizim lugatımızda durmak, bitti kelimesi olmadı. Türkiye’yi rekorlara ulaştırdık ama bitti demedik. Her zaman kendimizle yarıştık. Bu millet için çalışmak şereftir. Ter dökmek ibadettir. Biz bu şuurdan hamd olsun hiç uzaklaşmadık.

Bugüne kadar milletimizin başını önüne eğdirmedik. Bundan sonra da milletimize mahcup olmayacağız. Aynı aşkla, şevkle bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Tarih tüm bu başarılara öncülük eden AK Parti’yi hayırla yad edecektir.

Zamanın ruhu alışılan siyaset tarzını değişime zorlamaktadır. Biz de buna uygun politikalar geliştirmek zorundayız. Halktan yükselen değişim dalgasının ürünü olan AK Parti’nin yeni dönemin ruhunu ıskalaması düşünülemez. AK Parti’nin siyaset yapacağı yer Türkiye’nin merkezidir. Özeleştirimizi samimiyetle yapıyoruz, eksiğimiz varsa üzerine cesaretle gidiyoruz.

Büyük kongre maratonumuzu sadece bir vitrin yenilenmesi olarak değil, kapsamlı değişimin ana zemini olarak görüyoruz. Kendini yorulmuş hisseden varsa onlardan kenara çekilmelerini istiyoruz. Hiçbir arkadaşım koltuğuna yaslanıp rehavete kapılma lüksüne sahip değildir. Heyecanını kaybedenler millete hizmetin önünde olmamalıdır. Biz bu aziz milletin umuduyuz. Buna bizim de tahammülümüz olamaz. Kimsenin bize ayakbağı olmasına müsaade etmeyiz.

2028 seçimlerine kadar canla başla çalışmaya, üretmeye, milletimize hizmete devam edeceğiz. 2028 seçimlerinde de milletimiz gayretimizi, tecrübemizi takdir edecek ve emaneti yine AK Partili kadrolara teslim edecektir. Birilerinin gazıyla iktidar hayali kuranlar yine hüsrana uğrayacak, yine avuçlarını yalayacak.

AK Parti milletin partisidir. Türkiye için hayal kuran, çalışan, üreten, koşturan herkese AK Parti çatısı altında yerimiz var. Kuruluşumuzdan itibaren saflarımızı genişletmeye gayret ettik. Farklılıklarımızı büyütmek yerine müştereklerimize odaklandık.

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı sınamalar yeni siyaset tarzına ihtiyacı had safhaya çıkarmıştır. İktidar ve muhalefetiyle daha fazla konuşmamızı, temas ve diyaloğu elzem kılıyor. Milli çıkarlarımız konusunda kararlılık göstermemiz gerekiyor. Hepimiz aynı gemideyiz. Gemideki delikleri büyütmenin, yeni delikler açmanın kimseye faydası olmaz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak uzlaşmacı ve yapıcı tavrımızı sürdüreceğiz.

Eksiğimiz, kusurumuz elbet vardır ama millete ihanetimiz asla söz konusu değildir. Bu çizgiden hiçbir zaman sapmayacağız. Ekonomide sıkıntıları çok iyi biliyoruz. Enflasyonda düşüş başladı. Fiyat istikrarını sağlayacak enflasyonu tek haneli oranlara çekeceğiz. Kısa süre içinde dar gelirliler ve emekliler için rahatlatacak seviyelere ulaşacağız.”

Paylaşın

Mansur Yavaş’tan Adaylık Açıklaması: Partim Ve Milletim İsterse…

Önümüzdeki seçimlerde, CHP’nin muhtemel Cumhurbaşkanlığı adayları arasında adı geçen Mansur Yavaş, adaylığına ilişkin, “Henüz Türkiye’de bir seçim gündemi yok” dedi ve ekledi:

“Bu nedenle adaylık konuşmak için çok erken. Şu an birinci önceliğim Ankara halkına hizmet. Bunun dışında bir gündemim yok. Fakat günü geldiğinde partim ve milletim bizi aday olarak görmek isterse bu vazifeden kaçınmayız. Elbette aday oluruz.”

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, olası bir Cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yavaş, kendisine yöneltilen “Cumhurbaşkanı adayı olur musun?” sorusuna yanıt verdi.

ABB Başkanı Mansur Yavaş, adaylık konusunda net bir açıklama yapmayarak mevcut seçim gündeminin henüz oluşmadığını belirtti.

Habertürk’e açıklamalarda bulunan Mansur Yavaş, “Henüz Türkiye’de bir seçim gündemi yok. Bu nedenle adaylık konuşmak için çok erken” ifadelerini kullandı. Şu anda birinci önceliğinin Ankara halkına hizmet olduğunu vurgulayan Yavaş, bu konunun dışındaki her şeyin şimdilik gündeminde olmadığını ifade etti.

Konu ile ilgili ilerleyen zamanlarda durumu değerlendireceklerini belirten Mansur Yavaş, “Fakat günü geldiğinde partim ve milletim bizi aday olarak görmek isterse bu vazifeden kaçınmayız. Elbette aday oluruz” diyerek, Cumhurbaşkanlığı adaylığına açık kapı bıraktı.

Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili yaptığı açıklama: “Henüz Türkiye’de bir seçim gündemi yok. Bu nedenle adaylık konuşmak için çok erken. Şuan birinci önceliğim Ankara halkına hizmet. Bunun dışında bir gündemim yok. Fakat günü geldiğinde partim ve milletim bizi aday olarak görmek isterse bu vazifeden kaçınmayız. Elbette aday oluruz.”

Paylaşın

AK Parti MYK Toplantısında Erdoğan’ı Kızdıran Sözler

AK Parti MYK toplantısında, bir MYK üyesinin “Siyasi kimliğimizi değiştirelim. Muhafazakar – Demokrat kimliğimizden sıyrılalım” sözlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok sinirlendiği ve kızdığı iddia edildi.

AK Parti’nin gençlerle ilgili yaptırdığı son anket önceki gün yapılan AK Parti MYK’da masaya yatırıldı. Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından yapılan saha çalışmasında “Kendinizi hangi kimlikle tanımlıyorsunuz?” sorusunu yöneltilen gençler açık ara farkla “Atatürkçü” cevabı vermiş, ikinci sırada ise ‘Milliyetçi’ cevabı yer almıştı.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, yapılan anket çalışması önceki gün MYK toplantısında gündeme geldi. Bir MYK üyesinin “Siyasi kimliğimizi değiştirelim. Muhafazakar – Demokrat kimliğimizden sıyrılalım” sözlerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çok sinirlendiği ve kızdığı iddia edildi.

Öte yandan yapılan anketlerde 18-30 yaş arası gençlerde Erdoğan’ın oyunun eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun oyundan yüksek olduğu tespiti de yer aldı. Erdoğan’ın bunun üzerine “Tanınma konusunda yaşadığımız herhangi bir sorunumuz yok. Biz icraatımızı gençlerimize daha iyi anlatmalıyız” dediği kaydedildi.

Bunun yanı sıra bugün gerçekleştirilecek 23. yaş kutlama programında en az 15 belediye başkanı ile iki milletvekilinin AK Parti’ye geçeceği belirtilirken, Erdoğan’ın, partiye geçmek isteyen diğer siyasilere de kapıyı araladığı ifade edildi.

Önümüzdeki günlerde bu sayının artacağı konuşulurken, Erdoğan’ın “Dışlayarak, dışarıda tutarak değil biz kucaklayarak bugünlere geldik. Ülkeye ve millete hizmet sevdası olan herkese kapımızı açık tuttuk. Harekete güç katacak herkesle ortak değerler etrafında buluşma irademiz dün olduğu gibi bugün de bakidir” dediği öğrenildi.

Paylaşın

Yap İşlet Devret Projeleri: Türkiye Ekonomisi İçin Karadelik

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Yap İşlet Devret (YİD) projelerini “Türkiye ekonomisi için bir karadelik” olarak nitelendirerek, bu projelerin hazineye olan maliyetinin sürdürülemez olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi / CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabı üzerinden, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) 2024 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’nu yayınladı.

Yavuzyılmaz’ın yayınladığı KGM raporuna göre, 2024 yılının ocak-haziran döneminde Hazine tarafından Yap İşlet Devret (YİD) projelerini yürüten şirketlere toplam 36 milyar 109 milyon 378 bin 774 TL ödeme yapıldı.

Yap İşlet Devret (YİD) projelerinin “Türkiye ekonomisi için bir karadelik” olduğunu belirten Deniz Yavuzyılmaz, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti tarzı Yap İşlet Devret modeliyle yapılan karayolu projelerinde; Tutturulamayan araç geçiş garantileri nedeniyle hazinede açılan deliğin boyutunu tespit ettik. 2024’ün ilk 6 ayında Hazinenin görevli şirketlere yaptığı garanti ödemesi: 36.109.378.774 TL; 36 Milyar 109 Milyon Lira!”

Paylaşın

ABD, İsrail’e 20 Milyar Dolarlık Silah Paketi Satışını Onayladı

ABD, İsrail’e 20 milyar doları aşan silah paketi satışını onayladı. Silah paketinin içerisinde, yeni F-15 savaş uçakları, tank ve havan topu mermisi de yer alıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan satışla ilgili yapılan açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri İsrail’in güvenliğine kendini adamıştır ve İsrail’in güçlü ve hazır bir savunma kabiliyeti geliştirmesine ve sürdürmesine yardımcı olmak ABD’nin ulusal çıkarları için hayati önem taşımaktadır” ifadesi kullanıldı ve satışın, bu hedeflerle tutarlı olduğu belirtildi.

ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı Savunma Güvenlik ve İşbirliği Ajansı’ndan yapılan açıklamaya göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’e milyarlarca dolarlık yeni silah satışını onayladı. AP’nin haberine göre, ABD Kongresi satış hakkında bilgilendirildi.

Haberde, silahların yakın zamanda İsrail’e ulaşmasının beklenmediği, sözleşmelerdeki taahhütlerin yerine getirilmesinin yıllar alabileceği ifade edildi: “Satılan silahların çoğu, İsrail’in uzun vadede askeri kapasitesini artırmasına yardımcı olmak için. Sözleşme kapsamındaki ilk sistemlerin 2026’ya kadar teslim edilmesi beklenmiyor.”

ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili açıklamasında, “ABD, İsrail’in güvenliğine kendini adamıştır ve İsrail’in güçlü ve hazır bir meşru müdafaa yeteneği geliştirmesine ve sürdürmesine yardımcı olmak, ABD’nin ulusal çıkarları açısından hayati önem taşımaktadır. Önerilen bu satış, bu hedeflerle tutarlıdır” dedi.

ABD’den İsrail’e satışına onay verilen 5 ayrı pakette savaş uçakları, havadan havaya füzeler, tank ve top mühimmatları ile taktik araçlar yer aldı. Değeri 18,9 milyar doları bulan 50 adet F-15IA ve 25 adet F-15I savaş uçağı ile mühimmatları, tüm satışın içindeki en büyük payı oluşturdu.

Ayrıca 30 adet orta menzilli havadan havaya füze sistemi (AMRAAM) ile 32 binden fazla tank mermisi ve diğer ilgili ekipmanlar da satış paketinde yer aldı. Bunlara ilaveten 50 binden fazla top mermisi ile ilgili ekipmanların satışına da ayrı bir paket olarak onay verildi. Satışın toplam değeri 20,3 milyar dolar.

Paylaşın

En Çok Göç Veren Şehir “İstanbul”

İstanbul 581 bin 330 kişi ile en çok göç veren il olurken, onu 208 bin 740 kişi ile Ankara ve 164 bin 247 kişi ile Hatay takip etti. En az göç veren iller ise sırasıyla 6 bin 811 kişi ile Ardahan, 7 bin 234 kişi ile Tunceli ve 7 bin 604 kişi ile Kilis oldu.

Haber Merkezi / Türkiye’de iller arası göç eden nüfusun dağılımına bakıldığında, İstanbul, 412 bin 707 kişi ile en çok göç alan il oldu. İstanbul’u sırasıyla 232 bin 700 kişi ile Ankara ve 147 bin 765 kişi ile İzmir takip etti. En az göç alan iller ise sırasıyla 6 bin 856 kişi ile Ardahan, 10 bin 202 kişi ile Bayburt ve 11 bin 806 kişi ile Tunceli oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İç Göç İstatistikleri 2023 verilerini açıkladı.

Ülkemizde 2007 – 2008 döneminde yüzde 3,18 olan iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli ve çıkışlı bir seyir izleyerek 2023 yılında yüzde 4,04 oldu. Diğer bir ifadeyle Türkiye’de 2023 yılında 3 milyon 450 bin 953 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun yüzde 47,9’unu erkekler, yüzde 52,1’ini ise kadınlar oluşturdu.

Türkiye’de iller arası göç eden nüfusun dağılımına bakıldığında, İstanbul, 412 bin 707 kişi ile en çok göç alan il oldu. İstanbul’u sırasıyla 232 bin 700 kişi ile Ankara ve 147 bin 765 kişi ile İzmir takip etti. En az göç alan iller ise sırasıyla 6 bin 856 kişi ile Ardahan, 10 bin 202 kişi ile Bayburt ve 11 bin 806 kişi ile Tunceli oldu.

İstanbul 581 bin 330 kişi ile en çok göç veren il olurken, onu 208 bin 740 kişi ile Ankara ve 164 bin 247 kişi ile Hatay takip etti. En az göç veren iller ise sırasıyla 6 bin 811 kişi ile Ardahan, 7 bin 234 kişi ile Tunceli ve 7 bin 604 kişi ile Kilis oldu.

Türkiye’de, 2023 yılında büyüklük olarak en fazla göç hareketliliği, 647 bin 191 kişi ile 20-24 yaş grubunda gerçekleşti. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin yüzde 43,4’ünü erkekler, yüzde 56,6’sını ise kadınlar oluşturdu.

Ülkemizde 2023 yılında iller arası göç eden 3 milyon 450 bin 953 kişiden 601 bin 481’i hanedeki fertlerden birine bağımlı göç etti. Diğer göç etme nedenleri incelendiğinde, 518 bin 16 kişinin daha iyi konut ve yaşam koşulları, 512 bin 11 kişinin ise eğitim nedeniyle göç ettiği görüldü.

Türkiye’de 2023 yılında cinsiyete göre en önemli göç etme nedeni; erkeklerde 257 bin 277 kişi ile daha iyi konut ve yaşam koşulları olurken kadınlarda 361 bin 15 kişi ile hanedeki fertlerden birine bağımlı göç oldu. Erkeklerde, hanedeki fertlerden birine bağımlı göç ve doğal afet / acil durum, kadınlarda ise eğitim ve doğal afet / acil durum diğer önemli göç nedenleri arasında yer aldı.

Türkiye’de 2023 yılında, en fazla göç hareketliliğinin yaşandığı yaş grubu olan 20-24 yaş grubunun göç etme nedenleri incelendiğinde; bu hareketliliğin en önemli sebebinin eğitim olduğu görüldü. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin 231 bin 477’sinin eğitim, 94 bin 139’unun işe başlamak / iş bulmak ve 50 bin 8’inin ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç ettiği görüldü.

Paylaşın

Ömer Çelik’ten Fatih Erbakan’a “Siyasi Şantaj” Yanıtı

Fatih Erbakan’ın “siyasi şantaj” suçlamasına yanıt veren Ömer Çelik, “Yeniden Refah Partisi, yerel seçimlerde birçok yerde müstakil bir siyaset izlememiş, AK Parti’ye kaybettirip CHP’ye kazandırmak amacıyla hareket etmiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Geçmişte AK Parti’de siyaset yapmış isimlere teklif götürme yoluna gitmesi siyasi ilkeler açısından yüzleşmeleri gereken bir durumdur. Siyasi ahlak ve şantajdan bahsedenlerin en başta kendilerinin bu kavramları dikkate almaları gerekir.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın AK Parti’yi “siyasi şantaj”la suçlamasına parti sözcüsü Ömer Çelik’ten yanıt geldi. Çelik, partilerine geçmek isteyen belediye başkanlarının ‘töhmet altında’ bırakıldığını öne sürerek şunları söyledi:

“Yeniden Refah Partisi hür iradeleriyle AK Parti’nin eser ve hizmet siyasetine katılma iradesini gösteren Belediye Başkanlarını töhmet altına bırakmaya çalışmaktadır. Yeniden Refah Partisi, yerel seçimlerde birçok yerde müstakil bir siyaset izlememiş, AK Parti’ye kaybettirip CHP’ye kazandırmak amacıyla hareket etmiştir.

Sadece bu amaçla, geçmişte AK Parti’de siyaset yapmış isimlere teklif götürme yoluna gitmesi siyasi ilkeler açısından yüzleşmeleri gereken bir durumdur. Siyasi ahlak ve şantajdan bahsedenlerin en başta kendilerinin bu kavramları dikkate almaları gerekir.”

“Ne siyasi ne de ahlaki bakımdan uygun bir davranış değil”

Yerel seçimlerde partisinden belediye başkanı seçilen bir çok ismin AK Parti’ye geçeceği iddialarına ilişkin açıklama yapan Erbakan, açıklamasında şu ifadelere yer vermişti:

“31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Milletimizin hür iradesiyle Yeniden Refah Partimiz’den seçilen belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin ‘AK Parti’nin siyasi şantaj yöntemleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

“İktidar gücünü elinde bulunduranlar Yeniden Refah Partimizden seçilen belediye başkanlarımıza, kamu gücünü kullanarak hizmet yaptırmayacaklarını göstererek; hizmetlerin yapılması için gerekli imkanları, belediye başkanlarımızın partimizden istifa ederek, kendi saflarına geçmesi karşılığında vereceklerini ima ve ifade etmektedirler.

Yeniden Refah Partili belediye başkanlarımızın faaliyetlerini engelleyerek onları hizmet edemez hale getirmek, siyasi şantajla başkanlarımızı AK Parti’ye transfer etmeye çalışarak milletimizin 31 Mart’ta ortaya koyduğu iradeyi hiçe saymak, ne siyasi ne de ahlaki bakımdan uygun bir davranış değildir.

Bu noktada milletin tercihini, iradesini yok sayarak, şahsi ikbal, menfaat ve konforları uğruna saf değiştirenleri de milletimiz elbetteki affetmeyecektir. Bu gibi siyasi operasyonlar, milletimizin büyük teveccühüne mazhar olan, her ay üye kayıt rekorları kırarak emin adımlarla hedefe doğru ilerleyen, Türkiye’nin en hızlı büyüyen siyasi partisi Yeniden Refah Partimizin yükselişini asla durduramayacaktır.”

Paylaşın

İran, İsrail’i Vurmama Şartını Açıkladı

Hamas Siyasi Büro Lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin konuşan üst düzey İranlı yetkililer, yalnızca ateşkes görüşmelerinden çıkacak bir anlaşmanın İran’ı İsrail’e yanıt vermekten alıkoyacağını belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani ise, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın “İran’ın İsrail’e karşılık vermemesi” talebini içeren ortak açıklamasını “küstahça” bir girişim olarak nitelendirdi.

İran, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin geçen ay Tahran’da öldürülmesinin ardından İsrail’e doğrudan saldırı hazırlıklarını sürdürüyor.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan üç üst düzey İranlı yetkili, yalnızca ateşkes görüşmelerinden çıkacak bir anlaşmanın İran’ı İsrail’e yanıt vermekten alıkoyacağını belirtti. İran, Heniyye’nin ölümünden İsrail’i sorumlu tutarken, İsrail ise olayla ilgili herhangi bir doğrulama yapmadı.

Geçen ay, Heniyye ve Hizbullah komutanı Fuad Şükür’ün öldürülmesinin ardından Ortadoğu’da geniş çaplı bir savaş riski arttı. İran’ın Batılı ülkeler ve ABD ile son günlerde yoğun diyaloglar yürüttüğü belirtildi. Bu diyaloglar, İran’ın tepkisini nasıl dengeleyeceği konusunda görüşmeleri içeriyor.

ABD’nin Türkiye büyükelçisi, Washington’un İran’ı gerginliği azaltmaya ikna etmek için Ankara’dan yardım istediğini doğruladı. Üç bölgesel gücün, Gazze ateşkes görüşmeleri öncesinde gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak için diyalog yürüttüğü bildirildi.

“Küstahça bir girişim”

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın “İran’ın İsrail’e karşılık vermemesi” talebini içeren ortak açıklamasını “küstahça” bir girişim olarak nitelendirdi. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre Kenani, 3 Avrupa ülkesinin yayınladığı ortak açıklamaya yanıt verdi.

İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarına dikkati çeken Kenani, şu ifadeleri kullandı: “İran, ulusal güvenliğini savunma konusunda kararlıdır. Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkeler İsrail’in Filistin halkına uyguladığı savaş suçları ve soykırımı durdurmaya yönelik etkili çaba harcaması gerekirken Siyonist rejimi desteklemektedirler.”

Söz konusu 3 ülkenin, İran’ı, tanınan haklarını kullanmaktan vazgeçmeye çağırmasının uluslararası siyaset ve hukuka uymayan “küstahça” bir girişim olduğunu dile getiren Kenani, bu tarz yaklaşımların bölgede alenen terör suçu işleyen İsrail’i cesaretlendirmekten başka bir işe yaramayacağını ifade etti.

Kenani, şöyle devam etti: “Eğer adı geçen ülkeler (İngiltere, Almanya ve Fransa) gerçekten bölgede barış ve istikrar arıyorlarsa, İsrail’deki ayrımcı ve ırkçı rejimin savaş çığırtkanlığı ve maceracılığına kesin olarak karşı durmalıdır. Gazze’ye karşı savaşı, savunmasız Filistin halkının, kadın ve çocukların korkunç şekilde öldürülmesini derhal durdurmalıdır.”

İngiltere, Fransa, Almanya, ABD ve İtalya’nın dün yaptığı ortak yazılı açıklamada, İsrail’in İran karşısında kendini savunmasına tüm desteğin devam edeceği belirtilerek, “İran’a İsrail’e yönelik askeri saldırı tehditlerine son vermesi çağrısında bulunuyoruz” ifadeleri kullanılmıştı. Açıklamada, bu tür bir saldırının bölgesel güvenlik üzerinde ciddi sonuçlar doğuracağının altı çizilmişti.

Paylaşın