TBMM, AYM’nin Can Atalay Kararını Yok Saydı

TİP’ten Hatay milletvekili seçildiği halde cezaevinden tahliye edilmeyen Can Atalay hakkındaki AYM kararlarının uygulanmamasıyla ilgili TBMM’de genel görüşme yapılması önerisi oy çokluğuyla reddedildi.

Haber Merkezi / Önergelerin kabul edilmemesinin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, birleşimi 1 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.

Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili seçildiği halde cezaevinden tahliye edilmeyen Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmamasıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda genel görüşme önergesinin ön görüşmeleri partilerin grup konuşmalarıyla tamamlandı.

Konuşmalarından ardından genel görüşme yapılıp yapılmayacağına ilişkin oylamaya geçildi. Genel görüşme açılması talebi oy çokluğuyla reddedildi.

Olağanüstü toplantı gündeminin tamamlanması sonrasında CHP’nin, TBMM’nin çalışmalarına devam etmesine ilişkin önergesi oylamaya sunuldu. Bu önerge de kabul edilmedi. Önergelerin kabul edilmemesinin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, birleşimi 1 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.

TBMM’deki kavgaya siyasilerden tepkiler

Can Atalay için düzenlenen oturumda, TİP Milletvekili Ahmet Şık’a AK Partili milletvekillerin saldırmasıyla başlayan ve ardından çıkan büyük arbedede Şık’ın yanı sıra CHP Milletvekili Okan Konuralp ile DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yaralanmasına neden olan kavga kamuoyunda büyük tepki çekti.

Yaşanan söz konusu kavga sosyal medyada gündemin ana maddelerinden biri olurken çok sayıda siyasi de paylaştıkları mesajla tepkilerini dile getirdi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, sosyal medya hesabından “Halk milletvekiline, memleket özgürlüğe kavuşacak!” ifadesi ile yayınladığı mesajda, “AKP-MHP iktidarının hukuk tanımazlığı bugün alçakça bir zorbalığa dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlarından, Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Ahmet Selim Köroğlu da sosyal medya hesabından bulunduğu paylaşımda, “Burası Tbmm dingonun ahırı değil,hakaret edersen cevabınıda alırsın. Osman Kavala,Selahattin Demirtaş ve Can Atalay teröristtir” ifadelerini kullandı.

TBMM’deki kavgaya sosyal medya hesabı üzerinden tepki veren siyasilerden biri de DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan oldu. Babacan mesajında, “Anayasayı tanımadınız, millet iradesini yok saydınız, her gün ekranlardan öfke saçtınız. Sonuç ortada: Bugün Gazi Meclisimizde kan aktı” diyerek, “Bu memleketi bu hale getirmeye kimsenin hakkı yok” ifadesini kullandı.

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da sosyal medya hesabından bir açıklama yayınladı. “Verin 400 vekili bu iş sulh içinde çözülsün” cümlesini ve sonrasında patlayan bombaları, ölen insanlarımızı hatırlayın ve asla unutmayın..! Her şey bu cümlede saklı” diyen Kemal Kılıçdaroğlu “Bugün Türkiye’de en dokunulamaz yere dokundular. Milletin oylarıyla seçilmiş vekile konuşması sırasında, dokunulamayacak en kutsal alanda Kalleşçe arkadan saldırdılar… Millet iradesinin tecelligahına, Milletvekilinin kanı bulaştı. Milletin kanına ve canına saldırmaktır bu. Dayanışmayı ve mücadele ruhunu diri tutmak Zorundayız…” ifadelerini kullandı.

Yaşanan kavgayı TBMM Meclis İdari Amiri, AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan’ın başlatmasını sert bir dille eleştiren CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Normal koşullarda vesayet altına alınması gereken insanlar TBMM’de milletvekilliği yapıyor. Bu şiddeti dışarıda uygulasa ceza alır, uzaklaştırma alır ama Meclis’te idari amirliği yapıyor” dedi.

“Görüntülerin tasvip edilemeyeceğini” ifade eden İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ise Ahmet Şık’ın ilk konuşmacı olarak kürsüye gelmesini eleştirdi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, verilen uzun araların ardından Can Atalay ile ilgili görüşmelerin devamı için Genel Kurul’u akşam saatlerinde yeniden açtı. Partileri temiz bir dil kullanmaya ve temiz davranış göstermeye davet eden Kurtulmuş, Ahmet Şık’a kürsüde kullandığı sözler, Alpay Özalan’a ise fiili saldırısı nedeniyle kınama cezalarını oylattı. Her iki kınama cezası oylama sonunda kabul edildi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Aziz milletimizin sorunlarına çözüm beklediği TBMM’de dökülen kan, milli iradeye gölge düşürmüş ve ülkemizin demokrasi kültürüne kara bir leke olarak geçmiştir” ifadelerini kullandı.

TBMM’nin hukukun olmadığı bir yere dönüştürüldüğünü belirten Karamollaoğlu, “Sundukları fikir ve önerilerle millete örnek olması gerekenlerin meclis çatısı altında şiddete tevessül etmesinin izahı yoktur. TBMM’yi hukukun, demokrasi kültürünün ve sağduyunun olmadığı bir yere dönüştürmek, ne yazık ki günümüz Türkiye’sinin bir özetidir. Bu anlayışı kınıyorum” dedi.

Meclis’te kavga nasıl başladı?

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından toplantıyı yönetmekle görevlendirilen TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ ilk sözü Türkiye İşçi Partisi adına İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’a verdi.

Şık, sözlerine, “Bir tespitle başlayacağım. Sizde hiç utanma yok. Zerre miskal, utanmanız yok, haysiyetiniz yok. O yüzden burada usulü konuşmaya da gerek yok” dedi. O sırada bazı AK Parti milletvekillerinin parmak sallaması ve “şerefsiz” demesi üzerine TİP milletvekili “Hakikat her zaman acıtır, o parmağını kırarız, sensin şerefsiz” yanıtı verdi.

Bu sırada AK Partili milletvekilleri kürsünün etrafını kuşattı, küçük çaplı itiş kakış yaşandı. Gerilimin artması üzerine TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ oturuma ara verdi.

10 dakikalık aradan sonra yeniden kürsüye gelen Ahmet Şık, iktidar partisine yönelik eleştirilerini sürdürdü.

Şık, “Burada usülü konuşmaya hiç gerek yok. Çünkü anayasasızlığın hüküm sürdüğü, kanunsuzluğun teamül haline geldiği bu ülkede size mevzuat anlatacak falan değilim. Din şarlatanlığınıza, göstermelik milliyetçiliğinize kanan, hırsızlığınızı, hukuksuzluğunuzu görmezden gelenleri makbul vatandaş olarak gören sizlerden en çok duyduğumuz söz, vatan haini, bölücü, hain, FETÖ’cü, terörist. Sizden olmayan herkese terörist dediğiniz için Can Atalay’a da terörist demeniz hiç şaşırtıcı değil. Ama herkes bilsin bu ülkenin en büyük terör örgütü hanedanlık ile devlete çöken işte bu sıralarda oturanlardır” demesi üzerine Bozdağ bir kez daha oturuma ara verdiğini duyurdu.

Bu sırada kürsüye yürüyen Alpay Özalan, Ahmet Şık’ın boğazına sarıldı. Karşılıklı atılan yumruklardan sonra Şık dengesini yitirirken Özalan da kürsünün çevresinden uzaklaştı. Ancak Özalan ile birlikte kürsüye yürüyenlerden AK Parti Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Eyyupoğlu ve İzmir Milletvekili Eyyup Kadir İnan ön saflarda yer aldı. TİP Genel Başkanı Erkan Baş da kavga anlarında öne çıkan isimlerdendi. Kürsü çevresindeki şiddet olayları yaklaşık beş dakika sürdü.

DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit ve CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp yaralandı. İktidar partisi milletvekillerinin saldırılarında DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit’in kaşı açıldı ve CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp de başından yaralandı. Koçyiğit’e ilk müdahaleyi CHP Ankara Milletvekili Murat Emir yaptı. Bu sırada kürsüye çıkan basamaklarda kan izleri görüldü.

Paylaşın

Akdeniz’in Su Sıcaklığı Rekor Seviyelere Yükseldi

Dünya İklim Konseyi’nin (IPCC), dünya üzerinde iklim değişikliğinin en etkili olduğu yerler arasında gösterdiği Akdeniz’in su sıcaklığının rekor seviyelere yükseldiği bildirildi.

Temmuz ayında Akdeniz’de ortalama su sıcaklığının 28,9 dereceye çıktığı duyuruldu. 2023 yılının Temmuz ayında, 28,7 derece ile kayıt altına alınmıştı. Böylece Akdeniz’de suyun sıcaklığı iki yılda üst üste rekor kırmış oldu.

Bilim insanları Akdeniz’in su sıcaklığının rekor seviyelere yükseldiğini bildirdi. Merkezi İspanya’nın Barcelona kentinde olan Deniz Bilimleri Enstitüsü (ICM), 15 Ağustos Perşembe günü Akdeniz’de ortalama su sıcaklığının 28,9 dereceye çıktığını duyurdu.

Bugüne dek Akdeniz’de ölçülen en yüksek su sıcaklığı, 2023 yılının Temmuz ayında, 28,7 derece ile kayıt altına alınmıştı. Böylece Akdeniz’de suyun sıcaklığı iki yılda üst üste rekor kırmış oldu.

2023 yılından önce ölçülen en yüksek su sıcaklığı 2003 senesinin Ağustos ayına aitti. O dönem yapılan ölçümlerde suyun 28,2 derece olduğu tespit edilmişti.

Akdeniz suyunun sıcaklığına ilişkin güncel bilgiler, Avrupa Birliği (AB) Yeryüzü İnceleme programı Copernicus’un uydu verilerinden elde ediliyor. Ağustos ayı başından bu yana yapılan ölçümlerde, Mısır, Monaco, Korsika ve Valencia açıklarında 30 dereceyi geçen su sıcaklıkları kayıt altına alınmıştı.

ICM’de görev yapan araştırmacılardan Justino Martinez, aşırı sıcak hava periyotlarının son zamanlarda uzun süre etkili olmaya başladığını ve bunun dikkat çekici olduğunu dile getirdi.

Akdeniz’in doğusunda ekosistem büyük tehlike altında

Dünya İklim Konseyi (IPCC), Akdeniz’i dünya üzerinde iklim değişikliğinin en etkili olduğu yerler arasında gösteriyor. 80’li yıllardan bu yana Akdeniz’in ekosisteminde çok büyük değişimler olduğunu belirten Konsey, bu denizdeki biyoçeşitliliğin azaldığını ve istilacı türlerin Akdeniz’de yayıldığını vurguluyor.

IPCC’nin öngörülerine göre, küresel sıcaklık artışının, sanayileşme dönemi öncesine oranla bir buçuk dereceyi aşması halinde, Doğu Akdeniz’de avlanılan balık türlerinin ve omurgasızların yüzde 20’si yok olabilir.

Uluslararası bir araştırma ağı olan Dünya Hava Olayları İlişkilendirme Girişimi (WWA) tarafından yapılan bir çalışma, şu an Akdeniz bölgesinde yaşanan aşırı sıcak hava durumlarının, insan etkisi ile yaşanan iklim değişikliği ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Yaşanan bu iklim değişikliği sonucu, aşırı sıcak havaların hem daha uzun süre etkili olduğu hem de daha sık yaşandığı belirtiliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

TBMM Genel Kurulu: Can Atalay Görüşmesinde Kan Aktı

Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili seçildiği halde cezaevinden tahliye edilmeyen Can Atalay için toplanan TBMM Genel Kurulu’nda, AK Parti Milletvekili Alpay Özalan, TİP Milletvekili Ahmet Şık’a yumruk atarken, saldırı esnasında DEM Parti Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in de kaşı açıldı.

Haber Merkezi / Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “yok hükmünde” kararının ardından bugün olağanüstü toplandı.

Muhalefet partileri tam kadro oturuma katılır ve yeterli yoklama sayısı olan 200’e ulaşırken, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oturuma hiç katılmadı. AKP ise yoklama yapıldığı sırada dışarda kuliste bekledi. AKP’li vekiller yoklama sayısına ulaşıldığının anlaşılması üzerine Genel Kurul’a girdi.

Oturumun açılmasının ardından usul tartışmaları ve yapılan ilk konuşmalar sırasında TİP Milletvekili Ahmet Şık söz aldı. Meclis kürsüsündeki konuşmasında bu usulsüzlüğe dikkat çekmek isteyen Ahmet Şık, “Bir tespitle başlayacağım. Sizde hiç utanma yok. Haysiyetiniz yok. O yüzden burada usulü konuşmaya da gerek yok. Hakikat her zaman acıdır” dedi.

Ahmet Şık’ın konuşmasının ardından AK Parti sıralarından yükselen sesler ve hakaretler nedeniyle TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ, oturuma 15 dakika ara verdi. Aranın ardından Bekir Bozdağ kürsüde kullanılan ifadelerde dikkat edilmesi uyarısını yapmasının ardından Ahmet Şık’a yeniden söz verdi.

Tekrar kürsüye çıkan Ahmet Şık şunları kaydetti: “Usül tartışması yaşandı ama burada usülü konuşmaya hiç gerek yok. Çünkü anayasasızlığın hüküm sürdüğü, kanunsuzluğun teamül haline geldiği bu ülkede size mevzuat anlatacak falan değilim. Din şarlatanlığınıza, göstermelik milliyetçiliğinize kanan, hırsızlığınızı, hukuksuzluğunuzu görmezden gelenleri makbul vatandaş olarak gören sizlerden en çok duyduğumuz söz, vatan haini, bölücü, hain, FETÖ’cü, terörist.

Sizden olmayan herkese terörist dediğiniz için Can Atalay’a da terörist demeniz hiç şaşırtıcı değil. Ama herkes bilsin bu ülkenin en büyük terör örgütü hanedanlık ile devlete çöken işte bu sıralarda oturanlardır. Hepinizin toplamının bu ülkeye faydası, bir Can Atalay kadar etmez.”

O esnada AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, kürsüye saldırarak Ahmet Şık’a yumruk attı. TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, Meclis’ten yaptığı canlı yayında AK Partili milletvekillerinin saldırısı esnasında DEM Parti Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in de kaşının patladığını duyurdu.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit “İyiyim. Kaşım açılmıştı, yakınlaştırdık bir striple. Şu an bir sorun yok. Çok açık ve net söyleyelim: Önceden planlanmış ve kurgulanmış bir saldırıydı. Bu öyle münferit bir saldırı değil,” dedi.

DEM Parti, TBMM Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yaralanmasıyla ilgili açıklama yaparak şöyle dedi: “Hukuk tanımayan, AYM kararlarını uygulamayan ve Meclis’i şiddet arenasına çeviren AKP’li vekiller yine vandallıkta sınır tanımıyor. Sayısal üstünlüğüne güvenerek muhalif milletvekillere saldıran ve Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit’in kaşını yaran bu saldırganlığı en sert biçimde kınıyoruz. Hiçbir saldırı bizi halk için siyaset yapmaktan ve hakikatleri savunmaktan alıkoymayacak!”

“Mecliste kan akmaya başlıyorsa vatandaş ne yapacak?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel olayla ilgili olarak “Meclis sözün söyleneceği yer. Mecliste kan akmaya başlıyorsa vatandaş ne yapacak” değerlendirmesini yaptı.

Özgür Özel, “Utanç verici. Yerlerde kan var, kadınlara vuruyorlar. u duruma şahit olduğum için inanılmaz derecede utanç içindeyim. Numan Kurtulmuş’u derhal tüm siyasi partilerin genel başkanlarını ya da grup başkanlarını toplantıya çağırmaya davet ediyorum. Bu Meclis açısından taşınabilecek bir yük olmaktan çıktı” dedi.

“Demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz”

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğlu ve Tuncer Bakırhan’da saldırıya ilişkin ortak bir açıklama yaptı: Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Anayasa Mahkemesinin Sevgili Can Atalay’ın milletvekilliğinin iade edilmesini salık veren kararının uygulanması için muhalefet partileri olarak TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırdık. Anayasa Mahkemesi kararı açık olmasına rağmen AKP-MHP iktidarı hak-hukuk tanımama tutumunu parlamento çatısı altında sürdürmek istemektedir.

Muhalefetin TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırmasını sindiremeyen iktidar, çözümü fiziksel şiddete varan saldırılarda bulmuştur. Kadın milletvekillerimize AKP’li erkek milletvekilleri tarafından saldırı yapılması siyasi haydutluktur. Bu saldırılar halk iradesini, hukuku tanımamaktır ve siyasi acizliktir. Grup Başkanvekilimiz başta olmak üzere hiçbir arkadaşımız bu saldırılar karşısında geri adım atmayacaktır.

Parlamento dışında iktidara muhalefet eden toplumsal kesimlere en şiddetli şekilde saldıran AKP-MHP iktidarı, bu tutumunu parlamento içine de taşımaya çalışmaktadır. Yaşamı, insanı, demokrasiyi, hukuku ve doğayı savunan toplumsal kesimlere karşı sokakta ve meydanlarda hukuk tanımaz bir çetecilik ve zorbalıkla saldırma talimatı veren iktidar, milletvekilleri aracılığıyla bunu TBMM’ye taşımıştır. AKP’liler, Can Atalay’ın milletvekilliğinin iadesi için yapılan toplantıda muhalefetin sesini kısmak ve hukuksuzluğu devam ettirmek için muhalefet milletvekillerine parlamento kürsüsünde saldırmıştır.

Parlamentoda şiddetin ve saldırganlığın hukukunu kurmak isteyen AKP’ye karşı en güçlü şekilde direneceğimizi bir kez daha kamuoyuna deklare ediyoruz. Muhalefet milletvekillerine saldırarak haksızlık ve hukuksuzluk rejimini sürdürmek isteyen bu anlayışı en güçlü şekilde kınıyoruz. Bedeli her ne olursa olsun haklı davamızda demokrasiyi, adaleti ve barışı savunmaya bir an bile durmadan devam edeceğiz.”

Can Atalay’dan Genel Kurul öncesi mesaj

Bu arada Can Atalay, toplantı öncesi sosyal medya hesabından TBMM Başkanlığı’na bir mesaj gönderdi.

Atalay mesajında, “AYM kararı Meclis’te okunarak özlük haklarım tesis edilecektir. Konu, bu kadar açık ve basitken aksi yönde öne sürülen her türlü gerekçe, yalnızca Anayasa’ya uymamanın bahanesi olacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, yeniden Anayasa’nın yok sayılması anlamına gelecek böylesi ağır bir sorumluluk altına sokulmayacağına inanıyorum” dedi.

Can Atalay, adının “milletvekilliği sona erenler” listesinden çıkarılmasını, özlük haklarının iade edilmesini ve komisyon üyeliğinin tekrar tesis edilmesini beklediğini belirtti.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan Mahkemeye “Irkçılık” Yanıtı

Mahkemenin “Türk ırkına karşı Kürt ırkını kışkırttı” ifadelerine tepki gösteren Selahattin Demirtaş, “Bu durumda hâkimin bakış açısına göre, kendisi devlet memuru olup devleti temsil ettiğinden kendini ‘Türk ırkının mensubu’, beni de ‘Kürt ırkının’ mensubu olarak kodlayıp yargılamayı bu zihniyet üzerinden yaparak hüküm kurmuştur” dedi ve ekledi:

“Bu açıkça ırkçılıktır ve hukuk düzeninde yeri olmadığı kadar toplumsal hayatın hiçbir alanında da karşılığı yoktur. Mahkeme hâkimi yazdığı kararının gerekçesinde açıkça toplumu ırklara göre ayırmış ve suç işlemiştir. Böylesi bir ideolojik bakış açısına sahip hâkimin, bir Kürt siyasetçinin konuşmalarını objektif şekilde yorumlaması da imkansızdır, ki zaten verdiği kararla da bunu teyit etmiştir. Tamamıyla hükümet eleştirilerinden ibaret konuşmalarımı ‘Türk ırkına’ yönelik kışkırtma gibi yorumlayan bir hâkimin adil karar vermesi mümkün değildir.”

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ı, “Türk Milletini, devleti ve hükümeti aşağılamak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından 2 yıl 6 ay hapse mahkum eden Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararında tartışılacak ifadeler kullandığı ortaya çıktı. Mahkeme, gerekçeli kararında, Demirtaş’ın, “Türk ırkına karşı Kürt ırkını kışkırttı”, “Kürt ırkından olan kesimi, Türk ırkından olan kesim aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” iddiasında bulundu.

T24’te yer alan habere göre, karara karşı istinaf başvurusu yapan Demirtaş, dilekçesinde, mahkemeyi ağır biçimde eleştirerek, “Hâkimin bakış açısına göre, kendisi devlet memuru olup devleti temsil ettiğinden kendini ‘Türk ırkının mensubu’, beni de ‘Kürt ırkının’ mensubu olarak kodlayıp yargılamayı bu zihniyet üzerinden yaparak hüküm kurmuştur. Bu açıkça ırkçılıktır ve hukuk düzeninde yeri olmadığı kadar toplumsal hayatın hiçbir alanında da karşılığı yoktur” dedi.

Mersin 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Temmuz’daki karar duruşmasında, Demirtaş’ı, 2 yıl 6 ay hapse mahkûm etti. Mahkeme, gerekçeli kararında, şu ifadeleri kullandı: “–04/02/2016 tarihinde Mardin Büyükşehir Belediyesi hizmet binası içerisinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yaptığı konuşmanın; ‘her gün televizyonlarda gazetelerde muazzam bir dezenformasyon, kirli bilgi, yalan bilgi var, şurada Sırp nişancı varmış, orada bilmem Amerikalılar varmış, öbür tarafta İsrailliler savaşıyormuş, bu bir Haçlı savaşıymış… Kusura bakmasınlar bu düpedüz AKP devletinin Kürt halkına açtığı bir savaştır, yürüttüğü bir savaştır. Bu bilgi dışında her şey yalandır yanlıştır’, ‘Biz bir kez daha buradan sesleniyoruz. Yasaklar ve ablukalar derhal kalkmalı Cizre’de, Sur’da da hiç bir gerekçe yoktur’ kısmında devletin Kürt ırkına savaş açtığı söyleminde bulunup Türk ırkına karşı Kürt ırkını kışkırtıp Kürt ırkından olan kesimi Türk ırkından olan kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği, bu açıklamayı yaptığı tarihte Kürt ırkının yoğun olarak yaşadığı Şırnak ili bölgesinde PKK terör örgütü mensubu olan teröristlerle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Asker ve Polisi arasında devam eden çatışmaların bulunduğu ve sanığın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Asker ve Polisinin PKK terör örgütü mensubu olan teröristlerle olan çatışmasını Kürt ırkına olan bir savaş olarak lanse edip kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunun sabit olduğu, bu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sanığın konuşmaları kendisinin yaptığına dair ikrarı ve konuşmalara ilişkin görüntü kayıtları ile sabit olduğundan sanığın Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçundan TCK’nun 216/1, 53, maddeleri gereğince cezalandırması yoluna gidilmiştir.”

Kararı istinaf mahkemesine taşıyan Demirtaş, dilekçesinde, gerekçeli kararın 28. sayfasındaki ifadelere dikkati çekti. Konuşmalarında eleştiri konusu yaptığı hükümet politikalarının, Türk-Kürt ayrımı yapılmaksızın tüm topluma zarar verdiğinin özellikle altını çizdiğini belirten Demirtaş, eleştirilerinin hedefinin hükümet ve hükümet nezdinde kurumsallaşan devlet politikaları olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

“Ancak mahkeme hâkimi ‘devleti’ ve ‘hükümeti’ ‘Türk ırkı’ ile bir ve özdeş görüyor olmalı ki devlete ve hükümete yönelmiş bir eleştiriyi de ‘Türk ırkını’ hedef gösterme olarak algılıyor.”

“Açıkça ırkçılık”

Demirtaş, dilekçesinin devamında şunları ifade etti: “Bu durumda hâkimin bakış açısına göre, kendisi devlet memuru olup devleti temsil ettiğinden kendini ‘Türk ırkının mensubu’, beni de ‘Kürt ırkının’ mensubu olarak kodlayıp yargılamayı bu zihniyet üzerinden yaparak hüküm kurmuştur. Bu açıkça ırkçılıktır ve hukuk düzeninde yeri olmadığı kadar toplumsal hayatın hiçbir alanında da karşılığı yoktur. Mahkeme hâkimi yazdığı kararının gerekçesinde açıkça toplumu ırklara göre ayırmış ve suç işlemiştir.

Böylesi bir ideolojik bakış açısına sahip hâkimin, bir Kürt siyasetçinin konuşmalarını objektif şekilde yorumlaması da imkansızdır, ki zaten verdiği kararla da bunu teyit etmiştir. Tamamıyla hükümet eleştirilerinden ibaret konuşmalarımı ‘Türk ırkına’ yönelik kışkırtma gibi yorumlayan bir hâkimin adil karar vermesi mümkün değildir.”

Hiçbir konuşmasında ırkçılık yapmadığının vurgulayan Demirtaş, şöyle devam etti: “Tüm hayatımı ırkçılığa ve faşizme karşı demokrasi, insan hakları, eşitlik ve barış mücadelesi ile geçirdim. Hakkımda bir ceza hükmü kurulacaksa da bu bile hakkaniyetli olmalıdır. Konuşmalarım en küçük bir suç unsuru taşımamasına ve hiçbir şekilde herhangi bir ırkçı söylem içermemesine rağmen, hâkimin kendi görüşlerine uygun olarak seçtiği ırk kavramı üzerinden gerekçe kurulmasını reddediyorum.”

Demirtaş, gerekçeli kararda hâkimin “… yasama sorumsuzluğunun TBMM çatısı altında yapılan konuşmaları kapsadığı anlaşıldığından …” diyerek Anayasa’nın 83/1 maddesini çarpıttığına dikkat çekerek hakimin hiçbir konuşmasını incelemeye tabi tutmadığını ifade etti.

Demirtaş’ın avukatlarının, mahkeme hakimini Hakimler Savcılar Kurulu’na şikâyet edecekleri öğrenildi.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: AK Parti’de Kongre Hazırlıkları Başladı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisine kongre süreci için talimat verdi. Erdoğan’ın talimatının ardından AK Parti’de kongre için düğmeye basıldı.

3 Eylül’de yapılması planlanan AK Parti MKYK toplantısında kongre kararı alınması bekleniyor. Karar, toplantıda üyelere ve genel başkana arz edilecek ve daha sonra olağan süreçteki takvim işletilecek.

Türkiye Gazetesi’nden Emrah Özcan’ın haberine göre; ilk başta beldeler, daha sonra ilçeler, ardından il kongreleri ve en son büyük kongre yapılacak. Böylelikle AK Parti 8’inci olağan kongresini icra etmiş olacak.

Kongreler ile birlikte ülke genelinde kadrolar gözden geçirilecek, yenilenecek, tazelenecek ve gerekli yerlere takviyeler yapılacak.

AK Parti olağan kongreleri normalde bir yıl sürüyor. Bu defa standart kongre sürecinin dışına çıkılacak. 2025 ilkbaharı bitmeden kongre takvimi tamamlanmış olacak.

İstişareler geniş tutulacak, toplumsal kesimlerin kanaatleri alınacak. Sadece kadro değişikliği değil geniş toplumsal kesimlere açılım yapılacak. İstişare mekanizması dinamik tutulacak.

MYK üyeleri büyükşehirlerdeki kongrelere katılacak. MKYK’daki değişim inisiyatifi Erdoğan’da olacak. Erdoğan İstanbul ve Ankara il kongrelerine katılacak.

Eylül ayında kongre sürecine paralel olarak ‘Türkiye Buluşmaları’ başlatılacak. Buluşmalarda; bakanlar, MKYK üyeleri ve milletvekilleri ile 81 şehre çıkarma yapılacak.

Paylaşın

Şimşek’e Göre Enflasyon Beklentisi “Geçici Etkiler” Nedeniyle Artmış

Merkez Bankasının Piyasa Katılımcıları Anketi’ni değerlendiren Mehmet Şimşek, temmuzda ‘geçici etkiler’ nedeniyle yüksek gerçekleşen aylık enflasyonun yıl sonu enflasyon beklentisinde artışa yol açtığını belirtti.

Haber Merkezi / Mehmet Şimşek, ayrıca yıllık enflasyonun ağustos ayında belirgin şekilde gerilemesini ve yılın kalan döneminde de düşmeye devam etmesini beklediklerini ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcılar Anketi’ni değerlendirdi. Enflasyonda belirgin bir düşüş beklediğini dile getiren Şimşek, açıklamasında şu ifadelere yer ver:

“12 ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri 10 aydır iyileşiyor. Temmuz’da geçici etkiler kaynaklı yüksek gerçekleşen aylık enflasyon yıl sonu beklentisinde sınırlı artışa yol açsa da 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 28,7’ye gerilerken 24 ay sonrası yüzde 19,3 oldu. Yıllık enflasyonun Ağustos’ta da belirgin şekilde gerilemesini ve yılın kalan döneminde düşüşe devam etmesini bekliyoruz.”

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 42,95’ten yüzde 43,31’e yükseltmişti. Banka, yıl sonu dolar kuru tahminini ise 37,37 liradan 37,28 liraya düşürmüştü. Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu büyüme beklentisini de yüzde 3,4, yıl sonu politika faizini de yüzde 50 olarak sabit tutmuştu.

Paylaşın

ABD, Haniye’nin Suikastına Karışan Mossad Ajanlarını İran’a Bildirdi

Umman’ın arabuluculuğunda üst düzey bir ABD heyetinin gizlice Tahran’a gittiği ve İsmail Haniye suikastına doğrudan veya dolaylı olarak karıştığı düşünülen 10 Mossad ajanının ismini İran’a verdiği iddia edildi.

ABD’nin amacının, son dönemde İsrail bağlantılı suikastlar nedeniyle yaşanan gerginliği azaltmak olduğu öne sürüldü.

Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz’da Tahran’da düzenlenen suikastte hayatını kaybetmişti. Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Sükür, Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında yaşamını yitirmişti.

Ortadoğu’da devam eden gerilimin ardından, ABD’li üst düzey bir güvenlik heyetinin Çarşamba günü, Umman’ın arabuluculuğunda İran’ı yatıştırmak amacıyla bilgi paylaşmak üzere gizlice Tahran’a gittiği iddia edildi.

Fox News’in Kuveyt merkezli Al Jarida gazetesine dayandırdığı haberde, ABD’li heyet İran ile İsrail arasındaki bölgede gerilimi azaltmak amacıyla Tahran’a mesaj iletmek için gönderildi.

Heyet, İran’a doğrudan ya da dolaylı olarak Hamas’ın üst düzey yetkilisi İsmail Haniye’nin suikastına karıştığına inanılan 10 Mossad ajanının isimlerini içeren bir liste iletti.

Heyetin, İran’ın dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından İsmail Haniye ve Fuad Şükrü’ye düzenlenen suikastlar konusunda “bilgisiz bırakıldığını” iletmek üzere gönderildiği iddiası yer aldı.

Haberde, ABD’li heyetin geçen hafta perşembe günü Türkiye üzerinden Kerec’deki Payam Havalimanı’na indiği ve İranlı yetkililerle iki saatlik bir toplantı yaptıktan sonra tekrar Türkiye’ye döndüğü iddiaları yer aldı.

Fox News’in haberi yayından kaldırılırken, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi iddiaları yalanladı.

Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükrü’ün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta suikaste uğradı. Art arda yaşanan suikastlerin ardından Orta Doğu’daki gerilim daha da tırmandı.

İran, Tahran’daki suikastin karşılığı olacağını söylerken, İsrail tarafı ise, Hamas militanlarının 7 Ekim’deki saldırısına misilleme olarak “savaşın fitilini ateşleyen” liderlerin öldürüleceği sözünü vermişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Otoyol Ve Köprü Geçiş Ücretlerine Yüzde 40’a Yakın Zam

Köprü ve otoyol geçiş ücretlerine bu günden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 40’a yakın zam yapıldı. Zamla beraber Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiş 35 TL’den 49 TL’ye çıktı.

Haber Merkezi / 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün tek yön geçiş ücreti 24 TL’den 33 TL’ye yükseldi. 1915 Çanakkale Köprüsü’nden tek yön geçiş ücreti ise 585 TL olarak belirlendi.

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ve Yap-İşlet-Devret (YİD) kapsamında özel şirketler tarafından işletilen köprü ve otoyol geçiş ücretlerine bu günden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 40’a yakın zam yapıldı.

Zamla beraber İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün tek yön geçiş ücreti 24 TL’den 33 TL’ye, “Üçüncü köprü” olarak da bilinen Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiş ise 35 TL’den 49 TL’ye yükseldi.

İzmit Körfezi’ndeki Dilovası Dil Burnu ile Altınova Hersek Burnu arasında bulunan ve İstanbul – İzmir yolunu önemli ölçüde kısaltan Osmangazi Köprüsü’nün geçiş ücreti ise yine yüzde 40’a yakın zamlanarak, 399 TL’den 555 TL’ye yükseldi.

1915 Çanakkale Köprüsü’nden tek yön geçiş ücreti ise 585 TL olarak belirlendi.

Avrasya Tüneli ücretleri de artırıldı!

Avrasya Tüneli’nde de tarife değişti. Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım A.Ş. (ATAŞ) internet sitesinden yapılan duyuruya göre, Avrasya Tüneli’ne yüzde 40 zam geldi.

Zamla birlikte gündüz geçişlerinde otomobiller için ödenen ücret 112 TL’den 156 TL’ye, minibüsler için 168 TL’den 234 TL’ye, motosiklet ücreti 43,7 TL’den 60,8 TL’ye yükseldi.

Gece tarifesinde ise otomobiller için geçiş ücreti 78 lira, minibüsler için 117 lira, motosikletler için 30,4 lira olarak belirlendi.

Paylaşın

Hazine Yedi Ayda 844 Milyar Lira Açık Verdi

2024 yılının ilk yedi aylık döneminde de bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 91,3 yükselerek 4 trilyon 562 milyar 295 milyon liraya çıktı. Bütçe giderleri de aynı dönemde yüzde 91,8 artarak 5 trilyon 406 milyar 254 milyon lira oldu.

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle 2024 yılının ilk yedi aylık döneminde bütçe açığı 843 milyar 960 milyon lira oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, temmuz ayı ve 204 yılının ilk yedi aylık dönemine ilişkin bütçe verilerini açıkladı.

Buna göre; Temmuz ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 827,7 milyar TL, bütçe gelirleri 730,9 milyar TL ve bütçe açığı 96,8 milyar TL oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 735,2 milyar TL ve faiz dışı açık ise 4,2 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Temmuz ayında 48 milyar 574 milyon TL fazla vermiş iken 2024 yılı Temmuz ayında 96 milyar 776 milyon TL açık verdi. 2023 yılı Temmuz ayında 86 milyar 281 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken 2024 yılı Temmuz ayında 4 milyar 238 milyon TL faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Temmuz ayı itibarıyla 827 milyar 706 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 92 milyar 539 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 735 milyar 167 milyon TL olarak gerçekleşti.

2024 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 11 trilyon 89 milyar 37 milyon TL ödenekten Temmuz ayında 827 milyar 706 milyon TL gider gerçekleştirildi. Geçen yılın aynı ayında ise 455 milyar 840 milyon TL harcama yapılmıştı.

Temmuz ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 81,6 oranında arttı. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 8,2 iken 2024 yılında yüzde 7,5 oldu. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 75,8 oranında artarak 735 milyar 167 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 8,5 iken 2024 yılında yüzde 7,5 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Temmuz ayı itibarıyla 730 milyar 930 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 611 milyar 741 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 98 milyar 898 milyon TL oldu.

2023 yılı Temmuz ayında bütçe gelirleri 504 milyar 413 milyon TL iken 2024 yılının aynı ayında yüzde 44,9 oranında artarak 730 milyar 930 milyon TL olarak gerçekleşti. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Temmuz ayı gerçekleşme oranı 2023 yılında yüzde 10,2 iken 2024 yılında yüzde 8,7 oldu.

2024 yılı Temmuz ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35,8 oranında artarak 611 milyar 741 milyon TL oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 10,5 iken 2024 yılında yüzde 8,3 oldu.

2024 yılı Ocak – Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 5 trilyon 406,3 milyar TL, bütçe gelirleri 4 trilyon 562,3 milyar TL ve bütçe açığı 844 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 4 trilyon 739,3 milyar TL ve faiz dışı açık ise 177 milyar TL olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Ocak – Temmuz döneminde 434 milyar 654 milyon TL açık vermiş iken 2024 yılı Ocak – Temmuz döneminde 843 milyar 960 milyon TL açık verdi. 2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde 121 milyar 703 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2024 yılı Ocak – Temmuz döneminde 176 milyar 997 milyon TL faiz dışı açık verildi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak – Temmuz dönemi itibarıyla 5 trilyon 406 milyar 254 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 666 milyar 962 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 4 trilyon 739 milyar 292 milyon TL olarak gerçekleşti.

2024 yılı Ocak – Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 91,8 oranında artarak 5 trilyon 406 milyar 254 milyon TL oldu. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 89,1 oranında artarak 4 trilyon 739 milyar 292 milyon TL oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak – Temmuz dönemi itibarıyla 4 trilyon 562 milyar 295 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 3 trilyon 825 milyar 106 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 610 milyar 745 milyon TL oldu.

2023 yılı Ocak – Temmuz döneminde bütçe gelirleri 2 trilyon 384 milyar 763 milyon TL iken 2024 yılının aynı döneminde yüzde 91,3 oranında artarak 4 trilyon 562 milyar 295 milyon TL olarak gerçekleşti. 2024 yılı Ocak – Temmuz dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 86,4 oranında artarak 3 trilyon 825 milyar 106 milyon TL oldu.

Paylaşın

Patronlar “Vergi” Vermek İstemiyor!

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomi yönetiminden, enflasyon düzeltmesi sisteminin vergi matrahını gerçeklikten uzaklaştıran şekilde artırmayacak ve ilave vergi etkisi olmayacak şekilde düzenlenmesi talebinde bulundu.

İTO Başkanı Avdagiç, özellikle istihdam ve katma değer üretecek işletmelerin kapsam dışında tutulmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

Enflasyon muhasebesi ya da enflasyon düzeltmesi, enflasyonun bir şirketin mali tabloları üzerindeki etkisini dikkate alan bir mali raporlama şeklidir. Para biriminin satın alma gücündeki dalgalanmaları hesaba katacak şekilde şirketin mali tablolarının değiştirilmesini içerir.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, 2024 yılı ikinci dönem enflasyon muhasebesinin firmaları olumsuz etkilediğini söyledi.

Avdagiç “Devam eden yatırımlar için enflasyon muhasebesi yapılarak vergi doğuyor. Bu, işletmeleri finansal açıdan zora sokacak bir durum. Şirketlerin başkaca gelirleri yoksa, yapılan yatırımdan kaynaklanan ve enflasyon muhasebesi sonucu oluşacak verginin doğmaması gerekir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bir tebliğ ile bu konuya açıklık getirmesi isabetli olacaktır” ifadelerini kullandı.

Ekonomim’den Merve Yiğitcan’a konuşan Avdagiç, özellikle istihdam ve katma değer üretecek işletmelerin kapsam dışında tutulmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

Enflasyon düzeltmesinin KOBİ’lerin hem vergisel hem de muhasebe süreçlerini yönetilebilir olmaktan çıkardığını kaydeden Avdagiç, “KOBİ’lerin, gelirleri yerine ‘yatırımlarından’ vergi verir hale gelmeleri önlenmelidir” diye konuştu.

Avdagiç, firmaların bu ay verecekleri geçici vergi beyannamelerindeki enflasyon düzeltme farklarının vergisel sonuç doğuracak şekilde uygulanmasının özellikle KOBİ’leri çok zorlayacağını vurguladı.

Avdagiç, şöyle devam etti: “Geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesinin yapılmaması ve bilanço verilmemesi Odamıza üye yüzbinlerce KOBİ’yi rahatlatır. Düzenleme yılda bir kere yapılmalı ve vergi etkisi olmamalı. İlave vergi ve içinden çıkılmaz iş yükünü artırıp şirketler ve özellikle KOBİ’ler çaresiz bırakmamalı. Elbette ki konu tek başına bu uygulamanın yıl sonuna ertelenmesi de değil.

En önemlisi; yatırım yapmış ve yatırım konusuyla ilgili satış geliri henüz oluşmayan bir şirkete vergi tahakkuk edilmesi gibi bir takım sıkıntılı konuların da kalıcı olarak bertaraf edilmesi şarttır. Aksi halde söz konusu yatırımlara hem büyük zarar gelebilir hem de sırf enflasyon düzeltmesi vergisinden dolayı, yeni yatırım yapacak olan şirketler söz konusu yatırımlarını askıya alabilirler.”

Şekip Avdagiç, “Açıkça ifade etmeliyim ki üyelerimizin ortak sorun paydası enflasyon muhasebesi. Üyelerimizden bu konuda çok sayıda mesajlar alıyoruz. Ümit ediyoruz bu konuda bir mesafe alınır” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın