Tasarruf Tedbirleri Yine Sözde Kaldı: Milyonlar Temsil Ve Tanıtıma Aktı

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nde en büyük tasarruf kalemi olarak yer alan temsil ve tanıtım kaleminden yüz milyonlarca liralık harcama yapıldığı tespit edildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı henüz 2024’ün ilk yarısına yönelik mali tablolarını açıklamazken 17 bakanlığın temsil ve tanıtım kaleminden yaptığı toplam harcama, 205 milyon 662 bin 167 TL olarak gerçekleşti. Dışişleri Bakanlığı, 124 milyon 152 bin 159 TL ile temsil ve tanıtım için en fazla para harcayan bakanlık oldu.

Dışişleri Bakanlığı’nın ardından Ticaret Bakanlığı, 39 milyon 874 bin 799 TL harcayarak Ocak-Haziran 2024 döneminde en çok temsil ve tanıtma harcaması yapan bakanlıklar arasında ikinci sıraya yerleşti.

AK Parti iktidarında icracı bakanlıklar da dahil çok sayıda bakanlık, “İktidarın propaganda aracı” olarak kullanıldı. Saray Kabinesi, seçim dönemlerinde AK Parti’ye oy istemek için sahaya döküldü. Seçim kampanyası dışında da bakanların AK Parti propagandası için tüm olanakları seferber etmesi, il teşkilatlarını ziyareti olağanlaştı. Gösterişli törenler hemen her bakanlığın vazgeçilmez icraatları arasına girdi.

2024’ün ilk yarısına yönelik mali tablolarını açıklamayan Kültür ve Turizm Bakanlığı hariç, toplam 17 bakanlığın temsil ve tanıtım harcamasının büyüklüğü dikkati çekti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nde en büyük tasarruf kalemi olarak yer alan temsil ve tanıtım kaleminden yüz milyonlarca liralık harcama yapıldığı tespit edildi.

BirGün’den Mustafa Bildircin, Türkiye’deki 17 bakanlığın ocak-haziran dönemine yönelik bilançolarını mercek altına aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı henüz 2024’ün ilk yarısına yönelik mali tablolarını açıklamazken 17 bakanlığın temsil ve tanıtım kaleminden yaptığı toplam harcama, 205 milyon 662 bin 167 TL olarak gerçekleşti. Dışişleri Bakanlığı, 124 milyon 152 bin 159 TL ile temsil ve tanıtım için en fazla para harcayan bakanlık oldu.

Dışişleri Bakanlığı’nın ardından Ticaret Bakanlığı, 39 milyon 874 bin 799 TL harcayarak Ocak-Haziran 2024 döneminde en çok temsil ve tanıtma harcaması yapan bakanlıklar arasında ikinci sıraya yerleşti.

Saray Kabinesi’nin 205,6 milyon TL’ye ulaşan toplam temsil ve tanıtım harcamasının diğer bazı bakanlıklara göre dağılımı ise şöyle sıralandı:

Gençlik ve Spor Bakanlığı: 2 milyon 324 bin 648 TL
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: 3 milyon 526 bin 709 TL
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: 1 milyon 684 bin 895 TL
İçişleri Bakanlığı: 7 milyon 176 bin 582 TL
Milli Savunma Bakanlığı: 19 milyon 839 bin 233 TL
Tarım ve Orman Bakanlığı: 1 milyon 821 bin 661 TL

Paylaşın

Belediyelerin Gündemi “SGK Prim Borçları”

CHP tarafından düzenlenen Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi’nin (SODEMBEK) ilk toplantısında, ekonomik zorluklar nedeniyle “Ya personel maaşı ya SGK prim borçları” noktasına getirilen belediyelerin zor durumda olduğu vurgulandı.

Toplantıda ayrıca, CHP’nin belediyelerin borçlarının yapılandırılması ve mali yükün azaltılmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlığında olduğu ifade edildi.

Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi (SODEMBEK) Toplantısı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında gerçekleşti.

Başkanlığını Özgür Özel’in, Genel Sekreterliğini; CHP Genel Sekreter Yardımcısı Tarık Balyalı’nın yaptığı SODEMBEK’in CHP belediyelerinin çalışmalarında eşgüdümlü ilerlemesini, kritik süreçleri birlikte yürütmesini, atılacak adımların tek elden yürütülmesini sağlamak için kurulduğu kaydedildi.

Bu yöntemle belediye hizmetlerini iyileştirmesinin, etkinleştirmesinin ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışının yaygınlaştırmanın hedeflendiği kaydedildi.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın aktardığına göre; SODEMBEK’in ilk toplantısında CHP’li belediyelerin en acil gündemleri ele alındı. Bu gündemler arasında ilk sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tahsili için gereken yapılacak” dediği belediyelere ait SGK prim borçları yer aldı. Toplantıda pek çok belediye başkanı bu borçların tahsilinin belediyeleri ekonomik anlamda çok zorlayacağı değerlendirmesini yaptı.

Yaşanan ekonomik kriz nedeniyle maliyetlerin çok arttığını, buna rağmen belediye personelini enflasyona ezdirmemeyi amaçladıklarını ifade eden bir belediye başkanı, “Ya maaş ya SGK borçlarının ödenmesi’ tercihi yapmak durumunda kalan belediyelerimiz var. Elbette maaşları ödemeyi tercih ediyoruz. Şimdi toplu işi sözleşmesi, zam dönemi yaklaşıyor. Gene personelimizi koruyan adımlar atmak istiyoruz. SGK borçlarının tahsili tüm belediyeleri zorluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Giderlerin enflasyon ve döviz kuru sebebiyle arttığını belirten bir başka belediye başkanı, iktidarın ekonomi politikalarının bedelini CHP’li belediyelere ödetmek istediğini vurguladı ve “Belediyelerin gelirleri sabit ama giderleri her geçen gün artıyor. Buna bir de SGK prim borçları eklendi. Maaş ödemekte zorlanacağımız bir döneme giriyoruz. Bu sorunu çözmek için acil adımlar atmalıyız, atacağız” dedi.

Toplantıda SGK prim borçlarının belediyelerin işleyişini zora sokmaması için yapılabileceklere dair öneriler sunuldu. Konunun kamuoyunda daha çok gündem olması için çalışmalar yapılması, genel başkanın bu konuyu daha sık gündeme getirmesi öneriler arasında yer aldı.

Borçların faizlerinin silinerek uzun vadeli biçimde yapılandırılması yönünde bir teklifin iktidara sunulması da en çok sunulan önerilerden oldu. Bu önerinin hayata geçmesi konusunda büyük oranda fikir birliği sağlandı.

Borçların hükümet ve belediyeler arasında mahsuplaşılarak silinmesi de bir başka öneri olarak sunuldu. Bazı belediye başkanları SGK ile belediyelerin okul, dini tesis arazisi gibi belediye arazilerinin borçlar karşılığında takas edebileceğini ve mahsuplaşılabileceğini söyledi. AK Partili belediyelerin bu yöntemle pek çok borcu sildirdiği, mevcut SGK borçlarını bu mahsuplaşma karşılığında düşürdüğü de hatırlatıldı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Ankara’da yaptırdığı stadyumdan alacakları karşılığında SGK ile mahsuplaşma yapılabileceğine dair önerisini hatırlatan kaynaklar, benzer örneklerin bulunduğu belediyelerde de aynı biçimde mahsuplaşma sağlanabileceğini de ifade etti.

Belediyelerin gelir elde eden kurumlar olmadığını ve kamu hizmeti sunduğunu ama buna rağmen yüksek oranda vergi ödediğini kaydeden bir belediye başkanı, KDV alacaklarıyla da mahsuplaşma yapılabileceğine dair öneriyi şu sözlerle anlattı: “Belediyeler mal ve hizmet alımlarında KDV’den muaf değil. Ama biz sonuçta bir hizmet üretiyoruz. Aldığımız malı satmıyoruz ki, kamu hizmeti yapıyoruz. Demir, beton alıyoruz mesela, hepsine KDV ödüyoruz. Sonuçta o KDV’yi mahsuplaşacak işlem yapamıyorum. Yani ben hizmet üretiyorum, kar elde etmiyorum ama vergi ödemek zorunda kalıyorum. İşte bu yüzden KDV alacaklarımız var. Bu alacaklar karşılığında da mahsuplaşılabilir.”

Toplantıda belediyelerin gelirlerini artırıcı önlemlere dair değerlendirmeler de yapıldı. Sayıştay bulgularına göre bazı belediyelerin aldığı, bazı belediyelerin almadığı gelirler olduğunu ifade eden bir CHP kurmayı, “Sayıştay’ın tespitleri var. Pek çok AK Partili belediye ‘ajans payı’, ‘elektrik payı’ gibi gelirler alıyor. CHP’li belediyelerin de bu paylardan faydalanması için çalışılabilir” dedi.

Erdoğan ile görüşülsün

Toplantıda CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’la; Hazine ve Maliye Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le konuya ilişkin görüşme gerçekleştirmesi, CHP’nin önerilerini iletmesi yönünde de uzlaşıya varıldı. Önümüzdeki günlerde bu görüşmelerin gerçekleşmesi için adım atılacağı, görüşmelerde bakanlardan AK Partili belediyelerden devreden borçların ödenebilmesi için CHP’li belediyelere alan açılmasının talep edileceği ifade edildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in SGK prim borçlarının tahsilinin yaratacağı problemleri ve çözüm önerilerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da aktarması, bu konu özelinde bir görüşme için randevu talebinde bulunması da sunulan öneriler arasında yer aldı.

Haberin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan İYİ Parti’den İstifa Edenlere Geri Dönün Çağrısı

İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı önünde partililere seslenen Müsavat Dervişoğlu, “Giden arkadaşlarımıza, küsen arkadaşlarımıza, istifa eden arkadaşlarımıza, gönlü kırılan arkadaşlarımıza hulusi kalb ile sesleniyorum; kim gittiyse sadece bu partinin kapıları değil, benim kalbim ve gönlüm de ardına kadar açıktır” dedi.

İstanbul Esenler’de bulunan Tekstilkent’i ziyaret eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ziyaretin ardından partisinin Zeytinburnu’nda bulunan İstanbul İl Başkanlığı’na geçti.

Burada partililere seslenen Dervişoğlu, “Türkiye’de bir şeyler değişirken yaşadığımız olumsuzlukların bizleri de etkilememesi mümkün değildi. Olup bitenlerden bizlerde etkilendik. Zaman zaman üzüldük. Zaman zaman umutsuzluğa düştüğümüz anlar oldu. Zaman zaman biz nereye gidiyoruz diye kendimizi sorgulamak mecburiyetinde hissettik. Ama gördük ki, milletin bize ihtiyacı var. Madem ki millet bizi istiyor ve çağırıyor o zaman milletin bize yüklediği sorumluluktan kaçmamız mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

“İstifa eden arkadaşlarımıza…”

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İYİ Parti’den istifa etmiş isimlere geri dönün çağrısında bulunan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Gönülleri kırılan, yüreklerinde şahsi üzüntülerden kaynaklı bir takım kırgınlıklar olan, arkadaşlarını küçük siyasi tartışmaların içinde sanki vazgeçilmez gibi görürken görmezden gelen bir takım çevrelerin varlığı da olabilir. Ben size buradan bir dava arkadaşınız, bir yol arkadaşınız, bir kader ve kavga arkadaşınız aynı zamanda da Genel Başkanınız olarak söylüyorum; bir kişinin yokluğu bizim için çok önemlidir.

O sebeple bir eksiksek hiçbirimiz yokuz demektir. Kırılmış gönüllere gireceksiniz, küskünlükleri, olumsuzlukları bertaraf edeceksiniz, birlikten güç doğacağını doğan o gücünde Türk milleti için gerekli olduğunu herkese haykıracaksınız. Ben buradan söylüyorum giden arkadaşlarımıza, küsen arkadaşlarımıza, istifa eden arkadaşlarımıza, gönlü kırılan arkadaşlarımıza hulusi kalb ile sesleniyorum; kim gittiyse sadece bu partinin kapıları değil, benim kalbim ve gönlüm de ardına kadar açıktır”

Paylaşın

Morgan Stanley’den Merkez Bankası İçin Çarpıcı Faiz Tahmini

Merkez Bankası’nın (TCMB) son faiz kararına ilişkin açıklamasını değerlendiren Morgan Stanley Ekonomisti Hande Küçük, bankanın yılın kalanında politika faizini sabit tutacağı tahminini desteklediğini belirtti.

Açıklamada yapılan değişikliklerin faiz oranlarını daha uzun süre sabit tutma niyetini işaret ettiği öngören Küçük, büyümedeki yavaşlamanın daha da arttığına dair işaretler gelirken verilen mesajların yakın vadede gevşeme adımlarının atılmasına yönelik beklentileri erteleme amacını yansıttığını vurguladı.

Morgan Stanley Ekonomisti Hande Küçük, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son faiz kararı ile yayımladığı açıklamanın yılın kalanında politika faizinin sabit kalacağı tahminini desteklediği değerlendirmesini yaptı.

Salı günü yayımlanan raporda, politika yapıcıların faizi değiştirmeden ve ek araçlar konusunda yeni bir sinyal verilmeden ‘şahin bir sürpriz’ yapmayı başardıklarını söyledi.

Bloomberg HT’de yer alan habere göre Küçük, TCMB’nin sözlü yönlendirmesinin, aylık enflasyon eğiliminin yüzde 1,5’e sürdürülebilir bir şekilde düşmesi ve enflasyon beklentileri ile tahmin aralığı arasındaki farkın daralması öncesinde faiz indirimi adımlarına başlanmasının pek olası olmadığını açıkça ortaya koyduğunu ve “bunun yakın vadede faiz indirimi adımlarına pek fazla alan bırakmadığını” söyledi.

Açıklamada yapılan değişikliklerin faiz oranlarını daha uzun süre sabit tutma niyetini işaret ettiği öngören Küçük, büyümedeki yavaşlamanın daha da arttığına dair işaretler gelirken verilen mesajların yakın vadede gevşeme adımlarının atılmasına yönelik beklentileri erteleme amacını yansıttığını belirtti.

Paylaşın

Mayıs’ta, AB’ye İltica Başvuruları 76 Bini Aştı

Eurostat’ın yayımladığı verilerine göre, Mayıs ayında Avrupa Birliği (AB) dışından ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 76 bin 795’e ulaştı. Mayıs 2023’te ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 80 bin 455’ti.

Haber Merkezi / Verilere göre, Suriyeliler ilk kez başvuruda bulunanlar arasında ilk sırada yer almaya devam ederken, Suriyelileri 6 bin 170 başvuruyla Venezuelalılar, 5 bin 535 başvuruyla Afganlar takip etti.

Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi Eurostat, Avrupa Birliği’ne (AB) dışından ilk kez iltica başvurusunda bulunanlara ilişkin Mayıs 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Mayıs ayında Avrupa Birliği (AB) dışından ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 76 bin 795’e ulaştı. Mayıs 2023’te ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 80 bin 455’ti.

Verilere göre, Suriyeliler ilk kez başvuruda bulunanlar arasında ilk sırada yer almaya devam ederken, Suriyelileri 6 bin 170 başvuruyla Venezuelalılar, 5 bin 535 başvuruyla Afganlar takip etti.

Almanya, AB’ye ilk kez iltica başvurusunda bulunanların ilk tercihi oldu. Mayıs ayında, 18 bin 175 kişi Almanya’ya ilk kez iltica başvurusunda bulundu.

Verilerde ayrıca, çoğunluğu Suriye’den (790) ve Afganistan’dan (390) gelen 2 bin 565 refakatsiz çocuğun AB ülkelerine sığınma başvurusunda bulunduğu belirtildi. Refakatsiz çocuk başvurularında, Almanya ilk sırayı alırken, ikinci sırada Hollanda yer aldı.

Paylaşın

Taliban, 21 Binden Fazla “Ahlaksız” Müzik Aletini İmha Etti

Taliban yönetimindeki Afganistan’da İyiliğe Teşvik ve Kötülüklerden Korunma Bakanlığı, ülke genelinde son bir yılda 21 binden fazla müzik aletinin imha edildiğini bildirdi.

Bakanlık ayrıca, tılsım yazan 448 ve büyücülük yapan 528 kişinin tutuklandığını, “ahlaksız filmler” dağıtan 25 bin 647 bilgisayar merkezinin kapatıldığını açıkladı.

Afganistan’da İyiliğe Teşvik ve Kötülüklerden Korunma Bakanlığı, son bir yılı kapsayan raporunu açıkladı.

Raporu göre, geçen yıl 13 binden fazla kişi “ahlaka aykırı eylemleri” nedeniyle gözaltına alındı.

Raporda, gözaltına alınanların yaklaşık yarısının 24 saat sonra serbest bırakıldığı ifade edildi. Gözaltına alınan kişilere yönelik suçlamalar ve cinsiyetleri konusunda ise bilgi verilmedi.

Bakanlıkta Planlama ve Mevzuat Müdürü olan Muhibullah Muhlis basın toplantısında yaptığı açıklamada, sakalsız olduğu tespit edilen güvenlik güçleri mensubu 281 kişinin görevine son verildiğini belirtti.

Geçen yıl ülkede 21 bin 328 müzik aletinin de tahrip edildiğini açıklayan Muhlis, “ahlaka ve etiğe aykırı” filmleri piyasada satmak isteyen bilgisayar operatörlerinin de engellendiğini bildirdi.

Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidarı ele geçirmesinin ardından Kadın Bakanlığı feshedilerek, İyiliğe Davet ve Kötülükten Sakındırma Bakanlığı kurulmuştu.

Ahlak bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından kadınları baskı altına aldığı ve ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

BM’nin Afganistan’daki temsilcileri, bakanlığın memurlarının İslami kurallara göre giyinmedikleri gerekçesiyle kadınları gözaltına aldığını bildirmişti.

Taliban ise iddiaları “mesnetsiz” olarak nitelendirerek kuralların İslami hukuk ve Afgan gelenekleri ile uyumlu olduğunu savunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Bahçeli’den “Cumhur İttifakı’nda Çatlak Var” Açıklamalarına Sert Tepki

Sosyal medya hesabından açıklama yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Cumhur İttifakı’nın tertemiz mücadelesine leke sürmek için beşinci kol faaliyeti üstlenen mihrakların boşa kürek çekmeleri bir yana, heveslerinin ve hedeflerinin ihanetle çerçevelenmiş kursaklarında kalması mutlak ve mukadder bir akıbettir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şunu da özellikle ve tekraren hatırlatmalıyım ki, küresel internet platformlarının, sosyal medya mecralarının, organize çıkar gruplarının, bazı gazete ve televizyonların (özellikle Halk Tv) Cumhur İttifakı’nda çatlak varmış gibi yaygara koparmaları hüsran içinde hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur. Elbette bu odaklarla günü geldiğinde hesaplaşmak kaçınılmazdır.”

Bahçeli, açıklamasının devamında, “Cumhur ittifakı Türk ve Türkiye Yüzyılının müjdesi, gelecek nesillerin haysiyet ve heyecan mükafatı olarak kutlu yürüyüşünü sürdürecektir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı üzerinden, makam odasındaki 17 – 25 Aralık’ı gösteren saat ile ilgili açıklama yaptı. “17-25 Aralık emniyet ve yargı darbe süreci, 15 Temmuz FETÖ ihanetinin kuluçka evresidir” diyen Devlet Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhur İttifakı, Türk tarihinin varoluş refleksi, Türk milletinin varlık ve birlik remzidir. Küresel ekonomi-politik sistemin yeni baştan inşa edildiği, önümüzdeki bir yıllık süre zarfında iç kargaşa çıkma riski en yüksek ülke olarak Türkiye’nin haksız ve hayasızca gösterildiği bir dönemde Cumhur İttifakı milli güvence, milletin özgüvenidir. İstiklal ve istikbal haklarımızın muhafız ve müdafaa onurunun mihver gücü cumhur ile Cumhuriyet’i kucaklaştıran akıl ve ahlak temelli ittifakımızdır.

Türkiye’miz üzerinde karanlık senaryolar yazan, nevzuhur kaos denklemleri kuran, tarih sahnesinde pasif ve müdahale edilebilir bir ülke olmasının planını hazırlayanlar bugünlerde dedikodu çarkını hızla çevirmeye, fitne cephesini artan ölçekte tahkim ve takviye etmeye başlamışlardır. Bu mahsurlu tablonun gözümüzden kaçtığını düşünenler hiç kuşkusuz derin bir gaflet ve melanet girdabında sürüklenen çürüklerdir.

17-25 Aralık emniyet ve yargı darbe süreci, 15 Temmuz FETÖ ihanetinin kuluçka evresidir. 15 Temmuz işgal teşebbüsünün çatısı 17-25 Aralık süreciyle örülmüştür. Bu nedenle FETÖ’nün ne 15 Temmuz silahlı kalkışmasını ne de 17-25 Aralık kumpasını hatırımızdan ve gündemimizden çıkarmak mümkün değildir. Ayrıca doğru da değildir. Cumhur İttifakı’nın tertemiz mücadelesine leke sürmek için beşinci kol faaliyeti üstlenen mihrakların boşa kürek çekmeleri bir yana, heveslerinin ve hedeflerinin ihanetle çerçevelenmiş kursaklarında kalması mutlak ve mukadder bir akıbettir.

Şunu da özellikle ve tekraren hatırlatmalıyım ki, küresel internet platformlarının, sosyal medya mecralarının, organize çıkar gruplarının, bazı gazete ve televizyonların (özellikle Halk Tv) Cumhur İttifakı’nda çatlak varmış gibi yaygara koparmaları hüsran içinde hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur. Elbette bu odaklarla günü geldiğinde hesaplaşmak kaçınılmazdır. Cumhur ittifakı Türk ve Türkiye Yüzyılının müjdesi, gelecek nesillerin haysiyet ve heyecan mükafatı olarak kutlu yürüyüşünü sürdürecektir.”

Ne olmuştu?

2015 yılında Ankara’da Bahçeli’yi ziyaret eden dönemin Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, MHP liderinin odasında 17.25’te sabitlenen saatin hikayesini aktarmıştı. Saati, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk iddialarına ilişkin soruşturmalara atfen 17.25’te durduran Bahçeli, “Bunu bizzat ben yaptım. 17.25’i gösterdiğinde pilini çıkardım. Buradan da anlayabilirsiniz ki biz, 17 ve 25 Aralık’ın hesabının sorulması vaadimizden asla geri adım atmayız” demişti.

Paylaşın

MHP’den CHP’ye “Can Atalay” Tepkisi

Can Atalay için TBMM’yi yeniden olağanüstü toplantıya çağıracağını açıklayan CHP’ye tepki gösteren MHP’li Feti Yıldız, “Toplantıyı gerektiren konu görüşüldükten sonra, aynı konuda Gazi Meclis tekrar olağanüstü toplantıya çağrılamaz” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen son kararın, Meclis’te doğrudan okutulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nu yeniden olağanüstü toplantıya çağıracaklarını açıklaması sonrası tepki gösterdi.

Yıldız, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Türkiye Büyük Millet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır. Meclis, bir yasama yılında en çok üç ay tatili yapabilir; ara verme veya tatil sırasında Cumhurbaşkanınca toplantıya çağrılır. Meclis başkanı da doğrudan doğruya veya üyelerin beşte birinin yazılı sistemi üzerine, Meclisi toplantıya çağırır.

Ara verme veya tatil sırasında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, toplantıyı gerektiren konu görüşülmeden ara verme veya tatile devam edilemez (Anayasa Hükmü). Toplantıyı gerektiren konu görüşüldükten sonra,aynı konuda Gazi Meclis tekrar olağanüstü toplantıya çağrılamaz. Bir hakkın suistimalini anayasa da, kanun da himaye etmez.”

Paylaşın

10 Maddede, Türkiye Ekonomisinde “Stagflasyon” Belirtileri

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, yüksek enflasyon ortamında, üretimin ve istihdamın durgunluk göstermesi anlamına gelen stagflasyonun Türkiye ekonomisindeki belirtilerini 10 maddede değerlendirdi.

Sanayi üretimi, istihdam, kredi kullanımı gibi alanlarda yaşanan durgunluğa dikkat çeken Kozanoğlu’nun “Stagflasyon tartışması yeniden” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

1) En kritik öncü göstergelerden sayılan sanayi üretimi Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.6 düştü. Bu oran imalat sanayiinde yüzde 6.9’u buldu. Yılın ikinci çeyreğinde de ilk çeyreğe göre yüzde 3.9 zayıflama gerçekleşti. Kapasite kullanım oranı da 2023’ün aynı ayına kıyasla yüzde 1.3 azalarak 75.9 oldu.

2) İstanbul Sanayi Odası’nın derlediği İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Temmuz’da (üst üste beşinci ay) azalarak 47.2 düzeyinde geriledi. Yeni alınan siparişlerde son 20 aylık dönemin en sert düşüşü kaydedildi. PMI raporuna göre, izlenen on sektörün tamamında yeni siparişler yavaşladı. Üretimde ise giyim ve deri ürünleri dışındaki tüm sektörlerde daralma yaşandı.

3) Merkez Bankası Enflasyon Raporu’nda zorunlu harcamalar dışında ihtiyari harcamalarda yavaşlamaya işaret ediliyordu. Otomobil satışlarında Temmuzda bir yıl öncesine göre yüzde 14.6 düşüş gerçekleşti. Perakende satış hacim endeksinde yıllık bazda Mayısta yüzde 6.2, Haziranda 8.6 artış söz konusu olsa da son 2 yılda hep çift haneli sıçramalar kaydedildiği için burada da bir yavaşlama seziliyor. Çünkü aylık bazda ise Mayısta yüzde 3.4 daralma, Haziranda yüzde 1.7 artış gerçekleşti. Şimdilik dalgalı bir seyirle karşı karşıya bulunduğumuz söylenebilir.

4) Ekonomik yavaşlama ciro endekslerinde de kendini gösteriyor. Haziran 2024 ciro endeksi yıllık yüzde 58 arttı. Aynı ayın TUİK tüketici enflasyonunun yüzde 71.6 açıklandığını hatırlarsak, bu net bir reel gerilemeye işaret ediyor. Enflasyonda en belirgin katılık gösteren hizmetler endeksi yüzde 76.1 ile sınırlı bir reel artış sergilerken, sanayi ciro endeksi yüzde 41, ticaret ciro endeksi yüzde 58.5 nominal artış ile belirgin bir reel düşüş gösteriyor. Sıçrama gösteren sektör ise, yüzde 103.5 artışla inşaat sektörü.

5) Haziran ayında 95.8 değerini alan ekonomik güven endeksi de, Temmuz’da 1.4 düşüşle 94.4 düzeyine indi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle tüketici güven endeksi aynı dönemde aylık bazda yüzde 3.1 azalışla son 8 ayın en düşük noktasına geldi.

Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi de bir önceki aya göre 1.8 puan düşüşle 98.7’yi gördü. Sektörel güven endeksleri perakende ticarette 1.7, hizmetlerde 1.3, inşaatta 0.8 azaldı.

6) Ekonomiye hız kestirecek en önemli bir gelişme de kredilerin reel olarak daralması. Merkez Bankası verilerine göre, TL ticari kredilerin 13 haftalık büyüme oranı 26 Temmuz itibarıyla yüzde 11.2, bireysel kredilerin yüzde 28 düzeyiyle sert bir reel daralmaya işaret ediyor. Alt kırılımlarda bu oranlar konut kredilerinde yüzde 4.9, ihtiyaç kredilerinde yüzde 42.8 ve kredi kartlarında yüzde 32.4. Son haftalarda özellikle kredi kartı harcamalarında belirgin bir yavaşlama hissediliyor. Çünkü faizlerin düşüklüğü nedeniyle kredi kartlarının borçlanma olanağından yararlanan tuzu kuru kimseler birer birer minderden çekiliyor. Buna karşın gelirleri harcamalarına yetmeyen dar gelirli kesimler son çare olarak kredi kartlarına başvuruyor.

7) Faizlerin yüksekliği ve talebin daralması bekleneceği üzere kredi riskini artırıyor. Bu nedenle karşılıksız çek, protestolu senet ve tahsili gecikmiş alacaklar segmentlerinin her birinde bozulmalar görülüyor. Protestolu senet sayısında 2024 Ocak-Haziran döneminde yüzde 0.5 sınırlı bir artışa karşın, tutarda yüzde 181.9’luk bir sıçrama gözleniyor. Karşılıksız çeklerde ise durum daha vahim; karşılıksız çeklerin sayısı yılın ilk 6 ayında yüzde 78.7 artarken, tutarları yüzde 254.3’lük bir patlama gösteriyor.

Borcunu ödememiş gerçek kişi sayısı 2024 Ocak-Haziran döneminde tüketici kredilerinde 536 bin, bireysel kredi kartlarında 645 bin, toplamda ise 891 bine ulaşmış durumda. Her iki kulvarda da borç takmış kişiler bulunması nedeniyle toplam sayı daha yüksek değil. Takibe giren alacak oranı genelde yüzde 1.5, bireysel kredi kartlarında yüzde 2.5 olmak üzere düşük bir düzeyde bulunsa da artma eğiliminde. Borcunu ödeyemeyen insanların sayısının TL bazında tahsili gecikmiş alacak oranından daha hızlı artışı ise; dar gelirli, kredi limitleri düşük yurttaşların borç ödeyememe sorununu yaşadığını, önümüzdeki aylarda bu tablonun ağırlaşacağını düşündürüyor.

8) Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Haziran ayında bir önceki aya göre 0.7 puan artarak yüzde 9.2 düzeyine çıktı. Bu artışın turizm, tarım ve inşaatta istihdamda genişleme beklenen bir ayda gerçekleşmesi dikkat çekici. İşsiz sayısı 234 bin yükselirken, işgücüne katılanların sayısının 107 bin düşüşü, istihdam edilenlerin sayısının 341 bin gerilemesine yol açtı.

Böylelikle çalışma yaşındakilerin işbaşı yapabilenlerinin oranı yüzde 49.3’e indi. Tek bir aylık verinin güvenirliliğinin sınırlı olacağını göz önüne alsak da, işgücündeki azalma asgari ücretin sabit tutulması nedeniyle aslında şaşırtıcı değil., “Bu ücretle çalışacağıma emek piyasasından çekilirim” deme eğiliminin baş gösterdiğini düşündürüyor. Diğer önemli bir gösterge, atıl işgücü oranı da yüzde 29.2’ye ulaştı.

Böylelikle 3.3 milyonu işsizler, 3.9 milyonu tam zamanlı çalışmak istediği halde eksik zamanlı çalışmak zorunda kalanlar, 4.6 milyonu ise genellikle iş bulmaktan umudun kesmiş olması nedeniyle aktif iş aramayan, ama bir iş olsa çalışırım diyenler olmak üzere 11.8 milyon yurttaşımız atıl işgücünün parçası oldu. Ekonomik soğumayla birlikte kış aylarında işsizlik oranının yüzde 12’yi geçmesi, özellikle 2024 üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlanması beklenmeli. 15-24 yaş arasını kapsayan genç işsizliği ise, şimdiden yüzde 17.6 düzeyinde.

9) Haziran ayında cari işlemler dengesi 407 milyon dolar fazla verdi. Net turizm gelirlerinin 4.8 milyar dolar gerçekleştiği bir dönemde sağlanan cari fazla şaşırtıcı değil. Böylelikle 2024’ün ilk 6 ayının cari açığı 16.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ancak bu performansa sevinmeden önce ekonominin yavaşlamasının ödemeler dengesine etkisini de göz önüne almakta yarar var. 2018 kur şokunun ardından hem TL’nin değer kaybının hem de ekonominin yavaşlamasının sonucu olarak, 2019’da 15 milyar dolar cari fazla verildiğini unutmadık.

2024 Ocak-Haziran döneminde ara malları ithalatı yüzde 14.5 azalırken, tüketim malları ithalatı yüzde 19.8 artış göstermiş. Haziran ayında enerji ürünleri ve altın hariç ithalatın bir yıl öncesine göre yüzde 2.7 azalması ekonomik yavaşlamanın etkilerinin ortaya çıktığını; tüketim mallarının ithalatının ise yüzde 5.0 artışı ise, üst gelir grubunun kurun da teşvikiyle talebinin güçlü kaldığını gösteriyor.

10) TL ticari krediler yüzde 59, ihtiyaç kredileri ise yüzde 75 faiz oranıyla öngörülen enflasyonun çok üzerinde seyrediyor. Bu durum özellikle reel sektör şirketlerini dövizlerini bozdurup/dövizle borçlanıp, TL kredi gereksinimlerini karşılamaya/yüksek TL mevduat kredilerinden yararlanmaya teşvik ediyor.

Reel sektör şirketlerinin döviz varlıkları Mayıs’ta 4 milyar dolar gerilerken, döviz borçları da 10.5 milyar dolar artmış; dolayısıyla net döviz pozisyonlarında bozulma 14.5 milyar dolara çıkmış. 2023 sonundan Mayıs’a pozisyon açığı 32,7 milyar dolar yükselmiş Bu eğilimin sürmesi halinde, önümüzdeki dönemde olası bir kur sıçramasının reel sektöre ve borç ödemelerinin aksaması nedeniyle dolaylı biçimde finans kesimine zor günler yaşatması riski artar.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Köklü Değişim Beklentisi

CHP, köklü bir tüzük değişikliğine hazırlanıyor. Ön seçim, dönem sınırı ve başarı kriterinin CHP Tüzüğü’nde yapılacak köklü değişikliklerin başında geldiği ifade ediliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4 – 9 Eylül haftasında gerçekleştirilecek tüzük kurultayı mesaisi devam ediyor.

Birgün’den Mustafa Bildirci‘nin CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre, parti yönetimi köklü bir tüzük değişikliğine hazırlanıyor. Ön seçim, dönem sınırı ve başarı kriterinin CHP Tüzüğü’nde yapılacak köklü değişikliklerin başında geldiği belirtiliyor.

CHP’de, “Toplumun ihtiyaçlarını karşılayan bir tüzük” değişikliği için çalışmalar sürüyor. Mevcut tüzüğün Genel Başkan’ın onayına bağladığı ön seçimin tüzük değişikliğinin ardından sürekli hale getirileceği ifade ediliyor.

Tüzük Komisyonu’nun başında yer alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi’nin, il başkanlarıyla bir araya geldiği toplantıda da tüzük değişikliğine yönelik öneriler dile getirildi. CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ön seçimle aday belirleme konusunda çok farklı yönelimler öne çıktı.

Ön seçimin tüzük ile garanti altına alınmasına yönelik fikir birliği sağlansa da yöntemler üzerinde farklı görüşler paylaşıldı. Bazı seçim çevrelerinde, ön seçimle belirlenen adayın seçimi kaybettirdiğini anlatan il başkanları, “Ön seçim için Genel Başkan’a kontenjan verilsin. Merkez ataması yapılsın” önerisini sundu.

CHP’de, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde dillendirilmeye başlanan, “Aktif üye-pasif üye” konusunda da görüşler ifade edildi. Bazı il başkanları, “Biz ilimizde üye bulmakta dahi zorlanıyoruz” diyerek aktif üye-pasif üye düşüncesinin hayata geçirilmesinin mümkün olmayacağını savundu.

Dönem sınırı

Tüzük değişikliğine yönelik öne çıkan bir diğer konu da dönem sınırlaması oldu. CHP kaynakları, il başkanlarının ve tüm örgütün dönem sınırlaması getirilmesi konusunda ortak görüşte olduğunu kaydederek, “Genel Başkan da dahil tüm seçilmişlere dönem sınırlaması getirilecek” dedi. Sınırlamanın, üç dönem şeklinde uygulanacağı öğrenildi.

CHP Lideri Özgür Özel’in gündeme getirdiği başarı kriterine yönelik ise il başkanlarından çeşitli itirazlar geldi. CHP’nin oyunun düşük olduğu kentlerde başarının oy oranına endekslenmesinin doğru olmayacağını söyleyen bazı il başkanları, “Üye sayısının artırılması başarı kriteri olarak konulabilir” önerisinde bulundu.

Paylaşın