Türkiye’nin Risk Primi 14 Yıl Sonra Rekor Tazeledi

Türkiye’nin kredi iflas riskini gösteren 5 yıllık CDS’leri 800 baz puanı aşarak 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıkarak rekor tazeledi. Türkiye’nin kredi iflas riskini gösteren beş yıllık CDS’leri, 24 Mayıs 2022’de 731 seviyesine ulaşarak rekoru görmüştü.

2008 yılından bu yana kaydettiği zirve seviyeyi yenileyen 5 yıllık risk primi (CDS) 816 baz puan seviyesine ulaştı. CDS, en son küresel finans krizi sırasında Ekim 2008’de bu seviyelere çıkarak Ekim 2008’de güniçi işlemlerde Türkiye’nin risk primi 904 baz puanı görmüştü.

CDS’nin bu seviyelere çıkması Türkiye’nin dış borçlanmada ödeyeceği faizi etkileyeceği düşünülürken Hazine’nin dolar cinsi borçlanmalarında faizin yüzde 10’un üzerine çıkması bekleniyor.

Türkiye’nin CDS’si en son etkisini derinden hissetiren 2001 ekonomik krizinde 1300 seviyelerindeydi. Bugün pris priminin (CDS) 740 baz puana yükselmesi ise iflas riskinin artması anlamına geliyor.

Risk primi CDS nedir?

Kredi risk primi, bir kredinin geri ödenmeme riskinin tespit edilmesini ve bu riske karşı kredinin sigortalanmasını sağlayan bir değerleme enstrümanıdır. Sigorta şirketleri borçların ödenememesi halinde alacaklının alacaklarını sigortalayan bir sözleşme satar ve bu sözleşmenin fiyatı da ülkenin CDS primidir.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: İşsiz Sayısı 65 Bin Kişi Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Nisan 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, işsizlik sayısı nisan ayında bir önceki aya göre 65 bin kişi artarak 3 milyon 853 bin kişi oldu.

Haber Merkezi /İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 11,3 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 9,7 iken kadınlarda yüzde 14,5 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin sayısı nisanda bir önceki aya göre 408 bin kişi artarak 30 milyon 371 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puanlık artış ile yüzde 47,1 olarak kaydedildi.

İşgücüne katılma oranı nisan ayında bir önceki aya göre 473 bin kişi artarak 34 milyon 225 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,7 puanlık artış ile yüzde 53,1 oldu.

Genç işsizlik yüzde 20

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puanlık azalış ile yüzde 20’ye geriledi. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 18,1, kadınlarda ise yüzde 23,7 olarak tahmin edildi.

Fiili çalışma süresi 45,1 saat oldu

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi nisanda bir önceki aya göre 0,2 saat artarak 45,1 saat olarak gerçekleşti.

Geniş tanımlı işsizlik azaldı

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı (geniş tanımlı işsizlik) nisan ayında bir önceki aya göre 0,7 puan azalarak yüzde 21,7 olarak kaydedildi.

Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 14,8 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,5 olarak açıklandı.

Paylaşın

Ekonomistler, Gelire Endeksli Senet Uygulaması İçin Ne Diyor?

Hazine ve Maliye Bakanlığı, vatandaşların tasarruflarını Türk lirası cinsi varlıklarda değerlendirebilmelerinin teşvik edilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi amacıyla, gelire endeksli devlet iç borçlanma senedi (GES) uygulamasının başlatılacağını ve talep toplama işlemlerinin 15 Haziran’dan itibaren gerçekleştirileceğini bildirdi.

Geçmiş yıllarda denenen bu uygulama ile gelire endeksli senetler, zarar etmeyen kamu kurumlarına endeksleniyor ve kuponla ana para ödemeleri belirleniyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığının açıklamasına göre GES’ler sadece gerçek kişilere sunulacak ve ülke genelindeki duyuru ve talep toplama işlemleri yoluyla ihraç edilecek.

Senede ilişkin talep toplama işlemleri ile senedin ihracı, kupon ve anapara ödemeleri Bakanlığın sitesinde yayınlanacak duyuruda belirtilecek bankalar aracılığı ile gerçekleştirilecek.

İhraç edilecek senetler üç ayda bir yatırımcısına kupon getirisi sağlayacak. Bakanlığı bu konudaki açıklaması şöyle:

“Kupon ödemelerinde asgari getiri garantisi olacaktır. Senedin kupon ödemesine esas teşkil edecek getiri oranı ve vade yapısı ihraç duyurusunda ilan edilecektir. Senedin yatırımcıya sağlayacağı nihai getiri oranı, ihraç aşamasında Bakanlığımız tarafından belirlenen getiri oranının, hasılat gerçekleşmeleri çerçevesinde hesaplanacak endeks değeri ile çarpılması yoluyla belirlenecektir.”

GES’ler neyin gelirine endeksli olacak?

Kur Korumalı Mevduat’ta oluduğu gibi bu uygulamanın amacı da vatandaşların yatırımlarını TL cinsi varlıklara yönlendirmek.

Hazine’ye göre (GES) getirileri, gelir performansı güçlü olan ve bütçeye hasılat aktarımı yapan kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) gelirlerine endeksli olacak.

Yeni uygulamada, 3 ayda bir ödenecek kuponlar için uygulanacak asgari getiri garantisi sayesinde, vatandaşların gelir paylarındaki değişimlerden olumsuz etkilenmesinin önleneceği belirtiliyor.

Ayrıca bu KİT’lerden bütçeye aktarılan hasılat performansı beklenenin üzerinde geldiğinde, bunun yatırımcılara ilave getiri olarak aktarılacağı kaydediliyor. Ancak bu KİT’lerin hangileri olduğu açıklanmadı. Uygulamanın taban faizi, vadesi ve vade getirisi hakkında da bir açıklama yok.

Ekonomistler GES uygulaması için ne diyor?

Türkiye’yi yakından izleyen İngiliz ekonomist Timothy Ash, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı yeni önlemi şu sözlerle eleştirdi:

“Türk mali yapısı her gün daha çok Lübnan’a benziyor. Bu kesinlikle, Lübnan’da olduğu gibi bir felaketle sonuçlanacak. Burada tek soru, bunun ne zaman olacağı.”

Ash, Twitter’dan yaptığı bir diğer açıklamasında, Türkiye’ye faizleri artırması çağrısında bulundu.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise, ‘dağ fare doğurdu’ diyerek, söz konusu uygulamayla ilgili “Enflasyon yüzde 100 e giderken, hangi devlet gelirine endeksli tahvile güvenirsiniz ? Devletin hangi kurumu, enflasyona yakın gelir garanti eder ki?” diyerek, doların daha da tırmanacağı öngörüsünde bulundu.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın duyurusunun ardından “Faize faiz dememek için yaptıklarımızı yazsak roman olur.” tepkisini verdi.

Ekonomist Uğur Gürses’in tepkisi şu şekilde oldu: “Önlem diye açıklananlar şunlar; neye endeksli olduğu bilineyen GES ihracı, tüketici kredilerinde vade ve kredi kartı asgari ödeme oranının düzenlenmesi, SPK’nın iraçlarda aldığı ücretlerde indirim yapılması. Kendileri ciddiye alıyor mu bunları?”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Yeni Açıklama: Birinci Öncelik Enflasyon

Hazine ve Maliye Bakanlığı, dün gece yaptığı açıklamalara bir yenisini daha ekledi. Enflasyonun tüm dünyada yüksek olduğu ifade edilen açıklamada, “Enflasyonla mücadele birincil önceliğini korumaktadır” denildi.

Haber Merkezi / Serbest piyasa kurallarından taviz verilmeden, Türk lirası kullanımını ve cazibesini artıracak uygulamalara devam edileceği bildirilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

“Son dönemde tüm dünyayı etkisi altına alan küresel enflasyonist süreçten ülkemiz de etkilenmektedir. Bununla birlikte makro ekonomi politikamızda enflasyonla mücadele birincil önceliğini korumaktadır. Bu mücadelede kurumlar arası eşgüdümün önemi açık olup tüm kurumlarımız attığı adımlarda ortak mücadele anlayışıyla hareket etmektedir.

Bu çerçevede;

  • Maliye politikasında program hedeflerinden sapmadan büyüme, istihdam ve özellikle gelir dağılımını önceleyen uygulamalar devam edecektir.
  • Kamu harcamalarında etkinliği artırarak, tasarruf sağlanacaktır. Zorunlu kamu giderleri dışındaki tüm alanlarda kontrol süreçleri etkinleştirilecek, böylece kamu harcamalarında etkinlik artırılarak tasarruf sağlanacaktır.
  • Makro ihtiyati tedbirler güncel ekonomik koşullar gözetilerek etkin ve dinamik bir şekilde alınmaya devam edilecektir.
  • Serbest piyasa kurallarından taviz verilmeden, Türk lirası kullanımını ve cazibesini artıracak uygulamalara devam edilecektir.
  • Beklentilerin yönetimi kapsamında ekonomide atılan adımlar ekonominin tüm paydaşlarıyla şeffaf ve eş zamanlı bir şekilde paylaşılacaktır.”

Gelire Endeksli Senet Uygulaması

Hazine ve Maliye Bakanlığı, vatandaşların tasarruflarını Türk lirası cinsi varlıklarda değerlendirebilmelerinin teşvik edilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi amacıyla, gelire endeksli devlet iç borçlanma senedi (GES) uygulamasının başlatılacağını ve talep toplama işlemlerinin 15 Haziran’dan itibaren gerçekleştirileceğini bildirdi.

Geçmiş yıllarda denenen bu uygulama ile gelire endeksli senetler, zarar etmeyen kamu kurumlarına endeksleniyor ve kuponla ana para ödemeleri belirleniyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığının açıklamasına göre GES’ler sadece gerçek kişilere sunulacak ve ülke genelindeki duyuru ve talep toplama işlemleri yoluyla ihraç edilecek.

Senede ilişkin talep toplama işlemleri ile senedin ihracı, kupon ve anapara ödemeleri Bakanlığın sitesinde yayınlanacak duyuruda belirtilecek bankalar aracılığı ile gerçekleştirilecek.

İhraç edilecek senetler üç ayda bir yatırımcısına kupon getirisi sağlayacak. Bakanlığı bu konudaki açıklaması şöyle:

“Kupon ödemelerinde asgari getiri garantisi olacaktır. Senedin kupon ödemesine esas teşkil edecek getiri oranı ve vade yapısı ihraç duyurusunda ilan edilecektir. Senedin yatırımcıya sağlayacağı nihai getiri oranı, ihraç aşamasında Bakanlığımız tarafından belirlenen getiri oranının, hasılat gerçekleşmeleri çerçevesinde hesaplanacak endeks değeri ile çarpılması yoluyla belirlenecektir.”

GES’ler neyin gelirine endeksli olacak?

Kur Korumalı Mevduat’ta oluduğu gibi bu uygulamanın amacı da vatandaşların yatırımlarını TL cinsi varlıklara yönlendirmek.

Hazine’ye göre (GES) getirileri, gelir performansı güçlü olan ve bütçeye hasılat aktarımı yapan kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) gelirlerine endeksli olacak.

Yeni uygulamada, 3 ayda bir ödenecek kuponlar için uygulanacak asgari getiri garantisi sayesinde, vatandaşların gelir paylarındaki değişimlerden olumsuz etkilenmesinin önleneceği belirtiliyor.

Ayrıca bu KİT’lerden bütçeye aktarılan hasılat performansı beklenenin üzerinde geldiğinde, bunun yatırımcılara ilave getiri olarak aktarılacağı kaydediliyor. Ancak bu KİT’lerin hangileri olduğu açıklanmadı. Uygulamanın taban faizi, vadesi ve vade getirisi hakkında da bir açıklama yok.

Ekonomistler GES uygulaması için ne diyor?

Türkiye’yi yakından izleyen İngiliz ekonomist Timothy Ash, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı yeni önlemi şu sözlerle eleştirdi:

“Türk mali yapısı her gün daha çok Lübnan’a benziyor. Bu kesinlikle, Lübnan’da olduğu gibi bir felaketle sonuçlanacak. Burada tek soru, bunun ne zaman olacağı.”

Ash, Twitter’dan yaptığı bir diğer açıklamasında, Türkiye’ye faizleri artırması çağrısında bulundu.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise, ‘dağ fare doğurdu’ diyerek, söz konusu uygulamayla ilgili “Enflasyon yüzde 100 e giderken, hangi devlet gelirine endeksli tahvile güvenirsiniz ? Devletin hangi kurumu, enflasyona yakın gelir garanti eder ki?” diyerek, doların daha da tırmanacağı öngörüsünde bulundu.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın duyurusunun ardından “Faize faiz dememek için yaptıklarımızı yazsak roman olur.” tepkisini verdi.

Ekonomist Uğur Gürses’in tepkisi şu şekilde oldu: “Önlem diye açıklananlar şunlar; neye endeksli olduğu bilineyen GES ihracı, tüketici kredilerinde vade ve kredi kartı asgari ödeme oranının düzenlenmesi, SPK’nın iraçlarda aldığı ücretlerde indirim yapılması. Kendileri ciddiye alıyor mu bunları?”

Paylaşın

Türk Lirası’na Teşvik İçin Yeni Adım: Gelire Endeksli Senet İhracatı

Hazine ve Maliye Bakanlığı, vatandaşların tasarruflarını Türk lirası cinsi varlıklarda değerlendirebilmelerinin teşvik edilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi amacıyla, gelire endeksli devlet iç borçlanma senedi (GES) uygulamasının başlatılacağını ve talep toplama işlemlerinin 15 Haziran’dan itibaren gerçekleştirileceğini bildirdi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanlığı  ekonomi konusunda atılacak adımları kamuoyuna duyurulacağını ilan etmişti. Bu açıklamanın ardından, beklenen ilk duyuru geldi. Hazine Ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

Bakanlığımızca, vatandaşlarımızın tasarruflarını Türk Lirası cinsi varlıklarda değerlendirebilmelerinin teşvik edilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi amacıyla, gelire endeksli Devlet iç borçlanma senedi (GES) talep toplama işlemleri 15 Haziran 2022 tarihinden itibaren gerçekleştirilecektir.

Sadece gerçek kişilere sunulacak olan GES’ler, ülkemiz genelinde gerçekleştirilecek duyuru ve talep toplama işlemleri yoluyla ihraç edilecektir.

Senede ilişkin talep toplama işlemleri ile senedin ihracı, kupon ve anapara ödemeleri Bakanlığımız sitesinde yayınlanacak duyuruda belirtilecek bankalar aracılığı ile gerçekleştirilecektir.

İhraç edilecek senetler üç ayda bir yatırımcısına kupon getirisi sağlayacak olup kupon ödemelerinde asgari getiri garantisi olacaktır.

Senedin kupon ödemesine esas teşkil edecek getiri oranı ve vade yapısı ihraç duyurusunda ilan edilecektir. Senedin yatırımcıya sağlayacağı nihai getiri oranı, ihraç aşamasında Bakanlığımız tarafından belirlenen getiri oranının, hasılat gerçekleşmeleri çerçevesinde hesaplanacak endeks değeri ile çarpılması yoluyla belirlenecektir.

Ekonomistler GES uygulaması için ne diyor?

Türkiye’yi yakından izleyen İngiliz ekonomist Timothy Ash, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı yeni önlemi şu sözlerle eleştirdi: Türk mali yapısı her gün daha çok Lübnan’a benziyor. Bu kesinlikle, Lübnan’da olduğu gibi bir felaketle sonuçlanacak. Burada tek soru, bunun ne zaman olacağı.

Ash, sosyal medya hesabından yaptığı bir diğer açıklamasında, Türkiye’ye faizleri artırması çağrısında bulundu.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise, ‘dağ fare doğurdu’ diyerek, söz konusu uygulamayla ilgili “Enflasyon yüzde 100 e giderken, hangi devlet gelirine endeksli tahvile güvenirsiniz ? Devletin hangi kurumu, enflasyona yakın gelir garanti eder ki?” diyerek, doların daha da tırmanacağı öngörüsünde bulundu.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın duyurusunun ardından “Faize faiz dememek için yaptıklarımızı yazsak roman olur.” tepkisini verdi.

Ekonomist Uğur Gürses’in tepkisi şu şekilde oldu: “Önlem diye açıklananlar şunlar; neye endeksli olduğu bilineyen GES ihracı, tüketici kredilerinde vade ve kredi kartı asgari ödeme oranının düzenlenmesi, SPK’nın iraçlarda aldığı ücretlerde indirim yapılması. Kendileri ciddiye alıyor mu bunları?”

Paylaşın

BDDK’dan Kredi Kartları Ve Tüketici Kredilerine Yeni Düzenleme

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) dün geçe açıkladığı yeni bir karar ile limiti 25 bin TL üzeri olan kredi kartlarının asgari ödeme tutarını değiştirdi. Tutar dönem borcunun yüzde 20’sinden 40’ına çıkarıldı. 

Eskiden dönem borcu 10 bin olan bir kişinin asgari ödeme tutarı 2 bin iken bu kararla birlikte 4 bine çıkmış oldu. Limiti 25 bin TL’nin altında olan kredi kartları ise bu kararın dışında bırakıldı.

Söz konusu kart sahipleri asgari ödeme tutarı olarak dönem borçlarının yüzde 20’sini ödemeye devam edebilecek.

BDDK’nin bir diğer düzenlemesi ise tüketici kredilerine ilişkindi.

Bugünden itibaren alınacak tüketici kredilerinde vade sınırı 50 bin TL üzerindeki krediler için 24 ay, 100 bin TL’nin üzerindeki krediler için ise 12 ay olarak belirlendi.

BDDK konut kredilerinde kredi değer oranının tutara göre farklılaştırılması, kredilerin yatırım ve ihracat gibi üretken alanlara yönlendirilmesi gibi konularda çalışmaların sürdüğünü açıkladı.

Dün akşam BDDK’nın yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da birer açıklama yaptı.

Bakanlık gelire endeksli bir devlet iç borçlanma senedi ihraç edeceğini ve talep toplama işleminin 15 Haziran’da başlatılacağını duyurdu.

Senede dair ayrıntılar ise henüz belli değil.

Kararın ardından kısa bir süre 17’nin altına gerileyen dolar/TL kuru ilerleyen saatlerde tekrar 17,30 civarına yükseldi.

SPK’nın açıklamasında ise “Hazine ve Maliye Bakanlığı resmi hesabından yayınlanan basın açıklamasında yer alan adımlar kapsamında; Borsa İstanbul nezdinde ‘Emtia Pazarı’ kurulmuş olup, altın sertifikası ihracına ilişkin çalışmalara başlanmıştır” ifadeleri yer aldı.

Paylaşın

Reuters: Ek Bütçe İçin Çalışma Yapılıyor

Ekonomi yönetimi, artan maliyetler ve TBMM’nin ay sonu öngörülen tatilinden önce yazın da ihtiyaç duyulabilecek ödemeleri garanti altına almak adına TBMM’ye ek bütçe yasa tasarısı sunmayı değerlendiriyor.

Reuters’a bilgi veren iki kaynak iktidar kanadında ek bütçeye ilişkin çalışma yapıldığını, ihtiyaç duyulup duyulmayacağına dair nihai kararın ise henüz verilmediğini belirtti.

Son dönemde artan küresel enerji fiyatları, KKM’nin dönüş maliyetleri, TL’deki değer kaybı, kamu çalışan ve emeklilerine yapılacak düzenlemeler bütçe açısından artan maliyet anlamına geliyor. Burada akaryakıt, elektrik, doğalgaz başta olmak üzere sübvansiyonların bütçe maliyeti 2021’de 200 milyar TL’ye ulaştırırken bu yıl 300 milyar TL bekleniyordu.

Ancak enerji maliyetleri de enflasyon yılbaşında hedeflenen seviyelerin kat ve kat üzerinde arttı. En geç Haziran 2023’te yapılması planlanan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi bu gidişat iktidara olan desteği azaltır boyuta da ulaştı.

Üst düzey bir yetkili, “Özellikle elektrik ve doğalgaz maliyetlerinin etkisi oldu. Ardından enflasyon, devam eden enerji maliyet artışları, KKM’nin etkisiyle bu yıl bütçenin içinde kalınması mümkün gözükmüyor. Ek bütçe yapılması kaçınılmaz gözüküyor” dedi ve ekledi:

“Bu konuda birkaç toplantı yapıldı ama ek bütçenin ne kadar olacağı konusunda bir belirgin durum yok. Bunda enflasyona bağlı olarak kamu çalışanları ve emeklilere yönelik maaş artışlarının da etkisi olacak. Yatırım maliyetleri de öngörülenin çok üstüne çıkmış durumda. Şimdi kurumların ne kadar ek bütçeye ihtiyacı olduğunun tespiti için yapılan çalışmalar birleştirilecek. Bir miktarı şu anda telaffuz etmek mümkün değil. Ancak mümkün olursa bu yasama döneminde tatil öncesi çıkması en doğru seçenek.”

TBMM genel olarak Temmuz ayının ilk günlerinden Ekim ayının başına kadar tatile giriyor. Dolayısıyla ilgili çalışmanın TBMM kapanmadan hayata geçmesi gerekiyor. Aksi takdirde düzenleme ileri bir tarihe kalacak.

Konu hakkında bilgi sahibi bir diğer kaynak ise, “Bu yasama döneminde öncesinde ek bütçenin çıkarılması için bir çalışma başladı. İhtiyaçlara bakılıyor nihai karar verilmedi” dedi.

Artan enflasyon beklenen enerji yükleri KKM kamu çalışan ve emekli ek göstergesi ve artışları vb maliyetler bütçe açığının yıl sonuna doğru %5’e doğru genişleyeceğini açıkça gösteriyor.

Bir diğer taraftan ise geçen yıl sonunda da ek bütçe gündeme gelmiş ancak tercih edilmemişti. Geçen yıl ek bütçeye çalışılmış ancak yerine Cumhurbaşkanına 2021’de bütçe tahmininin üzerinde elde edilen gelir kadar tutarı ödenek olarak kullanma imkanı tercih edilmişti.

Bütçe açığı yüzde 5’e doğru gidiyor

Ayrıca enflasyondaki yükselişler için benzer ülkelerden daha iyi durumda olan bütçesine başvurma kararını Türkiye ilk olarak 2021 Ekim ayında almıştı.

Reuters’ta Kasım ayında yayımlanan bir haberde hükümetin bütçeden genişlemeci adımlara hazırlandığı bunların 2022’de de belirginleşerek devam edeceği belirtilmişti. Haberde Türkiye’nin bütçesinin de gelişmekte olan ülkelere paralel seviyelere doğru evrileceği enflasyonun halka etkisinin bu şekilde azaltılacağı belirtilmişti.

Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında 2016’a ya kadar en düşük bütçe açığı veren ülke idi. Türkiye hala benzer ülkelerden düşük açık verse beklentiler kalıcı %5 civarı açığa doğru gidildiğini gösteriyor.

İstanbul Analiytics’ten Güldem Atabay’ın yayınladığı bir raporda, artmaya devam eden enflasyon nedeniyle tasarruf yerine tüketim eğiliminin devam ettiği, bunun da vergi gelirlerini yukarı ittiğini belirtilerek, “Yılın ikinci yarıda harcamaların ivmeleneceği beklentisi şimdiden ek bütçe çalışmalarını tetiklemiş durumda” denildi. Raporda harcama artışlarının 2022’de bütçe açığının “%5’in üzerine taşıyacak güçte” olduğuna dikkat çekildi.

Bütçe açığının GSYH’ya oranı 2013’ten 2016 yılına kadar yaklaşık %1 seviyesinde kalmıştı. Düşük kamu borcu bu dönemde Türkiye piyasalarını destekleyen önemli bir unsur oldu. Bütçe 2020’de %3.5’e gelecek şekilde her yıl genişledi.

Bütçe açığının GSYH’ya oranı OVP’de 2022’de %3.5, 2023’te %3.2’ye, 2024’ye %2.9 öngörülüyor.

Hükümetin 2022 bütçesi 1.75 trilyon TL gider 1.47 trilyon TL gelir 278.37 milyar TL bütçe açığı öngörüyor. İlk 4 ay gerçekleşmesine göre bütçe kabul edildiğinde öngörülen giderlerin %45’i kullanıldı. Bütçede yılın son ayında neredeyse ilk 11 ay kadar gider kullanımı yapılabiliyor.

KKM dönüşleri

Hükümet geçen yıl yaşanan kur krizinin etkilerini azaltmak maliyetini Hazine ve TCMB’nin üstlendiği kur korumalı mevduat (KKM) sistemi geliştirmişti. KKM geçen hafta itibarıyla 904 milyar TL tutara ulaştı ve bankacılık sektörünün 6.6 trilyon TL’lik mevduatında önemli bir yer edindi.

Hazine ve Maliye Bakanı KKM’nin bütçeye maliyetinin 3 Haziran itibaryla 21.1 milyar TL olduğunu söyledi. Bankacıların hesaplamalarına göre 17 civarında kur ile bütçeye KKM’dewn önümüzdeki iki ayda 13-15 milyar TL civarı yük daha gelecek.

KKM’nin Hazine haricinde TCMB’ye de maliyeti ve piyasa maliyetinden çok vade sonlarının döviz talebi yaratıp yaratmayacağını izliyor.

Cumhurbaşkanlığı ve Hazine haberin yazıldığı sırada konuya ilişkin Reuters’ın sorusuna henüz yanıt vermedi.

(Kaynak: Sözcü)

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Swap Hariç Eksi 52,8 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri geçen hafta gerileme kaydetti. Merkez Bankası verilerine göre, 3 Haziran haftasında brüt rezerv 102,7 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta brüt rezervler 102,9 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

Haber Merkezi / Net rezervlerde ise daha yüksek bir gerileme kaydedildi. Buna göre TCMB’nin net rezervleri geçen hafta 12,2 milyar dolardan 10,5 milyar dolara geriledi.

Swap hariç net rezervler ise 3 Haziran haftasında eksi 52,8 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta swap hariç net rezervler eksi 52,4 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Rezervlere etkisi açısından da dikkate alınan kur korumalı mevduatların toplam büyüklüğü 3 Haziran haftasında 931 milyar TL oldu. Bir önceki hafta bu hesaplarda 904,1 milyar TL birikmişti.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Avrupa Merkez Bankası’ndan Faiz Artışı Kararı

Avrupa Merkez Bankası (AMB), Euro bölgesinde faiz oranını Temmuz ayından itibaren 25 baz puan yükseltme kararı aldı. Banka, varlık alım programını 1 Temmuz’da sona erdireceğini açıkladı. Rekor düzeyde seyreden ve yükselmeye devam eden enflasyon, bankanın bu kararı almasına neden oldu.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) enflasyon tahminlerini de güncelledi. Euro bölgesinde enflasyonun 2022 yılında yüzde 6,8, 2023’te yüzde 3,5 ve 2024 yılında yüzde 2,1 olmasının beklendiği açıklandı. AMB açıklamasında “Bu tahminler enflasyonun istenmese de bir süreliğine yüksek olmayı sürdüreceğine işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

Kuruluş Mart ayında, tüketici fiyatlarındaki artışı 2022 yılı için yüzde 5,1, 2023 için yüzde 2,1 ve 2024 için yüzde 1,9 olarak tahmin etmişti.

Ekonomik büyüme tahminini düşürdü

Avrupa Merkez Bankası Euro bölgesinde ekonomik büyümeye dair öngörülerini de paylaştı. AMB Euro bölgesinde ekonomik büyümenin 2022 yılında yüzde 2,8 oranında bir yıl sonra ise yüzde 2,1 oranında olacağını tahmin etti.

Açıklamada Rusya’nın Ukrayna savaşının “ticareti aksattığı, materyal eksikliğine yol açtığı, enerji ve emtia fiyatlarının yükselmesine sebep olduğu” belirtildi. Bu etkenlerin “özellikle yakın vadede güven üzerinde baskı yaratmaya devam edeceği ve büyümeyi azaltmayı sürdüreceği” ifade edildi.

AMB Mart ayında yaptığı açıklamada bu yıl ekonomik büyümeyi yüzde 3,7, gelecek yıl için yüzde 2,8 ve 2024 için de yüzde 1,6 olarak tahmin etmişti.

Paylaşın

Vergilere ‘Rekor Zam’ Ufukta

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, mayıs ayında açıklanan yurtiçi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) sonrası ekim ayında oluşacak yeniden değerleme oranının (YDO) netleşmeye başladığını belirterek, vergi zammı ‘tsunamisi’ uyarısı yaptı.

Trafik cezası, emlak vergisi, harç gibi ödeneklere getirilen zam oranı olan ‘yeniden değerleme oranı’nın yüzde 120-125 dolayında geleceği hesaplamasını yapan Aktaş, ortada iki seçenek olduğunu belirtti.

Temmuz 2023’e kadar kira artışına getirilen yüzde 25 sınırlamasını hatırlatan Aktaş “Öyle görünüyor ki şimdi sırada yeniden değerleme oranı var. Yüzde 120 ile yüzde 125 arasında oluşacak bir yeniden değerleme oranı, 2023’te dengelerin inanılmaz şekilde bozulması sonucunu doğuracak. Bunun kabullenilmesi, ‘Ne yapalım mevzuat böyle” denilerek uygulanması pek mümkün görünmüyor” diyerek, şöyle devam etti:

“Mevcut mevzuat bu konuda Cumhurbaşkanı’na belli kalemler için sınırlı bir yetki veriyor. Cumhurbaşkanı’nın yetkisini temelde ikiye ayırmak gerek. Bir kere Cumhurbaşkanı’nın cezalar konusunda yeniden değerleme oranının farklı uygulanmasına karar verme yetkisi yok. YDO ne çıkarsa cezalar aynı oranda artacak. Vergilerde ise durum farklı. YDO’ya bağlı olarak değişen ve vatandaşı en çok ilgilendiren iki vergi var; motorlu taşıtlar vergisi ve emlak vergisi.

Cumhurbaşkanı motorlu taşıtlar vergisini YDO’nun yüzde 20’sinden az, yüzde 50’sinden fazla olmayacak şekilde belirleyebiliyor. Örneğin YDO yüzde 120 olursa bu oran yüzde 80 aşağı çekilerek yüzde 24’e kadar indirilebiliyor ya da yüzde 50 artırılarak yüzde 180’e kadar çıkarılabiliyor.

Araç sahipleri yandı ki ne yandı

Şimdi öyle bir gidişat var ki, YDO eğer yüzde 120 olursa Cumhurbaşkanı yetkisini tümüyle kullansa bile MTV artışı yüzde 24’e ancak inecek. Enflasyon bu düzeylerdeyken, MTV artışının böylesine düşük oranda uygulanması da beklenmez.

Eğer bu yılın yüzde 36.2’lik YDO’su ile yüzde 25’lik MTV artışı arasındaki dengenin gözetileceği varsayılırsa MTV’deki 2023 artışı yüzde 80 dolayında olacak demektir. Araç sahipleri yandı ki ne yandı!”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın