Elektrik Üretim Şirketlerine 3 Yılda 116 Milyar Lira Destek

Şirketlere, milyarlarca liralık piyasa dışı destek ödemesi yapıldı. Elektrik üretim şirketlerine son 10 yılda verilen destekler 133 milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu ödemelerin 116 milyar TL’si son 3 yılda gerçekleştirildi.

Emeğiyle yaşayan yurttaşlar başta elektrik olmak üzere enerji faturalarındaki zamlarla daha da yoksullaşırken, elektrik üretim şirketleri ise piyasa faaliyetleri ile elde ettikleri gelirlerin dışında kamu bütçesinden verilen piyasa dışı destekler ve teşviklerle sürekli zenginleşiyor. Söz konusu şirketlere 116 milyar TL’si son 3 yılda olmak üzere 10 yılda toplam 133 milyar TL aktarıldı.

Türkiye’de 80’li yıllarda başlayan elektrik enerjisi sektörünün özelleştirilmesi ve üretimin piyasalaşması, AKP döneminde iktidara yakın bazı çevrelere sermaye transferi araçlarından biri olarak kullanıldı. Bu süreçte şirketlerin Yap-İşlet, Yap-İşlet-Devret, İşletme Hakkı Devri, Varlık Satışı gibi modellerle serbest üretici olarak yeni elektrik santralları yapmaları teşvik edildi. Kamu kurumlarının yatırım yapmalarının da engellendiği bu dönemde şirketlere kamu kaynaklarından sınırsız destekler sunuldu.

Doğrudan transferlerin, maliyet sübvansiyonlarının, vergi muafiyetlerinin, satış fiyatı ve yatırım desteklerinin yanı sıra arazi ve şebeke bağlantısı gibi kaynaklara erişim konusunda da ayrıcalık ve öncelikler sağlandı. Bu şirketlere kamu varlıkları tahsis edildi.

Alım garantisi, ucuz gaz, teşvik

Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğe ABD Doları, yerli kömürden elektrik üreten santralların üretimlerinin bir bölümüne de TL üzerinden sabit fiyat ile alım garantisi verildi. Bazı elektrik üreticilerinin piyasa ortalama satış fiyatından daha yüksek fiyatlarla elektrik satmaları sağlandı. Bazı santrallar, üretimlerinden bağımsız olarak Kapasite Mekanizması adı altında da milyarlık ödemeler alırken, doğal gaz yakıtlı santrallara maliyetinin altında gaz satıldı, yerli kömür santrallarına çevre izni teşviki verildi.

BirGün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre, özelleştirilen yerli kömür yakıtlı santrallarının halkın sağlığını tehdit edecek şekilde üretimini sürdürmesine göz yumulurken çevre mevzuatına aykırı faaliyetlerini ortadan kaldırmaları için verilen süreler defalarca uzatıldı.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Komisyonu Üyesi Orhan Aytaç, elektrik üretim şirketlerine piyasa fiyatının üzerinde ve piyasa haricindeki ödemelerin ulaştığı büyüklüğü hesapladı.

133 milyar TL piyasa dışı destek ödemesi

Buna göre, 2018-2021 döneminde üretilen elektrik enerjisinin Piyasa Takas Fiyatı (PTF) ile hesaplanan ederi 338,65 milyar TL oldu. 2012-2021 arasındaki 9 yıllık dönemde, 16 milyar TL’si ilk 6 yılda olmak üzere toplam 133,28 milyar TL piyasa dışı destek ödemesi yapıldı.

Son 3 yılda PTF üzeri ödemelerin, Kapasite Mekanizması ödemelerinin ve doğal gaz santrallarına yakıt maliyeti desteğinin karşılığı ise 117,28 milyar TL oldu. Bu tutar üretilen elektrik enerjisinin toplam piyasa büyüklüğünün yüzde 35’ine ulaştı.

Paylaşın

Dolardaki Düşüşe İlişkin Dikkat Çeken İddia

Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez, BDDK’nin ticari kredi kullanımına getirdiği yeni koşullara ilişkin haber akışı sonrası düşüşe geçen dolar/TL kuruna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de şirketlerin bankalardaki döviz mevduatlarını satmalarına yönelik baskılara bir yenisi eklendi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) akşam saatlerinde, bankada altın veya döviz cinsinden varlığı 15 milyon TL’yi aşan ve yıllık cirosu 150 milyon liranın altında olan şirketlere TL kredi verilmeyeceğini duyurdu. Karar sonrası uzun süre dar bantta hareket eden dolar/TL 16.47’ye kadar geriledi.

“Rezervden satışla sağlanan düşüş”

Dolardaki beklenmeyen düşüş gündemde önemli bir yer edinirken İş insanı Şemsettin Bozkurt Twitter’dan Eğilmez’i etiketleyerek “Dövizdeki bu sert düşüşü neye yormalıyız sevgili hocam? Dolar: 16,56 TL Euro: 17,52 TL” sorusunu sordu.

Eğilmez, Bozkurt’un sorusunu “BDDK’nin kararı: 15 milyon TL’nin üzerinde döviz mevduatı olana kredi yok. Ama piyasa kapandığı için bu tamamen rezervden satışla sağlanan düşüş gibi görünüyor” diyerek yanıtladı.

Paylaşın

Sigara Ve Alkole Yeni Zam İddiası

Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, sigara ve alkole zam geleceğini iddia etti. Zammın net olmadığını belirten Aybaş, “Sigara ve alkolde yüzde 15 ile yüzde 20 aralığında bir artış söz konusu olabilir” dedi.

Artan enflasyon ve dolar kurundaki yükseliş birçok üründe olduğu gibi sigara ve alkolde de zam yağmuruna yol açtı.

Konuya ilişkin Gazete Durum’dan Deniz Dalgıç’a konuşan Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, “Temmuzun ilk haftası sigara ve alkole zam gelebileceği yönünde fısıltılar var. Ancak, henüz net değil. Hafta sonu netleşir. dedi.

Aybaş, “Biliyorsunuz motorin fiyatları çok yükseldi. Dolar kuru da yerinde durmuyor. Kur artışı devam ediyor. Bu çerçevede temmuz ayının ilk haftası zam gelebileceği yönünde bir beklentimiz var. Sigara ve alkolde yüzde 15 ile 20 aralığında bir artış söz konusu olabilir” ifadelerini kullandı.

“Satışlar yüzde 50 azaldı”

Son zammın ardından sigara ve alkol satışının belirgin biçimde düştüğünü vurgulayan Aybaş, “Satışlar yüzde 50 azaldı. Artık herkes kaçak sigara ve alkol tüketiyor. Vatandaş, içeceği içkiyi kendi evinde kendisi yapmaya başladı. Etil alkolü internet sitelerinden çatır çatır satın alıyor. İnsanlar ciddi biçimde kaçağa yöneldi” diye konuştu.

Öte yandan, Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla 27 Mayıs’ta alkollü içkilerde ÖTV’ler artırılmıştı. Bu artışla birlikte içki fiyatları da yükselmişti.

Paylaşın

Milyonlar Borç Batağında

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizle birlikte alım gücü her geçen gün biraz daha düşerken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan veriler, milyonlarca yurttaşın krizle birlikte borç bataklığına sürüklendiğini gözler önüne serdi.

Bültene göre bankalara olan borçluluk 1 haftada 52 milyar lira artarken, 6 trilyon 303 milyar 788 milyon liraya yükseldi.

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 17 Haziran itibarıyla 5 milyar 768 milyon lira artışla 896 milyar 102 milyon liraya çıktı. Söz konusu kredilerin 341 milyar 955 milyon lirası konut, 22 milyar 678 milyon lirası taşıt ve 531 milyar 469 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 8 milyar 454 milyon lira artarak 840 milyar 988 milyon liraya yükseldi. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları 268 milyar 617 milyon lira olarak gerçekleşti. Bireysel kredi kartı alacaklarının 112 milyar 238 milyon lirası taksitli, 156 milyar 379 milyon lirası taksitsiz oldu.

Merkez Bankasının haftalık para ve banka istatistikleri

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından haftalık para ve banka istatistikleri de yayımlandı. Buna göre, bankacılık sektöründeki toplam mevduat 17 Haziran ile biten haftada 132 milyar 801 milyon 677 bin lira artarak 7 trilyon 207 milyar 161 milyon 973 bin liraya yükseldi.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,64 artarak 848 milyar 372 milyon 149 bin lira oldu. Aynı dönemde taksitli ticari krediler yüzde 0,96 artışla 758 milyar 933 milyon 242 bin liraya, kredi kartları bakiyesi yüzde 0,85 yükselişle 403 milyar 236 milyon 802 bin liraya çıktı.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 312 milyar 998 milyon 929 bin lirası konut, 15 milyar 797 milyon 63 bin lirası taşıt ve 519 milyar 576 milyon 157 bin lirası diğer kredilerden oluştu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Net Rezervleri Son 20 Yılın En Düşük Seviyesinde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) net rezervi 17 Haziran haftası itibarıyla 7 milyar 381 milyon dolara geriledi. Reuters bunun son 20 yılın en düşük seviyesi olduğunu yazdı.

Haber Merkezi / Önceki hafta net rezervler 8,15 milyar dolar seviyesindeydi. Aynı dönemde brüt rezerv 101 milyar dolara geriledi. Bir önceki hafta brüt rezervler 102,5 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Swap hariç net rezerv de geçen hafta eksi 53,8 milyar dolar oldu.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası, Altıncı Kez Faiz Oranını Sabit Tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 14’te sabit tuttu. Böylece TCMB, üst üste altıncı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında da faizi değiştirmemiş oldu.

Haber Merkezi / TCMB daha önce Eylül 2021’de faiz indirimlerine başlamış, politika faizi 4 ayda 500 puan düşürülerek yüzde 19’dan yüzde 14’e çekilmişti. 2022 yılında ise yüzde 14’lük politika faizi değişmedi.

TCMB karar metninde şu ifadelere yer verildi:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 14 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir.

Etkisi artarak sürmekte olan jeopolitik riskler yılın ilk yarısında olumsuz yönde gerçekleşmiş, dünyada iktisadi faaliyetin zayıflamasına sebep olmuştur. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmektedir. Küresel gıda güvenliğindeki ticaret yasakları ile artan belirsizlikler, emtia fiyatlarındaki yüksek seyir, temel gıda ve enerji başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının sürmesi ve taşımacılık maliyetlerindeki yüksek seviye uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artmasına yol açmaktadır.

Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları artan enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğuna bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini vurgulamaktadırlar. Bu çerçevede, ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde ayrışma artmaktadır. Finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları tarafından geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin arttığı gözlenmektedir.

Kapasite kullanım seviyeleri ve diğer öncü göstergeler yılın başındaki güçlü büyümenin dış talebin de olumlu etkisiyle ikinci çeyrekte sürdüğüne işaret etmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, cari işlemler dengesinde turizm kaynaklı iyileşmelerin yanında enerji fiyatlarından kaynaklanan riskler devam etmektedir. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir. Kurul, güçlendirdiği makroihtiyati politika setini kararlılıkla uygulayarak gerekmesi durumunda ilave tedbirleri uygulamaya alacaktır.

Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışları, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının geçici etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmaya devam etmektedir. Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesi ve enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir. Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.

Kurul, kararlarını şeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almaya devam edecektir. Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.”

Paylaşın

‘Kredi Garanti Fonu’ Limiti 100 Milyar Liraya Çıkıyor

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kredi garanti kurumlarına aktarılabilecek kaynak sınırı 60 milyar liradan 100 milyar liraya çıkarılıyor. AK Parti, Meclis tatile girmeden önce yeni bir torba teklifi Meclis gündemine getirmeye hazırlanıyor.

Ağırlıklı olarak ekonomiye ilişkin düzenlemelerin yer alması ve 35-40 madde arasında olması beklenen torba kanun teklifinin gelecek hafta Meclis Başkanlığı’na sunulması planlanıyor. Kanun teklifiyle Kredi Garanti Fonu limitinin 60 milyar liradan 100 milyar liraya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeye gidilecek.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, düşük kalan usulsüzlük cezaları yeniden belirlenecek, bazı idari para cezaları da yeniden gözden geçirilerek güncellenecek. Sigorta şirketlerinin teminat vermelerine ilişkin düzenlemelerde torba teklifte yer alacak.

Ağırlıklı olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu düzenlemelerle son halini alması beklenen torba teklifte, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) yetişmiş eleman ihtiyacı karşılanacak. MASAK’ın kamu kurumlarından 100 kişi civarında yetişmiş eleman almasını sağlayacak yasal altyapı oluşturulacak.

Milli Piyango İdaresinin giderlerini karşılamak için ihtiyaç duyduğu kaynağın karşılanmasına dönük düzenlemede torba teklifte yer alacak. Türkiye Varlık Fonuna aktarılan kaynağın yüzde 8’i Milli Piyango İdaresi’ne aktarılacak.
3600 ek gösterge torba teklifle gelecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından detayları açıklanan 3600 ek gösterge düzenlemesi de torba teklifte yer alacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm memurların ek göstergelerinde 600 puanlık artış yapılacağını, birinci derecedeki tüm memur ve emeklilerinin 3600 ek gösterge kapsamına alındığını açıklamıştı.

Genel müdür yardımcılarının ek göstergeleri 3 bin 600’den 4 bin 400’e, şube müdürü seviyesindeki yöneticilerin ek göstergesi 2 bin 200’den 3 bine çıkacak. Ocak 2023 tarihinden geçerli olacak artıştan halen emekli olan kamu görevlileri de yararlanacak.

Öğrenci affı da torba teklife girecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti Grup toplantısında Meclise sunacaklarını açıkladığı öğrenci affının da ayrı bir teklif olarak değil torba yasa teklifi ile getirilmesi planlanıyor. Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerini kapsayacak af düzenlemesi ile çeşitli nedenlerle üniversiteden ayrılanlara belli şartlarla, yeniden eğitimlerine geri dönme imkan sağlanacak. Daha önceki af düzenlemelerinde olduğu gibi terör suçundan ceza alanlar aftan yararlanamayacak.

Paylaşın

Elektriğe ‘Kademeli Zam’ Planı

Elektrikte yüzde 30 zam iddiası EPDK tarafından yalanlanırken, şirketlerin Bakan ve EPDK yöneticileriyle görüştüğü doğrulandı. Kaynaklar, kademli şekilde zam planlandığını aktardı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) elektrik fiyatlarına yüzde 30 oranında bir zam olacağı iddiasını yalanlaması üzerine, enerji şirketleriyle yapılan toplantıya hakim kaynaklar, elektrik fiyatlarının tek seferde büyük bir zam yerine yıl içinde kademeli olarak artırılmasının planlandığını söyledi.

T24’ün Bloomberg’ten aktardığı habere göre, ismini vermeyen iki yetkili, elektrik dağıtım şirketlerinin 21 yöneticisinin geçen hafta Enerji Bakanı Fatih Dönmez ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) yöneticileriyle bir araya gelerek sektörün sorunlarını konuştu.

Şirketler şikayetçi

Şirketle toplantıda yetkililere geçen yıl enerji fiyatları dünya genelinde artarken ve TL zayıflarken kayıplarının 20 milyon liraya kadar çıktığını söyledi. Şirketler, bu yıl daha yüksek liste fiyatları koyulmadığında durumun daha da zorlayıcı olacağını söyledi.

EPDK yalanlamıştı

Elektrik fiyatlarında yüzde 30 oranında zam olacağı iddiası üzerine EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz dün yaptığı açıklamada, “Kurumumuzun gündeminde elektrikte herhangi bir tarife değişikliği yok. Vatandaşlarımızın böylesi mesnetsiz haberlere itibar etmemesini rica ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Ünlü Ekonomistten Dolara İlişkin Üç Senaryo: 50 TL Olabilir

Yeniçağ yazarlarından Ekonomist Esfender Korkmaz, bugünkü ‘Dolar nereye kadar?’ başlıklı yazısında, dolar kuruna ilişkin olası üç senaryodan bahsetti. Korkmaz, yazısında, “Türkiye dış borçlarında temerrüde düşerse, dolar kuru bir gecede 50 lira olur” ifadelerini kullandı.

“TL’nin değer kaybının dolar kurunu tetiklediğini” belirten Korkmaz, “Merkez Bankası TÜFE-2003 yılı bazlı reel kur endeksine göre, dolar/TL kuru 17,3476 iken, TL yüzde 49,5 oranında daha düşük değerdedir. Eğer Endeks denge kuru olan 100’de kalsaydı, dolar kuru yaklaşık 9 lira olacaktı. Dolar/TL reel kur endeksinin 100 olarak kalması için, kısaca doların TL enflasyonu eksi dolar enflasyonu kadar artması gerekir. Türkiye’de 2018 kur şoku ve arkasından gelen kur artışları, enflasyon farkından daha yüksek olduğu için, TL aşırı değer kaybetti” dedi.

“Yabancı yatırımcıda Türkiye’den çıkıyor”

“Fed’in faiz artırımının Türkiye’yi daha fazla etkilediğini” belirten Korkmaz, ” Doğrudan yabancı yatırım sermayesi artık gelmiyor. Türkiye’de olanlar da çıkıyor. Söz gelimi eBay yabancı sermayeli şirket de Gitti-Gidiyor’u kapatarak Türkiye pazarından çıkıyor. Doğrudan yabancı yatırım sermayesi gelmediği gibi sıcak para da çıkıyor. Borsada yüzde 66,1 olan yabancı payı yüzde 37,91’e geriledi. Portföy yatırımlarında Ocak-Nisan arasında ilk 4 ayda, 5,5 milyar dolar net çıkış olmuştur. Dahası artık yerli yatırımcı da dış borsalara gidiyor” ifadelerine yer verdi.

“İflas risk pirimi 818 baz puana çıktı”

Korkmaz, “Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken dış borç tutarı, 181,4 milyar dolardır. 2022 cari açığını 50 milyar dolar olarak tahmin ediyorum. Bu şartlarda Türkiye’nin bir yılda 231 milyar dolar dış borç çevirmesi gerekir. Ancak Türkiye’nin uluslararası piyasalarda işlem gören beş yıllık tahvillerinin iflas risk primini gösteren CDS oranı 818 baz puana çıktı. Bu durum dış borçlarda temerrüt riskini artırdı” dedi.

“Dolar 50 lira olur”

“Bu şartlarda yıl sonu dolar kuru belirli şartlar altında tahmin edilebilir” diyen Korkmaz, “Siyasi iktidar, istikrar programı hazırlayıp, IMF’ye giderse veya erken seçim kararı alırsa, dolar kuru 15 liranın altına düşer. Siyasi iktidar hiçbir önlem almazsa ve Türkiye dış borçlarında temerrüde düşerse, dolar kuru bir gecede 50 lira olur. Yıl sonuna kadar, kayıt dışı emanet döviz girişi olursa, dolar kuru 25 liranın altında kalır” dedi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Tüketici Güveni Endeksi Tarihi Düşük Seviyeye Geriledi

Haziran ayında tüketici güveni bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında azaldı; Mayıs ayında 67,6 olan endeks Haziran ayında 63,4 oldu. Böylelikle endeks tarihinin en düşük seviyesi kaydedildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksini açıkladı.

Haziran’da tüketici güveni bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında azaldı; Mayıs ayında 67,6 olan endeks Haziran ayında 63,4 oldu. Böylelikle endeks tarihinin en düşük seviyesi kaydedildi.

Tüketici güven endeksinin 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor. Bir önceki tarihi dip 67,3 puan ile geçen Nisan ayında görülmüştü.

Tüketici güven endeksi neden önemli?

Aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu,100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın