TÜİK: Tarımsal Girdi Fiyatları Yıllık 117,31 Arttı

Tarımsal girdi fiyatları Nisan’da bir önceki yıla göre yüzde 117,31, bir önceki aya göre ise yüzde 7,45 arttı. Alt gruplar incelendiğinde, yıllık olarak en büyük fiyat artışı yüzde 241 ile gübre ve toprak geliştiricilerinde görüldü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Nisan 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, Tarım-GFE’de nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 7,45, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 59,01, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 117,31 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 52,83 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 6,76, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 7,54 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 63,96, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 126,20 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 26,31 ile veteriner harcamaları ve yüzde 40,33 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 241,57 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 189,26 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 3,25 ile makine bakım masrafları ve yüzde 3,74 ile tarımsal ilaçlar oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 10,97 ile bina bakım masrafları ve yüzde 10,04 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup yüzde 1,85 ile veteriner harcamaları oldu.

Paylaşın

Fiyatlar Yüzde 150 Arttı: Otobüs Bileti De Taksitle Satışta

İstanbul Ankara arası seyahat otobüsle 380, uçakla 750, özel araçla 2 bin TL’ye mal oluyor. En düşük fiyatlı otobüs seyahatine bile talep düştü. Seyahat şirketleri bankalarla anlaşarak taksite başladı.

Kurban Bayramı öncesi 30 lirayı geçen motorin fiyatlarıyla şehirlerarası yolculuk artık lüks. İstanbul’dan Gaziantep’e bayram ziyareti için gidecek dört kişilik bir ailenin en ucuz bilet ücreti 4 bin liradan başlıyor. Uçakla gidecek bir aile ise geçen yıl 380 lira olan bilete bu yıl yüzde 143 zamla kişi başı 926 lira ödemek zorunda.

İstanbul-Ankara arası otobüs bileti fiyatları geçen yıl 170 lira iken bugün yüzde 123 artışla 380 liradan satılıyor. Geçen yıl Ankara’ya en fazla 250 liraya satılan uçak bileti ise bu yıl yüzde 146 artışla 616 liraya ulaştı.

Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım, bayram yaklaşırken gelişmeleri Cumhuriyet’e değerlendirdi.

Yıldırım, pandemi öncesi otogardan günde 2 bin 500 otobüs çıkarken bu yıl bu sayının bin 400’e kadar düştüğünü hatırlattı. Geçen haftalarda Pamukkale Seyahat’in Ziraat Bankası ile anlaşarak başlattığı taksitli bilet satışlarının ise tüketiciden yoğun ilgi gördüğünü anlatan Yıldırım, şunları söyledi:

“Yolcunun alım gücü çok düştü. Bizim de maalesef fiyatlarımız ikiye katlandı. Çünkü akaryakıt dörde katlandı. Bunun yanı sıra, otoyol, personel, kira, araç bakımı gibi bütün kalemlerimizde ortalama yüzde 100 artışlar oldu. Bilet fiyatları vatandaşın alım gücünü aşınca firmalarımız bankalarla anlaşıp taksitle bilet satmaya başladı. Bu uygulama yoğun talep görüyor.”

Paylaşın

Bankalarda Haciz Stokları Tükendi

Otomobil ve konutta hızla artan fiyatlar nedeniyle bankaların elindeki haciz stokları neredeyse tamamen tükendi. Ödeme güçlüğüne düşen tüketiciler, banka ipotekli konut ve aracını haciz aşamasına gelmeden satarak, kredi borcunu kapatıyor.

Dünya’dan Aysel Yücel’in haberine göre, yakın döneme kadar sayıları binlerle ifade edilen bankaların hacizli gayrimenkul ve araç stokları, kredinin geri ödeme döneminde yaşanan aşırı fiyat artışlarıyla neredeyse tamamen tükendi.

Kredi borcunu ödeyemeyenler, bankanın üzerinde ipoteği bulunan araç ve konutlarını satışa çıkararak borcunu kapatma yoluna gidiyor. Bankanın haczettiği az sayıdaki araç ve konutlar ise, ana para ve faizini birkaç katına katlayan fiyatlar nedeniyle oldukça kısa süre içinde satılıyor.

Bankaların internet sitelerinde satılık gayrimenkul ve araç sayısı rekor denecek seviyede azaldı. Birçok bankanın sitesinde satılık araç yer almazken, gayrimenkul satışlarının ise konuttan ziyade işyeri ve arsa ağırlıklı olması dikkat çekiyor. Bazı bankalarda icralık araç sayısı sıfırlanırken, bazılarında ise 10’u geçmiyor. En fazla icradan satılık araç ilanının bulunduğu bankalardan biri olan Ziraat’te sadece 34 araç satışta.

Piyasanın yüzde 15-20 altında fiyatla satılıyor

Bankalar gayrimenkullerde olduğu gibi icra yoluyla eline geçen taşıtları direkt teklif usulü ya da e-ihale yoluyla satıyor. Bu satışlar ya bankaların kendi sitelerinde ya da online aracı kurumlar üzerinden satışa sunuluyor. Bu araç satış ihalelerinin başlangıç bedelleri oldukça ekonomik oluyor.

Çünkü bankalar bu araçları satarken, bayi ve galerilere göre çeşitli vergi avantajına sahip. Çoğunlukla bu araçlar ihale sonrası piyasasın yüzde 15-20 oranında daha ucuza satılıyor. Yakın döneme kadar bankaların elinde binlerce satılık araç bulunuyordu. Şimdi ise neredeyse tüm bankalardaki satılık araçların sayısı 100’ü geçmiyor.

Bankaların elinde sınırlı sayıda araç olmasının iki temel nedeni bulunuyor. Çip krizi nedeniyle piyasada arz-talep makası açılırken otomobil fiyatlarının hızla yükselmesi otomobili daha değerli bir ürün haline getirdi. Bulunurluk sorunu nedeniyle ikinci el otomobil fiyatının sıfıra yaklaşması hatta bazı durumlarda sıfırı geçmesi, otomobili en cazip yatırım araçlarından birine dönüştürdü.

Konuştuğumuz sektör temsilcileri, şu anki piyasada hiçbir tüketicinin 100 bin-200 bin TL kredi borcu için otomobilini haczettirmeyeceğini söylüyor. Çünkü sadece bir yıl önce 300 bin TL’ye alınan bir aracın fiyatı iki katından fazla artmış durumda. Dolayısıyla kredisini ödemekte zorlanan biri aracını bankaya kaptırmaktansa satarak borcunu kapatmayı tercih ediyor. Diğer yandan, icraya düşen araçlar da piyasadaki arz sorunu nedeniyle eskiden daha hızlı satılıyor. Benzer durum konut tarafında da yaşanıyor.

Paylaşın

5 Ayda 50 Bine Yakın Esnaf İflas Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Esnaf Sicil Gazetesi’nin verilerini paylaşarak bu yılın ilk 5 ayındaki esnaf iflaslarını değerlendirdi.

CHP’li Ağbaba, büyüme modelinde esnafların payına toplu iflas düşüyor diye yorumladı. Yılın ilk 5 ayında, meslekten ve sicilden terkinini yaparak iflas eden esnaf sayısı 47 bin 128’e yükseldiğini belirten Ağbaba, şu ifadeleri kullandı;

“Böylece bu yılın henüz ilk 5 ayında iflas eden esnaf sayısı 50 bine yaklaştı. Mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı ise 8 bin 322 olarak kayıtlara geçti. 2021 yılının mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı 3 bin 893 olarak açıklanmıştı. Geçtiğimiz yıl mayıs ayından bu yılın mayıs ayına iflas eden esnaf sayısında yaşanan artış yüzde 113 oldu. Bakan Nebati her seferinde göstergeler iyi, piyasalar canlı diyor ama yaşanan toplu iflasları da görmemezlikten geliyor.

Nebati’nin enflasyona dayalı sözde büyüme modelinde esnafların payına toplu iflas düşüyor. Kur artışı ve dolaylı olarak artan maliyetler esnafların artık dükkanına yeni ürün alamamasına neden oluyor. Ardı ardına gelen zamlar ve yüksek faturalara ek olarak esnafların bankalara olan borçları da düşünüldüğünde, esnafın bu yılın sonunu görmesi neredeyse imkansız hale gelmektedir.”

Şu ana kadar kur korumalı mevduata hazineden ödenen toplam para 21,1 milyar TL olduğunu hatırlatan Ağbaba, açıklamasının devamında şunları söyledi;

“Buna ek olarak kur korumalı mevduata geçen şirketlere sağlanan kurumlar vergisi avantajı ile nedeniyle vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı ise 10 milyar TL olarak açıklandı. Yani şu ana kadar resmi verilere göre Kur Korumalı Mevduatın hazineye maliyeti 30 milyar TL. Hatırlanacağı tam kapanma döneminde 1,3 milyon esnafa verilen toplam hibe ise 4,6 milyar TL ile sınırlı kalmıştı. Bugüne kadar KKM’den zenginlere verilen destek esnafa verilen destekten tam 7 kat daha fazla. İktidara geldiğimizde yapacağımız ilk iş esnaflarımızın banka kredilerinin faizlerini sileceğiz, zengini daha fazla zengin yapan Kur Korumalı Mevduat uygulamasına son verip, küçük esnafımızı destekleyeceğiz.”

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 64,59

Merkez Bankası, TÜFE’de artış beklentisini 12 ay sonrası için yüzde 33,28’ten 37,91’e, 24 ay sonrası için de yüzde 19,54’ten 22,04’e yükseltti. Yıl sonu dolar kuru beklentisi de 18,89 TL oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) yaptığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre, yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (TÜFE) artış beklentisi yüzde 64,59 oldu.

Merkez Bankası, reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 50 katılımcıyla gerçekleştirdiği haziran ayına ilişkin “Piyasa Katılımcıları Anketi”ni yayımladı.

Geçen ay yüzde 2,97 olan haziran ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 3,77’ye yükseldi. Cari yıl sonu TÜFE’deki artış beklentisi ise yüzde 57,92’den yüzde 64,59’a çıktı.

TÜFE’de artış beklentileri 12 ay sonrası için yüzde 33,28’ten 37,91’e, 24 ay sonrası için de yüzde 19,54’ten 22,04’e yükseldi.

Yıl sonu dolar kuru 18,89 TL

Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 18,89 olurken, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi ise 18,47’den 20,70’e çıktı.

Bir önceki anket döneminde 34,4 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, bu dönemde 37 milyar dolara yükselirken, gelecek yıl cari işlemler açığı beklentisi 23,1 milyar dolar oldu.

– Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay beklentisi yüzde 14,00

Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH) cari yıl büyüme beklentisi yüzde 3,3’ten yüzde 3,5’e yükselirken, gelecek yıl büyüme beklentisi yüzde 4’ten yüzde 3,8’e geriledi.

TCMB’nin bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına ilişkin cari ay sonu ve 3 ay sonrasına ilişkin beklentiler ise yüzde 14,00’te sabit kaldı.

Paylaşın

1 Haftada 123 Milyar TL Daha Borçlandık

Enflasyon hızla yükseliyor, alım gücü eriyor. Bankalara olan borçluluk ise günden güne artıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dün yaptığı konuşmada milyonların geçim sıkıntısı içerisinde olduğunu kabul etti.

Cumhuriyet Erdoğan “İnsanlarımızın geçim sıkıntısı meselesi olabilir” dedi ve buna karşı çözümün ise kendi iktidarlarında olduğunu belirtti. Akıllara ise ekonomiden sorumu bakan Nureddin Nebati’nin 6 ay önce yaptığı konuşma geldi. Nebati “Gözlerimi kapatıp 6 ay sonra açmak istiyorum. Çok farklı noktalara geleceğiz. Enflasyon bitecek” iddialarında bulunmuştu. Ancak bu son 6 ayda takibe düşen borç tutarı da borçluluk da sert şekilde arttı.

Birgün’den Rıfat Kırcı’nın haberine göre; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre ise borçlanma hızla artıyor. Son 1 haftada bankalara olan borçluluk 123,2 milyar lira arttı. 6 ayda ödenemediği için takibe düşen borç tutarı 3 milyar lira artarken bankalara olan kredi ve kredi kartı borçluğu ise 1,2 trilyon lira arttı.

BDDK, haftalık bankacılık sektörü verilerini yayımladı. Buna göre 10 Haziran haftasını kapsayan süreçte bankalara olan kredi ve kredi kartı borcu 123 milyar 283 milyon lira arttı. Toplam borç 6 trilyon 251 milyar 126 milyon liraya yükseldi.

Bireysel kredi kartlarıyla 1 haftada 4 milyar 81 milyon liralık işlem gerçekleştirildi. Böylece 10 Haziran haftasında bireysel kredi kartı borcu 269 milyar 287 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredilerdeki artış 12 milyar 300 milyon lira olarak gerçekleşti.

3 milyar lira borç ödenemedi

Ocak ayının ilk haftasından haziran ayının ikinci haftasına kadar borçluluk 1 trilyon 288 milyar 323 milyon lira arttı. Son bir haftada 183 milyon lira daha borç takibe düştü. Son 6 ayda takibe düşen borç tutarındaki artış ise 3 milyar liranın üzerinde.

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 10 Haziran itibarıyla 12 milyar 300 milyon lira artışla 890 milyar 334 milyon liraya çıktı. Söz konusu kredilerin 338 milyar 906 milyon lirası konut, 22 milyar 121 milyon lirası taşıt ve 529 milyar 307 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 14 milyar 231 milyon lira artarak 832 milyar 534 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 1,5 artışla 269 milyar 288 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 109 milyar 254 milyon lirası taksitli, 160 milyar 34 milyon lirası taksitsiz oldu.

BDDK verilerine göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında da yükseliş eğilimi devam etti. 10 Haziran KKM ve katılma hesapları 931 milyar liradan 962,9 milyar liraya çıktı.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Net Rezervi 5 Ayın En Düşük Seviyesini Gördü!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini yayımladı. Buna göre, TCMB altın rezervleri 41 milyar 280 milyon dolardan 41 milyar 725 milyon dolar seviyesine geldi.

Haber Merkezi / Böylece TCMB toplam rezervleri 102 milyar 741 milyon dolarken 102 milyar 513 milyon dolar oldu. Aynı dönemde TCMB’nin net uluslararası rezervleri 2 milyar 365 milyon dolar düşüş gösterdi. Geçtiğimiz hafta 10,5 milyar dolarolan net uluslararası rezervler 8,2 milyar dolara geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Asgari Ücrete Ara Zam İçin Çalışma Başlatıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ücretliler dahil herkesin gelirinin artırılması yönündeki açıklaması sonrası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ücretlerin iyileştirilmesi için ilgili kurumlarla çalışma başlattı.

Asgari ücrete ara zamda 6 aylık enflasyon oranında artırım, yıllık enflasyon farkının yansıtılması, işverenin prim yükünün hafifletilmesi formülleri üzerinde çalışılıyor.

Sabah gazetesinde yer alan habere göre; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın teklifi üzerine Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanıp yeni asgari ücreti ister yıllık ister aylık belirleyebilecek. Bunun üst sınırı iki yıl olacak.

4 Temmuz Pazartesi günü açıklanacak haziran ayı enflasyon oranının ardından ilk altı aylık enflasyon oranı belirlenecek, memur ve emeklilere yapılacak zam oranı açıklanacak. Asgari ücretliye ara zamda 6 aylık zam oranı da belirleyici olacak. Yılın ilk 5 ayında enflasyon yüzde 35.64 olmuştu.

Öte yandan asgari ücrete ara zam durumda işverene prim desteği seçeneği de değerlendiriliyor. Asgari ücrette gelir vergisi kaldırılmıştı. Brüt asgari ücrette 760 lira prim kesintisi bulunuyor. İşveren açısından da 876 liralık prim maliyeti bulunuyor.

Paylaşın

FED, Politika Faizini 75 Baz Puan Artırdı

ABD Merkez Bankası FED, son yıllarda hızla artan tüketici fiyatlarıyla mücadele için son 28 yılın en yüksek faiz artışına gitti. Banka açıklamasında enflasyonla mücadele için daha fazla artışın da gelebileceğini belirtildi.

Faiz oranlarında hedef aralığını yüzde 1,5 ile yüzde 1,75 aralığına oturtan FED, böylece 2019’dan bu yana en yüksek faizi görmüş oldu.

Mart ayından bu yana yapılan bu üçüncü artış, geçen ay enflasyon oranlarının beklenmedik şekilde yeniden yükselişinin ardından geldi. Banka açıklamasında enflasyonla mücadele için daha fazla artışın da gelebileceğini belirtildi.

FED toplantısının ardından yetkililer, faiz oranlarının yıl sonunda yüzde 3,4’e kadar ulaşabileceğini öngördüğünü açıkladı. Bu faiz oranı ABD halkına daha yüksek oranda ev kredisi, eğitim kredisi ve kredi kartı borçlanması olarak yansıyacak.

Dünya genelinde merkez bankaları benzer adımlar atarken bu, küresel ekonomi için çok büyük bir değişim anlamına geliyor. Uzun yıllar iş yerleri ve bireyler düşük kredi faizlerinden faydalanıyordu.

EY-Parthenon strateji danışmanlık şirketinden üst düzey ekonomist Gregory Daco, FED faizini “Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerdeki çoğu merkez bankası ekonomi politikalarını birbirileriyle uyumlu şekilde sıkılaştırıyor. Bu uzun yıllardır alışkın olmadığımız bir küresel durum ve hem iş dünyasına hem de dünya genelinde hane halklarına yansımaları olacak” şeklinde yorumladı.

İngiltere’de de Nisan ayında enflasyon yüzde 9’a yükselmişti. İngiltere Merkez Bankası’nın da bugün yapacağı toplantının ardından -Aralık ayından bu yana beşinci kez- faiz artırımına gitmesi bekleniyor. Bu da İngiltere’de faiz oranlarının 2009’dan bu yana ilk kez yüzde 1’in üzerine çıkması anlamına geliyor.

Brezilya, Kanada ve Avustralya da faiz oranlarını artırdı; Avrupa Merkez Bankası da yaz sonunda yapacağı toplantının ardından benzer bir artışa gideceğinin işaretlerini verdi.

2020’de pandeminin vurduğu ekonomiye destek olmak için faiz indirimi yapılan ABD’de, Merkez Bankası bu yıl iki kez oranları yükseltti. İlki Mart ayındaki yüzde 0,25’lik; ikincisi de Mayıs ayındaki yüzde 0,5’lik artış oldu.

O dönem FED Başkanı Jerome Powell, yetkililerin daha sert bir artışı düşünmediklerini söylemişti. Ancak geçen hafta cuma günü, Mayıs ayı enflasyon oranının yüzde 8,6 olduğu açıklandı. Nisan ayındaki küçük de olsa düşüşten sonra gelen enflasyon artış oranı, 1981’den bu yana görülen en hızlı artış oldu.

Bu da yetkilileri daha sert kararlar almaya itti.

Washington’daki iki günlük toplantının ardından bankadan yapılan açıklamada “Pandemiyle bağlantılı arz-talep dengesizliğine; yüksek enerji fiyatlarına ve daha geniş çaplı fiyat baskılarına bağlı enflasyon yükselmeye devam ediyor. Komisyon, enflasyon oranını yüzde 2 hedefine geri döndürmek için kararlılığını güçlü bir şekilde sürdürüyor.” denildi.

Pandeminin etkisi beklenenden büyük oldu

Birçok uzman FED’in geçen yıldan bu yana ABD’deki artan enflasyon oranlarını dengelemekte zorlandığı yorumunu yapıyor. Covid-19 pandemisinden kaynaklı kapanmaların ABD ekonomisine beklenenden çok daha sert bir etki yapması bunda etkili oldu.

Hükümetin pandemi zamanı yaptığı hane halklarına yaptığı, doğrudan çekler gibi, milyarlarca dolarlık yardımın etkisiyle talep artarken, Powell da dahil olmak üzere yetkililer, ilk aşamada fiyat artışlarını “geçici” olarak değerlendirerek pandemi kaynaklı tedarik zinciri sorunlarının çözüleceğini ve arz-talep dengesinin yeniden sağlanacağını düşündü.

Ancak sorunlar çözülmedi, çünkü yeni varyantlar çıktıkça ve kapanmalar sürdükçe üretim faaliyetleri de durdu. Hemen ardından başlayan Ukrayna savaşı da küresel ölçekte gıda ve enerji fiyatlarının yükselmesine yol açınca sorunlar daha da kalıcı bir hal aldı.

FED’in adım atma kararlılığı ve sözlerine rağmen, son dönemde yapılan anketlere göre ABD halkı sorunların daha da büyüyeceğine inanıyor.

George Mason Üniversitesi Mercatus Merkezi’nde üst düzey araştırma görevlisi ekonomist David Beckworth “FED namlunun ucunda ve enflasyon güvenilirlik testi veriyor” yorumunu yapıyor.

FED’in en son bu kadar yüksek bir faiz artırımı açıkladığı yıl 1994’tü. Bu kez bu adımı atmakta geç kalan FED, daha agresif adımlar atmaya da kararlı görünüyor.

FED’in dünkü toplantısında yaptığı öngrörüye göre, bu yıl ABD ekonomisinde yüzde 1,7 büyüme bekleniyor. Mart ayında bu oran yüzde 1 daha fazlaydı. İşsizlik oranının ise yüzde 3,7’ye yükselmesi bekleniyor.

Paylaşın

Euro Ve Dolar Bir Ay İçerisinde Eşitlenebilir

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da faiz oranları ile ekonomik büyüme arasındaki farkın büyüdüğü bir dönemde euronun dolara eşitlenmesi bekleniyor. Amerikan finansal hizmetler şirketi Wells Fargo eşitlenmenin bir ay içinde gerçekleşmesini beklediklerini açıkladı.

Son üç gündür düşüşteki euro bugün 1,05 dolardan işlem görüyor. Euro en son 20 yıl önce dolara eşitlenmişti.

Mayıs ayı ortasında son beş yılın en düşük seviyesine gerileyen euro, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasını sert şekilde sıkılaştırarak faiz oranlarını Avrupa’daki düzeyin bir hayli üstüne yükseltmesi üzerine bu yıl dolar karşısında yüzde 8 değer kaybetti.

Wells Fargo’nun tahmini Fed’in doların son iki yıldır en yüksek seviyesine çıkmasına yardımcı olmak amacıyla gösterge faiz oranını çarşamba günü 75 baz puan kadar arttırabileceği spekülasyonu üzerine geldi.

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) stratejistlerinden Erik Nelson’a göre Fed’in hareketi ECB’nin daha az artış yanlısı bir yaklaşım izlemesi sebebiyle euro üzerinde baskı yaratıyor. ABD’deki ekonomik büyümenin euro bölgesindekine göre daha güçlü olması da altta yatan sebeplerden.

Bloomberg’e konuşan Nelson “ABD Doları’nın gücüne geri dönüşü beklediğimizden daha hızlı oldu” dedi ve paritenin yaşanacağı görüşünde olduklarını, ancak ne zaman yaşanacağına dair soru işareti bulunduğunu dile getirdi.

ECB yüksek enflasyona rağmen piyasa beklentileri doğrultusunda faiz oranlarında değişikliğe gitmezken, temmuz ayında 11 yılın ardından ilk defa faiz artışına gideceğinin sinyalini vermişti.

ECB Yönetim Konseyi eylülde de faiz oranlarında tekrar artış öngördüğüne işaret ederek artış miktarının güncel orta vadeli enflasyonun görünümüne bağlı olacağını vurgulamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın