TÜİK Açıkladı: 2022 Yılı Hizmet Üretici Enflasyonu Yüzde 78,72

Hizmet üretici enflasyonu, 2022 yılı aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,41, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 78,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 78,72 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 89,94 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Hizmet üretici fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 80,17, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 89,99, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 63,97, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 73,24, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 78,58, idari ve destek hizmetlerde yüzde 80,43 artış kaydetti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE), Aralık 2022 dönemi verilerini yayımladı.

Buna göre, 2022 yılı aralık ayında H-ÜFE bir önceki aya göre yüzde 1,41, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 78,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 78,72 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 89,94 artış gösterdi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 80,17, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 89,99, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 63,97, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 73,24, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 78,58, idari ve destek hizmetlerde yüzde 80,43 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 1,08 artış, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 3,27 artış, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 0,59 artış, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 0,85 azalış, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 2,84 artış, idari ve destek hizmetlerde yüzde 0,95 artış gerçekleşti.

H-ÜFE sektörlerinden telekomünikasyon hizmetleri yüzde 41,13, depolama ve destek hizmetleri (taşımacılık için) yüzde 43,07, hukuk ve muhasebe hizmetleri yüzde 47,55 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 121,59, reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri yüzde 119,97, veterinerlik hizmetleri yüzde 103,97 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

H-ÜFE sektörlerinden programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 12,59, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 1,86, su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 1,86 ile endekslerin en fazla azaldığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık diğer mesleki, bilimsel ve teknik hizmetleri yüzde 7,10, sinema filmi, video ve televizyon programı yapımcılık hizmetleri yüzde 5,57, yiyecek ve içecek sunum hizmetleri yüzde 4,25 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

IMF, Küresel Ekonomik Büyüme Tahminini 2,9’a Yükseltti

Uluslararası Para Fonu (IMF), 2022 yılında yüzde 3,4 olan küresel ekonomik büyüme hızının bu yıl yüzde 2,9’a gerileyeceğini tahmin ediyor. Ancak bu, Ekim ayında yayımladığı rapordaki yüzde 2,7 tahmininde bir iyileşmeye işaret ediyor.

Dünya çapında ekonomik büyüme hızının 2024’te yüzde 3,1’e çıkması bekleniyor. IMF, Ekim ayında yayımladığı raporda, küresel ekonominin 2024’te yüzde 3,2 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF’nin güncellenmiş raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 3 olarak korundu.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve enflasyonun gerilmeye başladığı tespitinde bulundu.

Raporda, ABD ve Avrupa’da talebin devam etmesi, enerji maliyetlerinin azalması ve Çin’in “Sıfır Covid” politikasından vazgeçmesinin beklenenden daha hızlı bir toparlanmanın yolunu açtığını söylüyor.

Geçen yılın sonlarında, IMF küresel ekonomi için en kötünün henüz gelmediği konusunda uyarıda bulunuyordu. Ancak yine de, savaşın henüz kazanılmadığını söyleyerek merkez bankalarını enflasyona karşı mücadelelerini sürdürme konusunda uyarıyor.

IMF, 2022’de yüzde 3,4 olan küresel ekonomik büyüme hızının bu yıl yüzde 2,9’a gerileyeceğini tahmin ediyor. Ancak bu, Ekim ayında yayımladığı rapordaki yüzde 2,7 tahmininde bir iyileşmeye işaret ediyor.

Dünya çapında ekonomik büyüme hızının 2024’te yüzde 3,1’e çıkması bekleniyor. IMF, Ekim ayında yayımladığı raporda, küresel ekonominin 2024’te yüzde 3,2 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF’nin güncellenmiş raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 3 olarak korundu.

IMF Baş Ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, resesyon riskinin azaldığını ve merkez bankalarının enflasyonu kontrol etmede ilerleme kaydettiğini ancak Ukrayna-Rusya savaşı ve Çin’in Covid-19’a karşı mücadelesinin yeni sorunlara yol açma ihtimali nedeniyle fiyatları düşürmek için daha fazla çabanın gerektiğini söylüyor.

Gourinchas, “Beklenmeyeni beklemeye hazırlıklı olmalıyız ancak büyümenin dibe vurması ve ardından enflasyonun düşmesi bir dönüm noktasını temsil edebilir” diyor.

IMF raporunda ülkelerin büyüme tahminlerini de güncelledi.

ABD ekonomisinin 2023 yılına ilişkin büyüme tahmini yüzde 1’den yüzde 1,4’e çıkarıldı. 2022’de ülke yüzde 2 büyümüştü.

IMF, Çin’in bu yıla ilişkin ekonomik büyüme beklentisini keskin bir şekilde yükselterek yüzde 4,4’ten yüzde 5,2’ye çıkardı.

Çin’in “Sıfır Covid” politikasının getirdiği sınırlar ekonomisinin 2022’de yüzde 3 büyümesine yol açmıştı. Böylece 40 yılı aşkın bir süredir büyüme hızı ilk kez küresel ortalamanın altında kalmıştı.

Hindistan ekonomisinin bu yıla dair büyüme beklentisi yüzde 6,1’de sabit tutuldu. 2024’te ise geçen yıl olduğu gibi yüzde 6,8 büyüyeceği tahmin edildi.

Gourinchas, Asya’nın iki ekonomik güç merkezinin 2023’te küresel büyümenin yüzde 50’sinden fazlasını sağlayacağını söyledi.

İngiltere ise 2023’te daralması beklenen tek büyük ekonomi oldu. Daha önce bu yıl yüzde 0,3 büyümesi öngörülen İngiltere ekonomisinin 2023’te yüzde 0,6 küçülmesinin beklendiği kaydedildi.

Paylaşın

2022 Yılında Bankaların Net Karı Yüzde 366 Arttı

Aralık sonu itibarıyla bankaların yıllık net karı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 366 artarak 433 milyar 457 milyon liraya yükseldi. Aralık 2022 itibarıyla sektörün toplam aktif büyüklüğü 2021 sonuna kıyasla yüzde 55,7 artarak 14 trilyon 344 milyar 402 milyon liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler yüzde 54,7 artarak 7 trilyon 580 milyar 668 milyon liraya, menkul değerler toplamı yüzde 60,5 artışla 2 trilyon 370 milyar 22 milyon liraya çıktı.

Bankaların en büyük fon kaynağı olan mevduat ise yüzde 67,1 artarak 8 trilyon 861 milyar 858 milyon liraya yükseldi. Aynı dönemde öz kaynak toplamı yüzde 97,1 artışla 1 trilyon 407 milyar 74 milyon liraya ulaştı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından, Aralık 2022 dönemine ilişkin “Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri” raporu yayımlandı.

Buna göre, sektörde faaliyet gösteren bankaların toplam net kârı 2022 yılının tamamında yüzde 366 artışla 433,5 milyar TL’ye yükseldi. Net kâr tutarı 2021 yılının tamamında 58,5 milyar TL, iken 2022 yılında 92,9 milyar TL seviyesindeydi.

TCMB’nin 2022 yılında yaptığı faiz indirimleriyle birlikte sektörde borçlanma maliyetlerinin gerilemesi, kredi-mevduat makasındaki iyileşme ve artan enflasyonun etkisiyle bankaların elinde bulunan TÜFE’ye endeksli tahvillerden elde ettikleri gelirlerin artmasıyla birlikte 2022 yılında kâr tutarlarında hızlı bir yükseliş görüldü.

2022 yılına yüzde 14 politika faiziyle başlanırken faiz oranı yıl içerisinde gerçekleşen indirimlerle yüzde 9’a kadar geriledi.

Toplam 500 baz puana ulaşan politika faizi indiriminin ardından bankaların maliyetleri geriledi. Kur korumalı mevduat ürününün mevduat tarafında sağladığı avantajların da etkisiyle kredi-mevduat makasındaki genişleme, bankaların karlılık ve aktif kalitesi rasyolarında iyileşme yarattı.

2021 sonunda yıllık yüzde 36,1 olan enflasyon, 2022 yılına yıllık bazda yüzde 48,7 ile başlamış ve yıl içerisinde Ekim ayında yüzde 85,5 ile tepe seviyeye ulaşmıştı.

Enflasyonist baskılar yıl içerisinde devam ederken 2022 yıl sonunda manşet TÜFE baz etkisiyle yüzde 64,3’e geriledi. 2022 yılının genelinde yükselen enflasyonla, bankaların sahip olduğu TÜFE’ye endeksli tahvillerden elde ettikleri gelirlerdeki artış, son yılda kar artışına katkı sağlayan en önemli kalem oldu.

2022 yılının net kâr toplamının segment bazında dağılımında, yerli özel bankalar yüzde 43,9 payla toplamdan en yüksek payı aldı. Yerli özel bankaları, yüzde 25,7 payla yabancı mevduat bankaları, yüzde 18,4 payla kamu bankaları izledi.

Toplam kârdan en düşük payı alan banka segmentleri yüzde 6,8 payla katılım ve yüzde 5 payla kalkınma-yatırım bankaları oldu.

Kârdaki artışla bankaların 2022 yılı özkaynak kârlılığı da 2021 yıl sonundaki yüzde 15,5 seviyesinden 2022 yıl sonunda yüzde 49,9’a yükseldi ancak rasyo, yüzde 64,3’lük yıl sonu enflasyonunun altında kaldı.

2022 yıl sonunda sektörün aktif büyüklüğü 2021 yıl sonuna göre 5,13 trilyon TL artarak 14,344 trilyon TL’ye yükseldi. En büyük aktif kalemi olan krediler 2022 sonunda 7,58 trilyon TL, menkul değerler 2,37 trilyon TL oldu.

Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat 2022 sonunda; 2021 yılsonuna göre yüzde 67,1 artışla 8,86 trilyon TL oldu. 2022 yıl sonunda kredilerin takibe dönüşüm oranı yüzde 2,10 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran 2021 yıl sonunda yüzde 3,15 seviyesindeydi.

Paylaşın

Bitcoin 23 Bin 700 Dolar Seviyesine Yakın

Kripto para piyasaları Pazartesi gününe yükselişle başladı. En değerli krpto para olan Bitcoin (BTC) yüzde 2 artışla 23.700 dolara yükselirken, Ethereum ise (ETH) 1.600 dolar seviyesinin üzerine çıktı.

Haber Merkezi / BTC hacmi, son 24 saatte yüzde 46,95 artışla yaklaşık 25,72 milyar dolar oldu. BTC’ mevcut yükselişini sürdürebilirse yakında 24.000, 25.000 ABD doları görebilir.

Diğer kripto paralar da yükseliş trendinde Solana yüzde 6 yükseldi. Polkadot Shiba Inu, Dogecoin ve BNB de kazanç getiren diğer kripto para birimleri.

Küresel kripto para piyasa değeri, son 24 saatte yüzde 1,54 artarak 1,07 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

DeFi’deki toplam hacim şu anda 3,59 milyar dolar, yani toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 7,21’i. Tüm stablecoinlerin hacmi şu anda 44.28 milyar dolar, bu da toplam 24 saatlik kripto piyasası hacminin yüzde 88.98’i.

CoinMarketCap’e göre, dünyanın en büyük kripto para birimi olan Bitcoin’in piyasa değeri, yaklaşık yüzde 42,47 ve gün bazında yüzde 0,18 artışla 457,24 milyar dolar civarında seyrediyor.

Kripto piyasada Fed toplantısı, para politikalarının gidişatını belirleyeceği ve faiz artırımı olacağı için yakından izleniyor.

Fed, şahin duruşuna son verebileceğine dair işaretler verse de,  toplantının sonucu önümüzdeki haftalarda kripto para piyasanın havasını belirleyecek.

  • Bitcoin 23.699 dolar, değer kazancı yüzde 2
  • Ethereum: 1.635 dolar, değer kazancı yüzde 2.38
  • Tether: 1 dolar, değer kaybı yüzde 0.02
  • USD Coin: 1 dolar, değer kaybı yüzde 0.01
  • BNB: 314.95 dolar, değer kazancı yüzde 2.02
  • XRP: 0.4127 dolar, değer kazancı yüzde 0.43
  • Dogecoin: 0.08915 dolar, değer kazancı yüzde 0,40
  • Cardano: 0,3922 dolar, değer kazancı yüzde 1,34
  • Polygon: 1,16 dolar, değer kazancı yüzde 0,83
  • Polkadot: 6,55 dolar, değer kazancı yüzde 0,60
  • Tron: 0,06345 dolar, değer kazancı yüzde 0,09
  • Litecoin: 94,91 dolar, değer kaybı yüzde 0,32
  • Shiba Inu: 0,00001208 dolar, değer kazancı yüzde 1,34
  • Solana: 25,55 dolar, değer kazancı yüzde 5,86

Not: Son 24 saatteki fiyat değişikliği

Paylaşın

Açlık Sınırı Asgari Ücreti Geçti; Yoksulluk Sınırı 28 Bin 85 Liraya Yükseldi

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da açıklanan veriler, ekonomide yaşanan derin krizi boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Ücretli çalışanların alım gücünün enflasyon karşısında eridiğine dair son veriyi TÜRK-İŞ açıklandı.

Haber Merkezi / TÜRK-İŞ’in açıkladığı verilere göre, açlık sınırı 8 bin 864 lira olurken yoksulluk sınırı da 28 bin 85 liraya yükseldi. Türk-İş’in geçtiğimiz aralık ayı için açıkladığı açlık sınırı, 8 bin 130 liraydı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Ocak 2022 Açlık ve Yoksulluk Sınırını açıkladı. Buna göre, açlık sınırı 8 bin 864 lira olurken yoksulluk sınırı da 28 bin 85 liraya yükseldi.

Ayrıca Türk-İş, bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyetinin ise 11 bin 557 lira olduğunu belirtti. Türk-İş’in araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 9,02 oranında gerçekleşti.

Türk-İş’ten yapılan açıklamada, “Cumhuriyetin 100. yılının ilk ayında yıllık gıda enflasyonu yüzde 108’e, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı olan ‘açlık sınırı’ ile ‘asgari ücret’ arasındaki açık şimdiden 360 TL’ye gelmiş oldu” denildi.

Açıklamada, “Net asgari ücret işveren ve hükümet oy çokluğuyla aylık net 8 bin 506 TL olurken yıllık temelde yüzde 100’lük bir artış yapılmış oldu. Ancak açlık sınırı bu süreçte yüzde 108’lik bir artış gösterdi ve aslında bu zam 2022 yılı içinde aylarca sürmüş olan alım gücü kayıplarını ortadan kaldırmış olmadı. İçerisinde olduğumuz yeni yıl yeni alım gücü kayıpları ile başlamış oldu” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Ocak Ayında Ekonomiye Güven Yüzde 1,3 Arttı

Tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bileşik bir endeks olan ekonomik güven endeksi ocak ayında, aralık ayına göre yüzde 1,3 oranında artarak 99,3 değerini aldı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ekonomik güven endeksi Ocak 2022 verilerini açıkladı. Buna göre ocak ayında, aralık ayına göre ekonomik güven endeksi yüzde 1,3 oranında artarak 99,3 değerini aldı.

Genel artış eğiliminin aksine perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1 ve hizmet sektörü güven endeksi de yüzde 1,7 oranında düşüş gösterdi.

Bir önceki aya göre 2023 Ocak ayında tüketici güven endeksi yüzde 4,6 oranında artarak 79,1 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 1,8 oranında artarak 103,4 değerini, inşaat sektörü güven endeksi de yüzde 0,6 oranında artarak 93,2 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Çelik Üreticileri, İthalatı Artıran Politikalardan Şikayetçi

1980 yılından itibaren yürürlüğe giren ithal ikamesi sistemi sayesinde Türkiye, özellikle İran, Irak ve Kuzey Afrika ülkeleri gibi komşu ülkelere gerçekleştirdiği çelik ihracatını artırdı. Sonraki 20 yılda da Türkiye’nin üretim ve ihracatında büyük bir artış yaşandı. 

2001 yılında dünyanın en büyük 10’uncu çelik üreticisi olan Türkiye, 2019 yılına gelindiğinde dünyanın 8’inci, Avrupa’nın 2’inci büyük üreticisi konumuna yükseldi. 2001 ile 2011 yılları arasında, Çin ve Hindistan’ın ardından dünyanın en hızlı büyüyen üçüncü çelik üreticisi olan Türkiye’nin çelik üretimi 2001 yılındaki 15 milyon ton seviyesinden 2021 yılında 40,4 milyon tona kadar çıktı.

Türkiye, 2021 yılında Almanya’yı geride bırakarak Avrupa’nın en büyük ve dünyanın yedinci büyük üreticisi konumuna ulaşmıştı. Ancak bu konumunu 2022’de kaybederek Avrupa’da ikinciliğe, dünyada sekizinciliğe gerileyen Türkiye’de çelik endüstrisindeki büyüme, bugüne kadar büyük oranda güçlü yerel tüketim sayesinde gerçekleşti.

Türkiye 2020 ve 2021’de Almanya’yı geride bırakarak Avrupa’da ilk sıraya yerleştiği çelik üretiminde, hükümetin ekonomi politikaları nedeniyle liderliği kaybetti. Çelik üreticileri, hükümetin stratejik öneme sahip sektörü yeteri kadar desteklemediğinden şikayetçi. Son dönemde ise Rusya, Çin, İran ve Hindistan gibi ülkelerin iç piyasada ağırlığının artması, Türkiye’nin çelik üretiminde daha da gerilere düşebileceği endişesi yaratıyor.

Rusya-Ukrayna savaşı, küresel resesyon, yükselen enflasyon gibi etkenler, Türkiye’nin önemli pazarlarından olan Avrupa ve Amerika’nın çelik talebinde yavaşlamaya neden oldu. Bu durum üretim ve kapasite kullanım oranlarında da düşüşü beraberinde getirdi.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği verilerine göre, 2022 yılında Türkiye’nin çelik üretimi yüzde 12,9 gerileyerek 35,1 milyon tona indi. Talepteki yavaşlama ihracat rakamlarına da yansıdı. TÜİK’in son açıkladığı Ocak-Kasım 2022 verilerine göre, çelik sektörü miktarda yüzde 17,7 düşüşle 19,6 milyon ton, değerde ise yüzde 5,3 düşüşle 21,1 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi.

“Dampingli ithalat engellenmeli”

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan, bu dönemde Rus çelik ürünlerine yönelik uygulanan ambargolar nedeni ile Rusya’dan Türkiye’ye ürün girişlerinde ciddi artışlar yaşandığına vurgulayarak, Rusya’nın uyguladığı agresif fiyat politikasından Türkiyeli üreticilerin olumsuz etkilendiğini kaydediyor.

Bu durumun rekabet ve maliyet farklılıkları ortaya çıkardığını ve iç piyasada yeni dinamikler oluşturmaya başladığını belirten Aslan; Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin iç piyasada ağırlıklarını artırmaya başladığına dikkat çekiyor.

Aslan, şöyle konuşuyor:

“Rusya, Çin, Hindistan, İran gibi ülkeler dampingli fiyatlarla ülkemize satış yapmaya devam ediyor. İthalat elbette ki olacak; yeter ki dengeli ve adil yapılsın. Yerli üreticimizin rekabet edebilme şansı elinden alınmasın. Bu noktada Türk çelik sektörünün temsilcileri olarak dampingli ithalatın engellenmesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyoruz.”

“Hükümetten teşvik bekliyoruz”

2023 yılında da korumacılık önlemlerinin sektörün üzerinde baskı unsuru olmaya devam etmesi bekleniyor. ABD ile AB’nin uyguladığı vergi ve kotaların devam ettiğine işaret eden Adnan Aslan, “Bizim de Türkiye olarak ciddi bir strateji belirleyip gerekli düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmemiz gerektiğine inanıyoruz” diyor.

Demir-çelik sektörünün enerji maliyetleri en yüksek sektörlerden biri olduğuna işaret eden Aslan; İngiltere, Avrupa Birliği gibi birçok ülkede üreticilerin çelik üretiminde kullandıkları enerji için devletten destek aldıklarına işaret ediyor.

Hükümete seslenerek “Biz de teşvik paketleriyle destek bekliyoruz” diyen Aslan, tüm bunların yanı sıra hammaddede dışarıya bağımlı olunmasının sektöre getirdiği olumsuzluklara dikkat çekiyor. Aslan, “Bunun için de farklı yatırımlar gerçekleştirilmesi adına devletimizin desteğiyle sağlayacağımız açılımların takipçisi olunması gerektiğine inanıyoruz” diye konuşuyor.

“Zamlarla rekabet gücümüzü kaybettik”

Sektörde azalan üretim, kapasite kullanım oranlarına da olumsuz yansıyor. Üreticiler artan maliyetler ve hedef pazarlardaki talep daralması nedeniyle üretim kapasitelerini düşürmeye başladılar. Bu durum bazı şirketlerde işçi çıkarmaya kadar giden önlemler alınmasına neden oluyor.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, 2021’de yüzde 74,5 olan sektörün kapasite kullanım oranının 2022 sonu itibariyle yüzde 62,7’ye gerilediğine dikkat çekiyor. Ağustos 2022’de doğalgaz ve elektrik fiyatlarına bir gecede yapılan yüzde 50’lik zammın sektörde büyük bir şaşkınlık yarattığını anlatan Veysel Yayan, “Bu zam, ileriye dönük siparişlerimizi son derece olumsuz etkiledi. Bize gelen zamları biz satışlarımıza yansıtamadık. Bu nedenle dünya pazarlarında rekabet gücümüzü kaybettik” diyor.

“Sektöre destek için kaynak ayrılmadı”

Bu noktada Türkiye’nin 2022’de üretimde liderliği kaptırdığı Almanya’yı örnek gösteren Yayan, şunları söylüyor:

“Bizden farklı olarak, Almanya’da hükümet Alman çelik şirketlerinin elektrik enerjisi konusunda karşılaştıkları sıkıntıları gidermek için 92 milyar euro tutarında bir kaynak ayırdı. Bizde ise sektörümüze kaynak tahsisi yapmak yerine, doğal gaz ve elektrikte AVM’lere uygulanan indirimler bile uygulanmadı. Avrupa’da hane halklarına ucuz enerji vermenin faturasını devlet yüklenirken, Türkiye’de bunu biz yüklendik.”

Ortaya çıkan bu durumun üstüne son dönemde bir de ithalatta yaşanan artışın gündeme geldiğine işaret eden Yayan, özellikle Çin ve Hindistan’dan ithalatın yaklaşık üç kat arttığını kaydediyor. Yayan, “Elini kolunu sallayarak Avrupa’ya ABD’ye gidemeyen ülkeler, bizim pazarımıza çok rahat girebiliyorlar” diyor.

“Özel enerji tarifesi olmalı”

Çelik sektörü ile birlikte demir ve demir dışı metaller sektörü de üretim ve ihracatta geri düşmemek için hükümetten ‘acil’ adımlar talep ediyor.

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, ihracatçılar olarak rekabetçi bir kura ihtiyaç duyduklarını ve enerji konusunda sektörlere özel enerji tarifeleri talep ettiklerini söylüyor.

Ayrıca finansmana erişimde sorun yaşayan üreticiler, potansiyeli yüksek olan ABD, Latin Amerika bölgesi ve Cezayir gibi ülkelerle hızlı bir şekilde Serbest Ticaret Anlaşmaları imzalanmasını talep ediyor.

Tecdelioğlu, bu adımların atılması halinde 2022’yi 14,4 milyar dolarlık ihracatla kapatan sektörün 20 milyar dolar seviyelerine çıkabileceğini kaydediyor.

Paylaşın

“Bankalar İçin Riskler Devam Ediyor” Uyarısı

Aksiyom Alternatif Yatırımları’ndan (Axiom Alternative Investments) Jerome Legras, “Bir taraftan faizlerin yükselmesi bankalara fayda sağlarken diğer taraftan ekonomik görünümdeki belirsizlik ve batık kredi riski çok yüksek” dedi.

Merkez bankalarının faizleri yükseltmesi ile artan borçlanma maliyetleri uzun süredir bekleyişte olan Avrupalı bankaların karlılıklarına önemli katkıda bulundu fakat bu defa da ekonominin yavaşlaması riskiyle karşı karşıya kaldılar.

Amerikan Merkez Bankası Fed ve Avrupa Merkez Bankası, geçen sene 10 yıldır neredeyse sıfır düzeyinde tuttukları politika faizini yükseltmeye başladı. Bunun etkisi ilk olarak bankaların bilançolarına yansıdı.

Avrupa’nın iki önde gelen bankası İsveçli SEB ve İspanyol Sabadell 2022’de güçlü karlar açıkladı. Fakat faizlerin yükselmesi bankalar için iyi bir gelişme olsa da artan hayat pahalılığı ve savaşın etkisiyle yavaşlayan ekonomi özellikle emlak gibi şişen balonların patlamasına yol açabilir.

Reuters’e konuşan Axiom Alternative Investments’tan Jerome Legras, “Bir taraftan faizlerin yükselmesi bankalara fayda sağlarken diğer taraftan ekonomik görünümdeki belirsizlik ve batık kredi riski çok yüksek,” ifadelerini kullandı.

İsviçreli UBS, İtalyan Unicredit ve Hollandalı ING gibi Avrupa’nın en büyük bankaları 2022 performanslarını önümüzdeki günlerde açıklayacak.

Faizlerin en hızlı yükseldiği İngiltere’de ise bankalar gelecekten biraz daha umutlu. Finans kuruluşları 2023’te karlarının yükselmeye devam edeceği sinyallerini verdi.

Fakat İngiltere’de iflas eden şirket sayılarındaki artış ve 2022’nin dördüncü çeyreğinde konut fiyatlarında görülen yüzde 2,5’lik gerileme ekonominin gidişatı ile ilgili olumsuz bir tablo çiziyor.

Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank da yükselen faizlerden olumlu etkilendi. Bankanın son çeyrekte de kar açıklayarak üst üste onuncu çeyrekte pozitifte olması bekleniyor.

Fakat Almanya ve Avusturya’da bankaların özellikle ticari gayrimenkul alanında aktif olmaları emlak piyasasında yaşanacak problemlerden daha fazla etkilenebilecekleri anlamına geliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Zorunlu Trafik Sigortalarında Yeni Düzenleme!

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Mehmet Akif Eroğlu, 25 milyon araç sahibini ilgilendiren trafik sigortası konusunda “Piyasa yapıcı oyuncuları daha yakından takip edip, piyasa bozucu işlem ve oyunculara yönelik gerekli tedbirleri hızlıca alacağız” dedi.

Tüm uyarı ve çalışmaların ardından ağustos ayında Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararla poliçe kesmekten kaçınan şirketlerin tüm branşlarda poliçe kesme yetkisinin 3 günden 30 güne kadar durdurulabileceği, kaçınmanın devam etmesi üzerine bu sürelerin iki katına kadar artırılabileceği veya başka tedbirler uygulanabileceği açıklandı.

Dünya gazetesinden Emel Yiğit’in haberine göre; genelgede trafik sigortasında geçmiş ay ve yıl ortalamalarına göre belirgin düşüşlerin görülmesi poliçe düzenlemekten kaçınma olarak değerlendirilecek.

Örneğin;

  • Bir sigorta şirketinin son bir yılda düzenlediği poliçe sayısının, son üç yılın aynı döneminde düzenlenen ortalama poliçe sayısına göre yüzde 20 veya daha fazla azalması,
  • Son üç ayda düzenlenen poliçe sayısının, son üç yılın aynı döneminde düzenlenen ortalama poliçe sayısına göre yüzde 30 veya daha fazla azalması,
  • Son bir ayda düzenlenen poliçe sayısının son üç ayda düzenlenen aylık ortalama poliçe sayısına göre yüzde 30 veya daha fazla azalması poliçe düzenlemekten kaçınma halleri arasında yer aldı.

SEDDK geçen yıl sigorta şirketlerinin trafik sigortası yapmaktan kaçındıkları şikayetleri üzerine harekete geçmişti. Temmuz ayında bazı şirketlerin ödeme araçlarında kısıtlamaya giderek, trafik sigortasında zorluk çıkardıkları şikayetleri üzerine kurum, sigortalıların belirli bir ödeme aracı kullanımına zorlanmasının ve iyi niyete aykırı şekilde gerçekleşen poliçe tanzimini zorlaştırıcı ya da engelleyici uygulamaların “zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınma” olarak değerlendirileceğini duyurmuştu. Buna rağmen bu branşta sular durulmadı ve şirket merkezlerinin poliçe yapma taleplerine yanıt vermediği, sisteme giriş yapamadıkları ve red cevabı aldıklarını iddia eden bir grup acente muhatap şirketleri CİMER’e şikayet etti.

25 milyon araç sahibini ilgilendiriyor

Ardından SEDDK genel müdürleri toplantıya çağırarak trafikte yol haritası çalışmalarına başladı. SEDDK Başkanı Mehmet Akif Eroğlu yaptığı açıklamalarda 25 milyon araç sahibini ilgilendiren trafik sigortası konusunda “Piyasa yapıcı oyuncuları daha yakından takip edip, piyasa bozucu işlem ve oyunculara yönelik gerekli tedbirleri hızlıca alacağız” dedi. Tüm uyarı ve çalışmaların ardından ağustos ayında Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararla poliçe kesmekten kaçınan şirketlerin tüm branşlarda poliçe kesme yetkisinin 3 günden 30 güne kadar durdurulabileceği, kaçınmanın devam etmesi üzerine bu sürelerin iki katına kadar artırılabileceği veya başka tedbirler uygulanabileceği açıklandı.

Şirketler trafik sigortasından kar etmiyor

Hasar ödemelerinin tüm artışların üzerine çıkması sigorta şirketlerini zorluyor. Trafik sigortalarında prim artış oranları yüksek olsa da artan kurlarla beraber yükselen maliyetler bu branşta zarar edilmesine neden oluyor. Şirket yöneticilerine göre bozulan hasar prim dengesinin telafi edilememesi, sigorta şirketlerinin sermayelerinin baskı altında kalmasına sebep oluyor. Şirketlerin trafik branşında şikayetlerinin sebebi yüksek prim üretimlerine karşılık artan zarar.

2022 yıl sonu itibariyle sektörde yeşil kart hariç zorunlu trafik sigortası prim üretimi toplam 52,9 milyar lira oldu. Direkt prim üretim miktarı ise 46,1 milyar lira olarak gerçekleşti. Yıl sonu teknik karlar henüz açıklanmasa da 9 aylık dönemde trafiğe ilişkin rakamlarda teknik zarardaki artış dikkat çekici. 2022 yılının 9 aylık döneminde 33 milyar liralık brüt yazılan prim rakamına karşılık teknik zarar 7,9 milyar lira oldu. Teknik zarar 2021 yılının aynı döneminde 897 milyon liraydı. Brüt hasar prim oranı ise 2022 9 aylık döneminde yüzde 163,5 oldu.

Zorunlu Trafik Sigortası tarifesinde 1 Eylül’den itibaren geçerli olmak üzere kapsamlı bir güncellemeye gidildiğini söyleyen SEDDK Başkanı Eroğlu, “Yapılan tarife değişikliği sonrası poliçe üretimini yakından takip ediyoruz. Trafik poliçe primlerinin vatandaşlarımız için sürdürülebilir bir hale gelmesi adına kişi bazlı poliçe, tahkim sisteminde iyileştirme, doğrudan tazmin gibi yapısal reformlarla sürdürülebilir kılmak istiyoruz. Bu kapsamda üzerinde çalıştığımız yeni düzenlemeleri en kısa zamanda kamuoyu ile paylaşacağız” diye konuştu.

Paylaşın

BM’den Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 42,4

Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler 2023 raporunu açıklayan Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye için yıl sonu enflasyonu tahminini de yüzde 42,4 olarak açıkladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 22,3 ile sabit tutmuştu.

İleri Haber’in aktardığı rapora göre, dünya ekonomisi 2022’de Kovid 19 salgınının devam eden etkileri ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tetiklediği enerji ve gıda krizi gibi bir dizi şokla karşı karşıya kaldı.

Yükselen faiz oranları ve azalan satın alma gücü, tüketici güvenini ve yatırımcı duyarlılığını zayıflatarak dünya ekonomisi için yakın vadeli büyüme beklentilerini daha da belirsiz hale getirdi.

Tüketim mallarına olan talebin azalması, Ukrayna’da uzayan savaş ve devam eden tedarik zinciri sorunları nedeniyle küresel ticaret yumuşadı.

Son yılların en düşük tahmini

Rapora göre, bu kapsamda, BM’nin 2022’de yüzde 3 olan küresel ekonomik büyüme tahmini, 2023 için yüzde 1,9 olarak belirlendi. Bu oran, son yılların en düşük büyüme tahmini olarak kayıtlara geçti.

Raporda, bazı makroekonomik olumsuzluklar azalmaya başlarsa, küresel ekonomik büyümenin 2024’te yüzde 2,7’ye yükseleceği öngörüldü.

Rapora göre, mevcut küresel ekonomik yavaşlama, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor ve birçoğu 2023’te resesyon riskiyle karşı karşıya. ABD, Avrupa Birliği (AB) ve diğer gelişmiş ekonomilerde büyüme ivmesi zayıflayarak dünya ekonomisinin geri kalanını olumsuz etkiliyor.

BM raporunda Türkiye ekonomisinin geçen yıl yüzde 5,4 genişledikten sonra, bu yıl yüzde 3,7 ve 2024‘teyse yüzde 3,5 büyüyeceği tahmininde bulunuldu. Ayrıca Türkiye’de enflasyon oranının bu yıl sonunda ortalama yüzde 42,4’e ineceği ve gelecek yıldaysa düşüşünü hızlandırarak yüzde 13,5’e gerileyeceği tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre enflasyon aralıkta yıllık yüzde 64,27 artmıştı. Enflasyonun baz etkisiyle düşmesi bekleniyordu. Uzmanlar, seçimlere yaklaştıkça enflasyonda baz etkisiyle oluşacak düşüşün, iktidar tarafından sanki fiyatlar gerilemiş gibi lanse edileceğini düşünüyor.

Merkez Bankası enflasyon tahminini sabit tuttu

Öte yandan 2023 yılının ilk enflasyon raporuyla yıl sonu enflasyon tahminlerini açıklayan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 22,3 ile sabit tuttu. Merkez Bankası, 2024 yılı yıl sonu enflasyon tahminin de yüzde 8,8 olarak açıkladı.

Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Merkez Bankası Şahap Kavcıoğlu, “Küresel talebe ilişkin beklentilerle birlikte gerileyen emtia fiyatlarına karşın jeopolitik risklere bağlı olarak petrol fiyatlarını, 2023 yıl sonu için sınırlı bir miktar yukarı yönlü güncelledik. Bununla birlikte, ortalama petrol fiyatı varsayımlarımızda 2023 yılında bir önceki yıla göre düşüş öngörmeye devam ediyoruz” dedi.

Konuşmasının devamında, “İthalat fiyatlarında küresel talep görünümü ile uyumlu olarak 2023 yılı için aşağı yönlü beklentimiz devam etmektedir. 2024 yılında ise küresel iktisadi faaliyetle uyumlu olarak sınırlı bir oranda artış bekliyoruz.” ifadelerini kullanan Kavcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gıda fiyatlarının, 2023 yılında, önceki tahminimizle uyumlu olarak yüzde 22, 2024 yılında ise yüzde 11,5 oranında artacağını varsaydık. Ayrıca, tahminler üretilirken, makroekonomik politikaların orta vadeli bir perspektifle, enflasyonu düşürmeye odaklı ve liralaşma adımları kapsamında koordineli bir şekilde belirlendiği bir görünümü esas aldık.”

Kavcıoğlu önümüzdeki dönemde Liralaşma stratejisine öncelik vermeye devam edeceklerini söyledi:

“Önümüzdeki dönemde, büyümenin sürdürülebilir bileşenleri olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı desteklemek amacıyla hedefli kredi uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda, kredi gelişmelerinin finansal istikrarı gözeten bir yapıda, dengeli ve istikrarlı olmasını sağlarken, kredilerin büyüme hızı ve kompozisyonunun fiyat istikrarını destekleyici yönde ve öngörülen enflasyon patikasıyla uyumlu olmasını temin edeceğiz. Likidite ve teminat politikalarımızı da bu hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla kullanacağız.

Liralaşma Stratejimiz çerçevesinde uygulayacağımız politikaları, bankacılık sisteminde Türk lirasının ağırlığının kalıcı olarak artırılması amacıyla güçlendirmeye devam edeceğiz. Liralaşma odaklı olarak fonlamanın kompozisyonunu para takasının ağırlığının azalacağı bir çerçevede geliştireceğiz.”

Paylaşın