Külliyedeki EKK Toplantısı Sona Erdi: Enflasyonla Kararlılıkla Mücadele Vurgusu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı sonrası yapılan açıklamada, para ve maliye politikalarını etkin kullanarak enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgusu yapıldı.

Haber Merkezi / Açıklamada, yine bu dönemde yeşil ve dijital dönüşüm ekseninde rekabet gücünün ve verimliliğin artırılarak yüksek katma değerli üretim yapısının sağlanması ve ihracata dayalı nitelikli ve sürdürülebilir büyüme ile vatandaşların sosyal refahını artırmanın hedeflendiği ifade edildi.

Açıklamanın devamında, “Katma değeri yüksek ihracat potansiyelimizi artırıcı ve cari işlemler dengesinde sürdürebilir iyileşmeyi sağlayıcı yatırımlara yönelik olarak TCMB’nin Yatırım Taahhütlü Avans Kredileri’nin (YTAK) genel çerçevesi Kurul tarafından değerlendirilmiş olup uygulama detayları ilgili kurumlar tarafından netleştirildikten sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır” denildi.

Açıklama, “YTAK Programı’nın, TCMB’nin hedefleriyle uyumlu bir çerçevede tasarlanması kararlaştırılmıştır. Uluslararası kuruluşlardan sağlanan kredi niteliğindeki dış finansman kaynakları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu kaynakların taahhüt edilmesinden sonraki süreçte daha etkin kullanımına yönelik yapılabilecek çalışmalar ele alınmıştır” cümleleriyle sona erdi.

“12. Kalkınma Planı 5 eksen üzerinde kurgulandı”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda görüşülen 12. Kalkınma Planı üzerine  yaptığı konuşmada, kalkınma planının 5 eksen üzerinde kurgulandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“12. Kalkınma Planı genel çerçevesinde; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri güçlendirmek, iyi yönetişim anlayışını kurumsallaştırmak, beşeri ve sosyal yapımızı geliştirmek, afete dirençli yaşam alanları, akıllı ve sürdürülebilir şehirler oluşturmak, ekonomide istikrar ve sürdürülebilirliği sağlamak, her alanda yeşil ve dijital dönüşüm odaklı rekabetçiliği tesis etmek, ihracata dayalı nitelikli büyümeyi sağlamak, enerji ve gıda arz güvenliğini tesis etmek ve uluslararası işbirlikleri ile stratejik ortaklıkları güçlendirmek konularında somut adımlar atılacaktır.

12. Kalkınma Planı 5 eksen üzerinde kurgulanmıştır. İlk eksenimiz ‘istikrarlı büyüme, güçlü ekonomi’, ikinci eksenimiz ‘yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim’, üçüncü eksenimiz ‘nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum’, dördüncü eksenimiz ‘afetlere dirençli yaşam alanları, sürdürülebilir çevre’ ve beşinci eksenimiz ise ‘adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim’ eksenidir.”

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Ekonomik Güven Ekim’de Arttı

Ekonomik güven endeksi eylül ayında 95,4 iken, ekim ayında yüzde 1,2 oranında artarak 96,5 değerini aldı. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Buna göre; Ekonomik güven endeksi eylül ayında 95,4 iken, ekim ayında yüzde 1,2 oranında artarak 96,5 değerini aldı.

Bir önceki aya göre ekim ayında tüketici güven endeksi yüzde4,4 oranında artarak 74,6 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde0,2 oranında artarak 105,3 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde0,5 oranında artarak 113,6 değerini aldı.

Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 3,3 oranında azalarak 113,9 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 0,9 oranında artarak 89,1 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir.

Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır.

Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır. Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Türk Lirası’nı Destekleyen Yeni Adım

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bankacılık sisteminde Türk Lirası’nın payını artırmaya yönelik adımlarla birlikte sadeleşme kapsamında ihracat kredileri ve firmaların krediye erişimine yönelik uygulama kolaylıkları getirdi.

Firmaların krediye erişimini kolaylaştırmak amacıyla bankalarca kullandırılan krediler için yüzde 30 oranında menkul kıymet tesis edilmesi uygulaması ile fatura karşılığı kredi uygulaması sona erdirildi.

Bankaların TL ticari kredilere referans oranın 1.8 katının üzerinde uyguladıkları faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulamasının kaldırılmasına yönelik karar alındı. Faktoring şirketlerinin faktoring alacaklarına referans oranın 2.7 katının üzerinde uyguladıkları faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması da sona erdirildi.

Türk lirasına geçişlerin hızlandığını gösteren veriler doğrultusunda gerçek kişiler için daha önce aylık yüzde 2’den yüzde 2.5’e yükseltilen Türk Lirası payı artış hedefi aylık yüzde 3.5’e çıkarıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB),Menkul Kıymet Tesisi Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’i Resmi Gazete’de yayımlanırken, makroihtiyati çerçevede sadeleşme hakkında basın duyurusu da web sitesinde yayınlandı.

Buna göre, firmaların krediye erişimini kolaylaştırmak amacıyla bankalarca kullandırılan krediler için yüzde 30 oranında menkul kıymet tesis edilmesi uygulaması ile fatura karşılığı kredi uygulaması sona erdirildi. Daha önce ihracat, yatırım ve KOBİ kredilerinde fatura muafiyet sınırı 50 bin TL’den 250 bin TL’ye çıkarılmıştı. Yeni kararla hiçbir kredi tutarında fatura şartı aranmayacak.

Bankaların TL ticari kredilere referans oranın 1,8 katının üzerinde uyguladıkları faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması kaldırılacak. Faktoring şirketlerinin faktoring alacaklarına referans oranın 2,7 katının üzerinde uyguladıkları faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması da sona erdirildi.

İhracat kredilerini desteklemek amacıyla net ihracatçılık kriterinin hesaplanmasında firmaların yatırım malı ithalatı hesaplamaya dahil edilmeyecek. Böylece menkul kıymet tesisi uygulamasında, yatırım kaynaklı ithalat harcamalarının net ihracatçılığı sınırlandırması önlenerek ihracat kredilerine erişim kolaylaşacak. TCMB, daha önce reeskont kredilerine erişimde net ihracatçılık şartını yatırım malı ithalatı dahil edilemeyecek şekilde revize etmişti.

Ayrıca, bankalarca satın alınan reel kesimin ihraç ettiği menkul değerler üzerinden yüzde 30 oranında menkul kıymet tesisi uygulamasına son verildi. TL’ye geçişlerin hızlandığını gösteren veriler doğrultusunda gerçek kişiler için daha önce aylık yüzde 2’den yüzde 2,5’e yükseltilen TL payı artış hedefi, aylık yüzde 3,5’e çıkarıldı.

Standart TL mevduatın toplam mevduat içindeki payını artırmayı amaçlayan TL payı artış hedefi, menkul kıymet uygulamasından çıkarılarak bankaların yabancı para mevduat için tesis ettikleri zorunlu karşılıklar üzerinden komisyon alınması uygulamasına eklendi.

Sadeleşme adımları kapsamında kur korumalı hesapların yenilenmesi veya TL’ye geçişine ilişkin menkul kıymet tesisi uygulaması sonlandırılarak Döviz dönüşümlü kur korumalı hesapların kademeli azaltılması hedefi, komisyon uygulamasında daha etkin bir şekilde yönetilecek. Ayrıca, TL’ye geçişin belirlenen hedeften yüksek olması durumunda, aşan kısım yenileme hedefine sayılacak.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, dün tarihli kararında, sadeleşme sürecinin etki analizleri dikkate alınarak kademeli olarak ilerlediğini ve bu kapsamda TL mevduat payının artırılmasına yönelik ilave adımlarla parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine devam edileceğini belirtmişti.

Merkez Bankası’nın makroihtiyati çerçevede sadeleşme hakkında basın duyurusunda, kararlara ilişkin teknik detayların ilgili düzenlemelerde yer alacağı bildirildi.

Bakan Şimşek’ten açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Merkez Bankası’nın sadeleştirme kararlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Şimşek, “Daha iyi işleyen bir piyasa ekonomisi için önemli sadeleşme adımları. Amaç krediye erişimi kolaylaştırmak ve TL’ye geçişi özendirmek” değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, Hazine destekli kredi garanti sistemi kapsamında hayata geçirilecek yeni destek paketine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Yeni ekonomi programı kapsamında seçici kredi uygulamalarının önemine dikkati çeken Şimşek, bu yolla üretim ve ihracatı artırmayı amaçladıklarını belirterek, ihracatın ülke ekonomisi için önemine işaret etti.

Bugüne kadar Hazine destekli kredi garanti sistemiyle muhtelif sektörlerde faaliyet gösteren ve teminat yetersizliği yaşayan pek çok ticari işletmeye finansmana erişim imkanı sağlandığını vurgulayan Şimşek, “Güncel ekonomik gelişmeler kapsamında, sektörel ihtiyaçlar göz önüne alınarak yatırım, ihracat, sürdürülebilirlik yatırımları ve dijital dönüşüm odaklı yeni destek paketlerine yönelik çalışmalarımız tamamlanma aşamasına gelmiştir” diye konuştu.

Söz konusu destek paketlerinin, bankacılık sistemindeki mevcut makro ihtiyati çerçeve içerisinde kalınarak, piyasa koşulları ile bankacılık ilke ve prensiplerine göre kullandırılacağını bildiren Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İhracatçımızın, reel sektörümüzün her zaman arkasındayız ve desteklemeye devam ediyoruz. Yeni destek paketimizle 25 milyar liralık garanti karşılığında 30 milyar liralık kredi imkanını firmalarımıza sunacağız. Yeni destek paketleriyle teminat yetersizliği yaşayan firmaların finansmana erişim imkanlarının kolaylaştırılması amaçlandı. Söz konusu kredi imkanının kredi garanti kurumları aracılığıyla sağlanması planlanıyor. Paketlerde genel itibarıyla işletme kredileri için 24 aya kadar, yatırım kredileri içinse 120 aya kadar vade belirlenebilecek.”

Bakan Şimşek, tahsis edilen kefalet limitleri belirlenirken yeni paketlerle benzer amaçlı olan diğer paketlerin kullanılmayan limitlerinin buraya aktarılmasının planlandığını belirterek, “Bakanlığımız ile Kredi Garanti Fonu AŞ, İhracatı Geliştirme AŞ ve Katılım Finans Kefalet AŞ arasındaki protokol çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeni destek paketleri kapsamındaki kullandırımlara başlanacak” dedi.

Paylaşın

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Faizleri Sabit Tuttu!

Faiz kararını bugün kamuoyuna açıklayan Avrupa Merkez Bankası (AMB), Banka, arka arkaya on faiz artışının ardından faizleri sabit tutma kararı aldı. AMB’den yapılan açıklamada refinansman faizinin yüzde 4,50’de, mevduat faizinin yüzde 4’te, marjinal fonlama faizinin de yüzde 4,75’te bırakıldığı kaydedildi.

Enflasyonun “daha uzun süre yüksek seviyede seyretmesi” beklentisinde olunduğunu açıklayan AMB, faiz kararına gerekçe olarak fiyat artışlarındaki belirgin gerilemeyi gösterdi.

Euro Bölgesi’nde Eylül ayında yıllık enflasyon oranı yüzde 4,3 seviyesine gerilemişti. AMB, yıl sonu için ise yüzde 5,6 enflasyon tahmininde bulundu. Banka, yakın bir dönemde yüzde 2’lik enflasyon hedefine dönülmesi için “kararlı” olunduğunu açıkladı.

Reuters’in anketine katılan ekonomistler, Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB), 2024 yılının ortalarına kadar faiz oranlarını sabit tutacağı tahmininde bulunuyor.

AMB’den yapılan açıklamada, Banka’nın 3 temel politika faizini sabit bırakma kararı aldığı, refinansman faizinin yüzde 4,50’de, mevduat faizinin yüzde 4’de, marjinal fonlama faizini de yüzde 4,75’de bıraktığı kaydedildi.

Enflasyonun hala “çok uzun süre çok yüksek” kalmasının beklendiği ve Euro Bölgesi içinde fiyat baskılarının güçlü olmaya devam ettiği kaydedilen açıklamada, “Aynı zamanda, güçlü baz etkileri de dahil olmak üzere, Eylül’de enflasyon belirgin bir şekilde düştü ve enflasyonun temelini oluşturan çoğu ölçüt gevşemeye devam etti. Bankanın geçmişte yaptığı faiz artışları, finansman koşullarına güçlü şekilde yansımaya devam ediyor. Bu durum talebi giderek azaltmakta ve enflasyonu düşürmeye yardımcı olmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, AMB’nin enflasyonun yüzde 2’lik orta vadeli hedefine yönelik kararlılığı anımsatıldı. Bankanın uygun kısıtlama seviyesi ve süresini belirlemede verilere dayalı bir yaklaşım izlemeye devam edeceği aktarılan açıklamada, “Temel faiz oranlarının yeterince uzun bir süre korunduğunda, enflasyonu yüzde 2’ye düşürme hedefine önemli bir katkıda bulunacak seviyede olduğu düşünülmektedir. Gelecekteki kararlar, politika faiz oranlarının gerekli olduğu sürece yeterince kısıtlayıcı seviyede belirlenmesini sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, AMB’nin Varlık Alım Programı’ndaki (APP) portföy büyüklüğünün anapara ödemelerinin yeniden yapılmadığı için küçülmeye devam ettiği, Pandemi Acil Varlık Alım Programı’nda (PEPP) ise anapara ödemelerinin en azından 2024 sonuna kadar devam edeceği ancak para politikasının amaçlarını sekteye uğratmamasına dikkat edileceği bildirildi.

“Bazen eylemsizlik eylemdir”

AMB Başkanı Christine Lagarde’ın Atina’da düzenlenen para politikası toplantısı sonrasında düzenlediği basın toplantısında “Mevcut duruma ilişkin herkesin hemfikir olduğu bir değerlendirme vardı, Aldığımız para politikası kararı, son 15 aydaki 10 farklı artışın ardından ‘bekleme’ olarak kaldı. Bazen eylemsizlik eylemdir,” ifadelerini kullandı.

Artık daha fazla artış olmaz diyemeyeceğini vurgulayan Lagarde “Biz verilere bağımlıyız ve enflasyon görünümü, enflasyonun temel durumu ve faiz oranlarımızın para politikası aktarım gücünü yeterince sağlayıp sağlamadığı konusunda üç kriter temelinde değerlendirme yapacağız,” dedi.

Yüzde 2’lik enflasyon hedefine henüz varamadıklarını belirten Lagarde “Enflasyonu yüzde 2’ye döndürmek için kullanabileceğimiz en iyi araç faiz oranlarıdır. Şunu belirtmek isterim ki, tutuyor olmamız bir daha asla faiz artırımı yapmayacağımız anlamına gelmiyor,” ifadelerini kullandı.

Euro Bölgesi merkez bankaları arasında para politikalarından kaynaklı potansiyel kayıplarla ilgili sorulan bir soru üzerine Lagard “Herkese uyacak tek bir kalıp yok. Bildiğim şey şu ki, Euro sistemi ve AMB olarak tek bir misyonumuz var, o da fiyat istikrarı. Ve bizim kâr göstermek ya da zararları karşılamak gibi bir amacımız yok ve enflasyonu yeniden normal seviyeye getirmek için kararlarımızı para politikası amaçları yerine kâr/zarar hesaplarımıza göre yönlendirmek aslında yanlış olurdu,” yanıtını verdi.

Faiz artırımlarını artırmaya ara vermiş olduklarını ama bunun hemen indirmeye başlayacakları anlamına gelmediğini belirten Lagarde “Faiz indirimi konusunu tartışmak bile çok erken,” sözlerini kullandı.

Lagarde “Uzun vadeli enflasyon beklentilerine ilişkin ölçümler çoğunlukla yüzde 2 civarında seyrediyor. Bununla birlikte bazı göstergeler hâlâ yüksek durumda ve yakından takip edilmesi gerekiyor,” dedi.

Ekonominin bu yılın geri kalanında zayıf kalmasını beklediklerini belirten Lagarde enflasyon düştükçe, hanehalkı reel gelirleri toparlandıkça ve Euro Bölgesi ihracatına olan talep arttıkça ekonominin önümüzdeki yıllarda güçlenmesi gerektiğini söyledi.

Paylaşın

‘Kur Korumalı Mevduat’ta En Yüksek Haftalık Düşüş

20 Ekim haftasında Kur Korumalı Mevduatta (KKM) hesaplarında 85 milyar 512 milyon liralık düşüş yaşandı. Böylece KKM hesaplarında bugüne kadarki en yüksek haftalık düşüş kaydedildi.

Haber Merkezi / Öte yandan, bir önceki hafta 83 milyar 307 milyon dolar olan Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 82 milyar 567 milyon dolara geriledi.

Ayrıca, Merkez Bankası’nın (TCMB) 500 baz puanlık artışla politika faizini yüzde 35’e yükseltmesi sonrasında kredi kartı ve ticari kredi faizlerinde de üst limitler arttı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 20 Ekim haftasına ilişkin bankacılık verilerini açıkladı. Buna göre söz konusu hafta itibarıyla Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının toplamı 3 trilyon 70 milyar 175 milyon lira oldu.

20 Ekim haftasında KKM hesaplarında 85 milyar 512 milyon liralık düşüş yaşandı. Böylece KKM hesaplarında bugüne kadarki en yüksek haftalık düşüş kaydedildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, bir önceki hafta 83 milyar 307 milyon dolar olan brüt döviz rezervleri, 82 milyar 567 milyon dolara geriledi.

Altın rezervleri 41 milyar 191 milyon dolardan 43 milyar 558 milyon dolara çıkarken, toplam rezervler 124 milyar 498 milyon dolardan 126 milyar 125 milyon dolara geldi. Bir önceki hafta 22 milyar 56 milyon dolar olan net uluslararası rezervler, söz konusu haftada 22 milyar 553 milyon dolara yükseldi.

Merkez Bankası’nın (TCMB) 500 baz puanlık artışla politika faizini yüzde 35’e yükseltmesi sonrasında kredi kartı ve ticari kredi faizlerinde de üst limitler arttı.

Referans faiz oranı aylıkta yüzde 3,16’ya (yıllık bileşik yüzde 46,1) yükselirken kredi kartı gecikme faizi de aylıkta yüzde 3,71’e (yıllık bileşik yüzde 55,9), nakit çekimde de faiz aylıkta yüzde 4,02’den yüzde 4,47’ye (yıllıkta yüzde 70,3), kart üye işyeri komisyonu da aylık yüzde 3,16’dan yüzde 3,61’e (yıllık bileşik yüzde 54),

Ticari kredi faizlerinde de üst limit, 1,8’lik kat sayıya göre yüzde 69,3’ten yüzde 83’e, ihracat ve yatırım kredileri için de sınır yıllık oran olarak yüzde 53,9’dan yüzde 64,5’e, 70 bin TL üzeri ihtiyaç kredilerinde de faiz üst sınırı yüzde 77’den yüzde 92,2’ye yükseldi.

Paylaşın

Merkez Bankası Faizi Yüzde 35’e Yükseltti: Erdoğan İçin Tahammülü Zor Bir Oran

Hafize Gaye Erkan başkanlığında toplanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 500 baz puan artırarak, yüzde 30’dan yüzde 35’e yükseltti. 

Haber Merkezi / TCMB yeni yönetimi altında böylece beşinci faiz artışı gerçekleşmiş oldu. Hafize Gaye Erkan, göreve başladığında politika faizi yüzde 8,5 düzeyindeydi.

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın Haziran ayında başkanlığa atanması sonrasında faiz indirimi sürecine son vererek, son 4 PPK toplantısında politika faizini sürekli olarak artırdı.

Ekonomistler, Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin sosyal medyadan değerlendirmede bulundu. Ekonomistler şu yorumları yaptı:

Mahfi Eğilmez: TCMB faizi 5 puan artırarak yüzde 35’e yükseltti. İlke olarak irrasyonellikten rasyonelliğe geçişte faizin böyle tedrici artırılması doğru ama beklentilerin olumlu yönde gelişmesi için bu kararın yapısal reformlarla desteklenmesi lazım.

Atilla Yeşilada: TCMB çaktı 500 puanı. Cesur bir hamle, dövize fren, Borsa’ya destek derim.

Ibrahim M. Turhan: Para Politikası Kurulu doğru adımı attı. Merkez Bankası yönetimini içtenlikle kutluyorum. Para politikası duruşunun bir bütün olarak değerlendirildiğinde yeteri kadar sıkı olduğunu düşünüyorum. Ekonomi politikası mevcut koşullar altında olması gereken çizgide sürüyor.

Murat Muratoğlu: Merkez Bankası 500 baz puan faiz artırdı… Yüzde 35’e çıkardı ama… Bu düne kadar yeterli bir orandı… Ne kadar kabadayılık o kadar faiz… Bunu hesaplamadı mı?

Nesrin Nas: Yüzde 35, enflasyonu düşünürsek yeterli olmayabilir ama Erdoğan için tahammülü zor bir oran.

Hayri Kozanoğlu: TCMB enflasyon ile ekonomik durgunluk arasında sıkışmıştı. 500 puanlık artışla tercihini ekonomide durgunluktan yana yaptı. Metinden 2 Kasım Enflasyon Raporu’nda 2024 yılı %33 enflasyon hedefinin korunacağı anlaşılıyor. Özellikle KK ve bireysel kredi faizleri can yakacak.

İris Cibre: “Türk lirası mevduat payının artırılmasına yönelik ilave adımlarla parasal aktarım mekanizması güçlendirilmeye devam edilecektir”. Bu cümle sıkıntılı; Seçici kredi deyip para aktarım mekanizmasını güçlendiremezsin… Dolarizasyon ise, 2 ayda 63.3% e geriledi (5 puan). İlave adımlar demek yeni makro ihtiyati tedbir mi demek?

Öte yandan Reuters ve Anadolu Ajansı’nın anketine katılan ekonomistler, faizin bu ay da artacağı yönünde tahminlerde bulunmuştu. Reuters anketine katılan 20 ekonomistin tamamının tahmini faizin artırılacağı yönünde olmuştu.

Dört ekonomist 250 baz puan, bir ekonomist 300 baz puan, 15 ekonomist ise 500 baz puan artış öngörmüştü. AA’nın anketine katılan 19 ekonomistin beklentilerinin medyanı 500 baz puan artırım yönünde gerçekleşmişti.

Anket sonuçlarına göre, 250 ila 500 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 32,50 ile yüzde 35 arasına yer almıştı. Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 40 olmuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası (TCMB) Politika Faizini Yüzde 35’e Yükseltti

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), faiz artırım eğilimini sürdürerek politika faizini yüzde 35’e yükseltti. 500 baz puanlık faiz artırımı, yüzde 35 seviyesindeki piyasa beklentileriyle paralel gerçekleşti.

Haber Merkezi / Reuters ve Anadolu Ajansı’nın anketine katılan ekonomistler, faizin bu ay da artacağı yönünde tahminlerde bulunmuştu. Reuters anketine katılan 20 ekonomistin tamamının tahmini faizin artırılacağı yönünde olmuştu.

Dört ekonomist 250 baz puan, bir ekonomist 300 baz puan, 15 ekonomist ise 500 baz puan artış öngörmüştü. AA’nın anketine katılan 19 ekonomistin beklentilerinin medyanı 500 baz puan artırım yönünde gerçekleşmişti.

Anket sonuçlarına göre, 250 ila 500 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 32,50 ile yüzde 35 arasına yer almıştı. Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 40 olmuştu.

Kurul toplantısından sonra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar vermiştir” denildi.

Enflasyonun yılın üçüncü çeyreğinde öngörülenin üzerinde gerçekleştiğine vurgu yapılan açıklamada, son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin enflasyona geçişi önemli ölçüde tamamladığı belirtilerek, yurt içi talepteki güçlü seyir, hizmet fiyatlarındaki katılık ve enflasyon beklentilerindeki bozulmanın ise enflasyonda yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam ettiği kaydedildi.

“Bu çerçevede, enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki (Rapor) tahmin aralığının üst sınırına yakın seyredeceği öngörülürken, aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüş gözleneceği de değerlendirilmiştir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Öte yandan, jeopolitik gelişmeler, enflasyon görünümünde petrol fiyatları kaynaklı risk oluşturmaktadır. Kurul, parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor’daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır.

Doğrudan yabancı yatırımlar, dış finansman koşullarındaki dengeli seyir, rezervlerde süregelen artış, talepteki dengelenmenin cari işlemler hesabına desteği ve Türk lirası varlıklara yurt içi ve yurt dışı talebin artması fiyat istikrarına güçlü katkıda bulunacaktır.”

PPK’nın enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeleri yakından takip edeceği belirtilen açıklamada, “Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir” denildi.

Paylaşın

Borsa İstanbul’da Yüzde 7.08’lik Sert Düşüş

Gün içerisinde iki kez devre kesici uygulanan BIST 100 endeksi, yüzde 7,08 değer kaybederek günü 7.424,97 puandan tamamladı. Endeks, önceki kapanışa göre 565,45 puan gerilerken toplam işlem hacmi 123,2 milyar lira oldu.

Bankacılık endeksi yüzde 6,89, holding endeksi yüzde 6,44 değer kaybetti. Tüm sektör endeksleri gerilerken, en çok kaybettiren yüzde 9,01 ile madencilik oldu.

Borsa İstanbul’da Endekse Bağlı Devre Kesici Sistemi, endekste yüzde 5 ve yüzde 7’lik değer kayıpların oluşması ile yatırımcıların panik alım-satımlarını önlemek için devreye sokuluyor.

Borsa İstanbul’un Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Saat 17:23:13 itibarıyla endekse bağlı devre kesicinin ikinci seviyesi tetiklenmiş ve Pay Piyasasındaki tüm işlem sıralarında, Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasasındaki (VİOP) Pay ve Pay Endekslerine dayalı sözleşmelerde ve Borçlanma Araçları Piyasasındaki (BAP) Pay Senedi Repo Pazarında işlemler geçici olarak durdurulmuştur.

Pay Piyasasında varant, sertifika ve yeni pay alma hakkı kuponu sıralarında işlemler bugün yeniden başlatılmayacak, diğer işlem sıralarında saat 18:01’de kapanış seansı ile yeniden başlatılacaktır.

VİOP Pay ve Pay Endekslerine dayalı sözleşmelerde işlemler sürekli işlem yöntemiyle saat 18:08’de yeniden başlatılacaktır. BAP Pay Repo Pazarı’nda işlemler bugün yeniden başlatılmayacaktır”.

Öte yandan Dolar, Türk Lirası (TL) karşısında yükselişini sürdürerek alış fiyatı gün içinde 28,12 TL’yi buldu. Euro ise 29,80’den işlem görüyor. Gram altının alış fiyatı  1788,44 TL olurken satış fiyatı ise 1788,78 oldu.

Paylaşın

İkinci El Otomobil Piyasası En Durgun Dönemlerini Yaşıyor

İMAS Başkanı Hayrettin Ertemel, “Şu an için talep düşük olsa da piyasa düzenin tekrar normalleştiği bir geçiş sürecinin içindeyiz. Yeni yıl itibarıyla piyasamızın hareketlenmeye başlayarak çok daha sağlıklı şekilde seyrine devam edeceği kanaatindeyiz” dedi ve ekledi:

“Diğer yandan sıfır ve ikinci el otomobilde sağlanan fiyat düşüşleri ve kampanyalar otomobil almak isteyen vatandaşlarımıza önemli fırsatlar sunuyor. Otomobil almak isteyen vatandaşlarımız fırsatlar sunan bu dönemi değerlendirerek otomobil alabilirler.”

Birkaç ay öncesine kadar ilanlarda bulunamayan ikinci el araçlar şu anda galerilerde birikti. Temmuz ayında 400 bin olan ikinci el araç ilan sayısı 1 milyonu aştı. Kimlik doğrulama düzenlemesinin geleceği 1 Kasım öncesi sayının daha da artması bekleniyor.

Konuyla ilgili milliyet.com.tr‘ye açıklamalarda bulunan İstanbul Motorlu Araç Satıcıları Derneği (İMAS) Başkanı Hayrettin Ertemel şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç ay öncesine kıyasla son günlerde e-satış sitelerinde vasıta başlığı altındaki motorlu araç sayısının ortalama %30 civarında arttığını görmekteyiz. Konu genel olarak otomobil üzerinden değerlendirilse de bu başlık altında karavan, motosiklet, deniz araçları, kiralık araçlar hatta ATV gibi kara araçlarının da bulunduğunu hatırlatmakta fayda var.

Otomobil-ticari araç ve SUV tipinde araçlar bazında değerlendirildiğinde ilan artışlarının birkaç temel sebebi var. Otomotiv sektöründe talebin düşmesiyle halihazırda ilanlarda var olan araçların satılmaması, ilan havuzunun sabit kalmasına sebep oldu.

Bunun üzerine 1 Kasım itibarıyla gelecek düzenleme öncesi ilan paylaşmak isteyen veya fiyatların bir miktar düşmesi sebebiyle araçlarını elden çıkarmak isteyen kişilerin ilan paylaşması sebebiyle sabit kalan ilan havuzuna ek yeni ilanlar eklendi. Kayıt dışı ticaret maksatlı araç alan kişilerin artık müsait zemin bulamaması da elde tutulan araçların ilanlara konmasına vesile oldu.

Tüm bu sebepler bir araya geldiğinde motorlu araç ilanlarında %30 civarında artış görmekteyiz. Ancak otomobil / ticari araç ve SUV kategorileri ayrı ayrı incelendiğinde artışın %20-25 civarı olduğu göze çarpmaktadır.

Bu noktada Ticari ve hafif ticari araçlarla motosiklet sayısındaki artışın sebeplerinden biri ise, 6+6 yönetmeliği bu araçları kapsamadığından yönelimin bu yöne kaymış olmasıdır. Ancak talebin düşük olması sebebiyle fiyatları arttıracak ve piyasa dengelerini bozacak sonuçlar doğurmamaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda otomobile talebin çok yüksek olduğu ancak oldukça çalkantılı bir 3 yılı geride bıraktık. Otomobil üretimindeki sorunlar sıfır otomobili bulunmaz hale getirirken, yarattığı etki ikinci el piyasasına da yansımıştı. Bu durum otomobilin öncelikle yatırım aracı haline gelmesine, akabinde ise bir kayıt dışı ticaret alanına evrilmesine sebep oldu.

Fahiş fiyatlar konusunda ticaret amaçlı araç alan kişilerin bu sorunun en büyük sebeplerinden biri olduğunu her mecrada dile getirmekteydik. Geldiğimiz noktada bu kişilerin sektörden el çekmesi ile fahiş fiyatlar geri geldi ve sıfır / ikinci el otomobil fiyat makası tekrar tahsis edilmeye başlandı.

Şu an için talep düşük olsa da piyasa düzenin tekrar normalleştiği bir geçiş sürecinin içindeyiz. Yeni yıl itibarıyla piyasamızın hareketlenmeye başlayarak çok daha sağlıklı şekilde seyrine devam edeceği kanaatindeyiz.

Diğer yandan sıfır ve ikinci el otomobilde sağlanan fiyat düşüşleri ve kampanyalar otomobil almak isteyen vatandaşlarımıza önemli fırsatlar sunuyor. Otomobil almak isteyen vatandaşlarımız fırsatlar sunan bu dönemi değerlendirerek otomobil alabilirler.”

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Reel Kesim Güven Endeksinde Düşüş Sürüyor

Mevsimsellikten arındırılmamış reel kesim güven endeksi ekim ayında bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak 103,3 seviyesinde gerçekleşti. Ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi ise bir önceki aya göre 0,2 puan artarak 105,3 seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı ekim ayında yüzde 77,4 olarak gerçekleşti. Önceki veri yüzde 77,3 olarak izlenmişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Eylül ayına ilişkin reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranlarını yayımladı.

Buna göre; 2023 yılı Ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), bir önceki aya göre 0,2 puan artarak 105,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, mevcut toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi miktarı ve mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemiştir.

Mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak 103,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.

İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı yüzde 77,4

2023 yılı Ekim ayında, imalat sanayinde faaliyet gösteren 1727 iş yeri tarafından İktisadi Yönelim Anketi’ne verilen
yanıtlar toplulaştırılarak değerlendirilmiştir. İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış Kapasite Kullanım Oranı (KKO-MA), bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 76,8 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Mevsimsel etkilerden arındırılmamış Kapasite Kullanım Oranı (KKO), bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 77,4 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Paylaşın