Ekonomistler, Merkez Bankası’ndan Keskin Bir Faiz Artışı Bekliyorlar

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz oranını açıklaması beklenirken, Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı Merkez Bankası’nın yarın politika faiz oranını keskin bir şekilde artırmasının beklendiğini yazdı.

Reuters’ın anketine katılan 13 ekonomistin biri hariç tümü bu yıl için daha sıkı politikalar öngördü. Yüzde 18 ila yüzde 35 arasında değişen tahminlerinin ortalamasına göre ankete katılanlar, 2023 yılı sonunda yüzde 30 faiz oranı öngörüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Merkez Bankası ile birlikte uygulayacağı politikaları onayladığını ve faiz artışına yeşil ışık yaktığını söylemişti.

Faiz artışı, yeniden seçilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüksek enflasyonla başa çıkmak için ortodoks ekonomi politikalarına yöneldiğine dair güçlü bir işaret olarak görülecek.

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, hayat pahalılığının ana gündem maddesi olduğu bir dönemde koltuğa geçti. Enflasyon geçen Ekim ayında yüzde 85,5 ile son 24 yılın zirvesine ulaşmış, geçen ay yüzde 40’ın altına gerilemişti. Türk Lirası’ndaki değer kaybı ise, geçen ayki seçimlerden sonra rekor seviyelere ulaştı.

Reuters haber ajansının anketine katılan 18 ekonomist, Merkez Bankası’nın haftalık repo oranında artış öngörüyor. Ancak Merkez Bankası olası faiz artışının boyutu ve hızı gibi atabileceği adımlar konusunda bilgi vermediği için oranın hangi seviyede olacağı belirsizliğini koruyor.

Bazı ekonomistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşük faiz politikasından vazgeçme konusundaki bağlılığına şüpheyle yaklaşıyor. Uygulanan bu politika doğrultusunda Merkez Bankası’nın 2021’de yüzde 19 olan politika faizi zaman içinde aşamalı olarak yüzde 8,5’e düşürüldü.

Faiz artırımına dair tahminlerin ortalamasına göre, 1.250 baz puan artışla faiz oranı bu ay yüzde 21’e çıkacak. Öngörüler yüzde 12,50 ila yüzde 30 arasında değişirken, bazı ekonomistler artışın kademeli gerçekleşeceğini düşünüyor.

Lira’nın değerini şimdiye kadar müdahalelerle korumaya çalışan Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri eksi 5,7 milyar dolar ile rekor seviyeye düştü.

Rezervlerdeki düşüş nedeniyle uzmanlar, olası bir ödeme dengesi krizi konusunda uyarıda bulunuyor. Türkiye’nin cari işlemler açığı geçen yıl 48,4 milyar dolara yükseldi.

Yükselen enflasyon karşısında faiz indirimleri büyük ölçüde liranın değer kaybetmesine neden oldu. Lira 2018’den beri yüzde 80’den fazla değer kaybetti.

Yetkililer, ülkeyi terk eden yabancı yatırımcıların ve dövizin geri dönmesini ve böylelikle Merkez Bankası’nın liranın değerini sabit tutmak için müdahalesinin azalmasını umuyor.

Erdoğan’dan faiz artışına yeşil ışık

Societe Generale’de Orta Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesi baş stratejisti Malek Drimal, politika faizinin yarın yüzde 15’e çıkarılacağını öngörüyor.

Önümüzdeki aylarda faiz artışının devam edeceğini düşünen Drimal, politika faizinin Ağustos’ta yüzde 25’e ulaşacağını söylüyor.

Drimal “Turizm gelirlerinin yardımıyla bu yaz, kademeli artış, şahin mesajlar ve ortodoks politikalara dönüş baskısının Lira’yı istikrara kavuşturacağına inanıyoruz” diyor.

Reuters haber ajansının anketine katılan 13 ekonomistin biri hariç tümü bu yıl için daha sıkı politikalar öngördü.

Yüzde 18 ila yüzde 35 arasında değişen tahminlerinin ortalamasına göre ankete katılanlar, 2023 yılı sonunda yüzde 30 faiz oranı öngörüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Merkez Bankası ile birlikte uygulayacağı politikaları onayladığını ve faiz artışına yeşil ışık yaktığını söyledi.

Daha öngörülebilir politikaya dönüldüğünün kanıtı ne olur?

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s dünkü açıklamasında, Türkiye’nin daha ortodoks ve öngörülebilir ekonomi politikalarına kaymasının kanıtının “kredi notunun kesin bir şekilde pozitif” olmasının olacağını söyledi.

Ancak faiz oranları konusundaki görüşlerinin değişmediğini belirten Erdoğan, enflasyonu ve faiz oranlarını tek haneli rakamlara indirmeyi hedeflediklerini söyledi. Erdoğan yüksek faizlerin enflasyonu körüklediğini düşünüyor.

Bazı uzmanlar, Erdoğan’ın geçmişte sadece fikir değiştirmek için ortodoks politikalara döndüğü örneklere dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kasım 2020’de Naci Ağbal’ı Merkez Bankası’nın başına getirmişti. Ancak Ağbal’ın yönetimindeki Merkez Bankası’nın bazı sert faiz artırımı sonrası, Erdoğan beş aydan kısa bir sürede bankanın başına Şahap Kavcıoğlu’nu atamıştı.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir bankacı, Mehmet Şimşek’in Erkan dışında Para Politikası Kurulu’na yeni üye getirmemesinin “çok az manevra alanı olduğunu” gösterdiğini söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Moody’s’den Merkez Bankası İçin Faiz Tahmini

Piyasalar Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) alacağı faiz kararına kilitlenmiş durumda. ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Merkez Bankası’nın politika faizini mevduat faizlerine yaklaştırarak yüzde 25-30 seviyesine çekmesini beklendiğini belirtti.

Bloomberg HT’nin haberine göre Moody’s tarafından yayımlanan raporda, Türkiye’de ekonomi politikalarında beklenen değişikliğin gerçekleşmesi halinde bunun kredi notu açısından olumlu olacağı belirtildi. Raporda, “İzlenmesi halinde, ortodoks, kurallara dayalı ve öngörülebilir politikaya geçiş, tartışmasız bir şekilde kredi notu açısından olumlu olur,” değerlendirmesinde bulunuldu.

Moody’s yayımladığı raporda politika faizini hızla vadeye bağlı olarak yüzde 25-30 seviyesinde olan TL mevduat faizlerine yaklaştırmasını beklediklerine yer verirken para politikasını etkin şekilde sıkılaştırmak ve aynı zamanda Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede kararlı olduğunu vurgulaması için ilave faiz artışlarına ihtiyaç duyulacağı değerlendirmesinde bulundu.

Mehmet Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini Nureddin Nebati’den devralırken, “Türkiye’nin rasyonel zemine dönmekten başka çaresi yok” demiş; “şeffaflık”, “öngörülebilirlik” ve “uluslararası normlar” vurgusu yapmıştı.

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın ilk kez katılacağı Para Politikası Toplantısı’ndan (PPK) 26 aylık aranın ardından yüklü bir faiz artışı kararı çıkması bekleniyor.

ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, politika faizinin 11,5 puan artarak yüzde 20’ye çıkmasını bekliyor. ABD merkezli Goldman Sachs bankası ise Merkez Bankası’nın faizi yüzde 40’a çıkarmasını bekliyor.

Bank of America ise Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 25’e yükseltmesini bekliyor. Deutsche Bank, faizin yüzde 20’ye çıkarılmasını beklediklerini ancak TCMB’nin iletişim dili gibi etmenlerin de önemli olduğunu belirtiyor.

Peki ne kadar faiz artışı olacak?

Yeni yönetim sonrasında TCMB’den herhangi bir sözlü yönlendirme yapılmadığı için bu soruya verilen yanıtlar değişiyor. Ortalama olarak faizin yüzde 8,5’ten yüzde 20 hatta yüzde 25 seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor. Sonraki aylarda da ihtiyaca göre faizin yüzde 30 seviyesine kadar çıkarılabileceği belirtiliyor.

Ancak bir başka bakış açısında göre de TCMB çok daha sert bir faiz artışıyla 22 Haziran’da politika faizini bir anda yüzde 30’lar seviyesine, ardından da yüzde 40’a kadar getirebilir. TCMB’nin son yayınladığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre ise PPK’nin 22 Haziran’daki toplantısından politika faizinde 900 baz puanlık artış kararı çıkacağı tahmin edildi.

Paylaşın

Piyasalar Merkez Bankası’nın Faiz Kararına Kilitlendi: 4 Banka, 4 Tahmin

Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı devralırken vaat ettiği ‘rasyonele dönüş’ politikalarına ilişkin yol haritası henüz netleşmiş değilken, piyasalar Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararına kilitlenmiş durumda.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın ilk kez katılacağı Para Politikası Toplantısı’ndan (PPK) 26 aylık aranın ardından yüklü bir faiz artışı kararı çıkması bekleniyor.

Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararı yeni kabinenin nasıl bir ekonomi politikası izleyeceğine yönelik bir ipucu vereceği için de büyük önem taşıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şimşek’in atacağı adımları kabullendiğini söylemişti. Erdoğan faiz ile ilgili görüşlerinin devam ettiğini, ancak Şimşek’in “atacağı adımları rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendiğini” belirtmişti.

Bu yüzden yabancı kurumlar ve ekonomistler faizlerin yükselmesini beklese de faizin ne kadar artacağı konusunda görüş ayrılıkları var.

BBC Türkçe’nin haberine göre ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, politika faizinin 11,5 puan artarak yüzde 20’ye çıkmasını bekliyor.

Morgan Stanley ekonomistleri Hande Küçük ve Alina Slyusarchuk, yayımladıkları yatırım notunda, “İlk adımların politika faizinin enflasyon beklentileriyle arasındaki büyük farkı kapamayı hedefleyeceğini düşünüyoruz. Para Politikası Kurulu, enflasyon beklentilerini yönetmeyi hedeflemek amacıyla büyük olasılıkla daha fazla faiz artış sinyali verecek” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Goldman Sachs bankası ise Merkez Bankası’nın faizi yüzde 40’a çıkarmasını bekliyor.

Reuters’ın ekonomistlerle gerçekleştirdiği anketin medyanına göre ise faizin şimdiki seviyesi olan yüzde 8,5’ten yüzde 20’ye çıkması bekleniyor. Bloomberg’in anketi de aynı sonucu verirken Merkez Bankası’nın anketine göre beklenti faizin yüzde 17’ye çıkması.

Bank of America ise Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 25’e yükseltmesini bekliyor. Aralarında Zümrüt İmamoğlu’nun da bulunduğu ekonomistlerin yayımladığı Bank of America Securities raporunda aşağı yönlü bir sürpriz için de alan olduğu aktarıldı. Raporda daha düşük bir faizin, faiz koridoru ya da daha fazla faiz artışı sinyaliyle desteklenebileceği belirtildi.

Raporda farklı senaryolar sıralandıktan sonra, “Bize göre ihtimaller daha çok, hızlı yerine kademeli düzeltmeden yana. Faiz artırmadan ek sıkılaşma yapmak için koridor da kullanılabilir” değerlendirmesi yapıldı.

Bloomberg HT’nin haberine göre kurum, TCMB’nin faiz artışlarını yüzde 15-18 gibi düşük bir seviyeden başlatması durumunda mevcut banka faizlerini yakalamak için en az iki faiz artışı daha yapabileceğini öngördü.

Deutsche Bank, faizin yüzde 20’ye çıkarılmasını beklediklerini ancak TCMB’nin iletişim dili gibi etmenlerin de önemli olduğunu belirtti. Kurum, Temmuz ayında piyasa tepkisine bağlı olarak ilave bir 500 baz puanlık artış beklediklerini kaydetti.

Deutsche Bank, bu faiz artışlarının ardından yılın geri kalan kısmında politika faizinin yüzde 30’a çıkarılması için alan olacağı değerlendirmesini yaptı. Raporda reel faizlerin negatifte kalmaya devam edeceği ve TCMB’nin TL mevduat faizlerine sadece yetişmeye çalışacağına dikkat çekildi.

Paylaşın

Ekonomi Politikalarında ‘Rasyonele Dönüş’: Gözler Merkez Bankası’nda

Mehmet Şimşek’in vaat ettiği ‘rasyonele dönüş’ politikalarına ilişkin yol haritası henüz netleşmemişken, Merkez Bankası’nın ortalama olarak faizin yüzde 8,5’ten yüzde 20 hatta yüzde 25 seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor.

Sonraki aylarda da ihtiyaca göre faizin yüzde 30 seviyesine kadar çıkarılabileceği belirtiliyor. Ancak bir başka bakış açısında göre de TCMB çok daha sert bir faiz artışıyla 22 Haziran’da politika faizini bir anda yüzde 30’lar seviyesine, ardından da yüzde 40’a kadar getirebilir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son yayınladığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre ise PPK’nin 22 Haziran’daki toplantısından politika faizinde 900 baz puanlık artış kararı çıkacağı tahmin edildi.

Erdoğan yönetimi, 28 Mayıs seçimleri sonrasında yenilediği ekonomi yönetimi ile ilk sınavına 22 Haziran’da çıkacak. Çiçeği burnunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın ilk kez katılacağı Para Politikası Toplantısı’ndan (PPK) 26 aylık aranın ardından yüklü bir faiz artışı kararı çıkması bekleniyor.

Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı devralırken vaat ettiği ‘rasyonele dönüş’ politikalarına ilişkin yol haritası henüz netleşmiş değil. Bu nedenle gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yatırımcılar, Saray’ın şimdilik faiz artırımı politikasını kabul etmiş gözükse de orta ve uzun vadede yeniden ‘rasyonel olmayan’ politikalara dönebileceği endişesi taşıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘faiz neden-enflasyon sonuç’ politikası ile Eylül 2021’den itibaren düşürülmeye başlanan politika faizi, aradan geçen dönemde yüzde 19’dan yüzde 8,5’e geriledi. Aynı dönemde enflasyon ise yüzde 21’den yüzde 85’e kadar çıktı.

Tüm dünyadaki faiz artırımı sürecinin aksine, Erdoğan ısrarla faiz indirimi politikasını sürdürürken, yüksek enflasyon nedeni ile ortaya çıkan pahalılık ve gelir adaletsizliği son 1,5 yılın en önemli gündem maddesi haline geldi.

Son açıklanan Mayıs 2023 verilerine göre, baz etkisiyle yüzde 39,6 seviyesine gerileyen enflasyonun yakın gelecekte nasıl şekilleneceği, faiz politikası ile doğru orantılı olacak.

Merkez Bankası bağımsız olabilecek mi?

15 Haziran tarihinde Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) Aralık 2022’den beri ilk kez, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan toplantıya Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan da katıldı.

Toplantıdan ‘yapısal reform’ ve ‘kaynak tahsisi değişikliği’ vurgusu çıkarken, seçim dönemi vaatlerinin de ‘kademeli’ şekilde hayata geçirileceği belirtildi. Ancak ertesi gün Cevdet Yılmaz’ın katıldığı bir TV programında, Merkez Bankası kararlarına ilişkin olarak yaptığı ‘hükümetin çizdiği çerçeve doğrultusunda olmalı’ açıklaması, yeni dönemde de TCMB politikalarının ve hareket alanının Saray tarafından belirleneceği görüşünü güçlendirdi.

“Yaklaşımım değişmedi ama kabullendik”

Faiz politikasında yeni döneme ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği mesajlar dikkatle takip ediyor. Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan ziyareti sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, faiz konusundaki temel yaklaşımında bir değişiklik olmadığını açıklamıştı.

Buna karşın ekonominin başında geçen Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası’nın bundan sonra atacakları adımları ‘kabullendiklerini’ dile getiren Erdoğan, “Hayırlı olsun dedik ve bu şekilde de enflasyonu tek haneye düşürmekteki kararlılığımızı da bildirdik” demişti.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’ın haberine gör; Merkez Bankası’nın yeni başkan Hafize Gaye Erkan yönetiminde ilk faiz toplantısından ne tür mesajlar vereceği merak edilirken, faiz kararı alan PPK’nin 7 üyesinden yalnızca birinin değiştiğine işaret edilerek, bugüne kadar sürdürülen faiz indirimi politikasına geri dönüşte nasıl bir öz eleştiri verileceği de tartışılan konular arasında.

Faiz artışı ne kadar olacak?

Yeni yönetim sonrasında TCMB’den herhangi bir sözlü yönlendirme yapılmadığı için bu soruya verilen yanıtlar değişiyor. Ortalama olarak faizin yüzde 8,5’ten yüzde 20 hatta yüzde 25 seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor. Sonraki aylarda da ihtiyaca göre faizin yüzde 30 seviyesine kadar çıkarılabileceği belirtiliyor.

Ancak bir başka bakış açısında göre de TCMB çok daha sert bir faiz artışıyla 22 Haziran’da politika faizini bir anda yüzde 30’lar seviyesine, ardından da yüzde 40’a kadar getirebilir. TCMB’nin son yayınladığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre ise PPK’nin 22 Haziran’daki toplantısından politika faizinde 900 baz puanlık artış kararı çıkacağı tahmin edildi.

“Bankalar kredi vermiyor”

İş dünyasında da faiz kararı büyük bir merakla bekleniyor. Ancak bir yandan ortodoks politikalara geri dönüş ve enflasyonla mücadelenin yeniden temel politika olacağı beklentisi ile yeni ekonomi yönetimine destek veren iş dünyası temsilcileri, diğer yandan faiz artışı ile birlikte zaten zayıf olan kredi imkanlarının daha da kötüleşeceği endişesi taşıyor.

Faiz kararı öncesinde yazılı bir açıklama yapan Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, bankaların faiz artırımı beklentisi ile kredi taleplerini geri çevirdiğinden şikayet etti.

Gürsel Baran, açıklamasında şu görüşleri dile getirdi: “Kaynak ihtiyacı için bankalara başvuran üyelerimiz olumlu sonuç alamıyor. Özel bankalar, Merkez Bankası’nın faiz artıracağı öngörüsüyle kredi musluklarını kapatarak bekleme sürecine geçti. Reel sektörün kaybedecek zamanı yok.”

Yabancı yatırımcıların da gözü 22 Haziran’da Merkez Bankası’ndan çıkacak faiz kararında. Uluslararası finans kuruluşları art arda yaptıkları değerlendirmelerde faizin yüzde 20 ila 25 arasına çıkarılacağı öngörüsünde bulundu.

ABD’li yatırım bankası Morgan Stanley, Erkan başkanlığındaki TCMB’nin politika faizini Haziran’da yüzde 20, Ağustos’ta ise yüzde 25’e yükselteceği tahminini paylaşırken, JP Morgan ise haziran toplantısında faizin yüzde 25’e çıkarılacağı öngörüsünde bulundu.

Ancak pek çok uzmana göre, faiz kararı ile birlikte PPK’den çıkacak mesajlar ve sözlü yönlendirmeler ile önümüzdeki süreçte Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerindeki baskısının nasıl şekilleneceği, Türkiye’ye yönelebilecek sıcak paranın miktarında ve enflasyonun seyrinde belirleyici olacak.

Paylaşın

Bazı Bankalardan İhtiyaç Kredilerine 50 Bin TL Sınırı

Merkez Bankası’nın yeni başkan Hafize Gaye Erkan yönetiminde ilk faiz toplantısından ne tür mesajlar vereceği merak edilirken, bazı bankaların ihtiyaç kredisine perşembe gününe kadar 50 bin lira sınırı getirdiği konuşuluyor.

Ayrıca, memur için taksit sayısı 36 aya kadar çıkarken memur olmayanlar için 12 ay sınırı da var. Bankacılar bugün ve yarın için 50 bin sınırının daha da aşağıya çekilebileceğine işaret ediyor.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, halen yüzde 8.5 olarak uygulanan politika faiziyle ilgili tahminler yüzde 15-40 olarak ortaya çıkarken özellikle bankalar bekleme sürecine girdi. Bazı bankaların ihtiyaç kredisine perşembe gününe kadar 50 bin lira sınırı getirdiği konuşuluyor.

Memur için taksit sayısı 36 aya kadar çıkarken memur olmayanlar için 12 ay sınırı da var. Bankacılar bugün ve yarın için 50 bin sınırının daha da aşağıya çekilebileceğine işaret ediyor.

Perşembe günü verilecek faiz kararına göre kredi faizlerinin de yeniden şekillenceğini belirtiliyor. Politika faizinin artması ile birlikte kredi faizleri de yükselecek.

Yeni kabinede Hazine ve Maliye Bakanı olarak Mehmet Şimşek atanmış; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şimşek’in atacağı adımları kabullendiğini söylemişti.

Erdoğan faiz ile ilgili görüşlerinin devam ettiğini, ancak Şimşek’in “atacağı adımları rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendiğini” belirtmişti.

Bu yüzden yabancı kurumlar ve ekonomistler faizlerin yükselmesini beklese de faizin ne kadar artacağı konusunda görüş ayrılıkları var.

ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, politika faizinin 11,5 puan artarak yüzde 20’ye çıkmasını bekliyor. ABD merkezli Goldman Sachs bankası ise Merkez Bankası’nın faizi yüzde 40’a çıkarmasını bekliyor.

Bank of America ise Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 25’e yükseltmesini bekliyor. Deutsche Bank, faizin yüzde 20’ye çıkarılmasını beklediklerini ancak TCMB’nin iletişim dili gibi etmenlerin de önemli olduğunu belirtiyor.

Peki ne kadar faiz artışı olacak?

Yeni yönetim sonrasında TCMB’den herhangi bir sözlü yönlendirme yapılmadığı için bu soruya verilen yanıtlar değişiyor.

Ortalama olarak faizin yüzde 8,5’ten yüzde 20 hatta yüzde 25 seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor. Sonraki aylarda da ihtiyaca göre faizin yüzde 30 seviyesine kadar çıkarılabileceği belirtiliyor.

Ancak bir başka bakış açısında göre de TCMB çok daha sert bir faiz artışıyla 22 Haziran’da politika faizini bir anda yüzde 30’lar seviyesine, ardından da yüzde 40’a kadar getirebilir.

TCMB’nin son yayınladığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre ise PPK’nin 22 Haziran’daki toplantısından politika faizinde 900 baz puanlık artış kararı çıkacağı tahmin edildi.

Paylaşın

Ekonomistlerden “Merkez Bankası, Faizi 4 Yılın Zirvesine Çıkaracak” Öngörüsü

Mehmet Şimşek’in yeni kabinede “tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı” olarak göreve gelmesinin ardından ekonomi yönetiminde büyük değişiklikler olmuş, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) başına Hafize Gaye Erkan getirilmişti.

Görevini Nurettin Nebati’den devralan Mehmet Şimşek, “Önümüzdeki dönemde bu hedefe ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır. Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeceği kalmamıştır” demişti.

Ekonomi yönetimindeki değişiklikler ve Mehmet Şimşek’in mesajları sonrası, Merkez Bankası’nın politika faizinde atacağı adımlar gündemin ne çıkan konuları arasında.

Reuters anketine katılan 15 ekonomist, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 22 Haziran perşembe günü yüzde 8,5 seviyesinde olan politika faizini son 4 yılın zirvesine çıkaracağını öngördü.

Ekonomistlerin tamamı yeni Başkan Hafize Gaye Erkan’ın ilk PPK toplantısında faizin yükseltileceği konusunda hemfikir. Tahminler yüzde 12,5 ile yüzde 30 arasında değişirken, medyan tahmin ise yüzde 20 oldu.

TCMB’nin politika faizini yüzde 20’ye yükseltmesi durumunda faizde son 4 yılın zirvesi görülecek. Merkez Bankası, en son Naci Ağbal döneminde Mart 2021’de faizi yüzde 17’den yüzde 19’a çıkarmış, karar sonrası Ağbal görevden alınmıştı.

Haberde, Merkez Bankası’nın sözel yönlendirme yapmadığı, bu yüzden de tahmin aralığının geniş olduğuna dikkat çekildi.

Yıl sonu faiz beklentisi yüzde 30 seviyesinde

Ekonomistlerin yıl sonu faiz beklentisi ise yüzde 18 ile yüzde 35 aralığına gerçekleşti. Medyan tahmin ise yüzde 30 oldu.

AA Finans’ın anketinde de benzer sonuçlar alınmıştı. AA’nın anketine katılan ekonomistlerin faiz tahminleri yüzde 12 ile yüzde 30 arasında değer aldı. Medyan tahmin ise faizin 1075 baz puan artırılarak yüzde 19,25’e çekileceği yönünde.

Merkez Bankası’nın cuma günü açıklanan piyasa beklentileri anketinde ise politika faizi yüzde 17,5 olarak öngörülmüştü.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Kısa Vadeli Dış Borç 161,9 Milyar Dolara Yükseldi

Kısa vadeli dış borç stoku, nisan ayında, 2022 yıl sonuna göre yüzde 8,6 oranında artışla 161,9 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 6,6 oranında artarak 66,4 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,2 oranında artarak 55,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 202,9 milyar doları düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 17,1 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 21,1, Merkez Bankası’nın yüzde 19,9,  özel sektörün ise yüzde 59,0 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Nisan 2023, verilerini açıkladı. TCMB tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Nisan sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2022 yıl sonuna göre yüzde 8,6 oranında artışla 161,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 6,6 oranında artarak 66,4 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,2 oranında artarak 55,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2022 yıl sonuna göre yüzde 6,3 oranında artarak 11,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 0,4 oranında azalarak 21,5 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 2,5 oranında artışla 17,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 23,7 oranında artışla 16,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,6 oranında artarak 49,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2022 yıl sonuna göre yüzde 16,3 oranında artarak 33,6 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 0,7 oranında artarak 88,0 milyar doları oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 16,1 oranında artarak 86,3 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 0,6 oranında artarak 74,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

2022 yıl sonunda 676 milyon dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2023 Nisan sonu itibarıyla 966 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 238 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2023 Nisan sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 45,7’si dolar, yüzde 25,8’i Euro, yüzde 11,0’ı TL ve yüzde 17,5’i diğer döviz cinslerinden oluştu.

2023 Nisan sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 202,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 17,1 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 21,1, Merkez Bankası’nın yüzde 19,9, özel sektörün ise yüzde 59,0 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Döviz Rezervi Yüzde 30,29 Azaldı

Merkez Bankası’nın 2022 yılı sonuna göre, brüt rezervi yüzde 22,50, döviz rezervi ise yüzde 30,29 azaldı. Merkez Bankası’nın net rezerv ise eksi 5,7 milyar dolardan eksi 3,2 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Banka’nın swap hariç net rezerv ise eksi 61,2 milyar dolardan eksi 59,9 milyar dolara çıktı. Altın rezervi ise 42 milyar 246 milyon dolardan 41 milyar 993 milyon dolara geriledi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), “Haftalık Para ve Banka İstatistiklerini” yayımladı. Banka’nın verilerine göre önceki hafta 100,5 milyar dolar olan brüt rezervler 9 Haziran haftasında 99,8 milyar dolara geriledi.

Net rezerv ise eksi 5,7 milyar dolardan eksi 3,2 milyar dolara yükseldi. Swap hariç net rezerv ise eksi 61,2 milyar dolardan eksi 59,9 milyar dolara çıktı.

TCMB’nin döviz rezervi 58 milyar 240 milyon dolardan 57 milyar 790 milyon dolara geriledi. Altın rezervi ise 42 milyar 246 milyon dolardan 41 milyar 993 milyon dolara geriledi. 2022 sonuna göre Merkez Bankası’nın brüt rezervi yüzde 22,50, döviz rezervi ise yüzde 30,29 azaldı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

İhtiyaç Kredilerinde Faiz Yüzde 60’lara Ulaştı

Birçok vatandaşın krediye erişim kanalları tıkanırken, erişebilenler de yüzde 60’lara ulaşan faizlerle karşı karşıya kalıyor. Bankacılık sektörünün, ihtiyaç kredilerinde faiz referans faizin 1,8 katını aşarsa (yıllık yüzde 18,7) yüzde 20, iki katını aşarsa (yıllık yüzde 20,7) yüzde 150 oranında tahvil yükümlülüğü var.

Bankacılık sektörü kaynakları ihtiyaç kredisinde çoğunlukla 70 bin lira altı kullanımların onaylandığını, bazı bankaların vadeleri de 9 ayda sınırlandırdığını belirtiyor. Politika faizi yüzde 8, iken, bankacılık sektöründe bir dizi sözlü ve yazısı makro ihtiyati tedbirle uygulanan sıkı para politikası kredi kanallarını kilitlemiş durumda.

Bankacılık sektörünün seçim öncesi hız kesmeye başlayan kredi iştahı, kredi faizlerini de zirvelere taşıdı. Özellikle seçimlerin ilk turu sonrasında faizlerde yükseliş hızlandı. Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, bankalarda ortalama ihtiyaç kredisi faizleri 2 Haziran haftasında yüzde 40,14’e yükseldi. İhtiyaç kredilerinde bu ortalama faiz seviyesi en son Eylül 2003’te görülmüştü. Bankacılar seçiminin ilk turunun ardından başlayan sert artış serisinin sürdüğünü söylüyor.

Vatandaşın krediye erişim kanalları tıkandı

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre, yüksek faiz oranları kredi kullanımında caydırıcı olurken, bazı bankalar mobil hizmetlerinde ihtiyaç kredisi başvuru kanallarını kapatma yoluna dahi gitti. Birçok vatandaşın krediye erişim kanalları tıkanırken, erişebilenler de yüzde 60’lara ulaşan faizlerle karşı karşıya kalıyor. Bankacılık sektörünün, ihtiyaç kredilerinde faiz referans faizin 1,8 katını aşarsa (yıllık yüzde 18,7) yüzde 20, iki katını aşarsa (yıllık yüzde 20,7) yüzde 150 oranında tahvil yükümlülüğü var.

Bankacılık sektörü kaynakları ihtiyaç kredisinde çoğunlukla 70 bin lira altı kullanımların onaylandığını, bazı bankaların vadeleri de 9 ayda sınırlandırdığını belirtiyor. Politika faizi yüzde 8, iken, bankacılık sektöründe bir dizi sözlü ve yazısı makro ihtiyati tedbirle uygulanan sıkı para politikası kredi kanallarını kilitlemiş durumda. TCMB’nin ise önümüzdeki ilk toplantı tarihi olan 22 Haziran’da faiz artırımına gideceğine kesin gözüyle bakılırken, bankacılık sektörü kaynakları da “sektörün faiz artırımında önce normalleşme adımlarını görmek istediklerini” dile getirdi.

Bankacılık sektörü kredilerden frene basarken, makro ihtiyati önlemler nedeniyle hedefleri yakalamak için mevduat faizi yarışına hız verdi. 2 Haziran haftasında ortalamada yüzde 37,39’a ulaşan 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizi, sektör kaynaklarına bazı bankalarda yüzde 50’lere kadar çıktı. Bankalar, TL mevduat oranında yüzde 60 ve yabancı para dönüşüm oranında hedeflerini tutturmak zorunda. Bu zorunluluk TL mevduat faizlerinde sert yükselişin sürmesine neden oluyor.

Paylaşın

Deutsche Bank, Merkez Bankası’nın Üç Faiz Senaryosu Paylaştı

Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’na atanmasının ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yönetiminde beklenen değişikliklerin yapılmasının ardından yabancı bankalar da Merkez Bankası faiz politikasına dair raporlarını güncelliyor.

Son olarak Deutsche Bank üç faiz senaryosu paylaştı. Birinci senaryoya göre, faiz ilk seferde yüzde 25’e yükseltilebilir. İkinci senaryodaysa faiz, haziranda yüzde 18-20 seviyesine ve temmuzda yüzde 25 seviyesine artırılabilir. Üçüncü senaryodaysa faiz yüzde 30’ün üzerine yükseltilebilir …

Bloomberg HT’nin aktardığına göre raporda bankanın agresif ancak aşırı olmayacağı belirtilerek faiz konusunda şu ifadelere yer verildi:

“Bu noktada tam bir değerlendirme yapmak zor ancak TL’deki hızlı değer kaybı, ilk anda büyük bir faiz artırımını gerektiriyor. Diğer yandan hükümetin kredi büyümesinde çöküşe neden olmamak için bir denge sağlaması gerekiyor.

Politika faizi ilk seferde yüzde 25’e yükseltilebilir veya Haziran ve Temmuz aylarında üst üste faiz artırımı olabilir.

İkinci senaryoda faiz önce yüzde 18-20 civarına, Temmuz’da da yüzde 25 seviyesine yükselebilir. Bu artışın son olup olmayacağı soru işareti ve TL’nin hareketi ile portföy akışlarına bağlı olacak. Faizin yüzde 30’un üzerine çıkması ihtimalini de dışlamıyoruz.”

Öte yandan ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yüzde 25’e yükseltileceği tahmininde bulundu.

TCMB, 22 Haziran’da politika faizini belirlediği aylık Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını yapacak. PPK ilk kez TCMB’nin yeni başkanı Hafize Gaye Erkan’ın başkanlığında toplanacak.

JP Morgan politika notunun yazarı Nicolaie Alexandru-Chidesciuc, “Yıl sonu politika faizi beklentimizi yüzde 30’da sabit tutuyoruz” ifadelerini kullandı.

Faizin bu orandan daha yüksek olma ihtimalini de göz önünde bulunduran JP Morgan, 2023’ün ikinci yarısında kredi koşullarının sıkılaşmasıyla birlikte Türkiye ekonomisinin resesyona gireceği tahmininde bulundu.

Resesyon ya da durgunluk, bir ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) arka arkaya iki çeyrek boyunca azalması durumuna verilen isim.

Şimşek’ten rasyonel zemin vurgusu

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek görevi Nureddin Nebati’den devralırken şu ifadeleri kullanmıştı:

“Hükümetimizin temel hedefi, toplumsal refahı artırmaktır. Bu hedefe ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır. Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi özlenen bir refaha ulaşmada anahtar olacaktır.”

Mehmet Şimşek, “orta vadede enflasyonun yeniden tek haneli rakamlara düşürülmesini” öncelikleri arasında sıralamıştı.

Paylaşın