Merkez Bankası Başkanı’ndan Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Mesajı

İSO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda konuşan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, “Enflasyon patikamıza dair ‘algı, kabul ve itibar’ üçlüsü, enflasyonun bu patikaya oturabilmesi için çok önemli bir araç ve kolaylaştırıcı faktördür. enflasyon patikamıza dair ‘algı, kabul ve itibar’ üçlüsü, enflasyonun bu patikaya oturabilmesi için çok önemli bir araç ve kolaylaştırıcı faktördür” dedi ve ekledi:

“Biz üzerimize düşeni yaptığımız ve yaptıklarımız üzerinden bizi değerlendirip bu patikaya olan inancınızı pekiştirirseniz, enflasyonu bu patika üzerinde oturtup dezenflasyonu minimum maliyetle gerçekleştirmemiz mümkün olabilecektir. Biz üzerimize düşeni yaparken şu ya da bu sebeple ‘algı, kabul ve itibar’ üçlüsü devreye girmiyorsa, enflasyonu daha yüksek bir maliyetle de olsa bu patikaya oturtmaya azimli ve kararlıyız.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, İstanbul Sanayi Odası Meslek Komiteleri Toplantısı’na katıldı. BloomberHT’nin aktardığına göre; Hafize Gaye Erkan, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Ülke ekonomisinin can damarı olan reel sektör temsilcileriyle bir araya gelmekten memnuniyetimi belirtmek isterim. Finansal istikrarın sağlanmasının nihai çıktısı oynaklığı düşük, sürdürülebilir büyümedir. Sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük risk varlık fiyatlarındaki oynaklıktır, yüksek enflasyondan kaynaklanıyor olması enflasyon ile mücadeleyi her zamankinden önemli hale getirmiş durumdadır.

Enflasyonla mücadelenin ön koşulu kararlılıktır. Önceliğin dezenflasyon olması son derece önemlidir. Sürdürülebilir büyüme için Türkiye’nin düşük enflasyon istikrarından taviz verme lüksü yok. Enflasyon beklentilerinde iyileşme işaretleri belirlemeye başlamıştır. Fiyatlama davranışlarında da olumlu bazı gelişmeler yaşanıyor.

Attığımız adımlarla büyükşehirlerdeki kiralarda yavaşlama eğilimi görüyoruz. Enflasyonun ana eğiliminde gerileme başladı. Kasım ayı öncü göstergeleri enflasyondaki gerilemenin devam ettiğini göstermektedir. Enflasyon tepe noktasına ulaştıktan sonra 2024 yılının ikinci yarısında gerileyecek.

Döviz kurundaki istikrarın da katkısıyla aylık enflasyon üzerindeki şoklar azalarak maliyetlere ilişkin öngörülebilir artacaktır. Otomotiv ve beyaz eşyada talebi canlandırmak için yeniden fiyat indirimleri görmekteyiz.

Başlangıç koşullarının oluşmaya başladığını gördüğümüz emlak fiyatlarının enflasyonun gerisinde kalmaya başlayan artışları ve yeni kiralık fiyatlarında yatay seyir de döviz kuruyla birlikte enflasyon beklentilerinin daha da iyileşmesine yol açacak.

Sonuç olarak, farklı sektörlerde farklı hızlarda gelişen enflasyondaki yavaşlamanın yılın ikinci çeyreğinde daha genel bir hal alarak hem üretici hem de tüketici fiyatlarında hissedileceğini öngörüyoruz. Dezenflasyon öngörülebilirliği artırarak sanayimizin potansiyelinin gerektirdiği uzun vadeli kaynakların oluşmasını sağlayacaktır. Böylelikle, reel sektör yatırımlarının ve teknolojik adaptasyonun ekonomik büyümeye olan katkısının kalıcı olarak artmasını hedefliyoruz.

Enflasyonun yüksek büyümenin maliyeti olduğu konusundaki yanlış algı, özellikle belli enflasyon eşik düzeyleri üzerinde büyümenin sürdürülebilirliğine çok ciddi engel teşkil etmektedir. Dolayısıyla, fiyat istikrarı ve bununla pekişecek olan finansal istikrar, sürdürülebilir büyümenin olmazsa olmazıdır.

Dezenflasyonun her koşul ve durumda kaçınılmaz olarak büyümeden feragat yoluyla gerçekleşeceği yönündeki yanlış algı ve kaygılar kamuoyunda zaman zaman ifade edilmektedir.

Oysa, enflasyonun yüksek ve oynak olduğu durumlarda, enflasyon belli eşik değerlere gerileyene kadar, “doğru” politika tasarımlarıyla, büyümeden asgari düzeyde ödün vererek dezenflasyon süreci başlatılabilir. Büyüme-enflasyon ödünleşimi ise, ancak; enflasyondaki “aşırılık” devre dışı bırakıldıktan sonra gelinen eşik değerlerde devreye girecektir.

Bu noktada amaç, kararlı bir şekilde dezenflasyon sürecini devam ettirmek olmalıdır. Bu aşama daha zorlu bir dezenflasyon sürecine karşılık gelmekle beraber doğru politika tasarımları ve yeterli kredibilite ile çözülmeyecek enflasyon problemi yoktur.

Aldığımız seçici kredi tedbirleri sonucunda, temmuz ayından itibaren bireysel kredilerde normalleşme başlamıştır. Gerek tüketim gerekse borçlanma aracı olarak kullanılan bireysel kredi kartı ise yüzde 4 ile görece yüksek bir hızda seyretmekle birlikte, daha ılımlı bir patikaya doğru ilerlemektedir.

Böyle olması ekonominin gelişim seyri içinde doğaldır. Politika adımlarımızın kredilerde yeterli finansal sıkılığı sağladığını değerlendiriyoruz. Bu noktada, aldığımız son karar sonrasında bireysel kredi kartı azami faiz oranlarında ve üye işyeri azami komisyon oranlarında bir değişiklik olmayacağını sizlerle paylaşmak isterim.

Bireysel kredilerde israf ve enflasyona yol açan aşırılık giderilirken, ticari krediler ise süreklilik göstererek üretim kapasitesine katkıda bulunmaktadır. Reel sektöre Türk lirası cinsinden kredi akışının toparlanmasıyla ticari kredi büyümesi dengeli ve sürekli bir yapıya kavuşmuştur.

Kredi piyasası mekanizmasının işlevselliğindeki iyileşme, özel ve kamu bankaları ayrımında da kendini göstermiştir. Özel bankalar da ticari kredi büyümesinde etkin bir rol üstlenir hale gelmiştir.

Haziran ayı öncesinde ticari krediler ağırlıklı olarak KOBİ segmenti firmalara tahsis edilirken son aylarda bu dağılımda da bir normalleşme gözlemliyoruz. Kurumsal firmaların finansmana erişimi iyileşirken, ticari kredi kullanımlarındaki payı artmaktadır.

21 Temmuz ve 12 Eylül’de ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredisi günlük kullanım limitinde yapılan güncellemelerle günlük limitler önceki düzeyine göre toplamda 10 kat artırılarak 3 milyar TL seviyesine yükseltilmiştir.

Ayrıca, reeskont kredisi kullanımında yüzde 30 ilave ihracat bedeli satış koşulu kaldırılmış ve reeskont kredi vadesi boyunca verilen döviz almama taahhüdünden, ithalat ödemeleri kapsamındaki döviz alımları istisna tutulmuştu.

Reeskont kredilerinin yüzde 75’inin firmalara ilave teminat maliyeti oluşturmadan verilmesini hedefliyoruz. Bu konuda önemli bir mesafe kaydedildi. Eximbank’ın sermayelendirilmesi ve teminat niteliğinin çeşitlendirilmesi üzerinde ilgili taraflarla çalışıyoruz. Ayrıca, ticari bankalarımızın reeskont kredilerindeki payının artırılması üzerinde de duruyoruz.

Buna ek olarak, yatırım taahhütlü avans kredisi uygulama çerçevesini yeniden yapılandırarak 3 yıl boyunca toplam 300 milyar Türk lirası limit tahsis ettik. Yatırımlara ilişkin süreci ilgili kurumlarla birlikte stratejik bir çerçevede yürütmekteyiz. Yeni çerçevesiyle güçlendirilmiş YTAK programıyla cari dengeye katkı verecek ve dolaylı etkileri döviz kuru ve fiyat istikrarı üzerinde hissedilecek alanlarda üretim kapasitesinin artışını hedefliyoruz.

Türk lirasına geçiş zamanının geldiğine inanıyoruz. Bunun en doğrudan yansımalarını mevduat gelişmelerinde görüyoruz. Türk lirası tasarruf araçlarına ve özellikle vadeli mevduata olan talep artmıştır. 17 Kasım itibarıyla, 12 hafta içerisinde, Türk lirası mevduat 1,7 trilyon Türk lirası artarken, kur korumalı mevduat 601 milyar Türk lirası ve döviz cinsi mevduat da yaklaşık 3 milyar ABD doları gerilemiştir.

Türk lirası mevduat güçlenirken ve kur korumalı ile döviz cinsi mevduat gerilerken, rezervlerimiz de çok güçlü bir artış eğilimindedir. Türkiye’ye olan yatırımcı güveni finansman koşullarında belirgin bir iyileşmeye yol açmakta, bu da döviz kurundaki istikrara önemli bir katkı sunmaktadır.

Beklentilerin iyileşmesi sürecinin bir parçası olarak, döviz kuru oynaklığında kayda değer bir düşüş gerçekleşmiştir. Bir ay vadeli ABD doları/Türk lirası opsiyonların ima ettiği oynaklık, mayıs ayında kaydedilen yüzde 60 civarından, keskin bir düşüşle yüzde 10 seviyesinin altına gerilemiştir.

Türk lirasına geçiş zamanının geldiğine uluslararası yatırımcıların da inanmaya başladığını rapor, beklenti, ilgi ve girişler üzerinden izlemekteyiz. Ülkemiz varlıklarına olan talebin artmasıyla fiilen girişlerin de artmaya başladığını görüyoruz. Girişlerin makro finansal istikrarı güçlendirerek, zamana yayılarak gerçekleşmesini öngörüyoruz.

Önümüzdeki dönemde de rezervlerimizdeki artışı kalıcı kılarak Türk lirası varlıklara olan dış talebin gelişimini ülkemiz için en iyi şartlarda tesis eden bir anlayışla destekleyeceğiz. Enflasyondaki düşüşün sürdürülebilir bir şekilde başlamasını sağlayacak zemini özenle hazırlıyoruz.

Para politikasının enflasyon üzerindeki etkisi, talebin yanı sıra, beklentiler, varlık fiyatları, finansal koşullar ve krediler gibi çeşitli kanallar tarafından belirlenmektedir. Bu çerçevede, parasal aktarım, birkaç çeyreğe yayılan etkilerle gerçekleşmektedir.

Öncü sinyallerini yavaş yavaş almaya başlamakla birlikte, parasal sıkılaştırma sürecimizin etkilerini, büyük ölçüde, dezenflasyonu tesis edeceğimiz 2024 yılında göreceğiz. Dezenflasyon döneminde, ana eğilime ek olarak manşet enflasyon da gerilemeye başlarken, döviz kuru istikrarı, cari işlemler dengesinde iyileşme, sermaye akımlarında kalıcı güçlenme ve rezervlerde artış devam edecektir.

Dezenflasyon döneminde, ana eğilime ek olarak manşet enflasyon da gerilemeye başlarken, döviz kuru istikrarı, cari işlemler dengesinde iyileşme, sermaye akımlarında kalıcı güçlenme ve rezervlerde artış devam edecektir. Dezenflasyon dönemini, öngörülebilirliğin artacağı, enflasyonun tek haneli rakamlara ulaşacağı ve kaliteli büyümenin yanı sıra, enflasyondaki düşüşün kalıcı olarak sağlanacağı istikrar dönemi takip edecektir.

Politikamız, mümkün olan en kısa sürede enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmeyi hedefliyor. Aynı zamanda, bu süreçte toplumsal maliyetleri de dikkate alıyor ve uygulanan politikanın maliyet kısmını en düşük düzeyde tutmayı hedefliyoruz.

Reel sektör firmalarımız, likit bilanço yapıları, yüksek kârlılıkları ve azalan borçluluk oranları sayesinde finansman maliyetlerindeki artış kaynaklı riskleri yönetebilecek kapasitededir. Firmalarımızın finansal göstergelerindeki güçlü görünümün uzun süre korunacağını düşünüyoruz.

Bankacılık sektörünün aktif kalitesi göstergeleri tarihin en düşük seviyesindedir sermayeleri oldukça güçlüdür. Bilançolar faiz riskini yönetebilecek kapasitededir. Ülke risk primindeki gerileme ile birlikte bankacılık ve reel sektörün dış finansman koşulları da iyileşmektedir.

Hem reel sektörün hem de finans kesiminin güçlü bilanço yapısı ve dayanıklılığı para politikamızın etkinliğini destekleyen en önemli faktörlerden biridir. Finansal istikrar açısından elde ettiğimiz bu kazanımları fiyat istikrarı ile taçlandırarak toplumsal refaha en büyük katkımızı sunmuş olacağız.

Dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaştığımızı değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, parasal sıkılaştırma hızı yavaşlatacağımızı ve sıkılaştırma adımlarının kısa bir zaman diliminde tamamlanacağını öngörüyoruz. Fiyat istikrarının kalıcı tesisi için gerekli parasal sıkılığı ise gerektiği müddetçe sürdüreceğiz.

Parasal sıkılaştırmada belirli bir noktaya ulaştığımız ve politika adımlarımızın birikimli etkilerini gözlemleyeceğimiz bir döneme giriyoruz. Bu aşamada, meslek kuruluşlarına, sivil toplumun tüm kesimlerine ve özellikle de sanayicimize çok önemli bir rol düşmektedir.

Enflasyonu düşürmek için kısa vadede bazı maliyetler söz konusu olabilir. Ancak, orta ve uzun vadede katlanılan maliyetlere karşı elde edilecek olan fayda çok daha yüksek olacaktır.

Enflasyon patikamıza dair “algı, kabul ve itibar” üçlüsü, enflasyonun bu patikaya oturabilmesi için çok önemli bir araç ve kolaylaştırıcı faktördür. enflasyon patikamıza dair “algı, kabul ve itibar” üçlüsü, enflasyonun bu patikaya oturabilmesi için çok önemli bir araç ve kolaylaştırıcı faktördür.

“Patikaya oturtmaya azimli ve kararlıyız”

Şu noktayı sizlerle bütün açıklığıyla paylaşma ihtiyacı ve sorumluluğu hissediyorum: biz üzerimize düşeni yaptığımız ve yaptıklarımız üzerinden bizi değerlendirip bu patikaya olan inancınızı pekiştirirseniz, enflasyonu bu patika üzerinde oturtup dezenflasyonu minimum maliyetle gerçekleştirmemiz mümkün olabilecektir. Biz üzerimize düşeni yaparken şu ya da bu sebeple “algı, kabul, itibar” üçlüsü devreye girmiyorsa, enflasyonu daha yüksek bir maliyetle de olsa bu patikaya oturtmaya azimli ve kararlıyız.

Ekonomik gelişmeler gerçekleştikten sonra, ortaya çıkan durumun tasviri konusunda paydaşların ortak zeminde buluşabildiğini gözlemliyoruz. Ancak, çözüm konusunda görüş birliği sağlanamadığı ölçüde çözüme gidiş de zorlaşabiliyor.

Ekonomik gelişmeler gerçekleştikten sonra, ortaya çıkan durumun tasviri konusunda paydaşların ortak zeminde buluşabildiğini gözlemliyoruz. Ancak, çözüm konusunda görüş birliği sağlanamadığı ölçüde çözüme gidiş de zorlaşabiliyor.

Bu nedenle tüm paydaşların, meslek ve iş kolları guruplarının, sivil toplum kuruluşlarının kendine hem içeriden hem dışarıdan bakabilmesi ve ortak çıkar kümesini maksimize etmeye odaklanması , içinde yaşadığımıza benzer dönüm noktalarında hayati önem taşıyor.”

Paylaşın

10 Aylık Dış Ticaret Açığı Yaklaşık 94 Milyar Dolar

İhracat 2023 yılının ilk on aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 artarak 209 milyar 904 milyon dolar, ithalat ise yüzde 1,1 artarak 303 milyar 821 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle, dış ticaret açığı 10 ayda 93.917 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Öte yandan ekim ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,5 azalarak 7 milyar 902 milyon dolardan, 6 milyar 519 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ekim ayında yüzde 72,9 iken, 2023 Ekim ayında yüzde 77,8’e yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Ekim 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; İhracat 2023 yılı Ekim ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,4 artarak 22 milyar 871 milyon dolar, ithalat yüzde 0,6 artarak 29 milyar 390 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Ekim döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 artarak 209 milyar 904 milyon dolar, ithalat yüzde 1,1 artarak 303 milyar 821 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2023 Ekim ayında yüzde 4,6 artarak 19 milyar 721 milyon dolardan, 20 milyar 627 milyon dolara yükseldi. Ekim ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 18,8 artarak 18 milyar 637 milyon dolardan, 22 milyar 135 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Ekim ayında 1 milyar 508 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 11,5 artarak 42 milyar 761 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 93,2 oldu.

Ekim ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %17,5 azalarak 7 milyar 902 milyon dolardan, 6 milyar 519 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ekim ayında yüzde 72,9 iken, 2023 Ekim ayında yüzde 77,8’e yükseldi.

Ocak-Ekim döneminde dış ticaret açığı yüzde 3,2 artarak 91 milyar 44 milyon dolardan, 93 milyar 917 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Ekim döneminde yüzde 69,7 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 69,1’e geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Ekim ayında imalat sanayinin payı yüzde 93,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,6, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Ocak-Ekim döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,6, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2023 Ekim ayında ara mallarının payı yüzde 68,2, sermaye mallarının payı yüzde 15,7 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,1 oldu. İthalatta, 2023 Ocak-Ekim döneminde ara mallarının payı %73,0, sermaye yüzde arının payı yüzde 14,1 ve tüketim mallarının payı yüzde 12,8 oldu.

İhracatta Almanya İthalatta Çin ilk sırada

Ekim ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 763 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 322 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 254 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 115 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri, 1 milyar 110 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,7’sini oluşturdu.

Ocak-Ekim döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 17 milyar 666 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 12 milyar 261 milyon dolar ile ABD, 10 milyar 269 milyon dolar ile İtalya, 10 milyar 253 milyon dolar ile Irak ve 10 milyar 178 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,9’unu oluşturdu.

İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Ekim ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 761 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 233 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 606 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 344 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 247 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,5’ini oluşturdu.

Ocak-Ekim döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 38 milyar 156 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 37 milyar 937 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 23 milyar 796 milyon dolar ile Almanya, 17 milyar 707 milyon dolar ile İsviçre, 13 milyar 87 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,0’ını oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2023 Ekim ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,2 azalırken, ithalat yüzde 6,6 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2023 yılı Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 4,7 artarken, ithalat yüzde 1,9 azaldı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Ekim ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,5’tir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,1’dir. Ocak-Ekim döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,5’tir. Ocak-Ekim döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,7’dir.

Ekim ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 82,6’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,1’dir. Ocak-Ekim döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,9’dur. Ocak-Ekim döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,3’tür.

Özel ticaret sistemine göre, 2023 yılı Ekim ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,3 artarak 20 milyar 730 milyon dolar, ithalat yüzde 0,2 artarak 27 milyar 550 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ekim ayında dış ticaret açığı yüzde 14,8 azalarak 8 milyar 2 milyon dolardan, 6 milyar 819 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ekim ayında yüzde 70,9 iken, 2023 Ekim ayında yüzde 75,2’ye yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2023 yılı Ocak-Ekim döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9 azalarak 190 milyar 730 milyon dolar, ithalat yüzde 0,4 artarak 284 milyar 265 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Ekim döneminde dış ticaret açığı yüzde 5,4 artarak 88 milyar 723 milyon dolardan, 93 milyar 535 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Ekim döneminde yüzde 68,7 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 67,1’e geriledi.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Ekonomiye Güven Kasım’da 95,3’e Geriledi

Ekonomik güven endeksi ekim ayında 96,5 iken, kasım ayında yüzde 1,3 oranında azalarak 95,3’e geriledi. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Haber Merkezi / Ekonomik güven endeksi eylül ayında 95,4 iken, ekim ayında yüzde 1,2 oranında artarak 96,5’e yükselmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Buna göre; Ekonomik güven endeksi Ekim ayında 96,5 iken, Kasım ayında yüzde 1,3 oranında azalarak 95,3 değerini aldı.

Bir önceki aya göre Kasım ayında tüketici güven endeksi yüzde 1,1 oranında artarak 75,5 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi %1,3 oranında azalarak 103,9 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 2,4 oranında azalarak 110,9 değerini aldı.

Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1,9 oranında azalarak 111,7 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 2,2 oranında artarak 91,0 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir.

Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır.

Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır. Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten ‘Cari Açık’ Açıklaması: Azaltmayı Hedefliyoruz

“Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı” hakkında yorum yapan Bakan Mehmet Şimşek, “Dış ticarette önemli payı olan yüksek teknoloji ürünlerin üretimine güçlü destek sağlayacağız. Cari açığı kalıcı olarak azaltmayı hedefliyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sosyal medya hesabından, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın Merkez Bankası’nın, teknolojik ve stratejik yatırımlara odaklanan, yıllık 100 milyar TL olmak üzere üç yılda 300 milyar TL limit tahsis edilmesi planlanan yeni Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programını hakkında tweetine cevaben şunları söyledi:

“Önemli bir program. Dış ticarette önemli payı olan yüksek teknoloji ürünlerin üretimine güçlü destek sağlayacağız. Cari açığı kalıcı olarak azaltmayı hedefliyoruz. Süreçte teknik yeterliliği Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, finansal fizibiliteyi bankalar inceleyecek, nihai kararı ise Merkez Bankası verecek. Ülkemiz için hayırlı olsun.”

Bakan Kacır, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’ni anlattı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) Programı’nın yüksek teknoloji yatırımlarını hızlandıracağını, cari denge ve fiyat istikrarına da katkı sağlayacağını bildirdi.

Kacır, yaptığı yazılı açıklamada, YTAK ile bugün Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırım Projelerinin Stratejik Öncelik ve Teknik Değerlendirmesine Dair Tebliği” değerlendirdi.

TCMB’nin teknolojik ve stratejik yatırımlara odaklanan, yıllık 100 milyar lira olmak üzere 3 yılda 300 milyar lira limit tahsis edilmesi planlanan yeni YTAK Programı’nı paylaştığını anımsatan Kacır, program çerçevesinde 1 milyar lira ve üzeri düzeyde yatırım projeleri için 281 üründen oluşan stratejik öncelikli ürün ve 261 başlıktan oluşan teknoloji alanları listesinin Resmi Gazete’de yayımlandığını bildirdi.

Bakan Kacır, “Bu program, yatırımcılarımızın uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine erişimini sağlayacak, yüksek teknoloji yatırımlarını hızlandıracak, cari denge ve fiyat istikrarına katkı sağlayacak.” ifadesini kullandı.

Açıklamada, YTAK ile sağlanan avantajlar hakkında da bilgi verildi. Buna göre, YTAK yeni uygulama çerçevesine göre, firmaların yatırım projeleri için alacakları teknoloji/strateji puanı dikkate alınarak, toplam yatırım tutarı en az 1 milyar lira olan yatırım projelerine, aracı bankalar kanalıyla YTAK tahsis edilebilecek.

Azami 10 yıl vadeli olarak kullandırılacak kredilerin faiz oranı; teknoloji/strateji puanı, yatırım kapsamında yurt dışından sağlanan finansman oranı, finansal sağlamlık değerlendirmesine bağlı olarak yüzde 30-15 aralığında belirlenecek.

Türk ekonomisinin yatırım, üretim, istihdam ve ihracatına katkı sağlayacak olan stratejik öncelikli ürünler ile kapsama giren teknoloji alanları, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenerek, bugünkü Resmi Gazetede yayımlanmıştı.

Paylaşın

“Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu Gibi Barajlar Satılacak” İddiası

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, “Enerjide dağıtım sektörünün tamamı özelleştirildi. 2013’te 15 milyar dolara satıldı. 21 dağıtım bölgesi özel şirketlerin kontrolünde. Dağıtım şirketlerinin kamuya karşı görevlerini yerine getirmediklerini defalarca dile getirdik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Elektrik üretiminin yüzde 80’inden fazlası özel sektörde. Şimdi yüzde 100’ünü özel şirketlere devredecekler. Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu gibi barajlarımızı satacaklar. Sektörün uzmanlarına göre kamunun santrallerinin bedeli 50 milyar doları buluyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından, iktidarın yerel seçimlerin ardından ‘özelleştirme’ planını anlattı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “dezenflasyon ve yabancı yatırım sürecinin yılın ikinci yarısında başlayacağı” sözünün temelinde özelleştirme olduğunu ifade eden Özgür Karabat, “Çok derin bir operasyon yürütülüyor” dedi.

“Yabancılara, özellikle Arap sermayesine söz verildi” ifadelerini kullandı ve enerji santrallerine işaret eden Karabat, şunları söyledi: Seçim sonrası yabancı yatırım kısa sürede gelecek dediler. Kimse gelmedi. Şimdi de özelleştirme yapıp bunları yabancı yatırımcı diye anlatacaklar. Çok derin bir operasyon yürütülüyor. Yabancılara, özellikle Arap sermayesine söz verildi. Kamuda çok az varlık kaldı. Onlar da ağırlıklı olarak enerji santralleri.

Enerjide dağıtım sektörünün tamamı özelleştirildi. 2013’te 15 milyar dolara satıldı. 21 dağıtım bölgesi özel şirketlerin kontrolünde. Dağıtım şirketlerinin kamuya karşı görevlerini yerine getirmediklerini defalarca dile getirdik. Elektrik üretiminin yüzde 80’inden fazlası özel sektörde. Şimdi yüzde 100’ünü özel şirketlere devredecekler.

Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu gibi barajlarımızı satacaklar. Sektörün uzmanlarına göre kamunun santrallerinin bedeli 50 milyar doları buluyor. Bunları Mehmet Şimşek yerel seçim sonrası satarak günü kurtaracak. Şimşek’in dezenflasyon ve yabancı yatırım sürecinin yılın ikinci yarısında başlayacağı sözünün temeli, TCMB’nin yeni para politikaları değil, özelleştirme kaynaklı döviz girişidir.

Türkiye’de gerçek anlamda bir yapısal reform, üretime geçiş ve hukukun üstünlüğü sağlanmadan dezenflasyon yaşanması söz konusu olamaz. Şimşek de bunu çok iyi biliyor. Ama siyasi ikballeri, vatanın ikbalinin önüne geçtiği için kamunun malını yağmalayacaklar. Mehmet Şimşek’i buradan tekrar uyarıyorum. Saray’ın kirli planlarını uygulayan insan olarak tarihe geçme! Gittiğin yol, yol değil. Elbet hesabı sorulur.”

Paylaşın

Bakan Şimşek: Kur Hedefimiz Yok, KKM Vergi Teşviki Gözden Geçirilecek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir kur hedeflerinin olmadığını ve dalgalı kur rejimi olduğunu belirtti. Bakan Şimşek, kur korumalı mevduat sisteminde vergi istisnasının önümüzdeki yıl tekrar değerlendirileceğini söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bloomberg’e özel açıklamalar yaptı. Bakan Şimşek, döviz kuruna ilişkin, “Cumhurbaşkanımızın tespiti doğru. Bizim gibi dezenflasyon programı uygulayan ülkelerde, dezenflasyonda başarı genelde kurda reel değerlemeyi beraberinde getirebiliyor” dedi ve ekledi:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği bu. Ben, prensip olarak kur konularında seviyeye ilişkin çok yorum yapmam. Çünkü bizim bir seviye hedefimiz yok ve Türkiye şu anda dalgalı bir kur rejimine sahip. Burada lira değerli mi, değil mi tartışmasına da prensip olarak girmek istemiyorum.

Ama şu bir gerçek; bu sene cari açığa altın hariç bakarsanız, milli gelirin yüzde 1.4’üne denk geliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir bir cari açık, yani dış borcun milli gelire oranını artırmayan bir cari açık, şu anda sağlanmış durumda. Analistler tartışmaları eğer temel göstergeler üzerinden yapacaksa, bu hususu da kaçırmamaları lazım.”

Şimşek, konuya ilişkin açıklamasını, Şimdi döviz piyasasında göreceli bir normalleşme var. Kurdaki oynaklık, gelişmekte olan ülkelerdeki oynaklık bandının alt seviyesinde. Enflasyonun hala yüksek olduğu bir ülkede zaten nominal bir istikrar söz konusu olmaz. Şimdi kurda nominal istikrar öngörümüzün bir parçası değildir.

Reel kurda istikrar, evet. Ama bu tür programlar reel kurda değerlenmeye yol açıyor mu? Evet. Biz başından beri şunu söyledik; rezerv birikimine gideriz ama piyasa koşulları el verdiği ölçüde dedik. Dolayısıyla biz rezerv birikimini yaptık” ifadeleriyle sürdürdü.

Şimşek, kur korumalı mevduat sistemine ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu: “Sadece kur korumalıdan dönüşlerde Merkez Bankamız döviz talebini karşıladı. Onun ötesinde şu an itibariyle bir müdahalemiz söz konusu değil, olmayacak.

Kur korumalıya gelince… Kur korumalıdan çıkış sürecimiz fiilen başlamış durumda ve çok ciddi bir ilerleme sağladık. Bence para politikasındaki bu normalleşme ile birlikte herhangi bir teşvike ihtiyaç olmadan KKM’den çıkış tamamlanacaktır. KKM’nin getirdiği en büyük teşvik vergi istisnasıdır. O konuda da önümüzdeki sene bir değerlendirme yapacağız. Rezerv birikimi bu şekilde devam ederse tabii ki sürecin hızlandırılmasına ilişkin bir değerlendirme olabilir.”

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyonu Tek Haneye Düşüreceğiz

Katıldığı bir etkinlikte ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Orta Vadeli Programda öngördüğümüz tedbirlerle beraber 2026 yılında enflasyonu tek haneye düşüreceğiz” dedi ve ekledi:

“2026 yılında 300 milyar doları aşan ihracat geliri, 70 milyar doları aşan turizm geliri hedefliyoruz. 2023 yılında yüzde 4 olan cari açığı 2026 yılında yüzde 2,3’e düşüreceğiz.”

Cevdet Yılmaz konuşmasının devamında, “Katma değeri yüksek, ihracat potansiyelimizi artırıcı yatırımlara yönelik olarak Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’nin uygulama detaylarını yakında kamuoyuyla paylaşacağız.

Önümüzdeki dönemde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin hem üretimdeki hem de ihracattaki payını artırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Sanayi Odası Kasım Ayı Meclis Toplantısı’na katıldı. BloombergHT’nin aktardığına göre, Cevdet Yılmaz’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Nüfusun yüzde 19’unu, istihdamın yüzde 20’den fazlasınısını barındıran İstanbul’un milli gelir içindeki payının yüzde 30’un üzerinde olması üretilen birim katma değerin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Nitekim 2021 yılı itibarıyla İstanbul’da kişi başına düşen milli gelir Türkiye ortalamasının yüzde 63 üzerinde.

Afet risklerinin azaltılması, depremlerin yol açtığı hasarların süratle giderilmesi ve deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın ihtiyaçları için 2023 yılında 762 milyar TL; 2024 yılında ise 1 trilyon 28 milyar TL bütçeden kaynak öngördük.

Gelişmiş ülkeler büyümede belirgin ivme kaybederek 2023 ve 2004 yılında sadece yüzde 1,5 civarında büyümesi öngörülüyor.

Türkiye ekonomisi 2022 yılında küresel olumsuz gelişmelerin yol açtığı şoklara karşı dayanıklılığını ispat ederek yıllık yüzde 5,5 oranında büyüme ile 13 yıl boyunca kesintisiz büyümeyi başardı. Şu anda yıllıklandırılmış milli gelir seviyesi 1 trilyon doları aştı.

Şu anda satın alma gücü paritesine göre 11 inci büyük ekonomi, nominal olarak 17 nci büyük ekonomiyiz.

2023 yılının ilk yarısında büyüme oranı 3,9 olarak kaydedildi. Yılın ikinci yarısında turizm ve iç talepteki seyirdeki olumlu görünümle beraber 2023 yılında yüzde 4,4 büyüme öngörülüyor.

2024 yılında ise yüzde 4 oranında büyüme hızına ulaşılarak küresel kriz sonrası dönemde kesintisiz büyüme eğiliminin devam etmesi bekleniyor.

Önümüzdeki döneme ilişkin tahminlerimizde özelikle 2024 sonrasında tüketimin kontrollü artışı öngörülmüş, bu dönemde enflasyonu da desteklemeyen genel olarak milli gelir artışından daha düşük bir tüketim artışı olacağı tahmin edildi.

Bu kapsamda, 2025 yılında yüzde 4,5 ve 2026 yılında yüzde 5’lik bir büyüme hedeflenmektedir. Böylelikle 2024-2026 döneminde yıllık ortalama yüzde 4,5 büyüme hedefleniyor.

Kişi başına gelirde 2024’te 12 bin 875 dolara, 2025 yılında 13,717 dolara ve 2026 yılında 14.855 dolarla yüksek gelir grubu ülkeler sınıfına girmeyi hedefliyoruz. 2026 yılında milli gelir olarak 1,3 trilyon doları aşmayı hedefliyoruz.

3 yıllık dönemde istihdamı yıllık ortalamada 900 bin kişi; 3 yılda ise 2,7 milyon kişi artıracağız. Bu dönemde işgücüne katılım oranını 2 puan artırırken işsizliği yüzde 9,3 seviyesine indireceğiz.

2024 yılında OVP’de yılsonu enflasyon hedefini yüzde 33 öngörmekle beraber son enflasyon raporunda Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi yüzde 36 civarındadır.

“Enflasyon tek hane olacak”

Orta Vadeli Programda öngördüğümüz tedbirlerle beraber 2026 yılında enflasyonu tek haneye düşüreceğiz.

2026 yılında 300 milyar doları aşan ihracat geliri, 70 milyar doları aşan turizm geliri hedefliyoruz. 2023 yılında yüzde 4 olan cari açığı 2026 yılında yüzde 2,3’e düşüreceğiz.

Katma değeri yüksek, ihracat potansiyelimizi artırıcı yatırımlara yönelik olarak Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’nin uygulama detaylarını yakında kamuoyuyla paylaşacağız.

Önümüzdeki dönemde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin hem üretimdeki hem de ihracattaki payını artırmayı hedefliyoruz.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güven Endeksi 75,5’e Yükseldi

Tüketici Güven Endeksi, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,1 oranında yükseldi. Böylece ekim ayında 74,6 olan Tüketici Güven Endeksi, kasım ayında 75,5 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında 74,6 olarak kayıtlara geçmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Kasım 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, ekim ayında 74,6 iken kasım ayında yüzde 1,1 oranında artarak 75,5 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde 2,7 artışla 61,3, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 2,6 artışla 74,5, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 0,6 artışla 73,4’e yükselirken, gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde -0,6 azalışla 92,6 seviyesine indi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Borcunu Zamanında Ödeyen İller Belli Oldu!

Borcuna en sadık il takipteki alacakların toplam nakdi krediye oranı yüzde 0,59’la Çankırı oldu. Çankırı’dan sonra takibe düşme oranının en düşük olduğu iller Denizli, Nevşehir, Siirt, Kastamonu ve Aksaray oldu.

Takipteki alacak oranının en yüksek olduğu ilk 5 şehir ise yüzde 3,9 Konya, yüzde 3 Diyarbakır, yüzde 2,4 Mardin, Hakkari yüzde 2,2 ve yüzde 2,2 Adana şeklinde sıralandı.

Türkiye genelinde kredilerin takibe dönüşüm oranının en yüksek ve en düşük olduğu iller belli oldu.

Ekonomim’den İbrahim Ekinci’nin haberine göre, takipteki alacak oranının en yüksek olduğu ilk ise yüzde 3,9 ile Konya oldu.

Borcuna en sadık il ise takipteki alacakların toplam nakdi krediye oranı yüzde yüzde 0,59’la Çankırı oldu.

Takipteki alacak oranının en yüksek olduğu ilk 5 şehir ise yüzde 3,9 Konya, yüzde 3 Diyarbakır, yüzde 2,4 Mardin, Hakkari yüzde 2,2 ve yüzde 2,2 Adana şeklinde sıralandı.

Çankırı’dan sonra takibe düşme oranının en düşük olduğu iller de Denizli, Nevşehir, Siirt, Kastamonu ve Aksaray oldu.

Paylaşın

Tarımsal Girdi Enflasyonu Yüzde 40,97

Tarımsal girdi enflasyonu, eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,63, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 33,13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,87 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Eylül 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarım-GFE eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,63, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 33,13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,87 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 2,36, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 4,31 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 35,80, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 81,65 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu alt gruplar yüzde 14,35 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 26,44 ile hayvan yemi oldu. Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 106,79 ile veteriner harcamaları ve yüzde 91,34 ile malzemeler oldu.

Bir önceki aya göre artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 0,91 ile hayvan yemi ve yüzde 1,24 ile tarımsal ilaçlar oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 7,75 ile tohum ve dikim materyali ve yüzde 5,21 ile malzemeler oldu.

Paylaşın