“Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu Gibi Barajlar Satılacak” İddiası

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, “Enerjide dağıtım sektörünün tamamı özelleştirildi. 2013’te 15 milyar dolara satıldı. 21 dağıtım bölgesi özel şirketlerin kontrolünde. Dağıtım şirketlerinin kamuya karşı görevlerini yerine getirmediklerini defalarca dile getirdik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Elektrik üretiminin yüzde 80’inden fazlası özel sektörde. Şimdi yüzde 100’ünü özel şirketlere devredecekler. Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu gibi barajlarımızı satacaklar. Sektörün uzmanlarına göre kamunun santrallerinin bedeli 50 milyar doları buluyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından, iktidarın yerel seçimlerin ardından ‘özelleştirme’ planını anlattı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “dezenflasyon ve yabancı yatırım sürecinin yılın ikinci yarısında başlayacağı” sözünün temelinde özelleştirme olduğunu ifade eden Özgür Karabat, “Çok derin bir operasyon yürütülüyor” dedi.

“Yabancılara, özellikle Arap sermayesine söz verildi” ifadelerini kullandı ve enerji santrallerine işaret eden Karabat, şunları söyledi: Seçim sonrası yabancı yatırım kısa sürede gelecek dediler. Kimse gelmedi. Şimdi de özelleştirme yapıp bunları yabancı yatırımcı diye anlatacaklar. Çok derin bir operasyon yürütülüyor. Yabancılara, özellikle Arap sermayesine söz verildi. Kamuda çok az varlık kaldı. Onlar da ağırlıklı olarak enerji santralleri.

Enerjide dağıtım sektörünün tamamı özelleştirildi. 2013’te 15 milyar dolara satıldı. 21 dağıtım bölgesi özel şirketlerin kontrolünde. Dağıtım şirketlerinin kamuya karşı görevlerini yerine getirmediklerini defalarca dile getirdik. Elektrik üretiminin yüzde 80’inden fazlası özel sektörde. Şimdi yüzde 100’ünü özel şirketlere devredecekler.

Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu gibi barajlarımızı satacaklar. Sektörün uzmanlarına göre kamunun santrallerinin bedeli 50 milyar doları buluyor. Bunları Mehmet Şimşek yerel seçim sonrası satarak günü kurtaracak. Şimşek’in dezenflasyon ve yabancı yatırım sürecinin yılın ikinci yarısında başlayacağı sözünün temeli, TCMB’nin yeni para politikaları değil, özelleştirme kaynaklı döviz girişidir.

Türkiye’de gerçek anlamda bir yapısal reform, üretime geçiş ve hukukun üstünlüğü sağlanmadan dezenflasyon yaşanması söz konusu olamaz. Şimşek de bunu çok iyi biliyor. Ama siyasi ikballeri, vatanın ikbalinin önüne geçtiği için kamunun malını yağmalayacaklar. Mehmet Şimşek’i buradan tekrar uyarıyorum. Saray’ın kirli planlarını uygulayan insan olarak tarihe geçme! Gittiğin yol, yol değil. Elbet hesabı sorulur.”

Paylaşın

Bakan Şimşek: Kur Hedefimiz Yok, KKM Vergi Teşviki Gözden Geçirilecek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir kur hedeflerinin olmadığını ve dalgalı kur rejimi olduğunu belirtti. Bakan Şimşek, kur korumalı mevduat sisteminde vergi istisnasının önümüzdeki yıl tekrar değerlendirileceğini söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bloomberg’e özel açıklamalar yaptı. Bakan Şimşek, döviz kuruna ilişkin, “Cumhurbaşkanımızın tespiti doğru. Bizim gibi dezenflasyon programı uygulayan ülkelerde, dezenflasyonda başarı genelde kurda reel değerlemeyi beraberinde getirebiliyor” dedi ve ekledi:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği bu. Ben, prensip olarak kur konularında seviyeye ilişkin çok yorum yapmam. Çünkü bizim bir seviye hedefimiz yok ve Türkiye şu anda dalgalı bir kur rejimine sahip. Burada lira değerli mi, değil mi tartışmasına da prensip olarak girmek istemiyorum.

Ama şu bir gerçek; bu sene cari açığa altın hariç bakarsanız, milli gelirin yüzde 1.4’üne denk geliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir bir cari açık, yani dış borcun milli gelire oranını artırmayan bir cari açık, şu anda sağlanmış durumda. Analistler tartışmaları eğer temel göstergeler üzerinden yapacaksa, bu hususu da kaçırmamaları lazım.”

Şimşek, konuya ilişkin açıklamasını, Şimdi döviz piyasasında göreceli bir normalleşme var. Kurdaki oynaklık, gelişmekte olan ülkelerdeki oynaklık bandının alt seviyesinde. Enflasyonun hala yüksek olduğu bir ülkede zaten nominal bir istikrar söz konusu olmaz. Şimdi kurda nominal istikrar öngörümüzün bir parçası değildir.

Reel kurda istikrar, evet. Ama bu tür programlar reel kurda değerlenmeye yol açıyor mu? Evet. Biz başından beri şunu söyledik; rezerv birikimine gideriz ama piyasa koşulları el verdiği ölçüde dedik. Dolayısıyla biz rezerv birikimini yaptık” ifadeleriyle sürdürdü.

Şimşek, kur korumalı mevduat sistemine ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu: “Sadece kur korumalıdan dönüşlerde Merkez Bankamız döviz talebini karşıladı. Onun ötesinde şu an itibariyle bir müdahalemiz söz konusu değil, olmayacak.

Kur korumalıya gelince… Kur korumalıdan çıkış sürecimiz fiilen başlamış durumda ve çok ciddi bir ilerleme sağladık. Bence para politikasındaki bu normalleşme ile birlikte herhangi bir teşvike ihtiyaç olmadan KKM’den çıkış tamamlanacaktır. KKM’nin getirdiği en büyük teşvik vergi istisnasıdır. O konuda da önümüzdeki sene bir değerlendirme yapacağız. Rezerv birikimi bu şekilde devam ederse tabii ki sürecin hızlandırılmasına ilişkin bir değerlendirme olabilir.”

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyonu Tek Haneye Düşüreceğiz

Katıldığı bir etkinlikte ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Orta Vadeli Programda öngördüğümüz tedbirlerle beraber 2026 yılında enflasyonu tek haneye düşüreceğiz” dedi ve ekledi:

“2026 yılında 300 milyar doları aşan ihracat geliri, 70 milyar doları aşan turizm geliri hedefliyoruz. 2023 yılında yüzde 4 olan cari açığı 2026 yılında yüzde 2,3’e düşüreceğiz.”

Cevdet Yılmaz konuşmasının devamında, “Katma değeri yüksek, ihracat potansiyelimizi artırıcı yatırımlara yönelik olarak Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’nin uygulama detaylarını yakında kamuoyuyla paylaşacağız.

Önümüzdeki dönemde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin hem üretimdeki hem de ihracattaki payını artırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Sanayi Odası Kasım Ayı Meclis Toplantısı’na katıldı. BloombergHT’nin aktardığına göre, Cevdet Yılmaz’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Nüfusun yüzde 19’unu, istihdamın yüzde 20’den fazlasınısını barındıran İstanbul’un milli gelir içindeki payının yüzde 30’un üzerinde olması üretilen birim katma değerin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Nitekim 2021 yılı itibarıyla İstanbul’da kişi başına düşen milli gelir Türkiye ortalamasının yüzde 63 üzerinde.

Afet risklerinin azaltılması, depremlerin yol açtığı hasarların süratle giderilmesi ve deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın ihtiyaçları için 2023 yılında 762 milyar TL; 2024 yılında ise 1 trilyon 28 milyar TL bütçeden kaynak öngördük.

Gelişmiş ülkeler büyümede belirgin ivme kaybederek 2023 ve 2004 yılında sadece yüzde 1,5 civarında büyümesi öngörülüyor.

Türkiye ekonomisi 2022 yılında küresel olumsuz gelişmelerin yol açtığı şoklara karşı dayanıklılığını ispat ederek yıllık yüzde 5,5 oranında büyüme ile 13 yıl boyunca kesintisiz büyümeyi başardı. Şu anda yıllıklandırılmış milli gelir seviyesi 1 trilyon doları aştı.

Şu anda satın alma gücü paritesine göre 11 inci büyük ekonomi, nominal olarak 17 nci büyük ekonomiyiz.

2023 yılının ilk yarısında büyüme oranı 3,9 olarak kaydedildi. Yılın ikinci yarısında turizm ve iç talepteki seyirdeki olumlu görünümle beraber 2023 yılında yüzde 4,4 büyüme öngörülüyor.

2024 yılında ise yüzde 4 oranında büyüme hızına ulaşılarak küresel kriz sonrası dönemde kesintisiz büyüme eğiliminin devam etmesi bekleniyor.

Önümüzdeki döneme ilişkin tahminlerimizde özelikle 2024 sonrasında tüketimin kontrollü artışı öngörülmüş, bu dönemde enflasyonu da desteklemeyen genel olarak milli gelir artışından daha düşük bir tüketim artışı olacağı tahmin edildi.

Bu kapsamda, 2025 yılında yüzde 4,5 ve 2026 yılında yüzde 5’lik bir büyüme hedeflenmektedir. Böylelikle 2024-2026 döneminde yıllık ortalama yüzde 4,5 büyüme hedefleniyor.

Kişi başına gelirde 2024’te 12 bin 875 dolara, 2025 yılında 13,717 dolara ve 2026 yılında 14.855 dolarla yüksek gelir grubu ülkeler sınıfına girmeyi hedefliyoruz. 2026 yılında milli gelir olarak 1,3 trilyon doları aşmayı hedefliyoruz.

3 yıllık dönemde istihdamı yıllık ortalamada 900 bin kişi; 3 yılda ise 2,7 milyon kişi artıracağız. Bu dönemde işgücüne katılım oranını 2 puan artırırken işsizliği yüzde 9,3 seviyesine indireceğiz.

2024 yılında OVP’de yılsonu enflasyon hedefini yüzde 33 öngörmekle beraber son enflasyon raporunda Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi yüzde 36 civarındadır.

“Enflasyon tek hane olacak”

Orta Vadeli Programda öngördüğümüz tedbirlerle beraber 2026 yılında enflasyonu tek haneye düşüreceğiz.

2026 yılında 300 milyar doları aşan ihracat geliri, 70 milyar doları aşan turizm geliri hedefliyoruz. 2023 yılında yüzde 4 olan cari açığı 2026 yılında yüzde 2,3’e düşüreceğiz.

Katma değeri yüksek, ihracat potansiyelimizi artırıcı yatırımlara yönelik olarak Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’nin uygulama detaylarını yakında kamuoyuyla paylaşacağız.

Önümüzdeki dönemde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin hem üretimdeki hem de ihracattaki payını artırmayı hedefliyoruz.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güven Endeksi 75,5’e Yükseldi

Tüketici Güven Endeksi, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,1 oranında yükseldi. Böylece ekim ayında 74,6 olan Tüketici Güven Endeksi, kasım ayında 75,5 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında 74,6 olarak kayıtlara geçmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Kasım 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, ekim ayında 74,6 iken kasım ayında yüzde 1,1 oranında artarak 75,5 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde 2,7 artışla 61,3, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 2,6 artışla 74,5, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 0,6 artışla 73,4’e yükselirken, gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde -0,6 azalışla 92,6 seviyesine indi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Borcunu Zamanında Ödeyen İller Belli Oldu!

Borcuna en sadık il takipteki alacakların toplam nakdi krediye oranı yüzde 0,59’la Çankırı oldu. Çankırı’dan sonra takibe düşme oranının en düşük olduğu iller Denizli, Nevşehir, Siirt, Kastamonu ve Aksaray oldu.

Takipteki alacak oranının en yüksek olduğu ilk 5 şehir ise yüzde 3,9 Konya, yüzde 3 Diyarbakır, yüzde 2,4 Mardin, Hakkari yüzde 2,2 ve yüzde 2,2 Adana şeklinde sıralandı.

Türkiye genelinde kredilerin takibe dönüşüm oranının en yüksek ve en düşük olduğu iller belli oldu.

Ekonomim’den İbrahim Ekinci’nin haberine göre, takipteki alacak oranının en yüksek olduğu ilk ise yüzde 3,9 ile Konya oldu.

Borcuna en sadık il ise takipteki alacakların toplam nakdi krediye oranı yüzde yüzde 0,59’la Çankırı oldu.

Takipteki alacak oranının en yüksek olduğu ilk 5 şehir ise yüzde 3,9 Konya, yüzde 3 Diyarbakır, yüzde 2,4 Mardin, Hakkari yüzde 2,2 ve yüzde 2,2 Adana şeklinde sıralandı.

Çankırı’dan sonra takibe düşme oranının en düşük olduğu iller de Denizli, Nevşehir, Siirt, Kastamonu ve Aksaray oldu.

Paylaşın

Tarımsal Girdi Enflasyonu Yüzde 40,97

Tarımsal girdi enflasyonu, eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,63, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 33,13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,87 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Eylül 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarım-GFE eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,63, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 33,13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,87 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 2,36, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 4,31 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 35,80, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 81,65 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu alt gruplar yüzde 14,35 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 26,44 ile hayvan yemi oldu. Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 106,79 ile veteriner harcamaları ve yüzde 91,34 ile malzemeler oldu.

Bir önceki aya göre artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 0,91 ile hayvan yemi ve yüzde 1,24 ile tarımsal ilaçlar oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 7,75 ile tohum ve dikim materyali ve yüzde 5,21 ile malzemeler oldu.

Paylaşın

Karşılıksız Çek Oranı Rekor Seviyeye Çıktı

2023 yılı ekim ayında karşılıksız çek tutarı 8,1 milyar liraya ulaşarak rekor seviyeyi gördü. Aynı dönemde bankalara ibraz edilen toplam çek tutarı da 583,3 milyar lira ile tarihi zirveyi gördü.

Karşılıksız çek oranı haziran ve temmuz aylarında da yüzde 1,38 ile son zamanların en yüksek seviyesine çıkmıştı.

BloomberHT’de yer alan habere göre; Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre Ekim ayında karşılıksız çek tutarı 8,1 milyar TL’ye ulaşarak rekor seviyeyi gördü.

Aynı dönemde bankalara ibraz edilen toplam çek tutarı da 583,3 milyar TL ile tarihi zirveyi gördü.

Karşılıksız çek tutarındaki ivmeyi anlayabilmek için bu iki veri kıyaslandığında karşılıksız çek oranının yüzde 1,39 olduğu izlendi. Böylelikle karşılıksız çek oranında 2021 Haziran ayından bu yana en yüksek seyir izlendi. Karşılıksız çek oranı Haziran ve Temmuz aylarında da yüzde 1,38 ile son zamanların en yüksek seviyesine çıkmıştı.

Adet olarak bakıldığında ise karşılıksız çek oranı yüzde 0,9 olarak kaydedildi.

2023 yılı Ocak-Ekim döneminde bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan, 13,8 bin keşideciye ait 122 bin adet çekin toplam tutarı 44 milyar TL oldu.

Karşılıksız işlemi yapılan 8 bin 811 keşideciye ait toplam 7,5 milyar TL tutarındaki 23,1 bin adet çek daha sonra ödendi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 57,25

Yurt dışı üretici enflasyonu, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,35, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 49,61, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 57,25 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,04 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Ekim 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; YD-ÜFE, 2023 yılı ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,35, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 49,61, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 57,25 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,04 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 54,78, imalatta yüzde 57,30 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 49,77, dayanıklı tüketim malında yüzde 62,19, dayanıksız tüketim malında yüzde 61,27, enerjide yüzde 43,75, sermaye malında yüzde 65,49 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,79, imalatta yüzde 1,33 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 1,72 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 2,27 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 3,39 artış, enerjide yüzde 6,91 azalış, sermaye malında yüzde 1,30 artış olarak gerçekleşti.

YD-ÜFE sektörlerinden ana metaller yüzde 40,91, kağıt ve kağıt ürünleri yüzde 40,94, kok ve rafine petrol ürünleri %43,75 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu. Buna karşılık tütün ürünleri yüzde 89,25, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 72,53, b.y.s. makine ve ekipmanlar yüzde 72,29 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

YD-ÜFE sektörlerinden kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 6,91, motorlu kara taşıtları, römork ve yarı römork yüzde 0,11 ile endekslerin azalış gösterdiği alt sektörler oldu. Buna karşılık tütün ürünleri yüzde 8,09, basım ve kayıt hizmetleri yüzde 5,14, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 4,78 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Derin Yoksulluk, ABB’nin Sosyal Yardım Verilerine Yansıdı

2023 itibarıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden (ABB) sosyal yardım alan kişi sayısı 203 bine ulaştı. Başkent’te, belediyeden sosyal yardım alan kişi sayısında 2019-2023 döneminde yaşanan artış, yüzde 56 olarak gerçekleşti.  

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), ekonomik sıkıntı içerisindeki yurttaşların gıda, temizlik malzemesi, yakacak, ekmek, eğitim (bot-kaban, çanta, kırtasiye) gibi ihtiyaçlarını karşılıyor.

İktidar eliyle yaratılan ekonomik kriz, milyonlarca yurttaşı yoksulluğa mahkûm etti. Türkiye’de 7’den 77’ye tüm yurttaşlar, sosyal yardımlara mecbur bırakıldı.

Aile ve Sosyal Bakanlığı’nın verileri başta olmak üzere, sosyal yardımlara yönelik hemen her resmi veri, Türkiye’deki derin yoksulluğa ortaya koydu.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; Ankara Büyükşehir Belediyesi’nce (ABB) doğalgaz ödeme desteği, gıda, kırtasiye, kantin ve servis ücreti yardımı olarak gerçekleştirilen sosyal yardımlara yönelik veriler, çarpıcı gerçeği açığa çıkardı.

Mansur Yavaş’ın ABB Başkanlığı’na seçildiği 2019 yılında 130 bin olan sosyal yardım alan kişi sayısının dört yılda 73 bin arttığı tespit edildi.

Türkiye’deki krizin daha da derinleşmesine yol açan Covid-19 salgını döneminin de etkisiyle 2023 itibarıyla ABB’den sosyal yardım alan kişi sayısı 203 bine ulaştı. Başkent’te, belediyeden sosyal yardım alan kişi sayısında 2019-2023 döneminde yaşanan artış, yüzde 56 olarak gerçekleşti.

ABB, ekonomik sıkıntı içerisindeki yurttaşların gıda, temizlik malzemesi, yakacak, ekmek, eğitim (bot-kaban, çanta, kırtasiye) gibi ihtiyaçlarını karşılıyor. Başkent’te toplam 36 sosyal yardım başvuru merkezi bulunuyor.

Aile ve Sosyal Hizmet Bakanlığı’nın sosyal yardım verileri de Türkiye’deki aşırı yoksulluk çeken kişi sayısının büyüklüğünü ortaya koyuyor. Aşırı yoksulluk çeken ve bakanlığın Aile Destek Programı kapsamına alınan kişi sayısı, aylara göre şöyle sıralanıyor:

Nisan: 3,3 milyon hane,
Mayıs: 3,5 milyon hane,
Haziran: 3,5 milyon hane,
Temmuz: 3,7 milyon hane.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 67,23’e Geriledi

Merkez Bankası (TCMB) ekim ayında yüzde 68,01 olan yıl sonu enflasyon beklentisini kasım ayında yüzde 67,23’e, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 45,28’den 43,94’e çekti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,05’ten 30,00 TL’ye indirdi. Banka, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 33,22’den yüzde 37,71, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 33,68’den yüzde 37,80 yükseltti.

Merkez Bankası ekim ayında yüzde 4,1 olan yıl sonu büyüme tahminini kasım ayında da yüzde 4,1 olarak belirledi. Banka, 2024 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 3,4’den yüzde 3,3’e çekti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı kasım ayı “Piyasa Katılımcıları Anketi” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 68,01 iken, bu anket döneminde yüzde 67,23 olurken, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 45,28 iken, bu anket döneminde yüzde 43,94 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 25,82 ve yüzde 25,09 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 33,22 iken, bu anket döneminde yüzde 37,71 olurken, TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 33,68 iken, bu anket döneminde yüzde 37,80 oldu.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 30,05 TL iken, bu anket döneminde 30,00 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 38,64 TL iken, bu anket döneminde 39,62 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 4,1 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,4 iken, bu anket döneminde yüzde 3,3 oldu.

Paylaşın