Merkez Bankası, Seçimlere Kadar Enflasyonda Bekle – Gör Sürecine Girdi

Prof. Dr. Sinan Alçın, Merkez Bankası’nın son faiz kararının işaretlerinin Aralık 2023 toplantısında verildiğini hatırlatıyor. Merkez Bankası’nın faiz artırmaya resmen ara verdiğini ve bundan sonraki süreçte, en azından 31 Mart seçimlerine kadar enflasyondaki gelişmeleri takip edeceğini dile getiren Prof. Alçın, şu görüşleri dile getiriyor:

“Şu andan itibaren enflasyonla mücadelede bekle-gör dönemine girdiğimizi söyleyebiliriz. Bu süreç Haziran veya Temmuz ayına kadar devam edebilir. Ama bu dönem içerisinde, faiz artırımı olmasa da enflasyonla mücadele için kredi kartı taksitlerinde ve kredi çekimlerinde yeni sınırlamalar olabilir.”

Resmi verilere göre yüzde 64,8 ile dünyadaki en yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri olan Türkiye’de, AK Parti iktidarının enflasyonla mücadele amacıyla Haziran ayında başlattığı faiz artırımı sürecinde ara döneme girildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2024 yılının ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, politika faizini beklentilere paralel olarak, 250 baz puan artırarak yüzde 45’e çıkardı. Faiz kararı sonrasında açıklanan metinde enflasyonla mücadele için “gerekli parasal sıkılık düzeyine ulaşıldığı ve bu düzeyin gerektiği müddetçe sürdürüleceği” mesajı verildi.

Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferle çıktığı 28 Mayıs genel seçimlerinin ardından geçen son sekiz ayda, toplamda 36,5 puanlık faiz artışı gerçekleştirmiş oldu. Böylelikle Erdoğan’ın seçim öncesinde uyguladığı “faiz düşerse enflasyon da düşer” söylemi ile yüzde 8,5’e kadar düşen TCMB’nin uyguladığı politika faizi yüzde 45’e yükseltilmiş oldu. Faiz kararının ardından dolar ve euro kurundaki artış sürdü. Dolar kuru 30,3 TL’ye kadar çıkarken, Euro kuru 33 TL seviyesine dayandı.

DW Türkçe‘ye konuşan uzmanlara göre, 31 Mart yerel seçimlerine kadar ekonomideki durgunluğu kontrol etmek amacıyla verilen bu ara, uluslararası yatırımcıları Türkiye’ye çekmek için yeterli olmayacak. Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, Merkez Bankası’nın son faiz kararının işaretlerinin Aralık 2023 toplantısında verildiğini hatırlatıyor.

Merkez Bankası’nın faiz artırmaya resmen ara verdiğini ve bundan sonraki süreçte, en azından 31 Mart seçimlerine kadar enflasyondaki gelişmeleri takip edeceğini dile getiren Prof. Alçın, şu görüşleri dile getiriyor: Şu andan itibaren enflasyonla mücadelede bekle-gör dönemine girdiğimizi söyleyebiliriz. Bu süreç Haziran veya Temmuz ayına kadar devam edebilir. Ama bu dönem içerisinde, faiz artırımı olmasa da enflasyonla mücadele için kredi kartı taksitlerinde ve kredi çekimlerinde yeni sınırlamalar olabilir.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Konukman ise son faiz artışı ile yüzde 45’e çıkan politika faizinin enflasyonun yüzde 70’lere çıktığı bir dönemde uluslararası sermaye açısından yeterli olmayacağını dile getiriyor.

AK Parti iktidarının ekonomide “rasyonel politikalara dönüş” hamlesinin temel amacının uluslararası sermayeyi Türkiye’ye çekebilmek olduğuna işaret eden Prof. Konukman, “Öncelikle doğrudan yatırımları değil, kısa vadeli sermaye hareketlerinin Türkiye’ye yönelmesini sağlamak hedefleniyordu. Çünkü Türkiye’nin kredi notu yatırım yapılabilir seviyenin çok altında olduğu için uluslararası şirketlerin Türkiye’de şu anda sıfırdan bir yatırım yapması beklenmiyor. Politika faizinin artırılması ise kâr etmek isteyen sermayenin kısa vadede Türkiye’ye girmesini kolaylaştırıyor. Ancak enflasyon arttığı müddetçe mevcut faizin cazibesi de azalıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Hükümetin yıl sonu enflasyon beklentisinin hâlâ yüzde 36 düzeyinde olduğunu hatırlatan Konukman, piyasa beklentisinin ise daha şimdiden yüzde 40-45 düzeyine geldiğine vurgu yapıyor. Konukman, “Şu an politika faizinin geldiği nokta, ancak yıl sonu enflasyon beklentisini karşılayacak düzeye ulaşmış oldu. Yani son faiz kararı henüz yabancı yatırımcının, sıcak paranın Türkiye’ye gelmesini sağlayacak düzeyde değil” diyor.

TCMB’nin faiz kararı sonrası yaptığı “parasal sıkılık düzeyine ulaşıldı” açıklamasını eleştiren Prof. Konukman, “Bu ifadenin kullanılması aslında yatırımcıya ‘seçime kadar faiz indirimi de yapabilirim’ mesajı veriyor. Bana göre, eğer faiz indirimi gibi yanlış bir karar olmazsa, 31 Mart seçimlerine kadar bu seviyede gidilecek. Sonrasında ise faiz artırılmasına devam edilmesi gerekiyor” diye konuşuyor.

Erdoğan, Hafize Gaye Erkan’a sahip çıktı

Öte yandan, son dönemde faiz beklentileri ile birlikte TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan ve ailesi hakkında medyada yer alan iddialar da oldukça tartışıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise iddialarla ilgili ilk kez dün konuştu. Erdoğan, partisinin Ankara ilçe belediye başkan adaylarının duyurulduğu toplantıda yaptığı konuşmada Erkan’a sahip çıktı.

Konuşmasında “Merkez Bankası rezervleri artıyor, harekete geçiyorlar” ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları söyledi: “Akla ziyan dedikodularla ekonomide bin bir güçlükle temin ettiğimiz güven ve istikrar iklimini bozacak kampanyalar yürütüyorlar. Tüm umutlarını ülkemizin tökezlemesine bağlayanları, daha önce olduğu gibi yine hüsrana uğratmakta kararlıyız. Dedikodular üzerinden bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını kesinlikle umursamıyoruz.”

Prof. Konukman’a göre, Merkez Bankası Başkanı ile ilgili iddialarının üstü örtülmeye çalışılıyor. “Bu iddialar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri ile kestirilip atılamaz” diyen Konukman, iddiaların soruşturulması ve kamuoyunu tatmin edecek bir sonuca ulaştırılması gerektiğini vurguluyor. Konukman, “Merkez Bankası, ekonomi açısından en hassas kurum. Bu iddiaları iki cümle ile geçiştirmek yerine, güveni sağlamlaştıracak bir dil kullanılması ve iddiaların somut şekilde yalanlanması gerekirdi” diyor.

Prof. Alçın ise TCMB Başkanı ve ailesi hakkındaki iddiaların ne doğru ne de yanlış olduğunun anlaşılamadığını ifade ederek, “Burada ilk iş TCMB Başkanı Erkan’a düşüyor. Kamuoyu ile açık iletişim kurması ve iddialara net yanıtlar vermesi gerekiyor. Bu yapılmazsa, problem halı altına süpürülüyor diye düşünülür” diye konuşuyor.

Paylaşın

TÜİK’ten Eleştirilere Yanıt: Manipülatif Ve Art Niyetli

Hissedilen enflasyon ile TÜFE arasındaki farklılaşmaya ilişkin yazılı bir açıklama yapan TÜİK, 2023 yıl sonunda TÜFE yıllık değişim oranı yüzde 64.77, tüketicilerin tahmininin yüzde 96 olduğu belirtti.

TÜİK, açıklamasında, “Tüketicilerin geçmiş 12 aydaki enflasyon algısını yansıtan ve tek soruluk veri setinden elde edilebilen sonuçlar üzerinden, resmi TÜFE verisini eleştirmek manipülatif ve art niyetli bir yaklaşımdır. Zira tüketicinin enflasyon tahmini ile TÜFE’nin farklılaşması son derece doğaldır” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), gerçek verileri açıklamadığı gerekçesiyle ekonomistler, siyasiler ve kamuoyu tarafından eleştirilmesi üzerine açıklama yaptı. TÜİK, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bazı basın yayın organları ile sosyal medya hesaplarında Algılanan Enflasyon ve TÜFE’nin farklılaşmasına yönelik haberlerin çarpıtıldığı görülmektedir. TÜFE, her ay 81 il 228 ilçe kapsamında 564.710 fiyat derlenerek enflasyonu uluslararası standartlarda ölçen hesaplama sistemidir.

Basında Algılanan Enflasyon olarak ifade edilen veri ise yine TÜİK tarafından gerçekleştirilen Tüketici Eğilim Anketi kapsamında yer alan ve vatandaşlara yöneltilen ‘Geçen 12 aylık dönemde tüketici fiyatlarının % kaç arttığını / azaldığını düşünüyorsunuz? Lütfen tahmini oran veriniz’ sorusuna verilen cevaplar üzerinden hesaplanabilmektedir.

Söz konusu anketin mikro verisi, TÜİK Veri Araştırma Merkezi aracılığıyla talep eden tüm araştırmacıların kullanımına açıktır.

Tüketicilerin geçmiş 12 aydaki enflasyon algısını yansıtan ve yukarıda arz edilen tek soruluk veri setinden elde edilebilen sonuçlar üzerinden, resmi TÜFE verisini eleştirmek manipülatif ve art niyetli bir yaklaşımdır. Zira tüketicinin enflasyon tahmini ile TÜFE’nin farklılaşması son derece doğaldır.

Algılanan enflasyon ile TÜFE arasındaki oransal fark Avrupa Birliği ülkelerinde 5 ila 6 kata kadar çıkarken, ülkemizde bu farklılaşma çok daha düşüktür. 2023 yıl sonunda TÜFE yıllık değişim oranı %64.77 iken, tüketicilerin tahmini %96’dır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Paylaşın

2023 Yılında Beyaz Eşya İhracatı Yüzde 12 Düştü

Türkiye’de beyaz eşya ve küçük ev aletleri sektörünün %90’ını temsil eden TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre, 2023 yılının ilk 9 ayında, 6 ana üründe yurt içi satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 arttı. TÜRKBESD’e üye firmaların ihracatları ise bu dönemde yüzde 12 oranında düştü.

Haber Merkezi / Yılın ilk 9 ayında altı ana üründe ihracat ve iç satışlardan oluşan toplam satışlar yaklaşık 24 milyon adet olarak gerçekleşti ve geçen yılın ilk 9 ayına göre yüzde 4 oranında azalma gösterdi. Üretim miktarı da bir önceki döneme göre yüzde 1 azaldı.

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), düzenlediği basın toplantısında sektörün 2023’ün ilk 9 ayında aldığı sonuçları değerlendirdi. Türkiye’de beyaz eşya ve küçük ev aletleri sektörünün %90’ını temsil eden TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre, 2023’ün ilk 9 ayında, 6 ana üründe yurt içi satışlar geçen yılın aynı dönemine göre %18 arttı.

TÜRKBESD’e üye firmaların ihracatları ise bu dönemde %12 oranında düşüş gösterdi.  Yılın ilk 9 ayında altı ana üründe ihracat ve iç satışlardan oluşan toplam satışlar yaklaşık 24 milyon adet olarak gerçekleşti ve geçen yılın ilk 9 ayına göre %4 oranında azalma gösterdi.  Üretim miktarı da bir önceki döneme göre %1 azaldı.

Beyaz eşya sektörü olarak küresel konjonktür sebebiyle ihracat daralması ile karşı karşıya kalınan bu dönemde üretim hacmi ve istihdamı koruma çabası içerisinde olduklarını belirten TÜRKBESD Başkanı Gökhan Sığın, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye, 2028 yılı için önüne 400 milyar dolar ihracat hedefi koydu. Biz de beyaz eşya sektörü olarak bu hedefe önemli bir katkı sağlayacağımıza inanıyoruz. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşümü de odağına alan yeni Orta Vadeli Planda yer verilen düzenleme ve teşvikleri memnuniyetle karşıladık. Ülkemizin kalkınması için gerekli olan yeşil dönüşümün teşvik edilmesi kaynakların sanayiye dönmesi rekabetçiliğimizi güçlendirecektir.

Sektör olarak zaten gelişmiş ülke pazarlarına uygun ürünler üretiyoruz, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm süreçlerini AB ile eşzamanlı gerçekleştirmek için büyük çaba içindeyiz, ARGE gücümüz bizi dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna getirdi, bu çalışmalarımızın devam etmesi ihracat hedefine de katkı sunacaktır. Beyaz eşya sektöründe hacim aynı zamanda istihdam demektir. Büyüme süreklilik arz ettikçe istihdam da korunmuş olacaktır. Üretim hacmimizi ve istihdamımızı koruma çabası içerisinde, ülkemize katma değer sağlamaya devam ediyoruz” dedi.

Sığın sözlerine şöyle devam etti: “İhracattaki azalmanın üretim üzerine negatif etki yapmasını engellemenin yolu iç pazarın kaldıraç etkisinden faydalanmaktır. İhracattakidüşüşü bu zamana kadar iç satışlar büyük oranda dengeledi. Böylece üretim ve istihdam yapımızı koruyabildik.  Gelinen noktada tüketimi kısmaya yönelik; kredi kartı taksit sayılarının azaltılması, kredi faiz ve komisyon oranlarının yükseltilmesi gibi uygulamalar bulunduğunu gözlemliyoruz. Bunların yaygınlaştırılması, sektörümüzün bu yıl itici gücü olan iç piyasa dinamizmini etkileyerek üretim ve istihdam dengemizi riske atabilecektir.”

Gökhan Sığın, Türk beyaz eşya sanayisinin 1950’lerde montaj sanayi ile başlayan serüveninin bugün küresel alanda rekabet edebilir hale geldiğine dikkat çekerek, “Türkiye, beyaz eşya üretiminde Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci en büyük üretim üssü konumunda. Bu başarı, ülkemizin endüstriyel potansiyelini ve rekabet gücünü ortaya koyan önemli bir gösterge” diye konuştu.

Beyaz eşya sanayisinin Cumhuriyetin 100 yıllık yolculuğunda önemli bir gelişim ve dönüşüm göstererek büyük bir başarı hikâyesi yazdığını ifade eden Sığın, şunları söyledi: Sanayi ve istihdamın yanı sıra toplumsal kalkınmaya destek olmanın gururunu da taşıyoruz.  Cumhuriyetimizin ilk yüzyılında eğitimden toplumsal cinsiyet eşitliğine, spor faaliyetlerinden doğal afetlere kadar her alanda ülkemiz bize nerede, ne zaman ihtiyaç duyduysa sektör olarak mutlaka orada, ülkemizin yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz.

“SKDM’de cezai yaptırımlara maruz kalmamak için doğru raporlama kritik”

Ekim itibariyle başlayan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması geçişini değerlendiren TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı ise, “Global tedarik zincirindeki rekabet dikkate alındığında, tedarikçi konumundaki şirketlerimizin ve KOBİ’lerimizin, raporlamalar için gerekli olan bilgileri eksiksiz olarak sağlaması son derece önemli olacaktır. Zira bu dönemde, raporlamadaki hatalar nedeniyle cezai hükümler söz konusudur. Bu nedenle, tedarikçilerle iletişim halinde olarak hazırlanmak son derece kritiktir. İlerleyen süreçte SKDM’den muaf olmak için ülkemizde de AB ile uyumlu bir ETS’nin tesisi ve toplanan gelirlerin yeşil dönüşüme aktarılması önem taşımaktadır” dedi.

“Girdi maliyetlerini etkileyen politikalar kritik hale geliyor”

Üretimin korunmasının öncelik olduğu bir dönemde girdi maliyetlerine dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Yavuz sektörün temel girdisi olan yassı çelikte gümrük vergilerinin giderek artırıldığına işaret etti.

Mehmet Yavuz, bu dönemde üretimin itici gücünün iç tüketim olması sebebiyle yerli ve ithal tedariğin maliyetinin yükseldiğini, bu durumun birim fiyatlara yansımasının kaçınılmaz hale geldiğini, sektörün üzerinde zaten GEKAP gibi vergi benzeri yükümlülükler bulunduğunu söyledi. Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm için ülkemizin kaynaklarının sanayileri desteklemek üzere kullandırıldığının altını çizen Yavuz, “Kaynaklarımızdan en fazla verimi elde edebilmek için destek ve maliyet konularına bütüncül bakılması gerektiğini düşünüyoruz, sanayi teşvikleri korumacı ticaret politikaları ile etkisiz hale getirilmemelidir” dedi.

“Yetkili servis bilgilerine SERBİS üzerinden ulaşmak mümkün”

TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri ise aldatıcı servis hizmetleri yüzünden yaşanan tüketici mağduriyetlerinin önüne geçebilmek için Ticaret Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Servis Bilgi Sistemi – SERBİS uygulamasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Beyaz eşya sektörü dev bir ekosistemin merkezinde yer alıyor. Sanayimiz sadece üretim ve satıştan ibaret değil. Sonrasında da ürünlerimizin bakım ve onarım servislerini de üstleniyoruz. 15 bin bayimiz ve 3500 yetkili servisimizle tüm Türkiye’de tüketicilerimize ulaşıyoruz. Bu noktada yetkili servislerimize erişim çok önem verdiğimiz bir konu.

Yetkili olmadığı halde yetkili servis gibi kendilerini tanıtan ve asıl amaçları dolandırıcılık olan kişiler nedeniyle çok sayıda tüketici mağduriyetine ve ürün kaybına şahit oluyoruz. Bu olumsuz durum ayrıca firmaların ticari itibarlarına ve marka değerlerine de zarar verebiliyor.

Bu nedenle yetkili servis bilgilerine güvenilir bir platformdan doğru bir şekilde erişim sağlanması önemli hale geldi. Bu kapsamda, tüketici yetkili servislere ilişkin bilgilere doğru ve kolay bir şekilde erişim sağlanmasını temin etmek için Ticaret Bakanlığı tarafından Servis Bilgi Sistemi – SERBİS kullanıma açıldı. Aldatıcı servisler yüzünden yaşanan tüketici mağduriyetlerinin önüne geçilebilmesi için herkesi www.servis.gov.tr adresli bu site üzerinden servislere ulaşmaya davet ediyoruz.”

Paylaşın

ENAG’dan TÜİK’e ‘Hissedilen Enflasyon’ Cevabı: Bu Bir İtiraf

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hissedilen enflasyonu yüzde 129,4 olarak açıklamasını değerlendiren Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bunun tam anlamıyla bir itiraf olduğunu belirtti.

Haber Merkezi / Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), 2023 yılı için yıllık enflasyonu yüzde 127.21 olarak hesaplamıştı.

TÜİK, 2023 yılının son enflasyon oranını yüzde 64.77 olarak açıklamasının ardından kurum içinde yaptığı sunumlarda hissedilen enflasyonun yüzde 129.4 olarak ölçtü. TÜİK açıklanan resmi verilerle kurum içinde yapılan sunumlarda açıklanan hissedilen enflasyon ölçümünün kişilerin tüketim alışkanlığından kaynaklandığını belirtmişti.

ENAG, TÜİK’in kurum içinde yaptığı sunumda paylaştığı bu veriye sosyal medya hesabından tepki gösterdi. ENAG açıklamasında, “Ekonomi literatüründe ‘sunulan enflasyon’ ve ‘hissedilen enflasyon’ diye bir ayırım yoktur” dedi. ENAG açıklamasında halkın yoksullaşmasının nedenini, “TÜİK’in fiyat verileri halkın gelir seviyesi ile uyumunu kaybetmiş, halk bundan dolayı fakirleşmiştir” dedi.

ENAG, TÜİK’in hissedilen enflasyon açıklamasına ise, “Bu oranın TÜİK tarafından açıklanması ise tam anlamıyla bir itiraftır ve bunun hukuki sonuçları olacaktır” sözleriyle tepki gösterdi.

ENAG’ın açıklamaları şöyle:

“Haber içeriklerinden elde ettiğimiz bilgilere göre, TÜİK 2023 yılına ait hissedilen enflasyonun %129,4 olduğunu açıklamış, kamuoyuyla paylaştığı resmi verilerle ‘hissedilen enflasyon’ farkın nedenini tüketim alışkanlıkları ve harcama kalıplarına bağlamıştır.

Devletin veri tekelini bünyesinde taşıyan ve toplumsal hayatı doğrudan etkileyen TÜİK’in, bu veri farklılıklarının nedenlerini açıklarken, Enflasyon Araştırma Grubu’nu (ENAG) verileri yanlı sunan, siyasi amaçlı bir kuruluş olarak suçlamamıştır.

Kamuoyunun bilmesi gereken çok önemli bir gerçek vardır. Ekonomi literatüründe ‘sunulan enflasyon’ ve ‘hissedilen enflasyon’ diye bir ayırım yoktur. Dahası hissedilen enflasyon kavramı üniversitelerde gündeme bile gelmemektedir.

Sadece fiyat ve enflasyon verilerini değil, fiyat verileri ile bağlantılı olan daha birçok veriyi de taraflı ve gerçek olandan farklı sunan güzide kurumumuz TÜİK’i yönetenlerin bilmesi gereken birkaç önemli konu vardır:

TÜİK’in fiyat verileri halkın gelir seviyesi ile uyumunu kaybetmiş, halk bundan dolayı fakirleşmiştir.

Fiyat verileri ile reel hale dönüştürülen ekonomik büyüme oranları da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu ise gelir paylaşımını bozmaktadır.

Hissedilen enflasyon oranı, literatürde yeri olmasa da, esas itibariyle günümüz Türkiye’sinde genel fiyat endeksindeki değişimi birebir yansıtmaktadır.

Bu oranın TÜİK tarafından açıklanması ise tam anlamıyla bir itiraftır ve bunun hukuki sonuçları olacaktır.

Günümüzde yaşanan bu veri sorunları, 2006-2013 döneminde Arjantin’de tecrübe edilenin bir karbon kopyasıdır. Orada da sunulan gerçek dışı enflasyon verileri halkın fakirleşmesine neden olmuş, ülkedeki ekonomik sorunlar günümüze kadar artarak gelmiştir.

Özetle; devlet kurumlarının yaptığı hataları dedikodu yaparak düzeltmesi rasyonel bir yöntem değildir. Akademik özelliğe sahip, Harvard Üniversitesi bünyesindeki benzer bir kuruluşla aynı metotları uygulayan grubumuz ENAG’a saldırması TÜİK’in güvenilirliğini artırmayacaktır.

2020 yılının Eylül ayından itibaren günlük fiyat verileri ile oluşturulan enflasyon oranlarını halkımız ile paylaşan ENAG aynı çizgide, kararlılıkla yoluna devam etmektedir.”

Türkiye, son iki yılda dünyanın en yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Eylül 2021’den itibaren uygulamaya koyduğu faiz politikası ile Türkiye, son iki yılda dünyanın en yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri haline geldi.

Mayıs 2023 seçimlerinden zaferle çıktıktan sonra ekonominin başına Mehmet Şimşek’i, Merkez Bankası’nın başına Hafize Gaye Erkan’ı getiren Erdoğan, faiz artırımına da yeşil ışık yaktı. Haziran ayından bu yana yedi kez faiz artıran Merkez Bankası, politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 42,5’e çıkardı.

2024 yılında ise gözler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) enflasyonla mücadelesinde geri adım atıp atmayacağında olacak. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki birkaç yılda nasıl bir seyir izleyeceğini, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında enflasyonla mücadelede atılan adımlar belirleyecek.

Hükümetin faiz indirme politikası ile birlikte son iki yılda rekor hızla artarak resmi verilere göre tüketici fiyatlarında yüzde 90’ları, üretici fiyatlarında ise yüzde 160’ları gören enflasyon, 2023 yılının ilk yarısını genel seçimlerin gölgesinde geçirdi.

Haziran ayına kadar yüzde 40’lar seviyesine kadar gerileyen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), seçimler sonrasında kurulan yeni ekonomi yönetimi ve faiz artırımı politikasına geçilmesi sonrasında, yeniden yükselişe geçti.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Kasım 2023 verilerine göre, yıllık enflasyon TÜFE’de yüzde 61,98 düzeyinde gerçekleşti. Yurt içi üretici fiyatları ise yüzde 42,25 oldu. Ocak 2024’ün ilk günlerinde açıklanacak aralık ayı enflasyonu ile birlikte, 2023’ün yüzde 65 seviyesinde bir enflasyonla kapanması bekleniyor.

2024 yılı için ise hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program’da (OVP) yılsonu hedefi yüzde 33, Merkez Bankası beklentisi ise yüzde 36 olarak açıklandı. Gerek ulusal gerekse uluslararası kurumlar ise 2024 sonunda Türkiye’de enflasyonun yüzde 45-50 arasında seyretmesini bekliyor.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güven Endeksi 80,4’e Yükseldi

Tüketici güven endeksi, ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 3,9 oranında yükseldi. Böylece aralık ayında 77,4 olan tüketici güven endeksi, ocak ayında 80,4 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici güven endeksi, aralık ayında 77,4 olarak kayıtlara geçmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Ocak 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Aralık ayında 77,4 iken Ocak ayında yüzde 3,9 oranında artarak 80,4 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde 6,0 artışla 67,2, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 4,5 artışla 79,5, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 1,8 artışla 77,2’e yükselirken, gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde 3,6 artışla 97,9 seviyesine yükseldi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Tarımsal Girdi Enflasyonu 50 Aydır Yükseliyor

Tarımsal girdi enflasyonu, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,44, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 37,83, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,82 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 46,96 arttı.

Haber Merkezi / Böylece tarımsal girdi enflasyonu aylık bazda Eylül 2019’dan bu yana 50 aydır aralıksız yükselişini sürdürüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Kasım 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Tarımsal girdi enflasyonu, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,44, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 37,83, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,82 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 46,96 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 1,39, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 1,70 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 34,32, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 72,48 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu alt gruplar yüzde 8,44 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 25,03 ile hayvan yemi oldu. Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 144,54 ile veteriner harcamaları ve yüzde 83,90 ile diğer mal ve hizmetler oldu.

Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 2,15 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 1,80 ile enerji ve yağlar oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 10,84 ile veteriner harcamaları ve yüzde 3,70 ile makine bakım masrafları oldu.

Paylaşın

Vatandaş, Açıklanan Enflasyonunun İki Katını Hissetti

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesaplamalarına göre yüzde 64,7 olarak açıklanan 2023 yılı tüketici enflasyonu vatandaşlarca yüzde 129,4 dolayında hissedildi.

TÜİK’e göre TÜFE verilerini 2023 yıllı enflasyonunu yüzde 127 olarak açıklayan ve veri serilerine erişilemeyen Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verileriyle karşılaştırmak mümkün değil.

TÜİK ve İTO endeksleri arasındaki yapısal fark ölçümlerde de yıllardır farklılık yaratıyor, yüksek enflasyon bu farkı daha belirgin hale getirmiş bulunuyor.

Ekonomi gazetesinden Maruf Buzcugil‘in haberine göre; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerinin vatandaşlarca iki kat daha yüksek hissedildiğini hesapladı.

Yaşadığımız yüksek enflasyon süreci önde gelen merkez bankalarının yaptığı gibi (FED, ECB, BOJ vb) Türkiye İstatistik Kurumu’nu da vatandaşların hissettiği enflasyonu düşünmeye yöneltti. TÜİK’in hesaplamalarına göre yüzde 64,7 olarak 2023 yılı tüketici enflasyonu vatandaşlarca yüzde 129,4 dolayında hissedilebiliyor.

TÜİK’e göre TÜFE verilerini 2023 yıllı enflasyonunu yüzde 127 olarak açıklayan ve veri serilerine erişilemeyen Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verileriyle karşılaştırmak mümkün değil.

TÜİK ve İTO endeksleri arasındaki yapısal fark ölçümlerde de yıllardır farklılık yaratıyor, yüksek enflasyon bu farkı daha belirgin hale getirmiş bulunuyor.

Yapılan çalışmalara göre algılanan enflasyonun, ölçülen enflasyondan yüksek olmasının çeşitli nedenleri şöyle sıralanıyor:

Tüketicilerin gelir seviyelerinin, harcama kalıplarının ve tüketim alışkanlıklarının kişiden kişiye farklılık göstermesi, TÜFE oranının tespitinde kullanılan en çok kullanılan mal ve hizmet sepetinin bireylere göre değişmesi

TÜFE sepetinde yer alan tüm ürünler aylık ve yıllık olarak farklı fiyat hareketleri göstermekle birlikte bireylerin kendilerinin sıklıkla tükettikleri mal ve hizmet fiyatlarına odaklanmaları (Örneğin; sigara içen kişiler sigaraya gelen zamları; bebeği olan kişiler ise bebek bezi ve bebek maması fiyatlarını yakından takip etmekte ve genel enflasyon algılarını bu ürünlerin fiyat artışını dikkate alarak oluşturmaları).

TÜFE oranının tespiti için oluşturulan sepetteki mal ve hizmetlerden bazılarının fiyatı bir dönemden diğerine artarken, bazıları sabit kalıyor. Bazı mal ve hizmet fiyatları ise mevsimsel ve konjonktürel etkilerle düşüyor.

Bireyler düşen ve sabit kalan fiyatları değil, sadece ilgili dönemde yüksek artış gösteren sınırlı sayıdaki ürün fiyatını (ortalama beş ürün) dikkate alarak bir değerlendirme yapıyor.

Hissettikleri enflasyonu bu doğrultuda oluşturuyorlar (örneğin ekmek gibi temel tüketim maddelerinin yanı sıra tüketicilerin kiraları, internet, cep telefonu iletişim ücretleri gibi çok sayıda madde fiyatı her ay artış göstermiyor).

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 58,40

Yurt dışı üretici enflasyonu, aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2,28, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 58,40, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,40 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 50,92 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Aralık 2023 verilerini yayınladı.

Buna göre; YD-ÜFE aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2,28, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 58,40, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,40 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 50,92 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,92, imalatta yüzde 58,35 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 51,29, dayanıklı tüketim malında yüzde 62,73, dayanıksız tüketim malında yüzde 63,44, enerjide yüzde 55,06, sermaye malında yüzde 66,37 arttı.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,64, imalatta yüzde 2,28 artış oldu.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 1,98 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 3,31 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 2,30 artış, enerjide yüzde 3,32 azalış, sermaye malında yüzde 4,04 arttı.

YD-ÜFE sektörlerinden kağıt ve kağıt ürünleri yüzde 40,87, ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) yüzde 43,50, basım ve kayıt hizmetleri yüzde 44,99 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık diğer mamul eşyalar yüzde 71,40, mobilya yüzde 71,29, b.y.s. makine ve ekipmanlar yüzde 70,74 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

YD-ÜFE sektörlerinden tütün ürünleri yüzde 10,09, kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 3,32 ile endekslerin azalış gösterdiği alt sektörler oldu.

Buna karşılık motorlu kara taşıtları, römork ve yarı römork yüzde 4,92, diğer mamul eşyalar yüzde 4,37, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 4,00 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Varlıkları 320,4 Milyar Dolara Yükseldi

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 3,9 oranında artışla 320,4 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 6,4 oranında azalışla 585,1 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Kasım 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; 2023 Kasım sonu itibarıyla, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 3,9 oranında artışla 320,4 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 6,4 oranında azalışla 585,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2022 yıl sonunda eksi 317,1 milyar dolar iken 2023 Kasım sonunda eksi 264,7 milyar doları seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2022 yıl sonuna göre yüzde 6,2 oranında artışla 136,7 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,6 oranında azalışla 120,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 3,0 oranında artışla 46,3 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2022 yıl sonuna göre yüzde 32,1 oranında azalışla 138,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,5 oranında artışla 94,7 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2022 yıl sonuna göre yüzde 4,7 oranında artışla 30,1 milyar dolar olurken, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 12,2 oranında artışla 1,4 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 4,7 artışla 43,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2022 yıl sonuna göre yüzde 7,3 oranında artarak 351,5 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2022 yıl sonuna göre yüzde 0,4 oranında azalarak 41,4 milyar dolar olurken, TL mevduatı yüzde 18,5 oranında artarak 16,7 milyar dolar oldu.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 10,4 oranında artarak 62,1 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 1,4 oranında azalarak 99,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Paylaşın

Bireysel Kredi Kartı Borçları 1,2 Trilyon Liraya Dayandı

Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,8 artışla 1 trilyon 194 milyar 631 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 510 milyar 318 milyon lirasını taksitli, 684 milyar 313 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) swap hariç net rezervi geçen hafta eksi 39,3 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta swap hariç net rezerv eksi 39,6 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

Öte yandan kur korumalı mevduat ve katılma hesapları geçen hafta 2 trilyon 576,5 milyar liradan 2 trilyon 529 milyar liraya geriledi.

Ayrıca, yılın ilk haftasında durgunluk yaşanan tahvil piyasası yılın ikinci haftasında yüklü yabancı girişine sahne oldu. Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yabancı yatırımcıların tahvilde net alımı 12 Ocak haftasında 425 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervleri 12 Ocak ile biten haftada, iki haftalık düşüşün ardından sınırlı da olsa yeniden artış gösterdi.

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre rezervler 12 Ocak haftasında 139,8 milyar dolar olarak kaydedildi. Bir önceki hafta rezervler 139,6 milyar dolar düzeyindeydi. Net rezervler aynı dönemde 29,5 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta net rezervler 32,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Swap hariç net rezervlerde ise sınırlı bir artış izlendi.

Merkez Bankası’nın (TCMB) swap hariç net rezervi geçen hafta eksi 39,3 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta swap hariç net rezerv eksi 39,6 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 12 Ocak ile biten hafta verilerine göre, kur korumalı TL mevduat ve katılma hesapları 2 trilyon 576,5 milyar liradan 2 trilyon 529 milyar liraya geriledi.

Aynı dönemde toplam kredi hacmi 11 trilyon 661 milyar 959 milyon liradan 11 trilyon 750 milyar 166 milyon liraya yükseldi. Tüketici kredilerinin tutarı, 12 Ocak itibarıyla 9 milyar 111 milyon lira artışla 1 trilyon 525 milyar 370 milyon liraya çıktı.

Söz konusu kredilerin 437 milyar 709 milyon lirası konut, 95 milyar 66 milyon lirası taşıt ve 992 milyar 596 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 7 milyar 266 milyon lira artarak 1 trilyon 400 milyar 748 milyon liraya çıktı.

Aynı haftada bireysel kredi kartları 1 trilyon 173,3 milyar liradan 1 trilyon 194,6 milyar liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,8 artışla 1 trilyon 194 milyar 631 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 510 milyar 318 milyon lirasını taksitli, 684 milyar 313 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.

Ayrıca, yılın ilk haftasında durgunluk yaşanan tahvil piyasası yılın ikinci haftasında yüklü yabancı girişine sahne oldu. Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yabancı yatırımcıların tahvilde net alımı 12 Ocak haftasında 425 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylelikle 8 Aralık haftasından bu yana en yüklü yabancı girişi görüldü.

Aynı dönemde hisse tarafının da hareketlendiği izlendi. Yabancı yatırımcılar hissede net 157 milyon dolarlık alım yaptı. Seçimlerden bu yana özellikle tahvil tarafında yabancının ilgisinin arttığı görülüyor. Dünyanın tahvil piyasasındaki en büyük oyuncularından biri olan Pimco da TL tahvillerde yatırıma başladığını belirtmişti.

Paylaşın