Şimşek’ten İhracatçılara Tam Destek

İhracatçılara tam destek veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Dengeli ve sürdürülebilir yüksek büyüme hedefimize ulaşmak için kritik önemdeki ihracata güçlü desteklerimiz devam edecek” dedi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, şu ifadeleri kullandı: “İhracatçılarımızın her zaman yanındayız.

2023 yılı mayıs ayında 300 milyon TL olan reeskont kredileri günlük limitini 4 milyar TL’ye çıkarttık. Eximbank’ın sermayesini 21,9 milyar TL artırarak 35,7 miyar TL’ye yükselttik.

Reeskont faizine yüzde 25,9 seviyesinde üst sınır getirdik ve reeskont kredisi kullanımında yüzde 30 ilave ihracat bedeli satış koşulunu kaldırdık. Hizmet ihracatı gelirlerinde vergi istisnasını 30 puan artırarak yüzde 80’e çıkarttık.

Eximbank’ın uluslararası kuruluşlardan sağladığı kredilere yaklaşık 1,1 milyar dolar hazine geri ödeme garantisi ve karşı garanti sağladık.

Yüksek teknolojili ve katma değerli üretime reeskont kredileriyle daha fazla imkân sağlayacak yeni bir modele de 2025 yılında geçeceğiz.

Dengeli ve sürdürülebilir yüksek büyüme hedefimize ulaşmak için kritik önemdeki ihracata güçlü desteklerimiz devam edecek.”

Öte yandan Mehmet Şimşek, resmi ziyaretler için Katar ve Kuveyt’e gidiyor. Bakanlık kaynaklarına göre, Şimşek bugün Katar’da çeşitli temaslarda bulunacak.

Ziyaretin ilk durağında, başkent Doha’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir görüşme gerçekleştirecek.

Şimşek, ayrıca Katar Maliye Bakanı Ali bin Ahmed el-Kevari ve Katar Yatırım Otoritesi (QIA) CEO’su Mansur bin İbrahim el-Mahmud ile de bir araya gelecek. “Invest in Türkiye” programı kapsamında yatırımcılarla buluşması da planlanıyor.

Doha temaslarının ardından Kuveyt’e geçecek olan Şimşek, burada Maliye Bakanı ve Ekonomi ve Yatırımlardan Sorumlu Devlet Bakanı Nura Süleyman el-Fassam ile görüşecek. Ayrıca Kuveyt Yatırım Otoritesi CEO’su Ganim Süleyman el-Guneyman ile bir toplantı yapacak.

Kuveyt’te yatırımcılarla bir araya geldikten sonra Bakan Şimşek yurda dönecek.

Paylaşın

Eylül Ayında “Özelleştirme” Rekoru

İktidarın kamu varlıklarını haraç mezat elden çıkarma geleneği, 2024 yılında da devam etti. 2024 yılının ilk sekiz aylık döneminde 867 milyon 925 bin TL’lik kamu taşınmazı elden çıkarıldı.

Özelleştirme, Eylül ayında ise 2024’ün en yüksek seviyesine çıktı. Eylül ayındaki kamu taşınmazı satışlarından 1 milyar 710 milyon 458 bin lira gelir elde edildiği belirtildi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’den Eylül 2024’e kadar gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, 23 milyar 800 milyon 90 bin TL olarak gerçekleşti.

İktidarın kamu varlıklarını haraç mezat elden çıkarma geleneği, 2024 yılında da sürdürüldü. 1 Ocak 2024 ile 31 Ağustos 2024 döneminde toplam 867 milyon 925 bin TL’lik kamu taşınmazı elden çıkarıldı.

AK Parti’nin özelleştirme programı, Eylül ayında ise 2024’ün en yüksek seviyesine çıktı. Yalnızca Eylül ayında yapılan taşınmaz satışından elde edilen gelir, Ocak ve Ağustos aylarını da kapsayan 2024’ün sekiz ayındaki geliri geride bıraktı.

Buna göre, 2024’ün Eylül ayındaki kamu taşınmazı satışlarından 1 milyar 710 milyon 458 bin TL gelir elde edildiği belirtildi. Eylül ayında gerçekleştirilen satışlar ve satış fiyatları ise Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre şöyle:

İstanbul Kartal’da bulunan Maliye arazisi: 1 milyar 625 milyon TL (2 Eylül 2024)
Aydın Didim’de bir adet taşınmaz: 82 milyon TL (10 Eylül 2024)
Manisa’da Sümer Holding’e ait bir taşınmaz: 223 bin TL (25 Eylül 2024)
Mardin’de Sümer Holding’e ait bir taşınmaz: 3 milyon 235 bin TL (25 Eylül 2024)

Paylaşın

Hazine’nin Nakit Açığı 1,5 Trilyon Lirayı Aştı

CHP’li Faik Öztrak, Hazine’nin nakit açığının bir önceki yılın aynı döneminin 2,5 katına çıkarak 1,5 trilyon lirayı aştığını belirterek, faiz dışı nakit açığının ise 692,6 milyar liraya ulaştığını ifade etti.

Gelirlerin yüzde 75 oranında arttığını, bunun enflasyon ve büyüme oranlarını geride bıraktığını belirten Öztrak, faiz ödemelerinin yüzde 116, faiz dışı giderlerin ise yüzde 92 oranında arttığını kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, sosyal medya hesabı üzerinden, eylül ayı Hazine Nakit Gerçekleşmelerini değerlendirdi. Öztrak, Hazine’nin faiz dışı nakit açığının bir önceki yılın aynı dönemine göre 13 kat arttığını vurgulayarak, “Kamuda tasarruftan bahsedenlere duyurulur. Bu gidişle ne devletin borcu ne de enflasyon kontrol edilebilir” dedi.

Hazine’nin nakit açığının bir önceki yılın aynı döneminin 2,5 katına çıkarak 1,5 trilyon lirayı aştığını belirten Öztrak, faiz dışı nakit açığının ise 692,6 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Gelirlerin yüzde 75 oranında arttığını, bunun enflasyon ve büyüme oranlarını geride bıraktığını belirten Öztrak, faiz ödemelerinin yüzde 116, faiz dışı giderlerin ise yüzde 92 oranında arttığını kaydetti.

“Memur, işçi, emekli perişan”

Öztrak, “Vatandaşa bir şey yok. Memur, işçi, emekli perişan. Yalnızca yandaş müteahhitler ve faiz lobileri var” dedi. Ekonomide rasyonelleşmeden bahsedenler ile kamuda tasarruftan söz edenlere tepki gösteren Öztrak, “Bu gidiş sürdürülebilir değildir” diyerek, enflasyonla mücadelede maliye politikasının desteğine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Paylaşın

Türkiye, Gıda Enflasyonunda Yine Birinci

Türkiye, OECD ülkeleri arasında, gıda enflasyonu alanında yine ilk sırada yer aldı. OECD ülkeleri arasında Türkiye haricinde kalan 24 ülkede enflasyon düşerken, dokuz ülkede artış, beşinde ise sabit kaldı.

Ekonomim’de yer alan habere göre; Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), ağustos ayında Türkiye’de yıllık enflasyondaki düşüşün etkisiyle genel enflasyonun bölgede gerilediğini duyurdu. Ancak Türkiye, gıda enflasyonu alanında yine ilk sırada yer aldı.

Temmuz ayında yüzde 50’yi aşan yıllık enflasyon, Ağustos ayında yaklaşık yüzde 10 puanlık bir düşüş gösterdi. Ancak bu düşüş, Türkiye’nin hala yüksek enflasyon oranlarına sahip olması nedeniyle ekonomik istikrar açısından bazı kaygıları da beraberinde getirdi. OECD ülkeleri arasında Türkiye haricinde kalan 24 ülkede enflasyon düşerken, dokuz ülkede artış, beşinde ise sabit kalma durumu gözlemlendi.

Bu durum, Türkiye’nin uluslararası ekonomik göstergelerdeki etkisini bir kez daha ortaya koydu. Yıllık OECD enerji enflasyonu, Temmuz ayındaki yüzde 3,3’ten Ağustos ayında yüzde 0,1’e düşüş gösterdi. Bu durum, 31 OECD ülkesinde düşüşler yaşanmasına neden oldu.

Yıllık gıda enflasyonu ve çekirdek enflasyon da benzer bir durum izledi. Çekirdek enflasyon, yalnızca 9 ülkede yükselirken, 19 ülkede sabit kaldı.

Enerji fiyatlarındaki bu keskin düşüş, gıda fiyatları üzerinde de olumlu bir etki yarattı. Yıllık OECD enerji enflasyonu, Temmuz ayındaki yüzde 3,3’ten Ağustos ayında %0,1’e önemli bir düşüş gösterdi. Bu durum, 31 OECD ülkesinde düşüşler yaşanmasına neden oldu.

Yıllık gıda enflasyonu ve çekirdek enflasyon da benzer bir trend izledi. Çekirdek enflasyon, yalnızca 9 ülkede yükselirken, 19 ülkede sabit kaldı. Enerji fiyatlarındaki bu keskin düşüş, gıda fiyatları üzerinde de olumlu bir etki yarattı. Ancak, gıda enflasyonundaki durgunluğu, bazı ülkelerde hâlâ kaygı yaratmaya devam ediyor.

Paylaşın

Devlet Harcamaları Yüzde 106,18 Arttı

2023 yılında devletin toplam gelirindeki artış yüzde 91,37 olurken, giderindeki artış ise yüzde 106,18 olarak kayıtlara geçti. Giderlerdeki artışın ana nedeni 6 Şubat depremleri olduğu belirtildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Devlet Hesapları 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Genel devlet açığı 2023 yılında 1 trilyon 272 milyar 714 milyon TL olarak tahmin edildi ve bir önceki yıl yüzde 2,1 olan genel devlet açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı yüzde 4,8’e yükseldi. Açıktaki artışın temel nedeni hanehalkı ve iş yerlerine yönelik yapılan deprem yardımları oldu.

Merkezi devlet ve mahalli idareler alt sektörleri 2023 yılında açık verirken sosyal güvenlik kurumları alt sektörü fazla verdi. Genel devlet konsolide brüt borç stokunun GSYH’ye oranı ise 2023 yılında yüzde 29,3’e düştü.

Genel devlet toplam gelirleri 8 trilyon 204 milyar 943 milyon TL’ye yükselirken, gelirlerin GSYH içindeki payı yüzde 30,9’a yükseldi. Genel devlet toplam harcamaları 2023 yılında 9 trilyon 477 milyar 658 milyon TL’ye yükselirken, harcamaların GSYH içindeki payı yüzde 35,7’ye yükseldi.

Üretim ve ithalat üzerindeki vergilerin toplam vergi ve sosyal katkı gelirleri içindeki payı 2022 yılında yüzde 47,8 iken 2023 yılında yüzde 48,2’ye yükseldi. Gelir, servet vb. üzerindeki cari vergilerin payı yüzde 26,6’ya düşerken, net sosyal katkıların payı ise yüzde 25’e yükseldi. Sermaye vergilerinin payı yüzde 0,2’ye düştü.

Paylaşın

Şimşek’ten “Enflasyon” Mesajı: Dezenflasyon Süreci Devam Ediyor

TÜİK’in açıkladığı eylül ayı enflasyon verilerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Haziranda başlayan dezenflasyon süreci devam ediyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu dönemi önümüzdeki yılın ikinci yarısında başlayacak ve enflasyonda kalıcı düşüşü sağlayarak tek haneye ulaşacağımız istikrar dönemi takip edecek. Tüm politikalarımızı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda eşgüdüm içinde ve kararlılıkla uygulamayı sürdürüyoruz.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eylül ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Bakan Şimşek şu ifadeleri kullandı:

“Eylülde yıllık enflasyon bir önceki aya göre 2,6 puan düşüşle yüzde 49,4’e geriledi. Temel mal enflasyonu yıllık yüzde 28,3 ile görece düşük seviyedeyken geriye dönük fiyatlama davranışı kaynaklı katılık, hizmet enflasyonunda düşüşün yavaş gerçekleşmesine neden oluyor.

Haziranda başlayan dezenflasyon süreci devam ediyor. Bu dönemi önümüzdeki yılın ikinci yarısında başlayacak ve enflasyonda kalıcı düşüşü sağlayarak tek haneye ulaşacağımız istikrar dönemi takip edecek. Tüm politikalarımızı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda eşgüdüm içinde ve kararlılıkla uygulamayı sürdürüyoruz.

Enflasyonu düşürmek sadece hayat pahalılığı sorununu çözmeyecek aynı zamanda vatandaşımızın refahını kalıcı olarak artıracaktır.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Eylül ayında bir önceki aya oranla yüzde 2,97 arttı. Yıllık artış ise yüzde 49,38 olarak kaydedildi.

TÜİK verilerine göre son bir yılın ortalamaları üzerinden yapılan hesaplamaya göre tüketici fiyatları yüzde 63,47, yurt içi üretici fiyatları ise yüzde 44,81 artış gösterdi.

Geçen yılın Eylül ayı ile kıyaslandığında fiyatların en fazla arttığı gruplar yüzde 97,87 ile konut ve yüzde 93,59 ile eğitim oldu. En az fiyat artışı ise yüzde 26,60 ile ulaştırma ve yüzde 30,70 ile giyim ve ayakkabıda kaydedildi. Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 26,60 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 97,87 ile konut oldu.

TÜİK’in açıkladığı veriler dikkate alındığında TÜFE’nin yıllık bazda Temmuz 2023’ten bu yana en düşük oranda olduğu görülüyor.

Bağımsız araştırma kuruluşu ENAG’a (Enflasyon Araştırma Grubu) göre ise enflasyon yıllık bazda yüzde 88,63, bir önceki aya kıyasla da yüzde 5,34 artmış durumda.

Paylaşın

Gıda Enflasyonu Durdurulamıyor: 23 Ürünün Fiyatı Arttı

Dünya genelinde gıda enflasyonu açısından ilk sıralarda yer alan Türkiye’de fiyat artışları durdurulamıyor. Eylül ayında markette satılan 23 üründe fiyat artışı görüldüğü kaydedildi.

Haber Merkezi / Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylül ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını, patates ve kuru soğan üreticilerinin yaşadığı sorunlar değerlendirdi.

Şemsi Bayraktar şu ifadeleri kullandı: “Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 249 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat farkını yüzde 219,8 ile limon, yüzde 212,9 ile kuru kayısı, yüzde 212,2 ile kuru soğan ve yüzde 205,6 ile patates takip etti.

Havuç 3,5 kat, limon 3,2 kat, kuru kayısı, kuru soğan ve patates 3,1 kat fazlaya satıldı. Üreticide 7 lira 50 kuruş olan havuç 26 lira 18 kuruşa, 11 lira 50 kuruş olan limon 36 lira 78 kuruşa, 130 lira olan kuru kayısı 406 lira 76 kuruşa, 5 lira 60 kuruş olan kuru soğan 17 lira 48 kuruşa, 4 lira 70 kuruş olan patates 14 lira 36 kuruşa markette satıldı.

Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette kuru incir, üreticide kabak olurken, fiyatı en fazla düşen ürün ise markette limon, üreticide yeşil soğan oldu.

Eylül ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldü.

Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 32,7 ile kuru incir oldu. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 20,5 ile yeşil fasulye, yüzde 14,1 ile sivri biber, yüzde 14 ile yumurta takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 30 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 22,8 ile havuç, yüzde 21,6 ile salatalık yüzde 15,9 ile maydanoz izledi.

Eylül ayında üreticide 28 ürünün 12’sinde fiyat artışı olurken 13’ünde fiyat düşüşü görüldü. 3 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 24,3 ile yeşil soğanda görüldü. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 22,8 ile maydanoz, yüzde 18,2 ile marul ve kuru fasulye izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 48,6 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 31,8 ile yeşil fasulye, yüzde 20,4 ile salatalık, yüzde 20 ile sivri biber izledi.

Yeşil soğan, maydanoz, marul ve kuru fasulye arzındaki artışlar, bu ürünlerin fiyatlarına düşüş olarak yansıdı.”

“Patates ve kuru soğana müdahale edilmeli”

Devletin patates ve kuru soğana müdahale etmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Kışlık patateste hasat başladı. Türkiye İstatistik Kurumu bitkisel üretim 1. tahmin verilerine göre; patates üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 14 oranında artarak 6,5 milyon tona çıkacağı tahmin ediliyor. Odalarımızdan edindiğimiz bilgiye göre ise bu artışın daha da fazla olacağını tahmin ediyoruz.

Geçtiğimiz yıl patateste yeterlilik derecesi yüzde 103,6 olarak gerçekleşti. Bunun yanı sıra bu yıl geçen yıla göre yaklaşık 1,5 milyon ton fazla patates üretimi olacağı tahmin ediliyor.

Geçen yıl eylül ayında patateste üretici fiyatı ortalama 9,5 lira iken, bu yıl yaklaşık yüzde 50 oranında düşüşle 4,7 lira seviyesine geriledi. Üreticilerimiz patatesi 4,7 liraya satarken tüketici marketten 3 katı fiyatına satın alıyor.

Kışlık patateste depo ve işçilik giderleri maliyetleri daha da artırıyor. Artan maliyetler nedeniyle üreticilerimiz borçlarını ödeyememe korkusu yaşamaya başladı.

Ülkemiz kuru soğan üretiminde de bir önceki yıla göre yaklaşık 200 bin ton artış olacağı tahmin ediliyor. Kuru soğan ve patates üreticilerimiz, arzda yaşanan bu artış sonucu fiyatların daha fazla düşmesi endişesini taşıyor.

Kısıtlı açılan kuru soğan ihracatının tamamen açılması, yeni pazarlar bulunması ve önceki yıllarda olduğu gibi Toprak Mahsulleri Ofisi’nin devreye girerek patates ve kuru soğana müdahale etmesi gerekiyor. Devlet eliyle yapılacak patates ve kuru soğan alımlarında, üreticilere verilecek her türlü hizmette Ziraat Odaları’na da görev verilmelidir.”

Paylaşın

İstanbul’da Üniversite Öğrencisinin Aylık Maliyeti 23 Bin Liraya Çıktı

İPA’nın “Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması”na göre, özel yurtta kalan bir üniversite öğrencisinin yaşam maliyeti bir sene içerisinde yüzde 57,17 oranında artış göstererek aylık 22 bin 920 liraya çıktı.

Araştırmaya göre, üç kişilik bir evde kalan bir öğrencinin aylık maliyeti bir yıl içerisinde yüzde 49,59’luk artışla 12 bin 535 liradan asgari ücretin de üstüne çıkarak 18bin 750 liraya yükseldi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) “İstanbul’da Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması 2024/2025” araştırması yayınlandı. Araştırmada, İstanbul’da yaşayan bir üniversite öğrencisinin aylık ve yıllık yaşam maliyetinin ne kadar değiştiği hesaplandı.

Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması’na göre, özel yurtta kalan bir üniversite öğrencisinin yaşam maliyeti bir sene içerisinde yüzde 57,17 oranında artış göstererek aylık 22 bin 920 TL’ye yükseldi.

Üç kişilik bir evde kalan bir öğrencinin aylık maliyeti bir yıl içerisinde yüzde 49,59’luk artışla 12 bin 535 TL’den asgari ücretin de üstüne çıkarak 18 bin 750 TL’ye yükseldi. En yüksek artış kültür sanat ve kırtasiyede gözlenirken en düşük artış ulaşım ve teknoloji harcamalarında gözlendi.

İPA’nın araştırmasına göre, barınma, büyük kentlerde öğrenci olanların en büyük gider kalemi olmakla birlikte; yükseköğrenim gören gençlerin pek çok ihtiyacı artan enflasyon oranları ile birlikte daha maliyetli hale geldi.

Hesaplamada, öğrencilik durumuna özgü yaşam maliyetini oluşturan unsurlar olarak tanımlanabilecek barınma, market ve dışarıdan yemek gideri, fatura ödemeleri, kültür sanat, kırtasiye, kişisel bakım, ulaşım harcamaları gibi temel harcama kalemlerine yönelik veriler kullanıldı.

Barınma, market ve dışarıdan yemek harcaması, fatura ödemeleri gibi kalemler aylık harcama düzeyinde hesaplanırken; kıyafet ve teknoloji giderleri gibi düzenli olmayan harcamalar yıllık hesaplandı. Harcama kalemleri içerisinde en yüksek artış kültür sanat ve kırtasiyede olurken, en düşük artış ulaşım ve teknoloji harcamalarında oldu.

Üniversite öğrencilerinin yaşam maliyetleri içerisinde yer alan barınma ve fatura ödemelerinin payını doğru tespit edebilmek amacıyla hane tiplerine göre farklı hesaplamalar yapılırken, üniversite öğrencileri; özel yurtlarda ve öğrenci evinde yaşama durumlarına göre farklı kategorilerde değerlendirildi.

Özel yurtlarda kalan gençlerin barınma masrafı yapılan saha araştırmasından elde edilen değerlerin ortalaması üzerinden değerlendirilirken, öğrenci evi ücretleri için ise İstanbul’da mahalle düzeyinde elde edilen kira birim fiyatları üzerinden gerçekleştirilen kümeleme yöntemi sonucu İstanbul’da üniversite öğrencilerinin sıklıkla ev kiraladığı mahalleler üzerinden ortalama kira birim fiyatı belirlenerek; ortalama 120 metrekare, 3+1 odalı, 3 öğrencinin barınacağı bir ev için kişi başına düşen kira maliyeti hesaplandı.

2023-2024 yılında özel yurtta kalan bir öğrencinin İstanbul’da aylık yaşam maliyeti 14 bin 583 lira olurken, 2024-2025 öğretim döneminde bu maliyet yüzde 57,17 oranında artışla 22 bin 920 liraya çıktı. Aynı hesaplama, kiralık bir evde 3 kişi yaşayan öğrenciler için 12 bin 535 liradan 18 bin 750 liraya çıktı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

“Türk Telekom” Kaynaklı “Varlık Fonu” Borçları 53 Milyar Lirayı Aştı

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) 2023 yılı faaliyet raporunda, kurumun Türk Telekom için çektiği kredinin Türk Lirası cinsinden karşılığının 53 milyar 754 milyon liraya ulaştığı belirtildi.

2005 yılında özelleştirilen Türk Telekom kötü yönetim nedeniyle uçurumun kenarına sürüklendi. Türkiye Varlık Fonu (TVF), şirketin çoğunluk hisselerini Mart 2022’de aldı. 2024 itibarıyla borca saplanan kurumun kaderi adeta bankaların eline terk edildi.

CHP Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Cevdet Akay, Türkiye Varlık Fonu Raporu’na mercek tutarak Türk Telekom’un içinde bulunduğu batağı ortaya koydu. Türk Telekom’un hisselerinin alınması için Varlık Fonu tarafından 11 bankadan çekilen kredinin yalnızca sekiz ayda 5 milyar TL’nin üzerinde artarak 53 milyar TL’yi aştığı öğrenildi.

CHP’li Akay’ın çalışmasından edinilen bilgiye göre, Varlık Fonu, Türk Telekom’un hisselerinin alabilmek için 2022 yılında, toplam 11 bankadan 1 milyar 581 milyon 790 bin ABD Doları tutarında kredi çekti. 31 Aralık 2022 itibarıyla toplam 184 milyar 878 milyon TL olan Varlık Fonu’nun finansal borcunun 32 milyar 715 milyon TL’sinin Türk Telekom paylarının alımı amacıyla bankalardan çekilen kredilere ilişkin anapara, faiz ve kur farkı giderlerinden oluştuğu bildirildi.

Varlık Fonu’nun gecikmeli olarak yayımlanan 2023 yılı faaliyet raporu ise kredi borcunun katlanarak arttığını ortaya koydu. Varlık Fonu’nun Türk Telekom için çektiği kredinin Türk Lirası cinsinden karşılığının, ocak-ağustos döneminde artarak 53 milyar 754 milyon TL’ye ulaştığı belirtildi.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin aktardığına göre; İktidarın hatalı uygulamalarının faturasının yurttaşın omuzlarına yüklendiğinin altını çizen CHP Milletvekili Cevdet Akay, Türk Telekom kaynaklı Varlık Fonu borçlarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:

“TVF’nin Türk Telekom’u satın almak için 11 bankadan aldığı 1 milyar 581 milyon dolarlık kredinin çekildiği tarihteki karşılığı 32 milyar TL’ye tekabül ederken, bugün bu tutar tahakkuk edecek olan faiz giderleri hariç 53 milyar 754 milyon TL’ye tekabül etmektedir. Bu durum, öngörüsüz politikaların ekonomimize verdiği zararı, yönetilemeyen kurumların devleti nasıl borç batağına sapladığının en büyük kanıtıdır.”

Paylaşın

Emeklilik Sistemi Kökten Değişiyor: Yeni Formül Belli Oldu

Emeklilik sisteminde köklü değişiklikleri içeren bir paketin hazırlığına devam eden ekonomi yönetimi, tüm seçeneklerin ayrı ayrı bütçeye getirisi ve götürüsünü hesaplıyor.

Ortaya konulacak çözüm yöntemlerinden hangisi için kanuni düzenleme hangisi için ikincil mevzuat düzenlemesi yapılacağı konusunda bir rapor hazırlanarak siyasilere sunulacak.

Hem maaş farkı, hem en düşük emekli aylığı sorunu aynı pakette gündeme gelebilir. Hesaplama yöntemi kaynaklı 2024 yılında emekli olacakların aylıklarının 2025’te emekli olacaklara göre yüzde 30 daha yüksek olması sebebiyle yığılmaların önlenmesine yönelik çalışmalar sürüyor.

Ekonomim’de yer alan bilgilere göre, ekonomi yönetimi şu anda uygulamanın etki analizi üzerinde çalışıyor. Bir yandan uygulamanın bütçeye getirisi ve götürüsüne bakılırken, diğer yandan da düzenlemenin hangi yöntemle yapılacağı yönünde çalışmalar yapılıyor. Çalışmanın sonucuna göre yönetmelik gibi ikincil mevzuat yeterliyse, sorun yasal düzenleme yapılmadan çözülecek.

Aylıklarda hesaplama yöntemi kaynaklı 2024 yılında emekli olacakların, takip eden yıllara göre yüzde 30 daha yüksek aylık alacak olmaları bu yıl emekli olacakların sayısında ciddi artış yaşatacak.

Halen sigortalı olarak çalışanlardan hem prim hem de gelir vergisi alınmayacağı gibi bunlara SGK tarafından aylık ödenecek olmasının bütçeye büyük yük getireceği bekleniyor.

Ekonomi yönetimi bunun önüne geçmek için emeklilik hakkı kazananların, hangi yıl emekli olursa olsun en yüksek hangi yıla karşılık geliyorsa o yıl için hesaplanan aylığı almasına yönelik bir çalışma başlatıldı.

Ancak bu çalışma ile birlikte genel emeklilik sistemini de bir anlamda kökünden değiştirebilecek başka bir düzenleme üzerinde çalışılıyor. Halen en düşük emekli aylığı 12 bin 500 lira düzeyinde ve kök aylığı bunun altında olan yüzbinlerce emeklinin aylığı bu rakama tamamlanıyor.

Aylıkların tamamlanması uygulamasından vazgeçilerek, bu tutara karşılık gelen sosyal destek verilmesi yöntemi üzerinde çalışma yapıldığı, daha önce gündeme gelmişti. Çalışmada aylık bağlama esaslarında da bir değişiklik yapılarak, prim günü ile aylıklar arasındaki dengesizliğin de giderilmesi amaçlanıyor.

Yani 7 bin gün prim ödeyen ile 9 bin gün prim ödeyen kişiler aynı aylığı almayacak. Edinilen bilgilere göre yeni yapılacak çalışmada bu iki konu bir arada gündeme getirilecek.

Bununla ilgili genel bir paket hazırlanacak. Şu anda bürokratlar ve ekonomi yönetimi, yapılacak çalışmaların etki analizi üzerinde duruyor. Tüm seçeneklerin ayrı ayrı bütçeye getirisi ve götürüsü hesaplanıyor. Etki analizi uyarınca ortaya konulacak çözüm yöntemlerinden hangisi için kanuni düzenleme hangisi için ikincil mevzuat düzenlemesi yapılacağı konusunda da bir rapor hazırlanarak siyasilere sunulacak.

Paylaşın