Avrupa Ekonomisi Resesyona Mı Giriyor?

Euro Bölgesi durgunluk dönemine girerken, son anketler giderek artan hayat pahalılığı ve tüketicilerin harcama konusundaki temkinli tutumu yüzünden ekonomi üzerindeki kara bulutların her geçen gün artığını ortaya koyuyor.

Uzmanlara ve yine anketlere göre Euro Bölgesi enerji krizi yüzünden beklenenden önce durgunluk dönemine girdi.

Avrupa Merkezi Bankası’nın, Euro Bölgesi için enflasyon kriterini yüzde 2 olarak belirlemesine rağmen, üye ülkelerde bu oran geçen ay 4 misli daha fazla artarak ortalama yüzde 9,1’e çıktı.

Avrupa Merkez Bankası’na faiz artırımı baskısı sürüyor

Euro Bölgesi ekonomik durgunluğa girerken, Avrupa Merkez Bankası faiz oranını agresif bir şekilde artırma baskısıyla karşı karşıya.

Borçlanma maliyetlerindeki artışın, borçlu tüketicilerin sıkıntılarını artırması beklenirken, Reuters’in düzenlediği ankete katılan ekonomi uzmanlarının yaklaşık yarısı Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarını bu hafta 75 puan artıracağı tahmininde bulundu.

Ankete katılanların önemli bir kısmı da bu artışın 50 puan civarında olacağı görüşünde.

Bu arada Avrupa Merkez Bankası’nın bu hafta yapacağı toplantıda 75 baz puan faiz artırmasına kesin gözüyle bakılsa da bölgede güçlenen enerji arz sıkıntıları euro/dolar paritesini baskılamayı sürdürüyor.

Bugün 0,9878’le Aralık 2002’den bu yana en düşük seviyeyi gören parite, T.S ile akşam saatlerinde 0,9910’da dengelendi.

Cuma günü, G7 Maliye Bakanlarının, Rus petrolüne tavan fiyatı uygulama planlarını onayladıklarını bildirdi.

Söz konusu gelişmenin ardından Rus enerji şirketi Gazprom, Kuzey Akım boru hattından doğal gaz sevkiyatının belirsiz bir süreliğine durdurulduğunu açıkladı. Bu gelişmelerin, euro/dolar paritesindeki baskılamada önemli rol oynadığı tahmin ediliyor.

Doğal gazda rekor artış sürüyor

Bu arada Avrupa’da ekim vadeli doğal gazın megavat saat fiyatı pazartesi günü en az yüzde 26 artış gösterdi.

Fiyat artışında, Rus enerji şirketi Gazprom’un Kuzey Akım 1 boru hattından Avrupa’ya doğal gaz sevkiyatının durdurulduğunu açıklaması etkili oldu.

Gazprom, Kuzey Akım boru hattındaki gaz akışını 31 Ağustos-2 Eylül’de bakım nedeniyle durduracağını açıklamıştı. Cuma günü şirketten yapılan yeni açıklamada ise hat üzerindeki çalışma nedeniyle gaz akışının belirsiz süreyle kesileceği belirtilmişti.

Ekonomik refahın göstergesi PMI endeksi düşmeye devam ediyor

S&P Global şirketinin yaptığı ve genelde ekonomik refahın ölçüsü olarak değerlendirilen Euro Bölgesi Nihai Bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) son 18 ayın en düşük seviyesine inerek ağustos ayında temmuz ayına oranla 49.9 puandan 48.9 puana düştü.

Şirketlerle gerçekleştirilen ankete dayanan PMI verisi, Euro Bölgesi ekonomisinin durumuna ve büyümesine ilişkin önemli bir gösterge olarak kabul edilirken, endekste 50 puanın altı ekonomik daralma olarak görülüyor.

“Durgunluk beklenenden önce geldi”

Kanada’daki Royal Bank yöneticisi Peter Schaffrik, Reuters’e yaptığı açıklamada, “PMI endeksi, Euro Bölgesi’nin AB’nin en güçlü ekonomisi Almanya’nın liderliğinde bizim öngördüğümüzden daha önce durgunluğa girdiğini ortaya koyuyor.” diyerek karamsar bir tablo çizdi.

Schaffrik, giderek artan enerji fiyatlarındaki artışa dikkat çekerken, bunun hane halkı harcamaları üzerindeki etkisinin şimdiye kadarki beklentilerden daha fazla olmasının durgunlukla ilgili beklentilerin de öne çekilmesine katkı sağladığı yorumunu yaptı.

Yatırımcı morali derinden sarsıldı

Euro Bölgesi’ndeki bu durgunluk beklentisi, yatırımcı moralini da derinden sarsarken, eylül ayında mayıs 2020’den bu yana en düşük seviyesine geriledi.

AB’nin en büyük ekonomisi Almanya’da hizmet ve imalat sektörü endeksinin son iki aydır daralması, Euro Bölgesi için alarm zillerini çalmasına bir işaret olarak gösteriliyor. Reuters’in araştırmasına göre, yarın açıklanacak ağustos ayı verilerine göre bu daralmanın sürmesi bekleniyor.

Euro Bölgesi’nin ikinci büyük ekonomisi Fransa’da ağustos ayında hizmet sektörü kan kaybetmeye devam etti. Bununla birlikte ülkenin gayri safi yurt içi hasılası 2022’nin ikinci çeyreğinde, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,5 oranında büyüyerek beklentilere paralel geldi. Fransa ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,2 oranında daralmıştı.

Gayri safi yurt içi hasıla 2. çeyrekte önceki çeyreğe kıyasla İspanya’da yüzde 1,1, İtalya’da yüzde 1 artış gösterdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Orta Vadeli Program Neden Yol Gösterici Değil?

Politika yapıcıların ekonomik tahminleri neden önemlidir? Çünkü ekonomi politikalarının etkileri ancak birkaç yıl içerisinde gözlemlenebilir. Buna karşılık yatırım kararı, harcama kararı, tasarruf kararı alan bireyleri önceden yönlendirebilmeniz gerekir.

Bu nedenle attığınız politika adımlarıyla varmak istediğiniz hedefleri önceden söyleyerek ekonomide ileriye dönük kararların daha etkili alınmasına katkı verirsiniz.

Koç Üniversitesi’nden Prof. Selva Demiralp, Türkiye’de Orta Vadeli Programların neden yol gösterici olamadığını BBC Türkçe’ye değerlendirdi.

Doğru tahmin ve yönlendirmenin önemini bir örnek üzerinden anlatalım. Diyelim ki İstanbul’u geziyorsunuz. Tarihi yarımadayı dolaştıktan sonra metroya yönelip Yenikapı istasyonuna geldiniz. İstasyonda rastgele bir trene atlamazsınız. Önce haritadan gitmek istediğiniz yöne giden trenin hattını belirleyip o hattaki trene binersiniz.

Metro haritası bir nevi “orta vadeli plandır”. Bindiğiniz trenin ileri bir vadede (diyelim yarım saat sonra) nereye varacağına dair size bir bilgi verir.

Hafta sonu hükümet tarafından açıklanan Orta Vadeli Plan (OVP) de benzer bir işleve sahip. Ekonominin parçası olan bireylere uzun vadede bindikleri trenin hangi istikamete gittiğine dair bilgi vermek amacı güdüyor.

Metro örneğinden devam edersek, diyelim ki yolculuktan bir süre sonra bir anons yapılıyor ve trenin güzergahının değiştiği haber veriliyor.

Siz Taksim’e gitme planı yapıp yeşil M2 hattına binseniz de kendinizi kırmızı hattaki Şirinevler’de buluyorsunuz.

Ve yine diyelim ki bu tür anonslar istisnai bir durum olmaktan çıkıp genel uygulamaya dönüşüyor.

O noktada artık metro haritasının ve hatların ileriye yönelik planlama ve bilgilendirme fonksiyonları kalmaz.

Kafa karıştırmanın ötesinde, istediğiniz yere gidemediğinizi fark ettiğinizde artık farklı ulaşım alternatifleri aramaya başlarsınız.

Nasıl ki metro haritasında belirtilen güzergah yolculuğun ortasında değişirse metro haritasının bir fonksiyonu kalmazsa OVP’de verilen tahminler de biz yol aldıkça değişiyorsa bu tür bilgilendirmelerin bir bilgi değeri olmaz.

Şekilde 2021 yılı için önceki OVP’lerde yer alan enflasyon ve büyüme tahminlerinin zaman içinde ne şekilde revize edildiğini ve gerçekleşen değerleri görüyoruz.

1) Uzun vadelere ait tahminler işlevsel değil

2019 ve 2020 OVP’leri itibariyle 2021 yılı için verilen büyüme ve enflasyon rakamları sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 6 olarak sabit tutulmuş. Birkaç sene sonrasına dair tahminler yapılırken “potansiyel büyüme rakamına yakın bir büyüme” ve “enflasyon hedefine yakın bir enflasyon” rakamı koymanın ötesine bir planlama yapılmadığını söyleyebiliriz. Peki bu hedeflere yaklaşmak için bir çaba gösteriliyor mu? İşte esas problem orada başlıyor.

2) Vade kısaldıkça hedef hızla değişiyor

2021 yılına yaklaştıkça bu seneye ait hedeflerin revize edildiğini, büyüme tahmininin potansiyel büyüme oranından, enflasyon tahmininin enflasyon hedefinden hızla uzaklaşmaya başladığını gözlemiyoruz.

Daha da vahimi, 2021 senesinin son çeyreğinde gelen OVP tahminlerinde bile bırakalım uzun vadeyi, dörtte üçü tamamlanmış olan seneye ait tahminde bile ciddi bir yanılma payı olduğunu gözlüyoruz.

Öyle ki, 2021 Eylül ayında yayınlanan OVP (2022-2024 dönemi) o sene için yüzde 9 büyüme öngörürken gerçekleşen büyüme yüzde 11.4, enflasyon tahmini yüzde 16.2 iken gerçekleşen enflasyon yüzde 36 olmuş.

Bir hedef koymak, o hedefe ulaşmak için çaba sarf edildiği zaman anlamlı oluyor. Eğer Yenikapı’da bindiğiniz Taksim treni kendisine çizilmiş olan yeşil hattı takip etmezse Taksim’e varamıyor.

Enflasyon, büyüme ve diğer makroekonomik göstergelere dair birtakım hedefler koyduktan sonra o hedeflere ulaşmak için gerekli politikaları uygulamazsanız bambaşka yerlere savrulabiliyorsunuz.

3) İçsel tutarsızlıklar hedeften sapmayı kaçınılmaz kılıyor

Hedeften sapılmasının önemli bir sebebi kendi içinde tutarlı hedeflerin konulmamasından kaynaklanıyor. Aynı tren hem Taksim’e hem de Esenler’e gidemiyor. Bir tercih yapmanız gerekiyor.

OVP’de yıllardır büyüme ve enflasyon hedeflerinin birbiri ile tutarlı olmadığını görüyoruz. Bir taraftan düşük faiz politikası ile büyümeyi yüksek tutup diğer yandan da enflasyonu düşürebilmek mümkün değil.

Son OVP rakamlarında 2021’deki yüzde 11,4’lük büyümeyi takiben 2022-2025 döneminde potansiyele daha yakın bir büyüme hedefine geçildiğini görüyoruz (yüzde 5-5.5 civarı).

Potansiyel büyüme oranı, bir ekonominin uzun vadeli üretim kapasitesini tam olarak değerlendirdiği zaman elde ettiği büyüme oranıdır.

Uzun vadeli, sürdürülebilir büyüme oranı olarak da bilinir. Potansiyelin üzerinde bir büyüme enflasyonist baskıyı artırır.

Yapılan araştırmalar, Türkiye ekonomisinde 2015 sonrası dönemde verimlilik artışı kaydedilememesi, yatırım iştahının oynak bir seyir izlenmesi nedeniyle potansiyel büyüme oranının yüzde 5’lerden 3’ler seviyesine düştüğüne işaret ediyor.

İşte bu noktada bir tutarsızlık ve bunun sonucunda da 2025 yılına yaklaştıkça kaçınılmaz olan bir revizyonun sinyallerini şimdiden görebiliyoruz.

Tren bir kez daha güzergah değiştirecek gibi görünüyor. Çünkü hem potansiyele yakın (ve hatta potansiyelin üzerinde) büyüyüp hem de enflasyon düşürebilmek kolay değil.

2022 sonu itibariyle muhtemelen yüzde 90’lara doğru revize edilecek enflasyonu üç sene içinde yüzde 11’e düşüreceksek büyüme nasıl yüzde 5’lerde kalacak?

2001 sonrası dönemde merkez bankası bağımsızlığı, sıkı para politikası, sıkı maliye politikası, liyakatli kadrolar, ve yapısal reformların yarattığı güvenle “yüksek büyüme ve dezenflasyon” geldi.

Bu dönemde uygulanan sıkı para politikası enflasyon beklentilerini aşağı çekerken yaratılan öngörü ve güven ile canlanan yatırımlar potansiyel büyümeyi artırdı.

Bu şekilde hem yüksek büyüme hem de dezenflasyon mümkün oldu. 2022 sonrası böyle bir dönüşüm öngörülüyor olabilir mi?

Paylaşın

Türkiye, Enflasyonda G20 Ülkelerinin Zirvesinde

TÜİK’in ağustos ayı verilerine göre enflasyon, yıllık olarak yüzde 80.21 oldu. Türkiye böylece G20 ülkeleri listesinde zirveye çıktı; G20’de yılların lideri olan Arjantin ise yüzde 69.2 ile ikinci sırada kaldı.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan da Türkiye enflasyon verilerini G20 ülkeleriyle kıyasladı.

Özcan, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Dünyanın büyük ekonomilerinin enflasyonu aşağıdaki tabloda Onlar yüzde 2.6 ile yzüde 15.1 arasında değişen enflasyonla ‘boğuşuyorken’ bu millet TÜİK’e göre bile yüzde 80’i yaşıyor. Size tavsiyem enflasyonla mücadele konusunda TÜİK’e aşıladığınız azim ve özgüveni biraz da TCMB’ye aşılayın” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayı TÜFE verilerini açıkladı. Buna göre enflasyon, yıllık olarak yüzde 80,21 olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre TÜFE Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 47,85 arttı.

TÜİK verilerine göre bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 117 ile ulaştırma oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup ise yüzde 27 ile haberleşme oldu.

Ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 7 artışla sağlık oldu; onu yüzde 6,5 ile sağlık izledi.

TÜİK tüketici fiyatları verileriyle birlikte üretici enflasyonunu yansıtan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini de yayımladı. Buna göre Ağustos ayında (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 143,75; aylık yüzde 2,41 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 153,28, imalatta yüzde 125,43, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 348,39 ve su temininde yüzde 90,01 artış olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 127,82, dayanıklı tüketim malında yüzde 99,54, dayanıksız tüketim malında yüzde 124,14, enerjide yüzde 303,48 ve sermaye malında yüzde 96,53 artış yaşandı.

ENAG: Enflasyon yıllık yüzde 181,37

Akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise Ağustos ayı itibarıyla yıllık enflasyon oranını yüzde 181,37 olarak açıkladı.

ENAG’a göre Ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 5,86 arttı. 2022’nin başından bu yana ise bu oran yüzde 91,62 oldu.

İngiliz haber ajansı Reuters tarafından yapılan ankete göre yıllık enflasyonun yüzde 81’i geçmesi bekleniyor. Ekonomistler enflasyonun yıl sonuna doğru yüzde 70’in altına gerilemesini bekliyor.

TÜİK’e göre Temmuz ayında TÜFE yüzde 2,37 artmış ve enflasyon yıllık bazda yüzde 79,6 olmuştu.

Paylaşın

İstanbul’da Yaşamanın Maliyeti 23 Bin 586 TL’ye Yükseldi

İstanbul Planlama Ajansı, üç aylık periyotlarla yayımladığı “İstanbul’da Yaşam Maliyeti Araştırması”nın sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, ağustos ayında İstanbul’da yaşam maliyeti artış oranı yüzde 5,23 olarak gerçekleşti.

Ağustos ayı değişim oranlarına göre İstanbul’da yaşam maliyetinin yıllık artış oranı yüzde 101,69 oldu. İstanbul’da yaşam maliyetinin yıllık değişim oranı şöyle oldu:

Ağustosta İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam 23 bin 586 TL olarak ölçüldü. İstanbul’da ortalama yaşam maliyeti, geçen aya göre 1.173 TL arttı.

Kentte ortalama yaşam maliyeti ise şöyle oldu:

Ağustos ayında geçen aya göre en çarpıcı fiyat değişimlerinden biri yüzde 34 artışla salça olduğu görüldü.

İstanbul’da enflasyon yüzde 99,9

İstanbul Ticaret Odası (İTO) 2022 Ağustos’a ilişkin İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksini açıkladı. Buna göre, İstanbul’da toptan fiyatlar ağustosta yıllık bazda yüzde 98,09 arttı.

İstanbul’da tüketici fiyatları ise ağustos ayında yıllık bazda yüzde 99,91 oranında arttı ve son 24 yılın zirvesine ulaştı.

İTO verilerine göre Ağustos ayında; İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi aylık yüzde 2,29, toptan fiyatlar yüzde 6,90 arttı.

Yıllık bazda Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 99,91, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 98,09 artış kaydetti.

Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 13,99, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 3,99, ev eşyası harcamalarında yüzde 2,74, gıda harcamalarında yüzde 2,70, konut harcamalarında yüzde 0,82, diğer harcamalarında yüzde 0,06 artış, giyim harcamalarında yüzde -3,16, ulaştırma ve haberleşme harcamalar grubunda yüzde -1,17 azalış izlendi.

Toptan fiyatlarda ise bir önceki aya göre; işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 11,97, gıda maddeleri grubunda yüzde 9,78, madenler grubunda yüzde 6, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 3,26, mensucat grubunda yüzde 2,12, kimyevi maddeler grubunda yüzde 1,58 ve yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 0,44 artış izlendi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Üretici Enflasyonu Yüzde 143,65

Yurt içi üretici enflasyonu, ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,41, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 74,13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 143,75 olarak belirlendi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), Ağustos 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Yİ-ÜFE (2003=100) 2022 yılı ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,41, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 74,13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 143,75 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 105,39 artış gösterdi. Yİ-ÜFE’deki yıllık artış temmuzda 144,61’e çıkarak rekor kırmıştı.

Ağustosta Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 80,2 olarak kaydedilirken, ÜFE-TÜFE makası da 63,55 puana geriledi. Geçtiğimiz ay bu rakam 65 puan seviyesindeydi.

Enerji fiyatlarındaki artış yüzde 303

Sözcü’nün aktardığına göre ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 127,82, dayanıklı tüketim malında yüzde 99,54, dayanıksız tüketim malında yüzde 124,14, enerjide yüzde 303,48 ve sermaye malında yüzde 96,53 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 3,20 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 4,55 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 3,69 artış, enerjide yüzde 1,71 azalış ve sermaye malında yüzde 3,03 artış olarak gerçekleşti.

Doğalgazdaki artış yüzde 239

Yıllık en düşük artış; yüzde 56,10 ile giyim eşyası, yüzde 70,64 ile diğer ulaşım araçları, yüzde 78,65 ile temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları alt sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme yüzde 348,39, ham petrol ve doğal gaz yüzde 239,24, kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 233,94 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık en yüksek azalış; yüzde 6,12 ile ham petrol ve doğal gaz, yüzde 5,78 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 2,54 ile ana metaller alt sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık tütün ürünleri yüzde 14,74, diğer madencilik ve taş ocakçılığı ürünleri yüzde 9,31, temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları yüzde 6,92 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Sanayinin 4 sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 153,28, imalatta yüzde 125,43, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 348,39 ve su temininde yüzde 90,01 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin 4 sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 4,10 artış, imalatta yüzde 2,94 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 1,07 azalış ve su temininde yüzde 4,03 artış olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Dış Ticaret Açığı Rekora Koşuyor!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son dönemde politika faizini düşürmeye devam ederken, Türk Lirası’nın değer kaybı sürüyor. Türkiye’nin ihracatı artmasına rağmen dış ticaret açığı rekora koşuyor. Çünkü Türkiye’nin ithalatı rekor seviyede artış gösteriyor. Bu yılın Ocak-Temmuz döneminde dış ticaret açığı son 10 yıldaki en yüksek seviyeyi gördü.

Türkiye’nin ihracatı Ocak-Temmuz döneminde 144 milyar Amerikan Doları’nı aşarak son 10 yıldaki en yüksek seviyeye yükseldi. Aynı dönemde ithalat ise 206 milyar doları geçti. Böylece Türkiye’nin dış ticaret açığı yılın ilk yedi ayında 62 milyar 177 milyon dolara yükseldi. Dış ticaret açığı 2021 yılının aynı döneminde 25 milyar 510 milyon dolar idi. Peki, Türkiye’nin dış ticaret açığı yıllar içinde nasıl değişti? AK Parti döneminde dış ticaret açığı ne oldu?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre “yeni ekonomi modeli”ne geçtikten sonra Türkiye’nin dış ticaret açığı hızla artıyor. Ocak-Temmuz döneminde dış ticaret açığı yüzde 144 artarak 25 milyar 510 milyon dolardan, 62 milyar 177 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 2021 Ocak-Temmuz döneminde yüzde 83 iken, 2022 yılının aynı döneminde yüzde 70’e geriledi. Genel Ticaret Sistemi verilerinin tutulduğu 2013 yılından bu yana son 10 senede dış ticaret açığının en yüksek olduğu yıl 2022 oldu.

Ocak-Temmuz dönemlerinde dış ticaret açığı 2013 yılında 60,5 milyar dolar iken 2016’da 31,9 milyar dolar; 2019’da ise 17,1 milyar dolar idi. Pandemi öncesi dönem ile kıyas edildiğinde açık katlanarak artmış durumda.

Yılın tamamına bakıldığında ise 2013’teki dış ticaret açığı 99,3 milyar dolar olmuştu. 2021 yılının tamamındaki açık 46,2 milyar dolar idi. Bu yılın ilk yedi ayında açığın 62 milyar doları aşması sene sonunda en yüksek seviyenin görülebileceği yorumlarını beraberinde getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ısrarla faizin düşmesi gerektiğini savunuyor. Ancak Erdoğan’ın 30 Kasım 2021’de ilan ettiği yeni ekonomi modelinden sonra Türk lirası Amerikan doları karşısında eridi. TCMB verilerine göre Kasım 2021’de 1 dolar 10,5 TL iken Eylül 2022’de 18 lirayı aşmış durumda.

Yeni ekonomi modeli: Faizler düştü

TCMB 24 Eylül 2021’de politika faizini yüzde 19’dan yüzde 18’e düşürerek yeni bir dönemin yolunu açmıştı. Merkez Bankası 22 Ekim 2021’de politika faizini yüzde 16’ya, 19 Kasım 2021’de yüzde 15’e ve 17 Aralık 2021’de ise yüzde 14’e kadar düşürdü. TCMB son olarak 19 Ağustos 2022’de faizi yüzde 13’e çekti.

İktidar faizin düşmesi ve Türk lirasının değer kaybetmesiyle ihracatın artmasını bekliyordu. İhracat beklendiği şekilde arttı; ancak aynı dönemde ithalat da yükseldiği için dış ticaret açığı hızla yükseldi.

Dolar kuru fırladı

AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’de 1 dolar 1,61 TL idi. Dolar ilk kez Ağustos 2018’de 5 TL bandını aştı. Yeni ekonomi modeline kadar 10 lira seviyesini görmeyen dolar kuru Kasım 2021’de 10,5 TL oldu. Dolar kuru Ağustos 2022’de ise 18,03 TL gerçekleşti.

Dış ticaret açığı 2002’de 15,5 milyar dolardı

AK Parti iktidarı başladığında Türkiye’nin dış ticaret açığı Özel Ticaret Sistemine göre 15,5 milyar dolar idi. Açık 2011 yılında 105,9 milyar dolar çıkarken 2019’da 31,2 milyar dolara kadar gerilemişti.

Dış ticaret açığı büyürken tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) Temmuz ayı itibariyle yüzde 80’e varması ülkede satın alma gücünü ciddi şekilde etkiledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TÜİK’e Göre Enflasyon Yıllık Yüzde 80,21

TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 80.21 oldu. Yıllık enflasyon Haziran ayında da yüzde 78 ile son 24 yılın en yükseği olarak kayıtlara geçmişti. Temmuz ayında yapılan açıklamayla bu rekor yeniden kırılmıştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayı TÜFE verilerini açıkladı. Buna göre enflasyon, yıllık olarak yüzde 80,21 olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre TÜFE Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 47,85 arttı.

TÜİK verilerine göre bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 117 ile ulaştırma oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup ise yüzde 27 ile haberleşme oldu.

Ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 7 artışla sağlık oldu; onu yüzde 6,5 ile sağlık izledi.

TÜİK tüketici fiyatları verileriyle birlikte üretici enflasyonunu yansıtan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini de yayımladı. Buna göre Ağustos ayında (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 143,75; aylık yüzde 2,41 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 153,28, imalatta yüzde 125,43, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 348,39 ve su temininde yüzde 90,01 artış olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 127,82, dayanıklı tüketim malında yüzde 99,54, dayanıksız tüketim malında yüzde 124,14, enerjide yüzde 303,48 ve sermaye malında yüzde 96,53 artış yaşandı.

ENAG: Enflasyon yıllık yüzde 181,37

Akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise Ağustos ayı itibarıyla yıllık enflasyon oranını yüzde 181,37 olarak açıkladı.

ENAG’a göre Ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 5,86 arttı. 2022’nin başından bu yana ise bu oran yüzde 91,62 oldu.

İngiliz haber ajansı Reuters tarafından yapılan ankete göre yıllık enflasyonun yüzde 81’i geçmesi bekleniyor. Ekonomistler enflasyonun yıl sonuna doğru yüzde 70’in altına gerilemesini bekliyor.

TÜİK’e göre Temmuz ayında TÜFE yüzde 2,37 artmış ve enflasyon yıllık bazda yüzde 79,6 olmuştu.

Paylaşın

ENAG Açıkladı: Enflasyon Yüzde 181

Akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise Ağustos ayı itibarıyla yıllık enflasyon oranını yüzde 181,37 olarak açıkladı. Yıllık enflasyon Haziran ayında da yüzde 78 ile son 24 yılın en yükseği olarak kayıtlara geçmişti.

ENAG’ın yaptığı hesaplamaya göre, Tüketici Fiyat Fiyat Endeksi (E-TÜFE) ağustos ayında yüzde 5.86 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 181.37, yılın başından itibaren ise yüzde 91.62 olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayı TÜFE verilerini açıkladı. Buna göre enflasyon, yıllık olarak yüzde 80,21 olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre TÜFE Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 47,85 arttı.

TÜİK verilerine göre bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 117 ile ulaştırma oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup ise yüzde 27 ile haberleşme oldu.

Ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 7 artışla sağlık oldu; onu yüzde 6,5 ile sağlık izledi.

TÜİK tüketici fiyatları verileriyle birlikte üretici enflasyonunu yansıtan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini de yayımladı. Buna göre Ağustos ayında (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 143,75; aylık yüzde 2,41 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 153,28, imalatta yüzde 125,43, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 348,39 ve su temininde yüzde 90,01 artış olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 127,82, dayanıklı tüketim malında yüzde 99,54, dayanıksız tüketim malında yüzde 124,14, enerjide yüzde 303,48 ve sermaye malında yüzde 96,53 artış yaşandı.

İngiliz haber ajansı Reuters tarafından yapılan ankete göre yıllık enflasyonun yüzde 81’i geçmesi bekleniyor. Ekonomistler enflasyonun yıl sonuna doğru yüzde 70’in altına gerilemesini bekliyor.

TÜİK’e göre Temmuz ayında TÜFE yüzde 2,37 artmış ve enflasyon yıllık bazda yüzde 79,6 olmuştu. Yıllık enflasyon Haziran ayında da yüzde 78 ile son 24 yılın en yükseği olarak kayıtlara geçmişti. Temmuz ayında yapılan açıklamayla bu rekor yeniden kırılmıştı.

Paylaşın

Hazır Giyimde ‘Enerji Zammı’

Elektrik ve doğalgaza gelen zamlar hazır giyim sektörüne hammadde sağlayan sektörlerde ürün fiyatlarına yansımaya başladı. TGSD Başkanı Ramazan Kaya, girdilerde yüzde 15-20’ye varan artışlar yaşadıklarını söyledi. TTTSD Başkanı Canpolat da sanayicinin vergi yükünün Avrupa’da olduğu gibi azaltılması gerektiğini, aksi halde kapanmaların yaşanacağını dile getirdi.

Son yapılan elektrik ve doğalgaz zammının hazır giyim sektörüne hammadde sağlayan ve daha fazla enerji kullanan kumaş, iplik ve tekstil terbiye gibi sektörlerde, ürün fiyatlarına yansımaya başladı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, konfeksiyon sektörünün yüzde 15-20’ye varan maliyet artışları ile karşılaştığını ancak kendilerinin ise düşen talep nedeni ile bu artışı son ürün fiyatlarına yansıtamadıklarını dile getirdi.

Tekstil terbiye sektöründe yüzde 40 olan enerjinin maliyetler içindeki payının yüzde 50’lere ulaştığına dikkat çeken Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği (TTTSD) Başkanı Vehbi Canpolat da Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de sanayide kullanılan enerjiye vergi indirimi gibi destekler verilebileceğine dikkat çekti. Canpolat, öte yandan enerji maliyetlerinin son ürün fiyatlarına etkisinin yüzde 5 civarında olacağını belirtti.

Enerji maliyeti 2’ye katlandı

Hazır giyim sektöründe enerjinin maliyetler içindeki payı 6 ay öncesine kadar yüzde 4 civarlarında seyrediyordu. Hali hazırda bu oran yüzde 8’e ulaşmış vaziyette. Sadece enerji değil diğer girdilerde de son bir yıldır yüksek artışlar ile karşı karşıya olduklarını anlatan TGSD Başkanı Ramazan Kaya, Dünya Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Emek yoğun sektörümüzde işgücü maliyet artışları yüzde 100’ü aştı. Son olarak yapılan yüzde 50 doğalgaz ve elektrik zamlarından da olumsuz etkilenmeye başladı. Nitekim ana girdilerimizi sağlayan iplik-kumaş ve boya baskı sanayileri enerji yoğun sanayilerdir ve enerjideki son zamları tedarik ettiğimiz ürünlerin fiyatlarına hemen yansıttı. Hazır giyim sanayi tedarik ettiği ürünlerdeki fiyat artışları ile yüzde 15-20 arasında yeni maliyet artışları ile karşılaştı. Avrupa’daki resesyonun etkisi ile ihracat siparişlerinde azalma başlamışken artan maliyetleri ihracat satış fiyatlarına yansıtabilmek mümkün değil. TL’nin baskı altında tutulduğu, Euro/dolar paritesindeki düşüşle ihracatta yüzde 15 kayıpla karşılaştığı bir ortamda sanayimiz için üretim ve ihracat yapmak karlı olmaktan çıkmaya başladı. Endişemiz sanayimizde ihracat üretim ve istihdamda kayıpların yaşanacağı bir döneme girilmesi” dedi.

Terbiyede yüzde 50’ye ulaştı

Hem doğalgaz, hem kömür hem de elektrik olmak üzere en fazla ve en çeşitli enerji kaynağını kullanan sektör olduklarını dile getiren TTTSD Başkanı Vehbi Canpolat, son zamlar ile birlikte işletme maliyetleri içinde yüzde 40 olan enerjinin payının son zamlar ile birlikte yüzde 50’leri bulacağına dikkat çekti. Canpolat, “Buna karşılık dünyada son 3-4 aydır tekstil ile alakalı talepte bir düşüş var. En büyük alıcımız olan Avrupa’da daralma var. Bu gelişmeler ve artan maliyetler tekstil terbiye ve kumaş sektörünü anormal etkiliyor. İplikte de maliyetlerin yüzde 40’ı enerji. Burada da gene aynı şekilde dünyada çok daha ucuza enerji ve işçilik maliyeti olan ülkeler iplik yapıyorlar. Başta Özbekistan geliyor geliyor. Eğer bir çözüm üretemezsek bunların karşısında bizim mal satma şansımız olmadığı gibi bizim ülkemizde de bu ülkelerden ciddi şekilde pamuk, iplik gelmeye devam edecek. Bu da üretimin azalması ithalatın çok hızlı şekilde artmasına yol açacak. Bu zamlardan sonra aradaki fark ciddi şekilde artacağı için ithalat da yükselecek. Türkiye’de birçok işletme kapanacak ya da kapasite düşürecek” ifadelerini kullandı.

Canpolat, söz konusu gelişmenin sektörde ürün fiyatlarını yüzde 5-10 arasında artıracağını, bunun son mamul fiyatına etkisinin ise yüzde 5 olacağını belirterek, ancak yüksek rekabet nedeni ile bunu yansıtmakta zorlandıklarını dile getirdi.

Sanayicinin vergi yükü düşürülmeli

TTTSD Başkanı Vehbi Canpolat, çözüm konusunda ise birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de enerjide uygulanan vergilerde indirime gidilebileceğine dikkat çekti. Birçok Avrupa ülkesi, Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte yaşanan enerji krizini hafi fletmek için bir yandan halkı enerji tasarrufuna motive etmek için kampanyalar başlatırken diğer yandan fatura desteği, doğrudan ödeme, sübvansiyon ve vergi indirimi gibi çeşitli önlemler almıştı. Örneğin Almanya, artan maliyetlerin yükünü azaltmak için doğal gaz kullanımında satış vergisi oranlarını düzenledi. Alınan karar doğrultusunda Ekim ayından itibaren doğal gazda vergi yüzde 19’dan yüzde 7’ye düşürülecek. Ülke öte yandan çalışanlara fatura desteği verirken akaryakıtta da vergi indirimine gitmişti. Söz konusu düzenlemeler birçok Avrupa ülkesinde hayata geçirildi. Canpolat, “Üreticinin, sanayicinin maliyetinin düşürülmesi gerekiyor. Zaten fi nansmana ulaşım da problem” dedi.

Tekstilciler Bakan Mustafa Varank ile ‘açığı’ görüştü

Tekstil sektöründe artan ithalata bağlı olarak oluşan dış ticaret açığı, sektör temsilcilerini harekete geçirdi. İstanbul tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz ve Vehbi Canpolat’ın da dahil olduğu yönetim kurulu üyeleri Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile bir araya geldi. Görüşmede ithalatın azaltılmasına yönelik önlemlerde dahil olmak üzere sektörün problemleri masaya yatırıldı.

Paylaşın

‘Orta Vadeli Plan’da 2022 Enflasyon Tahmini Yüzde 65

‘Orta Vadeli Plan’da 2022 enflasyon hedefi yüzde 65 oldu. Enflasyon hedefi 2023’te yüzde 24,9, 2024’te yüzde 13.8, 2025’te yüzde 9,9 olarak öngörüldü. Enflasyonun 2025 sonunda tek haneye düşmesi hedeflendi.

Türkiye ekonomisinin 2023-2025 dönemine ilişkin yol haritası niteliği taşıyan yeni Orta Vadeli Program (OVP) Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

2023 büyüme hedefi yüzde 5, 2024 ve 2025 büyüme hedefi yüzde 5,5 olarak belirlendi. Kişi basına gelirin yıl sonunda 9 bin 485 dolar olması hedefleniyor. Bu rakamın 2023’te 10 bin 71 dolar, 2024’te 10 bin 931 dolar, 2025’te 12 bin 91 dolar olması hedeflendi.

2022 enflasyon hedefi yüzde 65 oldu. Enflasyon hedefi 2023’te yüzde 24,9, 2024’te yüzde 13.8, 2025’te yüzde 9,9 olarak öngörüldü. Enflasyonun 2025 sonunda tek haneye düşmesi hedeflendi.

İşsizlik için hedef 2022’de yüzde 10,8 olurken, 2023’te yüzde 10,4, 2024’de yüzde 9,9, 2025’te yüzde 9,6 olarak hedeflendi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı verilere göre Temmuz’da enflasyon aylık bazda yüzde 2,37, yıllık olarak yüzde 79,60 artmıştı. TÜİK, bir önceki ayda Haziran enflasyonunun aylık yüzde 4,95, yıllık da yüzde 78,62 olduğunu duyurmuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ağustos ayı, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını paylaşmıştı. Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 69,94 iken, bu anket döneminde yüzde 70,60 olmuştu.

Enflasyon hangi sektörlerin ve şirketlerin işine geliyor?

Mal ve hizmetlere dair fiyat düzeyinin yükselmesi sebebi ile paranın satın alma gücünde meydana gelen düşüşü ifade eden enflasyondan Çoğu kişi şikayet etse de bu sayede daha fazla para kazananlar da var.

Bazı sektörler enflasyonun yüksek seyrettiği son dönemde kârını büyük oranda artırdı. İşte, karlarının artıran sektörler ve şirketler;

Enerji devleri

Fosil yakıt çıkaran ve onları rafine eden şirketlerin kârlarının nasıl rekor kırdığı son aylarda sık sık manşetlere taşındı.

Uluslararası piyasalarda toptan gaz fiyatları rekor kırdı, petrol fiyatları ise varil başına 100 doları aştı.

Bunda Covid sonrası artan talebin yanı sıra Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkisi de vardık.

BP’nin kârı 6,9 milyar sterline, Shell’inki ise 9 milyar sterline çıktı.

British Gas’ın sahibi Centrica’nın kârı da önceki yılın aynı döneminin beş katına çıktı.

İngiltere hükümeti bu şirketlere, ülkedeki çıkardıkları petrol ve gazdan ettikleri kâr için yüzde 25 vergi uygulayacak.

Bu kaynağın, hanelere yardım olarak kullanılması hedefleniyor.

Maden şirketleri

Çok sayıda ülke Rus gazına alternatif aramaya girişince kömür beklenmedik bir şekilde tekrar rağbet görmeye başladı.

Bu, en kirletici fosil yakıt olan kömürün çıkarılması alanında uzmanlaşan şirketler için büyük bir fırsat yarattı.

Örneğin Glencore şirketi 2022’nin ilk yarısında 15 milyar sterlin kâr açıkladı.

Almanya’daki Uniper şirketi de bu hafta, Rusya’nın gaz akışını kesmesi nedeniyle Heyden 4 Termik Kömür Santrali’nde tekrar üretime başlayacakların duyurdu.

Gıda toptancıları

Archer Daniels Midland (ADM), Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus evlerin mutfaklarında göreceğiniz markalar değillerdir.

Fakat o mutfağa giren çoğu ürün, bu şirketlerin elinden geçmiştir.

ABCD olarak kısaltılan bu gıda devleri, gıda toptancılığının en büyük oyuncuları.

Özellikle küresel çalkantıların gerçekleştiği dönemlerde bu aracılar, gıdaları ihtiyaç duyan ülkelere göndermekte kilit bir rol oynuyor.

Örneğin bugüne kadar ürünlerini Rusya ve Ukrayna’dan alan ülkelerin farklı kaynaklara erişmesine aracılık ediyor.

Fakat fiyatlar geçen yıla göre yüzde 25 ve üzerine artmış durumda.

ADM’in son açıkladığı çeyreklik kâr miktarı geçen yılın aynı dönemindekinin yüzde 60 üzerinde.

Cargill’in cirosu ise yüzde 23 artışla tüm zamanların rekoru olan 165 milyar dolara çıktı.

Şirket bunun binde birini insani yardım olarak bağışladığını duyurdu.

Deniz taşımacılığı

Pandemi ekonomileri ve tedarik zincirlerini sarsarken deniz taşımacılığına talebi ise artırdı.

Dahası Covid-19 kısıtlamaları limanlarda büyük tıkanmalara ve gecikmelere yol açtı.

Sokağa çıkma kısıtlamaları döneminde artan tüketici ürünleri talebiyle birlikte yükselen deniz taşımacılığı talebi hâlâ yüksek seviyelerde.

Bu sektördeki en büyük ikinci şirket olan AP Møller-Maersk bu yılki kâr beklentisini üçüncü kere artırdı, limanlardaki sorunların fiyatları artırdığını ve bu yıl sonuna kadar bir normalleşme beklenmediğini belirtti.

Lüks saat ve şarap üreticileri

Elinde savuracak parası olanlar için yüksek enflasyon, düşük faiz ve düşük ekonomik büyüme beklentisi, parayı geleneksel yatırım araçlarındansa farklı yerlere harcamak için bir motivasyon sağlıyor.

Knight Frank danışmanlık şirketi, geçen yıl kaliteli şarap ve lüks saatlerin fiyatlarının yüzde 16 yükseldiğini sanat eserlerinin yüzde 13, viskiler ve sikkelerin de yüzde 19’luk bir artış yaşadığını paylaştı.

Yatırımcılar bu nesnelerin fiyatlarının enflasyon döneminde arzuladıkları kârı sağlayacak oranda artacağı görüşünde.

Dünyanın en büyük kaliteli şarap tüccarı olan Bordeaux Index, Haziran ayında yıllık satışlarının yüzde 37 oranında arttığını duyurdu.

Elinde savuracak parası olmayan bizler için ise enflasyonun etkileri çok daha tatsız.

Paylaşın