Lokanta Ve Otel Fiyatları İki Yılda Yüzde 178 Arttı

Eurostat verilerine dayanarak hazırlanan “Lokanta ve Oteller Fiyat Endeksi”ne göre; Türkiye’de lokanta ve otel fiyatları sadece iki yılda yüzde 178 oranında artarak 277,64’e yükseldi.

Türkiye, 2024 yılının ilk çeyreğinde yabancı ziyaretçi sayısında ve turizm gelirlerinde yeni rekorlara ulaşmasına rağmen, uzmanların dikkat çektiği yapısal bir riskle karşı karşıya: Pahalılık algısı.

Prof. Dr. Hakan Kara ve ekonomist İnan Mutlu’nun kamuoyuyla paylaştığı grafikler, Türkiye’nin artık sadece yerli değil, yabancı turistler için de pahalı bir ülkeye dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Hakan Kara’nın Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayanarak paylaştığı grafikte, 2024’ün Ocak-Nisan döneminde Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının yaklaşık 10-11 milyon seviyesinde olduğu görülüyor. Bu, pandemi sonrası dönemin en yüksek ilk çeyrek verilerinden biri.

Ancak Kara bu verilerle birlikte şu uyarıda bulundu: “Pandemiden bu yana ilk kez turist sayısı düşüyor. Turistler Türkiye’yi pahalı buluyor.”

Ekonomist İnan Mutlu tarafından Eurostat verilerine dayanarak hazırlanan “Lokanta ve Oteller Fiyat Endeksi” grafiği, Türkiye’deki fiyat artışının boyutunu gözler önüne seriyor.

Grafiğe göre: Nisan 2023’ü baz alan endekste, Türkiye’de lokanta ve otel fiyatları sadece iki yılda %178 oranında artarak 277,64’e yükseldi. Aynı dönemde Yunanistan’daki artış sadece %12 ile sınırlı kaldı (endeks: 111,70).

Mutlu, bu veriyi şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye artık yabancı turistler için bile pahalı. Dövizin bu kadar artmadığı düşünüldüğünde, fiyatlardaki yükseliş çok daha dikkat çekici.”

Mutlu, bu yaz Türk turistlerin Yunan adalarına yeniden yönelmesini beklediklerini belirtirken, uzmanlar Türkiye’nin yabancı turistler açısından da fiyat-performans avantajını kaybettiğini vurguluyor.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Varlıkları 378 Milyar Dolara Yükseldi

Mart ayı itibarıyla, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, bir önceki çeyrek sonuna göre yüzde 3,1 oranında artışla 377,9 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 2,1 oranında azalışla 648,0 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Mart 2025 raporunu açıkladı.

Buna göre; Mart ayı itibarıyla, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, bir önceki çeyrek sonuna göre yüzde 3,1 oranında artışla 377,9 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 2,1 oranında azalışla 648,0 milyar dolar oldu. Böylelikle, aynı dönemde Türkiye’nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu yükümlülükleri 25,2 milyar ABD doları azalarak -270,1 milyar dolar oldu.

Varlık kalemleri yıl sonuna göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 3,0 oranında artarak 73,3 milyar dolar, portföy yatırımları kalemi yüzde 6,8 artarak 4,2 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi ise yüzde 5,7 oranında artarak 143,8 milyar dolar oldu. Rezerv varlıklar kalemi yüzde 0,9 oranında artarak 156,5 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri yıl sonuna göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi, BIST 100 endeksindeki azalış ile döviz kurlarındaki artışın etkisiyle, 2024 yıl sonuna göre yüzde 9,2 oranında azalışla 165,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Portföy yatırımları kalemi yüzde 3,6 oranında azalarak 120,2 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi yüzde 2,1 oranında artarak 362,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Türkiye’de Evlenmenin Ortalama Maliyeti 1 Milyon Lira

Düğün organizasyonu, gelin ve damatlık, nişan yüzüğü, beyaz eşya, yatak odası ve oturma odası, küçük ev aletleri, çeyiz paketleri vesaire derken evlenmenin maliyeti 1 milyon lirayı aşıyor.

Türkiye’de yılda ortalama 550 bin çift evlenirken, yükselen maliyetler nedeniyle düğün yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Fotoğraf çekimlerinden düğün salonu kiralarına, takılardan ikramlara kadar toplam harcama 1 milyon TL’yi aşıyor. Sadece fotoğraf ve albüm hizmetleri için ödenen tutar 35 bin TL’den başlarken, davetli sayısı arttıkça bu rakam katlanıyor.

Ekonomim’in haberine göre; yükselen düğün giderlerine karşı Afyonkarahisar Valiliği dikkat çekici bir karar aldı. Yeni uygulamaya göre, kentte yapılacak düğünlerde geline yalnızca dört bilezik, iki yüzük ve bir çift küpe takılmasına izin verilecek.

Ayrıca gelin ve damada birden fazla kıyafet alınamayacak, “dürü” adı altında hediyelik dağıtılmayacak, hamam organizasyonları yapılmayacak ve üç gece süren düğünler bir geceyle sınırlandırılacak. Misafirlere ikram da sadece bir günle sınırlı olacak.

İstanbul’da düğün salonu kiraları 5 saat için 500 bin TL’ye kadar çıkarken, bu nedenle daha ekonomik bir alternatif olarak mesire alanları tercih ediliyor. Şile’deki bir mesire alanında 50 kişilik pasta ve içecekli organizasyonun fiyatı 200 bin TL’den başlarken, fotoğraf ve video çekimi bu fiyata dahil edilmiyor.

İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde açık ve stüdyo çekimi dahil ortalama düğün fotoğrafı paketi 35-40 bin TL iken, Etiler gibi lüks semtlerde bu rakam 100 bin TL’yi buluyor. Fotoğrafların dijital teslimi için ekstra 10 bin TL talep edilebiliyor.

Maliyetleri düşürmek isteyen bazı çiftler, sosyal medyada yayılan “düşük bütçeyle evlilik” akımına katılarak, bijuteri takılarla ve beyaz elbiselerle sade düğünler yapmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım sayesinde toplam harcamalarını 2 bin TL gibi düşük bir seviyeye indiren gelinler de bulunuyor.

Öte yandan Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği, halka açık alanlarda yapılan müzik yayınları için telif ücreti talep etmeye başladı. Düğün başına 65 TL olarak belirlenen telif bedeli, yıllık bazda salon işletmecilerinden 6 bin 500 TL olarak tahsil edilecek.

Artan düğün maliyetleri karşısında bazı illerde kamu otoriteleri tasarruf tedbirleri devreye alırken, çiftler de bütçelerine uygun çözüm arayışlarına yöneliyor.

Paylaşın

Türkiye, Sahte Ürün Ticaretinde İkinci Sırada

Küresel sahte ürün trafiğinde önemli bir aktör konumunda olan Türkiye, sahte ürün ticaretinde Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı. Tüm dünyada el konulan sahte ürünlerin yüzde 45’i Çin menşeli.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ile Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’nin 2024 yılında yayımladığı ortak rapor, 2020–2021 dönemine ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Karar’ın aktardığı rapora göre, Türkiye, sahte ürün ticaretinde Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı.

Tüm dünyada el konulan sahte ürünlerin yüzde 45’inin Çin menşeli olduğu belirtilirken, Hong Kong’un bu ticaretteki payı da artış gösterdi. Türkiye ise her ne kadar önceki yıllara kıyasla ele geçirilen sahte mallar açısından daha düşük paya sahip olsa da, küresel sahte ürün trafiğinde hâlâ önemli bir aktör konumunda.

Raporda, Türkiye’nin coğrafi konumu, gelişmiş lojistik altyapısı ve bölgesel ticaret ağı nedeniyle, sahte ürünlerin menşe ülkesi olmasa bile bu ürünlerin sevkiyatında ve geçişinde sıklıkla kullanıldığı vurgulandı. Türkiye, Hong Kong ve Lübnan ile birlikte sahte ürün ihracatına yatkın ülkeler arasında “yüksek risk grubunda” yer aldı.

Sahte ürün ticaretinde en çok karşılaşılan kategoriler arasında giyim, ayakkabı, deri ürünleri ve saatler öne çıkarken; sağlık ve güvenlik açısından risk barındıran sahte ilaçlar, kozmetikler, oyuncaklar ve gıda maddeleri de ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Bu ürünlerin, doğrudan tüketicilerin sağlığını tehdit etmesi, konunun sadece ekonomik boyutla sınırlı olmadığını gösteriyor.

Raporun dikkat çeken bir diğer başlığı ise çevrimiçi sahtecilik faaliyetlerinin ulaştığı boyut oldu. Sahte ürünlerin giderek daha fazla e-ticaret platformları üzerinden pazarlanması, geleneksel denetim mekanizmalarının etkisini sınırlarken, tüketiciye ulaşma hızını artırıyor. Pop-up reklamlar ve sahte markalarla donatılmış sosyal medya içerikleri üzerinden yapılan satışlar, özellikle bilinçsiz alıcılar için büyük risk oluşturuyor.

Raporda, büyük uluslararası markaların gümrük denetimlerini destekleme yönünde artan etkisinin, küçük ve yerel üreticilerin ürünlerinin daha kolay hedef haline gelmesine neden olabileceği yönünde uyarılar yer aldı. Bu durum, fikri mülkiyet haklarının korunmasında adaletin sağlanması ve tüm ölçeklerdeki işletmelerin eşit derecede korunması gerektiği yönündeki çağrıları da beraberinde getiriyor.

Paylaşın

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: Polisiye Tedbirlerle Vergi Gelirleri Arttırılamaz

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “Her işletmenin, her fabrikanın kapısına vergi memuru koyarak, polisiye tedbirler alarak, vergi gelirleri arttırılamaz. Hakkaniyet de sağlanamaz” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “kayıt dışı üretim ve satışla mücadele” adı altında bütün OSB’lerin, hallerin ve büyükşehirlerin giriş çıkışına vergi memuru koyacakları yönündeki açıklamasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, paylaşımında “Vergi denetimine karşı değiliz. Kayıt dışı ekonomiyle mücadeleyi destekliyoruz. Vergi sistemi adil ve şeffaf olmalı. Girişimcinin çalışma şevkini kırmamalı. Her işletmenin, her fabrikanın kapısına vergi memuru koyarak, polisiye tedbirler alarak, vergi gelirleri arttırılamaz. Hakkaniyet de sağlanamaz” ifadelerini kullandı.

Mehmet Şimşek ne demişti?

Mehmet Şimşek, “İnceleme başlatmadığımız hiçbir kesim yok. Önce çok büyüklerden başladık. Kayıt dışı üretim, satış yapanlar. Biz denetim yapıp ceza kesmek istemiyoruz ama arkadaşlarla da konuştuk. Ekipler güçlendirilecek. Bütün OSB’lerin giriş çıkışlarına, bütün hallerin giriş çıkışlarına vergi memurları koyacağız. Bütün büyükşehirlerin giriş ve çıkışlarına, ana arterlerine kalıcı maliyecileri koyacağız” demişti.

Paylaşın

Nureddin Nebati’nin Mağazaları Birer Birer Kapanıyor

Nureddin Nebati’nin bakanlık yaptığı dönemde 13 yeni şube açan B&G Store Mağazacılık, son iki yılda ciddi bir daralma sürecine girdi. Şirket, 2023 ve 2024 yıllarında 4’er mağazasını kapatırken, 2025’in ilk dört ayında da 3 şube kapanışı gerçekleştirdi.

2 Aralık 2021’de Lütfi Elvan’ın yerine Hazine ve Maliye Bakanı olan Nureddin Nebati, 4 Haziran 2023’e kadar bu görevde kaldı.

“Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” sözleriyle akıllara kazanan eski Eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin aile şirketi ekonomik krizin etkisiyle küçülmeye gitti. Nebati’nin şirketi, 2023 yılından bu yana 11 mağazasını kapattı.

Sözcü gazetesinden Deniz Ayhan’ın haberine göre, bakanlığı döneminde 13 yeni şube açan B&G Store Mağazacılık, son iki yılda ciddi bir daralma sürecine girdi. Şirket, 2023 ve 2024 yıllarında 4’er mağazasını kapatırken, 2025’in ilk dört ayında da 3 şube kapanışı gerçekleştirdi.

2 Aralık 2021’de Lütfi Elvan’ın yerine Hazine ve Maliye Bakanı olan Nureddin Nebati, 4 Haziran 2023’e kadar görevde kaldı. Bakanlık yaptığı dönemde, aile şirketi B&G Store 13 yeni şube açarak büyüme eğilimi gösterdi.

Ancak ekonomik sıkıntılar şirketi de vurdu. Bakanlık sonrası süreçte, yeni şube açılışları durma noktasına geldi. 2023’ten bu yana yalnızca 2 şube açılabilirken, 2025’te hiç yeni şube açılmadı.

Kapanan şubeler: Eyüp, İstiklal, Laleli…

B&G Store’un kapanan şubeleri arasında dikkat çeken bazı lokasyonlar şunlar:

3 Eylül 2024 – İstanbul Havalimanı Terminal Şubesi
3 Ekim 2024 – Ataköy Şubesi
4 Ekim 2024 – Meydan AVM Şubesi
11 Aralık 2024 – İstanbul Havalimanı İç Hatlar Şubesi
14 Ocak 2025 – Eyüp Şubesi
15 Ocak 2025 – İstiklal Caddesi Şubesi
30 Nisan 2025 – Laleli Şubesi

Paylaşın

Türkiye, En Yüksek Enflasyona Sahip 6. Ülke

TÜİK’in açıkladığı nisan ayı enflasyon verilerini değerlendiren Prof. Dr. Hakan Kara, IMF verilerine dayanan bir grafik paylaşarak Türkiye’nin dünyadaki en yüksek 6. enflasyona sahip ülke olduğunu hatırlattı.

Haber Merkezi / Ekonomist İris Cibre ise, Merkez Bankası’nın yıl sonu yüzde 29’luk üst bant beklentisini tutturabilmesi için “Mayıs ayından itibaren aylık enflasyonun 1,63 seviyesine inmesi gerektiğini” vurgulayan Cibre, “Artık sert iniş senaryosunu konuştuğumuzdan, acı bir şekilde mümkün hale geldi” ifadesini kullandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 37,86, aylık yüzde 3,00 arttı. TÜFE’deki değişim 2025 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 3,00 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 13,36 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,86 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 48,73 artış olarak gerçekleşti.

En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,09 artış, ulaştırmada yüzde 22,76 artış ve konutta yüzde 74,07 artış oldu. İlgili ana grupların yıllık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 9,21, ulaştırmada yüzde 3,84 ve konutta yüzde 9,98 oldu.

Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) açıkladığı Nisan ayı verilerine göre ise, tüketici fiyat endeksi aylık yüzde 4,46, yıllık yüzde 73,88 olarak gerçekleşti. ENAG hesaplamasına göre alt gruplarda en yüksek enflasyon yüzde 9,67 ile haberleşme grubunda gerçekleşti. Bu grubu, yüzde 9,51 ile çeşitli mal ve hizmetler grubu izledi. Lokanta ve oteller grubunda ise enflasyon oranı yüzde 7,68 olarak gerçekleşti.

TÜİK’in açıkladığı verileri değerlendiren Prof. Dr. Hakan Kara, IMF verilerine dayanan bir grafik paylaşarak Türkiye’nin dünyadaki en yüksek 6. enflasyona sahip ülke olduğunu hatırlattı. Kara, “Düşüşe rağmen sıralamamız 90’lı yıllardaki gibi. Gidilecek daha çok yol var” dedi.

Ekonomist İris Cibre, enflasyonun beklentilerin hafif altında gelmesine dikkat çekerek “Muhtemelen kur geçişkenliği etkisi gerçekten düşmüş. Don ve maliyet artışları Mayısa kalmış görünüyor” değerlendirmesinde bulundu. Merkez Bankası’nın yıl sonu yüzde 29’luk üst bant beklentisini tutturabilmesi için “Mayıs ayından itibaren aylık enflasyonun 1,63 seviyesine inmesi gerektiğini” vurgulayan Cibre, “Artık sert iniş senaryosunu konuştuğumuzdan, acı bir şekilde mümkün hale geldi” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Fatih Özatay da benzer bir uyarıda bulundu. “Programın başlamasından bu yana geçen 23 ayda hala aylık enflasyon %3 (Nisan)” diyen Özatay, yüzde 24’lük yıl sonu hedefi için geri kalan aylarda enflasyonun her ay en fazla yüzde 1,1 olması gerektiğini, yüzde 29’luk üst sınır için bile bu rakamın yüzde 1,6’yı geçmemesi gerektiğini belirtti.

Bir diğer dikkat çekici değerlendirme ise Prof. Dr. Şenol Babuşcu’dan geldi. Babuşcu, 2025’in ilk dört ayında TÜİK ve ENAG verileri arasındaki farkın yüzde 8,07’ye çıktığını ortaya koydu. TÜİK’e göre dört aylık kümülatif enflasyon yüzde 13,36 iken, İstanbul Ticaret Odası (İTO) verisi yüzde 16,24, ENAG verisi ise yüzde 21,43 olarak ölçüldü. Yıllık bazda ise TÜİK yüzde 37,86, İTO yüzde 47,21, ENAG ise yüzde 73,88 oranında enflasyon açıkladı. Babuşcu, “ENAG ile TÜİK arasındaki fark yıllıkta neredeyse iki kata yakın” dedi.

Paylaşın

Prof. Dr. Selva Demiralp: Merkez Bankası Havlu Attı

Ekonomist Prof. Dr. Selva Demiralp, Merkez Bankası’nın, para politikası üzerindeki baskılara dikkat çekerek, “TCMB, ‘rasyonel politikalar ancak rasyonel bir zeminde uygulanabilir’ deyip havlu atıyor” dedi.

Ekonomi yönetimi, 2023’ün ortalarından itibaren “rasyonel zemine dönüş” mottosuyla parasal sıkılaştırma adımlarını birer birer hayata geçirirken, kredi arzı yavaşladı, iç talep daraltıldı ve reel sektör üzerindeki finansman baskısı arttı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk lirasına geçişi hızlandırmak ve finansal istikrarı desteklemek amacıyla makroihtiyati çerçevede yeni düzenlemelere gitti.

Makroekonomi ve para politikaları üzerine çalışmalarıyla bilinen ekonomist Prof. Dr. Selva Demiralp, alınan son kararları, sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirdiği:

“TCMB, rasyonel politikalar ancak rasyonel bir zeminde uygulanabilir diyip havlu atıyor. Bankacılık sektörünün uzunca bir süredir sıktığı kemer iyice daralıyor. Siyasi krizin ekonomik hasarının kalıcı ve beklenenden çok daha büyük olduğu teyid ediliyor.

Esas soru: Neredeyse iki yıldır kemer sıkmanın ağır maliyetiyle boğuşan, kapsamlı bir programdan yoksun olduğu için fazla ilerleme kaydedemeyen ve tüm yükü para politikasına bindiren Türkiye ekonomisi, bu ikinci sıkılaşma dalgasından nasıl çıkacak?”

Paylaşın

IMF, Türkiye İçin Büyüme Tahminini Yüzde 2,7’ye Yükseltti

IMF, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 2,7, gelecek yılda yüzde 3,2 büyümesinin beklendiğini açıkladı. IMF, bir önceki tahmininde Türkiye’nin 2025 büyüme tahminini yüzde 2,6 olarak açıklamıştı.

Haber Merkezi / Uluslararası Para Fonu (IMF), Nisan 2025 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayımladı. IMF, küresel büyüme tahminini 2025 yılı için yüzde 3,3’ten yüzde 2,8’e indirdi.

Küresel ekonomik büyümenin 2026 yılında ise yüzde 3 olacağını öngören IMF, önümüzdeki seneye ilişkin tahminini de böylece 0,3 puan düşürmüş oldu.

IMF, Ocak ayında yayımladığı raporunda 2025 ve 2026 yıllarında yüzde 3,3 büyüme öngörüyordu. IMF, 2024 yılında da yüzde 3,3 küresel ekonomik büyüme hesaplamıştı.

IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahminleri de yukarı yönlü revize edildi.

IMF, Türkiye’nin 2025 yılı büyüme tahminini yüzde 2,6’dan yüzde 2,7’ye yükseltirken, 2026 yılı büyüme tahminini de yüzde 3,2 olarak sabit tuttu.

IMF, Türkiye için 2025 yılı için enflasyon beklentisini yüzde 33’ten yüzde 35,9’a çıkarırken, 2026 yılı için beklentisini yüzde 22,8 olarak belirledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, şubat ayında yılın ilk enflasyon raporu sunumunda 2025 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 21’den yüzde 24’e yükselttiklerini bildirmişti.

Paylaşın

Tarımda Üretici Enflasyonu Yüzde 31,54

Tarımda üretici enflasyonu mart ayında bir önceki aya göre yüzde 6,91, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,54 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 40,17 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Mart 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarımda üretici enflasyonu mart ayında bir önceki aya göre yüzde 6,91, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,54 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 40,17 arttı.

Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 7,36, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 2,36 artarken, balık ve diğer balıkçılık ürünleri; su ürünleri; balıkçılık için destekleyici hizmetlerde yüzde 2,27 azaldı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 9,61, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 11,30 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,07 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 171,38 ile turunçgiller, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 29,64 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler oldu.

Paylaşın