Ekonomik Kriz: Borç Batağı Yoksulu Yuttu

İktidar, ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, gerçekler, yaşanan ekonomik krizin boyutunu gözler önüne seriyor. 2022 yılında kredi kartı borçları bir önceki yıla göre yüzde 100 artarak 429 milyar TL’ye çıktı. 775 bin kişi ise bankaların takibine düştü.

Ekonomik kriz şartlarında gelir kaybı, halkın kredi kartı borçlarını tavana çıkardı. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre yurttaşların bankalara olan toplam borcu 1 trilyon 533 milyar TL’ye ulaştı. 2021 sonunda 215 milyar TL olan yurttaşın kredi kartı borcu, yüzde 100’lük artışla 2022’de 429 milyar TL’ye yükseldi.

Takibe düşen borçlu sayısı 1 milyona dayandı. CHP Manisa Milletvekilli Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine dayanarak yaptığı araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Buna göre tüketici kredisi ve kredi kartı faiz oranları yükseldi, bankalara ödenen faizler de yüzde 56,6 oranında arttı.

Birgün’den Aycan Karadağ’ın aktardığına göre, kredi kartı borçlarının halkın nasıl yoksullaştığını ortaya koyduğunu savunan Bakırlıoğlu, “Geliri giderine yetmeyenler mecburen kredi kartı kullanıyor. En çok kullanıldığı alan ise market ve gıda. Yani zorunlu harcama” dedi.

Faiz altında eziliyorlar

Asgari ücrete yapılan yüzde 54’lük ve memur, emekliye yapılan yüzde 30’luk zammın hiç kimseyi memnun etmediğini aktaran Bakırlıoğlu, şu görüşleri paylaştı: “Çünkü herkes biliyor ki bu artışlar, iğneden ipliğe gelen zamlarla cebe girmeden uçup gitti. Cumhurbaşkanı 2021 Eylül’ünde faiz indirimi dedikten sonra kredi kartı borçlu sayısı patladı. Eylülde 47 bin olan kredi kartı borçlusu, ekimde 139 bin, kasımda 155 bine fırladı. AKP iktidarı ‘nas’ diyor, “Faize karşıyız” diyor ama vatandaş yüksek faiz altında inim inim inliyor.”

Günde 349 esnaf kepenk indirdi

Halk kredi kartı borçları nedeniyle takibe düşerken esnaf da farklı değil. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu’nun (TESK) verilerine göre 2022’de iflas eden esnaf sayısı son dört yılın toplamını aşarak 125 bin 892’ye ulaştı. Bu, ayda 10 bin 491, günde 349 esnafın iflas ettiği anlamına geliyor. 2018-2022 yılları arasındaki iflas eden esnaf sayısı ise yarım milyonu aşarak 548 bin 374’e çıktı.

Paylaşın

2022 Yılında Gıda Fiyatları Rekor Seviyeye Yükseldi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), fiyat endeksinin 2022’de ortalama 143,7 puanla 2021’e göre yüzde 14,3 arttığını kaydetti. Böylece 1990’da tutulmaya başlayan kayıtlardan bu yana en yüksek noktaya çıkıldı.

FAO baş ekonomisti Maximo Torero, “Çok dalgalı geçen iki yılın ardından gıda emtia fiyatlarının sakinleşmesini memnuniyetle karşıladık” dedi.

Dünyada gıda fiyatları geçtiğimiz yıl kayıtlardaki en yüksek seviyeye ulaştı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), fiyat endeksinin 2022’de ortalama 143,7 puanla 2021’e göre yüzde 14,3 arttığını kaydetti. Böylece 1990’da tutulmaya başlayan kayıtlardan bu yana en yüksek noktaya çıkıldı.

Geçen yılın tamamında FAO’nun tahıllar, et, süt ürünleri ve bitkisel yağlar endeksi rekor noktalara ulaşırken diğer şeker endeksi de son 10 yılın en yüksek düzeyinde gerçekleşti.

Dünya ekonomisinin Covid-19 pandemisinin etkisinden kurtulmasıyla endeks, 2021’de bir önceki yıla göre yüzde 28 değer kazanmıştı.

Rusya’nın 2022’nin şubat ayında Ukrayna’yı işgalinin yol açtığı kesintiler, kıtlık endişelerini artırdı ve geçen yıl çoğu gıda ürününün maliyetinde artış yaşandı. Karadeniz ticaretinin sekteye uğrayacağı korkusuyla fiyatlar yükseldi.

Marmara Denizi üzerinden Birleşmiş Milletler destekli tahıl ihracat kanalı ve üretici ülkelerde arzın iyileşmesi beklentisi krizi az da olsa hafifletti.

Aralık ayında gösterge endeks, Kasım ayındaki revize edilmiş 135,00 puana kıyasla art arda dokuzuncu ay 132,4 puana geriledi. Kasım ayı rakamı daha önce 135.7 puan olarak verilmişti.

Aralık ayında endeksteki düşüş uluslararası bitkisel yağ fiyatları, tahıl ve et fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandı. Aynı dönemde şeker ve süt ürünleri fiyatları azda olsa arttı.

FAO baş ekonomisti Maximo Torero, “Çok dalgalı geçen iki yılın ardından gıda emtia fiyatlarının sakinleşmesini memnuniyetle karşıladık” dedi.

FAO Tahıl Fiyat Endeksi, piyasa sorunları, yüksek enerji ve girdi maliyetleri, olumsuz hava koşulları ve devam eden güçlü küresel gıda talebi gibi faktörler nedeniyle 2022 yılında yüzde 17,9 arttı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Bakan Özer, Özel Okul Zam Oranını Açıkladı: Yüzde 65

Özel okulların 2023’te yapacağı zam oranı belli oldu. Özel okul temsilleriyle bir araya gelen Bakan Özer, bu sene bir değişikliğe gittiklerini belirterek, ”ÜFE yerine TÜFE’yi baz alacak şekilde belirleme kararı aldık” dedi. Bakan Özer, 2023-2024 özel okul zam oranının yüzde 65 olduğunu açıkladı. 

Haber Merkezi / Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, özel öğretim kurumlarının önümüzdeki yıl eğitim ücretlerinde yapacakları artışa ilişkin kurum temsilcileriyle bir toplantı yaptı.

Bakanlık Tevfik İleri Salonu’nda gerçekleşen görüşmeye MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Mustafa Gelen, Teftiş Kurulu Başkanı Metin Çakır; TÖZOK Başkanı Zafer Öztürk, ÖZDER Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, ÖZDEBİR Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atalay, ÖZKUR-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Enis Şener, TOBB Eğitim Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Metin Özer ve TÖDER Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel katıldı.

Özel okulların gelecek yıl eğitim ücretlerinde yapacakları artışın ele alındığı toplantı sonrasında açıklama yapan Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, özel öğretim kurumlarının kalitesinin artması ve hizmetleriyle ilgili ihtiyaç duydukları desteklerin de kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini kaydetti.

Özer, Millî Eğitim Bakanlığının ocak ayında açıklanan ÜFE ve TÜFE oranlarını dikkate alarak özel öğretim kurumlarının bir sonraki yıl yapacağı artışı tüm öğrenci ve veliler adına belirlediğini anlatarak bu yıl artış hesaplamasında bir değişikliğe gitme kararı aldıklarını açıkladı. Özer, “Üretici fiyat endeksinden ziyade tüketici fiyat endeksini baz alacak şekilde 2023 yılı fiyatını belirleme kararı aldık.” dedi.

“Artış oranı yüzde 65”

Özer, 2023 yılındaki enflasyon beklentisinin düşük olması ve velilerin bu süreçte desteklenmesi bağlamında Millî Eğitim Bakanlığı olarak bu yılki ücret artışı oranını yüzde 65 olarak belirleme kararı aldıklarını ifade etti.

Özel öğretim kurumları temsilcilerinin tamamının artışın yetersiz olduğuna ilişkin görüş belirttiğini söyleyen Özer, “… Ama biz hem hükûmet hem de Millî Eğitim Bakanlığı olarak 2023 yılındaki enflasyon beklentilerini ve tüketici fiyat endeksini dikkate alarak yeni fiyatı belirleme kararı aldık. Hem de velilerimizi destekleme anlamında da böyle bir karar aldık ve bu kararı, inşallah, yarından itibaren uygulamaya sokmuş olacağız. Yeni almış olduğumuz kararın tüm öğrencilerimize, özel öğretim kurumlarındaki velilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Konuşmasında sektör temsilcilerine teşekkür eden Özer, “Her ne kadar sektör temsilcileri, bu artış oranını kabul etmeseler de yeni uygulamanın getirmiş olduğu zorlukları, inşallah, hem bakanlık hem de özel öğretim kurumları birbirine destek olarak birlikte aşacağız.” diye konuştu.

Paylaşın

Özel Okullara Yüzde 80-90 Zam Yolda

Özel Eğitim-Öğretim Derneği (ÖZDEBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atalay, “ Yasal olarak ÜFE ve TÜFE’nin ortalaması toplanıp ikiye bölünüp sonrasında da 5 puan eklenmesiyle özel okullara yapılacak zam oranı belirleniyor” dedi ve ekledi:

“Bu yasal hakkımızı kullanacağız. Bunun dışına çıkmayacağız. Bu da ortalama yüzde 80-90 oranında bir artış anlamına geliyor.”

Özel Eğitim-Öğretim Derneği (ÖZDEBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atalay, 2022 yılını “Sektörün son 40 yıldaki en zor yılı” olarak tanımladı. Geçen yıl Türkiye genelinde bin 500’ü aşkın özel okulun kapandığını belirten Atalay, özel okul fiyatlarında yüzde 36 barajıyla sınırlandırıldıklarını, yıl içinde yaşanan enflasyon artışı ve enerji maliyetlerindeki artışları fiyatlarına yansıtamadıklarını söyledi.

Ekonomi gazetesinden Esra Özarfat ve Ali Şahin’in haberine göre Atalay, özel okul fiyatları ile okulların sabit maliyetleri arasında ciddi bir makas oluştuğuna işaret ederek, “ Elektrik ve doğalgazdaki artışlar da yüzde 300’ü buldu. Pek çok okulun elektrik ve doğalgaz giderleri kiradan çok daha yüksek tutarları buldu. Öte yandan mülk sahipleri de zorluyorlar. Konutlarda yüzde 25 olan kira sınırlaması iş yerleri için yok. Herkes vicdanına göre yüzde 200-250’lere varan artışlar talep ediyor” dedi.

Yasal zam oranı ile yüzde 80-90 artış gelebilir

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı ile bir araya gelerek sektörün taleplerini ilettiklerini anlatan Naci Atalay, “ Yasal olarak ÜFE ve TÜFE’nin ortalaması toplanıp ikiye bölünüp sonrasında da 5 puan eklenmesiyle özel okullara yapılacak zam oranı belirleniyor. Bu yasal hakkımızı kullanacağız. Bunun dışına çıkmayacağız. Bu da ortalama yüzde 80-90 oranında bir artış anlamına geliyor” diye konuştu.

Velilere yeniden teşvik verilmesini önerdiklerini belirten Naci Atalay, eğitim kurumlarından alınan yüzde 8’lik KDV’nin de sıfırlanmasını ya da yüzde 1’e çekilmesini istediklerini dile getirdi.

14 bin 179 özel okul var

Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2022 yılı eylül ayında açıklanan Örgün Eğitim 2021-2022 verilerine göre Türkiye’de geçen eğitim öğretim döneminde 864 bin 762’i erkek, 713 bin 471’i kız olmak üzere toplam 1 milyon 578 bin 233 öğrenci özel okullarda eğitim gördü.

Özel öğretim kurumlarındaki öğrencilerin toplam örgün eğitim içindeki oranı yüzde 9 oldu. Bu oran, okul öncesi eğitim için yüzde 19, ilkokul için yüzde 5,7 olup ortaokul için yüzde 6,5 ve ortaöğretim için de yüzde 11,3 olarak gerçekleşti.

Örgün eğitim kapsamındaki okullarda görev yapan öğretmen sayısı, 2021-2022 eğitim öğretim yılında 1 milyon 139 bin 673 oldu. Bu öğretmenlerin 163 bin 975’i özel okullarda görev yaptı. 2021-2022 eğitim öğretim yılında 14 bin 179 özel okul hizmet verdi. Özel okullarda 140 bin 551 derslik kullanıldı.

Zam oranı bugün belli olacak

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, özel okul ücretlerine ilişkin yaptığı açıklamada yeni oranı bugün belirleyeceklerini ve kamuoyuna duyuracaklarını belirtti. Bakan Özer, Kızılcahamam TOKİ Çağatay İlkokulu Açılış Töreni’nin ardından gazetecilerin sorusu üzerine, özel öğretim kurumlarının tüm temsilcileriyle birlikte bir değerlendirme yapacaklarını söyledi.

Özer, “Tabii sadece TÜFE-ÜFE oranlarına bakmayacağız. Çünkü 2023 yılında enflasyonun düşme beklentisi çok yüksek. Velilerimizi, velilerimizin çıkarlarını koruyacak şekilde yeni oranı belirleyeceğiz ve kamuoyuna duyuracağız” diye konuştu.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Enflasyon Yüzde 64,27

TÜİK’e göre, 2022 yıl sonu enflasyonu yüzde 64,27 oldu. Aralık ayında aylık enflasyon ise yüzde yüzde 1,18 olarak gerçekleşti. Bu rakam son 9 ayın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. ENAG’a göre ise 12 aylık enflasyon yüzde 137,55.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Aralık 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, TÜFE aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,18, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 64,27, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 64,27 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 72,31 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 25,87 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 79,83 ile konut oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla aralık ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -4,14 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, aralık ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 5,91 ile sağlık oldu.

Aralık ayında, endekste kapsanan 144 temel başlıktan 24 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 9 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 111 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,94, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 57,68, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 57,68 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,93 olarak gerçekleşti.

Enflasyon yüzde 66.8 bekleniyordu

Reuters’ın yaptığı ankete göre enflasyonun yüzde 66,8 olarak gelmesi bekleniyordu. Bloomberg HT’nin haberine göre veriler enflasyon oranlarında baz etkisiyle düşüş olduğunu ortaya koydu.

Bloomberg HT Araştırma Birimi’nin yaptığı ankette yıllık enflasyon beklentisi yüzde 67, aylık enflasyon beklentisi ise yüzde 2,8 olarak kaydedilmişti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 65,2 olmuştu.

Memur ve emeklinin alacağı zam belli oldu

TÜİK’in açıkladığı Aralık ayı enflasyon verileri ile birlikte memur maaşlarına ve emekli aylıklarına yapılacak enflasyon farkı zammı belli oldu.

SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına Ocak ayında yüzde 15,4 oranında enflasyon farkı verilecek.

Memur maaşları ve Emekli Sandığı’ndan emeklilerin aylıkları ise yüzde 16,5 oranında artacak.

Ocak ayından itibaren geçerli olmak üzere memur ve emeklilerin maaşlarına enflasyon farkı ve toplu sözleşmeden alacakları zammın yanı sıra refah payı adı altında ilave bir destek sağlanması da bekleniyor.

ENAG: Enflasyon yüzde 137,5

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), verilerine göre, aylık enflasyonun yüzde 5,18; yıllık enflasyonun ise yüzde 137,55 olarak hesaplandı.

ENAG’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “ENAGrup Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) Aralık ayında %5.18 arttı. E-TÜFE’nin 2022 yılındaki artışı %137.55 olarak gerçekleşti. Son 6 aylık enflasyon oranı ise %38.57 oldu” denildi.

ENAG’ın aktardığı verilere göre, bir önceki ay Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aylık bazda yüzde 4,24, yıllık bazda ise yüzde 170 olarak açıklanmıştı. Yıllık enflasyon ekim ayında ise yüzde 185 seviyesinde gerçekleşmişti.

Paylaşın

ENAG Açıkladı: Enflasyon Yüzde 137,5

ENAG’a göre, aralık ayında aylık enflasyon yüzde 5,18, yıllık enflasyonu ise yüzde 137,55 oldu. ENAG, bir önceki ay aylık bazda enflasyonu yüzde 4,24, yıllık bazda ise yüzde 170 olarak açıklanmıştı. Yıllık enflasyon ekim ayında ise yüzde 185 seviyesinde gerçekleşmişti.

Haber Merkezi / Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), aralık ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı.

ENAG verilerine göre, aylık enflasyonun yüzde 5,18; yıllık enflasyonun ise yüzde 137,55 olarak hesaplandı.

ENAG’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “ENAGrup Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) Aralık ayında %5.18 arttı. E-TÜFE’nin 2022 yılındaki artışı %137.55 olarak gerçekleşti. Son 6 aylık enflasyon oranı ise %38.57 oldu” denildi.

ENAG’ın aktardığı verilere göre, bir önceki ay Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aylık bazda yüzde 4,24, yıllık bazda ise yüzde 170 olarak açıklanmıştı. Yıllık enflasyon ekim ayında ise yüzde 185 seviyesinde gerçekleşmişti.

Enflasyon yüzde 66.8 bekleniyordu

Reuters’ın yaptığı ankete göre enflasyonun yüzde 66,8 olarak gelmesi bekleniyordu. Bloomberg HT’nin haberine göre veriler enflasyon oranlarında baz etkisiyle düşüş olduğunu ortaya koydu.

Bloomberg HT Araştırma Birimi’nin yaptığı ankette yıllık enflasyon beklentisi yüzde 67, aylık enflasyon beklentisi ise yüzde 2,8 olarak kaydedilmişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 65,2 olmuştu.

TÜİK: Enflasyon yüzde 64,27

TÜİK’e göre, 2022 yıl sonu enflasyonu yüzde 64,27 oldu. Aralık ayında aylık enflasyon ise yüzde yüzde 1,18 olarak gerçekleşti. Bu rakam son 9 ayın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti.

Memur ve emeklinin alacağı zam belli oldu

TÜİK’in açıkladığı Aralık ayı enflasyon verileri ile birlikte memur maaşlarına ve emekli aylıklarına yapılacak enflasyon farkı zammı belli oldu.

SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına Ocak ayında yüzde 15,4 oranında enflasyon farkı verilecek.

Memur maaşları ve Emekli Sandığı’ndan emeklilerin aylıkları ise yüzde 16,5 oranında artacak.

Ocak ayından itibaren geçerli olmak üzere memur ve emeklilerin maaşlarına enflasyon farkı ve toplu sözleşmeden alacakları zammın yanı sıra refah payı adı altında ilave bir destek sağlanması da bekleniyor.

Paylaşın

Dış Ticarette Son 27 Yılın En Yüksek Açığı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da gerçekler, yaşanan derin ekonomik krizi gözler önüne seriyor. Türkiye’de dış ticaret açığı 2022 yılında 110 milyar doları aştı. Bu 1996 yılından bu yana görülen en yüksek dış ticaret açığı oldu. 

İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 yılında yüzde 70 oldu. 2022’de hem ihracat hem de ithalat son 27 yıldaki en yüksek seviyeye erişti.

Ticaret Bakanlığı 2022 yılı dış ticaret istatistiklerini açıkladı. 2022 yılında geçtiğimiz yıla göre, ihracat yüzde 12,9 oranında artışla 254,2 milyar dolara, ithalat ise yüzde 34,3 oranında artışla 364,4 milyar dolara erişti. Dış ticaret açığı ise 110,2 milyar dolar oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 1996’dan bu yana dış ticaret verilerini gösteriyor. Bundan dolayı haberdeki analizler son 27 yılı kapsıyor.

İhracat ve ithalatta rekor

2022 yılında hem ihracat hem de ithalatta rekor kırıldı. Genel Ticaret Sistemine (GTS) göre ihracat ilk kez 250 milyar doları aşarken ithalat ise ilk kez 300 milyar doları aştı.

Daha önce en yüksek seviye 2021 yılında görülmüştü. 2021’de ihracat 225 milyar dolar, ithalat ise 271 milyar dolar olmuştu.

GTS’ye göre 2013 yılından bu yana en yüksek ticaret açığı 2022’de ortaya çıktı.

2022’de dış ticaret açığı 110 milyar doları aştı. Açık 2013 yılında 99,3 milyar dolar olmuştu.

Özel Ticaret Sistemi ve Genel Ticaret Sistemi verileri

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 1996’dan bu yana dış ticaret verilerini gösteriyor. Türkiye son döneme kadar verileri Özel Ticaret Sistemine (ÖTS) göre açıklarken artık Genel Ticaret Sistemini (GTS) kullanıyor. ÖTS verileri 1996’dan; GTS ise 2013’ten itibaren mevcut. GTS ay başında Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanırken ÖTS ve diğer tüm detaylar TÜİK tarafından ay sonunda ilan ediliyor.

Bu haberde 2022 yılı verileri GTS’ye dayanıyor. ÖTS ile GTS arasında küçük farklar olabiliyor. Bu yöntem farkını dikkate alarak dış ticaret verilerini daha uzun dönemde incelemek de mümkün. Buna göre ihracat, ithalat ve dış ticaret açığı 1996’dan bu yana en yüksek seviyeye erişti.

ÖTS’ye göre dış ticaret açığı 2011 yılında 106 milyar dolar; 2013’te ise 100 milyar dolar olmuştu. 2022’de GTS’ye göre açık 110 milyar dolar ile rekor kırdı.

İhracatın ithalatı karşılama oranı kaç?

Dış ticaret istatistiklerinde en önemli verilerin başında ihracatın ithalatı karşılama oranı geliyor. Bu oran yüzde 100’den fazla olması ihracatın daha ithalattan daha fazla olduğunu gösteriyor. Ancak 1996’dan bu yana Türkiye’de en yüksek oran 2019’da yüzde 85 ile görüldü. Bu da son 27 yılda ithalatın her zaman daha yüksek olduğu ve her sene dış ticaret açığı verildiği anlamına geliyor.

İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021’de yüzde 82 idi; bu oran 2022’de yüzde 70’e geriledi. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002’de bu oran yüzde 70 olmuştu. AK Parti döneminde sadece 6 defa bu oranın üstüne çıkılırken diğer yıllar daha kötü istatistikler ortaya çıktı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

2023 Ekonomide ‘Belirsizlik Yılı’ Olacak; Uzmanlar: Yoksulluk Artacak

Prof. Dr. Öner Günçavdı, 2023 yılının ekonomide 2022’den devralınan sorunların etkisi altında geçeceğine işaret ediyor. Hükümetin mevcut ekonomi politikalarının seçim odaklı şekillendiğini vurgulayan Prof. Günçavdı, “Cumhuriyet’in 100. yılına da enflasyonu konuşarak gireceğiz. Seçim nedeniyle yapılan asgari ücret artışlarının etkisi mart ayından sonra azalmaya başlayacak. Vatandaşın satın alma gücü açısından 2023 parlak bir yıl olmayacak” diyor. 

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’na göre, Türkiye ekonomisindeki yavaşlamanın temel nedeni ihracat siparişlerindeki gerileme. Küresel ekonomide de resesyon ihtimalinin arttığına işaret eden Prof. Aslanoğlu, “Seçime doğru giderken, asgari ücret artışı ve kredi destekleri gibi Türkiye’de büyümeyi iç talebi destekleyecek adımlarla sağlamayı amaçlayan politikalar uygulanıyor. İlk 5-6 ayda büyüme yüzde 4’ün üzerine çıkarılabilir fakat bu talebi canlandırma adımları enflasyon için olumsuz bir tabloya neden olacak” değerlendirmesinde bulunuyor.

Geride bırakmaya hazırlandığımız 2022 yılı, sene başındaki umutların aksine küresel ve bölgesel çapta siyasi ve ekonomik krizlerin yaşandığı bir yıl oldu.

Dünya genelinde 2020-2021’e damga vuran pandemi sürecinden çıkış büyük oranda gerçekleşse de henüz yılın başında, 24 Şubat’ta patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı yalnızca bölgesel değil; küresel etkiler yarattı. Rusya ve Ukrayna’nın dünyanın en büyük buğday ve mısır üreticilerinden olmaları, ayrıca Rusya’nın Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa ülkelerinin bir numaralı doğal gaz tedarikçisi olması, enerji ve gıdada bir krize yol açtı. Pandemi sonrası baş gösteren yüksek enflasyon süreci böylelikle tetiklenirken ABD ve Avrupa Birliği (AB) ekonomilerinde yeni bir durgunluk sürecinin de işaret fişeği atılmış oldu.

Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştirdiği pazarlarda yaşanacak daralma veya zayıf büyüme performansı, Türkiye ekonomisine de doğrudan yansıyacak. 2022’de yüksek enflasyon sorunu ile sert bir yüzleşme yaşayan Türkiye’de enflasyon, 2023’te bir miktar geri çekilse de dünya ortalamalarına göre yüksek seyrini koruyacak. Seçim yılı olan 2023, siyasi belirsizliklere ve dolar kurunda yeni ataklara da gebe olacak. Seçim sonrasında yeni bir faiz artışı dalgası beklenirken, KKM (Kur Korumalı Mevduat) ve EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi gibi uygulamaların bütçe üzerine bindirdiği yük giderek artacak.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran‘a konuşan uzmanlara göre, 2023 yılı Türkiye ekonomisi açısından belirsizliğin ve dar gelirliler için yoksulluğun artacağı bir yıl olacak.

“2023 parlak bir yıl olmayacak”

İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı, 2023 yılının ekonomide 2022’den devralınan sorunların etkisi altında geçeceğine işaret ediyor. Hükümetin mevcut ekonomi politikalarının seçim odaklı şekillendiğini vurgulayan Prof. Günçavdı, “Cumhuriyet’in 100. yılına da enflasyonu konuşarak gireceğiz. Seçim nedeniyle yapılan asgari ücret artışlarının etkisi mart ayından sonra azalmaya başlayacak. Vatandaşın satın alma gücü açısından 2023 parlak bir yıl olmayacak” diyor.

Türkiye ekonomisi pandemiden çıkış yolu olarak nitelenebilecek 2021 yılında başarılı bir performans sergileyerek yüzde 11 büyümüştü.

Türkiye bu yüksek büyüme oranı ile G20 ülkeleri arasında ilk, OECD ülkeleri arasında üçüncü sırada yer aldı. İlk iki çeyrekte sırasıyla yüzde 7,5 ve yüzde 7,7 büyüme başarısını gösteren Türkiye ekonomisi, 2022 yılının üçüncü çeyreğinde ise iç tüketim ve ihracat hızının yavaşlaması ile yüzde 3,9 oranında büyüme kaydetti.

CEBR: Türkiye’ye 22. sıraya gerileyecek

Son çeyrekte büyüme performansındaki yavaşlamanın devam etmesi ve 2022’nin tamamında GSYH’nin yüzde 5 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. 2023 yılında ise küresel beklentiler ile paralel olarak Türkiye’nin büyüme performansında da düşüşün devam etmesi yüksek olasılık olarak öne çıkıyor. Bu noktada OECD, IMF ve Avrupa Komisyonu gibi kurumların Türkiye için 2023 büyüme beklentisi yüzde 3 ila 4 seviyeleri arasında gerçekleşiyor.

İngiltere merkezli danışmanlık şirketi Centre for Economics and Business Research (CEBR) tarafından hazırlanan rapora göre 2023’te bir dizi ekonominin daralması ve yüksek borçlanma maliyetleriyle tekrar 100 trilyon doların altına inecek. Raporun Türkiye ekonomisine ayrılan kısmında GSYH büyüklüğü bakımından 2022’de ilk 20’de yer alan ekonominin 2023’te 22. sıraya gerilemesi, ancak raporun kapsadığı 2027 yılı itibariyle tekrar dünyanın en büyük 17. ekonomisi olması ve 2037’de de bu sıralamasını koruyacağı öngörülüyor.

“Enflasyon sorunu devam edecek”

Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’na göre, Türkiye ekonomisindeki yavaşlamanın temel nedeni ihracat siparişlerindeki gerileme.

Küresel ekonomide de resesyon ihtimalinin arttığına işaret eden Prof. Aslanoğlu, “Seçime doğru giderken, asgari ücret artışı ve kredi destekleri gibi Türkiye’de büyümeyi iç talebi destekleyecek adımlarla sağlamayı amaçlayan politikalar uygulanıyor. İlk 5-6 ayda büyüme yüzde 4’ün üzerine çıkarılabilir fakat bu talebi canlandırma adımları enflasyon için olumsuz bir tabloya neden olacak” değerlendirmesinde bulunuyor.

“Seçim sonrasında yoksulluk artacak”

Baz etkisinin devreye girmesi ile beraber 2022 sonunda TÜFE’nin yüzde 60-70 seviyelerine çekilebileceği öngörülüyor. TCMB’nin 2023 projeksiyonuna göre ise yeni yılda enflasyondaki kademeli düşüş sürecek ve 2023 sonunda yüzde 20 seviyeleri görülecek.

Ancak uluslararası kurumlar enflasyon konusunda TCMB kadar iyimser değil. IMF ve OECD’nin Türkiye’nin 2023 enflasyonuna ilişkin beklentileri yüzde 35-50 bandında seyrediyor.

Enflasyondaki artış eğiliminin Türkiye’de yoksulluğu kalıcı hale getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Öner Günçavdı, “2023 kritik bir yıl olarak yoksulluğun artarak devam edeceği bir dönem olacak. Özellikle dar gelirliler aleyhine işleyen seçim ekonomisi, 2023 seçimlerinden sonra asıl sonuçlarını gösterecek ve ne yazık ki vatandaşların daha da fakirleşmesi gündeme gelecek” diye konuşuyor.

İhracattaki yavaşlama 2023’te de sürecek

2022’nin Ocak-Ekim döneminde genel ticaret sistemine göre ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15,4 artarak 209 milyar 394 milyon dolar oldu. Özellikle son aylarda ana ihracat pazarlarındaki talep daralması ve artan enerji-hammadde maliyetleri ihracat performansını olumsuz etkilemeye başladı.

Yılın tamamı için 250 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşılması muhtemel olsa da 2023’te küresel gelişmelerin etkisi ile ihracatta ciddi bir sıçrama yaşanması beklenmiyor. Yeni yılda içeride yüksek enflasyon ve siyasi belirsizlikler, dışarıda ise bölgesel çatışmalar, artan enerji fiyatları ve hammadde tedariğindeki sorunlar ihracat artışı önündeki başlıca engeller olarak öne çıkıyor.

Mevcut küresel şartlar düşünüldüğünde Türkiye’nin 2022’deki ihracat performansını 2023’te göstermesinin mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Öner Günçavdı, “Hem dış talebin yavaşlaması hem de hükümetin döviz kurunu seçim öncesinde düşük tutmaya çalışmadı ile düşen rekabet gücü ihracatı frenleyecek” diyor.

Cari açık önemli bir risk unsuru

2023 yılında Türkiye ekonomisindeki en kritik başlıklardan biri de cari açık olacak. Son açıklanan TCMB verilerine göre cari denge son olarak ekimde 359 milyon dolar açık verdi.

Cari dengede aylık olarak yılın en düşük seviyesi görülürken Ekim açığıyla birlikte cari denge 12 ay üst üste aylık açık vermiş oldu. Yıllık cari açık ise 43,5 milyar dolarla 2018’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Ocak-Ekim döneminde ise cari açık 38,2 milyar dolar oldu.

“Seçim sonrası politikalar belirleyici olacak”

2022 sonu için cari işlemler açığının yaklaşık 50 milyar dolar olması bekleniyor. Cari İşlemler Hesabı’nın GSYH’ye oranına bakıldığında ise 2021’deki yüzde 1,9’luk gerçekleşmenin 2022 sonu itibariyle yüzde 4,8’e çıkması öngörülüyor. OVP’deki 2023 hedefi yüzde 2,5 olarak kayıtlara geçerken IMF’nin öngörüsü ise 2023 için yüzde 3,9 olarak açıklandı.

Seçim sonrasına denk düşen 2023’ün ikinci yarısında ekonomideki gidişatın şu an için belirsiz olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, “Hem kurlardaki hem de enflasyondaki yukarı gidiş dinamiği, yaz aylarından itibaren devreye girmeye başlayabilir. Bu noktada seçim sonrasında nasıl bir para politikası ve nasıl bir ekonomi politikası uygulanacağı belirleyici olacak” diye konuşuyor.

Paylaşın

Açlık Sınırı 8 Bin 130, Asgari Ücret 8 bin 506 TL

Aralık ayında açlık sınırı kasım ayına göre 343 lira artarak 8 bin 130 liraya, yoksulluk sınırı da bin 119 lira artarak 26 bin 483 liraya yükseldi. Asgari ücret bir hafta önce hükümet ve işverenler tarafından 8 bin 506 lira olarak belirlenmişti.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Aralık ayına dair açlık ve yoksulluk sınırı verilerini paylaştı. Buna göre açlık sınırı Kasım ayına göre 343 TL artarak 8 bin 130 TL’ye, yoksulluk sınırı da bin 119 TL artarak 26 bin 483 TL’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ’in yıllık çizelgesine göre açlık sınırının, yılın başından beri her ay ortalama olarak 300-400 TL civarında arttığı görülüyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçiyi temsil eden TÜRK-İŞ 9 bin TL talebinde bulunmuş, ancak teklifleri kabul edilmediği için son toplantıya katılmamıştı. Hükümet ve işverenlerin imzasıyla 2023 asgari ücreti 8 bin 506 TL olarak belirlenmişti. TÜRK-İŞ’in açıkladığı Aralık rakamlarına göre yeni asgari ücret açlık sınırından sadece 376 TL fazla ve yoksulluk sınırı asgari ücretin yaklaşık 3 katına denk geliyor.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı açlık sınırı olarak tanımlanırken yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalar da hesaba katılıyor.

“Fiyat artışlarının önüne geçilmeli”

TÜRK-İŞ Aralık ayı verilerine göre aylık gıda harcamalarının tutarı yetişkin erkeklerde 2 bin 452, yetişkin kadınlarda bin 951, 15-19 yaş grubunda 2 bin 422 ve 4-6 yaş grubundaki çocuklarda bin 306 TL olarak hesaplandı.

TÜRK-İŞ’in açıklamasında, ücret gelirlerindeki artışın kısa vadede ferahlık sağladığı, önceliğin fiyat artışlarının önüne geçilmesi olduğu vurgulanarak “Vatandaş, geçen aya göre -yüzde 138 olan ve baz etkisi ile 39 puan azalan yıllık gıda enflasyonuna değil- cebinden çıkan ek harcamaya bakmaktadır” denildi.

“Çocuk sağlığı” vurgusu

Özellikle çocukların beslenmeleri konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çeken TÜRK-İŞ, “Türkiye’de çocuklarına beslenme koymaya maddi durumu yetmeyen aileler, okul kantinlerindeki yiyecekleri satın almakta zorlanan çocuklar, marketlerde bebek mamalarına konulan alarmlar ve çocuk ürünlerinde gerçekleşen polisiye vakalar bunun göstergeleri niteliğindedir” dedi.

Açıklamada, yetersiz beslenmenin bodurluk gibi yansımalarına dikkat çekilerek gelecek nesillerin fizyolojik ve bilişsel gelişimindeki sıkıntıların tüm ülkenin geleceğini olumsuz etkileyeceğine vurgu yapıldı.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Hizmet Üretici Enflasyonu Yüzde 98,82

Hizmet üretici enflasyonu, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 0,25, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 76,24, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 98,82 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 88,69 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2022’ye ilişkin Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı. Kasım ayında H-ÜFE bir önceki aya göre yüzde 0,25, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 76,24, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 98,82 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 88,69 artış gösterdi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 111,71, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 103,81, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 70,88, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 87,16, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 82,11, idari ve destek hizmetlerde yüzde 96,25 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 0,37 artış, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 1,67 artış, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 2,90 artış, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 3,39 azalış, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 1,09 azalış, idari ve destek hizmetlerde yüzde 1,05 azalış gerçekleşti.

H-ÜFE sektörlerinden telekomünikasyon hizmetleri yüzde 44,73, hukuk ve muhasebe hizmetleri yüzde 46,67, diğer mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 64,52 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu. Buna karşılık hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 133,74, programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 127,93, reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri yüzde 124,95 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

H-ÜFE sektörlerinden bilimsel araştırma ve geliştirme hizmetleri yüzde 8,60, konaklama hizmetleri yüzde 5,82, seyahat acentesi, tur operatörü, diğer rezervasyon hizmetleri ve ilgili hizmetler yüzde 5,55 ile endekslerin en fazla azalış gösterdiği alt sektörler oldu. Buna karşılık sinema filmi, video ve televizyon programı yapımcılık hizmetleri, ses kaydı ve müzik yayımlama yüzde 8,60, telekomünikasyon hizmetleri yüzde 4,13, yiyecek ve içecek sunum hizmetleri yüzde 3,64 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın