TÜİK Açıkladı: Tüketici Güveni Son 23 Ayın Zirvesinde

2023 ocak ayında 79,1 olan Tüketici Güven Endeksi, şubat ayında 82,5 olarak kayıtlara geçti. Böylece endeks, son 23 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. 6 Şubat 2023’ten önce derlenen veriler deprem öncesini yansıtıyor.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Güven Endeksi, Şubat 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliğiyle yürütülen “Tüketici Eğilim Anketi” sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, şubatta ocak ayına göre yüzde 4,3 arttı.

Geçen ay 79,1 olan endeks, bu ay 82,5 olarak kayıtlara geçti. Böylece endeks, son 23 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

TÜİK’ten yapılan açıklamada tüketici güvenine dair verilerin 6 Şubat 2023’ten önce derlendiği, dolayısıyla verilerin deprem öncesini yansıttığı ifade edildi.

Aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülüyor.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 50,98

Yurt dışı üretici enflasyonu ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 4,00, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 4,00, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,98 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 91,79 arttı.

Haber Merkezi / Sanayinin iki sektöründe yurt dışı üretici enflasyonu madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 45,09, imalatta yüzde 51,09 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Ocak 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, YD-ÜFE ocakta bir önceki aya göre yüzde 4,00, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 4,00, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,98 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 91,79 artış gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 45,09, imalatta yüzde 51,09 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 50,21, dayanıklı tüketim malında yüzde 51,88, dayanıksız tüketim malında yüzde 47,66, enerjide yüzde 80,77, sermaye malında yüzde 50,89 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 3,18, imalatta yüzde 4,01 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 3,27, dayanıklı tüketim malında yüzde 3,95, dayanıksız tüketim malında yüzde 3,41, enerjide yüzde 10,09, sermaye malında yüzde 4,18 artış olarak gerçekleşti.

YD-ÜFE sektörlerinden metal cevherleri yüzde 29,35, giyim eşyası yüzde 36,75, ana metaller yüzde 39,84 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 80,77, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 73,09, diğer metalik olmayan mineral ürünler yüzde 72,36 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık azalış gösteren tek alt sektör yüzde 1,80 ile ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) oldu. Buna karşılık temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları yüzde 10,36, kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 10,09, tütün ürünleri yüzde 8,12 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Emeklilikte Yaşa Takılanlar Düzenlemesi Mart Ayına Kaldı

SGK Uzmanı Özgür Erdursun, Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinin Mart ayında yasalaşacağını belirterek, emeklilik başlangıcının Nisan ayına, ilk maaşın ise Mayıs-Haziran’a kaldığı değerlendirmesinde bulundu.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi, Ocak ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gelmişti.

7 Şubat’ta Meclis’te yapılacak görüşmelerin ardından yürürlüğe girmesi beklenen EYT düzenlemesi, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem sonrasında Meclis’in ara vermesiyle ertelenmişti.

EYT düzenlemesinin 21 Şubat’ta başlayacak TBMM görüşmelerinde masaya yatırılması beklenirken, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, bugün ikinci kez Meclis çalışmalarına ara verildiğini duyurdu.

TBMM çalışmalarının 28 Şubat’ta başlayacağı belirtilirken, EYT düzenlemesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Uzmanı Özgür Erdursun’da sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulundu.

Erdursun, EYT düzenlemesinin Mart ayında yasalaşacağını belirterek, emeklilik başlangıcının Nisan ayına, ilk maaşın ise Mayıs-Haziran’a kaldığı değerlendirmesinde bulundu.

EYT düzenlemesi kimleri kapsıyor?

Emeklilikte Yaşa Takılanlar, sigortalı çalışırken 8 Eylül 1999’daki bir yasal değişiklikten sonra emekli olma koşulları büyük oranda değişen kişilere deniyor.

Sigorta başlangıç tarihi 9 Eylül 1999’dan önce olanları ve emekli olmak için gereken prim günü ve sigortalılık süresi şartını sağlamış olanlar, getirilen yaş zorunluluğu sebebiyle emekli olamadı.

Kanundaki değişiklik öncesinde kadınlarda 20 yıl, erkeklerde ise 5000 gün prim şartı ve 25 yıl sigortalılık süresi yeterliydi. Dolayısıyla 18 yaşında çalışmaya başlayan bir kadın 38, 18 yaşında çalışmaya başlayan bir erkek ise 43 yaşında emekli olabiliyordu.

1999 yılında yapılan değişiklikle birlikte kadınlarda emeklilik yaşı 58, erkeklerde 60 oldu. 2008 yılında ise ilk kez sigortalı olarak işe başlayacaklar için emeklilik yaşı 65’e yükseltildi.

Bu düzenlemenin bütçeye getireceği yük, yaş şartı, prim gün sayısı ve hizmet yılı şartları gibi etkenleri göz önünde bulundurarak ve hesaplayarak bir düzenlemenin yapılması gerekliliği uzun zamandır bu sorunun çözülememesinde büyük bir etken.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2018’de yaptığı açıklamalarda EYT yasasının kamuya yıllık maliyetinin 26 milyar TL olacağını söylemişti. EYT Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Şahin ise düzenlemenin bütçeye yükünün 8 milyar TL olacağını söylemişti.

Sorun neydi?

EYT’ler, 1999 yılında çıkarılan kanunun hukuka aykırı olarak geriye doğru işletildiğini ve neticesinde yüz binlerce emeklinin yıllarca süren ve mağdur sayısının katlanarak arttığı bir sistem yarattığını söylüyordu.

Bu zamana dek pek çok siyasinin kapısını çaldıklarını söyleyen EYT’ler son olarak bir federasyon kurmuş ve eylemlerini tek çatı altında yürütmüştü.

Siyasi partiler her defasında söz aldıklarını ancak her seçim döneminde “seçim malzemesi” haline getirildikleri savunan EYT’ler, bu yıl bu mağduriyetin “yaş sınırlaması getirilmeksizin” giderilmesini talep ediyordu.

Emeklilikle yaşa takılma sorunun “erken emeklilik” demek olmadığı belirten dernekler, “EYT erken emeklilik değil, gasp edilmiş emeklilik hakkının peşindedir” açıklamasını yapmıştı.

Paylaşın

Morgan Stanley’den Dikkat Çeken “Depremin Ekonomiye Etkileri” Raporu

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlere ilişkin dikkat çeken bir raporda Merkezi New York’ta bulunan yatırım bankası Morgan Stanley’den geldi.

Hande Küçük ve Alina Slyusarchuk tarafından hazırlanan raporda, yeniden inşa sürecinin finansmanının yönetilebilir göründüğünü; ancak para politikasında bir değişiklik olmadıkça enflasyon riskinin artacağı uyarısında bulunuldu.

Raporda, depremden en çok etkilenen bölgelerin Türkiye sanayisindeki payının yüzde 5 civarında olduğu kaydedilirken, üretim kaybıyla bağlantılı dolaylı maliyetin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 0,5’i kadar olacağı öngörüsü paylaşıldı.

Raporda, konut hasarına ilişkin maliyetin 24 milyar dolar civarında olduğu tahmin edildiğini; ancak bu rakamın ilave birtakım maliyetler hesaba katıldığında 38 milyar dolara kadar çıkabileceği belirtildi.

Morgan Stanley raporunda yeniden inşa sürecinin finansmanının ve makroekonomik etkisinin yönetilebilir göründüğünü; ancak yeniden yapılanma ve afet yardımı maliyetlerinin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 3,6’sı gibi ciddi bir mali yük getireceğini belirtti.

Cari açığın artması bekleniyor

Depremin ardından yeniden inşa sürecinin ithalat bileşeni sebebiyle mevcut cari açığın 9 milyar dolar artmasının beklendiği kaydedildi. Enflasyonist risklerin artmasını öngören Morgan Stanley uzmanları, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın politika faizini 23 Şubat’ta yapacağı Para Politikası Kurulu toplantısında yüzde 9’dan yüzde 8’e düşürmesini bekliyor.

Seçim tarihi

Raporda 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerin anayasaya göre en geç yapılabileceği tarihte yani 18 Haziran’da yapılmasının beklendiği belirtildi. Bazı muhalefet liderlerinin de yaşanan afet sonrası seçim tarihi olarak 18 Haziran’ı işaret ettiği kaydedildi.

Ana muhalefet ittifakının ortak adayını açıklayacağı tarihi de afet sonrası yardım çalışmalarına odaklanılması sebebiyle ertelediği, tarihin henüz belirlenmediği ifade edildi.

J.P.Morgan’dan depremlerin maliyeti tahmini: 25 milyar dolar

Öte yandan J.P.Morgan, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye ekonomisine doğrudan maliyetinin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 2,5’i, yani 25 milyar dolar olacağı tahmininde bulundu.

J.P.Morgan ekonomistlerinden Fatih Akçelik, bankanın müşterilerine gönderdiği notta, “Türkiye’deki deprem trajik ölçüde can kaybına yol açtı ve önemli ekonomik sonuçlar doğuracak” dedi.

J.P.Morgan ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) gelecek hafta yapılacak para politikası toplantısında faizleri 100 baz puan daha düşürerek yüzde 8’e indireceğini öngördü.

Akçelik, “Türkiye’deki siyasi liderlik depremden önce de faizlerin indirileceği sinyalleri vermişti” dedi.

J.P.Morgan uzmanı, “Başlangıçta 18 Haziran olarak planlanan seçimler öncesinde yeni faiz indirimleri yapılmasını ihtimal dışında bırakmıyoruz. Ancak, Türkiye’de parasal aktarım mekanizması sekteye uğradığından politika faizinin artık geçmişe kıyasla daha az önem taşıdığına inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

AFAD’ın verdiği bilgilere göre, Kahramanmaraş merkezli depremlerde toplam 36 bin 187 kişinin yaşamını yitirdi. Depremlerde 108 bin 68 kişi yaralanırken, depremden etkilenen bölgelerden 216 bin 347 afetzede tahliye edildi.

EBRD, Türkiye 2023 büyüme tahminini düşürdü

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sını (GSYH) yüzde 1 kadar aşağı çekebileceğini belirtti.

EBRD, Türkiye için 2023 büyüme tahminini, seçimlerin yarattığı belirsizlik ve artan dış finansman gereklilikleri sebebiyle yüzde 3,5’ten yüzde 3’e çektiğini duyurdu.

Paylaşın

Bitcoin 23 Bin 700 Doların Altında; Shiba Inu, BNB Yüzde 4’ün Üzerinde Değer Kaybetti

Kripto para piyasalarında dalgalı seyir devam ediyor. En büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 4,1 düşüşle 23.695 dolara geriledi. Ayrıca Shiba Inu, BNB yüzde 4’ün üzerinde değer kaybetti.

Haber Merkezi / En büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 1.650 dolar seviyesinin biraz üzerinde işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 6,82 artışla yaklaşık 38,98 milyar dolar oldu.

Küresel kripto para piyasanın değeri ise, son 24 saatte yüzde 3,13 düşerek 1,08 trilyon doların altına geriledi.

Tüm stabilcoinlerin hacmi 74,32 milyar dolar, bu da toplam kripto piyasasının son 24 saatlik hacminin yüzde 92,22’si.

Bitcoin $ 23.665 dolar, değer kaybı yüzde 4,1

Ethereum $1,656 dolar, değer kaybı yüzde 2,1

Tether 1 dolar, değer kaybı yüzde 0,01

BNB 307,67 dolar, değer kaybı yüzde 4,83

XRP 0,388 dolar, değer kaybı yüzde 3,17

Dogecoin 0,08629 dolar, değer kaybı yüzde 3,89

Cardano 0,3943 dolar, değer kaybı yüzde 3,70

Polygon 1,41 dolar, değer kaybı yüzde 3,03

Polkadot 6,72 dolar, değer kaybı yüzde 1,0,11

Litecoin 99,67 dolar, değer kaybı yüzde 2,11

Shiba Inu 0,00001305 dolar, değer kaybı yüzde 5,57

Solana 22,64 dolar, değer kazancı yüzde 5,06

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borçta Yeni Rekor: 190,2 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) verilerine göre, 2022 aralık ayı sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stoku, 190,2 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi /Söz konusu borç stokunun içinde kamu sektörünün yüzde 21,2, Merkez Bankası’nın yüzde 17,2,  özel sektörün ise yüzde 61,6 oranında paya sahip.

2022 aralık sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonunun yüzde 45,2’si dolar, yüzde 26’sı euro, yüzde 9,7’si TL ve yüzde 19,1’i diğer döviz cinslerinden gerçekleştiği gözlendi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Aralık 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Aralık sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku 2021 yıl sonuna göre yüzde 22,1 artışlar 145,6 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 22,3 artışla 60,1 milyar dolar olurken diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku ise yüzde 19,7 artarak 52,6 milyar dolar oldu.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2021 yıl sonuna göre yüzde 2,6 oranında artarak 10,8 milyar ABD doları seviyesinde yükseldi.

Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin Döviz tevdiat hesabı yüzde 32,5 oranında artarak 20,3 milyar ABD doları, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 20,6 oranında artışla 16,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Öte yandan yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 30,1 oranında artışla 12,3 milyar ABD doları oldu.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları ise, 2021 yıl sonuna göre yüzde 20,7 oranında artarak 46,9 milyar ABD doları seviyesine ulaştı.

2022 Aralık sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonunun yüzde 45,2’si dolar, yüzde 26’sı euro, yüzde 9,7’si TL ve yüzde 19,1’i diğer döviz cinslerinden gerçekleştiği gözlendi.

2022 Aralık sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 190,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Böylelikle kısa vadeye göre dış borç stoku rekor serisini üçüncü aya taşımış oldu.

Söz konusu stokun 15,5 milyar dolarlık kısmı Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştuğu belirtildi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 35,76

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2023 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 35,76 olurken, bankanın 2024 yılı için enflasyon beklentisi yüzde 17,18’den 18,11’e yükseldi.

Haber Merkezi /Merkez Bankası’nın 2023 yıl sonu dolar kuru beklentisi 22,84 lira olurken, 2024 yıl sonu döviz kuru beklentisi ise 23,44 liradan 23,10 liraya geriledi.

Merkez Bankası’nın yıl sonu büyüme beklentisi yüzde 4,1’den 3,6’ya inerken, gelecek yıl büyüme beklentisi yüzde 4,3’ten 4,5’e çıktı.

Bankanın yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, 30,6 milyar dolara geriledi. Gelecek yıl için cari işlemler açığı beklentisi ise 21,6 milyar dolar oldu.

Merkez Bankası’nın politika faizine ilişkin cari ay sonu ve 3 ay sonrasına yönelik beklentiler yüzde 9 olarak belirlendi. 12 ay sonrası için politika faizi beklentisi ise yüzde 13,94 düzeyinde oluştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2023 yılı Şubat ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarını açıkladı: TCMB’den yapılan açıklama şöyle:

“Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 32,46 iken, bu anket döneminde yüzde 35,76 olmuştur. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 30,44 iken, bu anket döneminde yüzde 30,75 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 17,18 ve yüzde 18,11 olarak gerçekleşmiştir.

2023 yılı Şubat ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 15,63 olasılıkla yüzde 25,00 – 29,99 aralığında, yüzde 25,31 olasılıkla yüzde 30,00 – 34,99 aralığında, yüzde 35,26 olasılıkla ise yüzde 35,00 – 39,99 aralığında artış göstereceği öngörülmektedir.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 15,63’ünün beklentilerinin yüzde 25,00 – 29,99 aralığında, yüzde 25,00’inin beklentilerinin yüzde 30,00 – 34,99 aralığında, yüzde 31,25’inin beklentilerinin yüzde 35,00 – 39,99 aralığında olduğu gözlenmektedir.

2023 yılı Şubat ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 10,67 olasılıkla yüzde 9,00 – 14,99 aralığında, yüzde 55,26 olasılıkla yüzde 15,00 – 20,99 aralığında, yüzde 18,27 olasılıkla ise yüzde 21,00 – 26,99 aralığında artış göstereceği öngörülmektedir.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre, 24 ay sonrası TÜFE enflasyonu beklentileri değerlendirildiğinde, katılımcıların yüzde 14,81‘inin beklentilerinin yüzde 9,00 – 14,99 aralığında, yüzde 48,15‘inin beklentilerinin yüzde 15,00 – 20,99 aralığında, yüzde 25,93’ünün beklentilerinin yüzde 21,00 – 26,99 aralığında olduğu gözlenmektedir.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 9,08 iken, bu anket döneminde yüzde 9,00 olmuştur. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 9,00 olarak gerçekleşmiştir.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 23,12 TL iken, bu anket döneminde 22,84 TL olmuştur. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 23,43 TL iken, bu anket döneminde 23,10 TL olarak gerçekleşmiştir.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde 4,1 iken, bu anket döneminde yüzde 3,6 olarak gerçekleşmiştir. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde 4,3 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5 olarak gerçekleşmiştir.”

Paylaşın

Uzmanlar Yorumladı: Depremlerin Ekonomiye Etkisi Sınırlı Olabilir

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ekonomideki yansımaları gündemin öne çıkan konuları arasında. Uzmanlar, depremlerin ekonomiye etkisinin sınırlı olabileceğini belirtiyor.

Türk Girişim ve İş Dünyası Federasyonu’ndan (TÜRKONFED), depremlerinin ekonomiye olası etkisine ilişkin ilk kapsamlı değerlendirmeleri yapmıştı. TÜRKONFED raporunda, yıkımın Türkiye’ye maliyetinin 84 milyar doları bulabileceği tespitine yer vermişti.

Londra merkezli haber ajansı Reuters’ın görüş aldığı 3 ekonomist ise maliyetin 50 milyar doları bulabileceği görüşünde.

Ekonomik kayba ilişkin değerlendirmelerde rakamlar değişse de uzmanlar bir noktada birleşiyor. O da afetin ardından toparlanma çalışmalarında maliyetin büyük bir kısmını konut ve altyapı inşasının oluşturacağı.

TÜRKONFED’in ön raporuna göre depremin maliyetinin dökümü şu şekilde:

Konut zararı: 70 milyar dolar

Ulusal gelir kaybı: 10,4 milyar dolar

İş günü kaybı: 2,9 milyar dolar

6 Şubat depremlerinden önce Türkiye’nin Orta Vadeli Program kapsamında 2023 yılı için öngördüğü büyüme yüzde 5,5’ti. Ekonomi uzmanları depremin ardından Türkiye’nin bu yıl yaklaşık yüzde 2’ye varan oranda daha az büyüyeceği görüşünde.

Marmara depreminin ekonomik etkisiyle karşılaştırma

17 Ağustos 1999 Marmara depreminde can kaybı resmi verilere göre 18 bin 373’tü. Depremin yol açtığı maddi hasarsa TÜSİAD ve Dünya Bankası’na göre 17 milyar dolardı.

Depremden sonraki yıllarda uluslararası ekonomi çevrelerinin hazırladığı raporlardaysa daha geniş etki göz önüne alındığında maddi kayıp çok daha yüksekti.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) 1999 İzmit ve Bolu depremlerinin ekonomik etkisine ilişkin 2000 yılında hazırladığı ara rapora göre, bu iki şehir ve deprem bölgeleriyle ekonomik bağlantısı olduğu için etkilenen diğer şehirler, Türkiye’nin o dönem Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 35’ini oluşturuyordu.

VOA Türkçe’den Begüm Dönmez Ersöz’ün sorularını yanıtlayan Türkiye analisti Timothy Ash, 1999 depremlerinden etkilenen bölgenin otomobil, petrokimya, imalat gibi pek çok alanda ülkenin sanayi merkezi olduğuna dikkat çekti.

Ash 1998’de yani Marmara depreminden bir yıl önce yüzde 3 büyüyen Türkiye ekonomisinin, ülkenin imalat ve ekonomi merkezini vuran depremin ardından yüzde 3,3 oranında daraldığını hatırlattı.

24 yıl sonra meydana gelen 6 Şubat 2023 depremlerinin etkilediği 10 ilde 13,4 milyon kişi yaşıyor. Daha çok tarım ürünleri bakımından öne çıkan bu bölge Türkiye nüfusunun ve ülkenin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 10’una denk düşüyor.

IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu bu yıl Türkiye için yüzde 3’lük bir büyüme öngörmüştü.

Timothy Ash son depremin Türkiye ekonomisine etkisinin orta derecede olacağı; ancak bu yıl büyümenin öngörülenden daha düşük olacağı görüşünde.

Dış finansman gereklilikleri

İki depremin yol açtığı tahribatın ortaya çıkmasının ardından ABD 85 milyon dolar; Dünya Bankası da ilk aşamada yaklaşık 1,8 milyar dolarlık yardım açıklamıştı. Açıklanan bu yardımlar afetten etkilenen Suriye’yi de kapsıyor.

Timothy Ash, yardımların ilk aşamada acil gereksinimlerin karşılanmasına katkı sağlayabileceğini; ancak yeniden yapılanma sürecinde on milyarlarca doları bulması beklenen konut inşası gibi çalışmaların maliyeti sebebiyle, Türkiye’nin kredi formatında bir miktar dış finansmana ihtiyaç duyabileceğini belirtti.

Türkiye’nin nispeten güçlü bir bilançosu, düşük bir kamu borcu ve nispeten düşük cari açığı olduğunu kaydeden Ash, “İlk ayları atlattıktan sonra orta vadede büyümede bir artış olabilir. Genelde büyüme hızlandığında ithalat talebi ticareti arttırır ve cari açık genişler. Bu durumda döviz talebi artar. O nedenle Türkiye’nin dış finansman gereksinimlerini orta ve uzun vadede karşılaması için daha fazla dış finansman desteğine ihtiyaç duyabilir” diye konuştu.

Avrupa Yeniden İnşa ve Kalkınma Bankası: “Siyasi belirsizlik ekonomik kırılganlığa yol açıyor”

Avrupa Yeniden İnşa ve Kalkınma Bankası (EBRD) de bugün yayınladığı raporunda depremin olası etkilerinin sonucu olarak Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nda yüzde 1’lik bir kayıp olabileceğini belirtti.

Bankaya göre yeniden inşa çalışmalarının büyümeye yapacağı katkı hesap edildiğinde bu “makul bir öngörü.”

EBRD’nin baş ekonomisti Reuters’a yaptığı açıklamada, “Deprem daha çok tarım arazilerini ve imalatın nispeten daha az olduğu yerleri etkiledi. O nedenle etkinin diğer sektörlere sıçrama olasılığı sınırlı” dedi.

Avrupa Yeniden İnşa ve Kalkınma Bankası (EBRD) bugünkü raporunda, gittikçe artan dış finansman gereklilikleri ve seçimlerle ilgili siyasi belirsizliğin ciddi ekonomik kırılganlıklara yol açtığı tespitine yer verdi.

“Yabancı yatırımcı seçimi bekliyor”

Uzmanlar Türkiye ekonomisinde 6 Şubat depremlerinden önce de sorunların olduğuna ve özellikle para politikası ve makroekonomik politika konusunda yabancı yatırımcıda bir güvensizlik olduğuna dikkat çekiyor.

Bu nedenle uzmanlara göre ekonominin seyrinde asıl önemli olan gelişme 14 Mayıs’ta yapılması planlanan ancak depremin ardından daha şimdiden tartışma konusu olan seçimler, sonuçları ve ekonomik politikaya bu sonuçların yansıması.

Yabancı yatırımcının ister mevcut yönetimle ister seçim sonrası gelebilecek başka bir yönetimle, güvenilir bir para politikası istediğini belirten Timothy Ash, “Politika faizi şu an yüzde 10’un altında ve enflasyon yüzde 60. Reel faiz oranı eksi yüzde 50 iken hiçbir yatırımcı Türkiye’de yatırım yapmaz” görüşünü dile getiriyor.

“Deprem sonrası toparlanma süreci belirleyici faktör olacak”

İngiliz analiste göre seçimlerin sonucu büyük ölçüde 6 Şubat depremlerinin ardından toparlanma sürecinde gösterilecek performansa bağlı.

Türkiye’de muhalefet bloğu cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini kazanması halinde ekonomide daha akılcı ve geleneksel politikaya dönüş vaadinde bulunuyor.

Depremin seçime giden süreçte belirleyici bir faktör olacağını vurgulayan Timothy Ash, “(Cumhurbaşkanı) Erdoğan yardım ve yeniden inşa konusunda iyi bir performans sergilerse seçimde daha iyi bir sonuç alabilir. Gösteremezse seçimi kaybetme olasılığı yüksek. Seçim sonuçlarına bağlı olarak gerçekleşebilecek politika değişiklikleri yatırımcı için çok önemli” diyor.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Genç Nüfusta İşsizlik Oranı Yüzde 19,2

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,5 puanlık artış ile yüzde 19,2 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 15,8, kadınlarda ise yüzde 25,5 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı ise 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 148 bin kişi artarak 3 milyon 583 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 10,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,5, kadınlarda yüzde 13,6 olarak tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Dördüncü Çeyrek Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 148 bin kişi artarak 3 milyon 583 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 10,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,5, kadınlarda yüzde 13,6 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 565 bin kişi artarak 31 milyon 460 bin kişi, istihdam oranı ise 0,7 puanlık artış ile yüzde 48,4 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,8 iken kadınlarda yüzde 31,3 olarak gerçekleşti.

İşgücü 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 714 bin kişi artarak 35 milyon 43 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,9 puanlık artış ile yüzde 53,9 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,9, kadınlarda ise yüzde 36,2 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 19,2

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 0,5 puanlık artış ile yüzde 19,2 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 15,8, kadınlarda ise yüzde 25,5 olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre tarım sektöründe 62 bin kişi, sanayi sektöründe 90 bin kişi, inşaat sektöründe 57 bin kişi, hizmet sektöründe 356 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 15,7’si tarım, yüzde 21,4’ü sanayi, yüzde 6,1’i inşaat, yüzde 56,8’i ise hizmet sektöründe yer aldı.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,7 saat artarak 44,3 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,1 puanlık azalış ile yüzde 20,8 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 14,5 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,9 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

J.P.Morgan’dan Depremlerin Maliyeti Tahmini: 25 Milyar Dolar

ABD merkezli yatırım bankası ve finansal hizmetleri şirketi J.P.Morgan, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin Türkiye ekonomisine maliyetinin 25 milyar dolar olacağı tahmininde bulundu.

J.P.Morgan, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faizleri indirmesini de bekliyor.

J.P.Morgan, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye ekonomisine doğrudan maliyetinin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 2,5’i, yani 25 milyar dolar olacağı tahmininde bulundu.

J.P.Morgan ekonomistlerinden Fatih Akçelik, bankanın müşterilerine gönderdiği notta, “Türkiye’deki deprem trajik ölçüde can kaybına yol açtı ve önemli ekonomik sonuçlar doğuracak” dedi.

J.P.Morgan ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) gelecek hafta yapılacak para politikası toplantısında faizleri 100 baz puan daha düşürerek yüzde 8’e indireceğini öngördü.

Akçelik, “Türkiye’deki siyasi liderlik depremden önce de faizlerin indirileceği sinyalleri vermişti” dedi.

J.P.Morgan uzmanı, “Başlangıçta 18 Haziran olarak planlanan seçimler öncesinde yeni faiz indirimleri yapılmasını ihtimal dışında bırakmıyoruz. Ancak, Türkiye’de parasal aktarım mekanizması sekteye uğradığından politika faizinin artık geçmişe kıyasla daha az önem taşıdığına inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

AFAD’ın verdiği bilgilere göre, Kahramanmaraş merkezli depremlerde toplam 36 bin 187 kişinin yaşamını yitirdi. Depremlerde 108 bin 68 kişi yaralanırken, depremden etkilenen bölgelerden 216 bin 347 afetzede tahliye edildi.

EBRD, Türkiye 2023 büyüme tahminini düşürdü

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sını (GSYH) yüzde 1 kadar aşağı çekebileceğini belirtti.

EBRD, Türkiye için 2023 büyüme tahminini, seçimlerin yarattığı belirsizlik ve artan dış finansman gereklilikleri sebebiyle yüzde 3,5’ten yüzde 3’e çektiğini duyurdu.

Paylaşın