Ocak Ayında Kapanan Şirket Sayısı Yüzde 52,6 Arttı

Ocak ayında kurulan şirket sayısı aralık 2022’ye kıyasla yüzde 5,3 azalarak 15 bin 34’ten 14 bin 240’a düştü. Kapanan şirket sayısı da yüzde 65,7 gerileyerek bin 566 oldu. Aralık 2022’de kapanan şirket sayısı 4 bin 569 olarak kaydedilmişti.

Haber Merkezi / Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısında yüzde 24,9, kapanan şirket sayısında yüzde 52,6 artış oldu.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), ocak ayına ilişkin kurulan ve kapanan şirket istatistiklerini bugün açıkladı.

Buna göre, kurulan şirket sayısı bu yılın ocak ayında 2022 yılı aralık ayına göre yüzde 5,3 azalarak 14 bin 240’a, kurulan kooperatif sayısı yüzde 3,5 azalarak 222’ye, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 29,7 oranında azalarak 2 bin 443’e geriledi. Bir önceki aya göre, kapanan şirket sayısı yüzde 65,7 azalarak bin 566, kapanan kooperatif sayısı yüzde 75,2 azalarak 80, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 14,5 oranında azalarak 2 bin 719 oldu.

2023 yılı ocak ayında, 2022 yılı ocak ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 24,9, kurulan kooperatif sayısı yüzde 76,2, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 8,4 oranında arttı.

2023 yılı ocak ayında kapanan şirket sayısında 2022 yılının aynı ayına göre yüzde 52,6, kapanan kooperatif sayısında yüzde 29, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 11 artış oldu.

Ocak ayında kurulan toplam 14 bin 462 şirket ve kooperatifin yüzde 86,8’i limitet şirket, yüzde 11,6’sı anonim şirket, yüzde 1,5’i de kooperatif oldu. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 37,9’u İstanbul, yüzde 9,7’si Ankara, yüzde 6,2’si İzmir’de kuruldu. Bu ay tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşti.

Bu dönemde kurulan toplam 12 bin 252 limitet şirket toplam sermayenin yüzde 79,1’ini, bin 684 anonim şirket ise toplam sermayenin yüzde 20,9’unu oluşturdu. Ocak ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, aralık ayına göre yüzde 19,5 oranında azaldı.

Ocak 2023’te şirket ve kooperatiflerin 4 bin 835’i ticaret, 2 bin 227’si imalat ve bin 890’ı inşaat sektöründe kuruldu. Ocak 2023’te kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin 990’ı toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 602’si inşaat, 252’si imalat sektöründe hizmet veriyor.

Ocak ayında kapanan şirket ve kooperatiflerin 534’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 236’sı inşaat, 235’i imalat sektöründedir. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin bin 213’ü toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 462’si inşaat, 326’sı imalat sektöründedir.

Ocak 2023’te kurulan 222 kooperatifin 143’ü konut yapı kooperatifi, 36’sı işletme kooperatifi, 18’i tarımsal kalkınma kooperatifi olarak kuruldu.

Ocak 2023’te kurulan bin 420 yabancı ortak sermayeli şirketin 824’ü Türkiye, 106’sı Rusya Federasyonu, 80’i İran ortaklı olarak kuruldu. Kurulan bin 420 yabancı ortak sermayeli şirketin 122’si anonim, bin 298’i limitet şirketi.

Ocak ayında kurulan şirketlerin 201’i belirli bir mala tahsis edilmemiş mağazalardaki toptan ticaret, 64’ü gayrimenkul acenteleri ve 63’ü ikamet amaçlı olan veya ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı faaliyetleri sektöründe kuruldu.”

Paylaşın

“Ekonomi Ve Döviz Kuru Üzerinde Stres Artıyor”

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın faizleri yüzde 8,5’a çekmesini değerlendiren Prof. Dr. Hurşit Güneş, Bankanın uzun zamandır Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “faiz sebeptir enflasyon sonuç” teorisi çerçevesinde hareket ettiğini, ancak gelinen aşamada zaten ekonomistlerin katılmadığı bu teorinin yaşanarak yanlışlandığını belirtti.

Hurşit Güneş, açıklamasının devamında, “Merkez Bankası 50 değil 150 baz faiz indirse de bir anlamı olmaz artık. Çünkü gerçeklikten kopuk bir tutum var. Bir buçuk yıldır faiz indiriyoruz. Hedef neydi? Üretim ve ihracat artışı. Bununla cari fazla verecektik. Geldiğimiz noktada cari işlemler açığı olumsuz gidiyor, dış ticaret açığı tarihi zirvelerde dolaşıyor. Dahası dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip ülkelerinden birisine dönüştük” dedi ve ekledi:

“Bu enflasyonun nedeni de dış kaynaklı değil, siyasi belirsizlik, aşırı maliyet artışları ve bunun getirdiği fiyat belirsizlikleri enflasyonu körüklüyor. Sanayi üretim düşmeye başladı, yatırımlar azaldı. İhracattaki artış yavaşladı, ithalattaki artış hızlandı. Kuru baskıyla ancak tutabiliyorlar, bu da ihracatçıyı olumsuz etkiliyor. Nasıl depremde fay hattı üzerindeki stresler artıyorsa ekonomide de döviz kuru üzerinde stres artıyor. Arka kapıdan döviz müdahaleleri ile bu stresi durdurmaya çalışıyorlar ama o fay kırıldığında döviz kurunda hızlı bir hareket olacak. Türkiye ekonomisi giderek yığılan büyüyen bir kırılganlığa savruluyor.”

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) geçtiğimiz ay yapılan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonrasında yayınladığı metinde, “Kurul parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve fonlama kanalları başta olmak üzere tüm politika araç setini liralaşma hedefleriyle uyumlu hale getirecektir” ifadelerini kullanması, dün yapılan Şubat ayı toplantısı öncesi piyasada 100 baz puan indirim beklentisi yaratmış olsa da, indirim 50 baz puanda tutuldu.

18 Mart 2021’de politika faizini yüzde 17’den yüzde 19’a yükselttikten iki gün sonra görevden alınan Naci Ağbal’ın yerine göreve getirilen Şekip Kavcıoğlu’nun başkanlığındaki Merkez Bankası, Eylül 2021’den bu yana sekizinci indiriminde politika faizini yüzde 8,5’e düşürmüş oldu.

İndirim sonrası döviz kurunda hızlı bir hareket olmadı. Zaten 2022 yılının Ağustos ayında başlayan ikinci “politika faizi indirim rallisi”nde hiçbir zaman kurda ani bir atak görülmedi. Uzmanlar bunu “Kur Korumalı Mevduat Faizi” enstrümanının hala kullanımda olmasına ve “arka kapıdan döviz satışı mekanizması”nın hala aktif olmasına bağlıyor.

“Son iki haftada TCMB rezervlerinde 7 milyar dolar azalma var”

Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi Hayri Kozanoğlu, Türkiye’de faiz ile enflasyon arasındaki ilişkinin bozulduğu 2021 sonbaharından bu yana politika faizinin gösterge olmaktan çıktığını söylüyor. Profesör Kozanoğlu’nun sözünü ettiği Eylül 2021’de politika faizi yüzde 19’dan yüzde 18’e indirilirken TÜİK’in açıkladığı enflasyon yüzde 19,25’ten yüzde 19,58’e yükselmişti. Sonrasında Kasım 2022’ye gelindiğinde enflasyon TÜİK verilerine göre, yüzde 84,39’a yükselmişken politika faizi yüzde 9’a indirilmiş ve iki veri arasındaki fark neredeyse 75 puana yükselmişti.

VOA Türkçe’den Hilmi Hacaloğlu’nun konuştuğu Profesör Kozanoğlu, “Geçtiğimiz ay enflasyon yüzde 57,68 açıklandı. Ve beklentinin aksine yükseliş eğilimi olduğu da görülüyordu. Buna rağmen yine faiz indirildi. Cumhurbaşkanının bu konudaki fikri belli. Deprem sürecinde çok yoğun bir istişare olanağı olmadığından 50 baz puan indirim geldi belki de. Son iki haftada TCMB rezervlerinde 7 milyar dolar civarında bir azalma vardı. Belki de daha büyük düşüşe gibi ekonomik aktörleri seçim sürecindeyken daha fazla tedirgin etmek istemediler. PPK metninde Türkiye’deki enflasyonun yurtdışı kaynaklı olduğu da ileri sürülüyor. Halbuki Türkiye’nin kullandığı girdilerin enerji ve gıdanın dünya fiyatları düştü. Dünyadan Türkiye’ye bir enflasyon basıncı yok, böyle bir şey oluşmuyor. Türkiye’deki enflasyon kendisini besleyen bir enflasyon” dedi.

Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi enflasyonun yüzde 58 olduğu bir ortamda politika faizinin 8,5 olmasının bankaların yüksek kar yazmasını sağladığını, bu sayede hükümetin bankalara “tarım sektörüne düşük faizli kredi verin” ya da “devlet iç borçlanma senetleri alın” dediğinde bir itiraz yükselmediğini dile getirirken, aynı zamanda bu karlılığın kredi kartından nakit çekimlerinde ya da ihtiyaç kredilerinde düşük faiz uygulanmasını telafi ettiğinin de altını çiziyor.

“Nasıl depremde fay hattı üzerindeki stresler artıyorsa ekonomide de döviz kuru üzerinde stres artıyor”

Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden Hurşit Güneş de Merkez Bankası’nın uzun zamandır Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “faiz sebeptir enflasyon sonuç” teorisi çerçevesinde hareket ettiğini, ancak gelinen aşamada zaten ekonomistlerin katılmadığı bu teorinin yaşanarak yanlışlandığını belirtti. Profesör Güneş, şöyle konuştu:

“Merkez Bankası 50 değil 150 baz faiz indirse de bir anlamı olmaz artık. Çünkü gerçeklikten kopuk bir tutum var. Bir buçuk yıldır faiz indiriyoruz. Hedef neydi? Üretim ve ihracat artışı. Bununla cari fazla verecektik. Geldiğimiz noktada cari işlemler açığı olumsuz gidiyor, dış ticaret açığı tarihi zirvelerde dolaşıyor. Dahası dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip ülkelerinden birisine dönüştük.

Bu enflasyonun nedeni de dış kaynaklı değil, siyasi belirsizlik, aşırı maliyet artışları ve bunun getirdiği fiyat belirsizlikleri enflasyonu körüklüyor. Sanayi üretim düşmeye başladı, yatırımlar azaldı. İhracattaki artış yavaşladı, ithalattaki artış hızlandı. Kuru baskıyla ancak tutabiliyorlar, bu da ihracatçıyı olumsuz etkiliyor. Nasıl depremde fay hattı üzerindeki stresler artıyorsa ekonomide de döviz kuru üzerinde stres artıyor. Arka kapıdan döviz müdahaleleri ile bu stresi durdurmaya çalışıyorlar ama o fay kırıldığında döviz kurunda hızlı bir hareket olacak. Türkiye ekonomisi giderek yığılan büyüyen bir kırılganlığa savruluyor.”

“Deprem kamu maliyesini sarsacak”

Her iki ekonomi profesörü de Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen depremin Türkiye ekonomisini ciddi sonuçları olacağına dikkat çekiyor.

Hurşit Güneş, “Aslında hükümetin planı şuydu, faiz indirimleriyle ekonomiyi hareketlendirmek ve mevcut sorunları halının altına süpürerek ötelemekti. Ancak deprem bu imkanı da ortadan kaldırdı. Televizyonlarda yayınlanan yardım kampanyasında yardımların yüzde 90’ı kamu kurumlarından geldi. Bunlar Hazine’ye aktaracakları kaynağı deprem yardımı olarak verdi. Diğer yüzde 10’da büyük ölçüde vergiden mahsup edecekler bu yardımları. Tüm bunlar birleştiğinde kamu maliyesini ciddi bir şekilde sarsacak. Zaten para politikası yok hükmünde. Buradan çok ciddi bir enflasyonist makro ekonomik denge çıkar. Bu hemen bir iki ay içinde enflasyona yansımayabilir ama mutlaka güçlü olarak orta vadede yansıyacaktır. Kurda hızlanma olduğu zaman kendisini iyiden iyiye gösterecekti” ifadelerini kullandı.

“Depremin ciddi maliyeti olacak, iktidar 14 Mayıs’ta seçim kararını değiştirmeyecek gibi”

Profesör Kozanoğlu da depremin enflasyonist baskıyı daha arttıracağı görüşüne katılırken, bu ortamda iktidarın bir an evvel seçime gitmeyi tercih edeceğini düşünüyor.

Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi, “Hatırlayın deprem öncesi seçim tarihi hemen hemen netleşmişti. 14 Mayıs’a çekme arzusu aslında kontrol altında tutmakta ne denli zorlandıklarının ispatı gibiydi. Depremin çok ciddi bir maliyeti olacak. Bu da ister istemez bütçeye yeni ve büyük bir yük getirecek. Yeniden imar ihtiyacı ithalatı körükleyecek, deprem bölgesindeki şehirlerde üretim ve ihracat azalacak. Döviz üzerindeki baskı daha da artacak. Enflasyonu mayıs ayında yüzde 40’a ya da altına çekmeyi istiyorlardı ocak ayı enflasyon oranına ve eğilimine baktığımızda belli ki o olmayacak. Ama yine de seçim sürecinde idare edebilecekleri bir oranda olacak. Bunları alt alta koyarsak iktidar bir an evvel seçime gitme yani 14 Mayıs’ta seçim kararını değiştirmeyecek gibi geliyor” diye konuştu.

Paylaşın

“Seçime Kadar Enflasyon Yüzde 40’ın Üstünde Seyredecek”

11 ilde büyük yıkıma ve 40 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından, Mayıs’ın 14 veya Haziran’ın 18’de yapılması planlanan seçimlere gidilen süreçte enflasyonun yüzde 40’ın üzerinde seyretmesi bekleniyor.

Enflasyon, Ocak ayında olumlu bir baz etkisi ile yüzde 58’e düşmeden önce, bir dizi faiz indirimi ile Ekim ayında yüzde 85’in üzerine çıkarak 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı.

Bir hükümet yetkilisi ve dört ekonomistin Reuters haber ajansına yaptıkları açıklamada, depremlerin ekonomiye maliyetinin 50 milyar dolardan fazla olacağı görüşünde. Bu tahmin diğer ekonomistlerin görüşleriyle de tutarlılık gösteriyor.

Reuters’a konuşan bu kişilere göre depremin neden olduğu kesintiler nedeniyle gıda ve konut dahil mal ve hizmet fiyatlarında artış, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranının önümüzdeki aylarda önceden tahmin edilenden çok daha az düşeceği anlamına geliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, depremden önce de ekonomide büyük bir zorlukla karşı karşıyayken ve artan enflasyon halktan gördüğü desteği olumsuz etkilerken, depremler cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler öncesinde bu zorlukları daha da arttırdı.

Türk Lirası’nın durumu ise diğer bir endişe konusu. Merkez Bankası verileri net rezervlerin depremden bu yana 7 milyar dolar düştüğünü gösteriyor ve bankacılar döviz talebini azaltmak için yetkililerin yeni adımlar atmasını bekliyor.

Enflasyon, Ocak ayında olumlu bir baz etkisi ile yüzde 58’e düşmeden önce, Erdoğan’ın istediği alışılmışın dışındaki bir dizi faiz indirimi ile Ekim ayında yüzde 85’in üzerine çıkarak 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı.

Reuters’a konuşan ancak adlarını açıklamak istemeyen dört ekonomiste göre enflasyonun Haziran’a kadar yüzde 35-40 seviyesine düşmesi bekleniyordu, ancak deprem nedeniyle seçim döneminde enflasyon seviyesinin yüzde 42-46 arası olacağı sanılıyor.

Konuyla ilgili kamuoyuna açıklama yapma yetkisi olmadığı için adını vermeyen bir hükümet yetkilisi, depremin etkisiyle enflasyonun yüzde 40-50 arasında bir yere ulaşabileceğini söyledi.

Yetkili, üretimdeki aksamalar ve ortaya çıkan iç göç sırasında konut ve kira fiyatlarında bazı yerlerde neredeyse yüzde 100’e varan artışın çok olumsuz etkileri olacağını söyledi, artan inşaat maliyetinin de soruna neden olacağını kaydetti.

2 milyondan fazla kişinin deprem bölgesini terk ettiği sanılıyor. Ekonomistlere göre bu da diğer bölgelerde kiraların artmasına neden oluyor. Depremden etkilenen bölge geçen yıl Türkiye tarım üretiminin yüzde 16’sını karşılamıştı, bu nedenle gıda fiyatlarında enflasyonun da artması bekleniyor.

Afetin ekonomik büyümeyi yüzde 1-2 puan azaltacağı sanılıyor. Merkez Bankası ekonomiye destek için bugün politika faiz oranını 50 baz puan düşürdü.

“Ek bütçeye ihtiyaç duyulabilir”

Depremin uzun zamandır ekonominin güçlü alanlarından biri olan bütçeyi de zorlaması bekleniyor.

2023 bütçesi kapsamında bu yıl için 661 milyar liraya (35 milyar dolar) kadar net borçlanma mümkün olabilir, ancak yetkili bunun mevcut durumda yeterli olmayacağını söyledi.

Yetkili, yılı bu bütçeyle tamamlamanın kolay olmayacağını ve ek bütçeye ihtiyaç duyulacağını söyledi.

Ekonomistler 2023’te bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının depremden önce yüzde 3,5 olmasını bekliyordu. Şimdiyse yüzde 5’e kadar çıkacağı öngörülüyor.

JP Morgan, daha önce yüzde 3,5 olarak yaptığı Türkiye’nin bütçe açığı tahminini depremden kaynaklanan harcamalar nedeniyle gayrisafi milli hasılanın yüzde 4,5’i olarak değiştirdi.

Deprem bölgesindeki sanayi de büyük aksama yaşadı. Ziylan Grup adlı ayakkabı üreticisinin yönetim kurulu üyesi Mehmet Büyükekşi’ye göre işçiler iki hafta önce yaşanan afetin neden olduğu travmanın etkisiyle işlerine dönmeye isteksiz.

Büyükekşi depremden nispeten daha az etkilenen Şanlıurfa’da 1800 işçinin geçen hafta işe geri dönmeye çağırıldığını ancak 300’ünün hala dönmediğini belirtti.

Büyükekşi, işçiler arasında korku ve psikolojik rahatsızlık olduğunu söyledi ve sektörün en büyük sıkıntısının bölgede yaşayanların işe geri dönmemesi olduğunu kaydetti.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

Kırmızı Etin Fiyatı Bir Yılda 2 Buçuk Kat Arttı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da gerçekler iktidarın açıklamalarını yalanlıyor. Et fiyatlarında son bir yılda rekor artış kaydedildi. Dana karkas kesimin fiyatı 160 lirayı geçti.

Dana karkas kesim fiyatı Marmara Bölgesi’nde 163,40, İç Anadolu Bölgesi’nde 164,5, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 160 liraya çıktı.

Et fiyatlarında artış yılbaşından bu yana yüzde 30’a ulaştı. Yağsız dana etinin fiyatı 5 Ocak tarihinde ortalama 126,87 lirayken fiyat 16 Şubat tarihinde 163,87 liraya yükseldi.

Ulusal Kırmızı Et Konseyi’nin verilerine göre, dana karkas kesim fiyatı Ege Bölgesi’nde 164,20, Akdeniz Bölgesi’nde 162,5, Marmara Bölgesi’nde 163,40, İç Anadolu Bölgesi’nde 164,5, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 160, Güneydoğu Anadolu’da 165 ve Karadeniz Bölgesi’nde 167,5 lira olarak gerçekleşti.

Et fiyatları bir yılda 2 buçuk kat arttı

Dünya gazetesinin haberine göre, ortalama artış geçen aya göre yüzde 21,2, geçen yıla göre ise yüzde 140,1 oldu. Kuzu karkasta da ortalama fiyat 146,03 lira oldu. Bu üründe geçen aya göre değişim oranı yüzde 14, geçen yıla göre ise yüzde 100,7 oldu.

Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (ETBİR) Başkanı Ahmet Yücesan, 160 liranın üzerini üreticinin de “köpük” olarak değerlendireceğini belirterek, bu rakamların bugün için maliyetleri kurtarmış göründüğünü öne sürüyor.

Diğer yandan, et ithalatıyla ilgili de bilgi veren Ahmet Yücesan, bu konuda siparişlerin verildiğini ve imzaların atıldığını kaydederek, Ramazan haftasına kadar 8-9 bin ton civarında karkasın Türkiye’ye gelmiş olacağını söylüyor.

Paylaşın

Bitcoin 24 Bin 400 Doların Üzerinde; Shiba Inu, Polygon Yüzde 5’e Kadar Yükseldi

FOMC (ABD Federal Açık Piyasa İşlemleri Komitesi) tutanaklarında enflasyon ve durgunluk tehditlerinin hala devam ettiğinin belirtilmesinden sonra, kripto piyasası hızlı bir düşüş yaşadıktan sonra toparlandı.

Haber Merkezi / Dünyanın en büyük kripto para birimi olan Bitcoin (BTC) yüzde 1,21 düşüşle 24 bin 407 dolara geriledi, Ethereum (ETH) ise Bin 650 doların üzerinde işlem görüyor.

BTC hacmi, son 24 saatte yüzde 17,78 düşüşle yaklaşık 29,04 milyar dolar oldu.

Diğer en iyi kripto para birimleri daha yüksek işlem görüyor. Shiba Inu yüzde 5 artarken, Solana, Cardano, Polygon ve BNB de yatırımcısına kazandırdı.

Küresel kripto para piyasa değeri, son 24 saatte yüzde 1,26 artışla yaklaşık 1,11 trilyon dolar seviyesinde.

Tüm stablecoinlerin hacmi 55.47 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90.69’una tekabül etmekte.

Kripto para birimlerinde son durum:

Bitcoin 24.407 dolar, değer kazancı yüzde 1,21

Ethereum 1.664 dolar, değer kazancı yüzde 1,33

Tether 1 dolar, değer kazancı yüzde 0,01

BNB 312,81 dolar, değer kazancı yüzde 1,60

XRP 0,3961 dolar, değer kazancı yüzde 1,13

Dogecoin 0,08583 dolar, değer kazancı yüzde 1,08583

Cardano 0,3907 dolar, değer kazancı yüzde 1,23

Polygon 1,40 dolar, değer kazancı yüzde 3,10

Polkadot 7,31 dolar, değer kazancı yüzde 2,46

Tron 0,06982 dolar, değer kazancı yüzde 0,74

Litecoin 95,20 dolar, değer kazancı yüzde 1,13

Shiba Inu 0,00001349 dolar, değer kazancı yüzde 5,03

Solana 24,16 dolar, değer kazancı yüzde 1,63

Paylaşın

Bitcoin 24 Bin 100 Doların Altında; Solana, Polygon Sert Düştü

Kripto para piyasalarında dalgalı seyir devam ediyor… Bitcoin (BTC) yüzde 3,23 düşüşle 24 bin 077 dolara gerilerken, Ethereum (ETH) ise  Bin 650 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor.

Haber Merkezi / Dünyanın en büyük kripto para birimi olan Bitcoin’in piyasa değeri 465,38 milyar dolar civarında.

Küresel kripto para piyasa değeri ise, son 24 saatte yüzde 2,8 düşerek yaklaşık 1,10 trilyon doların biraz üzerinde seyrediyor.

Tüm stabilcoinlerin hacmi 60.40 milyar dolar ve bu, 24 saatlik toplam kripto piyasası hacminin yüzde 88.54’üne tekabül ediyor.

Kripto para piyasaları ABD Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı tutanaklarının yayınlanmasını beklerken, Bitcoin 24 bin 300 dolar ile 23 bin 900 dolar arasında yatay işlem görüyor.

Bitcoin ve Ethereum dışındaki kripto para birimlerinde son durum:

Dogecoin 0,08461 dolar, değer kaybı yüzde3,60

Cardano 0,3887 dolar, değer kaybı yüzde3,70

Polygon 1,36 dolar, değer kaybı yüzde6,84

Polkadot 7,15 dolar, değer kaybı yüzde3,76

Tron 0,06919 dolar, değer kaybı yüzde3,37

Litecoin 94,66 dolar, değer kaybı yüzde1,42

Shib Inu 0,00001286 dolar, değer kaybı yüzde4,51

Solana 24,16 dolar, değer kaybı yüzde 6,34

Paylaşın

TCMB Açıkladı: Reel Kesim Güveni Şubat Ayında Arttı

Reel kesim güven endeksi şubat ayında bir önceki aya göre 0,7 puan artarak 102,4 oldu. Verinin 100’ün altında olması, anketin kapsadığı reel kesim temsilcilerinin ekonomik faaliyetlere ilişkin güveninin azaldığı, görünümün kötümser olduğu anlamına geliyor.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerini açıkladı.

Buna göre, 2023 yılı Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre 1,0 puan azalarak 102,4 seviyesinde gerçekleşti.

Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı, mevcut mamul mal stoku, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkiledi.

Mevsimsellikten arındırılmamış reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre 0,7 puan artarak 102,4 seviyesinde gerçekleşti.

Anketi yanıtlama oranı deprem bölgesinde yüzde 61’e geriledi

2023 yılı Şubat ayında İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayinde faaliyet gösteren bin 678 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılark toplulaştırılmasıyla elde edilerek değerlendirildi.

Reel kesim güveni Şubat ayı ile İktisadi Yönelim Anketi yanıtları 1 Şubat’tan itibaren derlendi. Depremden etkilenen 11 ilde bulunan firmaların ağırlıklı yanıtlanma oranı bir önceki ay yüzde 87 iken Şubat ayında yüzde 61,1’e geriledi.

Verinin 100’ün altında olması, anketin kapsadığı reel kesim temsilcilerinin ekonomik faaliyetlere ilişkin güveninin azaldığı, görünümün kötümser olduğu anlamına geliyor.

Kapasita kullanımı binde 1 arttı

İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış Kapasite Kullanım Oranı (KKO-MA), bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 75,7 seviyesinde gerçekleşti.

Mevsimsel etkilerden arındırılmamış Kapasite Kullanım Oranı (KKO), bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 75,2 seviyesinde kaydedildi.

Paylaşın

Depremlerden Etkilenen Kentlerde İşten Çıkarma Yasağı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerden den etkilenen ve Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında bulunan kentlerde Kovid 19 salgını döneminde olduğu gibi işten çıkarma yasaklandı.

Deprem bölgelerinde kısa çalışma ödeneği üç aya kadar sürecek. Gerekirse bu süre Cumhurbaşkanı kararı ile uzatılabilecek.

Ayrıca deprem bölgesindeki işyerlerinde Sendika Kanunu kapsamındaki yetki tespiti, toplu sözleşmelerin yapılması, uyuşmazlıkların çözümü, grev ve lokavt süreleri de OHAL süresi boyunca uzatıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan “OHAL Kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Alanına İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kararnameye göre depremden etkilenen ve OHAL kapsamında bulunan kentlerde pandemi döneminde olduğu gibi işten çıkarma yasaklandı.

Buna göre işveren İş Kanunu’ndaki ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymamak’, ‘işyerinin kapanması ve faaliyetinin sona ermesi’, ‘belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi’, ‘her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinin sona ermesi’ gibi sebepler dışında çalışanını işten çıkaramayacak.

Bu hükme aykırı hareket eden işveren veya işveren vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için, fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacak.

Kısa çalışma ödeneği

İşverenler de işyerlerinin ağır ya da orta hasarlı olduğunu belgelemeleri durumunda, ‘uygunluk tespiti’ beklenmeksizin kısa çalışma ödeneğinden yararlanacak.

Kısa çalışma veya işsizlik ödeneğinden yararlanmayan ve işsiz kalanlar için de OHAL süresini aşmamak kaydıyla İşsizlik Sigortası Fonu’ndan günlük 133,44 TL destek ödemesi yapılacak ve Genel Sağlık Sigortası kapsamında sayılacak.

Toplu sözleşme, grev ve lokavt süreleri de uzatıldı

Deprem bölgesindeki işyerlerinde Sendika Kanunu kapsamındaki yetki tespiti, toplu sözleşmelerin yapılması, uyuşmazlıkların çözümü, grev ve lokavt süreleri de OHAL süresi boyunca uzatıldı.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Halkın Enflasyonu Yüzde 136,3

“İktidarın faiz indirterek tetiklediği yüksek enflasyon süreci tüm hızıyla devam ediyor. Gıda fiyatlarında Haziran 2020’de başlayan yükseliş ivmesi bu yıl şubat ayında da sürdü. Gıda fiyatlarında şubatta bir önceki aya göre yüzde 5,1 oranında artış oldu. 

Böylece gıda fiyatlarındaki aralıksız artış süreci 33 aya çıktı. Gıdada son bir yıllık fiyat artışı ise yüzde 136,3 olarak ölçüldü. Vatandaşlar, faiz indirimlerinin başladığı Eylül 2021’de 100 liraya satın aldığı bir gıda sepetine bu yıl şubat ayında 379 lira ödemek zorunda kaldı.”

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu ARGE birimi KAMUAR’ın, “Halkın Enflasyonu Araştırması”nın Şubat 2023 sonuçları açıklandı. Ankara’da bulunan marketlerden düzenli olarak derlenen ve en fazla tüketilen 64 temel gıda maddesinden oluşan bir sepetin esas alındığı araştırmanın Şubat 2023 sonuçları ise şöyle:

“İktidarın faiz indirterek tetiklediği yüksek enflasyon süreci tüm hızıyla devam ediyor. Gıda fiyatlarında Haziran 2020’de başlayan yükseliş ivmesi bu yıl şubat ayında da sürdü. Gıda fiyatlarında şubatta bir önceki aya göre yüzde 5,1 oranında artış oldu.

Böylece gıda fiyatlarındaki aralıksız artış süreci 33 aya çıktı. Gıdada son bir yıllık fiyat artışı ise yüzde 136,3 olarak ölçüldü. Vatandaşlar, faiz indirimlerinin başladığı Eylül 2021’de 100 liraya satın aldığı bir gıda sepetine bu yıl şubat ayında 379 lira ödemek zorunda kaldı.

Yanlış ekonomik politikaların gıda fiyatlarında yol açtığı artış, açlık riskini giderek daha da büyütüyor. Eylül 2021’den bu yana kamu çalışanları ve kamu emeklilerinin ücret ve aylıkları enflasyon farkları da dâhil yüzde 141 oranında arttı. Asgari ücretteki artış yüzde 200 oldu, işçi ve bağımsız çalışanların emekli aylıkları ise yüzde 132,2 oranında arttı.

“Eylül ayından bu yana gıda fiyatları yüzde 379,4 oranında arttı”

Faiz indirimleriyle Türkiye’nin, yıllarca sürecek bugünkü enflasyon sarmalına sürüklendiği eylül ayından bu yana gıda fiyatları ise yüzde 379,4 oranında arttı. Diğer bir ifadeyle Eylül 2021’de 100 liraya satın alınan bir gıda sepeti için bu yıl şubat ayında 389 lira ödemek gerekirken, kamu çalışanı ve emeklisinin Eylül 2021’deki 100 liralık geliri bugün 241 lira, asgari ücretlininki 300 lira, işçi ve bağımsız çalışan emeklisininki ise 232 lira oldu.

Şubatta, gıda fiyatlarındaki artışta yağ dışındaki bütün harcama gruplarında yaşanan yüksek oranlı zamlar belirleyici oldu. Aylık fiyat artışına en büyük katkıyı ise et ve sebze fiyatlarındaki artışlar yaptı.

Ekmek, pirinç, un, bulgur fiyatları, şubatta bir önceki aya göre yüzde 4,1 oranında artış kaydetti. Et ve balık grubu fiyatlarında yüzde 9,6 oranında artış yaşanan şubat ayında süt ve süt ürünleri ile yumurta grubu fiyatları ise yüzde 2,3 oranında yükseldi. Yağ fiyatlarında ise yüzde 1,9 oranında artış oldu.

Meyve fiyatlarının yüzde 0,2 oranında arttığı şubatta sebze fiyatlarında, bir önceki aya göre ortalama yüzde 10,1 oranında artış yaşandı.

Bakliyat fiyatlarının yüzde 2,4 arttığı şubatta, salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri gıda maddelerinden oluşan diğer işlenmiş gıda fiyatlarında ise yüzde 0,7 oranında artış kaydedildi.

Böylece, vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için şubatta, bir önceki aya göre yüzde 5,1 oranında daha fazla para ödedi.

Bu yıl şubatta geçen yılın aynı ayına göre ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 101,6, et-balık fiyatlarında 130,2 süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 116,8 oranında artış oldu. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 62,3 oranında arttı. Meyve fiyatları yüzde 156,9, sebze fiyatları ise yüzde 272,5 oranında artış gösterdi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 72,9, diğer gıda fiyatları ise yüzde 107,3 oranında zamlandı.

Tarımsal girdi maliyetleri ve tarım ürünü üretici fiyatlarındaki artışlar gıda fiyatlarındaki yıllık artışın önümüzdeki aylarda da üç haneli oranlarda kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Gıda fiyatlarındaki son 12 aylık ortalama fiyatlar esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ise 154,6 oranında artış yaşandı.”

Araştırmanın amacının, gelirinin büyük bir kısmını gıdaya ayırmak zorunda kalan ve enflasyona karşı korumasız, dar ve sabit gelirlilerin, ücretlilerin ve yoksulların karşıladığı gerçek enflasyonu ortaya koymak olarak belirtildi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tarımsal Girdi Enflasyonu Yüzde 103,14

Tarımsal girdi enflasyonu aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,72, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 103,14, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 103,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 116,26 oldu.

Haber Merkezi / Aylık tarımsal girdi enflasyonuna göre 3 alt grup daha düşük, 8 alt grup daha yüksek değişim gösterdi.

Aylık azalışın yüksek olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 8,19 ile enerji ve yağlar ile yüzde 1,87 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 4,49 ile malzemeler ve yüzde 3,41 ile hayvan yemi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 Aralık’a ilişkin Tarımsal Girdi Fiyat Endeksini (Tarım-GFE) açıkladı.

Buna göre, Tarım-GFE’de 2022 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,72, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 103,14, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 103,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 116,26 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 0,33, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 3,64 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 94,35, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 104,42 artış gerçekleşti.

Hayvan yemi bir yılda yüzde 117,8 arttı

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 33,98 ile veteriner harcamaları ve yüzde 42,63 ile makine bakım masrafları oldu.

Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 120,60 ile bina bakım masrafları ve yüzde 117,81 ile hayvan yemi oldu.

Aylık azalışın yüksek olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 8,19 ile enerji ve yağlar ve yüzde 1,87 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu.

Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 4,49 ile malzemeler ve yüzde 3,41 ile hayvan yemi oldu.

Paylaşın