Açlık Sınırı 10 Bin, Yoksulluk Sınırı 30 Bin Lirayı Aştı

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 9 bin 425,15 liraya yükselirken, yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı 30 bin 700,83 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Açlık sınırı geçtiğimiz ay 8 bin 864 liraya yükselmiş ve asgari ücret olan 8 bin 500 lirayı geride bırakmıştı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk İş) “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Şubat 2023” araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 9 bin 425,15 TL’ye yükseldi.

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı da 30 bin 700,83 lira oldu. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 12 bin 265,88 TL’ye yükseldi.

Şubat ayı gıda enflasyonu

Aylık mutfak enflasyonu yüzde 6,32, yıllık mutfak enflasyonu ise yüzde 107 oldu. TÜRK-İŞ’in verilerine göre ‘mutfak enflasyonu’ndaki değişim Şubat 2023’te şöyle oldu:

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 6,32 oranında gerçekleşti.

İki aylık değişim oranı yüzde 15,92 tespit edildi.

Son on iki ay itibariyle değişim oranı yüzde 107,02 oldu.

On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı yüzde 112,87 olarak hesaplandı.

Gıda ürünlerinde değişim

TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan derlenen fiyatlara göre, gıda ürünlerinde Şubat 2023 itibariyle gözlemlenen değişim harcama gruplarına göre şu şekilde oldu:

* Süt, yoğurt, peynir grubundaki tüm ürünlerin fiyatları yükseldi. Sütteki artış yüzde 6 ve peynirde yüzde 5 olarak hesaplandı. Yoğurttaki fiyat artışı daha düşük düzeyde gerçekleşti.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohum ürünlerinin bulunduğu grupta;

Bu gruptaki et ürünleri zamlandı. Bir ayda dana etinde yüzde 19, kuzu etinde yüzde 9, balıkta yüzde 5, tavukta yüzde 8 fiyat artışı yaşandı. Baklagillerden nohut yüzde 5, kuru fasulye yüzde 14, yeşil mercimek yüzde 4 zamlandı. Kırmızı mercimeğin fiyatı yüzde 4 geriledi. Yağlı tohumların ortalama fiyatı bu ay sabit kaldı.

Paylaşın

Bitcoin 23 Bin 500 Doların Altında; Poligon, Solana Yüzde 4’e Kadar Değer Kaybetti

ABD Ticaret Bakanlığı, ocak ayına ilişkin dayanıklı mal siparişleri verilerini açıklamasının ardından kripto para birimlerinin çoğu değer kaybetti. Dünyanın en büyük kripto para birimi olan Bitcoin (BTC), yüzde 0,31 düşüşle 23.435 dolara geriledi.

Haber Merkezi / Dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 1.650 dolar seviyesinin altında işlem görüyor. Poligon ve Solana’da yüzde 4’e kadar değer kaybetti.

Bitcoin (BTC), hacmi, son 24 saatte yüzde 29,46 artışla yaklaşık 22,28 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Küresel kripto para piyasa değeri ise, son 24 saat içinde yüzde 0,45 düşerek yaklaşık 1,07 trilyon dolar seviyesinde.

Kripto para birimlerinde son durum:

Bitcoin 23.435 dolar, değer kaybı yüzde 0.31

Ethereum 1,628 dolar, değer kaybı yüzde 0,52

Tether 1 dolar, değer kazancı yüzde 0,01

BNB 303,95 dolar, değer kaybı yüzde 1,08

XRP 0,377 dolar, değer kazancı yüzde 0,09

Dogecoin 0,08216 dolar, değer kazancı yüzde 0,49

Cardano 0,3656 dolar, değer kaybı yüzde 0,21

Poligon 1,23 dolar, değer kaybı yüzde 3,57

Polkadot 6,55 dolar, değer kaybı yüzde 1,39

Tron 0,06967 dolar, değer kazancı yüzde 0,38

Litecoin 94,02 dolar, değer kaybı yüzde0,74

Shiba Inu 0,00001249 dolar, değer kaybı yüzde -2,27

Solana 22,42 dolar, değer kaybı yüzde 2,51

ABD’de dayanıklı mal siparişleri ocakta beklentilerin altında kaldı

ABD Ticaret Bakanlığı, ocak ayına ilişkin dayanıklı mal siparişleri verilerini açıkladı.

Buna göre, dayanıklı mallara yönelik siparişler, ocakta bir önceki aya kıyasla yüzde 4,5 azalışla 272,3 milyar dolar oldu. Söz konusu siparişlerin bu dönemde yüzde 4 azalması öngörülüyordu.

Paylaşın

Ocak Ayında Hizmet Üretici Enflasyonu Rekor Tazeledi

Ocak ayında hizmet üretici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 15,57, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 82,64 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 90,32 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Aylık bazdaki bu yüksek artışta maaş ve ücretlere yapılan zam etkili olurken, aylık bazda en çok fiyat artışı teknik destek veren sektörlerde görüldü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 Ocak’a ilişkin Hizmet Üretici Fiyat Endeksini (H-ÜFE) açıkladı.

Buna göre, 2023 yılı Ocak ayında H-ÜFE bir önceki aya göre yüzde 15,57, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 15,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 82,64 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 90,32 artış gösterdi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 81,30, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 94,60, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 69,29, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 78,96, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 93, idari ve destek hizmetlerde yüzde 84,52 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 12,84, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 13,39, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 13,52, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 19,66, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 24,20, idari ve destek hizmetlerde yüzde 22,07 artış gerçekleşti.

Paylaşın

2022 Yılında Türkiye Ekonomisi Yüzde 5,6 Büyüdü

Türkiye ekonomisi 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,6 büyüdü. 2022 yılında kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) cari fiyatlarla 176 bin 589 TL, dolar cinsinden 10 bin 655 olarak hesaplandı.

Haber Merkezi / GSYH’ı oluşturan sektörler bazında 2022 yılında tek daralan sektör inşaat oldu. Sektör yüzde 8,4 oranında küçüldü. 2022’de sanayi yüzde 3,3 ve tarım sektörü yüzde 0,6 büyüdü.

Sanayi tarafında 2022’de yıllık büyüme yüzde 3,3 oldu. Sanayide yılın son çeyreğinde yüzde 3’lük daralma gösterdi. Mal ve hizmet ihracatı ise 2022 yılında yüzde 9,1, ithalatı ise yüzde 7,9 arttı.

Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları, 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 19,7 arttı. Hanehalkı tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 57,5 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı son çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Buna göre, üretim yöntemine göre dört dönem toplamıyla elde edilen yıllık Gayri Safi Yurtiçi Hasıl (GSYH), 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,6 arttı. GSYH, 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 107 artarak 15 trilyon 6 milyar 574 milyon TL oldu.

2022 yılında kişi başına GSYH cari fiyatlarla 176 bin 589 TL, dolar cinsinden 10 bin 655 olarak hesaplandı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2022 yılında bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; finans ve sigorta faaliyetleri toplam katma değeri yüzde 21,8, hizmet faaliyetleri yüzde 11,7, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 9,9, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 8,7, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 5,8, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 4,8, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 4,3, sanayi yüzde 3,3 ve tarım sektörü yüzde 0,6 arttı. İnşaat sektörü ise yüzde 8,4 azaldı.

GSYH 2022 yılı dördüncü çeyreğinde yüzde 3,5 arttı

GSYH dördüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,5 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 arttı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,5 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla tahmini, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 106,2 artarak 4 trilyon 800 milyar 717 milyon TL oldu. GSYH’nin dördüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 262 milyar 669 milyon olarak gerçekleşti.

Hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2022 yılında yüzde 19,7 arttı. Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları, 2022 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre yüzde 19,7 arttı. Hanehalkı tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 57,5 oldu.

Hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2022 yılı dördüncü çeyreğinde yüzde 16,1 arttı. Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2022 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 16,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 9,0, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 2,6 arttı.

2022 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre mal ve hizmet ihracatı yüzde 9,1, ithalatı ise yüzde 7,9 arttı. Mal ve hizmet ihracatı, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 3,3 azalırken ithalatı yüzde 10,2 arttı.

İşgücü ödemeleri 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 82,7 artarken, net işletme artığı/karma gelir yüzde 115,2 arttı. 2022 yılının dördüncü çeyreğinde ise işgücü ödemeleri bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 103,3 artarken, net işletme artığı/karma gelir yüzde 104,9 arttı.

2022 yılında işgücü ödemelerinin Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı yüzde 26,5 oldu. İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yıl yüzde 30,1 iken bu oran 2022 yılında yüzde 26,5 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 52,5’ten yüzde 54,5’e yükseldi.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremlerin Maliyeti 58 Milyar Dolar

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ülke ekonomisine maliyetinin 58 milyar dolar olacağı öne sürüldü.

Ekonomist Ercan Türkan’ın afet bölgesi ilan edilen 11 ilin başlıca göstergelerini ele alarak yaptığı hesaplamaya göre, bu maliyetin 31 milyar dolarını kamu sektörü, 27 milyar dolarını hane halkı ve firmalar üstlenecek.

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, “Depremin maliyeti 58 milyar dolar” başlıklı yazısında, maliyetleri “akım maliyetleri” ve “birikim maliyetleri” olarak iki kalemde ele alan Türkan’ın hesaplamalarını şöyle aktardı:

“Akım maliyetler 10.8 milyar dolar düzeyinde. Bir de birikim kayıpları var, onun tutarı da 47.4 milyar dolar.

Böylece toplam maliyet 58.2 milyar dolara ulaşıyor. Ercan Türkan depremzedelere yapılan yardımları 1.2 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Bu tutar düşüldükten sonra toplam maliyet 57 milyar dolar düzeyinde oluşuyor.

İktisatçı Türkan hangi kalemden ne kadar bir maliyet geleceğini hesaplarken kullandığı varsayımları da tek tek açıklıyor.

Akım maliyetler neler?

Ercan Türkan akım maliyetleri katma değer ve işgücü kayıpları ile birlikte, felaketin sonuçlarını hafifletmek ve acil ihtiyaçları gidermek amacıyla yapılan yardım ve alınan mali önlemlerin maliyeti olarak tanımlıyor.

Bu grup içinde en büyük maliyet kalemi yaklaşık 6 milyar dolarla beş aylık GSYH kaybı. Depremzedelere yapılmakta olan nakdi destek ödemeleri, taşınma yardımı, vefat edenlerin yakınlarına yapılan yardım, SGK’nın prim kaybı ile vergi ve vergi erteleme ve silinmesi de diğer akım maliyet kalemleri.

Birikim kaybı çok büyük

İktisatçı Ercan Türkan, sermaye birikimi kaybında bina stokunun, şehirlerin altyapısının ve kamusal binaların hasar görmesinden kaynaklanan kayıpların başta geldiğini vurguluyor.

Yapılarda oluşan orta ve az hasarların onarılarak bu yapıların tekrar kullanılabilir hale getirilmesi için yapılacak onarım giderlerini de bu kapsamda sınıflandıran Türkan, motorlu kara taşıtlarında, hayvan varlığında, beyaz eşya ve mobilyada yaşanan kayıpları da bu maliyet başlığı altında topluyor.

Birikim kayıpları başlığı altında yer alan bu kayıplar içinde en büyük tutar hiç kuşku yok ki yıkım ve ağır hasar nedeniyle yapı stokunda ortaya çıkan kayıp. Ercan Türkan bu kalemdeki kaybın büyüklüğünü 26.2 milyar dolar olarak hesaplıyor. Bu tutarın 2.1 milyar dolarının DASK tarafından karşılanacağı varsayılıyor.

Ercan Türkan, tamamen yenilenmesi gereken binaların altyapısının 6.5 milyar, şehir altyapısı ve kamusal binaların onarımının 2.8 milyar, az hasarlı binaların onarımının 2 milyar, otomobil hasarının da 4.2 milyar dolar kayba yol açacağını hesaplıyor.

Bu maliyeti kim üstlenecek?

İktisatçı Ercan Türkan, deprem felaketinin maliyetini ortaya koyan bu çalışmasında ayrıca bu maliyeti hangi kesimlerin ödeyeceği üzerinde de duruyor. Türkan çalışmasında bu konuda şu görüşleri dile getiriyor:

‘Maliyetlerin toplam boyutunu bilmek kadar, bu maliyetin hangi kesimler tarafından üstlenildiğini bilmek de önemlidir. Birincil dağılım esas alındığında kamunun 31 milyar dolar, hanehalkı ve firmaların ise 27 milyar dolarlık bir maliyetle karşı karşıya kaldığını ifade etmek mümkündür.’

(…)

Burada toplumun tamamı tarafından cevaplandırılması gereken soru, ‘Biz bu maliyeti bugün tek taksitte ödemek yerine, Marmara depreminden bu yana geçmiş yıllara yayarak bugüne kadar ödeyebilseydik, organizasyonel yapımızı dinamik ve kendiliğinden işleyen bir hale getirebilseydik, bu üzüntü ve hasarın ne kadarını telafi edebilirdik’ sorusu olmalıdır.”

Paylaşın

Dış Ticaret Açığı Rekor Tazeledi: 14 Milyar 237 Milyon Dolar

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da açıklanan veriler iktidarın açıklamalarıyla çelişiyor. Dış ticaret açığı ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına oranla yüzde 38,4 artarak 10 milyar 290 milyon dolardan 14 milyar 237 milyon dolara çıktı.

Haber Merkezi / İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın ocak ayında yüzde 63 iken, geçen ay yüzde 57,6’ya geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ticaret Bakanlığı’yla birlikte Ocak ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri açıkladı.

Buna göre, ihracat Ocak’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 artarak 19 milyar 369 milyon dolar, ithalat yüzde 20,7 artarak 33 milyar 606 milyon dolar oldu.

Dış ticaret açığı Ocak’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 38,4 artarak 14 milyar 237 milyon dolara çıktı ve rekor seviyeye yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak 2022’de yüzde 63 iken, geçen ay yüzde 57,6’ya geriledi.

Enerji ve altın hariç dış ticaret

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat Ocak’ta yüzde 8,4 artarak 18 milyar 105 milyon dolara yükseldi. Ocak’ta enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 8,1 artarak 19 milyar 891 milyon dolara çıktı.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Ocak’ta 1 milyar 787 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Dış ticaret hacmi yüzde 8,2 artarak 37 milyar 996 milyon dolar oldu. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 91 olarak kayıtlara geçti.

İhracatta imalat sanayinin payı yüzde 93,6

Ekonomik faaliyetler incelendiğinde ihracatta Ocak’ta imalat sanayinin payı yüzde 93,6, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,2, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta ara mallarının payı yüzde 80,3, sermaye mallarının payı yüzde 11 ve tüketim mallarının payı yüzde 8,7 olarak belirlendi.

Almanya ihracatta, Rusya ithalatta ilk sırada

Söz konusu ayda ihracat yapılan ülkeler arasında ilk sırayı Almanya aldı. Bu ülkeye 1 milyar 826 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.

Almanya’yı 1 milyar 186 milyon dolarla ABD, 1 milyar 43 milyon dolarla Rusya, 954 milyon dolarla Birleşik Krallık, 916 milyon dolarla İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,6’sını oluşturdu.

Rusya geçen ay ithalatta ilk sırada yer aldı. Ocak’ta Rusya’dan yapılan ithalat 5 milyar 1 milyon dolar olurken, bu ülkeyi 4 milyar 337 milyon dolar ile İsviçre, 3 milyar 557 milyon dolar ile Çin, 1 milyar 807 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 229 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 47,4’ünü oluşturdu.

Ocakta, imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,6 olarak belirlendi.

Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı ocakta yüzde 3,1 olarak kayıtlara geçti.

Ocak ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 73,6 olurken, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10 olarak tespit edildi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Ekonomik Güven Endeksi 99.1

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), şubat ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Ekonomik güven endeksi ocak ayında 99,3 iken, şubat ayında yüzde 0,3 oranında azalarak 99,1 değerini aldı.

Haber Merkezi / Bir önceki aya göre şubat ayında reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 1.0 oranında azalarak 102.4 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 2.2 oranında azalarak 115.5 değerini aldı.

Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 2.4 oranında azalarak 123.1 değerini, inşaat sektörü güven endeksi ise yüzde 3.6 oranında azalarak 89.8 değerini aldı. Böylece inşaat sektörü 100’den küçük değer alarak kötümserliği gösterdi.

Tüketici güven endeksi yüzde 4.3 oranında artarak 82.5 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

“Gıda Ürünlerinde Fiyat Baskısı Artarak Devam Edecek”

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, gıda fiyatları üzerindeki enflasyonist baskının önümüzdeki dönemde de devam edeceğini söyledi.

Gerek et gerekse süt ürünleri üzerindeki fiyat baskısının durdurulamayacağını ifade eden Solakoğlu, ”Çünkü normal zamanında yapılması gereken zamları devlet engelledi. Devletin çiftçileri korumak için kurulmuş kurumlarını kullanarak çiftçilerin fiyatları aşağıda tutmasını sağladılar. Bu dönemde zarar eden çiftçiler üretimden çıkmak zorunda kaldı” dedi.

Türkiye’de gıda fiyatlarının dünyadakinin aksine sürekli artıyor olmasının ana sebeplerinden birinin üretimde yaşanan daralma olduğuna işaret eden Sencer Solakoğlu, ”Yani sadece ekonomide yaşanan yüksek enflasyon sorunu değil, tarımsal ve hayvansal üretimdeki arz sıkıntısı da fiyatların artmasına neden oluyor. Ne yazık ki bu fiyat artışlarını yaşamaya da devam edeceğiz” dedi.

Sektör olarak seçime kadar geçecek süreçte gıda üretimi konusunda iyileştirici bir adım öngörmediklerini dile getiren Solakoğlu, ”Fiyatları baskılamaya yönelik her hamle daha kötü etkilere yol açacak. Ne yazık ki böyle kötü bir süreç içindeyiz” şeklinde konuştu.

Bulunduğu coğrafyanın en büyük tarım ve hayvancılık ülkelerinden biri olan Türkiye, son dönemde rekor seviyeye ulaşan gıda enflasyonu nedeniyle bitkisel ve hayvansal ürün fiyatlarında dünyanın en pahalı ülkelerinden biri hâline geldi. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan açıklamada, küresel gıda fiyatlarının 10 aydır istikrarlı bir şekilde gerilediği yıllık bazdaki düşüşün yüzde 3,2’ye ulaştığı belirtiliyor.

Türkiye’de ise Ocak 2023 itibarıyla gıda enflasyonundaki yıllık artış yüzde 70’i aşmış durumda. 6 Şubat’taki 11 ili etkileyen Kahramanmaraş depremi sonrasında ise ülke genelinde gıda fiyatlarındaki yükselişin artarak devam edeceği öngörülüyor.

TÜİK’in Ocak 2023 verilerine göre, gıda enflasyonu aylık bazda yüzde 6,6 yükselirken, yıllık bazda yüzde 71 arttı. Aylık bazda en hızlı yükseliş yüzde 11 ile ‘diğer işlenmemiş gıda’ kategorisinde yer alan beyaz ve kırmızı et, balık, süt, yumurta, bakliyat ve tahıl çeşitlerinde gözlendi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verilerine göre ise son 1 ayda patlıcanın fiyatı yüzde 80, yeşil fasulye yüzde 47, kabak yüzde 44, salatalık yüzde 42, domates yüzde 29, sivri biber yüzde 27, havuç yüzde 21, 4 ve limon fiyatı yüzde 18’e yakın arttı.

TÜİK’in 15 Şubat’ta açıkladığı 2023 Ocak dönemine ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’ne (Tarım-ÜFE) göre ise Tarım-ÜFE’de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 142,84 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 139,25 artış gerçekleşti. Ocak 2023’te, endekste kapsanan 86 maddeden, 15 maddenin ortalama fiyatında azalış, 67 maddenin ortalama fiyatında ise artış yaşandı.

”Küçük aile işletmeciliği yok oldu”

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran konuşan Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Hasan Murat Kapıkıran’a göre, gıda fiyatlarındaki durdurulamayan artışlar son 20 yıldır uygulanan tarım politikalarının bir sonucu.

Türkiye’de hem bitkisel hem hayvansal tarımda küçük aile işletmeciliğinin neredeyse yok olduğunu öne süren Kapıkıran, ”Gençler bu alanlardan çekildi, anne babalar ise yaşlandı ve üretimi bıraktı. Uygulanan destek politikaları yetersiz kaldı, tarımsal üretim aileler için verimsiz bir işe döndü. Üreticiyi temel almayan bir politika uygulandığı müddetçe yüksek gıda enflasyonunu yaşamaya daha uzun yıllar devam edeceğiz” diye konuşuyor.

Türkiye’de geçmişte çiftçilerin tarımsal üretimdeki yem ve gübre gibi temel girdilerin birçoğunu kamu kurumları üzerinden temin edebildiğini hatırlatan Kapıkıran, ”Bu alanların özel sektöre devredilmesi ile çiftçilerin ihtiyacı olan girdilerin kontrolü şirketlere geçti. Böylelikle üretmek pahalandı, bu da ürün fiyatlarına yansıdı ve yansımaya devam edecek” diyor.

”Depremzede çiftçilere destek verilmeli”

Son yıllarda ülke genelinde tarım arazilerinin ve sulak alanların imara açılmasının, tarımsal üretim yapılması gereken yerlere oteller, madenler, otoyollar ve havalimanları yapılmasının tarımsal üretimde daralmanın önünü açan bir diğer etken olduğuna işaret eden Kapıkıran, şunları söylüyor:

”Yerli üretim azaldıkça gıdada ithalata yöneliyoruz. Türk Lirası’nın değeri düştükçe bizim maliyetlerimiz artıyor ve bu da gıda ürünlerinde fiyatları giderek artırıyor. Deprem ile birlikte bölgede yaşanan göç ne yazık ki tarımsal üretimde büyük bir zafiyet ortaya çıkaracak. Bu bölge tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 20’sini sırtlıyordu. Mart ayı ile birlikte bölgede pek çok ürünün ekim dönemi başlayacak. Mutlaka şimdiden burada kalan çiftçiler için yeni desteklerin oluşturulması gerekiyor. Aksi takdirde üretimdeki maliyet artışları zaten yüksek olan gıda enflasyonunu daha da artıracak.”

Dünyada ilk sıralarda yer alıyor

Türkiye, rekor seviyelere ulaşan ve deprem sonrasında daha da artması beklenen gıda enflasyonunda dünya liginde ilk sıralarda bulunuyor. Dünya Bankası verilerine göre, Türkiye dünyada gıda enflasyonu en yüksek ilk 10 ülke arasında yer alıyor. İlk sırada yüzde 285’lik gıda enflasyonu ile Zimbabve yer alırken, bu ülkeyi yüzde 158 ile Venezuela, yüzde 143 ile Lübnan, yüzde 95 ile Arjantin ve yüzde 81 ile İran izliyor. Türkiye ise yüzde 71 seviyesindeki gıda enflasyonuyla altıncı sırada yer alıyor. Türkiye G-20 ülkeleri içerisinde ise Arjantin’in hemen ardından ikinci sırada yer alıyor.

”Zarar eden çiftçiler üretimden çıktı”

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, gıda fiyatları üzerindeki enflasyonist baskının önümüzdeki dönemde de devam edeceğini söylüyor.

Gerek et gerekse süt ürünleri üzerindeki fiyat baskısının durdurulamayacağını ifade eden Solakoğlu, ”Çünkü normal zamanında yapılması gereken zamları devlet engelledi. Devletin çiftçileri korumak için kurulmuş kurumlarını kullanarak çiftçilerin fiyatları aşağıda tutmasını sağladılar. Bu dönemde zarar eden çiftçiler üretimden çıkmak zorunda kaldı” diye konuşuyor.

”Gıdada fiyat artışları devam edecek”

Türkiye’de gıda fiyatlarının dünyadakinin aksine sürekli artıyor olmasının ana sebeplerinden birinin üretimde yaşanan daralma olduğuna işaret eden Sencer Solakoğlu, ”Yani sadece ekonomide yaşanan yüksek enflasyon sorunu değil, tarımsal ve hayvansal üretimdeki arz sıkıntısı da fiyatların artmasına neden oluyor. Ne yazık ki bu fiyat artışlarını yaşamaya da devam edeceğiz” diyor.

Sektör olarak seçime kadar geçecek süreçte gıda üretimi konusunda iyileştirici bir adım öngörmediklerini dile getiren Solakoğlu, ”Fiyatları baskılamaya yönelik her hamle daha kötü etkilere yol açacak. Ne yazık ki böyle kötü bir süreç içindeyiz” şeklinde konuşuyor.

Türkiye’nin hayvan varlığı azalıyor

Türkiye’de özellikle et ve süt ürünlerinde fiyatları yükselten etkenlerden biri de ülke genelinde hayvan sayısında düşüş yaşanması. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 9 Şubat’ta yayınladığı 2022 yılına ait Hayvansal Üretim İstatistikleri’ne göre büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanı sayılarında ciddi küçülmeler yaşanıyor.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin toplam hayvan varlığı 2021 yılında 75 milyon 759 bin 569 baş iken, bu sayı 2022’de 73 milyon 472 bin 214’e düştü. Böylelikle Türkiye’nin hayvan varlığı bir yılda yüzde 3 kayıpla 2 milyon 287 bin 355 baş azalmış oldu.

11 ili etkileyen Kahramanmaraş depremi ise hayvansal üretime bir darbe daha vurmuş oldu. Depremin vurduğu bölge Türkiye’nin büyükbaş hayvan varlığının yüzde 12’sini, küçükbaş hayvan varlığının ise yüzde 16’sını oluşturuyor. Deprem ile birlikte bölgede ciddi bir hayvan kaybı yaşandığı tahmin ediliyor. Ancak bu konuda henüz resmi bir sayım veya tespit yapılmış değil.

Deprem bölgesinde kaç hayvanın telef olduğunu şu anda tespit edecek hiçbir merci olmadığını dile getiren TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu, ”Şu an Türkiye’de bölgelere göre nerede, ne kadar hayvan varlığı olduğunu bilemiyoruz. Yani kimse Adana’da şu kadar hayvan var, Hatay’da bu kadar hayvan var diye net bir rakam veremez” diyor.

”Yerli üretime pozitif ayrımcılık yapılmalı”

Hem büyük hem de küçük baş hayvancılığın yapıldığı deprem bölgesinde daha önce 3, 4, 5 hayvanlı ahırlarda hayvancılık faaliyetleri yapıldığını ifade eden Solakoğlu, şu görüşleri dile getiriyor:

”Artık hayvancılık, 30-40 hayvan varlıklı ahırlarda, kooperatifçilik modeliyle çiftçilere bir yüzde verilerek yapılmalı. Ürünlerine de ulusal ve yerel marketlerde ‘pozitif ayrımcılık’ yapılarak satış desteği verilmeli.

Markalaşma çalışmalarında da pazarlama desteği almalı çiftçi. Bu alanda çalışan çifti sayısı zaten azdı ve yaşlıydı. Bu felaketten sonra kalanlar hayvancılık yapmak istemeyebilir. Hem onları hem de geri dönüp hayvancılık yapmak isteyen gençleri teşvik etmek için cazip yeni bir modele geçilmeli.”

Paylaşın

Açlık Sınırı 10 Bin 259, Yoksulluk Sınırı 28 Bin 563 Liraya Yükseldi

4 kişilik bir ailenin mutfak alışverişini kapsayan açlık sınırı, şubat ayında bir önceki aya göre 463 lira artarak 10 bin 259 liraya kira, ulaşım, fatura, eğitim, sağlık, giyim gibi tüm harcamalarını kapsayan yoksulluk sınırı ise 26 bin 994 liraya ulaştı.

4 kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da şubatta bin 106 TL’lik artışla 18 bin 304 TL’ye yükseldi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Ar-Ge birimi KAMU-Ar’ın, dört kişilik bir ailenin insan omuruna yakışır bir şekilde yoksunluk hissetmeden yaşayabilmesi için gerekli olan harcamaları dikkate alarak hazırladığı Açlık-Yoksulluk Sınırı Araştırmasının şubat ayı sonuçlarını açıkladı.

Açlık sınırı 10 bin 259 lira

Araştırmaya göre, açlık sınırı şubatta bir önceki aya göre 463 lira artarak 10 bin 259 liraya yükseldi.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar bir önceki aya göre 253 lira, 2022 yılının aynı ayına göre ise 1.290 lira artarak 2 bin 634 lira oldu.

Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 7 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 103 liralık artışla 241 liraya yükseldi. Süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama şubatta bir önceki aya göre 72 lira artarak 2 bin 744 liraya yükseldi. Son bir yıllık dönemde ise 1.672 liralık artış oldu.

Meyve için harcanması gereken para Şubat’ta 104 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 139 lira artarak 576 lira oldu. Sebze harcaması da önceki aya göre 182 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 773 lira artarak 1.449 lira oldu.

Yoksulluk sınırı 28 bin 563 lira

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat artışları da esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini ‘yoksunluk hissi duymadan’ karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı Şubat’ta 1.106 liralık artışla 18 bin 304 liraya yükseldi.

Şubat’ta dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları 995 liraya inerken, barınma (kira dâhil) harcamaları 4 bin 133 liraya, ev eşyası harcamaları 2 bin 576 liraya, sağlık harcamaları 848 liraya yükseldi.

Ulaştırma harcamaları 4 bin 913 liraya çıkarken, haberleşme harcamaları 775 lira, eğlence ve kültür harcamaları 647 lira, eğitim harcamaları 397 lira, tatil-otel harcamaları 1.795 lira ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 1.198 lira oldu.

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı (içki ve sigara harcamaları hariç) ise Şubat’ta 1.569 lira daha artarak 28 bin 563 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 12 bin 243 lira olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Bitcoin 23 Bin 900 Doların Altında; Cardano, Polygon Yüzde 4’e Kadar Düştü

Kripto paralarda dalgalı seyir sürüyor… Bitcoin (BTC) yüzde 2,17 düşüşle 23.868 dolara gerilerken, Ethereum (ETH) ise Bin 650 dolar seviyesinin altında kaldı. Cardano ve Polygon’da yatırımcısına kaybettirdi.

Haber Merkezi / Uzmanlar, ABD para politikası ve istihdam verilerini değerlendirmeye devam ederken, Bitcoin (BTC) son 24 saatte yatay işlem gördü.

BTC, geçen ayki en düşük noktasından bu yana yüzde 74 artmasına rağmen 24 bin dolar seviyesinin altında işlem görüyor.

Ethereum (ETH) ise Bin 650 dolar seviyesinin altında kalırken, Poligon yüzde 4 oranında azaldı. Polkadot, Shiba Inu, Cardano ve BNB de kesintilerle işlem görüyor.

Dünyanın en büyük kripto para birimi olan Bitcoin (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 0,91 düşüşle yaklaşık 28,71 milyar dolar oldu.

Küresel kripto para piyasa değeri ise, son 24 saatte yüzde 1,57 düşerek 1,09 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Bitcoin ve Ethereum dışındaki diğer kripto para birimlerinde son durum:

Dogecoin 0,08583 dolar, değer kazancı yüzde 1,36

Cardano 0,3814 dolar, değer kaybı yüzde 2,41

Polygon 1,35 dolar, değer kaybı yüzde 3,27

Polkadot 7,08 dolar, değer kaybı yüzde 2,84

Tron 0,06982 dolar, değer kaybı yüzde 02

Litecoin 94,07 dolar, değer kaybı yüzde 0,99

Shiba Inu 0,00001313 dolar, değer kazancı yüzde 2,03

Solana 23,90 dolar, değer kaybı yüzde 1,68

Paylaşın