Tarımsal Girdi Fiyatları Yüzde 30,12 Arttı

Tarımsal girdi fiyatları, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,54 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Nisan 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarımsal girdi fiyatları, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,54 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 2,13, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,45 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 29,65, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 32,98 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 56,94 artış ile veteriner harcamaları, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 3,61 artış ile hayvan yemi oldu.

Paylaşın

Yoksulluğu Gizlemek İçin 5 Ayda 148 Milyar Lira Harcandı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2025 yılının ilk üç aylık döneminde, yoksulluğu gizlemek için 148,1 milyar lira harcadı. Yoksullukla mücadele için harcanan 148,1 milyar liranın, merkezi bütçeden pay ayrılan 68 programın 54’ünden fazla olması dikkat çekti.

Ekonomik krizin boyutunu gözler önüne seren “Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma” programı kapsamında yapılan harcama rekor seviyeye tırmandı. Türkiye’deki ekonomik krizin yarattığı derin yoksulluğu perdelemek için 2025 yılının ilk ayında 20 milyar 771 milyon 469 bin TL harcandı.

Merkezi bütçeden, “Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı” adı altında yapılan harcama, şubat ve mart aylarında ise sırasıyla 47 milyar 404 milyon 894 bin TL ve 21 milyar 899 milyon 565 bin TL olarak gerçekleşti.

On milyonlarca yurttaşı yoksulluğa mahkum eden kriz derinleştikçe, yoksullukla mücadele harcamaları, nisan ve mayıs aylarında da hız kesmeden devam etti. Bu kapsamda yoksullukla mücadele için nisan ayında 24 milyar 626 milyon 505 bin TL, mayıs ayında ise 33 milyar 411 milyon 106 bin TL’lik kaynak kullanıldı.

İktidarın, “Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı” için Ocak-Mayıs döneminde yaptığı harcamanın toplamı ise 148 milyar 113 milyon 539 bin TL oldu. Yoksullukla mücadele için harcanan 148,1 milyar TL’nin, merkezi bütçeden pay ayrılan 68 programın 54’ünden fazla olması dikkat çekti.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; 2025’in ilk beş ayında yoksullukla mücadeleden daha az kaynak kullanılan bazı programlar ve harcama tutarları şöyle sıralandı:

Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi: 34 milyar 426 milyon TL
Gençlik: 4 milyar 9 milyon TL
Koruyucu Sağlık: 105 milyar 128 milyon TL
Yasama: 4 milyar 112 milyon TL
Sporun Geliştirilmesi ve Desteklenmesi: 12 milyar 220 milyon TL.

Paylaşın

Mehmet Şimşek İstifa İddialarını Yalanladı

Mehmet Şimşek, son dönemde sıkça gündeme getirilen istifa iddialarına ilişkin, “Net olarak ifade edeyim: İstifa gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İsrail-İran gerilimi nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapatılma ihtimaline karşı ekonomi yönetiminin hazırlıklı olduğunu açıkladı. Dünya petrol ticaretinin yüzde 25’inin bu kritik su yolundan geçtiğini hatırlatan Şimşek, “Petrol fiyatları şu an tolere edilebilir seviyede. Ancak olası bir kriz durumunda gerekli tüm tedbirleri devreye alacağız” dedi.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre; AK Parti’nin doğu ve güneydoğu Anadolu milletvekilleri ile bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek istifa edip etmeyeceği sorularına da yanıt verdi.

Son dönemde bazı çevrelerce sıkça gündeme getirilen istifa iddialarına kesin bir yanıt veren Bakan Şimşek, “Kusura bakmayın, bu iddialara gülüyorum. Göreve başladığımdan beri aynı dedikodular dönüp duruyor. Aslında bu soruya cevap vermeye bile gerek görmüyorum ama net olarak ifade edeyim: İstifa gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil” şeklinde konuştu.

Toplantıda ekonomik tedbirlere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, yüksek kredi faizleriyle ilgili eleştirilere, “Çiftçinin faizinin yüzde 70’ini, ihracatçının ise yüzde 50’sini devlet olarak karşılıyoruz. Buna rağmen şikayetler devam ediyor” yanıtını verdi. Vergi politikalarına yönelik eleştirilere ise, “Zenginlerin vergi yükünü artırdık, dar gelirlilerin vergisini yüzde 15’e düşürdük” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İBB’deki operasyonlarla ilgili MASAK raporuna dair eleştirilerine de yanıt veren Şimşek, “MASAK bağımsız bir kurumdur, gerekeni yapmıştır. Benim bu konuda bir dahlim söz konusu değil. Özel’in bu tür açıklamalarla ekonomiyi yıpratmaya çalışması üzücü” ifadelerini kullandı.

Son olarak TCMB’nin haziran ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne değinen Şimşek, 12 aylık enflasyon beklentisinin yüzde 24,6’ya gerilediğini belirterek, “Enflasyondaki düşüş eğilimi devam ediyor. Bu, ekonomimiz için olumlu bir gelişme” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Tarımda Üretici Enflasyonu Yüzde 28,96

Tarımda üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,23, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,96 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 35,21 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarımda üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,23, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,96 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 35,21 arttı.

Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,41 azalırken, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 7,85 ve balık ve diğer balıkçılık ürünleri; su ürünleri; balıkçılık için destekleyici hizmetlerde yüzde 11,95 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 7,20 azalırken, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 9,38 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,59 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup %87,26 artış ile tropikal ve subtropikal meyveler, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup %14,61 azalış ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu.

Paylaşın

Çanakkale Köprüsü, Araç Geçiş Garantisinin Üçte Birinde Kaldı

CHP’li Deniz Yavuzyılmaz, “Çanakkale Köprüsü’nden Hazine’nin şirket garanti ettiği araç geçiş sayısının sadece 3’te 1’i tutturulabildi. Tutturulamayan 3’te 2’lik kısmını ise köprüden geçmeyen vatandaş ödeyecek” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından Çanakkale Köprüsü’nün garanti geçiş sayısına ilişkin açıklama yaptı. Çanakkale Köprüsü’nde bayramda bile garanti edilen araç sayısı tutturulamadığını söyleyen Yavuzyılmaz, “Hazine’nin şirket garanti ettiği araç geçiş sayısının sadece 3’te 1’i tutturulabildi. Tutturulamayan 3’te 2’lik kısmını ise köprüden geçmeyen vatandaş ödeyecek” dedi.

Türkiye’de en fazla araç trafiğinin bayramda olduğunu ifade eden Yavuzyılmaz, “6 günlük bayram süresince AKP tarzı yap-işlet-devret modeliyle yapılan Çanakkale Köprüsü’nde Hazine’nin şirket garanti ettiği araç geçiş sayısının sadece 3’te 1’i tutturulabildi. Tutturulamayan 3’te 2’lik kısmını ise köprüden geçmeyen vatandaş ödeyecek” dedi.

Yavuzyılmaz, “4-9 Haziran arasındaki 6 günlük bayram süresince garanti edilen araç geçiş sayısı 270 bin adet araç. Gerçekleşen araç geçiş sayısı ise 89 bin 537. AK Partinin hata payı yüzde 67. Hazine’nin şirkete ödeyeceği garanti tutarı 3 milyon 834 bin avro. Ortalama kur ile 153 miyon lira. Çanakkale Köprüsü’nün açılış tarihi 18 Mart 2022. kamuya devir tarihi 28 mayıs 2034. Garanti edilen günlük araç sayısı 45 bin adet. Garanti edilen 15 euro artı KDV x Avrupa Birliği enflasyon farkı. Yani vatandaşımızın sırtına hem Türkiye’deki enflasyon farkı onun üzerine de Avrupa Birliği enflasyon farkı Çanakkale Köprüsü geçiş ücretiyle yüklenmiş oluyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Enflasyon Tek Haneye Düşecek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi programının temel hedefinin enflasyonu kalıcı olarak tek haneli seviyelere indirmek olduğunu belirterek, “Enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek. Program, genel anlamda öngördüğümüz çerçevede sonuç veriyor” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Enflasyonla mücadele başta olmak üzere cari açık, bütçe dengesi, rezerv durumu ve kur korumalı mevduat (KKM) gibi başlıklarda açıklamalarda bulunan Şimşek, uygulanan ekonomik programın öngörüldüğü şekilde ilerlediğini söyledi.

Şimşek, ekonomi programının temel hedefinin enflasyonu kalıcı olarak tek haneli seviyelere indirmek olduğunu belirterek, “Enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek. Program, genel anlamda öngördüğümüz çerçevede sonuç veriyor” dedi. Enflasyondaki düşüşün sürdürülebilirliği açısından alınan mali ve parasal önlemlerin etkili olduğunu ifade etti.

Bakan Şimşek, Türkiye’nin cari açık performansında da olumlu gelişmeler yaşandığını belirterek, “Uzun süredir cari açık, milli gelire oranla yüzde 1’in altında seyrediyor. Bu, programın ikinci önemli hedefinde de başarılı olunduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Deprem nedeniyle bütçede yaşanan geçici genişlemenin ardından, bu yıl için sıkı mali disiplin hedeflediklerini söyleyen Şimşek, 2024 yılında yüzde 4,9 olan bütçe açığını önemli ölçüde azaltmayı hedeflediklerini ifade etti. “Bütçe açığı nispeten yüksek seyrediyor, ama deprem yaralarını başarılı bir şekilde sarıyoruz. Açıkta belirgin bir düşüş var” dedi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine ilişkin de bilgi veren Şimşek, Ağustos 2023’te 144 milyar dolarla zirve yapan KKM tutarının, bugün 15 milyar doların altına indiğini açıkladı. Bu düşüşün piyasayı bozmadan sağlandığını belirten Bakan, “Ağustos 2023’te KKM zirveyi buldu, 144 milyar civarına çıktı; bugün 15 milyar doların altına inmiş durumda. Bunu piyasayı bozmadan başardık. Yakında bu uygulamaya tamamen son vereceğiz” dedi.

Şimşek, Türkiye’nin döviz rezervleri konusunda da dikkat çekici veriler paylaştı. “Rezerv gelirlerine baktığımızda, nette 90 milyar dolar artış var. Brütte de 55-60 milyar dolarlık bir artış yaşandı. Rezerv yeterliliği noktasında kaygımız yok” diyen Bakan, Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacının da önemli ölçüde azaldığını söyledi. 2003-2023 döneminde uzun vadeli rezerv ortalamasının 0,9 olduğunu hatırlatan Şimşek, Mayıs 2023’te bu oranın 0,7’ye düştüğünü, ancak Mayıs 2024 sonunda 0,97’ye yeniden yükseldiğini belirtti.

Kamu tarafından belirlenen fiyatlar konusunda da açıklamada bulunan Şimşek, bundan sonraki süreçte hedef enflasyonun göz önünde bulundurulacağını ve fiyat ayarlamalarında bu çerçevenin dışına çıkılmayacağını söyledi.

NTV canlı yayınında konuşan Şimşek ayrıca uygulanan ekonomi programının 2024’ün ilk çeyreğinde yaşanan iki büyük ekonomik şoku – önce iç kaynaklı, ardından dış kaynaklı – başarıyla atlattığını belirterek, “Bu program Türkiye’nin ekonomik direncini güçlendirdi” dedi.

“Ekonomi programımız öngördüğümüz çerçevede çalışıyor”

Son olarak, uygulanan ekonomik programa yönelik güvenin hem içeride hem dışarıda devam ettiğini vurgulayan Şimşek, “Ekonomi programımız öngördüğümüz çerçevede çalışıyor. Temel makro dengelerde iyileşme var, riskler azalıyor. Türkiye’nin ekonomik bünyesi artık daha sağlam” açıklamasında bulundu.

Paylaşın

Zafer Havalimanı’nın Yapım Maliyeti 50 Milyon Euro Garantisi 208 Milyon Euro

Yap – İşlet – Devret modeliyle inşa edilen ve 2012 yılında hizmete giren Zafer Havalimanı’nın yapım maliyetinin 50 milyon euro olduğu, havalimanını yapan şirkette 208 milyon euro garanti ödeneceği açıklandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın kamuoyuna sunduğu veriler, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını ve yolcu garantili projelerin maliyetini bir kez daha gündeme taşıdı.

Yap – İşlet – Devret modeliyle inşa edilen ve 2012 yılında hizmete giren havalimanı için, 2025 yılının ilk 5 ayı da dahil olmak üzere bugüne kadar şirkete toplam 76 milyon euro garanti ödemesi yapıldı. Oysa bu sürede gerçekleşen yolcu sayısı garanti edilen rakamların çok altında kaldı.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) verilerine göre, 2025’in ilk 5 ayında Zafer Havalimanı’nda iç ve dış hatlar toplam yolcu trafiği 31 bin 161 kişi oldu. Geliş-gidiş toplamı üzerinden ortalama giden yolcu sayısı yaklaşık 15 bin 580 kişi olarak hesaplandı. Ancak bu dönemde garanti edilen yolcu sayısı 549.055 idi. Bu da yaklaşık yüzde 97’lik bir sapmaya işaret ediyor.

Bu düşük gerçekleşme oranına rağmen Hazine, işletmeci firmaya sadece 2025’in ilk 5 ayı için 2.811.163 euro (yaklaşık 126 milyon TL) garanti ödemesi yapacak. Sözleşmeye göre garanti ödemeleri sadece “giden yolcu” sayısı üzerinden hesaplanıyor.

Deniz Yavuzyılmaz’ın açıkladığı verilere göre, havalimanı 2044 yılında kamuya devredilecek. O tarihe kadar şirkete yapılacak toplam garanti ödemesinin 208 milyon euro’yu bulması bekleniyor. Bu tutar, havalimanının yapım maliyetinin dört katından fazla.

Paylaşın

Patronlar Kulübü TÜSİAD’dan Enflasyon Çıkışı: En Önemli Sorun

TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras, “Enflasyon en kısa sürede düşük hanelere indirmeliyiz, sıkılaştırma politikaları enflasyonu bir yere kadara düşürdü. Çıkış yolu, kalıcı düşük enflasyondur. Enflasyonla özel sektör ve kamu olarak birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı gerçekleşti. Toplantıda konuşan YİK Başkanı Ömer Aras, ülkenin en önemli sorunun yüksek enflasyon olduğunu söyledi. Uygulanan ekonomi politikaları ile enflasyonun bir yere indirildiğine dikkat çeken Arası, “Ekonomik programı güçlendirerek devam ettirmeliyiz” dedi.

Aras, “Enflasyonist olmayan adil vergilendirme yapılmalı, ekonomik dalgalanma yaratmamalıyız” diyerek, “Şirketler karmaşık ortamda ekonomik olduğu kadar jeopolitik zekaya da ihtiyaç duyuyor. Artık güvenilir üretici olmak düşük maliyetli üretici olmak kadar önemli” değerlendirmesinde bulundu.

Aras’ın konuşmasında dikkat çeken noktalar özetle şöyle: “Enflasyon en kısa sürede düşük hanelere indirmeliyiz, sıkılaştırma politikaları enflasyonu bir yere kadara düşürdü. Son dönemde yaşanan döviz dalgalanmasına Merkez Bankası döviz satarak dengeledi. Çıkış yolu, kalıcı düşük enflasyondur. Enflasyonla özel sektör ve kamu olarak birlikte mücadele etmeliyiz.”

Mümkün olan en kısa zamanda enflasyonun tek haneye indirilmesi gerektiğini dile getiren Aras, “Yükselen reel faiz ekonomik büyümeyi etkilerken enflasyonu olumlu etkileyebilir. Türkiye’nin dış borç sürdürülebililirlik sorunu yok. Kaynakların verimli kullanılması, harcamaların kontrol altına alınması sağlanmalı” şeklinde konuştu.

“Bankalar, kaynakları verimli şirketlere kullanırsa fiyatlamalar daha sağlıklı olacaktır” yorumunu yapan Aras, “Önümüzdeki dönemde enflasyonu indirmek için büyük fırsat var. İstikrarlı bir ortam için alan yaratılmalı. Şirketler karmaşık ortamda ekonomik olduğu kadar jeopolitik zekaya da ihtiyaç duyuyor” dedi.

Bölgesel istikrarsızlıkların küresel güvenliği etkilediğini söyleyen Aras, “Türkiye uygun kapasitesi olan ülkelerle enerji ve güvenlik alanlanıda çalışabilir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye gibi bir ülkenin sanayisiz büyümesi düşünülemez”

Türkiye gibi bir ülkenin sanayisiz büyümesinin düşünülemeyeceğini belirten TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “Sanayide performans zayıflığı sadece son çeyrek meselesi değil, büyümeyi sanayi dışında sektörler sürüklüyor” dedi.

AB’nin güvenlik ve savunma politikalarında değişikliğe gittiğini söyleyen Turan, ABD’de yaşanan gelişmelerin tüm dünyayı etkilediğini vurguladı. Turan “Bildiğimiz dünya kökten değişiyor” derken “Hiçbir ülke bu değişimin dışında kalmayacak” diye konşutu.

Büyüme rakamlarına da değinen Turan “Büyüme rakamları ile ekonomideki yavaşlama teyit edildi. Türkiye gibi bir ülke için sanayisiz büyüme elbette düşünülmemeli” diye konuştu. Turan ayrıca “Ekonomimizi rekabetçi kılacak yapısal dönüşümleri hayata geçirmeliyiz” dedi.

YİK Başkanı Aras’ın da konuşmasında vurguladığı Gümrük Birliği’ne değinen Turan “30 yaşında gelmiş olan Gümrük Birliği kesinlikle güncellenmeli. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ihmal edilmemesi gereken bir başlık” diye konuştu. Turan “Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreci yeniden canlandırılmalı” ifadelerini kullandı.

Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanması konusu hakkında konuşan Turan “Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanması için Türkiye’nin bu sürece entegre edilmesi gerekir” dedi. Turan konuşmasının sonunda “Terör sorununun kalıcı olarak ortadan kalkması en büyük dileğimiz. Sağduyu ortak akıl güven ve dayanışma her zamankinden daha önemli” diye konuştu.

(Kaynak: BloombergHT)

Paylaşın

İcradaki Dosya Sayısı Son Bir Yılda 1,5 Milyon Arttı

Ekonomik kriz vatandaşın belini bükmeye devam ediyor. Vatandaşın borcu 4.8 trilyona yaklaşırken, İcra dairelerinde işlem gören dosya sayısı son bir yılda 1.5 milyon arttı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Grubu’nun hazırladığı güncel ekonomi raporuna göre, KOBİ’lerin bankalara olan toplam borcu nisan ayı itibarıyla 5 trilyon lirayı aşarken, tarım sektörünün borçları da ilk kez 1 trilyon lira sınırını geçti. Bireysel borçlar da 4.8 trilyon liraya yaklaşmış durumda. Artan borçların yargıya yansıması ise icra dosyalarındaki patlamayla kendini gösteriyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bankacılık sektörüne olan kredi borçları, nisan ayında bir önceki aya göre 201 milyar lira artışla 5 trilyon 33 milyar liraya yükseldi. Bu borçların 115.9 milyar liralık kısmı zamanında ödenemediği için takibe alınmış durumda. Yılın ilk dört ayında KOBİ borçlarındaki toplam artış 660 milyar lirayı buldu.

Tarım sektörünün bankalara olan kredi borcu da nisan ayında 38.4 milyar lira artışla 1 trilyon 9 milyar liraya çıkarak tarihî bir eşiği geçti. Sektörde yılbaşından bu yana toplamda 140 milyar liralık borç artışı yaşandı. Takibe düşen tarım kredilerindeki artış ise yüzde 75’e yaklaşarak 6.3 milyar liraya ulaştı.

Tüketici kredileri ve kredi kartı harcamaları da hızla artıyor. Vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan bireysel borcu, yalnızca 23-30 Mayıs haftasında 114.8 milyar lira artarak 4 trilyon 684 milyar liraya yükseldi.

Ekonomik tablo yargı sistemine de yansıdı. 1 Ocak – 6 Haziran tarihleri arasında icra dairelerine UYAP sistemi üzerinden gelen yeni dosya sayısı 4 milyon 336 bine ulaştı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5.9’luk bir artışa karşılık geliyor. Aynı dönemde işlem gören toplam dosya sayısı 23 milyon 630 bine yükselirken, son bir yılda net dosya artışı 1 milyon 519 bin olarak kaydedildi.

Paylaşın

Küresel Ekonomi “1960’lardan Bu Yana En Kötü On Yıla” Hazırlanıyor

Dünya Bankası’nın raporuna göre, küresel ekonomik büyüme 1960’lardan bu yana en zayıf on yıla doğru gidiyor. Banka, ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti.

Dünya Bankası Başekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, “Asya hariç, gelişmekte olan dünya adeta kalkınmadan yoksun bir bölgeye dönüşüyor” dedi.

Küresel büyümenin bu yıl, resesyonlar haricinde, 2008’den bu yana en yavaş seviyeye düşmesi bekleniyor. Bu yavaşlamanın temel nedenleri arasında ABD tarifeleriyle bağlantılı ticaret gerilimleri ve politika belirsizlikleri öne çıkıyor.

Bu değerlendirme, Dünya Bankası’nın Salı günü yayımladığı son Küresel Ekonomik Görünüm raporunda yer aldı.

Dünya yalnızca altı ay önce pandemi sonrası ‘yumuşak iniş’e yaklaşmış görünürken, rapor bugün ‘küresel ekonominin yeniden türbülansa girdiğini’ vurguluyor.

Dünya Bankası, ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. Küresel ekonomik büyümenin 2025’te yüzde 2,3’e gerilemesi bekleniyor; bu da yıl başında öngörülen orandan neredeyse yarım puan daha düşük.

Her ne kadar yakın vadede küresel bir durgunluk öngörülmese de Dünya Bankası’na göre önümüzdeki iki yıl için yapılan tahminlerin gerçekleşmesi halinde, 2020’lerin ilk yedi yılı, 1960’lardan bu yana herhangi bir on yıl içindeki en yavaş ortalama büyüme dönemine işaret edecek.

Ticaret ve politika belirsizliklerinin yanı sıra, küresel büyümenin önündeki diğer engeller arasında artan jeopolitik gerilimler, giderek sıklaşan aşırı iklim olayları ve büyük ekonomilerde beklenenden düşük büyüme oranları yer alıyor. Bu sonuncusu, küresel çapta olumsuz etkiler doğurma riski taşıyor.

Dünya Bankası Başekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, bu konuda şu çarpıcı ifadeyi kullandı: “Asya hariç, gelişmekte olan dünya adeta kalkınmadan yoksun bir bölgeye dönüşüyor. Uzun süredir kalkınma potansiyelini pazarlıyor.

Ancak gelişmekte olan ekonomilerdeki büyüme, 2000’lerdeki yıllık ortalama yüzde 6’dan, 2010’larda yüzde 5’e, 2020’lerde ise yüzde 4’ün altına düştü. Bu, küresel ticaretteki büyümenin de benzer şekilde yüzde 5’ten, yüzde 4,5’e ve şimdi yüzde 3’ün altına düşmesiyle paralel seyrediyor. Yatırım artışı yavaşlarken, borç seviyeleri rekor düzeylere ulaştı.”

Dünya Bankası, gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin (EMDE) kişi başına gelir farklarını kapatma ve aşırı yoksulluğu azaltma konularındaki ilerlemesinin de zayıflayacağını öngörüyor. Banka, iklim değişikliğinin etkileri dahil olmak üzere uzun süredir devam eden sorunlarla mücadele için daha fazla destek çağrısında bulunuyor.

Rapora göre, EMDE ülkelerinde hükümetlerin enflasyon risklerini sınırlamaya ve kamu maliyesini güçlendirmeye, bu kapsamda harcama önceliklerini yeniden düzenlemeye odaklanması gerekiyor.

Ancak Dünya Bankası’na göre büyük ekonomiler ticaret gerilimlerini azaltmayı başarırsa, küresel büyüme beklenenden daha hızlı toparlanabilir.

Analize göre, bugün yaşanan ticaret anlaşmazlıkları, tarifelerin Mayıs sonu seviyelerine göre yarıya indirilmesiyle çözülebilirse, küresel büyüme 2025 ve 2026 yıllarında ortalama 0,2 puan daha yüksek olabilir.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın