Zafer Havalimanı’nın Yapım Maliyeti 50 Milyon Euro Garantisi 208 Milyon Euro

Yap – İşlet – Devret modeliyle inşa edilen ve 2012 yılında hizmete giren Zafer Havalimanı’nın yapım maliyetinin 50 milyon euro olduğu, havalimanını yapan şirkette 208 milyon euro garanti ödeneceği açıklandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın kamuoyuna sunduğu veriler, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını ve yolcu garantili projelerin maliyetini bir kez daha gündeme taşıdı.

Yap – İşlet – Devret modeliyle inşa edilen ve 2012 yılında hizmete giren havalimanı için, 2025 yılının ilk 5 ayı da dahil olmak üzere bugüne kadar şirkete toplam 76 milyon euro garanti ödemesi yapıldı. Oysa bu sürede gerçekleşen yolcu sayısı garanti edilen rakamların çok altında kaldı.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) verilerine göre, 2025’in ilk 5 ayında Zafer Havalimanı’nda iç ve dış hatlar toplam yolcu trafiği 31 bin 161 kişi oldu. Geliş-gidiş toplamı üzerinden ortalama giden yolcu sayısı yaklaşık 15 bin 580 kişi olarak hesaplandı. Ancak bu dönemde garanti edilen yolcu sayısı 549.055 idi. Bu da yaklaşık yüzde 97’lik bir sapmaya işaret ediyor.

Bu düşük gerçekleşme oranına rağmen Hazine, işletmeci firmaya sadece 2025’in ilk 5 ayı için 2.811.163 euro (yaklaşık 126 milyon TL) garanti ödemesi yapacak. Sözleşmeye göre garanti ödemeleri sadece “giden yolcu” sayısı üzerinden hesaplanıyor.

Deniz Yavuzyılmaz’ın açıkladığı verilere göre, havalimanı 2044 yılında kamuya devredilecek. O tarihe kadar şirkete yapılacak toplam garanti ödemesinin 208 milyon euro’yu bulması bekleniyor. Bu tutar, havalimanının yapım maliyetinin dört katından fazla.

Paylaşın

Patronlar Kulübü TÜSİAD’dan Enflasyon Çıkışı: En Önemli Sorun

TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras, “Enflasyon en kısa sürede düşük hanelere indirmeliyiz, sıkılaştırma politikaları enflasyonu bir yere kadara düşürdü. Çıkış yolu, kalıcı düşük enflasyondur. Enflasyonla özel sektör ve kamu olarak birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı gerçekleşti. Toplantıda konuşan YİK Başkanı Ömer Aras, ülkenin en önemli sorunun yüksek enflasyon olduğunu söyledi. Uygulanan ekonomi politikaları ile enflasyonun bir yere indirildiğine dikkat çeken Arası, “Ekonomik programı güçlendirerek devam ettirmeliyiz” dedi.

Aras, “Enflasyonist olmayan adil vergilendirme yapılmalı, ekonomik dalgalanma yaratmamalıyız” diyerek, “Şirketler karmaşık ortamda ekonomik olduğu kadar jeopolitik zekaya da ihtiyaç duyuyor. Artık güvenilir üretici olmak düşük maliyetli üretici olmak kadar önemli” değerlendirmesinde bulundu.

Aras’ın konuşmasında dikkat çeken noktalar özetle şöyle: “Enflasyon en kısa sürede düşük hanelere indirmeliyiz, sıkılaştırma politikaları enflasyonu bir yere kadara düşürdü. Son dönemde yaşanan döviz dalgalanmasına Merkez Bankası döviz satarak dengeledi. Çıkış yolu, kalıcı düşük enflasyondur. Enflasyonla özel sektör ve kamu olarak birlikte mücadele etmeliyiz.”

Mümkün olan en kısa zamanda enflasyonun tek haneye indirilmesi gerektiğini dile getiren Aras, “Yükselen reel faiz ekonomik büyümeyi etkilerken enflasyonu olumlu etkileyebilir. Türkiye’nin dış borç sürdürülebililirlik sorunu yok. Kaynakların verimli kullanılması, harcamaların kontrol altına alınması sağlanmalı” şeklinde konuştu.

“Bankalar, kaynakları verimli şirketlere kullanırsa fiyatlamalar daha sağlıklı olacaktır” yorumunu yapan Aras, “Önümüzdeki dönemde enflasyonu indirmek için büyük fırsat var. İstikrarlı bir ortam için alan yaratılmalı. Şirketler karmaşık ortamda ekonomik olduğu kadar jeopolitik zekaya da ihtiyaç duyuyor” dedi.

Bölgesel istikrarsızlıkların küresel güvenliği etkilediğini söyleyen Aras, “Türkiye uygun kapasitesi olan ülkelerle enerji ve güvenlik alanlanıda çalışabilir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye gibi bir ülkenin sanayisiz büyümesi düşünülemez”

Türkiye gibi bir ülkenin sanayisiz büyümesinin düşünülemeyeceğini belirten TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “Sanayide performans zayıflığı sadece son çeyrek meselesi değil, büyümeyi sanayi dışında sektörler sürüklüyor” dedi.

AB’nin güvenlik ve savunma politikalarında değişikliğe gittiğini söyleyen Turan, ABD’de yaşanan gelişmelerin tüm dünyayı etkilediğini vurguladı. Turan “Bildiğimiz dünya kökten değişiyor” derken “Hiçbir ülke bu değişimin dışında kalmayacak” diye konşutu.

Büyüme rakamlarına da değinen Turan “Büyüme rakamları ile ekonomideki yavaşlama teyit edildi. Türkiye gibi bir ülke için sanayisiz büyüme elbette düşünülmemeli” diye konuştu. Turan ayrıca “Ekonomimizi rekabetçi kılacak yapısal dönüşümleri hayata geçirmeliyiz” dedi.

YİK Başkanı Aras’ın da konuşmasında vurguladığı Gümrük Birliği’ne değinen Turan “30 yaşında gelmiş olan Gümrük Birliği kesinlikle güncellenmeli. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ihmal edilmemesi gereken bir başlık” diye konuştu. Turan “Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreci yeniden canlandırılmalı” ifadelerini kullandı.

Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanması konusu hakkında konuşan Turan “Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanması için Türkiye’nin bu sürece entegre edilmesi gerekir” dedi. Turan konuşmasının sonunda “Terör sorununun kalıcı olarak ortadan kalkması en büyük dileğimiz. Sağduyu ortak akıl güven ve dayanışma her zamankinden daha önemli” diye konuştu.

(Kaynak: BloombergHT)

Paylaşın

İcradaki Dosya Sayısı Son Bir Yılda 1,5 Milyon Arttı

Ekonomik kriz vatandaşın belini bükmeye devam ediyor. Vatandaşın borcu 4.8 trilyona yaklaşırken, İcra dairelerinde işlem gören dosya sayısı son bir yılda 1.5 milyon arttı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Grubu’nun hazırladığı güncel ekonomi raporuna göre, KOBİ’lerin bankalara olan toplam borcu nisan ayı itibarıyla 5 trilyon lirayı aşarken, tarım sektörünün borçları da ilk kez 1 trilyon lira sınırını geçti. Bireysel borçlar da 4.8 trilyon liraya yaklaşmış durumda. Artan borçların yargıya yansıması ise icra dosyalarındaki patlamayla kendini gösteriyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bankacılık sektörüne olan kredi borçları, nisan ayında bir önceki aya göre 201 milyar lira artışla 5 trilyon 33 milyar liraya yükseldi. Bu borçların 115.9 milyar liralık kısmı zamanında ödenemediği için takibe alınmış durumda. Yılın ilk dört ayında KOBİ borçlarındaki toplam artış 660 milyar lirayı buldu.

Tarım sektörünün bankalara olan kredi borcu da nisan ayında 38.4 milyar lira artışla 1 trilyon 9 milyar liraya çıkarak tarihî bir eşiği geçti. Sektörde yılbaşından bu yana toplamda 140 milyar liralık borç artışı yaşandı. Takibe düşen tarım kredilerindeki artış ise yüzde 75’e yaklaşarak 6.3 milyar liraya ulaştı.

Tüketici kredileri ve kredi kartı harcamaları da hızla artıyor. Vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan bireysel borcu, yalnızca 23-30 Mayıs haftasında 114.8 milyar lira artarak 4 trilyon 684 milyar liraya yükseldi.

Ekonomik tablo yargı sistemine de yansıdı. 1 Ocak – 6 Haziran tarihleri arasında icra dairelerine UYAP sistemi üzerinden gelen yeni dosya sayısı 4 milyon 336 bine ulaştı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5.9’luk bir artışa karşılık geliyor. Aynı dönemde işlem gören toplam dosya sayısı 23 milyon 630 bine yükselirken, son bir yılda net dosya artışı 1 milyon 519 bin olarak kaydedildi.

Paylaşın

Küresel Ekonomi “1960’lardan Bu Yana En Kötü On Yıla” Hazırlanıyor

Dünya Bankası’nın raporuna göre, küresel ekonomik büyüme 1960’lardan bu yana en zayıf on yıla doğru gidiyor. Banka, ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti.

Dünya Bankası Başekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, “Asya hariç, gelişmekte olan dünya adeta kalkınmadan yoksun bir bölgeye dönüşüyor” dedi.

Küresel büyümenin bu yıl, resesyonlar haricinde, 2008’den bu yana en yavaş seviyeye düşmesi bekleniyor. Bu yavaşlamanın temel nedenleri arasında ABD tarifeleriyle bağlantılı ticaret gerilimleri ve politika belirsizlikleri öne çıkıyor.

Bu değerlendirme, Dünya Bankası’nın Salı günü yayımladığı son Küresel Ekonomik Görünüm raporunda yer aldı.

Dünya yalnızca altı ay önce pandemi sonrası ‘yumuşak iniş’e yaklaşmış görünürken, rapor bugün ‘küresel ekonominin yeniden türbülansa girdiğini’ vurguluyor.

Dünya Bankası, ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. Küresel ekonomik büyümenin 2025’te yüzde 2,3’e gerilemesi bekleniyor; bu da yıl başında öngörülen orandan neredeyse yarım puan daha düşük.

Her ne kadar yakın vadede küresel bir durgunluk öngörülmese de Dünya Bankası’na göre önümüzdeki iki yıl için yapılan tahminlerin gerçekleşmesi halinde, 2020’lerin ilk yedi yılı, 1960’lardan bu yana herhangi bir on yıl içindeki en yavaş ortalama büyüme dönemine işaret edecek.

Ticaret ve politika belirsizliklerinin yanı sıra, küresel büyümenin önündeki diğer engeller arasında artan jeopolitik gerilimler, giderek sıklaşan aşırı iklim olayları ve büyük ekonomilerde beklenenden düşük büyüme oranları yer alıyor. Bu sonuncusu, küresel çapta olumsuz etkiler doğurma riski taşıyor.

Dünya Bankası Başekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, bu konuda şu çarpıcı ifadeyi kullandı: “Asya hariç, gelişmekte olan dünya adeta kalkınmadan yoksun bir bölgeye dönüşüyor. Uzun süredir kalkınma potansiyelini pazarlıyor.

Ancak gelişmekte olan ekonomilerdeki büyüme, 2000’lerdeki yıllık ortalama yüzde 6’dan, 2010’larda yüzde 5’e, 2020’lerde ise yüzde 4’ün altına düştü. Bu, küresel ticaretteki büyümenin de benzer şekilde yüzde 5’ten, yüzde 4,5’e ve şimdi yüzde 3’ün altına düşmesiyle paralel seyrediyor. Yatırım artışı yavaşlarken, borç seviyeleri rekor düzeylere ulaştı.”

Dünya Bankası, gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin (EMDE) kişi başına gelir farklarını kapatma ve aşırı yoksulluğu azaltma konularındaki ilerlemesinin de zayıflayacağını öngörüyor. Banka, iklim değişikliğinin etkileri dahil olmak üzere uzun süredir devam eden sorunlarla mücadele için daha fazla destek çağrısında bulunuyor.

Rapora göre, EMDE ülkelerinde hükümetlerin enflasyon risklerini sınırlamaya ve kamu maliyesini güçlendirmeye, bu kapsamda harcama önceliklerini yeniden düzenlemeye odaklanması gerekiyor.

Ancak Dünya Bankası’na göre büyük ekonomiler ticaret gerilimlerini azaltmayı başarırsa, küresel büyüme beklenenden daha hızlı toparlanabilir.

Analize göre, bugün yaşanan ticaret anlaşmazlıkları, tarifelerin Mayıs sonu seviyelerine göre yarıya indirilmesiyle çözülebilirse, küresel büyüme 2025 ve 2026 yıllarında ortalama 0,2 puan daha yüksek olabilir.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Karşılıksız Çek Oranında Rekor Artış

Karşılıksız çıkan çek sayısı bu yılın ilk dört aylık döneminde yüzde 50,8 oranında arttı. Aynı dönemde vadesinde ödenmediği için protesto edilen senet sayısı da yüzde 32,4 oranında arttı.

Bankadan kredi alamayanlar çeke, senede sarıldı. Nisanda 7 bin 109 kişi ilk kez çek kullandı. Ocak-nisan döneminde karşılıksız çıkan çekler yüzde 50,8 arttı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, son aylarda özellikle batık banka kredilerindeki artışla belirginleşen ve icra dosya sayısına da yansıyan borcunu ödeyememe eğilimi, karşılıksız çek ve protesto edilen senet sayılarında da kendisini gösteriyor. 2025 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan, 14,4 bin kişiye ait 89 bin adet çekin toplam tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50,8 artarak 65 milyar TL oldu.

Karşılıksız işlemi yapılan 5 bin 633 kişiye ait toplam 6 milyar 179 milyon TL tutarındaki 10 bin 38 adet çek ise daha sonra ödendi.

Yüksek faiz oranları nedeniyle finansmana erişim sorunlarının artmasıyla işletmeler, nakit akışını sürdürebilmek için yeniden çeke yöneldi. Sene başından bu yana çek kullanımı da artmaya başladı. İlk kez çek kullanan kişi sayısı Ocak ayında 5 bin 347 iken Nisan ayında 7 bin 109 kişiye ulaştı. Ancak karşılıksız çekler ve buna bağlı mağduriyetler de büyüdü. İlk kez karşılıksız işlemi yapılan kişi sayısı ise bin 604’ten 2 bin 170’e çıktı.

Aynı dönemde vadesinde ödenmediği için protesto edilen senet sayısı da yüzde 32,4 oranında artarak 68 bin 742’den, 91 bin 17’ye çıktı.

Paylaşın

Evlenmek Hayal Oldu: Düğün Masrafları 400 Bin Lirayı Aştı

Düğün sezonunun açılması ile birçok sektör hareketlendi. Ancak yüksek enflasyon nedeniyle evlenmenin maliyeti de yükseldi. Yalnızca düğün organizasyonu için yapılması gereken ortalama harcama 400 bin lirayı aştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; Türkiye’de her yıl ortalama 600 binden fazla çift evleniyor. Ancak nişan töreninden başlayarak düğün ve ev kurma sürecine kadar uzanan hazırlıklar, çiftlerin bütçelerini zorluyor. Özellikle yüksek enflasyonun etkisiyle kalem kalem artan fiyatlar, evlilik planlamasını hiç olmadığı kadar kritik hale getiriyor.

Düğün.com’un 2025 yılına dair verilerine göre:

-Geçen yıl 20 bin TL’den başlayan düğün salonu kiraları bu yıl 50 bin TL’den başlıyor, 300 bin TL’ye kadar çıkıyor.
-Gelinlik fiyatları geçen seneye göre üçe katlanarak 60 bin TL bandına ulaştı. Bazı firmalar artık deneme için dahi ek ücret talep ediyor.
-Damatlıklar ise ortalama 15 bin TL’den satışa sunuluyor.
-Profesyonel fotoğraf çekimi, saç ve makyaj gibi hizmetler de 40-50 bin TL arasında değişen ek giderler arasında yer alıyor.
-Davetiye, nikah şekeri, gelin çiçeği ve takı bohçası gibi detaylar da hesaba katıldığında masraflar çığ gibi büyüyor.

İstanbul Planlama Ajansı’nın 2024 yılına ait araştırmasına göre, yeni bir ev kurmak ve düğün yapmak için gereken toplam harcama, bir yılda yüzde 69,4 artarak 589 bin TL’yi aşmıştı. 2025’te bu rakamın daha da yukarı çıkması bekleniyor. Kır düğünleri gibi açık hava organizasyonlarında ise fiyatlar 250 bin TL’yi bulabiliyor.

Yüksek maliyetlere karşılık, devletin sağladığı bazı destekler de mevcut. “Aile Yılı” kapsamında 18-29 yaş arasındaki genç çiftlere 150 bin TL’lik faizsiz evlilik kredisi sunuluyor. Başvurular e-Devlet ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı üzerinden yapılabiliyor.

2025 yılında evlenmek isteyen çiftler için masraflar ciddi bir planlama gerektiriyor. Hayatlarını birleştirme yolunda adım atanların artık sadece kalplerini değil, hesap tablolarını da uyumlu hale getirmesi gerekiyor.

Paylaşın

İstanbul’da Yaşamanın Aylık Maliyeti 92 Bin Liraya Ulaştı

İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti mayıs ayında bir önceki aya göre bin 690 lira artarak 91 bin 722 liraya yükseldi. İstanbul’da yaşam maliyeti son bir yılda yaklaşık yüzde 50 arttı.

Haber Merkezi / İstanbul Planlama Ajansı (İPA), İstanbul’da Yaşam Maliyeti Araştırması Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; İstanbul’da yaşamanın maliyeti bir önceki aya göre yüzde 1,88, bir önceki yıla göre ise yüzde 49,09 oranında arttı. Mayıs ayında İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti geçtiğimiz aya göre 2 bin 690 lira artarak 91 bin 722 liraya yükseldi.

İstanbul’un enflasyonu yüzde 46,57

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2025 Mayıs Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıklamıştı. Açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:

“Mayıs ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi aylık artışı yüzde 2,83 olarak gerçekleşti. 2024 Mayıs ayına göre 2025 Mayıs ayında İstanbul’da yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İTO 2023=100 bazlı İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde yüzde 46,57 olarak gerçekleşti.

Mayıs ayında İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde; bir önceki aya göre gıda harcamaları grubunda yüzde 3,24, konut harcamaları grubunda yüzde 3,10, eğlence ve kültür harcamaları grubunda yüzde 2,52, çeşitli mal ve hizmetler harcama grubunda yüzde 2,06, ev eşyası harcamaları grubunda yüzde 1,79, lokanta ve oteller harcama grubunda yüzde 1,70, ulaştırma harcamaları grubunda yüzde 1,12, haberleşme harcamaları grubunda yüzde 0,88, sağlık harcamaları grubunda yüzde 0,72, giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda yüzde 0,15 artış izlenirken, eğitim harcamaları grubunda yüzde -0,01 azalış izlendi. Alkollü içecekler ve tütün harcamaları grubunda değişim izlenmedi.

İstanbul’da mayıs ayı fiyat indeksinin belirlenmesinde; Gıda ve alkolsüz içecekler harcama grubunda yer alan bazı ürün gruplarında mevsimsel değişime bağlı olarak yaşanan fiyat değişimleri, konut harcamaları, eğlence ve kültür harcamaları, ev eşyası harcamaları ile çeşitli mal ve hizmetler gruplarındaki bazı ürün ve hizmetlerde piyasa koşullarına bağlı izlenen fiyat değişimleri etkili oldu.

Mayıs ayında en yüksek grup artışı gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları grubunda (% 3,24), en yüksek grup azalışı ise eğitim harcamaları grubunda (-0,01) izlendi.”

Paylaşın

Çiftçilerin Bankalara Borcu Bir Trilyon Liraya Dayandı

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021’de ticari kredilerin sektörel dağılımında tarım sektörünün payının yüzde 4 iken, 2024’te bu oranın yüzde 7’ye yükseldiğini belirtti.

Ömer Fethi Gürer, “Bu artış, çiftçinin artan borçlarından kaynaklanıyor. Çiftçimiz üretime devam etmek için mecburen borçlanıyor ama bu sürdürülebilir bir yol değil. Zaten yaşanan icralar ve çiftçilerin bankalara olan borçlarının bu ay içinde 1 trilyonu bulacağı yönündeki beklenti bu durumun somut örneğidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yılın ilk çeyreğinde tarım sektöründe çalışan 480 bin kişinin istihdam dışı kaldığını söyledi.

2024’ün son çeyreğinde tarım sektöründe 4 milyon 658 bin kişinin istihdam edildiğini söyleyen Gürer, 2025’in ilk çeyreğinde bu sayının 4 milyon 178 bin kişiye gerilediğinin bilgisini verdi. Gürer, tarım sektörünün istihdam oranının da yüzde 14,3’ten yüzde 13,1’e düştüğünü ifade etti.

Gürer, “Çiftçiler artan maliyetler, düşük satış fiyatları ve yaşanan zirai don nedeniyle üretimden vazgeçiyorlar. Bu da tarımsal üretimin kan kaybetmesine neden oluyor” dedi. Gürer ayrıca çiftçilerin icralarla boğuştuğunu söyledi. 4 bin 913 tarla, 43 traktör ve 28 tarım makinesinin icra ve sulh hukuk mahkemelerinden satışta olduğunu aktardı.

Ömer Fethi Gürer, “Çiftçilerimiz, borçlarını ödeyemediği için tarımsal faaliyetlerini sürdüremiyor. Ya üretimden tamamen çekiliyorlar ya da borç girdabı daha da derinleşiyorlar ve üretim araçlarının icra yoluyla satılmasıyla üretimden mecburen çekiliyor” dedi.

2021’de ticari kredilerin sektörel dağılımında tarım sektörünün payının yüzde 4 iken, 2024’te bu oranın yüzde 7’ye yükseldiğini belirten Gürer, “Bu artış, çiftçinin artan borçlarından kaynaklanıyor. Çiftçimiz üretime devam etmek için mecburen borçlanıyor ama bu sürdürülebilir bir yol değil. Zaten yaşanan icralar ve çiftçilerin bankalara olan borçlarının bu ay içinde 1 trilyonu bulacağı yönündeki beklenti bu durumun somut örneğidir” ifadelerini kullandı.

“Acil çözüm şart”

Ömer Fethi Gürer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçimizin borçları üç yıl ötelenmeli ve yeniden yapılandırılmalı, faizler silinmeli ve üretim destekleri artırılmalıdır. Çiftçinin üretimden kopmasının bedeli çok ağır olur. Gıda güvencesi, ancak üreticinin desteklenmesiyle sağlanabilir. AKP’nin tarım politikaları, çiftçiyi tüketmiş ve tarımsal üretimi tehlikeye atmıştır. Tarımsal üretim, ülkemizin stratejik sektörüdür ve derhal kapsamlı bir planlama ile ele alınmalıdır.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 23,13’e Yükseldi

Yurt içi üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,92, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 30,17 arttı.

Haber Merkezi /Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,92, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 30,17 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 28,11, imalatta yüzde 22,99, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde yüzde 19,83 ve su temininde yüzde 57,57 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 20,50 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 29,22, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 27,48, enerjide yüzde 17,05 artış ve sermaye mallarında yüzde 26,48 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,18, imalatta yüzde 1,72, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 12,36 ve su temininde yüzde 5,86 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,92, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,05, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,70, enerjide yüzde 7,98 artış ve sermaye mallarında yüzde 2,38 arttı.

Paylaşın

4.5 Yılda 866 Bin İş Yeri Kapandı

2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı.

2021’deki “faiz inerse enflasyon da iner” şeklindeki ekonomi formülünün ardından 2 yıldır Mehmet Şimşek’in “düşük kur-yüksek faiz” diye açıklanan kemer sıkma politikaları ticari hayatı da zora soktu. Ocak 2021’den bu yana; kapanan, feshedilen veya re’sen kapanan şirketler, gerçek kişi ticari işletmeler ve küçük esnafların sayısı toplamda 866 bini aştı.

Nefes’ten Ali Öztütk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) kayıtlarına dayandırdığı haberde, Ocak 2021 ile Nisan 2025 arasında, 205 bin 725 şirket kapandı. Bu rakama, tasfiye edilen ve re’sen kapanışı yapılan 152 bin 177 şirket eklenince TOBB’a bağlı odalara üye, anonim şirketler ve limited şirketler dahil toplam 357 bin şirket kilit vurdu.

Küçük esnaf da bitik durumda. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) kayıtlarına göre, 2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı. 4.5 yılda kapanan toplam iş yeri sayısı, halen SGK’da kaydı bulunan 3 milyon 655 milyon aktif Bağ-Kur sigortalısının yüzde 24’üne denk geliyor.

Diğer yandan, TOBB ve TESK kayıtlarına göre, söz konusu dönemde, yani son 4 yıl 4 ayda kurulan şirket ve küçük esnaf iş yeri sayısı toplamda 2 milyon 62 bin 299 oldu. Buna rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK), adına Bağ-Kur primi ödenen kişi sayısı sadece 513 bin arttı.

Kapanan veya tasfiye edilen iş yerlerinin sayısından yaklaşık 1.2 milyon daha fazla yeni şirket kurulmasına rağmen, Bağ-Kura kayıtlı olarak SGK primi ödeyenlerin sayısının çok daha düşük kalması, “Kurulan şirketler kağıt üzerinde şirketler mi? Aynı kişiler tarafından kurulan çok sayıda tabela şirket mi var” sorusunu akla getirdi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), re’sen kapanan şirketleri, yani faaliyeti tespit edilemediği için Ticaret Sicil Müdürlükleri tarafından kaydı silinenleri ayrı başlık altında açıklıyor. Fakat son 2 yıldır re’sen kapanışlarla ilgili sağlıklı bir rakam açıklanmadı.

TOBB’a göre son 4 yıl 4 ayda 109 bin 611 şirket tasfiye oldu. Ocak 2021-Kasım 2023 döneminde 42 bin 566 şirket de re’sen kapandı. Bu iki kalemin toplamı, 4 yıl 4 ayda 152 bin 177 iş yeri kapanışına işaret ediyor. Bunlarla birlikte yaklaşık 4.5 yılda kapanan şirket sayısı 866 bin 34’ü buluyor.

Paylaşın