Yasal Takibe Düşen Bireysel Borçlu Sayısı Bir Milyonu Aştı

2025 yılının ilk beş aylık döneminde bireysel kredi ya da kredi kartı borçları nedeniyle yasal takibe giren kişi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 oranında artarak 1 milyon 39 bine yükseldi.

Yüksek enflasyon ve artan faiz oranlarının gölgesinde borçlanma eğilimindeki hız kesilmezken, bireylerin finansal yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandığına işaret eden yeni veriler, hanehalkı borçluluğundaki kırılganlığı gözler önüne serdi. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi tarafından yayımlanan son istatistiklere göre, bireysel kredi veya kredi kartı borçları nedeniyle yasal takibe alınan kişi sayısında keskin bir artış yaşandı.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, Mayıs 2025’te bireysel kredi kartı borçları nedeniyle takibe düşen kişi sayısı 162 bin 617 olarak kayıtlara geçerken, bireysel kredilerden dolayı yasal takibe alınan kişi sayısı 171 bin 123’e ulaştı. Böylece yalnızca bir ayda toplamda 333 binden fazla kişi borçları nedeniyle yasal takip süreciyle karşı karşıya kaldı.

Yılın ilk beş aylık dönemine bakıldığında ise tablo daha da çarpıcı. Ocak-Mayıs 2025 döneminde bireysel kredi ya da kredi kartı borçları nedeniyle yasal takibe giren kişi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 oranında artarak 1 milyon 39 bine yükseldi. Bu rakam, bireysel borçlulukta yaşanan yapısal sorunun derinleştiğini ve borç ödeme kapasitesinin giderek zayıfladığını gösteriyor.

Bireysel borçlulukta yalnızca kişi sayısı değil, takibe düşen alacak miktarı da dikkat çekici bir artış gösterdi. TBB Risk Merkezi’nin verilerine göre, Mayıs 2025 itibarıyla bireysel krediler (kredi kartları dahil) kapsamında tasfiye olunacak alacak tutarı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 177’lik artışla 199 milyar TL’ye yükseldi. Bu rakam, bankacılık sektörünün karşı karşıya olduğu riskin boyutuna da işaret ediyor.

Finans çevreleri, enflasyonla mücadele kapsamında sürdürülen sıkı para politikasının bireysel borç ödemelerinde baskı yarattığını, özellikle sabit gelirli kesimlerin kredi geri ödemelerini sürdürmekte zorlandığını belirtiyor. Ekonomistler ise mevcut gidişatın yılın geri kalanında da devam etmesi durumunda, borç yükünün daha geniş kesimlere yayılabileceği uyarısında bulunuyor.

Paylaşın

Satın Alma Gücü Sıralaması: Türkiye, 69 Ülke Arasında 64. Sırada

Türkiye satın alma gücü sıralamasında 69 ülke arasında 64. sırada yer alarak, yalnızca Arjantin, Mısır ve Venezuela gibi kriz yaşayan ülkelerin üzerinde konumlandı.

Almanya merkezli Deutsche Bank’ın “Dünyadaki Fiyatların Haritası 2025” raporu, Türkiye’nin küresel fiyatlar karşısındaki kırılgan pozisyonunu rakamlarla ortaya koydu. Satın alma gücündeki kayıplar, konut erişimindeki zorluklar ve elektronik ürünlerdeki yüksek fiyatlar Türkiye’yi listelerin son sıralarına itti.

Banka tarafından 69 finans merkezi şehirde yapılan karşılaştırmalı analiz, Türkiye ekonomisinin son yıllardaki dengesizliklerinin uluslararası yansımalarını göz önüne serdi. Yüksek enflasyon, gelir kayıpları ve kurdaki dalgalanmalar, vatandaşların temel ihtiyaçlara erişimini zorlaştırıyor.

Karar‘ın aktardığı rapora göre, Türkiye satın alma gücü sıralamasında 69 ülke arasında 64. sırada yer alarak, yalnızca Arjantin, Mısır ve Venezuela gibi kriz yaşayan ülkelerin üzerinde konumlandı. 2010 yılından bu yana 20’den fazla sıra gerileyen Türkiye, en büyük düşüş yaşayan ülkeler arasında.

Deutsche Bank uzmanlarına göre bu gerilemenin başlıca nedenleri arasında yüksek ve kronikleşmiş enflasyon, TL’nin sürekli değer kaybı ve ücret artışlarının bu kayıpları telafi edememesi bulunuyor.

Konut erişimi zorlaştı

Raporda yer alan konut piyasası verileri de Türkiye’de barınmanın giderek daha maliyetli hale geldiğini gösterdi. İstanbul’da konut fiyatları son 5 yılda dolara göre yüzde 103 artış gösterdi. Aynı dönemde Türkiye’de gelirler yalnızca yüzde 18 arttı. Bu durum konut alım gücünün sert şekilde gerilemesine neden oldu.

Uzmanlara göre, Türkiye’de orta gelir grubundaki bir ailenin, şehir merkezinde bir daire satın alabilmesi için gelirinin yüzde 70’inden fazlasını konut kredisi ödemelerine ayırması gerekiyor.

Raporda en çarpıcı uyarılardan biri ise iPhone fiyatlarıyla ilgili olarak Türkiye özelindeyapıldı. iPhone 16 Pro (128 GB) modelinin ülkelere göre fiyat sıralamasında Türkiye, en pahalı ülke olarak ilk sırada yer aldı. Bu farkın nedeni olarak yüksek vergiler, kur etkisi ve düşük gelir seviyesi birlikte gösterildi.

Deutsche Bank raporunda şu dikkat çekici ifade yer aldı: “Türkiye, Brezilya, Mısır, İsveç ve Hindistan; iPhone’unuzu kaybetmemeniz gereken en kötü yerler. Türkiye, ABD’ye kıyasla yüzde 100 daha pahalı.”

ABD’de iPhone 16 Pro’nun fiyatı yaklaşık 1.100 dolar seviyesindeyken, Türkiye’de aynı modelin fiyatı 2.200 dolara kadar çıkabiliyor. Bu durum, özellikle orta ve alt gelir grubundaki tüketiciler için teknolojiye erişimi lüks haline getiriyor.

Net maaşlar sıralamasında Türkiye, 69 şehir arasında 57. sırada yer aldı. İstanbul’daortalama net maaş 934 dolar olarak kayda geçerken, İsviçre’nin Cenevre kentinde bu rakam 7.984 dolara ulaştı. Bu gelir farkı, başta teknoloji olmak üzere birçok tüketim malında oransız bir yük oluşturuyor.

Aynı şekilde temel ihtiyaçlar dışındaki birçok harcamada da Türkiye, dünya ortalamasına göre daha pahalı durumda. Örneğin bir restoran yemeği, sinema bileti ya da marka bir kot pantolon gibi harcamalarda Türkiye, hem mutlak fiyat hem de alım gücüne oranla yüksek listelerde yer aldı.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Dört Yıl Sonra Bir İlk: 1,1 Milyar Dolarlık Satış

Merkez Bankası (TCMB), dört yıl sonra ilk kez piyasaya doğrudan satış yaptı. Banka, 24 ve 28 Mart tarihlerinde toplam 1,13 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasının ardından döviz piyasalarında yaşanan sert dalgalanmaya müdahalede bulundu.

Yaklaşık dört yıl aradan sonra ilk kez doğrudan satış yapan Merkez Bankası (TCMB), 24 ve 28 Mart tarihlerinde toplam 1 milyar 134 milyon dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi.

Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı verilere göre, 24 Mart’taki ilk müdahalede 295 milyon dolar, 28 Mart’ta ise 839 milyon dolar satıldı. Bu iki işlem, Merkez Bankası’nın son yıllarda piyasaya yaptığı en büyük müdahaleler arasında yer aldı.

Ekonomim’in haberine göre, dalgalı kur rejimi çerçevesinde belirli dönemlerde doğrudan alım veya satım işlemleriyle piyasaya müdahale eden Merkez Bankası (TCMB), mart ayı öncesindeki son müdahalesini 17 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirmişti. Alım yönlü en son müdahale ise 15 Şubat 2006’da yapılmıştı.

Merkez Bankası (TCMB), doğrudan müdahale bilgilerini, müdahalenin gerçekleştiği tarihten itibaren üç ay sonra, ilgili ayın ilk iş gününde kamuoyuna açıklıyor. Mart ayı müdahaleleri de bu kapsamda temmuz ayı itibarıyla resmi kayıtlara yansıdı.

Bu gelişme, siyasi belirsizliklerin finansal piyasalarda yarattığı tedirginliğin Merkez Bankası nezdinde önemli bir karşılık bulduğuna işaret ederken, Merkez Bankası’nın (TCMB) kur istikrarını sağlama yönündeki reflekslerini de bir kez daha gözler önüne serdi.

Paylaşın

6 Ayda 2 Bin 776 Şirket Konkordato Başvurusu Yaptı

2025 yılının ilk altı ayında konkordato başvuru sayısı 2 bin 776’ya yükseldi. Konkordato, iflasa sürüklenen bir şirketin, alacaklıları ile anlaşarak mali yapısını düzenlemeye yönelik bir hukuki süreçtir.

Borçlu, konkordato talebiyle mahkemeye başvurur ve mahkeme tarafından verilecek kararla konkordato süreci başlar. Konkordato süreci 23 ay içinde tamamlanır ve bu süreç boyunca borçlar için faiz işlemez.

Ekonomik kriz ve finansman sorunları, şirketlerin konkordato başvurularını zirveye taşıdı. Prof. Dr. Şenol Babuşcu’nun sosyal medya hesabından aktardığı verilere göre, sadece Haziran 2025’te konkordatoya başvuran firma sayısı 541 oldu. Böylece yılın ilk 6 ayında toplam başvuru sayısı 2 bin 776’ya yükseldi.

Babuşcu, bu artışın önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Konkordato son hız devam ediyor. Haziran 2025’te konkordatoya başvuran firma sayısı 541.” Bu sayı, aylık bazda son dönemlerin en yüksek seviyelerinden biri olarak kaydedildi.

Babuşcu’nun paylaşımına göre, “2025’in ilk 6 ayında konkordato talep eden firma sayısı 2024 yılının toplamının yüzde 79,4’ü seviyesinde.” 2024 yılında toplam 3 bin 497 firma konkordato başvurusunda bulunmuştu. Mevcut trendin yıl sonuna dek devam etmesi halinde, başvuru sayısının 2019’daki rekor olan 3 bin 691’e yaklaşması bekleniyor.

“Prof. Dr. Babuşcu, konkordato süreçlerinin uzunluğuna da dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Konkordato süreleri özellikle alacaklı konumdaki firmalar için çok ciddi sorunlara yol açıyor.” Aktardığı verilere göre, iflas kararının ortalama sonuçlanma süresi 406 gün, red kararında bu süre 459 gün, tasdik kararında ise 696 güne kadar uzuyor.

Paylaşın

Artan Maliyetler Turizm Sektörünü Zorluyor!

Maliyet artışlarının ve jeopolitik risklerin turizm sektörde ciddi bir kırılmaya yol açtığı belirtiliyor. Türkiye’nin turizmde “alternatifsiz ülke” imajının zedelendiği, 2026’nın dahi kaybedilebileceği uyarıları yapılıyor.

Türkiye’de yaz turizmi sezonu beklenen canlılığı yakalayamadı. Geçtiğimiz kış aylarında yaşanan durgunluk yaz dönemine de yansırken, otellerdeki doluluk oranları ve konaklama sürelerinde dikkat çekici düşüşler yaşanıyor. Turizm profesyonelleri, ülkedeki maliyet artışları ve jeopolitik risklerin sektörde ciddi bir kırılmaya yol açtığını belirtiyor. Türkiye’nin turizmde “alternatifsiz ülke” imajının zedelendiği, 2026’nın dahi kaybedilebileceği uyarıları yapılıyor.

Ekonomim’in haberine göre, Türkiye genelinde otellerin doluluk oranlarında yaklaşık yüzde 5’lik gerileme yaşanırken, konaklama süreleri de ortalama yüzde 10 azaldı. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, sadece Antalya özelinde konaklama süresinin 8 güne düştüğünü belirtti. Temmuz ve ağustos ayları için 2 milyon turist hedeflendiğini dile getiren Kavaloğlu, bu rakamın altına düşmemek için yoğun çaba harcadıklarını söyledi.

Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Burhan Sili’ye göre, sektördeki sorunlar çok boyutlu. Savaşlar nedeniyle uçuş kapasitesinde azalma olduğunu, kaynak pazarlardan gelen talebin fiyatlara duyarlı hale geldiğini ifade eden Sili, “Küçük ve orta ölçekli işletmeler bu yılı zarar etmeden tamamlamaya çalışıyor ancak gelecek yıl için risk büyüyor” dedi. Sili ayrıca personel maliyetlerinin yüzde 50’yi aştığını da vurguladı.

İstanbul’da turizmin kalbi sayılan tarihi yarımadada da endişe hâkim. Armada Otelcilik Yönetim Kurulu Başkanı Kasım Zoto, temmuz ve ağustos aylarına dair rezervasyonların zayıf olduğunu belirtti. Siyasi ve jeopolitik gelişmelerin Batı’dan gelen turistleri de tedirgin ettiğini söyleyen Zoto, iptallerin arttığını dile getirdi.

“Türkiye’nin tanıtım stratejilerini gözden geçirmesi gerekiyor”

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Türkiye’nin turizmde ciddi bir algı problemi yaşadığını ve dışarıdan giderek daha pahalı bir destinasyon olarak görüldüğünü belirtti. Döviz kurundaki oynaklık ve enflasyonist ortamın maliyetleri artırdığını ifade eden Saatçioğlu, Türkiye’nin tanıtım stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, Türkiye’nin turizmde artık rakiplerine göre daha az tercih edilir hale geldiğini, fiyatların yerli ve yabancı turistin bütçesini aştığını söyledi. “Yurt dışında kahve 1,5 euro iken Türkiye’de 4 euro’ya çıkmış durumda. Turist bunu sorguluyor” diyen Kuk, sadece otel fiyatlarının değil, restoran ve eğlence sektöründeki fiyatların da Türkiye’nin turizm imajını olumsuz etkilediğini kaydetti. Kuk, Türkiye’nin 40 yıllık turizm stratejisinin artık işlemediğini ve rekabet gücünü yitirmemek için köklü bir dönüşüm gerektiğini vurguladı.

Paylaşın

Zam Furyası Başladı: Akaryakıt, Sigara Ve Alkol

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon açıklaması sonrası akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerinin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) maktu tutarlarına yaklaşık yüzde 15,71 oranında otomatik zam geldi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, erteleme yetkisini kullanmaması halinde, akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerine otomatik zam bu gece yürürlüğe girecek.

Enflasyon, ENAG’a göre yüzde 68,68, TÜİK’e göre yüzde 35,05

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı. Verilere göre haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 35,05, aylık enflasyon yüzde 1,37 olarak hesaplandı. Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aylık enflasyonu yüzde 3,05, yıllık enflasyonu yüzde 68,68 olarak hesaplamıştı.

AA Finans enflasyon beklenti anketine göre ekonomistler, haziran ayında tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) yüzde 1,53 artacağını tahmin ediyordu. 24 ekonomistin katılımıyla sonuçlanan ankette haziran ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 1,53), bir önceki ay yüzde 35,41 olan yıllık enflasyonun yüzde 35,26’ya ineceği öngörülmüştü.

TÜİK verilerinin yayımlanmasıyla birlikte milyonlarca memur ve memur emeklisi enflasyonun altında zamma mahkum edildi. Enflasyon farkı dahil zam oranı yüzde 15,57 olarak gerçekleşti. Buna göre 4,5 milyon memur ile 3,5 milyon memur emeklisi enflasyon altında zam alacak. Kök emekli aylığı 14 bin 469 TL’ye ulaşamayan kişilerse hiç zam almamış olacak.

TÜİK, mayıs enflasyonunu aylık yüzde 1,53, yıllıksa yüzde 35,41 olarak açıklamıştı.

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 24,45’e Geriledi

Yurt içi üretici enflasyonu, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,34 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Kasım 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,34 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 25,66, imalatta yüzde 23,79, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 28,25 ve su temininde yüzde 61,04 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 21,77, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 29,92, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 26,45, enerjide yüzde 24,15 artış ve sermaye mallarında yüzde 27,40 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,71, imalatta yüzde 1,84, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,94 ve su temininde yüzde 6,50 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,77, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,12, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,12, enerjide yüzde 8,42 artış ve sermaye mallarında yüzde 2,26 arttı.

Paylaşın

Tütün, Alkol Ve Şekerli İçeceklere Yüzde 50 Zam Çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kronik hastalıkları azaltmak için 2035 yılına kadar şekerli içecekler, tütün ve alkole yüzde 50 oranında vergi artışı çağrısında bulundu.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gelecek 10 yıl içinde şekerli içecekler, alkol ve tütün ürünlerinin fiyatlarının vergilendirme yoluyla yüzde 50 oranında artırılması için ülkelere çağrıda bulundu.

Söz konusu adım, DSÖ’nün kronik halk sağlığı sorunlarıyla mücadele etmek ve hükümetlerin sağlık bütçelerini güçlendirmek amacıyla uygulanan “günah vergilerine” şimdiye kadar verdiği en güçlü destek olma özelliğini taşıyor.

Uzun süredir tütün ürünlerine yönelik vergileri ve fiyat artışlarını destekleyen DSÖ, son yıllarda ise alkol ve şekerli içecekler konusunda da benzer çağrılarda bulunuyordu. Ancak kuruluş, üç ürün için birden fiyat artış hedefini ilk kez önerdi.

DSÖ, söz konusu adımın, diyabet ve bazı kanser türleri gibi hastalıklara neden olan ürünlerin tüketimini azaltmanın yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde azalan kalkınma yardımları ile artan kamu borçları karşısında sağlık bütçelerini güçlendirmeye yardımcı olacağını belirtti.

DSÖ’nün Sağlığı Geliştirme ve Hastalıkların Önlenmesinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Jeremy Farrar, “Sağlık vergileri elimizdeki en etkili araçlardan biri. Artık harekete geçme zamanı” diye konuştu.

Kuruluşun “35’e kadar 3” sloganını yakıştırdığı girişim, 2035 yılına kadar 3 üründe fiyat artışlarını öngörüyor. Söz konusu girişim, İspanya’nın Sevilla kentinde düzenlenen BM Kalkınma için Finansman Konferansı’nda başlatıldı. Kolombiya ve Güney Afrika gibi ülkelerdeki sağlık vergileri örneklerine atıfta bulunan DSÖ, bu vergi girişiminin 2035’e kadar 1 trilyon dolar gelir sağlayabileceği görüşünde.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

DSÖ’de ekonomist olarak görev yapan Guillermo Sandoval, orta gelirli bir ülkede hükümetin vergileri artırarak bir ürünün fiyatını 2035’e kadar 4 dolardan 10 dolara çıkarabileceğini söyledi. DSÖ’nün önümüzdeki aylarda ultra işlenmiş gıdaların tanımını netleştirdikten sonra bu ürünlere yönelik daha kapsamlı vergilendirme önerilerini de değerlendireceklerini kaydeden Sandoval, bu konuda ilgili sektörlerden ciddi bir direnç beklediklerini de sözlerine ekledi.

DSÖ yetkilileri ayrıca, 2012 ila 2022 yılları arasında 140’a yakın ülkede tütün fiyatlarının ortalama yüzde 50’den fazla arttığını belirtti.

DSÖ’nün söz konusu girişimi, Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından da destekleniyor. Program, bu alanda adım atmak isteyen ülkelere destek sağlamayı amaçlıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

KİT’lerin Toplam Borcu 1 Trilyon Lirayı Aştı

Aralarında ÇAYKUR, BOTAŞ, EÜAŞ ve TMO gibi kuruluşların yer aldığı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) borçları ilk çeyrekte 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya‘nın aktardığı KİT’lere ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın raporuna göre, 2024 yılının son çeyreğinde 932 milyar 675 milyon lira olan borçları, yılın ilk çeyreğinde 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

Özellikle 2020 sonrasında hızla artan borçlanma, sistematik kamu zararı yarattı. 2020’de 124,8 milyar lira olan borç, yaklaşık 9 kat artışla bugünkü seviyeye ulaştı. Kuruluşların 844,8 milyar liralık iç borçlarının 338,8 milyar lirasını resmi dairelere olan, 268,9 milyar lirasını ticari bankalara, 69,7 milyar lirasını ise kamu işletmelerine olan borçlar oluşturdu.

KİT’lerin 2020’de 32 milyar 657 milyon lira olan dış borçları ise 241 milyar 85,6 milyon liraya çıktı. Bu dış borçların 125 milyar 926,8 milyon lirası Hazine garantili borçlardan kaynaklandı.

Bakanlığın raporu, enflasyonu gölgeleme görevlerinden kaynaklanan görev zararının faturasını da  ortaya koydu. Görev zararı ilk çeyrekte 402 milyar 305,1 milyon liraya ulaştı. İlk çeyrekte TMO 318,8 milyon lira, TKİ 203,3 milyon lira, EÜAŞ ise 52,7 milyar liralık görev zararı tahakkuk etti.

İktidarın politikalarıyla mali dengeleri bozulan kuruluşlar arasında bir sonraki döneme devreden en büyük görevlendirme gideri, 345,6 milyar lira ile BOTAŞ’ın oldu.

Paylaşın

2025 Yılı Dış Ticaret Açığı 41 Milyar Doları Aştı

2025 yılının ilk beş aylık döneminde, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 3,4 artarak 110 milyar 904 milyon dolar, ithalat ise yüzde 5,8 artarak 152 milyar 160 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı 41 milyar 256 milyon dolar oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret İstatistikleri Mayıs ve Ocak – Mayıs 2025 verilerini açıkladı. Buna göre; İhracat, mayıs ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artarak 24 milyar 817 milyon dolar, ithalat yüzde 2,7 artarak 31 milyar 462 milyon dolar oldu.

İhracat 2025 yılının ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 artarak 110 milyar 904 milyon dolar, ithalat yüzde 5,8 artarak 152 milyar 160 milyon dolar oldu.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, mayıs ayında yüzde 5,0 artarak 22 milyar 87 milyon dolardan, 23 milyar 197 milyon dolara yükseldi. Mayıs ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 4,3 artarak 24 milyar 51 milyon dolardan, 25 milyar 90 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı mayıs ayında 1 milyar 893 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 4,7 artarak 48 milyar 287 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 92,5 oldu.

Mayıs ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,7 artarak 6 milyar 468 milyon dolardan, 6 milyar 645 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın mayıs ayında yüzde 78,9 iken, mayıs ayında yüzde 78,9 oldu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı yüzde 12,7 artarak 36 milyar 615 milyon dolardan, 41 milyar 257 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın ilk beş aylık döneminde yüzde 74,5 iken, bu yılının aynı döneminde yüzde 72,9’a geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, mayıs ayında imalat sanayinin payı yüzde 95,0, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,0, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,4 oldu. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,1, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, mayıs ayında ara mallarının payı yüzde 67,6, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 17,7 oldu. İthalatta, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ara mallarının payı yüzde 70,0, sermaye mallarının payı yüzde 13,7 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,0 oldu.

İthalatta Çin ihracatta Almanya ilk sırayı aldı

Mayıs ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 96 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 523 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 511 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 221 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 119 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,1’ini oluşturdu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 9 milyar 188 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 6 milyar 899 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 6 milyar 641 milyon dolar ile ABD, 5 milyar 591 milyon dolar ile İtalya ve 4 milyar 874 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,9’unu oluşturdu.

İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Mayıs ayında Çin’den yapılan ithalat 4 milyar 315 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 261 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 687 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 670 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 517 milyon dolar ile İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,8’ini oluşturdu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 20 milyar 126 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 18 milyar 391 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 11 milyar 944 milyon dolar ile Almanya, 6 milyar 886 milyon dolar ile İtalya, 6 milyar 792 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,2’sini oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; Mayıs ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 10,3 artarken, ithalat yüzde 5,0 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 5,3, ithalat yüzde 9,2 arttı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Mayıs ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 95,0’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,0’dır. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,1’dir. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6’dır.

Mayıs ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 84,2’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,0’dır. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,9’dur. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,0’dır.

Özel ticaret sistemine göre, mayıs ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,0 artarak 22 milyar 658 milyon dolar, ithalat yüzde 1,3 artarak 29 milyar 320 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mayıs ayında dış ticaret açığı yüzde 4,1 azalarak 6 milyar 947 milyon dolardan, 6 milyar 662 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2024 Mayıs ayında yüzde 76,0 iken, 2025 Mayıs ayında yüzde 77,3’e yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,0 artarak 100 milyar 965 milyon dolar, ithalat yüzde 5,9 artarak 142 milyar 660 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı yüzde 10,9 artarak 37 milyar 608 milyon dolardan, 41 milyar 695 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı aynı döneminde yüzde 72,1 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 70,8’e geriledi.

Paylaşın