Birleşmiş Milletler’den Gazze Çağrısı: Acilen İnsani Ateşkese İhtiyaç Var

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, hayat kurtarıcı yardımın, gerekli düzeyde muhtaç kişilere ulaşamadığına dikkati çekerek, “Hastalık, gıdasızlık ve başka sağlık riskleriyle beraber açlığın gölgesi Gazze halkına korku salıyor. Gazze’de uluslararası insancıl hukukun açık bir şekilde ihlal edilmesinden derin endişe duyuyorum” dedi.

BM Genel Sekreteri Guterres, etkili insani yardım ulaştırılması için güvenliğin sağlanmasının ön koşul olduğunun altını çizerek, aynı zamanda ticari faaliyetlerinin tekrar başlatılmasının önemine işaret etti. Guterres, ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da gerginliğin arttığına dikkati çekerek, aynı zamanda Kızıldeniz ve ötesinde de gerginliğin yüksek seyrettiğini dile getirdi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana geçen 100 gündeki gelişmeler hakkında basın açıklaması yaptı. Tüm rehinelerin serbest bırakılmasını talep eden Guterres, aynı zamanda Hamas’ın gerçekleştirdiği iddia edilen cinsel şiddet olaylarının soruşturulması gerektiğini belirtti.

Guterres, “Hiçbir şey sivillerin öldürülmesi, yaralanması, kaçırılması ya da sivillere yönelik roket fırlatılmasını meşru kılamaz” diye konuştu. Gazze’ye yönelik İsrail güçlerinin saldırılarının 100 gündür devam ettiğine dikkati çeken Guterres, “Saldırıların meydana getirdiği yıkım ve öldürülen sivil sayısı, benim Genel Sekreter olarak görev yaptığım dönemde görülmemiş boyutta” dedi.

Guterres, “Hiçbir şey Filistin halkının toplu olarak cezalandırmasını meşru kılamaz” vurgusunda bulunarak Gazze’deki durumun kelimelerle ifade edilemeyecek kadar kötü olduğunu söyledi. Gazze’de hiçbir yerin güvenli olmadığını ve hiç kimsenin güvende olmadığını ifade eden Guterres, “Travmatize edilen insanlar, güneyde tehlikeli bir boyutta kalabalıklaşan kısıtlı alanlara itiliyor” uyarısında bulundu.

“Uluslararası insancıl hukukun açık şekilde ihlali”

Hayat kurtarıcı yardımın, gerekli düzeyde muhtaç kişilere ulaşamadığına dikkati çeken Guterres, “Hastalık, gıdasızlık ve başka sağlık riskleriyle beraber açlığın gölgesi Gazze halkına korku salıyor. Gazze’de uluslararası insancıl hukukun açık bir şekilde ihlal edilmesinden derin endişe duyuyorum” dedi.

Guterres, etkili insani yardım ulaştırılması için güvenliğin sağlanmasının ön koşul olduğunun altını çizerek, aynı zamanda ticari faaliyetlerinin tekrar başlatılmasının önemine işaret etti. BM personeli ve ortaklarının, “yoğun, yaygın ve acımasız bombalama” devam ederken etkili bir şekilde insani yardım sağlamayacağını kaydeden Guterres, çalışanların da hayatının riske girdiğini ifade etti.

Guterres, “7 Ekim’den bu yana Gazze’de 152 BM personeli öldürüldü. Bu, tek bir olayda örgüt tarihimizin en büyük kaybı” bilgisini paylaştı. İnsani yardım operasyonlarının Gazze sınırında da büyük engellere takıldığını aktaran Guterres, hayati öneme sahip malzeme ve teçhizatın girişinin açıklama yapılmadan engellendiğini dile getirdi.

Guterres, tek bir malzeme reddedilince tüm kargonun onay sürecinin baştan başladığını ve temel ihtiyaç ve servislerin girişinin engellendiğini söyledi. Gazze içinde insani yardımların dağıtımlarının önemli engellerle karşılaştığını aktaran Guterres, yüz binlerce insanın bulunduğu Gazze’nin kuzeyine erişime izin verilmediğine dikkati çekti.

Guterres, “İnsani yardım operasyonlarının güvenliğini sağlamak için kullanılan insani bildirimlere saygı duyulmuyor” diyerek, aynı zamanda iletişim ve elektrik kesintilerinin, dağıtım esnasında sorun yarattığını ifade etti.

BM’nin insani yardımları artırmak istediğini ve bunun için de bazı temel koşulların sağlanması gerektiğini kaydeden Guterres, “Taraflar uluslararası insancıl hukuka saygı göstermeli, sivilleri korumalı ve ihtiyaçlarının giderilmesini güvence altına almalı” mesajını verdi.

Guterres, işgal altındaki Batı Şeria’da gerginliğin arttığına dikkati çekerek, aynı zamanda Kızıldeniz ve ötesinde de gerginliğin yüksek seyrettiğini dile getirdi. İsrail ve Lübnan arasındaki Mavi Hat’ta çatışmadan derin endişe duyduğunun altını çizen Guterres, “İsrail ve Lübnan arasında gerginliğin daha geniş bir alana yayılma riski, bölgesel istikrarı derinden etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Guterres, söz konusu çatışma nedeniyle İsrail ve Lübnan’da çok sayıda insanın yerinden edildiğini belirterek, “Gelişmelerden derin endişe duyuyorum” dedi. Genel Sekreter olarak tüm taraflara bir mesaj vermesi gerektiğini söyleyen Guterres, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Mavi Hat’ta ateşle oymaya son verin. Gerginliği azaltın ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı uyarınca çatışmaya son verin.”

Tüm bu sorunların üstesinden gelmek için tek bir çözüm olduğunu kaydeden Guterres, “Acilen insani ateşkese ihtiyacımız var; yardımları ihtiyacı olanlara ulaştırmak için, rehinelerin serbest bırakılmasını kolaylaştırmak için, daha geniş savaş ateşini söndürmek için. Gazze’de çatışma ne kadar uzun sürerse gerginliğin artması ve yanlış hesap yapma riski o kadar artar. Gazze’de gördüklerimizin Lübnan’da tekrarlanmasına, Gazze’de mevcut durumun sürmesine izin veremeyiz” dedi.

“1948’den bu yana en büyük yerinden edilme”

Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), X sosyal medya hesabından, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarında oluşan yıkımı anlatan “100 saniyede 100 gün” başlıklı bir video paylaştı. Videoda, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin, 1948’den bu yana en büyük yerinden edilmeye maruz kaldığını belirtti.

Görüntülerde, İsrail’in hava saldırıları, yıkılan binalar, evlerini terk etmek zorunda kalan aile ve çocukların okullara ve derme çatma çadırlara sığınması ve zorlu yaşam şartlarını yansıtan karelere yer verildi. Açıklamada, bir nesil çocuğun travmaya uğradığı, binlercesinin öldürüldüğü, sakat bırakıldığı ve ailesiz kaldığı vurgulanarak, insanların “yaşanmaz” bir hayat sürdüğüne işaret edildi.

İsrail’in saldırılar nedeniyle 1 milyon 900 bin kişinin yerinden edildiğini belirten UNRWA, “Gazze’de 280 bin nüfusu olan Refah, şu anda 1 milyondan fazla yerinden edilmiş insanı ağırlıyor” açıklamasında bulunmuştu. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi’nde yerinden edilenlerin kaldığı çadırlardaki yoğunluğun bulaşıcı hastalıklara yol açtığını belirtmişti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 10 bin 300 çocuk olmak üzere, 24 bin 100 Filistinli öldürüldü, 60 bin 834 kişi yaralandı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 24 Bin 100’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 101. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 132 kişi yaşamını yitirirken, toplamda da can kaybı 24 bin 100’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 60 bin 834’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Öte yandan Çin, 100’üncü gününü geride bırakan Gazze savaşının sona erdirilmesi için geniş çaplı ve yetkili bir barış konferansı önerirken ABD, İsrail’in askeri operasyonlarını düşürmesinin artık zamanının geldiği açıklamasını yaptı.

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, Mısır’ın başkenti Kahire’yi ziyareti sırasında, “iki devletli çözümün uygulanması için belirli bir zaman takvimi ve yol haritasının oluşturulması ve İsrail-Filistin barış görüşmelerinin bir an önce yeniden başlatılmasının desteklenmesi” çağrısında bulundu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby ise Amerikan medyasına yaptığı açıklamada, Washington’ın İsrail yetkilileriyle Gazze’de “düşük yoğunluklu operasyonlara geçiş konusunda” görüşmelerde bulunduğunu söyledi.

Kirby, “Bu geçiş için (düşük yoğunluklu operasyonlar) doğru zamanın geldiğine inanıyoruz. Ve onlarla bunun gerçekleştirilmesi için görüşüyoruz.” dedi.

İsrail – Filistin savaşının 100 günü geride kaldı

13 Ekim’de İsrail’den gelen tahliye kararı 2.3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de güneye doğru bir göçe neden oldu. Yüz binlerce Gazzeli evlerini terk etmeye başladı. Fakat İsrail askeri güçlerinin ilerlemesine paralel olarak insanlar birçok defa yollara düşmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarda, İsrail yönetiminin, 40 kilometre uzunluğundaki kıyı kentini tamamen kuşatmasının ve bu kadar hızlı bir göçün (zoraki tahliyenin) tarifsiz insani acılara neden olacağı uyarılarında bulundu.

21 Ekim’de Gazze için gönderilen insani yardımların Refah kapısından geçişi başladı. Mısır tarafından bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor. Türkiye de Gazze Şeridi’ndeki siviller için Mısır’a insani yardım malzemeleri gönderdi.

21 Kasım’da İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada 50 kadın ve çocuğun aşamalı şekilde dört gün içinde serbest bırakılacağı ve bu süre zarfında çatışmalara ara verileceği belirtildi. Ateşkes toplamda bir hafta uzatıldı. 105 rehine ve yaklaşık 240 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı. Ancak savaş 1 Aralık’ta yeniden başladı.

1 Ocak’ta İsrail ordusu, en az iki tugaydan oluşan yedek askerlerin evlerine gönderileceğini ve üç tugayın da eğitim için geri çağrılacağını açıkladı.

İsrail askeri sözcüsü Daniel Hagari, bazı askerlerin evlerine gönderilmesinin ‘savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini’ söyledi. Hagari, yedek askerlerin bazılarının yıl içinde tekrar göreve çağrılabileceğini belirtti.

Paylaşın

Kuzey Kore’den 2024 Yılının İlk Balistik Füze Denemesi

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyet (KDHC), 2024 yılının ilk balistik füze denemesini yaptı. Bu, Kuzey Kore’nin yaklaşık bir ay sonra gerçekleştirdiği ilk füze denemesi.

Haber Merkezi / Balistik füze denemesi, Kuzey Kore’nin Güney Kore ile gergin olan deniz sınırı yakınında top atışları yapmasından birkaç gün sonra gerçekleşti.

Kuzey Kore Kim Jong Un, yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, Güney Kore’yi “baş düşmanı” olarak nitelendirmişti.

Konuya ilişkin açıklama yapan Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı,denemenin pazar günü gerçekleştiğini açıklarken, füzenin özelliklerine ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.

Japonya Savunma Bakanlığı da Kuzey Kore tarafından bir balistik füze denemesinin tespit edildiğini açıkladı, ancak başka ayrıntı vermedi.

Japonya, ABD ve Güney Kore, KDHC’nin balistik füzeleri hakkında gerçek zamanlı bilgi paylaşacak bir sistem oluşturmaya çalışıyor. Japonya Savunma Bakanı Minoru Kihara, kasım ayında sistemin “son aşamada” olduğunu açıklamıştı.

Kuzey Kore kendini savunmak için balistik füze programı yürütmenin egemenlik hakkı olduğunu savunuyor ve “ABD’nin düşmanca politikasının bir ürünü olduğunu” söylediği Güvenlik Konseyi yasağını reddediyor.

Öte yandan pazartesi günü KCNA tarafından yayınlanan bir yorumda, Kuzey Kore, Güney Kore’yi bölgedeki gerilimi artırmakla suçladı.

Askeri tatbikatlar ve Güney Koreli yetkililerin silahlanma çağrıları, Pyongyang’a göre bölgedeki gerilimi tırmandırmak için kullanılan unsurlar olarak nitelendirildi.

Yorumda, “Küçük bir kıvılcım bile en düşman iki ülke arasında muazzam fiziksel çatışmalar için katalizör olabilir” değerlendirmesi yapıldı.

Analistler, Kuzey Kore’nin pazar günü gerçekleştirdiği füze denemesinin, gelecekteki bir savaşta, Güney Kore’ye karşı nükleer silah kullanımını meşrulaştırmaya yönelik bir hamle olabileceği yorumunda bulundu.

Paylaşın

Gazze’de Can Kaybı 23 Bin 968’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 98. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında 24 saatte 125 kişi yaşamını yitirirken, toplamda da can kaybı 23 bin 968’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 60 bin 582’ye yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Öte yandan Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında konuşan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Hamas’ı ortadan kaldırma, tüm esirleri evlerine geri getirme ve Gazze’nin bir daha ülkemiz için tehdit oluşturmayacağından emin olma hedeflerini gerçekleştirinceye kadar bu savaşı sürdüreceğiz” dedi.

Netanyahu’nun bu açıklaması, Güney Afrika’nın Filistin halkına yönelik “soykırım” eylemlerinde bulunduğu gerekçesiyle İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davanın başlamasının ardından geldi. Birleşmiş Milletler’in (BM) yargı organı olan Divan’ın merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde yer alıyor.

Davada şu ana kadar taraflar dinlenirken, davayı açan Güney Afrika, İsrail’in Filistinlilere yönelik olarak “sistematik olarak soykırım” eylemlerinde bulunduğunu iddia etti. Güney Afrika ayrıca mahkemeden İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri eylemlerine derhal son vermesi için geçici tedbirlerin alınmasını talep etti.

İsrail ise bu iddiaları reddederek kendine yönelik suçlamaları “dayanıksız” ve “absürt” olarak nitelendirdi. İsrail ayrıca Güney Afrika’nın mahkemeye “gerçeklere ve hukuka ilişkin son derece çarpık bir tablo” sunduğunu ifade ederek, Divan’a 7 Ekim’deki Hamas saldırısı sırasında yaşananlara dair videolar ve grafikler gösterdi.

Uluslararası Adalet Divanı’ndaki yargılamanın yıllar sürebileceği belirtilirken, Divan’ın, Güney Afrika’nın İsrail’in askeri eylemlerinin derhal sona erdirilmesi yönündeki acil talebi konusunda geçici tedbir kararına dair yargısını birkaç hafta içinde açıklaması bekleniyor.

İsrail – Filistin savaşı 100. gününü doldurdu

13 Ekim’de İsrail’den gelen tahliye kararı 2.3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de güneye doğru bir göçe neden oldu. Yüz binlerce Gazzeli evlerini terk etmeye başladı. Fakat İsrail askeri güçlerinin ilerlemesine paralel olarak insanlar birçok defa yollara düşmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarda, İsrail yönetiminin, 40 kilometre uzunluğundaki kıyı kentini tamamen kuşatmasının ve bu kadar hızlı bir göçün (zoraki tahliyenin) tarifsiz insani acılara neden olacağı uyarılarında bulundu.

21 Ekim’de Gazze için gönderilen insani yardımların Refah kapısından geçişi başladı. Mısır tarafından bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor. Türkiye de Gazze Şeridi’ndeki siviller için Mısır’a insani yardım malzemeleri gönderdi.

21 Kasım’da İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada 50 kadın ve çocuğun aşamalı şekilde dört gün içinde serbest bırakılacağı ve bu süre zarfında çatışmalara ara verileceği belirtildi. Ateşkes toplamda bir hafta uzatıldı. 105 rehine ve yaklaşık 240 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı. Ancak savaş 1 Aralık’ta yeniden başladı.

1 Ocak’ta İsrail ordusu, en az iki tugaydan oluşan yedek askerlerin evlerine gönderileceğini ve üç tugayın da eğitim için geri çağrılacağını açıkladı.

İsrail askeri sözcüsü Daniel Hagari, bazı askerlerin evlerine gönderilmesinin ‘savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini’ söyledi. Hagari, yedek askerlerin bazılarının yıl içinde tekrar göreve çağrılabileceğini belirtti.

Paylaşın

Kur’an-ı Kerim Yakma Girişimi Protestolara Neden Oldu

Hollanda’nın Arnhem kentinde aşırı sağcıların Kur’an-ı Kerim yakma girişimi protestolara neden oldu. Arnhem Belediye Başkanı Ahmed Marcouch, Kur’an-ı Kerim yakma eylemi için önceden başvuru yapıldığını ve eyleme izin verildiğini belirtti.

Hollanda’nın doğusunda yer alan Arnhem kentinde aşırı sağcıların önceden izin aldığı Kur’an-ı Kerim yakma eylemine yönelik şiddetli protestolara polis olaylara müdahale etti.

Konuyla ilgili açıklama yapan Arnhem Polisi, “Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Avrupalı Yurtseverler (Pegida)” isimli aşırı sağcı oluşumun Hollanda’daki başkanı Edwin Wagensveld’in Cumartesi günü Arnhem kent merkezinde Kur’an-ı Kerim yakmaya çalıştığını bildirdi.

Polis, bu eyleme karşı olan göstericilerin ise şiddet kullanarak Pegida’nın bu eylemine engel olmaya çalıştığını ifade ederek, göstericilerden bazılarının taşkınlık yaparak emniyet güçlerine havai fişek ve taşlarla saldırdığını aktardı. Olaylara müdahale eden polis, üç kişinin gözaltına alındığını ve Pegida’nın düzenlediği Kur’an-ı Kerim yakma eylemine ise yaklaşık on kişinin katıldığını belirtti.

Hollanda’da Kur’an-ı Kerim yakmak suç sayılmıyor ve yasaklanmış değil. Arnhem Belediye Başkanı Ahmed Marcouch, Hollanda haber ajansı ANP’ye yaptığı açıklamada, Kur’an-ı Kerim yakma eylemi için önceden başvuru yapıldığını ve eyleme izin verildiğini belirtti. Marcouch, “Kutsal bir kitabın yakılmasının uyandırdığı keder ve duyguları anlıyorum. Ancak şiddet kabul edilemez” diye konuştu.

Merkezi Almanya’nın Dresden kentinde olan Pegida’nın Hollanda kolunun başkanı Wagensveld, geçmişte Müslümanlara hakaretten hüküm giymiş, daha önceki yıllarda da Kur’an-ı Kerim’e saldırı eylemleri düzenlemişti. Wagensveld’in geçen sene yaptığı eylemlere karşı Türkiye, İran ve Pakistan’da protesto gösterileri düzenlenmişti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail’in Saldırılarında Can Kaybı 23 Bin 708’e Yükseldi

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı Operasyonu’yla başlayan Filistin – İsrail savaşının 98. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında ölü sayısı 23 bin 708’e yükseldiği açıklandı.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, İsrail’in saldırılarında bugüne kadar yaralananların sayısı da 60 bin 5’e yükseldi.

Lahey’deki soykırım davası

Öte yandan Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, “Gazze’deki Filistin halkına soykırım yaptığı” gerekçesiyle hakkında dava açtığı İsrail, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda sözlü savunma yaptı.

İsrail’i temsil eden avukatlar, soykırım iddialarını reddetti. İsrail’in, “Gazze’de sivil halkı korumak için” operasyon yaptığını öne süren temsilciler, Hamas’la yakın ilişkileri nedeniyle davacı Güney Afrika’yı suçladı.

Uluslararası mahkeme, kısa süre içinde, Güney Afrika’nın, “İsrail’in Gazze’deki tüm askeri operasyonlarına son vermesi için ihtiyati tedbir uygulanması” talebi ile soykırım suçlamasının esastan görüşülüp görüşülmeyeceğini karar bağlayacak.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında son üç ayda yaşananlar

İsrail’in, Hamas’ın 7 Ekim baskınına ‘misilleme’ diye Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara ve denizden başlattığı saldırılarda üçüncü ay geride kaldı.

Askeri analistlerin “yakın tarihin en tahrip edici, en kanlı ve en ölümcül saldırıları” olarak tanımladığı süreç, geride on binlerce ölü ve yaralı ve BM verilerine göre, 1,9 milyon yerinden edilmiş kişi ile hayalet kendi andıran, harabeye dönmüş bir Filistin şehri bıraktı.

Savaşın 93’üncü günü geride kalırken; Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümeti, “Hamas yok edilene kadar” saldırların devam edeceğini belirtiyor.

BM Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths’in değerlendirmesine göre, dördüncü ayına girerken savaş, iki milyon üç yüz bin insanın yaşadığı Gazze’yi iki milyon insanın yerinden edildiği yaşamaya elverişli olmayan bir toprak parçası haline dönüştürdü.

İsrail’in 93 gündür Gazze Şeridi’nin kuzey, orta ve güney bölgelerine sürdürdüğü yoğun ve şiddetli saldırılarda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere binlerce Filistinli öldürüldü, binlercesi de çeşitli şekillerde yaralandı. Binlerce Filistinlinin cesedinin ise hala yıkıntılar altında kaldığına inanılıyor.

Çocukları Kurtarın Vakfı’nın (Save the Children) verilerine göre, Gazze’de son üç aydır devam eden bombardımanlar sırasında günde ortalama 10’dan fazla çocuk bir ya da iki bacağını kaybetti. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) da, Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana bin’den fazla çocuğun bir ya da iki bacağı kesildiği bilgisini paylaştı.

Ayrıca UNICEF, kentte artan çatışma, gıdasızlık ve hastalığın ortaya çıkardığı “ölümcül döngü”nün 1,1 milyon çocuğu tehdit ettiğini bildirdi. UNICEF Direktörü, yaptığı açıklamada, Gazze’deki çocukların “her geçen gün daha da kötüleşen bir kabusa yakalandıklarını” söyledi.

BM Sağlık Hakkı Özel Raportörü Tlaleng Mofokeng, Gazze’de “kıtlık değil kasıtlı açlık” yaşandığını bildirdi. Güney Afirkalı diplomat, “acil ateşkes” çağrısını yineledi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği bir raporda, Gazze’de “yaygın bir kıtlığın kapıda olduğu” uyarısında bulundu.

İsrail “Hamas hastaneleri merkez üs olarak kullanıyor” iddiasıyla bazı hastanelere baskınlar düzenledi. Bazı hastaneler ise hava saldırıları ile doğrudan hedef alındı. İsrail saldırıları, Gazze’deki 36 hastanin 23’ünü kullanılamaz hale getirdi. 13 hastane ise kısmen faaliyet gösteriyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, yakıt ve temel malzemelerden yoksun olan hastaneler de kapasitelerinin üç katı oranda hizmet vermeye çalışıyor.

Keza DSÖ’ye göre, Gazze’nin çatışma öncesi sağlık görevlilerinin sadeceyüzde 30’u halen hastanelerde görev yapabiliyor. Ambulansların hedef alınması nedeniyle birçok kurtarma ve ambulans görevlisi yaşamını yitirdi. Ayrıca yakıt olmaması nedeniyle vurulmayan ambulanslar atıl duruma düştü.

Savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında Gazze’de en az 142 Birleşmiş Milletler çalışanı hayatını kaybetti. Filistinli kaynaklara göre, savaşın başından bu yana Gazze’de en az 109 gazeteci İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi.

Bazı saldırılar ise gazetecilerin ailelerinin bulunduğu evleri hedef aldı ve basın mensuplarının aile üyeleri öldürüldü. Son olarak bugün (7 Ocak), Al Jazeera muhabiri Vail el Dahduh’un oğlu gazeteci Hamza el Dahduh ile gazeteci Mustafa Süreyya, İsrail güçlerinin saldırısında yaşamını yitirdi.

Gazze’deki yönetimin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, Gazze’de son üç ayda hayatını kaybedenlerin 10 bininin çocuk, 7 bininin kadın olduğu bilgisi paylaşıldı. Ayrıca, 7 Ekim’den bu yana enkaz altında ya da kayıp kişi sayısının yaklaşık 7 bine ulaştığı bildirildi.

BM’de savaşın başlamasının ardından ateşkes çağrıları ve insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çeşitli girişimler oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden biri olan ABD, özellikle ateşkes öngören tasarıları reddetti.

Mali ve askeri yardımın yanı sıra İsrail’e büyük ölçekli siyasi destek de sağlayan ABD, 1954 ile 2023 yılları arasında BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i kınayan kararlara karşı 34 kez veto yetkisini kullandı.

Öte yandan Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık’ta, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de işlediği fiillerle 1948 tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine “soykırım davası” açtı.

Paylaşın

Gazze’de Her 100 Çocuktan 1’i Hayatını Kaybetti

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı Operasyonu’yla başlayan Filistin – İsrail savaşının 98. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 1,1 milyon çocuktan yüzde 1’i yani 10 binden fazlası hayatını kaybetti.

Bu rakam aynı zamanda Gazze’de öldürülenlerin yüzde 40’ından fazlasını çocuk olduğunu işaret ediyor. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 10 bin 300’ü çocuk, 7 bin 100’ü kadın olmak üzere 23 bin 469 Filistinli öldürüldü.

Dünya genelinde çocukların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlayan uluslararası yardım kuruluşu Save the Children’ın Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’nın verilerine dayandırarak yayınladığı son raporda, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana düzenlediği saldırılarla Gazze Şeridi’ndeki çocukların yüzde 1’ini öldürdüğünü açıkladı.

Yazılı açıklamada, Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre, İsrail saldırılarında bölgede 10 binden fazla çocuğunun öldürüldüğüne işaret edildi. Gazze’de 1,1 milyon çocuğun yaşadığı ifade edilen açıklamada, İsrail saldırılarında öldürülenlerin bölgedeki toplam çocuk nüfusunun yüzde 1’ini oluşturduğuna dikkati çekildi.

Save the Children Filistin Direktörü Jason Lee, Gazze’de ateşkese varılmadığı için Filistinli çocukların ağır bedel ödediğini belirtti. Lee, “Kesin ateşkesin sağlanamadığı her gün için ortalama 100 çocuk öldürüldü. Çocukları öldürmenin hiçbir gerekçesi olamaz. Gazze’deki durum korkunç ve ortak insanlığımız için bir felakettir.” dedi.

Gazze’deki durumdan dolayı çocukların ağır bedeller ödediğine işaret eden Lee, şöyle dedi: “Yaklaşık 100 gündür çocuklar, içinde olmadıkları bir çatışmanın bedelini ödüyorlar. Dehşete düşüyorlar, inciniyorlar, sakatlanıyorlar, yerlerinden ediliyorlar.

Gazze’deki çocuk nüfusun yüzde 1’i zaten İsrail bombardımanları ve kara operasyonları nedeniyle öldürüldü. Diğerleri ise kıtlığın giderek yaklaşmasıyla açlık ve hastalık nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya. Hayatta kalan çocukların maruz kaldığı zihinsel zarar ve evler, okullar ve hastaneler dahil olmak üzere altyapının tamamen tahrip edilmesi onların geleceklerini kararttı.”

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda, 10 bin 300’ü çocuk, 7 bin 100’ü kadın olmak üzere 23 bin 469 Filistinli öldürüldü.

Paylaşın

Gazze’de ‘Soykırım’ Davası Lahey’de Başladı

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere karşı öldürerek, ciddi zihinsel ve bedensel zarar vererek ve “fiziksel yıkımlarına yol açacak koşulları” yaratarak soykırım yaptığı gerekçesiyle açtığı dava Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda başladı.

Haber Merkezi / İsrail’in, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini belirten Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarının derhal askıya alınması için, ihtiyati tedbir kararı çıkarılmasını istedi.

15 ülkenin yargıçlarının oluşturduğu Uluslararası Adalet Divanının kararlarının hukuki bağlayıcılığı bulunuyor. Ancak mahkemenin ilgili ülkeyi kararı uygulamaya zorlama konusunda yetkisi yok.

Güney Afrika hükümeti, Filistin bölgeleriyle iyi ilişkiler yürütüyor. Güney Afrikalı siyasetçiler, kendi ülkelerinde geçmişte yürütülen ayrımcı “Apartheid” siyaseti ile Filistin bölgelerindeki durum arasında benzerlik görüyor. Güney Afrika davada İsrail’in Filistinlileri yok etmek istediği iddialarını kanıtlamayı hedefliyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin iddiaları neler?

Duruşmada UAD Başkanı Joan E. Donoghue Güney Afrika’nın iddialarını sıraladı.

Güney Afrika, 84 sayfalık başvurusunda İsrail’in 7 Ekim saldırılarının ardından başlattığı operasyonda Gazze’deki Filistinlilere karşı öldürerek, ciddi zihinsel ve bedensel zarar vererek ve “fiziksel yıkımlarına yol açacak koşulları” yaratarak soykırım yaptığını dile getirdi.

Güney Afrika ayrıca İsrail’in 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki diğer temel yükümlülüklerini de ihlal ettiği suçlamasında bulundu.

1948 sözleşmesi soykırımı “ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etmek amacıyla işlenen fiiller” olarak tanımlıyor.

Güney Afrika’da iktidar partisi Afrika Ulusal Kongresi, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarını “apartheid” rejimi altındaki kendi tarihiyle karşılaştırıyor.

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa mahkeme öncesinde yaptığı açıklamada “Bir zamanlar mülksüzleştirmenin, ayrımcılığın, ırkçılığın ve devlet destekli şiddetin acı meyvelerini tatmış bir halk olarak, tarihin doğru tarafında duracağımız konusunda netiz.” dedi.

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi soykırımı nasıl tanımlıyor?

Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında kabul edilen “Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”ne göre, bir eylemin soykırım olarak kabul edilebilmesi için, şunları içermesi gerekiyor:

Soykırım eylemleri ulusal, etnik, dini veya ırksal bir grubu hedef almalıdır.
Öldürme, ağır yaralama, zihinsel ve psikolojik zarar verme, zehirli yaşam koşulları yaratma, doğum kontrol tedbirleri uygulama veya çocukları bir gruptan diğerine zorla nakletme gibi yıkıcı eylemler olmalıdır.
Soykırım eylemleri sistematik ve yaygın olmalıdır.
Yok etmeye yönelik açık bir niyet olmalıdır.

Arap Birliği’nden tam destek

Güney Afrika’nın açtığı davaya Arap Birliği de tam destek veriyor. Güney Afrika’nın açtığı davaya Arap Birliği’nin tam destek vermesinin gayet doğal ve mantıklı olduğunu belirten Arap Birliği Genel Sekreteri UAD’dan Filistinlilerin kanının dökülmesine son verecek adil ve cesur bir karar çıkması temennisinde bulundu.

Brezilya ve Kolombiya da dün Güney Afrika’ya destek verdiklerini açıkladı.

İsrail’e Gazze’deki savaşında destek veren en yakın müttefiki Amerika Birleşik Devletleri’nin Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise Tel Aviv’e yaptığı ziyaret sırasında davayı “değersiz” olarak nitelendirdi.

Blinken “İsrail’e saldıranların, İsrail’in yok edilmesi ve Yahudilerin kitlesel olarak öldürülmesi çağrısında bulunmaya devam ettikleri göz önünde bulundurulduğunda bu durum özellikle üzüntü vericidir.” ifadelerini kullandı.

ABD ve Almanya’dan İsrail’e destek

Davanın başlaması öncesinde ABD ve Almanya’dan İsrail’e destek geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Gazze Şeridi’nde soykırım niyeti olmadığını savundu. Baerbock Lübnan ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, soykırımın ulusal, etnik, belirli bir ırka ait veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi olarak tanımlandığını belirterek, “İsrail’in silahlı terör örgütü Hamas’a karşı kendini savunurken böyle bir niyeti olduğunu göremiyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da dün Tel Aviv’deki temasları sonrasında yaptığı açıklamada İsrail aleyhine açılan davanın “bir kıymeti bulunmadığı” değerlendirmesi yapmıştı.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ise dün parlamentonun Dış İlişkiler Komisyonunda kendisine Gazze’deki olası uluslararası hukuk ihlalleri konusunda yöneltilen bir soruya yanıt verirken hükümete bağlı hukukçuların İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiğini düşünmediğini belirtmiş, ancak savaşta gördüğü bazı şeylerin kendisinde derin endişe yarattığını söylemişti.

Paylaşın

Afganistan’da Kız Çocukları, ‘Kötü Başörtüsü’ Taktıkları Gerekçesiyle Kırbaçlandı

Afganistan’da “kötü başörtüsü takmak ve başkalarını kötü başörtüsü takmaya teşvik etmek” suçlamasıyla gözaltına alınan kız çocukları, Taliban tarafından “kafir” olarak etiketlendi, tutuklandı, kırbaçlandılar.

İslam’ın çok katı bir yorumunu takip eden Taliban, Afganistan’da ilk kez 1996’da kontrolü ele geçirdi. 2001’de ABD öncülüğündeki koalisyonun Afganistan işgaliyle Taliban kontrolü kaybetti, ancak 2021’de bu kez ülkenin tamamında kontrolü ele geçirdi.

1990’larda uyguladıkları bazı sert kuralları geri getirmeleri de uzun sürmedi. Taliban yönetimi altında Afgan kadınlar artık çalışamıyor, kız öğrenciler ortaokul, lise ve üniversiteye gidemiyor. Yurtdışından burs kazanan kız öğrencilerin ise ülke dışına çıkışına izin verilmiyor.

Kadınların yüzlerini de kapatan çarşafları giymeleri zorunlu. Parklara gidemiyorlar, güzellik salonları da kapatıldı. Kadınların insani yardım dağıtması da yasaklandı, bu yüzden birçok uluslararası yardım kuruluşu son iki yılda ülkeyi terk etti.

Afganistan’ın başkenti Kabil’de Taliban’ın başörtüsü kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle 16 yaşındaki kız çocukları tutuklandı. Alışveriş merkezlerinde, sınıflarda ve sokak pazarlarında gözaltına alınan kızlar, “kötü başörtüsü takmak ve başkalarını kötü başörtüsü takmaya teşvik etmek” ve makyaj yapmakla suçlandı.

16 yaşındaki Lale, İngilizce dersinde diğer bazı kızlarla birlikte Taliban tarafından tutuklandığını ve bir polis kamyonuna bindirildiğini, gitmeyi reddeden kızların dövüldüğünü, kendisinin ise kırbaçlandığını söyledi. Babası daha sonra “ahlaksız kız yetiştirdiği” gerekçesiyle dövüldü.

Cumhuriyet’in The Guardian’dan aktardığı habere göre, Lale, “Kıyafetim mütevazıydı ve hatta yüzüm de örtülüydü. Bu Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden bu yana benim kendimce aldığım bir önlemdi. Ama yine de kıyafetimin uygunsuz olduğu konusunda ısrar ederek beni dövdüler.” dedi. İki gün iki gece gözaltında tutulan Lale, Taliban’ın kendilerini İngilizce öğrendikleri ve yurtdışına çıkma arzuları nedeniyle defalarca kafir olarak lanetlediğini söyledi.

Toplum büyüklerinin araya girmesi ve zorunlu başörtüsü olmadan evinden çıkmayacağına dair bir belge imzalaması üzerine serbest bırakıldı. Ayrıca İngilizce derslerine girmesi de yasaklandı.

Gözaltılar, BM Güvenlik Konseyi’nin özellikle cinsiyet ve kadın hakları konusunda Taliban’la temasa geçmek için özel bir elçi talep etmesinden sonra gerçekleşti. Ancak Taliban bu öneriyi, dışarıdan çözümler dayatarak durumu daha da karmaşık hale getireceğini öne sürerek reddetti.

Paylaşın

IŞİD’den Suriye’de Çifte Saldırı: 19 Suriye Güvenli Görevlisi Öldü

IŞİD’in Suriye çölünde bir askeri otobüste düzenlediği saldırıda en az 14 asker hayatını kaybederken, örgütün Rakka kırsalında düzenlediği ikinci saldırıda ise 5 güvenlik görevlisi yaşamın yitirdi.

Haber Merkezi / Birleşik Krallık merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İslam Devleti’nin (IŞİD) antik Palmira kenti yakınlarındaki çölde askeri bir otobüse düzenlediği saldırıda rejim güçlerinden en az 14 askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Gözlemevi, saldırıda çok sayıda rejim askerinin yaralandığını açıkladı. Yaralıların, Palmira kentindeki bir hastaneye nakledildiği belirtildi.

İslam Devleti’nin (IŞİD) Suriye’nin kuzeyindeki Rakka kırsalında rejim güçlerine düzenlediği ikinci saldırıda ise 4 rejim askeri ile Ulusal Savunma Kuvvetleri (NDF) üyesi bir kişi hayatını kaybetti.

IŞİD üyeleri çölün derinliklerine çekildi. IŞİD, Humus, Dera, Suveyda ve Deyrizor illerinin bir kısmını kapsayan ve “Badiye” olarak bilinen çöl bölgesinde hücre yapılanması şeklinde varlığını sürdürmeye çalışıyor.

Paylaşın